HAYRÎ VE SOSYAL HİZMETLER
AÇISINDAN VAKIFLAR
Nazif ÖZTÜRK
V
AKIF, d inî inanç, uhrevî m ükâfat ve insan sevgisinin mahsulüdür. Vakıf, sosyal y ard ım ve h o şg ö rü
hareketidir. Toplum u ve insanları şefkatle bağrına basması, onun genel karakteridir. V akıf, e lb ir­
liği ve gönül birliğinin en güzel ifadesidir. V akıf kurum unda, ferdiyetçilik ile cem iyetçilik, to p lu m cu lu k ile
devletçilik yurda ve yurttaşlara hizm et yolunda, m ahirâne bir şekilde birleştirilm iş ve kay n aştırılm ıştır.
Vakıf mahiyeti itibariyle bir özel hukuk müessesesidir. Batı hukuk u n d a bir özel h u k u k müessesesi o la ra k
kaldığı halde, Osmanlı İm paratorluğunda, esa$ mahiyetini kaybetm em ekle beraber, bir kam u h u k u k u m ües­
sesesi şeklinde Devlet kuruluşları içine girm iştir.
Vakıflar, tarihin akışı içinde, bilhassa Osmanlı İm paratorluğu zam anında sosyal ve kültürel h izm etlerini
en yüksek seviyeye çıkartm ıştır.İm paratorluğun gelişme ve gerilemesinde, idare ve uygarlık tarihim izle b ir
paralellik gösterm iştir. Devletin ve kam u kuruluşlarının bugün üzerine aldığı kam u hizm etlerinin b irç o ğ u ,
tarih boyunca vakıflar tarafından görülmüştür. Bunlar,hayrî, sosyal, kültürel, şehircilik, ulaşım, b ayındırlık
ve ekonm ik hizmetlerdir.
Vakıflar d in î inanç ve düşüncelerin güçlü o l d u ğ u müesseseler olarak, siyasi çalkantıların, İdarî i s t i k r a r ­
sızlıkların dışında kalm ışlar ve bu sayede toplum hayatım ızda istikrar ve devamlılık sembolü olm uşfardır (1).
Toplum içerisinde gelir dağılımından doğacak sosyal patlamaların önlenmesi ve tah ak k u k ettirildiği cem iyetlede sınıf farkının oluşmaması yönleriyle kitlelerin gruplaşarak toplum hayatını sarsan olumsuz d avranışla­
rını önlemiş, sosyal adalet ve hizm et dağılımındajbüyük görevler ifa etm iştir. Bu h iz m e ti kişisel servetleri sos­
yalleştirip kamu hizm etine sunarak, sırf a h la k î ve in san îb ir va zife anlayışiyle yapm ıştır.G eliştirilen bu v a k ı f
sisteminin bir s o n u c u olaraK, bizim t o p l u m u m u z d a sınıf f a rk ı o l u ş m a m ı ş t ı r (2). Bizce, vaKifların t o p l u m a
sunduğu, en büyük sosyal hizm et budur.
Kişileri hayatın getirdiği her türlü olumsuzluklara karşı koruması ve bundan daha önem lisi iç h u z u r ve
asayişin sağlanarak, cemiyet hayatını ahenkli hale getirci rolünden dolayı; İslâm —Türk kiltürü, vakıf k u ru l­
masını "insanların en ziyade m uhtaç olduğu şeyi vakfetm ek, vakıfların en hayırlısıdır" (3) inancı ile asırlar
boyunca tejvik etmişilr
İşte vakıflar, bü ahfâki ve insarfT ödevin yerine getirilmesinde kişilere yardımcıl ve faydalı olabilecek
müesseselerin en elverişlisi, en sağlamıdır. Vakıflar bünyeleri itibariyle, kurucuların adİarını ve gerçekleşm esi­
ni arzuladıkları gayeleri, ebedi surette devam ettirecek emin bir hu k u k îy ap ıy a da sahiptir.
Millet olarak, V akıflar toplum hayatım ızda çok önemli bir yer işgal etm ektedir.O sm anlı İm p arato rlu ğ u
devrinde pek büyük b ir inkişafa mazhar olan vakıflar sayesinde, bir adam vakıf bir evde doğar, vakıf b ir b e ş ik ­
te uyur, vakıf mallardan yer ve içer, vakıf kitaplardan okur, vakıf bir m ektepte hocalık eder, vakıf idaresinden
ücretini alır ve öldüğü zaman kendisi vakıf bir tabuta konur ve vakıf bir mezarlığa gömülürdü. Bu suretle
sosyal hayatın bütün icaplarını ve ihtiyaçlarını vakıf mallarla temin etm eye pekâlâ im kân vardı (4).
Devlet yöneticileri başta olm ak üzere en yüksek mevkilerde bulunanlardan en mütevazi sahalarda ç a lış a n ­
lara kadar, bir ço k kimseler, vakıf şeklinde medreseler ve kütüphaneler gibi ilim ve tahsil müesseseleri, h astah aneler, hanlar,ham am lar ve kervansaraylar gibi sağlık ve içtimai yardım müesseseleri, zarif çeşm eler, sebiller,
1. Y a lç ın , A y d ın : T ü rk iy e İk tis a t T a rih i, A n k ara 1 9 7 9 , s. 184
2. Ö Z T Ü R K , N a z if : M e n ş e'İ ve T a rih i G e lişim i A çısın d a n V a k ıfla r, A nkara 1 9 8 3 , s. 2
3. Ö M E R : H ilm i E fe n d i : Ith a f'ü l — A h lâ f fi A h k â m 'il — E vkaf, İstanbul 1 3 0 7 , s. 15, M d. 5 3 H A M D İ (Y a z ır ) E lm a lın
trşad'ül - A h lâ f fi A h k â m 'il-E v k a f, İstanbu l 1 3 3 0 , s. 1 3 4 - 135.
4. A R S E B Ü K , Esat : M e d e n i H u k u k , Başlangıç ve Şahsın H u k u k u , C .l. İstanbu l 1 9 3 8 , s. 2 9 8 .
42
kö p riier ve y ollar gibi bayındırlık eserleri vücuda getirm işler; bunların zarafetine de önem vererek güzel san at­
l a r a h izm et etm işlerd ir (5) .
Bunlara ilaveten; aşevi, deniz feneri, çam aşırlık , m ezarlık yapılm ası, spor m eydanları ve teşk ilâtı m ey­
dana getirilmesi, gemi işletilm esi gibi kam u hizm etlerini gören vakıflar ile öksüz kızlara çeyiz verilmesi,yoksul
bekarların evlendirilm esi, müflis ve b o rçlu olm aktan hapsedilenlerin borçlarının ödenerek tahliyesi, köy aha­
lisinin yoksullarına y iy ecek ve giyecek verilm esi, m ahalle ve k öyler m ükellefiyetine yardım edilmesi, kale ve
istihkâm lara veya d onanm aya yardım da bulunulm ası, o rd u n u n teçh iz edilm esi, yetim ler, dul kadınlar ve
m uhtaçlara yardım edilm esi, çocukların baharda a ç ık havada gezdirilm esi, okul öğrencilerine gıda, elbise, öğ­
retim malzemesi gideri tahsisi, yoksul ve kim sesizlerin cenazelerinin kaldırılm ası, bayram larda çocukların ve
yoksulların sevin d irilmesi, hayvanlara gıda ve su verilmesi gibi, ayrıca sosyal yardım laşm a vakıfları da m evcut­
tu r [6 ]^
G öriİüyor ki, vakıf bilhassa O sm anlı İm p arato rlu ğ u n d a, b irç o k eski kavim lerde olduğu gibi yalnız d in î
sahada kalmam ış, devletin faaliyet sahasına giren ve sosyal bir m ahiyet arzeden birçoK Kamu hizm etlerinin
sürekli ve fasılasız bir şekilde görülmesini sağlayan bir am m e müessesesi m ahiyetini kazanm ıştır (7).
İfade etm eye çalıştığım ız vakıf hizm etleri h akkında bir fik ir verebilm ek için, XVI. asrın başlarında yapıl­
m ış olan nüfus ve vergi tahrirlerinin neticelerini ihtiva eden defterlerden bazı rakam lar verm ek faydalı olacak­
tır.
G erçekten, K astam onu'dan A n taly a'y a kadar bütün Batı A nadolu Sancaklarını ihtiva eden o zamanki
Anadolu E yaleti’nin 1 5 3 0 - 1 5 4 0 tarihleri arasındaki tah rirlerin e göre to p lam gelir 3 9 8 .924.800.00 TL.dir.
Bu gelirin % 17 'si (yani 6 7 .8 1 7 .2 1 5 .0 0 TL ) vakıfların elindedir. V akıflara a it olan bu gelirlerin büyük
bir kısmı açıkça am m e hizm etlerine, din ve hayır işlerine tahsis edilm iş bulunm aktadır.
Meselâ o devirde bu gelirin m ühim bir kısm ı ile A nadolu V ilayetinde 45 im aret (aşevi), 342 cami, 1055
mescid, 110 medrese, 6 2 6 zâviye ve h ân ik âh , 154 m uallim hane, 1 kalenderhâne, 1 mevievihane, 2 dar'ul-huf
faz, 75 büyük han ve kervansaray, 2 3 8 ham am ... ilh. idare edilm ektedir.B u sayede mühim am m e hizm etleri
zamanın şartları içinde en m ükem m el bir şekilde ifa ed ilm ek ted ir. Bu müesseselerde çalışan 121 müderris,
3 756 hatip, im am ve müezzin ile 3 2 9 9 şeyh, kayyım ve ta leb e olm ak üzere to p lam 7 176 kam u hizm eti gö­
revlisi ve öğrenci vakıf gelirlerinden ay lık alm ak tad ır (8). D iğer vilayetlerde de vakıfların sahip olduğu gelirin
büyüklüğü nisbetinde az veya ço k , ayni tip am m e hizm eti, din ve hay ır müesseseleri işletilm ektedir.
Aynı yıllarda öteki bölgelerde de to p la m gelirin büyük b ir kısm ı, sözü geçen kam u hizm etlerinin görülme­
si için vakıflara bırakılm ıştır.V akjf gelirinin % 14'e ulaştığı Karam an E yaletinde, bu yolla 3 im aret, 75 cami,
319 mescid, 45 m edrese, 2 7 2 zaviye, 2 dar'üş-şifa, 1 4 kervansaray işletilm ek ted ir. Benzer hizm etler için genel
bütçenin Rum V ilayetinde % 15.7 'si, H alep ve Ş am E yaletinde % 14'dü, Zülkadiriye de % 5 'i, Rum eli'nde
de % 5.4'dü vakıflara ayrılm ış b u lu n m a k ta d ır (9).
Geniş bütçe im kanlarına sahip bulunan vakıf müessesesi eğitim ve öğretim üzerinde ilk medresenin ku­
rulması, hatta m edrese öncesi eğitim devirlerinden itibaren büyük h izm et görm üştür.
O dönem de, m edrese binalarının inşası, öğ retim elem anları ve diğer çalışanların ücretlerinin ödenmesi,
kitap kırtasiye tem ini, ısınma aydınlatm a ve eğ itim le ilgili bütün giderler vakıf bütçelerinden karşılanm akta­
dır.
Medrese talebeleri, m edreselerin etra fın d a yap ılm ış, o ld u k ça geniş konfora sahip y u rtlard a kalmaları ve
imaretin m utfağından kalori değeri yüksek günde iki öğün y em ek yem elerine rağm en, hem en istisnasız hepsi
vakıf gelirlerinden burs alm ak tad ırlar (10).
Osmanlı to p lu m u n u n genel eğitim i ile uğraşan ve ilkokul seviyesinde olan, her köy ve mahallede bulunan
sıbyan m ektepleridir. M edreseler ve sıbyan m ektepleri, mart y ö nden devletin kontrolünden ve sorum luluğun­
da uzak müstakil öğretim müesseseleri idiler (11). V akfa bağlı olm a özelliklerinden dolayı, Devlet bütçesi
için hiçbir yük teşkil etm iyorlardı (12).
Küçük yaştaki çocukların devam ettiğ i sıbyan m ek tep lerin in ço ğ u n d a, kimsesiz ve yoksul çocuklara her
yıl elbise ve ayakkabı verilmesi için gerekli para vakfedilm iştir (13).
5. O N A R , S. S a m i : İd a r e H u k u k u n u n U m u m i Esasları, İs ta n b u l 1 9 5 2 , s. 5 11
6. A Y D E M İ R , S e lâ h a d d in : " V a k ı f la r ve V a k ıfla r G enel M u d u rlu ğ u ", M ü lk iy e lile r B irliğ i Dergisi, S. 1 9 7 7 /2 4 , s. 2 0 - 2 1
7. K Ö P R Ü L Ü , B ü le n t : " T a r ih t e V a k ıf la r " , A H F M . C. V I I I , S. 3-4, A n k a ra 1 9 5 1 . i . 4 9 5 - 4 9 6 .
8. B A R K A N , Ö m e r L ü tfi : " İm a r e t S ite le r in in K u ru lu ş ve İş le y iş i" , İK F M . , C .X X U I, S .l - 2, İs ta n b u l, 1 9 6 3 , s.
241 - 2 4 2 , A y n ı y a z a r, " H . 9 3 3 * 9 3 4 / M . 1 5 2 7 - 1 5 2 8 L a y i Ş ıy ıh a A it Bir B ütçe ö r n e ğ i" , İK F M , C .X V (1 9 5 3 - 5 4 ), s .l - 4,
İstanbul 1 9 5 5 , s. 2 6 8 .
9. B A R K A N , Ö m e r L ü tfi
242 - 2 4 3 .
10. I I . B â y e z id ’ in
(E d irn e )
: " İm a r e t S ite le r in in
K u ru lu ş ve İş le y iş i" , İK F M , C. X X IH , 5. 1 - 2. İs ta n b u l 1 96 3 .
V a k fiy e s i ( H . 3 9 2 / M . 1 4 8 6 )
: V G M . A rş iv ve Y a y ın
Dal. B şkitgt, 1 85 n u m a ralı (Kasada
M ahfuz o rijin a l) v a k fiy e , s. 9 4
11. K O D O M A N , B a y ra m :A b d u lh a m id D evri E ğ itim S is te m i, İs ta n b u l, 1 9 8 0 , s. 10
1 2. K Ö P R Ü L Ü , F u a t : O s m a n lı İm p a r a to r lu ğ u n u n K u ru lu ş u , B. 2, A n k a ra , 1 9 7 2 , s. 1 1 4
43
Sıbyan mektepleri genellikle im aret sitelerinin veya camilerin etrafın d a inşa ediliyordu. Y oksul ö ğ re n c i­
ler, giyecek yardım ının haricinde, im aretin mutfağından sürekli olarak, iki vakit yem ek yem ekte idiler (1 4 ).
Cum huriyet dönem inde, T ev h id -i Tedrisat Kanunu ile eğitim ve öğretim de birlik ve beraberliğin sa ğ la n ­
ması amacıyle bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlanm ıştır. A ncak, okulların V akıflar İd aresi'n d en
ayrılması, vakıfların eğitim hizm etlerini bırakmasına yol açm am ış, sadece eğitim de hizm et alanı d e ğ işm iştir.
Vakfiyelerde yer alan eğitim ve öğretim şartları gözönünde tu tu larak çeşitli il ve ilçelerde V ak ıf O rta
öğrenim Öğrenci Y urtları açılm ıştır.H alen yoksul öğrencilerin öğrenimlerini tam am lam alarını te m in e tm e k
ve ülke eğitim ine katkıda bulunm ak amacıyle açılan, Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetim inde 4 8 V ak ıf O rta
Öğrenim Öğrenci Yurdu bulunm aktadır.
Bu yurtlarda, m alî gücü öğrenim yapm aya yeterli olmayan 6000 civarında orta öğrenim ö ğ ren c isin e ,
öğrenim süresince karşılıksız barınm a ve beslenme imkânı sağlanmaktadır.
Vakıf yurtlarına, orta öğrenim yapm aya mali kudreti olmadığını kanıtlayan ve açılacak sınavlarda b a ş a ­
rı gösteren yetenekli öğrenciler alınm aktadır.
Eğitimin diğer kısımlarında olduğu gibi vakıf usulünden yararlanılarak tıp eğitim inde de büyük h iz m e tle r
görülmüştür. Devletin görevleri arasında sayılmayan sağlık hizmeti, nazariyeden ziyade uygulam alı o larak ,
din, milliyet ve sınıf farkı gözetmeksizin toplum un tamamına, vakıf sistemiyle götürülmüştür.
Devletin katkısı olmaksızın vakıf gelirleriyle işletilen hastahanelerde, hastaların iyileşmesi için gerekli
olan hiçbir masraftan kaçınılm am ıştır.
Çeşitli hastahanelere tahsis edilen günlük ilaç ve yiyecek bedelleri şöyledir. Fatih, D âr'u ş-şifasın m "eşribe ve agdiye vesair levazım-ı edviyesine vakfı şeriflerinden külle yevm in" 100.000.00 TL. (15), B ây ezid II,
yine her gün 200 dirhem (16), Kanuni 150.000.00 TL. (17), Hafsa Sultan I altın (18), Haseki S u ltan 1 5 0 d ir­
hem (19), Nurbanu Sultan 200 dirhem (20) ve Sokullu M ehmet Paşa 600 filuri (21) günlük ilaç ve m u tfa k
parasr tahsis etmişlerdir.
Bezniâlem Valide Sultan tarafından, 1261/1843 yılında İstanbul'da tesis edilen ve halen V akıflar G enel
Müdürlüğüne bağlı olarak hizmetini sürdüren Vakıf Gureba H astahanesi'nin İ 2 safer 1263 tarihli T ü zü ğ iiıd e
öbür vakıfların aksine "erzak-ı lâzim e ile elbise ve eşyayı sairenin m ikdarı şim diden tefrik o lu n am ay acağ ı"
düşüncesiyle, makdu bir tahsisât belirtilm em iştir. Ancak hastaların iaşesi hususunda ço k titiz d av ran ılm ış
ve bir soğanın bir altına çıkması halinde dahi iaşeden en ufak tasarruf düşünülemeyeceği ifade ed ilm iştir.
Nitekim hastahanenin 1279/1861 tarihine ait günlük tabelasında; pirzola, sövüş, elmasiye, tavuk, kayabalığı
gibi yemeklerin mevcudiyeti görülmektedir (22). Ayrıca Hastahanenin günlük masrafları arasında b u lu n m ay an
ilaç ve gıda maddelerini etibba'nın lüzum göstermesi halinde fiyatı ne olursa olsun alma yetkilerinin b u lu n d u ­
ğu özellikle belirtilm iştir (23)'
Evliya Çelebi, Fatih ve Bâyezid ll'n in Dar'uş-şifalarında hastalara kuş eti ikram edildiğini b e lirttik te n
sonra, Bâyezid ll'n in Edirne'deki şifahanesinde hastaların gıdası konusunda şu bilgileri verm ektedir. "G ece ve
13. H A F S A S ultan V a k fiy e s i (H . 9 2 9 /M . 1 52 2
: V G M . A rşiv ve Y a y ın D al. B ş k .lığ ı, 5 8 nu m a ralı D e fte r, s. 2 7 - 2 8 .
N U R B A N U S ultan V a k fiy es i ( H .9 9 0 /M .1 5 8 2 ) : V G M . A rşiv ve Y a y ın D a î.B ş k .lığ ı, 1 2 1 /1 4 2 6 h u m a ra lı (K asada m a h fu z )
D e fte r, s. 2 1 4
1 4 . S Ü L E Y M A N İY E V a k b iy e si ( H . 9 6 4 /M .1 5 5 7 ? : Neşre hazırlayan K Ü R K Ç Ü O Ğ L U , K em al E d ip , V U M .lü ğ ü N e ş r iy a ­
tı, A n k a ra 1 9 6 2 , S. 4 2 (O rijin a l V a k fiy e , S . 152 - 153)
15. F A T İH , M e h m e tli V a k fiy e s i (H .8 6 1
vak fiye , s. 2 8 1 - 2 8 2 )
(8 6 7 - 8 7 5 )/M .1 4 5 6 )
: V U M .lü ğ ü N e ş riy a tı, İstanbu l 1 9 3 8 , s. 2 5 0
(O r ijin a l
1 6. "H a s ta h a n e n in 91da, ş u r u p vesaire gibi ih tiy a ç la rı i ç i n v â k ıf günde 2 0 0 O sm anlı d irh em i ta y in e t m iş t ir ..." I I . B ây e z id 'in (E d irn e 'd e k i H a y ra tın a a it) V a k fiy e s i (H . 8 9 2 /M .1 4 8 6 ) : V G M .lü ğ ü , A rşiv ve Y a y ın Dai. B ş k .lığ ı, 1 8 5 n u m a r a lı
(K asada m a h fu z A ra p ç a o rijin a l V a k fiy e ) D e fte r, s. 9 7
•
17. " D â ru l-ş ifa d e la zım eşribe ve m eâcin vesair edviye bahası iç in yevm i 3 0 0 a k ç e sarf o lu n a ..." d e m e k s u re tiy le has­
ta la rın iyileşm esi iç in , gereken h iç b ir m asraftan k a ç ın ılm a d ığ ı gösterilm iştir. S Ü L E Y M A N İY E (K a n u n i) V a k fiy e s i (H . 9 6 4 /
M . 1 5 5 6 ) : N eşre H azırla y a n K Ü R K Ç Ü O Ğ L U , Edip, V U M .lü ğ ü ne ş riy atı, A n k a ra 1 9 6 2 , s. 3 9 : 4 1 - 4 2 (O r ijin a l V a k fiy e ,
s. 151 - 1 5 2 )
18. 8 nu m aralı M a h k e m e Sicil D e fte ri, s. 1 5 9 'd a n naklen G Ö K Ç E N , İb ra h im : Manisa T a rih in d e V a k ıf la r ve H a y r a t
(H . 9 5 4 - 1 0 6 0 ) İstanbu l 1 9 4 6 , s. 126
19. "M u ş a ru n ile y h a v â k ıfa H a z re tle ri şart e tm iş tir ki, ilaç, şurup, y em e k ve edviyeli ço rb a vesaire iç in hergun 1 5 0
d irh e m sarf o lu n a ..." (H A S E K İ S u lta n V a k fiy es i (H . 9 5 9 /M . 1 5 5 1 ) : V G M . A rş iv ve Y a y ın D ai. B ş k .lığ ı 6 0 8 / 2 3 n u m a ra lı
D e fte r, sıra 143 , sayfa 2 2 2 , s. 2 3 1 )
2 0 . " V â k ıf a l m üşarünileyha, e v k a fı m ezkürenin gailesinden ilaç la ra m eşrubata, m acunlara ve m â k u lâ ta vesair lâ z ım
gelen şeylere y e v m iy e 2 0 0 d irh e m sarf edilm esini şart k ıld ı" ( N U R B A N U S u ltan V a k fiy e s i (H . 9 9 0 /M . 1 5 8 2 ), V G M 'lü ğ ü ,
A rş iv ve Y a y ın Dai. B ş k .lığ ı, 12 n u m a ralı (Kasada m ahfuz orijin a l V a k fiy e ) D e fte r, s. 2 1 1 - 2 1 2 - 2 1 3 )
2 1. " ... M e kk e -i M u ş e rre fe 'd e b u lun m ası pek m üm kün olm ayan ve hastalar iç in ç o k aranan eşribe-i m u h te life -i elvan
ve edviye-i m ütenevviai sıhhat resan içün h e r y ıl 6 0 0 filu ri ta y in e ttile r ... (Ş e h id Sadrazam (S o k u llu ) M E H M E D Paşa V a k ­
fiyesi ( H .9 8 1 /M . 1 5 7 3 ) : V G M .lü ğ ü , A rş iv ve Y a y ın Dai. B şk.lığı, 1 4 9 nu m aralı (Kasada m ah fu z o rijin a l V a k fiy e ) D e fte r
s. 3 6 3 )
2 2 . G Ü R K A N , K azım İsm ail : G u re b a Hastahanesi Tarihçesi, B. 3, İstanbu l 1 9 6 7 , s. 2 9 - 30
2 3 . B e zm iâ le m V a lid e S u lta n V a k fın d a n G u reba Hastahanesinin 2 2 safer 1 2 6 3 ta rih li Tü -üğü
Y a y ın Dai. B şk .lığ ı, 4 4 . F u dula D e fte ri, s. 27
44
: V G M .lü ğ ü A rş iv ve
gündüz hastahane m u tfağ ın d a hastalara günde üç kere "ed'ım e-i nefise" verilir. D oktorların tavsiyesine göre,
keklik, tu raç , sülün, güvercin, kaz, ö rd ek ve bülbüle varm cava kadar cem i k u ş etleri hastalara ikram edilir"
(24).
Ruh ve akıl hastaları X V III. asra kadar A vrupa'da " Ş e y ta n " la işbirliği yapan "m el'u n m ahluk" m uam e­
lesi görüyor ve ço k defa diri diri yakılarak vücutlarından Ş ey ta n çıkartılıyordu. Oysa müslümanlar nazarında
bu çeşit insanlar, A llah'ın cezbesine kapılm ış zavallı hastalardı. Ecdadım ız böyle hastalar için ayrı hastahaneler yapm ışlar, halkın, "tim a rh â n e " dediği bu hastahanelere " d a r'u ş —şifa (şifa evi)"demişlerdir. Bunların en
m eşhuru E dirne'deki II.B âyezid (1 4 8 1 —15 1 2 )'in 1484-88 seneleri arasında tesis ettiği hastahanedir. Cami,
hastahane, medrese ve tabhaneden başk a, fırın ve imareti de bulunan Bâyezid II Külliyesi, Tunca Nehri k e­
narında yeşil bir sahada inşa edilm iştir. Bugünün m odern İsveç hastahanelerindeki en ileri plânlam a şeklini,
Edirne'deki bu külliyede bulm ak m üm kündür (25).
Bu hastahanede, hastalar m usikî, yem ek ve çiçeklerin koku ve renkleriyle (26) tedavi ediliyordu. Akıl
hastaları için hususi bir m usikî h ey 'e ti vardı (27) ki, bu m eto d ancak 1 9 56'da Birleşik A m erika'da tatb ik a t
sahasına konulabilm iştir.
H astahaneye bağlı eczahaneden her isteyen, sadece yoksul o ld u ğ u n u beyan edip başkaca hiçbir m uam e­
leye tâbi tutulm aksızın istediği ilacı alabiliyordu (28). Y alnız duvardaki levhaya, vâkıf II.B âyezid'in, ticaret
kasdiyle bedava ilaç alanlara bedduâsı yazılm ıştı, o kadar.
İm paratorluğun değişik eyaletleri ve büyük şehirlerine dağılm ış bulunan bir şefkat yuvası olan bu
dar'uş-şifalarda insan psikolojisi ve hastalıkların belirtileri üzerinde duruluyos, idrar ve diğer tahliller yapılı­
yor (29), hastaların nabızları k o n tro l ediliyor, ateşleri ölçülüyordu (30). H astahanelerde yara, çıban, flegm on­
ların ilacını, urların ve fıtıkların düzeltilm esini, dişlerin çekilm esini, kan alm ayı, merhem ve fitil koym ak sure­
tiyle cerahetlerin tem izlenerek yaraların kapanm ası am eliyesini bilen ve uygulayan mahir cerrahlar çalışıyor­
du (31).
P asteur'dan 4 asır önce, F atih'in Hocası A kşe/nseddin "M âd d etü l'H av at (H ayatın m addesi)" adlı eserin­
de ilk defa m ikrop ve bakteri nazariyesini o rtaya atm ış, her hastalığın ayrı "to h u m u " olduğunu söylem iştir.
O çağlarda m ikroskop olm adığı için, m ikropları görm ek mümkün değildi. Buna rağm en aşı bilinm ekte ve
çiçek aşısı asırlardır kullanılm akta idi (32).
Mikropla hastalık arasında bir bağlantının varlığı fikrinin sonucu, "Bezm iâlem Valide Sultan Vakfı
Gureba H astahanesi" nin "îdare-i D ahiliye N izam nam esi"nde, "N euzubillah tau n veya ilel-i sariyeden bir illet
ise diğer salim olan m erzanın y anlarına konulm ayıp m e t'u n o ld u ğ u halde tauna mahsus olan mahalle ve
ilel-i sarıye koğuşlarına idhâl o lu n a ..." (33), denilm ek suretiyle, bundan 140 yıl önce bulaşıcı bir hastalığa
yakalanmış kimselerin ayrı k o ğ u şla rd a yatırılm ası suretiyle hastalığın yayılması önlenm ek istenm iştir.
Ecdadımız, siyasî ve askerî maksatlarla veya seyahat ve ticaretin kolaylaştırılması gayesiyle stratejik yol­
lar üzerine, dil ve din birliğinin, siyasî bütünlüğün temini için cami, medrese, mektep, han, hamam, kervansa­
ray, hastahane, zaviye ve panayır yerleri gibi sosyal yardım müesseseleri kurmuşlardır.
24.
E V L İY A ,
C e le b i
S e y a h a tn a m e s i,
C .lll,
Ahmet
İs lâ m
— T urk
C e v d e t : i:.
!kdam
M atb aası,
Dersaa det
(İs ta n b u l)
1314
(V G M .
lu ç u K ü t ü p h a n e s i , X. 4 2 9 ) , s. 4 7 0
25. T E R Z İ O Ğ L U ,
A rs ia n
: "O rta ça ğ
H a s ta h a n e ie n
ve E v r u p a ' y a
T e s irle ri",
BELLETEN,
C. X X X I V .
S. . 3 3 - 1 3 6 . A n k a r a 1 9 7 0 , s. 1 3 7
2 6 . " . . . M e v s i m b a h a r d a s u k u f e ( ç i ç e k ) k ı s m ı n d a n s i m ve z e r i n , d e v e b o y n u , m u s k - u r u r n ı , y a s e m i n , gul -u n e s i m , ş e b b o y ,
k a ra n fil,
reyhan,
la le ,
sum bul
gibi
su ku fe ie rı
hastalara
ve rip
b â -tâ y ıh a -ı
ta y y ıb e s ıy ie
s ıfâ y â b
ed e rle r...”
{E V L İY A
Ç e le b i
S e y a h a t n a m e s i C. 1 1 1 ( A h m e t C e v d e t t a b ' ı ) D e r s a a d e t ( İ s t ) 1 3 1 4 , s. 4 6 9 .
27.
E v liy a
C e le b i,
E v liya g a rip b i r s e y
akıl
h a stalarının
gordum .
M e rh u m
m u s ik i
ve
ile te d a v i
m a ğ fu r
e d i l m e s i k o n u s u n d a da s u n i a n y a z m a k t a d ı r
B a y e z ıd -ı
Ven
d e t '• sevda o l m a k ü z e r e 1 0 a d e t h a n e n d e ve s a z e n d e g u l a m t a h s i s e t m i ş t i r
*a 'i
: "... A m a bu haMr
h a s t a l a r a d e v a , d e r t l i l e r e sı fa , d ı v a n c - U n n t u h u n a
c u i a *•
kı, uc h a n e n d e , Dırı n a y z e n , t ■t ; ı* v • m n i p ır ı ^nısı-
Diri s a n t u r i. b i r i c e n g i , b i r i c e n g - i su n t u r i. Dırı u ’ dı o l u p h a f t a d a u ç k e r re g e l e r e k h a s t a l a r a ve del ıieı e
-.-iki lası ı v t n
er. Bı e m r e h a y y ı k a d i r n i c e s i a v a z ı s a z d a n h o s h a l o l u r l a r . H a k k a k ı i l m i m u s i k i d e n e v a , rast, d u g a h . segah, ç a r o a h , ■.
m ak a m la rı o n la ra m a h s u s d u r. A m m a
m a k a m -ı s e n g u ie
1 1o
m a k a m ı b u s e l i k t e ras t k a r a r
k ı ls a a d a m a h a y a t v e r n . C u m i e saz ve
m a k a m l a r d a r u h a g ı d a v a r d ı r . . . " ( a .g e ., s. 4 6 9 - 4 7 0 )
2 8 . E V L İ Y A C e l e b i , S e y a h a t n a m e s i , C. I I I . De r s a a d e t (i s t ) . 1 3 1 4 , s. 4 7 0
29.
"...
D o k to rla r
hastaların,
ilie th
alâ m e tle rin i t e tk ik e d e r..." ( H A S E K İ
k im s e le rin
S u lta n
a h v a lin e
V a k fiy e s i
(958
baka r,
1551)
id ra r la rım
: V G M .lu g u
çözden
g eçirir
A r s ı v ve Y a y ı n
ve d i ğ e r
h a sta lığ ın
m eşhur
Daı. B ş k . l i g i . 6 0 8 / 2 3 n u m a ­
r a lı D e f t e r , S ı r a 1 4 3 . S a y f a 2 2 2 , s. 2 3 0 )
30 . " . . . B u d e r t l i l e r i n , b u b î ç a r e l e r i n h â l ve s a n l a r ı n a d i k k a t ve t e k a y y u t e d e r , n a b ı z l a r ı n ı ve h a r a r e t d e r e c e s i n i ve sa ır
a lâ m â tı
yo kla r
d u ru rla r...
T e d a v ile ri
b a b ın d a
mumkun
o lan
her teshdâtı
y a p a rla r...
(N U R B A N U
S u lta n
V a k fiy e s i
(990/
1 5 8 2 ) : V G M . l u g u , A r ş i v v e Y a y ı n D a i . B s k . l ı g t , 1 2 1 n u m a r a l ı ( K a s a d a m a h f u z o r i j i n a l ) V a k f i y e , s. 1 6 9
31 .
S Ü L E Y M A N İY E
(K a n u n i)
V a kfiye si
(H .
9 6 4 /M .1 5 5 6 )
: N e sre
H a z ırla y a n
KuRKCuO ĞLU,
E D İP ,
V U M .lu g u ,
N e ş r i y a t ı , A n k a r a 1 9 6 2 , s. 4 1 ( O r i j i n a l V a k f i y e s. 1 4 3 )
32.
1 977.
oZTUNA,
Y ılm ^
33.
B e z m iâ le m
V a lid e
: O s m a n lı
S u lta n
İ m p a r a t o r l u ğ u . T u r k A n s i k l o p e d i s i ’n ı n
V a k fın d a n
G ure ba
H a s ta h a n e s i’n ın
22
X X V I . C ild in d e n
Sa fer
1 26 3 ta rih li
a y ı t b a s k ı , S. 1 4 8 A n k j r . ı
Tuzugu,
V G M .lu g u
A r s ı v ve
Y a y ı n D a i. B s k . h ğ ı . 4 4 F o d u l a d e f t e r i , s. 2 7
45
Külliye diyebileceğim iz bu eserler manzumesi ile şehirlerin kurulm asına, m evcutların im ar ve ih y a sın a
büyük çapta hizm et verilmiştir.
Külliyelerin bir bölümünü oluşturan imaretlerin; fikir ve mal değişim ini, din ve kültür b irliğinin teessüsü­
nü kolaylaştırm ak, açlıktan ölmek tehdidi altında ahlâk ve cem iyet nizamı için tehlikeli h are k etle re sü rü k le­
necek olan ümitsiz kişilere bir sığınak teşkil etm ek, büyük şehirlerin sosyal yapısında y atıştırıc ı b ir rol o y n a ­
mak ve nihayet, insanlara şefkat ve yoksullara yardım gibi insani ve d in î vecibeleri sistemli ve m üessir b ir
şekilde yerine getirmek gibi gayeleri vardır.
Bir defa im arete gelen her yolcuya, gelir gelmez 150 gram süzme bal ve 300 gram ek m ek v erilm ek s u re ­
tiyle açlığının giderilmesine çalışılmaktadır.
İm arethane hesapları, Vakıflarda işlerin ne kadar düzenli yürütüldüğünü göstermesi b ak ım ın d an ilgi ç e k i­
cidir. Gerekli maddelerin nereden ne miktarda geleceği, bunların değeri, verilecek yem eğin n iteliğ i, C u m a ve
Bayram ziyafetleri hep önceden plânlanm ış, para dikkatle harcanmış ve hesaplar tu tu lm u ştu r.-B ir ö rn e k o l­
ması bakımından Bâyezit ll'n in imarethanesinde 1479 yılındaki bal ve yağ sarfiyatına bir göz atalım (3 4 ).
K ilogram
2 .0 6 3 .0 6 4
1 .5 3 9 .6 0 0
1 0 2 .6 4 0
1 0 2 .6 4 0
3 .8 0 7 .9 4 4
Bal Tutarı (Yaklaşık 3.807.944 X 1 5 0 0 ) = 5 .7 1 1 .9 1 6 .- TL
a. Kameri Senenin, Ramazana rastlayan hariç 47 Cuma gecesi için
b. 30 Ramazan gecesi 51.320 kg.dan
c. 2 Bayram günü 51.320 kg.dan
d. Regaib ve Berat geceleri 51.320 kg.dan
Yağ Tutarı (Yaklaşık 5.581.050 X 1100) = 6 .1 3 9 .1 5 5 .- TL.
a. Ramazana rastlayan hariç, kameri senenin 47 Cuma gecesi için
K ilogram
2 .9 6 3 .7 3 0
2 .3 0 9 .4 0 0
b. 30 Ramazan gecesi 76.980 kg. dan
1 5 3 .9 6 0
c. 2 Bayram günü 76.980 kg.dan
d. Regaib ve Berat geceleri 76.980 kg.dan
1 5 .3 9 6 0
5 .5 8 1 .0 5 0
Halkın sağlık eğitim gibi sorunlarını karşılayan öğrencilere ve fakirlere bedava yem ek, yolculara y a tac ak
yer sağlayan, dini ihtiyaçların karşılanmasını ve dayanışmayı mümkün kılan bu sosyal kurum ların ö n em i
yukarıda verilen rakamlardan anlaşılm aktadır. Hele bütün bunların dünyanın karanlık bir çağında g e rç e k le ş­
tirilmesi, Osmanlı yönetim inin büyük bir başarısı olarak belirm ektedir (35).
O
dönemlerde, I.Murad'ın İznik'teki imaretinde günde 2000, XV. asırda Fatih im aretinde hergün 1 6 5 0 v
Edirne'deki II.Bâyezid imarethanesinde ise, diğerlerinde olduğu gibi, fakir yolcu, misafir ve ulem adan o lu şa n
1400 kişiye nereden geldiğine bakılmaksızın iki öğün yem ek verilmekte idi (36). Yalnız İstanbul’daki im aret-,
lerde günde 30.000 kişiye bedava yem ek veriliyordu (37).
F atih'in Vakfiyesinde "F akir zengin herkesin güler yüzle karşılanıp itibar göreceği ve seyahatin m e şa k kâtleri altında tak attan düşüp yorulm uş olan yolcuların üç gün m üddetle dinlenip kuvvet kazanabilm eleri
için im aretin tabhanesinde her türlü istirahatleri tem in edileceği, hayvanlarına da yer ve yem verileceği" (3 8 )
kayıtlı bulunm aktadır.
Süleymaniye İmaretinin 1586 yılı-bütçesi bugünkü parayla 238 milyon TL. idi. Bu bütçeye göre en ç o k
para harcanan nesneler, sırasiyle un, et, prinç, bal, tereyağ, buğday ve odundur. Bu suretle bir y o lc u n u n
koca im paratorluğu bir baştan bir başa kervansaraylarda ve imarethanelerde kalarak yiyecek ve y ak acak
parası vermeden geçmesi mümkündü (39).
3 4. B A R K A N , Ö m e r L ü tfi : " im a r e t S ite le rin in K uruluş ve İş le y iş i" , İK F M ., C. X X I I I , s. 1 - 2, İs ta n b u l 1 9 6 3 , s. 2 9 6
Bu ta b lo d a ş im d iy e k ad a r biitün k ay n a k la rd a bal ve yağ m ik ta rı okka, bedelleri de a kçe olarak g ö s te rilm iş tir. İ l k d e fa
o k k a y ı kg.m a ç e v ird ik (1 dk k a 1 2 8 3 kg. hesabiyle 2 9 6 8 o kka X 1 2 8 3 kg = 3 .8 0 7 .9 4 4 kg bal m ik ta r ı). Günün asgari ra y ic in e
göre, elde edilen bal m ik ta r ı 1 .5 0 0 T L . (3 .8 0 7 .9 4 4 X 1 .5 0 0 = 5 .7 1 1 .9 1 6 .— T L ) ile yağ m ik ta rı (4 .3 5 0 X 1 2 8 3 = 5 .5 8 1 . 0 5 0
kg y a ğ X 1 1 0 0 T L = 6 .1 3 9 .1 5 5 .— T L ) da 1 1 0 0 .— T L . çarp ıla rak , elde edilen to p la m yağ ve bal bedellerini a k ç e 'y e b ö lm e k
suretiyle, y a k la ş ık satınalm a gücü o lara k , bugünkü ta rih le (A ra lık 1 9 8 3 ) 1 a k ç e n in 5 0 0 .— T L . o ld u ğ u n u hesapladık. Bu
m e tin d e a k ç e olarak ifa d e edilen rak a m la rı, a k ç e X 5 0 0 .— T L y ö n te m iy le T ü rk parasına ç e v ird ik . A n c a k , bu hesaplam a
şekli k alıc ı n ite lik te de ğ ild ir. H e r y ıl yen id e n hesaplanması gerekm ektedir.
A y n ı usulü ta k ip e d e re k v a k fiy e le rd e geçen dinar, filu ri a ltın ... vs. gibi para b irim le rin in y a k la ş ık bugünkü d e ğ e rle rin i
hesaplam ak m üm künse de, şu aşam ada y e te rli ara ş tırm a yaparak sonuç elde e d e m e d iğ im izd e n eski para b irim le rin i k u lla n ­
m aya devam e ttik ( N .ö )
35. C E M , İsm ail T ü rk iy e 'd e G e rIK a lm ış llğ ın T a rih i, B.S. İstanbul, 1 9 7 7 , s. 9 7
3 6. B A R K A N , Ö m e r L ü tfi : " im a r e t S ite le rin in K uruluş ve iş le y iş i" İK F M ., C . X X I I I , s. 1 - 2, İs ta n b u l 1 9 6 3 , s. 2 7 3 ,
228 - 279
3 7 . Ö Z T U N A , Y ılm a z : O sm anlı im p a ra to rlu ğ u , T ü rk A ns ik lo p ed is i'n in X X V I . C ild in d e n a y rı bas k ı, A n k a r a 1 9 7 7
s .97
3 8 . Fa tih M e h m e t II V a k fiy e s i ( H .8 6 1 /M .1 4 5 6 ) : V U M .lü ğ ü n e ş riy a tı, İstanbu l
1 9 3 8 , s. 2 5 1
3 9 . Ö Z T U N A , Y ılm a z : O sm anlı im p a ra to rlu ğ u T ü rk A n s ik lo p ed is i'n in X X V I . C ild in d en a y rı baskı A n k a r a 1 9 7 7 , s. 146
46
V akfiye şartlarına göre, vakfın en önem li sosyal hizm etlerinden olan im aret açılıp işletilm esine bugün de
Vakıflar Genel Müdürlüğünce devam edilm ektedir.
Cağın değişen şartlarına göre bu hizm etin nitelik ve niceliğinde de değişiklikler olm uştur. Eski fonksi­
yonu ortadan kalkan im aretler aş ocağı şekline dönüşm üştür.
Halen y u rd u n çeşitli yerleşim m erkezlerinde açılan 9 ad e t aş ocağında, Mülkî am irlerce tesb it edilen
listelere göre 1200 yoksul v atandaşa günde bir öğün sıcak yem ek verilm ektedir.
V akıf im aret sistemi içerisinde ana unsur cam ilerdir. G erek Osmanlı topraklarına Icatılan şehirlerin
mimari yapılarının islâm laştırılm ası ve im arında ve gerekse boş ve halî yerlerin imar ve ihyası, ıssız yolların
em niyetinin sağlanm ası, h a tta sınır boylarının güvenlik altına alınm ası m aksatlarıyle oluşturulan yeni yer­
leşim ünitelerinin kurulm asında cam ilerin yeri büyüktür.
Camilerin vakıf gelirlerinden elde ettik leri bütçeleri ço k yüksektir. XVII.asır sonlarında Fatih Cam ii'nin
yıllık bütçesi bugünkü para ile 4 5 0 m ilyon, A yasofya C am ii'nin 100 m ilyon, Edirne'deki üç Şerefıyeli Camii'
ninki 20 m ilyon TL., yine II.M urad'ın y aptırdığı E dirn e'd e D ar'ul-hadis Cam ii'nin 1490 yılı bütçesi 16.7
milyon T L ' idi.
Bir selâtin camii için bugünkü para ile 5 0 0 m ilyonla 2 m ilyar TL. arasında para harcandığı söylenebilir.
Mimar S inan'ın Ş eh za d e Camii için b u g ü n k ü parayla 6 7 5 m ilyon TL., Süleym aniye Camii için
1.740.000. 0 0 0 .— TL. harcanm ıştır. En ünlü O sm anlı K ülliyesinden olan Süleym aniye Külliyesi için Kanuni
Sultan Süleyman, bu g ü n K ü parayla 5 m ilyar TL. civarında bir para harcam ıştır. Eserin ayaKta durması için
tahsis edilen vakıfların değeri de herhalde 5 m ilyar T L .den aşağı değildir E dirne Selim iyesi'nin ise daha
ucuza çıktığı tahm in edilem ez. Tabii bu binalar ta rih î değer kazandıkları için bugün m ilyarlarla ölçülem eye­
cek derecede k ıy m e tlid ir (40).
Bu Camiler, toplum dinam izm inin m aya tu ttu ğ u , yetişkinlerin eğitildiği, mü'm inlerin vecd içerisinde
Rableriyle b aşbaşa kalarak ib ad et ettikleri yerlerdir. Bu yerlerde, K u r'an —ı Kerim okunuyor, mevlid, buharı
ve müslim o k u tu lu y o r, kelim e-i tevhid çekiliyor, salav ât—ı şerife getiriliyor, ilim öğretiliyor, ibadet yapılıv or,
dua ediliyordu.
İslâm dünyası hegom onyasını ellerine alm aya n am zet H alife—Sultanların, Fatih ve A yasofya Cam ii’leri
gibi şöhretli m âbetleri, göz kam aştırıcı birer dini vecd ve heyecan m erkezi haline sokm ak için, elden gelen
hiçbir m alî fedakarlığı esirgem edikleri görülm ektedir (41). Meselâ, Fatih Camii kadrosunda 1 hatip, 2 imam,
12 müezzin, 6 kayyım , 4 kandilci ile kütüphaneci, bahçıvan, tuvaletçi, idari m em ur (noktacı) gibi zorunlu
pesonelden başka, "kelim e-i tevhidi" hergün 3 5 0 0 kerre tek rar edecek 20 müsebbih, hergün K ur'an'dan bir
cüz okuyan 20 hafız, selâ veren 6 musallî, 10 devirhan, 2 buhurcu, 10 salavatcı, 1 duacı m evcuttur. Ayrıca,
Fatih'in m ezarının başında üç ekip halinde gece gündüz hatim o k uyan 36, zevciyesinin türbesinde de 30 hafız
vazifelidir (42).
Süleymaniye C am ii'nde de İm am , kayyım , kandilci ve süpürgeci gibi zorunlu hizm etlilerden başka, 24
müezzin, 10 devirhan, 3 0 'ar kişilik 4 grup halinde sürekli görev yapan 120 cüzhan, 41 en'am cı, 20 mühellil,
10 salavatçı ve 6 m usallî m evcuttur. P adişah'ın türbesinde hatim okum akla görevli 90 cüzhan ve 40 hafız;
Hürrem S ultan'ın türbesinde de aynı hizm etlerle görevli 90 kişilik ayrı bir cüzhan kadrosu vardır (43).
Bu tür hayır şa rt ve hizm etler pek ç o k tu r. H emen her vakfiyede istisnasız hayır şartları ve bu şartların
yerine getirilmesi için gerekli olan parayı tem in edecek gelir k a y n a k la n gösterilm iştir. Vakfın zenginliği
oranında hayır hizm etleri artıp eksilm ektedir. Mahalle m escidinde her nam az vaktinde bir "Y asin" o k unm a­
sından (44) tu tu n da M ekke M edine ve Kudüs gibi kutsal yerlerde hatim okutulm asına (45), gece gündüz
hatim ve tesbihatın fasılasız devam ettirilm esine, h a tta hacca vekil gönderilm esine (46) kadar çok çeşitli va­
kıf hayır şartına rastlam ak m ümkündür.
4 0 . U Z T U N A , Y ılm a z : O s m a n lı İm p a r a to r lu ğ u , T ü rk A n s ik lo p e d is i'n in X X V I . C ild in d e n ayrı basım , A n k a ra 1 9 7 7 , s.
146.
Y ılm a z Ö Z T U N A 1 9 7 7 y ıl ında d iğ e r s e lâ tin C a m ile r m e y a n ın d a S ü le y m a n iy e K ü lliy e s in in bu günkü p a ray la 5 m iiyar T L '
y e ç ık tığ ın ı (O s m a n lı İm p a r a to rlu ğ u T ü r k A n s ik lo p e d is i'n in X X V I . C ild in d e n a y rı basım ..A n k a ra 1 9 7 7 , s. 1 4 6 ) h e s a p la m ış tır.
ö Z T U N A 'n jn bu ra k a m ı nasıl e ld e e ttiğ in i b ilm iy p r u z . A n c a k biz a lım gücü o la ra k 1 9 8 3 y ılı itib a riy le 1 a kç e n in 5 0 0 .— T L .
civarında o ld u ğ u n u h e s a p la y a b iliy o ru z . Ö m er L u tfi B ark a n (S ü le y m a n iy e C a m ii ve im a re ti in$aatı 1 5 5 0 -1 5 5 7 -, C . l , A n k a ra
1 9 7 , s. 1 4 ) S ü le y m a n iy e C a m ii ve im a re ti in ş a a tin e 2 6 . 2 5 1 .9 3 8 a kç e s arfe d ild iğ in i b ild irm e k te d ir, itib a ri 1 a kçe değeri olan
5 0 0 .— T L ile bu ra k a m ı ç a r p tığ ım ız z a m a n ( 2 6 . 2 5 1 .9 3 8 X 5 0 0 )
1 3 .1 2 5 .9 6 9 .0 0 0 .0 0 T L ' elde e d ilm e k te d ir .Bu d u ru m a
göre, bugünkü p a ra y la S ü le y m a n iy e C a m i ve im a re tin in in şa a t m a liy e t i. 1 3 . 1 2 5 .9 6 9 .0 0 0 .0 0 T L 'y i b u lm a k ta d ır.
4 1 . B A R K A N , ö m e r L ü tfi : Mİ m a re t S ite le rin in K u ru lu ş ve İ 5 ley iş i " İ K F M . C .X X | I I ,S . w , s. 2 8 5
4 2 . F A T İ H , M e h m e t M V a k fiy e s i ( 8 6 1 / 8 6 7 , 8 7 5 / 1 4 5 6 ) : V U M .lü ğ ü , n e ş riş a tı, İs ta n b u l 1 9 3 8 , s. 2 4 6
4 3 . S ü le y m a n iy e (K a n u n i) V a k fiy e s i ( H . 9 6 4 / M . 1 5 5 6 ) : neş re h a z ırla y a n K Ü R K Ç Ü O Ğ L U , E dip K e m â l, A n k a r a 1
s. 1 0 7 , 1 6 5
*
*,
44.
ve m escid i m e rk u m d a her k im im a m olu rsa , o ’na hergün 1 a kçe v e rils in . B una k a rş ılık hergun sabah n a m a / ■
dan sonra bir gure-i y a s in i o k u y a r a k sevabını ru h u m a h ib e e y le y e ..." (K a p ı A ğası C ündi M e h m e t İb n i A b d u rra h ım V a k fiy e m
(1 0 4 4 /1 6 3 4 ) : V G M Jüğü, A rş iv ve Y a y ın D a i. B S k. I ığ ı, 36 n u m a ra lı d e fte r)
4 5 . " ...M ü te v e llin in her y ıl v a k ıf g e lirle rin d e n bir bölüm ünü M e k k e E m irin e g ö n d e rere k , H z . P eygam ber (sav) m A : m
H z. A m irıe 'n in türbesi iç e ris in d e K u ra n -ı K e rim i te c v ıd k u ra lla rın a göre o k u y a n bir şahsın her ay bir ha tim o k u n u ş u . t . .ı . - ■
H z . A b d u lla h b in A b b a s 4 s a ) ’ m T â f 't e k i türb e s in d e K u ra n -ı K e r im i iy i o k u y a n 4 şahsın hergün ik in d i na m azın d a n S'.nr.to p la n a ra k birer cüzden fa zia o k u m a k s u re tiy le 2 8 günde her b irin in h a tm i ş e rifi ta m a m la m a la rın ı ve C um a geceler, h a tu n J u -
47
Bugün de, bu ve benzeri vakfiye şartlarından esinlenerek, Vakıflar Genel M üdürlüğünce,hatim -m evlid
okutulması, Ramazan ve Kurban Bayramlarında kurban kesilmesi, yaz aylarında halka ballı şe rb e t ve so ğ u k
su dağıtılması, kış aylarında kuşlara yem verilmesi, her yıl nevruzda halka mesir m acunu dağıtılm ası, R a m a ­
zan aylarında camilerde mahya kurulması, ilaç ve yol parası bulamayan vatandaşlara yardım da bulunulm ası,
1000 adet ama ve m uhtaça aylık verilmesi gibi hayır şartlan fiilen yerine getirilmektedir.
Hayatın kendisiyle iç içe olduğu vakıf sistemi, ulaşım hizmetlerinde de Selçuklulardan itibaren A n ad o lu
toprakları üzerinde önemli görevler yapm ıştır (47). Konya'yı doğuya bağlayan büyük kara y o lu n u n , y alnız
Sivas—Konya arasındaki bölümünde XIII. yüzyılda 23 büyük ve m uhteşem kervansaray b u lu n m a k ta idi (4 8 ).
Kurdukları bu sistem sayesinde Selçuklular, tüccarların güvenlik ve rahatlık içerisinde yol alm alarını sa ğ la m ış,
hatta yabancı tüccarların bu transit ticareti esnasında, soygun vs. gibi nedenlerle uğram aları m u h tem el k a y ıp ­
lar karşısında, bunlara devlet garantisi vererek adeta bir sigorta hizmeti tesis etm iştir.
Aynı sistemi biraz daha genişleterek sürdüren Osmanlı Devleti, Uluslararası ticaretin daha iyi işlem esi için
her çe şit tedbiri alm ıştır. Yol boyunca kervanların konaklamalarını sağlayan çok sayıda h an lar, k erv a n saray ­
lar vardır ve bunların hem en hepsi vakıf niteliğindedir.Yolların güvenliğini koruyan birlikler gece gündüz d ev ­
riye gezmektedir. Yolların ve köprülerin onarımı, işler durum da tutulm ası için devlet tarafın d an g ö rev len d iril­
miş köyler, kervanlasın hitiyaçlarını karşılayan topluluklar vardır. Devlet kendisine önem li gelir sağlayan bu
kaynağı dikkatle korum uş, Uluslararası ticaret ve kervanlara, o çağda rastlanm ayan bir kolaylık ve güvenlik
sağlam ıştır (49). Osmanlı dönem inde, yalnız Bosna ve Hersek'te 232 han, 18 kervansaray, 3 2 m isafirh an e, 10
bedesten, 42 köprü yapılm ıştır. Bunların yanında binlerce kuyu, çeşm e, mescid, sığınak gibi tesislerin de
bulunduğunu unutm am ak gerekir.
Yol ve geçitlerin, köprülerin güvenliği için, "zaviyeler" yaptırm ışlar, buralardaki to praklara "D e rb e n tciler" adı verilen ve bu tesisleri korumakla görevlendirilen Türkmenleri yerleştirm işlerdir. Bunlar vergiden
muaf tutulm uştur. A nadolu'da 2288, Rum eli'nde de 1906 aile, bu usûlle kum lan köylere y erleşm iştir (5 0 ).
Osmanlı İmparatorluğu dönem inde vakıf müessesesinin, devletin görev alanı içerisinde sayılm ayan so s­
yal ve hayrî hizmetlerinin haricinde, ticaret ve ulaşım üzerinde silinmez izleri vardır. Osmanlı İm p a ra to rlu ğ u '
nun ulaşım sistemini ve bu sistem içerisinde yer alan han, kervansaray ve bunların etrafında b ulunan p azar ve
panayırların işleyişini kavramadan o'nun ekonomik yapısını, hatta sosyal politikasını anlam ak mümkün d e ğ il­
di.
Esasen vakıf müessesesinin gördüğü her hizmette İm paratorluğun iç ve dış siyaseti takip o lu n m u ş tu r.
Ferdin ıslahından tutunda, toplum un huzuru ve şehirlerin kurulması, ihya ve imari gibi konular, bu m üesseselein görevleri arasında yer alm ıştır.
Vakıflar kurm uş olduğu fonlarla bekârları evlendirerek ahlaksızlıktan, açları do y u ru p , çıplakları g iy d i­
rerek hırsızlıktan, hastaları tedavi ettirerek sefaletten, doğum undan ölümüne kadar bireyleri eğiterek cahillik
ten, çalışamaz hale gelmiş yaşlı, hasta, sakat ve m uhtaçları gözeterek sınıf kavgasından, ana-baba ve yakınları
nı kaybeder çocukları sosyal güvenlik kapsamına alarak öksüzlük duygusundan ve çeşitli saplantılardan k o r u ­
m uştur.
Vakıflar, hayrî ve sosyal hizm etleriyle toplum dokusunu gergef gibi işlemiş, cemiyeti her türlü o lu m su z­
lu lara karşı koruyarak, sosyal dinamizmi sürekli ayakta tu tm u ştu r.
ası y a p m a l a r ı n ı . . " v â k ı f ş a r t k o ş m a k t a d ı r ( İ s m a i l S a d ı k K e m â l P aş a V a k f i y e s i ( 1 2 8 5 / 1 8 6 8 ) V G M . l ü ğ ü , A r ş iv ve Y a y ı n D a i r e s ;
B ş k . f i ğ i , 5 7 0 n u m a r a l ı d e f t e r , s.3 5 )
46.
le m a n İ ç i n
sağlanacak
lüğü, A R ş i v
kın d a n hac
H a c k u r a l l a r ı n ı i y i b i l e n 5 k i ş i y e h e r y ı l 5 . 0 0 0 a k ç e v e r i l e r e k M e k k e - i M u a z z a m a 'yı z i y a r e t e d i p , v â k ı f S u l t a n Ş u ­
hac e t m e l e r i n i , M e d i n e - i M ü n e v v e r e ' y i ve H z . M u h a m m e d 'in ( s a .) t ü r b e s i n i z i y a r e t e t m e l e r i n i ve b u t u n b u n l a r d a n
sevabm v â k ıfın r u h u n a a rm a ğ a n e d ilm e s in i'* ş a rt k ılm ış tır. { K a n u n i S u lta n S ü le y m a n
V a k fiy e s i, V G M .
ve Y a y ı n D a i . B ş k . h ğ ı 1 3 8 7 / 1 4 0 ka sa ve 4 5 k a y ı t n o l u d e f t e r s. 1 6 1 - 1 6 2 ) . " . . . H e r y ı l M e d i n e - i M ü n e v v e r e h a l ­
g ö r e v l e r i n i y a p m a y a m u k t e d i r , s â l f h k i ş ı ^ f .‘ en -J k ı s ı n ı n k e n d i l e r i n e 4 0 0 0 ' e r a k ç e v e r i l e r e k v a k ı f i ç i n h a c <?**■•'
m e ş i n i . . . " v â k ı f ş a r t k o ş m u ş t u r ( G a z i S i n a n Pa ş a İ b n A l i V a k f i y e s i , V G M j ü ğ ü A r ş i v e ve Y a y ı n D a i . B ş k . ı , ğ ı , k a s a d a m a h f u z
( 7 1 n u m a r a l ı o r i i n a l ) V a k f i y e D e f t e r i , s. 1 0 2 - 1 0 3
4 7 . A K D A Ğ , M u s t a f a : T ü r k i y e ' n i n İ k t i s a d i ve İ ç t i m a i T a r i h i (1 2 4 3 — 1 4 5 3 ) C . l , İ s t a n b u l 1 9 7 7 , s.
4 8 . Y A L C I N , A y d ı n : T ü r k i y e İ k t i s a t T a r i h i , A n k a r a 1 9 7 9 , s. 2 5 9
4 9 . C E M , İ s m a i l : T ü r k i y e ' d e G e r i K a l m ı ş l ı ğ ı n T a r i h i , B . 6 , İ s t a n b u l 1 9 7 7 , s. 8 6
5 0 . Y A L Ç I N , A y d ı n : T ü r k i y e İ k t i s a t T a r i h i , A n k a r a 1 9 7 9 , s. 2 6 8 - 2 6 9 .
48
4 3 5
Download

View/Open