KİŞİLİK SAHİBİ OLMAK
KİŞİLİK SAHİBİ OLMAK - (Düşündüren Hikaye)
Sınıf, öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor.
İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor. Tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) rakamı
çiziyor.
“Bakın, bu kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey…”diyor.
Sonra (1)’in yanına bir (0) koyuyor; “Bu, başarıdır. Başarılı bir kişilik (1)’i (10)
yapar.”
Bir (0) daha koyuyor. “Bu, beceridir. (10) iken (100) olursunuz”…
Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor: Yetenek… Disiplin… Sevgi… Eklenen her yeni (0)‘ın
kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor hoca.
Sonra eline silgiyi alıp en baştaki (1)’i siliyor. Geriye bir sürü sıfır kalıyor ve diyor
ki “Kişilik olmadan diğerleri bir hiçtir…”
EN İYİ BUĞDAY
En iyi buğday yarışmasında senelerdir katılan bir çiftçi, büyük ödülü o yıl da kazanmıştı.
Yarışmayı izleyen gazeteciler, çiftçiden bu başarısının sırrını öğrenmek istediler. Çiftçi, bu
sırrın, kendi buğday tohumlarını komşularıyla paylaşmasında yattığını söyledi.
Gazeteciler bu cevaba çok şaşırdılar:
“Onlar sizin rakibiniz olarak yarışmaya katılıyorlar. Buna rağmen, ne diye tohumlarınızı
onlarla paylaşıyorsunuz?” diye sordular.
Çiftçi:
“Neden olmasın?” dedi. “Bilmiyor musunuz: Rüzgâr, olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni
alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu bakımdan,komşularımın kötü buğday yetiştirmeleri
demek, benim ürünümün de iyi olmaması demektir. En iyi buğdayı yetiştirmek için,
komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.”
HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI HİÇ?
Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışta koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at
terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi
kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği
konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası… Çocuk bütün gece oturup günün
birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı.
Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de
çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük
arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.
Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi... İki gün sonra ödevi geri
aldı. Kâğıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “0″ ve “Dersten sonra beni gör”
uyarısı vardı. “Neden “0″ aldım?” diye merakla sordu hocasına, çocuk...
“Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal” dedi, hocası… “Paran yok.
Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir.
Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman
imkânsız” ve ekledi: “Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o
zaman notunu yeniden gözden geçiririm.”
Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.
“Oğlum” dedi babası “Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça
önemli bir seçim!”
Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü
hocasına…
“Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin” dedi.
“Ben de hayallerimi...”
O orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor.
Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı. Öykünün en can alıcı
yanı şu: Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi.
Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine “Bak” dedi, “Sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin
öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım.
Allah’tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın.”
Her insan hayatı boyunca birtakım kişiliközelliklerini gösterir ve bu kişilik özelliklerio kişi
ile özdeşleşmiş yani onun herkes tarafından bilinen özellikleri haline gelmiştir.
Kişilik dendiğinde kişinin doğuştan getirdiği özellikler ile; bunun yanında ailesi
ve çevresinden öğrendiklerininbirleşimi anlaşılmaktadır. Kişilik sahibi olan insanlar abuk
subuk davranışlarda bulunmazlar ve davranışları ile herzaman başkalarına örnek olurlar.
Çünkü kişilik sahibi olmak nerede ne yapacağını bilmek ve doğru bildiklerinden asla taviz
vermemek anlamına gelmektedir. Bu tarz insanlar başkaları tarafından da çok beğenilir ve
sevilir.
Kişilik sahibi olmayan insanlara ise hiçbir zaman güvenilmez çünkü onların nerede ne
yapacakları hiçbir zaman belli olmaz. Bu kişiler sadece kendi çıkarları doğrultusunda
yaşamaya devam eder. Bu nedenle kişilik sahibi olmak için her zaman ruhumuzu beslemeli ve
kişilik sahibi olmayan kişilerden her zaman uzak durmalıyız.
İşte karakter sahibi bir insanın özellikleri:
Dürüstlük
Yardımseverlik
Merhamet
İlkeli olmak
Çalışkanlık
Azim
Saygılı olmak
Bilgelik
Seçicilik
Kararlılık
Sorumluluk
Sadakat
Esneklik
Yeniliğe açık olmak
İç disiplin
İrade
Barışçıl
Bütünü görme
Russel Gough, "Karakteriniz Kaderinizdir" adlı kitabında diyor ki:
"Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak
arasındaki en önemli bağlantı doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır.
Eğer karakter gelişmemişse tahsil işe yaramıyor."
Unutmayalım; banka hortumlayanlar, devleti soyanlar, rüşvet alıp vatanı çıkar uğruna
satanlar, maç satanlar, şike yapanlar, teşvik verenler; birilerini hakir görüp aşağılamakla
yükseleceklerini zannedenler hep tahsilli çocuklar...
O yüzden Roosevelt demiş ki:
"Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır."
Karakter sahibi olmak, ahlaklı olmaktır. Ahlaklı olmak doktor, mühendis,
öğretmen olmaktan daha önemlidir. Geçmişe baktığımızda nice bürokratların, doktorların,
mühendislerin veya farklı meslek sahiplerinin bu ülkenin maddi ve manevi kaynaklarını nasıl
heba ettiğini gördük. Bu tipler vali, doktor, avukat, yargıç olmuş ama adam olamamış. Zaten
Türk insanın zeka sorunu yok ki. Türk insanının karakter sorunu var. Bunu
düzelttiğimiz anda bu ülkenin önü açılacaktır. Doktor olalım; ancak yalancı, bencil, kendi
çıkarını düşünen, hastası acı çekerken ben bundan nasıl para koparabilirim diye düşünen bir
doktor olmayalım. Amaç karakterli doktor olmak olmalı, en iyisi bu.
Sevgili velilerimiz,
Değerler eğitimi; ahlaki, kültürel, ruhsal, toplumsal ve bireysel alana ilişkin duyarlılık
geliştirmeyi ve bunları içselleştirmeyi kapsar. Toplumsal ve insani değerler insan yaşamının
en önemli yanını oluşturur. Sevgi, cesaret, dostluk, yardımlaşma, temizlik, saygı, doğruluk,
nezaket ve benzerleri önem verilen toplumsal değerlerdir. Değerler içinde yaşadığımız
toplumumuz için de önemlidir çünkü onlar genel yaşam tarzımızı ve yönünü belirleme
açısından önemlidir.
Erken çocukluk döneminde değerlerin kazandırılması ayrı bir önem taşır. Bunu kazandıracak
ilk birim ailedir. Ancak, çocuğun anne-babasının yanında geçirdiği sürenin gittikçe azalması
ve bu gibi sebepler ailenin değerler eğitiminde yetersiz kalmasına yol açmıştır. Bu nedenle,
değer eğitimi okul öncesi eğitimin önemli hedefleri arasında yer almalıdır. Bu eğitimin hedefi
önce değerleri oluşturmak ve değerlerini davranış haline getiren bireyler yetiştirmektir.
Değerler anlatmakla edinilmezler. Doğrudan yaşanmalı, içselleştirilmeli ve onlara ilişkin
duygularla verilmelidir. Değerler yaşanılarak bir kimlik kişilik boyutu haline gelir.
Erken çocukluk döneminde çocuk; varsayılmak, saygı duyulmak, öğrenmek ve araştırmak,
özgürlük, mutlu olmak, güven vb. ilişkiler ister. Bu isteklerin üzerine bina edilirse değer
eğitimi kişilik oluşturma eğitimine çok daha rahat dönüşür. Değerler eğitiminde model olmak
da çok önemlidir. Örneğin; çocuğunuzun eşyalarına değer verip koruması, sizin ve bizim de
kendi eşyalarımıza gösterdiğimiz özene bağlıdır.
*Sorumluluk
*Saygı
*Sevgi
*Yardımlaşma ve işbirliği
*Barış
*Kardeşlik
*Özgüven
* Hoşgörü
*Nezaket işlenen bazı değerlerden örneklerdir.
Kişilik nedir? nasıl gelişir?
Günlük yaşantımızda; kişiliği gelişmemiş, kişiliği zayıf ya da kişilik sahibi, gibi deyimlere
çok sık rastlarız.
Hatta bu sözcüklerle insanları tanımlarız.
Peki, nasıl oluyor da bazıları kişilik sahibi olurken, bazıları kişiliksiz, ya da kişiliği
gelişmemiş oluyor?
Acaba doğuştan mı geliyor? sonradan mı kazanılıyor?, yada okumakla mı kişilik sahibi
olunuyor?
Ayrıca kişiliğimiz, insanlarla iletişim kurarken, herkese göre başka şekilde mi değişiyor?
İsterseniz bu soruların cevaplarını bulabilmek için, kısaca kişiliğin tanımına değinelim.
KİŞİLİK;
Kalıtımla gelen özelliklerin ve mizacın değişmeden kaldığı, hem de çevresel ilişkilerle ömür
boyu değişen ve gelişebilen yapıdır.
Nasıl ki insanların dış görünüşü zamanla değişiyor, ancak kemik yapısı ve hatları özelliğini
koruyorsa kişilik de tıpkı buna benzemektedir.
İnsanın tüm yaşantısının etkilerine bağlıdır.
 Yaşanan deneyimler, insanların bakış açısını çok farklı şekillerde değiştirebilir. Bu da
kişiliğe yansır.
 Kişilik, zamanla değişip gelişebilmektedir.
 Kişilik, sosyal ortamda tamamlandığından, kişi bulunduğu gruplar içinde aldığı sosyal
rollerle kişiliğini geliştirir. Çünkü insan, toplumsal bir varlıktır.
 Ancak okul, tek başına kişiliğin gelişmesi için yeterli değildir.(okumakla kişilik gelişmez)
 Kişiliğin bütünlüğü içerisinde her insanın, öteki insanlardan farklı olmasını sağlayan,
kendine has özellikleri vardır. Bireye özeldir.
 Bu özellikler kişiliğin belli öğeleriyle bağlantılıdır ve bunların dışarı yansımasıdır.
 Örneğin; öfkelenme, alınganlık ya da patavatsızlık, güzel konuşma… İnsanların
birbirinden ayıran farklı özellikleridir.
 Bunların yanı sıra insanın yürüyüşü, ses tonu, mimikleri, beğenisi, …. Kişiliğin bir
parçasıdır.
 Kişilik, uzun bir zaman diliminde şekillendikten sonra, bir daha esneklik göstermez
 Ayrıca, egosintoniktir. Yani kişinin normal olmayan davranışlarda bulunması, onu
rahatsız etmez. Hatta bundan mutluluk duyar.
 Kişilik bozukluğu olan insan, çevreye uyum sağlayamadığından, çevrenin ona uyum
sağlamasını bekler.
 Bazen, huy, mizaç ve karakter gibi tanımlamalarla kişilik eşleştirilebilinir. Ancak bunlar
kişiliğin sadece bir yanını oluşturabilir.
Genel olarak en çok kişilikle eş anlamlı kullanılan, karakterdir.
Bireyin karakteri; kişiliksel özelliklerle, içinde yaşanılan çevrenin değer yargıları ve ahlak
kurallarından oluşur.
Toplumsal değerler ve ahlak kuralları, çocukluktan beri benimsenirse ve ya uyum
sağlamak amacıyla insanın kendini zorlamasıyla yerine getirilirse kişi dışarıdan ‘’karakterli’’
olarak değerlendirilir.
Karakterin gelişmesi ve biçimlenmesine ilişkin değişik ruh bilimi ve toplum bilimi
yaklaşımları bulunmasına karşın, bunların hepsi karakterin oluşmasıyla vicdanın oluşması
arasında sıkı bir bağ olduğunu vurgulamışlardır.
Sonuç olarak; Kişiliğin sürekli ve tutarlı görümü ‘’karakter’’ sözcüğüyle ifade edilirken,
Bireyin yapıp ettikleri, ortaya koydukları, başka insanlarla ilişkileri, eğilimleri ve yaratmaları
onun kişiliğini belirler.
Sözün özü; Çevreye uyum sağlayabilen, söyledikleri ile yaptıkları tutarlı olan, saygılı,
güzel ahlak
sahibi insan KİŞİLİĞİ GELİŞMİŞ insandır.
Özlü söz; ‘’baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar’’
Saygılarımla.
Kişiliğimiz
Herkesin kişiliği farklı farklıdır,
Kimisi uyumlu, kimisi aykırıdır,
Kişiliğimiz karakterimizi yansıtır,
İnsanlar yaşadıkça olgunlaşır.
Düzgün kişilik çok önemlidir,
Yalancılık ile dürüstlük bir midir ?
İnsanın değeri kişiliğinde gizlidir,
Kişilik sahibi olmak çok önemlidir.
Yazan: İbrahim YALAVAÇ
Ey kişilik sahibi, hiç boşuna uğraşma
Kişilğin aynası, eylem ve söylemindir,
Senden beklenilen şey, sakın haddini aşma,
Sözünü tutuyorsan, o senin güvenindir.......İNSANİ
Sinan Karakaş
İnsan sessizlik içinde he şeyi kazanabilir, karakterden başka.
Stendhal
Bir insanın karakteri onun kaderidir.
Heraclitus
İnsanlar yeteneklerinizi ve yapabildiklerinizi çabuk unuturlar ama karakterinizi asla
unutmazlar.
j. Chapman
Bir çiçeğin kokusu neyse bir insanın kişiliği de odur.
C. M. Shcwab
 Karakter, insanda mevcut olan manevî çizgilerin bütünüdür. Ahmed Haindi Tanpınar
 Zayıf bir karekter günah değildir; ama insanı günaha götürür. Brigitte
 İyi bir karakter, zorluklara göğüs gererek yetiştirilir.
 On insan bir sofrada yemek yer, iki köpek birleşip sofra
başında uyuşamazlar. Şeyh Sadi Şirâzî
 Bir insanın karakterini anlamak istiyorsanız, onun oku
duğu ve güldüğü şeylere bakın. J. K. Baos
 Her insanın üç türlü karakteri vardır: Belli ettiği karakter,
sahip olduğu karakter ve sahip olduğunu sandığı karakter. Alphonse Karr
 Her kötülük, zayıf karakterden doğar. Seneca
 Bir kurbağayı koltuğa oturtsan, o yine çamura atlar. Anonim
 Bir insanın en büyük sermayesi, büyük bir servet değil, mükemmel bir
karakterdir. Young
 Karakter, insanı saran bir ahlâk nizamıdır. S. Stniles
 Eğer bir kimse şahsiyetinden doğan enerji ve kesin tavırlı lığı uygulamaya koyabiliyorsa;
ancak o zaman diğerlerinin üzerinde yer almaya hak kazanabilir. De Gaulle
 "Kendimi kendim yetiştirdim, kendim ister kendimi, Kendime kendim gerekse, bula
kendim kendimi. " Yunus Emre (rah.a.)
 Asalet, büyüklük ve parada değil; insanın şahsiyetindedir.
 Şahsiyet sahibi olmanın belirtisi: Doğru bir lisan, dost ve yaranların kusurlarını
görmemek, onların eziyetlerine katlanmak, iyilik kapısını açmak, konu-komşuları
incitmemektir. Hasan-ı Basr
 Adam adamdır, olmasa da pulu;
Eşek eşektir, olmasa da çulu." Türk Atasözü
 Bir insanın değerini öğrenmek istiyorsanız; onu ken
disinden aşağı kimselerle olan münasebetlerinde tetkik edin. Pecaut
 Aslan mağarada açlıktan can verse dahi köpeğin artığım yemez. Şeyh Sadi Şirazî
 Akıllı söylemeden düşünür; akılsız düşünmeden söyler. Hukema 'dan
 " Güzel bir düşünceyle güçlü bir karekter birleşince, harikalar ortaya çıkar. J. W. Goethe
 Adam, adam sayesinde adam olur. Atasözü
 Dik başlılık etmeye gerek yok; ama başı dik durmak gerekir.
 Özünü koruyan, kabuğunu yeniden kazanabilir.
 Bir çiçeğin kokusu neyse bir insanın kişiliği de odur.
 Bozuk karekterler, kendilerini fikrî hayata veremezler.
 Şahsiyeti olmayanın hiçbir şeyi yoktur. Necip Fazıl
 Küçük kapılardan girmeye kendini mecbur bilenler, eğilirler. Cenap Sahabettin
 Kendine değer ver ve faziletlerini çoğalt. Çünkü sen bedeninle değil, ruhunla insansın.
Download

KİŞİLİK SAHİBİ OLMAK