28.04.2015
 İlk çağlardan başlayarak ahlak konusu, her zaman
önemini korumuştur. Bir çok düşünür ve filozof ahlak
konusundaki düşüncelerini belirtmişlerdir.
 İlkçağlardan günümüze kadar ticari faaliyetler de bir
çok evreden geçmiş ve bu geçiş dönemi içinde ahlak,
ticari faaliyetlere yön vermiştir.
 MÖ. 551-478 yılları arasında yaşamış olan Konfüçyüs
“Hiç erişemeyecekmişsin ya da yitirmeyecekmişsin gibi
çalış” diyerek iş ahlakının üzerinde duran ilk
düşünürlerden olmuştur.
13.12.2015 12:32
2
 İş ahlakı konusundaki araştırmalar, 20. yüzyıllın
başlarında Avrupa ve A.B.D’ deki geleneksel liberal
anlayışın zayıflaması ve sosyalist akımın güçlenmesiyle
başlamıştır.
 İş ahlakı konusu A.B.D.’de 1970’lerde ve Avrupa’da
1980’lerde ve diğer ülkelerde bunu takip eden yıllarda
gelişmeye başlamıştır.
 Bu gelişmeyle birlikte iş ahlakı, iş hayatının değerinin
artmasına da katkıda bulunmuştur.
13.12.2015 12:32
3
 1960’lara kadar A.B.D. kapitalizmi sorgulayan bir çok
aşamadan geçmiştir. Bu geçiş süreci içinde kadın ve
çocukların çalışma koşullarının iyileşmesi, işçilerin
tazminat hakları, bir ailenin geçimini tehlikeye
sokabilecek haksız fiyat artışları, reklamlarda gerçeğe
uygunluk gibi bir çok konu tartışılmıştır.
13.12.2015 12:32
4
 1960’larda yapılan önemli çalışmalardan biri, iş ahlakı
hakkında klasik sayılabilecek bir çalışma, 1967 yılında
Raymond Baumhort S.J., tarafından
gerçekleştirilmiştir.
 Baumhort, bu çalışmasında insanların iş yerindeki
ahlaki tutumlarını öğrenmek amacıyla, ahlakın onlara
ne ifade ettiği hakkındaki sorusuna cevap aramıştır. Bir
çoğu soruya cevap vermiştir.
13.12.2015 12:32
5
 Cevaplar kısaca şöyledir:
 %50’si “iş yerinde ahlakın” duygularının doğru dediği
şeyi yapmak olduğunu,
 %25’i dini açıdan doğru olanın ahlaksal olarak da
doğru olduğunu söylemişler ,
 %18’i iş yerinde ahlakı “Altın Kural” olarak
tanımlamışlardır.
13.12.2015 12:32
6
İslâmiyet öncesi kurulan Türk
devletlerinde insan ve toplum
yaşayışında, adaletin
sağlanmasında ahlâkî prensipler,
inanç sistemleri etkili olmuştur.
13.12.2015 12:32
8
 Eski Türk devletleri “töre” adı verilen
kurallar ile sosyal hayatı
düzenlemekteydiler. Töre, kanunlar
ve örf hukukudur. Türk devlet geleneği,
adaleti değişmez bir töre veya yasanın
tarafsızlıkla uygulanması seklinde
anlamaktadır.
13.12.2015 12:32
9
 Orhun Abidelerinde devlet
adamlarının topluma hesap vermesi,
devlet ve toplumun karşılıklı olarak
görevlerinin belirtilmesi, kültür ve
yasalar, adalet, refah ve sosyal devlet
anlayışı hakkında bilgi vermesi
açısından önem taşır.
13.12.2015 12:32
10
 İslâmiyet öncesi Türklerin dini ve sosyal yaşantısı
İslâm diniyle paralellik gösterdiği için Türkler
kendi istekleriyle İslâm’ı kabul etmişlerdir.
 Tek tanrı inancı, cennet-cehennem inancı, ahiret
inancı... vb kavramlara ve İslam dininin ahlâk
kurallarının büyük bir kısmına Türkler arasında
rastlamak mümkündür.
13.12.2015 12:32
11
 Türklerin İslâm’ı kabulünden sonra toplumda
olumlu davranış ve fikirleriyle saygınlık kazanmış
kişilerin yazmış olduğu eserlerde, aşırılıktan
kaçınma, başkalarının haklarına saygı duyulması,
sevgi ve hoşgörü ortamının oluşturulması,
yardımlaşma ve dayanışmanın ön plâna çıkarılması
gibi konularda toplumsal ahlâk belirleyici
olmuştur.
13.12.2015 12:32
12
Türk tarihinde İslâmiyet sonrası
ortaya çıkan “Ahilik” ve
“Loncalar” iş ahlakının
kurumlaşması açısından büyük
önem arz etmektedir.
13.12.2015 12:32
13
 Türklere özgü bir teşkilat olan Ahilik, onların
gereksinimleri sonucu ortaya çıkmış kendisine özgü
kurallarla isleyen esnaf ve sanatkârlar birliği ve bir
eğitim kurumudur.
 Ahilik, sanatta mükemmellik, yasayışta dürüstlük,
toplum ve insana hizmette erdemi esas alır.
 Ahilik sisteminde kalite ve standardizasyon çok
önemliydi.
13.12.2015 12:32
14
 Ahilik teşkilatında belli mal ve hizmetleri
üreten ve sunan esnaf veya işletmeler aynı
çarşıda ya da yakın yerlerde faaliyette
bulundukları için üreticiler ve satıcılar
açısından esnafın birbirini kontrol edebilme
imkânı ortaya çıkmakta, satıcılar arasında
tam bir rekabet ortamı oluşturularak kalite
standardı korunmuş olmakta ve kendi
aralarında birbirlerinin eksikliklerini
giderme imkânı sağlanmaktadır.
13.12.2015 12:32
15
 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda
genel olarak devletin zayıflaması, devlet
desteğinin giderek azalması, köyden şehre
göçün giderek artması, sosyal ve ekonomik
dengelerin bozulması, sanayileşmeye ayak
uydurulamaması, sermaye yetersizliği, artan
vergi yükü ve artan ithalât nedeniyle Ahilik
işlevlerini yerine getiremez duruma
gelmiştir.
13.12.2015 12:32
16
 Bu nedenle ahlâkî değerler giderek yok
olmaya yüz tutmuş ve is etiği
bozulmuştur.
 Bu dönemden sonra devletin de
müdahalesiyle gayrimüslim esnafı da
içine alan “Gedik” sistemi
uygulamasına geçilmiştir.
13.12.2015 12:32
17
 Sanayi Devrimi’nden önce kurulan ve Sanayi
Devrimi’nden sonra da yaşamını devam
ettiren Loncalar, sanat erbabını, iş ahlakı ve
disiplini altında korumak, gelenek ve
göreneğe hak tanımak, zorunlu olmadıkça
iş, güç ve sanat değiştirmemek, düşkünü
kollamak ve beraberce savunmak gibi
ilkelerin esas alındığı bir teşkilâttır.
13.12.2015 12:32
18
 Loncalar, her sanat kolunda çalışanların sayısının
sınırlanmasını ve esnafın üretim, satış ve satın
alma konularındaki faaliyetlerini düzenleyen bir
işleve sahiptirler.
 Ekonomik hayatın etik kurallarını, çalışma
sürelerini düzenleyen loncalar, toplumda esnaf ve
sanatkârın saygınlığını vurgulayıcı ve sosyal
değişimi yönlendirici ve denetleyici bir rol
üstlenmiştir.
13.12.2015 12:32
19
 Cumhuriyetin ilânından sonra Atatürk
inkılâplarının uygulanması, II. Dünya Savaşı
gibi nedenlerden dolayı iş ahlakıyla ilgili
gelimseler yavaş olmuştur. Bu dönemde iş
ahlakı konusunda dinsel konulara ve savaş
sonrası yaşanan sosyal sorunlara ağırlık
verilmiştir.
13.12.2015 12:32
20
 Atatürk de iş ahlakı konusuna gereken
önemi vermiştir. Bu konuyla ilgili
olarak “Tüccar, milletin emeği ve
üretimini kıymetlendirmek için,
eline ve zekâsına güvenilen ve bu
güvene lâyık olduğunu kanıtlaması
gereken kişidir” demiştir.
13.12.2015 12:32
21
 1950’li yıllardan sonra Türk toplumunda sosyal
iliksilerde ciddî etik sorunlar yaşanmıştır.
 Geleneksel ve dinsel temele dayanan etik anlayışı,
çeşitli nedenlerden dolayı işlevsel görülmemeye
başlanmış, ama onun yerini alacak ve toplumun bu
konudaki sorunlarını çözümleyecek laik ve rasyonel
esaslara dayanan etik anlayışı da ortaya konamamıştır.
13.12.2015 12:32
22
 Bu yüzden bir kaos yaşanması kaçınılmazdır.
 Bu dönemde iş ortamında yaşanan torpil, fırsatçılık,
kayırmacılık, performans yetersizliği... vb
olumsuzluklara karsı yeniden yapılanma gerekliliği
dikkat çekmektedir.
 1980’li yıllarda yolsuzluklar ve skandallar önemli
ölçüde açığa çıkarılmıştır.
13.12.2015 12:32
23
Son yıllarda hükümetlerin iş
ahlakı konusundaki çabalarının
yanı sıra sivil toplum kuruluşları
ve akademik kurumlar da iş
etiğinin kurumsallaşması ve
temiz toplum oluşturma
konusunda çalışmışlardır.
13.12.2015 12:32
24
 Türkiye Etik Değerler Merkezi (TEDMER)
ülkemizde etik değerleri güçlendirmek için
çalışan bir sivil toplum kurulusudur.
 Yaptığı ‘Türk İşgücünün İş Etiğine
Yaklaşımı’ araştırması, 12 ilde çeşitli
büyüklükteki işyerlerinde çalışanlarla
yapılan görüşmelere dayanmaktadır.
13.12.2015 12:32
25
 Bu araştırmadan elde edilen sonuçları
şu şekilde özetleyebiliriz:
 Katılımcıların % 69,5’u iş yerlerinin
genel olarak etik kurallara uyduğunu,
 % 51’i ise gelecek yıllarda etikle ilgili
konuların daha da önem kazanacağını
düşünmektedir.
13.12.2015 12:32
26
 Türkiye’de şirketlerin % 36’sının, yazılı, % 29’unun
sözlü etik standartlara sahip olduğu anlaşıldı.
 Çalışanlara etik eğitimi veren şirketlerin oranı ise
% 23; eğitim alanların % 82’si böyle bir eğitimin
yararları üzerinde birleşti.
 İş yerinde önemsenen etik davranışlar daha çok
yasalarca suç sayılan eylemlerle ilgilidir:
 ‘’Hırsızlık, sahtekârlık, vergi ve diğer ödeme
yükümlülüğünü yerine getirmemek, rüşvet gibi.’’
13.12.2015 12:32
27
 Buna karşılık 2003’te ABD’de yapılan benzer bir
araştırmada, başkalarının haklarına yada çalışma
düzenine zarar veren davranışlar ahlâka aykırı olarak
vurgulanmakta:
 Taciz ve küçük düşürücü davranış (% 21)
 Çalıştığı süreyi yanıltarak bildirmek (20%)
 Yalan söylemek (19%)
 Bilgi saklamak (18%).
13.12.2015 12:32
28
 Etik davranış tanımındaki bu fark, Türk
çalışanlarda iş ahlakının henüz bireysel
çalışma davranışına inmediği biçiminde
yorumlanabilir.
 Bu, araştırmanın en ilgi çekici
bulgularından biri, “Daha önce etik
kavramını duydunuz mu?” sorusuna
verilen % 64 “evet”, % 36 “hayır”
cevabıdır.
13.12.2015 12:32
29
 Etik konusunda bilgili olduğunu
düşünenlerin oranı ise, birinci soruya “Evet”
cevabı veren %64’ün yarısı (% 55).
 Türk halkının kurumlara duyduğu güven
yüzde 50’nin altında ve meslek gruplarının
dürüstlüğü konusunda da değer yargıları
pek olumlu değildir.
13.12.2015 12:32
30
Vatandaşların bazen hakları olan
bir hizmetten yararlanırken
aksayan islerini hızlandırmak için,
bazen de yasal hakları olmayan
islerini yaptırmak amacıyla kural
dışı ödemeler yaptığı
görülmektedir.
13.12.2015 12:32
31
 İş ahlakı ile dinler arasında tartışılmaz bir
ilişki vardır. Dinlerin inanç ve uygulamada
birbirlerinden çok farklı öngörüleri ve
kuralları olabilir.
 Fakat bütün dinlerin ortak özelliği insanları
“kötü” alışkanlıklardan uzaklaştırmak,
dolayısıyla da ahlaklı birer birey yapmaktır.
13.12.2015 12:32
33
Dinin gereklerini yerine getiren
kişiler hayatın her alanında olduğu
gibi iş yaşamında da ahlaklı ve
dürüst olmaya özen gösterirler.
13.12.2015 12:32
34
İş Ahlakı ve Yahudilik
 Dinlerin iş ahlakındaki rolü sanıldığından daha
büyük ve önemli olmuştur.
 Bu rol Yahudilikte de kendini göstermiştir.
 Yahudi kutsal Kitaplarındaki hukuki hükümlerin
detaylı izahı olması anlamında Yahudi dini
hukuku olarak da sayılan Talmud’da sosyal adalet,
özel mülkiyet, kar, fiyat kontrolü, ölçüler, tartılar
ve kalite hakkında hükümlere yer verilmiştir.
 Daha da önemlisi bu gibi konulara bakan yargıçlar
da bulunmasıdır.
13.12.2015 12:32
35
İş Ahlakı ve Yahudilik
Yahudilikte iş adamının başarı yolları şu şekilde ifade edilmektedir:
1. Kalite kontrol metodu edinmek.
2. Uzun ve kısa vadeli planlar geliştirmek.
3. Risk almak.
4. Erken kalkıp iş yerine erken gitmek.
5. Nasıl hissederse hissetsin işine gelmek.
6. Hesap adamı olmak.
7. Araştırma ve geliştirmede yatırımcı olmak.
8. Sanayi konulu toplantılara katılmak
9. Programlarını planlamak.
10. Zamanı israf etmemek.
11. Disiplinli ve dikkatli olmak.
12. Kazançlara
karşılık kayıpları ölçmek
13.12.2015
12:32
36
İş Ahlakı ve Yahudilik
 Yahudilikte çalışmanın yanında ibadet de çok
önemlidir.
 Cumartesi günleri Yahudiler için ibadette ayrılmış
gündür ve bu gün çalışmak kesinlikle yasaktır.
 Bu konuda Ortodoks Yahudiler oldukça katı
görüştedirler.
 Yahudilikte iş ahlakı konusunda bir diğer önemli
husus da, faiz konusudur. Yahudilikte, bir Yahudi
kişinin diğer bir Yahudi kardeşinden faiz alması
kesinlikle yasaktır.
13.12.2015 12:32
37
İş Ahlakı ve Yahudilik
 Bunun yanında Yahudi olmayan bir kişiden faiz
alınabilmektedir.
 Bu durum çifte ahlaki standart olarak
nitelendirilmektedir.
 Yahudilerin iş hususunda toplumlarda yarattıkları
en olumsuz durumlardan biri tefeciliktir.
Yahudilere bir çok meslek yasaklanmış, bu durum
da onların tefecilikle uğraşmalarına sebep
olmuştur.
13.12.2015 12:32
38
İş Ahlakı ve Yahudilik
 Yahudilerin, Yahudi olmayanlara
tefecilik yaparak yüksek oranda faiz
uyguladığı düşüncesi çok yaygındır.
 Bu duruma iyi bir örnek Shakspeare’in
“Venedik Taciri” adlı eserindeki kötü
Yahudi tefeci Shylock’tur.
13.12.2015 12:32
39
İş Ahlakı ve Hıristiyanlık
Hıristiyanlık iş ahlakında önemli
etkisi olan bir dindir.
Hıristiyanlıkta işletmecilik ve ticari
faaliyetler ahlaken kabul edilir
bulunmuştur. Hatta insanların
eksikliklerini gidermek açısından
bir hizmet olarak görülmüştür.
13.12.2015 12:32
40
İş Ahlakı ve Hıristiyanlık
 Hıristiyan iş ahlakı, tüm dini inanışlara sahip insanlara
aynı şekilde muamele etmeyi öngörür. Bu da
Hıristiyanlığın, evrensel iş ahlakının oluşmasına
etkisidir.
 Hıristiyan iş ahlakı, iş faaliyetlerine sınırlama
getirmemiş fakat faize yasak koymuştur.
 Bu yasak 19. yüzyılın ikinci yarısında, Protestanlıkta
sermaye koyan kişinin faiz hakkının yasallaşması ve
dinen meşru sayılması ile son bulmuştur.
13.12.2015 12:32
41
İş Ahlakı ve Hıristiyanlık
 Protestan Reformcuların bu girişimi Hıristiyan iş
ahlakı içinde Protestanlığın önemini arttırmıştır.
 Protestanlıkta temel doktrin, dinsel kurtuluşun insani
bir katkı olmaksızın Tanrı’nın rahmetiyle lütfedilen
imana bağlı olduğudur.
 Bu doktrine göre insanların yapması gereken,
yeryüzünde günah korkusu olmadan mutlu ve umutlu
bir şekilde yaşamalarıdır.
13.12.2015 12:32
42
İş Ahlakı ve İslam
“Boş kaldın mı, hemen başka işe
koyul”
“Hiç ölmeyecekmiş gibi bu
dünya için yarın ölecekmiş gibi
ahiret için çalış”.
Bu konuda bulunan çok sayıdaki
örneklerden sadece ikisidir.
13.12.2015 12:32
43
İş Ahlakı ve İslam
 İslam’da iktisadi faaliyetler belli ilkeler ve
ahlak kuralları çerçevesinde
gerçekleşmektedir.
 Örneğin İslam dini insanların ihtiyaçlarını
sınırlandırmaz, ancak ihtiyaçların
meşruiyetini sorgular ya da üretimde
miktardan daha çok üretimin paylaşımı
konusuyla ilgilenir. İnsanlar arası çıkar
çatışmasını onaylamaz.
13.12.2015 12:32
44
İş Ahlakı ve İslam
İslam dini, farz olan zekat yoluyla
yardımlaşmayı, toplumun zayıf ve
yoksul kesimini korumayı hedefler.
İslam toplumları “kendisi tokken
komşusu aç yatan gerçek
mümin olamaz” prensibinin
hakim olduğu bir toplum tipidir.
13.12.2015 12:32
45
İş Ahlakı ve İslam
 İslam dini, iktisadi faaliyetleri her zaman teşvik
etmiştir. Yahudi ve Hıristiyan dininde iktisadi
faaliyetlere sınırlama getiren, sadece ibadete ayrılan bir
gün bulunurken, İslam dininde Cuma günü ibadetten
hemen sonra işe dönülmektedir.
 Bu, Kuran-ı Kerim’de “Cuma namazını kıldınız mı
yeryüzüne dağılın ve Allah’ın fazlından
 nasip arayın” şeklinde geçmektedir.
13.12.2015 12:32
46
İş Ahlakı ve İslam
 Ayrıca İslam dininde iktisadi faaliyetlerde sadece
Müslümanlara karşı değil, hangi dine mensup olursa
olsun tüm insanlara karşı doğruluk ve dürüstlük esas
alınmıştır.
 Zaten İslamiyet’te doğru ve dürüst olmak en önemli
özelliklerindendir.
 Yahudi ve Hıristiyan dininde bulunan faiz yasağı İslam
dininde de bulunmaktadır.
 Ancak İslam dininde, Yahudi ve Hıristiyan dinlerinden
farklı olarak faiz yasağı halen korunmaktadır.
13.12.2015 12:32
47
İş Ahlakı ve İslam
 İslam dininde faizin yasaklanmasının esas nedeni
sermayeyi üretime yönlendirmek ve teşvik etmektir.
 Asıl olan üretimdir. Üretim yapılmadığı sürece üretene
muhtaç olunmaktadır.
 İslam Peygamberi asırlar önce “Veren el, alan elden
üstündür” diyerek üretenin üretmeyenden üstün
olduğunu, tembellikten ya da boş oturmaktan
kaynaklanan yoksulluğu kötülemiştir.
13.12.2015 12:32
48
İş Ahlakı ve İslam
İslam toplumlarında “mülkün”
yani var olan her şeyin asıl sahibi
Allah’tır.
Esas olan “insan” mülkün sadece
emanetçisi konumundadır.
13.12.2015 12:32
49
İş Ahlakı ve İslam
 Kapitalist sistemin tanımladığı insan tipi olan Homo-
economicus yani “Ekonomik insan” mülkiyet hakkını
sınırsız görür ve şahsi menfaatinden başka hiçbir şey
değer taşımazken, İslam toplumlarında “Allah rızası”
sahip olunabilecek en büyük kazanç olarak görülür ve
mülkiyet hakkının sınırları burada çizilir.
 İşte İslam toplumlarının kapitalizmi
geliştirememelerinin temelinde de bu fark
yatmaktadır.
13.12.2015 12:32
50
İş Ahlakı ve İslam
 İslam toplumlarının davranışları “dünyadan elini
çekmek, çalışmamak sadece ibadet etmek”
şeklinde yanlış yorumlanmaktadır.
 Halbuki Allah’ın rızasını kazanmak, çalışma ve
verimlilik için çok büyük bir teşviktir.
 İslam dini yayıldığı alanın özelliklerine göre farklı
şekilde yorumlanabilmektedir.
13.12.2015 12:32
51
İş Ahlakı ve İslam
Bu da İslam dininin insanlar
arasında farklı şekilde
anlaşılmasına neden olmaktadır.
İslam devletlerinde iş hayatına yön
veren iki önemli müessese vardır.
13.12.2015 12:32
52
İş Ahlakı ve İslam
 Bunlar fütüvvet ve Ahi Teşkilatlarıdır.
Fütüvvet Teşkilatı İslamiyet’in ilk
asırlarında ortaya çıkmış, daha çok
gençlere yön vermiş, onların çeşitli
mesleklere sahip olabilmeleri ve mert,
yiğit, atılgan, cömert ve becerikli
olabilmeleri için çaba sarf etmiştir.
13.12.2015 12:32
53
İş Ahlakı ve İslam
 Ahi Teşkilatı ise Fütüvvet Teşkilatının
Anadolu da yayılmış bulunan bir
şeklidir ve tekkelerin birer meslek
kuruluşu haline gelmesini sağlamıştır.
 Bu teşkilatlar asırlar boyunca çalışma
ilişkilerini düzenlemişler ve onlara yön
vermişlerdir.
13.12.2015 12:32
54
05.05.2015
13.12.2015 12:32
55
İş Ahlakı ve Uzak-Doğu Dinleri
 İş Ahlakı ve Uzak-Doğu Dinleri
 Dünyanın büyük dinsel gelenekleri olarak ifade edilen
Yahudilik, Hıristiyanlık, İslam dinleri yanında iş ahlakıyla
ilgili önemli öğretiler içeren Budizm, Hinduizm ve
Konfüçyanizm gibi Uzakdoğu dinleri de vardır.
 Uzak Doğuda kökenli bu dinler Batı toplumlarını da
etkilemiş ve halen de etkilemeye devam etmektedir. Bu
etkinin en önemli sebeplerinden biri bu dinlerin iş hayatı
üzerindeki olumlu sonuçlarıdır.
 Uzak Doğu ülkeleri arasından Japonya ekonomik alanda
büyük başarılar elde etmiş bir ülkedir.
13.12.2015 12:32
56
İş Ahlakı ve Uzak-Doğu Dinleri
 Bu başarıyı sağlayan temel faktörler arasında
geleneksel Japon sistemini, endüstriyel organizasyonu,
tek ırk ve tek dilli bir ulus olmasını ayrıca kültürünü ve
dinini saymak mümkündür.
 Japonlar, geleneksel kültürleri içinde var olan ve
toplum çıkarı için her türlü özveriyi yapan bir ahlak
anlayışına sahiptirler.
 Japon toplumunda kişiler topluma yararlı olabildiği
ölçüde değer kazanırlar.
13.12.2015 12:32
57
İş Ahlakı ve Uzak-Doğu Dinleri
 İş ahlakı konusunda Japonlar Kaizen felsefesinden çok
yararlanmışlar ve iş hayatına bakışlarını Kaizen
felsefesine göre kurmuşlardır.
 Kaizen; sürece yönelik, küçük adımlı, insana dayanan,
bilgiyi paylaşan sürekli iyiyi arama çabasıdır. Kaizen
Felsefesinin baş sloganı şudur: ”En iyi iyinin düşmanıdır.”
 Japonlar hiçbir önemli teknolojiyi (bilgisayar, elektronik,
atom, genetik vb.) kendileri geliştirmemiş olsalar da, bu
teknolojilerin en iyi uygulayıcıları olmuşlardır.
 “Standartları korumak ve iyileştirmek”
13.12.2015 12:32
58
İş Ahlakı ve Uzak-Doğu Dinleri
 Japonların Kaizen felsefesinden öğrendikleri en
önemli kurallardandır.
 Japonlara özgü bir çok yönetim uygulaması vardır.
Yaşam boyu istihdam, kıdeme göre ücret, şirket
sendikaları bu uygulamalara bazı örneklerdir.
 Bu uygulamaların hepsinin ardında yatan Kaizen
felsefesidir. Bu felsefe kişinin sadece iş hayatı içindeki
hareketlerini değil, yaşamın her alanındaki
hareketlerini etkilemektedir.
13.12.2015 12:32
59
İş Ahlakı ve Uzak-Doğu Dinleri
 Uzak Doğuda bulunan ülkeler arasında Japonya
dışında Malezya, Singapur gibi ülkeler de bu dini
felsefelerden hayatın her yönünde olduğu gibi
ekonomik alanda da oldukça etkilenmişlerdir.
 Bu ülkeler Japonya kadar gelişmiş olmasalar da gelişme
yolunda hızla ilerlemektedirler.
 Budizm, Hinduizm, Konfüçyanizm gibi Uzak Doğu
dinlerinin ve Kaizen gibi felsefelerin etkilediği çevre
her geçen gün artmaktadır.
13.12.2015 12:32
60
İş Ahlakı ve Uzak-Doğu Dinleri
 Günümüzde özellikle Batı toplumlarında, Japonya gibi
güçlü bir örneğin de var oluşu ile, bu dinlere merak
daha da artmış ve bu dinlerin öngördüğü yaptırımlar
gün geçtikçe daha çok insan tarafından öğrenilmeye ve
benimsenmeye başlanmıştır.
 Bu da insanların günlük yaşamlarına ve iş hayatlarına
yansımaktadır.
13.12.2015 12:32
61
AHİLİK TEŞKİLATI
Adını Arapçada “kardeşim” anlamına
gelen “Ahi” sözcüğünden ya da
Türkçede “yiğit, cömert, eli açık”
anlamına gelen “akı” sözcüğünden
almıştır.
13.12.2015 12:32
62
AHİLİK TEŞKİLATI
 Terim anlamında Ahilik, XIII. yüzyılda Anadolu’da,
Balkanlar’da, Kırım’da Türkler tarafından kurulan
esnaf, sanatkâr ve üretici (sanayi ) birlikleri ile bu
birliklerin uyguladıkları ahlâkî, siyasî, iktisadi, felsefî
duygu ve prensipler anlamına gelir.Teşkilat anlamında
Ahilik, Anadolu’da birliği, refahı, toplum düzenini
sağlayan ve halkın maddî, manevî tüm ihtiyaçlarına
cevap verecek tarzda teşkilâtlanan sivil toplum
kuruluşudur.
13.12.2015 12:32
63
AHİLİK TEŞKİLATI
 Ahilik, Orta Asya’dan beri görülen Akı, yani cömertlik
felsefesinin İslamî Fütüvvet geleneğiyle kaynaşmasıdır.
 Türk-İslam kültür ve medeniyetinin oluşturulmasında
ve özellikle Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda önemli
bir rol oynayan teşkilât olarak Ahilik, içlerinde her
meslekten her sınıftan insan olan, layık, fakat merâtip
(Dereceler) silsilesine son derece bağlı üretici ile
tüketici arasında gereksiz haset ve çekişmeleri ortadan
kaldıran bir cemiyettir.
13.12.2015 12:32
64
AHİLİK TEŞKİLATI
 Ahilik, XIII. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar Anadolu’daki
esnaf ve sanatkâr birliklerine verilen işimdir.
 Bu birlik, köylere kadar yayılan örgütleriyle, millî
birliği ve bütünlüğü, sosyal dayanışma ve yardımı
temel ilke olarak benimseyen, dostluk ve kardeşlik
havası içinde, toplumsal ahlâk kurallarına sıkı sıkıya
bağlı, millî bir toplum kurmayı amaçlayan, yurt
ekonomisinde temel ihtiyaç maddelerini en kaliteli, en
ucuz biçimde üretmeyi öngören millî bir örgüt
biçimiydi.
13.12.2015 12:32
65
AHİLİK TEŞKİLATI
 Ahi ise, vicdanını kendi üzerine gözcü koyan,
helâlinden kazanan, yerine ve yeterince harcayan, ölçü
ve tartı ehli olan, yararlı şeyler üretip insanlara sunan
insandır.
 Sanatkârlara işyerinde yamak, çırak, kalfa ve usta
hiyerarşisiyle mesleğinin incelikleri öğretilirken,
bunların akşamları toplandıkları Ahi Zaviyelerinde
ahlâk eğitimi uygulanıyordu.
13.12.2015 12:32
66
AHİLİK TEŞKİLATI
Hem sosyal hem de kültürel yapılara ait bir terim
olarak Ahilik, birbirini seven, birbirine saygı duyan,
yardım eden, fakiri gözeten, yoksulu barındıran, işi
kutsal çalışmayı ibadet sayan, din ve ahlâk kurallarına
sıkı sıkıya bağlı esnaf ve sanatkârların iş teşkilâtı
manasını taşır.
Ahiliğin kurucusu, onu fütüvvet ilkeleri ile harmanlayan
Ahi Evran’dır.
13.12.2015 12:32
67
Ahlâkla sanatın ahenkli bir birleşimi olan Ahiliği
çok itibarlı bir duruma getiren Ahi Evran, Anadolu
halkına alın teri ile geçinme, başı dik, kendine
güvenli ve minnetsiz yaşama yeteneğini
kazandırmaya, yurt ve ulus sevgisi benimsetmeye
çalışmış, sistemin işleyişini ve fikri temellerini
biçimlendirerek özünü ve yönünü belirlemiş,
örgütü şekillendirmiştir.
13.12.2015 12:32
68
 Ahilik Amacı
 Ahi kültürüne göre insan iki kürekli bir kayığa benzer. Bir
kürek üretim, ticaret, ekonomi, sanat gibi işleri temsil eder,
diğer kürek insan ilişkileri ile ahlâkî değerlerdir. Kayığın
düzgün ve hızlı hareket etmesi için her iki küreğin de aynı
güç ve ritimde çekilmesi gerekir. Küreklerden biri çekilmez
işe ya da az çekilir işe kayık olduğu yerde dönecektir.
 Ahilik teşkilâtı, kişilere bir meslek, bir sanat öğretirken,
aynı zamanda toplum hayatını düzenleyen kuralları
benimseten, kişilere kendi kazancıyla onurlu, ahlâklı
erdemli yasamayı sunan bir teşkilâttır.
13.12.2015 12:32
69
Sanatla ahlâkı bütünleştiren bir teşkilât olan Ahilikte,
zaviyelerde ahlâkî eğitim yapılırken, iş hayatında da
meslekî eğitim yani kişiye bir meslek kazandırma çabası
sürdürülürdü.
 İş yeri sahibi, öğretecek kadar bilgi sahibi olduğuna dair
elinde icazet (diploma) ve iş yeri açma izni olan kimsedir.
Bir kişinin usta olabilmesi ve kendi iş yerini açabilmesi için
değişik öğrenim kademelerinden geçmesi en az üç usta
yetiştirmesi gerekirdi. Her şeyden önce o kişinin Ahi Birliği
üyesi olması, geçimini temin edecek bir iş ve sanatın olması
aranırdı. Boş gezen, bir işi olmayanlar Ahiliğe kabul
edilmediği gibi toplumda da itibar görmezdi.
13.12.2015 12:32
70
 Çalışma usullerinin, teknik bilgilerinin uygulandığı,
üretimin yapıldığı atölyelerde verilen eğitime iş
başında eğitim denilmektedir.
 Para sahibi olmak da iş yeri açmaya yeterli değildi.
Onun mutlaka elinde icazeti ve usta, kalfa ve çırak
yetiştirdiğine dair belgelerin ve faaliyet gösterdiği yerin
birlik başkanından izin alması gerekirdi.
13.12.2015 12:32
71
 Ahilikte yamaklık, iş hayatının ilk basamağıdır. Bir
meslek öğrenmesi amacıyla 10 yaş civarı çocukların bir
ustanın yanına verilmesiyle yamaklık başlardı.
Yamaklık süresi 2 yıldı ve bu süre içerişinde yamaklık
edenlere para verilmezdi. Yamaklık süresinin sonunda
yamaklar özel bir törenle çıraklığa geçerlerdi. Çıraklık
süresinde çırak hem mesleği öğrenmek hem de iyi
insan olmak için yetiştirilmeye başlanırdı.
13.12.2015 12:32
72
 Çırak sürekli iş yerinde olmak, iş yerinde öğretilenleri
zaviyede anlatılan dersleri takip etmek zorundaydı.
Dükkânı temizlemek, dükkânda malzeme taşımak
çırağın göreviydi. Çıraklar ustalarından haftalık alırdı.
 Usta çırağının meslekî ve ahlâkî açıdan yeterli
derecede olgunlaştığını meclise bildirdiğinde çırak için
örgüt tarafından bir tören düzenlenerek çırağın
kalfalığa geçmesi sağlanırdı.
13.12.2015 12:32
73
 Törende Ahi Baba tarafından usta adayının kulağına şu
Ahilik nasihati okunurdu.
13.12.2015 12:32
74
Ahilik nasihati











Harama bakma,
Haram yeme,
Haram içme,
Doğru, sabırlı, dayanıklı ol,
Yalan söyleme,
Büyüklerinden önce söze başlama,
Kimseyi kandırma,
Kanaatkâr ol,
Dünya malına tamah etme,
Yanlış ölçme, eksik tartma,
Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini ve hiddetli iken
yumuşak davranmasını bil,
 Ve kendin muhtaç iken bile, başkalarına verecek kadar cömert ol.
13.12.2015 12:32
75
Ahiliğin Davranış Kuralları
 Ahiliğin davranış kuralları fütüvvetnâme denilen
metinlerde toplanmıştır. Bu davranış kurallarının
hepsi birden kişiye öğretilmezdi, kişinin bulunduğu
asamaya uygun şekilde öğretilirdi.
 Ahiliğin ahlâkî temellerinde
 3 şey kapalı
 3 şey açık olmalıydı
13.12.2015 12:32
76
Ahiliğin Davranış Kuralları (Kapalı Olanlar)
 Ahiliğin Davranış Kuralları (Kapalı Olanlar)
 Eli, dili, beli bağlı tutmak.
 Elini bağlı tut: Hırsızlık, zorbalık ve kötülük
etmemek için.
 Dilini bağlı tut: Dedikodu yalan iftira ve kötü
sözlerden uzak durmak için.
 Belini bağlı tut: Kimsenin namusuna, haysiyet ve
şerefine göz dikmemek için.
13.12.2015 12:32
77
Ahiliğin Davranış Kuralları (Açık Olanlar)
 Ahiliğin Davranış Kuralları (Açık Olanlar)
 Kapıyı, keseyi, sofrayı açık tutmak.
 Kapını açık tut: Misafirperver olmak için.
 Keseni açık tut: Cömert olmak için,
düşkünlere yardım etmek için.
 Sofranı açık tut: Fakirlere yemek yedirmek,
misafire ikramda bulunmak için.
13.12.2015 12:32
78











1. İyi huylu ve güzel ahlâklı olmak.
2. İçi dışı, özü sözü bir olmak.
3. Sözünü bilmek, sözünde durmak.
4. Affedici olmak
5. Tatlı dilli olmak.
6. Sır saklamak.
7. Cömert, ikram ve kerem sahibi olmak.
8. Kötü söz ve hareketlerden sakınmak
9. Başkasının malına hıyanet etmemek.
10. Güler yüzlü olmak.
11. Kötülük edenlere iyilikte bulunmak.
13.12.2015 12:32
79
 12. Hiç kimseyi azarlamamak.
 13. Sabırlı olmak.
 14. Öfkesine hâkim olmak.
 15. Hile yapmamak.
 16. Hizmette ayrım yapmamak.
 17. Hataları yüze vurmamak.
 18. Bir sanat ve iş sahibi olmak.
13.12.2015 12:32
80
 Ahilik, kuruluşunda ve sonrasında
insanların bir sanat dalında uzman
olmalarını sağlayıp çalışma yaşamında
konum almalarını hedefleyen, sanatkârın
ahlâkî düzeyini yükselten, iş dünyasına
insancıl boyutlar kazandıran bir sosyoekonomik kuruluştur.
13.12.2015 12:32
81
 İyiliği, doğruluğu, kardeşliği,
yardımseverliği kısacası bütün güzel
değerleri yapısında içselleştiren Ahilik,
yaşadığı dönemde ahlâk, eğitim-bilim,
kalite-standart, üretici tüketici,
denetim konularında toplumsal
işleyişlere nüfuz etmiştir.
13.12.2015 12:32
82
 Ahilikte öne çıkan bir diğer amaç, üretici ve
tüketici ilişkilerini karşılıklı haklılık
temelinde organize etmektir. O dönemdeki
toplumsal ve iktisâdi krizlerin ortaya
çıkardığı bu sanatkârlar grubu, toplumun
bu iki kesiminin birbirleriyle etkileşimlerini
düzenleyerek sosyal barışa hizmet etmiştir.
13.12.2015 12:32
83
 Ahilikte odak noktası, insandır.
 Hedef, insanı mutlu kılmaktır. Sosyal yardımlaşma
esas alınarak toplum gruplarının çıkarlarının
birbirleriyle çarpışmasına set çekilmiştir.
 Toplum grupları bireyler işçi-işveren, üreticitüketici, kadın-erkek, genç-yaşlı...vb
gruplandırılarak birbirleriyle çatışma ve
mücadeleye zorlanmayıp toplumda iç huzur ve
barışın sağlanmasına çalışılır.
13.12.2015 12:32
84
 Ahilik, insanları çalışmaya tevsik eder, bir
sanat dalında yetişmelerini, başkasına
muhtaç olmamalarını hedefler, bu şöyle
ifade edilir: “Daima işle meşgul ol, bir
sanat ustası yanında makbul bir hale
gel. Tembel adamlar hiçbir şey elde
edemezler.”
13.12.2015 12:32
85
Ahiliğin Sosyo -Ekonomik Amaçları
 Kişiyi eğitip üretici ve faydalı bir hale getirmek ve
şekilde onu toplumda lâyık olduğu en uygun yere
ulaştırmak.
 2. Ahlâklı, verimli ve üretken bir çalışma ortamı
meydana getirmek ve bu ortamın sürekliliğini
sağlamak.
 3. Karşılıklı anlayış ve güvene dayalı işbölümü ve
işbirliğini gerçekleştirerek toplumda sosyo-ekonomik
dengeleri kurmak.
13.12.2015 12:32
86
Ahiliğin Amacı
 Geçimini temin edecek bir meslek veya sanatı
olmayanlar ve yardım etmeyen, yardımlaşmayan,
başkasına yük olan ve başkasının sırtından geçinenler
Ahi olamaz ve Ahiliğe girmiş ve ustalık şeddi bağlamış
olsalar bile ahlâksızlık, ayyaşlık, iftira ve hıyanette
bulunanlar Ahilikten çıkarılır ve ustalığı düşerdi, bu
durum bir hafta içinde Ahi teşkilatlarına duyurulur.
13.12.2015 12:32
87
 Ahilik değerleri kaynaştıran ve hayata
geçirilmesini sağlayan bir yeniliktir.
Türklerin “Rönesans”ıdır. Ahilik anlayışı,
toplumda yasayan fertleri birbirine
yaklaştırmak ve aralarında dayanımsa
kurulmasını sağlamaktır. Bir toplumda
birlik ve dayanışmayı sağlayan en önemli
unsur müşterek değerlerin korunması ile
mümkündür.
13.12.2015 12:32
88
 Türklerin Anadolu’da bin yıldan beri
varlığını sürdürmelerindeki sır, Ahilik
anlayışı içerişinde bu değerlere saygı
göstermelerinde yatmaktadır. Bu anlayışa
göre din, dil, ırk farkı gözetmeksizin herkese
eşit muamele yapılmıştır.
 Bir toplumda sosyal tabakalaşma olabilir.
13.12.2015 12:32
89
 Kimi zengin, kimi fakir olabilir; fakat ikisi arasındaki
fark fazla olmamalıdır. Ahilik zenginliğe karşı değildir.
Çalışmak ve üretmek, alın teri ile kazanmak Ahilikte
bir ahlâk kuralıdır.
 Bunun için herkesin mutlaka bir mesleği ve işi
olmalıdır. Ahilik, halkın sırtından geçinenlere, bir
köşeye çekilip miskin miskin oturanlara karşıdır.
Ahilikte iş etiği, kabul edilmesi mecburî kurallar
haline gelmiştir.
13.12.2015 12:32
90
 Kendinden önce başkalarını düşünmek ve
kollamak, hak ettiğinden fazlasını istememek,
kanaat ve tevazu ölçüleri içinde hırs ve
tamahtan uzaklaşmak kendi yeteneğine uygun
bir işle meşgul olmak, sanatını mutlaka üç
üstaddan öğrenmek ve birliğin, beraberliğin
koruması için dayanışma içinde bulunmak
Ahiliğin mutlaka uyulması şart olan ahlâk
kaideleridir.
13.12.2015 12:32
91
 Bu kaideler, Ahileri tekke ve türbelerde çöreklenerek,
el açıp halkın kutsal duygularını sömürerek onların
sırtından bedava geçinen asalak zümrelerden ayıran
farktır. Ahiler yeniliğe açık insanlar olup, halka sanat,
meslek ve genel bilgiler öğretmek için var gücüyle
çalışırlar.
 Ahilikte, iş yerinde çalışanlar ile çalıştıranlar arasında
pek fark olmadığı gibi aralarında baba-oğul ilişkileri
vardır.
13.12.2015 12:32
92
 İş yeri aynı zamanda sanatın ve ahlâkın
öğretildiği bir okuldur. Burada üretilen mal,
belli bir ihtiyacı karşılayacak şekilde
kusursuz ve tam olarak üretilir.
 Emeğin karşılığı çalışanın alın teri
kurumadan ödenir. İş yerlerinde çalışanlar
ve çalıştıranlar dayanımsa içerişindedir. Bu
uygulama emek ve sermeyenin barışık
olduğu bir model oluşturur.
13.12.2015 12:32
93
 Günümüzde toplam kalite, müşteri
beklentileri, tüketici korunması,
standart üretim gibi kavramların önemi
yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır.
 Günümüzde kaliteli üretim için
başvurulan tedbirlerle tüketicinin daha
ucuz, daha kaliteli mal alma imkânı
doğmuştur.
13.12.2015 12:32
94
 Ahilik sisteminde bir malın
üretiminden tüketicinin eline geçene
kadar üretimin her safhası bütün
çalışanların sorumluluğu altındadır.
Çıraklar, kalfalar ve ustalar hep birlikte
malın kalitesinden sorumludur. Ayrıca
oto kontrol sistemi ile malın kalitesi
sürekli denetlenir.
13.12.2015 12:32
95
Ahi Evran ’da İş Etiği
 XIII. yüzyılda Anadolu’da ortaya çıkan Ahi teşkilatı, iyi
insan olmanın niteliklerini üzerinde taşıyan
sanatkarların, iyi esnaf ve ticaret erbabı olmalarını
amaçlıyordu.
 Bu kurumlar iş ilişkilerini kutsal kitabımıza ve kadim
geleneklerimize dayandırıyor ve buradan hareketle
ticarette ve sanatta temelli ahlâk kuralları
geliştiriyordu.
13.12.2015 12:32
96
Ahi Evran
 Ahi Evran;
 Farabi ve İbn-i Sina’nın eserlerini okumuş. Fahreddin
Razi’den de ders alarak, ekonomi
 ve tıp alanında kendisini yetiştiren bir bilim insanıdır.
 Anadolu’da, ilmini ve tecrübesini Ahilik sistemine
dönüştürerek günlük hayata geçirir.
13.12.2015 12:32
97
 O da devrin ünlü âlimleri gibi düşünerek
eğitimin amacının insanların ihtiyaçlarını
gidermek olduğuna inanır.
 Bu düşüncenin özü; kabiliyetleri farklı olan
bireylere aynı eğitim vermenin hatalı olacağı
görüşüne dayanır. İnsanlar arasında fizikî
yapı, akıl ve düşünce açısından farklılıklar
olması tek tip insan yetiştirilmesini
önlemiştir.
13.12.2015 12:32
98
 Sanatın çeşitli dalları vardır. Fertler
yeteneklerine göre kendisine en uygun olanını
seçmeli bu konuda uzmanlaşması
sağlanmalıdır. Ahi Birlikleri’nde bir meslek
dalına eleman alınırken, bir takım sınamaya
tabi tutulurdu. Her şeyden önce mesleğe aday
olan kimsenin istidadı ve yetenekleri dikkate
alınırdı. Huy ve kabiliyeti denenir, zekâ
derecesi ölçülür ve çocuğun hangi mesleğe
yatkın olduğu tespit edilirdi.
13.12.2015 12:32
99
 Böylece gencin ileride başarı gösterebileceği bir
meslek secimi yapılıdır. Tabi ki bu seçimden önce
çocuğun isteği de göz önünde bulundurulur.
Ondan mesleğini sevmesi ve başarılı olması
beklenirdi.
 Ahi Evran kaleme aldığı Letaf-i Hikmet adlı
eserinde toplumun ihtiyaçlarıyla ilgili görüşlerini,
herkesin anlayacağı biçimde açık seçik ifade etmiş
ve bu eseri Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’a
sunmuştur.
13.12.2015 12:32
100
 Kitabın ana fikri günümüzde de geçerliliğini korumaktadır.
Şöyle ki; “insanoğlu medenî tabiiyetlidir. Yani insan,
yemek, içmek, giyinmek, evlenmek, mesken edinmek
gibi çok şeylere muhtaç olarak yaratılmıştır. Hiç
kimse kendi basına bu ihtiyaçları karşılayamaz. Bu
yüzden demirci, marangoz, yapı ustası, kuyumcu,
hekim, derici gibi çeşitli meslekleri yürütmek için çok
sayıda insana ihtiyaç duyulur. Bu meslek dallarının
gerektirdiği âlet ve edevatı imal etmek için de birçok
insan gücüne ihtiyaç vardır”.
13.12.2015 12:32
101
 Toplumun ihtiyaç duyduğu ürünlerin
üretimi için gerekli olan tüm sanat
kollarının yaşatılması şarttır. Bununla da
kalmayıp, insanların sonradan doğacak
ihtiyaçlarını karşılamak için yeni sanat
dallarının meydana getirilmesi
gerekmektedir.
13.12.2015 12:32
102
 Ahi Evran’daki ahlâkî oluşumlarda bilimin,
sanatın ve fütüvvet ilkelerinin etkisi vardır.
 Ahi Evran’a göre sanat, bilimsel
uygulamaları günlük yasama aktarma
aracıdır. Çileci hayat tarzını benimsememiş,
birliğe üye olanlara da bir sanatla
uğraşmalarını tavsiye etmiştir.
13.12.2015 12:32
103
 Ahi Evran’da Ahi, “helâl kazanç”la sorumludur ve
buna kişinin kendi emeği ile geçinebileceği bir
mesleğe sahip olması ile ulaşılır. Sanatında
çalışarak zengin olan Ahiler, varlıklarını topluma
hizmet aracı olarak gördüklerinden sosyal
faaliyetler de yürütmekteydiler.
 Ahi birliklerini kurup yaygınlaştıran Ahi Evran ve
arkadaşları, örgütün ahlâkî kurallarını iyi olma
felsefesine dayanan fütüvvetnâmelerden
almışlardır.
13.12.2015 12:32
104
 Fütüvvetteki mertlik, yiğitlik, delikanlılık,
cömertlik ve el açıklığı Ahi Evran ve Ahilere
ahlâkî bir bakış açısı kazandırmıştır.
 Örneğin bir Ahi esnafı müşterisine “Bugün
yeterince satış yaptım, lütfen komşu
dükkanda alışveriş yapın” derdi.
13.12.2015 12:32
105
 Ahi Evran, tüketici haklarının korunmasına büyük özen
gösterirdi.
 Örneğin, aşırı fiyat dalgalanmalarına set çekmeye çalışıp
halkın zarar görmesine engel olurdu. Hileli, bozuk,
kalitesiz malların piyasaya sürülmemesini sağlardı.
 Halk arasında kullanılan “pabucu dama atılmak” deyimi
Ahi Evran’ın yapımını beğenmediği ayakkabıları dama
atmasından dolayı yayılmıştır. Esnaf denetlemelerinde
esnaf arasında yardımının ve dayanışmanın arttırılmasını,
esnafın beceri ve bilgilerini yükseltmelerini tavsiye ederdi.
13.12.2015 12:32
106
 Ahi Evran’ın bir sanatla uğraşmayanı Ahi
birliklerine üye kabul etmemesi, din ve
duygu istismarının önüne geçmesi, esnaf ve
sanatkârın meslekî ve insanî yönlerinin
geliştirmek amacıyla eğitim programları
düzenlemesi, toplum fertlerinin başkasına
muhtaç olmadan bir sanatta ustalaşmalarını
ve yaşam standartlarının yükselmesini
sağlamıştır.
13.12.2015 12:32
107
 Ahi Evran, üyelere ve insanlara dürüstlüğü,
hırsızlık yapmamalarını, sır tutmayı ve kötü
söz söylememelerini tavsiye ederek Ahi
birliklerinin mimarı olmuştur.
 Ahi Evran’a göre eğitim, meslekî olgunluğa
ulaşmak için gerekli bilgileri kazandırma ve
bireyin davranışlarını etkileme ile ahlâkî
gelişimini sağlamaktır.
13.12.2015 12:32
108
 Ahi Evran eğitime, insanın yeteneklerini ve
insanî yönünü biçimlendirme sanatı olarak
bakmaktadır. Böylece Ahi Evran bireyi,
kendine ve çevresine faydalı kamil insan
olarak yetiştirmeyi hedeflemiştir. Ahi
Evran’ın amacı kişilere meslek ve ortak
davranışlar kazandırmayı hedefleyen bir
kurum oluşturmaktır.
13.12.2015 12:32
109
12. MAYIS. 2015
13.12.2015 12:32
110
YÖNETİMDE ETİK İLKELERİ
13.12.2015 12:32
111
 Yönetimde Etik Niçin Önemlidir?
13.12.2015 12:32
112
Yönetim süreci şu temel aşamalardan oluşur;
 başkalarını yakından ilgilendiren ve etkileyen kararlar
almayı
 karar ve politikaları herkesin yararına olacak şekilde
uygulamayı
 örgütsel ve bireysel gereksinimlerin karşılanmasını
 çatışmaların örgüt ve bireylerin yararlarını gözetecek
şekilde çözümlenmesini
13.12.2015 12:32
113
 Örgütte yapılması gereken görevlerin iş görenlere adil
olarak paylaştırılmasını
 İş görenlerin yansız olarak değerlendirilmesi
 Örgütün kaynaklarının bir kişi ya da grup için değil
örgütsel amaçları gerçekleştirmek için kullanılması
 Emeğin değerinin verilmesi
 Hakların ve sorumlulukların adil olarak paylaşımı
13.12.2015 12:32
114
 Yönetim süreci içinde yerine getirilmesi
gereken işlevler, ister tekdüze, ister
nadiren ortaya çıkan durumlar olsun,
sorunların çözümünde yaratıcılık
gerektirir ve bazı genel kuralların
davranışlara rehber olarak alınmasını
zorunlu kılar.
13.12.2015 12:32
115
İş görenlerin davranışlarına yön
veren ve iyi-kötü, doğru -yanlış
ayrımının kişiye görelikten çok,
evrensel kabul gören ölçülere göre
belirlenmesinde etik ilkeler çok
önemli bir işlev görmektedir.
13.12.2015 12:32
116
 Mesleki ve toplumsal değişmeler,
yöneticileri sürekli olarak etik sorunlarla
yüzyüze getirmektedir.
 Etik değerler ve ilkeler, yasalar ve siyasalar,
bir kimsenin gerçekte neye inanması
gerektiği ve inandığını söylediği
davranışların oluşmasında sağlam bir temel
oluşturur.
13.12.2015 12:32
117
 Yöneticinin kendi etik ölçütlerini geliştirmesi uzun
bir süre davranışlarını sınamasını gerektirir. Bu
değerlerin bireylerce sınanması ve tanımlanması
sonucunda, birbirine eklenen etik davranış
ölçütleri okumayı, çalışmayı, düşünmeyi ve
kendini sınamayı gerektirir .
 Bir kurumda etik davranışların benimsenmesi üst
yönetimde başlamalı, orta düzey yöneticilere
aktarılmalı ve örgütün tüm iş görenlerine
yayılmalıdır.
13.12.2015 12:32
118
 İşyerlerinde etik standartlarının
korunmasının garantisi, birçok astlarla
çalışan yöneticilerin yüksek etik
standartlarına sahip olmasıdır.
 Özellikle otorite figürü olarak okul
yöneticilerinin davranışları büyük bir
önem taşımaktadır.
13.12.2015 12:32
119
 Hem öğretmenler ve diğer iş görenler hem
de öğrenciler okul müdürü gibi bir
yetkilinin tutumlarını, eylemlerini ve
yaklaşımlarını taklit etme eğilimindedir.
 Ayrıca iş görenler, işyerinde biçimlenen
ideallerini, tutumlarını ve inançlarını
topluma taşımakta ve aileleri, arkadaşları ve
etkileştikleri diğer bireyler yoluyla
yaymaktadırlar.
13.12.2015 12:32
120
 Bu açıdan yöneticiler, iş görenlere
olumlu ve örnek davranışlar sergilemek
gibi bir toplumsal sorumluluğa da
sahiptir.
 Yapılan bir araştırma yöneticilerin etik
anlayışları açısından şu sonuçları
ortaya koymuştur:
13.12.2015 12:32
121
 Yöneticilerin temel amacı, örgütsel etkililiği sağlamaktır.
 Kazancın en üst düzeye çıkarılması ya da yatırımcıların





çıkarının artırılması, yönetsel etkinliklerin en önemli
amacı değildir.
Müşterilerin/paydaşların katılımı önemlidir.
Dürüstlük, bütün düzeylerdeki yöneticiler için önemli bir
özelliktir.
Eşler, etik ikilemlerle mücadelede yöneticilerin en önemli
yardımcılarıdır.
Örgütsel standartlara uyum konusunda iş görenlere baskı
yapılmalıdır.
Etik ikilemlerle başa çıkmada bütün yöneticiler
başkalarının öğütlerine ihtiyaç duymaktadırlar.
13.12.2015 12:32
122
 Yönetsel etik üç bölümde ele alınabilir:
 Kişisel uygulamalar ve ahlaki sorunlar:
Bu bölümdeki etik sorunlar, yöneticilerin
yasadışı olan ancak kişisel doyum veya
kazançla sonuçlanan etik seçimlerini içerir.
Örneğin kaynakların yanlış kullanımı, cinsel
taciz veya bazı çıkar çatışmaları bu gruba
girmektedir.
13.12.2015 12:32
123
 Mesleki eylemler: Bu grup,
yöneticilerin mesleki konularla ilgili
olarak yaptığı etik seçimleri içerir.
Örneğin adam kayırma, sorun
çıkmasını önlemek için ilgili tarafların
baskılarına boyun eğme, iş görenlerin
işten atılmaları bu tür örneklerdir.
13.12.2015 12:32
124
 Günlük yönetim işleri: Bu grup,
gücün kullanımı, örgütlerin ve
bireylerin şekillendirilmesi, doğru
değerlerin kararlaştırılması, gücün adil
bir şekilde kullanılıp kullanılmadığının
ve uygulanan seçimlerin haklılığının
yargılanmasını içerir.
13.12.2015 12:32
125
Birinci grup
 Yasal düzenlemeler ve toplumsal beklentilerin zaten
mevcut olması nedeniyle, etik kararların alınmasında en az
sorun yaşanan gruptur.
İkinci gruptaki
 Sorunlar ilişkili tüm taraflar için olağanüstü karmaşık,
yoğun ve ortaya çıktığında üzerinde durulması gereken etik
sorunlardır.
Üçüncü gruptaki
 Sorunlar, ikinci gruptakiler kadar yoğun, acil ve tehlikeli
tepkiler yaratacak türden olmayabilir. Ancak bu sorunlar
sürekli, daha yaygın ve örgüt üzerinde daha uzun dönemli
 etkileri olan sorunlardır.
13.12.2015 12:32
126
 Okul yöneticisi yasa ve siyasaları uygulamak
ve sonuçlarını denetlemek zorundadır.
 Yasa ve siyasaların belirlediği sınırlar dışında
hareket etmek, etik kuralların ciddi olarak
ihlali anlamına gelir. Bireyler yasa ve
siyasalar hakkında gerekli bilgiye sahiplerse,
yasal zorunluluklar biçimsel
zorunluluklardan daha az yoruma açıktırlar.
13.12.2015 12:32
127
 Etik sorumluluklar, bireylere yasal gerekliliklerle yüklenen







değil, bilinçte yerleşmiş öznel sorumluluklar alanına
girmektedir.
Yetkinin kullanımı
İnsanlara ilgi gösterme
Karakter
Mesleki bağlılık
Resmiyet
Adalet
Sadakat ve öngörü gibi etik değerlerin biçimsel yanı belirli
bir kalıp, biçim ya da şekil içeren zorunlulukları içerir.
13.12.2015 12:32
128
 Örneğin bir yönetici, yetkisini istismar
etmekle ya da astlarına karşı haksız
tutumlarından dolayı suçlanabilir.
 Etik sorunlar sık sık belirsiz ve karmaşık
koşullar altında zor seçimlerin yapılmasını
gerektirir.
 Verilen kararların en iyisi olduğundan emin
olmak güçtür.
13.12.2015 12:32
129
 Aynı zamanda bir seçenek diğerlerinden daha iyi
olabilir. Nedenlere dayalı ve yansız olarak karar
vermek ve verilen kararların başkalarınca
yargılanarak adil bulunması, bakış açımızın doğru
olduğunu kanıtlar.
 Kararlarda ahlaki gerekçelendirme yapılması, adil
ve iyi kararların verilmesine yardımcı olur.
 Örgütlerin üretimleri iş görenler eliyle
gerçekleştirilir.
13.12.2015 12:32
130
 Mal, hizmet ya da düşünce şeklinde
gerçekleştirilen üretim sürecinin niteliği,
iş görenlerin yeterlikleri ile doğrudan
ilişkilidir. Yeterlik kavramı, bilgi, beceri ve
tutumları içeren ve iş görenin kendinden
beklenen rolleri, beklenen nitelik ve
nicelikte gerçekleştirmelerini anlatan bir
kavramdır.
13.12.2015 12:32
131
 İş görenlerin yeterliklerinden söz edebilmek
için, işin gerektirdiği bilgi ve beceriler kadar,
işe ve çalışma alanına özgü tutumlara da
sahip olmaları gerekmektedir.
 İş görenlerin mesleki karar, davranış ve
ilişkilerinde temel alacakları değerler ve
bunlara ilişkin yargılar, çalışma yaşamı ve
örgütsel gelişim açısından büyük önem
taşımaktadır.
13.12.2015 12:32
132
 Örgütlerin amaç ve süreçlerini tanımlayan yasalar,
bir bakıma yöneticilerin ve diğer iş görenlerin nasıl
davranması ve neyi yapıp neyi yapmamaları
gerektiğini belirlemişlerdir.
 Hukuk kurallarının var olması, her zaman onlara
uyulması anlamına gelmemekte ve eğer iş görenler
etik değerler açısından yeterince gelişmemişlerse,
yasalar ve politikalar iş görenlerin evrensel
anlamda kabul edilebilir, etik davranışlar
göstermelerini sağlamamaktadır.
13.12.2015 12:32
133
 Örneğin, bir yatırım uzmanınca, 65 yaşın
üstünde, orta halli bir yatırımcıya çok uzun
dönemli spekülatif bir hisse senedini alması
önerilirse, bu etik ilkeler açısında kabul
edilebilir bir öneri olmaz.
 Çünkü 65 yaşın üzerinde orta halli bir
yatırımcı için düzenli gelir sağlayabileceği
yatırım seçenekleri daha uygun olacaktır.
13.12.2015 12:32
134
 Bu durumda yaşlı bir yatırımcıya çok
uzun dönemli yatırımlar yapmasına
ilişkin öneride bulunmanın yasal bir
engeli yoktur ancak etik açıdan doğru
değildir.
13.12.2015 12:32
135
 Etik tartışmalar da işte tam bu noktada
başlamaktadır. Aslında örgütlerin, kültürlerinin
ürünü olan ve iş görenlerin toplumsallaşması ve
belirli davranış kalıplarını benimsemelerini
sağlayan yazılı olmayan kuralları vardır. Ancak,
örgüt kültürünün etik davranışlar açısından
tanımlanarak, yazılı hale getirilmesinde yarar
vardır.
 Erdemlerin kazanılması, iş görenlerin kişiliklerinin
gelişimi ile yakından ilgilidir.
13.12.2015 12:32
136
 Doğruyu yanlıştan ayırmak ve doğru
olanı seçip, uygulamak kolay kazanılan
bir nitelik değildir. Çeşitli olasılıklar ve
durmadan değişen koşullara göre en
uygun tepkileri ve davranışları
geliştirmek, uzun süren deneme ve
yanılmalardan sonra gerçekleşir .
13.12.2015 12:32
137
 Tüm kamu görevlilerinin ve
yöneticilerin, mesleki etik
konusundaki duyarlılıklarının
geliştirilmesi ve etik ilkelerini bir
davranış biçimi haline getirmeleri, iş
yaşamı ve örgütsel amaçlara ulaşılması
açısından büyük önem taşımaktadır.
13.12.2015 12:32
138
 Etik ilkeler içinde yer alması gereken,
yansızlık, dürüstlük, tarafsızlık, adalet,
eşitlik gibi kavramlar, ya da kayırma,
rüşvet, yaranma, yolsuzluk, çıkar
sağlama, bencillik gibi etik dışı
davranışlardan ne anlaşılması
gerektiğinin açıkça tanımlanmasında
yarar vardır.
13.12.2015 12:32
139
 Çünkü kişisel bakış açılarına göre iş
görenler bu kavramların içini
diledikleri gibi doldurmak eğiliminde
olabilirler.
 Bir kurumda çalışmaya başlayan iş
görenler, kendi inanç, değer, düşün
sistemi, yargı ve davranış kalıplarını da
örgüte getirirler.
13.12.2015 12:32
140
 İş görenlerin oluşturup benimsedikleri etik
değerler onların tutum ve davranışlarında
temel yol göstericiler olmaktadır.
 Ayrıca örgüt içinde katıldıkları kümeler de iş
görenlerin bu davranış ve düşünce
kalıplarını etkiler ve değiştirir.
 Yöneticilerin davranışları, örgüt içinde
büyük önem taşır.
13.12.2015 12:32
141
 Bu önem yöneticinin doğru
davranışlarla üretimi hedefleyen bir
kurumun en yetkili temsilcisi
olmasından yöneticilerin hem iş
görenler için hem de müşteriler için bir
otorite figürü olarak rol modeli
olmaları gerekliliğinden kaynaklanır.
13.12.2015 12:32
142
 Etik kurallar, piyasanın tam rekabet
ortamında, düzgün bir şekilde
çalışması için yasalara ek olarak,
toplumun değer yargılarına uygun
olarak geliştirilmiş kurallar dizisidir.
Ayrıca bazı davranışlar yasalara uygun
olabilir ancak etik anlamda doğru
kabul edilmeyebilirler
13.12.2015 12:32
143
Yönetimde Uyulması Beklenen
Etik İlkeler
13.12.2015 12:32
144
 Yönetimde etiğin niçin gerekli olduğunu ana
hatlarıyla ifade ettikten sonra yönetimde uyulması
beklenen etik ilkeleri ve kaçınılması gereken etik
dışı davranışlar tanımlanmaya geçiyoruz.
 Bu bağlamda ilk olarak her meslek için ortak
sayılabilecek ancak yönetimde de mutlaka
uyulması gereken etik ilkeleri ve bu ilkelerin
dayandığı temel kavramlar tanımlanmaya
çalışacağız.
13.12.2015 12:32
145
 Temelinde eşit toplumsal koşullar ve imkanlar
içinde tüm insanların özgürce ve çok yönlü
gelişmesini, eşit hak ve sorumluluğun
paylaşıldığı bir toplulukta kişilerin yaratıcı
olarak iş görebilmesini, herkese temel eşit hak
ve ödevler tanınmış olmasını, kişinin
erdemlerinin toplumca ve toplumun tüm
üyelerince güvence altına alınmış bulunmasını
öngören ve dile getiren etik ve hukuk ilkesidir.
13.12.2015 12:32
146
 Bir kurum açısından adalet, iş
görenlere, kuruma katkıları oranında
haklarının; kurallara aykırı
davranmaları durumunda da uygun
yaptırımın uygulanmasıdır.
13.12.2015 12:32
147
 Örgütsel adalet, örgütte çalışan kişiler
arasında görevler, mallar, hizmetler,
ödüller, cezalar, ücretler, örgütsel
pozisyonlar, fırsatlar ya da roller gibi
kazanımların dağıtılması ya da dağıtım
kararlarının alınmasına yönelik olarak
geliştirilen kurallar ve bu kuralların
dayandığı toplumsal normlarla ilgilidir.
13.12.2015 12:32
148
İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY)
etkinliklerinde dikkate alınması
gereken dört adalet türü vardır.
Şimdi bunların ne olduğunu
incelemeye çalışalım:
13.12.2015 12:32
149
Dağıtımcı Adalet
 Dağıtımcı Adalet:
 “Bireylerin elde ettikleri kazanımların
hakça dağıtılıp dağıtılmadığına ilişkin
algılardır”.
 Bireyler dağıtım adaletinin uygunluğuna
ilişkin yargılarını ortaya koyarken elde
ettikleri kazanımları daha önce elde ettikleri
veya diğer kişilerin kazanımları ile
karşılaştırırlar .
13.12.2015 12:32
150
Dağıtımcı Adalet
 Dağıtımcı adalet, bireylere hakların,
yararların ve sorumlulukların dağıtılması
ilkelerini belirlemeyi ve düzenlemeyi
amaçlar.
 Dağıtılan haklar her iş gören tarafından
farklı algılandığından, görelidir. Verilen
yönetsel kararlar, ilgili kişilerce haklı ya da
haksız bulunabilir.
13.12.2015 12:32
151
Dağıtımcı Adalet
 Dağıtımcı adalet söz konusu
olduğunda ve yargılama
yapabileceğimiz açık standartların
olmadığı durumlarda karşılaştırma
yolu ile adalet duygusu oluştururuz.
 Bu karşılaştırmalar benzerlik, yakınlık,
göze çarpma gibi unsurlara dayalıdır.
13.12.2015 12:32
152
Dağıtımcı Adalet
 Benzerlik: Kendimizi iş, eğitim, geçmiş
yaşantı açısından benzerlerimizle
karşılaştırırız.
 Yakın çevre: Kendimizi komşularımız ya da
birlikte çalıştığımız kişiler gibi yakınımızdaki
kişilerle karşılaştırırız.
 Göze çarpma: Kendimizi çabucak aklımıza
gelen kişilerle karşılaştırırız. Bunlar ya kişisel
olarak tanıdığımız ya da dikkat çekici kişilerdir.
13.12.2015 12:32
153
Süreçsel Adalet
 Bir kurumda çalışan bireyler yalnızca
kazanımlarının adil olup olmadığı ile
değil, bu kazanımların dağıtımına yönelik
kararların alınması ve uygulanmasındaki
süreçlerin adil olup olmadığı ile de
yakından ilgilenirler.
 Süreçsel adalette üç standart önemlidir:
13.12.2015 12:32
154
Süreçsel Adalet
 Yansızlık: Doğru veri, denetim ve
değerlendirmeye izin veren bilgi
arayışı.
 Güvenilirlik: Tutarlılığın sağlanması
 Durumsallık: Bireylerin durumlarına
göre muamele görmesi.
13.12.2015 12:32
155
Süreçsel Adalet
 Konunun uzmanları dağıtım uygulamalarını dört ayrı
ilkeye dayandırarak gruplandırmaktadır:
 Bunlar;
 dağıtımın kişilerin performansına göre yapılmasını
öngören rekabet ilkesi,
 dağıtımın her koşulda eşit yapılmasını içeren tam
eşitlik ilkesi,
 dağıtımın bireylerin göreli katkılarına göre
yapılmasını öngören hakkaniyet ilkesi
 dağıtımda kişilerin ihtiyaçlarını belirleyici olarak
kabul eden ihtiyaç ilkesidir.
13.12.2015 12:32
156
Süreçsel Adalet
 İnsan kaynaklarında adalet dağıtımında kişilerarası
farklılıkları gerekçelendirmede kullanılan ilkeler
yukarıda ifade ettiğimiz ilkelere oldukça
benzemektedir. Bu ilkeler Miller tarafından şu şekilde
sıralanmıştır:
 Mutlak eşitlik ilkesi
 İhtiyaç ilkesi
 Başarı ilkesi
 Katkı ilkesi
 Çaba ilkesi
13.12.2015 12:32
157
Süreçsel Adalet
 Dağıtımla ilgili kararların veriliş süreçlerinin bazı özellikleri








taşıması, adil bir dağıtımın gerçekleştirilmesi olasılığını da
artırmaktadır. Örneğin;
kişilere haklarında karar verecek kişileri seçme fırsatı tanıyan,
tutarlı,
kurallara dayanan,
eksiksiz ve doğru bilgileri temel alan,
karar mekanizmalarını tanımlayan,
kişileri önyargılara karşı koruyan,
kişilere bilgi alma hakkı veren,
prosedürlerde değişiklik yapılmasını mümkün kılan, kabul
edilmiş etik kurallara uyan prosedürler olmalıdır.
13.12.2015 12:32
158
Etkileşimsel Adalet
 Etkileşimsel Adalet:
 Bu adalet türü örgütlerde bireyler arası ilişkilerin
niteliğine bağlıdır .
 Etkileşim adaleti aslında prosedür adaletini
tamamlayan bir kavramdır.
 Etkileşim adaletinde, karar vericilerin, karardan
etkilenen kişilere karşı tavırları son derece
önemlidir. Çünkü kişiler kendilerine karşı
gösterilen tavırları örgüt içi adaletin göstergesi
olarak algılarlar.
13.12.2015 12:32
159
 Dürüstlük, nezaket, kişi haklarına saygı
gösterme, birbirini dinleme gibi
tavırlar, onların adalete ilişkin
yargılarında önemli kriterler haline
gelmektedir.
 Bir diğer önemli unsur da karar
vericilerin, kararları ile ilgili
açıklamalarıdır.
13.12.2015 12:32
160
Etkileşimsel Adalet
Kişiler, makul açıklamalar yapıldığı
sürece karşılaştıkları olumsuz
durumlara rağmen alınan
kararların adil olduğunu
düşünebilmektedirler .Bu
açıklamalar prosedürlerin
meşrulaşmasını sağlamaktadır.
13.12.2015 12:32
161
Etkileşimsel Adalet
 Tüm örgüt çalışanları prosedürlerin
uygulanması sürecinde kendileriyle iletişim
kurulması ve kararların açıklanması
konusunda duyarlıdırlar ve bu iletişimin
samimiyet ve saygıya dayanması gibi
normatif beklentiler içindedirler .
13.12.2015 12:32
162
Düzeltici Adalet
 Düzeltici Adalet:
 Düzeltici adalet üç kavrama yer verir. Bunlar:
 telafi
 bazı şeylerden yoksun bırakma
 cezalandırma
 Düzeltici adalet, bir kimsenin, başkalarının eylem ve
işlemlerinden dolayı zarar görmesi ya da haksızlığa
uğraması durumunda, bu adaletsizliğin ortadan
kaldırılmasını içerir.
13.12.2015 12:32
163
Düzeltici Adalet
 Telafi, kurbanın verdiği kayıp ya da
zararın giderilmesidir.
 Düzeltici adalet, hak dağıtıcı adaletin
yetersizlik ve kusurlarını düzeltmede
önemli bir araçtır.
13.12.2015 12:32
164
Düzeltici Adalet
 Yoksun bırakma, zarar verenin yanlış
davranışlarından dolayı bazı avantajlardan yoksun
bırakılmasını içerir. Diğer bir deyişle, düzeltici
adalet, hak dağıtıcı adaletin bozulduğu noktada
ortaya çıkar.
 Cezalandırma, zarar veren kişinin eyleminden
dolayı cezalandırılmasıdır. Düzeltici adalete
hukuksal anlamda hukuka aykırı davranışlar için
yaptırımın uygulanması da denilebilir.
13.12.2015 12:32
165
Düzeltici Adalet
 Yönetimde iyi dağıtılamayan adaleti
düzeltme mekanizmaları kurulmalı ve
işletilmelidir. Şikayet, itiraz ve üst yönetime
başvurma gibi mekanizmalar yoluyla
çalışanların düzeltme isteme haklarını
kullanmaları ve bu nedenle de
cezalandırılmamaları önemlidir. Böylece
etik uygulamaların yerleşmesi de
sağlanabilir.
13.12.2015 12:32
166
Düzeltici Adalet
 Yöneticiler, örgütte görevlerin,
yükümlülüklerin, sorumlulukların ve
yararların eşit bir şekilde dağıtılmasından
sorumludurlar.
 Hak dağıtıcı adaletin yeterince
sağlanamadığı durumlarda, bu durumdan
zarar gören ya da haksızlığa uğrayan iş
görenler düzeltici adaletin işletilmesini
talep etmesi oldukça doğaldır.
13.12.2015 12:32
167
Düzeltici Adalet
 Eşitlik
 Eşitlik, yararların, sıkıntıların, hizmetlerin
dağıtılmasında uygulanacak sınırların
belirlenmesini içerir.
 Eşitlik, dürüstlük ve adalet kavramları ile
bütünleşmiş bir kavramdır.
 Eşitlik kavramı temel bireysel eşitlik, kısmi eşitlik
ve blokların eşitliği açılarından ele alınmaktadır.
13.12.2015 12:32
168
Düzeltici Adalet
 Temel bireysel eşitlik
 Temel bireysel eşitlik anlayışında, eşit
bireylerden oluşan tek bir sınıf vardır.
 Örneğin, toplumdaki tüm
vatandaşların bir oy hakkı vardır. Bu tür
eşitlik, tüm eşitlere eşit davranılması
anlamına gelir.
13.12.2015 12:32
169
Düzeltici Adalet
 Kısmi eşitlik
 Kısmi eşitlik, toplumdaki farklı gruplara eşitlik
sağlamak için farklı davranılmasını içerir.
 Örneğin, çiftçilerle işadamları farklı vergi
öderler. Çünkü gelir düzeyleri birbirlerinden
farklıdır.
 Kısmi eşitliğe, yapılandırılmış, sistematik
eşitsizlik adı da verilebilir. Burada gruplar
eşitlik için eşitsizleştirilmektedir.
13.12.2015 12:32
170
Düzeltici Adalet
 Blokların eşitliği
 Blok eşitliği, gruplar arasında ve alt sınıflar arasındaki
eşitliği sağlamayı amaçlamaktadır.
 Kısmi eşitlikte, grupların toplumsal yapılandırmalar ile
ortaya çıkmasına karşın, blokların eşitliğinde söz
konusu sınıflar genellikle doğal olarak ortaya
çıkmaktadır.
 Örneğin, kadın-erkek, yaşlı-genç gibi sınıflar doğal
olarak oluşmuştur. Blok eşitliğinde bloklar içinde bir
eşitsizlik vardır ve genellikle karşı bloktan eşitlik
istenir.
13.12.2015 12:32
171
Düzeltici Adalet
 Örneğin, kadın eşitliği için erkeklerden
eşit davranmaları istenmektedir.
 Örneğin istihdamda bazı bloklara
kotalar ayrılması; azınlıklara iş
teşvikleri verilmesi gibi kamu
siyasaları, blok eşitliği mantığına
dayanmaktadır.
13.12.2015 12:32
172
Düzeltici Adalet
 Dürüstlük ve Doğruluk
 Etik davranış, başkaları ile ilişkilerde
dürüst olmayı ve içtenliği gerektirir.
İçten ve dürüst davranmayan
yöneticiler, ilişkilerde kendi sonlarını
hazırlarlar ve güven ortamı ortadan
kalkar.
13.12.2015 12:32
173
Düzeltici Adalet
 Kurumda siyasi güç kazanmanın kendisi
etik dışı bir davranış değildir. Bununla
birlikte politik güce ulaşmak için
dürüstlükten ödün verilmesi, etik
kurallarının önemli ölçüde ihlal edilmesi
anlamına gelmektedir.
 Doğruluk, tüm yaşamın ve eylemlerin
gerçekler üzerine kurulmasını gerektirir.
13.12.2015 12:32
174
Düzeltici Adalet
 Gerçeklerin, bireyin kendi duygu, düşünce, inanç
ve yararları doğrultusunda çarpıtılması, daha
sonraki eylem ve işlemlerin doğruluğunu da
ortadan kaldırır.
 Yalan, her dönemde ahlak dışı, doğruluk ise ahlaklı
davranışın temel ilkelerinden biri olarak kabul
edilmiştir.
 Dürüstlük, doğruluğu içerir, ama ondan farklı bir
kavramdır.
13.12.2015 12:32
175
Düzeltici Adalet
 Doğruluk gerçeği söylemek, yani sözlerimizi gerçeğe
uydurmaktır.
 Dürüstlük ise, gerçeği sözlerimize uydurmak, yani
sözümüze bağlı kalmak ve beklentileri
gerçekleştirmektir.
 “Doğruluk, içten gelen ilke ve değerlerden
kaynaklanırken, dürüstlükte dıştan kaynaklanan
ilke ve değerler önemlidir” şeklinde yapılan
doğruluk tanımında dürüstlük, doğruluğun gerekli
ama yeterli olmayan bir koşuludur.
13.12.2015 12:32
176
Düzeltici Adalet
 Dürüstlük ve doğrulukla bağdaşmayan yalan kavramı,
birini aldatmak amacıyla söylenen sözdür.
 Yönetimde yalan, çoğunlukla güvensizlik ve korkudan
kaynaklanır.
 Yöneticinin kendisi yalandan uzak durarak, doğruluğu
konusunda astlarına ve üstlerine tam bir güven
sağlamak zorundadır. Ayrıca astların yalan söylemesini
ya da gerçekleri çarpıtmalarını önlemek için yönetici,
astlarını korkutmamalı, içten ve açık bir ortam
yaratmalı ve astlarının hak ve yararlarını tanımalıdır.
13.12.2015 12:32
177
Düzeltici Adalet
 Tarafsızlık
 Tarafsızlık, nesnellik ve yansızlık
kavramlarını da çağrıştırır. Bu açılardan
bakıldığında nesnellik, her türlü öznel etki
ve öğelerden bağımsız olabilme durumunu
tanımlar.
 Öznellik ise, kişiden kişiye değişen, kişinin
kendi yorumunu kattığı ve kişisel yargılarına
göre şekillenmeyi içerir.
13.12.2015 12:32
178
Düzeltici Adalet
 Tarafsızlık, yansız kalmayı, gerçeği yansıtmayı,
deneye, gözleme, kanıta dayanmayı ve somut
veriler üzerinden hareket etmeyi gerektirir.
 Tarafsızlık ya da nesnellik, insanın bireyleri ya da
nesneleri oldukları gibi görebilmesi ve bu
görüntüyü bireyin kendi istek ve korkuları ile
oluşturduğu görüntüden ayırabilmesidir.
 Nesnel olabilmek kişinin duygularını değil, aklını
kullanmasını gerektirir.
13.12.2015 12:32
179
Düzeltici Adalet
 Bireylerin nesnel olabilmeleri, karşılarındaki
birey ya da nesne hakkında kendi ilgi,
gereksinim ve korkularını işe karıştırmadan, bu
görüntüleri çarpıtmadan, aradaki farklılığın
görülmesini gerektirir.
 Yönetici, bir kamu görevlisi olarak,
vatandaşlarla ve iş görenlerle ilişkilerinde
yansız olarak davranmak ve hizmet sunmak
zorundadır.
13.12.2015 12:32
180
Düzeltici Adalet
 Yöneticinin astlarına taraflı
davranması, iş görenlerin üstlerine
karşı kapalı bir tavır içine girmelerine
ve daha da önemlisi iş görenlerin adalet
ve güven duygularının zedelenmesine
yol açmaktadır.
13.12.2015 12:32
181
 Sorumluluk
 En genel anlamda sorumluluk, belirli bir
görevin istenilen nitelik ve nicelikte yerine
getirilmesidir. Genellikle iki tür sorumluluk
vardır.
(1) üstlere hesap vermeyi içeren “sorumlu
olma”
(2) bir işi yapmayı üstlenmek anlamına gelen
“sorumluluk alma”.
13.12.2015 12:32
182
 Sorumluluk, kişiye dışarıdan yüklenmiş olan
bir görev olarak algılanmaktadır.
 Sorumluluk, başkalarının gereksinmelerine
yanıt vermeye hazır olmak anlamına
gelmektedir.
 Sorumluluk, mesleki ve etik ölçütlere
uymayı gerektirdiği kadar bu ölçülerin
yaratılmasını da gerektiren bir kavramdır.
13.12.2015 12:32
183
 Genel anlamda bakıldığında
sorumluluk kişinin kendi eylemlerini
ya da kendi yetki alanına giren
herhangi bir olayın sonuçlarını
üstlenmesidir.
 İnsan, davranışlarının hesabını önce
kendisine, sonra diğer insanlara
verebilmelidir.
13.12.2015 12:32
184
 Sorumluluk kavramı, çok temel bir konu olarak
etik tartışmaların merkezinde yer alır.
 Sorumluluk etik değerlerin başında gelir ve
“sorumlu davranmak” , ahlaki bir yaşamın bütün
gereksinimlerini karşılayacak bir ifadedir.
 Sorumluluk bireyin hem yaşamındaki kişisel
rollerinde, hem de toplumsal hiyerarşi içindeki
yeri ve konumunda ortaya çıkan çok önemli bir
boyuttur.
13.12.2015 12:32
185
 Bu nedenle sorumluluk ilgili olduğu alan açısından
pek çok farklı şekilde karşımıza çıkmakta ve
tanımlanmaktadır.
 Doğal sorumluluk, yapay sorumluluk, kişisel
sorumluluk, mesleki sorumluluk, yurttaşlık
sorumluluğu, ahlaki sorumluluk, kazara
sorumluluk, konum sorumluluğu, ilişki
sorumluluğu, aile sorumluluğu, sosyal sorumluluk
kavramları bunlardan bazılarıdır.
13.12.2015 12:32
186
 Hans Jonas “Sorumluluk İlkesi” adlı
eserinde doğal ve yapay sorumluluk
ayrımını yapmaktadır.
 Yapay sorumluluk ise bir sözleşmeyle
yüklenilen ve zaman ve içerik açısından
belirlenmiş bir sorumluluktur. Bir
işyerinde çalışmak yapay sorumluluğa
örnek olarak gösterilebilir.
13.12.2015 12:32
187
 Yapay sorumluluk durumunda ise
vazgeçme, istifa gibi yollarla bu
sorumluluktan kurtulmak söz konusudur.
 Doğadan kaynaklanan, hiçbir ön koşulu
gerektirmeyen, geri çevrilemeyen ve
vazgeçilemeyen türdeki doğal sorumluluğa,
ebeveynlerin sorumluluğunu örnek
göstermektedir.
13.12.2015 12:32
188
Bütün sorumluluk türlerinde üç
kavram büyük önem
taşımaktadır.
Bunlar bütünlük, süreklilik ve
gelecektir.
13.12.2015 12:32
189
 Bütünlük, insan yaşamının bütün alanlarından
sorumlu olmayı içerir. Yani hangi tür sorumluluk
olursa olsun, ilgili konunun bütünü hakkında
sorumluluk üstlenmeyi gerektiriyor.
 Süreklilik sorumluluklara ara vermenin
olanaksızlığını, çünkü yaşamın bütünlük içinde ara
vermeden sürdüğünü dile getirir.
 Gelecek kavramı ise aslında üstlenilen
sorumlulukların gelecekle ilgili olmasını dile getirir.
13.12.2015 12:32
190
 İnsan davranışlarının etik açıdan kabul
edilebilir olmasında hak ve sorumluluk
ekseni çok önemli bir yer tutmaktadır.
 Hak ve sorumluluk karşılıklıdır.
 Çocukların hakları, anne babaların
sorumluluklarını tanımlar.
 Öğrencilerin hakları, öğretmenlerin
sorumluluklarıdır.
13.12.2015 12:32
191
 Yurttaş hakları ise genellikle Devletin
sorumlulukları olarak karşımıza
çıkmaktadır.
 Bu karşılıklılık ekseninde anne
babaların, öğretmenlerin ya da
Devletin hakları da diğer bireylerin
sorumluluğudur.
13.12.2015 12:32
192
 Hiç kimse sorumlu davranan bireyler olarak
doğmaz. Sorumluluk duygusu ve sorumlu
bir karakter zamanla biçimlenir.
 Duygu, düşünce ve eylemlerimizle ilişkili
günlük alışkanlıklarımız ve gelecekteki
davranış kalıplarımız sorumluluk
eğitimimize bağlı olarak şekillenir.
 Her bir sorumluluğun kaynağı farklıdır.
13.12.2015 12:32
193
 Öz saygıdan, vicdandan, söz vermiş
olmaktan, başkası tarafından sorumlu
kılınmış olmaktan, görevden, gelenekten,
yasalardan, ahlaktan, vatandaş olmaktan
kaynaklanan sorumluluklarımız vardır. Bu
bağlamda her insanın kendisine, çevresine,
topluma, hukukun üstünlüğüne, gelecek
kuşaklara karşı sorumlulukları mevcuttur.
13.12.2015 12:32
194
Sorumluluk eğitimi, genel bir
karakter eğitiminin bir parçası
olarak çocukluktan itibaren evde,
okulda ve iş yaşamında
gerçekleştirilmelidir.
13.12.2015 12:32
195
 Bu üç yapı içinde alınan sorumluluk
eğitimi, bu günün ve geleceğin sorumlu
yurttaşlarını ve bağlı olarak da
demokrasi kültürünün gelişmesini
sağlayacaktır.
13.12.2015 12:32
196
Download

Meslek Etiği Vize Sonrası Notlar