ÖĞRENME
BELLEK
ALGI
BİLİNÇ
Sunum Planı
• ORGANİZMA VE ÇEVRE
• DUYUM VE ALGI
• ÖĞRENME
• BELLEK
• BİLİNÇ
• BİLİNCİN DEĞİŞİK BİÇİMLERİ
ORGANİZMA VE ÇEVRE
• Organizmanın çevreyle ilişkileri, çevredeki
uyarıcıların duyu organları tarafından beyine
uyarım göndermesiyle gerçekleşir.
• Organizma, her zaman çevreden gelen
uyarımlara uyum sağlama eğilimindedir.
• Çevreden gelen uyarımların organizmanın uyum
durumunu bozacak şekilde şiddetli veya az olduğu
zaman organizma bu duruma uyum sağlayamaz.
• Organizmanın aşırı ve yetersiz uyarım sonucunda
tekrar eski normal haline dönmesine dengelenme
(homeostasis) denir.
• Organizmanın aynı uyarıcıyla sürekli
karşılaşmasına ve artık bu duruma tepki
vermemesi ise duyarsızlaşmayı ifade eder.
Duyumun oluşabilmesi için gerekli şartlar
•
•
•
•
İçerden veya dışardan bir uyarıcının olması
Duyu organlarının sağlam ve yeterli olması
Uyarıcının taşınabileceği uygun ortamın olması
Uyarıcı şiddetinin duyum eşikleri arasında
olması
Duyum eşiği: Organizmanın bir uyarıcıyı fark
etmeye başladığı noktadır.
• Duyu organlarımızın alt ve üst duyum eşikleri
vardır. Özellikle görme ve işitme alanlarında,
doğadaki enerjinin çok sınırlı bir kısmını
alabiliriz.
DUYUM VE ALGI
• Duyum, iç veya dış dünyadan gelen
uyarımların beyne ulaşmasıdır.
• Algı ise beyne ulaşan bu duyumlara anlam
verilmesi, onların tanınması demektir.
Algının Özellikleri
①Algıda Seçicilik
①Algıda Değişmezlik
②Algıda Organizasyon
③Derinlik Algısı
①Uzay ve Zaman Algısı
Algıda Seçicilik
• Organizma dış
dünyadan bir çok
uyarıcıyla karşılaşır.
• Algıda seçicilik
organizmanın,
dikkatini birçok
uyarıcı içinden belli
uyarıcılar üzerinde
yoğunlaştırmasıdır.
Algıda seçiciliği etkileyen faktörler
Dış faktörler
• Uyarıcının şiddeti ve
büyüklüğü
• Tekrar
• Tuhaflık
• Değişkenlik
• Hareketlilik
• Zıtlık
İç faktörler
• İlgi
• Meslek
• İhtiyaçlar
• Beklentiler
• Geçmiş yaşantı ve
deneyimler
Sherlock Holmes ve Dr.Watson kamp yapmaya giderler. İyi bir
yemek yedikten sonra uyumak için çadırlarına çekilirler. Birkaç saat
sonra Holmes uyanır ve güvenilir arkadaşını uyandırır.
 ‘‘ Watson etrafına bak ve bana ne gördüğünü söyle’’
 Watson ‘’ milyarlarca yıldız görüyorum’’ diye cevap verir.
 ‘‘Peki bu ne demektir Watson’’ diye sorar Holmes
Watson bir an duraklar ve şu yanıtı verir:
 ‘‘Astronomik olarak bu uzayda milyarlarca galaksi ve gezegen
olduğu anlamına gelir.’’
‘‘Astrolojik olarak sanırım Saturn Aslan burcuna girmiş olmalı’’
‘‘Horolojik olarak saat üçü çeyrek geçmekte’’
‘‘Teolojik olarak Allah’ın gücünü ve bizim küçüklüğümüzü
görmekteyim’’
‘‘Meteorolojik olarak yarın güzel bir gün olacak’’
‘‘Peki sence bu ne anlama geliyor Holmes?’’
 Holmes arkadaşını sabırla dinledikten sonra cevap vermiş:
‘‘Watson, seni aptal. Bir hırsız çadırımızı çalmış’’.
Algıda Değişmezlik
• Farklı durumlarda farklı şekillerde görülen
nesnelerin , önceki öğrenme ve deneyimlerin
etkisiyle gerçekte olduğu gibi algılanmasıdır.
• Büyüklük değişmezliği
• Biçim değişmezliği
• Renk değişmezliği
Algıda Organizasyon
• Uyarıcıların bir bütün içinde
algılanmasıdır.
• Gerek varlıkların gruplar
halinde algılanmasında,
gerekse eksikliklerinin
tamamlanarak
algılanmasında, gerekse şekil zemin ilişkisi içinde
algılanmasında algıda
organizasyon özelliği etkilidir.
Derinlik Algısı
• Gerçekte üç boyutlu olan
varlıklar gözün ağ tabakasına
iki boyutlu düşer. Ancak yine
üç boyutlu algılanır.
• Paralel uzantıların kesişen
noktalarının uzakta
algılanması doğrusal
perspektif dediğimiz derinlik
ipucundan yararlanılarak
gerçekleşmektedir.
Uzay ve Zaman Algısı
• Varlıkların birbirine göre uzaklığı uzay algısını,
değişen sürenin göreli algısı da zaman algısını
ortaya koyar.
• Buna göre ‘önde’, ‘arkada’, ‘yanda’ ifadeleri
uzay algısını; ‘önce’, ‘biraz’ ‘sonra’, ‘yakında’
gibi ifadeler de zaman algısını belirtir.
Algı Yanılmaları
①İllüzyon
②Halüsinasyon
İllüzyon
• Yanılgıda rol oynayan bir uyarıcı durum vardır. Bu
durum gerçekte olduğundan farklı algılanır.
• İllüzyon fiziki ve psikolojik olmak üzere 2’ye ayrılır.
• Psikolojik illüzyon bireylere göre değişebilir, fiziki
illüzyon ise bütün bireylerde aynı şekilde görülür.
• Örneğin bir bardak su içindeki kaşığın kırık olarak
algılanması fiziki illüzyona; yerdeki bir bez parçasının
fare olarak algılanması ise psikolojik illüzyona örnektir.
• İllüzyonda mutlaka bir dış uyarıcı vardır.
Halüsinasyon
• Dışarıdan herhangi bir uyarıcı olmadığı halde
uyarıcı varmış gibi algılanması olayına
halüsinasyon denir.
• Zil çalmadığı halde zil çaldı demek, bulutların
üzerinde uçtuğunu iddia etmek gibi…
• İllüzyon bütün bireylerde görülebilir.
• Halüsinasyon ise genellikle ateşli hastalık
geçirenlerde, akıl hastalarında ve alkoliklerde
görülür.
Algıyı Etkileyen Faktörler
• Dikkat
• Geçmiş yaşantı ve öğrenme
• Güdü ve ihtiyaçlar
• Algıya hazır olma
• Psikolojik durum
• Çevre
• Kişisel özellikler
• Duygular
ÖĞRENME
• Öğrenme, tekrar veya yaşantılar sonucu, eğitim veya
öğretim sonucu davranışlarda meydana gelen
değişmelerdir.
• Örneğin yabancı dil konuşmayı öğrenme bir davranış
değişikliğidir.
• Her öğrenme sonucu az yada çok bir davranış değişikliği
meydana gelir. Ama her davranış değişikliği bir öğrenme
değildir.
• Buna göre içgüdü, refleks veya şans eseri gerçekleştirilen
davranışlar öğrenme değildir.
• Öğrenmede olgunlaşma ve motivasyon önemli
bir faktördür.
• Çünkü bir şeyi öğrenebilmek için belli bir
olgunlaşma düzeyine gelinmesi ve belli bir
motivasyonun olması gerekir.
Öğrenme Türleri ve Süreçleri
①Deneme-Yanılma Yoluyla Öğrenme
②Motor Öğrenme
③Bilişsel Öğrenme
④Koşullanma Yoluyla Öğrenme
Deneme-Yanılma Yoluyla Öğrenme
• Tekrar ve denemeler sonucunda yeni
davranışların kazanılması esasına dayanır.
• Bu denemeler esnasında olumlu nitelikteki
davranışlar kazanılır, olumsuz nitelikteki
davranışlar terkedilir.
• Tekrar sayısı arttıkça hata miktarı azalır, hata
miktarı azaldıkça da öğrenme düzeyi artar.
Motor Öğrenme
• Öğrenmenin, ağırlıklı
olarak algısal veya bilişsel
bileşenleri değil, kas
bileşenleri öne çıkan
türleri için kullanılan ortak
bir terimdir.
• Yeni becerilerin, alışkanlık
yapılarının kazanılması
buna bir örnektir.
Bilişsel Öğrenme
4 ana başlık altında incelenir:
Kavrayış yoluyla öğrenme:Olaylar ve durumlar arası
ilişkinin aniden çözülmesi sonucu oluşan öğrenmedir.
Model alarak öğrenme (Gözleme yoluyla): Başkalarının
hangi durumlarda nasıl davrandığını gözleyip, onlar gibi
davranma sonucu oluşan bir öğrenme türüdür.
Sözel öğrenme: Sözcüklerle yapılan öğrenmedir.
Farkında olmadan öğrenme: Gizli öğrenme de denir.
Koşullanma Yoluyla Öğrenme
• Organizmanın önceleri tepki göstermediği bir
uyarıcıya belli koşullar altında (ödül veya ceza
uygulamasının yapılmasıyla) tepki göstermeye
başlaması bu öğrenmenin esasını oluşturur.
• Sözü edilen koşullar, klasik koşullanmaya ve
edimsel koşullamaya göre değişmektedir.
Klasik Koşullanma: Doğal bir uyarıcının
karşısında yapılan bir davranışın yapay uyarıcı
karşısında da yapılmasıdır.
Edimsel Koşullanma: Edimsel koşullanmanın
temelinde ödül-ceza vardır. Organizmaya
istenilen tepki gösterildiğinde ödül, aksi
durumda ceza verilmesi sonucu gerçekleşir.
Klasik koşullanmayla edimsel koşullanma arasındaki
farklar
• Klasik koşullanmada pekiştirici (ödül veya ceza)
davranıştan önce, edimsel koşullanma da ise istenilen
davranıştan sonra verilir.
• Klasik koşullanmada uyarıcı ve davranışlar bellidir,
edimsel koşullanma da ise davranışlar rastlantısaldır ve
bu davranışlar biçimlendirilmeye çalışılır.
• Klasik koşullanmada her durumda pekiştirme yapılır;
edimsel de ise uygun davranışlara pekiştirme yapılır.
Koşullanmayla ilgili kavramlar
•
•
•
•
•
Pekiştirme
Genelleme
Ayırt etme
Sönme
Kendiliğinden geri gelme
• Pekiştirme: Koşullanma öğrenmesinin gerçekleşmesini
sağlayan ödül veya ceza uygulamalarıdır.
• Pekiştirme, davranışların kazanılmasını ve yerleşmesini
sağlar.
• Pekiştirmeyi sağlayan unsurlara pekiştireç denir.
• Olumlu ve olumsuz pekiştireç olmak üzere 2 ye ayrılır.
• Olumlu pekiştireç ile ödül eş anlamlı olarak
kullanılabilir.
• Fakat olumsuz pekiştireç ceza anlamında kullanılamaz.
• Ceza istenmeyen davranışın sonucunda verilirken,
olumsuz pekiştireç ise davranışın kazandırılması
sürecinde verilir.
• Genelleme: Koşullu uyarıcıya gösterilen
tepkilerin benzerlerine de gösterilmesidir.
• Ayırt etme: Genellemenin tersi olarak, benzer
uyarıcılar arasındaki farklılığın anlaşılmasıyla
koşullu uyarıcıya benzer uyarıcılara tepki
göstermenin terk edilmesidir.
• Sönme: Pekiştirmenin kesilmesiyle zaman
içinde koşullu davranışın ortadan kalkmasıdır.
• Kendiliğinden geri gelme: Sönmüş davranışın,
hiçbir pekiştirme olmadığı halde bir süre sonra
kendiliğinden ortaya çıkmasıdır.
Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler
①Öğrenen Bireyden Kaynaklanan Faktörler
②Öğrenme Yönteminden Kaynaklanan
Faktörler
③Öğrenilen Malzemeden Kaynaklanan
Faktörler
④Öğrenmenin Yapıldığı Ortam
Öğrenenden Kaynaklanan Faktörler
•
•
•
•
•
•
Güdülenme
Zeka
Yaş ve olgunlaşma
Bilgi birikimi
Fizyolojik durum
Psikolojik durum
• Bilgi birikimi: Önceden kazanılmış olan bilgiler, yeni
öğrenmeleri etkiler. Ancak bu etkileme olumlu veya
olumsuz olabilir. Böyle bir etkilemenin olabilmesi için
önceki öğrenilenlerle sonraki öğrenilecekler arasında
ilke, içerik, teknik bakımdan benzerlik olması gerekir.
İki türlü geçiş olabilir.
 Olumlu geçiş (Pozitif transfer): Önceki öğrenilenlerin
sonraki öğrenmeleri kolaylaştırmasına denir. Bisiklete
binmenin, motosiklet kullanmayı kolaylaştırması gibi.
 Olumsuz geçiş (Negatif transfer): Önceki öğrenilenlerin
sonraki öğrenmeleri zorlaştırmasına denir. İki parmakla
daktilo yazmayı öğrenmiş olan biri, hiç yazmayana göre
on parmak yazmayı daha zor öğrenir.
Öğrenme Yönteminden Kaynaklanan Faktörler
• Aralıklı ya da toplu öğrenme: Yöntem olarak az
zamanda çok tekrar yerine, konunun çok
zamanda azar azar tekrar edilmesi öğrenmeyi
olumlu etkilemektedir.
• Öğrenmeye aktif olarak katılma: Anlatma
okumaya göre bireyi daha aktif yapacağından,
öğrenme düzeyini artırmaktadır. Aynı zamanda
aktif durumlarda uygulamalara da yer
verileceğinden, öğrenme düzeyi artmaktadır.
• Sonucun bilinmesi: Öğrenmenin gerçekleşip
gerçekleşmediği hakkındaki sonucun bildirimine
yönelik faaliyetler öğrenmeye önemli katkı
sağlamaktadır. Konu anlatımından sonra yapılan testler
sonucun bildirilmesine yöneliktir.
• Bütün ya da parçalara bölerek öğrenme: Konuların
uzun, kısa, somut, soyut, anlamlı anlamsız olması
durumuna göre öğrenilmesinde bütün - parça - bütün
ilişkisinin kurulması öğrenmeyi etkiler. Buna göre zor,
uzun, anlamsız konularda bütün - parça bütün
çalışması, diğer durumlarda ise konuların bütün halinde
öğrenilmesi olumlu sonuç vermektedir.
• Programlı öğrenme: Önceleri öğretme
makinalarında geçerli olan bu öğrenme,
şimdilerde bilgisayarlarda uygulanmaktadır.
Bireyin bilgisayarın başına geçerek, bilgisayarın
programlanmış olarak sunduğu bilgileri kendi
öğrenme hızına ve kapasitesine göre
öğrenmesidir. Bu öğrenme sorularla pekiştirme ve
cevabını hemen görme esasına dayanır.
• Tekrarlara yer verme: Tekrar sayısı arttıkça hata
miktarı azalmaktadır. Bu durumda da öğrenme
düzeyi giderek artmaktadır. Çünkü tekrar,
pekiştirici olarak öğrenmelerin kuvvetlenmesini
sağlar.
Öğrenilen Malzemeden Kaynaklanan Faktörler
•
•
•
•
•
Uzun, soyut ve anlamsız olması
İlgi ve ihtiyaca uygun olması
Sistemli düzenlenmiş olması
Birbirini destekleyici olması
Beden ve zihin gelişimine uygun olması
BELLEK (HAFIZA)
• Yaşam sürecinde öğrenmiş olduğumuz
bilgilerin saklandığı yerdir.
• Duyum ve algılarla kazanılan bilgilerin beyinde
saklanması, gerektiğinde de hatırlanması
şeklinde gerçekleşen zihinsel bir işlevdir.
Belleğin 3 aşaması vardır.
Bilgiler kodlanır
Bilgiler saklanır
Lazım olunca geri getirilir.
Unutma bu üç aşamadan birinde meydana gelen
aksaklıktan kaynaklanır.
Öğrenilen bilgilerin kodlanabilmesi için de ilk
şart o bilginin veya nesnelerin algılanmasıdır.

•
•
•
Kısa Süreli Bellek
Zihinde bilgileri tutma süresinin çok kısa olduğu (1-3 dk) bellektir.
Bilgi kısa süreliğine lazımsa kısa süreli belleğe yerleştirilir.
Örneğin, ilk defa duyduğunuz bir telefon numarası kısa süreli
bellekte yer alır. Telefon konuşmasından sonra da kaybolur. Kısa
süreli belleğin en önemli özelliği bilgilerin izine bir süre sonra
rastlanamamasıdır.
 Uzun Süreli Bellek
• Uzun süreli bellekte yer alan öğrenilmiş bilgiler uzun zaman
aralığında burada yer alabilir.
• Bu bellekteki bilgiler anlam ve özellikleri bakımından düzenlenir.
• Örneğin, lisedeki numaramızı ,ev telefonumuzu uzun süreli bellekte
tutarız. Çünkü bu bilgileri sürekli ve uzun süre kullanırız.
UNUTMA
• Önceden öğrenmiş olduğumuz bilgilerin
zaman içinde kaybolmasıdır.
• Zaten insan hayatı boyunca öğrendiği bilgileri
hafızasında tutamaz.
• Yeniler öğrenilirken eskiler unutulmaya
başlanır.
Unutmanın Nedenleri
• Kullanılmama yüzünden silinme
• Bastırma: Hatırlandıkça üzüntü veren bilgilerin
unutulmasıdır. Bu görüşte olanlar, unutmayı rahatsız edici
durumların bilinçaltına bastırılması olarak açıklar.
• Ket vurma (Bozucu etki)
 İleriye ket vurma: Önceki öğrenilmiş olan bilgilerin
sonradan öğrenilmiş olan bilgileri unutturması.
 Geriye ket vurma: Sonradan öğrenilmiş olan bilgilerin
önceden öğrenilmiş olan bilgileri unutturması.
• Organik nedenler: Ani şok, yaşlılık, korku, heyecan, ateşli
hastalık gibi durumlar organizmada unutmaya neden
olabilmektedir.
• Ket vurma ile transfer kavramları birbirinden farklıdır.
• Transfer öğrenme öncesi ; ket vurma ise öğrenme
sonrası gerçekleşir.
• Transferde önceki öğrenilenler sonraki öğrenmeleri
olumlu ya da olumsuz yönde etkilerken , ket vurmada
ise bir öğrenmeden önce yada sonra gerçekleşen
öğrenme, söz konusu öğrenmenin hatırlanmasını
olumsuz yönde etkiler.
• Kısacası transferin öğrenmeye , ket vurmanın ise
hatırlamaya etkisi vardır.
Unutmayla İlgili Sonuçlar
• Mutlak unutma yoktur.
• Unutmanın derecesi öğrenmenin derecesine bağlıdır.
• En son öğrenilenler daha geç unutulur.
• Öğrendikten sonra zihnin uyarıcılara kapalı tutulması
unutmayı azalttığından uykuda unutma en azdır.
• Öğrenilenlerin sık sık pekiştirilmesi unutmayı azaltır.
• Anlamlı ve hoşumuza giden konuları daha geç unuturuz.
HATIRLAMA
• Uzun süreli bellekte yer alan bilgilerin zihinde tekrar
canlanarak bilinç düzeyine gelmesidir.
• İlkokul dönemlerindeki okul numarasını hatırlama buna
örnektir.
• Hatırlama ile çağrışım farklı kavramlardır.
• Çağrışım, bir uyarıcı algılandığında onunla ilgili başka
şeylerin hatırlanmasıdır.
• Benzerlik, ardışıklık, zıtlık, zamanda ve mekanda
yakınlık çağrışımı kolaylaştıran etkenlerdir.
• Amasya denilince elmanın akla gelmesi buna örnektir.
BİLİNÇ
• Bilinç, farkında olmak demektir.
• İnsanın kendisinden ve çevresinden haberdar
olması halidir.
• Bilinç kapsamı içinde çeşitli düzeylerde
farkında olma dereceleri vardır.
• Uyanıklık, uyku, rüya, hipnoz ve meditasyon
insandaki bilinç durumlarıdır.
Normal Bilinç Durumları
• Normal bilinç durumu, bireyin kendi duyumlarının,
uyarıcıların, kendi kararlarının, düşüncelerinin farkında
olduğu uyanıklık durumudur.
• Birey, normal bilinç durumunda;
 Dikkatli ve uyanıklık halindedir.
 Çevresindeki uyarıcıları algılayabilir.
 Onları bilgiye dönüştürebilir.
• Bireyin o anda kavrayabildiği duyum alanı bilinç alanıdır;
dikkatin en çok yoğunlaştığı, en iyi algılayabildiği konu ise
bilinç odağıdır.
Bilince Fizyolojik Yaklaşımlar
• Bilinç , beyin kabuğu ile sinir hücreleri
ararsındaki ilişki sonucu ortaya çıkar.
• Bu ilişkinin yavaşlaması ya da bozulması bilinci
güçsüzleştirir ya da büsbütün ortadan kaldırır.
• Beden ile zihin yapısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
nörofizyoloji, lokalizasyon ve EEG(Beyin dalgalarının
kaydedilmesi) gibi alanları ortaya çıkarmıştır.
• Nörofizyoloji: Bilinç üzerindeki sinirsel mekanizmanın
etkisini ve işlevini inceler. Sinir düzenlerine elektrot
yerleştirme işlemiyle beyin-zihin bağlantısının detaylı
incelenmesi sağlanır.
• Lokalizasyon : Beynin çeşitli bölgelerinin elektrik
akımıyla uyarılarak hangi bölgenin neyi gerçekleştirdiği
anlaşılır. Örneğin occipital lob’unun görme olgusu
hareketlendirdiği, frontal lob’unun koku almamızı
sağladığı, hipotalamus’un açlık dürtüsünü harekete
geçirdiği bilinir.
•
EEG(Elektroansefalograf) : EEG işlemi
elektroansefalograf denilen aletle ölçülür.
BİLİNCİN DEĞİŞİK BİÇİMLERİ
•
•
•
•
Uyku
Rüya
Meditasyon
Hipnoz
Uyku ve Rüyalar
• Uykunun hafif uykudan derin uykuya kadar çeşitli aşamaları vardır.
• Bu evrelerde beynin biyoelektrik kayıtlarının farklı dalga boylarında
oldukları görülmüştür.
• Bu evrelerden biri olan REM uykusu, rüyaların en çok görüldüğü
evredir.
• REM uykusunda hızlı göz hareketleri görülür, sinir sisteminin
aktivitesi artar.
• Birey REM uykusundan uyandırılınca büyük bir olasılıkla,
uyandırılmadan önce rüya görmekte olduğunu bildirecektir.
• Uyku halinde bilinç pasif değil, aktiftir.
• Kimi psikologlara göre rüyalar günlük yaşantıları yansıtır.
• Çeşitli meslek gruplarından birçok kişinin rüyaları incelenmiş
bunların meslek ve çevreyle yakın ilişkisi olduğu görülmüştür.
Biyolojik Saat, Biyolojik Ritm (Bioritm):
• Büyüme, uyku-uyanıklık döngüsü, adet döngüsü gibi
biyolojik ritmleri ve döngüleri düzenleyen biyolojik bir iç
zamanlama mekanizmasıdır.
• Bioritm, zaman algısıyla ilgilidir, organizmanın zaman
sürelerini algılayabilme özelliğidir.
• İnsan çoğu durumda saate bakmadan, zamanı doğru
tahmin edilebilir.
• Biyolojik saat, organizmanın içinde bulunduğu çevreye
uygun bir biçimde çalışır.
• Güneş ışığından yoksun mağara, maden ocağı gibi yerlerde
beden kendi programına göre uyku devresini ayarlayabilir.
• Uykuda beş dönem görülür.
• İlk dördü NONREM (NREM), beşincisi ise REM
dönemidir.
• NREM dönemlerinde beyin aktivitesi yüksektir; enerji
tüketiminde artış görülür.
• Metabolizmanın düzenlenmesi bu dönemin ana
özelliğidir.
• Büyüme hormonu salgılanır, protein sentezi artar.
Böylece bedenin dinlenmesi sağlanır.
• Bu dönemde iyi uyunamazsa, sabah yorgunluk
hissedilir.
• REM döneminde uyku hafiftir. Rüyaların büyük bir
bölümü REM uykusunda görülür. REM döneminde hızlı
göz hareketleri olur.
• Uyku, organizmanın dinlenmesinde işlevseldir.
• Uyku sırasında oranizmanın tepkileri yavaşlar;
tüm sistemler otomatik olarak yeniden
düzenlenir.
• Beyin, uykudada aktivitesini sürdürür; uyanıkken
öğrendiklerini ayıklar, gruplar, depolar.
• REM veya NREM uykusu az olursa bir sonraki
gecede bu eksikliği kapatacak şekilde uykuda artış
görülmektedir.
• Bu bulgulara göre uyku bir sağlık göstergesidir.
• Uykuda işlemlerin temelini, uyanıklıkta toplanan
bilgiler oluşturmaktadır.
• Dışarıdan yeni bilgiler gelmediğinden, zihindeki bilgiler
bir sonraki aşamanın başlatıcısı olmaktadır; yani her bir
imge bir diğerini başlatmaktadır.
• Rüya, beynin bilinçli tepkilerde bulunmaması, dış
dünyaya kapanarak bilinçli olmadan imgeler kullanarak
faaliyetini sürdürmesidir.
• Rüyalar beyindeki görme merkeziyle ilgilidir.
• Doğuştan kör olanlar sadece sesle rüya görürler.
• Rüyalar üzerinde geçmiş deneyimler, yaşantılar, ortam,
fizyolojik yapı, bilinçaltı etkenler etkilidir.
Uyku Bozuklukları
•
•
•
•
•
•
•
Sık sık uyanma
Uyumada güçlük çekme
Yeterince uyunduğu halde yorgunluk hissetme
Az uyuma yada erken uyanma
Uyurgezerlik
Narkolepsi: Birkaç dk. içinde gelen REM uykusu
Apne : Uykuda nefes alamamak
Meditasyon
• Sessiz ve sakin bir şekilde oturup, yoga
egzersizleriyle yapılan farklı bir bilinç durumudur.
• Amaç , bireylerin ruhsal dinlenmesini sağlamaktır.
• Ayrıca meditasyon tekniğiyle zihin sakinliği,
çevreyle barışık olma ve kendini iyi hissetme
duygusu oluşturulması amaçlanır.
• Bu teknikle kişi bedeni üzerinde ruhsal denetim
sağlayarak gerginlik ve kaygıdan kurtulmaya
çalışır.
Hipnoz
• Hipnoz; telkin aracılığıyla otaya çıkan; tam
olmayan bir uyku halidir.
• Bir kişinin, diğer bir kişinin davranış, duygu,
düşünce ve algılarını kontrol etmesi halidir.
• Hipnozda bilinç uyuşmuştur ama duygular
varlıklarını korur.
• Zengin hayaller uyanır.
• Gerçeklik algısı azalır.
• Hareket irade dışıdır.
• Hipnoz etkisi altında acı duyumu azaltılabilir, sigaradan
tiksinme sağlanabilir.
• Ancak şunu özellikle belirtmek gerekir ki normal
hayatta bireyin üstesinden gelemediği işleri ( fiziksel)
hipnoz yöntemiyle gerçekleştiremeyiz.
• Örneğin zeka seviyesini yükseltemeyiz, kaldıramadığı
ağırlığı kaldırabilme gücü sağlayamayız.
• Hipnoz sırasında olanlar genellikle sonradan
hatırlanmaz.
Madde Bağımlılığı
• Bazı maddelerin kullanımı ile organizmanın
uyarılması, gevşemesi, uyuması, uykunun
önlenmesi, algılaması etkilenebilmektedir.
• Psikolojik etkileri olan bu maddelere psikoaktif
maddeler denir.
• Alkol, tütün, eroin gibi maddeler vardır.
• Bu maddelerin oluşturduğu bilinç durumlarının
hoşa gider olması bireyleri bağımlı kılmaktadır.
• Burada söz konusu maddeleri kullanmak için
dürtüler oluşur.
• Tekrarlanan kullanımlar sonunda birey bu
maddelere bağımlı hale gelir.
• İnsanların başlangıçta bu maddeleri kullanmaya
başlaması, özenti, (özdeşim kurma) merak,
değişik bir durum yaşama isteği, zihinsel acıdan
kaçış, can sıkıntısı, sosyal uyum eksikliği gibi
psikolojik nedenlerle olabilmektedir.
• Önceleri psikolojik olarak duyulan gereksinim
zamanla fizyolojik bağımlılığa dönüşür.
Download

öğrenme