ÇOCUKLUĞUN ERKEN DÖNEMLERİ
(OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÇOCUĞU)
2-6 YAŞ
Gelişim Psikolojisi Ders Notları
Dr. Gözde Özdikmenli Demir
Okul Öncesi dönemde çocuk her yıl 6-6.5 cm uzar ve 2.5-3 kg. civarı
alır. Kızlar erkeklere göre biraz daha hafif ve kısadırlar ve cinsiyetler
arasındaki bu fiziksel gelişim farklılığı bluğ dönemine kadar böyle
devam eder.



2-3 yaşlarında baş-beden oranı hala biraz dengesiz olsa da,
dönemin sonlarına doğru çocuk büyük başlı
görünümünden sıyrılır.
Boy ve kilo ırka ve genetik yapıya göre bir takım farklılıklar
gösterir. Ancak çevresel faktörler ve beslenme de çok
önemlidir. Fiziksel gelişimde etnik köken ve beslenme en
temel iki belirleyici faktördür.
Gebelik döneminde annesi sigara içen çocuklar
diğerlerinden daha kısa boylu olabilmektedirler.
Neden bazı çocuklar normalden daha kısadırlar?
- Genetik ve prenatal dönemden kaynaklı faktörler genelde bu
probleme yol açmaktadır
- Bu durumda genellikle hormonal tedaviler uygulanır. Bu
tedavilerde beyindeki pituiter bez hedef alınır. Bu bez büyüme
ile ilgili hormonların salgılandığı bezdir.
- Ayrıca, bebeklik ve çocukluk dönemindeki beslenme
yetersizlikleri ve kronik enfeksiyonlar da fiziksel gelişimi olumsuz
etkileyebilmektedir
- Sadece beslenme ve hormonal nedenler değil duygusal
yoksunluk ve stres gibi faktörlere maruz kalma da hormon
salgılarını etkilemekte ve çocukların normalden kısa ve zayıf
olmalarına neden olabilmektedir.
Beyin Gelişimi




Çocukluğun erken döneminin en önemli fiziksel gelişim
alanı da beyin ve sinir sistemindeki gelişimdir
Bebeklikteki kadar olmasa da hızlı bir beyin gelişimi
mevcuttur
3 yaşına ulaşıldığında beyin hacmi yetişkininkinin ¾’ü
kadardır. 5 yaşında ise 9/10’una ulaşıyor.
Beyin ve baş vücudun diğer bölümlerine göre daha hızlı
büyüyor. Baş ve göz gibi başın üst kısımları da alt kısımdaki
çene gibi kısımlara göre daha erken büyür.
Myelinizasyon sayesinde sinir hücreleri arasında iletim çok
daha hızlı oluyor

Prenatal dönem-ergenlik arasındaki zaman dilimi sinir
hücrelerinin gelişimi ve miyelinlenmesi açısından çok kritik
yıllardır

Örn: beyindeki el-göz koordinasyonu ile ilgili bölümün
myelinizasyonu 4 yaşına kadar tamamlanmamış
durumdadır. Dikkat toplama ile ilgili becerileri sağlayan
bölümün miyelinizasyonu çocukluğun orta ve son
dönemlerine dek sarkmaktadır.
MOTOR GELİŞİM
1. KABA (GROSS) MOTOR BECERİLER: Yürümek, koşmak,
zıplamak, yüzmek, bisiklete binmek gibi becerilerdir
3 YAŞ: Bu yaştaki çocuklar hala bazı basit hareketleri
(hoplamak, zıplamak, ileriye ve geriye koşmak) yapmaktan
hoşlanmaktadırlar. Odanın çevresinde koşmaktan ve
zıplamaktan, bu aktivitelerini sergilemekten keyif alırlar. Bu
faaliyetleri sergiliyor olmak onlar için bir gurur ve başarı
kaynağıdır
4 YAŞ: 3 yaş çocuğunun aktivitelerine benzer aktiviteler yapar
ve bundan da zevk alır ancak daha atılgan bir hale gelmiştir.
Kendi atletik becerilerini gösterecek tırmanışlar yapmaya
başlar
Merdiven iniş ve çıkışta biraz daha ustalaşmıştır ancak hala tek
ayak in tek ayal çık şeklinde davranışlar sergileyebilir
5 YAŞ: 4 yaşa göre kaba motor becerileri daha
gelişmiştir. Hızlı koşabilirler, daha seri merdiven iner
çıkarlar. Koşarak akranları ve ebeveynleri ile yarışırlar
Yaşamımızın hangi yılında en aktif ve hareketliyiz?
Cevap: 3 yaş insanın yaşamı boyunca en aktif ve
hareketli olduğu yaştır. TV izlerken yerinde
duramazlar, yemek yerken vb. durumlarda. Uyurken
bile oldukça hareketlilerdir. Dolayısıyla, okul öncesi
dönem çocuklarının mutlaka kas gelişimlerine olanak
sağlayıcı egzersiz ortamlarını onlara sağlamak
gerekmektedir.
2. İNCE (FINE) MOTOR BECERİLER:




3 yaş çocuğu bebeklikten kısa bir süre önce çıkmış olmanın
verdiği etki ile bir takım ince motor becerilerde (nesneleri
kavrama, kontrol gibi) ileri yaştaki okul öncesi dönem
çocuğuna kıyasla daha geri durumdadır
Her ne kadar çok küçük nesneleri parmakları ile tutsalar da
bu konuda biraz beceriksiz ve hantaldırlar
3 yaş: Bloklardan oluşan yüksek kuleler inşa edebilirler
ancak bunlar düzgün biçimde üst üste konulamamıştır.
Basit karton yapbozlar ve tahtadan yapılmış yapbozlar
yapabilirler
4 yaş: Bloktan kule ve yapbozları daha düzgün bir biçimde
yapabilirler. Ancak güzel yapabilme istekleri çok yoğun
olduğu için biraz moral bozukluğu yaşayabilirler

5 yaş: Kule yapmak pek ilgisini çekmez, ince motor
becerileri oldukça gelişmiştir (kalem tutmak, resim yapmak,
kitapların sayfalarını çevirerek incelemek vb). El-kol ve
vücut gözle son derece koordineli çalışmaktadır. Artık at,
okul gibi daha karmaşık şeylerin inşasını yapabilir ve keyif
alır. Ancak hala bir yetişkinin bu konudaki destek ve
yönlendirmesine ihtiyaç duyar

6 yaş: Yukarıda bahsedilen tüm bu becerilerde daha
uzmanlaşmış hale gelirler. Dönemin sonunda kalem tutarak
çizgiler ve harfleri yazabilecek el-göz koordinasyonuna
büyük oranda sahip olurlar
El kullanımındaki Tercih

Dünyada solaklar yüzyıllardır büyük ayrımcılıklara
maruz kalmışlardır. Şeytan bile bazı eski kaynaklarda
solak olarak resmedilmiştir. Yakın bir geçmişe
kadarsa öğretmenler öğrencilerini sağ elleri ile yazı
yazmaları konusunda zorlamışlardır. Günümüzde ise
genelde bu konuda özel bir ısrar göstermemektedirler.

Birçok başarılı solak ünlü insan var: Leonardo da
Vinci, Benjamin Franklin, Pablo Picasso gibi
Ünlü atlet ve sporcular da var solak olan

Çocuğunuzun solak olduğunu ne zaman anlayabilirsiniz?
Anne-babalar genellikle bunu okul öncesi dönemde ilk kez
fark etseler de aslında bu durum bebeklik döneminden
itibaren anlaşılabilir. Hatta yeni doğan bebeklerin de
bedenlerinin bir tarafını diğerine tercih etme yönünde bir
yönelimleri mevcuttur.
1-2 aylık bebeklerin %65’i karın üstü yatarlarken başlarını
kaldırıp sağa çevirirler. %15 kadarı ise sadece sola çevirir
ve bu ilerde solak olma ile bağlantılıdır
7 aylıklar ellerinde tuttukları nesnelerde sağ/sol el tercihi
yaparlar
2 yaşta çocukların %10’unun sol elini tercih ettiği
bulunmuştur.
Ancak birçok okulöncesi dönem çocuğu her iki elini de aynı
oranda kullanabilir. Bir tarafa olan tercihin ilerleyen yıllarda
belirginleştiği görülmektedir. Bazı çocuklar yazı için sağ,
top atmak için sol ellerini tercih edebilirler

Enerji İhtiyacı ve Beslenme





Okul öncesi dönemde beslenme ve beslenme alışkanlıkları
son derece önemli. Çocuğu olumlu ya da olumsuz yönde
etkileyebiliyor. Ortalama bir okul öncesi dönem çocuğu
günde 1700 cal. ye ihtiyaç duyar.
Bu çocuğun sahip olduğu “bazal metabolizma hızı” na göre
değişebiliyor (basal met. hızı: bir kişinin dinlenme
halindeyken kullandığı enerji miktarı)
Özellikle içinde yaşadığımız kültür bizim hangi gıdaları ne
oranda tüketeceğimizi belirliyor
Fastfood un zararları (kalorisi fazla, kanser ve obezite
riskini arttırıyor). Fastfood la ilk tanışma ise genellikle okul
öncesi dönemde
Obeziteden korunmada fiziksel egzersiz çok önemli
Her çocuk aynı yaşam ve eğitim koşullarına
sahip değil ne yazık ki...
• Dünyadaki her 3 ölümden biri 5 yaş altı çocuk ölümü
Her hafta yaklaşık çeyrek milyon çocuk gelişmemiş ya da gelişmekte
olan ülkelerde açlık ve enfeksiyonlar nedeniyle yaşamını kaybediyor



Susuzluk, açlık, ishale bağlı su kaybı gibi sebepler genelde
ilk sıralarda (tuzlu-şekerli su içirme gibi basit sayılabilecek
bir tedavi bile onları iyileştirebilir, özellikle ishale bağlı
ölümlerde)
Prenatal dönemde bakım, emzirme ve düzenli sağlık
kontrolleri bebek ve çocuk ölümlerini çok büyük oranda
engelleyebilir
Örn: Afganistan’da her 1000 yeni doğandan 325’i 5
yaşından önce yaşamını yitiriyor, bu oran iskandinav
ülkelerinde 7/1000
Dikkat Gelişimi
Bebeklikteki dikkat okul öncesi dönemdeki yüksek zeka
puanları ile pozitif yönde ilişkili
 2-3 yaşta dikkat daha dağınık, dikkatin bir objeden diğerine
kaydırılması söz konusudur.
 Okul öncesi dönemde çocuk genellikle 30 dak.dan fazla TV
karşısında duramıyor
 6-7 yaşlarında ise çok daha rahat dikkatini toplamaya ve
kendisine sunulan göreve konsantre olmaya başlıyor
Bellek Gelişimi
Bellek çocuğun bilişsel gelişiminde merkezi bir role sahip ve
işlenecek olan bilginin akılda tutulmasını sağlıyor
Bellekte süreklilik yani uzun süreli bellek (USB) genellikle 7 ay
civarında oluşuyor
Kısa süreli bellek (KSB) ise bir bilginin 15-30 sn bellekte
tutulması ve daha sonra geri getirilememesi (ancak
tekrarlama olursa USB ye atılabilir bu bilgiler)







KSB’nin kapasitesi 2-3 yaş arasında 2 birim artar
7 yaş kadar da beş birim kadar artar, 7-13 yaş arası artış ise
ancak 1.5 birim kadardır
Bellek uzamının birim kapasitesi IQ ve diğer bazı zihinsel
becerilere göre artabilir
6-7 yaş çocuğunun bellek uzamının bir yetişkininkine eş
olduğu bilinmekte
Bellek uzamı: KSB de belli bir süre içinde kaç birim bilginin
saklanabildiğini gösteren kapasite
Örn: bir çocuğun kendisine sunulan 10 heceyi tekrar
etmesi, ne kadarını tekrar edebildiği onun bellek uzamının
kapasitesi hakkında bizlere bilgi verir
Çocukta Zihin Kuramı (Theory of Mind)




Çocuğun kendinin ve diğer insanların zihninin işleyişine
yönelik olan farkındalığı zihin kuramı olarak
adlandırılmaktadır
2-3 yaş çocuğu gereksinimler, duygular ve zihinsel
durumlara yönelik ifadeler kullanabilir örn: Anneme
ihtiyacım var, Ahmet kendini kötü hissediyor, oyuncağımı
unuttum vb.
Bilmek, hatırlamak gibi zihinsel terimler daha çok 3 yaşta
kullanılmaya başlar
4 yaşından itibaren ise tahmin etmek, bilmek, inanmak,
hayal etmek, niyet etmek, amaçlamak arasındaki ayrımları
anlamaya başlar


Çocuklarda zihin kuramı gelişimini incelemek için “yanlış
inanç görevleri” (false belief task) kullanılmaktadır.
Bu görevleri 3 yaş çocuğu başaramazken 4-5 yaş çocuğu
başarabilir

Örn: Adar çikolatalarını yeşil kutuya saklar. Adar evden
çıktıktan sonra annesi çikolatalarını yeşil kutudan alır ve
kırmızı kutuya koyar. Adar eve döndüğünde çikolatalarını
nerede arayacaktır?

3 yaş ?
4-5 yaş ? Nasıl yanıtlarlar bu soruyu?




Cevap:
3 yaş çocuğu: KIRMIZI KUTU der
4-5 yaş çocuğu: YEŞİL KUTU der
Bonibon örneği
Birlikte yapalım…
VYGOTSKY’NİN GELİŞİM KURAMI





Vygotsky’nin sosyal gelişim kuramına göre eğitim ve içinde
yaşanılan sosyal çevre içindeki etkileşimler çocuğun
bilişsel gelişimini de büyük oranda şekillendirmektedir
Yakınsal gelişim alanı (zone of proximal development-ZPD)
Vygotsyk’nin çok önenli bir kavramıdır ve gümüz eğitim
anlayışına da önemli katkılar sağlamıştır.
ZPD üst düzey: çocuğun var olan bilişsel problemi
kendinden daha tecrübeli bir başka çocuk ya da yetişkin
desteği ve yönlendirmesi ile çözmesi
ZPD alt düzey: çocuğun yeni karşılaştığı bilişsel bir görevi
kendi mevcut potansiyeli doğrultusunda destek almadan
çözmesi
Çocuk yetişkinden alacağı destek sayesinde var olan
potansiyelini en iyi şekilde kullanarak ZPD’nin üst
seviyelerine çıkmayı başarır









ZPD aslında çocuğun geliştirilebilir öğrenme potansiyelinin bir
ölçümüdür
IQ ölçümleri genellikle çocuğun zekasını sadece onda var olan bir
özellik olarak ele alırken ZPD öğrenmenin karşılıklı doğası ve
geliştirilebilirliği ile ilgileniyor
Okul öncesi dönem çocuğunun öğrenme sürecinde de ZPD’nin
nasıl işlediğini rahatlıkla görmek mümkün
Ebeveyn-çocuk ilişkisinde mutlaka çocuğa rehberlik edilmesi,
destek olunması ve yeni karşılaştığı zihinsel problemlere
adaptasyonunun sağlanması önemli
Yardım ve destek alarak çözdüğü her zihinsel problem çocuğun
bu alandaki ZPD’sinin gelişmesini sağlıyor ve çocuk benzer
problemlerin üstesinden bu sayede gelebiliyor
Çocuk-Eğitimci arasındaki karşılıklı etkileşim önemli
Çocuğu geliştiren ve seviyesine uygun eğitim verilmesi gerekli
Dil gelişimi zihinsel gelişimle çok bağlantılı
Çocuk dili öğrendikçe ve çevresindeki insanlarla iletişim kurdukça
kendi zihinsel gelişimine de katkıda bulunuyor

Vygotsky hem kurumsal hem de kişilerarası düzeylerdeki
sosyal ilişkilerin önemine vurgu yapar

PROJECT HEAD START (HEAD START PROJESİ)
ABD’de başlatıldı, alt SED ailelerin çocuklarına yönelik
AÇEV’in çabaları, 7 çok geç kampanyası da benzeri
amaçlara sahip büyük projeler
Ancak gereksinim çok daha fazla ve yapılanlar yapılması
gerekenlerin kat kat altında



SOSYAL-DUYGUSAL GELİŞİM

Çok farklı aile ortamlarında yetişen çocuklar mevcut. Kimisi
ergen anne-babaya sahip, kimisi üvey çocuk, kimisinin
anne ve babası boşanmış, kimisinin annesi ev hanımı,
kimisininki yoğun bir iş temposunda çalışıyor vb.

Ailenin ekonomik düzeyi, üyeleri arasındaki ilişkinin niteliği,
ebeveynlik stilleri çocuğun davranışlarına, dünyayı ve
ilişkileri algılayışlarına etki ediyor. Aynı şekilde çocuğun
davranışları, mizacı, alışkanlıkları da diğer aile üyelerini
etkiliyor.
EBEVEYNLİK VE EBEVEYNLİK STİLLERİ
EBEVEYNLİK STİLLERİ (TARZLARI)
1. DEMOKRATİK
TARZ
Sıcaklık-yakınlık
Kontrol
2. OTORİTER
TARZ
Sıcaklık-yakınlık
Kontrol
3. İZİN VERİCİ
TARZ
4. REDDEDİCİ
TARZ
Sıcaklık-yakınlık
Sıcaklık-yakınlık
Kontrol
Kontrol

1. Çocuğu bağımsız olması yönünde teşvik eder ancak yine
de onun yaşına uygun sınırlar koyar ve çocuğun
hareketlerini kontrol eder. Çocuğa karşı samimi ve sıcaktır.
Çocukla olan sözel iletişimi iyidir ve çocuğa karşı ilgilidir.
Demokratik ebeveynlik çocukta sosyal yeterliğin
gelişmesine olumlu yönde katkıda bulunur. Sosyal anlamda
sorumluluğunu bilen bir çocuk yetişir.
2. Aşırı disiplinli, cezalandırıcı, çcouğu kendi direktifleri
doğrultusunda davranmaya zorlayan bir ebveynlik tarzıdır.
Sözel iletişim çok zayıftır. Aşırı derecede sınırlayıcılardır. Bu
tarz ebeveynlik çocukta sosyal yetersizliğin gelişmesine yol
açar. Saldırganlık, yetersiz iletişim becerisi ile de
bağlantılıdır. Sosyal kıyaslamalara karşı da aşırı kaygı
tepkisi verirler.

3. Çocuklarına karşı sıcak ve ilgililerdir ancak onlar
üzerinde herhangi bir kontrol gücüne sahip değillerdir. Bu
durum çocukta kendilik kontrolünün gelişememesine ve
düşük sosyal yeterliği beraberinde getirebilir. Çocuk
dilediği gibi davranmaya alıştığı için davranışlarını kontrol
edebilme becerisi gelişmez ve sürekli kendi bildiği
doğrultuda davranırlar

4. Çocuğun yaşamının çok dışındalardır. Çocuğa karşı ilgi
ve yakınlık göstermedikleri gibi üzerinde herhangi bir
kontrole de sahip değillerdir. Çocuğun hayatına karşı son
derece ilgisizdirler. Nerede olduğu, kimlerle görüştüğünü
umursamazlar. Sonuç: sosyal yetersizlikler, özgürlüğünü ve
kendi davranışlarını kontrol edememe
KÜLTÜREL, ETNİK VE SOSYAL SINIF FARKLILIKLARI





Kültür, aile içindeki rollerin yapılanmasını, babanın ailedeki
rolünü, ailenin destek sistemlerini, ailenin kullandığı disiplin
yöntemlerini etkiliyor
Ebeveynlik tarzları ülkeler arası farklılıklar gösterse de
dünyada 150 ülkede yapılan çalışmalar genelde demokratik
tarz ebeveynliğin baskın olduğu yönünde
Etnik azınlıklar genelde ABD’de beyaz Amerikalılardan
farklılar ailedeki birey sayısı, yapı, kompozisyon, akrabalık
ilişkileri, aile geliri ve eğitim seviyeleri açısından farklılıklar
gösteriyor
Örn: Latin amerikalıların %30’u 5 ya da daha fazla sayıda
aile üyesine sahip. Tek ebeveynli aileler ise Afrika
kökenlilerde fazla
Bizim ülkemizde de benzer bir durum hakim, gelir düzeyi ve
eğitim açısından bölgeler arasında önemli farklılıklar var.
Doğu ve güneydoğuda çok çocuklu geniş aileler var, eğitim
ve gelir düzeyi de daha düşük
KARDEŞLER VE DOĞUM SIRASI






Kardeşlerle ilişkilerde saldırganlık, kıskançlık, birbiriyle
didişme, rekabet olmakla birlikte kardeş ilişkileri genellikle
paylaşım, yardım etme, öğretmenlik yapma ve oyun
arkadaşlığını da içermektedir
Duygusal destek, iletişim kurmak için partner
Kardeşler birbirinin sosyalizasyonunda ebeveynlerinden
bile daha etkin bir role sahipler genelde
Akranlarla iletişim, zor hocalarla başa çıkma, seks gibi tabu
konularda konuşabilme
Doğum sırası da çok önemli: ilk çocuk diğeri doğana kadar
bütün sevgi ve ilginin odağı halinde ancak kardeşin
gelişiyle beraber yeni doğan bebekle daha fazla ilgilenilmesi
gerektiği için ilgi ondan çekiliyor ve çocuk bocalama
yaşıyor
Ailelerde genellikle ilk çocuğa karşı daha fazla beklenti
içinde oluyorlar. Başarılı olma yönünde beklentiler fazla. Bu
çocuklar da genellikle daha başarı yönelimli olabiliyorlar
Kardeşler arasında bazen saldırganlık, birbirini ezme de
yaşanabilmekte




Birinci çocuklar daha yetişkin yönelimli, yardımsever,
kurallara uygun davranan kişiler. Ancak daha kaygılılar ve
benlik kontrolleri yüksek.
Tek çocuğun aşırı şımarık ve bencil olduğuna yönelik
önyargılar vardır. Ancak yapılan araştırmalar bunun her
zaman için böyle olmadığını gösteriyor. Tam tersine bu
çocuklar genelde başarı yönelimliler ve istendik davranışlar
sergiliyorlar
Ya ortancalar?
Alfred Adler’e göre ortanca çocuklar daha sağlıklı bir
sosyal-duygusal gelişim sergiliyorlar. Nedeni hem küçük
çocuk olma duygusunu hem de tahtından edilme durumunu
yaşamış olmaları. Büyük çocuklar kadar da stres altında
değiller.
Mutlu başlayan evlilikler ne yazık ki her
zaman öyle devam etmeyebiliyor…
BOŞANMA VE ETKİLERİ
BOŞANMANIN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ


Boşanma çocuklar ve ebeveynler üzerinde olumsuz etkiye
sahip olarak algılansa da bu yaşantının olumlu ya da
olumsuz sonuçlanmasını belirleyen faktörler var. Örn:
ailenin, eş, dost ve akrabaların sosyal desteği, boşanma
sonrası ailenin gösterdiği fonksiyon, boşanma boyunca
yaşanan olaylar, çocukların velayeti ile ilgili düzenlemeler
vb.
Çocuğun yaşı boşanmaya ilişkin algıları ve boşanma
sonucu hissedilenleri etkiliyor. Farklı yaş gruplarındaki
çocuklar farklı tepkiler verebiliyorlar. Boşanmanın ardından
10 yıl geçtikten sonra ergen genelde boşanma ile ilgili çok
az şey hatırlıyor (çocukluk amnezisi nedeniyle 4 yaş öncesi
yaşantılar genelikle hatırlanmaz). Buna rağmen boşanmış
ailelerin çocuklarının üçte biri boşanma nedeniyle öfke
duyuyorlar ve boşanmış bir ailenin çocuğu olmayı
istemediklerini söylüyorlar.
Çatışmalı eş ilişkileri çocukları çok olumsuz yönde
etkileyebiliyor. Boşanma süreci ise çok iyi bir biçimde
düzenlenmesi gereken bir süreç. Bu konuda gerekirse uzman
desteği alınmalı.
Boşanma Sonrasında Tekrar Evlilik




Hetherington (1995) annesi boşanma sonrası hiç
evlenmemiş olan ailelerde özellikle erkek çocuklarının bu
durumdan olumsuz yönde etkilendiğini bulmuş. Bu durum
ergenlik öncesindeki kız çocukları için geçerli değil
Ergenliğin başlangıcında özellikle erken bluğa eren genç
kızlar (boşanmış ailelerden gelen) anneleriyle çatışma
yaşıyorlar. Benlik saygıları biraz daha düşük olabiliyor ve
karşıcinsle olan ilişkilerinde daha fazla problem
yaşayabiliyorlar
Erkek çocuklar da uyum problemleri yaşayabiliyorlar
Boşanma süreci ve boşanma sonrasındaki bir yıl içinde
ebeveynler ve çocuklar uyum problemleri, çatışma ve
sorunlar yaşayabiliyorlar. Ancak 2. yılda herkes yeni
duruma daha fazla uyum sağlamış oluyor. Ebeveynler de
çocuk yetiştirme görevleri ile daha etkin bir biçimde
ilgilenebiliyorlar
Boşanma sonrası tekrar evlilik, üvey ebeveynler ve
kardeşlerden oluşan kalabalık aileler meydana
gelebiliyor
Çocuğun Velayeti
 Yapılan bazı araştırmalar kendi hemcinsi ebeveyni ile
yaşayan çocukların daha muttlu, daha özerk ve daha
yüksek benlik saygısına sahip olduğunu gösteriyor. Ancak
bu konuda daha belirleyici olan bu ilişkinin niteliği
 Ekonomik durum ve gelir boşanma sonrasında büyük önem
kazanıyor. Özellikle kadınlar boşanma sonrasında ciddi
ekonomik sorunlar yaşayabiliyorlar
 Okul öncesi dönem çocuğu genellikle anne-babasını
birleştirmeye çalışır. Üçü beraber yürürlerken anne ve
babasının ellerini birleştirmeye çalışır. İşlem öncesi
dönemde olduğu için ilişkide yaşanan problemleri,
boşanmanın bir çözüm olabileceğini algılayamayabilir.
Kendini boşanmadan dolayı suçlayabilir.
 Okul dön. çoc. u ise boşanmayı ve anne-babası arasındaki
sorunları, bu sorunların kaynaklarını daha iyi algılayabiliyor.
Ancak yine de kabullenmekte zorlanır. Özellikler de okulun
1.-3. yıllarında. Arkadaşlarından bu durumu gizlemeye
çalışır ama oysa ki sınıfındaki en az 2-3 arkadaşı da kendisi
ile aynı durumdadır
Çocuğun velayeti ile ilgili kararlarda eşlerin
uzlaşmaya varabilmesi çok önemli. En kritik olan da
kadın ve erkeğin boşanma sonrası da ilişkilerine
dostça devam edebilmeleri…

Ergenlik döneminde ise dönemin getirdiği bir takım uyum
problemleri boşanmanın etkisi ile birleşerek çocuğun
derslerinden soğumasına, başarısının düşmesine neden
olabilir. Ancak yine de bu yaşlarda soyut düşünme gelişmiş
olduğu için (özellikle de dönemin sonlarında) boşanmayı ve
nedenlerini daha net algılar. Bazen ise boşanmalarının en
iyi çözüm olduğunu anne ve babasına söyleyebilir bile ve
onlara destek olur
Depresif Ebeveynler




Depresyon en sık görülen davranış bozukluklarından
birisidir.
Yaşam boyu görülme prevelansı (sıklığı) kadınlarda %8-12.
Özellikle yeni doğum yapan kadınlarda daha sık olarak
gözlenebiliyor
Bu durum onların ebeveynlik davranışlarına da olumsuz
yönde yansımakta. Çocukta da duygu durum boz. ları ve
uyum problemleri gözlenebiliyor
Akran İlişkileri






Çocuklar yaşları ilerledikçe akranlarından daha fazla
etkilenmeye başlarlar. Akran ilişkileri ile çocuk ailesi
dışındaki dış dünya hakkında bilgi sahibi olur ve kendi
becerileri hakkında geri bildirim sağlar.
Sosyal izolasyon ve akranlarla ilişki kuramama/dışlanma
çocuğun normal bir sosyal gelişim göstermesini engeller
Sosyal izolasyon yaşayan çocuklarda yaşamın ilerleyen
yıllarında depresyon, alkolizm, okuldan atılma vb
problemler gözlenebilir
Sert ve yuvarlanmalı oyunlar okul öncesi dönemde
yetişkinlerle oynanamadığı için akranlarla oynanmaktadır
Bazen çocuklar akranlarına karşı aşırı derecede saldırgan
ve zarar verici olabiliyorlar
Zorba ve kurban konumunda çocuklar var
Zorbalar: Saldırgan davranışları
karşısında aile aşırı otoriter, reddedici ya da izin verici davranabiliyor

Kurbanlar: Kaygılı çocuklar
Aşırı koruyucu-kollayıcı ailelerden
geliyorlar.
Saldırgan davranmamaları yönünde aşırı bir talep olabiliyor
ailelerinden

8 yaşlarında bir çocuğun kendinden büyük (10 yaşında) bir
çocuğun zorbalığına maruz kalıyor
Fiziksel zarar, tehdit, alay etme, izole etme, hakkında
dedikodular çıkarma, aşağılayıcı ve benlik saygısını düşürücü
sözler söyleme genelde zorbaların kullandığı yöntemler
arasında




Çocuğun aile bireyleri de çocuğun davranışlarının
şekillenmesinde onlara model olabiliyor
Ebeveynlerin sosyallik düzeyi (akrabalarla, arkadaşlarla,
okulla, dini kurumlarla kurdukları ilişkiler) çocuğun sosyal
çevresini de şekillendiriyor
OYUN
Oyun çocuğun kendi hayal dünyasını, akran ilişkilerini ve
sosyal yeterliğini geliştirebileceği önemli bir aktivite alanı





Oyun sayesinde çocuk hem fiziksel, hem sosyal-duygusal,
hem de bilişsel anlamda önemli kazanımlar elde ediyor
Oyun terapisi ile ise terapist çocuğun oyun ortamında
bastırılmış duygu ve isteklerini, korku ve kaygılarını açığa
çıkartıyor ve inceliyor
Oyun Türleri:
Mildred Parten (1932) tarafından çocukların oyun ortamında
gözlemlenmesine dayalı olarak oluşturduğu klasikleşmiş
oyun türleri sınıflaması:
1. Uğraşsız Oyun (Unoccupied play): Çocuğun bir amaç
doğrultusunda oynadığı bir oyun yoktur. Odanın içinde
gezinir, diğerlerini izler, sandalyeye iner-çıkar, öğretmenini
izler


2. Seyirci Oyun (Onlooker play): Oyun oynadığı diğer
çocukları gözler, onlarla konuşur ve sorular sorar. Ancak
oyunlarına katılmaz.
3. Yalnız-Bağımsız Oyun (Solitary play): Kendi kendine
diğerleriyle ilişkisiz oyun oynama, daha çok 2-3 yaşta
görülür.

4. Paralel Oyun (Parallel play): Diğer çocuklardan bağımsız
bir biçimde oyun oynuyor olmasına rağmen oynadığı oyunu
çevresindeki çocuklarınkine benzer seçer. Onlarla birlikte
oynamaktansa onlarla etkileşim halinde ve onların yanında
oynar.

5. Birlikte Oyun: Çocuklar beraberce oynar. Oyun
malzemesi ödünç alırlar, konuşmaları ortak etkinlikle
ilgilidir

6. İşbirliği Kurucu Oyun: Organize edilmiş bir aktivite ve
grup kimliği söz konusudur. Yarışarak bir amaca ulaşma,
maddi bir ürün ortaya koyma, yetişkin yaşamının
durumlarını canlandırma. Her bir grup üyesinin bir rolü
vardır ve etkinlikler belli bir hedefe ulaşmaya yöneliktir
Düşsel Oyun Arkadaşları







Okul öncesi dönem çocuklarının genellikle düşsel oyun
arkadaşları vardır. Bu çocuklar sorunlu olmaktan çok daha
zeki, işbirlikçi, daha az saldırgan, kendi kendine yeten ve dil
gelişimi ileride olan çocuklardır
Taklit oyun ve sembolik oyun
9-30 ay arası: nesneleri kullanarak sembolik oyun oynamak
Örn: masayı araba gibi kullanmak ve üstünü cilalamak
1.5 yaş-6 yaş: yap ve inan (make and believe) türünde taklit
oyunlar ağırlıklı (sen anne ol ben baba çocuğumuza yemek
yedirelim vb)
4 yaşındaki çocuklar günün yaklaşık 12 saatini taklit oyun
ile geçirir. Piaget ve Vygotsky’e göre bu çocuğun hayal
dünyasını geliştirir
Dekor/plan/roller: taklit oyunun temel bileşenleri, konular
ise genelde günlük hayattan
Sembolik oyun
Taklit oyun
Fantezi Oyun: Film ya da anlatılan hikayelerden esinlenerek
oynanan oyunlardır. Örneğin Batman ya da örümcek adam
olmak
Toplumsal Cinsiyet (Gender)
Her cinsiyete ilişkin toplumsal/kültürel olarak öğrendiğimiz belli
şemalarımız var kafamızda






3-4 yaştan itibaren çocuk kendisinin kız ya da erkek
olduğunun farkına varmakta ve bunu sözel olarak da ifade
etmektedir
Ya kendini doğuştan getirdiği cinsiyetinden farklı cinsiyette
hisseden çocuklar ne olacak? Cinsel Kimlik Bozukluğu
Toplumsal cinsiyet, cinsiyetten farklı olarak kız ya da erkek
olmanın sosyal boyutunu da içeren bir kavramdır
Toplumsal cinsiyet rolleri de okul öncesi dönemde
algılanmaya başlar.
Bir kadın/erkek nasıl düşünmelidir, davranmalıdır,
hissetmelidir, giyinmelidir, hangi meslekleri yapmalıdır gibi
düşünceler içinde yaşanılan sosyal ortamda öğreniliyor
Cinsiyet kalıp yargıları da mevcut. Örn: doktorluk, hakimlik,
polislik, askerlik kadın mesleği değildir gibi
Download

Gelişim Psikolojisi Ek 1