TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU
24. YASAMA DÖNEMİ 4. YASAMA YILI
FAALİYET VE DEĞERLENDİRME RAPORU
1 Ekim 2013 - 30 Eylül 2014
İÇİNDEKİLER
GİRİŞ................................................................................................................................................................................................................. V
I. AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU ÜYELERİ.................................... 1
II. TÜRKİYE’NİN AVRUPA BİRLİĞİ’NE KATILIM
SÜRECİNDEKİ GELİŞMELER............................................................................................................. 2
A. TÜRKİYE-AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ....................................................................... 3
B. MÜZAKERE SÜRECİ......................................................................................................................................... 4
C. İLERLEME RAPORLARI VE GENİŞLEME
STRATEJİSİ BELGELERİ........................................................................................................................... 6
1. 2013 Yılı İlerleme Raporu ve Genişleme Stratejisi Belgesi...................................................7
1.1. 2013 İlerleme Raporu..................................................................................................................... 7
1.2. 2013 Genişleme Stratejisi Belgesi.................................................................................. 11
2. 2014 Yılı İlerleme Raporu ve Genişleme Stratejisi Belgesi............................................. 13
2.1. 2014 İlerleme Raporu.................................................................................................................. 13
2.2. 2014 Genişleme Stratejisi Belgesi.................................................................................. 22
III. AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU FAALİYETLERİ............ 24
A. KOMİSYONA HAVALE EDİLEN KANUN TASARI
VE TEKLİFLERİ......................................................................................................................................................24
B. KOMİSYON TOPLANTILARINDA GÖRÜŞÜLEN KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ.........................................................................................................................24
1. Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasında İzinsiz İkamet Eden
Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı.............................................................................................................. 24
2. Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı................................................................................................................................................................... 25
III
3. Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı......................................................................................................................................................................................... 25
C.AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONUNA YAPILAN
ZİYARETLER................................................................................................................................................................26
D.KOMİSYONUN YURT DIŞI FAALİYETLERİ...........................................................27
IV. PARLAMENTOLAR ARASI DEĞİŞİM VE DİYALOG
PROJESİ...................................................................................................................................................................................... 29
IV
GİRİŞ
15.04.2003 tarihli ve 4847 sayılı Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Kanunu
uyarınca Komisyon, her yasama yılının sonunda Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne
(AB) katılım sürecindeki gelişmelere ve Komisyonun o yılki faaliyetlerine ilişkin
bir değerlendirme raporu hazırlamaktadır. Bu yılki Rapor, Komisyonun 24’üncü
Yasama Dönemi 4’üncü Yasama Yılı (1 Ekim 2013-30 Eylül 2014) faaliyetlerini
içermektedir.
Rapor, dört bölüm hâlinde hazırlanmıştır:
Birinci bölümde, Komisyon üyelerinin görevlerini, mensubu bulundukları
siyasi partileri ve seçim çevrelerini gösteren liste ile bu Yasama Yılı içerisinde
Komisyon üyeliklerinde yaşanan değişikliklere yer verilmiştir.
İkinci bölümde, AB-Türkiye ilişkilerindeki gelişmeler, Avrupa Parlamentosu
seçimleri ve yürütülmekte olan müzakere sürecinde gelinen son nokta hakkında
bilgiler verilmiştir. Ayrıca, Avrupa Komisyonunun hazırladığı Türkiye 2013 ve
2014 İlerleme Raporları ile Genişleme Stratejisi Belgeleri üzerinden, Türkiye’nin
kaydettiği ilerleme ve üyeliğe yönelik genel hazırlık düzeyine temas edilmiştir.
Üçüncü bölümde, Komisyona havale edilen kanun tasarı ve teklifleri ile
Komisyona yapılan ziyaretler ve Komisyonun yurt dışında katıldığı toplantılara
değinilmiştir. Bu çerçevede, Komisyonun mutat olarak katıldığı AB Parlamentoları
Topluluk ve Avrupa İşleri Komisyonları Konferansı (COSAC) ve Güneydoğu
Avrupa’da İstikrarı Sağlama ve İşbirliği Sürecinde Yer Alan Ülke Parlamentoları
Avrupa İşleri Komisyonları Konferansı (COSAP) toplantıları hakkında bilgiler
sunulmuştur.
Son bölümde ise, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) üyeleri ile AB
üyesi ülkelerin parlamenterleri arasında diyalog sağlamak üzere 28 Mayıs 2012
tarihinde başlatılan ve 16 Ocak 2014 tarihinde tamamlanan Parlamentolar Arası
Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında yapılan faaliyetler hakkında bilgilere yer
verilmiştir.
V
I. AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU ÜYELERİ
Üyenin Adı Soyadı
Komisyon Görevi
Seçim Çevresi
Partisi
1
Mehmet Sayım
TEKELİOĞLU
Başkan
İzmir
Ak Parti
2
Yıldırım Mehmet
RAMAZANOĞLU
Başkanvekili
Kahramanmaraş Ak Parti
3
Oğuz OYAN
Başkanvekili
İzmir
Chp
4
Ercan CANDAN
Sözcü
Zonguldak
Ak Parti
5
Zühal TOPCU
Kâtip
Ankara
Mhp
6
Aylin NAZLIAKA Üye
Ankara
Chp
7
Nazmi Haluk ÖZDALGA
Üye
Ankara
Bağımsız
8
Aykan ERDEMİR
Üye
Bursa
Chp
9
Ali ŞAHİN
Üye
Gaziantep
Ak Parti
10 Ayşe Eser DANIŞOĞLU
Üye
İstanbul
Chp
11 Halide İNCEKARA
Üye
İstanbul
Ak Parti
12 Umut ORAN
Üye
İstanbul
Chp
13 Şafak PAVEY
Üye
İstanbul
Chp
14 Sevim SAVAŞER
Üye
İstanbul
Ak Parti
Ahmet Kenan
TANRIKULU
Üye
İzmir
Mhp
16 Pelin GÜNDEŞ BAKIR
Üye
Kayseri
Ak Parti
17 İlhan YERLİKAYA
Üye
Konya
Ak Parti
18 Cem ZORLU
Üye
Konya
Ak Parti
19 Çiğdem Münevver ÖKTEN Üye
Mersin
Ak Parti
20 Faruk IŞIK
Üye
Muş
Ak Parti
21 Ebubekir GİZLİGİDER
Üye
Nevşehir
Ak Parti
22 Afif DEMİRKIRAN
Üye
Siirt
Ak Parti
Mesude Nursuna
MEMECAN
Üye
Sivas
Ak Parti
24 Şükrü AYALAN
Üye
Tokat
Ak Parti
25 Nazmi GÜR
Üye
Van
Hdp
15
23
1
Bu Yasama Yılı içerisinde Komisyon üyeliklerinde meydana gelen
değişiklikler aşağıda belirtilmiştir:
Ankara Milletvekili Nazmi Haluk ÖZDALGA’nın Komisyon üyeliği,
mensubu olduğu Adalet ve Kalkınma Partisinden istifası nedeniyle İçtüzük’ün
22’nci maddesi uyarınca 30.12.2013 tarihinde kendiliğinden sona ermiş ve açık
bulunan üyeliğe Genel Kurulun 07.01.2014 tarihli 43’üncü Birleşiminde Adalet
ve Kalkınma Partisi Niğde Milletvekili Ömer SELVİ seçilmiştir.
Niğde Milletvekili Ömer SELVİ’nin 21.01.2014 tarihinde Komisyon
üyeliğinden çekilmesiyle boşalan üyeliğe Genel Kurulun 22.01.2014 tarihli 50’nci
Birleşiminde Adalet ve Kalkınma Partisi Konya Milletvekili İlhan YERLİKAYA
seçilmiştir.
Van Milletvekili Nazmi GÜR’ün Komisyon üyeliği, mensubu olduğu Barış
ve Demokrasi Partisinden istifası nedeniyle İçtüzük’ün 22’nci maddesi uyarınca
29.04.2014 tarihinde kendiliğinden sona ermiş, açık bulunan üyeliğe Genel
Kurulun 07.05.2014 tarihli 86’ncı Birleşiminde Halkların Demokrasi Partisi
kontenjanından yine Van Milletvekili Nazmi GÜR seçilmiştir.
Milliyetçi Hareket Partisi Kocaeli Milletvekili Lütfü TÜRKKAN,
Komisyonda Partisine düşen üyelik sayısının eksilmesi sebebiyle 20.05.2014
tarihinde Komisyon üyeliğinden çekilmiş, açık bulunan üyeliğe Genel Kurulun
08.07.2014 tarihli 113’üncü Birleşiminde bağımsız kontenjanından Ankara
Milletvekili Nazmi Haluk ÖZDALGA seçilmiştir.
II. TÜRKİYE’NİN AVRUPA BİRLİĞİ’NE KATILIM SÜRECİNDEKİ
GELİŞMELER
Türkiye’nin AB ile ilişkileri, Avrupa Ekonomik Topluluğu ile 12 Eylül
1963 tarihinde imzalanan ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara
Anlaşması’nın temel teşkil ettiği ortaklık rejimi çerçevesinde başlamıştır.
Anlaşma’nın öngördüğü geçiş döneminin sonunda, AB ile bütünleşmede önemli
bir eşiği oluşturan Gümrük Birliği 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türkiye, 10-11 Aralık 1999 tarihinde Helsinki’de gerçekleştirilen AB Devlet
ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nde AB’ye aday ülke olarak kabul edilmiştir.
16-17 Aralık 2004 tarihlerinde Brüksel’de yapılan Zirve’de, Helsinki’de alınan
karar teyit edilmiş, Türkiye’nin siyasi kriterleri yeterince karşıladığından bahisle
üyelik müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde başlatılması kararlaştırılmıştır.
Bu doğrultuda Müzakere Çerçeve Belgesi hazırlanmış ve katılım müzakereleri,
anılan tarihte başlamıştır. Müzakerelerin ilk ayağını oluşturan ve müktesebat
fasılları itibarıyla yürütülen tarama süreci 20 Ekim 2005’te başlamış ve 13 Ekim
2006’da tamamlanmıştır.
2
A. TÜRKİYE-AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ
Bu Rapor döneminde Türkiye, AB’ye katılım konusundaki kararlığını
ifade etmeye devam etmiştir. Bu doğrultuda, 2014 yılı “Avrupa Birliği Yılı”
ilan edilmiş; Eylül 2014’te AB Bakanlığı tarafından, katılım sürecini yeniden
canlandırmayı amaçlayan “Avrupa Birliği Stratejisi”1 yayımlanmıştır. Vize
serbestisi diyaloğunun başlatılmasına paralel olarak, 16 Aralık 2013 tarihinde
AB ile Türkiye arasında Geri Kabul Anlaşması imzalanmış ve 1 Ekim 2014’te
yürürlüğe girmiştir. AB ile Türkiye arasında devam eden güçlendirilmiş siyasi
diyalog çerçevesinde, Şubat ayında bakanlar seviyesinde yapılan siyasi diyalog
toplantısının ardından, Mart 2014’te siyasi direktörler seviyesinde bir toplantı
yapılmıştır. Reform önceliklerindeki ilerleme, Ortaklık Anlaşması uyarınca
oluşturulan yapılar aracılığıyla teşvik edilmekte ve izlenmektedir. Ortaklık
Komitesi ile Ortaklık Konseyi, Haziran 2014’te toplanmıştır. Türkiye-AB
Karma Parlamento Komisyonu, 5-6 Aralık 2013’te Ankara’da, 10 Nisan 2014’te
Brüksel’de toplanmıştır.
Avrupa Parlamentosu (AP) Seçimleri
22-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilen AP seçimlerine katılım
düzeyi %43 olarak gerçekleşmiştir. Seçim sonucuna göre aşırı sağ partilerin oyları
ortalama %35 artarken, oyları %28,5 azalan Hristiyan Demokratların milletvekili
sayısı 274’ten 211’e; Sosyalistlerin 196 olan milletvekili sayısı ise 189’a
düşmüştür. Ortaya çıkan tablo itibarıyla, AB bütünleşme sürecini destekleyen
gruplar AP’nin üçte ikisini; sürece şüpheyle yaklaşan gruplar ise üçte birini teşkil
etmektedir. Aşırı sağ eğilimli milletvekili sayısı artmış ancak bunlar grup kuracak
çoğunluğa ulaşamamışlardır.
AB’nin yeni liderliğinin belirlenmesi açısından önem taşıyan söz konusu
seçimlerde bazı üye ülkelerde yabancı düşmanı, göç karşıtı, AB projesini
sorgulayan aşırı söylemleri dile getiren partilerin sandalye sayılarını artırdıkları
görülmüştür. Örneğin, seçimlerden Fransa’da aşırı sağ Millî Cephe Partisi,
İngiltere’de Avrupa şüphecisi Birleşik Krallık Özgürlük Partisi, Danimarka’da
aşırı sağ Danimarka Halkçı Parti ve Yunanistan’da aşırı sol Syriza Partisi birinci
çıkmıştır. Türkiye çeşitli vesilelerle bu duruma ilişkin kaygılarını dile getirmiştir.
AP’de aşırı milliyetçi akımların ağırlık kazanması, Türkiye’nin tam üyelik
sürecinin bundan olumsuz etkilenebileceği endişelerini beraberinde getirmiştir.
AP’de 15 Temmuz 2014 tarihinde yapılan oylamada 250 oya karşı 422
oyla, AP seçimlerinde en yüksek oyu alan Hristiyan Demokratlar Avrupa Halk
Partisi (EPP) mensubu, Lüksemburg eski Başbakanı Jean Claude JUNCKER, yeni Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı olarak seçilmiştir. JUNCKER, oylama
öncesi Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada aday ülkelerle müzakerelerin
http://www.abgs.gov.tr/files/foto/ictr.pdf
1
3
süreceğini ifade etmiş, fakat önümüzdeki beş yıl içerisinde hiçbir ülkenin AB’ye
üye yapılmayacağını vurgulamıştır.
B. MÜZAKERE SÜRECİ
Türkiye’nin AB katılım müzakereleri sürecinde bugüne değin aşağıdaki 14
fasıl müzakerelere açılmış ve bunlardan yalnızca 25 numaralı Bilim ve Araştırma
Faslı geçici olarak kapatılmıştır:
4. Fasıl: Sermayenin Serbest Dolaşımı
6. Fasıl: Şirketler Hukuku
7. Fasıl: Fikrî Mülkiyet Hukuku
10. Fasıl: Bilgi Toplumu ve Medya
12. Fasıl: Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Politikası
16. Fasıl: Vergilendirme
18. Fasıl: İstatistik
20. Fasıl: İşletme ve Sanayi Politikası
21. Fasıl: Trans-Avrupa Ağları
22. Fasıl: Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu
25. Fasıl: Bilim ve Araştırma
27. Fasıl: Çevre
28. Fasıl: Tüketicinin ve Sağlığın Korunması
32. Fasıl: Mali Kontrol
Ankara Anlaşması’nı AB’ye 2004 yılında katılan yeni üyelere teşmil eden Ek
Protokol, Türkiye ile AB Dönem Başkanlığı ve Komisyon arasında 29 Temmuz
2005 tarihinde mektup teatisi vasıtasıyla imzalanmıştır. Ancak, Türkiye tarafından
bir deklarasyon yayımlanarak Ek Protokol’ün imzalanmasının, hiçbir şekilde
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) tanıma anlamına gelmeyeceği açıkça
ifade edilmiştir. 11 Aralık 2006 tarihli AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi
Toplantısı’nda, Türkiye’nin Ek Protokol’den kaynaklanan yükümlülüklerini
tam olarak yerine getirmediği gerekçesiyle aşağıdaki 8 fasılda müzakerelerin
açılmaması ve diğer fasılların geçici olarak kapatılmaması kararlaştırılmıştır:
1. Fasıl: Malların Serbest Dolaşımı
3. Fasıl: İş Kurma Hakkı ve Hizmet Sunumu Serbestisi
9. Fasıl: Mali Hizmetler
11. Fasıl: Tarım ve Kırsal Kalkınma
13. Fasıl: Balıkçılık
14. Fasıl: Taşımacılık Politikası
29. Fasıl: Gümrük Birliği
30. Fasıl: Dış İlişkiler
4
Diğer taraftan, Fransa 2007 yılında 5 faslın müzakereye açılmasına, bu
fasılların tam üyelikle doğrudan ilgili olduğu gerekçesiyle izin vermeyeceğini
açıklamış, 22 numaralı Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu
Faslı üzerindeki blokajını 2013 yılı Şubat ayında kaldırmıştır. Fransa, hâlihazırda
aşağıda zikredilen 4 faslı tek taraflı olarak bloke etmeye devam etmektedir:
11. Fasıl: Tarım ve Kırsal Kalkınma2
17. Fasıl: Ekonomik ve Parasal Politika
33. Fasıl: Mali ve Bütçesel Hükümler
34. Fasıl: Kurumlar
GKRY, 8 Aralık 2009 tarihli AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi
Toplantısı’nda aşağıdaki 6 fasılda ilerleme kaydedilmesini, tek taraflı olarak,
“normalizasyon” şartına bağladığını beyan etmiştir:
2. Fasıl: İşçilerin Serbest Dolaşımı
15. Fasıl: Enerji
23. Fasıl: Yargı ve Temel Haklar
24. Fasıl: Adalet, Özgürlük ve Güvenlik
26. Fasıl: Eğitim ve Kültür
31. Fasıl: Dış, Güvenlik ve Savunma Politikası
Müzakerelerin başlangıcından 30 Haziran 2010 tarihine kadar toplam 13
fasıl müzakerelere açılmış, takip eden altı dönem başkanlığı süresince hiçbir
fasıl müzakerelere açılamamıştır. Fransa’nın, 2013 yılı Şubat ayında 22 numaralı
Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu Faslı üzerindeki blokajını
kaldırması neticesinde Litvanya Dönem Başkanlığında 5 Kasım 2013 tarihinde
yapılan 10. Hükûmetlerarası Konferans kararı ile 3,5 yıl aradan sonra bir fasıl
daha müzakerelere açılmıştır.
Netice itibarıyla, bugüne kadar 14 fasıl müzakereye açılmış, geriye kalan 20
fasıldan 17’si AB Konseyi ve/veya bazı üye ülkelerin siyasi nitelikli engellemeleri
nedeniyle bloke edilmiş durumdadır. Önümüzdeki dönemde teknik açılış kriterleri
yerine getirilebildiği takdirde müzakerelere açılması mümkün olan 3 fasıl
bulunmaktadır:
5. Fasıl: Kamu Alımları
8. Fasıl: Rekabet Politikası
19. Fasıl: Sosyal Politika ve İstihdam
2
Ek Protokol nedeniyle de engellenmektedir.
5
Pozitif Gündem
Türkiye-AB ilişkileri açısından önemli konulardaki işbirliği mekanizmalarının
geliştirilmesinin ve siyasi olarak engellenen fasıllar dâhil olmak üzere, teknik
kriterlerin en kısa sürede yerine getirilmesinin amaçlandığı Pozitif Gündem
süreci, 17 Mayıs 2012 tarihinde başlatılmıştır. Pozitif Gündem; siyasi reformlar,
AB müktesebatına uyum, dış politika konusunda diyalog, vize, hareketlilik ve
göç, ticaret, enerji, terörizmle mücadele ve AB programlarına katılım gibi ortak
menfaatleri ilgilendiren bir dizi alanda güçlendirilmiş işbirliği vasıtasıyla katılım
müzakerelerini desteklemeye ve tamamlamaya devam etmiştir.
Katılım müzakerelerinde siyasi nedenlerle kaybedilen ivmenin telafi edilmesi
ve siyasi engeller kalktığında birden fazla faslın tek seferde müzakerelere
açılabilmesinin hedeflendiği Pozitif Gündem kapsamında 8 fasılda çalışma
grubu oluşturulmuş, bunlardan 6 tanesi 2012 yılı içerisinde ilk toplantılarını
tamamlamıştır.
Pozitif Gündem çerçevesinde 24’üncü Yasama Dönemi 4’üncü Yasama
Yılı içerisinde, 23 numaralı Yargı ve Temel Haklar Faslı Çalışma Grubu üçüncü
toplantısını yapmıştır. Pozitif Gündem’in enerji bileşeni kapsamında Mayıs 2014’te
Nükleer Enerji, Haziran 2014’te ise Enerji Verimliliği, Yenilenebilir Enerji ve Temiz
Enerji Teknolojileri çalışma grupları toplantıları gerçekleştirilmiştir. Ulaştırma
alanında Aralık 2013’te Yüksek Düzeyli Ulaştırma Diyaloğu Toplantısı yapılmış,
akabinde Nisan 2014’te Demiryolu Çalışma Grubu Toplantısı gerçekleştirilmiştir.
Son olarak Haziran 2014’te, Avrupa’yı Bağlama Mekanizması’nın ulaştırma
bileşeni kapsamında sunulabilecek projeler konusunda görüş alışverişinde
bulunulmuştur.
C. İLERLEME RAPORLARI VE GENİŞLEME STRATEJİSİ
BELGELERİ
Bilindiği üzere Avrupa Komisyonu her yıl, Aralık 1997 tarihli Lüksemburg
Zirvesi Sonuç Bildirgesi’ne uygun olarak, Konseye ve Avrupa Parlamentosuna
düzenli ilerleme raporları sunmaktadır. Türkiye’nin AB üyeliğine hazırlık
sürecinde kaydettiği ilerleme; alınan kararlar, kabul edilen mevzuat ve uygulanan
tedbirler temelinde değerlendirilmektedir. Kural olarak, hazırlık aşamasında olan
veya Meclis tarafından kabul edilmeyi bekleyen mevzuat dikkate alınmamaktadır.
Komisyonun değerlendirmesi, rapor döneminde kaydedilen ilerlemeyi içermekte
ve ülkenin genel hazırlık düzeyini özetlemektedir.
Raporlarda ilk olarak, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını,
azınlıkların korunması ve saygı görmesini güvence altına alan istikrarlı kurumları
gerekli kılan Kopenhag siyasi kriterlerinin karşılanmasına yönelik olarak
Türkiye’nin kaydettiği ilerleme incelenmekte; uluslararası yükümlülüklere uyum,
bölgesel işbirliği ile genişleme ülkeleriyle ve üye ülkelerle iyi komşuluk ilişkileri
gözden geçirilmektedir. Raporlarda, Türkiye’deki ekonomik gelişmeler, Birliğe
6
üyeliğin işleyen bir piyasa ekonomisinin mevcudiyetini ve Birlik içinde rekabet
baskısı ve piyasa güçleriyle baş edebilme kapasitesini gerektirdiğini belirten
Haziran 1993 tarihli Kopenhag Zirvesi sonuçları temelinde tahlil edilmektedir.
Raporların son kısmında ise Türkiye’nin, üyelik yükümlülüklerini üstlenebilme
yeteneği incelenmektedir.
1.2013 Yılı İlerleme Raporu ve Genişleme Stratejisi Belgesi
Avrupa Komisyonu, 16 Ekim 2013 tarihinde Türkiye için, Ekim 2012’den
Eylül 2013’e kadar olan dönemi kapsayan, “2013 Yılı İlerleme Raporu”3 ve
“2013-2014 Genişleme Stratejisi Belgesi”ni4 yayımlamıştır.
1.1.2013 İlerleme Raporu
Türkiye’nin demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını,
azınlıkların korunması ve saygı görmesini güvence altına alan Kopenhag siyasi
kriterlerinin karşılanmasında kaydettiği ilerlemelerin incelendiği bu başlık altında
özetle aşağıda belirtilen tespit ve önerilerde bulunulmuştur:
Yeni bir anayasa oluşturmak üzere kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu
çalışmalarını sürdürmüş ve bir dizi madde üzerinde mutabakata varmıştır. Bu
çalışma, uzlaşı ruhu içerisinde devam etmelidir. Yabancılar ve uluslararası
korumaya ilişkin kapsamlı bir kanunun kabulüyle birlikte, sığınmacıların yeterli
derecede korunmasına yönelik önemli bir adım atılmıştır. Özellikle Ailenin
Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un uygulanmasıyla,
kadın haklarının korunmasını hedefleyen çabalara da devam edilmiştir. Kamu
Denetçiliği Kurumu kurulmuş olup hâlihazırda aktif olarak çalışmaktadır. Türkiye
İnsan Hakları Kurumu da işlevsel hâle gelmiştir.
AB’nin taahhütlerine ve yerleşik koşulluluk ilkesine riayet edilerek
katılım müzakerelerinin yeniden ivme kazanması gerekmektedir. Bu
bağlamda, müzakere sürecindeki üç yılı aşkın bir donmanın ardından 22 numaralı
Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu Faslı’nın açılması önemli
bir adımdır. Türkiye, açılış kriterlerini ve Müzakere Çerçeve Belgesi’nde yer alan
koşulları karşılayarak ve Ortaklık Anlaşması’na Ek Protokol’ün tüm üye ülkelere
tam olarak ve ayrım yapmaksızın uygulanması da dâhil olmak üzere, AB’ye karşı
yükümlülüklerine riayet ederek müzakereleri hızlandırabilir.
Türkiye’de son 12 ay boyunca siyasi kriterler alanında yaşanan
gelişmelerden karışık bir resim ortaya çıkmaktadır. Önemli reform çabaları devam
etmiştir. Nisan ayında kabul edilen Dördüncü Yargı Reformu Paketi, işkence ve
kötü muamele davalarında suçun cezasız kalmasıyla mücadele ve ifade özgürlüğü
3
Rapor’un tamamı için bkz.: http://www.ab.gov.tr/files/AB_Iliskileri/AdaylikSureci/Ilerleme
Raporlari/2013_ilerleme_raporu_tr.pdf
4
Strateji Belgesi’nin Türkiye’ye ilişkin bölümleri için bkz.: http://www.abgs.gov.tr/files/AB_
Iliskileri/AdaylikSureci/IlerlemeRaporlari/2013_strateji_ve_sonuclar_tr.pdf
7
konuları dâhil olmak üzere, temel hakların korunmasını güçlendirmektedir.
Hükûmet, ülkenin güneydoğusundaki terörizm ve şiddeti bitirmeyi ve Kürt
meselesinin çözümünü hedefleyen bir çözüm süreci başlatmıştır. Bu süreç tüm
taraflarca iyi niyetle sürdürülmelidir. Eylül 2013’te açıklanan Demokratikleşme
Paketi’nde yer alan tedbirler, Türkçe dışındaki dillerin kullanımı, azınlıklara
mensup kişilerin hakları ile TBMM’de temsil için gereken mevcut yüksek
seçim barajı ve siyasi partilerin finansmanı da dâhil olmak üzere, çoğulculuğu
artırması gereken bir dizi önemli konuda, daha fazla reform öngörmektedir.
Muhalefet partileri ile işbirliğinde ilerleme kaydedilmesi ve uygulamanın Avrupa
standartlarında olması kilit hususlardır.
Ayrıca, Kürt meselesi, ordunun rolü, Ermeni meselesi veya kişilerin
cinsel yönelimlerine bakılmaksızın sahip oldukları haklar da dâhil olmak üzere,
daha önceden hassas kabul edilen konular kamuoyunda daha fazla tartışılmaktadır.
Demokratik tartışma ortamı, özellikle sosyal medya yoluyla yayılmakta ve
gösteriler de dâhil, geleneksel parti siyasetinin ötesinde yapılmaktadır. Bu
bağlamda, Haziran ayında gerçekleşen protestolar, geçmiş on yıl içerisindeki
kapsamlı demokratik reformun da bir sonucu olup Parlamentoda çoğunluk
hangi partide olursa olsun, karar almanın her düzeyinde daha sistematik olarak
danışılması ve itibar edilmesi gereken dinamik ve çeşitlilik içeren bir sivil
toplumun ortaya çıktığına işaret etmektedir.
Ancak, süregelen çeşitli unsurlar, daha fazla ilerleme sağlanmasını
engellemektedir. Siyasi ortama hâlâ kutuplaşma ve uzlaşı ruhunun eksikliği
damgasını vurmaktadır. Hükûmet, sosyal açıdan hassas konular da dâhil olmak
üzere, kanunların çıkarılmasında paydaşlarla yeterli istişare ve diyalog olmadan,
yalnızca Meclis çoğunluğuna güvenme eğilimi göstermektedir. Bunun sonucunda,
İstanbul Gezi Parkı’nda yapılmak istenen tartışmalı bir kentsel kalkınma projesiyle
ilgili gerginlik, Mayıs ve Haziran’da en üst noktaya ulaşmış ve birçok şehirde
büyük çapta protestolar yaşanmıştır. Protestocularla iletişim kurma çabaları
sınırlı düzeyde kalmış, söz konusu çabalar, polis tarafından aşırı güç kullanımı,
kutuplaşmaya neden olan üsluba başvurulması ve genel diyalog eksikliği gibi
nedenlerle gölgede kalmıştır. Çatışmalar sonucunda altı kişi hayatını kaybetmiş,
8.000’den fazla kişi yaralanmıştır. İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen
denetimler sonucunda, polisin Mayıs ve Haziran’da protestoculara karşı orantısız
güç kullandığı sonucuna varılmıştır. Gezi Parkı’na ilişkin olaylar, siyasi arenada
ve toplumda diyaloğun daha kapsamlı bir şekilde teşvik edilmesinin önemine ve
uygulamada temel haklara saygının gerekliliğine dikkati çekmiştir.
Haziran’daki protesto dalgası, ivedilikle ele alınması gereken bir dizi
sorunun altını çizmiştir. Polisin aşırı güç kullanımıyla ilgili olarak başlatılan
idari ve adli soruşturmaların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına uygun
olarak takip edilmesi ve neticelendirilmesi gerekmektedir. Kolluk kuvvetlerinin
8
işleyebileceği suçlara karşı bağımsız bir denetleyici organ olarak Kolluk Gözetim
Komisyonunun kurulmasına ilişkin mevzuat Avrupa standartlarına uygun
şekilde kabul edilmeli ve uygulanmalıdır. İçişleri Bakanlığı tarafından gösteriler
sırasında polis memurlarının uymaları gereken kuralları düzenleyen genelgelerin
yayımlanmasıyla birlikte ilk olumlu adımlar atılmıştır. Ancak, her koşulda insan
haklarına saygı ve özellikle de toplanma özgürlüğünün güvence altına alınması
amacıyla, kolluk kuvvetlerinin olaylara müdahalesine ilişkin genel yasal çerçeve
ve uygulamanın Avrupa standartlarıyla uyumlu hâle getirilmesi gerekmektedir.
Türkiye’deki yasal çerçevenin kilit hükümleri ve bu hükümlerin yargı
mensupları tarafından yorumlanma şekli, basın özgürlüğü de dâhil olmak üzere
ifade özgürlüğünü engellemeye devam etmektedir. Büyük holdinglerin hâkim
olduğu Türk medyasının mülkiyet yapısı, zaman zaman üst düzey görevlilerin
caydırıcı açıklamaları ve yetkililerin uyarılarıyla birleştiğinde, ana akım medya
kuruluşlarının Haziran ayındaki protestoları haber yapmamasında da görüldüğü
üzere, medyada oto sansürü yaygın hâle getirmektedir. Bu ortam, gazetecilerin
işten çıkarılmasına ve istifa etmelerine neden olmuştur.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçuyla ilgili yasal hükümlerin yargı
tarafından kısıtlayıcı şekilde yorumlanması, kamuoyunda tanınmış kişilerin
“din”le ilgili eleştirileri nedeniyle mahkûm edilmelerine yol açmıştır. Ceza
mevzuatının silahlı örgüte üyelik konusunda net bir tanım içermemesi, çok sayıda
tutuklama ve kovuşturmanın kaynağı olmaya devam etmektedir. İnanç ve vicdani
ret ile ilgili konularda AİHS ile uyumlu bir yasal çerçeve henüz oluşturulmamıştır.
Kadın ve çocuklar ile lezbiyen, eşcinsel, biseksüel, transseksüel ve interseks
bireylerin (LGBTI) haklarının etkili bir şekilde güvence altına alınmasına yönelik
kayda değer çabalara ihtiyaç bulunmaktadır. Aile içi şiddet, namus cinayetleri
ile erken yaşta ve zorla yaptırılan evlilikler ciddi endişe konusu olmaya devam
etmektedir. Türkiye, gayrımüslim cemaatlerin mülkiyet hakları da dâhil tüm
mülkiyet haklarının tam olarak gözetilmesini sağlamalıdır.
Gerekli reformlar bakımından, hem ulusal hem de yerel düzeyde genel
karar alma süreci sivil toplum ile daha fazla yapılandırılmış ve sistematik bir
istişareyi gerektirmektedir. Mevcut yasal çerçevenin yenilenmesi ve genel olarak
STK’ların gelişmesine daha müsait bir ortam hazırlanması önem arz etmektedir.
Örneğin, çevresel etki değerlendirmelerinin AB müktesebatına tam uyumlu bir
şekilde sürdürülmesi gerekmektedir. Önemli altyapı projeleri, artık kapsam dışı
bırakılmamalıdır. Diğer politika alanlarındaki ilgili sivil toplum aktörleriyle
yapılan istişareler de yoğunlaştırılmalıdır.
Avrupa standartları ile uyumlu ve paydaşlarla işbirliği içerisinde bir
uygulama kilit unsurdur. Kapsamlı bir kanun olan Yabancılar ve Uluslararası
Koruma Kanunu’nun kabul edilmesiyle, sığınmacıların korunmasına yönelik
önemli bir adım atılmıştır. Daha önce hassas addedilen konuların tartışılmasında
9
gelişme kaydedilmiştir. Türkiye ayrıca ülkelerinden kaçan çok sayıda Suriyeliye
insani yardım sağlamıştır. Doğal gazı Hazar’dan AB’ye Türkiye üzerinden
getiren, Trans-Adriyatik Boru Hattı ile bağlantı kurulmasını amaçlayan TransAnadolu Boru Hattı Anlaşması’nın Türkiye tarafından onaylanması diğer olumlu
gelişmelerden biridir.
İfade ve basın özgürlüğünün, toplanma ve örgütlenme özgürlüğünün
güçlendirilmesi için Türk hukuk sisteminde değişikliklerin yapılması
gerekmektedir; adli uygulamalar sistematik anlamda Avrupa standartlarını
yansıtmalıdır. Dördüncü Yargı Reformu Paketi, tam olarak uygulanmalıdır.
Türkiye ile AB arasındaki geri kabul anlaşmasının imzalanmasına paralel
olarak aşamalı ve uzun vadeli hedef doğrultusunda, vize muafiyeti sağlanmasına
yönelik olarak, Konseyin Komisyonu adım atmaya davet ettiği 21 Haziran 2012
tarihli Zirve sonuçları çerçevesinde Komisyon, vize muafiyetine yönelik bir yol
haritası hazırlamıştır.
Türkiye ve Komisyon, başta elektrik ve gaz olmak üzere enerji alanında
işbirliğini arttırmaya yönelik çabalarını devam ettirmişlerdir.
AB ile Türkiye arasındaki güçlendirilmiş siyasi diyalog devam
etmiştir. Ocak 2013’te siyasi direktörler seviyesinde bir siyasi diyalog toplantısı
yapılmıştır. Dış politika diyaloğunun daha fazla yoğunlaştırılmasına ilişkin
Aralık ayı Zirve sonuçlarındaki çağrıya uygun olarak, diğerlerinin yanı sıra, Batı
Balkanlar, Suriye, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Afganistan, Pakistan, Rusya, Güney
Kafkasya, Orta Asya ve terörle mücadele ile silahsızlanma konularında düzenli
görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Türkiye, komşusu olduğu geniş coğrafyada
etkinliğini sürdürmekte olup önde gelen bir bölgesel aktördür. Konsey, sınırdaki
şiddetten kaçan Suriyelilere verilen destek başta olmak üzere, Suriye konusunda
Türkiye’nin üstlendiği rolü kabul etmiştir.
2012 yılının ikinci yarısında Türkiye, AB Dönem Başkanlığı
ile ilişkilerini dondurmuş ve bu süre zarfında, uluslararası forumda AB
pozisyonlarına veya açıklamalarına katılmamıştır. Konsey, 9 Aralık 2011 tarihli
AB Zirvesi sonuçlarını hatırlatarak, AB Dönem Başkanlığı uygulamasının AB
Antlaşması uyarınca öngörüldüğünün altını çizmiş ve bu role saygı duyulması
çağrısında bulunmuştur.
Reform önceliklerindeki ilerleme, Ortaklık Anlaşması uyarınca
oluşturulan yapılar aracılığıyla teşvik edilmekte ve izlenmektedir. Ortaklık
Komitesi Nisan 2013’te, Ortaklık Konseyi ise Mayıs 2013’te toplanmıştır.
AB’nin Ekonomik ve Parasal Birliği kapsamında, çok taraflı izleme
ve ekonomik politika koordinasyonuna katılım için hazırlanmak amacıyla
Türkiye, Komisyon ve üye devletlerle olan çok taraflı ekonomik diyaloğa katılım
sağlamaktadır.
10
1.2.2013 Genişleme Stratejisi Belgesi
Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Parlamentosuna, Konseye,
Ekonomik ve Sosyal Komite ile Bölgeler Komitesine sunulan 2013 Genişleme
Stratejisi Belgesi’nde, Türkiye’ye ilişkin değerlendirme ve öneriler özetle şu
şekildedir:
Türkiye, AB’ye aday bir ülke ve aynı zamanda AB’nin stratejik bir
ortağıdır. Türkiye, büyük ve dinamik ekonomisi ile AB’nin önemli bir ticaret
ortağı ve Gümrük Birliği sayesinde, AB’nin rekabet gücünün değerli bir bileşenidir.
Türkiye, enerji güvenliği de dâhil olmak üzere stratejik bir konuma sahiptir
ve önemli bir bölgesel rol oynamaktadır. Komisyon, dış politika konularında
sürdürülen işbirliğinin ve diyalogun öneminin altını çizmektedir. Aynı şekilde AB
de, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi reformları için önemli bir çıpa olmaya devam
etmektedir.
2012’de başlatılan Pozitif Gündem; siyasi reformlar, AB müktesebatına
uyum, dış politika konusunda diyalog, vize, hareketlilik ve göç, ticaret, enerji,
terörizmle mücadele ve AB programlarına katılım gibi ortak menfaatleri
ilgilendiren bir dizi alanda güçlendirilmiş işbirliği vasıtasıyla katılım
müzakerelerini desteklemeye ve tamamlamaya devam etmiştir. Komisyon, çalışma
grupları çerçevesinde kaydedilen ilerlemeyi değerlendirmiş ve hangi kriterlerin
karşılanacağı ile ilgili olarak Türkiye’yi ve üye devletleri bilgilendirmiştir.
Komisyon ayrıca, yargı ve temel haklar alanı ile ilgili önemli gerekliliklerin yerine
getirilmesinde kaydedilen ilerlemeyi kabul etmiştir.
Katılım müzakerelerindeki ilerleme ile Türkiye’de siyasi reformlar
konusunda kaydedilen ilerleme bir madalyonun iki yüzünü oluşturur. Türkiye
ve AB arasındaki diyaloğu karşılıklı çıkar alanlarında geliştirmek ve süregelen
reform çabalarını desteklemek üzere 23 numaralı Yargı ve Temel Haklar ile 24
numaralı Adalet, Özgürlük ve Güvenlik fasıllarının müzakerelere açılmasına
yönelik olarak mümkün olan en kısa süre içinde açılış kriterlerinin belirlenmesi
ve Türkiye’ye iletilmesi hem Türkiye’nin hem AB’nin yararınadır.
Kıbrıs sorununa ilişkin olarak, Komisyon, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum
toplumları arasında BM himayesinde kapsamlı bir çözüme yönelik müzakerelerin
yeniden başlatılmasını beklemektedir. Komisyon, hızlı bir şekilde başarılı bir
sonuca ulaşılması amacıyla her iki tarafın ivedilikle konunun özüne inmelerini
beklemektedir. Tüm taraflar, Kıbrıslıların günlük yaşamlarına fayda sağlayacak
adımlarla, iki toplum arasında pozitif bir iklimin oluşturulmasına katkı yapmaları
ve kamuoyunu gerekli uzlaşmaya hazır kılmaları yönünde teşvik edilmektedir.
Komisyon, yeniden birleşmeyle kazanılacak faydaların, bu amaçla verilmesi
gerekli olabilecek her türlü ödünden daha ağır basacağını düşünmektedir. Özellikle,
hidro-karbon kaynaklarının kullanılması tüm Kıbrıslıların yararına olacaktır. İki
11
tarafın talep etmesi ve BM’nin kabul etmesi hâlinde, Komisyon sürece yönelik
desteğini daha da güçlendirmeye hazırdır.
Bu durum, özellikle Aralık 2006 tarihli Zirve sonuçlarında yer alan
sekiz fasla ilişkin ilerleme kaydedilmesi suretiyle katılım sürecine yeni bir ivme
kazandırabilir. Komisyon ayrıca, iyi komşuluk ilişkilerine ve ihtilafların barışçıl
şekilde çözümüne zarar verebilecek her türlü tehdit, sürtüşme veya eylemden
kaçınma çağrısında bulunmaktadır. Türkiye’nin Kıbrıs sorununun kapsamlı
çözümüne ilişkin somut taahhüdü ve katkısı önemlidir.
Katılım müzakerelerinde ilerleme kaydedilmesi ve Türkiye-AB arasında
enerji konusundaki işbirliğinin daha da güçlendirilmesi, Türkiye ve AB’nin enerji
piyasalarının bütünleşmesini kolaylaştıracaktır. Komisyon, AB’ye üye ülkelerin,
BM Deniz Hukuku Sözleşmesi dâhil, uluslararası hukuka ve AB müktesebatına
uygun olarak, diğerleri yanında, ikili anlaşmalar yapma, doğal kaynaklar ile
ilgili arama yapma ve bunlardan yararlanmayı da kapsayan egemenlik haklarını
vurgulamıştır. Konsey ve Komisyonun önceki yıllarda tekrarlanan tutumları
doğrultusunda, Komisyon, Türkiye’nin Ek Protokolü tam olarak uygulama
yükümlülüğünü yerine getirmesi ve GKRY ile ilişkilerin normalleştirilmesi
yönünde ilerleme kaydetmesinin ivedilik arz ettiğini yinelemektedir.
Komisyon ayrıca, 1996 yılında yürürlüğe girmesinden 18 yıl sonra,
Türkiye-AB Gümrük Birliği’ne ilişkin bir değerlendirme başlatmıştır. Söz
konusu değerlendirmenin amacı gümrük birliğinin her iki taraf üzerindeki
etkisini değerlendirmek olup bu bağlamda ortaya çıkan fırsatların güncellenmesi
gerekmektedir. Hâlihazırda Türkiye’nin gümrük birliği kapsamındaki taahhütlerine
aykırı mevzuat mevcuttur ve ticaretin önündeki teknik engellerin kaldırılması ile
ilgili olarak Türkiye tarafından verilen bir dizi taahhüt hâlâ yerine getirilmemiştir.
AB, Türkiye’den, GKRY’ye yönelik taşımacılık alanındaki kısıtlamalar da dâhil,
malların serbest dolaşımı ile ilgili süregelen tüm kısıtlamaları kaldırmasını
ve gümrük birliğini tam olarak uygulamasını talep etmiştir. Türkiye ayrıca,
diğerlerinin yanında, AB’nin serbest ticaret anlaşması imzaladığı veya müzakere
ettiği bazı ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları akdedilmesinde karşılaşılan ciddi
zorluklara işaret ederek ve ortaya çıkan asimetrinin gümrük birliğinin düzgün bir
şekilde işlemesini aksattığını vurgulayarak endişelerini dile getirmiştir.
Mali yardım konusunda, Türkiye’ye 2013 yılında Katılım Öncesi Yardım
Aracından (IPA) yaklaşık olarak 903 milyon avro tahsis edilmiştir. Bir sonraki
Çok Yıllı Mali Çerçeve (2014 –2020) göz önünde bulundurularak, sektörel
olarak daha bütüncül bir yaklaşıma geçiş doğrultusunda IPA mali yardımının
programlamasına bazı değişiklikler getirilmiştir. IPA 2013 1. Bileşeninin önemli
bir kısmı sektörel müdahaleler yoluyla; adalet, içişleri ve temel haklar ile enerji
ve tarımın öncelikli sektörlerinde programlanmıştır. Hükûmet ile Komisyon, yeni
Katılım Öncesi Yardım Aracı’ndan (IPA II) yapılacak mali yardımlara ilişkin tutarlı
12
ve stratejik bir çerçeve sağlamak amacıyla, 2014 – 2020 dönemi için kapsamlı bir
Ülke Strateji Belgesi hazırlamaktadır. Türkiye’nin, 2014 – 2020 döneminde IPA
fonlarını en iyi şekilde kullanabilmek için idari kapasitesini güçlendirmeye devam
etmesi gerekmektedir.
2.2014 Yılı İlerleme Raporu ve Genişleme Stratejisi Belgesi
Avrupa Komisyonu, 8 Ekim 2014 tarihinde Türkiye için “2014 Yılı İlerleme
Raporu”5 ve “2014-2015 Genişleme Stratejisi Belgesi”ni6 yayımlamıştır. Rapor,
büyük ölçüde önceki raporlardaki yapıyı takip etmiştir.
2.1.2014 İlerleme Raporu
Türkiye’nin demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını,
azınlıkların korunması ve saygı görmesini güvence altına alan Kopenhag siyasi
kriterlerinin karşılanmasında kaydettiği ilerlemelerin incelendiği bu başlık altında
özetle aşağıda belirtilen tespit ve önerilerde bulunulmuştur:
TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu, yeni anayasa için yaklaşık
170 maddeden 60’a yakınında ön uzlaşma sağlamıştır. Süregelen anlaşmazlıklar
neticesinde Komisyon, Aralık ayında resmen feshedilmiştir. Komisyonun yaklaşık
300 oturum süresince yaptığı değerlendirmelerin tutanakları TBMM internet
sitesinde yayımlanmıştır. Sonuç olarak, anayasa reformu süreci askıya alınmıştır.
Önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmalar, Anayasa Uzlaşma Komisyonunun
çalışmalarının belirleyici özelliğini oluşturan kapsamlı istişareleri içeren
demokratik ve kapsayıcı bir sürece dayandırılmalıdır. Venedik Komisyonuyla
aktif istişare içinde olunmalıdır.
TBMM İçtüzüğü’ne ilişkin olarak Aralık 2012’de yeniden başlatılan
kapsamlı reform çalışmalarından, siyasi partiler arasındaki uzlaşı eksikliği
nedeniyle bir kez daha vazgeçilmiştir. Yasama faaliyetlerinde kapsayıcı ve istişari
bir yaklaşımın benimsenmesi, hâlen kural olmaktan ziyade bir istisnadır. Yasama
sürecinin şeffaflığı ve ilgili tüm paydaşlarla istişarede bulunulması, düzenli bir
uygulama hâline gelmelidir. Siyasi kutuplaşma ve hükûmet ile muhalefetin temel
reformlar konusunda uzlaşma aramaya yönelik isteksizliği, Meclisin işleyişini
etkilemeyi sürdürmüştür.
Anayasa Mahkemesi, tutuklu yargılanırken seçilen altı milletvekilinin
seçilme haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu milletvekilleri serbest
bırakılmış ve TBMM’de yemin etmişlerdir. Terörle mücadele mevzuatındaki
eksiklikler ve Anayasa’nın 14. maddesinin kısıtlayıcı bir şekilde yorumlanması,
milletvekillerinin ifade özgürlüğüne yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir.
5
Rapor’un tamamı için bkz.: http://www.abgs.gov.tr/files/onemlibelge/2014_ilerleme_raporu_
tr.pdf
6
Strateji Belgesi’nin Türkiye’ye ilişkin bölümleri için bkz.: http://www.abgs.gov.tr/files/000
etkinlikler/2014_genisleme_strateji_belgesi_tr.pdf
13
31 Ekim 2013’te, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin
Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik’te yapılan değişikliklerin ardından, birkaç
AK Partili kadın milletvekili Genel Kurula başörtüsüyle katılmış ve on yıllardır
süren bir yasak sona ermiştir. TBMM İç Tüzüğü’nde yapılan bir değişiklikle
kadın milletvekillerinin pantolon giymeleri serbest bırakılmıştır.
Yolsuzlukla ilgili suçlar bakımından milletvekili dokunulmazlığının
geniş kapsamı değişmemiştir. Mayıs ayında, TBMM, eski bakanları içeren
yolsuzluk iddialarına yönelik bir Meclis Araştırma Komisyonu kurmuştur.
Komisyon, Ağustos ayının sonunda suçlamaları incelemeye başlamıştır.
Milli İstihbarat Teşkilatının işleyiş ve denetiminde düzenlemeler yapan
kanunun kabul edilmesinin ardından, TBMM çatısı altında bir Güvenlik ve
İstihbarat Komisyonu kurulacaktır. Komisyonun görev ve yetkileri, istişari
işlevinin yanı sıra, istihbarat kurumlarına ait yıllık raporlar çerçevesinde
Başbakanlık tarafından hazırlanan raporun değerlendirilmesinden ibarettir.
TBMM bünyesinde teknik uzmanlığa sahip özel bir komisyonun
bulunmayışı, Sayıştay tarafından hazırlanan raporların takibini ve kamu
harcamalarının denetlenmesi işlevini zayıflatmıştır. Ayrıca, başta askerî harcamalar
olmak üzere, yürütme ve kamu harcamalarının TBMM tarafından denetlenmesinde
ilerleme kaydedilmemesi, Sayıştayın yasal çerçevesindeki zayıflıklar nedeniyle
büyüyen bir sorundur.
Eylül 2013’te açıklanan Demokratikleşme Paketi kapsamında, Mart
2014’te kabul edilen bir kanun ile seçimler ve siyasi partilere ilişkin yasal
çerçevede değişiklikler yapılmıştır. Bu kanun ile Türkçe dışındaki dillerde siyasi
kampanya yürütülmesine izin verilmiş, parti eş başkanlığı yasal hâle getirilmiş
ve siyasi partilerin yerel teşkilatlarına ilişkin kurallar basitleştirilmiştir. Avrupa
Konseyine üye ülkeler arasındaki en yüksek oran olan %10’luk seçim barajına
ilişkin bir tartışma başlatılmış ancak, seçim barajının bir sonraki genel seçimlerden
önce değiştirilmemesine karar verilmiştir.
TBMM, Kürt meselesinin çözümünü amaçlayan sürece dâhil olmuştur.
Meclis, çözüm süreci için daha güçlü bir yasal dayanak sağlayan Terörün Sona
Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’u siyasi
partilerin büyük desteğiyle kabul etmiştir. Bu Kanun, çözüm sürecinin temelini
güçlendirmiş olup Türkiye’de istikrara ve insan haklarının korunmasına katkı
sağlamaktadır. Mayıs 2013’te Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm
Sürecinin Değerlendirilmesi amacıyla ve yalnızca AK Parti ve BDP’li üyelerin
katılımıyla kurulan Araştırma Komisyonu, 2 Aralık 2014’te, çözüm sürecinin
sürdürülmesi çağrısında bulunan, hükûmetin çalışmalarını öven ve geçmişteki
bazı mağduriyetlerin telafi edilmesini destekleyen bir rapor sunmuştur. Ancak,
BDP bu rapora bir muhalefet şerhi koymuştur.
14
İlk doğrudan cumhurbaşkanlığı seçimi 10 Ağustos’ta gerçekleştirilmiştir. İktidar partisi adayı ve bir önceki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ilk
turda oyların %51,79’unu alarak cumhurbaşkanı seçilmiştir. Seçime katılım oranı
%74,13 ile daha önceki seçimlere kıyasla düşük kalmıştır. Bilhassa yurt dışındaki seçmenlerin katılımı azdır. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü ve Avrupa
Konseyi Parlamenterler Meclisinin ortak uluslararası seçim gözlem misyonu, yasal çerçevenin genel itibarıyla seçimlerin demokratik bir şekilde gerçekleşmesini mümkün kıldığını, ancak kampanyaların finansmanı, kapsamlı raporlama ve
yaptırımlar gibi sürecin şeffaflığını ve hesap verebilirliğini kısıtlayan bazı önemli
alanlarda iyileştirmelere ihtiyaç bulunduğunu bildirmiştir.
Önceki cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi 28 Ağustos’ta sona
ermiştir. Rapor döneminde, Gül, Türkiye’nin AB’ye katılım süreci doğrultusunda
siyasi reformlara ihtiyacı olduğunu vurgulamış, Türk toplumundaki kutuplaşmaya
karşı uyarılarda bulunarak uzlaştırıcı rolünü sürdürmüştür. Yeni cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan, 28 Ağustos’ta yemin ederek görevine başlamış, katılım
müzakerelerinin Türkiye için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini ifade
etmiştir.
Hükûmetle ilgili olarak dikkatler, senenin büyük bölümünde, Başbakan’ı,
dört bakanı, bu kişilerin akrabalarını, en büyük kamu bankasının genel müdürünü,
kamu görevlilerini ve iş adamlarını hedef alan 17 ve 25 Aralık yolsuzluk
iddiaları üzerinde yoğunlaşmıştır. 25 Aralık’taki kabine değişikliğinde yirmi beş
bakandan onu yerine yenileri atanmıştır. Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olarak
seçilmesinin ardından, eski Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu başkanlığındaki
yeni hükûmet 29 Ağustos’ta atanmıştır. 62. Hükûmet, AB katılım sürecini, daha
fazla demokratikleşmeyi, anayasa değişikliğini ve çözüm sürecini temel öncelikler
olarak sıralayan ve aynı zamanda Türkiye’nin sosyo-ekonomik kalkınmasına
büyük önem veren bir program çerçevesinde 6 Eylül’de TBMM’de güvenoyu
almıştır.
AB ile bütünleşme sürecine yönelik politikaları koordine eden kilit
bakanların yer aldığı Reform İzleme Grubu iki kez toplanmıştır. Eylül ayında,
Avrupa Birliği Bakanlığının AB mevzuatına uyum sağlamak amacıyla hazırlanan
taslak mevzuata ilişkin koordinasyon rolünün güçlendirilmesine yönelik bir
genelge çıkartılmıştır.
Yerel seçimler, 30 Mart 2014’te %89 katılım oranıyla gerçekleşmiş, AK
Parti 48, CHP 14, BDP 10, MHP 8 ve bağımsızlar 1 ilin belediye yönetimini
kazanmıştır. Seçimler genel olarak iyi organize edilmiş ve Güneydoğu bölgesi
dâhil olmak üzere çoğunlukla barışçıl bir ortamda gerçekleşmiştir. Kampanya
bütçelerinin, bağışların ve adayların malvarlığı beyanlarının denetimi konusunda
yeterli yasal ve kurumsal çerçeve mevcut değildir. Yerel düzeyde kadınların
siyasi temsil oranı düşüktür. Siyasi partilerin finansmanına ilişkin kurallardaki
15
eksikliklerin Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubunun (GRECO) tavsiyeleri
doğrultusunda ele alınması gerekmektedir.
Yerel yönetimlere yetki devri konusunda ilerleme kaydedilmemiştir.
Mali yerinden yönetim konusunda ise çok sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. 2013
yılında yerel yönetimlerin devlet gelirlerindeki ve harcamalarındaki payı %10’un
altında kalmıştır. Hükûmet, Avrupa Konseyi tarafından önerildiği biçimde -başta
Kürtçe olmak üzere - Türkçe dışındaki dillerde kamu hizmeti sağlanması için
yasal zemin oluşturulmasına yönelik Ocak 2013 tarihli planlarını henüz hayata
geçirmemiştir.
Türkiye’nin, kamu yönetimi reformuna yönelik kapsamlı bir stratejik
çerçevesi bulunmamaktadır. Bir kamu yönetimi reformu stratejisi kabul edilmeli ve
bunun koordinasyonundan sorumlu bir birim oluşturulmalıdır. Kamu sektörünün
ve kamudaki insan kaynaklarının yönetimini geliştirmeyi amaçlayan ve liyakate
dayalı terfiyi sağlayan kamu reformlarına duyulan ihtiyaç devam etmektedir.
Bakanlıkların, bağımsız düzenleyici otoriteler üzerindeki AB mevzuatına aykırı
yetkileri devam etmektedir.
Politika geliştirilmesi ve koordinasyonu konusunda, mevzuat
kalitesinin artırılması için düzenleyici etki analizlerinin hazırlanmasında
ilerleme kaydedilmemiştir. Özellikle, kilit mevzuatın kabul edilmesinden önce
düzenleyici etki analizi yapılmamıştır. Stratejik planlama ile bütçeleme süreci
arasında süregelen farklılıklar, hükûmet politikalarının uygulanmasını olumsuz
etkilemektedir.
Hizmet sunumu; idari işlemlerin basitleştirilmesi ve temel kamu
hizmetlerinin çevrimiçi sağlanması (e-devlet) bakımından iyileştirilmiştir, ancak
hesap verebilirlik konusunda ilerleme kaydedilmemiştir.
Türkiye, kamu mali yönetim sisteminin farklı unsurlarıyla ilgili
reform çalışmaları yapmış olmakla birlikte, geniş kapsamlı bir reform programı
bulunmamaktadır. Türkiye’nin orta vadeli bütçe çerçevesi mevcut olup hükûmetin
gerektiğinde düzeltici tedbirleri aldığını gösterir bir performans geçmişi
bulunmaktadır. Türkiye, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca, beş
yıllık stratejik planlama ve yıllık performansa dayalı bütçeleme uygulamasını
sürdürmüştür. Yıllık bütçeleme süreci şeffaf kurallara dayanmakla birlikte icracı
bakanlıklara tanınan süreler kısadır. Öz kaynaklardan yapılan harcamalar (döner
sermaye), genel bütçenin kapsamı dışındadır. Nakit ve borç yönetimi konusunda
net bir politika bulunmaktadır. Bununla birlikte, bazı durumlarda yerel yönetimler
ve kamu iktisadi teşekkülleri Hazine onayı olmaksızın borç alabilmektedir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, Eylül 2014 itibarıyla kendisine iletilen 3.502
şikâyetten 2.170’ini değerlendirmiştir. Söz konusu şikayetler genel olarak insan
hakları, engelli hakları, kamu hizmetleri, sosyal güvenlik ve mülkiyet hakları ile
mali, ekonomik ve vergi ile ilgili konulara ilişkindir. Kurum, 56 tavsiye kararı
16
vermiş; 60 şikâyet, tahkim usulü ile karara bağlanmıştır. İdare, verilen tavsiye
kararlarının sadece beşi hakkında gereğini yapmıştır. Kurumun çalışmaları,
vatandaşların temel haklar konusunda farkındalığının artmasına katkı sağlamıştır.
Kamu Denetçiliği Kurumu, toplanma özgürlüğü ve kolluk görevlilerinin
orantısız güç kullanımının engellenmesi gibi önemli konularda AİHM kararları
doğrultusunda tavsiye kararları almıştır. Kurumun, resen girişimde bulunma
ve yerinde inceleme yapma hakkının sağlanması için çalışmalar yapılması
gerekmektedir. Tavsiye kararlarının, TBMM’de takibinin yanı sıra kamu idaresi
tarafından da yeterli takibin yapılabilmesi amacıyla tedbirler alınmalıdır.
Genelkurmay Başkanlığı, çözüm sürecine ilişkin bir durum haricinde,
sorumluluk alanı dışındaki siyasi konularda görüş beyan etmekten kaçınmıştır.
Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı yerine Başbakana karşı sorumlu
olmaya devam etmiştir. Ekim ayında askerlik hizmetinin süresi 15 aydan 12
aya düşürülmüştür. Kötü muamelenin, zorla yaptırılan aşırı fiziksel aktivitenin
ve işkencenin önlenmesine yönelik sivil girişimler sayesinde, askere alınacak
kişilerin hakları konusundaki farkındalık artmıştır. Vicdani reddin tanınmasına
ilişkin hiçbir adım atılmamıştır. Silahlı Kuvvetler üzerinde sivil kontrolünün
artırılması için Yüksek Askeri Şûranın yapısı ve yetkileri ile ilgili hükümlerin
değiştirilmesi gerekecektir.
Nisan 2014’te kabul edilen Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli
İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Teşkilata
olağanüstü geniş yetkiler tanınmıştır. Bu Kanun ile Teşkilatın görev kapsamı
genişletilmiş, personelinin zaten geniş olan dokunulmazlığı daha da artırılmış ve
herhangi bir kısıtlamaya ve yeterli yargı veya Meclis denetimine tabi olmaksızın
tüm kamu kurumlarında ve bankalardaki bilgiye erişimi artırılmıştır. Orduya,
polis teşkilatına, jandarmaya ve istihbarat faaliyetlerine yönelik sivil denetimin
iyileştirilmesi için reformlara ihtiyaç vardır.
Türkiye’de aktif bir sivil toplumun gelişmesi devam etmiştir. Politika
yapma süreçlerinde ve yönetimde vatandaşın öncelikli olması ve temel haklardan
yararlanmanın kanun ile güvence altına alınması için ısrarcı olan, hak-temelli
ve büyüyen bir sivil toplum mevcuttur. İçişleri Bakanlığı, derneklere yönelik
Yardım Toplama Kanunu’nun ve diğer önemli reformların hazırlanması
aşamasında sivil toplum aktörleri ile istişarelerde bulunmuştur. Bununla birlikte,
sivil toplum kuruluşlarının yasama ve politika yapma sürecinde aktif olarak yer
alabildikleri yapılandırılmış katılımcı mekanizmalar bulunmamaktadır. Hükûmetsivil toplum ve Meclis-sivil toplum ilişkileri, yasama sürecinin bir parçası
olarak ve idarenin her düzeydeki mevzuat dışı tasarrufları açısından sistematik,
kalıcı ve yapılandırılmış istişare mekanizmaları aracılığıyla politika düzeyinde
geliştirilmelidir. Öte yandan, AB-Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu Programları
devam etmiş, sivil toplumun gelişmesine ve sivil toplum kuruluşlarının yerel
düzeyde daha fazla tanınmasına katkıda bulunmuştur.
17
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nda yapılan değişiklikler,
bunu takiben personelin görevden alınması ve çok sayıda hâkim ve savcının görev
yerinin değiştirilmesi, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile kuvvetler ayrılığı
hakkında ciddi endişeler yaratmıştır. Anayasa Mahkemesi, kanun maddelerinden
bazılarını Anayasa’ya aykırı bulmuştur.
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları kabul etmeye devam etmiştir.
Mahkeme, Youtube ve Twitter yasakları ile Hrant Dink cinayet davası gibi bazı
önemli davaları karara bağlamıştır. Bu kararlar, 2010 yılı Anayasa değişiklikleri
ile getirilmiş olan bireysel başvuru usulünün önemini göstermiştir.
Özel Yetkili Mahkemeler, Şubat ayında kaldırılmıştır. Terörle Mücadele
Kanunu’nun 10. maddesinin tüm unsurlarıyla birlikte yürürlükten kaldırılmasıyla,
özel yetkilere sahip olan Bölge Ağır Ceza Mahkemeleri kaldırılmış ve azami
tutukluluk süresi 10 yıldan 5 yıla indirilmiştir. Bu reformlar, geçici hükümler
olmaksızın kabul edilmiş olup hâlihazırda aşırı iş yükü olan mahkemelerin
etkinliğini azaltma riskini beraberinde getirmektedir. Yasal açıdan azami
sınırın 5 yıl olduğu yargılama öncesi tutukluluk süresi, AB üyesi devletlerdeki
uygulamalarla karşılaştırıldığında hâlâ uzundur.
Aralık 2013’te başlatılan yolsuzlukla mücadele soruşturmalarının
ardından, yolsuzluk iddiaları Türkiye’deki siyasi tartışmalarda önemli bir yer
tutmuştur. Saydamlığın Artırılması ve Yolsuzlukla Mücadelenin Güçlendirilmesi
Stratejisi (2010-2014) ve Eylem Planı’nın uygulanmasına devam edilmiş, ancak
bunun sonuçlarına ilişkin olarak Meclise veya sivil topluma bilgi verilmemiştir.
Sivil toplum kuruluşları çok sınırlı katkı sağlama imkanı bulmuştur. Türkiye,
2014 sonrası için bir yolsuzlukla mücadele stratejisi ve eylem planı kabul edip
etmeyeceği konusunda karar vermelidir. Uygulamada, soruşturma, iddianame
ve mahkûmiyet kararlarına ilişkin bir izleme mekanizmasının oluşturulmasına
yönelik sonuçlar elde edilmesi için daha güçlü bir siyasi iradeye ve sivil toplumun
katılımına ihtiyaç duyulmaktadır.
Türkiye, AİHM veri tabanının Türkçe versiyonunu oluşturmuştur.
AİHM’in ilgili kararlarının Türkçe çevirileri Adalet Bakanlığının internet
sitesinde yayımlanmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) İhlallerinin
Önlenmesine İlişkin Eylem Planı’nın Mart ayında kabul edilmesi, Türkiye’deki
yasal çerçevenin AİHM içtihadıyla uyumlu hâle getirilmesini amaçlayan önemli
bir adımdır. Türkiye, AİHM’in bütün kararlarının uygulanması için sarf ettiği
çabaları sürdürmelidir.
Hükûmet, işkence ve kötü muameleyi önlemeye yönelik yasal
güvencelere uyum sağlanması konusundaki çalışmalarını sürdürmüştür. Gözaltı
merkezlerindeki kötü muamele vakalarının sayısı ve şiddetindeki azalma eğilimi
devam etmiştir. Ancak, gösteriler ve tutuklamalar sırasında, sıklıkla aşırı güç
kullanımı endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. Toplanma ve gösteri hakkına
18
ve kolluk görevlilerinin toplumsal olaylara müdahalede bulunmalarına ilişkin Türk
mevzuatının ve bu mevzuatın uygulanmasının Avrupa standartları ile uyumlu hâle
getirilmesi gerekmektedir.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, askerlik hizmeti
sırasındaki kötü muameleleri izlemeye başlamıştır. Cezaevi personelinin eğitilmesi
konusunda olumlu bir eğilim vardır. Ancak, cezaevlerindeki aşırı kalabalıklaşma
ve insan hakları durumu endişe kaynağı olmaya devam etmiştir. İzleme, kurumsal
olarak güçlendirilmelidir. Çocuk ve hasta mahkûmların durumuna acil olarak
önem verilmesi gerekmektedir.
Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü mevzuatında kapsamlı bir reforma ve
bu mevzuatın AİHM kararları, Avrupa Konseyi tavsiye kararları ve AB standartları
doğrultusunda uygulanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu reform ihtiyacı
ayrıca, kimlik kartlarında din hanesinin bulunması, vicdani ret, dinî topluluk ve
kurumların tüzel kişiliği, ibadet yeri ile din adamlarına oturma ve çalışma izni
verilmesi konuları için de geçerlidir. Cemevlerinin tanınması konusunda ilerleme
sağlanması birçok mağduriyeti ortadan kaldıracaktır.
Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair
Kanun’un uygulanmasına devam edilmiştir, ancak ilave insan kaynağına ve
koordinasyona ihtiyaç duyulmaktadır. Kadınların istihdama, politika oluşturma
süreçlerine ve siyasete daha fazla katılmaları gerekmektedir. Hükûmetin, erken
yaşta ve zorla yaptırılan evlilikler konusunda tedbir alması elzemdir.
Eğitime erişim bakımından bölgesel farklılıklar devam etmektedir.
Engelli ve özel eğitime muhtaç çocuklar, mevsimlik tarım işçilerinin ve Roman
vatandaşların çocukları eğitime erişim konusunda bazı zorluklarla karşılaşmıştır.
Çocuk işçiliği ve çocuk yoksulluğu endişe konusu olmaya devam etmiştir. Şubat
2014’te kabul edilen mevzuat, sosyal bakımdan korunmaya muhtaç ve engelli
kişilerin durumunda iyileşme sağlamıştır. Millî Eğitim Temel Kanunu’nda ve İş
Kanunu’nda, engelli bireylere ayrımcılık yapılmaması ilkesine artık açıkça yer
verilmektedir.
Sendikal haklara ilişkin mevzuatın gözden geçirilmesi ve söz
konusu hakların özgürce kullanılmasına elverişli bir ortamın oluşturulması
gerekmektedir. Kamu personeli ve özel sektör çalışanlarının örgütlenme hakkı,
toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı AB müktesebatı ve uluslararası standartlarla
uyumlu hâle getirilmelidir.
Mülkiyet hakları ile ilgili olarak, 2011 yılında revize edilen 2008 tarihli
Vakıflar Kanunu hâlen uygulanmaktadır. Söz konusu mevzuat uyarınca, 116
azınlık cemaat vakfı 1.560 adet taşınmazın iadesi için başvuruda bulunmuştur.
Nisan ayı itibarıyla, Vakıflar Meclisi, 318 taşınmazın iadesini ve 21 taşınmaz
için tazminat ödenmesini onaylamıştır. 1.092 başvuru ise uygun bulunmamıştır.
Diğer başvurular hâlen değerlendirme sürecindedir. Kültürel haklar konusunda,
19
anadillerin kullanılması ve kamusal alanda Kürtçe kullanımının olağanlaşması
gibi olumlu gelişmeler kaydedilmiştir.
Kürt meselesine ilişkin çözüm süreci devam etmiştir. Çözüme yönelik
seçenekler geniş çapta ve serbestçe tartışılmıştır. Hükûmet tarafından oluşturulan
Âkil İnsanlar Heyeti çözüm sürecine ilişkin tavsiyeleri de içeren raporlarını
nihai hâle getirmiştir. Bu raporlar yayımlanmamıştır. Bölgenin sosyo-ekonomik
kalkınmasını artırmaya yönelik Güneydoğu Anadolu Projesi altyapıdaki kayda
değer iyileştirmelerle birlikte devam etmiştir. Baraj projeleri tarihî mirası, doğal
yaşam alanlarını ve tarım arazilerini yok ettiği veya tehdit ettiği gerekçesiyle
eleştirilmiştir. Devlet tarafından maaş verilen ve silahlandırılan 46.739 köy
korucusundan oluşan köy koruculuğu sistemine son verilmesi yönünde adım
atılmamıştır.
Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun ve ilgili uygulama
mevzuatının yürürlüğe girmesiyle, Türkiye’nin AB standartları ve uluslararası
standartlara uyumunu sağlamak amacıyla göç ve iltica alanında kapsamlı bir
yasal ve kurumsal çerçeve oluşturulmuş ve göç alanında önemli bir ilerleme
sağlanmıştır. Geri gönderme ve kabul merkezlerinin yönetimine ilişkin olarak
ayrıntılı düzenlemelere ve bu tesislerde kalan göçmenlerin faydalanması için
yapılandırılmış psiko-sosyal hizmetlere ihtiyaç duyulmaktadır.
Türkiye, Suriye’ye yönelik açık kapı politikasını sürdürmüş ve 1
milyondan fazla Suriyeli mülteciye geçici koruma sağlamıştır. Türkiye, Suriyeli
mülteciler dışında, çocuklar dâhil olmak üzere başka ülkelerden gelen sığınmacılara
ve mültecilere de ev sahipliği yapmıştır. İltica başvurusunda bulunan Suriyeli
olmayan kişi sayısı 80.000’i aşmıştır. Çocukların bazılarına sosyal yardım ve
sağlık hizmetleri sağlanmış ve bazıları okula devam edebilmişlerdir; ancak diğer
çocuklar yoksulluk, dil engeli veya kimlik belgeleri ve zorunlu ikamet yerleri
gibi hususlar yüzünden zorluklarla karşılaşmıştır. Öte yandan, yerlerinden olmuş
kişilerin haklarını muhafaza etmek ve geri dönmelerini teşvik etmek amacıyla, bu
kişilerin ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı bir ulusal stratejiye ihtiyaç duyulmaktadır.
Komisyonun Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri tahlil ederken
benimsediği yaklaşımda, Birliğe üyeliğin işleyen bir piyasa ekonomisinin
mevcudiyetini ve Birlik içinde rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle baş edebilme
kapasitesini gerektirdiğini belirten Haziran 1993 tarihli Kopenhag Zirvesi
sonuçları temel alınmaktadır. Bu çerçevede Türk ekonomisine ilişkin tespitler
özetle şu şekildedir:
Türkiye ekonomisinin 2001 yılından bu yana göstermiş olduğu
büyüme performansı, ekonominin temellerinin güçlendiğini ve şoklara karşı
dayanıklılığının arttığını teyit etmektedir. Ancak, yapısal nitelikli büyük cari
işlemler açığı ve göreceli olarak yüksek enflasyon, Türk ekonomisine ilişkin
önemli dengesizliklerin sürdüğünü göstermektedir. Ekonomi politikalarına
20
ilişkin süreçlerin son dönemde yurt içindeki siyasi gerginliklerden etkilendiği
görülmektedir. Piyasa mekanizmalarının uygun işleyişi sürmüştür, ancak Türkiye
makroekonomik dengesizlikleri azaltmalı ve uzun dönemli büyüme potansiyelini
yakalamak için gerekli adımları atmalıdır.
Türkiye ekonomisi, 2012 yılındaki yavaşlamanın ardından, 2013 yılında
yeniden hızlanarak yıllık %4 oranında büyümüştür. Bu büyümede, iyileşen net
ihracat etkili olmuştur. Ancak bu oran, 2001 yılından bugüne kadar kaydedilen
uzun dönemli büyüme ortalamasının altındadır.
Bütün standartlara göre hâlâ yüksek seviyelerde seyreden cari işlemler
açığı, son iki yılda GSYH’nin ortalama %7’si düzeyinde gerçekleşmiştir. Yüksek
cari işlemler açığının kısa vadeli fonlarla finansmanı, ülkeyi küresel yatırımcı
duyarlılığındaki değişimlere karşı kırılgan hâle getirmektedir.
İstihdamdaki artış büyümeye paralel olmakla birlikte, işgücündeki artışı
tam olarak karşılayamamaktadır. Kadınların işgücüne katılım oranında iyileşme
olsa da, son derece düşük seviyededir.
Enflasyon belirgin şekilde artmış ve Merkez Bankasının hedefinden
ciddi biçimde sapmıştır. Merkez Bankası, geleneksel olmayan karmaşık bir
para politikası çerçevesinde çoklu hedef gözetmeyi sürdürmüş; bu durum,
para politikasının saydamlığını ve tahmin edilebilirliğini engellemiştir. Merkez
Bankasının enflasyon hedefini tutturabilmesi için temel amaç olan fiyat istikrarına
daha fazla odaklanması gerekmektedir.
Kamu maliyesi performansı, gelirlerdeki geçici artıştan olumlu
etkilense de harcama hedefleri aşılmaya devam etmiştir. Kamu borcunun
sürdürülebilirliği korunmuştur. Mali çerçevede şeffaflığın artırılmasına ilişkin bir
ilerleme kaydedilmemiştir. Mali kuralın uygulamaya konulması güçlü bir mali
çıpa oluşturacak, ekonomiye olan güveni artıracak ve yapısal açıkta hedeflenen
düşüşü destekleyecektir.
Türkiye ekonomisi finansal belirsizlikler ve küresel risk algısındaki
değişikliklere karşı kırılgan kalmaya devam etmekte olup, makroekonomik
dengesizliklerin azaltılması için para ve maliye politikasının uyumlaştırılması
ihtiyacı bulunmaktadır.
Özelleştirme faaliyetleri yeniden hızlansa da, hükûmetin ana sektörlerdeki
fiyat belirleme mekanizmalarına müdahalesinin sürmesi nedeniyle fiyat
serbestleşmesi hususunda ilerleme olmamıştır. Üretim ve hizmet piyasalarında
serbestleşmenin sürdürülmesi rekabetin artmasını sağlayacaktır.
İş kurma görece masraflı hâle gelmiştir. Pazara giriş koşulları genel
olarak iyileştirilmelidir. Pazardan çıkış hâlâ masraflı ve uzun olup tasfiye işlemleri
ağır ve verimsizdir.
21
Hukuk sistemi, mülkiyet hakları alanında görece iyi işlemeyi sürdürse de
genel olarak bir ilerleme gözlenmemiştir.
Mali sektör iyi bir performans göstermiş olup dayanıklılık sergilemeye
devam etmiştir.
Reformlar ve eğitim harcamalarının artırılması şimdiye kadar
eğitime erişim ve okullaşma oranlarını olumlu yönde etkilemekle beraber,
cinsiyet eşitliğine ve eğitimin kalitesine yönelik önemli sorunlar mevcudiyetini
sürdürmektedir. İşgücü piyasasına yönelik reformların derinleştirilmesi ve
genişletilmesi, Türkiye’nin beşeri sermayesini geliştirmesini ve daha etkin
kullanabilmesini sağlayacaktır.
Ülkenin fiziki sermayesindeki gelişmeler sınırlı kalmıştır.
Elektrik piyasasının serbestleşmesinde ciddi ilerlemeler sağlansa da,
diğer şebeke endüstrilerinde sınırlı ilerleme kaydedilmiştir.
Devlet yardımlarında şeffaflığın artırılmasına yönelik bir ilerleme
sağlanmamış, kamu alımları noktasında uyumda geriye gidilmiştir.
AB ile ticari ve ekonomik bütünleşme ileri düzeyde seyretmeye devam
etmiş ve para birimindeki değer kaybı nedeniyle Türkiye’nin uluslararası fiyat
rekabeti gücü artmıştır.
2.2.2014 Genişleme Stratejisi Belgesi
Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Parlamentosuna, Konseye,
Ekonomik ve Sosyal Komite ile Bölgeler Komitesine sunulan 2014 Genişleme
Stratejisi Belgesi’nde, Türkiye’ye ilişkin değerlendirme ve öneriler özetle şu
şekildedir:
Türkiye, AB’ye aday bir ülkedir ve AB’nin stratejik ortağıdır. Türkiye’nin
dinamik ekonomisi, Avrupa kıtasının refahına önemli bir katkı sağlamaktadır.
Başta Suriye ve Irak olmak üzere, bölgedeki çok önemli gelişmeler, dış
politika meselelerinde işbirliği sağlanmasını daha da önemli hâle getirmektedir.
Türkiye’nin stratejik konumu; göç politikası ve enerji güvenliği alanlarında
daha fazla işbirliğinin önemini artırmaktadır. Ukrayna krizi de dâhil olmak üzere,
ortak komşuluk alanında son dönemde meydana gelen gelişmelerden kaynaklanan
önemli sorunlarla bağlantılı olarak, bu işbirliğinin değeri daha da açık hâle
gelmektedir.
Aktif ve güvenilir bir şekilde yürütülen katılım müzakereleri,
Türkiye-AB ilişkilerinin gerçek potansiyelinden faydalanılması için en uygun
çerçeveyi oluşturmaktadır. Kapsamı ve derinliği göz önüne alındığında, yerine
geçebilecek herhangi bir alternatifi olmayan katılım süreci, AB ile ilgili reformları
desteklemekte, dış politika ve güvenlik konularındaki diyaloğun yoğunlaştırılması
ile ekonomik rekabet edebilirliğin ve ticaret fırsatlarının artırılması için önemli
bir temel oluşturmaktadır. Katılım süreci, vize/göç politikası/geri kabul de dâhil
22
olmak üzere, enerji ile adalet ve içişleri alanlarında işbirliğinin artmasına da
yardımcı olmaktadır.
AB’nin taahhütlerine ve koşulluluk ilkesine riayet edilerek katılım
müzakerelerine yeniden ivme kazandırılması gerekmektedir. AB, Türkiye’nin
ekonomik ve siyasi reformları için önemli bir motivasyon kaynağı olmaya
devam etmelidir. Bu bağlamda, 23 numaralı Yargı ve Temel Haklar Faslı ile
24 numaralı Adalet, Özgürlük ve Güvenlik Faslı’nın müzakerelere açılmasını
sağlamak amacıyla, söz konusu fasıllara ilişkin açılış kriterlerinin en kısa sürede
tanımlanması hem Türkiye’nin hem de AB’nin menfaatinedir. Türkiye, kriterleri
karşılamak, Müzakere Çerçeve Belgesi’ndeki gereklilikleri yerine getirmek ve
AB’ye karşı anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerine riayet etmek suretiyle
müzakerelere hız kazandırabilir.
Bu kapsamda, siyasi yelpazede ve toplumda diyaloğun daha kapsamlı
bir şekilde teşvik edilmesi, hukukun üstünlüğüne ilişkin reform çabalarının
yeniden canlandırılması ile hukuken ve uygulamada temel haklara riayet edilmesi
Türkiye’nin önceliklerini oluşturacaktır. 23 ve 24. Fasılların müzakerelere
açılması, bu önemli alanda reform yapılması bakımından Türkiye’ye kapsamlı bir
yol haritası sağlayacaktır. Türkiye, Komisyonla ve Venedik Komisyonu da dâhil
olmak üzere, Avrupa Konseyi gibi ilgili diğer kuruluşlarla daha sistematik bir
işbirliği yapmaya davet edilmektedir. Genel olarak, mevcut mevzuatın etkili bir
biçimde uygulanmasına daha fazla önem verilmelidir. Avrupa Birliği Bakanlığı,
yeni mevzuatın AB müktesebatıyla koordineli ve uyumlu olmasının sağlanmasında
önemli bir role sahiptir. Komisyon, Türkiye’nin, katılım sürecinin canlandırılması
amacıyla yeni kabul ettiği AB Stratejisi’ni somut bir şekilde devam ettirmesini
beklemektedir.
Türkiye gerekli kriterleri karşılar karşılamaz Kamu Alımları, Rekabet
Politikası ile Sosyal Politika ve İstihdam Fasıllarının müzakerelere açılması
ekonomik işbirliğinin artmasını sağlayacaktır.
Türkiye, önemli bir bölgesel aktördür ve geniş komşuluk alanında
aktif bir rol üstlenmektedir. Bu bağlamda, ortak çıkarları ilgilendiren dış
politika meselelerine ilişkin diyaloğun ve işbirliğinin daha da geliştirilmesi
gerekmektedir. Türkiye’nin, terörle mücadele konusunda AB ile olan aktif diyaloğu
memnuniyetle karşılanmaktadır. AB, dış politikasını kendisini tamamlayıcı
şekilde ve işbirliği hâlinde geliştirmesi ve AB politikaları ile tutumlarına aşamalı
olarak uyum sağlaması konusunda Türkiye’yi teşvik etmeye devam etmektedir.
23
III.AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU FAALİYETLERİ
A. KOMİSYONA HAVALE EDİLEN KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TBMM Başkanlığı tarafından Komisyona 24’üncü Yasama Dönemi 4’üncü
Yasama Yılında, 4 kanun teklifi ile 4 kanun tasarısı havale edilmiştir. Kanun
tasarılarının 3’ü Komisyonda görüşülerek karara bağlanmış ve raporları esas
komisyona gönderilmek üzere Meclis Başkanlığına sunulmuştur. 1 kanun teklifi
ise, esas komisyon tarafından görüşüldüğü için iade edilmiştir.
4’üncü Yasama Yılı sonu itibarıyla TBMM Başkanlığınca Avrupa Birliği
Uyum Komisyonuna havale edilip görüşülmeyi bekleyen 5 kanun tasarısı, 14
kanun teklifi ve 8 kanun hükmünde kararname olmak üzere toplam 27 dosya
bulunmaktadır.7
B. KOMİSYON TOPLANTILARINDA GÖRÜŞÜLEN KANUN TASARI
VE TEKLİFLERİ
15.04.2003 tarihli ve 4847 sayılı Avrupa Birliği Uyum Komisyonu
Kanunu’nun 3’üncü maddesinde Komisyonun görevi “Başkanlığın talebi üzerine
ya da istenildiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan kanun
tasarı ve teklifleri ile kanun hükmünde kararnamelerin Avrupa Birliği Mevzuatına
uygunluğunu inceleyerek ihtisas komisyonlarına görüş sunmak” şeklinde ifade
edilmiştir. Komisyona havale edilen tasarı ve teklifler, söz konusu kanun hükmü
çerçevesinde incelenip görüşülmektedir.
Avrupa Birliği Uyum Komisyonunun 24’üncüm Yasama Dönemi 4’üncü
Yasama Yılında görüştüğü tasarılar aşağıda belirtilmiştir:
1.Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasında İzinsiz İkamet Eden
Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasında İzinsiz İkamet Eden
Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı, Komisyonun 29 Ocak 2014 tarihli 18’inci toplantısında
görüşülmüştür. Toplantıya Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı, İçişleri
Bakanlığı ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri katılmıştır.
AB Komisyonu ve Türkiye Cumhuriyeti arasında 2003 yılından beri giriş
ve ikamet koşulları bakımından Avrupa ülkelerinde yasal konumda bulunmayan
Türk vatandaşları ile ülkemiz üzerinden yasa dışı yollarla Avrupa ülkelerine giden
7
Komisyona havale edilen, Komisyonda görüşülen/görüşülmeyi bekleyen ya da esas komisyona
iade edilen tasarı ve tekliflere ilişkin ayrıntılı bilgilere Komisyonun aşağıda belirtilen internet
adresinden erişilebilir: http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/ab_komisyonu_web.komisyon_
bilgi_ab2
24
üçüncü ülke vatandaşlarının ülkemiz tarafından geri kabulünü kapsayan bir geri
kabul anlaşması müzakere edilmeye başlanmış ve nihayet söz konusu Anlaşma,
16 Aralık 2013 tarihinde Ankara’da imzalanmıştır.
Anlaşma, hem ülkemizin hem de Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşları,
üçüncü ülke vatandaşları ve vatansızlarla ilgili olarak geri kabul yükümlülükleri,
usulleri, transit geçiş ve masraflar gibi hususları düzenleyen 25 maddeden
oluşmaktadır. Söz konusu Anlaşma süreci, vatandaşlarımızın AB ülkelerine
girişlerinde hedeflenen vize muafiyetiyle ilgili yapılacak müzakerelerle eşgüdüm
hâlinde yürütülmüştür. Ayrıca, Türkiye’nin Anlaşma’yı tek taraflı fesih yetkisi
mevcuttur.
Komisyondaki görüşmeler, Tasarı’nın tümü üzerindeki müzakerelerle sınırlı
tutulmuş ve Komisyon, uygunluk görüşünün esas komisyona bildirilmesini
kararlaştırmıştır.
2.Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı, Komisyonun 5 Şubat 2014 tarihli 19’uncu toplantısında, Gümrük
ve Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Rekabet
Kurumu ve ilgili sivil toplum kuruluşları ile meslek odalarının temsilcilerinin
katılımlarıyla görüşülmüştür.
Tasarının genel gerekçesinde belirtildiği üzere, Tasarı ile; ülkedeki
rekabet kurallarının daha etkili ve işlevsel uygulanması, AB müktesebatındaki
değişikliklere uyum sağlanması, teşebbüsler açısından hukuki belirliliğin
arttırılması, bürokrasinin azaltılması, Kurum kaynaklarının ciddi rekabet
ihlallerine yönlendirilmesi, yoğunlaşmanın değerlendirilmesi bakımından yeni
test usulünün esas alınması, yoğunlaşma işlemleri bakımından soruşturma
prosedürünün uygulanmasına son verilmesi, muafiyete ilişkin şartlarda değişiklik
yapılması ile Kurul ve Başkanlığın görev ve yetkilerinin yeniden düzenlenmesi
öngörülmüştür.
Komisyondaki görüşmeler, Tasarı’nın tümü üzerindeki müzakerelerle sınırlı
tutulmuş ve Komisyon, uygunluk görüşünün esas komisyona bildirilmesini
kararlaştırmıştır.
3.Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı
Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı, Komisyonun 24 Nisan 2014 tarihli 20’nci toplantısında, Avrupa
Birliği Bakanlığı ve Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü
temsilcilerinin katılımlarıyla görüşülmüştür. Komisyon toplantısına sivil toplumu
25
temsilen internet medyası ile ilgili beş dernek davet edilmiş, ancak bu derneklerin
hiçbirisi toplantıya katılmamıştır.
Tasarı ile, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki
Münasebetlerin Tanzimi Hakkındaki Kanun gereğince Türkiye’de yayımlanan
gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat
işlerinde ücret karşılığı çalışan ve Kanun gereği işçi sayılmayan kişilerin “gazeteci”
olarak tanımlanması ve internet haber sitelerinde aynı işi yapan kimselerin de anılan
Kanun gereğince gazeteci olarak tanımlanması öngörülmüştür. Ayrıca, internet
haber sitelerinde, yazılı basında yer alan “yayının künyesi”ne benzer şekilde iletişim
bölümünün bulundurulmasının zorunlu hâle getirilmesi ve 5651 sayılı İn­ter­net Or­
tamın­da Ya­pılan Yayın­la­rın Dü­zen­len­me­si ve Bu Ya­yın­lar Yo­luy­la İş­le­nen Suçlar­la
Mü­ca­de­le Edil­me­si Hakkın­da Ka­nun uyarınca internet haber siteleri için; sitedeki
bilgilerin belirli süreyle muhafazası, gerektiğinde hukuki ve cezai sorumlulukların
temini, cevap ve düzeltme haklarının kullandırılması, getirilecek para cezaları ve
başvurulabilecek mahkeme prosedürü gibi konularda düzenlemeler öngörülmüştür.
Komisyondaki gör üşmeler, Tasarı’nın tümü üzerindeki müzakerelerle
sınırlı tutulmuş ve Komisyon, uygunluk görüşünün esas komisyona bildirilmesini
kararlaştırmıştır.
C. AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONUNA YAPILAN ZİYARETLER
4’üncü Yasama Yılında Komisyonu aşağıda belirtilen kişi ve heyetler ziyaret
etmiştir:
Hollanda Büyükelçisi Sayın Ron KELLER’in Ziyareti
10 Ekim 2013 tarihinde Hollanda Büyükelçisi Sayın Ron KELLER,
Komisyon Başkanı Sayın Mehmet TEKELİOĞLU tarafından kabul edilmiştir.
Ziyarette Komisyon çalışmaları, AB-Türkiye ilişkileri ile 30 Eylül 2013’te
açıklanan Demokratikleşme Paketi hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur.
Fransa Parlamentosu Fransa-Türkiye Dostluk Grubunun Ziyareti
Fransa Senatosu Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Sayın Gérard LARCHER,
senatörler Sayın Phillippe MADRELLE ve Sayın Leïla AÏCHI ile Fransa
Ulusal Meclisi Dostluk Grubu Başkanı Sayın M. Christophe BOUILLON,
Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Sayın Laurent BILI ve Fransa’nın Ankara
Büyükelçiliği Müsteşarı Sayın Marc VIARRA’dan oluşan heyet 16 Nisan
2014 tarihinde Komisyonu ziyaret etmiştir. Ziyarette Komisyon Başkanı Sayın
Mehmet TEKELİOĞLU, Komisyon Başkanvekilleri Sayın Yıldırım Mehmet
RAMAZANOĞLU ve Sayın Oğuz OYAN ile Komisyon Sözcüsü Sayın Ercan
CANDAN ve Komisyon Üyesi Sayın Nazmi GÜR hazır bulunmuşlardır.
Ziyarette, Fransa ile ikili ilişkiler, AB-Türkiye ilişkileri çerçevesinde müzakere
fasıllarının açılması, Türkiye’de ifade özgürlüğü ve kamusal özgürlükler konuları
tartışılmıştır.
26
Avustralya Büyükelçisi Sayın James LARSEN’in Ziyareti
17 Nisan 2014 tarihinde Avustralya Büyükelçisi Sayın James LARSEN,
Komisyon Başkanı Sayın Mehmet TEKELİOĞLU tarafından kabul edilmiştir.
Ziyarette Avustralya-Türkiye ikili tarihî ve ekonomik ilişkileri ile Türkiye’nin AB
sürecine ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur.
AB Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Uzmanı Sayın Franklin DE
VRIEZE’nin Ziyareti
26 Haziran 2014 tarihinde, AB Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü
Uzmanı Sayın Franklin DE VRIEZE Komisyon Başkanı Sayın Mehmet
TEKELİOĞLU tarafından kabul edilmiştir. Ziyarette, Batı Balkanlar ve
Güneydoğu Avrupa’da Avrupa bütünleşmesine yönelik bölgesel parlamenter
işbirliği ve kapasite geliştirme konusunda fikir alışverişinde bulunulmuştur.
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Sayın Stefano MANSERVISI’nin
Ziyareti
8 Temmuz 2014 tarihinde, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi
Sayın Stefano MANSERVISI, Komisyon Başkanı Sayın Mehmet TEKELİOĞLU
tarafından kabul edilmiştir. Ziyarette, AB-Türkiye ilişkileri, AB Delegasyonu
ile AB Uyum Komisyonu arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi için atılabilecek
adımlar tartışılmıştır.
Bavyera Eyaleti Başbakanlık Üst Düzey Bürokratları Heyeti’nin
Ziyareti
26 Eylül 2014 tarihinde Bavyera Eyaleti Başbakanlık üst düzey
bürokratlarından oluşan bir heyet, Komisyonu ziyaret etmiştir. Heyete TürkiyeAB ilişkileri, müzakere süreci, vize diyaloğu ve Geri Kabul Anlaşması konularında
bir sunum yapılmıştır.
D. KOMİSYONUN YURT DIŞI FAALİYETLERİ
50. Avrupa Birliği Parlamentoları Topluluk ve Avrupa İşleri Komisyonları
Konferansı Genel Kurul (COSAC) Toplantısı
50. Avrupa Birliği Parlamentoları Topluluk ve Avrupa İşleri Komisyonları
Konferansı Genel Kurul (COSAC) Toplantısı, Litvanya Parlamentosu
himayesinde 27-29 Ekim 2014 tarihlerinde Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta
gerçekleştirilmiştir. Toplantı’ya TBMM’yi temsilen Komisyon Başkanı Sayın
Mehmet TEKELİOĞLU, Komisyon Başkanvekili Sayın Oğuz OYAN ile
Komisyon Üyesi Sayın Halide İNCEKARA katılmıştır.
8. Güneydoğu Avrupa İstikrar ve İşbirliği Sürecine Katılan Ülkelerin Avrupa
Entegrasyonu/İşleri Komisyonları Konferansı (COSAP) Toplantısı
Güneydoğu Avrupa İstikrar ve İşbirliği Sürecine Katılan Ülkelerin Avrupa
Entegrasyonu/İşleri Komisyonları Konferansı (COSAP) 8. Toplantısı, 24-25 Kasım
27
2013 tarihlerinde Makedonya’nın başkenti Üsküp’te yapılmıştır. Toplantı’ya
TBMM’yi temsilen AB Uyum Komisyonu Başkanı Sayın Mehmet TEKELİOĞLU
ile AB Uyum Komisyonu Üyesi Sayın Ahmet Kenan TANRIKULU katılmıştır.
51. Avrupa Birliği Parlamentoları Topluluk ve Avrupa İşleri Komisyonları
Konferansı (COSAC) Başkanlar Toplantısı
51. COSAC Başkanlar Toplantısı, Yunanistan Parlamentosu himayesinde 2627 Ocak 2014 tarihlerinde Yunanistan’ın başkenti Atina’da gerçekleştirilmiştir.
Toplantıya TBMM’yi temsilen Komisyon Başkanı Sayın Mehmet TEKELİOĞLU
ve Komisyon Üyesi Sayın Aylin NAZLIAKA katılmıştır.
Kosova Meclisi Avrupa Entegrasyonu Komisyonu Ziyareti
Kosova Meclisi Avrupa Entegrasyonu Komisyonu Başkanı Sayın Vjosa
OSMANİ’nin daveti üzerine, 21-22 Nisan tarihlerinde Komisyon Başkanı
Sayın Mehmet TEKELİOĞLU başkanlığında ve Komisyon üyeleri Sayın Aykan
ERDEMİR ile Sayın Sevim SAVAŞER’den oluşan heyet, Kosova’nın Başkenti
Priştina’ya resmî bir ziyarette bulunmuşlardır.
51. Avrupa Birliği Parlamentoları Topluluk ve Avrupa İşleri Komisyonları
Konferansı Genel Kurul (COSAC) Toplantısı
51. COSAC Genel Kurul toplantısı, Yunanistan Parlamentosu himayesinde 1517 Haziran 2014 tarihlerinde Yunanistan’ın başkenti Atina’da gerçekleştirilmiştir.
Toplantıya TBMM’yi temsilen Komisyon Başkanı Sayın Mehmet TEKELİOĞLU,
Komisyon üyeleri Sayın Afif DEMİRKIRAN ve Sayın Umut ORAN katılmıştır.
52. Avrupa Birliği Parlamentoları Topluluk ve Avrupa İşleri Komisyonları
Konferansı (COSAC) Başkanlar Toplantısı
52. COSAC Başkanlar Toplantısı, İtalya Parlamentosu himayesinde 1718 Temmuz 2014 tarihlerinde İtalya’nın başkenti Roma’da gerçekleştirilmiştir.
Toplantıya TBMM’yi temsilen Komisyon Başkanı Sayın Mehmet TEKELİOĞLU
ve Komisyon Üyesi Sayın İlhan YERLİKAYA katılmıştır.
28
IV. PARLAMENTOLAR
PROJESİ
ARASI
DEĞİŞİM
VE
DİYALOG
TBMM ve Avrupa Birliği tarafından ortak yürütülen Parlamentolar Arası
Değişim ve Diyalog Projesi’nin açılış toplantısı, 28 Mayıs 2012’de Ankara’da
TBMM Başkanı Sayın Cemil ÇİÇEK, Avrupa Parlamentosu Başkanı Sayın Martin
SCHULZ, AB Bakanı Sayın Egemen BAĞIŞ, milletvekilleri, AB üyesi ülkelerin
büyükelçileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımı ile yapılmıştır.
Proje ile, Türkiye ve AB ülkeleri parlamenterleri ve parlamentolarda temsil
edilen siyasi partiler, siyasi partilerin kadın ve gençlik kolları, yerel politikacılar,
sivil toplum örgütleri arasındaki diyaloğu artırarak üyelik müzakerelerinde
TBMM’nin rolünü en üst düzeye çıkarmak ve Türkiye ile AB arasındaki anlayış
ve bilgi değişimini sağlamak hedeflenmiştir. Bu amaçla Türkiye’nin farklı
şehirlerinde ve çeşitli AB ülkelerinin başkentlerinde bir çok toplantı ve sempozyum
gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda, TBMM üyelerinden oluşan farklı heyetlerce
muhtelif AB üyesi ülkelerin parlamentolarına ziyaretler gerçekleştirilmiş ve
benzer şekilde, Avrupalı parlamenterlerin Türkiye’yi ziyaret etmeleri sağlanmıştır.
28 Mayıs 2012 tarihinde başlatılan Proje, 24’üncü Yasama Dönemi 4’üncü
Yasama Yılında da devam etmiştir. Bu kapsamda 6-7 Kasım 2013 tarihlerinde
Paris’te “Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu”, 14-15 Aralık 2013 tarihlerinde
İstanbul’da “AB ve Türkiye’de Sivil Toplum Diyalog Forumu” gerçekleştirilmiştir.
Proje, TBMM Başkanı Sayın Cemil ÇİÇEK, AB Bakanı Sayın Mevlüt
ÇAVUŞOĞLU, AB Uyum Komisyonu Başkanı Sayın Mehmet TEKELİOĞLU
ve AB Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Sayın Bela SZOMBATI’nin katılımı
ile 16 Ocak 2014 tarihinde TBMM’de yapılan kapanış töreni ile tamamlanmıştır.
Proje etkinlikleri kapsamında; 6 Sempozyum, 3 Diyalog Forumu, 2
Parlamentolar Arası Yaz Kampı ve AB ulusal parlamentoları ile 36 değişim ziyareti
gerçekleştirilmiştir. 18 ülkeden 39 yabancı milletvekili ve 14 parlamento çalışanı
ülkemizi ziyaret etmiş olup 37 milletvekilimiz ve 18 TBMM çalışanı AB ulusal
parlamentolarına ziyaret gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak, 26 AB üyesi ülkeden ve
Türkiye’den yaklaşık 1200 kişiye ulaşılmıştır.8
8
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi hakkında ayrıntılı bilgiye projenin web sayfası
üzerinden ulaşılabilir: http://pecs.tbmm.gov.tr/
29
Download

24. Dönem 4. Yasama Yılı Faaliyet ve Değerlendirme Raporu