1
ÖZEL DERSHANELER
İÇİNDEKİLER
SUNUŞ
GİRİŞ
DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE ÖZEL DERSHANELER
Özel Dersten Özel Dershanelere
Dünyada Özel Ders ve Dershanecilik
DERSHANELERE NEDEN TALEP VAR?
Özel Dershanelere Talebin Artması
ÜLKEMİZDE ÖZEL DERSHANELER
Kuruluş ve Gelişmeleri
Dershaneler Neden Eleştiriliyor?
Sorun Nedir?
Özel Dershaneler Sistem İçinde Kalmalıdır!..
Aileler Niçin Ek Eğitim Desteğine İhtiyaç Duyuyor?
KADEMELER ARASI GEÇİŞ, SINAVLAR, DERSHANELER İLİŞKİSİ
Ortaöğretime ve Yükseköğretime Geçişte Yaşanan Sorunlar
DERSHANE ELEŞTİRİLERİNE KARŞILIK OLUMSUZLUKLARIN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN ÖNERİLER
SON BÖLÜM
2
SUNUŞ Eğitim sistemimizde sınav ve
özel dershane konuları yıllardır en çok
konuşulan, tartışılan konular arasındadır.
Sınavlarla ilgili olarak yenileri
belleklerimizde olduğu için eski bir
örnek:
•Tarih: 4 Ağustos 1962.
Son Havadis gazetesinin manşeti:
“Gelecek sene liselerdeki ‘çeşitli
olgunluk imtihanları sistemi’ tatbik
edilince ÜNİVERSİTELERE GİRİŞ İMTİHANLARI KALKACAK Lise tedrisatında
değişiklik yapılacak” ifadesiyle verilmiş…
Dershaneler için önemli bir yıl… 1983:
•Özel dershanelerin kapatılmasına yönelik bir yasa tasarısı kurucu meclisin gündemine getirilmiş. Kurucu Meclis’in reddettiği teklif Milli Güvenlik Konseyi’nce veto edilerek
16 Haziran 1983 tarih ve 2843 sayılı Yasa’yla, yeni özel dershane açılması yasaklanmış,
mevcutlarının ise 1 Ağustos 1984 tarihine kadar kapatılmasına karar verilmiştir. Bu
dönemde kurulan Özal Hükümeti ise özel dershanelerin faaliyetini sürdürmesini öngören
3035 sayılı Yasa’yı 11 Temmuz 1984 tarihinde kabul ederek 2843 sayılı Yasa ile getirilen
kapatma hükmünü iptal etmiştir.
Gerek sınavlar gerek dershanelerle ilgili konular eğitim sistemimizin gündeminden
düşmemiştir. Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sınavlara ve özel dershanelere
yönelik 25 Mart 2012’de verdiği demeç ve 9.9.2012’de yaptığı açıklama ile konu yeniden
tartışmaların odağına oturdu.
Sayın Başbakan’ın son açıklamasının ardından özel dershane dernekleri
17 Eylül 2012’de bir araya gelerek görüş alışverişinde bulundular, konuyla ilgili ortak bir
açıklama yaptılar. Bu açıklamada:
•İşini çok iyi yapan bu kurumları, “Okula alternatif oluyor.” denilerek kapatmayı
düşünmek yerine buralardaki birikimden yararlanmak ve teşvik etmek gerektiği,
•Öğrencilerin eğitime erişimini yaygınlaştıran, okul dışı zamanlarını kontrollü bir
şekilde geçirmesini sağlayan dershaneler yerine bu talebin; kaçak, kontrolsüz, merdiven
altı oluşumlarca karşılanacağı tehlikesi vurgulanmış,
•Yasal statüleriyle milli eğitim sistemimiz içinde yer alan dershanelerin kurucuları
ÖZ-DE-BİR, GÜVENDER, TÖDER olarak özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim
yöneticileriyle tartışılmasının ülkemizin ve herkesin yararına uygun yeni seçenekler
sağlayacağı belirtilmiştir.
Ülkemizde dershane konusunun sadece öğrenci velilerine getirdiği ekonomik yük
veya öğrencilerin tüm zamanlarının ders çalışmakla geçmesi gibi boyutlarıyla gündeme
gelmesi konuyu anlamaya ve açıklamaya yetmemektedir. Bu nedenle konunun tüm yanlarıyla
tartışılması gerekmektedir.
Bu çalışmayla sektörün temsilcileri olarak özel dershane tartışmalarına bir nebze de
olsa ışık tutabilmek istedik.
Bilgilerinize sunarız.
3
GİRİŞ
Eğitim sistemimiz içinde yıllardır önemli hizmetler yaptığını düşündüğümüz özel
dershanelerin daha iyi tanınması/anlaşılması için:
•Dünyada neler oluyor?
•Diğer ülkelerde dershanelerin durumu nedir?
•Bu tür eğitim öğretim hizmetleri neden talep görmektedir?
•Ülkemizde dershanelerin gelişimini etkileyen unsurlar nelerdir?
•Geçiş sistemleri, sınavlar ve dershane ilişkisi
•Dershanelerin olması/olmaması durumunda neler olur?
•Özel dershaneler niçin sistem içinde kalmalıdır?
•Dershanelerde ortaya çıkan birikim ve deneyimden eğitimde başka hangi yollarla
daha etkili yararlanılabilir?
•Bunun için ne/neler yapılmalıdır?
gibi soruların yanıtlanması önem taşımaktadır.
Bu metinde genel bir bakışla bu ve benzeri sorulara yanıt aranacaktır.
DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE ÖZEL DERSHANELER
Özel Dersten Özel Dershanelere
İnsanların öğrenme ihtiyacı, insanlık tarihi kadar eskidir. Eğitimin henüz sistemli,
örgütlü olmadığı eski çağlarda ilk öğrenmeler bire bir öğretime dayalı olarak sürdürülmüş,
daha sonra okullaşmaya/örgütlü öğretim sistemine geçilmiştir.
Ancak okul sisteminin varlığına karşın insanların daha çok öğrenme isteği duyması
okul sistemi dışında ücretle ders alma “özel ders” ihtiyacını ortaya çıkarmış, ücretle ders
alma ihtiyacı giderek kurumsallaşmış ve “özel dershaneler” doğmuştur.
Dünyada Özel Ders ve Dershanecilik
Özel dershaneler, sadece ülkemize özgü değildir. Dünyanın birçok ülkesinde,
taşıdıkları işlevleri bakımından ülkemizdeki özel dershanelere benzer yapılanmalar vardır.
Dershanelerde yürütülen eğitim-öğretim faaliyetleri bazı ülkelerde de bizdeki gibi kurumsal yapılanmalar içinde olmasa da bire bir veya grup halinde özel ders alma biçimiyle
yapılmaktadır.
Özel ders ve dershaneciliğin çok yaygın olduğu ülkelerin en belirgin ortak özelliği,
eğitimin kademeleri arasındaki geçişlerde rekabete dayalı sınav sistemlerinin olmasıdır.
Güney Kore, Hong Kong,
Yunanistan, Japonya ve Tayvan
gibi ülkeler, üniversiteye girişin
merkezi sınavlarla yapıldığı ve
özel ders veren kurumların en
yaygın olduğu ülkelerdir. Bu
ülkelerde özel derslere katılım
oranları özel ders ve dershaneler
açısından anlamlı oranlar ifade
eder.
4
Güney Kore’de Ulusal İstatistik Kurumu-2011
verilerine göre farklı yollardan özel derslere katılım
oranı ilkokul düzeyinde
%85, ortaokul düzeyinde
%71, lise düzeyinde ise
%58 civarlarındadır.
İlk ve ortaöğretimde
yaklaşık 7 milyon öğrencinin
bulunduğu bu ülkede toplam
37.000 dershanede yaklaşık
5 milyon öğrenci öğrenim görmektedir. 2011’de dershanecilik sistemi içinde harcanan para
20,1 milyar dolardır. Kore’nin PISA sınavlarındaki başarılı sonuçları, Kore’deki bu destek
eğitimlerin varlığıyla ilişkilendirilmektedir.
Hong Kong’da ilköğretim birinci kademede (1-6. sınıflar) özel ders alma oranı
%36, ortaöğretim üst kademede (12 ve 13. sınıflar) ise %48’dir.
Japonya’da, üniversiteler başvuranların tamamını alacak kapasitede olmasına karşın,
10 milyon öğrenci ‘Juku’ adı verilen dershanelere devam etmektedir. Bu ülkede ilkokul
düzeyinde özel ders alma oranı 1985 yılında %16,5 iken 2011 yılında bu oran %39’a
ortaokul düzeyinde %75’e lise düzeyinde %60’a yükselmiştir. Japonya’da toplam ilk ve
ortaöğretim okulu sayısı 39.000 iken dershane sayısı 49.000’i geçmiştir. Öğretmenlerin
%30’u dershanelerde çalışmaktadır.
Yunanistan’da ortaöğretime hizmet veren, sayıları 3 bini aşkın özel dershane bulunmakta
bu dershanelere genel olarak Lise 2 ve Lise son sınıf öğrencileri devam etmektedir. Lise son
sınıftaki öğrencilerin %85’i üniversiteye girebildiği için özel dershanelere devam eden lise mezunu öğrencilerin sayısı azdır. Ancak Lise son sınıfta okuyan öğrencilerin %90’ı, Lise 2. sınıfta
okuyan öğrencilerin de %60’ı özel dershanelere devam etmektedir. Bu ülkedeki ortaöğretim
dershanelerinin yanı sıra daha yaygın ve 8 bini aşkın Yabancı Dil Dershanesi vardır.
ABD’de de destek eğitim veren kurumların üst okul sınavlarına hazırlama ve başarıyı
artırmadaki etkisi, bu kurumlara ilgiyi de artırmıştır. ABD’nin bazı bölgelerinde eğitim
organizasyonun destek eğitim kurumlarına verildiği; “Kaplan” adlı bir destek eğitim
kurumunun üst öğrenim sınavlarına hazırlık, matematik ve dil alanında 2000 şubeye
ulaştığı biliniyor. ABD’de eyaletler arasında farklılıklar olmakla birlikte öğrenciler 3.
sınıftan 12. sınıfa kadar eyalet sınavına katılmak zorundalar. Üniversitelere başvurularda
ACT (American College Test) veya SAT (Scholastic Assessment Test) gibi başarı veya
yeteneği ölçen sınavların sonuç belgeleri isteniyor. Ülkemizdeki dershaneler gibi ABD’de
de bu sınavlara hazırlık amacıyla yüz yüze ya da online eğitim hizmeti veren kurumlar
“Learning Center”lar -Sylvian Learning, Kumon Test Prep, Mathnasium, Test Master gibi
büyük firmalar- var. Çok sayıda local “Learning Center” da her alana yayılıyor.
Almanya ve Portekiz gibi ülkelerde dershanelerle ilgili mevzuat düzenlemesi
olmamasına karşın evde, büroda, okulda ve benzeri ortamlarda destek eğitimleri verilmektedir.
5
Almanya’da 10 milyon öğrenciden 250 bini sınıf tekrarı yaparken 80 bin
ergen de diplomaya ulaşamadan okuldan ayrılmaktadır. Okul dışında yılda 66 milyon ek
ders alınmaktadır. Bu ülkede ek ders vermede dershanelerin payı %25’lik bir oranla ifade
edilirken dershaneler dışında bazı dernekler, ajanslar ek ders organizasyonu yapmakta;
öğretmen ve öğrenciler de bireysel olarak ek ders vermektedir. Almanya’da ülke
genelinde üç büyük franchise zincirine bağlı 2500 dershane yanında, orta ve küçük
franchise zincirine bağlı 1000 civarında; bireysel girişimciler elinde de 2000-2500
dershane bulunmaktadır.
İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde de ders saati dışındaki zamanlarda özellikle hafta
sonlarında destek eğitimleri yapılmaktadır.
İngiltere’de;
•İlkokul 2 - 6. sınıfta durum tespiti için “SAT”,
•İlkokul 5. sınıfta “Grammers Schools”a (fen lisesi benzeri okullar) giriş için “11 Plus”,
•10, 11. sınıfta üniversite öncesi hangi 2 yıllık kolejde okunacağını belirlemek için
“GCSE”,
•2 yıllık kolejde okurken iyi bir üniversiteye girmek için “A-level” sınavlarına
hazırlık amaçlı yaygın kurslar bulunmaktadır ve aileler A-level sınavlarına hazırlık için
8-45 bin dolar ödemektedir.
Okula destek ve üst öğretim okullarına geçiş için öğrencilerin yararlandıkları ve bizde
özel dershane adıyla anılan merkezler; Almanya ve Yunanistan’ın yanı sıra farklı adlarla da
olsa İngiltere, İtalya, Fransa, İrlanda, Portekiz, Güney Kıbrıs… gibi AB ülkelerinde de
bulunmaktadır.
Özel ders ve dershaneciliğin, geçiş sınavlarına hazırlanmanın yanında özel ders alma
boyutuyla da Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri de dâhil birçok ülkede yaygınlaşmaya
başladığı görülmektedir.
2006 yılı PISA çalışması anket sonuçlarına göre çalışma kapsamındaki 57 ülke
içinde fen bilimleri dersleri için 37; matematik dersleri için 42 ülkede özel ders alma
oranının %40’ın üzerine çıktığı tespit edilmiş. OECD ülkeleri olarak bakıldığında
da özel ders alma oranının fen bilimleri için %34, matematik için %46,6 olduğu
belirlenmiştir.
Kısaca; okula destek ve üst öğretim okullarına geçiş için öğrencilerin
yararlandıkları ve bizde özel dershane adıyla anılan merkezler, farklı adlarla da olsa
•Yunanistan,
Almanya,
Portekiz, İngiltere, Fransa, İtalya,
İrlanda, Güney Kıbrıs gibi AB ülkelerinde
•ABD ve bazı Kuzey Amerika ülkelerinde ve
•Güney Kore, Hong Kong,
Japonya, Tayvan gibi Uzak Doğu
ülkelerinde yaygınlaşmaktadır.
6
Özel ders ve dershaneciliğin en yaygın olduğu ülke olarak kabul edilen Güney Kore,
bu konuda önemli deneyimlere sahip olmanın yanı sıra uluslararası araştırma sonuçlarına
göre de en başarılı ülkelerdendir.
Bu ülkede sayıları 381 iken 1980 yılında kapatılan özel dershaneler, yasaklandığı
süreçte kaçak yollarla hem sayıları hem ücretleri artarak faaliyetlerini sürdürmüş; 2000
yılında Anayasa Mahkemesince “insanların eğitim hakkını engellediği” gerekçesiyle
tekrar yasallaşmıştır. Özel dershanelerin 2007 yılındaki sayısı 31.000’dir.
Burada bir saptama daha yapmak gerekiyor: “Uzakdoğu ülkelerindeki üniversiteler, dünya üniversite sıralamasında en başlarda yer almasalar bile, ilk 100
üniversite içinde 6 Japon, 3 Hong Kong ve 2 Güney Kore Üniversitesi yer alıyor.”
DERSHANELERE NEDEN TALEP VAR?
Özel Dershanelere Talebin Artması
Gerek dünyada gerekse ülkemizde özel derse ve dershanelere talep giderek artmaktadır:
•Eğitimin hemen her kademesinde okulların kalite bakımından önemli farklılık
göstermesi
•Aynı okulda, aynı sınıftaki öğrenciler arasında bile öğrenme hızı ve başka faktörlerle
farklılıkların sürmesi
•Öğrencilerin/ailelerin nitelikli eğitim olanaklarından yararlanarak sosyal statüsü yüksek
iş ve meslek sahibi olma istekleri ve bu nedenle en kaliteli okulları tercih ve talep etmeleri
•Bu farklılıklar ve yüksek talep karşısında kademeler arasındaki geçişlerin sınavlara dayalı
olarak yapılması rekabet yaratmakta, bunu aşmanın yolu da özel dershanelerden veya özel ders
almaktan geçmektedir. Ayrıca;
•Japonya, Güney Kore, Hong Kong ve Tayvan gibi Doğu Asya ülkelerinde özel ders
ve dershaneciliğin daha yaygın olması, “başarının sırrının rekabeti tetikleyen çaba ve gayrette
olduğu”na ilişkin inancın yaygınlığı,
•Özel ders alan veya dershanelere giden öğrenci ve ailelerin diğerleri üzerinde oluşturduğu
etkinin özel ders ve dershaneciliği canlı tuttuğu,
•Gelişmekte olan ülkelerde öğretmen maaşlarının düşük olması nedeniyle devlet
okullarında çalışan öğretmenlerin ek kazanç için öğrencilerine okul zamanı dışında özel ders
vermeleri… özel dershanelere talebi artıran nedenler arasında sayılmaktadır.
ÜLKEMİZDE ÖZEL DERSHANELER
Kuruluş ve Gelişmeleri
Ülkemizde 1915 tarihli Mekatib-i Hususiyye Talimatnamesi’yle faaliyet göstermeye başlayan özel dershaneler, 1965 yılında kabul edilen 2007’de, değişen koşullara
cevap vermek üzere yeniden düzenlenen 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’yla
kuruluş ve işleyişleri düzenlenmiş yaygın eğitim öğretim kurumlarıdır.
Önceleri daha çok yetiştirme kursları olarak faaliyet gösteren özel dershaneler
1960’lı yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başlamış, tamamlayıcı eğitim öğretim veren kurumsal yapıları, yıllar içinde sınavlara hazırlık kurslarına olan talebin artmasıyla daha da
büyümüştür.
7
Özel
dershaneler,
Özel Dershanelerin Öğrenci ve Öğretmenlerinin
2000 yılından itibaren kuSayısal Dağılımı (1999-2012)
rum sayısı bakımından
1.800’den 4.262’ye, öğrenci
Akademik Yıl Dershane
Öğrenci Öğretmen
sayısı bakımından 500 bin
Sayısı
Sayısı
Sayısı
den 1.234.738’e artmıştır.
1999-2000 1.808
500.464
17.073
Bugün -2000’den faz2000-2001
1.864
523.244
18.175
la kayıt dışı olarak kaçak
faaliyet gösterenler hariç2001-2002
2.002
588.637
20.112
yaklaşık 4000 dershanede
2002-2003
2.122
606.522
19.881
yaklaşık 60 bini aşkın
2003-2004
2.568
668.673
23.730
eğitimci, 30 bini aşkın diğer
2004-2005
2.984
784.565
30.537
çalışan istihdam edilmekte2005-2006
3.570
925.299
41.031
dir.
2006-2007
3.986
1.071.827
47.621
1,5 milyon öğrenci,
2007-2008
4.031
1.122.861
48.855
dershanelerden eğitim hiz2008-2009
4.262
1.178.943
51.916
meti almakta, bunlardan 150
2009-2010
4.193
1.174.860
50.432
bine yakını ücretsiz olarak,
2010-2011
4.099
1.234.738
50.209
daha fazla öğrenci de farklı
oranlarda indirimlerle bu ku2011-2012
3.961
1.219.472
50.163
rumlardan yararlanmaktadır.
Başka bir deyişle
dershaneler, sınav yarışında alt ve orta gelir gruplarına fırsat sunmaktadır. Bu durum göz ardı edilemeyecek önemdedir.
Dershaneler Neden Eleştiriliyor?
Özel dershaneler;
“Fırsat eşitsizliğine neden olma, dershane, kurs ve özel ders ücretlerinin ailelere
ağır bir ekonomik yük getirmesi, birtakım bilgilerin öğrencilere kalıp halinde verilerek
test teknikleri göstermek yoluyla öğretim yapılması, okulların yerine geçme durumuna
gelmesi, eğitim etkinlikleri yapmamaları…” gibi gerekçelerle eleştirilmektedir.
Bu eleştirilere karşılık olarak MEB İç Denetim Birimi Başkanlığı 2010 Yılı
Faaliyet Raporunda şu satırlar yer almaktadır: “Yapılan bu eleştirilere cevap olarak
dershanelerce; fırsat eşitsizliği hakkında, konunun fırsat eşitsizliğinden ziyade olanak
eşitsizliği olduğu, özel dershanelere ödenen ücretlerin verilen dersler karşılığında yasal
olarak makul bir rayiç üzerinden alındığı, ekonomik durumu iyi olmayan öğrencilerin
ücretsiz ya da burslu okutmak suretiyle sosyal dengesizlikleri gidermeye yardımcı
oldukları; dershanelerin olmaması durumunda özel ders ve kayıt dışılığın çok fazla
artış göstereceği, bu durumda ücretlerin ise çok yüksek olacağı; özel dershanelerde
rehberlik servisleri, bilgi işlem merkezleri, veli seminerleri, paneller, konferanslar
vb. kültürel sportif faaliyetler gibi eğitim etkinlikleri düzenlendiği, 50 bin civarında
öğretmene istihdam sağladıkları için işsizliği azalttıkları, her türlü iş ve işlemlerinin
kayıt altında olduğu, vergilerini ödedikleri ve Bakanlığın denetimine her zaman tabi
oldukları şeklinde savunmalar yapılmaktadır.”
8
Sorun Nedir?
Dershaneleri bütün eğitim sorunlarının sorumlusuymuş gibi göstererek “günah
keçisi” yapan çıkışlar, başta sektördeki öğretmen kökenli dershane sahipleri olmak
üzere tüm dershane çalışanlarını yaralıyor. Dershaneleri kapatarak eğitimin bu sorunu
çözülecekse dershane sahipleri bu fedakârlığı yapar, sınavlara hazırlık bölümlerini
kapatır ama biliyoruz ki kapatmak çözüm olmayacaktır.
Ülkemizdeki dershanelerin yaygınlaşması, ortaya çıkış nedenleri sınavlar olmasa
da merkezi sınavların varlığıyla artmış kuşkusuz. Ancak merkezi sınavların tamamen
kalkması -en azından kısa dönemde olası görünmemekle birlikte- dershanelerin varlığını
sürdürmeye engel olmayacaktır. Dünyadaki yönelim de biraz dershanelerin varlık nedenleri olan “özel ders alma” ihtiyacının giderek yaygınlaştığı yönündedir.
Dershanelere ihtiyaç; bir yanda örgün eğitimi destekleme biçiminde devam ederken
diğer yanda örgün eğitimle karşılanamayan yeni alanlarda öğrenme ihtiyaçlarının ortaya
çıkmasıyla sürmektedir. Öğrenmenin yaşam boyu bir süreci kapsadığını düşündüğümüzde ve
eğitim öğretim alanındaki ihtiyaçlar değişip çeşitlendikçe öğretim kurumları bu gereksinimleri
karşılamaya yöneleceklerdir. Dershaneler de bu kurumlar içinde olacaktır.
Özel dershanelerin önemli bir bölümü sınavlara hazırlık işlevi görmesi ve
sınavların varlığı dershanelere talebi artırmaktadır. Bu durum yani dershanelere
duyulan talep, asıl sorunların gizlenmesine de araç olmaktadır. Oysa asıl sorunların
çözüme kavuşturulması gerekmektedir:
•Eğitim sisteminde mevcut haliyle eğitimin taraflarında istenen motivasyon
sağlanamamıştır.
•Öğrenciler sadece bir üst okula hazırlık döneminde eğitim öğretime ilgi
duymaktadır.
•Ortaöğretim kurumlarında; Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Anadolu Lisesi
gibi okulların gelecek hedefi büyük olan öğrenci gruplarından oluşması bu okulların daha
çok tercih edilmesine neden olmakta ve bu okullara girişe ayrı önem yüklenmesine yol
açmaktadır.
•Okullarda yapılan değerlendirme süreçleri nesnellikten uzak olduğu için seçim
yapmada ayrıca merkezi ölçme yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır.
•Aynı durum yükseköğretim için de geçerlidir ve iyi bir yükseköğretim kurumuna/
bölümüne geçmek iyi bir ortaöğretim kurumuna girmekle olasıdır.
•Yükseköğretime geçişte tüm öğrencileri yerleştirecek kapasite oluşturulsa bile
statüsü yüksek bazı üniversitelere ya da bazı bölümlere giriş için de yoğun bir rekabet
vardır (Ortadan kaldırılamayacak bu rekabet bile özel derse, dershanelere olan ihtiyacı
devam ettirecektir.).
9
Yapılması gerekenler de bu söylediklerimizin çözüme kavuşturulmasıdır.
Bunları kısaca:
•Okulların niteliğini yükseltmek ve
okullar, bölgeler, iller, il içerisindeki yerleşim
bölgeleri arası farklılıkları (öğretmen kalitesi, öğretmen sayısı, sınıf mevcudu, fiziksel
altyapı) azaltarak talebi yönetmek
•Nicel olarak da talebi karşılayabilir olmak
•Okullarda nesnel ölçme değerlendirme
ve yönlendirme sistemleri kurmak
•Ölçme ve değerlendirmeyi merkezi yapı içinde sürece yayarak yapmak olarak
sıralayabiliriz.
Özel dershaneler, çok bilinmese de eğitim sistemimizde önemli birçok sorunu
çözme işlevi görmektedir. Bu bakımdan özel dershaneleri sistemin bir sorunu olarak
değil, sorunların çözümünde kullanılabilecek bir alternatif olarak görmek gerekir.
Dün özel dershanelerimizin açılıp yaygınlaşmasına neden olan koşullar/etmenler bugün de ortadan kalkmış değildir.
Biliyoruz ki okullarımız; bölgeler, iller, hatta ilçe ve semtler arasında gerek alt
yapı, donanım gerek insan kaynakları bakımından önemli farklılıklar taşımaktadır.
Ve ebeveynler çocuklarına daha iyi bir gelecek sunmak istemekte, bunun yolunun
daha iyi eğitim olanakları yakalamaktan geçtiği kabul edilmektedir.
Ayrıca özel dershanelerin varlıklarını sadece eğitim sistemimizdeki nitelik
farklarıyla açıklamak da yeterli olmamakta; pek çok seçkin ortaöğretim okulunda
okuyan pek çok öğrenci de dershanelere devam etmektedir. Bu da dershanelerin
yarattığı güven, saygınlık, kabul görme, işini iyi yapma gibi özellikleriyle toplum
tarafından ihtiyaç olarak kabul edilip benimsenmeleriyle açıklanmaktadır.
Buna karşın her fırsatta adeta bir “dershane düşmanlığı” yaratılmakta, “dershaneler
kaldırılmalı mı, kaldırılmamalı mı?” tartışması sürekli kılınmaktadır.
Özel Dershaneler Sistem İçinde Kalmalıdır!..
Eğitim sistemimizi mevcut durumuyla ve bütünü içinde değerlendirdiğimizde
kimi beklentilerin aksine dershaneleri sistem dışına çıkarmanın daha olumlu sonuçlar
doğurmayacağı çok açıktır. Hele ki özellikle eğitim sistemi içinde atılan yanlış adımlardan
çabuk dönülemeyeceği için telafisi olmayan sonuçların ortaya çıktığı ve bunun bedelinin
de toplumun tümüne ödetildiği düşünülürse… Ülkemiz eğitim sisteminden buna ilişkin
pek çok örnek verilebilir. Acele alınan pek çok karardan er geç dönülmesinin pek çok
örneği vardır ülkemizde. Ama burada dershanelerle ilgili olduğu için dünyadan bir
örneği tekrar hatırlamak gerekiyor:
Güney Kore’de;
•1950’li yıllardan itibaren özel ders ve dershaneciliğin yaygınlaşmaya başlamasıyla
1968 yılında ortaokula giriş, 1973 yılında ise liseye giriş sınavları kaldırılmış ve öğrenciler
okullara rastgele yerleştirilmiştir.
10
•1970’li yıllarda üniversiteye girişte artan talebe bağlı olarak üniversitelerin bünyelerinde gerçekleştirdiği giriş sınavlarının önemi artmış, 1980’de gerçekleştirilen bir
reformla öğrenci ve öğretmenlere özel ders alıp verme yasaklanmıştır.
•Üniversite giriş sınavları merkezi sınava dönüştürülmüş, bu sınavın puanı
ortaöğretim başarı notuyla birleştirilmiş, üniversitelerin kontenjanları artırılmış, düşük
ücretli özel ders veren ulusal bir eğitim kanalı kurulmuştur.
•Bu reform da istenilen neticeyi vermemiş; özel ders ve dershanecilik kaçak yollarla
artarak sürerken özel ders fiyatlarında ciddi artış yaşanmıştır. 1980’de getirilen bu yasak,
“insanların eğitim hakkını engellediği” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince 2000’de
kaldırılmış, ülkedeki özel ders veren kurumların sayısı 2007’de 31.000’e yükselmiştir.
Yasaklamalar bir yana bizde de özellikle sınav uygulamalarındaki benzerlik gözden
kaçmıyor.
“Özel Dershaneler Niçin Sistem İçinde Kalmalı?” sorusuna verilecek ilk yanıt:
Kayıt dışı dershanecilik faaliyeti artacak, veliler çocuklarına yüksek bedeller ödeyerek
özel ders aldırmak zorunda kalacaklardır. Bugün dershanelerin sunduğu eğitim öğretim
hizmetlerini şu ya da bu nedenle en çok da ekonomik nedenlerle ortadan kaldırma
düşüncesini alkışlayabiliriz. Ama yarın çocuklarımıza özel ders aldırmak zorunda
kaldığımızda özel öğretmenler ya da bugün bile sayıları 2000’i aşkın merdiven altı özel
ders büroları dershanelerin sunduğu olanakları sunamayacaktır.
Özel Dershaneler Niçin Sistem İçinde Kalmalı?
Çünkü dershaneler;
•Öğrencilerin öğrenme ihtiyaç ve beklentilerine uygun esnek, yüksek motivasyonlu, çok olumlu öğrenme ortamları oluşturmaktadır.
•İhtiyaç olan her yerde eğitim ortamı açarak eğitime erişimi kolaylaştırmaktadır.
•Her öğrencinin öğrenme ihtiyacına cevap verecek farklı yol ve yöntemler
geliştirmektedir.
•Bireysel ihtiyaçlara göre öğretimi düzenlemekte, her öğrencinin girmek istediği
okula göre gruplar oluşturarak üst basamağa tırmanmasında önemli katkılar sağlamaktadır.
•Dershaneler her gelir grubundan öğrenciye hitap edecek alternatifler sunarak imkânı
olanlar yanında imkânı olmayanlara da adil rekabet ortamları hazırlayıp fırsat eşitliğini daha
geniş tabana yaymaktadır.
•Dar gelir grubunda olup çocuğunun daha iyi yaşam koşullarına sahip olmasını
isteyen ailelerin çocukları için kullanabilecekleri en önemli destek kurumlarıdır.
•Eğitim sistemi dışında kalan, üniversite sınavını kazanamayan ve sınava yeniden
hazırlanacak öğrencileri, gidebilecekleri yasal bir öğretim kurumu olarak tekrar sisteme
kazandırmaktadır.
•Bireyleri kariyerlerinde bir üst basamağa yükseltmeye, insan kalitesini artırmaya
dönük hizmetler vermektedir.
Özel dershaneler sistem dışında bırakıldığında;
•4000 kurum yatırımı, ortakları ile yaklaşık 20.000 yatırımcının yatırımı hiçe sayılacak,
•4.000 dershane binası, 60.000 derslik, 800.000 öğrenci sırası ve diğer dershane
donanımları (bilgisayar, masa, dolap vb.) yani yatırımcıları teşvik için her türlü alternatiften yararlanmaya çalıştığımız dönemde toplam 1 milyar liralık yatırım atıl olacak,
11
•100.000 kişi işsiz kalacak, aileleriyle birlikte 300.000 kişinin gelir kaynağı elinden
alınacak,
•Devlet, 4000 dershaneden elde ettiği önemli bir vergi gelirinden vazgeçmiş
olacaktır.
•Orta ve alt gelir grubundaki ailelerin çocukları özel ders alma, üst öğrenim
kurumlarına geçişte fırsat yakalama olanağından yoksun kalacağı için eğitim öğretimdeki
fırsat eşitsizliği daha da artacaktır.
Aileler Niçin Ek Eğitim Desteğine İhtiyaç Duyuyor?
Tüm dünyada ülke şartlarına bağlı olarak aileler, farklı gerekçelerle çocukları için
örgün eğitim yanında destek eğitimlerine ihtiyaç duymaktadır.
•AB’de destek eğitimlerin hızla yaygınlaşmasının nedenleri üzerine yapılan bir
araştırmada; örgün eğitimde her öğrencinin öğrenme hızına ve tarzına uygun ortam
hazırlamanın mümkün olmadığı, bu yüzden ailelerin çocuklarının öğrenme hızına ya da
tarzına uygun ek destek eğitimlere yöneldiği saptanmış; bu araştırmada, ailelerin çocukları
için daha iyi olanı istemelerinin anlayışla karşılanması gerektiği vurgulanmıştır.
En başarılı okulların en başarılı öğrencilerinin bile destek eğitimlerden yararlandığı,
toplumun dershanelerin üstün çabasından etkilendiği ve bilhassa üst okula girişte destek
eğitimle ortaya çıkan farkın aileler tarafından önemsendiği görülmektedir.
•Mali yük getirse bile aileler, çocuklarında ortaya çıkan belirgin farkı gördükleri için
desteğe ilgi duymaktadır. Tüm dünyada aileler, çocuklarına daha yüksek statü kazandırmak
için ilk yıllardan itibaren yatırımı önemli görmekte ve bütçelerinden çocuklarının geleceği
için pay ayırmaktadır. Bu yolla elde edilen sonucun olumlu olacağına inanmadan ortaya
çıkan farkı görmeden hiç kimse velileri dar bütçelerinden kısarak çocuklarını dershaneye
göndermeye ikna edemez. Bu nedenle aslında bu olgunun eğitime olan ilgiyi artırması
olumludur ve bırakın engellemeyi desteklenmesi gerekir.
•Destek eğitimlere yapılan masraf gerekçe gösterilerek karşı çıkanlar, bilerek ya da
bilmeyerek çocuklarına özel ders alabilecek ekonomik güce sahip olanları daha ayrıcalıklı
kılmayı, dar gelirli ailelerin de yerlerinde kalmalarını desteklemiş olmaktadırlar.
•Ayrıca bu alana büyük harcamalar yapıldığı savını öne sürenler, ihtiyacın hangi
yolla karşılanacağını düşünmemek bir yana özel dershaneler için harcanan paranın eğitime
aktarılmasının yönetilemeyeceği gerçeğini de göz ardı etmektedirler. Daha da önemlisi,
öğrenciler arasında bölgesel farklılıklardan ya da geçmişteki ihmallerden doğan öğrenme
farklılıklarını telafi etme fırsatlarının ellerinden alınmasına -ailelerin rasyonel tercih
yapmadıklarını düşünerek onlar adına- karar vermede kendilerini yetkili görmektedirler.
Özelikle dar gelirli aileleri bir yükten kurtarmak isterken onların yarışa ortak olmada tek alternatiflerini ellerinden almak ne kadar uygundur?..
“Ne Yapmalı?” Sorusuna Geçmeden Önce…
Özel dershanelere yönelik eleştirilere karşılık olumsuzlukları ortadan kaldırmak
için neler yapılabileceğine ilişkin önerileri ortaya koymadan önce eğitim sistemimizde
Kademeler Arası Geçiş ve Sınavlar konusuna da kısaca değinmek gerekiyor.
12
KADEMELER ARASI GEÇİŞ, SINAVLAR,
DERSHANELER İLİŞKİSİ
Diğer ülkelerde özellikle AB ülkelerinde ortaöğretim ve yükseköğretime geçiş
sistemleri incelendiğinde:
•Kademeler arası geçişlerin farklı uygulamalar içerdiği görülmekte, şu sistem iyidir
denebilecek tek bir doğru sistemden söz edilememektedir.
•Ülkemizdeki geçiş uygulamalarının en belirleyici özelliği her iki kademede de ülkemize özgü koşullar nedeniyle (arz-talep, eğitim kurumları arasındaki nitelik farklılıkları…)
merkezi sınavlarda alınan sonuçlara göre ortaöğretim (genel liseler ve meslek liseleri
dışında) ve yükseköğretime (sınavsız geçilen meslek yüksekokulları dışında) seçme ve
yerleştirmenin yapılmasıdır.
Akla gelen ilk iki soru:
Biz, “Niçin merkezi sınavlara dayalı bir seçme ve yerleştirme yapıyoruz?”
Böyle yapmasak “Nasıl yapmamız gerekir?”
İkinci sorudan başlarsak yani sınav yapmazsak nasıl yerleştirme yapacağız?
-Kur’a mı çekeceğiz,
-Adamını bulan kaydını yaptırsın mı diyeceğiz?
-Piyasa koşullarını işletip okulları talebe göre ücretli mi yapacağız?
-Öğrencileri mezuniyet notuna, puanına, okul başarısına, ikamet adresine… göre
mi yerleştireceğiz?
Zaten bunlar olamadığı/olamayacağı, adayların eğitim talepleri karşılanamadığı
için;
-Öğrencinin bir üst eğitimi alacak düzeyde olup olmadığını ölçüp sıralamak,
-Adil, güvenilir, herkesin kabul edebileceği bir yerleştirme yapmak,
-Kamuya maliyeti yüksek olan eğitim hizmetinden bunu başarabilecek, sürdürebilecek ve tamamlayabilecek olanlara fırsat vermek…
üzere “merkezi sınavlar” yapılmaktadır.
Yıllardır gerek orta gerek yükseköğretime geçiş sınav sistemlerinde neredeyse
denemediğimiz yol kalmadı. Son 10 yıla baktığımızda bile;
•OKS’den üçlü SBS’ye, sonra tekli SBS’ye şimdilerde adı SBS olmayacak başka
bir sisteme…
• Dar kapsamlı ÖSS’den
kapsamı geniş ÖSS’ye, sonra
YGS
ve
LYS’ye…
Meslek
liselerinden sınavsız geçiş, katsayı
uygulamalarındaki sık değişiklikler,
AOBP’den OBP’ye… pek çok
düzenleme yapılmıştır.
13
Ortaöğretime ve Yükseköğretime Geçişte Yaşanan Sorunlar
Ortaöğretime ve yükseköğretime geçişte yaşanan sorunlar büyük benzerlikler içermektedir.
•Eğitim sistemindeki farklılıklar nedeniyle öğrencilerin öğrenim noksanlarının bulunması,
•Bir üst öğretim kurumunda eğitim öğretim alacak düzeyde yeterliklere sahip olunmaması,
•Öğrencilerde hedeflenen davranışları kazandırmada istenen düzeyde istek
oluşturulamaması,
•Öğretmenlerde istekliliğin yeterince sağlanamaması,
•Örgün eğitim kurumlarında eğitim öğretim faaliyetlerinin yeterince ihtiyaca uygun
düzenlenemeyişi,
•Velilerin kendilerinden kaynaklanmayan eğitim öğretim noksanları için
tamamlayıcı alternatiflerin geliştirilemeyişi,
•Öğretim programlarının başarısı için istenen düzeyde ölçme ve değerlendirme,
eksikleri belirleme ve iyileştirici tedbirleri geliştirme faaliyetlerinin yeterince
yapılamaması…
gibi sorunlar her iki kademe için de ortak sorunlardır.
Bunlardan eğitimde eşitsizlikler, kalite farkları, ölçme ve değerlendirme
sonuçlarının eğitim öğretimi geliştirmede yeterince kullanılamaması… gibi sorunlar
son yılların sorunları da olmayıp yıllardır çözülemeyen sorunlardır. Sorunun nedenlerinin doğru tespitinin çözüm için önemli olduğu yadsınamaz.
Sınavları sorunun kendisi olarak görüp sınav sistemleriyle oynayarak sonuç
alma çabaları, yıllardır bizi istediğimiz yerlere götürmedi. Çünkü asıl sorun ne
sınavlar ne dershanelerdi...
Kademeler arası geçişlerde ve sınav sistemlerini iyileştirmede alınan yol ne yazık
ki kimseyi memnun etmemektedir. Bu memnuniyetsizlik ortamında alışıldığı üzere
“dershanelere yüklenilmekte” öte yandan sınav sistemlerinde, bırakın iyileştirmeyi
geçmişte tesis edilmiş güven ortamı giderek daha güvensiz hale gelmekte; ülkemizde kimi yargıç ve savcı adayları bile bu güvensizlik ortamından yararlanmaya(!)
çalışabilmektedir…
Merkezi sınavlar geçmişte yaşanan adaletsizlikleri ortadan kaldırmak için yapılmaya
başlanmıştır. Bu konuda da ülkemiz gerek MEB gerekse ÖSYM bünyesinde iyi örnekler
vermiştir. Bu güvenin devamı son derece önemlidir.
Bu bakımdan gecikmiş olsa da okullarda nesnel ve bilimsel temellere dayalı
ölçme-değerlendirme ve etkili bir yönlendirme sisteminin kurulması sağlanmalıdır.
Bu gerçekleştirilmeden okul başarılarının yerleştirme sistemlerinde etkisini öne çıkarmak
daha çok güven yitimlerine yol açacaktır. Güvenli yerel/bölgesel/merkezi sınavlar,
amaca uygun içerikler oluşturularak geleneksel ya da yeni teknolojilerin olanaklarıyla
desteklenmiş biçimleriyle devam etmelidir.
Burada, ortaöğretime okul başarılarına ve adrese dayalı kayıtların yapılması konusu
akla gelmektedir ki bunun uygulanması/yaygınlaşması, merkezi sınavla girilen okullarda niteliğin düşmesini kabullenmek anlamına gelecektir, ortaöğretimde zaten sorunlu olan başarı grafiği daha da düşebilecektir (Seçilmiş öğrenci ve öğretmenlerle oluşmuş
okulların yerini o bölgenin öğrencilerinden ve öğretmenlerden oluşmuş okullar alacağı
için…).
14
Özel
dershaneler
sadece
üst öğrenim kurumlarına geçiş
sınavlarına değil, MEB ve ÖSYM’nin
yaptığı onlarca sınava hazırlanmak
isteyenlerin de başvurdukları ve
özel ders almak isteyen herkesin
eğitim hizmeti aldığı kurumlardır.
Özel dershaneler, özellikle orta ve
yükseköğretime geçişi sağlayan
merkezi sınavlarla birlikte yıllardır
tartışılıyor? Oysa merkezi sınavlar
yokken de o günün ihtiyaçlarına
koşut özel dershaneler vardı (1975-1976’da 30 ilimizde 157 dershanede 101.703 öğrenci,
1384 öğretmen bulunmaktadır.). Sınavların getirdiği bazı olumsuzlukları dershanelerin varlığına bağlamak ve buradan da “dershanelerin kapatılması” gibi çıkarımlara
ulaşmak büyük haksızlıktır. Çünkü özel dershanelerin yokluğunda, “kademeler
arası geçiş ve sınavlarla ilgili sorunlar” ortadan kalkmayacaktır.
DERSHANE ELEŞTİRİLERİNE KARŞILIK
OLUMSUZLUKLARIN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN ÖNERİLER
“Türkiye’deki özel dershaneler meselesi ve sebep oldukları ifade edilen sorunlar, özel dershanelerin ortadan kaldırılması, kesin olarak kapatılmaları ile çözümlenemez. Çünkü herhangi bir idari düzenleme ile kapatılmaları durumunda mevcut özel
dershanelerin kayıt dışına çıkarak faaliyetlerine devam edecekleri aşikârdır. Bu husus
çeşitli kurum, kuruluşlarca da ifade edilmektedir.”
Gelecekle İlgili Öneriler - Ne/Neler Yapılmalıdır?
•Özellikle son yıllarda bütün dünyada eğitime ilginin arttığı gerçeğiyle daha
başarılı olma isteğinin olduğu her yerde özel dershane/özel ders sistemi var olacaktır.
Dolayısıyla, konu ile ilgili çözüme ulaşabilmek için öncelikle, sınav sistemleri ile
oynamak yerine başarılı olanların istediği eğitimi alacağı, beklentilerine ulaşamayanların
da hayatta kendileri için güvenli yer edinebileceği, her bireyde başarıyı özendiren bir
yapı hedeflenmelidir.
•Bilginin çok hızlı eskidiği günümüzde örgün eğitime öncelik veren yaklaşımlar terk
edilmeli okul dershane kurs demeden, nereden öğrendiğine bakılmadan tüm kazanımları
belgelendirecek sistemler kurularak hayat boyu öğrenme özendirilmelidir.
•Mesleki ve genel eğitim, bireylerin ilgi ve ihtiyaçlarına göre şekillenmeli, bu
amaçla zorunlu dersler asgariye indirilerek seçimlik ders alternatifleri çoğaltılmalıdır.
•Bilhassa özel okulların resmi okulların kopyası olmaktan kurtarılması için
program, ders saati ve diğer hususlarda esneklikler artırılmalı, yaptıkları ek çalışmalar
akredite belgelerle belgelenmelidir.
•Öğretmenlerde maddi ve moral açıdan istek uyandıracak ortam hazırlanarak
mesleklerindeki isteklilik artırılmalıdır.
15
•Liselerde alınan eğitim, yükseköğretim programları ile ilişkilendirilmeli, lise
sürecinde öğrencinin başarısı farklı yükseköğretim programlarına girişte göz önünde
bulundurulmalıdır.
“Ne/Neler Yapılmalıdır?” sorusuna ilişkin olarak bu söylediklerimizi
geliştirebilir, yeni öneriler ekleyebiliriz:
•Merkezi sınavlarla ilgili düzenlemelerde alternatifler çok iyi düşünülmelidir.
Dershanelere ihtiyacı ortadan kaldırmak için merkezi sınavları tartışmaya açmak,
geçmişte olduğu gibi bugün de birçok sorunu beraberinde getirecektir. Merkezi sınavların
etkisine okullardaki bireysel başarıların da katılması, olması gerekendir. Ancak okul
başarısını nesnel ölçütlere dayandıracak düzenlemelerin yapılması, gerekli koşulların
hazırlanması gerekir. Bu gerçekleşmeden yapılacak uygulamalar, tartışmalara yol
açacaktır.
•Gerek ortaöğretimde gerek üniversitelerde yeni kurumların açılması ve
kontenjanların artırılması, talebi karşılamada önemli adımlar olarak görülmektedir. Ancak
öğrencilerin, nitelikli ortaöğretim kurumları için yarıştıkları kadar mezunlarının istihdam
edilebilirliği yüksek olan nitelikli üniversitelere/bölümlere yerleşmek için yarıştıkları da
unutulmamalıdır. Bu bakımdan eğitimin tüm kademelerinde olması gerektiği gibi
yükseköğretimin de niteliği artırılmalıdır.
•Soruna daha geniş bir çerçeveden de bakmak gerekir. O zaman eğitim-istihdam
ilişkisini düzenleyici tedbirler alarak her vatandaşın hakkı olan daha iyi bir gelecek idealini herkes için hayata geçirme gereği karşımıza çıkar. Zaten sorunun asıl kaynağı ne
sınavlar ne dershanelerdir, daha iyi bir yaşam talebidir. Dolayısıyla bütün düzenlemelerin de bu talebi yani daha iyi bir yaşam talebini karşılamaya yönelik olması beklenir. Bu
bakımdan öncelikle dershaneleri “günah keçisi” yapmaktan ve “dershane düşmanlığı
yaratmaya çalışmak”tan vazgeçilmelidir. Çünkü bu bakış, bizi sorunu anlamaktan,
dolayısıyla çözümden uzaklaştırmaktadır.
•Öğrencilere, başarılı olmak için karşılaştıkları engelleri aşmada fırsatlar
sunan; onları, başarma isteğini artırarak daha yüksek hedeflere yönelten ve
bunun için tercih edilen dershaneler, okulların alternatifi kurumlar gibi de
düşünülmemelidir. Aksine dershaneler eğitime yeni fırsatlar sunan bir zenginlik
olarak görülmelidir.
•Sınavların varlığının dershanelere ilgiyi artırdığı gerçeği okullara olan
ilginin azaldığı tartışmalarını getirmektedir. Oysa bu çelişki, okulda ve dershanede
yapılacakların çeşitlendirilmesi ve birbirini desteklemesi, öğrencilere ilgi ve istek
duydukları alanda sunulacak eğitim öğretim fırsatlarının artırılmasıyla aşılabilir.
Bunun için de okullar ve dershanelerde kazanılanların bir değerle ifade
edildiği, başka bir deyişle kredilendirildiği ve belgelendirildiği sistemler
kurulabilmelidir.
•Birer yaygın eğitim kurumu olan özel dershanelerin gerek fiziki koşulları, mevcut
olanakları, sahip oldukları birikim ve deneyimleri ile gerek oluşturulacak yeni düzenlemeler ve yaratılabilecek yeni olanaklarla “yaşamboyu öğrenme” etkinlikleri ile
ilişkilendirilmesi sağlanabilmelidir.
16
•Dershanelerin bir üst okula hazırlık yanında diğer alanlardaki yüksek performansı
değerlendirilebilir. Bu çerçevede;
•12 yıllık eğitimde derslik açıkları dershanelerin başarılı kadro ve ortamlarından
yararlanarak karşılanabilir,
•Okullar yanında dershanelerde de öğretimi tamamlama ve sınavlarla okul bitirme
yolu kullanılabilir,
•Üniversitelerdeki özellikle temel derslerin eğitimi dershanelerden alınarak sınavla
muafiyet kazandırılabilir,
•Dershanelerde alınan derslerin merkezi ölçmelerle belgeleneceği muafiyet
sistemleri getirilebilir…
SON BÖLÜM
Gerek doğrudan dershanelerin kapatılacağına gerek dolaylı olarak 4+4+4 yasasıyla
ilişkilendirilerek sınavların kaldırılmasıyla dershanelerin kapatılmasının sağlanacağına
yönelik açıklamalar, konunun tüm boyutlarıyla değerlendirmeden yapılmış açıklamalar
görünümündedir. Bu konuda yetkili çevreler de “farklı görüşler” ileri sürmektedir.
Bu görüşleri:
•Uzun vadede okul başarısını öne çıkararak sınavların etkisini azaltma,
•Bununla birlikte dershanelere duyulacak gereksinimin de azalacağı beklentisi,
•“Özel okulculuğu teşvik” etme düşüncesiyle “dershanelerin özel okula
dönüştürülmesi” isteği olarak değerlendiriyoruz.
Sadece dershaneye yönelişi azaltmaya, önlemeye yönelik tedbirlerin bu güne kadar
sistemi rahatlattığı görülmemiştir. Eğitimle ilgili düzenlemelerde görülmüştür ki sadece
dershaneleri hedef alan politikalar geliştirmek ya da sorunları birbirinden kopararak
parça parça ele alıp çözmeye çalışmak asıl sorunların çözümünden uzaklaşılmasına
neden olmaktadır. Sorunların sistem bütünlüğü içinde ele alınması bilimsel yaklaşım
gereğidir. Sözgelimi, “Dershaneler sorundur, kapatılmalıdır.” denildiğinde bütün
dershanelerin özel okul yapıldığını varsaysak sorun çözülecek midir? Bu bakımdan
dershanelerin yaygınlaşmasının nedenlerine ve eğitim sisteminin başta nitelikli eğitim
talebini karşılama, daha iyi bir yaşam sunmaya yönelik temel sorunları çözüme
kavuşturulmadan atılacak adımların yarar sağlamayacağı açıktır.
Bu süreçte sektörde izinsiz, kayıt dışı, kaçak olarak çalışan, denetimsiz ve kontrolsüz,
yasadışı yapılanmaların ortadan kaldırılması öncelikli olmalıdır. 5580 sayılı Yasa’yla
kurulmuş kurumlarımızın faaliyetlerini yasaklamanın ve buna ilişkin yasal düzenleme
yapmanın karar vericiler açısından bir zorluğu olmayabilir. Ancak sonrası için bugün bile
mevcut yasal dershane sayısının yarısına yakınının teşkil eden yapılarla baş edemeyen
devletimiz Güney Kore örneği gibi bir de Türkiye örneği yaşamakla karşı karşıya
kalabilecek; özel dershanelerin merdiven altına çekilmesi, daha pahalı ve kontrolsüz bir
eğitim modeline dönüşmesi tehlikesi karşımıza çıkabilecektir. Çünkü burada çok basit bir
ekonomi kuralı işleyecektir: Talep varsa hizmet ya da ürün de olacaktır.
Başından beri yasal statüleriyle milli eğitim sistemimiz içinde yer alan özel
dershanelerin temsilcileri olarak ülkemizin yararını, menfaatlerini, eğitimimize faydalı
olanı her şeyin önünde tuttuk, tutarız. Eğitimimiz ve ülkemiz için yapacak çok hizmetimiz
olacaktır. Özel dershaneler konusunun sektörle tartışılması biliyoruz ki ülkemizin ve
herkesin yararına uygun yeni seçenekler sağlayacaktır.
Download

Özel Dershane Derneklerinden Ortak Rapor - Öz-De-Bir