Sayı 46 / 26 Aralık 2014 - 8 Ocak 2015
❱ FOTO FİLM
YUSUF & YUSUF KURTARMA
OPERASYONUNDA
❱ NEŞE MESUTOĞLU
2014’TE KAZANAN TÜRK
FİLMLERİ OLDU
❱ BARIŞ AKPOLAT
HOBBİT’LE İLK KEZ 14
YAŞINDA TANIŞTIM
❱ ALİ ERDOĞAN
OYUNA GELMEK İSTEMİYORSANIZ,
OYUNLARA GİDİN
❱ SEZİN AKBAŞOĞULLARI
MÜZEYYEN’İN GİZEMİ ARİF’E
KAYITSIZ KALMASI
❱ SEVİM GÖZAY, YONCA ERTÜRK
VE NERMİN ER İLE KONUŞTU:
“BARIŞI ARAYAN KUKLALARIN KAMERA ARKASI”
OKAN
ARPAÇ
YAZDI
ÇANAKKALE İÇİNDE
BİR RUSSELL CROWE
SON UMUT
EDİTÖR
Muhteşem bir yılın ardından…
T
Neşe Mesutoğlu
Yayın Yönetmeni
[email protected]
ürkiye sinemasının 100’ncü yılı 2014, rekorlar yılı olarak
tarihe geçti.
Son 25 yılda en çok yerli film, bu sene vizyona girdi.
İzleyici 109 yerli filmle buluştu. Bu rakam yabancı filmlerin
yarısı kadar olsa da üç kat daha fazla seyirciye ulaştı.
En çok izlenen filmler doğal olarak; Recep İvedik (7 milyon
369 bin), Düğün Dernek (6 milyon 962 bin), Eyyvah Eyvah
3 (3 milyon 414 bin), Pek Yakında (2 milyon 183 bin) ve
Unutursam Fısılda (1 milyon 658 bin) oldu.
Bu hafta kapağa taşıdığımız Türk, Avustralya ve ABD yapımı
Son Umut ise sevilen oyuncularımız Cem Yılmaz ve Yılmaz
Erdoğan’ı, Oscar’lı aktör Russell Crowe ile buluşturması
açısından ilgi çekiyor.
Sevim Gözay’ın yapımcısı Yonca Ertürk ve karakter
tasarımcısı Nermin Er’le izlediği Türkiye’nin ilk kukla sinema
filmi Rimolar ve Zimolar: Kasabada Barış,
Zeynep Geylan’ın Arif’in tutkuyla bağlandığı Müzeyyen
karakterini canlandıran Sezin Akbaşoğulları’na sorduğu Fakat
Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku’,
Fotofilm bölümümüzde yer verdiğimiz Oya Başar ve Ali
Sunal’ın başrolde oynadığı Yusuf &Yusuf gibi filmler,
2015’te de Türk sinemasında yükselişin süreceğine işaret
ediyor.
Dünyada çok az sinemacıya nasip olan eşsiz bir izleyici kitlesi
var Türk sinemacılarının. Biz de MyBilet e-dergi olarak, yeni
yılda da dünyanın her yerinde bir tıkla bu değerli izleyicinin
yanında olacağız.
2015’in bereket, sağlık, barış, neşe ve eğlence getirmesini
dileriz.
2 www.mybilet.com
İÇİNDEKİLER
SAYFAYA
GIT
6 KAPAK
Okan Arpaç: “Son Umut’ta
Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz
en iyi performansları olmasa
da, Russel Crowe’un yanında
ortalamanın üzerinde bir oyun
sergiliyorlar” diyor.
12 PORTRE
‘Ayı Paddington’ ve ‘Geçmişin
İzleri’ isimli filmlerle izleyicisiyle
buluşan Oscarlı yıldız Nicole
Kidman, 47 yaşını geride
bırakırken “Artık kendimi
kariyerime adayacağım” diyor.
18 RÖPORTAJ
Televizyoncu-yazar Sevim
Gözay’ın, bu röp-seansta iki
konuğu var. Şu an sinemalarda
hem çocuklar hem de yetişkinler
tarafından büyük beğeniyle
izlenen ‘Rimolar ve Zimolar:
Kasabada Barış’ filminin
yapımcısı Yonca Ertürk ve
karakter tasarımcısı Nermin Er.
26 RÖPORTAJ
‘Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir
Tutku’nun Müzeyyen’i Sezin
Akbaşoğulları, Zeynep Geylan’a
filmi izlerken daha çok Arif’le
empati kurduğunu söyledi.
29 FOTO FİLM
‘Yusuf Yusuf’ filminde Oya
Başar ve Ali Sunal başrolde
yer alıyor. Film, dolmuş şöförü
Yusuf’un aksiyon ve kahkaha
dolu macerasına seyircileri de
sürüklüyor.
32 MÜZİK
‘Hobbit - Beş Ordunun Savaşı’
isimli filmi izleyen müzik
yazarımız Barış Akpolat, “Müzikler
epik, besteler fantastik” diyor.
36 RÖPORTAJ
‘Kabare Dev Aynası’ topluluğu
usta yazar Haldun Taner’in
100’ncü yaşını ‘Vatan Kurtaran
Şaban’ isimli güldürüyle
kutluyor. Tiyatronun kurucusu ve
yönetmen Ali Erdoğan, Begüm
Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.
4 www.mybilet.com
VİZYONDAKİLER:
Gösterime giren diğer
filmlere de göz atmakta
fayda var.
KÜLTÜR-SANAT: Öne
çıkan etkinlikler arasından
seçim yapmak zor.
Kaçırılmaması gerekenleri
hatırlatalım dedik.
44 MAGAZİN
Blake Lively, yemek pişirme
dersleri alıyor… Beyoncé’nin kızı
Blue Ivy sosyal medya fenomeni
oldu... Google verilerine göre bu
yıl en çok aranan model Kate
Upton.
SAYFAYA
GIT
KÜNYE
MyBilet e-dergi
YAYIN YÖNETMENİ
Neşe Mesutoğlu
GÖRSEL YÖNETMEN
Murat Çavdar
KATKIDA BULUNANLAR
Barış Akpolat, Okan Arpaç,
Tuna Kiremitçi, Sevim Gözay,
Begüm Yılmaz,
Zeynep Geylan
İLETİŞİM
Muallim Naci Caddesi No:47
Ortaköy 34347 İSTANBUL
Telefon: 0212 259 20 60
[email protected]
MyBilet e-dergi’de kullanılan
tüm yazılar, kaynak gösterilerek
yayınlanabilir.
SİNEMA
ÇANAKKALE İÇİNDE BİR RUSSELL CROWE
SON UMUT
1
916’da Fuat Uzkınay’ın çektiği
“Çanakkale Muharebeleri”
adlı belge filmden bu yana,
özellikle son dönemde
Çanakkale üzerine pek çok
film yapıldı. 1964’te ordunun
desteğiyle ‘renkli’ olarak çevrilen
“Çanakkale Arslanları”ndan sonra,
2003’te “Son Kale: Çanakkale”
2005’te “Gelibolu” adlı belgeseller,
2012’de “Çanakkale Çocukları”
ve “Çanakkale 1915”, 2013’te
ise “Çanakkale Yolun Sonu” adlı
yapımlar vizyona girdi.
Her yıl kayıplarını anmak için
Gelibolu’ya gelen Anzaklar/
Okan Arpaç
Avustralyalılar ise konuya 1981’de
[email protected]
el attılar. Usta yönetmen Peter
ORİJİNAL ADI The Water Diviner
Weir, başrole o zamanlar yeni yeni
YÖNETMEN Russell Crowe
tanınan Mel Gibson’ı koyarak
OYUNCULAR Russell Crowe, Olga
“Gelibolu” adlı meşhur filmini
Kurylenko, Yılmaz Erdoğan,
Cem
Yılmaz, Deniz Akdeniz,
çekti. 1915’te ta Avustralya’dan
Isabel Lucas, Jai Courtney
kalkıp, kıtaları ve okyanusları
YAPIM 2014 Avustralyaaşarak Mısır üzerinden Gelibolu’ya
Türkiye-ABD
savaşmaya gelen iki arkadaşın dramı
SÜRE 111 dk.
üzerine yoğunlaşan yapıt, bire bir
DAĞITIM Mars (NuLook İstanbul)
6 www.mybilet.com
SİNEMA
savaşı anlatmasa da en azından temiz ve
tarafsız denebilecek bir örnek olarak sinema
tarihindeki yerini aldı.
“Gladyatör” (Gladiator, 2000), “Akıl
Oyunları” (A Beautiful Mind, 2001), “Man
of Steel” (2013), “Nuh: Büyük Tufan”
(Noah, 2014) gibi büyük yapıtlarla dünya
çapında tanınan Oscar’lı aktör Russell
Crowe, bir süredir Türkiye’ye ilişkin
attığı tweet’lerle de bizimle yakın bir ilişki
kurduğunu belli ediyordu. İlk kez uzun
metrajlı film yönetmek üzere koltuğa oturan
Crowe, Çanakkale Savaşı’na Avustralya’dan
katılan Anzaklar’ın hikayesine odaklanıyor.
Üstelik konuya dair bugüne dek ayrılmış
en büyük bütçeyle ve Türkiye’den yıldız
oyuncuların katkısıyla…
yola koyulur. İstanbul’da yolu tesadüfen
salaş bir otele düşen Connor, burada
kocasını savaşta kaybetmiş, küçük oğluyla
ayakta kalma savaşı veren otel sahibesi
Ayşe (Olga Kurylenko) ile tanışır. Bir
şekilde Gelibolu’ya ulaştıktan sonra ise
oğullarının başına ne geldiğini araştırmaya
başlar. Bölgenin binlerce ölü askerle dolu
TÜRKLER’LE KURDUĞU EMPATİ VE SAVAŞA
‘AKIL’ YOLUYLA BAKMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ
BİR YERDE DURAN “SON UMUT”, GELECEK
SENE 100. YILDÖNÜMÜNE GİRECEK OLAN
ÇANAKKALE SAVAŞI’NA DAİR ÖNEMLİ YAPIT.
Savaşa akıl ve vicdan gözüyle bakıyor
Aslen Yeni Zelandalı olan Crowe, bir
Hollywood starı olmanın ötesine geçerek,
mütevazı kişiliği ve sanatçı duyarlılığıyla
Çanakkale’de yaşananlara gerçek bir
hikayeden yola çıkarak bakmayı deniyor.
Üstelik Mel Gibson’lı “Gelibolu”
(Gallipoli) filminin bittiği yerden
anlatmaya başlıyor diyebiliriz. Yani iki
arkadaşın Gelibolu’ya gelmeleri ve savaşın
ortasına düşmeleriyle biten “Gelibolu”nun
devamında neler olduğunu izliyoruz
bir nevi… Asıl öykü 1919’da geçerken,
flashback’lerle savaşın ortasına da gidip
geliyoruz ara ara…
Avustralya’da çiftçilik yapan Joshua
Connor’la (Russell Crowe) tanışıyoruz
önce… Tarlası için kuyu kazıp su bulmaya
çalışan Connor, evde karısının derin
mutsuzluğu ve sitemiyle baş etmeye
çalışmaktadır. Dört yıl önce Çanakkale
Savaşı’nda kaybolan üç oğlundan haber
alamayan karısı, ölmüş olsalar dahi
evlatlarının mezarlarının olmamasının
acısını yaşamaktadır. Nihayet intihar
ederek acılarına son veren karısını defneden
Connor, kendisini oraya bağlayan hiçbir
şeyin kalmadığına hükmederek, oğullarının
akıbetini öğrenmek üzere İstanbul’a doğru
7 www.mybilet.com
SİNEMA
olduğunu gören Connor, Binbaşı Hasan
(Yılmaz Erdoğan) ve Çavuş Cemal’den
(Cem Yılmaz) yardım alarak acı bir
serüvenin içine girer.
Kısaca özetlemeye çalıştığımız konusuyla,
seyirciyi savaşın ortasına değil de hemen
bitimine götüren “Son Umut”, savaşa akıl,
vicdan gözüyle ve en önemlisi antimilitarist
açıdan bakan, finaliyle de ağlatmayı
başaran, iyi bir film. Bunu derken, şüphesiz
karşımızda bir başyapıt durduğunu
söylemiyoruz. Savaşı da, dramı da, macerayı
da, aşkı da kafi dozlarda hikayeye yediren,
TÜRKİYE İLE AVUSTRALYA COĞRAFİ
OLARAK DÜNYANIN İKİ UCUNDA
DURURKEN, SIRF İNGİLİZ ORDUSUNA KATKI
SAĞLAMAK İÇİN KURULAN AVUSTRALYA
VE YENİ ZELANDA KOLORDUSU’NA
BAĞLI, ÜLKEMİZ TOPRAKLARINI İŞGAL
ETMEK ÜZERE GÖNDERİLMİŞ ANZAK
ASKERLERİNİN DÜŞTÜĞÜ DURUM,
FLASHBACK’LERLE DÖNÜLEN SAVAŞ
SAHNELERİNDE İÇ ACITICI, GÖZ YAŞARTICI
SAHNELERLE SERGİLENİYOR FİLMDE.
söylediği her ‘lafa’ dikkat eden ve bilhassa
iki tarafı da incitmemeye azami özen
gösteren bir ana akım film bu… Asıl yük Russell Crowe’un omuzlarında
Bütçesi büyük olduğu için ister istemez
Hollywood klişelerine başvuran ama
mucizevi bir şekilde (belki Yunanlılar hariç)
tarafları karalamak ya da kötü göstermek
8 www.mybilet.com
SİNEMA
yerine, asıl savaşın en büyük ‘manyaklık’
olduğunun altını kalınca çizen bir dokusu
var filmin. Türkiye ile Avustralya coğrafi
olarak dünyanın iki ucunda dururken,
sırf İngiliz ordusuna katkı sağlamak için
kurulan Avustralya ve Yeni Zelanda
Kolordusu’na bağlı, ülkemiz topraklarını
işgal etmek üzere gönderilmiş Anzak
askerlerinin düştüğü durum, flashback’lerle
dönülen savaş sahnelerinde iç acıtıcı, göz
yaşartıcı sahnelerle sergileniyor filmde.
Bu uzak ülkede ne aradıklarını, ne uğruna
savaştıklarını bilmeyen gençlerin ölümle
tanıştıkları anları tüm detaylarıyla perdeye
taşıyan Crowe, özellikle final sahnesiyle
sinemanın en önemli ‘anti-militarist’
anlarından birine imza atıyor.
Genel anlamda, Türk sinemasında çekilen
savaş sahnelerinden pek farkı olmayan
çatışma anlarını bir yana bırakırsak, daha
önce “Yüzüklerin Efendisi” (Lord of the
Rings) ve “Hobbit” serileri, “King Kong”
(2005) gibi yapıtlara imza atmış, Oscar’lı
görüntü yönetmeni Andrew Lesnie’nin
çalışması hemen öne çıkıyor.
Oyunculuk konusuna gelince… “Son
BU UZAK ÜLKEDE NE ARADIKLARINI,
NE UĞRUNA SAVAŞTIKLARINI BİLMEYEN
GENÇLERİN ÖLÜMLE TANIŞTIKLARI ANLARI
TÜM DETAYLARIYLA PERDEYE TAŞIYAN
RUSSELL CROWE, ÖZELLİKLE FİNAL
SAHNESİYLE SİNEMANIN EN ÖNEMLİ ‘ANTİMİLİTARİST’ ANLARINDAN BİRİNE İMZA
ATIYOR.
9 www.mybilet.com
SİNEMA
Umut”, Türkiye’de her ne kadar dört
parlak isimle pazarlansa da, asıl yük elbette
Russell Crowe’un omuzlarında… 1970’te
Tony Curtis ve Charles Bronson’la “Paralı
Askerler”de (You Can't Win 'Em All)
başrol paylaşan Fikret Hakan ve Salih
Güney, umdukları Hollywood biletine
kavuşamamışlardı, malum. “Son Umut”ta
ise Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz “Paralı
Askerler”deki pozisyondalar
bir parça… İkisinin de en
iyi performansları olmasa
da, Crowe’un yanında
ortalamanın üzerinde bir
oyun sergiliyorlar. Belki bir
tek Ayşe rolünü üstlenen,
bu rol için yoğun bir şekilde
Türkçe ezber yapan Olga
Kurylenko’nun eğreti
durduğunu söyleyebiliriz.
Kurylenko yerine neden
Türk bir aktrisin seçilmediği
konusu ise sanırız Crowe’un
seçimi ve Ukraynalı oyuncunun dünya starı
olmasıyla ilgili…
Kimi diyaloglarda Cem Yılmaz ve Yılmaz
Erdoğan’ın katkılarının da hissedildiği,
gişe rekorlarını altüst edecek değilse de,
Türkler’le kurduğu empati ve savaşa ‘akıl’
yoluyla bakması açısından önemli bir
yerde duran “Son Umut”, gelecek sene
100. yıldönümüne girecek olan Çanakkale
Savaşı’na dair önemli yapıt.
O savaşta hayatını kaybeden
ve arkalarından “Çanakkale
içinde vurdular beni /
Ölmeden mezara koydular
beni / Gençliğim eyvah!”
türküleri yakılan askerler
için acı bir ağıt, insancıl
bir saygı duruşu aynı
zamanda…
İNTERNET
GİŞESİ
10 www.mybilet.com
SİTEYE
GIT
SİNEMA
DÖNEM FİLMLERİNİN
ARANILAN YÜZÜ
58 yıldır sayısız kitaba ve televizyon dizilerine konu olan ‘Ayı Paddington’ ilk kez
beyazperdede. Londra aşığı Perulu genç ayıcığın İngiltere’ye ayak basmasıyla
başına gelenleri konu alan filmde taksidermist müze müdürü ‘Millicent Clyde’
karakterini canlandıran Oscar’lı yıldız Nicole Kidman “Hayvanlara zarar vermeye
çalışan kötü birini oynadığım için, çocuklarımın bu filmi seyretmesine izin
vermeyeceğim” diyor. Çeviri: Begüm Yılmaz
Portre
Nicole
Kidman
12 www.mybilet.com
SİNEMA
BALEDEN TİYATROYA YÖNELDİ R
ol kabiliyeti, güzelliği ve
zarafetiyle Hollywood’un
‘parlayan yıldızı’ olarak
lanse edilen Nicole Mary
Kidman, 20 Haziran 1967'de
Hawaii’de doğdu. Çocukluğunun
büyük kısmını Avustralya'da geçiren
güzel yıldızın babası biyokimyager
ve psikolog, annesi ise hemşire ve
eğitmendi. Profesyonel hayatının
dışında feminist ilkeleri benimseyen
ve mücadeleci bir duruş sergileyen
Kidman’ın annesi, güzel yıldızın
genç yaşlardan itibaren sosyal ve
politik aktivitelerde yer almasını
sağladı. Sayısız yardım kuruluşuna
destek olan ünlü oyuncu, 10 yıldır
‘UNICEF Avustralya İyi Niyet
Elçisi’ unvanını taşıyor. Küçük
yaşlarda baleye ve mim sanatına
ilgi duyan Kidman, sonraları
tiyatroya yöneldi. Uzun boyu,
sempatik tavırları ve kızıl saçlarıyla
Çocukluk ve gençlik yılları
yaşıtlarının içinde tüm dikkatleri
üzerine çeken güzel yıldız, hâlâ
en yakın arkadaşlarından biri
olan Naomi Watts’la pek çok
reklam filminde boy gösterdi. İlk
sinema deneyimini yaşadığı ‘Bush
Christmas’ isimli filmle 14 yaşında,
Sydney Tiyatro Eleştirmenleri’nden
ödül alan Kidman, bir anda
TOM CRUISE’UN GÖLGESİNDE KALMADI
1
989’da ünlü aktör Sam Neill
ile rol aldığı ‘Ölüm Sessizliği’
(Dead Calm) isimli filmle
sinemaseverlerin karşısına çıkan
güzel yıldız, sonrasında başrollerini
Tom Cruise ile paylaştığı ‘Yıldırım
Günleri’nde (Days Of Thunder)
oynadı. Sette başlayan arkadaşlıkları
aşka dönüşen gözde çift, 1990
yılında evlendi. 1986 yapımı ‘Top
Gun’ filmiyle şöhreti yakalayan
Cruise’un gölgesinde kaldığı
yönündeki iddialara ‘Flirting’,
‘Uzak Ufuklar’ (Far And Away)
ve ‘Malice’ gibi iddialı yapımlarda
sergilediği performanslarla cevap
veren Kidman, özellikle ‘Bir
13 www.mybilet.com
Avustralya televizyonlarının aranılan
oyuncularından biri haline geldi.
17 yaşındayken rol aldığı mini dizi
‘Vietnam’daki performansıyla bu
kez ‘Avustralya Film Enstitüsü’
tarafından ‘Yılın Oyuncusu’ seçilen
güzel yıldız, artık ülkesinde rüştünü
ispat etmiş ve Hollywood’a açılmaya
karar vermişti.
Dönüm Noktası
Kadının Portresi’ (Portrait Of
A Lady) filmiyle yüzünün eski
kadın profillerine ne kadar uygun
olduğunu gösterdi ve benzer dönem
filmlerindeki tarihi karakterleri
ustalıkla canlandırdı. Ancak güzel
yıldıza esas şöhreti getiren ve
oyunculuğunu gerçek anlamda
gösterme fırsatı veren film 1995
yapımı Gus Van Sant imzalı
‘Sonsuz İhtiras’ (To Die For) oldu.
Altın Küre ödüllü filmde, televizyon
sunucusu olmak için her şeyi göze
alan bir kadının ruh halini başarıyla
yansıtan Kidman’ın set fotoğrafları
ve film görüntüleri de unutulmazlar
arasındaki yerini aldı.
SİNEMA
OSCAR’I KAZANAN İLK AVUSTRALYALI AKTRİS
H
er zaman arkadaşı Steven
Spielberg’le çalışmayı hayal
eden Kidman, 1999’da
Cruise ile birlikte oynadıkları
Stanley Kubrick imzalı ‘Gözü
Tamamen Kapalı’da (Eyes Wide
Shut ) canlandırdığı ‘Alice Harford’
karakteriyle eleştirmenlerden tam not
aldı ve 2000 yılında ünlü aktörden
ayrıldıktan sonra kariyerinde adeta
yükselişe geçti. 2001 yılında ‘Satine’
karakterini canlandırdığı ‘Kırmızı
Değirmen’ (Moulin Rouge) isimli
filmle hem sesinin güzelliğini hem de
oyunculuk alanındaki yeteneğini bir kez
daha gözler önüne seren güzel yıldız,
74. Akademi Ödülleri’nde ‘En İyi
Kadın Oyuncu’ dalında Oscar’a aday
gösterildi. Fakat Kidman’a, bu dalda
heykelciği kazandıran ilk Avusturyalı
aktris olma şerefini bahşeden film,
‘Saatler’ (The Hours) oldu. Filmde ünlü
İngiliz yazar Virginia Woolf’a hayat
veren Kidman, verdiği röportajlarda
rolü için büyük bir fiziksel değişim
geçirdiğini ve ağlama sahnelerinde
çok zorlandığını söylüyor. “Her sabah
iki saat makyaj koltuğunda oturuyor
ve ilk 20 dakikadan sonra sıkılmaya
başlıyordum. Kahverengi peruk ve
kemerli plastik bir burun takıyordum.
Herkes yüzüme bakıp, ne kadar
değiştiğimi söylese de benim karakteri
çıkarmamı sağlayan şey makyaj değil,
sarma sigaralar oldu” diyor.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
14 www.mybilet.com
Kariyeri
SİNEMA
AŞKI GEÇ BULDU
T
om Cruise’la 11 yıl evli
kalan Kidman, 2001 yılının
başlarında evliliklerini
noktalama kararı alarak
herkesi şaşırttı. Ayrılma nedeni
olarak kariyerlerinin düzgün
bir aile yaşantısı sürdürmelerine
engel olduğunu söyleyen ikili,
evlat edindikleri Isabella ve
Connor’ın bakımını da
dönüşümlü olarak
paylaşacaklarını
ifade etti. Verdiği
röportajlarda
ünlü aktörle
boşanmasının
ardından geç
toparlandığını
belirten güzel
yıldız, Keith Urban’la
tanışmadan önceki
dört yıllık süreçte
kendini
Özel hayatı
çocuklarına ve kariyerine adadığını
dile getiriyor. 2006 yılında katıldığı
bir etkinlikte country müzisyeni
Urban’la tanışan ve bir ay sonra
evlenme kararı alan Kidman “Tuhaf
karşılanabilir, fakat benim için
oldukça doğal ve spontan gelişen
bir süreçti. Hayatımın aşkıyla geç
karşılaştım” diyor. Gözlerden uzak
bir balayı geçirmek için
Bora Bora Adaları’nı
tercih eden güzel
yıldıza eşi düğün
hediyesi olarak,
200 bin dolara
aldığı Emily
Brontë’nin meşhur
romanı ‘Uğultulu
Tepeler’in ilk baskısını
hediye etti. Vanity Fair
Dergisi’ne konuşan güzel
yıldız Cruise ile birlikte
olduğu
15 www.mybilet.com
ÖNEMLİ ÖDÜLLERİ
2014
Glamour Üstün Katkı Ödülü
2003
OSCAR - En İyi Kadın Oyuncu,
‘Saatler’ (The Hours)
2003
BAFTA - En İyi Kadın Oyuncu,
‘Saatler’ (The Hours)
2003
Berlin Uluslararası Film Festivali
- Gümüş Ayı Ödülü, ‘Saatler’ (The
Hours)
2002
Altın Küre- En İyi Kadın Oyuncu/
Komedi- Müzikal, ‘Kırmızı
Değirmen’(Moulin Rouge)
1996
Film Eleştirmenleri Birliği ÖdülüEn İyi Kadın Oyuncu, ‘Sonsuz
İhtiras’ (To Die For)
1996
Altın Küre- En İyi Kadın Oyuncu/
Komedi- Müzikal, ‘Sonsuz İhtiras’
(To Die For)
SİNEMA
İNTERNET
GİŞESİ
dönemde büyük ilgi görmelerini
ise yaşadıkları derin romantizme
bağlıyor ve ekliyor “Bu durumu
ancak Brad ve Angelina anlayabilir
ve hissettiklerimizi hissedebilir…”
Urban’la çok huzurlu ve yakın
bir ilişkileri olduğunu belirten
Kidman, kariyerinin hayatının
önüne geçmediği bir yerde ve
kişiyle hayatını sürdürmekten keyif
alacağının da altını çiziyor. 2008
yılında Sunday Rose isimli kızları
olan Kidman-Urban çiftinin, iki
yıl sonra taşıyıcı anne yardımıyla
‘Faith Margaret’ adında bir kız
çocukları daha oldu. Kelebeklerden
çok korktuğunu her fırsatta dile
getiren güzel yıldız, bir türlü
anlam veremediği bu korkusunun
küçüklüğünde yaşadığı bir
olaydan ileri geldiğini düşünüyor.
Geçtiğimiz yıllarda botox yaptırarak
hayranlarını hayal kırıklığına
uğratan ve konuyla ilgili ser verip
sır vermeyen Kidman, ilk kez
geçirdiği operasyonlardan rahatsızlık
duyduğunu da dile getirdi. ‘La
Repubblica’ gazetesine verdiği
röportajda yüzünü ve mimiklerini
oynatamaz hale geldiğini belirten
güzel yıldız “Bu müdahaleden
kurtulduktan sonra yüz kaslarım
eski haline döndü ve çok
rahatladım. Şu sıralar sadece düzenli
spor yaparak ve sağlıklı beslenerek
cilt sağlığımı koruyorum” diyor.
Hayranlarının “Sinemayı bırakıyor”
yönünde çıkan haberlere de itibar
etmemesi gerektiğini vurgulayan
47 yaşındaki Kidman “Çocuklarım
büyüdü. Artık kendimi kariyerime
adayacağım” diyor.
16 www.mybilet.com
SİTEYE
GIT
NICOLE KIDMAN VE COLIN FIRTH
YENİDEN BİR ARADA
‘Geçmişin İzleri’nden sonra 2 Ocak’ta
vizyona girecek ‘Uyuyana Kadar’
isimli gerilim filminde Oscar’lı aktör
Colin Firth ile yeniden kamera karşına
geçen Nicole Kidman, bu kez geçirdiği
travmatik kaza sonucu karanlık
geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan
‘Christine Lucas’ karakterine hayat
veriyor.
SİNEMA
Sevim Gözay
[email protected]
Yaratıcılarıyla ‘Rimolar ve Zimolar’ seansı:
BARIŞI ARAYAN KUKLALARIN
KAMERA ARKASI...
Bu röp-seansta iki konuğum var. Şu an sinemalarda hem çocuklar hem de
yetişkinler tarafından büyük beğeniyle izlenen ‘Rimolar ve Zimolar: Kasabada
Barış’ filminin yapımcısı Yonca Ertürk ve karakter tasarımcısı Nermin Er’le
birlikteyim. Türkiye’nin ilk kukla sinema filmine imza atan harika kadınlar onlar.
Tamamıyla el yapımı olan bu güzel projeyi hayata geçirdiler ve film sektörümüzde
çığır açtılar. Fragmanı izlediğimde dünya standartlarında bir yapım olduğunu
düşündüm. O heyecanla filmi izledim. Hem çok eğlendim, hem hayran kaldım.
Ardından soluğu atölyelerinde aldım. ‘Rimolar ve Zimolar’ın sırlarını öğrenmek
üzere derhal basıyorum düğmeye. İşte kayıt…
Yonca Ertürk
Nermin Er
18 www.mybilet.com
SİNEMA
İNTERNET
GİŞESİ
Ö
ncelikle tebrikler! Nasıl
doğdu Türkiye’nin ilk
kukla filmi projesi?
Yonca Ertürk:
Teşekkürler. Biz Nermin’le uzun
zamandır arkadaşız. O zaten çok
iyi bir karakter tasarımcı. Ayrıca
harika kukla oynatıcılarımız var.
Reklamlar, TV programları yaptık
daha önce beraber. Bu defa bir
film yapalım, çocuklarla ilgili
olsun, güzel de bir hikâyesi olsun
dedik. Nasıl gerçekleştireceğiz
aşamasında kuklaya geldik, çünkü
animasyon daha uzun, daha
kalabalık, daha büyük bütçeler
demek. Prodüksiyon tercihinden
doğdu yani aslında. Sonra Nermin
karakterleri tasarladı, proje
hazırlandı, senaryoyu yazdık ve bir
anda çıktı…
Ne kadar zaman aldı bütün bu
süreç?
Nermin Er: 2013’ün şubatında
konuşmaya başladık. Hikâyeyi
ve karakterleri çıkardıktan sonra
senaryo grubuyla çalışmaya
başladık. 2014’ün mart ayında
Kültür Bakanlığı’ndan destek
çıktıktan sonra da haziranda
çektik filmi. 20 çekim günüydü,
ama ön hazırlığı uzun bir iş bu.
Çok iyi hazırlanmanız gerekiyor.
Sahne sahne çizdik İsmet’le
beraber (İsmet Kurtuluş, diğer
yönetmen). 600’den fazla kareyle
bütün hikâyeyi çizdik. Sürprize
açık bir teknik değil çünkü bu.
Sete girdiğiniz anda ne yapacağınızı
biliyor olmanız gerek.
Gerçek dekor mu filmde
gördüğümüz her şey?
Y. Ertürk: Evet, her şey dekor.
19 www.mybilet.com
SİTEYE
GIT
Kukla Oynatıcılar: Şevket Süha
Tezel, Nazmi Sinan Mıhçı, S.
Emrah Özdemir
Yönetmenler: Nermin Er - İsmet
Kurtuluş
Yapımcı: Yonca Ertürk
Orijinal Hikaye: Nermin Er Yonca Ertürk
Senaryo: Süreyya Kıral – Edip
Ekal
Görüntü Yönetmeni: Mehmet Y.
Zengin
Karakter Tasarımı: Nermin Er
Kurgu: Niko
Seslendirenler: Yekta Kopan,
Janset, Ezgi Mola, Akasya
Asıltürkmen, Hayko Cepkin,
Fatih Ürek, Ezel Akay (…)
SİNEMA
Zort Zort Böcekleri’nin dumanları
animasyon sadece. Onun dışında
her şey filmin dünyasına göre özel
tasarlandı. Aksesuarlar karakterlerin
boylarına göre uyarlandı. Bütün
film bizzat el emeği göz nuru.
El yapımı bir kukla filmimiz
oldu sonunda! Yıllar yılı
yapılamayan bir şey yapılıverdi
sayenizde. Yapılabiliyor muymuş
demek ki?
Nermin Er: Kesinlikle var
öyle bir bünye. Çok iyi kukla
oynatıcılarımız var, geçmişte
birlikte birçok tecrübe yaşadık.
E, Yonca da ben de bu işi
neredeyse 20 yıldır yapıyoruz.
O prodüksiyon kısmında, ben
karakter tasarım-uygulama
kısmında. İsmet arkadaşımız bir
sürü reklam filmi çekmiş biri.
Birikimlerimize baktığınızda bunun
yapılabilmesinden daha doğal bir
şey yok aslında. İlk olmaktan dolayı
bazı sürprizli tavırlar yaşadık ama
bizi çok etkilemedi ve engellemedi
bu.
Pahalı bir iş mi kukla filmi
Türkiye’de?
Y. Ertürk: Normal bir filmden
çok fazla bir farkı yok aslında.
Oyuncularınız var (kukla
oynatıcılar), dekorunuz var, çekim
gününüz var, kameranız var, her
şeyiniz var. Animasyondan tabii ki
daha kısa sürüyor gerçek çekimle
yaptığınız için. Bütçesi de normal
bir film kadar. Projeye katılan
herkesten çok destek aldığımız için
bütçemiz çok çok yükselmedi. Ama
kukla ucuz bir iş değil.
Oyuncular yani kukla oynatıcı
ekip kaç kişi?
Y. Ertürk: 3 ana kuklacı, 8
yardımcı kuklacı. Ayrıca tutucular
vardı ki hepimiz tuttuk kimi
sahnelerde.
N. Er: Hepsi tiyatro oyuncusu.
Dizilerde, sinema filmlerinde rol
alıyorlar. Kukla oynatıcılığı ise
çok özel, bambaşka bir iş. Kişisel
YONCA ERTÜRK KIMDIR?
Yapımcı - Senarist
‘Rimolar ve Zimolar’dan önce birçok reklam filminde yapımcılık yaptı, sinema ve
TV projeleri geliştirdi. ‘Neredesin Firuze’ filminin yapımcılığını üstlendi. ‘A.R.O.G’,
‘Newyork’ta 5 Minare’, ‘Eyvah Eyvah 2’, ‘Kurtlar Vadisi Filistin’ gibi birçok sinema
filminde çalıştı. 2000 yılından bu yana üniversitelerde dersler verdi, şu an Bilgi
Üniversitesinde Yapım dersi vermekte. Serbest olarak senaryo çalışmalarının yanı
sıra, kısa ve uzun metrajlı projeler üzerine çalışmakta. Animasyon, bilim-kurgu
edebiyatı ve kediler özel ilgi alanlarıdır.
20 www.mybilet.com
SİNEMA
yetenek ve geliştirmeyle ilgili.
Büyük özveriyle ve yapa yapa,
zamanında daha tecrübelilerden
göre göre öğrenen kişiler bunlar.
Dolayısıyla biz o bakımdan çok
şanslıydık. Üç harika kuklacımız
vardı; Şevket Süha Tezel, Nazmi
Sinan Mıhçı ve S. Erhan Özdemir.
Y. Ertürk: Bir kuklayı tutmak
bile çok zor. Hiç bilmeyen biri
için sadece dik tutmak, doğru
baktırmak vesaire çok zor şeyler. Ki
bizim filmde bayağı oyunculuk var,
aksiyon sahneleri var.
El kuklası mı sizinkiler? Kaç tip
kukla oluyor normalde?
N. Er: Evet, el kuklası bizimkiler.
Onun dışında ipli kuklalar var, bir
de ‘animatronics’ kuklalar. Yani
lateks ve içinde oynak parçaları
olan kuklalar var. Onlarda
mekanizmayla da boğuşmak
gerekir. El kuklasında ise, oyuncu
bütün gücünü oyununa verir.
Sesli mi çekiliyor, replikler
nasıl oturuyor?
N. Er: Evet, pilot ses alıyoruz.
Lip-sing çok önemli (senkron).
Oyuncular, senaryoda yazan metni
kuklayla beraber çalışıyor ve bilfiil
konuşarak oynuyorlar.
Y. Ertürk: Ve bütün oyunu
yaratıyorlar çekimde. Böylece
dublajda da çok doğru bir referansı
oluyor dublajcının.
Kaç kukla karakter var filmde?
N. Er: Toplam 40 karakter. 8
ana karakterimiz ve yarın bir gün
meşhur olmaya müsait pek çok yan
karakterimiz var. Ve hiçbiri copypaste değil. Çok özenle çalışıldılar.
Çocuk filmi ama yetişkinleri de
bağlıyor. Dramatik çatışmanın
ana meselesi de romantik bir kalp
21 www.mybilet.com
NERMİN ER KIMDIR?
Yönetmen - Senarist
‘Rimolar ve Zimolar’dan önce çeşitli
reklam filmleri, TV dizileri, sinema
filmleri, tiyatro şovları için karakter
tasarımı yaptı ve uygulamalarında
süpervizör olarak çalıştı. ‘A.R.O.G.’
sinema filminde yaratık tasarımı
yaptı. Aynı zamanda sanatçı olan
Er, heykel alanındaki çalışmalarıyla
kişisel sergiler gerçekleştirdi. İşleri
yurt dışı ve yurt içi karma sergi ve
fuarlarda sergilenmekte. Animasyon
alanında senaryo ve karakter tasarımı
çalışmalarına devam etmektedir.
SİNEMA
kırıklığı... Kıyamam!
Y. Ertürk: Evet! (Kahkahalar)
Çok karikatürize edilmiş bir şey
bu ama aslında kaç düşmanlık
veya ayrılık bundan çok daha
ciddi bir sebebe dayanıyor ki?
N. Er: O bizim çok kıymetli
bulduğumuz bir şey. Hem esprili
bir durum, hem de aslında bir
parçacık gerçeklik payı var.
Y. Ertürk: Tamamen şapşallıktan
küsmüşler!
Şarkı da çok güzel bir yerde
giriyor ve çok önemli bir rolü
var. Çaça Nene’yi seslendiren
Janset söyledi değil mi?
Y. Ertürk: Evet, Kerem
Doğrar ve Elif Bleda yaptılar
filmin her yerinin her müziğini.
Flashback’lerdeki nostaljik
müzikler de dahil olmak üzere
onların bestesi. Sıfırdan bestelendi
her şey. Çok mükemmel bir iş
yaptılar. Janset de çok güzel söyledi.
Yekta’nın da (Yekta Kopan) arada
bir hip hop’u var, keşke daha uzun
olabilseydi ama şimdilik böyle.
Müziklerimizden çok memnunuz,
çok mutluyuz.
Foley Art, yani müzik ve dublaj
dışındaki seslerin dizaynı da ağır
iş olsa gerek?
Y. Ertürk: Evet, Murat Çelikkol
yaptı ses tasarımını. Dublajları
burada kaydettik. Murat’ın
çalışmak istediği bir Foley
stüdyosu vardı Londra’da, epeyi
ödüllü bir stüdyo. Filmimizin
tek ecnebi unsuru da o aslında.
Film tamamen pilot ses ve stüdyo
sesiyle kaydedildiği için aslında
sıfır ses oluyor üstünde. Dolayısıyla
seslendirme zaten sıfırdan yapılıyor.
22 www.mybilet.com
Üzerine de kuklanın taktığı
kolyenin şıngırtısından yürüme
sesine, arkadaki kuş sesine, köpek
havlamasına, çocuk seslerine vesaire
bütün sesler tek tek sonradan
yapılıyor.
N. Er: Gördüğünüz ama
isimlendiremediğiniz, size orada
olduğunuzu hissettiren atmosferi,
ambiansı oraya doğru koymazsanız
çok yara alır film. O bakımdan da
çok güzel çalıştılar.
Y. Ertürk: Çok dev bir ses
bandıyla geldi bize Londra’dan.
Hatta azalttık birazını. Çünkü onlar
SİNEMA
ne görüyorlarsa hepsinin sesini
koyuyorlar. Siz oradan amacınıza
göre seçip kullanıyorsunuz.
İki yönetmen arasında
işbölümü nasıldı?
N. Er: Ben animasyon ve kukla
karakterler tasarladım yıllarca.
Onun dışında basit bir iki masaüstü
reklam filmi yönettim. Ancak
bu tip büyük bir yönetmenlik
yapmamıştım daha önce. İsmet
Kurtuluş ise deneyimli bir
yönetmen. Birçok reklam filmi, kısa
filmler ve klipler çekmişti. Benim
kukla deneyimim onun çekim
deneyimi, setteki iş bölümümüz de
bu yönde oldu.
‘Seslendiren’ kadronuz çok
havalı ve renkli bu arada…
Y. Ertürk: Janset ve Yekta Kopan
çok erken katıldılar projeye ve çok
destek verdiler bize. Sonra hemen
her konuştuğumuz kişi de sağ olsun
bayılarak geldi. Ezgi Mola, Hayko
Cepkin, Akasya Asıltürkmen, Fatih
Ürek, e Ezel Akay zaten çok eski
yönetmenim arkadaşım benim,
Banu Güven öyle. Memnuniyetle
23 www.mybilet.com
katıldılar, severek çalıştılar, bizi
de çok mutlu ettiler. Dublaj
yönetmenimiz Özgür Özdural da
çok güzel iş çıkardı.
Ne anlatıyor bu kukla filmi
çocuklara ve hepimize?
N. Er: Sözü barış olan bir şey
yapmak istedik başından beri.
Bir sürü başlık var çok önemli
ama hakikaten günümüzün
cümlesidir ‘barış’. Diyalog ve
‘öteki’nden korkmamak… Öteki
senin için hep öteki, sen de onun
için öteki olabilirsin ama bu
yaklaşımı ortadan kaldırmak birçok
şeyin çözümü olabilir. İçin için
yandığımız şey buydu. Başlığı barış,
kelimesi barış. Bunu vurgulayalım
ama çocukları da baymadan,
parmak sallamadan anlatalım
istedik.
Senaryo nasıl oluştu?
Y. Ertürk: Nermin’le birlikte
oluşturduk ana hikâyeyi. Sonra
Süreyya Kıral ve Edip Ekal
(senaristler) bize katıldılar. En son
halini storyboard’lar çizilirken
SİNEMA
aldı. Kurgusal olarak, ritm olarak
nasıl yapacağız kısmı bayağı full
bir ekip çalışması oldu. Kuklanın
imkânlarına ve imkânsızlıklarına
göre revize ettik. Aksiyonlara
göre revize ettik. İnce ince çalıştık
üzerinde.
Gerçekten de Türk sinemasının
meşhur senaryo sorunu yok
bu filmde! Fıstık gibi akıyor
baştan sona. Temposu,
duygusu, eğlencesi
nefis. Nasıl başardınız?
N. Er: Yonca’yla
hikâyeyi ilk kurduğumuz
zaman 8-10 kareyle
bütün hikâyeyi
resimlemiştik biz.
Çatısı belli olsun, şöyle
başlasın, şöyle gelişsin,
şöyle de finalize olsun
şeklinde. Sonraki
aşamalarda da bunu hep
korumaya çalıştık. Araları
neşelendirdik, coşturduk,
kendi içinde gezdirdik
vesaire ama o ilk başta
kurduğumuz iskeleti
olabildiği kadar koruduk. Öyle
olunca da çalıştı galiba. Hikâyeyi öz
ve yalın tutmak belki buna neden
olmuştur.
Y. Ertürk: Senaristlerimiz de işin
matematiğine çok hakimler. İsmet
Kurtuluş da çok titiz biri. Artı ön
hazırlığın, bütün filmi gözümüzle
görmüşçesine hazırlanmamızın
etkisi de vardır.
24 www.mybilet.com
Devamı olacak mı Rimolar ve
Zimolar’ın?
Y. Ertürk: Seyirci isterse olur…
Eklemek istediğiniz bir şey?
26 Aralık Cuma, Ankara
Antares Sineması’nda görme ve
işitme engelli çocuklar için özel
bir gösterimimiz var. Özel işaret
dili ve altyazısı yerleştirilmiş, sesli
betimlemesi yapılmış bir versiyon
hazırladık. Amacımız,
hazır vizyondayken
engelli çocuklar da bu
filme ulaşsın. İstanbul’da
da özel gösterimlerimiz
olacak bu anlamda,
organizasyon için
çalışıyoruz şu an.
Göstermek isteyen olursa
da tekliflere açığız.
Seansımız burada bitti
sevgili MyBilet eDergiciler.
‘Rimolar ve Zimolar’ beni
hem çok eğlendirdi, hem
de çok şey öğretti. Yeni
sayıda buluşuncaya kadar
herkese iyi seyirler! Ve
mutlu yeni yıllar!
SİNEMA
MÜZEYYEN’İN GİZEMİ
ARİF’E KAYITSIZ KALMASI
Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ‘Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku’,
henüz hiçbir kitabı yayımlanmayan yazar Arif’in dünyasına odaklanıyor. Arif’in
tutkuyla bağlandığı Müzeyyen karakterini canlandıran Sezin Akbaşoğulları
sorularımızı yanıtladı. Filmi izlerken daha çok Arif’le empati kurduğunu ifade eden
Akbaşoğulları “Film ne de olsa Arif’in filmi. Hikâyeyi onun duygu süzgecinden
görüyoruz” diyor.
C
anlandırdığınız karakter
Müzeyyen’in öne çıkan
özelliği gizemli olması.
Müzeyyen’i, Arif için bu
kadar özel kılan nedir?
Sanırım Arif’in aşkına ve ilgisine
kayıtsız kalması, vurdumduymazlığı.
Onu gizemli yapan da bu aslında.
Müzeyyen’in kendinden fazlaca
bahsetmemesi Arif’i etkileyen
bir davranış. Peki, Müzeyyen’i
Arif’in hangi davranışı ve özelliği
etkiliyor?
Müzeyyen, Arif’i enteresan
buluyor bence ve merak ediyor.
Zaten yazarlara ve edebiyata karşı
büyük bir ilgisi var. Arif ona komik
ve enteresan geliyor.
Filmi izledikten sonra “Arif’i
neden ağlattım diye kendime çok
kızdım” demişsiniz. Niçin bu
duyguya kapıldınız?
Filmi izleyiciyle beraber izlerken
böyle bir duyguya kapıldım, sanırım
izleyiciyle empati kurdum. Ne de
olsa film Arif’in filmi. Hikâyeyi
onun duygu süzgecinden görüyoruz
ve o da Müzeyyen'i oyunbozan
olarak nitelendiriyor. Herhâlde daha
çok Arif’le empati kurmuş oldum
ki; bu da yönetmenin amacına
ulaştığını gösterir.
Erdal’ı duyunca hayır demem
için bir sebep kalmadı
Bir kadın yönetmen tarafından
çekilen ‘Fakat Müzeyyen Bu
Derin Bir Tutku’ filminde yer
almaya nasıl ikna oldunuz?
Çok zorlanmadım aslında.
Çiğdem’in (Vitrinel) ilk filmini
biliyordum, iyi bir filmdi. Arif’i
kimin oynayacağı çok önemliydi
benim için. Erdal’ı (Beşikçioğlu)
Zeynep Geylan duyunca hayır demem için bir sebep
[email protected] kalmadı.
26 www.mybilet.com
Sezin
Akbaşoğulları
SİNEMA
İNTERNET
GİŞESİ
Görünürde hiçbir sebep yokken
her şeyi ardında bırakıp giden
Müzeyyen, sizce neden gitti?
Bence ülkeyi terk etti.
Müzeyyen’de, babaannesinin
ölümüyle beraber bir değişim
FİLMOGRAFİSİ
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
(Sinema)
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
2013-2012
(Dizi)
2011
Yabancı (Sinema)
2011
Sen De Gitme (Dizi)
2010
Kavşak (Sinema)
2014
2010
2009
2008
2008
2007
2005
2005
2004
2004
2002
Küstüm Çiçeği (Dizi)
Ah Kalbim (Dizi)
O… Çocukları (Sinema)
Derdest (Dizi)
Sır Gibi (Dizi)
Küpeler (Kısa Film)
Beyaz Gelincik (Dizi)
Bir Aşk Hikâyesi (Dizi)
Gülizar (Dizi)
Bizim Evin Halleri (Dizi)
başlıyor. Onu buraya bağlayan son
kale yıkılıyor. Zaten işini istediği
şartlarda yapamıyor, buna filmin bir
yerlerinde fonda rastlıyoruz. Canı
sıkılan bir insan Müzeyyen, Arif’le
oyalanıyor aslında.
Daha önce Behzat Ç.’de
birlikte rol aldığınız Erdal
Beşikçioğlu’yla şimdi başrolü
paylaşıyorsunuz. Beşikçioğlu’yla
rol almak size neler kattı?
Çok iyi ve deneyimli bir oyuncu.
İyi oyuncularla performe etmek her
zaman öğreticidir ve iyi sonuçların
ortaya çıkmasına sebep olur.
Çekimler nasıl bir set
ortamında tamamlandı?
Çoğunlukla Beyoğlu civarında
çalıştık. Son derece keyifliydi.
Gündemde yeni dizi veya
tiyatro projesi var mı?
Dizi şimdilik yok. Fakat ‘Soytarım
Lear'dan bahsetmek istiyorum. Yiğit
Sertdemir'in, Kral Lear metninden
uyarlayıp yönettiği oyunu ayda
dört defa Kadıköy Halk Eğitim
sahnesinde oynuyoruz. Berkay Ateş,
27 www.mybilet.com
SİTEYE
GIT
Demet Evgar, Okan Yalabık, Umut
Kurt, Tomris İncer, Yiğit Sertdemir
ve bendeniz, bekleriz. (Gülüyor)
SEZİN AKBAŞOĞULLARI KİMDİR?
Sezin Akbaşoğulları, 22 Haziran
1981’de İzmir’de doğdu. Oyunculuk
yaşamına lise yıllarında
başlayan Akbaşoğulları, Bilkent
Üniversitesi Tiyatro Bölümünden
mezun oldu. İlk çıkışını Beyaz
Gelincik dizisindeki ‘Ceren’ karakteri
ile yapan genç oyuncu, dört yıl önce
rol aldığı Kavşak filmiyle 17. Altın Koza
Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu
ödülünü aldı.
SİNEMA
CİNAYETİ ÖNLEMEK İSTERKEN
YUSUF&YUSUF
Fotofilm
1
Otomobil yarışlarına ilgi
duyan ve hep rallici olma
hayalleri kuran Yusuf, Ankara’da
yaşayan bir dolmuş şoförüdür.
2 Herkes tarafından
sevilmesi, kaynanası
Kadriye’nin de onu
seveceği anlamına
gelmez.
3 Çünkü hâlâ Kadriye’nin kucağına bir torun verememiştir.
OYA BAŞAR VE ALİ SUNAL'IN
BAŞROLLERİNİ ÜSTLENDİĞİ
YUSUF&YUSUF İSİMLİ FİLMİN YAZARI
VE YÖNETMENİ ERSOY GÜLER.
29 www.mybilet.com
SİNEMA
4 Bir gün
dolmuşa, o
gün şehre
gelen Papa’ya
suikast
düzenleyecek
bir militan
biner.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
6 Bir Yusuf can almak için
uğraşırken, diğeri de can
kurtarmaya çalışır.
7 Uzun zaman sonra karısı
hamile olan Yusuf, belki de
çocuğunu göremeden ölüp
gidecektir.
5
Tesadüfe bakın ki o militanın
adı da Yusuf’tur.
DOLMUŞ ŞOFÖRÜ YUSUF, KAYNANASI
KADRİYE VE BALDIZI NERİMAN’I KUAFÖRE
GÖTÜRÜRKEN, YOLDA TOPLADIĞI
MÜŞTERİLERLE KADER BİRLİĞİ YAPAR.
30 www.mybilet.com
MÜZİK
Barış Akpolat
[email protected]
‘Ançeynard’ ve çocukluğumun
güzelliği Joe Cocker
Çocukken dinlediğim birkaç şarkıdan hiçbir zaman kopamadım. Farklı türlerden
tutunduğumuz bir dal gibidirler. Veya eski evlerin taş girişlerini tutan kilit taşları
gibidirler... Onlar giderse her şey çöker. Zaman çizelgemizi yerine oturturlar...
Ben geçen hafta adını yanlış söyleyerek öğrendiğim ‘Ançeynard’ diye bağıran Joe
Cocker’ı kaybettim ama 23 yıllık anılarım hala taze.
H
ayatımda bir kaç şarkı
vardır asla unutamadığım,
her dinlediğimde beni
çocukluğuma götüren. Mesela
Queen’in ‘Innuendo’sunun
mükemmel bir albüm olmasını
geçtim 7-8 yaşımdayken dinlediğim
ilk Queen şarkısı olması albümü
unutmamı imkansız hale getirir.
Kesin size de olmuştur. Bir şarkıyı
duyarsınız ve aklınızda kalır, adını
sanını bilmeden ve hatta bir daha
dinlemeden uzun yıllar geçer. Belki
bir 5 yıl sonra şarkıyı duyunca
inanılmaz bir his kaplar içinizi.
O şarkıyı sonunda bulmanıza ve
çocukluğunuza 10 dakikalığına
dönmenin verdiği haz…
En fazla 7 yaşımdaydım.
Babamların bir arkadaşına
gittiğimizde benden kurtulmak için
müzik odasına bırakırlardı beni.
İçi köpük dolu bir armut üstünde
saatlerimi müzik dinleyerek
geçirirdim. Dev gibi bir müzik
seti, boyumun iki katı kolonlar ve
ben… Büyüklerimi sonsuza kadar
32 www.mybilet.com
rahat bırakabilirdim o odada, ne
olacağım az çok belliydi.
Sürekli aynı iki şarkı dinlerdim:
MÜZİK
gençliğiyle ilk kez karşılaştım.
“Eğer detone olursam ne yapardın?
Arkanı dönüp gider miydin”
diyerek başlayan şarkıda Joe Cocker
hiç detone olmadı. Olsaydı da
arkamı dönüp gitmezdim zaten.
Ondaki ses aralığı, sahnedeki ilginç
hareketleri, kendi tabiriyle hafif
çirkinliği onu çekici yapan şeylerdi.
İngiltere’nin ağır çelik sanayisiyle
ünlü Sheffield şehrinde doğdu.
Zengin ve lüks bir yaşamı
hiç olmadı. Hatta 1969’da
Woodstock’a çıkıp The Beatles
yorumunu yaptığı zamanlarda
ünü parladıysa da ölene kadar
hep mücadele etti. Hiçbir zaman
dünyalığını yapamadı ama
parmakla gösterildi. Grammy
bile kazandı 1983’te. Dünyaya
koskocaman ve çok derin bir çizgi
çekti Joe Cocker.
Birkaç gün önce 70 yaşında
akciğer kanserinden öldü.
Hafızanızı benim yaptığımı yapıp
karıştırırsanız onunla ilgili mutlaka
bir detay bulacaksınız.
PLAYLIST
‘Çakmaklı şarkı’ ve ‘Islıklı Şarkı’.
Yani sırasıyla Sting & Eric
Clapton’dan ‘It’s Probably Me’ ve
Chris Rea’dan ‘Auberge’. Sonra
yıl 1995 olduğunda yani ben 10
yaşındayken bu listeye bir yenisi
eklendi: adını anca ‘Ançeynart’
şeklinde söylediğim Joe Cocker’dan
‘Unchain My Heart’.
Onun o pürüzlü, taşlı topraklı
sesinde inanılmaz bir ruh vardı.
1990’ların alameti farikası olan
grup müzisyenliği, doğal duyulan
davulları, saksafon soloları,
durmadan melodi değiştiren tuşesi
yüksek piyanolar, geri vokaldeki
o çok sevdiğim güçlü kadın sesleri
ve şarkıların temelini oluşturan
bas yürüyüşleri beni benden
alırdı. Cocker’ın yorumladığı The
Beatles’ın efsanesi ‘With a Little
Help From My Friends’ şarkısını
çok sonra tanıdım. İçimdeki
küçük hippi uyanırken keşfettiğim
Woodstock kaydında Joe Cocker’ın
33 www.mybilet.com
‘Ançeynart’ dendiğinde aklıma
gelen çocukluğum
1- Joe Cocker - Unchain My
Heart
2- Phil Collins - I Don’t Care
Anymore
3- Dire Straits - Sultans of Swing
4- Sting & Eric Clapton - It’s
Probably Me
5- Chris Rea - Auberge
6- Toto - I Supply The Love
7- Bruce Springsteen - Dancing In
The Dark
8- Billy Joel - We Didn’t Start The
Fire
9- Huey Lewis & The News - Hip
To Be Square
10- Iggy Pop - The Passenger
MÜZİK
EFSANE SERININ SON FILMI
Film
i
r
e
l
k
i
z
Mü
İNTERNET
GİŞESİ
H
HOBBIT - BEŞ ORDUNUN SAVAŞI
SİTEYE
GIT
obbit’le ilk kez 14-15
yaşlarımda tanıştım. Bol
tüylü, siyah beyaz bir yavru
kediydi. Adının anlamını
bilmiyordum. Babamın evinde
yaşıyordu. Adının anlamını
sorduğumda babamın elime
tutuşturduğu J.R.R. Tolkien
kitabını bir çırpıda okudum. Sonra
Silmarillion, Yüzüklerin Efendisi
derken çoktan rüzgara kapılmıştım.
Uzatmayayım, sinemada Yüzüklerin
Efendisi serisini ne kadar çok
sevdiysem Hobbit serisine o
kadar ısınamadım. Neticede
kısa bir hikayeyi 3 gün boyunca
anlatmak gibi bir şeydi bu. Son
filmde bu hissiyatım iyice kabardı.
Ölüm sahnelerini neredeyse beş
dakika çekeceklermiş… Sahneler
gerçekten çok uzun. Güzelim
hikaye sündürülmüş. Zaten filmin
sonundaki 45 dakikalık epik savaş
sahnesinin sebebi de bu. Savaş
sahnesi hele ki fantastik bir öyküyse
her zaman tutar. Peter Jackson’un
bu işi muhteşem yaptığı da ortada
ama kitabı okuyanlar için bir hayal
kırıklığı mevcut.
Müzikler epik, besteler fantastik
Biraz da hoşuma giden taraflardan
bahsedeyim. Bir kere Legolas’ın
Aragorn’u arayıp bulma serüveninin
başını görmemiz, sevdiğimiz
karakterlerin atalarını, babalarını
izlemek çok güzel. Hikayeye
hakim herkes rahatlıkla bağlantıları
kuracaktır. Final sahnesindeki
bağlantı da çok hoşuma gitti ama ne
olduğunu tabii ki anlatmayacağım.
Tolkien hikayelerinin en sevdiğim
özelliği bu filmde de hep karşımıza
çıkıyor. Haksızlık yapan kim varsa
gününü hemen görüyor. Halkının
altınlarını çalıp kaçan şehir lideri
nasıl bozguna uğruyorsa görevlerden
kaçan da o derece rezil oluyor.
34 www.mybilet.com
Filmin müziklerine diyecek lafım
yok. Howard Shote yine yapacağını
çok güzel yapmış. Müzikler epik,
besteler fantastik ve hepsi de yer
aldıkları sahneleri yürütüyor. Filmin
buna ihtiyacı var çünkü sahneler
bazen çok dramatikleşip uzayabiliyor.
Müzik de olmasa çok sıkıcı olurdu.
Bununla birlikte müziğe de çok
yaslanılmış sahnelerle karşılaştım.
Filmdeki en büyük müzik faulü ise
Hobbit rolündeki, Bilbo Baggins’in
bir kez bile türkü çığırmaması.
Neticede Hobbit’lerin en büyük
özelliklerinden biri de her olaya
bir türküyle eşlik etmeleri. Kitabı
okuyanlar hatırlayacaktır… Neticede
Yüzüklerin Efendisi’yle ilgili son film
de izledik. Efsane sona erdi. Sırf bu
yüzden jenerik akarak bitene kadar
salondan ayrılmadan ayakta izledim.
Siz de izleyin. Bir daha sinemada Gri
Gandalf’ı, Bilbo Baggins’i Legolas’ı
veya Thorin’i göremeyeceksiniz.
TİYATRO
“KABARECİ ASLA
DALKAVUK OLMAZ”
‘Kabare Dev Aynası’ topluluğu usta yazar Haldun Taner’in 100. yaşını ‘Vatan
Kurtaran Şaban’ isimli güldürüyle kutluyor. Tiyatronun kurucusu ve oyunların
yönetmeni Ali Erdoğan sanata ve insana sahip çıkmamız gerektiğini söylüyor
ve ekliyor: “Tiyatroya gitmeyen toplumlar sık sık oyuna gelirler. Oyuna gelmek
istemiyorsanız, oyunlara gidin”
K
urucusu olduğunuz
‘Kabare Dev Aynası’,
13 yıldır sadece kabare
türünde eserler sahneleyen
Türkiye’nin tek aktif kabare
tiyatrosu olma özelliğini taşıyor.
Bu türün tanımını bir de sizden
dinleyebilir miyiz?
Kabare; nabız, yergi ve uyarı
tiyatrosudur. Güncel olan ne varsa
alır, sahneye getirir ve karşılaştığımız
durumların bir yorumu olarak
bizlere sunar. Seyirci bu yorumu
kendi yorumuyla bağdaştırıp,
hemhâl olduğunda ortaya neşe ve
kahkaha çıkar. Bu sevinç göstergesi
“Seninle aynı fikirdeyim” anlamına
gelir. Türün mimarı Haldun Taner
ise kabareyi şu şekilde tanımlar
“Tiyatro hayatın aynasıysa, kabare
36 www.mybilet.com
Begüm Yılmaz
[email protected]
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
TİYATRO
TÜRK TİYATROSU’NUN İLK
KABARESİ SAHNEDE
Kabare Dev
Aynası, ‘Vatan
Kurtaran Şaban’
isimli müzikal
güldürüyle Türk
Tiyatrosu’nun ve
edebiyatımızın
usta
isimlerinden Haldun Taner’in 100.
yaşını kutluyor. Hiciv sanatının en
olgun örneklerinden biri olan bu
eser, Tapu Kadastro memuruyken bir
anda Kültür Müsteşarı olan Şaban’ın
kültür politikaları üzerindeki çarpık
fikirlerini kahkahalarla anlatırken,
değişmeyen zihniyetlerimiz üzerine de
düşünme fırsatı veriyor. İki perdeden
oluşan eğlenceli seyirlik, 3 Ocak
Cumartesi saat 20.30’da Kozyatağı
Kültür Merkezi, 10 Ocak Cumartesi saat
20.30’da Barış Manço Kültür Merkezi,
17 Ocak Cumartesi saat 20.30’da Halis
Kurtça Kültür Merkezi ve 18 Ocak Pazar
günü saat 15.30’da Barış Manço Kültür
Merkezi’nde. Tam bilet 30.00 TL,
indirimli 20.00 TL’dir.
dev aynasıdır.” Yine başka bir
söyleminde de “Kabare, sivilceyi
çıbanbaşı yapar” diyor. Yani teşhisi
oyunun yazarı koyar ve tedavisi
halka kalır.
Sizce kabare türüne, yeterince
ilgi gösteriliyor mu?
İlgi görebilmesi için vitrine
kabare türünde eserler koymak
gerekiyor ve maalesef bu alanda
örneğimiz çok az. Ben Devekuşu
Kabare Tiyatrosu’nda altı yıl
oynadım. ‘Şuna Buna Dokunduk’
isimli oyunda rol aldım ve daha
çok ‘Zeki Metince’, ‘Hastane’ gibi
televizyon dizilerinde hem yazar
hem de oyuncu olarak bulundum.
Devekuşu, 1991-92 sezonunda
perdesini kapattıktan sonra yerine
başka kabare örneği gelmedi. Bizim
dışımızda sadece kabare oynayan
aktif tiyatrolar olsa, nabzı daha iyi
ölçebiliriz. Ama genellikle insanlar
bu türü cana yakın bulduklarını
söylüyor ve ilgiyle takip ediyorlar.
37 www.mybilet.com
Peki, Türkiye’de kabare
yapılabiliyor mu?
Çok kolay yapıldığını
söyleyemem, ama yapılmalı.
Bir söz söylenmesi gerekiyorsa
söylenmeli. Zaten Haldun Taner
de, kabare yapan tiyatrocunun
ölçüsünü belirlemiş. “Kabareci
asla dalkavuk olmaz” diyor. Hal
böyle olunca hicvederek rolünü
oynayacak ve sözünü söyleyeceksin.
TİYATRO
Kabare Tiyatrosu zaten tarzı gereği
oynanması, yazılması ve sergilenmesi
zor olan bir tür… Yine Haldun
Taner’den yola çıkarak açıklayacak
olursam; Taner’in tulûatçı,
muzip tarafını, ortaoyununa
hâkimiyetini ve hikâyeciliğini
bilmeniz gerekiyor. Çok katmanlı
bir yazarın çok katmanlı eserini
özümsedikten sonra oyuncudan
istediği ‘değişkenlik’ misyonunu
yerine getirmelisiniz. Haldun
Taner bu ‘değişkenlik’ kavramını
“Yazdan çıkıp, kışa gireceksin. Fakat
nezle olmayacaksın. Balıklama
her role atlayacaksın, fakat rolleri
birbirine karıştırmayacaksın”
şeklinde açıklıyor. Yani güncelliğini
daima koruyarak gerçekleri tüm
çıplaklığıyla topluma gösteren bir
hiciv tiyatrosu olmak ve rolden
GÜNCELLİĞİNİ DAİMA KORUYARAK GERÇEKLERİ
TÜM ÇIPLAKLIĞIYLA TOPLUMA GÖSTEREN BİR
HİCİV TİYATROSU OLMAK VE ROLDEN ROLE
GİREREK SONUNDA DA İBRETLİK BİR KISSADAN
HİSSE ÇIKARMAK, BİZİM GÖREVİMİZ.
38 www.mybilet.com
role girerek sonunda da ibretlik
bir kıssadan hisse çıkarmak, bizim
görevimiz.
Bu alanda Türk Tiyatrosu’nun
ilk ve unutulmaz eseri ‘Vatan
Kurtaran Şaban’ isimli komediyi
sahneliyorsunuz. Omuzlarınıza
nasıl bir sorumluluk yüklüyor?
Son dönemde bizler gibi
Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun
kolajları niteliğinde eserlerimizi
modernize ederek sahneye taşıyanlar
var. Haldun Taner’den sonra
yine Turgut Özakman’ın eserleri,
epik ve geleneksel tiyatrodan
yararlanan Vasıf Öngören’in ve
Oktay Arayıcı’nın oyunları, bu
alanda usta edebiyatçıyı takip
ediyor. Benim tiyatroya, sahneye
inanılmaz saygım var. Bu anlamda
Haldun Taner gibi çok yönlü bir
edebiyatçının klasikleşmiş bir eserini
sahnelemek ve seyirciye sevdirmek
TİYATRO
tabii ki omuzlarıma büyük bir
sorumluluk yüklüyor. Biz 13 yıldır
kabareyle iç içe olduğumuzdan,
Taner’in oyunlarıyla çok çabuk
kaynaşabiliyoruz. Onun eserlerini
sergilemek bize her zaman prestij
kazandırır.
Gülüyoruz ağlanacak halimize
İlk sahnelenişinden 57 yıl
sonra hâlâ güncelliğinden
ve yetkinliğinden hiçbir şey
kaybetmeyen bu müzikal
güldürüyü seyirci nasıl karşılıyor?
Aslında Haldun Taner 1977
yılında verdiği bir röportajda
seyircinin tepkisini çok güzel
özetlemiş “Az gittik, uz gittik.
Dere tepe düz gittik. Bir de dönüp
baktık ki, dostlar bir arpa boyu yol
gittik.” Oyunun sonunda kimisi
“Gülüyoruz ağlanacak halimize”
diyor, kimileri de gözyaşlarını
siliyor. Biz kahkahadan sanıyoruz,
fakat için için ağlayanlar oluyor.
Kısacası çok acı bir güldürüden
çıkan insanların sitemleri neyse
onlar da onu dile getiriyor.
Haldun Taner’in yazdığı
‘Keşanlı Ali Destanı’, ‘Gözlerimi
Kaparım Vazifemi Yaparım’ gibi
tüm eserler birer klasik olma
özelliği taşıyor. Onun eserlerini
böylesine canlı kılan nedir?
İnsan sevgisi… Haldun Taner
bütün oyunlarında kendini topluma
karşı sorumlu hissediyor ve halkını
çok seviyor. Onların uygarca, sosyal
adaletten yana yaşamalarını istiyor.
Bizlere karakterler aracılığıyla
söylemek istediklerini, uyarılarını
dile getiriyor. Ve bunu çok filozofça,
şefkatle, kırıp dökmeden yapıyor.
Her şeyden önce bizi çok iyi tanıyor,
dünyaya kapalı değil. Çağdaş,
ALİ ERDOĞAN KİMDİR?
Ali Erdoğan, 1964’te Ankara’da
doğdu. 1983 yılında Ankara Halk
Tiyatrosu’nda oyunculuğa adım atan
Erdoğan, 1987’de İstanbul’a gelerek
Nokta Tiyatrosu ve Devekuşu Kabare
Tiyatrosu’nda birçok prestijli oyunda
rol aldı. Oyunculuğun yanı sıra
senarist ve yazar olan usta sanatçı,
2001’den bu yana kurucusu olduğu
‘Kabare Dev Aynası Tiyatrosu’nda
ekibiyle birlikte oyunlar sahnelemekte
ve yönetmektedir.
39 www.mybilet.com
absürt ve epik tiyatroyu iyi biliyor.
Geleneksel Türk Tiyatrosu’yla bu
türleri çok güzel sentezleyebiliyor ve
ortaya bizden bir kabare çıkarıyor.
O zaman da halk oyunlarda kendi
ahvalini görebiliyor. Komedi
oyunları genellikle suyun altıyla
ilgilenir. Karakterin kusurlarından,
zaaflarından yola çıkar. Ama
Haldun Taner’in oyunlarında
toplumun kusurlarını ve
yozlaşmasını görür, döner kendi
halimize güleriz. Muhsin Ertuğrul,
Haldun Taner için “Ne zaman Türk
TİYATRO
Tiyatrosu’nun nefesi kesilse, Haldun
çıkar ona oksijen verir” diyor.
Günümüzde artık maalesef
Haldun Taner gibi sosyal hiciv
yapabilen özgün yazarlara,
eserlere pek rastlayamıyoruz.
Sizce metin yazarlığına hevesli
ve yetenekli gençlerin tiyatroya
kazandırılması için neler
yapılması gerekiyor?
Konuyu daha derinlemesine ele
alacak olursak; baktığınız zaman
kabare dışında fars, vodvil türünde
eserler sahneleyen tiyatrolar da
yok. Genellikle çağdaş tiyatroyu
benimseyen topluluklar var. Ve
bizim için bunlardan da önemlisi
“Türk insanına tiyatroyu nasıl
sevdiririz ve bu tarzlara yatkın
olanları sahneye nasıl kazandırırız ?”
sorusu öncelik taşıyor. Türkiye’nin
her kesiminde beş yaşına gelmiş
tüm çocukların zorunlu drama dersi
alması gerektiğine inanıyorum.
Bu bilinçle yetişen birey, oyuncu
olmasa bile “Makyaj nasıl yapılır,
kostüm nasıl dikilir, dekor nasıl
hazırlanır, oyun öncesi verilen emek
ne boyuttadır?” bunlara hâkim
olarak gelişir ve tiyatro sanatından
haberdar olur. Özetle insana değer
verirsek o da sanata ve sanatçısına
değer verir.
1991’den itibaren ‘Devekuşu
Kabare Tiyatrosu’nun sergilediği
pek çok oyunda sahne aldınız.
Haldun Taner, 1977-1978
döneminin sonunda Devekuşu
Kabare’nin özgün niteliğini
yitirdiğini düşünerek Ahmet
Gülhan’la birlikte ortaklıktan
ayrılmış. Onu bu düşünceye ne
sevk etmiş olabilir?
Haldun Taner ayrılışındaki nedeni
gizlemiyor, kendi cümleleriyle
açıklıyor “Kabare bir maç
kalabalığına oynanmaz. Bu türde
ölçü çok önemlidir, eğer ölçüyü
kaçırırsanız bayağılaşır. Kabare aynı
zamanda entelektüel tiyatrodur ve
dostane bir ortamda oynanması
gerekir” diyor. Ama o dönem
Zeki (Alasya) ve Metin (Akpınar)
Ağabeyin televizyon ve sinemadan
ağırlıklı bir hayran kitlesi olduğu
ve geniş bir yelpazeye hitap ettikleri
için bir seçim yapmak zorunda
kalıyor ve Haldun Taner’le yollarını
ayırıyorlar.
Güldürü ustaları Zeki Alasya ve
Metin Akpınar’la karşılıklı sahne
almak nasıl bir deneyimdi?
40 www.mybilet.com
Ben Devekuşu Kabare
Tiyatrosu’nun oyunlarını
kasetlerden izleyerek, ses bantlarını
dinleyerek büyüdüm. Bir gün
‘Şuna Buna Dokunduk’ oyununun
başlayacağına dair bir gazete haberi
okudum ve içimden “Keşke ben de
bu ekibin bir parçası olsam” diye
geçirdim. Belki bir ya da iki gün
gibi kısa bir süre sonra telefonum
çaldı ve beni seçmelere çağırdılar.
Nokta Tiyatrosu’ndan dostlarım
HALDUN TANER 100 YAŞINDA
Türk
Edebiyatı’nın ve
Tiyatrosu’nun
önde gelen
yazarlarından
Haldun
Taner, 16 Mart
1915’te İstanbul’da doğdu. İstanbul
Üniversitesi Türk Filolojisi’nden mezun
olan Taner, edebiyat yaşamına gençlik
yıllarında yazdığı skeçlerle başladı.
Yazdığı öykülerle çeşitli ödüllere layık
görülen usta edebiyatçı, Viyana’da
tiyatro eğitimi gördü. 1950’lerde
epik ve Geleneksel Türk Tiyatrosu
üzerine eserler veren Taner; 1967
yılında Ahmet Gülhan, Zeki Alasya
ve Metin Akpınar’la bir araya gelerek
kabare türünün Türkiye’deki temsilcisi
olan ‘Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nu
kurdu. Epik tiyatro ve kabare alanında
kaleme aldığı ‘Keşanlı Ali Destanı’,
‘Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’,
‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’ gibi
çağdaş yapıtlar Türk Tiyatrosu’nun
klasikleri arasına girdi. Yazarlığın yanı
sıra Gazetecilik Enstitüsü ve Edebiyat
Fakülteleri’nde ders veren usta kalem,
7 Mayıs 1986’da yaşamını yitirdi.
TİYATRO
performansımı çok beğendiklerini
söylerlerdi. Devekuşu Kabare’nin
bünyesine geçtiklerinde de oyunda
şive yapan bir oyuncuya ihtiyaç
olduğunu öğrenip, beni önermişler.
Devekuşu Kabare Tiyatrosu’na
dair unutamadığım böyle bir anım
var. Bir de Zeki (Alasya) ve Metin
(Akpınar) Ağabey’i karşımda canlı
görüp, benle prova yapmalarını
unutamıyorum. Bir bina yaparken
zemin etüdü yaparsınız ve temeli
sağlam olur ya, ben de zemin
etüdümü Devekuşu Kabare’de Zeki
ve Metin Ağabey’le yaptığım için
kendimi çok şanslı görüyorum.
Zeki ve Metin Ağabey’in
yanında piştim
Kaç yıl birlikte çalıştınız?
Beş buçuk, altı yıl kadar beraber
çalıştık. Daha çok televizyon
programlarında bir aradaydık.
‘Zeki Metince’, ‘Biz Bize Benzeriz’,
‘Dünya Hali’, yazarlığına da
katkıda bulunduğum ‘Hastane’
bunlar dönemin tiryakilik yaratan
dizileriydi. Hem oyunculuk hem de
yazarlık anlamında onların yanında
piştim ve sonrasında o ekolü devam
ettirerek kendi tiyatromu kurdum.
Bu bir bayrak yarışıysa kabare
bayrağını birinin yukarıda tutması
gerek. Üstatların yanında kabareyi
etüt etmem benim için çok büyük
bir şans oldu.
Mart 2015’te usta yazarın
doğumunun 100.yılı olması
sebebiyle tiyatronuz bünyesinde
gerçekleştirmeyi düşündüğünüz
etkinlikler var mı?
Ben ve Demet Taner, Haldun
Taner adına sempozyumlar,
konferanslar verilmesini çok
istiyoruz. Ama burada bizim
genellikle yaşadığımız seans
engeli ortaya çıkıyor. Devlet
desteği alan topluluklar dışında
bizler de oyunlarımız için
zar zor yer bulurken, bu tarz
organizasyonlarda belediyelerden,
kültür merkezlerinden ekstra seans
41 www.mybilet.com
talep etmemiz gerekiyor. Ben usta
kalemin 100. yılı şerefine ‘Vatan
Kurtaran Şaban’ı sahnelemek
dışında bir de gala düzenlemek
istiyorum. Hatta 100 yaşına bastığı,
16 Mart tarihinde mutlaka başka
bir etkinlik daha gerçekleştireceğim.
Tiyatro dünyasından pek çok
önemli ismin yazarın oyunlarında
yer aldığını düşünürsek; Gülriz
Sururi, Engin Cezzar, Genco
Erkal, Haldun Taner’i babası
kadar seven Ferhan Şensoy, Zeki
TİYATRO
ve Metin Ağabey… Bu isimleri
bir araya getirip, kaynaşma
ortamı yaratmayı tek başıma
deneyebilirim ama bir kurumun
davet etmesi çok daha anlamlı
olacaktır. Özetle mücadelemizde
bizi yalnız bırakmayan, ne uğruna
çabaladığımızı gören ve bizi
destekleyen bir kültür politikasına
ihtiyacımız var.
‘Kabare Dev Aynası’ bu sezon
seyirciyi ‘Vatan Kurtaran Şaban’
dışında başka hangi oyunlarla
buluşturuyor?
Bizim üç sezondur seyircinin
bitirmemizi istemediği, farklı insan
hallerini hicvettiğimiz ‘Bize Bir
Haller Oldu’ isimli oyunumuz
var. Ne zaman oynasak, talep
görüyoruz. Yine bir seçim komedisi
olarak sahnelediğimiz ‘Ya Tutarsa’
ve benim tek kişilik oyunum
‘Külahıma Anlat’ seçkide yer
alıyor. Bizde üretim çok. Sadece
nabzımızın tuttuğu, bize yakınlık
gösterecek, mücadelemizi takip
edecek desteklere ihtiyacımız var.
Bu türün yaşaması ve
yaşatılması için tiyatro severlere
hangi sorumluluklar düşüyor?
Günümüzde sanatı, tiyatroyu ve
edebiyatı hayatınızdan çıkardığınız
zaman geriye sadece alışveriş ve
tüketim çılgınlığı kalıyor. Bu
sistem diyor ki, ömrünü tüket
ve öl. Yaşama sanatı diye bir şey
var. Ayakta kalmak için mücadele
etmemiz gerekiyor, fakat öte
yandan insan olduğumuzu da
unutmamamız gerekiyor. Bu da
ancak sanatla mümkün… Sanat
ruhumuzu besliyor. Sanata sahip
42 www.mybilet.com
çıkmak, hayata sahip çıkmaktır.
Benim sık sık söylediğim iki satırlık
bir şiirim var. “Tiyatroya gitmeyen
toplumlar sık sık oyuna gelirler.
Oyuna gelmek istemiyorsanız,
oyunlara gidin.” Kendinizi,
toplumu ve dünyayı sorgularsınız
böylece.
Tiyatroda oyunculuk ve
yönetmenlik dışında şiir ve
mizah kitapları da yazıyorsunuz.
Önümüzdeki dönemlerde bu
alanda yeni çalışmalarınız olacak
mı?
Ekip olarak aramızda çok
güzel bir etkileşim var. Şiirlerden
‘Sahibinden Az Kullanılmış
Yürek’ ve ‘Hatıralarınız Kadar
İnsansınız’ isimli iki kolaj gösteri
gerçekleştirdik. Çok beğenildi. Ama
seans engeli maalesef her defasında
önümüze çıkıyor. Bu yüzden hiçbir
tiyatronun mağdur edilmeden
seyircisiyle buluşmasını arzu
ediyoruz.
MAGAZİN
Kırmızı Gözlüklü Kız
[email protected]
YEMEK PİŞİRME DERSİ ALIYOR
Anne olmaya hazırlanan Blake Lively,
ödüllü bir şeften yemek pişirmeyi
öğreniyor. Hamile olduğunu basına
duyururken eşi Ryan Reynolds’la ailelerini
yenilediklerini ifade eden ünlü çift, bu
süreçte evde arkadaşlarını ağırlamaktan
büyük keyif alıyor. Geçtiğimiz hafta
Instagram hesabından takipçileriyle paylaştığı
yemek fotoğraflarının altına “Arkadaşlarınla
eğlenceli vakit geçirdiğin keyifli bir yemekten
daha iyi ne olabilir ki?” notunu düşen 27
yaşındaki güzel yıldız, Amerika’da yayınlanan
‘Top Chef’ yarışmasının galibi Hung
Huynh’tan ders aldığını söyledi.
HOLLYWOOD’UN EN FEMİNİSTİ
TÜRKİYE’YE GELİYOR
‘2014’ün En Feminist Ünlüsü’ Emma
Watson seçildi. ‘Ms. Foundation for
Women’ isimli sivil toplum kuruluşu ile
Cosmopolitan Dergisi tarafından yapılan
oylamada, bu yıl BM İyi Niyet Elçisi olarak
gerçekleştirdiği ‘He For She’ kampanyası ve
cinsiyet eşitliği alanında yaptığı
konuşmasıyla tüm dikkatleri üzerine çeken
24 yaşındaki güzel
yıldız, Mayıs ayında
Türkiye’ye geliyor.
Watson, ‘18. Uçan
Süpürge Uluslararası
Kadın Filmleri
Festivali’nin konuğu
olarak yer alacağı
etkinlikte gençlerle
buluşacak.
44 www.mybilet.com
MAGAZİN
ANGELINA EKİBİNİ ÇOK İYİ MOTİVE EDEN BİR YÖNETMEN
Angelina Jolie’nin ikinci kez yönetmenlik koltuğuna
oturduğu ve ülkemizde Şubat 2015’te vizyona girmesi
planlanan savaş filmi ‘Boyun Eğmez’ (Unbroken), Berlin
Olimpiyatları’nda ülkesini temsil eden Amerikalı uzun
mesafe koşucusu Louis Zamperini’nin gönüllü olarak II.
Dünya Savaşı’na katılmasını ve hayatta kalma mücadelesini
anlatıyor. Filmde ‘Zamperini’ karakterini canlandıran İngiliz
oyuncu Jack O’Connell “Savaşın ağır koşullarını yansıtırken
aç kalmamız ve pek bir şey yemememiz gerekiyordu.
Angelina normalde çok zayıf ve buna rağmen bize destek
olmak için her gün sete geliyor ve yemek yemiyordu. O,
ekibini çok iyi motive eden bir yönetmen. Bu filmin bir
parçası olduğum için kendimi şanslı hissediyorum” diyor.
2014’ÜN YILDIZI BEYONCÉ’NİN KIZI BLUE IVY
GOOGLE’DA ZİRVEYE OTURDU
Sosyal medyada yılın starı Blue Ivy seçildi.
Beyoncé, iki yaşındaki kızı Blue Ivy’nin
sevimli fotoğraflarını paylaştığı Instagram ve
Tumblr hesaplarından tüm yıl boyunca 700 bin ile
iki milyon arası beğeni aldı. MTV Müzik
Ödülleri’nde anne ve babasıyla birlikte sahneye
çıkan ve lüks tatil kareleriyle adından söz ettiren
minik fenomenin en beğenilen fotoğrafı ise Cadılar
Bayramı için Michael Jackson kılığına girdiği kare
oldu.
Arama motoru devi Google’ın verilerine göre, bu
yıl en çok aranan model Kate Upton oldu. 2014
boyunca Sports Illustrated, Vogue gibi prestijli dergilere
kapak olan ve MET Gala başta olmak üzere pek çok
gösterişli etkinliğe katılan 22 yaşındaki güzel yıldız, son
yıllarda ilk 5’te bulunan Miranda Kerr, Kate Moss ve
Gisele Bündchen gibi isimleri geride bırakarak zirveye
yerleşti. Kim Kardashian’ın 19 yaşındaki üvey kardeşi
Kendall Jenner ise Upton’ı takip eden ikinci isim oldu.
45 www.mybilet.com
ANKARA TİYATROLARI
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
BU BİR OYUN DEĞİL
BİR ADAM YARATMAK
Tiyatro Kafe bünyesince sahnelenen oyun, kadın
erkek ilişkilerine çarpıcı bir bakış açısı getiriyor.
Zeynep Kaçar’ın yazdığı ‘Bu Bir Oyun Değil’, 7 ve
21 Ocak’ta Ritüel Sanat Merkezi’nde saat 20.30’da.
Bir Adam Yaratmak, seyircinin tek yürek çığlığını
dinleyebileceği ve dev aynasında cüceliğini seyredebileceği
bir oyundur. Başkent Tiyatrosu Sahnesi’nde 28 Aralık’ta
gerçekleştirilecek oyunun başlama saati 18.00.
İNTERNET
GİŞESİ
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
SİTEYE
GIT
KOMŞU KÖYÜN DELİSİ
TÜMDEN UYDURMALAR FARABİ
SAHNESİ
Çavuldur köyünde, yaklaşan muhtar seçimleriyle
birlikte ortalık karışır. Bu kargaşada köy halkı Deli
Hamdi’nin etrafında dönmeye başlar. Başkent
Tiyatrosu Sahnesi’nde 3 Ocak’ta gerçekleştirilecek
oyunun başlama saati 18.00.
Tümden Uydurmalar ekibi, insana mutluluk,
canlılık ve zindelik hissi veren serotonin ihtiyacını
karşılamayı vaat ediyor. Günlük serotonin ihtiyacının
%85’ni garanti eden oyun, 29 Aralık Farabi
Sahnesi’nde saat 20.00’de.
İNTERNET
GİŞESİ
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
MEZARSIZ ÖLÜLER
İnsan özgürdür, insan özgürlüktür. Dolayısıyla
temel sorun şudur: Bu özgürlüğümüzü nasıl
kullanacağız? Oyun, 28-29 Aralık’ta ve 4-5 Ocak’ta
Ankara Tatbikat Sahnesi’nde saat 20.30’da.
SİTEYE
GIT
KAHVALTI DA BİTTİ
Oyun, insanların hayatta kalma mücadelesini ve
bu mücadeleden başarıyla çıkılmasının ne kadar
imkânsız olduğuna dikkat çekiyor. 28 Aralık’ta
Farabi Sahnesi’nde gerçekleştirilecek oyunun
başlama saati 15.00.
47 www.mybilet.com
ANKARA TİYATROLARI
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
HİÇ ÖYKÜ
FİKR-İ SAHNE
Delirmeye meyilli günümüz insanını odak noktası
alan oyun, 29 Aralık’ta Farabi Sahnesi’nde saat
20.00’de.
Fikri Sahne Topluluğu samimi ve içten
hikâyeleriyle doğaçlama gösterilerine Farabi
Sahnesi’nde! Oyun, 27 Aralık’ta saat 20.00’de.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
BİR FOTOĞRAFIN ARABI
İktidara sırt çeviren bir anarşistin günlüğünden yola
çıkan oyun, 26 Aralık’ta Yutt Sanat Sahnesi’nde
saat 19.30’da sizlerle!
İNTERNET
GİŞESİ
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
ANKARA’NIN BAĞLARI
Yeni Türkiye anlayışı, halkın gözünden mizahi bir
dille anlatılıyor. Danslı ve müzikli şekilde sahnelenen
oyun, 26- 27 Aralık tarihlerinde Müjdat Gezen Sanat
Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Oyunun başlama saati
20.00
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
AMAN OĞLUM
BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ
Oyun, sevgi uğruna sıra dışı olarak tanımlanabilecek
her yolu deneyen bir ailenin ilişkilerine odaklanıyor.
Mizahi dille ele alınan oyun, 26- 27 Aralık’ta
Ankara Ertan Gösteri Merkezi’ne sizleri bekliyor.
Oyun başlama saati 20.00.
Sıradan bir adamın hiç de sıradan olmayan bir
şekilde her 10 dakikada bir farklılaşan ruh halini
aktarıyor. Oyun, 3-4 Ocak’ta Ankara 50. Yıl Dört
Mevsim Tiyatro Salonu’nda saat 16.00, 18.30 ve
20.00’de.
48 www.mybilet.com
ANKARA ÇOCUK TİYATROLARI
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
PEMBE PANTER GÖREVİMİZ
TEHLİKE
FA USTANIN KEMANLARI
Annesi ile yaşayan Pembe Panter, değerli bir
elmasın peşindedir. 27-28 Aralık ve 3-4 Ocak
Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde sahne alacak
oyunun başlama saati 15.00.
Arkadaşlığın ve gerçek sevginin hiçbir engel
tanımadığı Solfasol Ülkesi’nde yaşanan
hayatları sahneye taşıyan oyun, 27 Aralık’ta
Ertan Gösteri Merkezi saat 11.00.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
SİTEYE
GIT
ÇİZMELİ KEDİ
HANSEL VE GRETEL
Babası ölünce kardeşleri tarafından beş parasız
sokağa bırakılan Küçük Efendi, Çizmeli Kedi
sayesinde sevdiği prensese ve mutluluğa tekrar
kavuşur. Oyun, 27- 28 Aralık’ta Ankara Antares
Sanat Merkezi’nde saat 14.00’te.
Hansel ve Gretel hikâyesinin yeniden yorumlandığı
oyun, 27 Aralık’ta ve 3 Ocak’ta Ankara Müjdat
Gezen Sanat Merkezi’nde saat 13.00’da.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
KELOĞLAN HAYDUTLARIN
PEŞİNDE
Haydutları peşinden giden Keloğlan’ın macerasını
konu alan oyun, 27- 28 Aralık ve 3-4 Ocak’ta
Ankara Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde sizlerle!
Oyunun başlama saati 16.15.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ
Bilindik Kırmızı Başlıklı Kız hikâyesinden
yola çıkan oyun, bu kez alt tabanında dengeli
beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Oyun, 27- 28
Aralık’ta Ankara Antares Sanat Merkezi’nde saat
15.30’da.
49 www.mybilet.com
İSTANBUL TİYATROLARI
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
HAMLET
İhanet, intikam, aşk, cinayet, ahlaksızlık konularını
irdeleyen ve bugüne kadar dünyanın pek çok
yerinde sayısız farklı yorumla sahneye konulan
başyapıt, bu kez 28 Aralık’ta İstanbul Altkat Sanat
sahnesinde sizlerle! Oyunun başlama saati 17.00.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
BODY PEELING
Oyun, halk ayaklanması esnasında bir hava alanında
mahsur kalan üç farklı kadının hikâyelerine
odaklanıyor. Emek Sahnesi’nde 6 Ocak’ta
gerçekleştirilecek oyunun başlama saati 20.30.
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
DON JUAN EFSANESİ
FAUST
Aşk ve sadakat arasında kalan hayatları konu alan
oyun, 26 Aralık Cuma günü Tiyatro Karnaval’da
saat 20.30’da, 28 Aralık Pazar günü ise Barış Manço
Kültür Merkezi’nde saat 19.00’da gerçekleştirilecek.
Faust Goethe’nin yarattığı şahane bir karakterdi, evet
ama onun tiyatroya uyarlanması da ancak bu kadar
güzel olabilirdi. Oyun, 30 Aralık’ta Tiyatro Karnaval
Sahnesi’nde saat 18.30 ve 20.30’da.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
KARAHİNDİBA
SEVGİLİ HİKÂYELER
Mask Kara Tiyatrosu Edebiyat uyarlamasına devam
ediyor. Yılmaz Güney’in Salpa romanından sonra,
bu sezon Karahindiba adlı eseri oyunlaştırıldı.
Oyun, 28 Aralık’ta İstanbul Su Gösteri Sanatları
Merkezi’nde saat 15.00’te.
Cehov’un kısa hikâyelerinden yola çıkılarak
oluşturulan ‘Sevgili Hikayeler’, 27 Aralık’ta Tiyatro
Karnaval Sahnesi’nde saat 20.30’da.
50 www.mybilet.com
İSTANBUL ÇOCUK TİYATROLARI
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
OYUNCAKLAR
Bozuk oyuncaklar rafına atılmış, unutulmuş,
oynanmayan oyuncakların tekrar hayatımıza
katılacağı oyun, 4 Ocak’ta Halis Kurtça Kültür
Merkezi saat 15.00’te.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ KİM?
Kırmızı Başlıklı kız masalının yeniden yorumlandığı
oyun, 27 Aralık’ta İstanbul Cevair AVM Fun Lab
Eğlence Dünyası’nda saat 13.00’te.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
SİTEYE
GIT
BİR KÜMES MÜZİKALİ
ALEXANDER GRAHAM BELL
ZAMAN MAKİNESİ
Oyun, Tonton Dede’nin çiftliğinde mutlu mesut
yaşayan minik hayvanların hayatını sahneye taşıyor.
Bu eğlenceli müzikal, 27 Aralık’ta Yunus Emre
Kültür Merkezi’nde saat 14.00’te.
Bu eğlenceli komedi, çocuklara keyifli anlar
yaşatırken aynı zamanda bilim tarihini öğrenmelerine
yardımcı olacaktır. Oyun, 27 Aralık’ta Kozyatağı
Kültür Merkezi’nde saat 14.00.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
ARAMIZDA KALSIN
ARI MAYA
Aramızda Kalsın, Lokum ve arkadaşlarının
katıldıkları eğlenceli kamp maceralarını ele alıyor.
Kozyatağı Kültür Merkezi’nde 28 Aralık’ta sahne
alacak oyunun başlama saati 12.00.
İnteraktif gelişen oyun, hayvan sevgisini çocuklara
aşılamaya odaklanıyor. Tiyatro Akkaş tarafından
sahnelenen oyun, 28 Aralık’ta Barış Manço Kültür
Merkezi’nde saat 13.00’te gerçekleştirilecek.
51 www.mybilet.com
İSTANBUL ÇOCUK TİYATROLARI
İNTERNET
GİŞESİ
BENİM KOMİK DEDİŞLERİM
Oyun, Anadolu’nun bir köyünde yaşayan iki komik
ve yaramaz dedenin eğlenceli maceralarını anlatıyor.
27- 28 Aralık’ta gerçekleştirilecek oyun Mavi
Uçurtma Tiyatro Sahnesi’nde saat 15.00’te sizleri
bekliyor.
İNTERNET
GİŞESİ
Çilek Ormanı’nda her yıl düzenlenen yarışmada,
birinci olan ormanın en güzel çileğini kazanır.
Ama bu yılki yarışmada, kaplan işleri birazcık
karıştırıyor. 28 Aralık Pazar günü Kuzguncuk Sanat
Tiyatrosu’nda gerçekleştirilecek oyunun başlama
saati 13.00.
İNTERNET
GİŞESİ
İki meraklı dostun hayallerini gerçekleştirme
zamanı gelmiştir. Dünyanın her yerini gezip,
yeni bilgiler ve dostlar edineceklerdir. Boncuk ve
Minnoş’un eğlenceli yolculuğu, 28 Aralık Pazar
günü Halis Kurtça Kültür Merkezi Suna Pekuysal
Sahnesi’nde saat 14.00’te.
SİTEYE
GIT
KARLAR KRALİÇESİ
Karlar Kraliçesi tüm insanların kalbini dondurup
dünyayı buza çevirmek istemektedir. Karlar Kralı
izleyicilerin de katılımıyla Karlar Kraliçesine
sevmeyi öğretir. Oyun, 27 Aralık’ta Barış Manço
Kültür Merkezi’nde saat 13.00’te.
SİTEYE
GIT
ÇİLEK ORMANI
SİTEYE
GIT
DÜNYAYI GEZEN BALON
İNTERNET
GİŞESİ
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
SİTEYE
GIT
GÖRÜNMEZ ÇOCUK
Babasının kimya laboratuvarındaki bir sıvıyı
içerek görünmez olan Mert’in macerası, çocukları
heyecanlı ve gizemli bir dünyaya götürüyor. Oyun,
27- 28 Aralık’ta Kozyatağı Kültür Merkezi’nde saat
12.00’de.
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
LİMON İLE ZEYTİN MÜZİKALİ
Çocukların hayranlıkla seyrettiği Çatlak Yumurtalar
çizgi filmi, oyunlaştırılmış haliyle sahnede!
26 Aralık Cuma günü Yalova Raif Dinçkök
Kültür Merkezi’nde saat 18.30’da sahne alacak
oyun, 28 Aralık Pazar günü ise İstanbul Kartal
Sanat Tiyatrosu’nda saat 15.00 ve 16.30’da
gerçekleştirilecek.
52 www.mybilet.com
KÜLTÜR - SANAT
OBJEKTİFTE
KENTLİ YALNIZLAR
M
ixer Arts’ın ev sahipliği yaptığı
‘Yok-Yer’ isimli karma fotoğraf
sergisi; havaalanları, eğlence ve
alışveriş merkezleri gibi çağımızın
mekânlarına odaklanıyor. Mekânların,
insanların sosyalleşmelerine olanak
sağlarken aynı zamanda yalnızlık
duygusu yaratmalarına vurgu yapan
seçki, 19 Aralık’tan bu yana Mixer
Arts’da sergileniyor. ‘Yok-Yer’, 1
Şubat 2015 tarihine kadar Pazartesi
hariç her gün görülebilir.
54 www.mybilet.com
KÜLTÜR - SANAT
SİTEYE
GIT
İNTERNET
GİŞESİ
PALYAÇOLU YENİ YIL PARTİSİ
T
iyatro Tempo yeni yıla ‘Palyaço Kim’ oyunu ve buna bağlı
olarak düzenlenen yeni yıl partisiyle giriyor. Bir aktörün
komik durumlara düşmesinden yola çıkan oyun, çocukların
palyaço korkusunu farklı bir bakış açısıyla yenmeyi
hedefliyor. 28 Aralık Pazar günü Ankara Tiyatro Tempo’da
sahnelenecek çocuk oyununun başlama saati 13.00.
İNTERNET
GİŞESİ
HOŞGELDİN 2015
BALONLARIN SİHİRLİ DÜNYASI
011’den beri caz
müziğinin çok sesli
aranjmanlarını yorumlayan
Dolce Vocal Jazz Tiro, renkli
ve zengin repertuvarıyla
Ankara’nın sanat ve konser
evinde! Vokalde Merve
Erdal, Duygu
Yücesoy ve
Damla
Güneş’in
bulunduğu
grup, yeni
yıl konseriyle
27 Aralık’ta
Ankara
Mozarthaus
sahnesine tüm
caz severleri
bekliyor.
Konserin
başlama saati
20.00.
alon katlama sanatı olarak bilinen sahne performansını
Türkiye’de ilk kez uygulayan Burhan Baysan
ve Murathan Cettanır, sadece çocuklar için değil
yetişkinlerin de coşkuyla izleyeceği bir gösteriye imza
atıyor. Yetenek Sizsiniz’in sempatik ikilisi ‘Balonların
Sihirli Dünyası’yla Yutt Sanat Sahnesi’nde sizlerle. 27
Aralık’ta gerçekleştirilecek gösterinin başlama saati 11.00.
2
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
SİTEYE
GIT
B
AÇIK DENİZLERDE YAŞAM
MÜCADELESİ
A
çık denizde bir salın üzerinde mahsur kalan Büyük,
Ortanca ve Küçük lakaplı üçlünün, tek düşündüğü
şey karınlarını doyurmaktır.
Üstelik bunun için her şeyi
göze alabilecek durumdalardır.
Fabrika Sanat’ın sahnelediği
‘Açık Denizde’ isimli oyun,
26 Aralık’ta Rampa Tiyatro
Cafe’de, 8 Ocak’ta ise Barış
Manço Kültür Merkezi’nde
gerçekleştirilecek. Oyunun
başlama saati 20.30.
55 www.mybilet.com
İNTERNET
GİŞESİ
SİTEYE
GIT
26
K
LI
RA
A
VİZYONDAKİLER
AYI PADDINGTON (PADDINGTON)
S
evimli ayıcık Paddington, kendisine bir yuva bulmak için bir geminin
cankurtaran botuna binip soluğu Londra’da alır. Fakat istasyonunda
kaybolup tek başına kalınca, şehir hayatının hiç de beklediği gibi
olmadığını anlayacaktır.
Türü: Aile, Fantastik
Süre: 95 dakika
Yönetmen: Paul King
Oyuncular: Hugh Bonneville, Sally Hawkins, Ben Whishaw
REC 4: KIYAMET GECESİ (REC 4: APOCALIPSIS)
R
ec 2’de yaşanan dehşet verici anların birkaç saat sonrasında başlayan
film, muhabir Angela Vidal’ın özel bir tim tarafından binadan
kurtuluşuyla açılışını yapıyor. Ancak Zombi virüsü burada da peşlerini
bırakmıyor.
Türü: Korku
Süre: 96 dakika
Yönetmen: Jaume Balagueró
Oyuncular: Manuela Velasco, Paco Manzanedo, Héctor Colomé
İKİ GÜN VE BİR GECE (TWO DAYS ONE NIGHT)
K
üçük bir şirkette çalışan Sandra, işini kaybetme tehlikesiyle karşı
karşıdır. Genç kadının elinde sadece bir hafta sonu vardır. Bu iki
günlük süreçte çalışma arkadaşlarını maaş bonuslarından vazgeçirip
çalışmaya devam etmesinden yana oy kullanmaları için tek tek ikna etmek
zorundadır.
Türü: Dram
Süre: 95 dakika
Yönetmenler: Jean-Pierre Dardenne, Luc Dardenne
Oyuncular: Marion Cotillard, Fabrizio Rongione, Catherine Salée
57 www.mybilet.com
26
K
LI
RA
A
VİZYONDAKİLER
İNSANLARI SEYREDEN GÜVERCİN
(A PIGEON SAT ON A BRANCH REFLECTING ON EXISTENCE)
S
am ve Jonathan ellerinde bavullarıyla insanlara onları eğlendirecek
ürünler satmaya çalışan iki gezgin satıcıdır. Zira ikisi de satış konusunda
pek becerikli değildir. Artık biraz daha süslü laflar bulup kapı kapı
dolaşmayı deneyeceklerdir. Ancak bu esnada çevrelerinde tuhaf şeyler
yaşanmaya başlar.
Türü: Komedi, Dram
Süre: 101 dakika
Yönetmen: Roy Andersson
Oyuncular: Holger Andersson, Nils Westblom, Charlotta Larsson
NİKÂHTA KERAMET VAR MI?
(PEACE AFTER MARRIAGE)
A
merika’da yaşayan Filistinli Arafat, ailesiyle birlikte yaşayan 30 yaşında
bir adamdır. Ailesinin evlilik ısrarlarına rağmen aradığı kişiyi bir
türlü bulamaz. Bir gün yeşil karta ihtiyacı olan biriyle evlenerek, para
kazanabileceğini öğrenir. Bunun üzerine ailesine meydan okuyarak İsrailli
bir kadınla evlenmeye karar verir.
Türü: Komedi, Aşk
Süre: 86 dakika
Yönetmenler: Bandar Albuliwi, Ghazi Albuliwi
Oyuncular: Hiam Abbass, Ghazi Albuliwi, Omer Barnea
MUCİZE 1 OCAK
E
ge’nin cennet gibi bir köşesinden Anadolu’nun uzak bir köyüne sürgün
edilen bir öğretmenin hikâyesini anlatan film, 1960’ların yoksulluk
içerisindeki Türkiye’sine ayna tutuyor. Aynı zamanda darbe sürecinin
etkisini de beyazperdeye taşıyor. Türü: Dram
Süre: 136 dakika
Yönetmen: Mahsun Kırmızıgül
Oyuncular: Talat Bulut, Mert Turak, Mahsun Kırmızıgül 58 www.mybilet.com
2
K
A
C
O
VİZYONDAKİLER
BİR GECE
B
ir yanda İstanbul’un patronu Levent’e büyük bir borcu olan Batuhan,
diğer yandan da âşık olduğu Kemal için İstanbul’a gelen Leyla…
İkilinin yolları tesadüfen kesişir. Ancak aynı zamanda Levent’in tuttuğu
kiralık katil Aziz, Azrail’i olmak için Batuhan’ın kapısını çalar.
Türü: Aşk, Dram
Süre: 87 dakika
Yönetmen: Ulaş Yiğit Ülker
Oyuncular: Wilma Elles, Hakan Eratik, Âdem Yılmaz
MISIR ADASI (CORN ISLAND)
B
ir çiftçi torunuyla birlikte sakin bir hayat sürmektedir. Gürcistan ile
Abhazya arasındaki adada çalışan ikili, gün boyunca kıyıdan geçen
askerler dışında kimseyi görmezler. Ancak bir gün yaralı askerlerden biri,
yetiştirdikleri mısırların arasına gizlenir ve bu durum bir taraf tutmalarını
gerektirir.
Türü: Dram
Süre: 100 dakika
Yönetmen: George Ovashvili
Oyuncular: İlyas Salman, Mariam Buturishvili, Irakli Samushia UYUYANA KADAR (BEFORE I GO TO SLEEP)
G
eçirdiği bir kaza sonucu hafızası her gece sıfırlanan Christine, bir tarafta
karanlık geçmişine ulaşmaya çalışırken diğer yandan da kendisini
öldürmeye çalışan kişiyi aramaktadır. Üstelik kocası Ben, şüpheliler
listesinin en başındadır. Hafızasını geri kazanma derdinde olan Christine,
kimseye güvenmemesi gerektiğini kısa sürede anlayacaktır.
Türü: Gerilim
Süre: 92 dakika
Yönetmen: Rowan Joffe
Oyuncular: Nicole Kidman, Colin Firth, Mark Strong
59 www.mybilet.com
2
K
A
C
O
VİZYONDAKİLER
KAYIP ÇOCUK (THE CAPTIVE)
9
yaşındaki kızı Cassandra’nın kaçırılması üzerine Matthew, olayın baş
şüphelileri arasına girer. Aradan sekiz yıl geçer, Cassandra’dan tek bir
haber alınamaz. Genç adam bu süreçte ailesinin parçalanışına tanık olur ve
tek başına kızının izini sürmekten vazgeçmez.
Türü: Gerilim
Süre: 112 dakika
Yönetmen: Atom Egoyan
Oyuncular: Ryan Reynolds, Scott Speedman, Rosario Dawson TUT SÖZÜNÜ
B
ahadır, en yakın arkadaşı Yalçın’ın beklenmedik ölümüyle sarsılır.
Arkadaşının deli dolu hallerini özleyen genç adam, bir gün kapısında
arkadaşının hayaletiyle karşılaşır. Tutmadığı bir söz yüzünden öbür tarafa
geçemeyen ve arafta kalan Yalçın’ın en yakın dostu Bahadır’ın yardımına
ihtiyacı vardı.
Türü: Komedi, Fantastik
Süre: 95 dakika
Yönetmen: Oğuz Çelik
Oyuncular: Kemal Uçar, Giray Altınok, Zafer Algöz MÜZEDE BİR GECE: LAHİTTEKİ SIR
(NIGHT AT THE MUSEUM: SECRET OF THE TOMB)
F
ilmde müze gardiyanı Larry Daley, gündüzleri müzenin sergi
malzemelerini oluşturan fakat geceleri hayata dönen canlılarla başa
çıkmaya çalışıyor.
Türü: Komedi, Aile, Aksiyon
Süre: 98 dakika
Yönetmen: Shawn Levy
Oyuncular: Ben Stiller, Robin Williams, Owen Wilson
60 www.mybilet.com
Download

SON UMUT - MyBilet