ASRACK_GENEL.pdf
1
18/02/15
12:48
İşbirliğine açıklık
ve dönüşüm
vurgusu öne çıktı
C
M
Y
CM
CeBIT’te gelişen teknoloji ve
hayatımıza giren birçok kavram
detayları ile ele alınırken, iş
süreçlerini ve kurumsal yapıyı
da buna uygun dönüştürmek
gerektiği vurgulandı.
Sayfa 31
MY
CY
CMY
K
SAYI
HAFTALIK BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ VE EKONOMİSİ GAZETESİ
Sayfa
700 bin tablet dağıtılacak
MEB, öğrenci ve öğretmenlere Mayıs
ayından itibaren kalemli ve kameralı
tablet bilgisayar dağıtacak.
Haber
Merkezi
Sayfa
Şirketler ‘büyük
verilerini’
tanımalı
14
Murat Erdöner
32
23 - 29 Mart 2015
2015’te ödemeler, mobilite,
izleme ve çok daha fazlası
4
Sayfa
www.bthaber.com
1014
Deloitte, “14’üncü
Sayfa Teknoloji, Medya ve
Telekomünikasyon
(TMT) Öngörüleri”
raporunu yayımladı.
3
Yeni e-ticaret yasası
ile artık kurumların
ellerindeki veriyi daha
iyi inceleyip, buna
göre kampanyalar
düzenlemesi gerekli
olacak.
Bilişim, etiği
yeniden
tanımlıyor
Küresel dünya
vatandaşının
taleplerine uygun
olarak karşılıklı bilgi
akışı ve etkileşim
kavramları yeniden
tanımlandı.
Tayfun Zaman
Sayfa
15
28
DOSYA:
AKILLI ŞEHİRLER
‘Akıllı şehirler’ pek çok
endüstriyi barındırıyor. BT de
tüm bu sektörleri biraraya
getiren temel yapı taşı. Bu
konseptin bugünü ve geleceği
dosyamızda.
Hazırlayan:
SEDEF ÖZKAN
BThaber
GÜNDEM
23 - 29 MART
2015
3
2015’te ödemeler, mobilite,
izleme ve çok daha fazlası
Haber merkezi
Rapor, akıllı telefon kullanımı,
mobil ödemeler, nesnelerin
interneti, 3D cihazlar,
insansız hava araçları ve
nano uydular gibi çok geniş
bir yelpazede ilginç detaylar
sunuyor. Rapora göre, 2015
yılında akıllı telefonlarını
yenileyenlerin sayısı 1
milyarı aşacak. Mağazalarda
akıllı telefonları ile ödeme
yapanlar artacak. Basılı kitap
satışları e-kitap satışlarından
beş kat fazla olacak.
Giyilebilir teknoloji, 3D
baskı çözümleri, nesnelerin
interneti (IoT), insansız hava
araçları gibi teknolojiler
ise nihai tüketicilerden
ziyade işletmelerden talep
görecek. Deloitte Türkiye
TMT Endüstri Lideri Tolga
Yaveroğlu raporla ilgili
olarak, “Akıllı telefonlar
henüz ‘cüzdan’ statüsüne
erişmediler ancak 2015
yılının bir kırılma noktası
olacağını öngörüyoruz. Bu yıl,
dünyadaki akıllı telefonların
yüzde 10’u ayda en az bir
kez mağazalarda ödeme
yapma amacıyla kullanılacak”
dedi. Raporda ele alınan
başlıklar ise şöyle sıralanıyor:
Teknoloji
• Bilgi teknolojilerinde
bireysel öncülüğün sonu:
Akıllı gözlükler ya da
büyük ekranlı telefonlar
gibi yeni teknolojiler önce
tüketiciye, sonra iş dünyasına
sunuluyordu. Ama 2015’te
bu akımın tersine dönmesi,
giyilebilir teknoloji, 3D baskı
çözümleri, insansız hava
araçları gibi teknolojilerin
tüketicilerden önce
işletmelerden talep görmesi
bekleniyor.
• Nesnelerin interneti,
insanların değil: 2015 yılında
internete bağlanabilen
1 milyar cihazın yüzde
60’ından fazlası işletmeler
tarafından satın alınacak
veya kullanılacak. Nesnelerin
interneti akımı kapsamında
birbirine bağlanabilen
cihazların değerinin 10
milyar dolar, cihazlarla
gerçekleştirilen işlem
değerinin 70 milyar dolar
civarında olacağı tahmin
ediliyor.
• Yüksek profilli insansız
hava araçları: 2015 yılında
Deloitte, “14’üncü Teknoloji,
Medya ve Telekomünikasyon (TMT)
Öngörüleri” raporunu yayımladı.
insansız hava araçlarının çok
çeşitli endüstriyel ve sivil
yönetim uygulamaları olacak.
Her ne kadar tüketiciler
ve üreten tüketiciler
çoğunluğunu satın alacak
olsa da, gelirin çoğunluğu
işletmelerden elde edilecek.
• 3D baskı devrimi: 2015
yılında dünya genelinde
yaklaşık 1,6 milyar
değerinde, 220 bin adet 3D
yazıcı satılacak. Ama bu her
evde bir “fabrika” demek
değil. Bu 3D yazıcılarının
toplam gelirinin yüzde 80’i
işletmelerden gelecek. Yani
asıl 3D devrimi işletme
pazarında.
• Akıllı telefon pillerinde
ilerleme: Daha uzun
pil ömrü, tüketicilerin
akıllı telefon seçimlerini
yapmalarını etkileyen
önemli bir faktör. Tüm akıllı
telefonlarda kullanılan şarj
edilebilen, lityum-iyon (Li-Ion)
pil teknolojisi 2015 yılında
gelişim gösterecek; fakat bu
gelişim 2014 yılının modelleri
ile karşılaştırıldığında %5’i
geçemeyecek.
• İnternetten sipariş verip
mağazadan alma dönemi:
2015 yılında Avrupa’da,
internetten satın alınan
ürünlerin teslim alınabildiği
mağaza ya da lokasyon sayısı
yarım milyona ulaşacak. Bu
özellik, tüketicilerin internetten
sipariş verip, ürünlerini
istedikleri yerden gidip
alabilmelerine imkân tanıyor.
• Nano uydular yükselişte:
2015’in sonunda 500’den
fazla nano uydu (10 kg’ın
altındaki uydular) yörüngede
olacak. Nano uydular,
geleneksel uydulardan
daha ucuz ve hafif olması,
yerleştirmesi, test etmesi
ve fırlatması daha kolay
olması ile bir hayli ilgi çekici
bulunuyor.
Medya
• Videonun yükselişi
televizyonu yerinden
edemiyor: Kısa online
içeriklerin, uzun geleneksel
televizyon programlarının
yerini alması izlenme
oranları ve elde edilen
gelirler açısından
değerlendirildiğinde şimdilik
söz konusu bulunmuyor.
• “Harcamaz” denilen Y
kuşağı TMT’ye para harcıyor:
Kuzey Amerikalı Y kuşağı,
geleneksel ve dijital içeriğe
kişi başına ortalama 750
dolar harcıyor. Y kuşağı,
televizyona, müziğe,
bilgisayar oyunlarına,
kitaplara, spora, video
yüklemeye ve gazetelere
para harcıyor.
• Basılı kitaplar ölmüyor:
Kitapların satışından
elde edilen gelir, e-kitap
satış gelirinin 5 katı
büyüklüğünde olacak.
E-kitap, dijitalleşmenin CD,
gazete ve dergi satışlarını
etkilediği gibi, kitap satışlarını
etkileyemiyor. 18-34 yaş
arasındaki nüfus, kitaplara
para ödemeye hazır.
Telekomünikasyon
• Temassız mobil
ödemeler hız kazanıyor:
2015 yılının sonunda, dünya
çapında mobil telefonlarla
yapılan ödemeler için
finansal kurumlar, tüketiciler
ve cihaz satıcıları tarafından
ihtiyaç duyulan ön koşulların
tamamen karşılanabildiği
ilk yıl olacak. 2015’te,
dünyadaki akıllı telefonların
yüzde 10’u ayda en az bir
kez mağazalarda ödeme
yapmak için kullanılacak.
• Akıllı telefonunu
yenileyenler ilk defa 1
milyarı aşacak: 2015 yılında
dünyada 1.35 milyar akıllı
telefon satılacak, fakat
bunların 1 milyardan
fazlasını, hali hazırda akıllı
telefonu olan kişilerin bir
üst model ile telefonlarını
güncellemesi oluşturacak.
Ekran, hız, hafıza, yazılım
ve tasarım, akıllı telefon
yenilemesinde öncelikli
sebepler olacak.
• Genişbant hızı yüzde
20 artacak: Dünya çapında
genişbant internete sahip
evlerin sayısı yüzde 2 artarak
725 milyona ulaşacak.
Birçok ülkedeki genişbant
hızı ise ortalama yüzde 20
artacak. 2015 yılında, hızlı
genişbanta erişimi olanlar
ile sıradan genişbant hızına
sahip olanlar arasındaki fark
açılmaya devam edecek.
4
BThaber
E-TOPLUM
23 - 29 MART
2015
Mayıs ayında 700 bin tablet dağıtılıyor
Haber Merkezi
Millî Eğitim Bakanlığı ile Telpa
şirketi temsilcileri, FATİH Projesi
kapsamında, ‘700 bin Tablet
Bilgisayar Seti Dağıtımı’ ihalesi
sözleşmesini 13 Mart tarihinde
Ankara’da düzenlenen törenle
imzaladı.
Millî Eğitim Bakanlığı
Müsteşar Yardımcısı Muhterem
Kurt, FATİH Projesi´nin
teknolojinin eğitimde
etkili şekilde yürütülmesi
için geliştirilen en önemli
projelerden olduğunu belirterek
sözleşmeyle mayısta dağıtılacak
700 bin tablet için önemli bir
aşamanın geride bırakıldığını
söyledi. Tabletlerin teknik
kapasite açısından bugüne
kadar alınan en iyi ve en
uygun fiyatlı ürün olduğunu
vurgulayan Kurt, bir tablete
550 lira ödeyeceklerini kaydetti
ve aktif EMR kalem ile tablet
üzerine yazı yazılabileceğinin
altını çizdi. Kurt, “FATİH
Projesi´ni en etkin şekilde
sürdürmeye devam ediyoruz.
Haber Merkezi
Türkiye Bilişim Derneği’nin
14 Mart günü yapılan genel
kurulunun açılış konuşmasını
yapan TBD Yönetim Kurulu
Başkanı İlker Tabak, 1971’de
ülkemizde bilişim vizyonunu
oluşturmak için kurulan
TBD’nin bilişim toplumu için
büyük özveriyle çalıştığını
kaydetti. TBD’nin gücünün
bireylerden geldiğinin
altını çizen Tabak, “TBD,
bireyden bütüne ulaşan bir
organizasyondur” ifadesini
kullandı. Tabak, Avrupa
Birliği’nin, ‘Sayısal Gündem
2020 Programı’na uyumlu
olarak ‘TBD Uzmanlık
Grupları’nın çalıştığını
anlatarak, çalışmalarda
binin üzerinde uzmanın
görev aldığını belirtti.
Bilişim ile yazılımın ulusal
stratejik sektör ilan edilmesi
gerektiğine dikkat çeken
Tabak, “Türkiye’de e-Seçim
yapılabilecek mevzuat ve
altyapı çalışmaları yapılmalı”
dedi. Tabak, ayrıca dernek
bünyesinde Yüksek İstişare
Kurulu oluşturulacağını
açıkladı. Bilişim kurultaylarını,
bilişim olimpiyatları haline
getireceklerini, TBD’nin
Bilişim Bakanlığı için bir yasa
taslağı hazırlayacağını aktaran
Tabak, Bilişim Akademisi
kuracaklarını ve TBD belgeseli
MEB, öğrenci ve öğretmenlere Mayıs ayından itibaren kalemli ve kameralı
tablet bilgisayar dağıtacak.
Okullarımızın altyapı çalışmaları
da hızlı bir şekilde devam
ediyor. 17 bin 30 okulun
çalışmaları bitirildi. 10 bin
okulun altyapı ihaleleri de
başladı. 437 bin etkileşimli
tahtanın 170 bini dağıtıldı. Geri
kalan kısmı ise yıl sonuna kadar
dağıtılacak. EBA üzerinden
150 bin içerik yayımladık, 81
portalımız mevcut” açıklamasını
yaptı.
Tablet tasarımı Türk
mühendislerden
Telpa Komünikasyon
Şirketi Yönetim Kurulu
Başkanı Sebahattin Yaman
da dünyada kalitesiyle
kanıtlanmış ama fiyatta da
rekabetçi mükemmel bir ürün
geliştirdiklerini belirterek,
“Tabletler, yüzde 100 Türk
mühendislerin tasarımıdır.
Türkiye’nin ilk e-seçimi yapıldı
Türkiye Bilişim Derneği’nin genel kurulunda, Havelsan’ın
geliştirdiği yerli sayısal e-Sandık ile elektronik oylama yapıldı.
hazırlatacaklarını duyururken
uluslararası ilişkilerin
sürdürülmesi için TBD’nin
araştırma merkezi haline
getirileceğininin altını çizdi.
e-Sandığın yazılım
tasarımı TBD’den,
üretimi Havelsan’dan
TBD Onursal Başkanı
Prof. Dr. Aydın Köksal da,
yaşamın kuralının değişim
olduğunu söyledi “ama doğru
değişim” şeklinde cümlesine
vurgu yaptı. Gülümsemeyi
mümkün kılan yüz kaslarına
sahip olmasının insanı diğer
canlılardan ayıran bir özellik
olduğunu dile getiren Köksal,
40 yılda Türkiye’de bilişim
altyapısının kurulduğunu
şimdi bu altyapının güleryüzlü,
refahı artmış bir ülkeye
dönüştürülmesi gerektiğini
ifade etti. Açılış oturumunun
ardından genel kurulda,
yazılım tasarımı TBD tarafından
yapılan ve üretimi Havelsan’da
gerçekleştirilen elektronik
sandığın tanıtımı amacıyla bir
basın toplantısı düzenlendi.
Basın toplantısına; TBD Başkanı
Tabak ve Yönetim Kurulu Üyesi
Ersin Taşçı, Havelsan’dan Eray
Kılıç ve SEÇSİS Proje Yöneticisi
İsmail Göktaş katıldı. Tabak,
TBD’nin e-Seçim uygulamasıyla
öncü ve örnek olmayı tercih
ettiğini söyleyip bundan sonraki
genel kurulların da elektronik
oylamayla yapılacağını dile
getirdi. 30. Olağan Genel Kurul
gündeminin tamamlanmasının
ardından yeni yönetimi
belirlemek üzere seçime
geçildi. Toplam 127 kişinin
oy kullandığı, elektronik
oylamanın yapıldığı ve oy
pusulasının sandığa atıldığı
seçimlerde, TBD’nin yeni
Yönetim Kurulu; İsmail İlker
Tabak, Koray Özer, Vural Rıza
İbrişim, Ahmet Pekel, Erhan
Yalçın, Ersin Taşçı, Ertan Barut,
İlteriş Şule, Levent Karadağ,
Salih Özçiftçi, Üveyiz Ünal
Zaim’den oluştu. Denetleme
Kurulu’nda Erdal Naneci, C.
Serdar Ülgen ve Nezir Aykaç,
Onur Kurulu’nda ise Abdullah
Çocuklarımızın ve bizim
rahatlıkla kullanabileceğimiz
bir ürün üretmeye çalıştık.
Kaliteden ödün veremezsiniz.
Öğrencilerimiz bu tabletleri 4
yıl kullanacak, biz de 4 yılın
garantisini veriyoruz” şeklinde
konuştu.
Büyükbayram, Ali Yazıcı,
Abdullah Körnes, Levent
Berkman ve Ahmet Lütfi
Varoğlu yer aldı.
e-Seçim sistemi nasıl
çalışıyor?
YSK, seçimlerde elektronik
sistemle oy verme işlemi için
henüz somut bir adım atmadı
ancak Havelsan, yerli sayısal
elektronik sandıkları geliştirdi.
Sistemde yaklaşık 55 milyon
seçmenin oy kullandığı seçim
sonuçlarını 5-10 dakika içinde
almak mümkün olacak. Ayrıca
seçimlere, oylara yapılan
itirazlar ya da çöplerden çıkan
oylar veya seçim sonuçlarının
haftalar sonra açıklanması da
son bulacak. Sistem zaman
kadar paradan da tasarruf
sağlayacak, harcamalar büyük
oranda düşecek. Yurt dışı
oyların Türkiye’ye uçakla
taşınması da gerekmeyecek.
Her makinenin bir sandık yerine
geçtiği sistemde, seçmenler
makineyi kullanabilmek için
kimliklerini ibra edecek ve
sandık kurulundan rastgele
tanımlı karekot fişleri alınacak.
Seçmen elindeki karekodu
makineye tuttuktan sonra
oylamayı başlat sekmesine
tıklayacak ve istediği partiye
oyunu verecek. Oy verme
işlemi tamamlandıktan sonra
makineden alınan pusula, bu
kez gerçek sandıklara atılacak.
6
BThaber
E-TOPLUM
23 - 29 MART
2015
Girişimciler
YFYİ’de yarışacak
Yeni Fikirler Yeni İşler Yarışması’nın
2015 yılı kayıtları başladı.
Haber Merkezi
Türk firmaları Etiyopya’da
büyük ilgi gördü
Etiyopya’da 9 -10 Mart
tarihinde gerçekleştirilen
Ethio-Turkish Business
Forum ‘ICT and Defense’,
Türk ve Etiyopyalı birçok
firma, kurum ve kuruluşu
bir araya getirdi. Açılışını
Bilkent Cyberpark Genel
Müdürü Canan Çakmakcı,
T.C. Ekonomi Bakanlığı
Addis Ababa Büyükelçiliği
Ticaret Müşaviri Zülfikar Kılıç,
Etiyopya Sektörler Birliği
(ECSA) Başkanı GebreHiwot
G. Egziabher, BTK Başkanı
Dr. Tayfun Acarer ve Etiyopya
Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Bakanı Peter Gatkuoth Gey’in
yaptığı İş Forumu’na ülke
çapında büyük ilgi gösterildi.
Bilişim ve savunma
ön planda
Türkiye’den aralarında Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu
(BTK), T.C. Ulaştırma, Denizcilik
ve Haberleşme Bakanlığı, T.C.
Ekonomi Bakanlığı, Makine
ve Kimya Endüstrisi Kurumu
(MKEK), Türk Eximbank gibi
kamu kurumları ile bilişim ve
savunma alanlarda faaliyet
gösteren birçok firma
temsilcisinin yer aldığı 40 kişilik
heyet Etiyopya’nın başkenti
Addis Ababa’da oldukça
başarılı temaslarda bulundu.
İş Forumu boyunca Türk
firmalar bilişim ve savunma
sektörleri başta olmak üzere
pek çok Etiyopyalı firma, kurum
ve kuruluşla görüştü. Etiyopya
Savunma Bakanlığı, İstihbarat
Başkanlığı, Ethio Telecom,
METEC ve başlıca bankalar
temas kurulan kurum ve
kuruluşlardan bazıları oldu. Sivil
projeler için otelde düzenlenen
birebir görüşmelerin yanı sıra,
savunma sanayi kuruluşları
Savunma Bakanlığı ve
İstihbarat Başkanlığı gibi ilgili
kurumları yerinde ziyaret
ederek kendilerini ve projelerini
tanıtma, kurumların ise bu
doğrultudaki ihtiyaçlarını
dinleme imkanı buldular.
Türkiye’nin ilk ve en
büyük teknoloji tabanlı
girişimcilik programı olan
YFYİ – Yeni Fikirler Yeni
İşler Yarışması’nın 2015
yılı kayıtları başladı. YFYİ
Programı bu sene büyük
yeniliklerle girişimcilerini
karşılıyor. Program iki
farklı ayağıyla hem
şirketi olmayan girişimci
adaylarına (YFYİ Idea) hem
de şirketleşmiş genç startup
firmalarına (YFYİ Pro) hitap
ediyor. 1 Mart’ta başlayan
ön başvuru süreci 1 Mayıs’a
kadar devam edecek.
Desteklere ABD Kampı
da eklendi
ODTÜ Teknokent
tarafından düzenlenen
program 2005 yılından
bu yana genç girişimcileri
destekliyor. Her geçen
yıl kendini geliştiren ve
yenileyen YFYİ yarışması,
sağladığı desteklerle genç
girişimcilerin iş kurma
süreçlerinin başlama,
gelişme ve büyütme
aşamalarında katkı
sağlıyor. YFYİ’nin diğer
benzer programlardan
en büyük farkı verdiği
maddi ödüllerin yanı
sıra, girişimci adaylarına
sunduğu zengin eğitim,
danışmanlık ve mentor
destekleri. Girişimcilere
2014 yılı itibarıyla diğer
desteklerin yanı sıra ABD
Kampı da eklendi. Söz
konusu kamp, uzman
eğitmenler ve başarılı
girişimciler tarafından
verilen eğitimlerle ODTÜ
Teknokent San Francisco
Merkezi’nde gerçekleşiyor.
Düzenlendiği 11 yıl
içerisinde 50’den fazla
şirketin kurulmasını
sağlayan YFYİ, istihdam
oluşturulmasının yanında
teknoloji geliştirilmesi ve
girişimcilik kültürünün
yaygınlaşmasını da
sağlayarak hem kısa vadede
hem de uzun vadede fayda
getiriyor. 11 yıl içerisinde
alınan başvuruların
katlanarak artmaya
devam etmesi, her geçen
gün daha fazla girişimci
adayına ulaşıldığının
göstergesi. Geçtiğimiz sene
başvurularında rekor kıran
yarışmaya bu senede ilginin
yoğun olması bekleniyor.
Başvuru ve detaylı
bilgi için: http://yfyi.
odtuteknokent.com.tr/
Yöneticiler siber saldırılara karşı hazır değil
Cisco’nun tehdit istihbaratı
ve güvenlik trendlerini ele
alan 2015 Yıllık Güvenlik
Raporu, şirketlerin
siber saldırılara karşı
tüm birimlerin birlikte
hareket edeceği bir
yaklaşım benimsemeleri
gerekliliğini ortaya koyuyor.
Saldırganların, kötü niyetli
etkinliklerini gizlemek ve
fark edilmeden hareket
etmek için güvenlik
boşluklarından yararlanmak
konusunda daha yetkin
bir hale geldiklerinin
vurgulandığı raporda;
savunucuların, yani güvenlik
ekiplerinin gittikçe daha
karmaşık hale gelen siber
saldırılarından şirketlerini
korumak için savunma
yaklaşımlarını sürekli
geliştirmeleri gerektiğinin
altı çiziliyor. Siber
suçlularının fark edilmelerini
zorlaştırmak için geliştirdiği
yeni taktiklerin sıralandığı
raporda, kullanıcıların da
farkında olmadan sibersaldırılara yardımcı olduğu,
şirketlerin ise güvenlikle ilgili
çalışmalarını iyileştirmeleri
gerektiği ortaya çıkıyor.
Dünya çapında 1700
şirketin bilgi güvenliğinden
sorumlu başkan yardımcıları
ve güvenlik operasyonları
yöneticileri arasında
gerçekleştirilen araştırmanın
sonuçları, yöneticilerin
niyetleri ve aksiyonları
arasındaki farkın giderek
açıldığını ortaya koydu.
Özellikle, araştırmaya katılan
başkan yardımcılarının
yüzde 75’i kullanmakta
oldukları güvenlik araçlarını
çok ya da son derece
etkili olarak görüyorlar.
Ancak, katılımcıların
yüzde 50’sinden azı
güvenlik ihlallerini
önlemek için yamalama ve
konfigürasyon gibi standart
araçları kullanıyorlar ve
bunların son sürümlerini
kullandıklarını söylüyorlar.
Ayrıca Heartbleed geçen
senenin simge zayıf noktası
olarak kabul edilmesine
rağmen, tüm OpenSSL’lerin
yüzde 56’sının versiyonları
4,5 yaşından büyük; bu
durum, güvenlik ekiplerinin
yamalamadıklarının güçlü bir
göstergesi. Birçok savunucu
güvenlik süreçlerinin
optimize -ve güvenlik
araçlarının etkili- olduğuna
inanırken, aslında güvenlik
çalışmalarının iyileştirmeye
ihtiyacı var.
8
BThaber
E-TOPLUM
23 - 29 MART
2015
Edip Emil Öymen [email protected]
Üç boyutlu tablo piyasası
Referans,17.06.2008
Tarih tekerrür etmesin
5 yılı stratejisiz
geçirdikten sonra
yeni bir Bilgi Toplumu
Strateji’miz oldu.
2014’te başlayacaktı,
başlayamadı. Tarihi
değiştirdik, 2015 yaptık.
Bir yıl gecikti ama bitiş
tarihi yine 2018. Üç yıllık
bu stratejinin 2 ayı geçti
gitti. Üçüncü ayı da
geçiyor.
Emekliye ayrılan
Strateji 2006-10 arası
içindi. Hareketten iki yıl
sonra, menzile varıştan
iki yıl önce, tam
ortada, 2008’de bir
değerlendirme yapıldı:
e-Dönüşüm Türkiye
İcra Kurulu 12
Haziran 2008’de
Devlet Bakanı Nazım
Ekren’in başkanlığında
toplandı.
O dönemin iş
gazetelerinden
Referans’ta “E-devlette
ilerleme kaplumbağadan
yavaş” başlıklı habere
göre 111 eylemden 3’ü
tamamlanmıştı. 45’inde
“önemli” aşamaya
gelinmişti. 32’si
başlangıç safhasındaydı.
22 eylemde hiç bir
çalışma yoktu.
Süresi bitmeden ölen
Strateji’nin performans
değerlendirmesi, “yeni”
Strateji Belgesi’nde
12. sayfada özetlendi:
Toplam başarı oranı
% 64.1 olmuş. (Evet,
bu kadar ince bir
ölçümleme!).
Yeni Strateji hazırlığı
sırasında incelemeye
sunulan Taslak’taki iki
eylem, yenisinde yok.
Taslak’ta olmayan bir
eylem ise, yenisinde
var: 5N Ar-Ge ve
Standart Çalışmalarına
başlanması.
Eskisinin “resmi” bitiş
tarihinden 5 yıl sonra
elimizde madem yeni
bir strateji var, bunun,
verimli ve etkin bir
biçimde uygulanmasını,
denetlenmesini,
ölçümlenmesini, ve
bunların kamuoyu ile
paylaşılmasını beklemek
hakkımız. Bu sefer tarih
tekerrür etmese pratik
olacak.
Madrid’in Louvre’u,
Metropolitan’ı, British Museum’u
Prado Müzesi, dünyada ilk kez,
görme özürlüler için üç boyutlu
tablolardan oluşan bir sergi açtı.
Şimdiye kadar Londra, Paris ve
New York’ta marka müzelerde,
görme özürlüler dokunarak
“görsün” diye heykeller
sergilenmişti. Bazı büyük
müzelerde görme özürlüler
için ayrıca okuma ve dinleme
bölümleri de var. Ama, dünya
çapında ünlü bir müzede ilk kez,
iki boyutlu tablolara üçüncü
bir boyut eklenerek özel sergi
oluşturuldu. Bu, müzecilik ve
sergicilikte yenilikçi bir uygulama.
“Hoy toca el Prado” (Prado’ya
Dokun) adlı sergide El Greco,
Velazquez, Goya, Juan van der
Hamen gibi İspanyol ustaların yanı
sıra, elbette Leonardo’nun Mona
Lisa’sı, ve İtalyan Antonio da
Correggio’dan toplam 6 tablo var.
Prado’nun bu girişimi, sanatı,
göremeyenlere de göstermak
amacıyla ciddi bir sosyal
sorumluluk projesi. Ancak, aynı
işi, müzesine gelir sağlamak
için yapan bir başka müze var:
Amsterdam’daki Van Gogh
Müzesi.
Fujifilm’le ortaklaşa bir
projeyle, Van Gogh’un önce 5,
sonra 9 tablosunu 3D yöntemiyle
aynen yeniden ürettiler. Hatta,
tablonun çerçevesine, arkasındaki
etiketlere ve çentiklerine kadar.
“Yeni” tablolar, 2013’te Hong
Kong’da, 2014’te Los Angeles’te
ve şimdi Dubai’de sergilendi.
Amaç: Tanesini 35 bin Dolardan
satmak.
Sergiyi gezenler, beğendikleri
tabloyu “sipariş” ediyor. 3D
ile “yapılıyor.” Yeni sahibine
iletiliyor. Şimdiye kadar kaç tablo
satıldığı açıklanmadı.
Müze Müdürü Axel Ruger,
Hong Kong ve Los Angeles
“sergilerini” Hollanda Prensesi
Anita ile birlikte açtı. Dubai’yi
ise ressamın büyük büyük
yeğeni Vincent Willem van
Gogh şereflendirdi. Beyefendi,
elinde “Ayçiçekleri” ile Dubai
kumsalında fotoğraflar çektirdi.
Müze, kopya satışının tanıtımı
için “hiç bir fedakarlıktan”
kaçınmıyor, görüyorsunuz.
3D sistemle “sanat eseri”
üretme konusunda son gelinen
nokta: Müzik için iTunes ne ise,
sanat için de “Artificial” adlı
site, o olacak. Tam da ismiyle
uyumlu: Yapay, sahte demek...
Evet, bu site vasıtasıyla, klasik-
rönesans-modern fark etmez,
evinizin bir köşesine (şatonuza,
malikanenize, sarayınıza da
olur) eski eserlerin aynısını 3D
kopyalatıp koyabileceksiniz. Bu
konuda bir piyasa oluştuğunu
fark eden girişimci Giorgio
Gori, işe 6-7 eski küçük eserle
yakınlarda başladı.
Artificial’ın sitesinden bir
parçayı beğenin. 3D baskı yapan
cihazınız varsa kendiniz oradan
doğrudan basabilirsiniz. Yoksa,
Giorgio size bir tane yapar.
Örnek fiyat: Bir antik büst, 10
saat süren bir baskıyla, size
892.80 Euro olur. Ya da küçük
bir heykel, 25 saat süren baskıyla
3,201.60 Euro’ya...
iktisatçımız Güven Sak’a
bırakıyorum: “Çocuklarımızın
makinelerle konuşmayı
öğrenmeye başlaması
gerekiyor. Peki, bizim milli
eğitim sistemimiz bu işi
becerebilecek kabiliyette
mi? 5’inci sınıfta İngilizce
öğrenmeye başlayanların yüzde
80’i İngilizce dersini seviyor.
12’inci sınıfta bu oran yüzde
40’ın altına iniyor. Bizim maarif
öğrencileri dersten nefret
ettiriyor. İngilizcede böyle olan,
matematikte nasıl olur? Ya
bilgisayar programcılığında?
Ben konu ne olursa olsun,
ondan nefret ettirmekte eğitim
sistemimizin başarılı olduğu
kanaatindeyim.” (Radikal,
12.12.14)
BBC kod yazdıracak
Geçen Eylül ayından itibaren
İngiltere’de 5-16 yaş grubuna
okullarda kodlama dersleri
resmen verilmeye başlandı.
BBC, bu işe yardım amacıyla
radyo, tv, internet, kitap,
dergi yayıncılığı ürünlerini
kodlamayı destekleyecek
içerikle donatmaya başladı.
Şimdi de, ilk kez 1981’de
bilgisayar destekli eğitim
amacıyla yarattığı BBC
Micro projesine yenilikçi bir
biçim kazandırarak Micro
Bit adıyla ortaya çıkarttı.
Google’dan Microsoft’a,
İngiliz telekom BT’den büyük
banka Barclays’a kadar, stk’lar
ve teknoloji kurumlarıyla
birlikte 50 sponsor buldu.
Micro Bit’ten bir milyon adet
yaptırıyor. Eylül’de 11-12 yaş
grubuna bedava dağıtacak.
Micro Bit, bir bilgisayar
değil. Çocuklara kod yazmayı
kolaylaştıracak bir cihaz.
Bilgisayara USB ile takılacak
ufak bir silikon tepsisi gibi
bir şey. Yani o bir FATİH
değil. FATİH, mevcut bilgiyi
elektronik düzene aktaran,
eh bir miktar da bunu
hareketlendiren, oyunlaştıran,
ama esas itibarile “MEB’in
e-müfredatı.”
Burada, sözü vizyoner
ASUS Windows’u önerir.
L GHTEST
ASUSPRO BU201 12-INÇ KURUMSAL NOTEBOOK
8/75$+$)ú)7$6$5,0,</$352)(6<21(//(5ú1+(5=$0$1<$1,1'$
Son derece hafif olmasına rağmen, ASUSPRO BU201 performansı ve güvenirliliğinden asla ödün vermez. Sadece
1.26kg*dan başlayan ağırlığı ile ultra taşınabilir forma sahiptir. 180º düz olarak açılabilen menteşesi sayesinde 360º
görüş açısı sağlar. Intel® CoreTM i7 işlemci+ ile güçlendirilmiş ASUSPRO BU201, tam boyutlu arka aydınlatmalı klavyesiyle
daha iyi kullanıcı deneyimi yaşatır. UD karbon fiber malzemelerin kullanımı sayesinde, LCD paneli standart dizüstü
bilgisayarlarla karşılaştırıldığında, basınca karşı % 20 daha fazla dayanıklıdır. US askeri standardını aşan testleriyle
ASUSPRO BU201, güvenilir ve dayanıklıdır.
Daha fazla bilgi için http://www.asus.com.tr/kurumsal
*ASUSPRO BU201 sınıfında en hafif 12-inç kurumsal bilgisayar. Hard disk ve pil dahil, kamera hariç ağırlığı sadece 1.26g. Daha fazla bilgi için ASUS resmi web sitesini ziyaret ediniz. +Ultrabook, Celeron, Celeron Inside, Core Inside, Intel, Intel Logo, Intel Atom, Intel Atom Inside, Intel Core, Intel Inside, Intel Inside Logo, Intel
vPro, Itanium, Itanium Inside, Pentium, Pentium Inside, vPro Inside, Xeon, Xeon Phi, ve Xeon Inside U.S. ve /veya diğer ülkelerde Intel Corporation’ın ticari markalarıdır.
10
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
Huawei demiryolu
yatırımlarına hız veriyor
Huawei, bu yıl 4.
kez katıldığı Eurasia
Rail fuarında sahada
gerçekleştirdiği projeleri
tanıttı. GSM-R için
kurgulanan teknolojileri
de görücüye çıkaran
şirket, proje yönetimine
ve süreç takibine
dair yeteneklerini
de sergileme fırsatı
yakaladı. Eurasia Rail
Fuarı bu yıl 4. kez katılan
Huawei, sinyalizasyon ve
operasyona özel GSM-R
altyapısının yanı sıra
tren içi hizmetlere ve
yolculara yönelik kablosuz
genişbant iletişimine
dair LTE çözümünü de
sergiledi. Bu sistem,
hızlı trenle seyahat eden
yolcuların internet erişimi,
tren içinde bulunan
yolcu bilgilendirme
ekranlarının güncellenmesi
ve içerik yayını gibi
hizmetleri mümkün
hale getiriyor. Yine bu
sistem sayesinde tren
içi güvenlik kameraları
yer istasyonlarındaki
merkezlerden izlenebiliyor.
Huawei, Türkiye’deki
GSM-R çalışmalarına
Türkiye’deki demiryolu
yatırımlarının artmasıyla
birlikte 2011 yılında
başladı. Bu konuda
yerel bir ekip kurulmuş
durumda. Önemli
bir bölümü Türk
mühendislerden ve
çalışanlardan oluşan
bu ekip, Türkiye’nin
ihtiyaçlarına
özgü çözümlerin
kurgulanmasına ve
pozisyonlanmasına yönelik
hizmetler sunuyor.
Bu noktada örnek
vermek gerekirse;
demiryolu sektörüne
yönelik sistem, ekipman ve
servis temini konusunda
dünyanın önde gelen
şirketlerinden Alstom,
Türkiye’deki Eskişehir
Kütahya Balıkesir
projesinin transmisyon,
GSM-R ve telefon
bileşenlerini tasarlaması
ve temin etmesi için
Huawei’yi tercih etmişti.
Huawei’nin de dahil
olduğu bu çok sağlayıcılı
GSM-R ağı projesi,
küresel GSM-R pazarında
Huawei’nin başarılı
bir oyuncu olduğunu
gösteriyor.
LTE çözümü de
görücüye çıktı
Huawei, Eurasia Rail
fuarında sinyalizasyon ve
operasyona özel GSM-R
altyapısının yanı sıra
tren içi hizmetlere ve
yolculara yönelik kablosuz
genişbant iletişimine
dair LTE çözümünü de
sergiledi. Bu sistem,
hızlı trenle seyahat eden
yolcuların internet erişimi,
tren içinde bulunan yolcu
bilgilendirme ekranlarının
güncellenmesi ve içerik
yayını gibi hizmetleri
mümkün hale getiriyor.
Yine bu sistem sayesinde
tren içi güvenlik kameraları
yer istasyonlarındaki
merkezlerden izlenebiliyor.
2 - 8 ŞUBAT
2015
Sanallaştırma, tüm veri
merkezi altyapısına yayılıyor
VMware Sistem Mühendisi ve
Takım Lideri Bünyamin Özyaşar,
sanallaştırmanın sunucu altyapısından
çıkıp tüm veri merkezi altyapısına
yayılacağını belirtiyor.
Ekrem Uçman
n VMware’in
yeni nesil
teknolojileri
tanıttığı
etkinliği
VMUG’dan
söz edebilir
misiniz?
Daha çok teknik konuların
yer aldığı ve VMware’in
müşterilerine göndermek
istedikleri ilettikleri bir etkinlik
olan VMUG’da müşterilerimiz
başarı öykülerini paylaşma
imkanı yakalıyorlar. Etkinlikte
müşteriler birbirleriyle bu
şekilde etkileşim kurarak,
iş süreçlerine katkıda
bulunabilecek yöntemler
geliştirebiliyorlar. Bunun
yanı sıra yeni nesil çözümleri
maddi konulara girmeden
tamamen teknik özellikler
çerçevesinde masaya yatırarak,
müşterilerimizin bilincini
artırmayı hedefliyoruz.
n VMware müşterilerine
nasıl ulaşıyor? Sunulan
hizmetler ve çözümler
nasıl şekilleniyor?
Müşterilerimize çözümlerimizi
sunmadan önce, sahip
olduğumuz “IT Business”
adlı yazılımla, sunulacak
çözümlerin getireceği maliyetini
çıkartıyoruz. Bu sayede
müşteriler gereken analizleri
yapıp, kendi sistemleri için
gereken “puzzle” parçalarını
seçip, sistemlerine entegre
edebiliyorlar. Bunun yanı
sıra satış öncesi verdiğimiz
desteği, satış sonrasında da
devam ettiriyoruz. Bu iş için
kurulan özel organizasyonla,
satış sonrasında müşterilerin
ihtiyaçlarını takip etmeye
devam ederek, sistemlerine
gereken hizmetlerin ve
çözümlerin ulaşmasına imkan
sağlıyoruz.
n Günümüzde veri
merkezlerinin geldiği
noktayı ve şirketlere
sağladığı avantajlardan
söz edebilir misiniz?
Dünyayı sanallaştırmadan
önce ve sanallaştırmadan sonra
olmak üzere ikiye ayırmak
gerek. Sanallaştırmadan
önce her bir uygulama, belli
bir işletim sistemi sistemi
üzerinde çalışırken, bu işletim
sistemleri haliyle fiziksel bir
donanıma ihtiyaç duyuyordu.
Buna bağlı olarak servis
sayısı arttıkça, yeni donanım
ekleniyordu. Sanallaştırmanın
gelmesiyle birlikte bu “organik
büyümenin” önüne geçildi.
Müşterilerimizden bazıları
sanallaştırmayla birlikte
sadece bir fiziksel makine
üzerinden 60-70 uygulamayı
çalıştırır hale geldiler. Bu
sayede müşterilerimizi
fiziksel makinaların getirdiği
ağır maliyetten kurtarmayı
başarıyoruz. Bunun yanı sıra
daha az donanım kullanmaya
başlayan kurumlar ve şirketler,
bu sayede ofis alanlarından da
tasarruf etmeyi başarıyorlar.
Sanallaştırmaya bu açıdan
baktığımızda ciddi bir
konsolidasyon sağlandığını
görüyoruz.
n Türkiye’deki şirketlerin
sanallaştırmaya
yaklaşımları, küresel
boyuta kıyasla ne
durumda? Bu konudan
söz edebilir misiniz?
Sanallaştırma, küresel
boyutta oldukça oturmuş ve
yerleşmiş bir trend. Türkiye’de
bu trend 3-4 senedir kullanılıyor
olmasına rağmen, şirketlerin
küresel şirketlerden çok da
geride kalmadığını görüyoruz.
Şirketlerin sanallaştırma
boyutlarının yüzde 50’lere
vardığını söyleyebiliriz. Küresel
şirketlerin yüzde 80 civarında
olduğunu düşünürsek, geriden
gelen bir ülke olarak bu
noktada önemli bir yolun kat
edildiğini belirtmek gerek.
n Gelecekte
sanallaştırma konusunda
ne gibi yenilikler
bekleniyor?
Sunucu sanallaştırmasıyla
başlayan sürecin, depolama
ve ağ sanallaştırmasıyla devam
edeceğini öngörüyoruz. Yeni
süreçle birlikte sanallaştırmanın
sunucu altyapısından çıkıp,
tüm veri merkezi altyapısına
yayılacağını düşünüyoruz. Tabi
bu geçiş bir anda gerçekleşmesi
mümkün değil. Hali hazırda
yaşanan geçiş sürecinde,
müşterilere olabilecek en
makul çözümleri sunmayı
hedefliyoruz. Bu sayede
müşteriler, daha verimli ve
kaliteli hizmet almaya devam
edecekler.
n Felaket kurtarma
yöntemleri ve bu konuda
alınabilecek önlemlerden
söz edebilir misiniz?
Felaket kurtarma günümüzde
büyük önem arz ediyor. Bu
noktada risk noktalarını iyi
tespit etmek gerekiyor. Risk
noktaları sanallaştırmanın
kendisi olabildiği gibi veri
merkezleri de risklerin odak
noktasında yer alabiliyor.
Bu yüzden kullanıcıların
ciddi yatırımlar yaparak
felaket kurtarma merkezleri
oluşturduklarını görüyoruz.
Tabi bu yatırımlar tek
başına bir şey ifade etmiyor.
Kullanıcılar, bu yatırımların
yanı sıra test edilebilir
senaryolar oluşturmalılar. Bu
sayede kullanıcılar, felaket
senaryosu gerçekleştiği sırada
devreye alınacak otomasyon
çözümleriyle birlikte verilerinin
güvenliği çok daha verimli
olarak sağlayabilirler. Biz de
şirket olarak sunduğumuz
çözümlerle özellikle finans
ve bankacılık sektöründen
müşterilerimize yardımcı olmaya
gayret ediyoruz. Olası felaket
durumlarında uzaktan tek bir
tuşla kontrol edebildiğimiz
sistemler bu sayede veri kaybı
riskini en az seviyeye indirmeyi
başarıyor.
12
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
23 - 29 MART
2015
Kurumsal hayat uçtan uca ‘dönüşüyor’
Handan Aybars
İlk adımda madeni yağ ve
tütün ürünlerinde kaçak
ve vergi kaybını önlemek
için uygulamaya konan
e-Fatura’nın ilk yılında, Edoksis
yazılımı ile 2014’te yaklaşık 2
milyon 750 bin adet e-Fatura
kesildiği bilgisini veren BimSA
Genel Müdürü Tunç Taşman,
bu yapının sağladığı bütünsel
faydayı da örnekledi.
Buna göre, işletmelerin
kağıt faturaları baskı, kargo
ve saklama maliyetlerinin
tarihe karışmasını sağlayan
e-Dönüşüm kapsamında,
e-Fatura’ya geçiş yapan 20
bin şirkette, aylık 10 milyona
yakın fatura işlem görüyor.
Maliye Bakanlığı raporuna
göre, 2015 yılında, e-Fatura ve
e-Arşiv ile sistemde 250 milyon
elektronik fatura dolaşacak.
Bu 250 milyon e-Fatura da,
şirketlerin ekonomisine 500
milyon TL’ye yakın tasarruf
olarak geri dönecek. Söz
konusu Maliye Bakanlığı
raporuna göre, 2015 yılında,
e-Fatura mükellefi olan 20
Türkiye’de 2015-2019
e-Devlet Stratejisi ve
Eylem Planı çerçevesinde
2014 yılının Ocak ayında,
ilk etapta 20 bin şirket
için zorunlu hale gelen
e-Fatura’nın ardından,
e-Arşiv, e-Defter gibi
diğer e-Dönüşüm
projeleri de hızla hayata
geçmeye başladı.
BimSA Genel Müdürü Tunç Taşman
bine yakın işletmedeki toplam
tasarruf oranı da ayda 20
milyon TL’yi bulacak. e-Fatura
ve e-Defter uygulamasının
hemen ardından gelen e-Arşiv
ile birlikte, sistemdeki fatura
sayısının ortalama 10 kat artış
göstereceğine işaret eden Tunç
Taşman, Gelir İdaresi Başkanlığı
(GİB) onaylı tam bütünleştirici
olarak e-fatura, e-defter ve
e-arşiv süreçlerinde sundukları
hizmetleri şöyle anlattı:
“Edoksis yazılımı, faturaların
elektronik belge olarak
düzenlenmesi, elektronik
ortamda iletilmesi ve yine
elektronik olarak muhafaza
ve ibraz edilmesi hususunda
getirilen yasal çerçeve
doğrultusunda, GİB’in
belirlediği standartlara
uygun olarak geliştirildi.
Edoksis yazılımı kağıt fatura
ile aynı hukuki niteliklere
sahip elektronik faturaları
düzenlemeye imkan verdiği
için şirketler tarafından tercih
ediliyor. Kolay kullanımı,
bütünleştirme özellikleri
şirketlerin süreçlerini kolayca
e-Dönüşüme uyumlu hale
getirmesini sağlıyor.”
Önceliklerini ‘SaaS hizmetini
genişletmek’ olarak gösteren
Taşman, bulut bilişim
tabanlı hizmetler için altyapı
platformlarına, Sabancı Center
ve Kocaeli KentSA’daki veri
merkezlerine ve ürünlerine
sürekli yatırım yaptıklarını
vurguladı. Bu eksende, veri
merkezi yatırımını 2015 yılında
2 katına çıkartacaklarını
söyleyen Taşman, yeni iş
ortaklıkları söz konusu
olduğunda da büyümeye
her zaman sıcak baktıkları
ve fırsatları değerlendirdikleri
yanıtını verdi. Taşman, Pratis.
net gibi uygulamalarına yönelik
ilgiyi de şöyle anlattı:
“2014 yılında Pratis
üzerinden toplam 3 milyar
dolarlık satın alma hacmi
gerçekleşti. Şirketlerin bu
hizmetlere ilgisi fazla. Çünkü
hem kullanımı kolay hem de
maliyet düşürüyor, verimlilik
artıyor. B2B satın alma
platformu olan Pratis’i kullanan
müşteri ve tedarikçi sayısı
artıyor. Bu platform ile farklı
sektörlerden 50 alıcı firma,
yaklaşık 300 farklı ürün ve
hizmet, 23 bini aşkın tedarikçi
ile buluşuyor. Pratis yazılımı
ile kurumsal satın alma yapan
şirketler ile oluşturulan tedarik
havuzunu, kuruluşlar kendi BT
sistemleri ile bütünleştirebiliyor.
Tedarikçi firmalar da sadece
referans yoluyla kayıt
yaptırılabiliyorlar.”
Eset yeni çözümleriyle iş güvenliğini artırıyor
2014 yılında 140 milyon
yeni virüs, sanal dünyada
yerini aldı. Suçun giderek
siberleştiği dünyada,
hem global ölçekte hem
de Türkiye’de en büyük
hedefler kurumlar ve
kurumların parası.
Global güvenlik firması
olmanın sorumluluğuyla
hareket eden Eset,
kurumları hedef alan zekice
tasarlanmış tehditlere karşı
çok güçlü savunma hattı
oluşturan yeni çözümler
geliştirdi.
Eset’in yeni çözümlerinin
tanıtıldığı toplantıda
konuşan Eset Türkiye
CEO’su Alain Soria’nın
verdiği bilgiye göre dijital
dünyada ciddi kirlenme söz
konusu. Soria şu bilgileri
paylaştı:
“2012‘de 50 milyon
düzeyinde olan yeni virüs
Eset, yeni
kurumsal
çözümlerini ve
bu çözümlerin
içerdiği
ürünleri
duyurdu.
Eset Türkiye CEO’su Alain Soria ve Eset Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu
girişi neredeyse 3 kat arttı.
2014 yılında dijital dünyaya
en az 140 milyon yeni virüs
dahil oldu. Siber dünyadaki
zararlı yazılım sayısının 350
milyonu aşmış olduğunu
tahmin ediyoruz. Virüs,
truva atı, solucan, casus
programlar ya da oltalama
dalgaları biçimindeki zararlı
yazılımlarla gerçekleşen
saldırılarda en büyük hedef
ise kurumlar ve kurumların
parası.”
Karmaşık sistemler
siber suçlular için çekici
Şirketler geliştikçe bilgi
işlem altyapılarında farklı
farklı ve karmaşık sistemler
yer almaya başladı. Karmaşık
sistemler siber suçlular için
daha çekici. Çünkü bu
sistemler arasında güvenlik
entegrasyonu sağlamak,
sıkıntıya dönüşebiliyor. Yeni
Eset Kurumsal Çözümler’in
en öne çıkan unsurlarından
biri, çoklu platformlarda
rahatlıkla kullanılıyor
olabilmesi. Eset Türkiye
Genel Müdür Yardımcısı
Alev Akkoyunlu’nun verdiği
bilgiye göre şirketler,
özellikle de çok şubeli
yapılara sahip kurumlar
pek çok farklı BT sistemi
kullanıyor. Farklı sistemler
arasında güvenlik açıkları
oluşabiliyor. Yeni ürünlerin
multiplatform özelliği, farklı
BT sistemlerinde dijital
güvenliğin aynı güçlü şekilde
sürdürülebilmesine imkan
tanıyor. Eset, desteklenen
tüm platformları korumak
için tek birleşik lisanslama
sağlıyor.
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
23 - 29 MART
2015
Sanal operatörler için yol açılmalı
TELKODER’e göre, dünyadaki sanal mobil şebeke pazarı 45
milyar dolar, Türkiye’de ise maalesef sıfır.
TELKODER, yaklaşan 4G
ihalesi kapsamında çeşitli
tartışmalara da sahne
olan Türkiye mobil iletişim
pazarına ilişkin önemli
bir konuya dikkat çekti.
4G ihalesi ile yaklaşık 2,5
milyar dolarlık bir gelir
kazanacak olan devletin,
ihale şartnamesine
eklenecek bir madde ile
ülkemiz telekomünikasyon
sektörünü dünyada 45
milyar dolara yaklaşan dev
bir pazarın parçası haline
getirebileceğine dikkat
çekti. Bu yaklaşıma göre
devletin ihaleden elde
edeceği tek seferlik gelir
dışında, Sanal Mobil Şebeke
Hizmeti şirketlerinin hizmet
sunmasına izin verilmesiyle
birlikte devlet için orta ve
uzun vadede sağlanabilecek
ek gelirler yaratılabileceği
açıklandı.
Faaliyete Geçecek 89
İşletmeci, Devlet İçin
Önemli Gelir Kaynağı
Oluşturabilir
2009 yılından bu yana
Türkiye’de 89 işletmeci
Sanal Mobil Şebeke
Hizmeti (SMŞH) lisansı
almış olmasına rağmen
bunların hiçbirinin faaliyete
geçememiş olmasının
Türkiye ekonomisi için
büyük bir fırsatın kaçırılması
olduğunun altını çizen
TELKODER, 4G ihale
şartnamesine SMŞH ilgili
eklenecek maddelerin
devlet için yeni ve çok
önemli bir gelir kaynağı
oluşturabileceğini belirtti.
Konuyla ilgili olarak
TELKODER Başkanı Yusuf
Ata Arıak, “4G lisans
şartnamesinde Sanal Mobil
Şebeke Hizmeti (SMŞH)
işletmecilerine kapasite
ayrılması maddesi mutlaka
yer almalı. Dünyada bunun
çok sayıda örneği mevcut.
Fransa’da gerçekleştirilen 4G
ihalesinde, SMŞH’lere kapasite
ayıran GSM işletmecilerine
ihalede öncelik sağlandı.
Dünyada SMŞH’lerin yıllık
geliri 45 milyar dolar civarında.
Türkiye ise bu büyük pastadan
pay almayı maalesef kaçırıyor.
Yakında gerçekleştirilecek
olan 4G ihalesinde, SMŞH
işletmecilerine kapasite
ayrılması ön koşul olmalı”
dedi.
TELKODER Başkanı
Yusuf Ata Arıak
13
4G ihale süreci
resmen başladı
Önümüzdeki Mayıs ayında
yapılacak 4G ihalesi için
şartlar oluşmaya başladı.
Bakanlar Kurulu, yapılacak
ihalenin asgari değerini 2
milyar 298 milyon dolar
olarak belirledi. Bakanlar
Kurulu, IMT (entegre
edilmiş mikrodalga
teknolojileri) yetkilendirme
(mobil telefon 4G)
ihalesinde toplam asgari
değeri peşin 2 milyar
298 milyon avro olarak
belirledi.
Resmi Gazete’nin 18
Mart tarihli sayısında
yayımlanan Bakanlar
Kurulu kararında, Mayıs
ayında yapılacak ihaleyi
kazananlar, ödemeyi peşin
olarak yapabilecekleri gibi
ilki peşin olmak üzere vade
farkı ile birlikte altışar
aylık dönemlerde dört eşit
taksitle de ödeyebilecekler.
4G ihalesi 800 ile 2,600
MHz frekansları arasında,
farklı bant genişliklerinde
20 dilim olarak yapılacak.
TEB Arval filo yönetimini
dijital ortama taşıdı
Operasyonel kiralama
sektöründe teknolojiye olan
ihtiyaç artıyor. Operasyonel
kiralama sektöründe faaliyet
gösteren TEB Arval, sürekli
artan bu ihtiyacı TEB Arval
Smart Experience teknoloji
çözümü ile karşılıyor. Filo
yöneticilerine kolaylık
sağlayacak uygulamalar,
sosyal ağlar ve iletişim
araçlarından oluşan TEB Arval
Smart Experience, sürücülerin
kurallara uymasını ve trafik
kazalarının önlenmesini
hedefleyen bir oyunu da
içeriyor.
TEB Arval Smart Experience
portföyünde filo yöneticilerinin,
ihtiyaç duydukları tüm bilgilere
erişebilmelerini sağlayan,
otomotiv dünyasına dair
haberler ve sürücülerin işlerini
kolaylaştıracak belgeleri içeren
TEB Arval Connect internet
sitesi yer alıyor. Çözümün
bir parçası olan TEB Arval
Fleet View platformu ise,
harcamaları, egzoz emisyon
miktarları ve kontrat süresi
başta olmak üzere, filodaki
araçların performans ve
çevresel etkilerinin anlık
olarak takip edilebilmesini
sağlıyor. TEB Arval Mobile
+ ise, filo araçlarını kullanan
TEB Arval Genel Müdürü
Luc Soriau
sürücülerin servis noktalarının
coğrafi konumları ve en yakın
anlaşmalı servis noktaları gibi
bilgilere ulaşabilmelerini ve
“Sanal Cüzdanım” işlevini
kullanarak araç ruhsatı, ehliyet
ve zorunlu trafik sigortası
gibi önemli belgelerin dijital
kopyalarını güvenli bir şekilde
saklayabilmelerini sağlıyor.
TEB Arval’in sunduğu teknoloji
çözümleri içerisinde sürücü
davranışlarını geliştiren
ve trafikte kaza oranlarını
düşürmeyi amaçlayan TEB
Arval Drive Challenge
oyunu da bulunuyor. Oyun
ivmelenme, hız limitlerine
sadakat ve fren kullanımı
kriterleri üzerinden sürücünün
performansını puanlıyor.
Toplanan puanlar sürücülere,
sürüş ustalığını simgeleyen
rozetler ve ödüller kazandırıyor.
Oyunda elde edilen başarı
Facebook ve Twitter gibi sosyal
ağlar üzerinden paylaşılabiliyor.
TEB Arval Genel Müdürü
Luc Soriau, TEB Arval Smart
Experience’ın, filo yönetiminde
müşterilerine dijital dünyanın
kapılarını açtığı görüşünü
paylaşıyor. “Filo yönetimi
operasyonel açıdan son
derece ayrıntılı bir süreç”
diyen Soriau, sundukları
uygulamalar ve platformlar
sayesinde filo yöneticilerinin
iş yükünün hafifleyeceğini,
maliyetlerin düşeceğini ve
trafik kazalarının azalacağını
söylüyor. Soriau, “TEB Arval
Smart Experience altında yer
alan uygulamalardan TEB Arval
Mobile +, TEB Arval Connect
ve TEB Arval Drive Challenge’ı
müşterilerimize sunmaya
başladık. TEB Arval Fleet View
platformunu da yakın zamanda
kullanıma sunacağız” diye
ekliyor.
Ereteam ile Tableau’dan
stratejik ortaklık
Ereteam, Türkiye’nin ve
dünyanın önde gelen
teknoloji şirketleri ile etkili
iş ortaklıkları yapmaya
devam ediyor. Türkiye’de
14 yılı aşkın süredir
kurumsal şirketlere hizmet
veren, 2015 yılında Büyük
Veri ve Analitik alanında
bilişim çözümleri üretmeye
odaklanan Ereteam, hızlı ve
kullanımı kolay İş Analitiği
yazılımlarında dünyanın
önde gelen şirketlerinden
Tableau ile stratejik bir
ortaklığa imza attı.
Ereteam, gerçekleştirdiği
adımlarla hedefleri
doğrultusunda ilerlerken,
2015 stratejisini Büyük
Veri’nin hayat bulduğu yer
olarak konumluyor. Kamu,
finans, telekomünikasyon,
ilaç, sigorta ve perakende
gibi birçok sektörde
sunduğu çözümleriyle
Türkiye’deki firmaların
iş dönüşümüne büyük
katkılar sağlamayı
sürdüren Ereteam,
alanında dünya lideri
Tableau ile gerçekleştirdiği
ortaklıkla bir yandan
büyürken bir yandan da
Büyük Veri ile entegre
olabilecek İş Analitiği
uygulamaları alanında
daha kapsamlı çözümler
sunacak.
Gartner raporlarında
gösterdiği başarılı
performansın yanında
dünya çapında ödüllü
yazılımlara imza atan
Tableau, özellikle
veri iletimi, analizi ve
entegrasyonu konularında
öne çıkıyor.
14
BİLİŞİM DÜNYASI
BThaber
23 - 29 MART
2015
Şirketler ‘büyük verilerini’
tanımak zorunda
2000 yılında
faaliyetlerine
başlayan, e-posta,
sosyal ve mobil
pazarlama
Handan Aybars otomasyon
çözümlerinde
küresel hizmet sağlayıcılardan
olan Emarsys, Türkiye’deki
faaliyetlerine 2009’da başladı.
Avusturya kökenli şirket, küresel
bazda binden fazla müşteriye
hizmet veriyor. Müşteri sayısının
artmasıyla 2012 yılında Türkiye
ofisini açtıklarını belirten
Emarsys Türkiye Ülke Müdürü
Murat Erdör ekledi: “Müşteri
sayısı artışının yanında yeni
hizmetlerin sunulması, teknolojik
altyapının geliştirilmesi ve marka
bilinirliğinin artması önem
kazandı. Böylece Emarsys e-posta
pazarlama, müşteri bağlılığı ve
tavsiye sistemleri denince akla
gelen ilk markalardan birisi haline
geldi.” Bugün 100’den fazla
müşteriye hizmet verdiklerini
belirten Murat Erdör, çözümlerini
ve yeni teknolojinin gelişiminin
bu çözümlere etkilerini paylaştı:
n Çözüm yelpazesinde öne
çıkan başlıklar neler?
Tüm dünyada Emarsys
teknolojilerini kullanan kurumlar,
her yıl 60 milyardan fazla
e-posta gönderimi yapıyorlar.
E-posta, mobil ve sosyal
medya pazarlama otomasyonu
çözümlerimiz, müşterilerimizin
değişik ihtiyaçlarını karşılayarak
çok kanallı pazarlamayı
başarıya dönüştürmelerini ve
yatırımdan geri dönüşlerini
arttırmalarını sağlıyor. Müşteri
zekâsı, tavsiye sistemleri,
pazarlama otomasyonu, e-posta
pazarlaması, mobil platformlarda
e-posta gönderimi gibi farklı
alanlarda müşteri bağlılığını
artırmaya yönelik birçok çalışma
yapıyoruz.
n Yeni nesil pazarlama
çözümlerine yönelik Türk
şirketlerinin ilgisini nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Türkiye pazarına ilk girdiğimiz
dönemde birçok kurumun elinde
çok sayıda veri bulundurduğunu
gördük. Ancak bu veriler
segmente edilmediği için verimli
ve kullanılabilir durumda değildi.
Zamanla büyük veri kavramının
da yerleşmesi ile birçok kurumun
yeni nesil pazarlama çözümlerine
doğru adım attığına şahit olduk.
Mobilitenin artması, teknolojinin
günlük hayatımızın her alanına
hızlı bir şekilde girmesine
Yeni e-ticaret yasası ile artık kurumların
ellerindeki veriyi daha verimli şekilde
inceleyip, buna göre kampanyalar
düzenlemesi gerekli olacak.
konular ile ilgili her türlü desteği
hızlı sunan büyük bir ekibimiz de
mevcut.
Emarsys Türkiye Ülke Müdürü
Murat Erdör
neden oldu. Makinelerin diğer
makinelerle konuştuğu bir
dünyada yaşıyoruz. Türkiye
bu değişimin içinde yer alan,
hatta bazı alanlarda dünyanın
önde gelen ülkelerinden biri.
Birçok kurum, teknolojik
altyapısını günün şartlarına göre
güncelleyerek tüm pazarlama
ve satış stratejilerini buna göre
oluşturuyor. Türkiye’de faaliyet
gösteren yerel ya da küresel
kurumlar yazılımlar ya da büyük
yatırımlar yaparak satın aldıkları
programlarla müşterilerine
ulaşmak için yeni nesil pazarlama
çözümlerini kullanıyor. Teknoloji
buradaki en belirleyici argüman.
Bu alanda kuvvetli olan
kurumlar, müşteri bağlılıklarını
artırmak için e-posta pazarlama
çözümlerini, mobil, web ve sosyal
medya uygulamaları ile tavsiye
sistemlerini iş akışlarına adapte
ediyor.
n Siz onlara nasıl rehberlik
ediyorsunuz?
Geliştirdiğimiz teknolojilerle
kurumların hedeflerine ulaşmaları
ve yoğun rekabet ortamında
bir adım öne geçmeleri için
destek oluyoruz. Teknolojik
uygulamalarımıza tam uyum
sağlanması ve verimli şekilde
kullanılabilmesi için özel eğitimler
düzenliyoruz. Kurumların
pazarlama ve satış stratejilerini
geliştirmelerine yardımcı
oluyor, onların danışmanı gibi
davranıyoruz. Belirlediğimiz
özel müşteri yöneticisi, temel
başarı göstergelerini sürekli takip
edip stratejik bağlılık fırsatlarını
arıyor ve sağlam aksiyon planları
geliştiriyor. Sonrasında ise
performansları düzenli aralıklarla
gözden geçirerek sonuçlarını
değerlendiriyor. Ayrıca teknik
n eMarketing Suite başta
olmak üzere ürün ve
çözümlerinizde 2015 yılı
beklentileriniz Türkiye
pazarı özelinde neler?
Artık e-posta pazarlama
değil, ‘müşteri bağlılığı’
kavramını konuşuyoruz ve
uzun zamandan bu yana
kurumlara kişiselleştirilmiş mesaj
göndermeleri halinde, geri dönüş
oranlarının artacağını söylüyoruz.
Mayıs ayında hayatımıza girecek
yeni e-ticaret yasası sayesinde de
artık firmaların emin olmadığı
verileri listelerinden çıkartacağını
düşünürsek, kurumların
ellerindeki veriyi daha verimli
şekilde inceleyip, buna göre
kampanyalar düzenleyeceğini
düşünüyoruz. Web sayfasındaki
müşteri gezinmelerinin takip
edilmesini sağlayan Tavsiye
Sistemleri ve müşterilerin ne
durumda olduğunu net gösteren
Müşteri Zekâsı gibi ürünler
bu yıl da en çok talep edilen
ürünlerimiz olacak. Özellikle
mevcut müşteriyi korumak artık
ön plana çıktığından kurumların
bu konuya daha fazla eğileceğini,
ellerindeki müşterileri eskisine
göre daha fazla mutlu etmeye
yönelik kampanyalar yapacağını
düşünüyoruz.
n Büyük veri, mobil
pazarlama gibi yeni
eğilimlerin, nasıl bir
gelişim sergilemesini
bekliyorsunuz?
Son dönemde Türkiye’deki
teknolojik altyapıya yapılan
yatırımların çoğalması, bu alanda
yapılan yasal düzenlemeler ve
hizmet sunan kurumların yeni
nesil çözüm ve uygulamaları,
kurumların bu alana olan bakış
açısını değiştirdi. Özellikle büyük
veri kavramının yerleşmesi ile
birlikte birçok kurum, zamanında
büyüklüğü ile gurur duydukları
verilerinin, aslında kullanılamaz
durumda olduğunun farkına
vardı. O kurumdan alışveriş
yapmayan, e-postasını bile
açmayan veya web sayfasına
girmeyen kişilerin artık veri
tabanında bulunmasının kendileri
için külfet olduğunu anladılar.
15
BThaber
DOSYA
Akıllı Şehirler
‘Güzel yarınlar’
yolunda ‘Akıllı
Şehirler’…
‘Akıllı
şehirler’kavramı
ulaşımdan
eğitime,
sağlıktan çevreye,
mimarlıktan
Sedef Özkan
finansa, şehir
bölge planlamadan enerjiye
pek çok endüstriyi barındırıyor.
BT de tüm bu sektörleri
biraraya getiren, katma değerli
ve bütünleşik akıllı şehir
çözümleri oluşturulmasında
katalizör rolü oynayan çok
önemli bir yapı taşı
görevi görüyor.
Dosya
23 - 29 MART
2015
www.bthaber.com
çalışmamızda tüm ilgili
paydaşlara dokunmaya çalıştık.
Özel sektörün Türkiye ve
dünya akıllı şehir örneklerini
aktarmaya çalışırken
diğer yandan STK’ların,
düşünce kurumlarının,
üniversite ve yerel
yönetimlerin çalışmalarını
da örneklendirmeye gayret
gösterdik. Kamunun
stratejilerini de gündeme
getirerek, 2012 yılında
devreye alınan Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığı’nın Ulusal Ulaştırma
Portalı’nı (UUP) ve Kalkınma
Bakanlığı’nın Bilgi Toplumu
Stratejisi kapsamındaki ‘Akıllı
Kent’ yaklaşımını dosyaya
taşıdık.
Akıllı şehirler, vatandaşlarına
sürdürülebilir, refah
seviyesi yüksek ve
katılımcı bir gelecek
sunmak için etkin olarak
bütünleştirilmiş sayısal
ve beşeri sistemlerden
oluşuyor. Sunulan
akıllı çözümlerle;
şehirlere ve insanlara,
başta finansal
olmak üzere birçok
yarar sağlanıyor.
Daha iyi bir şehir
hayatı sunulurken,
şehirlerin marka
değeri de
artırılıyor. Diğer
yandan görüyoruz
ki; şehirlerin
akıllanması
yeterli değil,
öncelikle insan
hayatının değerli
olduğu, hayatların
kaybolmadığı,
tabiatla uyumlu,
sağduyulu, şeffaf,
adaletli yapılara ihtiyamız
var. Odağımızda ‘insan’ ve
dolayısıyla ‘insancıl büyüyen’
şehirler var. Son kertede her
paydaşın sorumluluk taşıyarak
aynı hedef doğrultusunda
eşzamanlı olarak gayret
göstermesi gerekiyor.
16
DOSYA
BThaber
AKILLI
ŞEHİRLER
23 - 29 MART
2015
BÜTÇELER, ŞEHRE KATMA DEĞER
SAĞLAYACAK DAHA FARKLI
ALANLAR İÇİN KULLANILABİLİYOR
Akıllı şehir kavramının karakteristik
özellikleri, birçok kaynakta 6 başlık
altında toplanıyor: ‘Akıllı Ekonomi’,
‘Akıllı Yurttaş’, ‘Akıllı Devlet’, ‘Akıllı
Mobilite’, ‘Akıllı Çevre’, ‘Akıllı
Yaşam’. ‘Akıllı Şehirler’ ile doğru
enerji kullanımına olanak sağlanırken,
enerjiye uzaktan erişilebiliyor.
Dolayısıyla yaşam konforunu artırıcı
bir şehirleşme yapısı öne çıkıyor. Bu
kapsamda sunulan akıllı çözümlerle
şehirlere ve insanlara, başta finansal
olmak üzere birçok yarar sağlanıyor.
Daha iyi bir şehir hayatı sunulurken,
şehirlerin marka değeri de artırılıyor.
Akıllı çözümler sayesinde oluşan
arızalara zamanında müdahale
edilerek ve tasarruf sağlanarak,
şehirlerin sermaye ve işletme giderlerini
azaltmak mümkün oluyor. Toplu
taşıma kullanımı ve parkmetre gibi
uygulamalarla gelirler artırılıyor. Böylece
akıllı şehirlerdeki bütçeler, şehre katma
değer sağlayacak daha farklı alanlar
için kullanılabiliyor. Yine bu çözümler
sayesinde vatandaşlar, daha iyi ve
güvenilir yaşam koşullarına kavuşuyor.
Netaş olarak müşterilerimize yeni nesil
teknolojilerle akıllı çözümler sunuyoruz.
Bunların başında; akıllı şehir, akıllı bina,
akıllı stadyum, akıllı felaket yönetimi,
akıllı e-devlet uygulamaları, akıllı ulaşım
çözümleri geliyor. Günümüzde, gelişen
teknolojilerle akıllı şebekeler yaratmak
için önemli çalışmalar gerçekleştiren
firmaların öncüleri arasında yer alan
Netaş, bu bağlamda birçok projeyi
hayata geçirdi. Bunların başında
Aydem Elektrik Dağıtım için geliştirilen
‘Otomatik Sayaç Okuma Sistemi’
geliyor. Proje kapsamında yaklaşık
Netaş Altyapı ve Otomasyon Çözümleri
Müdürü Savaş Erol Uzun
21 bin sayaç uzaktan okunabilirken,
aynı zamanda sayaçların takibi de
yapılabiliyor. Şebekede meydana
gelen herhangi bir arıza otomatik
olarak anında merkeze ulaşıyor ve
sorun en kısa sürede çözülüyor. Ertesi
gün ne kadar enerji satın alınması
gerektiğine yönelik ‘talep-tahmin’
çalışmaları, çok daha doğru ve etkin
planlanabiliyor. Tüketicilerin geçmişe
dönük enerji kullanımıyla ilgili detaylı
verilere sahip olunduğu için, ileriye
dönük tahmin ve planlamalar net
olarak yapılabiliyor. Yazılım, sayaçlar,
sayaç haberleşme üniteleri ve verilerin
toplandığı Felaket Kurtarma Merkezi
sisteminin tedariği, yine Netaş
tarafından gerçekleştiriliyor. Öte
yandan, Türkiye Futbol Federasyonu
ile gerçekleştirilen Türkiye’nin ilk Akıllı
Stadyum projesinde, 31 stadyumun
elektronik bilet altyapısı kurulumunu
gerçekleştirdik.
EKONOMİK FAYDA SAĞLANIRKEN
DOĞAYA KARŞI BİR SORUMLULUK
DA YERİNE GETİRİLİYOR
Türkiye ekonomik olarak büyürken
şehirleşme oranı da gittikçe
artıyor. Şehirleşme, sağladığı
önemli faydaların yanı sıra birçok
sorumluluğu da beraberinde
getiriyor. Bu anlamda akıllı şehir
uygulamaları, kısıtlı kaynakların
verimli kullanılmasını sağlamak için
teknoloji ve inovasyon temelinde
oluşturulan çözümlerin en
önemlilerinden biri olarak ortaya
çıkıyor. Akıllı şehirler, 21. yüzyıl
toplumlarına, hayatlarını daha
verimli ve daha kolay sürdürme
imkânı sağlıyor ve akıllı bir yaşamın
anahtarını sunuyor. Türk Telekom
Grubu olarak akıllı uygulamalarımızı
şehir hayatına taşıyarak, Türkiye’de
bir ilki gerçekleştirdik. Türkiye’nin
ilk bütünleşik ‘Akıllı KenTT’ projesini
Karaman’da hayata geçirdik. Proje
kapsamında Karaman’ın kablolu ve
kablosuz tüm iletişim altyapısını tek
bir noktada buluşturduk. Tüm verileri
ve kontrolü bu merkezde toplayarak
uçtan uca bütünleşik bir akıllı şehir
oluşturduk. Üstelik bunların büyük
bölümünü yerli Ar-Ge ile geliştirilen
yenilikçi çözümlerle gerçekleştirdik.
Türkiye’de hayat kalitesi ve
refah düzeyi daha yüksek bir
bilgi toplumunun kapılarını
açıyoruz
Akıllı KenTT uygulamalarımızla,
şehir hayatının düzenlenmesinde
farklı imkânlar sunuyoruz. Bu
imkânlarla güvenlik, verimlilik,
ekonomi, çevresel duyarlılık ve
yaşam kalitesi başlıkları altında
önemli kazanımlar ortaya çıkıyor.
Türk Telekom Strateji ve İş Geliştirme Genel
Müdür Yardımcısı Hakan Dursun
Enerji, bina, güvenlik, trafik, altyapı,
sağlık, yönetim, teknoloji ve Kent
Operasyon Merkezi’nden oluşan
sistemle emniyet, valilik, belediye,
ulusal ve uluslararası teknoloji
firmaları, üniversiteler ve sivil toplum
kuruluşları ilk defa bu kadar kapsamlı
bir platform etrafında buluşuyor.
Akıllı KenTT Karaman’da, elektriğin
ve suyun gerektiği kadar kullanılması,
vatandaşlarımızın altyapıdan trafiğe
kadar birçok hizmeti tek tuşla alarak
daha rahat, daha ekonomik bir
hayata kavuşması sağlanılıyor. Ayrıca
çevresel olarak da büyük kazançlar
elde ediliyor. Örneğin, Türkiye’nin
ilk akıllı şehri Karaman’da, sadece
sokak aydınlatmalarında elektrik
kaybı önlenerek her yıl yüzde 30’a
yakın tasarruf planlanıyor, bir yandan
ekonomik fayda sağlanırken, diğer
yandan doğaya karşı önemli bir
sorumluluk yerine getiriliyor.
HER BT ÇÖZÜMÜ, EKLENDİĞİ PLATFORMU DAHA AKILLI YAPAR MI?
SAP İş Geliştirme Müdürü
Deniz Eralp
Değişimin ilk zamanlarında,
teknolojinin tüm çözümlerini mevcut
kavrama adapte etmeye çalışıyoruz
ve hangi ek özelliklerin gerçekten
akıl kazandırdığı konusunda bir
kavram karmaşası olabiliyor. Örneğin,
elektronik postalarınıza erişebileceğiniz
bir ekran eklediğinizde buzdolabınız
‘akıllı buzdolabı’ olur mu? Her
BT çözümü, eklendiği platformu
daha akıllı yapar mı? Bu sorulara
vereceğimiz cevaplar tartışmaya
açık olsa da, BT sektörünün ‘akıllı X’
dönüşümlerini, yeni bir pazar açılımı
olarak görmekten öte, girdiği alanın
temel problemlerini adresleyecek bir
fırsat olarak değerlendirmesi gerektiği
aşikar. Akıllı şehirler için de durum
bu olmalı. Şehirlerin ekomomiye
katkılarını nasıl artırırız? Artık dünyada
yaşayan her iki kişiden birisi şehirde
yaşıyor. Artan bu şehirleşme oranıyla
sürdürülebilirliği nasıl sağlayabiliriz?
Şehrin fiziksel ve sosyal altyapısını
güçlendirmenin yolları nelerdir? Tüm
bu sorular, bir BT probleminden öte,
şehir ve bölge planlama alanında
akademik bir çalışmanın teması
olmaya daha yakın görünebilir.
Ancak günümüzde bilişimin konulara
artık yalnızca teknoloji bakış açısıyla
yaklaşma lüksü yok. BT sektörü,
girdiği her alanda temel problemlerin
aşılmasında bir kamu yöneticisi,
bir akademisyen gibi sorumluluk
almalıdır. Ve bu perspektifle; şehirlerin
ekomomik, sosyal ve kamusal
sorunları noktasından yola çıkıp
geliştireceğimiz BT çözümlerinün tümü
‘akıllı şehirler’ kavramının bir parçası
olarak görülebilir. Dolayısıyla ‘akıllı
şehirler’ kavramının sınırları çok geniş.
Bir çözümün ‘akıllı şehir çözümü’
olup olmadığı, teknolojik içeriğinin
ne olduğundan çok, şehirlere dair
reel bir sorunu hedef alarak geliştirilip
geliştirilmediğiyle belirlenebilir.
18
DOSYA
BThaber
AKILLI
ŞEHİRLER
23 - 29 MART
2015
AKILLI ŞEHİR;
İNSAN VE ALTYAPI ODAKLI
Microsoft İş Geliştirme
Yöneticisi Cenk Tuna
DOĞRU TEKNOLOJİLERLE GELECEĞİN
ŞEHİRLERİNDE KAOS OLMAYACAK
Büyük binalar ve kalabalık nüfus
gerçeğine karşı; geleceğin şehirleri,
teknolojiyle insan gücünün pozitif
düzlemde birleştiği, bu birleşme
sonucunda inovatif çözümlerin kolektif
olarak hayata geçirildiği yaşam alanları
şeklinde gerçekleştirilecek.
2050 yılında insanların yüzde 70’inin
şehirlerde yaşayacağını söylüyoruz.
Microsoft ‘Geleceğin Şehri’ temasıyla;
şehirlerin dönüşümünü, teknoloji
bazlı gelişimlerini ve hizmetlerin
daha verimli ulaşmasını sağlamaya
çalışıyoruz. Akıllı şehirler denince;
ulaşım, enerji kaynaklarının verimli
kullanımı, turizm – kültür, şehir
planlaması, kamu güvenliği ve adalet,
kamu hizmetlerinin verimliliği, eğitim
ve sağlık bileşenlerinin ön planda
olduğu bu hizmetler için çözümlerin
daha hızlı ve güvenli yollardan halka
ulaştırılması konularında teknolojinin
payının önemli olduğunu düşünüyoruz.
Bu hizmetler için teknolojinin
kullanımı; halkın hizmete ulaşmasını
kolaylaştırmakta ve daha yaşanabilir
planlı şehirler yaratmak için kamu
kaynaklarının etkin kullanımını
sağlamakta. Bileşenlerin her bir
tanesi için Microsoft olarak yetkin iş
ortağı ekosistemimiz ile ürettiğimiz
yazılımlar sayesinde yerel yönetimlere
destek vermekteyiz. Verilen hizmetler
bu bileşenlerin daha kolay ve hızlı
analiz edilmesini ve karar destek
süreçleri içinde çok hızlı aksiyonlara
dönüştürülebilmesini sağlamakta.
Hem bilişim alt yapısı olarak hem de
uygulama desteği olarak Microsoft
çözümlerini çeşitli yerel yönetimlerde
görmekteyiz.
Microsoft olarak hem dünyada
hem de Türkiye’de uygulanabilir ve
hayatı kolaylaştıran çözümlere imza
attık. Microsoft olarak verimli bilgi
işlem sistemlerinin yanında City Next Geleceğin Şehirleri temasıyla artık bir
yerel yönetimin karar verme sürecini
etkileyen ve de hizmet operasyonunu
iyileştiren Belediye Bilgi Sistemi,
Coğrafi Bilgi Sistemi, Elektronik Belge
Yönetim Sistemi ve Mobil sistemleri
için iş ortaklarımızla çözümler üreterek
destek oluyoruz. Bulut çözümleriyle
her yerden erişim sağlayarak
çalışanların sadece kurumlardan
hizmet vermesinin yerine bulundukları
yerlerden de hizmetin devamlılığını
sağlamalarını önemsiyor, bu konuda
çözümler sunuyoruz.
Şehirleşme; trafik, yapılaşma,
hava kirliliği, eğitim, sağlık,
güvenlik, iletişim ve altyapı gibi
birçok sorunu da beraberinde
getiriyor. Akıllı şehirler, güvenli
binalardan otomasyon destekli
enerji kaynaklarına, ulaşımdan kamu
güvenliğine kadar birçok fonksiyonu
barındıran insan ve altyapı odaklı
şehirlerdir. Akıllı şehirlerin gelecekte
ulaşacağı noktaya yönelik 4 adet
eğilim mevcut: Moore Yasası ile
ilişkili olan ‘Veri’, Metcalfe Yasası
ile ilişkili olan ‘Altyapı’, ‘Sensörler’
ve ‘Enerji’. Bu 4 unsurun her geçen
gün hayatımızda daha önemli bir rol
oynamasıyla beraber ‘Akıllı Devlet’,
‘Akıllı Eğitim’, ‘Akıllı Güvenlik’,
‘Akıllı Enerji’, ‘Akıllı Altyapı’, ‘Akıllı
Ulaşım’, ‘Akıllı Sağlık’, ‘Akıllı Bina’,
‘Akıllı Teknoloji’ olmak üzere 9 farklı
dikey segmentin ortaya çıktığını
gözlemliyoruz.
Şehir güvenliği alanında aktif
projelerimiz var
Ar-Ge yapılanmamızı ‘Akıllı
Şehir’, ‘Akıllı Devlet’ ve ‘Güvenli
Şehir’ temalarıyla paralel olarak
yürütüyoruz. Sistem bütünleştirmesi,
e-Kimlik ve biyometrik çözümler,
kent güvenlik sistemleri, coğrafi
bilgi sistemleri, büyük veri ve sosyal
medya analizlerine yönelik ürün
ve çözümlerimiz bu tema altında
şekillendirildi. SGK Biyometrik Kimlik
Doğrulama Sistemi kapsamında
geliştirdiğimiz BioPOS cihazı ile her
insana özgü olan parmak damar
izini tarayarak özel bir algoritma
ile şifreliyoruz. Bu sayede projenin
kimlik doğrulaması bölümüne
katkı sağlıyoruz. Şehir güvenliği
alanında da aktif projelerimiz
sürüyor. Türkiye’nin akıllı yazılımlarla
bütünleştirilmiş pek çok şehir
güvenlik projesinde yer aldık.
Proline Strateji ve İş Geliştirme Müdürü
Serhan Ünalan
Güvenlik kameraları, akıllı sensörler,
akıllı yazılımlar, biyometrik çözümler
ve sistemler ile şüpheli davranış
tespiti, trafik kazalarının önlenmesi,
suç teşebbüsü tespiti, güvenlik
ihlalleri ve hatalı uygulama tespitleri
gibi şehir güvenliğini tehlikeye sokan
pek çok unsurun kayda alınmasına
katkı sağlıyoruz. Tüm dünyada
yaygınlığı artan coğrafi bilgi sistemleri
alanındaysa 17. yüzyıl Osmanlı
bilgini Kâtip Çelebi’nin hatırasına
istinaden KTP adını verdiğimiz
çözümümüzü sunmaktayız. KTP;
mekânsal verilerin tek bir portal
üzerinden görüntülenebilmesine,
paylaşılabilmesine,
sorgulanabilmesine ve analizler
yapılabilmesine olanak sağlayarak
coğrafi bilgi sistemlerine dair temel
bilgisi bulunan herhangi bir sistem
kullanıcısının mekânsal analiz
çalışmalarına destek vermekte.
212 MİLYAR NESNE 19 TRİLYON DOLARLIK EKONOMİK DEĞERE ULAŞACAK
Cisco Türkiye Genel Müdür Yardımcısı
Işıl Hasdemir
Akıllı şehirler, milyonlarca sensörle
hemen her ‘şey’in bütünleştirildiği;
yaşam kalitesi, girişimcilik ve iş
imkânlarıyla ekonomik, sosyal ve
çevresel anlamda sürdürülebilirliğin
gelişmesini sağlıyor.
Dünya genelinde şehirlerin;
personel eksikliği, yetersiz eğitim ve
hesaplı sağlık hizmetleri ya da devlet
hizmetlerine erişim gibi alışılmadık
zorluklarla karşı karşıya olduğunu
görüyoruz. Özellikle masrafların arttığı
ve kaynakların azaldığı bir ortamda
geleneksel yöntemler bu zorlukları
aşmada yetersiz kalıyor. Geleneksel
yaklaşımda trafik yönetimi, güvenlik,
şehir aydınlatması, verimli araç park
yeri, atık yönetimi, enerji verimliliği
konularının her biri ayrı olarak ele
alınıyor. Bu yaklaşım, mükerrer
yatırım yapılmasına ve verimliliğin
kısıtlanmasına neden oluyor. Akıllı
şehirler, milyonlarca sensörle
hemen her ‘şey’ bütünleştirildiği;
yaşam kalitesi, girişimcilik ve iş
imkânlarıyla ekonomik, sosyal ve
çevresel anlamda sürdürülebilirliğin
gelişmesini sağlıyor. Akıllı Şehirleri,
vatandaşların ve işletmelerin
günlük hayatını kolaylaştırmak ve
sürdürülebilirliği desteklemek için fiber
optik ve kablosuz ağların gücünden
faydalanan farklı büyüklüklerdeki
yapılar olarak düşünebiliriz. Bu yapı
üzerinde; mobilite, güvenlik, bulut
bilişim, sanallaştırma, iş birliği ve
video dönüşümü gibi açık mimari
uygulamaları, teknoloji çözümleri, Akıllı
Şehirler’in yaratacağı etki yönetimin
de ötesinde hissedilecek. Devlet
daireleri gittikçe artan bir şekilde
bulut ve güvenliği kullanarak uzaktan
çalışmaya imkân tanıyacak. Eğitimciler
yeni kaynaklar ve daha yakın ilgi ile
eğitim fırsatlarını çeşitlendirebilecek.
Binalar daha gelişmiş tasarruf imkânları
ve çevresel sürdürülebilirlik için
izlenebilecek.
‘Her şeyin İnterneti’nin şehirler
üzerindeki etkisi artık bir teoriden
ibaret değil. Tüm dünyada ‘Akıllı
Şehirler’in yükselişine şimdiden şahit
oluyoruz. Dünyanın farklı yerlerindeki
‘Akıllı Şehirler’, şimdiden su tüketimini
yüzde 50 oranında azalttılar, enerji
tasarrufunu yüzde 30 artırdılar ve
trafiği yüzde 30 azalttılar.
20
DOSYA
BThaber
AKILLI
ŞEHİRLER
23 - 29 MART
2015
AKILLI ŞEHİRLER ANCAK FİBER
OPTİK ALTYAPI İLE MÜMKÜN
‘Akıllı Şehir’ kavramını şehir sakinleri
için günlük yaşamı, yerel ve merkezi
yönetimler için de yönetim sürecini
kolaylaştıracak, konforu, güvenliği,
verimliliği artıracak uygulamalar
bütünü olarak görebiliriz.
Teknolojinin günlük yaşamı
kolaylaştırma özelliğinin en somut ve
kapsamlı uygulamalarını akıllı şehir
ve akıllı evler için atılan adımlarda
görüyoruz. Bu tasarımın en önemli
unsurlarından biri güçlü altyapı, diğeri
ise bu altyapı üzerinde çalışacak
ürün ve hizmetler. Bu iki başlık
da birbirini destekleyen bir süreç
içerisinde gelişiyor. Uygulamalar ortaya
çıktıkça ve kullanıcı sayısı arttıkça,
bu uygulamaların oluşturduğu trafiği
destekleyecek altyapıya duyulan
ihtiyaç artıyor. Altyapı geliştikçe
daha kapsamlı ve verimli ürün ve
hizmetler geliştirilebiliyor. Bu tasarımın
hayatımıza somut yansımalarını;
sağlıktan eğitime, güvenlikten
çevre korumasına uzanan geniş bir
yelpazede görmek mümkün.
İş birliklerimizi
derinleştirmek istiyoruz
Turkcell Grubu olarak Türkiye’yi
iletişim teknolojilerinde dünya ligine
çıkaracak altyapı çalışmalarına ve
bu altyapı üzerinde çalışacak ürün
ve hizmetlere yatırım yapmak en
önemli önceliklerimiz arasında yer
alıyor. Turkcell Superonline’da fiber
yatırımlarına dünya ile aynı dönemde,
2008 yılında başladık. Bugüne
kadar 2,7 milyar TL’lik yatırımla,
2,1 milyon ev ve iş yerinin kapısına
kadar 1000 Mbps hızında internet
hizmetini ulaştırdık. Hâlihazırda 14
ilde evlerin kapısına kadar ulaşan
fiber ağımız ile belediyelerin altyapı
yatırımı yapmadan sayısal kentler
Turkcell Superonline Genel Müdürü
Murat Erkan
oluşturmasına imkân sağlıyoruz.
Bu kapsamda; İstanbul, Antalya,
Bursa, İzmir, Gaziantep, Adana gibi
şehirlerde belediyelerle iş birliklerimiz
mevcut. Bu iş birliklerini derinleştirmek
ve yeni şehirlerde de benzer iş
birliklerine gitmek için çalışmalarımızı
sürdürüyoruz. 2020 yılına gelindiğinde
internete bağlı cihazların sayısının 50
milyarı bulması; 4 kişilik bir ailenin
evinde 50 tane cihazın birbiriyle
konuşması bekleniyor. Böyle bir
durumda oluşacak muazzam veriyi
taşıyacak altyapı da yine fiber optik
altyapı olacaktır. Fiber altyapı hem
sabit tarafta hem de bu yıl içerisinde
ülkemizde hizmete girmesi beklenen
4G ile mobil tarafta çok önemli
role sahip. Bu yüzden bu alanda
yatırımlarımıza aynı hızla devam
ediyoruz. Geleceğin akıllı şehirlerde
olduğunu; akıllı şehirlerin gerçek
anlamda hayata geçirilebilmesinin de
ancak fiber optik altyapılarla mümkün
olacağını her fırsatta vurguluyoruz.
İNSAN HAYATINDAKİ
KARMAŞA AZALACAK
Gelecekte daha da artması öngörülen
şehir nüfusu göz önüne alındığında,
akıllı şehir çözümlerinin yaşam ve iş
alanlarında, enerji, elektronik ve sosyal
ağlarda uygulanmasıyla oluşabilecek
problemlerin maksimum düzeyde bertaraf
edildiği, güvenlik açıklarının oldukça
azaltıldığı bir ortam gerçekleşebilecek.
Çoğumuzun bilim kurgu filmlerinden
anımsayacağı gibi geçmişte ‘hayal’ olarak
nitelendirilen birçok şey gelişen teknoloji
sayesinde gerçeğe dönüşmüştür. Bu
yüzden de ‘gelecekteki şehirler’ dendiği
zaman akıllara sadece uçan arabalar
ve kapsüllere sığdırılmış gıdalar değil,
bunlardan farklı olarak artması beklenen
nüfusa rağmen karmaşanın değil
huzurun, refahın, verimliliğin, yaşam
kolaylığının hakim olduğu, maksimum
düzeyde tasarrufun sağlandığı şehirler
gelmelidir. Fakat artan nüfusa ve bu
nüfusun artan ve her gün değişen
ihtiyaçlarına yönelik planlamalar
yapılmazsa gelecekteki şehirler daha da
karmaşaya itilecektir. Akıllı Şehirler (Smart
Cities) kavramı; Akıllı Binalar (Smart
Buildings), Akıllı Enerji (Smart Energy)
gibi ana başlıklarını içinde barındırır. Akıllı
şehirlerin en önemli unsurlarından biri
de; güvenliğe getirilen farklı yaklaşımdır.
İnsanların kopyalanamayan ve eşsiz
nitelikteki özelliklerini temel alan
biyometri bilimi; akıllı güvenlik çözümleri
alanında yüksek bir gelişim göstererek
toplumları yepyeni çözümlerle tanıştırdı.
Gelişim kaydeden bir başka alan da
çevre gözlemlemedir. Potansiyel tehdit
unsurlarının fotoğrafını çekmek için
kullanılan, akıllı ve kablosuz sensörlerden
oluşan kriptolu haberleşme ağ
altyapısında, çalışan bütünleşik sistemler
bu alanda fark yaratmakta. Sistemdeki
sensörler, hareket, nem, sıcaklık gibi
farklı tipteki bilgileri kaydedip tarih
ve saat bilgileri her bir bilgi parçasına
Ölçsan Yönetim Kurulu Başkanı ve
Genel Müdürü Burak Sondal
eklenmekte. Sürekli işlevsel olan bu
sistemler sınır gözetleme sistemlerinde,
kritik altyapı içeren petrol ve gaz üretim/
dağıtım, nükleer ve endüstriyel tesislerde,
alan ve tesis güvenliği konularında
kullanılmakta.
Ölçsan olarak kamu, finans,
telekomünikasyon, ulaşım, sağlık, enerji
ve savunma sektörlerinde kullanılan
uçtan uca güvenlik, biyometrik
doğrulama, akıllı kartlar, terminaller ve
uygulamalardan oluşan portföyümüz,
‘Akıllı Şehirler’ kapsamında önemli
çözümler sağlamakta. ‘Akıllı Şehir’ başlığı
altında, güvenlik ve gerçek zamanlı
interaktif ve adaptif teknolojileri göz
önünde bulundurarak, Avrupa’nın önde
gelen iş ortaklarıyla birlikte koordineli
çözümler geliştirmekteyiz. Bu kapsamda
Avrupa Birliği tarafından, 2014 Horizon
2020 proje görevleri arasında onlarca
proje arasından titizlikle seçilmiş olan
‘REMOURBAN under SCC1 call in
Horizon 2020’ projesinin Türkiye’de ana
yüklenicileri arasında yer almaktayız.
HAYATLARIN KAYBOLMADIĞI ŞEHİRLER ‘AKILLI’ OLABİLİR
Ekin Technology Yönetim Kurulu Başkanı
Akif Ekin
Şehirleşmenin; trafikten altyapı
sistemlerine, yerleşim alanlarından
alışveriş merkezlerine kadar bir plan
içerisinde sağlanması gerekiyor.
“ ‘Akıllı Şehir’ kavramından ne
anlamalıyız? ‘Akıllı Şehir’ tasarımının
bileşenleri neler olmalı? Bu tasarımda
BT’den ne şekilde yararlanmalıyız?”
sorularına yanıt vermek için
öncelikli olarak ‘akıl’ ve ‘şehir’
kelimelerini tanımlamamız gerekiyor.
Akıllı olabilmek için, insanda da
olduğu gibi tüm bilgilerin beyinde
toplanıp bu bilgiler sayesinde anlık
kararlar verebilecek ve geleceği
yönlendirebilecek özelliğe sahip
olmalısınız. Bir şehrin akıllı olabilmesi
için şehirde yaşayan insanların hayatını
kolaylaştıran, can ve mal güvenliğini
sağlayarak huzur veren, geleceğini
korumak için kaynak kullanımını
optimize eden ve çevreye verilen
zararları en aza indiren sistemler
olmalı. Şehirler, insanlardan, insanların
bulunduğu ev, iş yeri, alış-veriş, eğlence
ve dinlenme mekânlarından oluşmakta.
Şehir insanı bir yere ulaşmak için
değişen taşıma vasıtaları kullanarak
zamanının çoğunu trafikte harcıyor.
Akıllı trafik sistemleri akıllı
şehirlerin olmazsa olmazı
Günümüzde şehir hayatının hızı
ve artan nüfusu, hepimizi yoğun
trafikle baş başa bırakıyor. Trafik
gündelik yaşantımızda zamanın büyük
bir bölümünü kaybetmemize sebep
oluyor. Üstelik trafik akışı güvenlik
açısından da büyük önem taşıyor.
Trafik ihlallerinin azalmasına paralel
olarak kaza oranlarında da düşüş
görülüyor. Ancak trafik akışının
düzenli ve güvenli olduğu, zamanların
ve her şeyden önemlisi hayatların
kaybolmadığı şehirler akıllı olabilirler.
Bu vizyonla, ölüm ve yaralanmaların en
önemli sebebi olan trafik kazalarının
azaltılmasının akıllı şehirlerin ilk şartı,
dolayısıyla da akıllı trafik sistemlerini
akıllı şehirlerin olmazsa olmazı olarak
görüyoruz. Akıllı trafik sistemleri,
düzenli ve güvenli trafik akışı, seyahat
sürelerinin kısalması ve bu sayede
bireyler için zaman tasarrufu sağlıyor.
Trafikte daha az zamanın geçmesi de
yakıt tasarrufu demek oluyor. Yakıt
tasarrufu ayrıca konunun ekonomik
boyutunu da gözler önüne seriyor.
Üstelik akıllı trafik sistemleri trafikte
kalınan süreyi azaltması sayesinde,
yakıt tüketimine paralel olarak karbon
salımının azalması ve daha temiz bir
çevre oluşmasına olanak sağlıyor.
22
DOSYA
BThaber
AKILLI
ŞEHİRLER
23 - 29 MART
2015
ŞEHRİN AKILLANMASI YETERLİ DEĞİL,
İNSANCIL BÜYÜMESİ GEREKİYOR
Bu satırları okuyacak herkes şehirde
yaşamaktadır. Atacağımız her adım,
alacağımız her karar, yapacağımız her
aksiyon şehre şekil verecektir. Bundan
dolayı herkes bilinçlenmelidir, herkes
sorumluluk üstlenmelidir, herkes
yarınların daha güzel olmasına katkıda
bulunmalıdır.
Şehrin geleceğine genel olarak
bakarsak, akıl önemli ama yegâne unsur
değildir. Akıllı şehirler, yoğun olarak
teknoloji kullanan, özellikle sayısal
teknolojiler kullanan ve bunlarla çok
miktarda veri üreten, bunları analiz
ederek değer üreten şehirlerdir. Bu
model hızlıca yaygınlaşmakta. Zira
şehirlerin akıllanması pek çok sebepten
ötürü yararlıdır. Güvenlik artacaktır,
ekonomi büyüyecektir, tasarruf imkanları
tespit edilecektir, enerji tasarrufu
sağlanacaktır, yaşam kalitesine olumlu
katkıda bulunulacaktır. Şehirler büyümeye
devam edecektir. Çünkü şehirler çekim
merkezidir. İş, aş, kültür, sanat, eğitim,
sağlık, sosyal çevre ve daha pek çok
boyut bakımından çeşitlilik sunmaktadır.
Şehrin sadece akıllanması yeterli
değildir. Aynı zamanda sağlıklı büyümesi
gerekmektedir, insancıl büyümesi
gerekmektedir, çevreyle uyumlu büyümesi
gerekmektedir. Veri, akıl ve teknoloji
buna çok büyük katkıda bulunacaktır.
Ama yeterli değildir. Adalet, tabiatla
uyum, insan odaklı tasarım, şeffaflık, yeni
yönetim şekilleri ve her konuda daha
sağduyulu davranılması elzemdir.
İnsanların şehir konusunda
bilinçlenmeleri için çalışıyoruz
Bu satırları okuyacak herkes şehirde
yaşamaktadır. Herkes şehir yaşamına
katkıda bulunmaktadır, aynı zamanda
ona maruz kalmaktadır. Atacağımız her
adım, alacağımız her karar, yapacağımız
her aksiyon şehre şekil verecektir.
Bundan dolayı herkes bilinçlenmelidir,
herkes sorumluluk üstlenmelidir, herkes
yarınların daha güzel olmasına katkıda
Gelecekhane Kurucusu – Fütürist Halil Aksu
bulunmalıdır. Biz Gelecekhane olarak
bir düşünce kuruluşuyuz. Şehirde
yaşadığımız için, şehirde yaşamaya devam
edeceğimiz için, şehirleşme eğilimini çok
yakından takip ediyoruz, inceliyoruz.
12 Mart tarihinde Şehir 2.0 başlıklı bir
etkinlik düzenledik. Biz insanların şehir
konusunda bilinçlenmesi için çalışıyoruz.
Kurumların bu eğilimlerden nasıl
etkileneceklerini ve bu eğilimlerin ne
tür fırsat veya tehditler barındırdıklarını
inceliyor ve aktarıyoruz. Çalıştaylar,
seminerler ve danışmanlık hizmetleri ile
özel ve kamu alanındaki kurumlarla çok
yakından çalışıyoruz.
Türkiye toplam geliri bakımından
dünyanın 17. ekonomisi durumunda.
Gelişmişlik seviyesi bununla doğru
orantılı. Şehirlerimizin çoğunda ulaşım,
çevre düzenlemeleri, yapılaşma, yerel
yönetim gayet iyi çalışmakta. Akıllı şehir
teknolojileri hızlıca yaygınlaşmakta.
Vatandaşların mobil cihaz kullanmaları
ve sürekli yeni hizmetler konusunda
talepkar olmalarından ötürü ve yerli
yabancı kurumların bu alana yatırım
yapmaları nedeniyle, şehirlerimiz hızlıca
gelişmekte. Ama daha yapılacak çok iş
var. Eşyaların interneti, büyük veri, açık
veri, oyunlaştırma, şehirlerin yeşillenmesi,
daha insancıl iş modelleri, yönetim
modelleri ve insan odaklı tasarımlar daha
yeni başlamakta.
İZMİR ARTIK ÇOK DAHA GÜVENLİ
İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün
Komuta Kontrol Merkezi, Acil
Durum Yazılımları ve 15 farklı
uygulama bütünleştirilerek kullanıma
hazır hale getirildi.
İzmir Valiliği ve İl Emniyet
Müdürlüğü, tümüyle bütünleşik bir
Kent Güvenlik Yönetim Sistemi ile
İzmir’de yaşayan 4 milyonu aşkın
sakininin güvenliği için önemli
bir adım attı. Şehir çapında 150
noktada izleme, 155 acil çağrı
yönetimi, kamu kurumları ile
bütünleştirme gibi farklı yapıları tek
çatı altında toplayarak yöneten acil
durum müdahale sistemini hayata
geçirdi. 2012 yılında Atos olarak
başlattığımız pilot uygulamayla;
projede 2013 yılında 1.9 dakika
olan olaya müdahale tepki
süresi, 2014 yılında 1.6 dakikaya
indi. Atos’un kurduğu sistem
ve iş süreçlerindeki geliştirmeler
sayesinde, sadece Türkiye’de değil,
Avrupa’daki benzerleri arasında en
gelişmiş sistemlerden biri İzmir’e
kazandırılmış oldu.
Emniyet birimlerinin olaylara
müdahale ve operasyon
yetkinlikleri önemli ölçüde
artıyor
Atos, öncelikle 245 komuta
ve kontrol merkezi çalışanının
kullanımına sunulmak üzere, acil
durum müdahale yeteneği, taktik
ve stratejik açıdan geliştirilmiş bir
sistem hazırladı. Komuta kontrol
yazılımı, kendisine bağlı tüm
bütünleşik uygulamalardan eş
zamanlı Coğrafi Veri Sistemi, araç
lokasyonları, gelen telefonların
adres veya lokasyon bilgileri, 112
sistemi ile bütünleştirme gibi tüm
verileri derleyerek yöneticilerin
önüne eş zamanlı olarak getiriyor.
Bu sayede Emniyet birimlerinin
olaylara müdahale ve operasyon
yetkinliklerini önemli ölçüde
arttırıyor. İzmir ilinde KGYS projesi
kapsamında Atos tarafından
döşenen 180 km fiber optik
kablo, kurulan 16 pop noktası
üzerinden, 150 izleme ve plaka
tanıma direğindeki görüntüler
geniş bantla Komuta Merkezi’ne
taşınıyor. Devreye girdiği günden bu
yana İzmir KGYS’de, 485 milyonun
üzerinde aracın kaydı ve fotoğrafları
sistemde kayıpsız olarak arşivlendi.
Bunun dışında, hem İzmir özelinde,
hem de ülke çapında aranan araçlar,
farklı önceliklendirmelerle birlikte
takip edilmeye ve gerektiğinde,
müdahale için istenilen birimlere
anlık bildirimde bulunmaya başlandı.
Araç tanıma kameralarından
gelen verilerin, komuta merkeziyle
anında paylaşılması için geliştirilen
uygulama sayesinde, kara listeye
alınmış araçların tespitinin ardından
hızlı müdahale imkânı sağlandı.
Artık tespit edilen araçların konum
bilgileri, anında sahadaki görevli
Atos Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve
CEO’su Orhan Akbulut
birimlerle paylaşılıyor; üstelik 300
polis aracının konum bilgileri komuta
merkezi tarafından takip edildiği için,
tespit edilen araca en yakın güvenlik
birimi olay yerine yönlendiriliyor.
Acil durum merkezine gelen
çağrılara hızlı müdahale için de
çözümler geliştirildi. İzmir İl Emniyet
Müdürlüğü de İzmir Emniyeti’nin
değişen teknolojik yüzüyle ilgili
şunları kaydediyor: “Artık tüm
bileşenler birbiriyle haberleşebiliyor.
Bu sayede şehir sakinlerimizin
yaşamlarını etkileyen güvenlik
sorunlarının tümüne çok daha kısa
sürede çözüm sunabiliyor, İzmir’i
çok daha güvenli bir yer yapıyoruz.
Artık tamamen btünleşik, kamusal
güvenlik tehditlerine daha hızlı
müdahale etmemizi sağlayan ve
dolayısıyla halkın bize güvenini
arttıran bir güvenlik ve acil durum
müdahale sistemimiz var.”
İzmir Emniyeti acil durum
çağrılarına daha etkin
müdahalede bulunuyor
İzmir’de kurduğumuz yüksek
teknoloji ve yedekli altyapı sayesinde
bugüne kadar geçen 30 aylık sürede
3 milyonun üzerinde ihbara ve 1.6
milyon çağrıya, hiç kayıpsız ve en
kısa sürede müdahale edilmesini
sağladık. Olayın 155’in aranarak
başlama sürecinden, kamera
kayıtlarından delillendirilmesi,
istatistiklerin raporlanması ve
önleyici tedbirlerin alınmasına kadar
süreçleri kapsayan Atos çözümleri,
İzmir Emniyeti’nin kullanımına
sunuldu. İzmir Emniyet Müdürlüğü
ile yaptığımız bu verimli iş birliği
sayesinde Türkiye’nin en büyük
kentlerinden biri olan İzmir’in
güvenliğine katkı sağlıyor olmak
bizi çok mutlu ediyor. Atos, İzmir
Emniyet Müdürlüğü’nün Komuta
Kontrol Merkezi’ni, Acil Durum
Yazılımları ve 15 farklı uygulamayı
bütünleştirerek kullanıma hazır hale
getirdi. Böylece İzmir Emniyeti acil
durum çağrılarına artık yüzde 30
daha hızlı yanıt veriyor, daha etkin
müdahalede bulunuyor.
BThaber
AKILLI
ŞEHİRLER
23 - 29 MART
2015
DOSYA
23
BÜTÜNCÜL BİR YOL HARİTASI BELİRLENMELİ
‘Akıllı Şehir’ kavramını; içinde yaşamını
sürdüren insanların ihtiyaçlarının
düşünülerek yaşam kalitesinin bilgi ve
iletişim teknolojilerinden faydalanılarak
planlandığı yaşam alanı olarak
açıklayabiliriz. Gelişmiş toplumlarda
kentleşme ve şehirleşme oranları gün
geçtikçe artıyor. Öyle ki, tarımla uğraşmayı
ve kırsal kesimde yaşamayı seçen
insanların yaşadıkları yerleşim alanlarında
dahi, ‘kentleşme’ ve ‘şehirleşme’
kavramlarının kapsamında kalabilecek
talepler ve ihtiyaçlar da oluşmakta.
Ancak genel anlamda göç gibi önemli
bir parametre nedeniyle şehirlerde ve
kentlerde nüfus, bu bölgelerde insan
ihtiyaçları ve talepleriyle de doğru orantılı
olarak artıyor. Bu talep ve ihtiyaçlar,
hangi hizmet sektörüyle ilgili olursa
olsun, bilgi çağında, daha çok bilgi ve
iletişim teknolojileri eksenli olmakta. Bu
ise insanların her bir yaşam evresinde
olanaklarından faydalandığı ve yaşam
kalitesini artırmanın önemli bir aracı olarak
gördüğü ‘Akıllı Şehir’lerin oluşumuna ait
talebi ve ihtiyacı teşvik etmekte.
Akıllı sistemlerin
bütünleştirilmesi için tüm
sektör paydaşları koordineli
olarak çalışmalı
Dünyada, yönetimler modern şehir
plancılığında ve kent yaşamında,
doğal örtüyü bozmadan, çevreye de
önem vererek, akıllı şehir kavramına
uygun planlamalar yapmakta. Akıllı
şehirler planlanırken nüfus artışı da
göz önünde bulundurularak ulaşım,
enerji, su, sağlık, çevre ve güvenlik
alanlarında da iyi bir planlama yapılması
gerekmekte. Karşılaşılan sorunlara
çözümler üretebilmek için şehirlerin yeni
teknolojileri kullanarak ulaşım, su, enerji,
iletişim gibi ana sistemlerini ‘akıllı’ hale
dönüştürerek kısıtlı kaynaklarını en verimli
biçimde kullanmaları sağlanmış olacak.
Bilgi ve iletişim teknolojileri, şehirlerde
karşılaşılan yukarıda bahsedilen hizmet
alanlarında kalitenin artırılması, ortaya
çıkan sorunların kısa sürede çözülmesi,
sunulan kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi
ve nihayetinde de vatandaşların yaşam
kalitelerinin artırılması yönünde katkı
Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanlığı, Haberleşme
Genel Müdürü Mustafa Koç
sağlanması amacıyla kullanılmakta.
Son yıllarda akıllı ulaşım alanında
Bakanlığımızca da çalışmalara hız verildi
ve bu kapsamda Ulusal Ulaştırma Portalı
(UUP) 2012 yılında devreye alındı. Yerel
yönetimlerin bu konuda ileriye yönelik
planlama, koordinasyon, iş birliği ve bilgi
paylaşımında bulunmaları sürdürülebilirliği
sağlayacak. Ayrıca diğer sistemlerle akıllı
sistemlerin bütünleştirmesinin sağlanması
için tüm sektör paydaşlarının koordine
halinde çalışması gerekiyor.
Bugün itibarıyla fiber kablo
uzunluğu 250 bin km’ye
yaklaştı
Akıllı şehirlerde birçok hizmetin
vatandaşa sunulması konusunda
genişbant internet altyapısına ihtiyaç
olacak. Bakanlığımızca bu konuda
genişbant internet erişiminin artırılmasına
yönelik 11. Ulaştırma, Haberleşme ve
Denizcilik Şurası’nda da ileriye yönelik
sürdürülebilir hedefler belirlenip bu
hedeflere ulaşılabilmesi için gerekli
çalışmalar yapılmakta. Yine bu amaca
yönelik olarak fiber optik altyapının
artırılmasına yönelik politikalar ve
stratejiler belirlendi ve çalışmalar devam
ediyor. Bugün itibarıyla genişbant
internet kullanıcı sayısı 40 milyonu
geçti, fiber kablo uzunluğu ise 250 bin
km’ye yaklaştı. Genişbant altyapının
geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını iki
farklı teknolojik altyapıyla eşzamanlı
olarak sürdürmekteyiz. Bunlardan
birisi fiber, diğeri ise kablosuz mobil
altyapılardır. Önümüzdeki birkaç
ay içerisinde halihazırda 3G olarak
adlandırılan kablosuz geniş bant erişim
altyapısından 4G altyapısına geçeceğiz.
Buradaki amacımız; 3G’ye oranla daha
fazla ‘download’ ve ‘upload’ kapasitesine
ve hızına sahip altyapının ülkemizin
her köşesine yaygınlaştırmak. Mobil
altyapılardaki bu veri artış miktarının
ihtiyaç duyacağı sabit altyapıyı da; fiber
altyapıların kurulumlarını hızlandırarak
karşılamayı hedefledik. Bu amaçla, fiber
altyapı yatırımlarının kolaylaştırılması ve
yatırım ortamının iyileştirilmesi için geçiş
hakkı ve tesislerin paylaşımına yönelik
düzenlemeler yaptık. Şimdi benzer
düzenlemeyi baz istasyon kurulumlarına
bir usul-esas getirmek, belediyelerin ve
vatandaşların talep ve görüşlerini dikkate
alarak işletmecilerin yatırımlarının önünü
açmak, işletmeci yatırımlarıyla vatandaş
taleplerini dengeli bir şekilde karşılamak
amacıyla mobil sektör için de yapacağız.
Bunun için de baz istasyon kurulumunda
uyulacak usul esaslar ve ücretlere yönelik
düzenleme yapacağız.
Finansman, standartlara
uyumluluk ve bütünleştirme
gibi önemli sorunlar ortaya
çıkıyor
Türkiye’de ‘Akıllı Şehir’ yolunda
çözümler, özellikle nüfusun yaklaşık
olarak yüzde 20’sini barındıran İstanbul’da
hayata geçirilmeye başlandı. İstanbul
dışında; Konya, İzmir, Kocaeli, Eskişehir,
Antalya, Ankara, Bursa, Gaziantep,
Manisa gibi diğer başka şehirlerimizde
de genelde kentsel hizmetler, ulaşım
ve su hizmetleri alanlarında akıllı kent
uygulamalarının hayata geçirildiği
örnek projeler görülmekte. Akıllı şehir
çözümleri hayata geçirilirken finansman,
standartlara uyumluluk ve bütünleştirme
gibi önemli sorunlar ortaya çıkıyor. Akıllı
kent teknolojilerinin çoğu, şebekeler
üzerinden hassas verilerin toplanarak
bir merkeze aktarılmasına dayanmakta.
Bu verilere ilişkin güvenlik konuları
ilgili sektörler tarafından mutlaka göz
önünde bulundurulmalı. Akıllı şehir
planlamasında karşılaşılacak sorunları
en aza indirmek için bütüncül bir yol
haritası belirlenmeli. ‘Akıllı Şehirler’
ile insan, cihaz, altyapı ve merkez
arasında çok yönlü ve sürdürülebilir veri
iletişimi sağlanırken sistemin avantajı
olarak; güvenliğin sağlanması, iletişimin
artırılması, zamandan tasarruf edilmesi,
enerji verimliliğinin sağlanarak çevreye
verilen zararın azaltılması sayılabilir.
Akıllı şehirlerdeki uygulamaların daha
da artması amacıyla mobil altyapılar
üzerinden sunulan ve Makine-Makine
iletişimi olarak da adlandırılan M2M
(Machine-to-Machine) teknik altyapısının
da önemli bir katkı sağlayacağını
öngörmekteyiz. Bu teknolojinin de
hizmet sektörlerinin sorumlu kurum ve
kuruluşları tarafından önümüzdeki süreçte
daha fazla talep edileceğini düşünerek
Bakanlık olarak, işletmecilerce kurulacak
altyapıları buna göre yönlendirmekteyiz.
Dünyada da; Tokyo, Viyana, Toronto,
Londra, Barselona, Amsterdam gibi
şehirlerde, yaşam kalitesi, çevre ve bilişim
teknolojilerinin akıllı kullanımı gibi çeşitli
kriterler dikkate alınarak ‘Akıllı Şehir’
uygulamalarında öncelikli olarak düşük
karbon tüketimi, bisiklet kullanımı için
akıllı yollar, enerji kullanımı tasarrufu,
trafik sıkışıklığının giderilmesi, ulaşım
kolaylığının sağlanmasına yönelik
çalışmalar yapıldığı bilinmekte. Özetle;
‘Akıllı Şehirler’in oluşumu esasen bir çok
paydaşı olan ve her paydaşın da aynı
hedef doğrultusunda eşzamanlı olarak
gayret göstermesi gereken bir alan
ve bu konuda ülkemizde son yıllarda
önemli gelişmeler olmakta. Bu da bizi
daha da cesaretlendirirken ülkemiz ve
vatandaşımız için daha fazla gayretle
çalışmaya teşvik etmekte. Kurum ve
kuruluşlarımızın vatandaş odaklı, merkeze
insanı alan ve çevreye duyarlı politikaları
çerçevesinde gerçekleştireceğimiz
faaliyetlerimizle birlikte, bu alanda
daha büyük gelişmelerin olacağını
düşünüyoruz.
24
DOSYA
BThaber
AKILLI
ŞEHİRLER
23 - 29 MART
2015
AKILLI ŞEBEKELER,
AKILLI ŞEHİRLERE GİDEN YOLDA
ÖNEMLİ BİR ADIM
Vodafone, 20 yıllık küresel tecrübesiyle
dünyanın öncü makineler arası iletişim
şirketlerinden biri olarak faaliyet
gösteriyor. Şu anda dünya çapında
44 ülkede, 20 milyonu aşkın M2M
abonemiz bulunuyor. Otomotivden
hızlı tüketim mallarına, sağlıktan
sigorta sektörüne birçok alanda M2M
çözümlerimiz mevcut. M2M’deki
uzmanlığımızla Enerji Veri Yönetimi
Çözümleri’ni (EDM) geliştirdik. Yurt
dışında uyguladığımız projelerde EDM’in
yüzde 40’a varan enerji tasarrufu,
yüzde 30’a varan fatura avantajı ve
yüzde 25’e varan karbon salımı düşüşü
sağladığını gördük. Bu çözümümüzü
Türkiye’de enerji verimliliğinin artışı ve
daha sürdürülebilir, daha çevreci bir
enerji yönetimi için hizmete sunuyoruz.
Amacımız, enerji üretimi, dağıtımı ve
tüketiminde verimlilik artışı sağlayarak
kurumların rekabetçiliğinin yükselmesine
katkı sağlamak. Ayrıca işletmelere
maliyet avantajı sunuyoruz. Vodafone
Türkiye’nin sunduğu enerji yönetimi ve
sayaç takip çözümleri kapsamında enerji
dağıtım sistemlerinde kullanılan cihazlara
uzaktan erişilerek anlık ölçüm ve arıza
tespiti yapılarak tasarruf sağlanabiliyor.
Akıllı şebekeler, akıllı şehirlere giden
yolda enerji verimliliği anlamında
önemli bir adım. Fakat tek başına
yeterli değil. Akıllı şehir çözümlerimizle
otobüslerden otomatlara,
asansörlerden bina aydınlatma ve
havalandırma sistemlerine, belediyecilik
uygulamalarından güvenlik sistemlerine
kadar uzaktan kontrol edilebilen cihaz
ve sistem ile akıllı şehirlerin temelleri
atılıyor. Biz Vodafone Türkiye olarak bu
çözümleri sunabiliyoruz. Enerji açısından
Türkiye dünyanın en çok elektrik enerjisi
tüketen 22’nci ülkesi konumunda. Yılda
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan
Yardımcısı Engin Aksoy
119,5 milyon ton petrole eşdeğer enerji
tüketiyoruz. Avrupa’nın 6’ncı büyük
enerji piyasasıyız. Ülkemizde elektrik
talep artışının 2014-2024 yılları arasında
yıllık yaklaşık yüzde 6,5-7,5 civarında
olacağı hesaplanıyor. Bu oranla Türkiye,
elektrik tüketim talep artışında dünyada
Çin’den sonra ikinci sırada. Bu oran
Avrupa’da sadece yüzde 1,6. Elektrik
şebekelerimizde kayıp kaçak elektrik
oranı yüzde15. Enerji maliyetlerini
düşürmek ve verimli enerji politikaları
için akıllı şebeke sistemleri kaçınılmaz.
Vodafone Grubu; enerji verimliliğinde
İngiltere ve Hollanda’da iki başarılı
projeyle akıllı şebekeler alanında küresel
olarak rüştünü ispatlamış durumda.
Vodafone İngiltere’nin hayata geçirdiği
proje 53 milyon elektrik ve doğalgaz
sayacını akıllı sayaca dönüştürdü.
Vodafone Hollanda’nın Amsterdam
Smart City projesi ise sadece akıllı enerji
verimliliğini değil karbon emisyonunu
yüzde 5 azaltmayı başaran trafik
projesini de içinde barındırıyor.
‘AKILLI ŞEHİRLER’
PEK ÇOK ENDÜSTRİYİ İÇEREN
ŞEMSİYE BİR KAVRAM
‘Akıllı Şehir’; vatandaşlarına
sürdürülebilir, refah seviyesi
yüksek ve katılımcı bir gelecek
sunmak için etkin olarak
bütünleştirilmiş sayısal ve beşeri
sistemlerden oluşuyor. Pek çok
endüstriyi içeren ‘Akıllı Şehirler’,
bir şemsiye kavram olup ‘BİT’
(Bilgi ve İletişim Teknolojileri),
‘Enerji’, ‘Ulaşım’, ‘Eğitim’,
‘Sağlık’, ‘Çevre’, ‘Mimarlık’,
‘Şehir Bölge Planlama’ ve ‘Finans’
gibi sektörleri kapsıyor. BİT’in
bu sektörleri bir araya getiren,
katma değerli ve bütünleşik
‘Akıllı Şehirler’ çözümleri
oluşturulmasında katalizör rolü
oynayan çok önemli bir yapı taşı
olduğuna inanıyoruz.
NOVUSENS İnovasyon ve
Girişimcilik Enstitüsü olarak,
4 Şubat 2014 tarihinde ‘Akıllı
Şehirler Enstitüsü’nü kurduk
(www.akillisehirenstitusu.com).
Bir ‘Think Tank’, aynı zamanda
‘Do Tank’ olan ‘Akıllı Şehirler
Enstitüsü’ olarak vizyonumuz;
‘İnovasyon ve Girişimcilik’
kapasitesini ‘Akıllı Şehirler’
bağlamında geliştirerek, şehirlerin
ve bölgelerin ekonomik ve sosyal
refah düzeyinin artırılmasına,
kamu, özel sektör iş birliği
modelini (PPP – Public Private
Partnership) uygulayarak ülke
çapında katkıda bulunmak. ‘BİT’,
‘Enerji’, ‘Ulaşım’, ‘Eğitim’, ‘Sağlık’,
‘Çevre’, ‘Mimarlık’, ‘Şehir Bölge
Planlama’ ve ‘Finans’ sektörlerini
kapsayan Enstitü’müz şu
faaliyetleri yürütüyor: Kamu, özel
sektör, üniversiteler, Sivil Toplum
Kuruluşları ve KOBİ’lerle iş birliği
NOVUSENS İnovasyon ve Girişimcilik
Enstitüsü Kurucu Ortağı Berrin Benli
ve ‘Akıllı Şehirler’ eko-sistemini
geliştirmek / Yerel ve küresel
stratejik iş ortaklıkları geliştirmek
/ Politika hazırlama çalışmalarına
katkıda bulunmak / Stratejik
araştırma projeleri uygulamak
ve yayınlamak / Profesyonel
danışmanlık hizmetleri kapsamında
endüstri odaklı çözümler
tasarlamak ve uygulamak /
‘Kavram Sınama’ projeleri /
Uygulama öncesi pilot projeler /
Büyük ölçekli uygulama projeleri
/ Konu bazlı düzenli etkinlikler
ve farkındalık yaratma faaliyetleri
düzenlemek. H2020 kapsamındaki
‘Akıllı Şehirler’ projeleri üzerinde
aktif çalışan Enstitü’müz, Hollanda
ve İspanya gibi, bu konuda
örnek uygulamalar geliştirmiş
ve inovasyonu önceliklendirmiş
ülkelerle yakın çalışmakta.
Enstitü’müz, yurt dışı ve yurt içi iş
birliklerini artırarak çalışmalarına
devam ediyor.
BThaber
AKILLI
ŞEHİRLER
23 - 29 MART
2015
DOSYA
25
BT, AKILLI KENTLERİN
TAM MERKEZİNDE
BT ve Akıllı Kentler Uygulamaları Uzmanı - TBD Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İ.Nejat Çerçi
EN DÜŞÜK ENERJİ KULLANIMIYLA
EN YAŞANABİLİR ÇEVREYİ SUNABİLME
VURGUSU ÖN PLANA ÇIKIYOR
Akıllı kentlerimizde, temelde
en öncelikli hedef o kentin tüm
canlılarının her imkândan en sağlıklı,
en hızlı ve güvenilir bir şekilde
yararlanabilmesidir. Günümüzde
artık eski kent yönetiminden daha
çok yeni yönetim tarzına geçilmiştir.
Nedir bunlar; örneğin sağlık, eğitim,
kullanılan enerji ve benzeri yaşam
süreçleri de artık kent yönetiminin
vazgeçilmez birer ögeleri olmuştur.
Subjektif olarak kentin akıllı olması
onun bu süreçleri de kapsayacak
şekilde akıllı yönetilmesidir. Söz konusu
akıllı yönetimin olmazsa olmazlarından
biri de; bu sürecin her adımında Bilgi
İletişim Teknolojileri’nden (BİT) en iyi
şekilde rasyonel yararlanmaktır. Akıllı
kentler çevre alanında da önemli
kazanımlar sağlamakta. Avrupa’da
önemli şehirlerin üyesi olduğu
EUROCITIES tarafından da akıllı kentler
için, en düşük enerji kullanımıyla en
yaşanabilir çevreyi sunabilme vurgusu
ön plana çıkarılmakta. Özellikle akıllı
elektrik şebekeleri ve akıllı binalar bu
alandaki önemli gelişmeler. AB’de
tüketilen elektriğin yüzde 40’dan
fazlası binaların aydınlatma, ısıtma
ve soğutmasında kullanılmakta. AB
tarafından topluluk programları
kapsamında desteklenen akıllı bina
pilot projelerinden yüzde 20 enerji
tasarrufu sağlandığı görülüyor.
Kentsel dönüşüm sürecinde akıllı kent
uygulamaları önemli fırsatlar sunuyor.
Kentsel dönüşümün tasarımında,
yönetiminde ve sürece vatandaş
katılımının sağlanmasında yenilikçi
uygulamaların kullanılması zaman
ve maliyet tasarrufu sağlamakta. Bu
kapsamda akıllı kent altyapılarının
oluşturulması, yeni inşa edilecek
binalarda akıllı bina uygulamalarına
yer verilmesi gibi tedbirler yaşam
standardının artmasına katkıda
bulunmakta. Akıllı kent planlaması
için temel teşkil eden CBS (Coğrafi
Bilgi Sistemi) altyapısı ülkemizde az
sayıda belediye tarafından hayata
geçirildi. İçişleri Bakanlığı’nın 2011
yılında tüm belediyelerin yüzde 90’ı
üzerinde yaptığı e-Devlet anketine
göre CBS çalışmaları belediyelerin
sadece yüzde 3’ünde tamamlanmış
olup yüzde 14’ünde ise kısmen
devam etmekte. CBS altyapısını
oluşturacak teknik kapasitesi olmayan
belediyelerin bu konuda desteklenmesi
ihtiyacı gözleniyor. Kentsel dönüşüm
uygulamalarını Akıllı Kentlere geçişe
bir süreç gibi değerlendirmek
mecburiyetindeyiz. Bu amaçla strateji
ve hedefler belirlenmeli, örnek
modeller oluşturulmalı ve bunlar için
politikalar saptanmalıdır.
‘Akıllı Kentler’ geleceğe dönük
bir yaşam modeli
Sonuç olarak Akıllı Kentler bir
ihtiyaçtır, geleceğe dönük bir yaşam
modelidir. Bu konuyla ilgili acil alınması
gereken ciddi kararlar bulunuyor ve
bir an önce de uygulamaya geçirilmesi
gerekiyor. Stratejilerin belirlenmesi,
platformun oluşturulması, ortak
uygulamaların geliştirilmesi için
teşvik edilmesi gibi konular acilen
gündeme getirilmeli. Kısacası,
siyasetler üstü, devlet politikası olarak
ele alınmalı, en önemlisi de siyasi
güç her zaman arkasında durmalı ve
sürdürülebilirliğinin sağlamasına özen
gösterilmelidir.
Kentlerin karşı karşıya kaldığı pek çok
sorunun temelinde; hızla artan nüfus
ve kırsaldan kente olan göç önemli
bir yer tutuyor. Kentlerdeki hızlı nüfus
artışı pek çok sorunu da beraberinde
getiriyor. Ortaya çıkan bu sorunlar
kentlerdeki ekonomik ve sosyal hayatı
olumsuz yönde etkilediği gibi kent
sakinlerinin yaşam kalitesini düşürmekte
ve kentlerin marka değerini ve rekabet
gücünü azaltmakta. Kentleşmeyle
birlikte gelen bu olumsuzlukların
azaltılması kentlerdeki mevcut sistemlerin
daha verimli bir şekilde yönetilmesini
gerektiriyor. İşte bu noktada, ‘Akıllı Şehir’
ya da Bilgi Toplumu Stratejisi’nde ifade
ettiğimiz üzere ‘Akıllı Kent’ yaklaşımı;
kentsel problemlerin akılcı bir şekilde
çözülmesinde büyük bir potansiyele
sahip. Temel olarak, başta ulaştırma ve
enerji olmak üzere, kentsel altyapıların
ve şebekelerin insan müdahalesine
gerek duyulmadan kendi kendine
yönetilebilmesi mantığına dayanan
bu yaklaşımla kent sakinlerinin yaşam
standartlarında önemli ölçüde iyileşme
sağlanması amaçlanıyor. Bu bağlamda,
bilgi ve iletişim teknolojileri gerek ihtiyaç
duyulan verilerin oluşturulmasında
gerekse verilerin işlenerek optimal
kararların oluşturulup ilgili çevresel
birimlere iletilmesinde kilit bir role sahip.
Kısaca, bilgi ve iletişim teknolojileri, akıllı
kentler olgusunun tam merkezinde yer
alan teknolojiler olarak öne çıkıyor.
Bilgi Toplumu Stratejisi’nde hibrit
yaklaşım benimsendi
‘Akıllı Kent’ yaklaşımının kentleşme
alanında önemli bir kalkınma aracı
olduğunu düşünüyoruz. Bu yaklaşımla,
kentsel sistemlerin etkinliğinin artırılması,
çevresel koşulların iyileştirilmesi, sunulan
hizmetlerin kalitesinin artırılması ve
kentlerin rekabet güçlerinin geliştirilmesi
sağlanabilecek ve dolayısıyla kentlerde
yaşayan insanların yaşam koşulları
iyileştirilebilecek. Bu bağlamda, akıllı
kentler konusu, 2015-2018 Bilgi
Toplumu Stratejisi’nde önemli bir
bileşen olarak ele alındı. Bu konuda
yaptığımız çalışmalar sonucunda, ortaya
konulacak çözümlerin kentlerdeki
toplumsal problemlerin (özellikle kent
içi ulaşım, sağlık ve enerji yönetimi)
çözümünde büyük potansiyele sahip
oldukları belirlendi. Ancak kentlerin
gerek finansal kaynaklara erişim gerekse
insan kaynakları yetersizliği ve akıllı
uygulamaların potansiyeli konusundaki
farkındalık eksikliği bu çözümlerin
yaygınlaşması önündeki önemli engeller
olarak karşımıza çıkıyor. Bundan dolayı,
kentlerimizin akıllı kentlere dönüşümünü
desteklemek amacıyla, Bilgi Toplumu
Stratejisi kapsamında ‘yukarıdan aşağı’
ve ‘aşağıdan yukarı’ politikalardan
oluşan hibrit bir yaklaşım benimsedik.
Bu yaklaşımı biraz daha açacak olursak;
‘Akıllı Kentler Programı Geliştirilmesi’
eyleminde şehirlerimize akıllı kentler
konusunda yol gösterici nitelikte rehber
Kalkınma Bakanlığı Bilgi Toplumu Dairesi
Başkanı Furkan Civelek
dokümanlar ve örnek çalışmalar sunmayı
amaçlıyoruz. Bir diğer eylem olan ‘Akıllı
Uygulamaların Desteklenmesi’ eylemi
ile de; akıllı kentler konusunda yerel
düzeyde ortaya konulan uygulamaların
Kalkınma Ajansları vasıtasıyla
desteklenmesi planlanıyor. Böylece bir
yandan yerel yönetimler akıllı kentlere
dönüşüm konusunda yönlendirilirken
diğer yandan yerel düzeydeki yaratıcılığın
akıllı uygulamalara dönüşümü
desteklenecek.
Bilgi Toplumu Stratejisi diğer
ülkelerle yakınsama içinde
‘Akıllı Kentler’ konusunda ülke
politikaları ve bölgesel politikalar
incelendiğinde, bu alandaki çalışmaların
hızla önem kazanmakta olduğunu
görüyoruz. Uzun yıllardır bu alanda
politika geliştiren ve çeşitli ‘Topluluk
Programları’yla bu politikalarla uyumlu
birçok büyük ve küçük ölçekli çalışmaları
destekleyen Avrupa Birliği’nin yanı sıra
yakın bir zamanda Çin hükümeti de
bu konuyu Kalkınma Planı’nın stratejik
alanlarından birisi olarak benimsedi.
Bu açıdan bakıldığında, Bilgi Toplumu
Stratejisi kapsamında ortaya koyduğumuz
politikalarla diğer ülkelerle bir yakınsama
içinde olduğumuzu söyleyebiliriz.
Uygulama boyutuna bakacak olursak,
Bilgi Toplumu Stratejisi’nin hazırlanması
sürecinde kentlerimizde yaptığımız
çalışmalarda birçok alanda akıllı
uygulamaların olduğunu gördük.
Ancak bu uygulamaların bir kenti
bütünüyle akıllı kent haline dönüştürecek
olgunlukta ve yaygınlıkta olduğundan
söz edemeyiz. Bu konudaki bir başka
tespitimiz ise büyük kentlerin küçük
kentlere göre daha fazla sayıda ve çeşitte
akıllı uygulamalara sahip olduğu. Her
ne kadar bu tespitlerimiz dünyadaki
akıllı kentler konusundaki uygulamalarla
paralellik gösteriyor olsa da, akıllı kent
uygulamaları için kritik önemde olan
ve bu alandaki rekabet edebilirliğimizi
önemli ölçüde zayıflatan coğrafi
bilgi sistemleri altyapısı ve açık veri
konusundaki eksikliklerimizi bir an önce
gidermemiz gerekiyor.
26
DOSYA
BThaber
AKILLI
ŞEHİRLER
23 - 29 MART
2015
AKILLI BİR ŞEHİRDE EKONOMİNİN
GELİŞMESİ SAĞLANABİLİR
Akıllı bir şehirde; akıllı toplum, kaliteli
yaşam, kolay yönetim, rahat ulaşım, temiz
çevre ve gelişen ekonominin oluşumu
hedeflenmelidir.
Akıllı bir şehir, klasik şehir hizmetlerinin
ve şehir hizmet altyapısının sayısal, bilişim
ve haberleşme sayısal teknolojiler (SBHT)
kullanılarak şehir sakinleri ve şehirdeki
ticari faaliyetler için daha verimli hale
getirilen yer olarak tanımlanmakta.
Tanımdan da anlaşılacağı gibi bir
şehrin akıllı olması ya da bu altyapının
orada kurulması için nüfusunun ya da
boyutlarının belli limitler üzerinde olması
ya da metropol olarak tanımlanması
gerekmiyor. Önemli olan o şehirde yaşamı
kolaylaştırmak. Doğal olarak yaşamın
günden güne güçleştiği metropollerin
akıllı şehirlere dönüştürülmesi daha
fazla insana katkı sağlayacaktır. Akıllı
bir şehirde temel amaç toplumun
(vatandaşların) refahını ve yaşam kalitesini
arttırırken şehirdeki ekonomik gelişime
katkı sağlamak şeklinde özetlenebilir
ve konu 6 alt başlıkta incelenebilir.
Bu boyutlar; toplum, yaşam, yönetim,
ulaşım, çevre ve ekonomi olarak sıralanır.
Akıllı şehirler yaklaşımından yola çıkarak
bu alt başlıklar genelde akıllı toplum,
akıllı yaşam, akıllı yönetim, akıllı ulaşım,
akıllı çevre ve akıllı ekonomi olarak
tanımlanır. Bence akıllı bir şehirde akıllı
toplum, kaliteli yaşam, kolay yönetim,
rahat ulaşım, temiz çevre ve gelişen
ekonominin oluşumu hedeflenmelidir.
Evlerimizdeki internet erişim
noktaları ile hepimizin evi birer
kütüphaneye dönüştü
Akıllı toplum (vatandaş) derken
hedeflenen; akıllı şehirde yaşayan
bireylerin bazen de o şehre ziyaretçi
olarak gelenlerin amaçlarını daha kolay
ve hızlı gerçekleştirmesidir. Burada ‘akıllı’
yerine ‘üretken’ sıfatını mı kullanmalıyım
diye çok düşündüm ancak bir bireyin
istekleri her zaman üretkenlikle
ilişkilendirilemeyebilir yaklaşımıyla bundan
vazgeçtim. Sonuçta SBHT’nin ürettiği
pek çok uygulama daha hızlı ve güvenilir
kararlar vermemize yol açmıyor mu?
Haberleşme ve bilişim teknolojilerindeki
Prof. Dr. Sema F. Oktuğ - İstanbul Teknik
Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü
gelişmelerin yaşadığımız ortamlardaki
en büyük etkisini evlerimizden internete
bağlanarak görüyoruz. Evlerimizdeki
internet erişim noktaları ile hepimizin
evi birer kütüphaneye dönüştü. Hırsız
alarmlarından gelen sinyaller anında polis
merkezlerine iletiliyor. Eve gelmeden
kombiyi ayarlayabiliyoruz. Tüm bunlar
bize daha kaliteli bir yaşam sunarken
şehrimizi biraz daha akıllı hale getiriyor.
Yönetimin akıllanması (benim açımdan
kolaylaşması) belki de bir şehir için
en zor olanıdır. Burada hedeflenen
akıllı bir şehirdeki insanların ya da
sistemlerin yönetilmesi olabilir. Bir şehri
yönetmek temelde pek çok yapıyı/
altyapıyı oluşturmaya sonra da bunları
başarılı bir şekilde yönetmeye dayanır.
Pek çok alt aşama ve birimden oluşan
temiz ve atık su altyapısını düşünün: Bu
yapının tüm şehre kurulması, kaynak
sağlanması, kullanım miktarına bağlı
olarak ödemelerin bildirilmesi ve tahsil
edilmesi gibi. Her gün kullandığımız bu
ve benzeri sistemlerin aslında ne kadar
karmaşık bir yapıya sahip olduğunu çok
az düşünmüşüzdür. Ancak SBHT’deki
gelişmelerle, artık akıllıca planlanmış
bir temiz ve atık su altyapısında
sensörler yardımıyla sistemin çalışmasını
kontrol etmek, sorunları tespit etmek,
harcamaları kaydetmek, bunlara yönelik
ödemeleri abonelere bildirmek ve
tahsil etmek eskisinden çok daha kolay
yapılabilmekte.
AKILLI KENTSEL DÖNÜŞÜMLE
HERKESE AÇIK VERİLER
Şehrin önüne koyduğumuz herhangi bir
sıfat bizim yönetim olarak önceliklerimiz
ve hedefleri belirtmemizde güçlendirici
ve teşvik edici bir etki yaratabilir. Ancak
kent ekosisteminin tümünü kapsayan bu
yönetim anlayışının temel niteliklerinde
önemli bir değişim yaratmaz. Akıllı
şehir tanımlaması da bu anlamda, şehir
ekosistemine ve yönetim modeline
yeni bir içerik katmaz. Fakat yenilikçi
uygulamaların, şehir ekosistemini
oluşturan tüm yapısal ve canlı varlıkların
etkileşimini, veri bütünlüğünü, iş birliğini,
izlenebilirliğini, dayanışmasını, gelişimini,
dinamizmini ve paylaşımını adil ve
demokratik olarak artıracak biçimde
yaşama dahil edilme çabasını tarif eder.
Bu çaba sonucu akıllı şehir tasarımı;
şehirdeki enerji etkinleştirmesinden, sosyal
ve kültürel alanın hareketlendirilmesine,
ulaşım uygulamalarından sağlığa,
yeni iş alanlarından, kenti ilgilendiren
konulardaki kararlara, katılım ve
uygulama süreçlerinin izlenmesi ve
denetlenmesine kadar her noktada
uygulama alanı bulabilir. Belediye olarak
uzun süredir kentsel yaşamı kolaylaştıran
ve maliyetini düşürmeye yardımcı
olan yenilikçi uygulamalar üzerinde
yoğunlaşmış durumdayız. Belediye hizmet
binamızın enerji etkinliğini sağlamak
amacıyla 2009 yılında başlattığımız bu
süreç; enerji etkin su sporları merkezi,
kırsal alan sulama projelerinin enerji etkin
ve yenilenebilir kaynak kullanımına uygun
hale getirilmesi gibi birçok çalışmayla
devam etti. 2014 yılı kasım ayında ise
uygulayıcı ortak katıldığımız REMOURBAN
(Regeneration model for accelerating
the smart urban transformation) / ‘Akıllı
kentsel dönüşümün hızlandırılması
için yenileme modeli’ projesi Avrupa
Komisyonunca kabul edildi. Toplam 22
ortak, 5 ülke ve 3 uygulamacı şehrin
yer aldığı toplam 23.8 Milyon avro hibe
bütçeli proje 1 Ocak 2015 tarihinden
itibaren uygulamaya geçti. Belediyemiz
proje hibe bütçesi 5 Milyon avrı olarak
kabul edildi. Üç ana başlıktan oluşan
projede uygulama alanları şöyle:
RETROFİT: Mevcut binaların
iyileştirilmesi. Bölgesel ısıtma sistemi
Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Başkan
Yardımcısı Melih Savaş
kurulması, enerjisini güneşten alan
su kaynaklı ısı pompası sistemleri
kurulması. Isıtma ve sıcak su ihtiyacinin
karşılanması için ilave olarak solar
güneş panelleri organik atık yakıt
kazanları kullanılacaktır. Tüm çevre ve
bina aydınlatmaları led armatürlerle
değiştirilecek, konfor şartlarını iyileştirmek
amacıyla ısı geri kazanımlı havalandırma
sistemleri projelendirilecektir. Güneş
enerjisi santralı 150 KW dır. MOBİLİTE:
Ulaşım - Akıllı şehir temasının zorunlu
bileşenlerinden biri de ulaşımda
verimliliğin artırılmasıdır. Bu kapsamda
kamusal hizmetler için 4 adet elektrikli
otobüs ve belediye hizmetlerinde
kullanılmak üzere 7 adet hibrid araç
alınacaktır. Akıllı ulaşım sisteminin
bir parçası olarak 6.2 Km tramvaya
bütünleşik bisiklet yolu ve 50’si elektrikli
150 adet akıllı bisiklet de halkımızın
kullanımına sunulacaktır. Şehrin farklı
noktalarına güneş enerjili şarj istasyonları
kurulacaktır.
Bilişim Teknolojileri: Proje kapsamında
gerçekleştirilecek tüm faaliyetlerin
izlenebilir kılınması için SCMP- Smart
city monitoring portal (akıllı şehir izleme
portalı ) kurulacaktır. Bu portal sayesinde
binalarda üretilen ve tüketilen enerjinin
nerede ne kadar tüketildiği ne kadarının
yenilenebilir kaynaklardan sağlandığı,
ulaşım verileri, bisiklet kullanım verileri vb.
izlenebilecektir. Bu veriler herkese açık
olacaktır.
AKILLI ŞEHİRLER AÇIK YÖNETİM SİSTEMİNİ ADRESLER
Türkiye Bilişim Vakfı Projeler Koordinatörü
S. Seda Çakmak
Birleşmiş Milletler verilerine göre
1950’lerde, dünya nüfusu genelinde
yüzde 34’lerde olan şehirleşme,
günümüzde yüzde 54’lere ulaştı. 2050
yılına gelindiğinde bu oranın yüzde
70’lere varacağı tahmin ediliyor. Bu
hızlı ve kaçınılmaz şehirleşme, şehir
hayatının gerek yönetim gerekse şehirde
yaşayan ya da ziyaret edenler açısından
pratiklerinin ve kalitesinin artırılmasını
elzem kılmakta. Bu noktada gündeme
gelen ‘Akıllı Şehir’ kavramı bilgi ve iletişim
teknolojileri sayesinde şehirlerin daha
etkin, daha sürdürülebilir, daha üretken
yönetilebilmesi ve yaşanabilmesi için ortak
ve açık bir yönetim sistemini adresler.
Türkiye Bilişim Vakfı ve Turkcell iş birliği
ile Haziran 2014’te faaliyetlerine başlayan
Bilgi Toplumu Enstitüsü; Türkiye’nin bilgi
toplumuna geçiş sürecini desteklemek
amacıyla kurulmuş bir düşünce kuruluşu.
Bilgi Toplumu Enstitüsü olarak, ana
çalışma konularımızdan biri, Türkiye’de
‘Akıllı Şehirler’ uygulaması için gereken
fiziksel girişimlerin zihinsel altyapısının
oluşturması konusunda çalışmalar
yapmak. 2015 çalışma planımızda; ‘Akıllı
Şehir Stratejileri’ni oluşturmak amacıyla
bir modelleme çalışması yapmak en
üst sıralarda yer alıyor. Çevre, bilgi ve
iletişim teknolojileri, eğitim, sağlık, şehir
planlama, mimari, enerji, ulaşım, su, atık,
açık devlet, kamusal ve özel alan, bilgi
akışı ve hizmetler gibi pek çok elemanı
bulunan bu modelleme çalışması için
yola TBV olarak, bu amaca hizmet
edecek bir envanter çalışmasıyla çıkıyoruz.
Mevcut durumu, Türkiye’deki şehirlerde
yapılmış ve planlanan akıllı uygulamaları,
üniversite, STK ve özel sektör iş birliğiyle
yapılması gereken çalışmalara altyapı
oluşturmayı hedefliyoruz.
28
DOSYA
BThaber
AKILLI
ŞEHİRLER
23 - 29 MART
2015
AKILLI ŞEHİRLERE GİDEN YOLLAR VE STANDARTLAR
Çok iyi bildiğiniz gibi Akıllı Şehirler,
bilgi ve iletişim teknolojilerinin
geliştirildiği ve ticarileştirildiği iş ve
yaşam bölgeleridir. Ancak, sadece
bu ölçekte düşünmek asıl amaç olan
‘uygar bir yaşam ortamı sağlamak’
olan ana hedefi ıskalamak anlamına
gelecektir. Çünkü “Akıllı Şehirler
çalışmaları” özünde, organize sanayi
bölgelerinden ve teknokentlerden
farklı olarak ‘sürdürülebilir bir yaşam’
kavramını da barındırmaktadır. Bu
ana hedefe uygun olarak adımlar atan
çalışmalar yürüten şehirler; sanayi,
üniversite, devlet ve finansal kurumlarla
işbirliğini daha kolay yürütebilmekte ve
etkin olabilmektedir.
Akıllı Şehir kavramı, gelişmiş
şehirlerden farklı olarak Bilişim
Teknolojileri (BT) ile sosyal ve çevresel
varlıkları göz önüne çıkararak ‘rekabet
gücü yüksek’ stratejisine geçmek
anlamına gelmektedir. Geçtiğimiz
yıllarda 6 boyutta değerlendirilmekte
olan Akıllı Şehir anlayışı (akıllı ekonomi,
mobilite, çevre, insan, yaşam, yönetim
ve denetim) geçtiğimiz yıl yerini
“Toplumun Sürdürelebilir Kalkınması;
Şehir Hizmetleri ve Yaşam Kalitesi
için göstergeler” başlığını taşıyan
ISO37120 standardına bıraktı. Yeni
göstergeleri oluşturan temalar geçen
yazımda da özetlediğim gibi; Ekonomi,
Eğitim, Enerji, Çevre, Finans, Acil Çağrı
Cevaplama, Yönetişim, Sağlık, Nefes
alınacak alanlar yaratma, Barındırma,
Katı Atıklar, Telekomünikasyon ve
Yenileşim, Ulaşım, Kentsel Planlama,
Atık Su, Su ve Temizlik başlıklarını
taşıyor. Görüldüğü gibi, omurgası ortak
çalışmalarla oluşturulan bir standart
üzerinden gidildiğinde çok büyük bir
hızla gelişme sağlanıyor ve başlıkta
belirtildiği gibi yollar aydınlanıyor.
Peki, şehirler ISO37120
standardını nasıl kullanacak?
1. Hizmet performansını ve yaşam
K. İhsan Mutlu
kalitesini değerlendirerek,
2. Şehir bütçesine öncelik vererek,
3. İşletim şeffaflığını artırarak,
4. Bölgesel ve küresel kıyaslamalara/
örneklemelere önem vererek,
5. Açık veri ve uygulamalarına destek
vererek,
6. Altyapı yatırımlarında kamu
ve özel finansman için kaldıraç
sağlayarak...
Yukarıda özetlenen tabloya
baktığınızda, söz konusu standartın
niçin önemli olduğu kolaylıkla
anlaşılmaktadır. Şöyle ki;
• Etkili Şehir Yönetimi ve Performans
Ölçümü sağlanmaktadır.
• Sivil Toplumla Devlet arasındaki
boşluğu kapatmak için köprü
oluşturup şeffaflık oluşturulmaktadır.
• Şehir Yönetim Kılavuzu oluşturulup
Sürdürelebilir Planlama yapılmaktadır.
• Yerel ve küresel olarak şehirler
arasında öğrenim kolaylaştırılmaktadır.
• Böylelikle daha ilkesel politika
geliştirmek üzere karşılaştırmalı
analizler yapılabilmektedir.
• 3.Taraflarca doğrulanmış Açık Veri
kullanımı sağlanmaktadır.
Standart üzerinden yürünecek bu
aydınlık yoldan kimler yararlanacak?
sorusuna cevap olarak her kente
uygulanabilir olması sebebiyle;
belediyeler, yerel devlet kurumları
denilebilir. Bu imkan, belediye
başkanları, şehir yöneticileri,
planlamacılar, politikacılar,
araştırmacılar, iş dünyasının liderleri,
tasarımcılar, diğer profesyonel
yöneticiler ve vatandaşlar için önemli
bir araç oluşturmaktadır.
Söz konusu standardın hayata
geçirilmesiyle işin bittiğini düşünmek
büyük bir emekle sürdürülmekte olan
çalışmalara haksızlık olacaktır. Çünkü,
şimdi sıra “Sürdürülebilir Kalkınma
ve Esneklik için Şehir Göstergeleri”ni
oluşturma aşamasına gelmiştir
(ISO37121 ++). Bu çalışmanın alt
başlıkları sırasıyla;
1. Acil Durum Hazırlıkları,
2. Yağış ve fırtına dalgalanmalarında
değişiklikler,
3. Biyolojik çeşitlilik Korunması,
4. Alternatif Enerji,
5. Risk Değerlendirmeleri,
6. Altyapıda Esneklik,
7. Akıllı Şebekeler (Smart Grid),
8. Ekonomide Esneklik,
9. Politikada Esneklik,
10. Yürüyerek ulaşabilirlik ve
Erişebilirlik,
11. Toplu Taşıma ve Hareketlilik,
12. Su ve Atık Yönetimi,
13. Doğaya saygılı binalar(Green
Buildings),
şeklinde oluşturulmuş ve Akıllı Şehir
grup çalışmalarıyla sürdürülmektedir.
The World Council on City Data
(WCCD) vakfı tarafından tüm dünyada
sürdürülmekte olan bu çalışmalara
dahil olan şehirler; Amman, Buenos
Aires, Barcelona, Bogota, Dubai,
Guadalajara, Haiphong, Helsinki,
Johannesburg, London, Makati,
Minna, Mekke, Rotterdam, Sao Paulo,
Shanghai ve Toronto’dur. Şehirler
arasında yaratıcı bir öğrenme ortaklığı,
uluslararası örgütler, kurumsal ortaklar,
ve daha fazla akademik yenileşim,
alternatif gelecekler imgeleme, daha iyi
ve daha yaşanabilir şehirler inşa etmek
için WCDD küresel merkez haline geldi.
Bir de geçen yıl ‘Akıllı Şehirler’
konusunda önemli çalışmalara
imza atan Eve Kadar Fiber Konseyi
(FTTH Council) içinde yer alan
SmartCitiesGroup var. Bu grup, 10-12
Şubat arasında Varşova’da yapılacak
olan toplantı ve çalıştaylarda üye ve
katılımcılara önemli sunumlar hazırladı.
Bu sunumlardan önemli bir özeti
sizlerle paylaşmak üzere çalışmalarımı
sürdüreceğim. İnanıyorum ki konuya
ilgi duyanlar mutlu olacaktır.
WCCD Foundation tarafından
çizilmiş olan bu gelecek tablosunda
ülkemizden herhangi bir şehrin yer
almaması bana epeyce düşündürücü
geldi. Ayrıca liste gözden geçirildiğinde
yaşadığımız tüm olumsuz olayların
neredeyse tamamına karşı yapılacak
çalışmalar, söz konusu standartta yer
alıyor. Ağırlıklı olarak yerel yönetimlerin
bundan böyle standartlara saygılı bir
tutumla alacakları kararlar her tür
yalnızlığı, kenarda bırakılmışlığı ortadan
kaldırıp çok önemli adımların atılmasını
sağlayabilir.
Değerli okurlar, konu üzerinde
çalışan akademisyenler, yöneticiler bu
durum karşısında bize özgü bir tabirle
‘enseyi karartmamalı!’. Yapılacak
çok şey, yürünecek çok yol var. Daha
kaliteli ve her bireye kolayca uzanan
bir eğitim politikasıyla geleceğin “Akıllı
Şehir” mimarlarını, mühendislerini,
uzman ve yöneticilerini yetiştirmeliyiz.
Evet, enseyi karartmamalıyız ama
kısacık ömrümüzü de yollarda heba
etmemeliyiz değil mi? Daha güzel
günlerde yaşayabilmek için daha
çok çalışmalı ve hem insana hem de
çevremize saygılı olmalıyız.
30
BThaber
GÖRÜŞ
23 - 29 MART
2015
Türkiye Bankalar Birliği nezdinde kurulan Risk Merkezi faaliyetlerinin
denetlenmesine yönelik esasları düzenleyen tebliğ ile Risk Merkezi ve
üyeleri bünyesinde uyum çalışmalarının yapılması kaçınılmaz oldu.
Selİm Elban
CRISC, CRMA, CISA, CGEIT
PwC Risk, Süreç ve Teknoloji
Hizmetleri Müdür
Bankacılık Düzenleme
ve Denetleme Kurumu
(BDDK), “Bilgi Alışverişi,
Takas ve Mahsuplaşma
kuruluşlarının bilgi sistemleri
yönetiminde esas alınacak
ilkeler ile iş süreçleri ve bilgi
sistemlerinin denetimine
ilişkin tebliği” 4 Aralık
2013 tarihinde resmi
gazetede yayınlamıştı.
Türkiye Bankalar Birliği
(TBB) nezdinde kurulan
Risk Merkezi faaliyetlerinin
denetlenmesine yönelik
esasları düzenleyen bu
tebliğ ile Risk Merkezi ve
üyeleri bünyesinde uyum
çalışmalarının yapılması
böylece kaçınılmaz oldu.
2014 yılını uyum
çalışmalarıyla geçiren Risk
Merkezi, üyeleri için 3 Ekim
2014 tarihinde bir duyuru
yayınlayarak üyelerden
beklenen çalışmaları tüm
üyelere tebliğ etti. Ayrıca
Risk Merkezi tarafından
üyelere yönelik seminerler
düzenlenerek beklenen
çalışmalar ve bundan sonra
izlenecek yol haritasıyla ilgili
bilgilendirmeler de yapıldı.
Bu kapsamda Risk Merkezi
verilerine erişen tüm tarafların,
uyumlu Bilgi Güvenliği Politika
ve uygulamalarına sahip olması
bekleniyor ve Risk Merkezi
üyelerinin bilgi sistemleri
ve iş süreçlerini uygun hale
getirip getirmediğinin çeşitli
denetimlerle tespit edileceği
açıklanıyor.
Peki bu dönüşüm
sürecinin detayları nedir?
Şirketler bu duyurunun
özellikle Risk Merkezi
üyelerini ilgilendiren
kusumlarına en iyi nasıl
hazırlanabilir? Bilgi
sistemleri ve bankacılık
süreçleri denetimlerini
gerçekleştirmek
konusunda BDDK
tarafından yetkilendirilmiş
kuruluşlardan biri olan PwC
Türkiye olarak, farklı sektör
Risk Merkezi Üyeleri bu
düzenlemeleri konuşuyor
ve firmalarda edindiğimiz
geniş tecrübeye istinaden,
bu konunun detaylarını siz
okuyucularla paylaşmak
konusunda sorumluluk
hissediyoruz.
Söz konusu düzenleme
kapsamında dikkate alınması
gereken öncelikli hususları
sıralayarak başlayalım:
• Uyum denetimlerinin
yıllık olarak yaptırılması
ve Risk Merkezi’ne
raporlanması gerekiyor.
• Denetimler sonucunda
hazırlanması planlanan
raporlama formatının 2015
ikinci çeyrekte Risk Merkezi
tarafından yayınlanması
bekleniyor. Yeni format
üyelere bu tarihten itibaren
duyurulacak.
• Denetim sonuçlarına
ilişkin tespit edilen
uyumsuz noktalar, bilgi
akışının kesilmesine
kadar gidebilecek ceza-i
yaptırımlar getirecek.
Cezanın kapsamı Risk
Merkezi’nce belirlenip
uygulanacak.
• Uyum denetimi yetkisi,
BDDK tarafından bilgi
sistemleri ve iş süreçleri
denetimi konusunda
yetkilendirilmiş kuruluşlara
verilecek.
• Risk Merkezi üyelerinin
uyum çalışmalarına
1/1/2015 itibariyle başlaması
bekleniyor.
• Duyuru kapsamında
açıklanan uyum
çalışmalarının en erken
şekilde başlatılması
ve denetim zamanına
kadar uyumsuz alanların
giderilmesi öneriliyor.
Bu düzenlemelerin
şirketinizde eksiksiz olarak
uygulanmasını sağlamak
için ise öncelikle uyum
çalışmalarını şu üç aşamada
değerlendirmeniz büyük
önem taşıyor:
Mevcut Durum Analizi
Risk Merkezi tarafından
yapılan duyuru
kapsamında beklenen
uyum çalışmalarında
üye kuruluşların durum
değerlendirmesi, mevcut
durum analizleri ile
gerçekleştirilecek. Bu
değerlendirme sonucunda
iyileştirmeye açık alanların
tespiti çok önemli.
İyileştirme
Tespit edilen iyileştirmeye
açık alanlara yönelik
alınacak aksiyonların
belirlenmesi, sahiplerinin
atanması, son tarihlerin
belirlenmesi ve çeşitli
iyileştirme çalışmalarının
gerçekleştirilmesi gerekiyor.
Bu kapsamda denetim
zamanına kadar alınması
planlanan aksiyonların
sıkı takibinin yapılması
gerekiyor.
Denetim
Risk Merkezi tarafından
yayınlanan kontrol hedefleri
ve bilgi güvenliği politikasına
yönelik bağımsız denetim
kuruluşları tarafından
gerçekleştirilecek uyum
denetimleri sürecin en kritik
noktalarından biri. 2015 yılı
için yapılacak denetimlerin
tüm yılı kapsamasına ise
bilhassa dikkat edilmeli.
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
23 - 29 MART
2015
Her yıl
Almanya’da
Hannover
kentinde
düzenlenen CeBIT
Handan Aybars Bilişim Fuarı,
bu yıl Çin’in
Hannover
partnerliğiyle
16-20 Mart tarihleri arasında
gerçekleştirildi. Önceki yıllara
kıyasla Türkiye’den katılan şirket
sayısı 6 ile oldukça sınırlı kaldı.
Türkiye’den katılan şirketler harf
sırasıyla Canovate, Havelsan,
Mabas Elektronik, Özgün Kablo,
Türksat ve Voksporta Teknoloji
oldu. KKTC’den şirketler de
fuarda yerini aldı.
CeBIT 2015’in öne çıkan
başlıkları beklendiği gibi, büyük
veri ve bulut, sayısal dönüşüm,
IoT, mobilite, güvenlik ve
sosyal iş oldu. Bu başlıklarda
farklı ülkelerden yetkili isimler,
konuşmaları ile katılımcıları
bilgilendirdiler. Detayları
gelecek haftaki sayımızda
da okuyabileceksiniz. Ama
bu haftadan bazı örnekleri
paylaşmadan olmaz. Örneğin,
giyilebilir ve belki de sürülebilirkoklanabilir teknolojiler odaklı
fikirlere yakın olmak için fuarda
geniş bir standla yerini alan Hugo
Boss… 1990 yılından bugünleri
gören, Arnold Schwarzenegger’in
başrolünde oynadığı ‘Total Recall’
filmini andıran rahat koltukları,
gözlükleri ile tepeden tırnağa
rahatlığı garanti eden brainLight
gözümüze ilişenlerden sadece
bazıları. Akıllı otomobilleri de
unutmamak gerek.
Gelişen ihtiyaçlara yanıt
olan çözümler
Fuarda geniş bir alanda yerini
alan Çin’in önde gelen bilişim
şirketi Huawei, CeBIT vesilesiyle
yeni çözümlerini katılımcılarla
buluşturdu. “Innovative ICT,
Building a Better Connected
World” mottosu ile fuarda
yerini alan Huawei, bu eksende
dört çözümünü detayları ile
basın toplantısında paylaştı. Her
biri, hızlı gelişen BT ve bunun
kurumsal hayatta yarattığı
dönüşüme yanıt niteliğindeki
çözümler, dikey sektörlerde
iş modellerinin değişimini de
mümkün kılıyor.
Konuyla ilgili düzenlenen
basın toplantısında konuşma
yapan Huawei Ürün ve Çözümler
Başkanı Ryan Ding’e göre, BT
altyapısında değişimi dikkate
almak şart. Çünkü bir zamanlar
kurumsal destek sistemi olarak
görev yapan bu altyapı, artık
değer katan bir üretim sistemi
görevini üstleniyor. Bu görev
değişimine kayıtsız kalmayanlar,
farklı sektörlerde faaliyet
gösteren şirketlerinde gereken
dönüşümü ve inovasyonu hayata
geçirebiliyor. Ama Ding’in de
CeBIT’te işbirliğine açıklık ve
dönüşüm vurgusu öne çıktı
Gelişen teknoloji ve hayatımıza giren birçok kavram
detayları ile ele alınırken, iş süreçlerini ve kurumsal yapıyı
da buna uygun dönüştürmek gerektiği vurgulandı.
SAP ile işbirliği fırsatları büyüyor
Bu yılki CeBIT partner ülkesi
Çin’den Huawei ve CeBIT’ın
evsahibi Almanya’nın gururu
SAP, etkinlik kapsamında
önemli işbirliklerini duyurdu.
Bunlardan ilki IoT merkezli
gelişmiş araştırmalara odaklı
ortak bir inovasyon laboratuarı.
Hedef ise bu ortak çalışma
ortamı ile yeni çözümleri ortaya
çıkartmak. İki şirketin pazarda
gelişmiş IoT ve bulut çözümleri
adına yaptığı bu işbirliğinin,
Industry 4.0 gelişimini de
hızlandıracağı üzerinde
duruluyor. Daha önce SAP
HANA, büyük veri sunumları
ve akıllı şehir teknolojileri gibi
başlıklarda da işbirliklerini
hayata geçiren Huawei ve SAP,
bu son işbirliği ile Huawei’nin
BT altyapısını ve bağlantı
dikkat çektiği gibi, her yenilik,
bazı sorunlarıyla birlikte sektörde
yerini alıyor. Ding, bunun ilk
akla gelen örneği olarak akıllı
şehirlerdeki güvenlik, kontrol
ve bağlantı sorunlarını gösterdi.
Ding’in ardından söz alan
Huawei’nin yetkili isimleri, söz
konusu sorunları da adreslemeyi
hedefleyen yenilikleri katılımcılarla
paylaştı.
eLTE Genişbant Çözümü: LTE
yapısını yenilemeyi hedefleyen,
4G teknolojisini baz alan eLTE
çözümü, ses, veri ve videoyu tek
bir ağ yapısında bütünleştiriyor.
Dikey sektör ihtiyaçlarını
karşılamak için de bu çözümde
gerekli destekler sunuluyor.
Huawei, sektöre özel ihtiyaçları
karşılamak için iş ortakları ile
işbirliklerini de hayata geçiriyor.
Agile WAN: WAN 3.0:
Bağlantılar, iletişim ve bilgi
paylaşım yöntemleri değişirken,
M2M’in büyümesi de göz önüne
alındığında, daha iyi bağlantı
için daha iyi WAN bağlantısı
gerekiyor. Yeni bir ağ yapısı, hele
de artan trafik ve cihaz sayısı,
bulut uygulamalar gibi unsurlarla
gerekli hale geliyor. Bu nedenle
WAN kalitesi önemli ve artık
standart bağlantı mantığından
çıkıp WAN 3.0 yapısını
benimsemek gerek.
çözümlerini HANA bulut
platformu ile bütünleştirmeyi,
ayrıca aynı bağlantıyı diğer
SAP uygulamaları ve analitik
araçları ile de sağlamayı
hedefliyor. SAP HANA bulut
platformunu temel alacak olan
bu işbirliği; Çin, Avrupa ve
gelişmekte olan pazarlara daha
gelişmiş çözümlerin sunumunu
mümkün kılacak.
OceanStor 9000-Depolama
ve 4K buluştu: 4K için yine
Almanya’nın şampiyon olduğu
2014 Dünya Kupası’nı ‘lansman
yılı’ olarak tanımlayan Huawei
yetkililerine göre, medya
sektörü 4K rüzgarına uyum
sağlamak zorunda. Bu rüzgara
uyumda medya kuruluşlarının
operasyonel maliyetlerini birçok
açıdan azaltmayı hedefleyen
OceanStor 9000, uçtan uca yayın
üretiminde de yönetimi ve işlemi
tekil bir depolama sistemi ile
kolaylaştırıyor, hız katıyor.
Yeni nesil anti-DDoS:
Güvenlik çözümlerini sürekli
güncelleme gerekliliğini ‘zamana
31
Industry 4.0: Küresel
işbirliği için fırsat
Huawei Enterprise Group Başkanı
Yan Lida, telekom sektörü için
170 ülkede en büyük çözüm
sağlayıcı olduklarını belirtirken,
network odaklı uzmanlığa dikkat
çekti. Lida, yenilikleri hakkında
da kısa bilgiler paylaştı. eLTE,
medya sektörü önderliğinde
verimliliği ve hızı bulut ile sunan
Cloud Platform, üç ayda 2 milyon
satış hacmine ulaşan Huawei
Mate 7 bu konuşmada öne
çıkarken, Lida, farklı bir tanımla
bilişimin sektörel etkisine yeni
bir isim vermiş oldu: Industry
4.0. Bu yeni düzende tüm
altyapıdaki bağlantılar yeniden
kurgulanmalı. Çünkü dev bir
bağlantı havuzunda tüm bu
cihazları nasıl bir network’le
bağlamak gerekir, bu network
karar alma süreçlerine nasıl
hız katabilir gibi sorulara yanıt
vermek işin temeli. Güvenlik
başlığında da bir ‘4.0’ devrine
işaret eden Lida, şu detayları
paylaştı:
“Hassas bir BT altyapısı var
artık. Altyapı da uygulama ve
yazılımla işliyor. Ama bunlar
arasında ortak bir standart
yok. Bunun yarattığı sorunları
aşmak için kıtalararası işbirliği
ortamı ortaya çıktı. Bu açıdan
bakıldığında, Industry 4.0,
farklı katmanlara sahip.
Dağıtık platformlarda çoklu
uygulamalar gerçek zamanlı
olarak ortak işliyor. Mobil
genişbant ve çevik network
yapıları, M2M bağlantılarını
üstlenebilecek platformlar var.
Temelde sanallaştırma var ve
katmanlar arası bağlar böylece
destekleniyor.”
Lida, üzerinde çalışılan Ar-Ge
projeleri hakkında da bilgi
verdi. Bunlardan biri olan
LTE-M, Lida’ya göre hele
de 5G öncesinde önemli bir
teknoloji olacak. Smart IoT
Gateway ise uygulamaların
geliştirildiği bir yapı olarak,
çoklu platformu destekleyecek.
BDII (Business-Driven Innovative
ICT) ise müşteriler, iş ortakları
ve Huawei ile dikey sektörel
ihtiyaçları adreslerken, Lida
ekledi: “Küresel işbirlikleri ile
yarattığımız ekosistemi hep
geliştireceğiz.”
karşı savaş vermek’ olarak
tanımlayan Huawei yetkililerine
göre, yeni nesil çözüm Black
Lotus ve Huawei’nin ortak DDoS
Trafik Temizleme Servisi’nin de
temeli. İlk aşamada Huawei’nin
anti-DDoS çözümü Black
Lotus’un Kuzey Amerika’daki
laboratuvarlarında onaylandı.
İkinci aşamada Cloud Cleaning
Center, trafik temizlemek için
Amsterdam’da hayata geçti. Yeni
nesil anti-DDoS, güvenli trafiği
engellemeden yüzlerce DDoS
saldırısını bertaraf etmek için farklı
açılardan sayısız trafik modeli
örneği çıkartıyor ve bunun için
büyük veri teknolojisini kullanıyor.
32
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
Handan Aybars
Facebook, Twitter gibi
iletişim, etkileşim ve paylaşım
sitelerindeki gelişmeler etik ve
şeffaflık kavramlarının önemini
artırıyor. Bu kadar şeffaflık, iş
yapma tercihlerinin özünde
olması gereken doğruluğu,
dürüstlüğü ve samimiyeti
daha da öne çıkarıyor. Yani
konumuz bu devirde pas
geçilme şansı olmayan ‘etik’.
Bu konuda Etik ve İtibar
Derneği Kurucusu ve Genel
Sekreteri Tayfun Zaman
sorularımızı yanıtladı:
n Gelişen teknoloji,
piyasadaki rekabet
gibi faktörlerin etik
davranışlara etkisi nedir?
Yeni dünyada, şirketlerin
iş süreçleri ve ilişkilerinde
öncelikli değerlerinin, şeffaflık
ve samimiyet olması gerektiğini
görüyoruz. Çalışanlarla ve tüm
paydaşlarıyla olan ilişkilerinde
açık, net ve dürüst olmaya
özen göstermeleri gerekiyor.
Zira artık şirket sadece hukuk
önünde değil, biz paydaşları
gözünde de sorumlulukları,
hakları, görevleri, öncelikleri
olan bir kurumsal dünya
vatandaşı.
n Yani şirketlerin bu
gerçeği bilerek yol alması
şart.
Evet, şirketlerin yeni normali;
yaptıkları işleri ve o işleri yapım
biçimlerini, en etik yoldan,
en sürdürülebilir yoldan ve
en şeffaf yoldan yapmaları.
Çünkü artık bir tane e-posta
bile dünyayı değiştirebiliyor. Bir
şirketin etiğe olan yaklaşımı,
samimiyeti, açıklığı ve
şeffaflığı, itibarına, dolayısıyla
iş sonuçlarına doğrudan etki
ediyor. Her şirket, dünyaya
örnek olacak uygulamaları
ile tanınmak kadar, bir itibar
felaketine uğramaya da 140
karakter mesafede. Artık
‘kimliğini anlatma’ çağındayız.
Mesajlarınız gerçek kimliğinizi
yansıtmadığında ise paydaşlar
bunu derhal anlıyor ve bu
aldatmacanın karşılığını hemen
alıyorsunuz.
n Bilişim başlığındaki
gelişim, İK’nın artan
yetkinlikleri ve iş
süreçlerinde yaşanan
adımlar ne gibi etik
sorunlara yol açabiliyor?
Tek doğru cevabın
olmadığı, zor bir soru bu. İş
23 - 29 MART
2015
Bilişim, etiği
yeniden tanımlıyor
Günümüzde iletişim tek taraflı bilgi akışı kimliğinin çok
ötesine geçti. Küresel dünya vatandaşının taleplerine
uygun olarak karşılıklı bilgi akışı ve etkileşim kavramları ile
yeniden tanımlandı.
başvurusunda bulunan adayın
özel hayatı, politik görüşü,
cinsel tercihi ve görüşlerini
ifade etmeyi tercih ettiği
mecralar mülakatın konusu
değildir. Şirketin ayırımcılık,
insan haklarına aykırılık, kişisel
özgürlüklere saygısızlık veya
duyarsızlık anlamına gelecek
soruları sormaması, kişiyi özel
hayatına dair bilgileri açıklamak
zorunda bırakmaması gerekir.
Bunlar evrensel doğrulardır,
ama bu bilgilere ulaşmanın
mümkün olmadığı günler de
geride kaldı. Görme, duyma,
okuma imkanı yokken ‘beyanı’
esas alan şirketler, teknolojinin
kendilerine sağladığı bu olanağı
kullanmamalı mı? Kullandıkları
taktirde sınır nerede çizilecek?
Sınır aşıldığında adaleti kim
sağlayacak?
Öncelikle İK’nın neyin
anayasal ve yasal hak,
neyin mahrem, neyin özel
hayat olduğunu doğru
tespit etmeleri, bu kriterleri
oluştururken hukuki destek
almaları ve en önemlisi, şirket
menfaatlerini korumaya
gösterdikleri özeni, adayın
haklarını korumaya da
göstermeleri şart. İK bu
duyarlılığa ve hukuki desteğe
sahipse, işe alım süreçlerini
Etik ve İtibar Derneği Kurucusu ve
Genel Sekreteri Tayfun Zaman
doğru yönetecektir. Aksi
durum sağlıksız bir işe alım
ile sınırlı kalmaz, çalışan ile
sorunlu başlayan ve böyle
devam etmesi muhtemel bir
istihdam süreci ile neticelenir.
n Bireyler, kişisel
teknoloji yetkinliklerini
kurumsal hayata
aktarırken ne gibi
etik hatalara yol
açabiliyorlar?
İfade özgürlüğünü
kullanırken, şirketinin bilgi
gizliliği sınırı nerede başlayıp
nerede bitiyor iyi bilmeli. Hak
kullanmanın aslı, o hakla
birlikte gelen sorumlulukları
bilmek gereğini de getiriyor.
Her iki sorunun aslında ortak
bir çözümü var: Sosyal Medya
Kullanım Politikası. Kimin
hangi bilgiyi nerede, ne sıfatla
açıklayabileceği bu politikada
açıkça bildirilmeli. Kimi sosyal
medya ortamlarında kişi
olarak, kiminde profesyonel
olarak varız. Çalıştığınız
şirketin bilindiği bir ortamda
paylaştıklarınız ile profesyonel
açıdan anonim olduğunuz
ortamlarda paylaştıklarınız
farklı hassasiyetler
gerektirebilir. Çalışanlar şirketin
itibar sözcüsüdür ve “gönder”
tuşuna basmadan bir kez daha
düşünmesi gerekir.
n Bilişimde gelişim,
kurumsal hayatta ne
gibi etik sorunlara yol
açabiliyor?
Bilginin işlenmesi ve
yayılması, bilgi ile doğru bir
ilişki yaşayan hiçbir şirkette
etik soruna sebep olmaz. Bilgi
korkacağımız bir şey olamaz.
Bilinmesinden korktuğumuz
şeylerle ilgili düzelme ve
ilerlemeye kapalı olmak ise
anlaşılır bir tutum olamaz.
Artık şirketlerin algıları, birkaç
kanaat önderi ve makul
büyüklükte bir medya bütçesi
tarafından değil, milyonların
kolektif fikirleriyle şekilleniyor.
Tüketici pek çok kanaldan
besleniyor. En iyiyi o biliyor.
Amazon’dan kitap alırken,
okurların yazdıkları eleştiriler,
profesyonellerden daha
fazla ilgi görüyor. Şirketlerin
kendilerini yeni ‘normal’ içinde
faaliyet gösterirken bulduğunu
söylemek abartılı olmaz. Ama
yeni normalde, bir insan
uygarlığı kadar eski bir kavram
var. O da ahlak meselesi.
Etik meselesi daha çok önem
kazanıyor, öne çıkıyor. İşlerin
kamu yüzü tamamen değişti.
Bunun farkına varamayan
kurumlar, itibarlarının bir
anda zedelenmesi riskiyle
karşı karşıya kalacak. İnternet,
tüketicilere işletmelerin
Kurumsal Sosyal Sorumluluk
iddialarını sorgulamaları için
gereken araçları sağladı.
Artık tüketici, Google’dan
şirketlerin yaptıklarını aratıyor.
Bu projeleri kendisi araştırıyor,
sonuca kendisi varıyor.
n Bu yolda bir kurumda
kimlere, hangi birimlere
ne gibi görevler düşüyor?
Kişinin ahlak değerlerine
bağlı olması tabi ki önemli,
ancak iş etiği diğer şirket
fonksiyonlarında olduğu gibi
verilere dayalı bir yönetim
sistemi ile idare edilmesi
gereken bir fonksiyon.
Şirketlerin etik değerleri olur,
bu değerler etik politikalar
ile yazılı hale getirilir ve tüm
çalışanlara yayılır. Böylece iş
etiği, şirketin yazılı kültürü
haline gelmiş olur. Ama yazılan
etik kodunun şirket duvarlarını
süsleyen bir iyi niyet bildirgesi
olmaktan sıyrılıp, şirketin iş
yapış biçimi ve her karar anına
yön veren doğal refleksi haline
gelmesi de gerekir.
Sürekli gelişen, etik olanın
ve olmayanın açıklıkla
tanımlandığı, uygunsuzluk
risklerinin önceden belirlendiği
ya da oluşan uygunsuzlukların
en kısa zamanda fark
edildiği bir kontrol ikliminin
oluşturulduğu şirketler,
etik yönetimi konusunda
başarılı şirketlerdir. Şirketteki
en önemli rol model ise
yöneticinin kendisidir. Sürekli
eğitim ve bilinçlendirme
çalışmaları ile, etik ihlallerinde
verilecek cezaların hatırlatıldığı
değil, iş etiğinin bir sorumluluk
ve verimli iş yapma biçimi
olduğunun altının çizilmesi
önemli.
34
BThaber
BTnet.com.tr
23 - 29 MART
2015
Şehirlerin dünya
ekonomisindeki rolleri büyüyor
Günümüzde küresel
ekonominin itici gücünü
şehirler oluşturuyor.
McKinsey danışmanlık
şirketinin gerçekleştirdiği
bir araştırmaya göre küresel
gayri safi hasılanın yüzde 60’ı
yaklaşık 600 şehirden geliyor.
2010 yılında 3,1 milyar olan
şehirlerde yaşayan insan
nüfusunun, 2050 yılında
6,3 milyara yükseleceği
beklentileri, şehirlerin dünya
ekonomisindeki rolünün daha
da artacağını gösteriyor.
Geleceğin şehirleri için
yeni trendler
Bir şehrin başarısı en temelde
o şehrin altyapı kalitesine
bağlı. Enerji, su, atık yönetimi
tedariki, ulaşım, yiyecek ve
işlenmiş ürünlere sorunsuz
erişim gibi özellikler sunan
şehirler, ekonomik ve kültürel
büyümede öne çıkacak.
Çünkü altyapısı gelişmiş
şehirler sadece temel yaşam
ihtiyaçlarını destelemekle
kalmıyor, bireyler ve kurumlar
arası etkileşimi ve fikir
paylaşımını da mümkün kılıyor.
Şehirli insan için yaşam
kalitesi gelecekte çok daha
önemli bir kriter olacak. Yaşam
kalitesini etkileyen başlıca
etkenler arasında yer alan
sürdürülebilirlik, dayanıklılık,
enerji verimliliği, kaliteli konut
Büyük Hadron Çarpıştırıcısı
için geri sayım başladı
Avrupa Nükleer Araştırma
Merkezi (CERN) Genel Müdürü
Rolf Heuer, parçacıklara
kütlelerini verdiği düşünülen
ve “Higgs Bozonu” adı verilen
atomaltı parçacığın keşfinde
kullanılan Büyük Hadron
Çarpıştırıcısı’nın iki hafta içinde
yeniden çalıştırılacağını bildirdi.
İkinci üç yıllık çalıştırma
için hazırlanan Büyük Hadron
Çarpıştırıcısı’nın iki yıl aradan
sonra ilk çalıştırmaya göre
neredeyse iki kat daha fazla
enerji ile çalışacağına dikkati
çeken Heuer, “Doğa bize
nazik davranırsa bu yeni
enerji seviyesi ile Büyük
Hadron Çarpıştırıcısı, fizik ve
gelecekteki keşifler için yeni
ufuklar açacak” diye konuştu.
Büyük Hadron Çarpıştırıcısı
Direktörü Frederick Bordry
ise tüneldeki parçacıkların
Mart ayının sonunda yeniden
dönmeye başlayacağını
ancak parçacık, yani enerji
çarpışmalarının Mayıs ayında
gerçekleşeceğini söyledi.
Dünyanın en büyük ve en
güçlü parçacık hızlandırıcısı
olan 27 kilometrelik bir halka
şeklinde tasarlanan Büyük
Hadron Çarpıştırıcısı’nın
çalıştırılması için – 271
derecelik sıcaklığa ulaşması
gerekiyor. CERN Aralık
ayında yaptığı açıklamada, bu
sıcaklığa neredeyse ulaşıldığını
duyurmuştu.
3 yıllık bir çalışma planı
oluşturulan Büyük Hadron
Çarpıştırıcısı’nın ilk döneme
göre iki kat daha fazla enerji
ile çalışma beklenirken, CERN
Genel Müdürü Rolf Heuer, bu
yeni enerji seviyesi ile Büyük
Hadron Çarpıştırıcısı’nın fizik
ve gelecekteki keşifler için yeni
ufuklar açacağını ifade etti.
CERN’de yapılan deneyler
sonucunda Mart 2013’te Higgs
Bozonu keşfedilmişti.
ve okullar, güvenlik, hatta
mutluluk gibi kriterlerde
vatandaşlarına sunduğu
hizmetlerle öne çıkan “akıllı”
şehirler, en hızlı büyüyen
şehirler olacak.
Şehri teknolojinin değil
insanların oluşturduğu
gerçeğinin unutulmaması
gerekiyor. Bir şehrin ekonomik
rekabet gücünün artması için
önerilen yeni projeler ya da
rehabilitasyon çalışmalarının
onay sürecinde, o şehirde
yaşayan vatandaşların
bilgi sahibi olması kritik
önem taşıyacak. Günümüz
teknolojisinin desteklediği
“Büyük Veri”, şehir yöneticileri
ve ticari şirketleri yeni tasarım
ve çözümler geliştirme ve
kamuya sunma konusunda
teşvik ediyor. Nüfus artışı,
meteorolojik etkiler gibi birçok
faktör de büyük veri sayesinde
kolayca analiz edilebiliyor.
Facebook ‘hedefe’ TheFind’ı
satın alarak kilitlendi
Sosyal medya devi Facebook,
e-ticaret arama platformu
TheFind’ı satın alarak
reklamverenlerle olan bağını
sıkılaştırmayı amaçlıyor. Son
dönemde gelir kaleminin
temelini oluşturan reklam
gelirlerini, satın alma
işlemleriyle artırmaya başlayan
Facebook, TheFind ile
reklamverenlerin
hedef
kitlelerine çok
daha verimli
bir şekilde
ulaşmalarına
olanak sağlayacak.
TheFind’dan
söz etmek gerekirse,
platformun en basit şekilde
e-ticaret alanında hizmet
verdiğini söyleyebiliriz.
Kullanıcılarına satın almak
istedikleri ürünler konusunda
birden çok alternatif sunan
platform, arama yapıldığında
birçok online ya da fiziksel
mağazanın verilerinden
yararlanıyor. Arama
motoru özelliği sayesinde
Facebook’un ilgisi çeken
TheFind’ın kullanıcılarına 500
bine yakın mağaza üzerinden
ürün fiyat karşılaştırma imkanı
sağladığını da belirtmek
gerekiyor.
Facebook ve TheFind
arasındaki anlaşmanın
detayları hakkında
bilgi verilmese de,
TheFind ekibinin
Facebook
bünyesinde
alışageldik iş
süreçlerinde
ziyade Facebook
kullanıcılarına reklam
ulaştıracakları belirtiliyor.
Reklamverenlerin oldukça
ilgisini çekebilecek bu
gelişmeyle birlikte,
reklamverenler Facebook
gibi geniş bir kullanıcı
portföyüne sahip sosyal
platform üzerinden hedef
kitlelerine ürünlerini tanıtma
ve pazarlama olanağı
yakalayacaklar.
36
BThaber
BTnet.com.tr
23 - 29 MART
2015
Technopc ürün gamını
B200 ile genişletti
Yerli donanım markalarından
Technopc’nin yeni “Hepsi Bir
Arada” bilgisayarı B200, yenilikçi
tasarımı sayesinde kurumlara ve
son kullanıcılara esnek kullanım
olanakları sunmasıyla dikkat çekiyor.
Konutlar Android
panellerle akıllanacak
Akıllı telefon ve tabletlerde sıklıkla
kullanılan Android işletim sistemi,
dokunmatik ekranlı iç paneller ile
şimdi de yaşam alanlarına taşınıyor.
Gayrimenkul sektörü
sadece üretim aşamasındaki
yeniliklerle değil, akıllı ev
teknolojilerindeki gelişmelerle
de dikkat çekiyor. Gerek villa
tipi müstakil yapılarda gerekse
apartmanlarda kullanılabilen
interkom sistemleri de
güvenliği sağlamaya ve
hayatı kolaylaştırmaya yönelik
özellikleriyle akıllı evlerin
vazgeçilmezleri arasında yer
alıyor.
Gelişmeler doğrultusunda,
emlak sektörünün bu alandaki
tercihleri de değişkenlik
gösteriyor. Yakın geçmişe dek
yoğun olarak kullanılan analog
ve dijital tabanlı sistemlerin
yerini IP tabanlı sistemler alıyor.
Bu sistemlerin dünyadaki en
önemli temsilcileri arasında
bulunan 2N markasının IP
interkom çözümleri için
geliştirdiği iç panel ise, tasarımı
ve gelişmiş özellikleri ile akıllı
yaşam alanlarının teknolojik
tamamlayıcısı olmaya aday.
Günümüzün en yaygın
mobil işletim sistemleri
arasında bulunan Android
ile çalışan “2N Dokunmatik
İç Panel” kapı iletişimini
akıllı ev ve otomasyon
sistemlerinin kontrolü ile bir
araya getiriyor. Kullanıcı dostu
özellikleri ile ziyaretçinin net
bir şekilde görüntülenmesini
sağlarken, iletişim kurmayı da
kolaylaştırıyor.
7 inç büyüklüğündeki
dokunmatik ekran, yanıtsız
çağrıların ve aramaların
kolayca fark edilmesini
sağlayan LED göstergeler, tek
tuşla aktif edilebilen “Rahatsız
etmeyin (DND)” modu, ağdaki
diğer iç panel ve interkom
üniteleri ile iki yönlü iletişim
kurabilme, 2N Dokunmatik İç
Panel’i benzerlerinden ayıran
özelliklerden bazıları olarak
sıralanıyor.
Sıva üstü montaja uygun
yapısı sayesinde kurulumu
son derece kolay olan ürünün
güçlü dahili hoparlörü, kapı
zilinin her çaldığında evin
her köşesinden kolayca
duyulabilmesini sağlıyor.
Enerji tasarruf modu ile
benzer ürünlere kıyasla üçte
bir oranında daha az elektrik
tüketen 2N Dokunmatik İç
Panel, Türkiye’de Bircom
tarafından satışa sunuluyor.
19.5 inç büyüklüğünde
ve 1600x900 piksel
çözünürlüğünde IPS ekranı
bulunan B200 serisinin içinde
hem Android 4.4 KitKat
hem de Windows 8.1 işletim
sistemi birlikte yer alıyor.
Kullanıcılar açılış esnasında
diledikleri işletim sistemini
seçebiliyor. Bu sayede
hem Windows ortamında
çalışan yazılımlar hem de
Android ortamında çalışan
uygulamalar ve oyunlar
rahatlıkla çalıştırılabiliyor.
Gücünü Intel’in 4 çekirdekli
yeni nesil işlemcisi Celeron
N2930’dan alan Technopc
B200 serisinde 2 GB, 4 GB
ve 8 GB bellek seçenekleri
bulunuyor. Depolama
alanı olarak da 500 GB ve
1 TB’lık kapasitelerin yanı
sıra dileyen kullanıcılar 60
GB, 120 GB ve 240 GB SSD
seçeneği bulunan modelleri
tercih edebiliyor. Technopc
B200’ün farklı konfigürasyon
seçenekleri sayesinde
kullanıcılar
tek bir modele bağlı
kalmadan ihtiyaçlarına en
uygun çözüme ulaşabiliyor.
10 noktadan çoklu
dokunmatik ekrana sahip
olan Technopc B200’de 2W
gücünde iki adet dahili stereo
hoparlör bulunuyor. Ön
kısmındaki kamera ile de HD
kalitede görüntülü görüşme
yapılabiliyor. Technopc
B200’ün standart Hepsi Bir
Arada bilgisayarlara göre en
önemli avantajlarından bir
tanesi ise dahili bataryası
sayesinde herhangi bir
güç kaynağına ihtiyaç
olmadan bir tablet olarak
kullanılabilmesi. Sadece
29 mm kalınlığa ve 3.2 kg
ağırlığa sahip olan B200,
ihtiyaca göre istenilen
mekana kolayca taşınabiliyor.
Siyah ve beyaz olmak üzere
iki renk seçeneği bulunan
Technopc B200 serisi 699
dolardan başlayan fiyatlarla
satın alınabiliyor.
İstanbul One: Depreme dayanıklı veri merkezi tesisi
Büyümeye bağlı olarak İstanbul
ve çevresinde hızla artan veri
trafiğini korumak ve yönetmek
giderek daha zor ve önemli
bir hal alıyor. Gelişmekte
olan pazarlara yönelik veri
merkezi danışmanlık hizmeti
şirketi Unisonius’un kısa süre
önce yayınladığı araştırma,
Türkiye’de özellikle İstanbul ve
çevresinde yoğunlaşan çoğu
veri merkezinin deprem ve sel
gibi doğal felaketlere hazırlıklı
olmadığını gösteriyor.
Müşterilere amaca özel
veri merkezi alanı tahsis
sağlayacak olan Istanbul One,
Zenium Technology Partners’ın
Türkiye’deki ilk tesisi olma
özelliğini taşıyor. Zenium ekibi
dünyanın dört bir yanında
çeşitli iklim ve koşullarda hayata
geçirdiği geniş bir veri merkezi
portföyü olan uzmanlardan
oluşuyor. Üç veri merkezi
binasından oluşan İstanbul One,
integral perde duvarlı beton
bir iskelet üzerine inşa ediliyor.
ABD deprem yönetmelikleri
ASCE 31/41 ile denk olan
ve Türkiye’deki en yüksek
seviyeli deprem yönetmeliği
konumundaki TEC 2007’ye
uygun olarak tasarlanan bu
binalar, hastaneler ve kamu
binaları gibi “deprem sonrası
kullanılmaya devam edecek
binalar” kriterinde 1,5’lik
en yüksek önem derecesi
doğrultusunda yükseliyor.
Elektrik üretim ve dağıtım
tesisleri, telekomünikasyon
merkezleri gibi kritik öneme
sahip binaların inşaatında
kullanılan bu yönetmelik
standartları, ciddi depremlerin
ardından faaliyetin devamını
sağlamak için gerekli tedbirleri
belirliyor. İstanbul One’ın
depreme dayanıklı olarak
tasarlanan sağlam binaları aynı
zamanda en yeni bina yönetim
sistemi teknolojilerinden,
saha içi fiziksel altyapıya ve
depreme dayanıklı acil durum
jeneratörlerinden güç alan
iki adet tamamen bağımsız
alternatifli güç besleme
kaynağına kadar çok çeşitli
destek sistemleriyle donatılıyor.
BThaber
KARİYER
23 - 29 MART
2015
2015’in en iyi işverenleri
Mayıs’ta açıklanacak
Great Place to Work® Enstitüsü,
2015 Türkiye’nin En İyi İşverenleri
listesini Mayıs ayında açıklayacak.
Türkiye’de 3’üncü kez açıklanacak
listede çalışan odaklı yönetim
anlayışı ile insani dokunuşu
yüksek kurum kültürüne sahip
şirketler ödüllendirilecek. Her yıl
53 ülkede, 7 bin işletme ve 16
milyon çalışanın analiz edildiği
listeler, dünyada kurum kültürü
alanındaki en geniş kapsamlı ve
prestijli araştırma olma özelliğini
taşıyor. Şirketler için bu listelerde
yer almak, işveren markasının
duyurulması ve güçlendirilmesi
adına önem taşıyor. Great Place
to Work®’ün geçen iki yılda
Türkiye’deki listeleri 50-500 ve
501+ çalışan sayısı kategorilerinde
açıklandı. Ayrıca BT ve finansın
en iyileri ile özel ödüller kazanan
şirketler de belirlendi. Great Place
to Work® Türkiye, analizleri ile
toplam 27 bine yakın çalışanı
temsil etti.
Öte yandan, Great Place
to Work® Enstitüsü, 2016
araştırması için başvuruları
almaya başladı. İlgili bilgilere
www.greatplacetowork.com.tr
adresinden ulaşılabiliyor.
Kariyer yolunda pizza
ve liderlik başabaş
Listede yer alan, inşaat
sektöründe küresel bazda faaliyet
2014 yılında açıklanan
Türkiye’nin En İyi 15
İşvereni listesine giren
şirketler şu şekildeydi:
• Bursagaz
• Mercedes-Benz Finansman
• EMC
• The Coca-Cola Company
• SAP
• The Istanbul Edition Hotel
• Roche
• LBT Varlık Yönetim
• Hilti
• Doğuş İnşaat
• Axa Sigorta
• Ericsson
• Boyner Holding
• Vodafone
• PepsiCo
gösteren Hilti‘de çalışanlar,
mesleki ve bireysel gelişimlerinde
destekleniyor. Hilti Türkiye’nin
yeni ofisinde gerçekleştirilen Pizza
ve Liderlik etkinliği kapsamında
ise her ay farklı sektörlerden
üst düzey yöneticiler liderlik
yolculuklarını anlatıyor. Bugüne
kadar gerçekleştirilen Pizza ve
Liderlik etkinliklerine Microsoft
Ortadoğu ve Afrika Tüketici
Kanal Grubu Genel Müdürü
Burak Gökmen, Nestle Türkiye
Genel Müdürü Reinhold Jakobi,
Fibrobeton Yönetim Kurulu
Başkanı Dündar Yetişener, Bilkom
Genel Müdürü Cömert Varlık,
Tetrapak Teknik Servis Başkan
Vekili Johan Nilsson ve Hilti
Global’in üst düzey yöneticileri
katıldı.
Hilti Türkiye İnsan Kaynakları
Direktörü Canan Soybakış,
“Yeni ofisimize taşındıktan
sonra başladığımız Pizza ve
Liderlik etkinliğine pek çok farklı
sektörden üst düzey yönetici
katıldı. Ayrıca doğuştan görme
engelli olan Kerim ve Selim
Altınok kardeşler de programda
yer aldı” dedi. Hilti Group içinde
ilk olma özelliği taşıyan Hilti
Türkiye ofisi, dinlenme salıncağı,
langırt, yeni anne bakım odası,
masaj koltuğu gibi detaylarla
zenginleştirilmiş verimli, şeffaf ve
dinamik bir çalışma alanı sunuyor.
Şirket çalışanlarını Amerika’da
danışmanlarla geliştirilmiş Hilti
Way Kampı‘na gönderiyor.
Kampta, temel ürünlerden oluşan
uygulamalı eğitimler veriliyor,
sonra çalışanlar kendi bölge
müdürü ile sahaya çıkıyor. Her
yıl tekrarlanan programa tüm
çalışanlar katılıyor.
Yazılım mühendisleri zirvede buluşacak
Yazılım araştırmacıları,
mühendisleri ve eğitmenlerin
yazılım alanındaki yenilikleri,
akımları, deneyimleri ve
problemleri ele alacağı 9.
Ulusal Yazılım Mühendisliği
Sempozyumu (UYMS’15), 9-11
Eylül 2015 tarihlerinde İzmir’de
gerçekleştirilecek. Sempozyum
kapsamında teknik bildiriler,
deneyim sunumları, eğitim
seminerleri kategorilerinde,
E T K İ N L İ K L E R
14-16 Nisan 2015
IFINTEC Finans Teknolojileri
Konferans ve Fuarı
İstanbul Kongre Merkezi
AYRINTILI BİLGİ:
www.ifintec.com
16-17 Nisan 2015
Dinamikler 2015, 16.
Uluslararası Proje Yönetim
Kongresi
Hilton Kozyatağı Otel,
İstanbul
AYRINTILI BİLGİ:
www.dinamikler.org
28 Nisan 2015
bildiriler için katılmak
isteyenler için başvurular da
başladı. Sempozyumda, farklı
oturumlarda onlarca bildiri
sunumu ve paneller yapılması
planlanıyor.
Y U R T İ Ç İ
Esentepe Dedeman Otel
AYRINTILI BİLGİ:
www.uxistanbul.org
13-14 Mayıs 2015
UX Alive Konferansı
İstanbul Wyndham Grand Levent
AYRINTILI BİLGİ:
www.uxalive.com
22-23 Mayıs 2015
Türkiye Elektronik Sanayii
ve Elektronik Mühendisliği
TESEM-2015 Kurultayı
Bursa - BAOB Yerleşkesi
AYRINTILI BİLGİ:
www.tesem.org.tr
23-24 Mayıs 2015
ICT Summit Now Kids ‘15
Kadir Has Üniversitesi
AYRINTILI BİLGİ:
www.bzcocuk.com
BTvizyon Anadolu
Toplantıları
31 Mart 2015
Gaziantep
7 Nisan 2015
İzmir
14 Nisan 2015 Kayseri
15 Eylül 2015
Ankara
AYRINTILI BİLGİ:
www.btvizyon.com.tr/
UXIstanbul 2015
Bu köşede yayınlanmasını istediğiniz etkinliklerinizle ilgili bilgileri [email protected] adresine gönderebilirsiniz.
37
Girişimcilerin buluşma blog’u
Girişimcilik Vakfı’nın
girişim alanında
hayata geçirdiği
yeni bloğu yayına
başladı. Blog,
girişimcilik ile ilgili
yazıların çevirileri
ile birlikte her gün
güncellenen bir
içerik ile http://
futureleadnow.
com/ adresinde.
Nisan 2014’te
Türkiye’nin
önde gelen girişimcileri,
işadamları ve fikir önderleri
tarafından kurulan
Girişimcilik Vakfı
katılımcılarının
girişimcilik
alanındaki
yolculuklarına
dair paylaşımlar,
Türkiye’de
girişimcilik alanında
yapılan etkinliklere
dair izlenimler,
girişimci/yatırımcı
ya da internet
ekosistemine
yönelik yeniliklerin duyuruları
blog’da yerini alıyor.
Nutanix Bölge Satış Yöneticisi
Mehmet Tarımcı
Mehmet
Tarımcı
Mehmet Tarımcı, 2015 Şubat itibari ile Nutanix
Türkiye Bölge Satış Yöneticisi olarak görevine
başladı. Marmara Üniversitesi’ndeki eğitiminin
ardından, 5,5 yıl HP Networking’de Satış
Yöneticisi olarak görev yapan Tarımcı, 1,5 yıl
Symantec’de Kanal Yöneticisi olarak çalışmalar
yürüttü. Tarımcı son olarak 1 yıl boyunca
Citrix’de Cloud Networking grubunda satış
yöneticisi olarak görev yapmıştı.
Teknosa’da yeni Genel
Müdür Bülent Gürcan
Sabancı Holding iştiraklerinden Teknosa’da
Necil Oyman’dan boşalan Genel Müdürlük
görevine Bülent Gürcan atandı. 1
Nisan’da Teknosa Genel Müdürü olarak
göreve başlayacak olan Gürcan, 1988
yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat
Mühendisliği bölümünden mezun oldu.
1992-1993 yılları arasında Sony Gulf’da
Bülent
Gürcan
Satış Müdürlüğü, 1993-2000 yılları arasında
Max Mara’da Yönetici Ortaklığı, 2000- 2002
arasında Topshop Topman/Giysa‘da Operasyon Müdürlüğü
ve 2002-2004 yılları arasında Başer Holding’de Perakende
Direktörü olarak görev yaptı. 2004-2013 yılları arasında
Teknosa Satış Direktörü ve TeknoSA Operasyon Genel Müdür
Yardımcılığı pozisyonlarında çalışan Gürcan, 2013-2015 yılları
arasında ise Media-Saturn CEO’su olarak görev yapmıştı.
Medya çözümlerinde
Harrit işbaşında olacak
Sony Europe, AV ve Medya Çözümleri
Pazarlama Başkanlığına Michael Harrit’i
getirdi. Yayın ve medya sektörlerinde
deneyimli olan Harrit, Sony’nin AV
ve Medya Çözümleri sektöründeki
pazarlama stratejisinden sorumlu olacak.
Moskova’daki yeni bir medya merkezinin
teknolojiden sorumlu direktör yardımcısı
Michael
Harrit
olan ve Rusya’nın ticari amaçlı en büyük TV
istasyonlarından birinin yönetim kuruluna
yönetici danışmanlığı yapan Harrit, buradaki görevlerinden
ayrılarak Sony’ye katılıyor. Harrit görevi, Sony Europe Satış
Direktörü olarak yeni görevine atanacak Olivier Bovis’ten
devralacak. Birleşik Krallık’ta bulunan Harrit, Danimarka
Yayın Kuruluşu’ndaki görevlerinde ve Niras A/S bünyesindeki
Multimedya Danışmanlık A/S’de multimedya danışmanlığı
alanında uluslararası deneyimlerinden faydalanacak.
38
BThaber
MEKTUP
Güneşli bahar günlerinden
merhaba,
Bu haftaki açılışı, 100’üncü
yılını kutladığımız Çanakkale
Zaferi ile yapıyorum. Her yıl 25
Nisan’da, Çanakkale Savaş’ında
yaşamını yitiren Avustralyalı
ve Yeni Zelandalı askerleri
anmak amacıyla, Çanakkale’yi
ziyaret eden Anzakların,
‘Türkiye yılı’ olarak ilan edilen
2015’te Türkiye’ye akın etmesi
bekleniyor. Uluslararası seyahat
arama motoru Skyscanner’ın
verilerine göre, Nisan ayı için
Avustralya’dan Türkiye’ye
yapılan uçak bileti aramalarında
yüzde 22 gibi ciddi bir artış var.
Öyle ki, Avusturalya hükümeti
25 Nisan için Türkiye’ye direkt
uçuş talebinde bulunmuş.
Biraz da astroloji diyelim,
ama bu sefer farklı bir bakış
açısıyla… Batı burçlarını doğu
burçlarıyla kombine ederek
yeni bir karakter tablosu
ortaya çıkaran ‘Yeni Astroloji’,
cibuu.com tarafından
geliştirilen özel bir sistemle
kişiler arasındaki uyumu
belirlemek için kullanılmış.
Cibuu’nun temel mantığı
olan ve onu diğer arkadaşlık
sitelerinden ayrıştıran ‘Yeni
Astroloji’ kavramı, batı ve
doğu burçlarını kombinleyerek
ortaya çıkardığı farklı karakter
özelliklerine dayanıyormuş.
İlginç olabilir, bakmakta
fayda var.
Geçtiğimiz haftalarda yine
bu sayfalarda yer verdiğim
bir haber vardı, Samsung
Electronics Türkiye’nin işitme
engellilere özel görüntülü çağrı
merkezi hizmeti “Samsung
Duyan Eller” ve bunu tanıtmak
için işitme engelli Muharrem
Yazgan’a yer verilen tanıtım
filmi. Film, dijital mecrada
yurtiçinde ve yurtdışında 10
milyon kişiye ulaşmış, sosyal
medyada 1 milyonu aşkın
beğeni ve on binlerce de
23 - 29 MART
2015
Biz sustuk,
ellerimiz konuşuyor
yorum almış. Bu gibi başarılı
çalışmalar meyvesini vermekte
gecikmiyor, ne dersin.
Siemens Türkiye bir ilke
imza atıyor, gençleri yaratıcı
düşünme konusunda
teşvik etmek için ‘Siemens
İnovasyon Yarışması’nı
hayata geçiriyor. Yarışmanın
başvuruları 30 Mayıs’a kadar
yapılabilecek. Sonuçlar
Haziran ayında açıklanacak
ve yarışmanın kazananları,
2015
www.bthaber.com
www.linkedin.com/groups/BThaber
twitter.com/bthaber
www.facebook.com/BThaber
üç ayrı kategoride proje
geliştirme seçeneği sunuluyor.
Çevremizdeki gençleri bu
yarışma konusunda haberdar
etsek hiç fena olmaz.
Gurur verici bir haber de
‘Doğaya Dönüş Başlasın’
sloganıyla hayata geçirdiği Atık
Elektrikli ve Elektronik Eşyaların
(AEEE) Kontrolü Yönetmeliği
kapsamındaki Türkiye’nin en
büyük yenileme hareketini
2014 yılında başlatan
REKLAM SATIŞ GRUBU
YIL 21
SAYI 1014
23 - 29 MART
para ödülünün yanı sıra
Türkiye, Almanya, Hindistan
ve Çin’de düzenlenen 3
aylık Siemens İnovasyon
kamplarından birine katılacak.
Başvuruların www.siemens.
com.tr/innovationcontest
web sitesinden yapılacağı
yarışmada adaylara “Akıllı
Şehirlerde Bütünleşik Ulaşım”,
“Geleceğin Terapi Odaları”
ve “Akıllı Şebekelerde
Güvenlik” başlıkları altında
Arçelik’ten. Şirket, Eskişehir
ve Bolu’daki geri dönüşüm
tesisleri ve e-atık yönetim
sistemi ilgili yaptığı çalışmalar
sonucunda İstanbul Elektrik ve
Elektronik Zirvesi’nde ‘E-atık
Kahramanı Ödülü’nü almış.
Ödüllerden devam edelim.
Sigortayeri.com; interaktif
dünyanın prestijli ödüllerinden
Interactive Media Awards’da
dünya genelinde 72 farklı web
sitesinin yarıştığı sigortacılık
kategorisinde birincilik ödülüne
layık görülmüş. Bu arada, bu
yıl 11’inci kez düzenlenen
Stevie Awards uluslararası
ödüllerinde, Tchibo Türkiye
de “Yılın Müşteri Hizmetleri
Departmanı” halk oylamasında
birincilik ödülüne layık
görülmüş. Bu sefer mevzu,
kahveden çok daha fazlası.
Havalimanı bilişim
çözümlerinde küresel uzmanlığı
ile boy gösteren TAV Bilişim
Hizmetleri, dünyanın en önemli
havacılık fuarlarından olan ve
bu yıl 21’incisi düzenlenen
“Passenger Terminal Expo”ya
katılmış. Paris’te düzenlenen
fuarda TAV Bilişim Hizmetler
analiz, tasarım, danışmanlık,
destek ve bakım gibi çok
sayıda ürün ve hizmetlerini
ziyaretçilere tanıtmış.
Bir yıldır Ankara’nın çeşitli
mekanlarında Blues ve Rock
& Roll’un unutulmazlarını
ve kendi Türkçe orjinal
çalışmalarını dinlediğimiz grubu
hatırlarsın, Müdüriyet. İşte o
dinlemekten çok keyif aldığımız
grup, bu çalışmalarının bir
kısmını içeren Maxi Single’ını
31 Mart’ta IF Performance
Hall’da gerçekleştirecekleri
konserle birlikte dijital mecrada
dinleyenlerrin beğenisine
sunacakmış. İşi gücü ayarlayıp
Ankara’da buluşma vakti, ne
dersin?
Bu hafta da bu kadar olsun,
daha fazlası haftaya kalsın.
BThaber Yayıncılık ve Etkinlik Hizmetleri A.Ş. adına Sahibi
Ayhan Sevgi
[email protected]
BThaber Grubu
Yayın Koordinatörü
Ayhan Sevgi
[email protected]
Yazı İşleri Müdürü
(Sorumlu)
Bülent Nevres
[email protected]
Bültenlerinizi
Editörler
Handan Aybars
[email protected]
Sedef Özkan (Ankara)
[email protected]
Görsel Tasarım
Nevzat Karataş
[email protected]
Mukadder Keskingözler
[email protected]
Haber Merkezi
Ekrem Uçman
[email protected]
[email protected] adresine gönderebilirsiniz
Satıştan Sorumlu
Genel Müdür Yardımcısı
Zehra Sevimli
[email protected]
Abone ve Dağıtım Sorumlusu
Canan Şahin
[email protected]
Satış Müdürü
Nurşen Usta
[email protected]
Satış Grubu
Evrim Koç Demirci
[email protected]
Perihan Kıtay Özden
[email protected]
Özge Karataş
[email protected]
Gizem Güç
[email protected]
tarafından
dağıtılmaktadır.
Yönetim Yeri:
BThaber Yayıncılık ve Etkinlik Hizmetleri A.Ş.
Fetih Mah. Tahralı Sokak Kavakyeli Plaza
C Blok 7/5 34704 Ataşehir/İSTANBUL
Tel 0216- 291 13 90
ISSN 1300-6495
Cilt, Baskı, Poşetleme: Apa Uniprint San. ve Tic. A.Ş. - Hadımköy İstanbul Asfaltı Ömerli Köyü İstanbul - Tel 0212-798 28 40. l BThaber kontrollü abonelik sistemiyle dağıtılmaktadır. - Fiyatı 1 Kuruş (KDV dahil) - BThaber, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 2/f maddesi hükmü gereği ‘yerel süreli yayın’dır.
ManageEngine
User Conference
2015
AD Sihirbazı Derek Melber
Microsoft’un dünyadaki sınırlı sayıda
MVP’lerinden (Most Valuable Professional)
biri olan Derek Melber, ManageEngine’in
en yetkin teknik gurularından birisi.
Melber, AD Auditing’in SOX, HIPAA, PCI ve
FISMA standartlarına giden yolda nasıl
ITIL ITSM Gurusu Erman Taşkın
ITIL konusunda Türkiye’nin sayılı uzmanlarından
birisi olan Erman Taşkın, User Conference’da
ITIL’ın bilinmeyen yönlerini anlatacak. ITIL
Expert, Auditor ve Consultant serisi tüm
eğitimlerde akredite edilmiş eğitmen olan
Erman Taşkın'ın, 4000'den fazla öğrencisi
kullanılacağını örneklerle gösterecek.
bulunmaktadır.
Türkiye Bilişim Sektörü'nün ağ ve iletişim çözümleri alanında
uzmanlaşmış köklü lider firmalarından Vitel ve dünyanın
lider Kurumsal BT Yönetimi Ürünleri üreticisi ManageEngine
“ManageEngine User Conference 2015 Etkinliği”ni İstanbul'da gerçekleştiriyor.
ManageEngine
User Conference'da neler bulacaksınız:
• Global ManageEngine ekibi ile tanışma şansı
• Üst düzey BT yöneticileri ve profesyonelleri ile tanışma
• ManageEngine Sertifikasyonu
• Ücretsiz Teknik Eğitimler
• Demo Ortamları
• Ürün mimarları ile birebir görüşme imkanı
• Sürpriz hediye ve çekilişler
15-16 Nisan 2015 Point Hotel Barbaros - Kayıt için: www.vitel.com.tr
Her Açıdan
Güvenli Şehirler & Güvenli Alanlar
Yüksek Başarımlı
Hesaplama
Sosyal Medya ve
Büyük Veri Analizi
/ProlineBilisim
Alan Güvenliği
Çözümleri
Güvenli Şehir
Çözümleri
Türkiye - Katar - Pakistan
Coğrafi Bilgi
Sistemleri
E-Kimlik
Biyometri
Kurumsal BT
Çözümleri
www.pro-line.com.tr
Download

Risk sağanağından mümkün mertebe kaçış yolları