Kafkasya: Canımızdan Bir
Parça
Türkiye’nin bu geniş coğrafyadaki
kardeşleriyle münasebetleri, herhangi bir
çıkar ilişkisine değil, tarihi ve kültürel ortak
geçmişten kaynaklanan bir insani duyarlılığa
dayalıdır.
Bu anlayışla, iyi ve kötü günlerinde,
kardeşlerimizin yanında olmanın çabası içindeyiz.
Kafkasya’daki kardeşlerimizle ilişkilerimizi de işte bu çerçevede ele alıyoruz.
Recep Tayyip Erdoğan*
Güney Kafkasya ülkeleri olan Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ile zaten sınır
komşuluğumuz bulunuyor.
Özellikle yakın dostumuz olan Azerbaycan’la ve Azerbaycan halkıyla, karşılıklı
sevgiye dayalı çok yakın ilişkilerimiz vardır.
Karahanlıların İslam’ı kabulünün ardından Gazneliler, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Harezmşahlar, Altın Orda Devleti,
Timur ve Babür İmparatorlukları, Türkiye
Selçukluları ve Osmanlı Cihan Devletini kuran milletimiz, insanlık tarihinin bu en muazzam medeniyetine çok büyük katkılarda
bulunmuşlardır.
Bu geniş coğrafyadaki İslâm-Türk tarihinin kültürünü ve muhteşem medeniyetini,
bugün Cumhurbaşkanı olmakla şeref duyduğum Türkiye Cumhuriyeti tevarüs etmiştir.
Özellikle Osmanlı coğrafyası içinde
bulunan Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu,
Türkiye için ayrı bir öneme sahiptir.
Daha dün denilecek kadar yakın bir
zamana kadar, Osmanlı Devleti sınırları içinde yer alan bu coğrafyada yaşayan insanların
büyük çoğunluğuyla yakın kardeşlik ilişkilerimizi sürdürüyoruz.
Son gelişmeler, Azerbaycan’ın Türkiye ile karşılıklı sevgiye dayalı ilişkisinin ve
işbirliğinin ne kadar derin, ne kadar güçlü, ne
kadar samimi olduğunu bir kez daha ortaya
koymuştur.
39
Gürcistan ile de yakın komşuluk ve
dostluk ilişkilerimiz mevcuttur.
Ekonomi, ticaret, ulaştırma ve yatırım
alanlarında yakın ilişkilerimizin bulunduğu
Gürcistan’ın, 2008’de yaşadığı Osetya Savaşı’ndan sonra sergilemeye başladığı ihtiyatlı
yaklaşımı anlayışla karşılıyoruz.
Ermenistan’ın, Türkiye husumetini bir
ideolojik politika ve menfaat kapısı haline getirmiş olmasından üzüntü duyuyoruz.
Tamamen yalana ve çarpıtmaya dayalı
iddialarla her platformda Türkiye’nin karşısında yer alan Ermenistan, bu politikasından
en büyük zararı kendisi görüyor.
Bu vesileyle bir kez daha ifade etmek
isterim ki, bizim tarihimizde asla Ermenistan’ın iddia ettiği türden utançlar yoktur.
(*) Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı.
YENİ TÜRKİYE 71/2015
Binlerce yıldan beri Orta Asya, Kafkasya, Karadeniz, Balkanlar, Avrupa, Orta
Doğu, Afrika, Güney Asya coğrafyasında nice devletler kuran, 3 kıta 7 iklimde hüküm
süren bir milletin mensuplarıyız.
Merhum Haydar Aliyev’in veciz sözünde ifade ettiği gibi Türkiye ve Azerbaycan’ı “bir millet, iki devlet” olarak görüyoruz.
Dolayısıyla, bu sebeple dilenecek bir
özrümüz, ödeyecek bir tazminatımız, vazgeçecek tek karış toprağımız da mevcut değildir.
Biz, Ermeni terör çetelerinin yaptıklarını geride bırakarak, Osmanlı döneminde
asırlarca dost olarak yaşadığımız Ermeni halkına tekrar kucak açmaya hazırız.
Bunun için, Ermenistan’ın mesnetsiz
iddialarından vazgeçmesi ve işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi gerekiyor.
40
Nasıl ki Orta Doğu 1916 yılındaki Sykes-Picot anlaşmasıyla Batılılarca cetvelle çizilerek parçalanmışsa, Sovyetler döneminde
de Kuzey Kafkas coğrafyası, aynı mantıkla
özerk cumhuriyetlere bölünmüştür.
Kuzey Kafkasya, Rusya’ya bağlı özerk
cumhuriyetlerden oluşan, geçmişten beri çok
büyük acılar yaşamış, bahtsız bir coğrafyadır.
Kabartay-Balkar, Karaçay-Çerkes ve
Adige Cumhuriyetleri, aynı bütünün parçaları olmalarına rağmen, farklı yönetimler altında toplanmışlardır.
Çarlık Rusya’sı döneminde, 16. yüzyıldan itibaren işgal edilmeye başlanan Kuzey Kafkasya, Osmanlı’nın müdahalesiyle
1920’lere kadar istiklali için mücadele etmeyi
sürdürmüştür.
Aynı şekilde, Dağıstan, Çeçenistan ve
İnguşetya Cumhuriyetleri halklarını birbirinden ayırmak mümkün değildir.
Osmanlı Devleti’nin en zayıf olduğu
1918 yılının sonunda dahi, Nuri Paşa kumandasındaki Kafkas İslâm Ordusu, Rusları ve
destekçilerini yenip Bakü’yü işgalden kurtararak, Kafkasya’daki kardeşlerimizin yanında
olduğumuzu tüm dünyaya göstermiştir.
Tataristan ve Orta Asya’da geçmişten
beri süren katliamlar, 19. asırda, Kuzey Kafkasya’da Türklere, Çerkeslere, Dağıstanlılara
ve diğer Kafkas halklarına uygulanan, insanlık tarihinin en kanlı etnik temizliğiyle, yeni
bir safhaya girmiştir.
Stalin döneminde Kırım ve Ahıska
Türklerine uygulanan vahşi tehcir, bu etnik
temizliğin devamıdır.
Kafkas halkları, sayıları milyonlarla
ifade edilen katliamların ardından, zorla ve
çok kötü şartlar altında Osmanlı topraklarına
gönderilmişlerdir.
YENİ TÜRKİYE 71/2015
Her biri şanlı birer mücahit olan Türkler, Dağıstanlılar, Çeçenler, İnguşlar ve Çerkesler, Şeyh Şamil, İmam Mansur ve Gazi
Muhammed gibi liderlerin yönetiminde istiklal mücadelelerini vermekten asla vazgeçmemişlerdir.
Bu katliamların ve tehcirin amacının,
Kafkas coğrafyasındaki Müslüman nüfusu
tamamen yok etmek olduğunu görüyoruz.
Biz, tüm Kuzey Kafkas halkları ile
Güney Kafkasya’daki Nahçıvan, Dağlık Karabağ, Acara, Abhazya ve Güney Osetya
halklarını ezeli ve ebedi kardeşlerimiz olarak
görüyoruz.
Gürcistan’daki Borçalı Türkleri, Ahıska Türkleri, Kuzey Kafkasya’daki Dağıstan
Türkleri, Kumuklar, Nogaylar, Stavropol ve
Astrahan Türkleri, Avarlar gibi Türk boylarıyla olan yakın akrabalığımız, bölgeyle olan
ilişkilerimizi daha güçlendirmektedir.
Türkiye olarak eskiden beri, Güney ve
Kuzey Kafkasya’daki komşularımızla güçlü
ilişkiler kurmak için samimi bir gayret içindeyiz.
Kafkas ülkelerinin pek çoğuna çeşitli
kuruluşlarımız aracılığıyla kültürel, sosyal ve
ekonomik yardımlarda bulunuyoruz.
Kafkaslarda barışın, güvenliğin, huzurun ve refahın tesisi için her alanda çaba
göstermeye, canımızdan bir parça olarak gördüğümüz kardeşlerimizin yanında olmaya
devam edeceğiz.
Download

1 - Yeni Türkiye