T.C.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı
ÇOCUK DİŞ HEKİMLİĞİNDE ANTİBİYOTİK VE ANALJEZİK
KULLANIMI
BİTİRME TEZİ
Stj. Diş Hekimi Sinem SAVAŞ
Danışman Öğretim Üyesi: Doç.Dr. Murat OLUKMAN
İZMİR-2014
ÖNSÖZ
Mezuniyet tezimin aşamalarında beni yönlendiren, her türlü bilgi ve ilgisi ile
bana destek olan, danışman hocam Doç. Dr. Murat OLUKMAN’ a minnet ve
teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca eğitim hayatımda bana destek olan, her zaman
yanımda olan sevgili Bahadır Aydın ve aileme sonsuz minnet ve şükranlarımı
sunarım.
2014-İzmir
Stj.Diş Hekimi Senem SAVAŞ
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ........................................................................................................................................... 1. GİRİŞ VE AMAÇ .............................................................................................................. 2. ÇOCUK DİŞ HEKİMLİĞİNDE ANTİBİYOTİK VE ANALJEZİK İLAÇ
KULLANIMI ............................................................................................................................. 2 2.1.ANTİBİYOTİKLER ............................................................................. 2
2.1.1. ÇOCUKLARDA ANTİBİYOTİK TEDAVİSİNDE
UYGULANACAK KURALLAR ................................................................. 3
2.1.2. ÇOCUKLARDA ANTİBİYOTİK KULLANIMININ GENEL
ENDİKASYONLARI ................................................................................. 6
2.1.3. ANTİBİYOTİK TEDAVİ SÜRESİ .................................................. 7
2.1.4. DENTAL ENFEKSİYONLARIN MİKROBİYOLOJİSİ ................. 8
2.1.5. ANTİBİYOTİKLERİN ETKİ MEKANİZMASI .............................. 8
2.1.6.ÇOCUKLARDA DENTAL ENFEKSİYONLARDA
KULLANILAN ANTİBİYOTİKLER ........................................................ 9
2.1.6.1. PENİSİLİNLER ....................................................................... 9
2.1.6.2. MAKROLİDLER ................................................................... 11
2.1.6.3. LİNKOZAMİDLER ............................................................... 12
2.1.6.4. SEFALOSPORİNLER ........................................................... 13
2.1.6.5. TETRASİKLİNLER .............................................................. 13
2.1.7. ÇOCUKLARDA ANTİBİYOTİK PROFİLAKSİSİ .................... 16
2.1.8. ANTİBİYOTİKLERE DİRENÇ GELİŞİMİ ................................ 20
2.2. ANALJEZİKLER .......................................................................................................... 21
2.2.1. ÇOCUKLARDA AĞRI KONTROL YÖNTEMLERİ ................. 22
2.2.2. ÇOCUKTA ANALJEZİK KULLANIM İLKELERİ ................... 23
2.2.3. KRONİK AĞRI TEDAVİSİNDE KULLANILAN
FARMAKOLOJİK AJANLAR ................................................................ 27
2.2.3.1. NONOPOİD ANALJEZİK İLAÇLAR .................................. 27
2.2.3.2. OPOİD ANALJEZİKLER ..................................................... 31
3. SONUÇ .............................................................................................................................. 33
4. KAYNAKLAR ............................................................................................................... 34
5. ÖZGEÇMİŞ ........................................................................................................................ 39 1. GİRİŞ VE AMAÇ
Diş hekimliğinde genellikle analjezik, antimikrobiyal ve antiviral ilaçlar,
olgulara göre değişik şekillerde kullanılmaktadır. İnsan metabolizmasının ne kadar
karmaşık olduğu ve bu metabolizmayı etkileyen ne kadar çok faktör olduğu
düşünüldüğünde her olguyu kendine özgü olarak değerlendirip olguya etki edecek
bireysel ve çevresel faktörleri de dikkate alarak ilaç seçiminde bulunmak
kaçınılmazdır(1).
Çocuklarda da farklı metabolizma, fizyoloji ve anatomi nedeniyle ilaç
kullanımında daha dikkatli olunmalıdır.
Çocuk hastalarda enfeksiyon; büyüme ve gelişime bağlı olarak daha hızlı
yayılım ve lokalizasyon gösterir, çabuk gelişir. Bu nedenle ilaçlar doğru zamanda,
doğru doz ve şekillerde kullanılmalıdır.
Çocuk diş hekimliğinde en çok kullanılan ilaç grupları; antibiyotikler,
analjezikler, antiinflamatuar ilaçlar, lokal anestezikler ve sedatiflerdir(2).
Odontojenik bakteriyel enfeksiyonlar, uygun antibiyotiklerle tedavi edilir.
Antibiyotikler, mikropların üremesini azaltır veya tamamen durdurur.
Antibiyotik tedavisinin başarısını etkileyen en önemli faktör; ilacın veriliş
yolu ve uygulama zamanıdır(3).
Analjezikler ise çocuk diş hekimliğinde en sık kullanılan ilaçlardandır.
Yapılan araştırmalarda çocuklarda diş çekimi sonrası %37,6 oranında (4) , dental
restoratif işlemler sonrası
%31,5 oranında dental ağrı meydana geldiği tespit
edilmiştir(5). Ağrıyı dindirmek ve hastayı rahatlatmak amacıyla analjezik ilaçlar
kullanılmaktadır.
Bu tezde çocuklarda dental uygulamalar öncesinde ve sonrasında kullanılan
antibiyotik ve analjezik ilaçlar incelenmiştir.
1 2. ÇOCUK DİŞ HEKİMLİĞİNDE ANTİBİYOTİK VE ANALJEZİK
İLAÇ KULLANIMI
2.1. ANTİBİYOTİKLER
Çocuk diş hekimliğinde lokal anestetiklerden sonra en yaygın
kullanılan ilaç grubu antibiyotiklerdir. Diş ve oral kaviteyi içeren
enfeksiyonlar tedavi edilmedikleri koşullarda yaşamsal tehlike yaratabilecek
boyutlara dahi ulaşabilmekte ve antibiyotik kullanılmasını zorunlu hale
getirmektedir(6).
Antibiyotikler; bakteriyel enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde
kullanılan ve bakteri, mantar, parazit gibi mikroorganizmaların çoğalmasını
durdurarak veya onları öldürerek etkili olan bir ilaç grubudur. Doğru
endikasyon ile doğru zamanda ve uygun olarak kullanıldığında hayati önem
taşıyan bu ilaçlar, yanlış sebeplerle ve uygun olmayan biçimlerde
kullanıldığında önemli maddi kayıplara neden oldukları gibi, bakterilerin
direnç kazanmalarına, ciddi yan etkilere de yol açabilirler(6).
Antibiyotikler,
üretilebildikleri
gibi
mikroorganizmalar
tarafından
kimyasal
sentetik
yollarla
doğal
olarak
olarak
da
elde
edilebilmektedir(6). Bu ilaçlar spesifik mikroplar tarafından oluşturulan
spesifik hastalıklarda, mikrobiyal orijinli olma olasılığı bulunan klinik
durumlarda ve ölüm riski bulunan bazı hastalarda hayat kurtarıcı olarak
kullanılmaktadır(6). Konjenital kalp hastalığı, geçirilmiş endokardit öyküsü,
akut eklem romatizması gibi geçirilmiş hastalık nedeniyle hasar görmüş kalp
2 kapaklarına sahip hastalar; bakteriyel endokardit gelişimi açısından riskli
gruptadırlar ve bu hastaların profilaktik amaçlı antibiyotik kullanmaları
gerekmektedir(6).
Antibiyotik tedavisi etken patojenin genel olarak bilindiği veya kültür
ve serolojik yöntemlerle tam olarak belirlendiği koşullarda veya sensitivite
testleriyle patojene karşı seçilen terapötik ajanın aktif olduğunun saptandığı
durumlarda uygun dozda verilmek kaydıyla son derece başarılı bir şekilde
kullanılmaktadır(6).
2.1.1. ÇOCUKLARDA ANTİBİYOTİK TEDAVİSİNDE UYGULANACAK
KURALLAR
Çocuklarda antibiyotik kullanımı erişkinler ile benzerdir. Bununla
birlikte tedavi sırasında çocuğu her zaman için küçük bir erişkin olarak
algılamamak yerinde olur. Çocuk hastanın metabolizması, anatomisi ve
uygulanacak dental işlemlerdeki farklılığın bilincinde olan hekim, tereddüt
etmeden ve başarılı bir şekilde tedavisini uygular(7).
Çocuklarda ilaç kullanımı sırasında aşağıdaki temel prensipler göz
önünde bulundurulmalıdır(3, 6, 7):
1) Çocuklarda abse formasyonu çok çabuk sellülite dönüşür ve birkaç saat
gibi kısa bir sürede ateş, dehidratasyon, döküntü ve halsizlik gibi enfeksiyon
gözlenebilir. Dolayısıyla erken müdahale edilmesi gerekir.
3 2) Dental orijinli enfeksiyonların çoğu gram (+) antibiyotiklerle tedavi
edilirler ve penisilin ilk seçenek olmalıdır. Eğer hastanın alerjisi varsa
eritromisin
türevi
antibiyotikler
kullanılmalıdır.
Parenteral
yolun
kullanılmasının zorunlu olduğu durumlarda linkomisin veya klindamisin
türevleri tercih edilmelidir.
3) Toksisitesi en az olan ilaç tercih edilmelidir. Küçük yaşlardaki
çocukların% 2’sinde çapraz reaksiyon gelişme riskinin bulunduğu ve bu tip
reaksiyonun en çok amoksisillin ve ampisillin arasında ortaya çıktığı göz
önünde bulundurulmalıdır.
4) Bakterisidal antibiyotikler bakteriostatik olanlara tercih edilmelidir.
5) 12 yaşın altındaki çocuklarda dişlerde renklenme riski nedeniyle
tetrasiklinler zorunlu olmadıkça tercih edilmemelidir.
6) Dozaj verilirken çay kaşığı yerine mutlaka ilaçların kendi kutularından
çıkan milimetrik ölçeklerin kullanılmasına dikkat edilmelidir.
7) Hastanın yaşı ne kadar küçükse ilaca karşı daha çok atipik, terapötik ve
toksikolojik cevabın oluşacağı dikkate alınmalıdır.
8) Uzun süreli ilaç kullanımlarının endokrin sistemi etkileyerek büyümeyi
geciktirebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
9) Çocuklardaki ateş, kusma ve diareye bağlı olarak sıvı kaybının ilacın
kandaki konsantrasyonunun artmasına neden olabileceği unutulmamalıdır.
10) Çocuklarda daha çok tercih edilen şurup formlarının kullanımını
kolaylaştırmak amacıyla en az % 75 şeker içerdiği ve özellikle yatmadan
4 önce alınan bu ilaçların çürük gelişimi açısından riskli olabileceği
düşünülmelidir.
11) Antibiyotiklerin büyük çoğunluğu renal yolla atıldığından böbrek
fonksiyon bozukluğu olan çocuklarda doz ayarlamasına dikkat edilmelidir.
Aksi takdirde toksik serum seviyesi gelişebilmektedir. Bu hastalarda
böbrekte metabolize olmayan ilaçlar seçilmelidir.
12) Çocuklarda oral süspansiyonlar tercih edilmelidir. Ağrılı IM ve IV
uygulamalardan kaçınılmalıdır.
13) Oral yolla verilen antibiyotiklerin bazılarının mide boşken daha çabuk
absorbe olduğu unutulmamalıdır. Örneğin; Ca, Mg, sütlü ürünler ve Al
içeren antiasitlerin tetrasiklin gibi bazı antibiyotiklerin absorbsiyonunu
inhibe ettiği, eritromisin gibi bazı antibiyotiklerin ise yiyeceklerle birlikte
alınmasının daha iyi absorbsiyonla sonuçlandığı ilaçların kullanım önerileri
sırasında unutulmamalıdır.
14) Dental enfeksiyonların tedavisinde genellikle 5-7 günlük bir süre yeterli
olmaktadır.
15) Küçük çocuklarda yaş, vücut ağırlığı veya vücut yüzey alanı ilacın
etkinliğinde değişiklik yaratabilecek önemli faktörler olduğu için dozun
ayarlaması dikkat gerektirmektedir.
Çocuklara
antibiyotik
verilmeden
önce;
endikasyon
dikkatli
konulmalıdır ve endikasyon dışında kombine tedavilerden kaçınılmalıdır.
5 Gerektiği durumlarda antibiyogram yapılmalıdır. Vücut direncinin yeterli
olduğu durumlarda mümkün olduğunca antibiyotiklerden kaçınılmalıdır.
Ayrıca etken biliniyorsa dar spektrumlu antibiyotikler tercih edilmelidir.
2.1.2. ÇOCUKLARDA ANTİBİYOTİK KULLANIMININ GENEL
ENDİKASYONLARI
Oral yaralanmalar: Bütün hastalarda oral yaralanmalar bakteriyel
kontaminasyon için risk oluşturur. Bu nedenle bu tip hastalarda uygun bir
antibiyotik tedavisi doğru olacaktır. Çocuklarda antibiyotik tedavisine en az
5 gün devam edilmelidir(2). Oral yaralanmaların kapsadığı durumlar;
yumuşak doku yaralanmaları, komplike kron kırıkları, şiddetli diş yer
değiştirmeleri, yoğun gingivektomi, şiddetli ülserasyonlardır(8).
Pulpitis, apikal periodontitis, sinüs yolu drenajı, lokalize intraoral
şişlik: Eğer çocukta pulpitisin akut semptomları gözleniyorsa, antibiyotik
tedavisi endike değildir. Bu durumda hastaya pulpatomi, pulpektomi veya
çekim tedavisinden hangisi uygunsa o tedavi uygulanır. Bu durumlarda
çocuklarda enfeksiyonun sistemik belirtileri gözlenmez(8).
Akut dental kökenli fasial şişlikler: Tedavide girişim sırasında ya da
çekim yapılırken bakteriyel enfeksiyonun yayılmasını önlemek için
antibiyotik verilir. İntravenöz antibiyotik uygulamaları endikedir (9).
Dentoalveolar
travmalar:
Dentoalveolar
travmalarda
yumuşak
dokulardaki ülserasyonlar da bakteriyal enfeksiyon için risk oluşturur.
6 Avülse dişlerde ise kök yüzeyinde rezorbsiyonu azaltmak ve pulpal
revaskülarizasyonun oranında artış sağlamak için lokal antibiyotik
uygulamaları kullanılabilir. Bunun yanında sistemik antibiyotik tedaviye
destek olarak verilebilir(9).
Çocuklarda görülen periodontal hastalıklar: Hastanın immün sistemi
periopatojenleri kontrol edemediği için antibiyotik tedavisi uygundur.
Periodontal hastalığın bulunduğu bölgeden kültür alındıktan sonra ilaca
karar verilmelidir(10). Periodontal hastalıklarda siprofloksasinin dişeti
sıvısında serumdan daha fazla birikmesi nedeniyle daha uygun bir
antibiyotik olduğu düşünülmektedir(11).
Çocukluk çağı viral hastalıkları: Viral hastalıklara sekonder olarak
bakteriyal enfeksiyon eklenmesi durumunda antibiyotik kullanımı gereklidir.
Bu durum kesinleşmediği sürece antibiyotik kullanılmaz(12).
2.1.3. ANTİBİYOTİK TEDAVİ SÜRESİ
Normal enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı 5-7 gündür. Enfeksiyon
belirtilerinde 2.günden itibaren azalma, 4.günde belirgin bir iyileşme olur.
Daha ciddi ve dirençli enfeksiyonlarda bu süre 10 güne uzatılır(3).
Dental enfeksiyonlarda ilk seçenek olarak penislin türevi antibiyotik
tercih edilir. İki gün içinde iyileşme olmazsa beta laktamaz üreten
mikroorganizmalar üremiş olabileceğinden penisilin yerine beta laktamaz
inhibitörü bir antibiyotik en az 10 gün süreyle verilmelidir(3).
7 2.1.4. DENTAL ENFEKSİYONLARIN MİKROBİYOLOJİSİ
Ağız boşluğundaki enfeksiyonların büyük çoğunluğu streptekok ve
stafilokoklardan köken alır(3).
Gram (+) koklara etkili olan antibiyotikler: Penisilin, Eritromisin,
Linkomisin, Klindamisin, Vankomisin
Gram (-) koklara etkili olan antibiyotikler: Aminoglikozidler
Geniş spektrumlu antibiyotikler: Tetrasiklin, Amoksisislin, Ampisilin,
Sefalosporin
2.1.5. ANTİBİYOTİKLERİN ETKİ MEKANİZMASI
Bakterisidal ajanlar; mikroorganizmaları öldürerek, bakteriostatik
ajanlar ise bakteriyel büyümeyi veya çoğalmayı önleyerek etki ederler.
Ancak
bakteriostatik
antibiyotiklerin
mikroorganizmaları
elimine
edebilmesi, konakçının savunma sistemi ile direkt olarak ilişkilidir.
Dolayısıyla bu ajanlar immun yetmezliği olan bireylerde kullanılmamalıdır
ve bakterisidal ajanlar tercih edilmelidir(6).
Tablo1’de bu kategorideki ajanlar gösterilmiştir:
Tablo 1:
Bakterisidal
Bakteriostatik
Penisilinler
Makrolidler
8 Sefalosporinler
Tetrasiklinler
Glikoproteinler
Kloromfenikol
Karbapenemler
Sulfanamidler
Monobaktamlar
Linkozamidler
Aminoglikosidaz
Rifampin
Quinolonez
Kaynak: 6’dan alınmıştır.
2.1.6. ÇOCUKLARDA
DENTAL
ENFEKSİYONLARDA
KULLANILAN ANTİBİYOTİKLER
I.
Penisilinler
II.
Makrolidler
III.
Linkozamidler
IV.
Sefalosporinler
V.
Tetrasiklinler
Çocuk diş hekimliğinde en sık kullanılan antibiyotik ajanları penisilinler,
makrolidler ve sefalosporinlerdir(7).
2.1.6.1.
PENİSİLİNLER
9 Penisilinler bakterisidal etkili antibiyotiktir. Gram(+) bakterilerden
kaynaklı enfeksiyonlarda etkilidirler. Penisilinler 3 grup halinde incelenir:
1.Benzil penisilinler (penisilin G)
Gram (+) organizmalara ve selektif gram (-) koklara etkilidir. Benzil
Penisilin G ve Benzatin Penisilin G formları vardır.
Her iki Pensilin G de stabil olmayan asit halindedir ve mide asitlerine
dayanıklı olmadıkları için oral yolla kullanılamazlar ve IV veya IM olarak
enjekte edilirler.
Depo
penisilin
grubudurlar
ve
ağır
streptokokal
endokardit
enfeksiyonlarda tercih edilirler. Dental tedavilerde pek tercih edilmezler.
2. Fenoksimetil penisilin (penisilin V)
Hafif
seyreden
boğaz,
solunum
yolu
ve
yumuşak
doku
enfeksiyonlarında kullanılır. Ağır sistemik enfeksiyonlarda tercih edilmez.
Dental enfeksiyonlarda kullanılmazlar.
Çocuklarda; kullanım dozu 25-50 mg/kg/gün ve 6-8 saat aralıklarladır.
3. Geniş spektrumlu penisilinler
Amoksisilin ve ampisilin geniş spektrumlu penisilinlerdir.
Ampisilinler:
10 Etki alanı Pen G ve V’den daha geniştir. Ağız yoluyla verildikten 1-2
saat sonra en yüksek serum seviyesine ulaşır, doz 6 saat arayla
yenilenmelidir.
Çocuklarda önerilen kullanım dozu 30-50 mg/kg ve 6 saat
aralıklarladır.
Amoksisilinler:
Ampisilinlerle aynı spektruma sahiptir, ancak oral yolla daha iyi
absorbe olduğu için aynı dozda, ampisillinin iki katına eşdeğer kan düzeyine
ulaşır.
Günlük doz çocuklarda; 20-40 mg/kg ve 8 saat aralıklarladır.
2.1.6.2. MAKROLİDLER
Antibakteriyel spektrumları penisilin G’ ye ek olarak beta-laktamaz
içeren bakterileri de kapsar. Bu antibiyotikler etkilerini protein sentezini
inhibe ederek gösterirler. Toksisiteleri düşüktür. Alt-üst solunum yolu
enfeksiyonlarında etkinlikleri yüksektir. Birçok enfeksiyonda direnç gelişme
riski yoktur(1, 2).
Eritromisin;
Basit ve orta dereceli odontojenik enfeksiyonlarda kullanımı
uygundur. Penisilin alerjisi olan hastalarda tercih edilir. Antimikrobiyal
spektrumu penisilin kadar geniştir. En büyük dezavantajı; bakteriostatik
olmasıdır(1).
11 Çocuklarda oral dozu 30-50 mg/kg/gün 6-8 saat aralıklarladır.
Klaritromisin;
Spektrumu eritromisine benzer, ancak serum düzeyi daha yüksektir.
Yan etkileri eritromisinden düşüktür. Faranjit, kronik bronşit, sinuzit ve
pnömoni tedavisinde tercih edilir. Penisilin alerjisi olan hastalarda tercih
edilen en etkili antibiyotiktir.
Çocuklarda oral dozu 7,5 mg/kg ve 12 saat aralıklarladır.
Azitromisin;
Anaerob bakterilere karşı oldukça etkilidir. Gastrointestinal sistemde
yan etkileri yoktur. Antibakteriyel spektrumu eritromisine benzerdir.
Dokularda uzun süre plazmadakinden yüksek konsantrasyonda kalır. Bu
nedenle toplam 3 gün kullanılır.
Çocuklarda oral doz 10mg/kg ve 24 saatte ara ile verilir.
2.1.6.3. LİNKOZAMİDLER
Odontojenik enfeksiyonların gelişiminde rol oynayan patojenlerin
hepsine karşı etkilidir. Protein sentezini inhibe ederek etki gösterirler. Kemik
dokusuna ve abse oluşumuna dağılımı iyi olduğu için kemiği tutan
enfeksiyonların tedavisinde kullanımı uygundur(13). Pseudomembranöz
enterokolit en ciddi yan etkisidir(14).
12 2.1.6.4. SEFALOSPORİNLER
Penisilinlerle kimyasal benzerlikleri olan bakterisidal bir antibiyotik
türüdür. Geniş spektrumludur. Penisilinaza dirençlidir. 4 jenerasyona
ayrılırlar(15).
1.kuşak; Penisilinlerden üstün degildir. Pahalı olduğundan tercih
edilmemektedir.
Stafilakok tipi enfeksiyonlarından korunmak amacı ile cerrahi
profilakside kullanılır.
Çocuklarda kullanımı; 25-50mg/kg ve 6 saat aralıklarladır.
2.kuşak; Penisilinlerden daha geniş spektrumludur. Şiddetli yaygın
enfeksiyonlarda kullanılır.
Sinüzit varlığında, maxillofasial kırıklarda ve loj abselerinde
kullanılır.
Çocuklarda kullanım dozu; 20-40mg/kg ve 8-12 saat aralıklarladır.
3.
ve
4.
kuşak;
Sefalosporinlerin
dişhekimliğinde
kullanım
endikasyonu yoktur.
Ağır hastane enfeksiyonlarının tedavisinde etkilidirler.
2.1.6.5. TETRASİKLİNLER
Bu grup antibiyotikler, protein sentezini inhibe ederek bakteriostatik
etki gösterirler. Gram(+) ve gram (-) bakterilerin çoğuna karşı etkilidirler
ancak streptokokların %20’si tetrasiklinlere karşı dirençlidirler(13). Dental
13 travma sonrası avülse olmuş, lüksasyona uğramış periodontal yaralanma
olan dişlerde(16) ve periodontal hastalıkların tedavisinde kullanılır(17).
Tetrasiklinin çocuklarda kullanımı; 10-15 mg/kg olmak üzere dört eşit
doz şeklindedir.
Demoklosiklin, Doksisiklin, Minosiklin’ in oral kullanımları daha
uzun etkilidir. Toksisiteleri ve fiyatları daha fazladır. Doksisiklinin
çocuklarda kullanımı 4,4 mg/ kg, başlangıçta günde iki, sonraları bir doz
şeklindedir.
Gastrointestinal sistem üzerine yan etkileri mevcuttur. Oral yolla
kullanımlarında kusma, diyare; intravenöz kullanımlarda tromboflebit
görülebilir. Hamilelerde kullanımı, fetüste kemik gelişiminde anomaliler ve
diş minelerinde hipoplazilere neden olur. Sekiz yaş altındaki çocukların bu
ajanı kullanması yine diş minelerinde defektlere neden olacaktır ve
renklenmelere neden olacaktır.
Antibiyogram gereken bazı durumlar ise şunlardır(15);
1. Hızlı ilerleyen enfeksiyonlar
2. Postoperatif iltihap
3. Nüks eden veya riski olan iltihaplar
4. Osteomyelit
5. Antibiyotik tedavisine negatif yanıt veren olgular
14 6. Düşük vücut savunması olan olgular
Tablo:2 Çocuklarda kullanılan antibiyotikler ve kullanım dozları
Pen G
Penadur
25-50
bin
ü/kg/gün/1-2 e.d.
Pen V
Pen-Os
25-50mg/kg/gün/3-4
e.d.
Ampisilin
Alfosilin
30-50mg/kg/4x1
Amoksisilin
Alfoxil
20-30mg/kg
Ampisilin+Sulbaktam
Alfosid,Duosid
25-50mg/kg/2x1
Amoksisilin + Potasyum
Augmentin,Amoklavin
25-50mg/kg/2-3x1
Erythrocin
30-50mg/kg/gün/3-
klavulanat
Eritromisin
4x1
15 Klaritromisin
Klacid
7,5mg/kg/2x1
Azitromisin
Zitromax
10mg/kg/1x1
Sefalosporin I. Kuşak
Cefradur
25-50mg/kg/gün
Sefalosporin II. Kuşak
Serozil
20-40mg/kg/gün/2-3
Kaynak:6’dan alınmıştır.
2.1.7. ÇOCUKLARDA ANTİBİYOTİK PROFİLAKSİSİ
Bakteriyel endokarditis endokardiyumun (kardiak kasın en iç tabakası)
mikrobiyal enfeksiyonudur. Bakteriyel endokardit gelişmesi bakımından
Tablo 3’te yer alan risk grubundaki hastalarda yumuşak ve sert dokularda
kanamaya neden olabilecek bütün dental uygulamalarda antibiyotik
profilaksisi gerekli görülmektedir. Dental işlemlerden sonra gelişen
bakteriyel
endokardit
sıklıkla
alfa-hemolitik
streptokoklarca
oluşturulmaktadır. Bu nedenle profilaksi direkt olarak bu organizmalara
yönelik olarak planlanmalıdır. Gingivitis, periodontitis ve periapikal
enfeksiyonlar bakteriyemiye neden olabilirler. Hangi dental uygulamaların
profilaksi gerektirdiği ve profilaksi rejimi Tablo 4 ve 5’te gösterilmiştir.
16 Dental işlemlerden hemen önce antiseptik ağız gargaralarının uygulanması
bakteriyeminin insidansını ve şiddetini azaltmaktadır. Birden fazla tedavi
seansı gerektiğinde randevular arasında 9-14 günlük ara verilmesi
önerilmektedir.
Böylece
randevular
arasında
penisiline
dirençli
organizmaların ortaya çıkma potansiyeli azaltılmış ve antibiyotiğe duyarlı
floranın yeniden oluşmasına süre tanınmış olmaktadır. Seans sayısını
azaltmak ve antibiyotikten maksimum yarar elde etmek için yarım çene veya
mümkünse bir çenenin tamamındaki işlemler tek seansta bitirilmelidir. Yeni
düzenlemelerle profilaksi dozunda ve uygulama biçiminde oldukça belirgin
değişiklikler yapılmıştır(6).
Bunlar ise şöyle sıralanabilir(6):
1) Oral antibiyotik olarak gastrointestinal sistemden hızlı absorbe edilmesine
bağlı olarak daha yüksek ve kalıcı serum düzeyi sağlayan amoksisillinler
tercih edilmektedir.
2) Eğer hasta ateşli romatizma gibi diğer bazı nedenler ile kronik olarak
amoksisillin kullanıyorsa veya alerjisi varsa oral klindamisin, azitromisin,
klaritromisin ve diğer parenteral rejimlerden birisi kullanılmalıdır.
3) Eğer hasta yüksek risk grubundaysa basit dental işlemlerde antibiyotik
profilaksisinde parenteral yol tercih edilmelidir.
17 Tablo: 3 2007 AHA önerisine göre dental prosedürlerde profilaksi
gerektiren kardiyak durumlar (18)
Kaynak:18’den alınmıştır.
Tablo: 4 Dental uygulamalar ve endokardit profilaksisi
Endokardit profilaksisi gerektiren Endokardit
profilaksisi
durumlar
gerektirmeyen durumlar
Diş çekimi
Restoratif uygulamalar
Dental implant yerleştirilmesi ve Kanal
avülse
dişlerin
içerisinde
yeniden endodontik
sınırlı
kalan
uygulamalar
(post
yerleştirilmesi gibi)
konumlandırılması
Cerrahi, küretaj, kök düzeltilmesi, Ruberdam yerleştirilmesi
periodontal
sondlama
işlemi
gerektiren periodontal işlemler
18 Dental implant yerleştirilmesi
Avülse
dişlerin
yeniden
konumlandırılması
Lokal anestezik uygulanması
Apeksin olaya katıldığı kök kanal Hareketli
tedavisi
işlemleri
protez
ve
ortodontik
cerrahi apareylerin yerleştirilmesi
ve
uygulamalar
Fiber
ve
striplerin
subgingival Süt dişlerinin doğal olarak düşmesi
uygulanması
Ortodontik bantların yerleştirilmesi
İntraligamenter
lokal
Ölçü alınması
anestezik Flor uygulanması
enjeksiyonu
Kaynak:18’den alınmıştır.
19 Tablo:5
Dental
uygulamalarda
profilaksi
rejimi
Kaynak 31’den alınmıştır.
2.1.8. ANTİBİYOTİKLERE DİRENÇ GELİŞİMİ
Antibiyotiklere
karşı
bakteriyel
rezistans
gelişimi
bugün
hala
güncelliğini koruyan önemli bir problemdir. Dental ve periodontal
enfeksiyonlara neden olan oral florayla ilişkili nadiren direnç geliştiği
bildirilmiştir. Bakteriyel direnç gelişimi antibiyotiklerin uygun dozda ve
uygun
süreyle
kullanılmasına
bağlı
indirilebilmektedir(19).
20 olarak
en
aza
düzeye
2.2. ANALJEZİKLER
Herhangi bir travma, hastalık veya gerekli çeşitli tıbbi girişimlere
bağlı olarak ortaya çıkan ağrı, çocuklar tarafından yaşanan en sık istenmeyen
deneyimlerden biridir. Çocuğun ve ailesinin yaşadığı anksiyetenin
artmasına, muayene ve diğer işlemlerin zor yapılmasına, çeşitli somatik
semptomlara yol açar. Ağrı çocukta fizyolojik stres cevabının aktivasyonuna
neden olur(20-21).
Vücutta yolunda gitmeyen olayların oluştuğunu haber vermesi
nedeniyle ağrı, özellikle yakınmalarını tam olarak dile getiremeyen küçük
çocuklarda oldukça önemlidir. Çocuklar tam ifade edemeseler bile bakışları
ve tavırlarıyla ağrıyı belli ederler. Fizik muayene sırasında çocuğun
kasılması, yüzünü buruşturması ağrıya işaret eder. Ağrının çeşitli kişisel ve
çevresel faktörlere bağlı subjektif bir algı olduğu göz önüne alınarak
değerlendirilmeli ve tedavisi yapılmalıdır(22).
Akut ağrı tedavisinin başlıca amacı, hastanın klinik durumunun
düzeltilmesi ve etkili ağrı kontrolünün sağlanması yanında hasta ve ailesinin
tatmininin de artırılmasıdır. Çocukların özel gereksinimleriyle ilgili
bilgilerin ve doğru analjezik kullanımına ait eğitimin yetersiz olması, ağrının
değerlendirilmesinin özellikle küçük yaş grubunda zorluğu ve ağrı
kontrolünün iyi yapılmamasının yarattığı etkilerin belirgin olmaması sıklıkla
21 çocuklarda ağrı ve tedavisinin göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Ayrıca
çocukların ağrıyı hissetmediği veya hatırlamadığı şeklinde ve çocuğun
sedatize edilmesinin analjezik gereksinimini azaltacağı şeklinde yanlış
değerlendirmeler yapılmakta, analjezik ilaçların çocuklardaki istenmeyen
yan etkilerinden korkulmaktadır(23, 24).
2.2.1. ÇOCUKLARDA AĞRI KONTROL YÖNTEMLERİ
Ağrı tedavisi planlanırken ağrının tipi, yeri, şiddeti, neden olan
hastalığın özellikleri, hastanın yaşı, fizik durumu ve tıbbi olanaklar göz
önüne alınarak çeşitli yöntemlerden biri seçilmelidir. Tüm çocuklar
emosyonel açıdan desteklenmeli, hastayı ailesinden ayırmaktan kaçınılmalı
ve yaşına uygun yaklaşım yapılmalıdır. Tanı ve tedavi amaçlı girişimlerin
neden ve nasıl yapılacağının çocuklara bu işlemlerden önce açıklanması,
bunlardan duyulan korku ve ağrıyı azaltarak hastanın rahatlamasına yardımcı
olur.
Çocuklarda ağrının tedavisinde en önemli ve yaygın yol ilaç
tedavisidir. Analjezi yanında sedasyonun gerekli olup olmaması, bunların
tek ilaç veya bir kombinasyonla mı sağlanacağı ve birlikte alınan ilaçlarla
etkileşim olasılığı belirlenmelidir.
22 Ağrı tedavisinde kullanılacak ilaçları nonopioid analjezikler, opioidler
ve diğer ilaçlar olarak ayrılabilir. (25,26)
2.2.2. ÇOCUKTA ANALJEZİK KULLANIM İLKELERİ
Çocuk hastalarda aneljezik ilaçları kullanırken dikkat edilecek
hususlar şunlardır(27, 28):
1-Analjezik seçimi ağrının şiddetine göre basamak prensibi doğrultusunda
yapılmalıdır. Analjezikler güçlerine göre gruplar halinde en düşük etkiliden
en yüksek etkiliye göre sıralanmışlardır. Nonopioidler, zayıf opioidler,
kuvvetli opioidler olarak sıralanan analjeziklerin her bir grubu belirli
çerçeveler içerisinde kullanılmaktadır. Aşamalı olarak artan ağrılarda
analjezik tedavisine nonopioid ilaçlarla başlanmalıdır. Nonopioid analjezikle
yeterli analjezi sağlanamadığı veya bir süre sonra ağrı artışı nedeni ile
nonopioid analjezikler yeterli gelmediği durumlarda kodein, tramadol gibi
zayıf opioidler eklenmelidir. Zayıf opioidlerle ağrı kontrol altına alınamıyor
veya şiddetleniyorsa ağrının nedenine bakılmaksızın güçlü opioidlere
geçilmelidir.
Güçlü
opioidler,
dikkatli
titrasyonla
uygun
dozda
kullanıldığında, yan etkileri ve etkinliği özenli bir gözlemle takip edildiğinde
güvenle kullanılmaktadır. Bu basamaklarda opioidler nonopioid analjezikle
kombine edilerek etkinlik artırılır. Her üç basamakta da gereğinde adjuvan
analjezikler kullanılmalıdır. Adjuvan ilavesi tedavide başarıyı artırmaktadır.
23 2-Analjezik seçiminde ağrının nedeni ve niteliği dikkate alınmalıdır. Ağrının
nedeni ve mekanizması kullanılacak ilaçların belirlenmesinde önemli rol
oynar.
İnflamasyonun
neden
olduğu
ağrı
tipinde
nonsteroid
antiinflamatuarların, inflamatuar etki belirtisinin ön planda olmadığı veya
ateşi olan bir hastada nonopioid ajan olarak parasetamol veya metamizolün
seçilmesi uygun olur. Kolik tarzındaki visseral ağrıda metamizol ilk sırada
yer almalıdır. NSAİİ’ ler özellikle kemik metastazlarına bağlı oluşan ağrıda
çok etkindirler. Sinir sisteminin herhangi bir bölümünün hasarı veya
disfonksiyonundan
kaynaklanan
nöropatik
ağrılarda
antidepresanlar,
antikonvülzanlar tercih edilmelidir. Nonopioidler, teorik olarak opioidlerden
daha düşük güce sahip olmalarına karşın özellikle somatik-visseral nosiseptif
ağrı
gibi
ağrılarda
uygulandıklarında
ağrının
oluş
mekanizmasını
engelleyerek oldukça etkin analjezi sağlayabilirler veya opioidlerin
etkinliklerini güçlendirebilirler.
3- Analjezik kullanımında önce oral yol tercih edilmelidir. Uzun süre
analjezik kullanacak hastalarda tedavi için en basit yol seçilmelidir. En basit
ve en az invaziv yol oral yoldur. Yutma zorluğu, kusma, gastrointestinal
sistem obstruksiyonu gibi problemleri varsa diğer yollar tercih edilmelidir.
Ayrıca ilacın bu yolla istenildiği gibi etkin olmaması veya yan etkilerinin bu
yolla
verildiğinde
çok
belirgin
olması
durumunda
diğer
yollar
kullanılmalıdır. Oral yol uygulanamadığında, seçilen analjeziğin uygun
preparatı var ise transdermal, transmukozal, sublingual, intranazal ve rektal
24 gibi diğer noninvaziv yollar kullanılmalıdır. Eğer noninvaziv uygulama yolu
mümkün değil ise parenteral yol, kuvvetli opioidler ile spinal yol
kullanılabilir. Kronik ağrıda parenteral uygulamada öncelikle subkutan yol
tercih edilmelidir.
4- Analjezik dozu her hasta için ayrı değerlendirilmelidir. Analjeziklerin
etkin dozu hastadan hastaya farklılık gösterir. Benzer ağrı problemi olan
hastalar
arasında
dahi,
analjezik
gereksinimi
büyük
farklılıklar
göstermektedir. Ağrının şiddeti ve niteliği de verilen analjeziğin etkinliğini
önemli ölçüde etkiler. Kişiye özel olan doz, en az yan etki ile ilacın
farmakolojik parametrelerine sadık kalınarak, en iyi etkiyi sağlayan en düşük
doz demektir. Hastanın yaşı ve renal-hepatik fonksiyonlardaki patolojileride
dikkate alınmalıdır. Analjezik dozu her hasta için ayrı belirlenmeli,
gerektiğinden az veya fazla ilaç verilmemelidir. Doz ayarlaması yapılırken
nonopioid ve zayıf opioidlerin tavan değeri olduğu unutulmamalıdır. Yaşlı
hastalarda doz titrasyonu daha özenle yapılmalıdır.
5-Analjezikler belli zaman aralıkları ile ağrı başlamadan verilmelidir.
Analjezikler diğer ilaçlar gibi kanda belirli yarılanma süresine sahiptirler. Bu
nedenle
belirli
zaman
aralıkları
ile
verilerek,
kesintisiz
analjezi
sağlanmalıdır. “Lüzum halinde’’ uygulama şekli tedavide yapılan en büyük
yanlışlıktır. Önemli olan gün boyunca kesintisiz analjezi sağlanmasıdır.
Belirlenen düzenli zaman aralığı, ilacın belirli farmakolojik süresine
uymalıdır. Geleneksel olarak düzenlenen 3x1 almalısın veya öğün ritmi
25 anlayışı da terk edilmiştir. Saat planına göre “n saat ara ile” alınması
gerekliliği hastaya anlatılmalıdır. Analjezikler ağrı oldukça değil, ağrı
başlamadan kullanılmalıdır. Ağrı başlamadan verilen doz, analjezinin
sürekliliğini sağlayacaktır.
6- Yan etki proflaksisi ve tedavisi yapılmalıdır. Kullanılan tüm analjeziklerin
istenmeyen yan etkileri vardır. Hastalar bu konuda aydınlatılmalıdır.
Olabilecek yan etkilere karşı proflaksi veya tedavi yapılmalıdır. Özellikle
opioidler ile oluşan konstipasyon-bulantı-kusma gibi yan etkiler için tedavi
kesilmemelidir. Yan etkiler açısından NSAİİ kullanımında çok dikkatli
olunmalıdır, gerektiğinde ilaç kesilerek başka bir analjeziğe geçilmelidir.
7- Hasta ve yakınlarının gereksiz korkuları giderilmelidir. Hasta analjezik
kullanımının “ilerde kendisine zarar vereceğini, ilacın ilerde ağrısına etkili
olmayacağını, bağımlı olacağını’’ düşünebilir. Hastaya ve yakınlarına bu
düşüncelerin doğru olmadığı tedaviye başlamadan önce anlatılmalıdır.
Özellikle opioidlerin kullanımında yan etkiler tolerans ve opioid bağımlılığı
konularının ağrılı hastada korkulan etkiler olmadığı hasta ve yakınlarına
anlatılmalıdır.
8- Adjuvan ilaçlar kullanılmalıdır. Sekonder analjezikler veya koanaljezikler olarak da adlandırılan adjuvan analjezikler, esas kullanım alanı
ağrı dışında olan, ancak günümüzde, bazı ağrı sendromlarında da faydalı
oldukları bilinen, birbirinden çok farklı farmakolojik gruplara ait ilaçların
tümünü kapsayan bir kavramdır. Farklı etki mekanizmaları olan bu ilaçların
26 bazıları
direk
destekleyerek
atikonvülsanlar,
analjezi
sağlayarak,
fayda
sağlamaktadır.
nöroleptikler,
bazıları
kas
da
Genellikle
gevşeticiler,
analjezik
tedaviyi
antidepresanlar,
antihistaminikler,
psikostimülanlar, kortikosteroidler ve biofosfanatlar, adjuvan tedavide
kullanılmaktadır.
2.2.3. KRONİK
AĞRI
TEDAVİSİNDE
FARMAKOLOJİK AJANLAR
KULLANILAN
Kronik ağrı tedavisinde kullanılan farmakolojik ajanlar ise şunlardır:
1- Nonopioid analjezikler
2- Opioid analjezikler
2.2.3.1.
NONOPOİD ANALJEZİK İLAÇLAR
Dental orijinli ağrıların % 90’ını oluşturan orta şiddetteki ağrılar narkotik
olmayan ağrı kesiciler ile dindirilebilmektedir. Daha az toksiktirler,
bağımlılık yapmazlar ve yan etkileri az görülür. Esas etkilerini periferal sinir
sonlarında
gösterirler.
Bu
gruptaki
ilaçların
büyük
çoğunluğu
antienflamatuar etkiye sahip olduğu için iltihabın 4 ana belirtisi olan ağrı,
şişlik, kızarıklık ve sıcaklık artışı gibi lokal olayları giderirler(6).
Sıklıkla hafif ağrılarda tek başına veya orta ve şiddetli ağrılarda
opioidlerle birlikte kullanılırlar. Parasetomol, aspirin ve ibuprofen bu
gruptadır(21, 24, 25, 29).
27 Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ), parasetamol ve metamizol
opioid olmayan analjeziklerdir. Nonopioid ilaçların büyük bölümünü içeren
nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar; antipiretik, antiinflamatuar ve analjezik
etkilere sahiptir. Antiinflamatuar etkileri olmayan nonopiod analjezikler ise
parasetamol ve metamizoldur. Bu ilaçları kullanırken, yan etkileri
unutulmamalı, minimal etkin ve minimal toksik dozlar bilinmelidir. Uygun
hastada terapötik dozlarda kullanılsa bile istenmeyen etkileri görülebilir.
NSAİİ’ların en sık yan etkileri gastrointestinal sistemde ortaya çıkar.
Bulantı, kusma, dispepsi, diyare, konstipasyon, abdominal ağrı, gastrik
mukozal irritasyon, yüzeyel erozyonlar, peptik ülserin alevlenmesi,
perforasyon, kanama gastrointestinal yan etkilerdir(27,29).
Bu grup ilaçların önerilen doz ve uygulama aralıkları aşağıdaki tablo da
görülmektedir.
Tablo: 6 Çocuklarda uygulanan non-opioid analjezikler
28 2.2.3.1.1.
ASETOMİNOFEN (PARASETOMOL)
Çocuklarda en sık kullanılan analjeziklerdir. Şiddetli baş ağrıları; kas,
sinir ve diş ağrıları, nezle, grip ve sinüzite bağlı ağrı ve ateş durumunda;
eklem ağrılarında ve ateşte kullanılır.
Asetominofen, analjezik ve antipiretik etkisi olan bir ajandır; fakat
antiinflamatuar etkisi yoktur. Analjezik ve antiinflamatuar etkisi beyinde
prostaglandin sentez inhibisyonu ile açıklanabilmektedir. Fakat periferde
prostaglandin sentezini inhibe etmez.
En önemli dezavantajı; klinik olarak belirgin bir antienflamatuar
etkilerinin olmayışıdır. Analjezik etkinliği 4-6 saat sürmektedir. Önerilen
doz çocuklarda 10-15 mg/kg ve 6saat aralıklar şeklinde uygulanmalıdır(6).
2.2.3.1.2.
ASPİRİN ( ASETİL SALİSİLİK ASİT)
Aspirin; asetik asidin salisilat esteridir. Aspirin siklooksijenazı geri
dönüşsüz bir şekilde inaktive eder. Aspirin, nonsteroid antiinflamatuar
ilaçların genel özellüderine ek olarak, ürik asidin üriner sekresyonunu arttırır
ve proksimal renal tübülden reabsorbsiyonunu inhibe ederek serum ürik asit
düzeyini düşürür(30).
29 Aspirin; analjezik, antipiretik ve antienflamatuar özellikleri nedeniyle
yaygın bir kullanım alanına sahiptir. En belirgin yan etkileri; pıhtılaşmayı
önlemesi, gastrik şikâyetler ve hazımsızlığa yol açması, gizli kan kaybına
neden olması, gebelikte kullanıldığında fetüse geçerek mal formasyonlara
yol açma riskinin bulunmasıdır(3).
Şiddetli iltihabi durumlar haricinde çocuklarda ağrı kontrolünde
kullanımı gittikçe azalmaktadır(3).
Önerilen doz çocuklarda; 10-15 mg/kg ve 4 saat aralıklarladır(6).
2.2.3.1.3.
İBUPROFEN
Propiyonik türevi bir nonsteroid antiinflamatuar ilaçtır. Analjezik ve
antiinflamatuar
etki
gücü
salisilatlara
benzer,
indometazin
ve
fenilbutazondan ise daha zayıf etkilidir. Gastrointestinal yan etkiler
bakımından aspirin ve naproksenden daha iyi tolere edilir. İbuprofenin
ürikozürik aktivitesi yoktur(30).
Ibuprofenler, etki sürelerinin uzun olması nedeniyle dişhekimliğinde
postoperatif
ağrı
kontrolünde
kullanılacak
en
iyi
ilaç
grubudur.
Naproksenler, bu grubun en uzun etkili ilaçlarıdır. 12 saatte bir kullanılırlar.
İltihabi ve ağır hastalıklarda endikedir. Emziren annelerde ve bebeklerde
kullanımı önerilmez(15).
30 Çocuklarda önerilen kullanımı; günde 3 kez 20mg/kg dozdur.
Tablo:7 Çocuklarda İbuprofen Farmokinetiği
Kaynak: 31’den alınmıştır.
2.2.3.2. OPOİD ANALJEZİKLER
Opioidler oldukça etkin analjeziklerdir ve kolay titre edilirler ayrıca
kabul edilebilir bir risk fayda oranı sunarlar(27).
Bu grup ilaçlar, çocukların çoğunda etkili bir ağrı kontrolü
sağlamaktadır.
Morfin,
meperidine,
31 methadone,
fentanil,
kodein,
hidromorfon bu grupta yer alan ilaçlardır. İlaca karşı meydana gelen tolerans
nedeniyle ağrıyı önlemek için gittikçe artan dozlara ihtiyaç duyulabilir.
Erişkinlere göre tolerans ve bağımlılık gelişiminin çocuklarda morfin
kullanımında az olduğu bildirilmektedir. En çok kullanılan opioid analjezik
morfindir. Morfin intravenöz, intramuskular, oral, nasal, transdermal,
intratekal, epidural uygulanabilir. İntramuskular yol çocuklarda cevabın
değişken olması ve iğne korkusu nedeniyle önerilmez. Çocuk hastaların
çoğu ağrıyı enjeksiyona tercih eder. Yan etkileri; öfori, bulantı, kusma,
myosiz, konvulziyon, üreter ve mesane detrusor kasının kontraksiyonu ve
tonus artışı, diazemle birlikte kullanıldığında ise hipotansiyondur(25,31).
32 3. SONUÇ
Diş hekimliğinde çocuk hastalarda kullanılacak ilaçlar; çocuk iyi bir
klinik ve radyolojik muayeneden geçirildikten sonra çocuğun yakınmasına,
yaşına ve fizik durumuna bakılarak seçilmelidir. Tüm çocuklar psikolojik
olarak desteklenmeli, çocuk hastayı ailesinden ayırmaktan kaçınmalı ve
yaşına göre tedavi yapılmalıdır. Tanı koyulurken ve tedavi yapılırken çocuk
hastaya girişimlerin neden ve nasıl yapılacağı anlatılmalı ve bunlardan
duyulan korkuyu azaltarak hastanın rahatlamasına yardımcı olunmalıdır.
Verilen ilaçların dozları iyi ayarlanmalı, kullanım süresine dikkat
edilmelidir. Bilinçsiz ve uygunsuz kullanılan antibiyotiklerin; bakterileri
dirençli hale getirdiği unutulmamalıdır.
33 4. KAYNAKLAR
1. Alpaslan C. , Diş Hekimliğinde Sık Kullanılan İlaçlar, 2. Baskı, Atlas
Yayıncılık, Ankara – 2008, s: 3-4
2. Canoğlu E. , Güngör C, Bozkurt A. Çocuk Diş Hekimliğinde İlaç
Kullanımı, Hacettepe Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi, 2009, 33, 3044
3. Dusem Pedodonti Eğitmenleri, Dusem Pedodonti Konu Kitabı, Tusem
Tıbbi Yayıncılık, 2013, s: 269-271
4. Acs G, Moore PA, Needleman HL, Shusterman S. The İncidence of
Post-ExtractionPain and Analgesic Usage in Children.Anesth Prog,
May-Jun 1986, 33(3),147-51
5. Acs G, Drazner E. The İncidence Of Postoperative Pain and Analgesic
Usage in Children. ASDC J Dent Child Jan-Feb 1992, 59(1), 48-52
6. Ersin N. , Antibiyotik ve Analjezik Kullanımı 1-2, Ege Üniversitesi
Diş Hekimliği Fakültesi, 4.Sınıf Ders Notları, s:1-10
34 7. Akal N. Çocuk Diş Hekimliğinde Antibiyotik Kullanımı, Gazi
Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi, 1998, 15(1, 2, 3), s: 16372
8. Guideline on Appropriate Use of Antibiotic Therapy for Pediatric
Dental Patients. In:AAPD, 2006, 165-7.
9. Peterson LJ. Antibiotics for Oral and Maxillofacial İnfections. In:
Newman MG, Kornman KS. Antibiotic/ Antimicrobial Use in Dental
Practice. St.Louis, Mo: Mosby, 1990, s:159-71
10. Delaney JE, Keels MA. Pediatric Oral pathology: Soft Tissue and
Periodontal Conditions. Pediatr Clin North Am. 2000, 47, 1125-47
11. McBrien DM. Topics in Pediatric Physiology. In: Pinkham JR.
Pediatric Dentistry Infancy Throgh Adolescence. Philedelphia:WB
Saunders, 2005, s:89-95.
12. American Academy of Pediatrics. Herpes simplex. In: Red Book:
2003 Report of the Committee on Infectious Diseases. 26th ed. Elk
Grove Village, Ill: American Academy of Pediatrics; 2003, 344-353.
35 13. Kaye D. Use of Antimicrobial Agant. In: Rose LF, Kaye D. Internal
Medicine for Dentistry. 2nd ed. Philadelphia: Mosby Company. 1990,
s:146-150.
14. Kanra G. Penisilinler. In: Akalın H. Antibiyotikler ve Diğer
Antimikrobiyal İlaçlar, 1. baskı. Ankara, Güneş Kitabevi Ltd. Şti.
1994, s:66-78
15. http://www.slideboom.com/presentations/4922/diş-hekimliği-pedo
16. Andreasen FM, Andreasen JO. Luxation injuries. In: Andreasen JO,
Andreasen FM. Textbook and Color Atlas of Traumatic Injuries to the
Teeth, 3rd ed. Copenhagen: Munksgaard, 1994, s:315-82.
17. Van Winkelhoff AJ, Rams TE, Slots J. Systemic Antibiotic Therapy
in Periodontics. In: Periodontol 2000. 1996, 10, 45-78.
18. Cumhuriyet Dent J 2011;14(2):133-136
19. Töreci K. Antibiyotik Direnç Mekanizmaları, Ankem Derg, 1989,
3(No:3), s:445-456
36 20. Committee on Psychosocial Aspects of Child and Family Health. Task
Force Pain in İnfants, Children and Adolescents. Pediatrics. 2001,
108, 793-797.
21. Golianu B, Krane EJ, Galloway KS, et al. Pediatric Acute Pain
Management, Pediatr Clin North Am, 2000, 47, 559-587.
22. Holdsworth MT, Raisch DW, Winter SS, et al. Differences Among
Rates Evaluating the Success of EMLA Cream in Alleviating
Procedure- Related Pain in Children with Cancer. Pharmocotherapy,
1997, 171, 017-1022.
23. Walco GA, Cassidy RC, Schechter NL. Pain, hurt, and harm: the
ethics of pain control in infants and children. N Engl J Med 1994,
331-541-544.
24. Altman AJ, Schechter NL, Weisman SJ. The Management of pain. In
supportive care of children with cancer. Ablin AR (ed) 2nd edition
Baltimore 1997, 155-174.
25. .Gaukroger PB. Pediatric analgesia. Which drug? Which Dose? Drugs
1991, 41-52-59.
37 26. Jay S, Elliott CH, Fitzgibbons I, et al. A comparative study of
cognitive behavior therapy versus general anesthesia for painful
medical procedures in children. Pain 1995, 62-3-9
27. Talu G. Klinikte Analjezikler ve Analjezik Kullanım İlkeleri Ders
Notları
28. Aydınlı I. Analjezik kullanım ilkeleri. In: Erdine S. editör, Ağrı,
İstanbul, 3. Baskı, Nobel Tıp Kitabevleri, 2007, 565-70
29. Schecter NL. The undertreatment of pain in children: Overview
Pediatr Clin North Am, 1989,36.823-836.
30. Malmstrom K, Daniels S, Kotey P, Seidenberg BC, Desjardins PJ.
Comparison of Rofecoxib and Celecoxib, Two Cyclooxygenase-2
İnhibitors, in Postoperative Dental Pain A Randomized, Placebo- and
Active Comparator-Controlled Clinical Trial. Clin Ther, 1999, 21(10),
1653-63
31. Dajani AS, Taubert KA, Wilson W, et al. Prevention of Bacterial
Endocarditis, Recommendations by the American Heart Association
JAMA 1997, 277(22), 1794-1801
38 5. ÖZGEÇMİŞ
29.08.1991’de Balıkesir’de doğdum. İlköğrenimimi Altı Eylül İlköğretim
okulunda tamamladım. 2009 yılında Balıkesir Sırrı Yırcalı Anadolu
Lisesi’nden mezun oldum. 2009 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği
Fakültesini kazandım.
39 
Download

1271 - Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi