Ortak Açıklama:
Çocuklar İçin Hemen Şimdi Barış
Biz çocuk ve insan hakları örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri,
akademisyenler, sanatçılar, milletvekilleri, gazeteciler, kadın ve
LGBTİ örgütleri, öğrenciler, sivil inisiyatifler, siyasi parti ve
oluşumlar olarak ülkemizde 7 Haziran’dan bugüne devam eden
çatışma ortamının acilen son bulmasını istiyoruz.
Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinin ardından başlayan, 22 Temmuz
Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamlarıyla yükselen şiddet ortamının
etkileri, toplumun tüm kesimleri üzerinde derinleşerek devam
etmektedir. 16 Ağustos tarihinden günümüze; yaklaşık 1 milyon 300
bin kişinin yaşadığı 7 ilde-17 ilçede gerçekleşen sokağa çıkma
yasaklarının, bölgede devam eden çatışma halinin ve buna bağlı
olarak başta çocuklar olmak üzere gerçekleşen ölümlerin durmasını
talep ediyoruz.
Çocuk ve gençler bir ülkeyi oluşturan toplumun üzerinde en özenle
durulması, gözetilmesi, eğitilmesi, şiddetten, ihmal ve istismardan
korunması gereken kesimidir. Ülkelerin çağdaşlık düzeyleri çocuk
ve gençlere verilen değerle koşuttur. Türkiye BM Çocuk Hakları
Sözleşmesi’ni 1990 yılında imzalayarak her bir çocuğun hak ve
özgürlüklerini her koşulda koruma ve yerine getirme
yükümlülüğünü kabul etmiştir. Ancak, ne yazık ki bugün ülkemizde
çocuk ve gençlere çok hoyrat davranan, onlara yönelik sevgisiz
eylem ve söylemlerle, çocuk ve gençleri ve onların ailelerini
örseleyen bir devlet yönetimi biçimi egemendir. Yalnızca
örselenmek değil, çocuk ve gençler bugünkü yönetimin şiddet
içeren yaklaşımlarıyla yaşamlarını, bedensel ve ruhsal bütünlüklerini
yitirmektedirler.
22 Temmuz Suruç katliamından itibaren bugüne kadar yaşanan
çatışmalarda ve sokağa çıkma yasaklarında; hastaneye gidemeyen,
annesinin karnında henüz doğma fırsatı bulamayan ve kolluk
kuvvetlerinin doğrudan hedefi olan en az 44 çocuk yaşamını
kaybetmiştir. Şu anda bölgeye bakıldığında da; eğitimin
durdurulduğu, öğretmenlerin hizmet içi eğitim gerekçesiyle şehir
dışına gönderildiği, okulların ve hastanelerin karargâh olarak
kullanıldığı, hastanelerin bombalandığı, okul yurtlarının yakıldığı,
temel ihtiyacı için bile sokağa çıkan sivillerin hedef alındığı, bölge
halkının göçe zorlandığı, halkın sağlık hizmetlerine ulaşımının
engellendiği görülmektedir. Tüm bunlar yaşananların bir operasyon
değil, savaş olduğunun açık kanıtıdır ve sözleşmede yer alan hak ve
özgürlüklerin açık ihlalidir. Bölgeye yapılan askeri sevkiyatın devam
etmesi savaş ortamının büyüyerek devam edeceği konusunda
endişelerimizi arttırmaktadır.
Bölgede çocuklar, eğer şans eseri yaşamlarını kaybetmiyorsa bile,
hiçbir yasal dayanağı olmayan sokağa çıkma yasaklarında
yakınlarını kaybetmekte, eğitim, sağlık, güvenli bir ortamda
büyüme, barınma ve gelişim haklarına erişememekte ve şiddetin
doğrudan tanığı olmakta ve böylece çocuklar ihmal ve istismar
edilmektedir.
Travmatik yaşantılar içerisinde en ağır izler bırakan yaşantıların,
insan eliyle yaratılan travmalar olduğu bilinmektedir. Şu anda
devam eden ve günden güne yükselen şiddet ortamının çocuklar
üzerinde kısa ve uzun vadeli etkileri bulunmaktadır. Bu savaş
ortamının, şiddete doğrudan maruz kalan çocuklar üzerinde etkisi
olduğu gibi, o ortamda bulunmayan ancak dolaylı yollardan maruz
kalan veya olanlara tanıklık eden çocuklar üzerinde ve tüm toplum
üzerinde de travmatik etkileri olduğu bilinmektedir. Ayrıca savaşlar
bittikten sonra bile savaşın etkileri kuşaktan kuşağa aktarılabilmekte,
uzun yıllar boyunca devam edebilmektedir. Savaş ortamına
doğrudan ya da dolaylı maruz kalan çocuklar kaygı, üzüntü, öfke,
güven kaybı, çaresizlik, umutsuzluk, yabancılaşma ve daha birçok
baş edilmesi zor duyguları hissedebilmekte; bu durum çocukların
fizyolojik, psikolojik, sosyal ve toplumsal gelişimini
etkileyebilmektedir. Tüm bu bilimsel gerçeklere rağmen çocukların
korunması için herhangi bir önlem alınmamakta, devletin
yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucunda ortaya çıkan hak
ihlalleri ağırlaşarak ve artarak devam etmektedir. Sadece son 2
günde, Cizre ve Silopi’den az 4’ü çocuk olmak üzere 15 kişinin
hayatını kaybetmesi, durumun ağrılığını açıkça gözler önüne
sermektedir. Bu durum insan hakları ve çocuk hakları açısından
kabul edilemezdir.
Yaşanılanların uluslararası kamuoyunda da yeterince yer almaması,
ifade ve basın özgürlüğüne yönelik engellemeler sonucunda basının
bu süreçte herkesi doğru bilgiye ulaştırma yükümlülüğünü yerine
getirememesi bizleri ayrıca üzmekte ve endişemizi arttırmaktadır.
Ülke yönetimini elinde tutmakta olan güçlerin ana özelliği, halkını,
insanını sevmek ve bu sevgi ve özeni temel alarak, o ülke halkına
hiçbir ayrım göstermeksizin insancıl, çağdaş nitelikli bir yaşam
biçimi sağlamak olmalıdır. Çocuk ve gençlere şiddet uygulayan,
onların yaşamlarını yitirmelerine neden olan ve olanlardan hiç
pişmanlık payı çıkarmayan katı, sert, acımasız, insanca tutum
ve söylemlerin uzağında kalmayı özellikle yeğleyen bir devlet
yönetiminin varlığı o ülke çocukları ve gençleri için çocuk ihmali
ve istismarı açısından önemli bir risk etmenidir.
Son dönemde ülkemizde, devlet eliyle çocuk ihmal ve istismarı
örnekleri giderek artmaktadır. Çocuk ve gençlerini acımasızca
örseleyen, baskılayan, gelişimlerini aksatan ya da engelleyen, kıyıma
uğratan ve onların yaşam hakkını ellerinden alan bugünkü devlet
yönetimine “ dur” denilmesi gerekir.
▪ Çocuklarımızı merakın ve oyunun geliştirici evreninden alarak
umutsuzluğa ondan da öte ölüme tutsak kılan; coşkunun ve
yaşamın kapısını onlara kapayan;
▪ Çocuk ve gençlerimizi ayrımcılık zemininde çarpıştırmayı hedefleyen;
▪ Çocuk ve gençlerimizi sorgulamalara çeken ancak, onların
özgürce dünyayı, çevrelerinde olup bitenleri sorgulamalarına izin
vermeyen tüm yaklaşımları kınıyoruz.
Türkiye 90’lı yıllarda savaş ortamının bedelini çok ağır ödemiştir ve
hala ödemeye devam etmektedir. Bizler aşağıda imzası bulunan kişi
ve kurumlar olarak bu savaşın ve çatışmanın sadece bölgede
yaşayanların değil, hepimiz üzerinde yıkıcı ve onarılması güç etkisi
olduğunu biliyoruz, yaşıyoruz ve hissediyoruz. Bu yüzden de acilen
yapılaması gerekenleri bir kez daha tekrar ediyoruz:
▪ Sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını,
▪ Devletin tarafı olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak
üzere, insan hakları yükümlülüklerini yerine getirerek yaşam
alanlarındaki şiddet ve baskıdan vazgeçmesini,
▪ Tüm tarafların çocukların yüksek yararını gözetecek tutumlar
geliştirmesini,
▪ Barış, özgürlük ve demokrasi temelinde müzakere sürecinin yeniden
başlatılmasını,
▪ Bu süreçte yaşanan tüm ihlalleri gerçekleştirenlerin cezasız
kalmamasını,
▪ Bu sürede gerçekleşen toplumsal, ekonomik, psikolojik tahribatın hak
temelli onarılmasını, bu şekilde toplumsal adaletin inşa edilmesini
talep ediyoruz.
Bizler biliyoruz ki; yetkililerin söylediklerinin aksine savaş ve
şiddetin etkisi, çocuklara verilecek “telafi eğitimleriyle”
giderilmeyecek kadar derindir. Yaşadığımız bu zorlu günlerin
telafisi ancak Barış, Özgürlük ve Dayanışmayla mümkündür.
Toplumu, Çocuk ve Gençlerin, Barış İçerisinde Gelişimlerinin
Önünü Açan Aydınlık, Güzel Günlere Çıkmalarında, Onların
Destekçisi Olmaya Çağırıyoruz.
İmzacılar (Alfabetik sırayla.. 22.12.2015, 12.56 itibariyle)
1 78’liler Girişimi
2 Alınteri
3 Ankara Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu
4 Barış Bloku
5 Barış İçin Akademisyenler Ankara
6 Başak Kültür ve Sanat Vakfı
7 Başka Bir Okul Mümkün Derneği
8 Biber Gazı Yasaklansı İnsiyatifi
9 Bebek Ruh Saglığı Derneği
10
BuluTiyatro
11
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği
12
Çekirdek Çocuk
13
Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği (Çare-der)
14
Çocuk Çalışmaları Birimi
15
Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği
16
DGD Platformu
17
Doğu-Güneydoğu Dernekleri
18
EğitimSen İzmir 2 No’lu Şube
19
Eşit Haklar İçin İzleme Derneği
20
Felsefeciler Derneği Genel Merkezi
21
Gündem Çocuk Derneği
22
Halkların Köprüsü
23
Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi
24
Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)
25
HDP Ankara İl Örgütü
26
Işık Üniversitesi Psikoloji Bölümü
27
İnadına Haber
28
İnsan Hakları Araştırmaları Derneği
29
İnsan Hakları Derneği
30
İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi
31
İstanbul 78 liler girişimi
32
İzmir Barış Bloku
33
İzmir KESK Kadın Meclisi
34
İzmir Müzisyenler Derneği
35
Kadın Yazarlar Derneği
36
Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK)
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
KAOS GL
Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği (ODTÜ)
Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği (Oz-Ge
Der)
Parklar Bizim Ankara
Pratisyen Hekimlik Derneği Diyarbakır Şubesi
RUSİHAK (Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği)
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Ankara Şubesi
Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği
Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği
Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP)
Toplumcu Psikologlar
Travma Çalışmaları Derneği (TÇD)
Türk Psikologlar Derneği
Türk Psikolojik Danışma ve Reberlik Derneği
Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı
Türkiye Gençlik Birliği Derneği
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)
Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği
Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği (UİD-DER)
Vicdani Ret Derneği
Download

Ortak Açıklama - Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi