Eylül 2014 / Yıl: 1 / Sayı: 1 (3 Ayda Bir Yayınlanır)
AKMETAL’DEN
YENİ YATIRIMLAR
SİLTAŞ A.Ş. İLE
MADENCİLİK
ÜZERİNE
ÇUKUROVA KİMYA
40 Yaşında
YENİ YAŞAM TRENDİ:
BİYOLOJİK GÖLETLER
İŞYERİNDE MOTİVASYON
• AÇIK HAVA KEYFİ DEVAM EDİYOR
• BARBEKÜNÜN PÜF NOKTALARI
• HAFTASONU TATİL ROTASI
Ta z e Bir Ba şl a n
g ıç
Eylül 2014 • Yıl: 1 • Sayı 1
(3 Ayda Bir Yayınlanır)
Siltaş A.Ş Adına
İmtiyaz Sahibi ve
Yayın Yönetmeni
Mahmut Keçici
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Hüseyin Keçici
Yazı İşleri
Doğancan Şahin
Fotoğraflar
Bari Baykal
Görsel Tasarım
Ersin Çalışkan
Basım Yeri
Bay Grafik Matbaacılık
Tel. 0212 282 39 31
Adres
Alemdağ Caddesi
Yanyol Sokak No: 8/2 D: 18
Üsküdar - İstanbul, Türkiye
Tel. 0216 521 16 00
[email protected]
4-7
SİLTAŞ / Röportaj
14 - 17
ÇUKUROVA’NIN 40. YILI
Yeni bir ses, yepyen
i bir nefesle sizlerle
birlikteyiz...
Bundan böyle sekt
örümüzün sesini du
yuracak bir yayını
hazırlayıp, sizlerle
buluşturmuş olman
ın mutluluğunu
yaşıyoruz... Önceli
kle dergimiz hepim
ize hayırlı olsun...
Biraz sizi, biraz biz
i anlatıp, bu arada
hayatı güzelleştire
paylaşacağımız de
n unsurları da
rgimiz, ilk sayısıy
la herkese “merhaba
sektörü ve ortaya
” diyor... Maden
çıkardığımız katm
a değerlerle alakalı
anlatmak, toplumda
bilinmeyenleri
“madencilik” ile ilg
ili algıyı doğru bir
ve bu konudaki ile
noktaya taşımak
tişimi güçlendirm
ek, iş ortaklarımız,
dostlarımız ile Silta
çalışanlarımız,
ş olarak ortak bir ba
ğ kurmak amacıyla
içerisine girdik.
böyle bir çalışma
Sektörümüzdeki ge
lişen olayları, yeni
likleri, haberleri an
adına artık burada
latmak ve paylaşm
yız...
ak
Her sayımızda sayg
ıdeğer iş ortaklarım
ız da bizlerle berabe
sayfalarımıza daha
r olacak ve
da değer katacak. Ay
nı zamanda hayata
söyleşilerle, haberle
dair, bizlere dair
rle paylaşımları sü
rdüreceğiz... Kimi
sektörün durumun
zaman hep birlikte
a göz atacağız, kim
i zamansa yaşamda
geleceğiz... Sadece
n karelerde biraray
yöneticilere değil,
a
şirket çalışanların
karşılıklı kurulan
a da söz hakkı vere
bu bağı gün geçtikç
re
k,
e daha da güçlend
getireceğiz...
irip, anlamlı bir ha
le
Biz Siltaş ailesinin
3. kuşak temsilciler
i olarak, bizden ön
şükranlarımızı suna
ceki büyüklerimize
rken, ümit ediyoruz
ki bizden sonra ge
bayrağı devraldıkl
lecek kuşaklar da
arı yerden aynı co
şkuyla taşıyıp, ülke
sürdürsünler...
mize değer katmay
ı
Bizlere hep destek
verip katkıda bulu
nan değerlerimize
ediyor, dergimiz ile
ayrı ayrı teşekkür
ilgili önerilerinizi
de merakla bekliyo
ruz...
Güzelliklerle kalın
!..
Mahmut Keçici
Siltaş Yönetim Ku
ru
8 - 11
SEYAHAT / Haftasonu Rotası
13
12
UZMAN /
Mert Çuhadaroğlu’yla İşyerinde Motivasyon
18 - 20
MEKAN / Therapia Garden
26 - 27
DOĞAL YAŞAM / Biyolojik Göletler
lu Başkanı
ÇALIŞANLAR / Siltaş’ın Değerleri
21
YEMEK / Barbekünün İncelikleri
22 - 25
AKMETAL Röportaj
28 - 29
SAĞLIK / Uyku Sorununa Çözüm
30
ALIŞVERİŞ / Açıkhava Keyfiniz İçin
iki)’dir. Yani bin ağacın 2’si maden için kesiliyor. Bizim 15 sene önce çalıştığımız alanlar
bugün yeniden orman oldu. Şu an çalıştıklarımız da gelecekte yine orman olacak. Yani
madencilik geri dönüşümü olan bir faaliyettir. Ama bir yere bir site inşa edilse, orası sonradan asla orman olmamıştır, olamaz! Bu çerçeveden bakınca, “tabiat katilliği” tanımlaması,
madenciliğe haksızca yapılmış bir ithamdır.
Röportaj
“Türkiye’de madencilik
hakkıyla
yapılamıyor!”
Son yıllarda madencilik sektörüne dair
kafalarda pek çok soru işareti bulunuyor.
Hem ülkemiz madenlerinin yeterince
aktif olarak kullanılamaması gündeme
gelirken, hem de madenlerin doğaya olan
yansımaları tartışılıyor. Biz de madencilik
hakkında merak edilen konulara açıklık
getirmek amacıyla Siltaş Genel Müdür
Yardımcısı Hüseyin Keçici’den bilgi aldık.
Bize Siltaş’ı anlatır mısınız?
Siltaş, 1950’li yılların sonunda, dedemiz Hüseyin Keçici tarafından temelleri atılmış bir aile
şirketidir. O günlere kadar Türkiye’de olmayan bir üretimi sağlamış ve hizmet ettiği sektörlerin de gelişmesinde çekici kuvvet olmuş.
Siltaş Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Keçici, kamuoyunda madencilik hakkında yanlış bir algı yaratıldığını, oysa ki
mevcut kanun ve yönetmeliklerle maden-çevre dengesinin sağlandığının altını çizerken, madenlere bardak- tabaktan
elektriğin teminine kadar pek çok alanda ihtiyaç duyduğumuzu hatırlatıyor…
İptidai şartlarla başlayan üretim serüveni
kısa sürede makineleşmeye doğru gitmiş ve
1974 yılında Karakiraz Şile’deki fabrika çalışır
hale gelmiş. Fabrikasyon ürün yoğun talep
görmüş, artan talebin karşılanması için 1987
yılında Sofular Şile’deki ikinci fabrika devreye
girmiş ve kapasite 3 kat arttırılmış.
Siltaş, 2000’li yılların başında
dikkatini diğer maden ve minerallere yönelterek, krom ve
manganez madenleri ile ilgili
çalışmalar yapmış, üretimlerle
ülke ekonomisine olan katkısını daha da artırmış.
Siltaş kalitesi, güven veren sağlam yapısı, hammadde rezervleri, müşteri odaklı yaklaşımı,
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 4
Madenciliğin amacı nedir, bizleri bu
konuda bilgilendirir misiniz?
gelişimi ile sektörde hak ettiği değeri her zaman bulmuş, bu ülkenin nadide bir değeridir.
Türkiye’de madencilik sektörünün şu
anki konumu nedir? Gelişmiş ülkelerde, millî gelirin madencilik
sektöründeki payı yüzde 10-15 gibi yüksek bir
orandadır. Oysa ülkemizin millî gelirimizdeki
payı yüzde 1,5 gibi son derece düşük bir düzeydedir. Ayrıca, bazı maden ürünleri de (cevher ve hurda) ithal edilmektedir. Bu ürünlerin
ithalatı için ödenen döviz miktarı 2013 yılı için
yaklaşık 45 milyar ABD dolarıdır. Sadece altın
ithalatına 2013 yılında ödenen döviz yaklaşık
13 milyar ABD dolarıdır. Madenciliğin ihracattaki payı yüzde 1,55 civarında en yüksek
seviyeyi görmüştür. İhracat- ithalat oranı ise yüzde 35-45 aralığındadır. Yani ithalatımızın
yüzde 45’i kadar ihraç edebilmişiz.
Bugün ABD’ de kişi başına maden tüketimi
20 ton, AB ülkelerinde 15 ton, Türkiye’de ise 5
tondur. Madencilik firmalarının Türkiye’deki
diğer firmalara oranı yüzde 0,42, çalışanların
toplam çalışanlara oranı ise yüzde 1,3’tür.
dır. Biliyor musunuz ki ülkemizde madencilik
için kesilen ağaçların, ormancılık faaliyetleri
için kesilen ağaca oranı yüzde 0,2 (binde
Bu sorunuz için teşekkür ederim. Öncelikle
maden insan için ne demek, kısaca belirtmek isterim. Geçmişte, bugün ve gelecekte
insan hayatını kolaylaştıran her teknolojinin
temelinde maden vardır. Tv, telefon, bilgisayar, ulaşım, barınma hayatın vazgeçilmezleri
konumundadır. Elektrik, bakır kablolar olmasa nasıl iletilebilir? Arabayı yürüten motor, demir olmasa nasıl yapılabilir? Cep telefonları
uzaydaki uydularla iletişimi hızlandırmakta
ve yaygınlaştırmaktadır. Peki uydu ne ile yapıldı? Atmosferi nasıl geçti? Mükellef bir sofrada
kullanılan bardak, tabak, kaşık ve diğerleri
hep madenlerden oluşturuldu. Yollar, binalar
köprüler hep maden. Üstümüze giydiğimiz
giysiler, pamuktan cekete varıncaya kadar
geçtiği safhalarda madenden yapılmış makinelerle işlendi. Sonuç olarak maden, insan
hayatının yüzde 100’ünde etkilidir. İşte bu sonuç içinde madencilik, ihtiyaca cevap veren
bir sektördür. Yani zincirin ilk halkasıdır. Herkesin bildiği bir şey var ki; Türkiye maden
zengini bir ülke. Fakat bu zenginliği gerektiği
gibi kullanamıyor. Bunun pek çok sebebi var
elbette! Bürokrasi, kanun ve yönetmelikler,
çevresel baskılar, imkânsızlıklar; ama sonuçta
kaybeden biz oluyoruz. Yukarıda bahsettiğim
rakamlar da göstermektedir ki; Türkiye’de
hakkıyla madencilik yapılamıyor.
Maalesef kamuoyunda da madencilik hakkında yanlış algı uyandırılıyor. Bugün halk
madenciliği, tabiat katli olarak görüyor. Hâlbuki mevcut kanun ve yönetmeliklerle maden- çevre dengesi sağlanmaya çalışılmaktaEylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 5
kullanılmaktadır. Misal vermek gerekirse;
trenlerde patinaj kumu olarak yararlanılır.
Yani trenin ilk hareket etmesi, durması, yokuş
inmesi veya çıkması buna bağlıdır. Seramik üretiminde, seramik yapıştırıcılarının
üretiminde, hazır betonların üretiminde kullanılmaktadır. Bilinmesi gerekir ki, silis kumu
ile yapılan beton, çakıl tozu ile yapılan betona
nazaran çok daha sağlamdır.
Yüksek silis oranı ile deterjan sektörünün ana
hammaddesinin imalatında faydalanılır. Özellikle çok ince boyutlu olanları, toz deterjanlarda kullanılmaktadır.
Hatta kuşyemi içinde dahi yararlanılmaktadır.
Baktığımız zaman kullanım alanı çok geniştir.
Madencilik sektörünü bekleyen gelecek nedir, bununla ilgili öngörülerinizden söz eder misiniz?
Hüseyin Keçici, Siltaş’ın silis kumu dışında yeni madenlere yatırımlarının devam ettiğini belirtiyor. Özellikle krom ve
manganez madenlerinde şirket çalışmaları son aşamada bulunuyor. Keçeci, bu noktalarda ise üretim ve tesislemeye
ağırlık verileceği bilgisini bizimle paylaşıyor…
Silis kumu üreticisi olarak sektörde
öncü kuruluşlardansınız. Silis kumu
nerelerde kullanılır? Silis dünyada çok yaygın bir mineraldir. Bunun tipik bir bileşeni olan silis kumu aşındırıcılığı, refrakterliği, yüksek silis oranı ile ön
plandadır. Refrakterliği sayesinde demir- çelik ve döküm sanayinde kullanılır. Dökümün
en önemli yardımcı maddesidir. Silis kumu ile
dökümün kalıbı ve maçası yapılır, 1200-1700
C derece arasında erimiş metal, bu kalıba
dökülür.
Aşındırıcılığı sayesinde kumlama sektöründe
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 6
Dünya madenin kıymetini bizden daha çok
biliyor. Kanada’da tespit edilen bir demir madeni rezervi için kasabanın taşınması kararı
alınıp uygulanabiliyor ya da çok zor şartlara
katlanılabiliyor. Günümüzde bu örnekleri internette bulmak çok kolay. Türkiye büyümek,
ekonomide lig atlamak istiyorsa, madenlerini
daha verimli çalıştırmanın yollarını bulmak ve
uygulamak zorundadır. Ülkemizde şu an bir
durağanlık söz konusu. Umarım ilerde hızlanması için devlet ve müteşebbisler el birliği ile
çalışabilir. Ama bunun için bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç var.
Siltaş’ın kurulduğu günden bu zamana geldiği noktayı değerlendirir misiniz?
Siltaş’ ın kuruluşu bir azmin hikâyesidir aslında. Ülkede yokluğun olduğu bir devirde
imkânsızlıklar içinden çıkmış bir kardelen
çiçeğidir. Siltaş’ın döküm kalitesinde kumu
üretmesi ile Türkiye döküm sektörü basamaklarını üçer, beşer çıkmaya başlamıştır.
Ülkemizin tarihi açısından önemli bir kırılma
noktasıdır bu an. Tabii bu noktada döküm
sektörünün Siltaş’a olan destek ve yardımlarını da hatırlamak gerekir. Bu işi yapmaya niyetli bir kişi gördüklerinde, dökümcülerin de
işin yapılabilmesi için maddi ve manevi elinden gelen tüm yardımı gösterdiği unutulmamalıdır. Bu vesile ile ülkem, şirketim ve şahsım adına tekrar teşekkürü bir borç bilirim.
Çok iptidai şartlarda başlayan bu serüven,
kısa bir sürede fabrikasyon üretime dönmüş,
hemen akabinde daha kapasiteli ve modern
ikinci tesisle kalitesini artırmaya devam et-
miştir. Siltaş bugün 20 bin hektar ruhsatlı
alanı, 50 milyon ton görünür rezervi, 1 milyon
ton/yıl üretim kapasitesi, 600 bin ton/yıl kurutma ünitesi, güçlü sermaye yapısı, ulaşılmaz
kalitesi, müşteri memnuniyet anlayışı, güçlü
nakliye filosu ile sektörün sarsılmaz kalesidir.
Çalışanlarınız için motivasyon artırıcı
etkinlikleriniz oluyor mu?
Zaman zaman toplu yemek organizasyonları,
piknikler düzenliyoruz. Bu organizasyonlara
ailece katılımlar sağlıyoruz. Ayrıca iş yerinde
eğitimlerle çalışanlarımızın gelişmesine de
katkıda bulunuyoruz.
Şirketiniz gelecekte ne gibi yatırımlarla hayatını sürdürecek? Silis kumu dışında yeni madenlere yatırımlarımız devam ediyor. Krom ve manganez
madenlerinde çalışmalarımız son aşamalarındadır. Bu noktalarda üretime ve tesisleşmeye
ağırlık vereceğiz. Ayrıca silis tesislerimizde de
modernizasyon çalışmalarımız sürüyor...
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 7
Gönlü doğal güzelliklerden yana olan herkesin görmesi, yaşaması gereken yerlerin
başında geliyor İğneada… Kırklareli’ne bağlı
bir sahil kasabası olan ve “Trakya’nın incisi”
olarak tanınan İğneada, deniz, orman ve göl
Seyahat
YAZ
bitmeden
yollara düşmek
Yaz günlerine veda ederken, havaların hala sıcak olmasını fırsat bilip, haftasonu keyfiyle iş
yorgunluğundan sıyrılabilirsiniz… Üstelik kendinizi tatil atmosferinde hissetmeniz ve farklı aktivitelerle
zaman geçirmeniz için ille de uzaklara gitmenize, önceden planlanmış seyahat rotalarına göre
hareket etmenize gerek yok! İstanbul’un yanıbaşında yer alan bazı adresler, bir tatilden beklediğiniz
pek çok şeyi size günübirlik yaşatabiliyor…
Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı bir belde
olan Tirilye’ye gelmek için İstanbul-Mudanya
arası feribot ya da deniz otobüsünü kullandıktan sonra, yaklaşık 20 dakikalık bir yolu takip
etmeniz yeterli! Uzun yıllar Rumlar yaşadığı
için, mimaride de Rum etkisini görebildiğiniz
Tirilye, özellikle fotoğraf çekmek isteyenler
için harika seçenekler sunuyor… Çünkü yeşil
ve mavinin sonsuz uyumunu burada yaka-
lamanız mümkün! Tepedeki Çamlı Kahve,
hakim olduğu manzarayla hayallere dalıp
gitmenize neden olabilir. Sahildeki balık lokantaları, yöresel ürünler eşliğinde ziyafet
çekmenizi sağlarken, eğer mevsimindeyseniz
buranın en meşhur lezzeti olan barbunya
balığını yemenizde fayda var! Tirilye aynı zamanda zeytin ve zeytinyağıyla ünlü. DolayıEylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 8
sıyla oturduğunuz mekanlar da bunun hakkını doyasıya veriyor. Seyahatinizden dönerken
yanınıza zeytinyağı almak da kaçınılmaz oluyor elbette!
keyfini aynı anda yaşatıyor… İğneada’dan
Limanköy’e yürüyüş yapmanın, oradan Fener’e ilerlemenin hazzı bir başka… Hava
genelde kapalı ve yağmurlu olsa da, ciğerlerinize çektiğiniz longoz ormanın kokusu ve
serinlik duygusu hem bedeninize hem de
ruhunuza çok iyi geliyor… Burası, Avrupa’nın
en büyük longoz ormanına sahip. Civardaki
pek çok yere göre bakir kalmayı başarmış
olan ve kuş göç yolu üzerinde bulunan İğneada’da yaz başında kuş sürülerinin göçüne,
dolayısıyla da içinizi açan melodik seslere
rastlamanız mümkün. Zaten yurtdışından
pek çok kişi de buraya kuşları görüntülemeye geliyor. Eğer fotoğrafa ilginiz varsa, sizin
için de farklı bir deneyim olabilir. Buranın
bir özelliği de, balık keyfini layıkıyla yaşatması. Hele mevsimindeyseniz kalkan balığını mutlaka denemelisiniz!
Yine İstanbul’un yanıbaşındaki yerlerden
birisi İznik. Eskihisar-Topçular feribotuyla
Yalova’ya geçip, 60 km sonra kendinizi İznik’in güzelliklerine bırakabilirsiniz… İznik
hem tarihi-kültürel değeri, çini sanatının eşsiz örnekleri hem de kuş cıvıltıları ile süslü
muhteşem gölü ile keşfe değer! İznik Müzesi
ve İznik Ayasofya Müzesi görülmesi gereken
yerler arasında… Süleyman Paşa Medresesi, çini sanatının icra edilişini bizzat yerinde
izlemenize olanak sağlayan bir adres. Sanat
atölyeleri, camileri gerçek bir hazine… Medrese bahçesinde oturup bol köpüklü bir Türk
kahvesi içmeyi sakın unutmayın! Göl kenarında ise hem yürüyüş hem de piknik yapma imkanınız bulunuyor. İznik Gölü’nden
çıkan balıkların tadına bakmadan dönmemekte fayda var!
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 9
İstanbullular için artık klasikleşen kaçış mekanı Sapanca, her daim bambaşka güzelliklerle sizi sarıp sarmalıyor.
Kırkpınar’da yer alan Çiftlik Restaurant, doğal
malzemelerden oluşan Çerkez kahvaltısı, bir
de mekanın sahibi Tülin Hanım’ın hoşsohbeti
ile ünlü. Ağaçların altında, etrafınızda yusuf-
Adalar’ın en popüleri olan Büyükada için siz de “artık çok kalabalık
oldu, haftasonu iğne atsan yere düşmez!” diye düşünüyorsanız,
Heybeliada’yı keşfetmeye ne dersiniz?
Kabataş ya da Bostancı’dan deniz ulaşımı ile
varabileceğiniz, Büyükada’dan bir önceki ada
olan Heybeli, hem doğal güzelliği, hem de
birbirinden güzel Ada evleriyle kaplı sokak-
larıyla kendinizi bir film platosunda hissettiriyor. Ada’nın simgesi şüphesiz Halki Palace…
Burada kalmasanız bile terasında oturup en
azından bir kahve için! Eğer Ada’ya sabah saatlerinde vardıysanız, kahvaltı etmek için sahil
boyunca dizili mekanlardan birine uğrayabileceğiniz gibi, bir parça yokuş yürüyerek kendinizi Perili Köşk’ün muhteşem atmosferine
ve leziz kahvaltısına da bırakabilirsiniz. Dilerseniz yürüyüşle, dilerseniz bisiklet kiralayarak
ya da faytonla Ada’yı turlayabilirsiniz. Tadım
Roma dondurmacısında serinlemeyi, Mehtap
Pastanesi’nin meşhur “Şeytan” isimli pastasını
tatmayı, özellikle Mavi Restaurant’ta “Enginar
dolması” ve “Midye salma”yı denemeyi de sakın ihmal etmeyin!
çuklar narin narin uçuşurken ayaklarınızı uzatıp kitap okumanın tadı bir başka. Bu arada
Sapanca’da Evce ve Titiz Izgara da kahvaltı konusunda leziz seçenekler sunan adresler arasında. Dilerseniz göl kenarına doğru yürüyüp,
zihninizi boşaltabilir ya da ormanda daha
kapsamlı bir trekking’e çıkabilirsiniz. Civardaki alabalık tesisleri de su kenarında alabalık keyfi yapmak için ideal. Bu arada dönüşte
Evce’nin nefis reçel çeşitleri, peynir, salça gibi
ev ürünlerine göz atmayı da ihmal etmeyin!
Silivri deyince pek çok kişinin aklına yazlık
kavramı gelir. Oysa Silivri, günübirlik vakit
geçirmek için de zengin seçenekler sunan
bir adres… Mesela kiralık teknelerle Silivri sahilini gezerek, keyif yapabilirsiniz. Ya da uzun
sahili boydan boya ürüyerek turlayabilir, bu
şekilde bedeninizi açma fırsatı bulabilirsiniz.
Sahil boyunca uzanan çay bahçelerinde oturup dinlenirken, kendinizi bir zaman yolculuğunda hissedebilirsiniz.
Boşnakbahçe’de bulunan Silivri Tarih Parkı,
doğal kaynak suyu ve gözalıcı kaya yapısı ile
ilgi çekiyor. Burada balık tutabilir, denize girebilir hatta kamp bile yapabilirsiniz… Silivri’de
denizin dibi kum olduğu için, midye, karides
gibi kabuklu deniz canlıları çokça çıkartılıyor;
dolayısıyla bunları taze taze yeme şansınız
var. Civarda gezilip görülecek tarihi yerlerin
yanı sıra, su sporları ile uğraşanlar için de Silivri’de alternatif oldukça fazla…
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 10
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 11
Uzman
İşyerinde
Motivasyon
Çalışanlar
Çalıştığınız ortamda motivasyonunuzun yüksek olması,
üstlendiğiniz projelerin başarıya ulaşmasında size pozitif etki
sağlayacaktır. Profesyonel Koç ve Yazar Mert Çuhadaroğlu,
motivasyonunuzu artıracak altın öneriler paylaştı…
Motivasyonun en önemli kısmı şüphesiz sevdiğiniz işi yapmaktır. Yaratıcılığınızı kullandığınız bir işi, değerinizin bilindiği bir ortamda
gerçekleştirmek çok değerlidir.
Motivasyonu artıracak diğer bir unsur ise güçlü bir karar almak, kararların sorumluluğunu
taşımaktır. Karar alma süreçlerinde daha fazla
bulunmak ve sorumluluk taşımak iş yerindeki
mutluluğumuzu artırır. Her ne iş yapıyor olursanız olun, bulunduğunuz pozisyonla ilgili
daha fazla sorumluluk talep edebilirsiniz.
Takım oyununa inanın!
Takım oyunu önemlidir, motivasyonu artırır.
İyi bir iş hayatı, iyi bir takım oyunu gerektirir,
paylaşım motivasyonu ve mutluluğu artırır.
Mükemmelliyetçiliğe kaçmadan elimizden
gelenin en iyisini yapmak motivasyon konusunda destek sağlayacaktır. İşimizi en iyi şekilde yapmaya devam ettikçe, ilerisi için önemli
kazanımlar elde etmek kaçınılmaz!
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 12
si de herkesin belli ölçülerde kendisine liderlik etmesidir. Birilerinin bize liderlik etmesini
beklemek doğru bir yaklaşım değildir. Bunu iş
hayatında uygularsanız kendi hayatınızda da
uygulamanız kolaylaşır.
Şikayet etmekten kaçının!
Motivasyonu azaltan unsur ise sürekli şikayet etmektir. Hiçbir getirisi yoktur, durum ne
olursa olsun bir çıkış yolu vardır, şikayet ederek çıkış yolunu bulmak imkansızdır.
Siltaş A.Ş. geçmişten günümüze sektördeki başarısını ekibinin yetenekleri ve tecrübesi ile daha da sağlamlaştırırken, bu değerli yolda firmaya büyük katkıları olan isimleri de unutmuyor. Onlardan ikisiyle
tanışmaya ne dersiniz?
AYDIN TUMAY / Siltaş Fabrika Müdürü
Her şeyi tek başına yapmaya çalışmak, sorun
yaratacak bir diğer unsurdur. Böyle davrandığınız sürece diğer insanların motivasyonunu
azaltır, sizin onlara güvenmediğinizi düşünmelerine sebep olursunuz. Güven ve uyum
yoksa, başarının gelme ihtimali azalır.
Yanlış yapmaktan korkmamak, özellikle de
yanlış karar almaktan korkmamak gerekir.
Bir kararın doğru veya yanlış olmasını, kararı aldıktan sonra yaptıklarımız belirler çoğu
zaman. Bu, iş hayatında maalesef çok kolay
gözden kaçabilen bir husustur.
Plan yapmak da motivasyonu yükseltir. İstediğimiz şeyi istediğimiz şekilde yapmak, en
verimli şekilde üretmek konusunda iyi bir
stratejiye ve planlara ihtiyacımız var.
Siltaş’ın Değerleri
İç sesimize güvenmek de bir o kadar değerlidir. Her ne kadar teknoloji iş hayatının tamamını ele geçirmiş gibi gözükse de, başarılı
olan insanlar iç seslerini dinleyenlerdir.
Güvenilmek güzel bir motivasyon kaynağıdır.
Kendinize verdiğiniz sözleri tutarak işe başlayın, sonra da diğer insanlara verdiğiniz sözleri
tutun.
Motivasyonun en önemli kaynaklarından biri-
Son olarak da şunu söylemek istiyorum; motivasyon büyük ölçüde kişinin kendi içinden
gelmeli ve kendi kaynaklarından karşılanmalıdır. Dışa bağımlılık, orta ve uzun vadede sıkıntı yaşamanıza neden olabilir.
Sizi en çok motive eden yaklaşımları, keyfinizi, neşenizi artıran sebepleri yöneticilerinizle
ve çalışma arkadaşlarınızla paylaşarak da işyerinizdeki motivasyonu artırabilirsiniz...
lüğü ünvanını elde etti. 35 yıldır bitmek bilmeyen bir enerjiyle bu sektörün içinde yer alan
evli ve üç çocuk babası Tumay, bu süre içinde
edindiği tecrübe ve birikimlerini firmasına ve
çalışanlarına aktarmaktan gurur duyuyor. Firmasını sektörün içinde zirvede gören Tumay,
mesleğe ilk başladığı günkü şevkle yoluna devam ediyor...
MUHARREM KİSA / Üretim Sorumlusu
1963 yılında Iğdır’da doğan Aydın Tumay, eğitimini tamamladıktan sonra 1978 yılında Bursa’ya yerleşti. Burada kum ve çakıl ocağında
çalışmaya başlayıp, 1979 yılında Siltaş’a adım
attı. 1983 yılında vatani görevinin hemen ardından yuvaya geri dönerek, yeniden Siltaş’ta
görev aldı. 1992 yılına kadar bütün birimlerde
önemli çalışmalara imza atıp, fabrika müdür-
1982 yılında Tokat Turhal’da doğan Muharrem
Kisa, ilköğrenimini Gazi Osman Paşa İlkokulu’nda, ortaokulu Cumhuriyet Ortaokulu’nda,
liseyi İncirtepe Lisesi’nde gerçekleştirdi. Üniversite eğitimini 1999-2003 yılları arasında
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Maden
Mühendisliği Bölümünü birincilikle tamamladı. Aynı zamanda 2006-2010 yılları arasında
Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi. Askerliğini ise Jandarma Asteğmen olarak yerine getirdi.
2006 yılında Siltaş’da “maden mühendisi” olarak göreve başladı. Bugün silis kumunun; sondaj çalışması, ocak çalışması, ocaktan hammadde üretimini yapıyor. Ayrıca silis kumu
sevdalısı olarak üretim sorumluluğu görevini
yürütüyor. Yaptığı her işten zevk ve heyecan
duyan, pozitif bir kişiliğe sahip olan Kisa 2 yıllık
evli. Boş vakitlerinde kitap okumaktan, spor
yapmaktan, küçük çaplı da olsa bahçe işleriyle
uğraşmaktan keyif alıyor.
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 13
faaliyetlerimiz hızlandırılmıştır.
Röportaj
Çukurova
Kimya
yaşında
2001 yılında ekonomik sebeplerden dolayı
furfuril alkol üretimi durdurularak furan reçine üretimine furfuril alkol ithal edilerek devam edilmiştir. İç piyasadaki gelişmelere bağlı
olarak katı, sıvı ve toz endüstriyel reçineler (rezol ve novolak reçineler), otomotiv keçeleri ve
balataları, refrakter tuğla, zımpara gibi endüstriyel ürünlerde bağlayıcı olarak kullanılmaya
başlanmıştır.
Tam 40 yıldır kimya endüstrisinde gerçekleştirdiği değerli çalışmaları ile sektörün önde
gelen kuruluşlarından olan ve hem yurtiçi hem de yurtdışındaki faaliyetleriyle Türk
ekonomisine büyük katkıda bulunan Çukurova Kimya Endüstri A.Ş Genel Müdür Yardımcısı
Alaattin Ayfer Özyurt’la keyifli bir söyleşi sizi bekliyor…
13 Ocak 2011 tarihinde ISO 14001 ve OHSAS
18001 sertifikalarını da alarak yıllardır yönetim
anlayışı çerçevesinde uygulamakta olduğu
kavramların belgelerine de sahip olmuştur.
40
Faaliyetlerinizden söz eder misiniz?
Manisa Organize Sanayi Bölgesinde 1974
yılında kurulup, 1977 yılının yaz aylarında faaliyete geçen Çukurova Kimya, döküm sektöründe maça kalıp bağlayıcıları olarak kullanılan, ALpHASET, BETASET reçineleri, furan
reçineleri, alkafen reçineleri, PU cold box
reçineleri, sıcak kutu reçineleri , termoşok re-
2006 yılında “Hexion Specialty Chemicals”
ile alkali fenolik reçineler hakkında teknolojik
yeni gelişmelerin transferi sağlanmış, lisans
anlaşması uzatılmıştır.
çineleri ve kum kaplama reçineleri sistemleri
yanında, besleyici gömlekler, mini besleyiciler, maça kalıp döküm boyaları, furanik model boyalar, kalıplanabilir tozlar, ekzotermik
tozlar, kaplanmış kumlar, kalıp/maça yapıştırıcı ürünlerinin üretimleri ile pazar lideri olarak
hizmetini sürdürüyor.
bağlayıcıları, keçe ve izolasyon ürünü bağlayıcıları, balata ve filtre bağlayıcıları, taşlama ve
kesme taşı bağlayıcıları, kağıt, fiber, bez zımpara bağlayıcıları, köpük reçineleri, cam ve kaya
yünü reçineleri ile endüstriyel sektöre, seramik elyaf esaslı izolasyon malzemeleri ile de
ısı ve yalıtım sektörüne hizmet vermektedir.
Ayrıca Mg-C, Dolomit, Alümina Silikat tuğla
Alanında Türkiye’nin en büyük firması olarak tanınıyorsunuz. Sizce sektörün temel sorunları nelerdir ve bunlar
için nasıl açılımlar gerekir?
Sektörün problemlerini üç ana başlık altında
toplayabiliriz: Birincisi; Türkiye Kimya Sanayi’sinde üretim ve tüketim kapasitelerinin
düşük oluşu nedenleri ile yüksek verimli yatırımlar yapılamaması. Yine Türkiye’ deki temel
hammadde ve kimya yan sanayi yatırımlarının yetersiz oluşu ve dövize bağlı hammadde
fiyatları. Bir diğer sorun ise, sektörel pazarın
Türkiye coğrafyasında dağınık olmasıdır…
Küçük kapasiteli üreticilerden hammadde
temin edip verimli üretim yapmak mümkün
değildir. Çözüm için piyasa ile birlikte üreticiyi de büyütecek stratejik kararlar almak
gereklidir.
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 14
Yurtdışındaki çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, İsveç, Rusya, Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, Balkan Ülkeleri, Etiyopya, Azerbaycan, İsrail ve Yakın
Orta Doğu Ülkeleri İran, Pakistan, olmak
üzere çeşitli ülkelere ihracat yapılmaktadır. Özellikle besleyici gömlek taleplerinin yoğunlaştığı Avrupa ülkelerine ihracatı
arttırma çabalarımız devam etmektedir.
Üretimde geçmişten bugüne geçirdiğiniz aşamaları anlatır mısınız?
Şirketimiz, 13 Mart 1995 tarihinde ISO 9001
kalite yönetim sertifikasını almış, 11 Şubat 1993
tarihinde İnsan Sağlığına gösterilen özeni
ve çevreye duyarlılık ilkelerini benimsediğini belgelendirmek üzere Üçlü Sorumluluk
(Responsible Care) taahhüdünü imzalamıştır.
1996 yılında ÇKE ve “Borden Chemicals UK
Ltd” (Hexion Specialty Chemicals) ile arasında döküm reçineleri konusunda teknoloji
transferi (know-how) anlaşmaları yapılmıştır.
Endüstriyel ve fenolik reçineler (novolak reçine) ve kalıp/maça boyaları konularında ar-ge
ÇKE; döküm yan sanayi olarak ürün gruplarında Türkiye’ de pazar lideridir. Son 10 yılın
içinde firmanın üretim ve satışları üç misli artış göstermiş, buna bağlı olarak üretim kapasiteleri de gelişerek yeni üniteler kurulmuştur.
ÇKE, kendi üretimi sırasında ileri teknolojinin
sağladığı tüm imkanları değerlendirerek, Türk
ekonomisine önemli bir katkı sağlamaktadır.
Reçine üretim kapasitesi yıllık 25 bin ton, tamamlanan yeni yatırımlarla besleyici gömlek
üretim kapasitesi 25 milyon adedin üzerine
çıkarak pazara arz imkanlarını arttırmıştır.
1974 yılında kurulup 1977 de üretime geçen
Çukurova Kimya, ilk olarak metal döküm endüstrisinde kullanılan fenol formaldehit ve furan tipi reçineleri ile bunlarla ilgili katalizörlerini Fordath/İngiltere lisansı altında üretmeye
başlamıştır. Furan reçinesini furfuril alkolden,
furfuril alkolü furfuraldan, furfurali ise zeytin
prinasından üretmek üzere kuruluşunu takip eden dönemde, ürün çeşitlerine kalıp ve
maça boyaları ile tandiş plakalarını da ekledi.
Verimlilik sağlayıcı ekzotermik ve diğer besleyici gömlek üretimleri ve daha sonra 1995 yılının sonlarına doğru ısı sistemlerinde yer alan
yalıtım plakalarını geliştirip satışına başladı.
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 15
Ürünleriniz hangi alanlarda kullanılmaktadır?
Döküm endüstrisinde kalıp ve maça reçineleri, kum kaplama reçineleri, refrakter tuğla, balata, bez ve taş zımpara üretiminde kullanılan
bağlayıcı reçineler, otomotiv ve beyaz eşya
sektöründe yalıtım malzemesi olarak yararlanılan keçe sistemleri için bağlayıcı reçineler,
döküm sektöründe yüzey düzgünlüğünü sağ-
lamak için boyalar, dökümde verimlilik sağlayan besleyici gömlekler, kombi ve şofben
yanma odaları, brülör kapağı için izolasyon
plakaları, kalıp maça yapıştırıcıları ve furanik
model boyaları da bu alanlarda kullanılan
ürünlerimizdir.
Personel istihdamı ve eğitimi konusundaki çalışmalarınıza değinir misiniz?
Manisa gelişmiş Organize Sanayi Bölgesi
ile birçok firmaya ev sahipliği yapıyor. Bu da
doğal olarak ciddi bir mavi yaka ihtiyacı doğurmaktadır. Bu anlamda nitelikli mavi yaka
bulmakta ve elde tutmakta bazı sorunlar ile
karşılaşılmaktadır. Ancak firmamız gerekli
aday altyapısı, Çalışma ve İş Kurumu ile yaptığı işbirliği çalışmaları ile bu sorunu minimuma indirmektedir. İstihdam edilen personelimize giriş aşamasında tüm yasal İSİG, İşbaşı
ve Meslek Eğitimleri aldırarak önce İş Güvenliği politikası yürütülmektedir. Firma olarak
her zaman çalışanlarımızın yanında olmamız
şirket kıdem süresinin de uzun olmasını dolayısıyla çoğu çalışanımızın şirketimizden
emekli olmasını beraberinde getirmektedir.
Yine bölümlerimizin ihtiyaçları doğrultusunda gerek kurum içi gerekse dışarıdan destek
alarak bireysel ve grup halinde eğitimler verilmektedir.
Özellikle çalışanlarınızın motivasyonunu artırmak için özel etkinlikleriniz, uygulamalarınız oluyor mu?
Özde temel ihtiyaçları karşılanan, sosyal ve
iktisadi güvenceye sahip çalışanların iş huzuru vardır diyebiliriz. Motivasyon çok geniş
kapsamlı tanım olmakla kalmamakta, iyi
yapılan işlerin fark edilip takdir edilmesinde
bazen ters sonuçlar da alındığı görülmektedir. Takdir etmek sırasında bireyselliği teşvik
etmemek, ekip çalışmasını baltalamamak
gerekiyor. İyi olanların yanında eksiği olan
çalışanların takviye edilerek önde gidenlere
yetiştirilmesi önemlidir. Ekip motive edilirse
toplam başarı sürekli olur.
Şirketinizin önümüzdeki dönem için
yatırım hedefleri hakkında bilgi verir
misiniz?
• Temel hammaddelerimizden formaldehit
tesisinin kurulması ile rekabet gücümüzün
arttırılması
• Atıklarımızdan fenol geri kazanımını arttırma çalışmaları
• Verimliliğin arttırılması için otomasyona
önem verilmesi
• İhracatımızın arttırılması
• Ar-Ge merkezi kurarak daha büyük projelere imza atmak
Çukurova Kimya tarafından ülkeye kazandırılan Çukurova Kimya Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, bilgili ve gerekli altyapıya
sahip genç bir nesil yetiştirmekte, onları geleceğe hazırlamakta, bu sayede sektöre nitelik
personel kazandırmaktadır.
“İyi bir yönetici, çalışanına insiyatif verir!”
Alaattin Ayfer Özyurt, iyi bir yöneticinin taşıması gereken özellikleri de şöyle özetledi:
4 Adaletli davranmalı
4 Kişiye göre değil, işe göre çalışan seçmeli
4 Alçakgönüllü olmalı, çalışanlarına yakın davranmayı başarabilmeli.
4 Amaç ve hedeflerini en baştan çok açıkça ortaya koymalı.
Olursa veya olmazsa, nelerin beklendiğini ifade etmelidir.
4 Değişimleri dikkate alarak, çalışanını, ürününü, hizmetini,
müşterisini, sermayesini zamana uygun şekilde oluşturmalı,
geliştirmeli ve dengeleri sağlamalıdır.
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 16
4 Denetlemelerini, muhtemel problemi önlemek, bir anlamda
çalışanlarını korumak maksadı ile yapmalıdır.
4 İşleri planlı ve öncelik sırasına göre yönetmelidir.
4 Çalışanına nasıl terfi edeceğini açıkça söylemeli ve sözlerini
yerine getirmelidir.
4 Her iş, bütçe çerçevesinde yapılmalıdır. Ama geleceğe dönük
işleri gerekirse ek bütçe temin edip yapılması için zorlamalıdır.
4 İyi yönetici, çalışanına inisiyatif verir. İşi yapan, yönetici ve şirket
ilkeleri çerçevesinde hareket edebildiği için daha hızlı sonuca
ulaşılır.
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 17
Mekan
Therapia Garden’da
lezzet ve huzur
bir arada
Dünya mutfağı ön planda
Therapia Garden’da mönü, dünya mutfağından izler taşıyor. Mutfakta ise, daha önce Frankie, Reina, Çeşme 7800 Otel, Havana, Blackk
gibi mekanlarda dillere destan lezzetlere
imza atan ünlü şef Yusuf Şahin bulunuyor. Mönüde etli pazı sarmadan çıtır kadayıflı karides
dolmasına, ev yapımı sandviç arası mozeralla
köfte burgerden kuzu tandır pizzaya kadar
çok leziz seçenekler var… Tamamen Therapia
Garden’a özel olarak hazırlanan kokteyllerin
hepsiyse taze meyvelerle-bitkilerle yapılıyor.
Bu kokteyllerin tarifleri, hünerlerini daha önce
Hayal Kahvesi, Cahide, Abracadabra, Buz Bar,
Kaff, Urban Bug gibi mekanlarda sergileyen
Emre Aydın’a ait.
Günlük koşturmacanız sırasında kendinize biraz vakit ayırıp, huzurlu saatler geçireceğiniz,
aynı zamanda leziz tatlar deneyebileceğiniz özel bir mekanla tanışmaya ne dersiniz? Tarabya’da kısa süre önce açılan Therapia Garden, sıcak günler
henüz sona ermeden sizi bahçede keyif yapmaya bekliyor…
Kent hayatı pek çok avantajın yanı sıra stresi de beraberinde getiriyor. Özellikle hafta
içi yoğun koşturmacayla geçen iş saatlerinin
ardından, keyifli soluklanmalar için haftasonu kaçamaklarının değeri bir başka… Tarabya sırtlarında kısa süre önce açılan Therapia
Garden da, doğal güzellikleri ve lezzeti aynı
atmosferde konuklarına yaşatıyor…
Ağaçlarla çevrili, adeta saklı bir bahçe içerisinde yer alan mekanda dekorasyondan mönüye kadar her detay titizlikle oluşturulmuş.
Özellikle sunumlardaki şıklık, misafirleri hayli
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 18
cezbediyor. Therapia Garden’ın yaratıcıları işletmeci Eda Baker ve mimar Cüneyt Baker…
Daha önce Çapa Marka ve Lacivert Restaurant’tan tanıdığımız Eda Baker’in hayallerindeki mekanın dekorasyonunu Cüneyt Baker
hayata geçirmiş. Bir kadın inceliğiyle düşünülen her şey, Baker Design Project’e emanet
edilmiş. Bahçe, teras ve localar olmak üzere
üç bölümden oluşan mekanda, tüm günün
yorgunluğunu alacak rahat koltuklar, uzun
uzun sohbetler edeceğiniz büyük masalar,
yeşillikler içinde bir atmosfer ve her detayında ayrı bir hoşluk bulmanız mümkün.
Therapia Garden’ın şefi
Yusuf Şahin, mutfakta harikalar
yaratıyor, konuklarına farklı
damak tatlarına hitap eden
seçenekler sunuyor…
Kahvaltısını mutlaka denemelisiniz!
Therapia Garden’da haftasonu keyfini uzatmak isteyenler için, çok özel bir brunch var!
Mekanda yemekler kadar doğal ve taze ürünlerden oluşan kahvaltı seçenekleri de ilgi görüyor.
Özellikle haftasonları yemyeşil bahçede kahvaltı
yapmanın tadı bir başka!
Hamurişleri, yumurtalı seçenekler, bahçeden
domates, salatalık, biber, roka, köy tereyağı,
petek süzme bal, lokma gibi pek çok iştah
kabartan seçenek kahvaltıda sergileniyor. Üstelik siz kahvaltınızın üzerine çayınızı yudumlarken, çocuklar da oyun alanında gönlünce
vakit geçirebiliyor.
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 19
Tel: (0 212) 299 00 61
Adres: Tarabya Mah.
Tarabya Bayırı Cad.
No: 62/ Sarıyer
Şef Yusuf Şahin, mönüde yer alan leziz yemeklerden birkaçını bizimle paylaştı…
yanına etleri koyun. Etlerin üzerine de
hazırlamış olduğunuz sosu gezdirip servis yapın.
Portakallı harnut soslu kuzu pirzola
(4 kişilik)
Malzemeler
1 kg ayıklanmış kalem pirzola
Sosu için:
2 çorba kaşığı harnut pekmezi
1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber
1 tatlı kaşığı elma sirkesi
1 adet portakal
Garnitür için:
1 adet büyük boy patates
1 adet havuç
1 adet kabak
1 adet kırmızı dolmalık biber
1 adet sarı dolmalık biber
1 paket kültür mantarı
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çorba kaşığı tereyağı
Tuz, karabiber, taze kekik
Pirzolanın hazırlanışı: Pirzolayı dörtte
üç sıvıyağ, tuz, kekik, karabiber ve bir
adet portakalın rendelenmiş kabuğuyla
hazırladığınız marinde bekletin.
Sosun yapılışı: Harnut pekmezini, toz
kırmızı biberi, elma sirkesini ve portakalın suyunu karıştırın.
Garnitürün yapılışı: Patatesi ve havucu
yarı yarıya haşlayın. Daha sonra ayrı bir
tavaya kalan sıvıyağ ve tereyağını koyun.
Yarım haşlanmış patates ve havuçla birlikte kabak, dolmalık biberler ve mantarı da tavaya ekleyin. Tuz, karabiber katıp soteleyin. Bir yandan da daha önce
iyice ısıtılmış ızgarada, marine ettiğiniz
pirzolaları pişirin. Izgaranız yoksa, tava
da kullanabilirsiniz. Etler piştikten sonra
hazırladığınız garnütürü bir tabağa alın,
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 20
Balkabaklı cheescake
(4 kişilik)
Malzemeler
500 gram balkabağı
250 gram tozşeker
1 su bardağı su
1 adet çubuk tarçın
1 çorba kaşığı tereyağı
1 paket yulaflı bisküvi
1 çay kaşığı toz tarçın
400 gram labne peyniri
170 gram pudraşekeri
1 çorba kaşığı un
2 adet yumurta
1 çay kaşığı vanilya
dakika daha mikserle karıştırın. Hazırlamış olduğunuz bisküvili kalıbı dolaptan
çıkarın. Üzerine labne peynirli karışımı
dökün, en üstüne de fırından çıkarmış
olduğunuz balkabağını parçalar halinde
koyun. Bir fırın tepsisine alıp, içine tepsinin tabanına yayılıp bir parmak yükselecek kadar soğuk su koyun. Tepsinin
ortasına ısıya dayanıklı yemek tabağı
oturtun. Üzerine de balkabaklı harcı koyun. Hazırladığınız tepsiyi önceden 140
derecede ısıtılmış fırına sürün. Yaklaşık
1 saat kadar pişirin. Pişen cheescake’i
ortalama 4-5 saat dinlendirdikten sonra
servis yapın.
Not: Dilerseniz buzdolabında da dinlendirebilirsiniz. Keki servis yaparken,
frambuaz ya da karamel sos eşliğinde
sunabilirsiniz.
1 çay kaşığı rendelenmiş limon kabuğu
Yapılışı: Balkabağını küp doğrayıp içine
çubuk tarçını, şekeri ve bir 1 bardak suyu
ekleyin. Önceden 180 derece ısıtılmış
fırında yaklaşık 40 dakika pişirin. Fırından çıkarıp soğumaya bırakın. Ayrı bir
kapta tereyağı ve bisküviyi karıştırın. Bu
karışıma 1 çay kaşığı toz tarçın ekleyin
ve biraz daha karıştırın. Elde ettiğiniz
karışımı küçük cheescake kalıplarına
iyice bastırarak koyun ve diğer karışımı
hazırlayana kadar buzdolabında bekletin. Daha sonra ayrı bir yerde labne
peyrini mikser yardımıyla iyice çırpın.
Ardından çırpılmış labne peynirine
rendelenmiş limon kabuğu, vanilya,
un, yumurta, pudraşekeri ekleyip bir-iki
Dana tandır risotto
(4 kişilik)
Malzemeler
500 gram dana gerdan
500 gram dana kaburga (gerdan bulamazsanız hepsi kaburga da olabilir)
4 çay kaşığı teriyaki sos
400 gram risotto pirinci
Yarım çay bardağı beyaz şarap
500 ml kaynamış su
Birkaç taze fasulye
1 çorba kaşığı bezelye
1 adet havuç
1 demet maydanoz
1 çorba kaşığı tereyağı
2 çorba kaşığı sıvıyağ
100 gram toz parmesan peyniri
2 dal biberiye
1 adet soğan
5 diş sarmısak
Tuz, tane karabiber, taze kekik
Yapılışı: Kaburgayı ve gerdanı tuz ekleyip fırına girebilecek yayvan bir kapta
bekletin. Ayrı bir tavada 1 çorba kaşığı sıvıyağla yarım soğanı, havucu, sarmısağı,
biberiyeyi, taze kekiği ve tane karabiberi 1 dakika kadar soteleyin. Sotelediğiniz
garnitürü ayrı kapta beklettiğiniz etin
Yemek
Barbekü
sevenlere...
Açık havada geçirilen saatleri tamamlayan en güzel
aktivitelerden biri de şüphesiz barbekü yapmak. Yazın akşam
üzeri, kışın güneşli günlerde; her ikisinin de tadı başka... Leziz
bir barbekünün püf noktalarını, Weber-Stephan Barbekü’nün
genel müdürü Cem Yılmaz paylaştı…
İdeal barbekü için: Öncelikle mangalı pişirmeye hazırlamak için kömürlerin gri bir külle kaplanana kadar kor hale gelmesini bekleyin. Isı ve
nem kaybı yaşanmaması için barbekünün kapağını, et pişene kadar mümkün olduğunca en fazla 2 kez açabilirsiniz. Izgara ürünün pişirme sırasında
sadece 1 kez çevrilmesi yeterli. Yapışmaması için de, ızgara öncesi yağlanmasında fayda var! Yaygın olarak tercih edilen kırmızı et, beyaz et ve balığı
mangalda pişirirken mükemmel sonuca ulaşmak için basit ipuçlarına dikkat etmek gerekiyor. En önemli faktör, beyaz et ve balığın mutlaka çok taze
olması, kırmızı etin ise eti aldığınız güvenli yerler tarafından en az 2 hafta dinlendirilmiş olması gerektiği.
Kırmızı etin suyunu koruyun!
üzerine koyun. Tam üstünü kaplayacak
kadar su ekleyin. Ağzını iki folyo ile sıkıca kaplayın ve önceden 200 derecede
ısıtılmış fırında 3.5 saat kadar pişirin. Etlerin lokum kıvamına geldiğinden emin
olduğunuzda fırından çıkarın. Yeterli değilse biraz daha pişirebilirsiniz. Eti başka
bir tabağa çıkarıp dinlenmeye alın. Etin
kalan suyunu risottoda kullanmak üzere ayırın. Bu arada risottoyu hazırlamaya başlayabilirsiniz. Genişçe bir çelik tavaya 1 kaşık sıvıyağ ekleyin, kalan soğanı
ince ince doğrayıp yağda soteleyin. Soğan kavrulduktan sonra risotto pirincini
tavaya ilave edin ve karıştırın. Ardından
şarabı ekleyin ve karıştırın. Şarabı çektirdikten sonra kaynatmış olduğunuz
suyun yarısını ilave edin. Pirinç suyu
çektikten sonra kenara alın ve soğumaya bırakın. Bu arada kaburga yağlı bir et
olduğu için yağını ve kemiklerini ayırıp,
dört eşit porsiyona bölün. Soğumaya
bıraktığınız risottoyu büyük ve derin bir
tavaya alın, ocağın altını yakın. Bezelyeyi ve ince doğranmış fasulyeyi pirince
ekleyin, kalan kaynamış suyu ilave edin.
Hepsi birlikte kaynasın. Pirinç suyunu
çekince bir kepçe et suyunu pirincin
üzerinde gezdirin. Ocağın altını kapatıp tereyağı, maydanoz, tuz, karabiber
ve parmesan ekleyip hızlıca karıştırın.
Risottoyu servis ederken porsiyonlar
halinde ayırdığınız etleri, üzerine teriyaki ya da balsamik sos gezdirerek risottonun üzerine koyun.
Mangalda kırmızı etin lezzetini en iyi şekilde
yakalamak için, etin rengi önemli. Et mutlaka hafif kırmızı olmalı. Biftek, pirzola ve diğer
kemikli etler mangal için idealdir. Ayrıca en
lezzetli hamburgerler, dana etinden yapılmış
köftelerin mangalda doğru şekilde pişirilmesiyle elde edilir. Köfteyi pişirirken ızgaraya
spatula ile bastırmamak gerekir. Böylece köftenin suyu içine hapsedilerek, tadının yoğun
kalması sağlanır.
için alüminyum folyo ile sarılmadır. Kuzu etinde en iyi sonucu alabilmek adına, 60 derecelik ısıda pişirilmelidir.
Tavuk etini çok iyi pişirin!
Sağlık uzmanlarının da uyardığı gibi, kümes
hayvanlarının etleri tamamen pişirilmeden
tüketilmemeli! Kemiksiz bir tavuk göğüs eti
ızgarada doğrudan ısıda 8-12 dakikada, kemikli tavuk göğsü ise dolaylı ısıda 30-40 dakikada pişebiliyor. Beyaz ette en çok dikkat
edilmesi gereken nokta, etin içinin pembe
kalmamasıdır. Ayrıca tavuk eti derili ise, derinin yanmadan pişirilmesine özen gösterilmelidir. Barbeküde tavuk etinin yapışmaması
için ızgaraya yağ sürülmeli.
Balığı kurutmamaya özen gösterin!
Kuzu eti, dana etine oranla daha yağlı bir et
olduğundan ızgarada alevler oluşmaması için
mangal üzerinde oynatılmadan pişirilmelidir.
Pirzola pişirirken kemik uçlarının yanmaması
Mangalda balık yaparken, seçilen balık türünden pişirilme şekline kadar özen gösterilmeli.
Çünkü balık türlerinin ızgarada pişirilme yöntemi farklıdır. En önemli nokta, ateşin uygun
sıcaklığının ayarlanmasıdır. Balık mangalda
çok çabuk piştiğinden, kömürün fazla alevli
olması, balığın kuruyup lezzetini kaybetmesine sebep olur. Izgara için en uygun türler
iri ve yağlı balıklardır. Balığı pişirmeden önce
ızgaranın yağlanması, balığın yapışmasını önleyerek lezzetinin içinde kalmasını sağlar.
Etin yumuşak olması için yoğurt, süt ve
sirke gibi asit içeren malzemelerle marine
edilmeli. Izgarada yanmamaları için de sıvı
soslar süzülmeli ve o şekilde ızgaraya yerleştirilmeli. Pişmesine yakın tekrar üzerine bir
miktar marine sosu sürülerek lezzet kuvvetlendirilebilir. Aynı şekilde kuru baharatlar
da, yanmaması için etin pişmesine yakın
eklenmeli.
Pratik ve leziz marine tarifi
3 Türk kahvesi fincanı zeytinyağı
1 su bardağı yoğurt
1’er çorba kaşığı kekik ve toz kırmızıbiber
Yarım çorba kaşığı karabiber
1 çorba kaşığı kimyon
Bir tutam tuz
Marine için sos malzemesini karıştırıp, kırmızı
ya da beyaz etleri (balık hariç) bu sosta 1 saat
dinlendirerek, daha sonra ızgara yapabilirsiniz.
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 21
Röportaj
Yeni yatırım hedeflerinizden söz eder
misiniz?
“Yatırımlarımız aralıksız
devam
ediyor!”
Halihazırdaki üretim tesisimizde 9MT Elektrik Ark Ocağı ve 3MT Endüksiyon Ocağı ile
ergitme yapılmaktadır.
Önümüzdeki birkaç hafta içinde yeni bir
8MT Endüksiyon Ocağını devreye alacağız.
Elimizde bulunan 8 adet ısıl işlem fırınına ek
olarak 1 adet Elektrikli diğeri Doğal Gaz ile
çalışan 2 adet Isıl İşlem Fırını gene bu sene
içinde devreye alınıyor.
Bu arada elimizde bulunan 10MT ve 5MT kapasiteli misket kabinlerimize ek olarak yeni
5MT’luk misket kabinini devreye alacağız.
Ayrıca dökümhane içinde sağlıklı bir hava tesis edebilmek için modern filtrasyon tesislerini hizmete alacağız.
Bu sene yönetim olarak en keyifli yaptığımız
yatırımlardan bir tanesi de; ağır ve tehlikeli iş
kolunda hizmet veren çalışanlarımızın çalışma ortamlarını iyileştirmenin yanı sıra, daha
konforlu bir ortamda mola verebilmeleri
amacıyla yaptığımız yemekhane yatırımıdır.
Bu yatırımlarla; “vizyon, misyon ve değerlerimiz”de yazdığımız ‘çalışana saygı’ ifadesinin
anlam bulacağına inanıyoruz.
1963 yılından bu yana öne çıkan çalışmalara imza atan Akmetal Metalürji Endüstri A.Ş.’nin genel
müdürü Murat A.Öztekin, şirketlerinde özellikle eğitim ve çalışan motivasyonuna verdikleri önemden
söz ederken, hedeflerini ve sektörün geleceğine dair fikirlerini paylaştı…
Hizmetlerinizi ve çalışma koşullarınızı anlatır mısınız?
Kısa bir süre faaliyete alacağımız 8MT kapasiteli endüksiyon ocağımızı hesaba katmazsak
şu anda 6500MT çelik döküm ve çelik dövme kapasitesine sahibiz.
Her biri kendi alanlarında dünya lideri olan
kısıtlı sayıdaki müşterimizin son derece ağır
teknik şartnamelere sahip taleplerine cevap
vermek için çalışıyoruz. Üretimimizin tamamını Avrupa’ya ihraç ediyoruz.
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 22
Şirketimizin gelecek yıllardaki yatırımları durmaksızın devam edecek ve daha çok Ar-Ge
ve Innovasyon alanlarında yoğunlaşılacaktır.
Akmetal Metalürji Endüstri A.Ş’de çalışanların daha konforlu molalar verebilmeleri için pek çok detay düşünülmüş.
Oyun salonu da bunlar arasında… Akmetal Metalürji Endüstri A.Ş’nin genel müdürü Murat A. Öztekin, genç, dinamik
ve öğrenmeye meraklı 160 kişilik bir ekipleri olduğunu belirtirken, yeni hayata geçirdikleri yemekhane yatırımlarının da
çalışanların motivasyonuna pozitif etkide bulunduğunu söylüyor...
Kaç kişilik bir ekibe sahipsiniz? Personel seçiminde dikkat edilen kriterler
nelerdir? * Eğitim ve motivasyon çalışmalarınıza değinir misiniz?
Şu anda 160 kişilik bir ekibe sahibiz. Bu rakama taşeronlarımız dahil değildir. Çalışan sayımız önümüzdeki dönemlerde artmaya devam edecektir. Genç, dinamik, öğrenmeye ve
kendini geliştirmeye hevesli bir ekibe sahibiz.
Çalışanlarımızın Türkiye’nin iyi üniversitelerinden yüksek derecelerle mezun olmuş olmasına özen gösteriyoruz.
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 23
Not ortalaması yüksek olmayan stajyer başvurularını geri çeviriyoruz. Yıllık bütçemizin
önemli kalemlerinden birini eğitim oluşturur.
Her bir beyaz yakalı personel yılda en az iki
defa mesleki ve yetkinlik artırıcı olmak üzere
eğitim programlarına katılmak zorundadır.
Bu programlar yurtdışı eğitim, MBA veya çeşitli sertifika programları olabilir
Çalışanlarımızın katıldıkları programları en
başarılı ilk üç sıra içinde bitirmeleri istenmektedir.
Ayrıca çalışanlarımızın 2012 yılından bu yana
uygulamakta olduğumuz Yalın Yönetim çerçevesinde Kaizen çalışmalarına katılmaları ve
problem çözme tekniklerine vakıf olmaları
beklenmektedir.
Tüm mavi yakalı çalışma arkadaşlarımız düzenli olarak mesleki eğitimlerine, çevre ve
İŞG eğitimlerine ve işbaşı eğitimlerine katılmaktadırlar.
2013 yılı sonunda Dale Carnegie şirketine,
personelimizin en yorgun ve yeni yıl ile ilgili
beklentilerinin pek olumlu olmadığı ve birçok yeni arkadaşımızın aramıza katıldığı bir
ortamda “Çalışan Bağlılığı Anketi” yaptırdık.
Yüzde 86 gibi son derece etkileyici sonuçlarla
karşılaştık
Malzeme teknolojisinin gelişimi ve döküm
sektörünün bu gelişime ayak uyduramaması,
bir zamanlar döküm olan parçaların artık başka alanlara kayması, pastanın küçülmesine
neden olmaktadır.
Ayrıca döküm sektöründe rekabetin sadece
fiyat rekabeti olarak anlaşılması, orta ve uzun
vadede yıkıcı tesirler yapacaktır. Yatırım yapamayan, kendini geliştiremeyen dökümhaneler zor durumda kalacaktır.
Bunlara ek olarak sektörde nitelikli işgücünün
azlığı ve sektörün sadece işçilik maliyetleriyle
rekabet etme alışkanlığı, nitelikli ve iyi eğitimli kişilerin bu sektöre ilgisini azaltmaktadır.
Sınırlı sermayeye sahip dökümcülük sektörüne devletin özellikle Ar-Ge ve Innovasyon konularında destek olması, üniversite-sektör ilişkilerinin geliştirilmesi, üniversitelerin eğitim
düzeyinin artırılması, Türk mühendislerinin
Avrupa, Amerika, Japonya ve Güney Kore’de
belli süreler çalışabilip bilgi ve görgülerini ülkemize getirebilmelerinin sağlanması, Batılı
nitelikli işgücünün Türkiye’de çalışma şartlarının kolaylaştırılması ve ara kademe dediğimiz, sektörün çok ihtiyaç duyduğu meslek
yüksek okullarında eğitim seviyesinin yükseltilmesi ilk başta aklıma gelen gerekli şartlar
olarak sıralanabilir.
Bu sonuç bugüne kadar Akmetal İnsan Politikası’nın doğruluğunu ve etkinliğini çarpıcı bir
şekilde bizlere göstermekle birlikte, bundan
böyle de bu seviveyi koruma sorumluluğu
vermektedir.
Çalışma arkadaşlarımızın sevgisine ve güvenine layık olmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz.
Sektörün gelişimi ve başarısı için gerekli şartlar sizce nelerdir?
2008 krizinden bu yana bir türlü krizden
çıkamayan ve büyüyemeyen bir dünyada
yaşıyoruz. Böyle bir ortama ek olarak sürekli
artan yeni değer arayışındaki müşteri talepleri, sektörü radikal bir değişimden geçmediği
sürece zorlayacaktır.
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 24
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 25
Doğal
Hayat
Yeni yaşam trendi:
Biyolojik göletler
Doğal ve sağlıklı yaşam biçimi her geçen gün daha da ilgi çekerken,
biyolojik göletler de yeni bir yaşam trendi olarak karşımıza çıkıyor.
Dünyaca ünlü pekçok ismin bahçesini süsleyen biyolojik göletleri
ülkemizde uygulayan Cem Botanik’in yöneticisi Ayşe Şirin’den, bu
ekolojik konsept hakkında bilgiler aldık…
Son yıllarda ülkemizde birbiri ardına yapılan
pek çok önemli ve büyük konut projesinin
yıldızı biyolojik göletler. Göl manzaralı evler,
doğal bir hayata duyulan özlemin de göstergesi aslında.
ğal olan göletler ise; nemli ortamları, içindeki
su bitkileri ile bulunduğu bölgedeki tüm tabii
yaşamı kendine çekiyor. Yani yapılan bir gölet,
çevresinde kendiliğinden ekolojik bir sistem
oluşturuyor.
Başta İspanya olmak üzere yurtdışında klorla
ilgili yapılan araştırmalar gösteriyor ki, aileler
çocuklarıyla birlikte yüzdükleri suların daha
doğal olmasını ve hiçbir kimyasal içermemesini tercih ediyor. Bu anlamda tamamen do-
Göletler, fonksiyonellik açısından doğayla
uyumlu tüm elemanları beraberinde barındırmakla beraber, doğal yüzme havuzu olarak da kullanılabiliyor. İlk olarak yaklaşık 25 yıl
önce Avusturya’da ortaya çıkan bu ekolojik
konsept, suyun bitkiler tarafından, ne bir kimyasal madde ne de özel filtre kullanılmaksızın
arıtıldığı, çevreye mükemmel biçimde entegre olan bir yüzme mekanı sunuyor. İsteğe
göre yüzlerce metrekareden binlerce metrekareye kadar hazırlanabilen göletler, her türlü
hava şartına dayanabiliyor. Özellikle gölde
kullanılan estetik unsurlar, ortama görsel bir
zenginlik de katıyor. Suyu temizleme özelliği
olan bitkiler, arıtma ve filtreleme özellikleri
sayesinde, gölün her daim temiz ve sağlıklı
olmasına imkan veriyor. Ayrıca yine göl kenarında değerlendirilen renkli bitkilerle de adeta küçük birer cennet yaratılıyor.
Göletler; içinde barındırdığı suyu temizleyen
ve aynı zamanda suda oksijen üreten bitkileri ile dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra iskeleler,
deckler, taşlar, balıklar, çakıllar, kayalar, çevresinde su ile uyumlu olan ağaçlar, sazlıklar, su
oyunları sağlayan fıskiye ve heykeller, kurbağalar gibi hem doğal hem mimari elemanların
bir araya geldiği heyecan verici bahçe yaşam
şekli olarak tanınıyor. Suni olarak hazırlanan
göletler, içindeki su bitkileri ile bulunduğu
bölgedeki tüm doğal yaşamı kendine çekiyor.
Huzura doymak
Biyolojik göletler, kimyasal bir temizlik yapmaya gerek kalmadan, suyun bitkiler ve ortamdaki bakteriler yoluyla temizlenmesi ile
ortaya çıkan ekolojik oluşumlardır. Biyolojik
gölet oluştururken amaç; doğadaki dengeyi
bozmadan sudaki yosun konsantrasyonunu mikro-organizmalar yolu ile azaltmak ve
fosforu su içinde dengelemektir. Ayrıca saf
ve doğal suyun her ne pahasına olursa olsun
korunması gereken evrensel bir servet olması
da biyolojik göletleri değerli kılan bir diğer unsur. Göletlerin doğal olması ve doğaya dönme
ihtiyacı, geleneksel havuzların alternatifi olan
bu doğal yüzme mekanlarına duyulan hayranlığı açıklamaya yetiyor…
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 26
Yoğunluğu ve telaşı artan bir dünyada huzurlu
ve ahenkli bir köşe yaratan biyolojik göletlerin organik tasarımı, bahçe ile ortak bir uyum
içinde hazırlanıyor. Suyun verdiği huzur, sakinleştirici etkisi ile bahçelere yeni bir boyut
kazandırıyor. Biyolojik yüzme göletleri, sade
ve doğal tasarımları, zarif ve yuvarlak formları
ile çevreyle bütünleşen dizaynlara da sahip…
Sayısız faydası var;
•İçindeki su bitkileri ile her mevsim estetik
durması, gece ve gündüz keyifle içine girilip
yüzülmesi…
•Su bitkileri tarafından doğal olarak arıtılan
tatlı ve içilebilir bir suyu tatmak
•Sudan güzel bir hisle çıkmak, duş alma ihtiyacı duymamak
•Şelale gibi akan suyun şırıltısı ile ruhunuzu
dinlendirirken, su içmek ve yıkanmak için
suyun etrafında toplanan kuşların cıvıltısını
dinlemek.
•İşletim kolaylığı, işletim maliyetlerinin kimyasal havuzlara göre 4-5 kat daha ucuz olması, düşük maliyetle kurulum
•Kimyasal havuzlardaki gibi suyun dışarı atılmaması
•Suyun değiştirilmemesi, aynı suyla yaz- kış
kullanım
•Kimyasalların kullanımının insanlara verdiği
zarar karşısında pırıl pırıl duru bir suda yüzmek
•İstenen boy ve şekilde yapılabilmesi
•Bitkili veya bitkisiz kullanım kolaylığı
•Tamamen doğal yollarla hijyenin sağlanması
•Doğada var olan sistemi istediğimiz mekana taşıma kolaylığı
•Sistemin eskimemesi ve bozulmaması
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 27
Sağlık
Uyku efsanelerine
son verin!
YANLIŞ: Gece iyi uyumak için, gündüz çok
yorulmalıyım
içecekleri, bazı meşrubatlar, hatta bazı hazır
gıdalar yoğun miktarda kafein içerebiliyor.
DOĞRUSU: Yatağa fiziksel olarak ne kadar
yorgun girerseniz, uykuya dalmanız da o kadar zorlaşır. Çünkü sanılanın tam aksine geç
saatte yapılan egzersiz programları ve ağır ev
işleri uykuya dalmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle, yorucu fiziksel aktiviteleri öğleden önceki
saatlerde veya uykudan en az 4-5 saat önce
sonlandırmanızda yarar var.
YANLIŞ: Gece uyuyamadığım zaman uyuyana kadar yatakta kalmalıyım
YANLIŞ: Öğleden sonra içeceğim kahvenin
ve çayın, gece uykuya dalmama etkisi olmaz
Düzenli ve kaliteli uyku, hayatımızın en önemli kısımlarından birini
oluşturuyor. Hal böyle olunca,“ne kadar uyumalıyım?”, “uykum
neden kaçıyor?”, “çay-kahve içmek uykumu etkiler mi?” gibi pek
çok soru işareti taşımamız kaçınılmaz! Acıbadem Sağlık Grubu
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu, uyku ile ilgili toplumda
‘doğru’ bilinen ‘yanlışları’ anlatarak, bize huzurlu bir uykunun
yolunu açıyor…
“Gece uyuyabilmek için gündüz çok yorulmalıyım…” “Sekiz saatlik bir uyku ertesi güne
hazır olmam için yeterli…” “Öğleden sonra
içeceğim kahve ile çayın gece uykuya dalmama olumsuz bir etkisi olmaz…” Toplumda yerleşmiş olan bu tür ‘uyku efsaneleri’ nedeniyle
sağlıklı uykudan uzaklaşıyoruz. Bunun sonucunda da hem kalp krizi, beyin felci, diyabet
ve obezite gibi ciddi sağlık sorunlarının gelişme riski artıyor, hem de gündüz kendimizi
dinç ve aktif hissedemiyoruz.
Oysa uykusuz kaldığımızda sandığımızdan
çok daha fazla ve önemli sorunlarla karşı
karşıya kalabiliyoruz. Bu nedenle, fiziksel ve
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 28
psikolojik sağlığımız için uyku kesinlikle şart!
Elbette kaliteli ve yeterli düzeyde… Ancak
toplumda yerleşmiş olan bazı efsaneler var
ki, uykumuzun kaliteli ve sağlıklı olmasını
engelliyor.
ertesi gün kalktığınızda kendinizi hala uykunuzu alamamış hissedersiniz. İşte bu tür gecelerde uykunun kalitesi bozuktur.
YANLIŞ: Sekiz saatlik bir uyku ertesi güne
hazır olmam için yeterli
DOĞRUSU: Biz aslında uykuya daldıktan
sonra uykunun kalitesini ancak sabah uyandığımızda anlarız. Kaliteli uykudan kastımız,
her uyku döneminin yeterli süre ve oranda
yaşandığı uykudur. Yani siz aslında gece çok
fazla uyanmasanız da, uykuya çabuk dalsanız
da, eğer tüm uyku evrelerini yaşamamışsanız
uykunuz kaliteli değildir ve sizi güne hazırlamaz.
DOĞRUSU: Uykunun dinlendirici olmasını belirleyen iki faktör, süresi ve kalitesidir.
Dolayısıyla sadece uykunun süresinin yeterli
olması, bu uykunun sizin için iyi ve yeterli olduğu anlamına gelmez. Nitekim bazı geceler
8 saat veya daha uzun uyumuş olsanız bile
YANLIŞ: Kaliteli uyku, deliksiz uykudur
DOĞRUSU: Kahve, çay veya kafein içeren
diğer içeceklerin uykunun başlamasını bozan
etkisi var. Bu etki de 12 saate kadar uzayabiliyor. Yani öğleden sonra alacağınız kafein,
gece uykuya dalmayı zorlaştırabiliyor. Bu nedenle sabah istediğiniz kadar çay, kahve için,
ama öğlen saatinden sonra bu tür içeceklerin
tüketimini sınırlandırın. Burada önemli bir
başka nokta da, kafeinin çok çeşitli gıdalarda bulunduğunu bilmeniz. Örneğin enerji
DOĞRUSU: Gece uyuyamadığınızda ve uykuya dalmakta zorluk çektiğinizde, yataktan
kalkmak ve mümkünse başka bir odada 30
dakika kadar başka bir şeyle ilgilenmek, en iyi
çözüm. Sonra tekrar yatağa girip uyumayı denemelisiniz. Ama bu durum sürekli oluyorsa,
son bir ayın en az 15 gününde böyle bir sorun
yaşıyorsanız, bir uyku tıbbi uzmanına başvurmalısınız.
YANLIŞ: Geceyi uykusuz geçirdim ama ertesi gün gündüz bir kaç saat uyumak beni
zinde tutar
DOĞRUSU: Geceyi ne kadar uykusuz geçirirseniz geçirin, ertesi gün uyku saatiniz gelene kadar uyumamak, uyku- uyanıklık ritminin bozulmaması için önemli. Eğer uykusuz
geçen bir gecenin ardından gündüz birkaç
saat uyursanız, bir sonraki gece yine uykuya
dalmanız çok zor olur. Bu da uyku-uyanıklık
ritminin bozulmasına ve uykusuz gecelerin
çoğalmasına yol açar.
YANLIŞ: Horlamak herkesin yaşadığı zararsız bir durum
DOĞRUSU: Horlamak, uykuda nefes durmalarıyla seyreden ve “uyku apne sendromu” denilen bir uyku hastalığının habercisi olabiliyor.
Bir de horlamayla birlikte gündüz uyku hali,
halsizlik veya yorgunluk varsa, sabahları uykunuzu almış olarak uyanamıyorsanız, gece terlemeleriniz oluyorsa sizde uyku apne sendromu olma olasılığı çok yüksek. Bu ise, mutlaka
tedavi edilmesi gereken bir durum. Aksi taktirde çok ciddi kalp hastalıkları, beyin damar
hastalıkları ve hipertansiyon nedeni olabiliyor.
Uyku kalitenizi artıracak püf noktaları
Bazı küçük detaylara dikkat ederek de daha keyifli bir
uyku yaşayabilirsiniz…
•Lavanta, ferahlatıcı etkisiyle huzurlu bir
uyku uyumanıza yardımcı olur. Uyumadan
önce lavanta kolonyası ile şakaklarınızı ve
bileklerinizi ovabilir, ya da lavantalı vücut
kremleri kullanabilirsiniz. Lavanta yağı
yakmak da üzerinizde pozitif bir etki bırakacaktır.
•Yasemin, papatya, yeşil çay… Sakinleşip
rahatlamak ve kendinizi
daha dingin hissetmek için,
bitki çaylarının mucizevi
gücünden faydalanabilirsiniz.
yerine hafif bir içeriğe sahip keyifli yayınlar
tercih edebilirsiniz.
•Yatak kıyafetlerinizin pamuklu seçenekler
olmasına dikkat ederek, uyku konforunuzu artırabilirsiniz.
• Meditasyon müziklerinin uyku üzerinde
de pozitif tesiri bulunuyor. Kendinize uyku
için bir müzik arşivi hazırlamaya ne dersiniz?
• Uyumadan önce kitap
okumanın uykuya son derece olumlu etkisi var. Fakat seçtiğiniz kitap elbette önemli. Sizi huzursuz edecek, gerginlik yaratacak kitaplar
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 29
Alışveriş
Açık hava keyfiniz için
Hafif esintili ama bir o kadar da güneşli sonbahar günlerini renklendirecek şık ve fonksiyonel ürünleri
sizin için bir araya getirdik… İster piknik yapın, isterseniz doğa yürüyüşlerine çıkın ya da dostlarla açık
havada vakit geçirin; seçim sizin…
Eskitilmiş Ahşaptan Kuş Yuvası
Garden Center
Rifla Sepet / IKEA
Rotera Fener / IKEA
45 TL
29.99 TL
9.99 TL
Solfint Sürahi 2 LT / IKEA
6.99 TL
Yastık / I Love Home
89 TL
Matara / Laken
42.99 TL
Kullar Soğutucu Çanta / IKEA
19.99 TL
Yer Örtüsü
Crate and Barrel
57 TL
Sandwich Çantası
Crate and Barrel
Eylül 2014 / Sayı 1 / Sayfa 30
29 TL
Download

Siltaş Dergi - siltas.com.tr