409
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
SSCB SONRASI KAZAKİSTAN’IN SOSYAL VE EKONOMİK BOYUTLARIYLA GÖÇ
DURUMU
Elif Yüksel Oktay*
Giriş
Birey veya birey gruplarının ekonomik, sosyal, siyasi, dini ya da başka sebeplerle
yaşadıkları yerden başka bir yere yerleşmeleri olarak tanımlanabilecek göç olgusu, insanlık tarihi
kadar eskidir. Birleşmiş Milletlerin tahminine göre başka ülkelere göç eden veya vatanının
dışında doğan kişilerin sayısı günümüzde 190 milyon civarındadır ve uluslararası göç eğilimi
daha çok, aralarında bazı eski SSCB ülkelerinin de bulunduğu daha gelişmiş ve gelişmekte olan
ülkelere doğrudur. 1975 yılında dünyada göç edenlerin %42’si bu ülkelere göç ederken, bu oran
2005 yılında %60’a yükselmiştir. Daha az gelişmiş veya en az gelişmiş ülkelere göç edenlerin
oranı çok azdır ve bu oran gittikçe azalmaktadır. 2005 yılında daha az gelişmiş ülkelerde yaşayan
göçmen sayısı % 34 iken, en az gelişmiş ülkelerde ise bu oran %7 olarak gerçekleşmiştir
(www.oecd.org).
SSCB çöktükten ve Bağımsız Devletler Topluluğu oluştuktan sonra işsizliğin ve fakirliğin
artması, sınırların açık oluşu, politik istikrasızlık ve askeri çatışmalar nedeniyle günümüzde de
devam eden çok büyük göç hareketleri meydana gelmiştir. 1980 yılında dünyadaki toplam
göçmenlerin % 3.3’ü eski SSCB vatandaşları iken, bu oran 2000 yılında %16.8’e yükselmiştir
(Zlotnik, 11-12 Mayıs 2005:15).
Göç eden BDT’na üye ülke vatandaşları çoğunlukla Rusya ve Kazakistan’a göç
etmişlerdir. BDT ülkeleri arasında ekonomisi gittikçe daha iyiye giden ülkeler arasında olan
Kazakistan bu göçlerden rahatsızlık duymadığı gibi, özellikle komşu ülkelerin vasıflı işçilerini
ülkesinde çalışmak üzere davet etti. Bunun en önemli nedeni bağımsızlıktan hemen sonra
ülkedeki Rusların ve diğer etnik kökenlilerin Kazakistan dışına göç etmeleriydi. Göç eden bu
kişilerin çoğu vasıflı ve eğitimli insanlardı ve bu kişilerin göçü Kazakistan’ın gelişen
ekonomisinde vasıflı işçi sıkıntısı yarattı.
Asırlarca hayvancılıkla uğraşan çoban Kazakları eğiten ve “proletarya sınıfı
oluşturacağız” şeklindeki yaldızlı sloganlarla halkı sömüren Sovyetler, Kazakistan’da bilinçli ve
kasıtlı olarak kalifiye Kazak işçisi yetiştirmemiştir. Kazaklar, daha çok iklim şartları ağır
bölgelerde tarım ve hayvancılıkla uğraştırılmıştır. 250 milyonluk SSCB nüfusunun, önemli
gıdalardan et ihtiyacı Kazakistan tarafından gideriliyordu (nitekim Sovyetlerin ikinci büyük et
kombinesi Doğu Kazakistan’da Semey şehrinde idi) ve bu da Sovyetlerin planlı ekonomisinde
Kazakların isminin “çobanlıkla” anılmasına neden oluyordu. O dönemlerde çıkan gazetelerde “
Çoban Yoldaş, kış mevsimi için erzak hazırlığı nasıl gidiyor? Çoban Kazak, kışa hazır mısın?
Kazakistan, 70 milyon koyun planını iyi uyguluyor musun ? 100 koyundan 150 koyun elde
etme planları nasıl gidiyor ?” vb. şeklindeki manşetlere her gün rastlanmaktaydı. Dolayısıyla da,
1991 yılında bağımsızlığını kazanan ve yeraltı kaynaklarını işletmeye açarak büyümeye başlayan
Kazakistan ekonomisinde, doğal olarak vasıflı işçi sıkıntısı ortaya çıkmıştır (İsina, 30.10.2006,
http://www.tasam.org/index.php?altid=1410).
*
Yrd. Doç. Dr., Kocaeli Üniversitesi Gebze Meslek Yüksekokulu ([email protected])
410
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Kazakistan, yasal dış göç hareketlerinin dışında, insan ticaretine ve yasal olmayan transit göç
hareketlerine de maruz kalmaktadır. Bu çalışmada bağımsızlıktan sonra Kazakistan’da yaşanan
dış göç olaylarının ve ülkeye gerçekleşen göç olaylarının nedenleri ve türleri incelenerek, sosyal
ve ekonomik açıdan ülkeye olan etkileri değerlendirilecektir.
I. BAĞIMSIZLIK ÖNCESİ KAZAKİSTAN VE GÖÇ
Kazakistan’daki göç hareketlerinin tarihçesi 16. yüzyıla kadar uzanmaktadır. 16. yüzyılda
Rus vatandaşları ve başka milletlerden olan gruplar çeşitli sebeplerle Kazakistan’a göç ettiler
(Lee,
http://econc10.bu.edu/economic_systems/NatIdentity/FSU/Central_Asia/Kazakhstan/kazakh_im
migr.htm). Korkunç İvan ile prenslikten devlet olma yoluna giren Çarlık Rusyası, Deli Petro'nun
reformları ile modern bir imparatorluk olmanın temellerini atmıştır. Yılın büyük bir kısmının kış
olduğu Rusya için çağdaş dünyaya adım atmanın ve ayakta kalmanın temel şartı doğuya ve
güneye ilerlemekti. Bu hedefler doğrultusunda 17. ve 18. yüzyıllarda Türkistan’ı işgal etmeye
başladılar. Türkistan'ın kuzeyindeki Rus istilası ve bilhassa 1821 yılında Çar'ın çıkardığı Step
Kanunu ile bütün Kazak bozkırlarının doğrudan doğruya Rusya'ya ilhakı halk arasında galeyan
ve Rus istilalarına karşı uzun yıllar süren isyanlar meydana getirmiştir.
1854 yılında Ruslar, Alma Ata ırmağı üzerinde bir kale inşa ederek bölgedeki
hakimiyetlerini sağlamlaştırmışlardır. Türkistan'daki Rus başarılarının sebebi, Ruslara karşı
koyabilecek kuvvetli bir Türk devletinin bulunmayışı ve boylar arasındaki tarihi rekabetin onları
zayıflatmasıydı. Yeni işgallerden sonra Kazak toprakları Orenburg, Batı Sibirya ve Türkistan
adlarında üç askeri valiliğe ayrıldı. Rusların kuzey ve doğu Kazakistan’daki bu çok verimli
topraklara yerleşmesi Birinci Dünya Savaşı’na kadar devam etmiştir. 1914 yılına gelindiğinde
bölgede yaşayanların yaklaşık yarısını bu topraklara göç eden Ruslar oluşturmaktaydı. Birinci
Dünya Savaşı sırasında Rus olmayanların çalıştırılmak üzere toplanmasıyla ilgili bir kararname
çıkarılması sonucunda askeri ihtiyaçlar için Kazakların hayvanları müsadere edildi. Bunun
üzerine diğer Türk boyları gibi Kazaklar da Ruslara karşı ayaklandılar. Bazı kabileler büyük
insan ve hayvan kaybı vererek Çin'e göç ettiler.
Çar yönetimi Orta Asya’yı tamamıyla işgal ettikten sonra, sömürge siyasetini planlı
olarak güçlendirmeye başlamıştı. Yerli halk temsilcileri hükümet ve devlet yönetim idarelerine
yaklaştırılmamıştır. Rusya, ele geçirdiği ülkeleri sömürmek ve kendi iç bölgelerindeki siyasi ve
sosyal gerilimi yatıştırmak amacı ile Rus köylüleri ve Rus Kozak askerlerini Türkistan ülkesine
daha hızlı bir şekilde göç ettirmeye başladı. Göçmen Kozaklar yerli halktan (Kazaklardan) zor
kullanma suretiyle alınan verimli ve bakir topraklı bölgelere yerleştirilmiş, ülkenin asıl sahipleri
ise topraklarından ve yurtlarından uzaklaştırılarak, iklimi elverişsiz, dağlı tepeli ve çorak
bölgelere göçe zorlanmışlardır. 1917 yılında Geçici Hükümetin başında bulunan A.F.
Kerenskiy’in 1915 yılında: “İngilizler ile Fransızlar sömürdükleri ülke halkına nasıl
davrandılarsa, Ruslar da Müslüman Kazaklara aynen davranmalıdırlar” şeklinde attığı nutuk
Kazaklara yönelik sömürgeci politikaların habercisiydi. Prjevalsk komünistleri Kazaklardan
25.000 desyatina toprak gasp ederek, oralara Ural Kozaklarını yerleştirmişlerdir, böylece
Kuropatkin ve İskân İdaresinin (sömürgeci Çarlık Hükümetin) planı uygulanmış oldu (İsina,
07.11.2006, http://www.tasam.org/index.php?altid=1413).
Sovyetler Birliği döneminde ise Kazakistan’a üç önemli göç dalgası gerçekleşti. Birincisi
ve en önemli olanı 1930 yılındaki göçtü. Rusların uyguladığı yoğun endüstriyel modernleşme
politikası çerçevesinde, aralarında çoğunluğu vasıflı sanayi işçileri, teknisyenler, fabrika
yöneticileri, öğretmenler ve sağlık personelinin de bulunduğu 700.000 kişi Kazakistan’a göç etti.
Sonraki iki göç döneminden farklı olarak bu göç, Kazakistan’a çok faydalı olmuş, Stalin’in
411
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
baskısıyla devam eden bu kitlesel endüstrileşme yeni endüstriler ve vasıflı işgücü getirerek
Kazakistan’ı zenginleştirmiştir. İkinci Dünya Savaşı 1939 yılında başladığı zaman, bu konudaki
Sovyet hazırlıkları çok önceden başlamıştı. Kazakistan’ın bu hazırlıklar için özel bir önemi vardı.
Şöyle ki, savaş öncesi dönemde çok sayıda Polonyalı ve Ukraynalı Kazakistan’a sürgüne
gönderildi. Savaş süresince Baltık Ülkelerinden ve Polonyadan çok sayıda kişinin Kazakistan’a
sürgün olarak yollanmasının yanı sıra, Alman mahkumlar da Kazakistan’a gönderilmiştir. Bu
topluluk, Stalin’in Sovyet Kollektivizasyon planlarındaki başarısızlığının sonucu olarak
Kazakistan’a
kaçan
Ruslar
(Lee,
http://econc10.bu.edu/economic_systems/NatIdentity/FSU/Central_Asia/
Kazakhstan/
kazakh_immigr.htm, Alıntı tarihi 31.07.2008) ve Stalin tarafından şüpheli görüldükleri için
Kazakistan’a yerleştirilen Volga Almanları, Çeçen, Karaçay, Kırım Tatarları ve Koreliler
(Smagulkızı Boranbayeva, Kasım 2004:25) ülkeye büyük bir yük getirmiştir. Bu dönemde göçe
zorlanan Ruslarla beraber Kazakistan, bir Sovyet Cumhuriyeti olmaktan çok bir sürgün kolonisi
haline gelmiştir.
Rus üst yöneticileri ve Kazak liderler tarafından çok eleştirilen Khrushchev’in “Bakir
Topraklar Projesi” ile 13 milyon hektar Kazak toprağı tarıma açılmış ve böylelikle Kazakistan
sömürülmeye devam etmiştir. Muhalefet eden Kazak liderlerin Kazakistan dışına sürülmelerini
veya öldürülmelerini takip eden süreçte Khrushchev çok büyük miktarda sermayeyi ve çalışan
kesimi Kazakistan’ın iç kesimlerindeki bakir alanlara taşımıştır. Bu durum endüstri tabanından,
tarım tabanına ani bir değişikliğe ve bakir topraklarda çalıştırılmak üzere yeni Rus göçmenlerin
Kazakistan’a gönderilmelerine yol açmıştır.
1954-1955 yıllarında Kazakistan’da 18 milyon hektar bakir toprak ekilmiş ve 640.000 kişi
Sovyetler Birliği’nin değişik yerlerinden Kazakistan’a göç etmiştir. Bakir topraklar projesi ve
Sovyet politikaları gereğince Kazakistan’a gönderilen genç mezunlar ve profesyoneller de
Kazakları kendi vatanlarında azınlık durumuna düşürmüştür (Alexandrov, Haziran 1996,
http://www.cerc.unimelb.edu.au/bulletin/buljun.htm). 1959 nüfus sayımına göre Kazakların
toplam Kazakistan nüfusu içindeki oranı %30’a yakın iken, Rusça konuşanların oranı %52.1’e
ulaşmıştır (Smagulkızı Boranbayeva, Kasım 2004:25). Mirsky’e göre ise bu dönemde Rusça
konuşanların sayısı %63’tür (Mirsky, 1997:110).
Sovyet döneminde ülkeye göç eden Rusların sayısı artarken, Kazak nüfusu kıtlık,
katledilme ve sürgünler nedeniyle gittikçe azalmıştır. 1920 yılında %60 olan Kazak nüfusu, 1979
yılında %32.6’ya düşmüştür. (Smagulkızı Boranbayeva, Kasım 2004: 32) 1980’lerde Kazaklar
daha çok kırsal kesimde yaşıyorlardı. Kentlerde yaşayan Kazakların oranı % 20’lerden biraz
fazla iken, Rusça konuşanların kentlerdeki oranı ise % 70’ler civarındaydı.
SSCB döneminde vasıflı vatandaşların SSCB dışına göçü engellenmeye de çalışılmıştır.
1972 yılında hükümet, ülkeden göç etmek isteyen Yahudi ve kimi diğer vatandaşlara Avrupa ve
Amerika'ya göç etmeden önce "ücretsiz olarak aldıkları eğitimin" parasını ödeme şartını
getirmiştir. Hatta bu uygulamaya karşılık ABD 1974 yılında SSCB'ye ve bazı Doğu Bloku
ülkelerine karşı piyasa ekonomisine geçmeyen ülkeler ile ticari ilişkilerin sınırlandırılmasını ön
gören Jackson-Venik düzenlemesini yürürlüğe koymuştur (Nogayeva, 24.10.2006),
http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php?news=107).
412
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
TABLO 1: BAĞIMSIZLIKTAN ÖNCE KAZAKİSTAN NÜFUSUNUN ETNİK
DAĞILIMI 1900-1989 (%)
1900
1920
1939
1959
1970
1979
1989
Kazaklar
75
60
38
29.8
32.6
36
40
Slavlar:
13.8
30.4
51.5
52.1
51.1
48.1
44.4
Ruslar
8.7
18
40.2
42.7
42.4
40.8
38.0
Ukraynalılar
4.9
12
10.8
8.2
7.2
6.1
5.3
Beyaz Ruslar
0.2
0.4
0.5
1.2
1.5
1.2
1.1
Almanlar
0.4
0.5
1.5
7.2
6.6
6.1
5.9
Özbekler
2.4
2.0
1.7
1.5
1.7
1.8
2.1
Tatarlar
1.3
1.5
1.7
2.1
2.2
2.1
2.0
Uygurlar
2.0
1.2
0.6
0.6
0.9
1.0
1.2
Diğerleri
5.4
4.4
4.0
6.7
4.9
4.4
4.4
Toplam
100
100
100
100
100
100
100
Kaynak: Gülnur Smagulkızı Boranbayeva (Kasım 2004), “SSCB Dönemi ve Bağımsızlık Sonrası Kazakistan
Cumhuriyeti’nde Kazak Dilinin Genel Durumu”, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, Cilt:1, Sayı:1, s. 32.
Kazakistan Komünist Partisi Sekreterliğine bir Kazak olan Dinmuhammed Kunayev’in
yerine Rus asıllı Gennady Kolbin’in atanması 17-19 Aralık 1986’da başta Almatı olmak üzere
ülkenin degisik yerlerinde şiddet yoluyla bastırılan gösterilere neden olmuştu. Kunayev Ruslar ile
Kazakların taleplerini eşit düzeyde karşılamaya özen göstermiş, yüksek öğrenimde yapılan
reformlar yoluyla Kazakların çok daha yüksek oranlarda üniversiteye devam etmelerini ve bu
yolla daha iyi iş imkanları elde etmelerini sağlamış, böylelikle yerli bir elit oluşumunu
hızlandırmıştı. Onun görevden alınmasından sonra gerçekleşen gösteriler ülkedeki etnik
milliyetçiliği ve yerli halk arasındaki Rus karşıtlığını ortaya çıkarması açısından önem
taşımaktaydı(
Demirtepe,25.12.2006,
http://www.usakgundem.com/y
azarlar.php?id=531&type =4). Kazak ülkesinde Ruslar daha fazla söz sahibiydi.
Bağımsızlıktan hemen önce Kazakistan’daki Kazak nüfusun oranı Slav nüfusun
oranından daha düşüktü. 1989 yılında Kazakların oranı % 40’larda iken, Slav nüfusun
Kazakistan’daki oranı % 44’ten fazlaydı. Aynı yıl Kazakistan’daki Almanların toplam nüfus
içindeki oranı % 5.9, Özbeklerin oranı %2.1, Tatarların Oranı %2, Uygurların oranı %1.2 ve
bunların dışında Kazak olmayan diğer milletlerin oranı ise %4.4 şeklindeydi (Smagulkızı
Boranbayeva, Kasım 2004:32).
II. BAĞIMSIZLIKTAN SONRA KAZAKİSTAN’DA GÖÇÜN DURUMU
Kazakistan ve tüm eski Sovyet Cumhuriyetlerinde SSCB çöktükten sonra göç süreci
hızlanmıştır. Bu süreci hızlandıran faktörler kontrolsüz sınırlar, insanların yaşadıkları yerleri
413
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
seçme haklarına kavuşmaları, düşük hayat standartları, ciddi ekonomik bozulmalar, etnik ve
dinsel kimlik bilincinin artmasıdır (Yerekesheva, 12-13 Mayıs 2005: 64). 1990 yılında
Kazakistan’daki göçmen sayısı 3.8 milyon iken (dünyadaki göçmenlerin % 2.5’u), 2000 yılında
bu rakam 3 milyona (dünyadaki göçmenlerin %1.7’si) düşmüştür (Zlotnik,12-13 Mayıs 2005:21).
Günümüzde Kazakistan ABD, Rusya, Almanya, Ukrayna, Fransa, Hindistan, Suudi
Arabistan ve Avustralya’dan sonra dünyanın en fazla göç alan 9. ülkesi olup, dünyanın en fazla
göç veren 7. ülkesidir (The World Bank, 2007:24). Kazakistan’a göç her yıl bir önceki yıla göre
daha fazla artmaktadır. Bunun en önemli nedeni ülke ekonomisinin gittikçe hızlı bir şekilde
büyümesidir. World Bank’ın verilerine göre 2002-2006 döneminde Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki
(GSYİH) ortalama yıllık büyüme %9.8 olarak gerçekleşmiştir. 2005 yılında Kazakistan’dan göç
eden kişi sayısı 3.710.351 olup, bu rakam toplam nüfusun %25’ini oluşturuyordu. Bu yıl içinde
diğer ülkelerden Kazakistan’a göç eden kişi sayısı ise 2.501.779 olup, bu kişiler toplam nüfusun
%16.9’unu oluşturuyordu ve bu göçmenlerin %57.8’i kadındı. Aynı yıl içinde Kazakistan’dan en
fazla göç Rusya, Ukrayna, Özbekistan, İsrail, Almanya, Yunanistan, Türkmenistan, Letonya,
ABD ve Kırgız Cumhuriyetine gerçekleşirken, ülkeye en fazla göç Rusya, Ukrayna, Özbekistan,
Almanya, Belarus, Azerbaycan, Türkiye, Polonya, Tajikistan ve Moldova’dan gerçekleşmiştir
(http://siteresources.worldbank.org/INTPROSPECTS/Resources/3349341199807908806/Kazakhstan.pdf).
GRAFİK 1: DÜNYANIN EN FAZLA GÖÇ ALAN ÜLKELERİ (1990-2005)
Rusya Federasyonu
Hindistan
Avustralya
Pakistan
Honk Kong, Çin
Kazakistan
Japan
Iran
Singapur
Malezya
Bin
Kaynak: The World Bank (2007), Migration and Remittances Eastern Europa And The Former Soviet Union, Ed:
Ali Mansoor, Bryce Quillin, Washington, ABD.
414
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
SSCB’nin dağılmasıyla beraber merkezi planlı ekonomiden, serbest piyasa ekonomisine geçiş
için reform çalışmalarında bulunan Kazakistan’da da, bağımsızlıklarına yeni kavuşmuş tüm diğer
eski Sovyet Cumhuriyetlerinde olduğu gibi sancılı bir dönem başlamıştı. Kazakistan’da merkezi
planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçmek ve yabancı sermayeyi çekmek için kamu
tekelciliğini ortadan kaldırma, özelleştirme, borçların yeniden yapılandırılması, bankacılık
reformu, dahili fiyat politikalarını serbestleştirme ve ticarette liberalleşme (serbestleşme),
yatırımların teşviki kanununun çıkarılması, gümrük ve vergi reformları gibi bir çok ekonomik
reform gerçekleştirilmiştir. Reformların uygulandığı ilk yıllarda ekonomik kriz ve ortaya çıkan
işsizliğin yanı sıra, Kazaklılığın, Kazakça’nın öne çıkarılmasına yönelik ulusal politikalar (devlet
görevlisi olabilmek için Kazakça bilme şartı getirilmesi gibi, ki bu şart uygulamaya geçirilmeden
kaldırıldı) ve etno-kültürel nedenlerden dolayı Kazakistan dışına önemli sayıda göç
gerçekleşmiştir Bu durum 1989 yılı Kazakistan nüfusunun etnik dağılımı ile 2002 yılı Kazakistan
nüfusunun etnik dağılımı karşılaştırıldığında daha iyi anlaşılacaktır. Tablo 1’de görüleceği gibi
1989 yılında Kazak nüfusunun toplam nüfus içindeki payı %40 iken, 2002 yılında bu oran %
55.8’e yükselmiş, Rus nüfusun (Rus+Beyaz Rus) toplam nüfus içindeki payı %39.1 iken, bu oran
2002 yılında %28.3’e düşmüştür. Ukraynalıların toplam nüfus içindeki oranı %5.2’den %2.6’ya,
Özbeklerin oranı %2.1’den %1.8’e, Almanlar oranı ise %5.9’dan %1.5’a düşmüştür
(http://www.state.gov/r/pa/ei/bgn/5487.htm, Smagulkızı Boranbayeva, Kasım 2004:25).
TABLO 2: KAZAKİSTAN’A GÖÇ EDEN VE KAZAKİSTAN’DAN GÖÇ EDEN KİŞİ
SAYISI (1991-2003)
Yıllar
Kazakistan’a gelen göçmen
sayısı
Kazakistan’dan Göç Eden
Kişi Sayısı
Denge
1991
170.787
228.473
-57.686
1992
162.111
326.672
-164.561
1993
111.274
333.375
-222.101.
1994
70.452
480.839
-410.387
1995
71.137
309.632
-238.495
1996
53.874
229.412
-175.538
1997
38.067
299.455
-261.388
1998
40.642
243.663
-203.039
1999
41.320
164.947
-123.627
2000
47.442
155.749
-108.307
2001
53.548
141.710
-88.162
2002
58.162
120.150
-61.988
2003
65.308
74.370
-9062
Toplam
983.944
3.108.447
-2.124.503
Kaynak: http://www.iom.kz/dinamic.php?lang=eng&id=1
415
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
1991 yılında 228.473 kişi Kazakistan’dan Rusya’ya ve başka ülkelere göç etmiştir. Bu yıl
içinde ülkeye gelen göçmen sayısı ise 170.787 olarak gerçekleşmiştir. Bu noktada özellikle Rus
nüfusun göçü dikkat çekicidir. Göç eden kitle temelde eski rejime derinden bağlılık duyan ve
Sovyetler Birliği’ne nostalji duyguları ile yaklaşan toplumsal kesimlerdi. Yeni rejim konusundaki
belirsizlik önceleri Kazakistan ile Rusya arasında bir entegrasyonun mümkün olduğu inancını
besledi, ancak bunun mümkün olmayacağı kısa sürede anlaşıldı. Sovyet sonrası süreçte etnik
ilişkilerin Kazaklığı öne alan politikalar çerçevesinde yeniden kurgulanmasının doğurduğu
rahatsızlık, Rus etnik azınlık arasında ülkede gelecekte Rusların yerinin olmadığı algısını besledi.
“Asyatik” topluluklara karşı uygarlık bağlamında üstünlük duygusuna sahip Ruslar için Sovyetler
Birliği’nden kopmuş ve etnik Kazakların yönetimde olduğu bir ülkede yaşamak olgusu, bilinç
altlarına yerleşmiş Kazak stereotipi nedeniyle de mümkün değildi (Demirtepe, 29.06.2006,
http://www.usakgundem.com/yazarlar.php?id=349&type=4).
1991 yılında Kazakistan’dan göç edenlerin %66’ya yakını Bağımsız Devletler Topluluğu’nu
oluşturan ülkelere göç ederken, bu kişilerin %48’i Rusya’ya göç etmiştir. 2002 yılında ise
ülkeden göç edenlerin %71’i Bağımsız Devletler Topluluğu’nu oluşturan ülkelere göç ederken,
bu kişilerin %67’si Rusya’ya göç etmiştir. 2002 yılında Kazakistan’dan göç eden diğer büyük
grup ise Almanya’ya göç etmiştir. Bu grup toplam nüfusun %27’sini oluşturmuştur.
TABLO 3: GÖÇ EDİLEN ÜLKEYE GÖRE KAZAK GÖÇMENLERİN SAYISI
(1991-2003)
Milliyet
BDT
Rusya
Ukrayna
Belarus
Özbekistan
Kırgızistan
Diğer
Ülkeler
BDT dışı
Ülk.
Çin
Almanya
Moğolista
n
İsrail
Türkiye
Diğer Ülk.
Toplam
1991
150.163
109.511
13577
3057
11.301
6532
5287
1992
225.335
177.692
21.545
5899
10.569
4936
3736
1993
232.633
196.866
13.547
5315
9476
3809
2543
1994
375.494
344.412
10.979
4724
8354
4184
2103
1995
208.215
187.390
6889
2442
1339
3115
1339
1996
155.672
138.693
4895
2184
5796
2678
1055
1997
239.315
216.765
6035
5372
1038
2962
1038
1998
193.866
178.026
4647
5177
2682
2046
869
1999
120.240
108.115
3080
4656
2269
1110
562
2000
116.707
108.724
2172
3265
1277
736
448
2001
101.009
94.917
1801
2340
1032
548
321
2002
85.252
80.001
1568
1822
960
584
264
78.310
101.337
100.742
105.345
101.417
73.740
60.140
49.767
44.707
39.042
40.701
34.892
-
-
-
-
11
94.082
239
28
69.674
138
15
55.024
191
29
44.955
133
5
40.860
162
1
35.938
207
11
38.469
126
159
32.818
23
-
-
-
-
228.473
326.672
333.375
480.839
2168
26
4891
309.632
1511
39
2350
229.412
1910
53
2947
299.455
1631
79
2970
243.663
1585
47
2048
164.947
1278
28
1590
155.749
713
52
1330
141.710
508
59
1325
120.150
Kaynak: http://www.iom.kz/dinamic.php?lang=eng&id=3
Slav kökenlilerin yanı sıra diğer etnik kökenlilerin ve Kazakların Rusya’ya göç etmesinin
nedenleri arasında daha yüksek gelir beklentisi ve daha yüksek yaşam standartlarının arzu
edilmesi yer almaktadır. Bunların yanı sıra dil probleminin olmaması, Rusya’ya çalışmak amacı
ile gitmenin diğer ülkelere gitmekten çok daha kolay olması Rusya’ya göçün nedenleri arasında
bulunmaktadır.
416
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
1993 yılından itibaren Kazakistan, yabancı işçileri ülkesinde çalışmak için davet etmeye başladı.
2004-2006 yıllarında Türkiye, Çin, ABD, Rusya ve İngiltere’den 40.897 uzman ve işçi çalışmak
için Kazakistan’a gitti (Sadovskaya, 2008:166).
1998 yılından itibaren Kazakistan dışına gerçekleşen göç azalmaya başlarken,
Kazakistan’a gelen göçmen sayısında artış yaşanmaya başlamıştır. Bu tarihten itibaren negatif
göç dengesine sahip olan ülkede göç, yavaş yavaş dengelenmeye başlamıştır. Ekonomik
reformlar yoluyla işsizliğin azalması, farklı iş imkanlarının çoğalması, iş piyasasının gelişmesi ve
yüksek ücretler sonucu Kazakistan’ın bölgenin en cazip ülkesi konumuna yükselmesi
Kazakistan’a olan göçün artmasına neden olmuştur. Özellikle Özbekistan ve Kırgızistan’da
yaşanan ekonomik kriz ve Tacikistan’daki iç savaş sonrası ortaya çıkan durum bu ülkelerden
Kazakistan’a yönelik göçü tetikledi. Yasal yollardan gelen göçmenlerin dışında, ülkeye illegal
yollardan göç eden kişi sayısının 200.000 ile 400.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
(Demirtepe, 29.06.2006, http://www.usakgundem.com/yazarlar.php?id=349&type=4).
Orta Asya ülkelerinden göç edenler Kazakistan’da en fazla Almatı, Astana, Atyrau ve
Güney Kazakistan’da yaşamaktadırlar. Almatı ve Astana’da inşaat işlerinde, Atyrau’da petrol
sanayiinde ve Güney Kazakistan’da ise ağırlıklı olarak pamuk işçisi olarak tarım sektöründe
çalışmaktadırlar. Gıdaya ilişkin hizmet sektörü, tarım sektörü ve yerel hizmetler için kadın
çalışanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bununla beraber ülkeye göç eden erkek sayısı kadınlardan
fazladır. Örneğin 2002 yılında Kazakistan’a göç eden Özbeklerin %15’i kadın iken, 2004 yılında
bu oran sadece % 25’e yakındı.
Kazakistan’a gerçekleşen göçler günlük, geçici ve sürekli olmak üzere üç şekildedir.
Güney Kazakistan-Özbekistan sınırından çalışmak için her gün çok sayıda Özbek işçi
Kazakistan’a giriş yapıp, akşam evlerine dönmektedir. Kazakistan’da bir kilo pamuk için bir
işçiye 0.40 ABD doları ödenirken, bu rakam Özbekistan’da sadece 0.05 ABD dolarıdır. Geçici
göç olayları ise genellikle ilkbahar ve yazın gerçekleşen göçlerdir. Göçmenler 2 ile 8 ay arasında
değişen sürelerde Kazakistan’da kalıp, çoğunlukla inşaat sektöründe çalışmaktadırlar. Bu
kişilerin yeterli parayı biriktirdikten sonra ülkelerine dönüp, kendilerine ev aldıkları veya küçük
ölçekli işletme kurdukları görülmektedir. Bununla beraber geçici olarak Kazakistan’a geldiklerini
iddia eden pek çok göçmen daha iyi yaşam koşullarından dolayı ülkeye hiç dönmemek üzere
yerleşmektedirler. Örneğin 1999-2004 yılları arasında 130.000 Özbek daha iyi bir hayat sürmek
için (Özbekistan’da 40 ABD doları olan ortalama ücretler, Kazakistan’da 250 ABD dolarıdır)
sürekli yaşamak üzere Kazakistan’a göç etmişlerdir. 2006 yılında Kazakistan’a göç edenlerin
120.000’i Özbekistan, 23.000’i Kırgızistan, 10.000’i Rusya ve 5000’i de Tajikistan vatandaşıydı.
Orta Asya ülke vatandaşları için Kazakistan göç edilecek en iyi ülkedir. Çünkü Kazakistan’a
ulaşmak Rusya’ya ulaşmaktan daha kolaydır, yabancı düşmanlığı Rusya’ya göre daha azdır ve
ekonomisinin istikrarlılığı ücretlere de yansımaktadır
(Laruelle, 30.04.2008,
http://www.cacianalyst.org/?q=node/4848) .
417
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
TABLO 4: MİLLİYETLERİNE GÖRE KAZAKİSTAN’A GÖÇ EDEN KİŞİ SAYISI
(1991-2003)
Milliyet
1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002
BDT
147.73
0
94.278
99.663
63.657
67.860
38.340
39.461
43.460
49.932
54.159
63.073
42.426
46.859
22.739
26.249
26.719
23.941
23.497
21.741
7826
5032
3576
2585
51.23
6
31.88
8
2195
35.530
Ukrayna
160.58
1
111.32
0
10.305
1514
1525
1394
1381
1190
770
Belarus
2587
1732
1111
893
637
507
408
366
417
247
383
364
Özbekistan
17.725
19.840
15.060
8116
8851
8153
5458
5975
7215
12.810
18.783
24.602
Kırgızistan
7807
8093
6273
4139
2446
1963
1152
1245
1392
1673
2145
2564
Türkmenista
n
Diğer
Ülkeler
BDT
dışı
Ülk.
Çin
3902
6417
3082
1881
4286
4311
3006
1782
1356
2058
2947
3174
6935
9544
6032
2626
2196
2246
1253
1198
968
1170
987
944
10.206
14.381
11.611
6795
3277
2638
2537
2284
1859
3982
3616
4003
-
-
-
-
251
154
131
172
145
189
655
1058
Almanya
-
-
-
-
617
690
511
618
507
548
599
602
Moğolistan
-
-
-
-
823
601
747
756
437
658
407
476
İsrail
Diğer Ülk.
-
-
-
-
76
1310
67
940
51
920
73
636
63
612
85
1583
103
1467
84
1613
Türkiye
-
-
-
-
200
186
177
29
95
919
385
170
Toplam
170.78
7
162.11
1
111.27
4
70.452
71.137
53.87
4
38.067
40.642
41.320
47.442
53.548
58.162
Rusya
Kaynak: http://www.iom.kz/dinamic.php?lang=eng&id=2
Ülkede çok sayıda Çinli göçmen de vardır. 1993 yılında göç edenlerin %26.7’si Çin’den
göç etmiştir. Tablo 4’ten de anlaşılacağı gibi 1993-2002 döneminde Kazakistan’a göç eden
Çinliler oran olarak önem teşkil etmiyorlardı. 2000’li yıllara girerken iki ülke arasındaki petrol
boru hattı inşaası dahil bir çok konuda imzalanan ikili anlaşmalar ilişkileri geliştirdi. 2004-2006
yıllarında Kazak hükümetinin daveti sonuç verdi ve ülkeye göç eden Çinlilerin sayısı her sene
göç edenlerin 3-4 katına çıktı. 2006 yılında Çinli göçmenler Kazakistan’a göç edenlerin %
12.2’sini oluşturuyorlardı ve aralarında çok sayıda uzman da (doktorlar, mühendisler, yöneticiler
ve mütercimler) bulunuyordu (Sadovskaya, 2008: 166,167).
Kazakistan’da etnik azınlıkların nüfuslarındaki azalmaya karşılık, 1989-1999 döneminde
Kazak nüfusu % 22’lik bir artışla 6.534.000’den 7.985.000’e yükseldi. Bu artışta Müslüman
olmayan halklara nazaran Kazakların yüksek doğum oranları ve Nazarbayev’in Sovyet sonrası
dönemde izlediği özellikle Moğolistan ve Çin başta olmak üzere Kazakistan dışında yaşayan
Kazakların (Oralmanlar) ülkeye göçünü teşvik politikası da etkili oldu. Nitekim yalnızca 20032004 döneminde 87.000 Oralman ülkeye yerleşti. Bağımsızlıktan 1 Ocak 2005 tarihine kadar
418
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
toplam 374. 000 Oralman Kazakistan’a göç etti. Çoğu zaman bu geri dönüşler hükümet kotasını
da
aşmıştır
(United
Nations;
18.08.2005:6,
http://www.iom.int/
jahia/
webdav/shared/shared/mainsite/policy_and_research/un/60/A_60_272_en.pdf).
Çalışmak için göç eden kişilerin yanı sıra, ülkede çok sayıda mülteci de bulunmaktadır.
2006 yılı sonunda Birleşmiş Milletler verilerine göre Kazakistan’daki mülteci sayısı 4412
idi.(http://www.unhcr.org/cgi-bin/texis/vtx/home/opendoc.pdf?id= 478ce34a2&tbl=S TATISTI
CS). Kazakistan’da mülteci kayıtları ve kontrolleri 1998 yılında başlamıştır. Ülkelerinin siyasi
ve ekonomik açıdan istikrasız olması, fakirlik ve daha iyi yaşama arzuları nedeniyle kişiler
Kazakistan’da 2 ve 4 yıl arası yaşadıktan sonra oturma izinleri bitmeden mülteci statüsü için
başvurmaktadırlar. Yasal olmayan yollardan ülkeye göç eden yabancılar ülkelerine dönmeleri
için ikna edilmeye çalışılmakta, geri dönmeyenler ise zorla sınırdışı edilmektedir.
1990 yılından itibaren ülkelerindeki siyasi istikrarsızlıklardan dolayı çok sayıda kişi
Afganistan, Çeçenistan ve Tajikistan’dan Kazakistan’a mülteci olarak giriş yapmıştır
(Yerekesheva, 2005:70). 1999-2002 yılları arasında Kazakistan’da bulunan 2359 mülteci
ülkelerine geri dönmeye ikna edilirken, 2002 yılında bu sayı 638 olarak gerçekleşmiştir. 2003
yılında ise ülkesine dönen Tajik olmadığı gibi, ülkelerine giden Tajikler bir süre sonra
Kazakistan’a geri dönmüşlerdir. Ülkede bulunan diğer bir mülteci grubu yukarıda da belirtildiği
gibi Afganlardır. 2003 yılında ülkede 662 kayıtlı Afgan mülteci bulunmaktaydı. Bunların büyük
bir kısmı kalma süreleri uzatılmadığı için gönüllü olarak Kazakistan’dan ayrılırken, bir kısmı da
zorla sınır dışı edildiler. Söz konusu Afganların 262’si 16 yaşından küçük olup, 134’ü kadın,
248’i çalışabilir erkek, 121’i yüksek okul eğitimi görmüş veya eğitimini yarım bırakmış ve 43’ü
de ikinci bir özel eğitim almıştı.
Ülke aynı zamanda insan kaçakçıları için bazen varış, bazen de geçiş noktasıdır.
Uluslararası Göç Örgütü (IOM) her sene Kırgızistan’dan 4000, Kazakistan’dan 5000 ve
Tajikistan’dan 1000 kadının insan ticaretine maruz kaldığını açıklamıştır. Bu durumu etkileyen
faktörler fakirlik, işsizlik, kendi ülkelerinde kadınların sosyal statüsünün düşük olması ve
gelecekle ilgili beklentilerinin kalmamasıdır Ekonomik krizlerde işine ilk son verilenler
kadınlardır. Kazakistan’da çok sayıda insan ticareti vakası saptanmasına, rapor edilmesine ve
2003 yılında insan kaçakçılığını önlemeye yönelik yasa kabul edilmesine rağmen Kazak
yetkilileri bu suçu işleyenler hakkında kanuni işlem yapmamışlardır (Sulaimanova, 2004:381,
384, 393)
Kazakistan ve Orta Asya ülkelerinde insan kaçakçılığını ve yasal olmayan göçü artıran
etkenler şunlardır (Baskakova ve diğerleri, Kasım 2005:3):
- Kayıtdışı ekonominin büyük olması,
- Göçle ilgili kanunların yasa dışı göçü engelleyemeyecek kadar çok basit ve yetersiz
olması,
- Normal ticari faaliyetlerin yapılabilmesi için yeterli koşulların bulunmaması,
- Yoğun yozlaşma,
- Yerel halkın ve göçmenlerin otoritelere güvenmemesi,
- Yasal bilincin zayıf olması,
- Kontrollerin yetersiz olması (dolayısıyla vergi ödemek istemeyen işyerleri kaçak
göçmen işçi çalıştırmakta, olmayan işletmeler varmış gibi gösterilerek bunların üzerinden
göçmen işçiler ülkeye sokulmaktadır),
419
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
- Sömürüyle mücadele eden sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve diğer
kuruluşların olmaması ve halkın sömürüye kayıtsız kalmasıdır.
Bu faktörlerin yanı sıra Kazakistan’ın coğrafi konumu, Bağımsız Devletler Topluluğu’na
dahil ülkelerin Kazakistan’la olan sınır kontrollerinin yetersiz olması, bu ülkeler arasında
ortaklaşa hazırlanmış bir göç politikasının olmaması ve bu ülkelerdeki göçle ilgili yasaların
yetersiz olması Kazakistan’a yasal olmayan göçü arttırmaktadır (Baigazin, 2003, http://www.cac.org/online/2004/journal_eng/cac-05/21.baieng.shtml). Kazakistan’da 2005 yılında 250.000500.000 civarında göçmenin yasal olmayan bir şekilde bulunduğu tahmin edilmekteydi
(Baskakova ve Diğerleri, Kasım 2005:3). Bu kişilerin yanı sıra Birleşmiş Milletlerin verilerine
göre
ülkede
45.698
vatansız
kişi
bulunmaktadır
(http://www.unhcr.org/cgiin/texis/vtx/home/opendoc.pdf?id=478ce34a2&tbl=STATISTICS).
Mültecilere ilişkin uygulamalar ülkede 1988 yılından beri mülteciler hakkındaki 1951
tarihli Cenevre Konvansiyonu’nda belirtilen ifadelere ve 1967 yılındaki Cenova Protokolüne
göre gerçekleştirilmektedir. 15 Temmuz 1996 yılında çıkarılan 3057 numaralı yasa politik
koruma ve vatansızlara sığınma hakkını içermektedir. Kazakistan uluslararası göçe ilişkin bir çok
sözleşmeye de imza atmıştır. Aralarında Kazakistan’ın da yer aldığı Bağımsız Devletler
Topluluğu ülkeleri 1994 yılında işgücü göçü ve göçmen işçilerin sosyal güvencelerine ilişkin ve
1998 yılında yasal olmayan göçün önlenmesine ilişkin işbirliği yapılmasına yönelik sözleşmeler
imzalamışlardır. 2000 yılında Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan arasında göç yönetimine
ilişkin sözleşme imzalanırken, 2005 yılında Belarus, Kazakistan, Rusya Federasyonu, Kırgızistan
ve Tajikistan arasında birbilerinin ülkelerine vizesiz geçiş için sözleşme imzalanmıştır. Bu çok
taraflı sözleşmelerin yanı sıra Kırgızistan ve Kazakistan arasında sınır bölgelerinde yaşayan tarım
işçilerinin göçüne ilişkin bir sözleşme imzalanmıştır (Ivakhnyuk, 2006:8-9).
III. GÖÇÜN KAZAKİSTAN’A EKONOMİK, SOSYAL VE KÜLTÜREL AÇIDAN
ETKİLERİ
Uluslararası göçlerin tüm dünya ülkelerine ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan önemli
etkileri bulunmaktadır. Uluslararası göç olgusunun gelişim aşamalarına paralel olarak kuramlar
geliştirilmiş, genellikle göç ve işgücü göçü olgusu, birbirinden farklı ya da ayrı olgular
olmadığından, yapılan araştırmalarda göç olgusu, ekonomik ve toplumsal sistem içinde
değerlendirilmiştir. Göç olgusu iki temel kuramsal yaklaşımla açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu
kuramlar modernizasyon ve gelişme kuramı ile, merkez-çevre kuramıdır. Bu iki göç
yaklaşımında göçün nedenleri ve etkileri tartışılmaktadır.
Modernizasyon ve gelişme kuramına göre; işgücü göçü, gelişme sürecini uyarmak için bir
doğal çözüm sayılmaktadır. Modernleşme ve gelişmeyi esas alan bu yaklaşım; göç akımının
farklı toplumlar ya da toplumsal sistemlerdeki ekonomik gelişim eksikliği arasında geçiş
olduğunu ileri sürmekte, işgücü hareketliliği analizinde “itme” ve “çekme” faktörlerini
belirtmektedir. Ülkeler arasındaki gelir farklılıklarının göçmen işçilere çekici geldiği ve bu
olgunun kendi ekonomik durumlarını geliştirmek amacına yönelik olduğu kabul edilmektedir.
Yani, bu yaklaşımda göç iş ve daha yüksek kazanç arayan bireylerin gönüllü olarak yaptıkları
tercihlerden kaynaklanan bir olay olarak kabul edilmektedir. Fakat bunun yanısıra; göçmen işçi
olarak başka ülkelere giden bireylerin, mesleki becerilerini geliştirecekleri; modern değerleri
kazanacakları; dolayısıyla kendi ülkelerinde ekonominin gelişmesine katkıda bulunacak kültür
elçileri olarak geri dönecekleri ileri sürülmektedir. Göçmen işçi gönderen ülkelerin “geçici göç”
ile ülkenin işsizlik sorunlarına kısa vadeli çözüm sağlayacağı varsayılır Bu yaklaşıma göre, göç
420
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
olgusu, ülkeler arasındaki sosyo-ekonomik, kültürel gelişmişlik düzeyinin bir sonucu olarak
görülmektedir. Bu yaklaşımın temelinde ülkeleri gelişmiş-azgelişmiş olarak kabul edip;
azgelişmiş ülkelerin ancak gelişmiş ülkeler tarafından geliştirilebileceğine dair inanç
bulunmaktadır (Gönüllü, 1996: 97-98).
Merkez- çevre kuramına göre ise dünya, merkez ve çevre olmak üzere ikiye ayrılmış
olup, bu ikili dünya birbirine ekonomik açıdan bağımlıdır. Merkez ülkeler, ekonomik ve sosyal
açılardan gelişmiş ülkeler olup, kapitalist ilişkiler sistemini benimsemişlerdir. Çevre ülkeler ise
bu kapitalist ağlar ve değerlerle kuşatılmış merkez ülkelere bağımlı olan ülkelerdir. Merkez
ülkeler ucuz işgücü kabul etmek için yasalar kabul etmekte, göçmen kabul politikalarında vasıflı
olmayı ön koşullar arasında saymaktadır. Bu ülkeler çevre ülkelerden gelen işçileri ucuz
ücretlerle çalıştırmakta, böylelikle üretim maliyetlerini düşürmektedirler. Bununla beraber
günümüzde gelişen ekonomik küreselleşmeyle birlikte merkez ülkeler ucuz işgücünün bulunduğu
çevre ülkelere gitmektedirler. Merkez ülkelerdeki kapitalist firmaların çevre ülkelerde kurdukları
fabrikalar ve bu fabrikalarda çalışan işgücü, çevre ülkelerdeki geleneksel üretim mekanizmalarını
ve sistemlerini zayıflatmaktadır. Geleneksel üretim etkinliklerinden kopan yeni işçiler, ucuz
emek piyasasına katılmaktalar ve bu piyasayı canlı tutmaktadırlar. Bu gelişmeler çerçevesinde,
ucuz işgücüne olan talep, kadın ve çocuk işçiliğine duyulan ihtiyacı da artırmakta ve bu ihtiyaca
yönelik olarak çalışma hayatına katılan kadınlar da ataerkil aile yapısı başta olmak üzere,
toplumsal yapıda birçok değişime ve dönüşüme neden olmaktadırlar. Bahsedilen bu kapitalist
işleyiş, çevre ülke içinde de bir göçe neden olmaktadır. Geleneksel üretim tarzından kopan işçiler
sanayi merkezlerine doğru göç etmekte, bu da ülke içinde bir göçe neden olmaktadır. “Sanayinin
gelişmesiyle birlikte köy ve köydeki nüfus hem endüstri için işgücü kaynağı oluşturmuş hem de
sanayi toplumunu beslemeyi üstlenmiştir” (Çağlayan, Güz 2006:25). Merkez-çevre kuramcılarına
göre göç, modernleşmeyi sağlamaktan ziyade, göçmen işçi gönderen ülkelerdeki kaynakların
gelişmiş ülkelerin lehine kullanılmasına yaramakta, gelişmekte olan ülkelerin sosyo-ekonomik
gelişimlerini ise olumsuz yönde etkilemektedir. Bunların yanı sıra, göçmen işçilerin ülkelerine
emekleri tükenmiş, sağlıksız ve yaşlı döndüklerini, dolayısıyla da, modernleşme kuramcılarının
savunduğunun tersine, ülkelerinin ekonomilerine katkıda bulunmadıkları tezini savunmaktadırlar.
Onlara göre Batı Avrupa'ya kabul edilen ve iş verilen göçmen işçilerin çalıştıkları işlerde ne
gerçek bir iş eğitimine, ne de çalıştıkları ülkelerin ulusal dilini bilme gereğine ihtiyaçları vardır.
Onların çalıştıkları işler, genellikle yerli işçilerin daha iyi kazançlı işleri seçerken bıraktıkları pis,
tehlikeli ve düşük ücretli işlerdir. Göçmen işçiler çoğunlukla yarı otomatik üretim teknolojisi ile
bütünleşmiş yığın üretiminde çalıştırıldıkları ve mesleki bir eğitimden de geçirilmedikleri için
kalifiye işçi niteliği kazanamamaktadırlar. Ayrıca Merkez-çevre kuramcıları göçmen işçilerin
ücretlerinden ülkelerine gönderdikleri tasarrufların, işçi ailelerinin tüketimlerine gittiğini ve
ülkelerinin döviz kaynaklarına ilave olduğunu ileri sürmektedirler (Gönüllü, 1996: 99).
Kazakistan 2.724.900 kilometrekarelik yüzölçümüyle dünyanın 9., eski SSCB’nin 2. en
büyük ülkesidir. Ülkenin nüfus yoğunluğu 2006 yılı başı itibariyle kilometrekareye 5.6 kişidir.
Nüfus yoğunluğunun bu derece düşük olmasının nedeni dış göçler olup, doğal nüfus artış hızı
dışarıya olan göçe yetişememektedir. Daha önceki bölümde de belirtildiği gibi dünyanın en fazla
göç veren 7. ülkesi olan Kazakistan, aynı zaman da dünyanın en fazla göç alan 9. ülkesidir.
Dolayısıyla bu durumun da aşağıda da inceleneceği gibi ülkeye ekonomik, sosyal, kültürel
açılardan ve çevre açısından bir çok etkisi vardır.
421
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
A. EKONOMİK HAYATA İLİŞKİN ETKİLERİ
İşgücü göçü, hem göç alan, hem de göç veren bir ülke olarak Kazakistan’ın milli gelirini
önemli ölçüde etkilemektedir. Ülkeye göç eden vasıflı yabancı işgücünün Kazakistan
ekonomisine katkıları çok büyüktür. Kazakistan vasıflı, ucuz işgücü sayesinde daha fazla ve daha
kaliteli üretim yapma imkanına kavuşmakta, milli geliri ve uluslararası rekabet gücü artmaktadır.
Ucuz işgücü ülkenin ücret seviyesini de etkilemektedir. Yerli işgücünün yabancı işgücüyle olan
rekabeti ve kayıtdışı ekonomide çalışan çok sayıda göçmen işçi nedeniyle ülkenin ücret seviyesi
düşmekte, işverenin işgücüne ilişkin maliyetleri azalmaktadır. Bu da daha ucuz ve daha fazla
üretim anlamına gelmektedir. 2005 yılında ortalama aylık ücret 240 ABD doları olup
(http://www.kazakhembus.com/June_15.pdf), bu rakam 2007 yılında 380 ABD doları olarak
gerçekleşmiştir (http://www.kazakhembus.com/042607.html). Ücret seviyesi oldukça düşüktür.
Özellikle yasadışı çalışan göçmen işçiler pis, tehlikeli ve kirli işlerde çok düşük ücretlerle
çalışmaktadırlar. Aynı durum başka ülkelere yasadışı yollarla göç eden Kazak göçmenler için de
geçerlidir.
Dışarıya göç sayesinde ülkedeki işsizlik oranı da azalmakta, göçmen işçiler sayesinde
ülkede kıt olan döviz miktarı artmaktadır. Kazak göçmenlerin transfer ettikleri paralar 2006
yılında 188 milyon ABD doları olup, GSYİH’nın %0.2’sini oluşturmaktadır. Tablo 2
incelendiğinde Kazakistan’dan göç edenlerin sayısının, ülkeye göç eden kişilerin sayısından daha
fazla olduğu görülecektir. Bununla birlikte, Tablo 5 incelendiğinde göç nedeniyle ülkeye
gerçekleşen para transferlerinin, göç nedeniyle Kazakistan’dan diğer ülkelere yapılan para
transferlerinden daha az olduğu görülecektir. Bu durum akla şu seçenekleri getirmektedir. Ya
Kazakistan dışına giden insanlar aileleriyle beraber dönmemek üzere gitmiş olabilirler veya göç
nedeniyle ülkeye gelen paraların hepsi resmi verilerde görünmüyordur. Üçüncü seçenek olarak
da Kazak göçmenlerin, Kazakistan’a göç edenlerden daha az para kazandığı düşünülebilir.
Kazakistan’dan göç edenlerin, ülkeye göç edenlerden daha az para kazandığı yargısı akla pek
uygun düşmemektedir. Kişinin ülkesinde daha çok para kazanma imkanı bulunuyorsa politik ve
sosyal açılardan rahat olmaması dışında başka bir ülkeye göç etmesine çok önemli bir neden
kalmayacaktır. Dolayısıyla bu yargı çelişkilidir. Göç nedeniyle ülkeden çıkan paranın, Kazak
göçmenler vasıtasıyla ülkeye giren paradan fazla olmasınına neden olarak göç edenlerin
dönmemek üzere aileleriyle beraber Kazakistan’dan ayrıldıkları veya göçmen gelirlerinin
kayıtdışı olarak ülkeye girmiş olduğu şeklinde yapılan tahminler daha gerçekçi görünmektedir.
TABLO 5: GÖÇ NEDENİYLE KAZAKİSTAN’A HAVALE EDİLEN VE
KAZAKİSTAN’DAN HAVALE EDİLEN PARALAR (MİLYON ABD $)
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006
2007
Kazak
Göçmenlerin
Kazakistan’a
Havale
Ettikleri Paralar
122
171
205
147
165
178
188 (a)
188
Kazakistan’daki
Göçmenlerin Ülke
Dışına Havale Ettikleri
Paralar
440
487
594
802
1.354
2.000
3.037 (b)
Kaynak:http://siteresources.worldbank.org/INTPROSPECTS/Resources/3349341199807908806/Kazakhstan.pdf
(a) GSYİH’nın %0.2’si (b) GSYİH’nın %3.9’u
422
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
İşçi gelirleri gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kaynak aktaran önemli bir
mekanizma olup, gelişmekte olan ülkeler için doğrudan yabancı yatırımdan sonraki en önemli
dış finansman kaynağıdır. Göçmenlerin ülkelerine gönderdikleri paralar fakirliğin azalmasını,
ihtiyaç duyulan para ve mal şeklinde sermaye oluşumunu, yerel yatırımların artmasını ve
işsizliğin azalmasını dolayısıyla kalkınmayı sağlamakta, aynı zamanda sosyal güvenlik
kapsamında olmayan göçmen işçi ailelerine de bir güvence olmaktadır. Kazakistan dahil tüm
Orta Asya ülkelerinde banka müşterilerinin oranı çok düşüktür. Gönderilen paralar finansman
sistemini de olumlu etkilemekte ve müşteri sayısını arttırmaktadır. Göçmenlerin gönderdikeri
paraları almak için bankaya gelen kişiler arasında bankacılık hizmetleriyle ilk kez karşılaşan
insanların sayısı çok fazladır
Bununla beraber Kazakistan’da ve diğer orta Asya ülkelerinde göçmenlerin yolladıkları
paralar üretime yönlendirilmemekte, yeni evlerin inşaasına ve mevcut binaların onarımına ve
lüks malların alımına yönlendirilmektedir. Bu durum da lüks malların ithalatını arttırarak,
enflasyonist baskılara yol açabilmekte, ulusal paranın itibarını zayıflatabilmekte, ihracat
performansını azaltabilmekte, arsa ve emlak fiyatlarını arttırabilmektedir. Göçmen işçilerin
yolladıkları paraların aile fertlerinin çalışmaktan kaçınmasına yol açarak tembelliğe yol açtığı da
iddia edilmektedir. Göreceli olarak zengin olan aileler kentlere taşınmakta, kentler ve kırsal
kesim arasındaki dengesizlik de yozlaşmayı arttırmaktadır (Aslan, 16.04.2008,
http://www.cacianalyst.org/?q=node/4836). Bir başka deyişle göçmen işçilerin yolladıkları
gelirlerin toplumun hepsini değil de, bir kısmını zenginleştireceği ve Hollanda Hastalığına sebep
olabileceği söylenebilir.
İşsizlik, daha yüksek bir yaşam standardına kavuşmak arzusu, kişinin eğitimine uygun iş
bulamaması, yapılan işin takdir edilmemesi, kötü çalışma koşulları, araştırma yapamamak,
siyasal sorunlar (etnik dışlanma, siyasal istikrarsızlık, vb.) ve yolsuzluk gibi nedenlerle Orta
Asya ülke vatandaşı olan hekim, mühendis, bilim adamı, uzman vb. gibi pek çok vasıflı insan
gücü Rusya’ya, ABD’ye veya diğer gelişmiş ülkelere göç etmektedirler. Beyin göçü olarak
adlandırılan bu durum nitelikli işgücünün göç ettiği ülke ekonomilerini olumlu, bu kişilerin
ayrıldıkları ülke ekonomilerini ise olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Ekonomik açıdan başarılı
olabilmenin en önemli ve etkin yolu, yapılacak üretimin gerektirdiği nitelikte beceri ve bilgiye
sahip işgücüne sahip olmaktır. Başka bir deyişle, firmaların uzun vadede başarısı, sahip olunan
insan gücü kaynaklarının nitelikleri ve miktarı ile yakından ve doğrudan ilişkilidir. Nitelikli
işgücü olmadan ne ülke ekonomisinin ne de firmaların, uzun vadede sürdürülebilir bir başarıyı
yakalayabilmesi mümkün değildir. Bu kişiler çok büyük kaynaklar sarfedilerek yetiştirilmektedir
ve Kazakistan gibi gelişmekte olan ülkelerin yeterli sayı ve nitelikte işgücüne ihtiyacı vardır.
Yeterli sayı ve nitelikte işgücü yoksa, çağdaş üretim teknolojilerini etkin kullanmak, uluslar arası
piyasalarda rekabet edebilecek ürünler üretmek mümkün olmayacaktır. Nitelikli işgücü olmadan,
nitelikli üretim de gerçekleştirilemez. Bağımsızlıktan sonra Kazakistan önemli sayıda vasıflı
işçisini göç nedeniyle kaybetmiştir. Dolayısıyla vasıflı işçilere ihtiyaç duymuş ve diğer
ülkelerden çok sayıda vasıflı işçi Kazakistan’a göç etmiştir. Bir başka deyişle bir yandan ülkeden
önemli bir oranda beyin göçü gerçekleşirken, öte yandan ülkeye önemli bir oranda beyin göçü
gerçekleşmiştir. 2000 yılında Kazakistan’dan göç eden hekim sayısı 117’dir.
Sovyetler Birliği döneminde ülkeye gerçekleşen göçler, yukarıda da belirtildiği gibi
Kazakistan’ın demografik yapısını değiştirmiş, Rus nüfusu Kazak nüfusu aşmış, ülke çok etnikli
bir yapıya sahip olarak bağımsızlığına kavuşmuştur. Bağımsızlığın ilk yıllarında çok sayıda
Rusun ülkeyi terketmesine rağmen, Rusların ülke nüfusundaki oranının hala büyük olması
ekonomik hayata ve politik arenaya da yansımakta, ekonomide bazı reformların özellikle de
özelleştirmenin ivedilikle yapılmasının önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Bu bakımdan,
Kazakistan Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Murat Ayvazov'un şu açıklamaları bu
423
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
konudaki kaygıları ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır. “Herkes bize serbest
piyasa ekonomisine geç diye baskı yapıyor. Geçelim, fakat bizde öteki Cumhuriyetlerde olmayan
bir sorun var. Nüfus sorunu ... Kazaklarla Ruslar nerdeyse aynı oranda burada. Şimdi diyelim ki
bir toprak reformu yaptık, özelleştirmenin yolunu açtık. Ruslar derhal toprakları almaya
başlayacaklar. Aradan bir kaç yıl geçecek. Bana kim garanti verebilir ki, Yeltsin bu Rusların
tapularıyla gelip masaya oturmayacak ve “haydi bakalım sendeki Rusların toprak hakkı kadar
bana toprak ver” demeyecek. Sanayi kuruluşları da öyle. Biz özelleştirmeyi yavaş yürüttüğümüz
için komünist eskisi olmakla suçlanıyoruz. Böyle bir nüfus oranında belirli garantileri almadan
siz özelleştirmeye başlar mısınız? ”(Arı, Kış 1996: 31). Görüldüğü gibi Rusların Kazakistan’daki
çoğunluğu ülke ekonomisini de etkilemektedir.
B. SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYATA İLİŞKİN ETKİLERİ
Sovyet döneminde Kazakistan’da Ruslar’ın demografik üstünlüğü Kazakların Türk
Cumhuriyetleri arasında dil ve kültür olarak en çok Ruslaşan etnik grup olmasına yol açtı.
Sovyetlerin dil politikasının yanı sıra, Kazakların göçebe yaşam tarzının ortadan kaldırılması ve
Kazak kültürel elitinin (özellikle 1936-1938 döneminde) tasfiyesi Kazakların dilleri ve
geleneksel kültürleri ile ilişkilerini önemli oranda zayıflattı. 1980’lere gelindiğinde Kazaklar
arasında ana dili kullanma oranının oldukça düştüğü gözlenmiştir. 1989 verileri Kazakların %
98’inin Kazakça’yı ana dili olarak gördüğünü ortaya koymakla birlikte, dönemin Kazak aydınları
tarafından bu oranın etnik kategorizasyon algısının bir sonucu olduğu ve gerçekte Kazakların %
40’ının ana dilini ya hiç bilmediği ya da çok az bildiği sıklıkla dile getirilmiştir. Buna karşın
Kazakistan’da Kazakça bilen Rus oranı % 1’in altındaydı, ki bu oranla Kazakistan tüm Sovyet
Cumhuriyetleri içinde Ruslar tarafından yerli dilin en az bilindiği ülke konumundaydı.
Bağımsızlıktan sonra ulus-inşa projesi kapsamında Kazakça’nın ülkede hakim dil konuma
gelmesi için yasalar çıkarılmasına rağmen Kazak dil politikası önemli oranda kağıt üzerinde
kaldı, pratik yansıma alanı bulmada güçlüklerle karşılaştı. Gelinen nokta itibariyle Rusça hala
etkisini
sürdürmektedir
(Demirtepe,
29.06.2006,
http://www.usakgundem.com/yazarlar.php?id=349&type=4).
Kazakistan Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Murat Ayvazov'un yukarıda yer
alan sözlerinden de anlaşılacağı üzere Ruslar ülkenin reform çalışmalarını bile etkilemektedirler.
Nazarbayev ülkedeki dengeleri gözetir nitelikte hareket ederek, hala ülke nüfusunun neredeyse
yarısını teşkil eden Kazak olmayan unsurları – başta da Rusları - rahatsız etmeksizin politik
hedeflerini zamana yayarak gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Haklı olarak, ani ve zora dayalı bir
Kazaklaştırmanın Kazak olmayanları ülkeye yabancılaştırarak göçe zorlayacağını ve bu durumun
da ciddi ekonomik sorunlara yol açacağını düşünmektedir. Nazarbayev hükümetinin gerek dil
politikası ve Latin alfabesine geçiş gibi kültürel politikaları, gerekse orta ve uzun vadede
Kazaklaştırmayı amaçlayan sosyal ve yönetsel politikaları bu “adım adım” stratejisinin bir
parçasıdır. Bu strateji büyük oranda demografik dengenin Kazaklar ile Kazak olmayanlar
arasındaki doğum oranlarındaki farklılık nedeniyle doğal olarak orta ve uzun vadede Kazakların
lehine farklılaşacağı temeline dayanmaktadır. Bu trendi beslemek amacıyla, ayrıca, Kazak
hükümeti Çin ve Moğolistan’daki Kazakların Kazakistan’a göçünü teşvik etmektedir (Demirtepe,
25.12.2006, http://www.usakgundem.com/yazarlar.php?type=4&id=531).
İnsan ticaretine aracılık edenlerin vasıtasıyla iyi bir iş, iyi bir hayat vaadiyle kandırılan ve
parasız, pasaportsuz Kazakistan’a yasal olmayan yollarla giren bir çok göçmen yukarıda da
belirtildiği gibi çok düşük ücretlerle, çok kötü koşullarda çalışmakta, ücretlerini zamanında
alamamakta, kadın işçilerin bazıları tacize, tecavüze uğramakta, fahişeliğe zorlanmakta
(Saidazimova, 07.07.2008, http://www.rferl.org/content/Central_Asian_Migrant_Laborers_
424
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Trapped_Modern _Slavery/ 1182191.html) bu da Kazakistan’ı uluslararası arenada göçmen
işçilerin köleleştirildiği ülkelerden biri konumuna düşürmektedir.
Göçün etkilerinden biri de göçmenlerin gittikleri ülkede kendi ülkeleri lehine çeşitli lobi
faaliyetlerinde bulunmalarıdır. Bununla beraber Kazakistan ve Rusya gibi çok göç alan ülkeler
göçmen kartını göç veren ülkelerle olan ilişkilerinde pazarlık konusu olarak kullanabilirler. Göç,
milliyetçiliği ve muhafazakarlığı arttırabilir. Bu konu tartışmaya açık olmakla beraber, eğer
başka ülkelere göç edenler yetenekli ve açık fikirli insanlarsa, göç etmeleriyle oran olarak
ülkelerindeki muhafazakarlık yanlısı insanların sayısı artabilir. Bu durumun yanı sıra göçmenlere
gittikleri ülkenin halkı düşmanca tavırlar sergilerse, göçmenler ve aileleri arasında milliyetçi
fikirler kuvvetlenebilir. Göçmenler ya çok dindar, ya çok milliyetçi ya da her ikisi birden
olabilirler ve bu üç durumdan hangisini benimsemişse bu durumu ülkesindeki ailelerine bile
yansıtabilirler. Yerli nüfus ve göçmenler arasındaki kültürel dönüşüm dini veya etnik gerilimler
nedeniyle artmaktadır.
Bununla birlikte göçmenlerin kendi ülkelerinde ve gittikleri ülkelerdeki giderek
aktifleşen politik rollerine bakarak kendi ülkelerinde politik reformların yapılması için itici bir
etken olabilecekleri söylenebilir. Göçler, hayat tarzlarında da değişiklikler yaratmaktadır. Dünya
ile iletişim internet, ulaşım ve haberleşme sayesinde artmış, Kazakistan dahil göç alan ve göç
veren ülkelerde göçmenlikle ilgili faaliyette bulunan pek çok işletme açılmıştır. İnternet
vasıtasıyla telefon, yabancı para değişim ofisleri, yeni modern evlerin satışını yapan emlak
ofisleri gibi hizmet sektörüne yönelik yeni faaliyetlere artık bu ülkelerde sıkça rastlanmaktadır
(Aslan,16.04.2008, http://www.cacianalyst.org/?q=node/4836). Göç paraları sayesinde ekonomik
durumları daha iyi olan göçmen ailelerinin kırsal kesimlerden kentlere göç etmesiyle de kentlerde
kanalizasyon, su ve elektrik gibi altyapıya ilişkin sorunlar da ortaya çıkmaktadır.
Oralmanlarla ilgili problemlerin başında bu insanların çok büyük çoğunluğunun
Kazakistan’a gelirken ülke ekonomisi ve yasaları hakkında hiçbir şey bilmemeleri ve en önemlisi
Rusçayı konuşamamaları gelmektedir. Özellikle kentlerde yaşayan Kazakların büyük çoğunluğu
kendi dilleri olan Kazakçayı konuşamamakta, Rusça konuşmaktadır. Bu da Oralmanlar ile yerli
Kazaklar arasındaki uzaklığı arttırmaktadır. Para kazanma şansları geldikleri ülkelere göre daha
azdır. Büyük çoğunluğu geldikten sonra işsiz kalmıştır. Yüksek eğitimli Oralmanlar ise
ekonomik koşullar ve yasalara dair eksik bilgilerinden dolayı kendilerine güvenemediklerinden
kendi işlerini kuramamışlardır (Tatibekov, 2005: 187-189.
Oralmanların yerli halkla entegrasyonu zorlu olabilir. Bu kişiler hala eski gelenek,
görenek ve alışkanlıklarını sürdürmektedir. Örneğin Çin’den göç eden Oralmanlar Kiril
alfabesini bilmemekte, hala Arap alfabesini kullanmaktadırlar ve bu durum okulda çocukları için
sorunlar oluşturmakta (Sadovskaya, 2008:168), çocukların bir kısmı bu yüzden okula devam
etmemektedir. Giyim kuşamları da yerli halktan oldukça farklıdır. Örneğin Türkmenistan, İran ve
Afganistan’dan göç eden bir çok Oralman kadını yerli Kazak kadınlarının giyimlerini hafif, ve
uçarı kadınların giyimi olarak tanımlamışlardır. Erkekler de hala geldikleri ülkelerdeki yerel
kıyafetleri giymeyi tercih etmektedirler.
Hükümet kontenjanıyla ülkeye gelen Oralmanlarla, kontenjan dışında gelen Oralmanlar
arasında olanaklar bakımından da farklılıklar vardır. Şöyle ki hükümetin kontenjanı dışında
ülkeye gelen Oralmanların en önemli problemlerinden biri ev problemidir. 2004 yılında ülkeye
gelen Oralmanların sadece %51.2’si barınacak ev bulmuşken, bu kişilerin sadece % 26.1’i kendi
evlerine sahip olmuşlardır. Hükümet kontenjanıyla gelen Oralmanlar ev sahibi olmak için
hükümetin fonlarından yararlanırken, kontenjan dışı ülkeye gelen Oralmanlar bu fonlardan
yararlanamamaktadır. Ancak fondan yararlananlara verilen paralar sadece kırsal kesimden ev
almalarına yetmektedir (Tatibekov, 2005: 187-189).
425
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Oralmanların neye ihtiyaçları olduğunu anlama eksikliği ve onların yerli halkla entegre
olabilmeleri için nasıl eğitilecekleri ve nasıl vasıf kazanacaklarına ilişkin yeterli çözüm
bulunmamaktadır. Özellikle Moğolistan, Tajikistan, Özbekistan ve Afganistan’dan gelen
Oralmanların çoğunun herhangi bir vasfı bulunmamakta, bu kişiler işgücünün ve işsizliğin fazla
olduğu bölgelerde yaşamakta ve hükümetten yardım beklemektedirler. Buna karşılık “Oralmanlar
hükümet bize ne verecek diye düşünmemelidirler, biz hükümete ne verebiliriz diye
düşünmelidirler” şeklindeki konuşmasıyla Nazarbayev aslında Oralmanlarla ilgili problemi
gözler önüne sermektedir. Hiç kimsenin Oralmanların ülkeye nasıl bir katkıda bulunacaklarına
dair fikri olmadığı gibi, Oralmanların hangi haklara sahip olmaları gerektiğine ilişkin ne yerli
halkın, ne de Oralmanların bir fikri de yoktur (Buldekbaev, Ekim 2006: 40).
SONUÇ
Küreselleşmenin en önemli etkilerinden biri de uluslararası göçlerdir. Dış göçler, özellikle
yasa dışı göçler Kazakistan için bir sorun olmasının yanı sıra, aynı zamanda vasıflı işgücü
yetersizliğinden dolayı ekonomisi için de çok önemli bir unsurdur. Vasıflı işgücü ihtiyacı yabancı
işçilerle çözülmesine karşın, bu işçilerin ekonomik ve sosyal haklarının Kazak vatandaşlarına eşit
olup olmadığı önemli bir soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Dış göç sorunu sadece ulusal bir
sorun değil, uluslararası bir sorun haline gelmiştir. Kazakistan’ın göç politikası oluşturulurken ilk
etapta Orta Asya hükümetleri ve Rusya, ikinci olarak da Çin, Pakistan, İran ve Afganistan’la
işbirliği içinde oluşturulmalıdır. Gerçi Kazakistan’ın önerisiyle 2007 Ekim ayında Tajikistan’ın
başkenti Duşanbe’de BDT’na üye ülkeler tarafından göç konusu ele alınmış ve bu konuda bir
anlaşma imzalanarak, devletlerarası işgücü bilgi bankasının kurulması önerilmiştir.
(http://www.rferl.org/content/article/1078878.html). Ancak bu öneri göç sorununa bir çözüm
olarak yetersizdir. Göçün devlet tarafından iyi bir şekilde yönetilmesi gerekir ki, ülkede politik
ve sosyal olarak kaynaşma azalmasın. .
Kazakistan’a göç eden Orta Asya ülke vatandaşlarının çalışma koşulları oldukça kötüdür.
Ülkenin kötü işverenlerinin cezalandırılmasına yönelik eylemler ve göçmenlerin asgari sosyal
güvenlik haklarının garantisine ilişkin göç veren diğer ülkelerle yaptığı yasal sözleşmeler
oldukça yetersizdir. Kazak polisi kaçak göçmen çalıştıran işletmelere güç kullanmada yeterince
istekli görünmemektedir. Yasal olmayan büyük miktardaki göçler gümrüklerde, yönetimde ve
polisteki yozlaşmayı arttırmaktadır. Dolayısıyla yasal olmayan göçlerin önlenerek bu kişilerin
yasal yollarla göçünün sağlanması ülkeye para akışı olarak dönecek ve göçmenlerin çalışma
koşullarını daha iyi hale getirecektir. Kontrolün çok iyi yapılması gerekmektedir. Yoksa resmi
olmayan kanallardan ülkeye giren göç paraları terörizme, uyuşturucuya ve para aklamaya
yönlendirilebilir.
Göçerlerin Kazakistan’a gönderdiği paralar ülke ekonomisi için büyük bir önem
arzetmekte olup, bu paralar daha kapsamlı bir reformun gerçekleştirilmesi için kullanılabilir.
Ancak bu paralar resmi istatistiklerde, gerçekte olduğundan daha az görünmekte, büyük
çoğunluğu ülkeye kayıtdışı olarak girmektedir. Bu nedenle yönetim tarafından yurtdışındaki
vatandaşlarıyla daha iyi iletişim için kurumlar oluşturulmalı, kişilerin bankalara güven duymaları
sağlanmalı ve bunun için bankacılık ve finansal sistem geliştirilmeli, havale ücretleri azaltılmalı
veya ortadan kaldırılmalı ve havale işlemlerini kolaylaştıracak yeni bürolar açılmalıdır.
Oralmanların uyum sorunlarını çözmek için hükümet programının daha da geliştirilmesi,
bu programın ekonomik açıdan intibak, işe yerleştirme ve işletme kurulmasına ilişkin bölümleri
içermesi, yardım fonlarından, sağlık ve eğitim hizmetlerinden sadece hükümet kontenjanıyla
gelen Oralmanların değil, kontenjan dışı gelen Oralmanların da faydalanmasının sağlanması
problemleri büyük ölçüde çözebilecektir. Oralmanların finans ihtiyacı için bir fon oluşturulabilir
426
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
(ki bu fon için sivil toplum kuruluşlarından da destek istenebilir). Bu fondan “0” faizle
Oralmanlara ev yapmak veya arsa almak için kredi verilebilir. Oralmanların Kazak dilini, Kazak
yasalarını ve kültürünü öğrenebilmeleri için yetişkinleri kapsayan eğitim programları
düzenlenmeli, okul çağındaki öğrencilerin Kazak dilini öğrenmeleri için okullarında hazırlık
sınıfları oluşturulmalıdır.
İnsan ticareti, sadece buna maruz kalan kadın ve kızları değil, aynı zamanda geride
bırakmak zorunda kaldıkları çocukları, ailelerini ve toplumu da etkilemektedir. Kadınların insan
ticaretine maruz kalmaması için;
- Kadınlara yönelik istihdam alanları yaratılmalı,
- İnsan ticaretini önlemeye yönelik yasalar sadece Kazakistan tarafından değil, Kazakistan
ve komşu ülkelerle ortaklaşa bir şekilde oluşturulup, yürürlüğe sokulmalı,
-Kadınlara sahte pasaportlar düzenleyen veya düzenlenmesine yardımcı olan resmi
yetkililere engel olunmalı, dolayısıyla cezalar caydırıcı olmalı, resmi kurumlardaki
yozlaşmayla savaşılmalı,
- Sivil toplum kuruluşları ve hükümet işbirliğiyle kampanyalar düzenlenerek, toplum
insan ticaretinin zararlarına karşı bilinçlendirilmeli,
- İnsan ticaretine maruz kalmış kadınlara psikolojik, yasal ve tıbbi destek verilerek tekrar
topluma kazandırılmaya çalışılmalı,
- Hükümet tarafından insan ticaretine maruz kalmış kadınlara ülkelerinin dışında olmaları
durumunda, bu durumdan kurtulmak için nasıl hareket edeceklerine, nereyi
arayacaklarına ilişkin broşürler dağıtılmalı, medyayla işbirliği içine girilmelidir.
KAYNAKÇA
Alexandrov, Mikhail (Haziran 1996), “Russian Migration to Kazakhstan”, http://www.cerc.
unimelb.edu.au/ bulletin/buljun.htm
Arı, Tayyip (Kış 1996), “Sovyetler Birliği Sonrasında Avrasya: Din, Etnik Yapı, Ekonomi ve Dış
Politika”, Avrasya Dosyası, Cilt 3, Sayı 4.
Aslan, Kürşat (16.04.2008), “Labor Migration And Its Potential Consequences For Central Asia”,
http://www.cacianalyst.org/?q=node/4836 (Alıntı Tarihi: 15.08.2008)
Baigazin, Meiram (2003), “The Migration Situation in Kazakhstan”,
http://www.ca-c.org/online/2004/journal_eng/cac-05/21.baieng.shtml
29.07.2008)
(Alıntı
Tarihi:
Baskakova, Marina ve Diğerleri (Kasım 2005), “Human Trafficking In The CIS”, Development
& Transition, Sayı: 2, www.developmentandtransition.net
Buldekbaev, Murat (Ekim 2006), “Every Migrant Has The Right to Legal Employment”,
Migration Perspectives Eastern Europe And Central Asia, Editör: Roger Rodriguez Rios,
Uluslararası Göç Örgütü Yayını, Viyana, Avusturya.
Çağlayan, Savaş (Güz 2006), “ Göç Kuramları, Göç ve Göçmen İlişkisi”, Muğla Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (İLKE), Sayı: 17,
427
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Demirtepe,
Turgut
(29.06.2006),
“Kazakistan’da
Demografik
Trendler”
http://www.usakgundem.com/yazarlar.php?id=349&type=4 (Alıntı Tarihi: 01.01.2008)
Demirtepe, Turgut (25.12.2006), “20.Yılında Jeltoksan’ı Anarken Kazak Milliyetçiliğini Yeniden
Düşünmek”, http://www.usakgundem.com/yazarlar.php?id=531&type=4
Gönüllü, Müzeyyen (1996), “Dış Göç”, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi,
Yıl:1, Sayı:1.
Ivakhnyuk, Irina (28-30 Haziran 2006), “Migration In The CIS Region: Common Problems And
Mutual Benefits”, International Sempozyum On International Migration And Development,
Torino, İtalya.
İsina, Almagül (07.11.2006), “Kazaklar ve Kozaklar”,
http://www.tasam.org/index.php?altid=1413 (Alıntı Tarihi: 03.08.2008)
İsina,Almagül (30.10.2006), “Kazak-Türk İşçi Kavgası”,
http://www.tasam.org/ index.php?altid=1410 (Alıntı tarihi 30.07.2008)
Laruelle, Marlene (30.04.2008), “Kazakhstan, The New Country of Immigration For Central
Asian Workers”, http://www.cacianalyst.org/?q=node/4848. (Alıntı Tarihi 10.07.2008)
Lee,Nicholas., “Kazakhstan Under Siege: The Effects of Russian Immigration from 1930Present”,
http://econc10.bu.edu/economic_systems/NatIdentity/FSU/Central_Asia/Kazakhstan/kazak
h_immigr.htm, Alıntı tarihi 31.07.2008).
Mirsky, Georgiy I. (1997), On Ruins of Empire: Ethnicity and Nationalism in the Former
Soviet Union, Greenwood Publishing Group, London, UK.
Nogayeva, Ainur ( 24.10.2006), “Kazakistan’ın Denge Arayışı”,
http://www.hakimiyetimilliye.org/ index.php?news=107, (Alıntı Tarihi 10.11.2007)
Sadovskaya, Elena Y. (2008), “Chinese Migration To Kazakhstan: Causes, Key Trends, And
Prospects”, Central Asia and Caucasus, 1(49)
http://www.ca-c.org/online/2008/journal_ eng/ cac-01/17.shtml (Alıntı tarihi, 08.08.2008)
Saidazimova, Gülnoza (07.07.2008), “Central Asian Migrant Laborers Trapped In Modern-Day
Slavery”,
http://www.rferl.org/content/Central_Asian_Migrant_Laborers_Trapped_Modern_Slavery
/1182191.html (Alıntı tarihi 30.07.2008)
Sulaimanova, Saltanat. (2004), “Migration Trends in Central Asia: The Case of Trafficking of
Women”, In the Tracks of Tamerlane: Central Asia's Path to the 21st Century, Washington,
DC: National Defense University Press, pp. 377-400
Smagulkızı Boranbayeva, Gülnur (Kasım 2004), “SSCB Dönemi ve Bağımsızlık Sonrası
Kazakistan Cumhuriyeti’nde Kazak Dilinin Genel Durumu”, Modern Türklük Araştırmaları
Dergisi, Cilt:1, Sayı:1.
Tatibekov, B. L. (12-13 Mayıs 2005), “Oralmans in Kazakhstan: Socio-Economie Status and
Paths Toward Integration into Kazakhstani Society”, International Conference on Migration
In Central Asia: Challanges and Prospects, Almata, Kazakistan.
The World Bank (2007), Migration and Remittances Eastern Europa And The Former
Soviet Union, Editör: Ali Mansoor, Bryce Quillin, Washington, ABD.
428
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
United Nations (18.08.2005); Protection of Migrants, Report of The Secretary-General,
http:// www.iom.int/ jahia/ webdav/shared/shared/mainsite/policy_and_research/un/60 /
A_60 _272_ en.pdf (Alıntı Tarihi: 14.08.2008)
Yerekesheva, Laura (12-13 Mayıs 2005), “International Migration In Kazakhstan: Opportunuties
and Challenges”, International Conference on Migration In Central Asia: Challanges and
Prospects, Almata, Kazakistan.
Zlotnik, Hania (12-13 Mayıs 2005), “International Migration Trends Since 1980”, International
Conference on Migration In Central Asia: Challanges and Prospects, Almata, Kazakistan.
www.oecd.org
http://www.state.gov/r/pa/ei/bgn/5487.htm (Alıntı Tarihi: 15.08.2008)
http://siteresources.worldbank.org/INTPROSPECTS/Resources/334934-1199807908806/
Kazakhstan.pdf
www.developmentandtransition.net (Alıntı Tarihi 02.08.2008)
http://www.iom.kz/dinamic.php?lang=eng&id=1
http://www.kazakhembus.com/June_15.pdf (Alıntı Tarihi 30.07.2008)
http://www.kazakhembus.com/042607.html (Alıntı Tarihi 30.07.2008)
http://www.rferl.org/content/article/1078878.html (Alıntı tarihi 10.07.2008)
http://www.unhcr.org/cgibin/texis/vtx/home/opendoc.pdf?id=478ce34a2&tbl=STATISTICS (Alıntı Tarihi:
10.07.2008)
http://www.state.gov/r/pa/ei/bgn/5487.htm (Alıntı tarihi 01.07.2008)
Download

TÜRKİYE