694
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
ORTA ASYA, AVRUPA BİRLİĞİ ve TÜRKİYE
Hakan Taşdemir∗
Giriş
Orta Asya, Avrupa ve Asya’nın kesişim bölgesinde bulunan ve iki kıtayı bir araya
getiren stratejik öneme sahip bir alandır. Bu bölge, uzun yıllar Çin ve Rusya arasında mücadele
alanı olmuş, ardından uzun bir süre Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB)
egemenliğinde kalmıştır. Sovyet yöneticiler bölgenin stratejik önemini anlamışlardır. Bu
sebeple bunlar, bölgeye önemli miktarda Rus kökenli vatandaş göndermiş, bu şekilde bölgede
ileride yaşanabilecek herhangi bir dönüşümde ya da SSCB’nin aleyhine gelişebilecek bir
olayda kontrolü elden kaçırmamayı hedeflemişlerdir. Ayrıca, mevcut enerji kaynakları da
SSCB’nin bölgeye ilgisini sürekli kılmaktaydı.
Çalışmada ilk önce Orta Asya bölgesi ve buradaki ülkelerin durumu ele alınacaktır.
İkinci olarak, Avrupa Birliği’nin Orta Asya politikası ve bölge ülkeleriyle ilişkileri
incelenecektir. Son olarak Türkiye’nin Orta Asya’ya yaklaşımı ve bunun Türkiye-Avrupa
Birliği ilişkileriyle bağlantısı üzerinde durulacaktır.
Orta Asya Ülkeleri
1990 sonrası yaşanan gelişmeler ve SSCB’nin dağılması bölgede yeni devletlerin
ortaya çıkmasına imkân tanıdı. 1991’de, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve
Türkmenistan olmak üzere 5 yeni bağımsız devlet kuruldu. Bu devletler vakit kaybetmeden
uluslararası alanda bir yer kapma mücadelesinin içerisine girdiler. Bu ülkeler, bağımsızlıktan
bu yana çok-etnik kökenli bir anlayış ve bölgeler arası iletişim geliştirerek siyasi ve ekonomik
alanda önemli gelişmeler göstermiştir. Bunun sonucunda Orta Asya ülkeleri, Avrupa Güvenlik
ve İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) katılarak söz konusu Teşkilat’ın değer, standart ve
yükümlülüklerini benimsemişlerdir.
Orta Asya ülkeleri arasında en büyük yüzölçümüne sahip ülke, 2,7 milyon km2 ile
Kazakistan’dır. Dünya Bankası verilerine göre, Kırgızistan 4,9 milyon kişi ile en az,
Özbekistan ise 25 milyon kişi ile en fazla nüfusa sahip olan ülkedir. Bazı ülkeler etnik
bakımdan göreceli olarak homojen iken (Türkmenistan ve Özbekistan), bazıları büyük
farklılıklar göstermektedir (Kazakistan). Ekonomik bakımdan da bölge ülkeleri arasında ciddi
farklar vardır: Tacikistan’da kişi başına düşen yıllık milli gelir 180 dolar iken, bu rakam
Kazakistan’da 1350 dolardır. Gelir dağılımı bozukluğu, bölgenin en önemli sorunlarından
biridir.
Orta Asya’da birçok ekonomik sorun mevcuttur. Bunların başında, geçmişte
uygulanan merkezi ekonomiden ve Rusya'ya bağımlılık ilişkisinden kurtularak piyasa
∗
Doç. Dr., Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü.
695
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
ekonomisine geçmenin yarattığı sıkıntılar gelmektedir. SSCB döneminde bölgenin
zenginlikleri olan doğalgaz, kömür, petrol, alüminyum, bakır ve altın, işlenmek üzere Rusya’ya
gönderilmiştir. Böylece bölge ülkeleri tek tip üretime mahkûm edilmiştir. Bu dönemde yerli
halk, tarımda çalışmaya ve kırlık bölgelerde oturmaya zorlanmışlardır. Buna mukabil bölgede
yaşayan Rus azınlık kalifiye işgücünü oluşturmakta ve kentlerde yoğunlaşmaktaydı.
SSCB döneminde sistem, Rusya'nın merkezde, diğer cumhuriyetlerin çevrede yer
alması esasına dayanıyordu. Çevrenin merkeze bağımlılığı, komünist rejimin resmi
politikasıydı. Bağımsızlıktan sonra Orta Asya ülkeleri, bu yapıyı değiştirmek ve tek başlarına
uluslararası sistemde var olabilmek için olağanüstü çaba göstermişlerdir. Bu ülkeler, tüm
kurum ve kurallarıyla işleyen bir devlet örgütlenmesinin tesis edilmesi, uluslararası toplumla
eşitlik temelinde ilişkiler kurulması ve komşu ülkeler başta olmak üzere dünya ülkeleriyle ikili
siyasi-ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için çalışmışlardır.
Kazakistan, en geniş coğrafyaya sahip bölge ülkesidir. Bu ülke, yeni dönemde
bölgesel işbirliği çabalarının liderliğini yapmak istemektedir. Kazakistan zengin doğal
kaynaklara sahiptir ancak etnik bakımdan homojenlikten uzaktır. Rus azınlık, ülkenin
kuzeyinde yoğunlaşmıştır ve toplam nüfusun üçte birinden fazlasını oluşturmaktadır.
Özbekistan da bölgesel liderlik iddiasındadır. Özbekistan bölgenin en kalabalık
ülkesidir. Nitekim, 55 milyonluk Orta Asya nüfusunun yarısı Özbekistan'da yaşamaktadır.
Özbekistan, tüm Orta Asya cumhuriyetleri ile sınırdaştır ve bunun kendisine bölge liderliği
bakımından avantaj sağladığı görüşündedir. Bölge ülkelerinden Türkmenistan, bağımsızlıktan
sonra aktif tarafsızlık politikası izlemiştir. Bir diğer bölge ülkesi Kırgızistan, hafif sanayi
dallarında uzmanlaşma ve turizm konularında yoğunlaşmaktadır. Tacikistan, bağımsızlıktan
sonra siyasi çatışmalar ve iç savaş yaşamıştır. Bu yüzden ülke, diğer bölge ülkelerinden geride
kalmıştır.
Bölge ülkeleri bir takım siyasi sorunlara sahiptir. Bu sorunların hem farklı hem de
ortak tarafları vardır. Mevcut sorunların başında, SSCB sonrası dönemde ulus oluşturma
projesini tamamlamak ve bu süreç devam ederken siyasi istikrarı korumak gelmektedir. Bölge
halkları sadece kabile, boy ve mezhep bakımından farklıdırlar. Etnik açıdan bakıldığında,
Tacikistan dışındaki bölge ülkelerinin tamamı Türk kökenlidir. Orta Asya ülkelerini
birbirinden ayıran sınırlar, 1930'lu yıllarda, SSCB döneminde çizilmiştir. Sınırların
çizilmesinde bölgedeki kabile, soy, dil, lehçe bağlantılarına ve demografik yapıya dikkat
edilmemiştir. SSCB döneminde belirlenen sınırlar içinde yaşayan halklar, birçok alanda asgari
müştereklere sahipti. Ancak zaman içerisinde bu halklar birbirlerinden farklılaşmışlardır.
Özellikle Afganistan, Pakistan ve Tacikistan'da yaşanan siyasi gelişmeler, bölgede
iktidarda bulunan yönetimleri endişelendirmiştir. Mevcut iktidarlar, radikal İslam’la mücadele
adı altında halka baskılar uygulamaktadırlar. Bu politikayı en sert biçimde uygulayan ülke
Özbekistan'dır.
Kültürel şartlar değerlendirildiğinde, Orta Asya bölgesi, halen geçiş dönemi
özellikleri taşımaktadır. Birçok ülkede aksi yönde düzenlemeler yapılmış olmasına karşılık,
Rusça, bölge genelinde, müşterek konuşma ve anlaşma dilidir. Orta Asya halkları, büyük
çoğunlukla Türk kökenlidir. Bölgede, Farsça konuşan ve kültürel bakımdan İran'a yakın olan
tek ülke Tacikistan'dır. Ayrıca, değişik sayıda Rus azınlıklar bölge ülkelerinde mevcuttur.
Rusların en yoğun bulunduğu ülke Kazakistan'dır. Ülkenin kuzey bölgesinde yoğunlaşan
696
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Ruslar arasında zaman zaman ayrılıkçı görüşler telaffuz edilmektedir. Bu yöndeki girişimlerin
önünü kesmek için, 1990'lı yılların ortalarında başkent, Almatı'dan, Rus nüfusun yoğun olarak
yaşadığı 1000 kilometre kuzeydeki Astana'ya taşınmıştır.
Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan bölge ülkeleri arasında işbirliğine gidilmesini
zorunlu saymaktadır. Söz konusu ülkeler, SSCB'nin dağılmasından sonra bu yönde bir takım
girişimler yapmışlardır. 1994 yılı Ocak ayında, bu üç ülkenin hükümet başkanları tarafından
imzalanan “Almatı Deklarasyonu” bunun ilk göstergesi olmuştur. Deklarasyona göre, bu
ülkeler arasında sermaye, mal ve işgücü serbestçe dolaşacak, ayrıca fiyatlar, vergiler, krediler
alanında ortak projeler üretilecektir. 1994 Temmuz’unda Özbekistan, Kazakistan ve
Kırgızistan parlamentoları arasında oluşturulan bir Konsey, yukarıda belirtilen işbirliği
alanlarında karar almaya yetkili kılınmıştır. Böylece Orta Asya Birliği’nin temelleri atılmıştır.
Orta Asya ülkeleri, dengeli bir dış politika yürütmeyi, en önemli hedefleri olarak
ortaya koymuşlardır. Bu sebeple bu devletler, Rusya’nın öncülüğü ve yönlendirmesi altında
bulunan Bağımsız Devletler Topluluğu’na (BDT) katılmışlardır. Orta Asya ülkeleri, Rusya ve
Çin’in ortaklaşa oluşturdukları ve ileride çok önemli bir küresel (global) siyasal örgüt
olacağına inanılan Şanghay İşbirliği Örgütü’ne de katılarak dengeyi sağlamaya çalışmışlardır.
1997 yılında, Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında Şanghay Beşlisi adı
ile kurulan örgüt, 2001'de Özbekistan'ın katılımıyla, Şanghay İşbirliği Örgütü'ne dönüşmüştür.
Bölgesel düzeyde siyasi işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan bu örgütün temel ilgi alanı,
bölgedeki rejimlerin tehlike olarak gördükleri illegal örgütlenmelerle mücadele etmek, tedhiş
ve terör eylemlerine karşı kolektif hareket etmektir.
Orta Asya ülkelerinin ABD ve Avrupa ülkeleriyle yakın siyasi ve ekonomik ilişkileri
artarak devam etmektedir. Bu çerçevede söz konusu ülkeler gerek ABD ile gerekse AB ile çok
sayıda ekonomik ve siyasi içerikli anlaşma imzalamıştır. Bu ülkeler Türkiye ile de çok sayıda
anlaşmaya imza atmışlar ve Türk işadamları ve müteahhitlerine kapılarını açmışlardır. Orta
Asya ülkeleri, Türkiye'nin de çabasıyla Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'na (ECO) üye olmuşlardır.
Orta Asya ülkelerinin en büyük silahları, çok büyük petrol ve doğalgaz kaynaklarıdır.
Özellikle Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan’da önemli oranda petrol ve doğalgaz
bulunmaktadır. Bu devletler ellerindeki bu kaynakları kendi ekonomilerinin yararına olacak
şekilde değerlendirerek kalkınma hızlarını artırmaya çalışmaktadırlar. Enerji kaynakları, bu
ülkelerdeki ekonomik gelişimin can damarıdır. Bağımsızlıktan sonra önemli bir ekonomik
krize giren bu ülkelerde bulunan Rus kökenli tüccar ve uzmanlar, ekonominin rayına
oturmasında ve enerji politikalarının hazırlanmasında önemli rol oynamışlardır.
Orta Asya ülkelerinin en önemli enerji ortağı Rusya Federasyonu’dur (RF). SSCB
döneminde inşa edilen boru hatları bunun en büyük sebebi olmuştur. Rusya, mevcut boru
hatlarını onararak ve yenilerini inşa ederek Orta Asya ülkeleri ile arasında bir enerji köprüsü
kurmuştur. Rusya, Orta Asya’dan çok ucuza aldığı doğalgazı fahiş fiyatla Avrupa’ya satmıştır.
Böylece Rusya hem ekonomisini güçlendirmiş hem de dünyanın en büyük enerji ülkelerinden
biri haline gelmiştir.
Orta Asya ülkeleri, enerji sevkiyatı konusunda Rusya’ya muhtaç olmaktan ve kendi
enerjisini Rusya’nın belirlediği oldukça düşük fiyattan satmaktan fazlasıyla rahatsızdır. Bu
yüzden söz konusu ülkeler, Rusya'ya olan bağımlılıklarını azaltmak istemektedirler. Bunun bir
yolu, enerji ihracında Rusya'ya olan bağımlılığın azaltılması, yani alternatif boru hatları tesis
697
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
etmektir. Ancak bunun kısa sürede başarılması mümkün gözükmemektedir. Zira Rusya,
bölgedeki varlığını ve etkinliğini kaybetmek istememekte ve bölgeyi arka bahçesi olarak
görmektedir.
AB ve ABD, Rusya’nın enerji üretimi ve nakli konusunda bu kadar etkili olmasından
oldukça rahatsızdırlar. Bu nedenle, iki ülke, bölge ülkeleriyle sürekli olarak irtibat halinde
bulunmakta ve yeni enerji hatları konusunda öneriler sunmaktadırlar. Ancak, gerek Rusya’nın
Orta Asya ülkeleri üzerindeki baskıları, gerekse bölge ülkelerinin aralarındaki çeşitli
problemler, önerilen projelerin hayata geçirilmesini önlemektedir. Özellikle, Hazar Denizi’nin
statüsüyle ilgili anlaşmazlıklar yeni nakil hatlarının oluşturulamamasının en büyük nedenidir.
Son dönemde AB, ABD ve Orta Asya ülkeleri arasında Trans-Hazar ve Nabucco
projelerinin geleceği ile ilgili görüşmeler yürütülmektedir. Ancak, Nabucco konusunda İran,
Trans-Hazar konusunda ise Azerbaycan ile Türkmenistan arasındaki sorunlar bir sonuca
ulaşılmasını engellemektedir. Bu ülkeler, gelişimlerini hızlandırmak ve Rusya’ya bağımlı
olmaktan kurtulmak için aralarındaki problemleri çözmeye mecbur olduklarının farkındadırlar.
Orta Asya ülkeleri Çin’le de enerji konusunda işbirliği yapmaktadırlar. Büyüyen
ekonomisi için enerjiye ihtiyaç duyan Çin, Orta Asya’da oluşturduğu ve oluşturmaya çalıştığı
boru hatları ile bölgede önemli bir oyuncu olduğunu ortaya koymaktadır. Üstelik, Çin ne Rusya
gibi bu ülkeleri tehditle sindirmeye çalışmakta ne de Batılı ülkeler gibi bu ülkelerin insan
hakları sicilinden şikayet etmektedir. Çin, pragmatist dış politikasıyla bu ülkeleri kendine
doğru çekmeyi başarmıştır. Bu sebeplerle, Orta Asya ülkeleri ve Çin arasındaki ilişkiler
günden güne gelişmektedir.
Orta Asya, bir çevre felaketi ile karşı karşıyadır. Bu felaketin en çarpıcı örneği, Aral
Gölü’nün durumudur. Dünyanın en büyük göllerinden biri olan Aral Gölü, günümüzde
buharlaşıp yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Amu Derya ve Sri Derya nehirleri, dev
sulama ağları ile pamuk tarlalarına yönlendirildiği için, Aral Gölü’ne 1970'den beri su
ulaşmamaktadır. Eskiden göl kenarında bulunan balıkçı kasabalarının günümüzde göle uzaklığı
75 kilometreye çıkmıştır. Ayrıca rüzgâr, buharlaşan gölden çevreye tonlarca tuz taşımaktadır.
Bu durum ekilebilir alanları işe yaramaz hale getirmekte ve ölümcül hastalık riskini
artırmaktadır.
Bir diğer çevre felaketi, Kazakistan'daki nükleer kirlenmedir. Kazakistan'da bulunan
Semipalatinsk (Semey) nükleer santralinde SSCB döneminde pek çok nükleer deneme
yapılmıştır. Bu denemeler ürkütücü boyutlarda çevre kirliliği oluşturmuştur. Bu, insan sağlığını
da etkilemiştir. Bunun sonucu olarak, Aktöbe bölgesinde, çocukların % 40'ı çeşitli sakatlıklarla
doğmaktadır.
Orta Asya ve Avrupa Birliği (AB)
Avrupa Birliği, dünyanın en büyük ekonomik bütünleşmesi olup ABD’den sonraki
ekonomik güçtür. Son dönemde Avrupa Birliği, siyasi bütünleşmeyi ana hedefi haline
getirmiştir. Bu sebeple Avrupa Birliği, dış ilişkilere ağırlık vermektedir. Bu çerçevede Avrupa
Birliği, Orta Asya ülkeleriyle çeşitli ilişkilere girmiştir.
1997 yılı, Batı’nın Orta Asya politikasında bir dönüm noktasını oluşturmuştur. AB
Komisyonu’nun 1997’de hazırladığı enerji raporu bu bölgeye yönelik bakışı önemli ölçüde
698
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
değiştirmiştir. Ayrıca, 11 Aralık 1998’de Viyana’da yapılan AB Zirvesi’nde, “Yeni Bağımsız
Olmuş Ülkeler” başlığı altında bölgede kötüye giden ekonomik durum ele alınmıştır.
Avrupa’nın “Komşuluk Politikası” da Avrupa ve Orta Asya ülkelerini, gerek siyasi işbirliği
gerekse iktisadi kalkınma açısından daha fazla yakınlaştırmaktadır.
AB, önemli bir uluslararası aktör olmuş ve dünyanın her bölgesi ile ilişkiye girmiştir.
Bugün 100'den fazla ülkede AB temsilciliği bulunmaktadır. Orta Asya da, AB'nin ilgi alanı
dışında kalmamıştır. AB, Orta Asya'nın önemli kentlerinde temsilcilik açmıştır. Birliğin
Kazakistan'ın başkenti Almatı'da, Tacikistan'ın başkenti Duşanbe'de ve Kırgızistan'ın başkenti
Bişkek'te temsilcilikleri bulunmaktadır. Öte yandan, AB, Bakü ve Taşkent'te, henüz temsilcilik
statüsü kazanamayan Avrupa Evleri açmıştır. Bunların sonucu olarak, AB'nin bölge ülkeleri ile
ikili siyasi ilişkileri yıldan yıla gelişmektedir.
Orta Asya'daki beş ülkede, başta hafif sanayi olmak üzere, sanayinin gelişmişlik
düzeyi düşük seviyededir. Bu sebeple, toplam nüfusu 55 milyonu geçen Orta Asya, Avrupa
Birliği için geniş bir pazar oluşturmaktadır. Bununla bağlantılı olarak; iyi yönetim, hukuk
devleti, insan hakları, demokratikleşme ve eğitim, Avrupa Birliği’nin Orta Asya ülkeleriyle
tecrübelerini paylaşmak istediği ana alanlardır. Avrupa Birliği, siyasi istikrar ve refahın
sağlanmasına hizmet edecek bölgesel bütünleşme için de tecrübelerini sunabilecektir. Bu
konuda özellikle Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinin siyasi ve ekonomik dönüşüm süreçlerinden
edinilen deneyimler aktarılabilecektir. Buna karşılık, Orta Asya ülkeleri ise Afganistan'daki
terörle mücadele, Afganistan kaynaklı uyuşturucu ticaretinin önlenmesi, bölgedeki radikal
güçler ve örgütlü suç faaliyetleriyle mücadele alanlarında Avrupa Birliği'yle işbirliğini
yoğunlaştırmayı arzulamaktadır.
AB’nin yürüttüğü “Bağımsız Devletler Topluluğu'na (BDT) Teknik Yardım Programı
(TACIS)”, Birliğin bölge ile yakınlaşmasının temelini oluşturmaktadır. Söz konusu programla,
1991-1999 yılları arasında, BDT ülkelerine 4.226 milyon dolar yardım yapılmıştır.
Programının 2000-2006 bütçesi ise 3.238 milyar avrodur. Öte yandan, AB ve Batı Avrupa
ülkelerinin Orta Asya ülkeleri ile ticari-ekonomik ilişkileri yıldan yıla ilerlemektedir. Orta
Asya ülkelerinin dış ticaretinde Rusya'nın payı azalırken, Avrupa devletlerininki
yükselmektedir. Günümüzde AB, bu ülkelerin başta gelen ticaret ortağıdır.
AB, SSCB'nin dağılmasının ardından bölgedeki siyasi ve ekonomik reformlara destek
vermiştir. Nitekim, ikili düzeyde imzalanan Ortaklık ve İşbirliği anlaşmaları, AB'nin bölge
ülkeleri ile yakın siyasi ilişki kurmasına zemin hazırlamıştır. 2004 Mayıs’ında 10 yeni üyenin
katılımı ile birlikte AB'nin genişlemesi dış dünya ile ilişkilerine yansımıştır. Ayrıca, 2004
yılında gündeme gelen “Avrupa Komşuluk Politikası”, doğrudan bölge ülkelerini kapsamına
almamış olsa da, bölge ülkeleri ile AB arasında yeni işbirliği alanları ortaya çıkarmıştır.
AB'nin Orta Asya ülkelerine yaptığı teknik yardım, bölgeye gelen diğer yardımları
bütünleyen ve katma değer yaratan karakter taşımaktadır. Bu yardımların temel hedefi, bölge
ülkelerinde siyasi istikrarı artırmak, siyasi ve sosyal gerilimleri azaltmak, yoksulluğu ortadan
kaldırmak ve bölge genelinde yatırım ve ticaret ortamını iyileştirmektir. Bu genel hedefler
doğrultusunda öncelik bölgesel işbirliği programlarına verilmektedir. AB, bölge ülkeleri
arasında taşımacılık, enerji, doğal kaynakların rasyonel kullanımı ve çevreye ilişkin
sözleşmelerin uygulanmasına destek sağlamaktadır. Bunları tamamlamak üzere Birlik, ulusal
699
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
düzeyde hükümetlerin yürüttüğü eğitim, kültür ve sağlık projelerini desteklemektedir. Bazı
pilot bölgelerde, yoksullukla mücadele adı altında kırsal kalkınmaya destek verilmektedir.
AB ile bu ülkeler arasında, TACIS programı ile başlayan ve ikili düzeyde imzalanan
Ortaklık ve İşbirliği anlaşmaları ile gelişen ilişkiler mevcuttur. Bu ilişkilerin temel hedefi,
bölge ülkelerinin, Avrupa Komşuluk Politikası rejimine benzer şekilde istikrar içinde
bulundurulmalarıdır. AB, çeşitli programlar kanalıyla; hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler,
siyasi istikrar ve pazar ekonomisi bakımından bölge ülkelerine yardım etmektedir.
Bu faktörlerden etkilenen Avrupa Birliği, 2007-2013 dönemi için öngörülen yardım
programı ve belirlemiş oluğu strateji ile Orta Asya ülkeleriyle işbirliği yapmak istediği
öncelikli alanları belirlemiştir. Bu bağlamda Avrupa Birliği, bölgedeki istikrar ve güvenliği
korumayı, bölge ülkelerine ekonomik yardım sağlayarak yoksulluğun giderilmesine katkı
yapmayı ve bölge ülkeleriyle daha yakın işbirliği ilişkileri oluşturmayı kararlaştırmıştır. Söz
konusu strateji kapsamında Avrupa Birliği, 2013 yılına kadar, Orta Asya ülkelerine yapılacak
olan yardımları iki katına çıkarıp toplam 750 milyon avro ekonomik yardım sağlayacak, bu
ülkelerin ekonomilerinin çeşitlendirilmesine katkı yapacak ve bölgedeki ülkelerin en kısa
sürede Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) katılmasını sağlamak için girişimlerde bulunacaktır.
2007-2013 dönemini kapsayan strateji çerçevesinde Avrupa Birliği’nin hedefleri
arasında şunlar yer almaktadır:
1.Dışişleri Bakanları seviyesinde düzenli bir bölgesel siyasi diyalog tesis etmek,
2.“Avrupa Eğitim İnisiyatifi” oluşturmak,
3.“Avrupa Birliği Hukuk Devleti İnisiyatifi”ni başlatmak,
4.Her bir bölge ülkesiyle “İnsan Hakları Diyalogu” tesis etmek,
5.Bölge ülkeleriyle düzenli bir enerji diyalogu geliştirmek.
Avrupa Birliği’nin Orta Asya bölgesine olan ilgisini şu nedenlere dayandırmak
mümkündür:
1. Enerji işbirliği ve güvenliği,
2. Güvenlik ve istikrar sorunları,
3. Orta Asya bölgesinde etkin olan bölgesel ve küresel aktörler ve Avrupa Birliği’nin
bunlarla işbirliği yapmak istemesi.
İlk olarak, Orta Asya’nın ekonomik potansiyeli, özellikle sahip olduğu petrol ve
doğalgaz rezervleri Avrupa Birliği için büyük önem taşımaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri,
Rusya ile yaşanan enerji krizi sonrasında, enerji güvenliği ve çeşitlendirilmesi konusunda daha
ciddi adımlar atmaları gerektiğinin farkına vardı. Rusya üzerinden Avrupa pazarlarına ulaşan
enerjinin büyük bölümünün Orta Asya kaynaklarından sağlandığı göz önünde
bulundurulduğunda konunun Brüksel için önemi daha net anlaşılmaktadır.
Alternatif enerji sağlayıcıları arayışına giren Avrupa Birliği, bu kapsamda Orta
Asya’yı potansiyel bir alan olarak görmektedir. Avrupa Birliği’nin enerji kaynaklarına olan
bağımlılığı ve güvenli bir enerji piyasası oluşturulabilmesi için farklı enerji kaynaklarının
700
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
piyasaya sunulmasına imkân sağlayan politikaların geliştirilmesine olan ihtiyaç Avrupa Birliği
ile Orta Asya ülkeleri arasındaki işbirliğini güçlendirmektedir.
Dünyanın yeni enerji tedarikçisi haline gelen Orta Asya ülkeleri, zengin enerji
kaynaklarına sahip olmanın yanı sıra, Karadeniz ve Hazar Denizi enerji piyasaları arasında
bütünlük sağlanmasında da kritik rol oynamaktadırlar. Bununla beraber, bugün Orta Asya
ülkelerinden Avrupa'ya yapılan doğal gaz ihracatı, hemen hemen tümüyle Rusya üzerinden
gerçekleşmektedir. Orta Asya'ya enerji alanındaki bağımlılığının giderek artması karşısında
Avrupa Birliği, enerji nakil hatlarının güvenliğini düşünmek zorunda kalmıştır. Bununla
birlikte, Rusya ve Ukrayna arasındaki doğal gaz anlaşmazlıkları ise, Avrupa Birliği'nin
endişelerine yeni bir boyut getirmiştir. Rusya'nın enerjiyi diğer ülkelerle ilişkilerinde bir silah
olarak kullanması karşısında Avrupa, Rusya'yı saf dışı bırakabilecek bir enerji koridoruna
açılmak istemektedir. Bu yüzden, Karadeniz'in altından geçecek olan “Nabucco Doğal Gaz
Boru Hattı Projesi”, bu ihtiyacın bir sonucu olarak gündeme gelmiştir. Bu bağlamda Avrupa
Birliği, enerji alanında Orta Asya ülkeleri arasında bu projeye ilişkin ortak bir tutum
belirlenmesini sağlamak ve projeye ön yatırım yapmak için girişimlerini sürdürmektedir.
AB, enerji ve istikrar amacı doğrultusunda yeni projeler geliştirmiştir. Bu projeleri
birbirleri ile ilişkili üç başlık altında toplamak mümkündür: TACIS (Technical Assistance to
the Commonwealth of Independent States) ve resmi olarak TACIS’in imkânlarından
faydalanarak hayata geçirilmeye çalışılan INOGATE (Interstate Oil and Gas Transport to
Europe) ve TRACECA (Transport Corridor Europe Caucasus Asia).
AB, Orta Asya Strateji Belgesi’nde demokrasi ve siyasi istikrar gibi konuların altını
çizmiştir. Bu husus, AB’nin enerji arzını çeşitlendirirken öncelikli olarak siyasi istikrar ve iyi
yönetim özelliği bulunan üreticileri tercih etmeye çalışmasının ana nedenidir. Bu çabanın temel
dayanak noktası, ekonomik açıdan büyük çapta projelerde sözleşmelere uyulması ve
yatırımların garanti altına alınması isteğidir. Böylelikle Avrupa’nın enerji güvenliği
konusundaki tehdit algılamalarının minimuma indirilmesi amaçlanmaktadır.
Avrupa Birliği’nin Orta Asya’ya olan ilgisinin ikinci önemli sebebi Afganistan
merkezli güvenlik ve istikrar sorunlarıdır. Afganistan’da görev yapan Uluslararası Güvenlik ve
Destek Gücü (ISAF) kapsamında Avrupa Birliği üyesi ülkeler bölgede asker
bulundurmaktadırlar. Afganistan, Pakistan ve İran gibi ülkelere yakınlıkları dikkate
alındığında, güvenlik sorunları ve bölgesel iktisadi kalkınma, Avrupa Birliği ve Orta Asya
ülkeleri arasında yakın işbirliğini gerektirmektedir. Diğer bir ifadeyle; göç, organize suçlar,
uluslararası terör gibi alanlar da yakın işbirliğini gerekli kılmaktadır.
Avrupa Birliği’nin bölgeyle ilgilenmesindeki üçüncü neden, Orta Asya bölgesinde
etkin olan bölgesel ve küresel aktörler ve Avrupa Birliği’nin bunlarla işbirliği yapmak
istemesidir. Bölgede yaşanan gelişmelere oldukça uzak kalan ve bu gelişmeleri yönlendirme
kabiliyetine henüz sahip olmayan Avrupa Birliği’nin öncelikli hedefi, Orta Asya’da küresel bir
aktör olarak kabul görmektir. Orta Asya coğrafyasında yaşanan değişimin dışında kalmak
istemeyen Avrupa Birliği’nin en önemli gerekçesi, jeopolitik oyunun dışında kalmamaktır. Bu
sebeplerle Avrupa Birliği, Orta Asya coğrafyasını, bölgede etkin olan diğer bölgesel ve küresel
aktörlerle iyi bir işbirliği zemini olarak değerlendirmektedir. Söz konusu aktörlerin başında
ABD, Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti gelmektedir.
701
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Mevcut politikalarına uygun olarak Avrupa Birliği, Orta Asya ülkeleri ile ilişkilerinde
bugüne kadar demokrasi ve insan hakları gibi değerleri ön planda tutmuştur. Buna karşılık
Avrupa Birliği’nin önümüzdeki dönemde bu fikirlerin kuvvetli savunuculuğunu daha fazla
sürdürmeyebileceği muhtemeldir. Nitekim Avrupa Birliği, Orta Asya’nın stratejik açıdan en
önemli ülkesi sayılan Özbekistan’a, Andican olayları sonrasında, ağır eleştiriler yöneltmiş ve
bu ülkeye yönelik bir takım ambargoları devreye sokmuştu. Buna karşın, eleştiri ve
ambargoların gündeme gelmesine neden olan konularda Özbekistan’da hiçbir olumlu gelişme
olmamasına rağmen, Avrupa Birliği’nin bu sert tutumunun yerini yumuşamaya bıraktığı, hatta
geri adım atma sinyalleri verdiği görülmektedir.
AB’nin, Orta Asya’ya yönelik politikaları, ekonomik kaygıların ön planda tutulduğu,
buna karşılık demokrasi ve insan hakları sorunlarının ise ekonomiye göre ikinci planda yer
aldığı politik bir açılım olarak algılanabilir. Küresel güç mücadelesinin geç aktörü AB, daha
önceden ortaya koyduğu çekinceler ve hassasiyetleri bir kenara koyarak, daha pragmatist bir
tavır sergilemeye başlamıştır. AB’nin menfaatleri ve güvenlik endişesi ahlaki dış politikanın
bir adım önüne geçmiş durumdadır. Bu hususta AB açısından da pek fazla seçenek mevcut
değildir. Batı’nın çelişkisi ve politikalarındaki çifte standart kendisini burada bir kez daha
ortaya koymuştur.
Geniş bir perspektifle ele alındığında, söz konusu bu politikalar aslında ortak bir
amaca hizmet etmektedir. Bu ortak amaçsa bölge içinde ve bölgeler arasında demokratik,
şeffaf, istikrarlı ve güvenli bir ortam oluşturarak, enerji transferi gibi ana konuların huzur
içerisinde gerçekleştirilmesidir.
Türkiye’nin Önemi
Türkiye'nin Orta Asya bölgesindeki etkisi, 1990'lı yıllardan farklı olarak, günümüzde
oldukça düşük bir görüntü ortaya koymuştur. İlk yıllarda ilişkilerin geleceği konusunda ileri
sürülen iyimser görüşler zamanla negatifleşmiştir. Birçok alanda asgari müşterek ve işbirliği
imkânları bulunmasına rağmen, Türkiye'den ve bölge ülkelerinden kaynaklanan sebeplerle,
ortak faaliyet alanları sınırlı kalmıştır.
Avrupa ile Asya arasındaki geçiş köprüsü niteliği dolayısıyla sahip olduğu stratejik ve
jeopolitik konumu sebebiyle AB Türkiye’yi bölgedeki diğer devletlerden farklı bir şekilde
değerlendirmektedir. Türkiye, AB’nin Orta Asya’ya açılan kapısı gibi durmaktadır.
Türkiye AB ile katılım müzakereleri yürütmektedir. Bu sebeple AB ile Türkiye pek
çok alanda yakınlaşmıştır. Bunun bir sonucu olarak, AB ve Türkiye’nin Orta Asya politikaları
benzer ve paralel nitelik göstermektedir. Enerji transferi açısından en az maliyete sahip, doğru
ve rasyonel yol olan Balkanlar’da istikrarlı ve güvenli bir ortamın sağlanmasını isteyen AB,
aynı politikasını Orta Asya’da da devam ettirmektedir. Türkiye, Orta Asya’dan Avrupa’ya
enerji transferini gerçekleştirecek en kısa yol üzerinde bulunmaktadır. Ülkemiz de hem TransHazar hem de Nabucco konusunda isteklidir. Çünkü bu projelerin gerçekleşmesi halinde
Türkiye bir enerji terminali haline gelecektir. Böylece Türkiye’nin hem stratejik önemi artacak,
hem de projelerin çok önemli ekonomik getirileri olacaktır.
Almanya’nın öncülüğüyle hazırlanan Avrupa Birliği’nin yeni Orta Asya strateji
belgesi Türkiye’ye sıkıntılı günler yaşatabilir. Almanya, bu girişimle, birkaç hedefe ulaşmayı
702
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
amaçlamaktadır. Almanya, öncelikle, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye olan enerji bağımlılığını
önlemeyi; ikinci olarak, Orta Asya ülkelerinin Avrupa’ya açılmak için Türkiye’ye duydukları
ihtiyacı ortadan kaldırmayı; üçüncü olarak, Doğu Avrupa ülkelerini Rusya’nın baskısından
kurtarmayı ve son olarak da Rusya’yı rasyonel bir diplomasiyle ikna etmeyi ve onu bölgesel
bir rakipten kurtarmayı hedeflemektedir.
Bu gelişmeler, Türkiye için enerji alanında zorlu bir dönemin başlayabileceğini ifade
etmektedir. Bu sebeple Türkiye, Nabucco’yu destekleyen hem Orta Asya ülkeleri hem de ABD
ile temaslarını yoğunlaştırmalı ve proje için somut adımlar atmalı, Gürcistan ve Ukrayna’daki
iç karışıklıklar ve bölgesel istikrarsızlık alanlarına karşı istikrarlı ve güvenilir bir ülke olarak
kendini ön plana çıkarmalı, Rusya’nın 1815 yılından beri hiçbir zaman Doğu Avrupa’dan
vazgeçmediğini ve kendisini bu bölgeden çekeceğine dair Avrupalılara verdiği hiçbir sözü
tutmadığını, Avrupa Birliği ülkelerine anlatmalıdır.
AB, sadece enerji transferi açısından değil, diğer tüm ticari ilişkilerde, özellikle
karayolu taşımacılığı gibi faaliyetlerde Türkiye’nin konumu etkin bir şekilde kullanmak
istemektedir. Özellikle Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaştırma Koridoru (TRACECA) gibi projeler
dikkate alındığında Türkiye’nin konumu giderek önem kazanmaktadır. Nitekim TRACECA,
Orta Asya ülkelerini Kafkasya üzerinden Avrupa’ya bağlamayı hedefleyen ve ağırlıklı olarak
demiryolu olmak üzere tüm ulaşım sistemlerini içeren bir Doğu–Batı ulaşım koridorudur.
TRACECA projesinin tamamlanması ile demiryolu ve karayolu bağlantıları olan limanlardaki
ana nakliyat merkezleriyle Türkiye, Avrupa-Asya yük trafiğinde merkez olmaya adaydır.
Projenin gerçekleşmesi ile Türkiye, bölge devletleri ile ilişkilerini geliştirme fırsatını
yakalayacak ve karayolu üzerinden Orta Asya ile bağlantı kurabilecektir. Böylelikle
Türkiye’nin Güney Kafkasya ve Asya ülkeleri ile ticaret hacmi artacaktır. Bu husus, Avrupa
ülkelerinin gözünde Türkiye’nin değerini yükseltecektir.
Söz konusu proje, AB’ne, Türkiye üzerinden Orta Doğu ülkelerine uzanma fırsatını
da sunmaktadır. Avrupa Birliği’nin TRACECA projesinde somutlaşan Orta Asya açılımı
küresel çekişme ile bağlantılıdır. Dolayısıyla bu küresel proje, değişik çıkar ve çatışmaları
barındırmaktadır. Nitekim projenin gördüğü muazzam mali ve teknik destek bu iddiayı
doğrulamaktadır. Bu projenin uzun vadedeki amaçlarından birisi enerji koridorunu mümkün
kılacak ortamın hazırlanmasıdır.
Sonuç ve Değerlendirme
Orta Asya’daki cari sorunların tarihten miras olduğu görülmektedir. Sorunlar SSCB
döneminden geriye kalmıştır. Bölge ülkelerinin sorunlarının büyük çoğunluğu ekonomik ve
siyasi niteliklidir.
Bölge ülkeleri sahip oldukları enerji kaynakları dolayısıyla uluslararası politikada
ağırlığa sahip bulunmaktadırlar. Bu husus onların en önemli gücünü oluşturmaktadır.
Orta Asya ülkelerinin enerjisi Rusya ile yakın bağlantılıdır. Zira bu kaynaklar nakil
hatlarıyla Rusya’ya, oradan diğer bölgelere gönderilmektedir. Bu sebeple bölge ülkeleri
Rusya’ya bağımlıdır.
Enerji kaynakları, büyük güçlerin bölge ülkeleriyle ilişkiye girmesine yol açmıştır. Bu
güçlerin başında Avrupa Birliği, ABD ve Çin gelmektedir.
703
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Avrupa Birliği çeşitli sebeplerle Orta Asya’ya ilgi göstermiştir. TACIS, Strateji
Belgesi, vb Avrupa Birliği’nin bölgeye olan ilgisinin somut göstergeleridir.
Avrupa Birliği’nin Orta Asya’ya yönelmesinde enerji ön plana çıkmaktadır. Burada
şu hususlar dikkat çekmektedir:
-Avrupa Birliği’nin enerji konusunda Rusya’ya bağımlı olması,
-Alternatif ihtiyacı ve Orta Asya’nın bir alternatif olarak öne çıkması,
-Enerji nakliyle ilgili yeni/alternatif projeler (örneğin Nabucco).
Avrupa Birliği’nin Orta Asya politikasında ekonomik kaygılar ön plandadır. Buna
karşılık demokrasi ve insan hakları, bu politikada ikinci planda yer almaktadır.
Türkiye, Avrupa Birliği’nin Orta Asya’ya açılmasında kapı/anahtar konumundadır.
Ayrıca Türkiye, Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanacak enerji hatları bakımından en iyi
güzergâhtır. Bu tespit her türlü ulaştırma bakımından da geçerlidir. TRACECA, bunun somut
ifadesidir.
KAYNAKÇA
“AB Raporu: Orta Asya boru hatları AB için hayati”, http://yenisafak.com.tr/arsiv/
2006/haziran/06/8701.html, (Erişim Tarihi: 31.07.2008).
“AB-Orta Asya işbirliği”, http:[email protected],
(Erişim Tarihi: 17.07.2008).
“AB'den Orta Asya Cumhuriyetlerine Yardım”, http://www.voanews.com/turkish/
archive/2008-02/2008-02-21-voa9.cfm, (Erişim Tarihi: 31.07.2008).
“AB'nin Orta Asya stratejisi”, http://www.abm-istanbul.org/tr/content.asp?PID=
%7BBBC74EC1-A3CC-4E25-A759-CB9BFF1C3F92%7D, (Erişim Tarihi: 31.07.2008).
Aras, Bülent, Türkiye'nin Orta Asya Politikası: Köprüden cazibe merkezine', Zaman,
07/12/2007, http://www.bulentaras.com/yorum_8.html, (Erişim Tarihi: 31.07.2008).
“Avrupa Birliği (AB)”, http://www.cografya.gen.tr/siyasi/jeopolitik/avrupabirligi-hedefler.htm, (Erişim Tarihi: 31.07.2008).
“Avrupa Birliği, Orta Asya İle İlişkilerini Geliştiriyor”, http://www.haberler.
com/avrupa-birligi-orta-asya-ile-iliskilerini-haberi/, (Erişim Tarihi: 17.07.2008).
“Avrupa Birliği Orta Asya'ya Açılıyor”, http://www.haberalemi.net/haber_
detay.php?haber_id=22421, (Erişim Tarihi: 17.07.2008).
Belge, Murat, “AB ve Orta Asya”, Radikal Gazetesi, 14.12.2007,
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=241526&tarih=14/12/2007, (Erişim Tarihi:
17.07.2008).
Demirağ, Yelda, “Soğuk Savaş Sonrası Türkiye’nin Orta Asya Siyasetinde Gelinen
Nokta ve Gelecekte Bölgeye İlişkin İzlenmesi Gereken Dış Politika Stratejisi”, http://www.
704
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
jeopolitik.org/index.php?option=com_content&task=view&id=22&Itemid=28,
Tarihi: 31.07.2008).
(Erişim
Dış Ticaret Müsteşarlığı AB Genel Müdürlüğü, AB ve Orta Asya: Yeni Bir
Ortaklık
Stratejisi,
ASYA.doc,
http://www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/AB/ABKurumsalDb/AB_VE_ORTA_
(Erişim Tarihi: 17.07.2008).
Efegil, Ertan, “AK Parti’nin Orta Asya Politikası Üzerine Genel Bir Bakış”, http://
busam.beykent.edu.tr/resimy/ERTAN-EFEG%C4%B0L1.doc,
(Erişim
Tarihi:
31.07.2008).
Erol, Mehmet Seyfettin, “Avrupa Birliği’nin Yeni Orta Asya...”, http://www.kanala.
com.tr/yazioku.asp?Pro=nEo3_1&id=2553&G=21_g, (Erişim Tarihi: 31.07.2008).
Kona, Gamze Güngörmüş, “Türkiye-Orta Asya Cumhuriyetleri: Strateji Modelleme
ve Olası Senaryolar”, http://www.stradigma.com/turkce/agustos2003/vizyon.html, (Erişim
Tarihi: 31.07.2008).
Kök, Havva, “Avrupa Birliği ve Orta Asya”, Avrasya Dosyası, Cilt 1, Sayı 18, 2005,
s. 155-165.
Laçiner,
Sedat,
“Orta
Asya
ve
Türkiye”,
http://www.usakgundem.com/yazarlar.php? id=43&type=3, (Erişim Tarihi: 31.07.2008).
Oğan, Gökçen, “AB'nin Orta Asya'ya Bakışı ve Steinmeier'in Orta Asya Ziyareti”,
http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php?news=135, (Erişim Tarihi: 17.07.2008).
Oğan, Gökçen, “Avrupa Birliği Orta Asya Stratejisini Belirliyor”, http://www.asam.
org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=1498&kat1=7&kat2=, (Erişim Tarihi: 17.07.2008).
Özpek, Burak Bilgehan, “Yeni Dönemde AB Orta Asya İlişkileri ve Türkiye”, http://
www.globalstrateji.org/TUR/Icerik_Detay.ASP?Icerik=1092, (Erişim Tarihi: 17.07.2008).
Şensoy, Süleyman, “Avrupa Birliği-Türkiye Orta Asyanın Çok Boyutlu Güvenliği”,
http://www.siyasaliletisim.org/index.php/suleyman-sensoy-kose-yazileri/76-suleymansensoy/189-avrupa-brl-tuerkye-orta-asyanin-cok-boyutlu-guevenl.html, (Erişim Tarihi:
31.07.2008).
“Türk Dış Politikasında Orta Asya”, http://www.globalstrateji.org/TUR/Icerik_
Detay.ASP?Icerik=970, (Erişim Tarihi: 31.07.2008).
Tüysüzoğlu, Göktürk, “Dünyanın Enerji İle Anılan Bölgesi: Orta Asya”, http://www.
siyasetkulubu.com/content/view/581/248/, (Erişim Tarihi: 31.07.2008).
Ülger, İrfan Kaya, “SSCB Sonrası Orta Asya ve Avrupa Birliği'nin Bölgeye Bakışı”,
http://jeopolsar.com/4.htm ve http://uiportal.net/download.php?view.60, (Erişim Tarihi:
31.07.2008).
Download

indirmek için tıklayınız