Çağ Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
1/64
Anayasa Hukuku II
(1. Hafta)
(02.02.2015)
2/64
Osmanlı Anayasal Gelişmeleri
3/64
Osmanlı Anayasal Gelişmeleri
Osmanlı anayasal gelişmeleri;
- 1808 tarihli Sened-i İttifak ile başlamış,
- 1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanı ile
gelişmiştir.
- İlk Anayasa da 1876 tarihli Kanun-u
Esasi’dir.
Sened-i İttifak (1808)
1. Hazırlanışı
Devletin
İstanbul
ve
taşra’da
kaybolan
otoritesinin
yeniden tesis etmek amacıyla II.
Mahmut döneminde Sadrazam Alemdar Mustafa
Paşa Rumeli ve Anadolu’da âyanları ile yanında
devletin ileri gelenleri olduğu halde 29 Eylül
1808’de bir toplantı yapar.
“Meşveret-i amme” denilen toplantıda varılan
kararlar “Sened-i İttifak” adı verilen bir belgede
Sadrazam, Şeyhülislam, Vezirler ve Ayanlar
tarafından imzalanıp (7 Ekim 1808) Padişaha
sunuldu.
Sened-i İttifak (1808)
1. Hazırlanışı
Daha sonra Padişah II. Mahmut
onayladı.
Sened-i İttifakı
Sened-i İttifak (1808)
2. Getirdikleri
a) Merkezin Kazanımları.
- Padişahın ve devletin otoritesini herkesin kabul
etmesi;
- Sadrazama itaat;
- Vergi toplanmasına ilişkin emirlere uyma;
- Asker ocaklarının Padişaha itaati;
- Âyanların kendi toprakları dışına müdahale
etmemesi.
Sened-i İttifak (1808)
2. Getirdikleri
b) Âyanların Kazanımları
- Sadrazamın keyfi eylemlerinin önlenmesi,
- Suçsuz Ayanlara haksızlık edilmemesi;
- Hanedan haklarının baba’dan oğul’a geçmesinin kabul edilmesi;
- Büyük Ayanların idare alanlarının tanınması,
Âyanların bu kazanımları fiilî “feodal statüleri”ne
süreklilik ve hukukîlik kazandırmak demekti.
Sened-i İttifak (1808)
2. Getirdikleri
c) Genel Kazanımlar
- Sened-i İttifak, “fukara ve reaya”nın
korunmasını, vergilendirilmesinde ölçülü
davranılmasını;
- “Fukara ve reaya”ya zulüm edilmemesini
öngörüyordu.
Sadrazamın
girişmemesi;
kanuna
aykırı
işlere
- Soruşturma yapılmadan ceza verilmemesi
gibi.
Sened-i İttifak (1808)
2. Getirdikleri
c) Genel Kazanımlar.
- Sened-i İttifakın arkasındaki güç olan Alemdar
Mustafa Paşa 15 Kasım 1808’de yeniçeriler
tarafından çıkarılan olaylar neticesinde ölmüştür.
- Ancak Sened-i İttifak Alemdar Mustafa Paşa’nın
yerine
geçen
sadrazamlar
tarafından
imzalanmamıştır.
Sened-i İttifak (1808)
Sened-i İttifak hukukî biçimi itibarıyla hangi tür
bir belgedir?
- Sened-i İttifak, “iki-taraflı” bir belge, bir
“misak”, bir “sözleşme (mukavele, akit)”dir.
- “Sened-i İttifak”;
* Maddî olarak anayasal niteliktedir, ama
* Şeklî olarak bir anayasa değildir.
Sened-i İttifak (1808)
Sened-i İttifak hukukî biçimi itibarıyla hangi tür
bir belgedir?
- Devlet iktidarını sınırlandırmayı amaçlayan bir
girişim olarak Sened-i İttifak, Türk tarihinde ilk
“anayasal belge”dir.
- Türkiye’deki “anayasacılık harekeleri”ni Senedi İttifak ile başlatmakta bir yanlışlık yoktur.
Tanzimat Fermanı: Gülhane Hattı
Hümayunu (1839)
- 1839 yılında İkinci Mahmut’un ölmesinden
sonra
yerine
geçen
Abdülmecit
devletin
kuruluşunu yeniden tanzim eden bir ferman
yayımlamıştır.
- Bu ferman 3 Kasım 1839’da, Gülhane’de,
Padişahın, yabancı elçilerin ve halkın huzurunda
fermanı yazan zamanın Dışişleri Bakanı Mustafa
Reşit Paşa tarafından okunmuştur.
13/64
Tanzimat Fermanı: Gülhane Hattı
Hümayunu (1839)
1. Hükümleri
Tanzimat
Fermanının
tanıdığı
haklar
benimsediği ilkeler şu şekilde özetlenebilir:
ve
a) Malî Güce Göre Vergi İlkesi
b) Devlet Harcamalarının Kanunîliği İlkesi
c) Asker Almada Adalet
d) Ceza Yargılamasına İlişkin Güvenceler
e) Can Güvenliği
14/64
Tanzimat Fermanı: Gülhane Hattı
Hümayunu (1839)
1. Hükümleri
f ) Irz ve Namus Dokunulmazlığı,
g) Mülkiyet Hakkı,
h) Müsadere Yasağı
i) Eşitlik İlkesi
j) Kanunların Hazırlanması.
l) Kanunun Üstünlüğü İlkesi
15/64
Tanzimat Fermanı: Gülhane Hattı
Hümayunu (1839)
2. Temel Haklar Beyannamesi
Tanzimat Fermanını Türklerin ilk “temel haklar
beyannamesi” veya “haklar fermanı” olarak
görülebilir.
16/64
Tanzimat Fermanı: Gülhane Hattı
Hümayunu (1839)
3. Anayasacılık Özelliği
Tanzimat Fermanı, tam bir anayasacılık hareketi
olarak görülebilir.
Padişah,
- kanun (buyruk) çıkarma hakkını bir ölçüde
sınırlandırmakta,
- Kuralları hazırlama yetkisini bir kurula (Meclis-i
Ahkamı-ı Adliye) vermekte, kendisine sadece
onama yetkisini bırakmaktadır.
- Kanunlara kendisinin de uyacağına yemin
etmektedir.
17/64
Tanzimat Fermanı: Gülhane Hattı
Hümayunu (1839)
4. Hukukî Biçimi
- Bu belge Padişahın ağzıyla kaleme alınmıştır.
- Bunlar Padişah buyruğu olduğundan ülkedeki
herkesi bağlar.
- Tek-yanlı bir işlemdir.
- Hukukî biçimi itibarıyla bir “ferman”dır.
18/64
Tanzimat Fermanı: Gülhane Hattı
Hümayunu (1839)
5. Anayasal Niteliği
Bazı yazarlar, Tanzimat Fermanını “bir nevi
anayasa” olarak görmüşlerdir.
Ama Tanzimat Fermanını, şeklî anlamda anayasa
anlayışına göre bir anayasa değildir.
19/64
Tanzimat Fermanı: Gülhane Hattı
Hümayunu (1839)
6. Tanzimat Fermanının Müeyyidesi
Padişah, fermanda ilân edilen ilkelere ve
konacak kanunlara uyacağına yemin etmektedir.
Aynı yeminin Ulema ve Vüzera* tarafından
yapılması da Tanzimat Fermanında öngörülmüştür.
Sonuç olarak, Tanzimat Fermanının Türk
anayasacılık hareketleri içinde önemli bir adım
olduğunu söyleyebiliriz.
* Vezirler
20/64
Islahat Fermanı (1856)
Islahat Fermanı,
- Kırım Harbinin son yıllarında hazırlanarak Paris
Andlaşması’nın imzalanmasından altı hafta önce,
- 28 Şubat 1856’da Bâb-ı Âlî’de bütün “bakanlar”,
“yüksek memurlar”, “şeyhülislâm”, “patrikler”,
“hahambaşı” ve “cemaat” ileri gelenleri önünde
okunarak ilân edilmiş ve
- Paris Andlaşması’nı
bildirilmiştir.
hazırlayan
devletlere
21/64
Islahat Fermanı (1856)
- Kırım Harbinde, İngiltere, Fransa ve Avusturya
Osmanlı
İmparatorluğunu
Rusya’ya
karşı
desteklemişti.
- Bunu karşılığı olarak ve Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa Devletleri ailesine katılmasının
şartı olarak 1856 Paris Konferansı öncesinde,
Avrupa Devletleri birtakım şartlar ileri sürdüler.
- Bu şartlar Islahat Fermanının esasları olarak Ali
Paşa ile İstanbul’daki İngiliz ve Fransız elçileri
arasında kararlaştırıldı.
22/64
Islahat Fermanı (1856)
- Islahat Fermanı da Tanzimat Fermanı gibi
Padişah Abdülmecit tarafından yayınlanmıştır.
- Islahat Fermanı Tanzimat Fermanından daha
kapsamlıdır.
23/64
Islahat Fermanı (1856)
Hükümleri
- Tanzimat Fermanının tanıdığı hak
özgürlükleri, benimsediği esasları teyit eder.
ve
- Gayrimüslimlere eskiden beri tanınmış hakların
aynen sürdüğü belirtiliyordu,
- Gayrimüslimlerin ihtiyaçları “patrikhanelerde teşkil olunacak meclisler marifetiyle” Bâb-ı
Âliye “arz ve ifade” edilecek,
- Patriklerin seçim usulü iyileştirilecek,
- Gayrimüslim din adamlarına devlet maaş
bağlayacak,
24/64
Islahat Fermanı (1856)
Hükümleri
- Hıristiyan rahiplerinin menkul ve gayrimenkul
mallarına müdahalede bulunulmayacak,
- Gayrimüslimler kendi işlerini görebilmeleri için
her cemaatin birer meclis seçmesi kabul edildi,
- Gayrimüslimlerin ibadet yerlerinin, okul,
hastane ve mezarlıklarının tamirlerine engel
olunmayacak;
yenilerinin
yapılmasına
izin
verilecek.
- Mezhep ayırımı yapılmayacak, ibadet özgürlüğü
tanınacak.
25/64
Islahat Fermanı (1856)
Hükümleri
- Mezhep, dil ve cinsiyet bakımından eşitlik ilkesi
kabul edildi, inanç özgürlüğü sağlandı.
Devlet
memurluğuna
girişte
gözetilmemesi ilkesi benimsendi.
din
farkı
- Gayrimüslimler de devletin askerî ve mülkî
okullarına kabul edilecek,
- Yargılamadaki Müslüman – Gayrimüslim ayırımı
kaldırıldı.
- Gayrimüslimler de eyalet meclislerine girebilecek
ve Meclis-i Vâlâ’da* temsil edilebilecekti.
* II. Mahmud döneminde ıslahat
hareketlerinin gerektirdiği yeni
26/64
nizamnameleri hazırlamak, memurların muhakemesiyle meşgul olmak, gerek görülen devlet işlerinde
oy
Islahat Fermanı (1856)
Hükümleri
- İşkencenin yapılması yasaklanıyor,
- Askerlik hizmetine gayrimüslim tebaanın da
kabulü esası benimsenmişti.
Ancak askerlik hizmetine gitmek istemeyenler
için “bedel verilmesi” kabul edildi.
- Vergi alımında din ayrımı yapılmayacağı ilân
ediliyordu.
- Yabancılara Osmanlı toprakları üzerinde mülk
edinme hakkı tanınıyordu.
27/64
Islahat Fermanı (1856)
Hükümleri
Özetle,
Islahat
Fermanının
ana
hedefi,
Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında her
yönden tam bir eşitlik sağlamaktı.
Sonuç olarak, Islahat Fermanı, Sened-i İttifak ile
başlayan, Tanzimat Fermanı ile devam eden
Osmanlı anayasacılık hareketleri içinde atılmış
önemli bir adımdır.
Dış baskı ile alındığı belirtilir.
28/64
Kanun-u Esasî (1876)
Abdülaziz
Hazırlanışı
Veliaht Abdülhamit, Kanun-u Esasîyi ilân
edeceği konusunda dönemin Sadrazamı Mithat
Paşaya söz verip tahta çıkınca Kanun-u Esasîyi 23
Aralık 1876 günü bir ferman ile ilan etti.
29/64
Kanun-u Esasî (1876)
Hazırlanışı
- Kanun-u Esasî, Padişah tarafından atanan
“Cemiyet-i Mahsusa” isimli bir kurul tarafından
hazırlanmıştır.
- Neticede Padişah tarafından kabul ve ilân
edildi.
- Görüldüğü gibi Kanun-u Esasî, halkı temsil
eden
bir
“kurucu
meclis”
tarafından
hazırlanmamıştır.
30/64
Kanun-u Esasî (1876)
Hazırlanışı
- Keza Kanun-u Esasînin kabulü için bir “kurucu
referandum” da yapılmamıştır.
- Kanun-u Esasî, hukukî olarak Padişahın tek
yanlı bir işleminden doğmuştur.
- Kanun-u
“ferman”dır.
Esasî
hukukî
biçimi
itibarıyla
31/64
Kanun-u Esasî (1876)
Anayasal Niteliği
Kanun-u Esasî hem maddi anlamda hem de şekli
anlamda tam bir “anayasa”dır.
Temel ilkeleri:
- Osmanlı Devleti bir “monarşi”dir.
Yani, devlet
etmektedir.
başkanlığı
irsî
olarak
intikal
- Osmanlı Devleti bir federal devlet değil, üniter
devlettir.
- Osmanlı Devleti laik değildir.
Devletin bir dinî vardır, o da “din-i İslâm”dır.
32/64
Kanun-u Esasî (1876)
Temel ilkeleri
- Kanun-u Esasîye göre devletin resmî bir dili
vardır; o da Türkçedir.
- Devlet hizmetine girmek için bu dili bilmek
gerekir.
- Devletin Başkenti İstanbul’dur.
33/64
Kanun-u Esasî (1876)
Temel Hak ve Özgürlükler
Kanun-u Esasî Osmanlı tebaasının temel hak ve
özgürlüklerini düzenlemiştir.
Bunlar şunlardır:
- Vatandaşlık Hakkı: “Osmanlılık”, ırksal, dilsel veya
dinsel bir vatandaşlık anlayışı değil, “hukukî”,
“anayasal” bir vatandaşlık anlayışına dayanır,
- Kişi Hürriyeti, Kişi Güvenliği, İbadet Hürriyeti,
- Basın Hürriyeti, Şirket Kurma Hürriyeti, Dilekçe
Hakkı,
34/64
Kanun-u Esasî (1876)
Temel Hak ve Özgürlükler
- Öğretim Hürriyeti,
- Eşitlik İlkesi,
- Devlet Memurluğuna Girme Hakkı
- Malî Güce Göre Vergi İlkesi,
- Konut Dokunulmazlığı,
- Kanunî Hâkim Güvencesi,
- Müsadere, Angarya Yasağı,
- Vergilerin Kanunîliği İlkesi,
- İşkence Yasağı,
35/64
Kanun-u Esasî (1876)
Temel Hak ve Özgürlükler
Seçme
ve
öngörülmemiştir.
seçilme
hakkı
doğrudan
Mebusan’ın üyelerinin müntehipler (seçmen, oy
veren) tarafından seçileceği öngörüldüğüne göre,
“seçme – seçilme” hakkının da dolaylı olarak
tanındığı sonucuna varabiliriz.
36/64
Kanun-u Esasî (1876)
Devletin Temel Organları
Devletin temel organları,
-Yasama,
-Yürütme,
-Yargı olarak üçe ayrılarak düzenlenmiştir.
37/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yasama Organı: Meclis-i Umumî
Kanun-u Esasînin kurduğu yasama organının adı
“Meclis-i Umumî”dir.
Meclis-i Umumî,
- Heyet-i Âyan ve
- Heyet-i Mebusan isimli iki heyetten oluşmaktadır
Üyelerin yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığı öngörülmüştür.
38/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yasama Organı: Meclis-i Umumî
a) Heyet-i Âyan:
- Günümüzün senatolarına tekabül eden bir ikinci
meclistir.
- Üyeleri doğrudan doğruya Padişah tarafından
atanır.
- Üye sayısı Heyet-i Mebusan’ın üye sayısını üçte
birini geçmeyecektir.
- Heyet-i Âyan üyeliği ömür boyudur.
39/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yasama Organı: Meclis-i Umumî
b) Heyet-i Mebusan
- Üyeleri ise Osmanlı tebaasından her elli bin
erkek nüfusa bir temsilci seçilmesiyle kurulur.
- Seçimler dört yılda bir kere yapılır.
- Seçim sistemine ilişkin tek hüküm, seçimlerin
“gizli oy ilkesi” ile yapılacağıdır.
- Seçimler iki dereceli* basit çoğunluk sistemine
dayanıyordu.
* Bu seçim sistemi 1946 yılına kadar sürmüştür.
40/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yasama Organı: Meclis-i Umumî
Kanun Yapma Usulü:
- Kanun teklifleri önce Padişaha iletilir ve onun izni
istenir.
- Bu izin verilirse, teklif Şura-ı Devlete (Danıştay)
gönderilir. Şura-ı Devlet bir kanun tasarısı hazırlar.
- Bu tasarı önce Heyet-i Mebusan’da, daha sonra
Heyet-i Âyanda görüşülür; her iki Meclis tarafından da
kabul edilirse Padişaha sunulur.
- Padişah bir “irade-i seniyye”* ile tasdik ederse,
kanun yürürlüğe girer.
* Osmanlı Devletinde özel veya resmî bir iş hakkında verilen padişah emri.
41/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yasama Organı: Meclis-i Umumî
Kanun Yapma Usulü:
- Kanunun yürürlüğe girmesi Padişahın onayına
bağlıdır.
- Bu şu anlama geliyor ki, Padişahın “mutlak
veto” yetkisi vardır.
42/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yürütme Organı
Kanun-u Esasînin kurduğu yürütme organı ikili
yapıdadır:
- Bir tarafta devlet başkanı olarak Padişah,
- Diğer tarafta da Hükümet vardır.
Yürütme
Padişah
(Hükümet)
Heyet-i Vükela
43/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yürütme Organı
a) Padişah:
- Yürütme organının başıdır.
- Saltanat Osmanlı sülalesine aittir.
- Saltanat “ekber evlat (büyük-seniorat )” sistemi
ile geçmektedir.
- Kadınların Padişah olma hakları yoktur. Padişah
aynı zamanda Halifedir.
- Padişah mutlak sorumsuzdur.
Bu sorumsuzluk,
açılardan tamdır.
siyasî,
cezaî
ve
hukukî
44/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yürütme Organı
a) Padişah:
- Padişahın yürütme organının başı olarak;
* Birçok bakanların tayin ve azli, rütbe ve nişan
verilmesi,
* Para basılması, uluslararası andlaşma yapma
yetkisi, savaş ve barış ilânı,
* Kara ve deniz kuvvetlerinin komutanlığı,
kanun ve şeriat hükümlerinin uygulanması,
nizamnamelerin tanzimi, cezaların hafifletilmesi ve
affı,
45/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yürütme Organı
a) Padişah:
- Padişahın yürütme organının başı olarak;
* Meclis-i Umumînin toplantıya çağrılması ve
tatil edilmesi,
* Heyet-i Mebusan’ın üyelerinin yeniden
seçilmesi kaydıyla Heyet-i Mebusan fesih hakkı,
vb. yetkileri vardır.
* Bunlara kanunları «veto» etme yetkisi ve
istediği
kişileri
«sürgün»e
gönderme
yetkisi eklenebilir.
46/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yürütme Organı
b) Heyet-i Vükelâ
- “Heyet-i Vükelâ” bir nevi Bakanlar Kuruludur;
başkanı sadrazamdır; şeyhülislâm ve diğer
vekiller bulunur.
- Bunlar doğrudan Padişah tarafından atanır ve
azledilebilirler.
- Yani sadrazam, şeyhülislâm
Padişaha karşı sorumludurlar.
ve
vekiller
47/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yürütme Organı
b) Heyet-i Vükelâ
- Meclis-i Mebusan karşısında sorumlu değildir.
- Kanun-u Esasîde “güven oylaması” usûlü
yoktur. Meclis-i Mebusan gensoru verip Hükûmeti
düşüremez.
- Kanun-u Esasînin kurduğu hükümet sistemi
“parlamenter hükümet” sistemine benzemekle
birlikte, bir “parlâmenter monarşi”, bir “sınırlı
monarşi” kurduğunu söylemek oldukça güçtür.
Çünkü, Padişahın mutlak yetkisi sürüyor.
48/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yargı Organı
1876 Kanun-u Esasîsi Yargılama faaliyeti önemli
güvencelere bağlanmıştır:
- Hakimlerin azlolunamayacağı,
- Mahkemelerin bağımsızlığı,
- Yargılamanın “alenîliği”,
- Hak arama özgürlüğü,
- Tabiî hâkim ilkesi gibi önemli ilke ve güvenceler
tanınmıştır.
49/64
Kanun-u Esasî (1876)
Yargı Organı
Kanun-u
hükümler,
Esasînin
yargı
alanında
getirdiği
- 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunundan oldukça
ileridir;
- 1961 ve 1982 Anayasalarından ise pek geri
kalan yanı yoktur.
- Batı Avrupa ülkelerinin Anayasalarıyla
tamamıyla boy ölçüşebilir niteliktedir.
Yargı yetkisi “bağımsız mahkemeler” tarafından
kullanılmaktadır.
50/64
Kanun-u Esasî (1876)
Kanun-u Esasînin Değeri
- Tam anlamıyla meşrutî, anayasal ve
parlâmenter bir sistem kurduğunu söylemek
oldukça güçtür:
* Yasama yetkisinin kullanımına Padişahın çok
önemli müdahaleleri vardır.
* Bakanlar Kurulu, parlamentoya karşı değil,
Padişaha karşı sorumludur.
51/64
Kanun-u Esasî (1876)
Kanun-u Esasînin Değeri
- Özetle, yasama ve yürütme fonksiyonu hâlâ
büyük ölçüde Padişaha bağımlıdır.
- Bununla birlikte, yargı fonksiyonu artık
Padişahın egemenliğinden çıkmış; bağımsız
mahkemelere verilmiştir.
- Birçok temel hak ve özgürlük de tanınmıştır.
- Sonuç olarak,
* “Parlamenter meşrutî monarşi” tam anlamıyla
kurulamamış olsa da,
* Artık “mutlak monarşiden” çıkılmıştır.
52/64
Kanun-u Esasî (1876)
Uygulama
Abdülhamit, Mithat Paşayı daha
Mebusan toplanmadan azletti ve
gönderdi (5 Şubat 1877).
Meclis-i
sürgüne
Kanun-u Esasînin daha ilk yılında Rusya ile
“Doksan üç Harbi ” çıkmıştır.
Abdülhamit Meclis-i Umumîyi, Kanun-u Esasîye
uygun olarak 14 Şubat 1878’de “tatil” etmiş, ama
bir daha toplantıya çağırmamıştır.
Abdülhamit
bundan
sonra
mutlakıyetçi bir rejim kurmuştur.
adım
adım
53/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
Olaylar
- İttihat ve Terakki örgütünün baskıları sonucu 24
Temmuz 1908’de Abdülhamit Kanun-u Esasîyi
yeniden yürürlüğe koydu ve böylece İkinci
Meşrutîyet ilân edilmiş oldu.
- Yeni Meclis-i Mebusan’ın oluşması için KasımAralık 1908’de seçimler yapıldı.
- Yeni Meclis-i Umumî 17 Aralık 1908 günü
Padişahın nutkuyla açıldı.
54/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
Olaylar
- Zamanla İttihat ve Terakkiye karşı muhalefet arttı
ve 13 Nisan 1909 (31 Mart 1325)’da, İstanbul’da
tarihimizde “31 Mart Olayı” şeklinde bilinen
ayaklanma oldu.
- Ayaklanmayı bastırmak için İttihat ve Terakkinin
güçlü
olduğu
Selanik’ten
Hareket
Ordusu İstanbul’a yürüdü ve
- 24 Nisan 1909’da İstanbul’a girdi ve ayaklanmayı
bastırdı.
55/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
Olaylar
- 27 Nisan 1909’da Meclis-i Umumî-i İstanbul’da
toplandı ve;
- Abdülhamit’in “tahtan indirilmesine” ve
- Mehmet Reşat’ın “tahta çıkarılmasına” karar
verdi.
- Abdülhamit Selanik’e gönderildi.
56/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
Olaylar
Bu tarihten sonra Padişahın siyasal sistemdeki
etkisi kırılmıştır.
Osmanlı Padişahı bu tarihten sonra meşrutî
monarşideki bir hükümdar gibi, sembolik yetkileri
olan bir devlet başkanı konumuna düşmüştür.
Böylece ülkede “meşrutî monarşi” gerçekleşmiş
oluyordu.
57/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
Olaylar
Ayaklanmanın
bastırılması
ve
Padişahın
değiştirilmesinden sonra Meclis-i Umumî yoğun
bir çalışma içine girdi.
1876 Kanun-u Esasîsi kendi öngördüğü usûle
uyularak 8 Ağustos 1909 tarihli kanunla büyük
ölçüde değiştirildi.
Toplam olarak 21 maddede değişiklik yapıldı.
58/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
1909 değişiklikleri özetle şunlardır:
- Temel Hak ve Özgürlükler ile İlgili Değişiklikler:
* Kanun dışı tutuklama yasağı,
* Sansür yasağı, haberleşme gizliliği,
* Toplanma hakkı, dernek kurma hakkı tanınmıştır,
* Padişahın sürgün yetkisinin kaldırılmıştır.
59/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
1909 değişiklikleri özetle şunlardır:
- Yasamayla İlgili Değişiklikler
* Meclis-i Mebusan ve Heyet-i
kuruluşlarında bir değişiklik olmamıştır.
Âyanın
* Kanun teklif etmek için Padişahın iznini alma
şartı kaldırılmıştır.
* Kanun tekliflerinin ilk önce Şura-ı Devlette
görüşülmeleri usulü ilga edilmiştir.
* Padişahın mutlak veto yetkisi, “geciktirici ve
zorlaştırıcı veto yetkisi”ne dönüştürülmüştür.
60/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
1909 değişiklikleri özetle şunlardır:
- Yürütmeyle İlgili Değişiklikler
a) Padişah
* Padişahın görev ve yetkileri esas itibarıyla
korunmuştur.
* Ancak, Padişah artık bu yetkilerini ancak
sadrazam ve ilgili vekilin imzası ile kullanabilir.
* Padişahın “sürgüne gönderme” yetkisi
kaldırılmış, “fesih hakkı” da kullanılamaz hale
getirilmiştir.
61/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
1909 değişiklikleri özetle şunlardır:
- Yürütmeyle İlgili Değişiklikler
a) Padişah
- Padişahın milletlerarası andlaşma “akdetme”
yetkisi Meclis-i Umumînin tasdiki şartına
bağlanmıştır.
62/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
1909 değişiklikleri özetle şunlardır:
- Yürütmeyle İlgili Değişiklikler
b) Heyet-i Vükelâ
- Kuruluş tarzı tamamen değiştirilmiştir:
* Sadrazam (başbakan) Padişah tarafından
atanacak, diğer vekiller (bakanlar) ise sadrazam
tarafından seçilecektir (m.29).
* Heyet-i Vükelânın Padişaha karşı değil,
Meclis-i Mebusana karşı sorumlu olduğu esası
kabul edilmiştir (m.30).
63/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
1909 değişiklikleri özetle şunlardır:
- Yargı
1876 Kanun-u Esasînin ilk şeklinin de yargıya
ilişkin hükümlerinin döneminin koşullarında
mükemmel olduğu için olsa gerek 1909
değişikliklerinde yargıya ilişkin bir değişiklik
yapılması ihtiyacı hissedilmemiştir.
64/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
1909 Değişikliklerinin Değerlendirilmesi
1909 değişikleri ile Osmanlı rejimi “meşrutî
(anayasal) parlâmenter bir monarşi” haline
gelmiştir.
Padişahın gerek yasama ve gerek yürütme
alanındaki yetkileri semboliktir.
Ancak rejim, kısa bir süre sonra İttihat ve Terakki
diktatörlüğüne dönüşmüştür.
Bu dönemdeki uygulamaları demokratik olarak
nitelendirebilmek oldukça güçtür.
Seçimlerde İttihat ve Terakkinin baskıları söz
konusudur.
65/64
1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri (II.Meşrutiyet)
1909 Değişikliklerinin Değerlendirilmesi
Bununla birlikte 1909 değişikliklerini izleyen
dönemde;
- Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı yaşanmış,
- I. Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğunun ülkesinin önemli bir kısmı
(başkent dahil) işgal altına girmiştir.
Bunlar da göz ardı edilmemelidir.
Bu rejim, I. Dünya Savaşının yenilgi ile sona
ermesiyle sona ermiştir.
66/64
Çağ Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
67/64
Download

Islahat Fermanı (1856)