SAYFA 01
Volkan Konak’tan, Sondakika
Gazetesine çok özel açıklamalar
“Müzik dışında
bir konuyla
gündeme gelirsem
bu işi bırakırım”
n
Günü tajı
r
Röpo
HER MAHALLEYE
hizmet ulaşacak
AK Parti Karabağlar Belediye Başkan Adayı Necip Kalkan, Günaltay Mahallesi’nde Seçim İrtibat Bürosu’nun açılışına katıldı. Belediye Meclis Üyesi Adayı
İmet Tunç’un açtığı seçim ofisinin açılışına yüzlerce mahalleli katıldı. Kalkan,
“Yıllardır Karabağlar hizmet görmüyor. AK Belediyecilikle hizmetin ulaşmadığı
mahalle kalmayacak” dedi. AK Parti Belediye Meclis Üyesi Adayı İmet Tunç da,
“AK Parti tam beş yıldır 2014’e hazırlanıyor. Bugün İzmir’i yönetenlerin belediye
binasında heba ettiği her bir gün için bir proje üreterek geldik. 1414 proje ile İzmir
hak hizmeti alacak” diye konuştu. S.7
ÖZEL
RÖPORTAJ
Yavuz
ATALAY
MAVI
KIRMIZI SARI
SİNEM KOBAL’DAN
OYUNCU DEĞİŞİKLİĞİ
Son
Son Dakika
Dakika Gazetesinin
Gazetesinin her
her hafta
hafta
okurlarına
okurlarına sunduğu
sunduğu Magazin
Magazin
Turu,
Turu, bu
bu hafta
hafta da
da dopdolu…
dopdolu…
MÜZİKTEN, yaşama; siyasetten
diğer birçok konuya kadar sorularımızı içtenlikle cevaplayan
Ünlü Müzisyen Volkan Konak;
çok iyi para kazandığını ve bu
parayı eğitime yatırdığını söyledi. Tek başına araba kullanırken
ağladığını ifade eden Konak, siyaset dünyasına ilişkin; “Bir çok
yerden teklif aldım” dedi. Öte
yandan, başörtüsünü tartışanlara
ise; “Başörtüsünden sanane ya”
şeklinde sert bir mesaj gönderdi.
Volkan Konak’ın Sondakika Gazetesine verdiği bu röportaj, çok
konuşulacak… S.8-9’da
9 Mart 2014 Pazar
www.sondakikagazetesi.com
ORTAK arkadaşlarının bütün çabalarına rağmen, "Artık bitti!" diyerek Arda Turan’la olan ilişkiye son noktayı koyan Kobal'ın kalbi
bugünlerde bir başkası için çarpıyor. Sinem Kobal, yaklaşık 10
gündür işadamı Murat Akdoğan'ın küçük oğlu Muratcan'la flört
ediyor. İkilinin yaklaşık 20 gün önce bir arkadaşlarının partisinde
tanıştığı söyleniyor. Hepsi ve daha fazlası S.2’de…
Dünya Kadınlar günü, kadına şiddeti bir kez daha akıllara getirdi İZMİR'DE BAŞBAKAN
ERDOĞAN'A 200 BİN
KİŞİLİK HAZIRLIK
KADINA ŞİDDET
HER GÜN
ARTIYOR
Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve
cinayetlerin önüne geçmek amacıyla faaliyet gösterdiklerini ifade eden Kadın
Cinayetlerini Önleyeceğiz Platformu Sözcüsü Gülsüm Kav, Kadına Şiddete ilişkin olarak; ülkemizde kadınların
yaptıkları çalışmalarda kadın- modern haklara kavuşma çabası yoğunlaştıkça kaların en temel haklarını arardına yönelik şiddet ve cinayetlerin arttığı ifade edilken öldürüldüğünü sonucuna vardıklarını dile
di. Bakandan ve Platformlardan sert tepki geldi
getirdi.
Bakan: Zihniyetler değişmeli
20 yaş altı kadın cinayetleri artıyor
KADIN cinayetlerinin önlenmesi için bazı hukuki düzenlemelerinin yapılması gerektiğine işaret eden Kav, zanlılara en
ağır cezaların verilmesinin caydırıcı olacağını düşündüklerini ayrıca şiddet mağduru kadınların tespit edilmesi ve korumaya alınmasının da önemli olduğunu
sözlerine ekledi. Gülsüm Kav; erken yaşta evliliklerin ve erken yaştaki yaşanan
boşanmaların son dönemde 20 yaş altı
kadın cinayetlerinde artışa neden olduğunu da sözlerine ekledi.
İZMİRLİ’NİN
İZMİR’İ
"İZMİRLİ'NİN İzmir'i"
başlığıyla hazırlanan yeni dönem projelerinin “İzmir’deki yaşam biçiminin
emrivaki projelerle tahrip
edilmesinin önlenmesi
ve İzmirli'nin yaşam kalitesinin artırılması” ana
hedefini taşıdığını anlatan Kocaoğlu, şöyle konuştu: “Gösterişli, göz
boyayan projeler yerine
hep vatandaşa dokunan
işler yapmaya özen gösterdik. Yine gerçekçi,
ayakları yere basan İzmiriler’e dokunan, kentimizi büyütecek işler yapmak istiyoruz, masa başında hazırlanmış İzmir
gerçeğinden kopuk kağıt
üzerinde kalacak projeler bizim işimiz değil.”
S.12
AİLE ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam: “Kadına yönelik şiddet, Türk
toplumunda tek başına bir vaka değildir.
Toplumsal şiddetin, aile içi şiddetin bir
parçasıdır. Sorunun çözümü için toplumsal olarak zihniyet değişimi geçirmemiz
gerekiyor. Bu değişimin temelinde insana, topluma, adalete saygı olmalı. Kadın,
çocuk, genç, engelli ve dolayısıyla insan
haklarını ihlal etmeyen bir toplum oluşturmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
S.7
Bitene
kadar
mücadele
Bakan İslam:
“Zihniyet dönüşümü için şiddetin bir insan
hakkı ihlali olduğuna dair,
topyekûn mücadele gerekiyor.
Zaten yasalar
anlamında şu
an her şey tamam. Bizim artık ağırlık vereceğimiz nokta,
bilinçlendirme
ve eğitim çalışmaları olacak.
Kadına karşı
şiddette sıfır tolerans sahibiyiz
ve bitti dediğimiz ana kadar
bu mücadeleyi
sürdüreceğiz.”
KONAK'tan 7 bin
ağaçlık kent ormanı
Konak
Konak Belediyesi’nin
Belediyesi’nin çalışmalarıyla
çalışmalarıyla yeni,
yeni, çağdaş
çağdaş kimliğine
kimliğine
bürünen
bürünen Çınartepe
Çınartepe Kent
Kent Ormanı
Ormanı İzmirlilerle
İzmirlilerle buluşuyor
buluşuyor
Yıllardır hizmet gitmeyen Gültepe, Konak Belediyesi’nin gerçekleştirdiği çalışmalarla kentin
en gözde yeşil alana kavuştu.
Konak Belediyesi, İzmir’in en
önemli yatırımlarından birini gerçekleştirerek 97 dönüm ormanı
kent yaşamına kazandırdı.
İzmir’e kuşbakışı konumuyla
keyifli bir manzara sunan yeni
tesisleri, yürüyüş yolları, seyir
terası, spor ve çocuk oyun alanları, 24 saat kameralı güvenlik
sistemiyle dikkat çeken Çınartepe Kent Ormanı, bugün hizmete
açılıyor. S.12
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 16 Mart Pazar günü
İzmir'de gerçekleştireceği miting öncesinde, 200 bin kişiye göre hazırlık yapılıyor
AK Parti İzmir İl Başkanı Ömer Cihat Akay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan'ın 16
Mart Pazar günü saat 13.00'de Manisa'da ardından
saat 16.00'da İzmir Gündoğdu Meydanı'nda halka hitap edeceğini belirtti. Akay: Miting hazırlıkları için
tertip komitesi oluşturduklarını ve her gün toplantı
yaparak hummalı bir şekilde çalıştıklarını ifade eden
Akay, il ve ilçe seçim kurullarının verdiği talimatlar
doğrultusunda caddelerin bayraklarla süsleneceğini,
emniyetten izinlerin alındığını, el ilanlarıyla, değişik
reklamlarla vatandaşların mitinge davet edileceğini
kaydetti. S.7
Uyuşturucuya
göz açtırmıyor
Türkiye’nin uyuşturucuya açtığı savaş
devam ediyor. Emniyet Müdürlükleri,
uyuşturucu operasyonlarına hız verdi.
3
“ ABİ GÖZTEPESPOR BENİM
HOBİM; SATMAYALIM”
İMAM Altınbaş’ın sahipliğini, Hüseyin Altınbaş’ın ise Kulüp Başkanlığını yaptığı Ege’nin ve Türk Futbolunun köklü
kulüplerinden Göztepespor’a teklif var. İzmir asıllı ancak
Irak’ta iş yapan ve ismi açıklanmayan bir iş adamı İmam Altınbaş’a; “Göztepespor’u bana satın” teklifinde bulundu. Altınbaş; İzmir asıllı İş Adamına net bir cevap vermezken Kulüp Başkanlığını yapan kardeşi Hüseyin Altınbaş’a, kulübün satılması ile ilgili
ÖZEL
fikrini sordu. Hüseyin Altınbaş’ın; “Abi bu
HABER
kulübü satmayalım. Göztepespor benim hoYavuz
bim” demesi üzerine İmam Altınbaş’ın, iş
ATALAY
adamının teklifini askıya aldığı öğrenildi. S.15
Şenay Atalay’ın yazısı
BU HAYATI, SADECE BİZİM
İÇİN YAŞAMAYIZ
S.2’de
SAYFA 02
MAVI
KIRMIZI SARI
9 Mart 2014 Pazar
ŞENAY ATALAY
BU HAYATI,
SADECE
BİZİM İÇİN
YAŞAMAYIZ
Bu hayatta, yaşadığımız her gün,
aldığımız her nefes, çoğu zaman bizim için
değildir. Biz bu ömrü hayatımızda var olan,
kendimizden öte tuttuğumuz insanlar için
tüketiriz. Ama bazıları var ki kendilerine
verilen bu kıymeti suiistimal ederek yaşantımızla ilgili her şeye hâkim olmaya çalışırlar. Bizlerde masumane bir tavır ile kendi
benliğimizi unutup onların istekleri üzerine
kurulu bir hayat yaşamaya başlarız. Ne
kadar doğrudur bilinmez ama bu böyle sürer gider…
İnsanoğlu varoluşuyla birlikte yaşadığı
Dünya’da bir süreklilik içerisindedir. Bir
yandan, içerisinde bulunduğu ortama uyum
sağlamaya çalışır, bir yandan da hayatın
zorluklarıyla uğraşır. Bütün bu çabaları
sonucunda pişman olmaktan korksalar bile
yine de yollarına devam ederler.
Hayat tek başına yaşanılamaz. Bu yüzdendir ki sevinçlerimizi, acılarımızı paylaşacak insanlar ararız. İşte bu kişiler hayatımızda var olduğu andan itibaren her şey
yavaş yavaş değişmeye başlar. Bu değişimler içerisinde sevdiğimiz yemeklerden tutunda dinlediğimiz müziklere kadar birçok
şeyden feragat etmek zorunda kalırız.
Kısaca kendimizden vazgeçeriz.
B u vazgeçiş bizim için bir kayıptan çok
bir sevgi ve fedakârlık göstergesidir. Geriye
dönüp baktığımızda eğer kafamızda kuşkular yoksa her şeyi doğru yapmışız demektir.
Yani yolumuza kaldığımız yerden devam
edebiliriz. Ama varsa (kuşku) işte orda
çözülmemiş bir düğüm kalmıştır. Bunu da
açıklığa kavuşturmak ve çözmek, bizim için
en doğru olandır. Çünkü biz insanlar hep
doğrularımız için yaşamaz mıyız?
Bizler hayatın bu meşakkatli yollarında
ilerlerken değer verdiğimiz ve sevildiğimizi
düşündüğümüz insanlarla birlikte yürümek
isteriz bunun için elimizden gelen her şeyi
yapmak isteriz. Onlara her şeyden çok
önem veririz. Kendi mutluluğumuzu bir kenara bırakıp karşımızdakilerin mutluluğunu
önemseriz. Hep onların gülümsemesini isteriz. Çünkü onlar mutlu olunca bizde mutlu oluruz. Ama bazen bütün bu emeklerin
sonucunda karşımızdakilerden hiç beklemediğimiz davranışları görürünce hüsrana
uğrarız... Zaman zaman bunlar bizi üzse de
biz yine kendimiz gibi olmaya çalışır, yolumuza devam ederiz. Çünkü insan sevdiklerini kendi istediği için sever onlardan bir
çıkar beklentisi olmaz. İşte bu kişiler hayatlarını değer verdikleri sevdiklerine
avuçlarıyla sunarken tereddüt bile etmezler.
İlerisinin ne olacağını hiçbir zaman düşünmeden hareket ederler... Kendi isteklerini,
düşüncelerini bir yana bırakırlar. Zaman zaman içinde fırtınalar kopsa da sessiz
kalmayı tercih ederler. Bazen de beklenmedik bir şekilde tepki verirler. Yapmış
oldukları tüm fedakârlıklara karşı hak ettikleri muameleyi görmedikleri zamanda içten
içe isyan ederler. Senelerce uğraşıp, didinip
yeşerttikleri bu filizi biranda kopartıp atmak
isterler. İçlerinden gelen acı bir hisle birlikte
etrafındakilere haykırmak isterler. İçlerinde
biriktirdikleri bu duygu bulutlarını tıpkı
yağmurun yeryüzüne düşmesi gibi güzel ama hüzünlü bir şekilde ortaya dökmek ister.
Karşısındakilerden de kendilerini anlamalarını beklerler.
10 Ekim 1970 Amasya doğumlu
olan Yavuz Sultan Selim, 21 Eylül
1520 yılında Tekirdağ, Çorlu’da
vefat etti. Osmanlı Padişahı, İslam
Halifesi ve İlk Osmanlı Halifesidir.
Babası II. Bayezid, anası Gülbahar Hatun, eşi Ayşe Hafsa Sultan'dır. Tahtı devraldığında
2.375.000 km2 olan Osmanlı
topraklarını sekiz yıl gibi kısa bir
sürede 2,5 kat büyütmüş ve
ölümünde imparatorluk topraklarının 1.702.000 km2'si Avrupa'-
da, 1.905.000 km2'si Asya'da,
2.905.000 km2'siAfrika'da olmak
üzere toplam 6.557.000 km2'ye
çıkarmıştır. Padişahlığı döneminde Anadolu'da birlik sağlanmış; halifelik Abbasilerden Osmanlı Hanedanına geçmiştir. Ayrıca devrin en önemli iki ticaret yolu olan İpek ve Baharat Yolu'nu
ele geçiren Osmanlı, bu sayede
doğu ticaret yollarını tamamen
kontrolü altına almıştır. Selim,
tahta, babası II. Bayezid'e karşı
BURCU ESMERSOY
HAYAL DÜNYASINDA
Burcu Esmersoy, İbrahimoviç onu istiyormuş gibi;
“Hayranı olduğum biriyle birlikte olmak istemem”
diyor. Esmersoy, hiç soruyor musun; herkesin hayran
olduğu biri seninle olmak ister mi, diye…
Burcu Esmersoy, hayranı olduğu İsveç milli takım
oyuncusu İbrahimoviç'in formasına Arda Turan
sayesinde kavuşmuştu. Esmersoy, İbrahimoviç
hayranlığını şöyle anlattı: "İlk kez bir futbolcu forması
giydim. Terli olmasını umursamadım. Ona inanılmaz
bir şekilde hayranım. İbrahimoviç haberini televizyonda okurken kızarıyorum. İsveç'le oynayacağımız belli olunca hemen Arda'yı arayıp formayı
istedim. Zaten İbrahimoviç evli ve çocuklu. Ayrıca
çok hayranı olduğum biriyle birlikte olmak istemem."
Esmersoy, Arda Turan'la aşk iddiasına ise "Arda'yı
çok seviyorum ama aramızda aşk diye bir şey kesinlikle yok" diye yanıt verdi.
Sinem Kobal da
oyuncu değişikliği
Arda Turan ile tam evleniyorlardı ki, olmadı. Yapacak bişey yok. Her ayrılık bir
vurgun misali, bari selam söyleyin eski
dostlarına…
Ortak arkadaşlarının bütün çabalarına
rağmen, "Artık bitti!" diyerek Arda Turan’la olan ilişkiye son noktayı koyan
Kobal'ın kalbi bugünlerde bir başkası için
çarpıyor. Sinem Kobal, yaklaşık 10
gündür işadamı Murat Akdoğan'ın küçük
oğlu Muratcan'la flört ediyor. İkilinin yaklaşık 20 gün önce bir arkadaşlarının partisinde tanıştığı söyleniyor. Partiden sonra Muratcan Akdoğan'la görüşmeye
başlayan Kobal'ın, arkadaşlarına çok
mutlu olduğunu söylediği öğrenildi. Ancak bir televizyon programına bağlanan
Sinem Kobal bu ilişkiyi yalanladı. Türk
futbolunun İspanya'daki gururu Arda Turan ile güzel oyuncu Sinem Kobal evlilik
hazırlıkları yaptıkları bir dönemde sürpriz
bir kararla ayrılmıştı.
Eğer gerçekten hayatımızı feda ettiğimiz
kişiler bu yapılan fedakârlıkları göz ardı etmeyip kıymetini biliyorlarsa işte o zaman
içimizden rahat bir nefes alırız. Çünkü
yapılan hiçbir emek israf edilmemiş boşa
gitmemiştir. Ama her şey bunun tam tersi
olmuşsa ne yazık! Kaybolup giden , heba
olan bu koskoca ömre…
Tatlıtuğ
döndü,
hayranları
çıldırdı
darbe yaparak çıkmıştır. Şehzade
Selim, tahta çıkmadan önce vali
olarak Trabzon'da görev yapmıştır. Yavuz Sultan Selim'e kızını
vermiş olan Kırım Hanı Mengli Giray, ona askeri destek sağlayarak
tahta geçmesine yardım etmiştir.
1512'de tahta çıkan Sultan Selim,
Eylül 1520'de şarbon hastalığına
bağlı olarak Aslan Pençesi (Şirpençe) denilen bir çıban yüzünden henüz 49 yaşında iken vefat
etmiştir.
Magazin turu
Yavuz ATALAY
TARİHTEN
Yavuz BİR
Sultan
Selim KİŞİ
Ege’nin en prestijli gazetelerinden biri olan Sondakika Gazetesi, okurlarının merakını
gidermeye devam ediyor. “Haftalık Magazin Turu” bölümü ile Kültür-Sanat-Yaşam sayfasını okurları için çekici hale getiren haber merkezimiz; artık, her hafta “Tarihten Bir
Kişi” bölümü ile de sizlerle olacak. Bizi okumaya, yenilikleri yaşamaya devam edin…
Küçük enişte evleniyor
Farklı tarzı olan biri Serdar Ortaç… İradesi
kuvvetli. Eşimi seviyorum,
asla aldatmam diyor. İnanıyoruz. Mutluluklar
diliyoruz…
Serdar Ortaç ile Chloe
Loughnan, önceki akşam
katıldıkları bir defilede 12
Haziran'da Çırağan
Sarayı'nda evleneceklerini
açıkladı. Serdar Ortaç ile İrlandalı sevgilisi Chloe
Loughnan, önceki akşam
modacı Tolga Çam'ın The
Billionaire Club'ta düzenlediği defileye katıldı. İddialı kıyafetiyle mankenleri
aratmayan Chloe, Çam'ın
koleksiyonundan da üç elbise sipariş etti. Serdar Ortaç, Chloe ile düğün tarihlerinin belli olduğunu söyledi: "Düğün için 12 Haziran'da Çırağan Sarayı'ndan tarih
aldık. Bir kere evleneceğim
için en iyi yerde ve en iyi
şekilde olmasını istiyorum.
Chloe'nin ailesinden 90 kişi
düğünde olacak."
PADIŞAHLIK ÖNCESI…
Sert mizacından dolayı Yavuz ve
şehzâdeliğinden beri Selim Şah olarak anılan Sultan Selim, hicri
875/rumi 10 Eylül 1470 tarihinde
babası Şehzade Bayezid'ınsancakbeyliği görevi nedeniyle Amasya'da
dünyaya geldi. Babası II. Bayezid, annesi ise kimi kaynaklara göre Dulkadiroğulları Beyi Alaüddeyle Bozkurt
Bey'in kızıGülbahar Hatun, bazılarına
göre Dulkadiroğulları Beyi Alaüddeyl
e Bozkurt Bey'in kızı Ayşe Hatun,
bazı kaynaklara göre ise Zulkadiroğlu
Alâüddevle'nin kızı Ayşe Hâtun'dur.
Osmanlı'nın, daha küçük yaşlarda
devlet tecrübesi kazanması için şehzadeleri sancaklara gönderme
gereği Şehzade Selim de Trabzon'a
vali olarak atandı.
BABA-OĞUL MÜCADELESI…
Şehzade Selim, Semendire'ye gitmeyip yolda oyalanırken, merkezden
sancağa gitmesi
emredilirken; Şahkulu meselesinin
sonuçlanmasını beklediğini arz ediyordu. Sonuçta Şahkulu ile
savaşılmış, bu
savaşta Veziriazam Hadım Ali
Paşa hayatını kaybetmişti. Şehzade
Ahmed ise asileri takip etmek yerine
Amasya'ya dönmesi, askerlerin
Ahmed'e olan desteğini azalmıştı.
Hadım Ali Paşa'nın vefat ettiğini öğrenen Beyazid, yine aynı zamanlarda
Karaman Valisi oğlu Şehzade Şehenşah'ın da ölüm haberini de alınca;
saltanattan kati surette çekilmeye
karar verdi. Devlet ileri gelenlerini
davet edip görüştü ve çoğunluk Şehzade Ahmed'in hükümdar olmasını
destekledi. Hadım Ali Paşa'nın
yerine veziriazam olan Hersekzade
Ahmed Paşa, bu karara katılmadı;
padişahın çekilmemesi, Şehzade Selim'in Semendire'de kalması, Şehzade Ahmed'in ise Karaman eyaletine nakledilmesi gerektiğini savunsa
da başta padişah olmak üzere
çoğunluk Şehzade Ahmed'in hükümdar olmasını istediğinden kendisine
haber gönderdi. Karar verildikten
sonra padişah Bayezid, Rumeli beylerini çağırarak onlardan Şehzade
Ahmed'e itiraz etmeyeceklerine dair
söz aldı. Rumeli beyleri gibi Selim'i
destekleyen yeniçeriler ise Ahmed'in
hükümdarlığını önlemek için "Senin
sağlığında biz başkasını padişah istemeyiz" diye teminat vermişti. Filibe'de bulunan Şehzade Selim ise
tüm bunları adamları vasıtasıyla
öğreniyordu.
Bayezid'ın verdiği ahidname'ye uymadığını anlayan Şehzade Selim,
40.000 kişilik kuvvetle, Çorlu'da
babasının bulunan kuvvetlerinin
olduğu ovaya girdi. Ağustos 1511 tarihinde vuku bulan savaş sonunda
Selim kuvvetleri yenildi. Şehzade
takip edenlerin elinden zorla kurtularak Karadeniz sahiline geldi ve kendisine katılanlarla İğne Ada
(İnada)'dan gemiyle Kefe'ye gitti. Selim'in bu mağlubiyeti üzerine,
Ahmed'e derhal İstanbul'a gelmesi
yazıldı.
Yavuz ATALAY
Yıl: 3
. Sayı: 850 . 9 Mart 2014 Pazar
İmtiyaz Sahibi
Saykar Basın Yayın Gaz. Mat. Kır. San. ve Tic. A.Ş. adına
Eflatun SAYGILI
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Fikret DAĞTEKİN
Yazı İşleri Müdürü
Azime MOLLA
Haber Müdürü
Gülseren KUMRU
Türkiye’nin en yakışıklı ve başarılı insanlarından biri Kıvanç
Tatlıtuğ, sevgilisi ile Rusya’dan İstanbul’a döndü… Ama İstanbul’dan eve gidemedi. Çünkü, hayranları onu bırakmadı.
‘Kurt Seyit ve Şura’ ekibi, 90 günlük aranın ardından İstanbul’a dönüş yaptı. Rusya’dan önceki gün dönen ekipte gözler
başrol oyuncusu Kıvanç Tatlıtuğ’un üzerindeydi. Sevgilisi Başak
Dizer ile objektiflerin karşısına geçen Tatlıtuğ, hayranlarıyla bol
bol fotoğraf çektirdi. Yoğun ilgi üzerine havalimanından 1 saat
gecikmeli ayrılan Tatlıtuğ, ‘İstanbul burnumda tüttü desem abartmış sayılmam her halde, buraları çok özledim’ dedi.
Sayfa Editörü
Nur Gülmez BEL
Salih ASLAN
Denizli Temsilcisi
Sedat KAYA
05326601776
[email protected]
İdari Merkez
Şehit Fethi Bey Cad. Kızılkanat
İş Merkezi 45/803
Gümrük - Konak / İZMİR
Tel: 0232 425 26 10 (Pbx)
0232 425 26 10
Mail:
[email protected]
Dağıtım: Hakkı SARIÖZ
Yayın türü: Yerel
Basıldığı Yer
Star Medya Yayıncılık A.Ş Gaziemir Tren İstasyonu Karşısı
Eski Beton Taş Tesisleri İçi No: 29 Gaziemir / İZMİR
Tel: 0232 251 76 32
SON DAKİKA Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir
SAYFA 3
SONDAKiKA GAZETESİ >>
3 ASAYiŞ
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
917
Mart
2014
Pazar
Şubat
2013
Perşembe
İmam darp
mı edildi?
Muğla'nın Bodrum ilçesinde alkollü bir kişi tarafından darbedildiğini iddia eden imam, suç duyurusunda bulundu
Cezaevi firarisi
Aydın'da yakalandı
Aydın'da cezaevi firarisi, polis tarafından yakalandı.
İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Bürosu ekipleri, 18 ay önce Sarayköy Yarı Açık Cezaevi'nden firar eden E.E'nin (28) yerin, teknik takip sonucu
tespit etti.
Bir alışveriş merkezinde gezerken yakalanan
E.E'nin üst aramasında, bir ruhsatsız tabanca ile
tabancaya ait mermi, otomobilinde yapılan aramada ise 14 kelepçe ve 2 telsiz ele geçirildi.
Kendisine polis ve asker görünümü verdiği bildirilen E.E, işlemlerinin ardından cezaevine gönderildi. (AA)
Turgutlu'da
trafik kazası:
1 yaralı
Bodrum ilçesinde alkollü bir kişi tarafından darp
edildiğini iddia eden imam, suç duyurusunda bulundu.
Bitez Yalı Cami imamı İsmail Sever, yatsı namazı
sonrası evine giderken, İ.D'nin kullandığı otomobile
uyarı amaçlı kornaya bastı. İddiaya göre, İ.D. de Sever'i evine kadar takip edip, ruhsatsız silahıyla tehdit
etti.
Mahalle sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, alkollü olduğu öne sürülen İ.D'yi
gözaltına aldı.
Sever, gazetecilere yaptığı açıklamada, alkolün
zararlarını anlatarak İ.D'yi sakinleştirdiğini ve sonrasında da savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.
İmamın eşi Ayşe Sever de çok korktuklarını belirterek, "Olayın ardından tansiyonum düştü. İki saate
yakın hastanede yattım. Şikayetçiyiz" diye konuştuz
(AA)
Devrilen tır, otoban
çıkışını trafiğe kapattı
Pamuk yüklü tırın devrilmesi sonucu
Aydın-İzmir otoyolu Çine çıkışı, yaklaşık 3
saat trafiğe kapandı
Aydın-İzmir otoyolu Çine çıkışı, pamuk
yüklü tırın devrilmesi sonucu yaklaşık 3
saat trafiğe kapandı.
Veysel Korkmaz (32) yönetimindeki 50
ER 071 plakalı tır, kontrolden çıkarak Aydın İzmir otoyolu Çine çıkışında devrildi.
Hafif yaralanan sürücünün Atatürk
Devlet Hastanesinde tedavi altına alındığı
kaza sonucu, yol trafiğe kapandı.
Tırın devrilmesi nedeniyle yola dağılan
pamuk balyalarının toplanması ve tırın
kaldırılmasının ardından, yaklaşık 3 saat
sonra yol trafiğe yeniden açıldı.
Çalışmalar boyunca sürücüler, alternatif yollara yönlendirildi. (AA)
İzmir Karşıyaka'da
su kesilecek
Turgutlu'da kamyonetin çarptığı kişi, yaralandı.
Ahmet G. (32) yönetimindeki 07 YDN 98 plakalı
kamyonet, Ergenekon Kavşağı’nda yolun karşısına geçmeye çalışan Nursel Yenice'ye (61) çarptı.
Kaza sonucu yaralanan Yenice, Turgutlu Devlet
Hastanesinde tedavi altına alındı. (AA)
İzmir Karşıyaka'da
su kesilecek
İzmir'in Karşıyaka ilçesi Postacılar Mahallesi'nin
bazı bölümlerinde su kesintisi uygulanacak. İZSU
Genel Müdürlüğü, Girne Caddesi ile 7467 Sokak
kesişiminde, arsa içinde bulunan ana boruyu deplase edecek. Bu sebeple Postacılar Mahallesi’nin
bir bölümüne, 10 Mart 2014 saat 23.00 ile 07.00
arasında su verilemeyecek. Su verilemeyecek
yerler şunlar: 7465, 7467, 7468, 7469, 7470, 7471,
7472, 7476/1, 7473, 7474, 7475, 7476 ve 7401 sokaklar. (CİHAN)
İZBAN hattındaki
arıza
İzmir Banliyö Sistemi (İZBAN) seferlerinin Adnan
Menderes Havalimanı'na kadar yapılabilmesine
yol açan TCDD’ye ait yük trenindeki arızanın giderilmesiyle seferlerin normale döndüğü bildirildi.
İZBAN yetkililerinden alınan bilgiye göre, Cumaovası tarafında arıza yapan TCDD’ye ait yük trenindeki arızanın giderilmesiyle İZBAN hattı, Cumaovası istasyonuna kadar kullanılabilir duruma geldi.
Yük trenindeki arıza nedeniyle İZBAN trenleri,
son durak olarak Adnan Menderes Havalimanı İstasyonu’nu kullanabilmiş, Cumaovası’na gitmek
isteyenler için Sarnıç İstasyonu'ndan belediye
otobüsleriyle aktarma imkanı sağlanmıştı. (AA)
İzmir'in Karşıyaka ilçesi Postacılar Mahallesi'nin bazı bölümlerinde su kesintisi uygulanacak.
İZSU Genel Müdürlüğü, Girne Caddesi ile 7467
Sokak kesişiminde, arsa içinde bulunan ana boruyu deplase edecek. Bu sebeple Postacılar Mahallesi’nin bir bölümüne, 10 Mart 2014 saat 23.00 ile
07.00 arasında su verilemeyecek. Su verilemeyecek yerler şunlar: 7465, 7467, 7468, 7469, 7470,
7471, 7472, 7476/1, 7473, 7474, 7475, 7476 ve
7401 sokaklar. (CİHAN)
Operasyonlar
devam ediyor
Türkiye’nin uyuşturucuya açtığı savaş devam ediyor. Emniyet
Müdürlükleri, uyuşturucu operasyonlarına hız verdi.
8 kilo 336 gram esrar ile
561 kök kenevir bitkisinin ele
geçirildiği operasyonda 2 kişi
tutuklandı
Denizli'de düzenlenen operasyonda, 8 kilo 336 gram esrar
ile 561 kök kenevir bitkisi ele
geçirildi, 2 kişi tutuklandı.
İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla
Mücadele Şubesince farklı adreslere düzenlenen eş zamanlı
operasyonda, 8 kilo 336 gram
esrar, 561 kök kenevir bitkisi,
hassas tartı ve ruhsatsız av tüfeği ile bu tüfeğe ait 10 fişek
ele geçirildi.
Operasyonda gözaltına alınan 2 zanlı, sorgulanmalarının
ardından "uyuşturucu madde
ticareti yapmak" iddiasıyla
sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.
MANİSA'DA
UYUŞTURUCU
OPERASYONU
Turgutlu'da yolcu otobüsünde 4 kilo 503 gram esrar ele
geçirildi, 2 kişi tutuklandı
Turgutlu'da yapılan yol uygulamasında durdurulan yolcu
otobüsünde 4 kilo 503 gram esrar ele geçirildi. Operasyonda
gözaltına alınan 2 kişi tutuklandı.
Manisa Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize
Suçlarla Mücadele Şubesi ile
Turgutlu Emniyet
Müdürlüğü ekipleri, yapılan istihbarat çalışması sonucu İzmir
istikametine giden ve plakası
belirlenen bir yolcu otobüsünü ilçe girişinde durdurdu.
Otobüste yapılan aramada,
otobüsün bagajında 4 kilo 503
gram esrar ele geçirildi. Gözaltına alınan M.S.A. ve Ö.A. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. (AA)
Emekli polis intihar etti
MHP'den Bayraklı Belediye
Meclis Üyesi adayı olan emekli
polis memuru, intihar etti
MHP'den Bayraklı Belediye
Meclis Üyesi adayı emekli polis
memuru, yaşamına son verdi.
Alınan bilgiye göre, Çiçek Mahallesi 1620/44 Sokak'ta oturan
Erol Doğru (47), yakınları tarafından evinde kendini asmış
halde bulundu. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Doğru'nun
öldüğünü belirledi.
Güvenlik güçlerince evde yapılan incelemede, Doğru'nun,
borçları nedeniyle intihar ettiğine dair yazılı not bulunduğu öğrenildi.
Evli ve iki çocuk babası olduğu
öğrenilen Doğru'nun, yaklaşık
1,5 yıl önce polis memurluğundan emekliye ayrıldığı, bir süre
taksi şoförlüğü yaptığı, yaşadığı
evi de yeni satın aldığı belirtildi.
Erol Doğru'nun, aynı zamanda MHP tarafından 17. sıradan Bayraklı Belediye Meclis
Üyesi adayı olarak gösterildiği
kaydedildi. (AA)
Mart 2014
Pazar
91Şubat
2013
Perşembe
"Değişen Küresel Ekonomi ve Türkiye" panelinde konuşan Milletlerarası
Ticaret Odası ve McGraw Hill Financial Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanı
McGraw, "Bu bölgede hep bir takım gerilimler var ama yine de siz
toplumunuza nasıl bakacağınızı, onlarla nasıl ilgileneceğinizi, ülkenizi nasıl
büyüteceğinizi çok güzel bir şekilde gösteriyorsunuz" şeklinde konuştu
""#"#%'%'$&'%#&'$ #!$S7QS,>.NR'SPMM
PORO>PRMS.NEBE4OEOS 5OQHPGS([email protected]
,>.NR'<S:FNLPIQ4IPS3RNMRIROSBPNSIKMJKASCMRNRLSOPHQ/
MQOJPNQNQL<S06ESB5M=QJQS8Q3SBPNSHRLKGS=QNPMPGMQNS7RNSRGR
IPOQSJQSDPASHC3MEGEOEARSORDKMSBRLR>R?KOKAK<SCOMRNMRSORDKM
PM=PMQOQ>Q?POPAP<SFMLQOPAPSORDKMSBFIFHQ>Q?POPAPS7QS8RMLKOKAK
ORDKMSLCNEIR>[email protected]=5DHQNPICN/
DEOEA0SJQJP;S,>.NR'<[email protected]>KDKSCMRNRL
LRHKMJK?KS:FNLPIQS+JRMRNS7QS6CNDRMRNS6PNMP?PS#:+66$S7Q
!S:[email protected][email protected]
(FNQDQMSLCOCGPS7QS:FNLPIQS3ROQMPOJQ<
:FNLPIQ4OPOSBFIFGQS8PLRIQDPOPO<SBPNS9CL
RMROJRSDR?MRJK?KSMPJQNMPLS7QSNCM
DRIQDPOJQ<SJFOIROKOS=QNPSLRMROK
HRNR2KOJROSIRLKOJROSHRLP3SQJPMJP?POP
D5IMQJP;S:FNLPIQ4OPOSJFOIRJRS7Q
B5M=QDPOJQLPS5OQGPOQSJPLLRHP
9QLQOS,>.NR'<[email protected]
JQ?QNMQOJPNGQMQNJQSBEMEOJE
0:FNLPIQS=QN9QLHQOSJQS3RNMRIRO
BPNSIKMJKA;S17NE3R<S+NHRJC?ES7Q
12NPLR4OKOSHRGSCNHRDKOJRSBPNSI/
QNJQDPOPA;S6ESB5M=QJQS8Q3SBPNSHRLKG
=QNPMPGMQNS7RNSRGRSIPOQSJQSDPA
HC3MEGEOEARSORDKMSBRLR>R?KOKAK<SCOMRNMRSORDKM
PM=PMQOQ>Q?POPAP<SFMLQOPAPSORDKMSBFIFHQ>Q?POPAPS7QS8RMLKOKAK
ORDKMSLCNEIR>[email protected]=5DHQNPICN/
DEOEA;SIMQSBPNS5NOQLSLPSBE<S=QN9QLHQOSJFOIROKOS=QNP
LRMROKS9CLSBFIFLSBPNSJPLLRHMQSDPAPSHRLP3SQJPICN;0
,>.NR'<S&-SIKMS5O>Q<S16%<S16SFMLQMQNPS7QSR3COIR
[email protected]@SFMLQMQNPO<SJFOIRS.RINPS"R2PS ENHP9P
RDKMRDK4OKOS#." [email protected]?EOE
8RHKNMRHRNRL<SBESJENEGEO<SJFOIROKOS9CLS8KAMKSBFIFGQJP?P
[email protected]@SFMLQMQNPOSJFOIRSBFIFGQDPIMQSPM=PMPSBFHFO
2KNDRHMRNKSQMPOJQSBEMEOJENJE?ESROMRGKORS=QMJP?POPSLRIJQH/
HP;[email protected][email protected],>/
.NR'<[email protected]@SFMLQMQNPOSJFOIRS=QOQMPOJQS." SP9PO/
[email protected]>RLSIFAJQS-;S6PNSJQSBEOES*-&-S=PBP
JR8RSEARLSBPNSHRNP8QSIRODKHR>RLSCMENDRLSBESIFAJQS-<
IFAJQS&[email protected]>QL;[email protected]<SJFOIRSRNHKL
[email protected]
[email protected]@SFMLQMQNSBES3RIJRS=QNPJQSLRMKICN;S*--/*--4JQ
[email protected]@[email protected]@
[email protected]@HE;
'%#&!# &%##"&"'%'&&
&''%&!# "&" ' $$
MLSRGR>KOKOS.*-SFMLQMQNPSP9POSBFIFGQ<SPLPO>PDPOPOSJQ
PDHP8JRGSIRNRHKMGRDKSCMJE?EOESRLHRNROS,>.NR'<
[email protected]?POSJENEGEOE<[email protected]?POPO
ORDKMSBPNSIKLKGRSICMSR9HK?KOKSBPMPICNEA;S%CMRIKDKIMRSJR8R
2RAMRSPDHP8JRGSIRNRHGRMKIKA<SJR8RS2RAMRSPODROSP9POSJR8R
[email protected];S,>.NR'<SCNHR
[email protected]
(+64MQNPOSJQS5OQGPOPSROMRIRNRL<SCOMRNKOSDCNEOMRNKOK
95AGQMQNPS=QNQLHP?POPSBQMPNHQNQL<S3CMPHPLRMRNKOKOS8QNSAR/
GROSBES8QJQ2MQNQS8PAGQHSQHGQLSCMR>R?KOKSJPMQS=Q/
HPNJP;[email protected] RNJKG>KS1MPS6RBR>RO4KOSDKNR
[email protected]?EOESD5IMQIQOS,>.NR'<
06RBR>RO<S,QLDPLRS./*-4IQSQ7SDR8P3MP?P
IR3RNLQOSHP>RNQHS=FOJQGPOPSCNHRIRSRHROS7Q
[email protected]
5OQGMPSMPJQNMQNJQOSBPNPIJP;[email protected]/
QNMQNQS=F7QOGQMPIPA0SJQJP;S*SFMLQ
[email protected]>QLSCMROS0:NROD/
)[email protected]
DCOE9MROR>R?KOKSBQPNHQOS,>.NR'<S0?QNS(C/
NQ<SPMP3POMQNS7QSOJCOQAIR4IKSJRSBESCNHRLMK?K
JRSBENRIRSJR8PMSQJQBPMPNDQLSBQMLPSPO4MQSPM=PMPSBPN
DCNEOES95AQBPMQ>Q?PA;S1INK>R<S:NRODRHMROHPLS:P>RNQHS7Q
RHKNKGS+NHRLMK?KS#::!)$SJRSBQMLPSBPNSLR9SRISDCONR
95AFMQ>QL;S:P>RNQHS=FOJQGPSLFNQDQMSCMRNRLS8P9SBESLRJRN
[email protected]:FNLPIQ4OPOSJQSBESJENEGEOSBPN
[email protected]@HE;S)ROQMPO
RNJKOJROS=RAQHQ>PMQNPOSDCNEMRNKOKSIROKHMRIROSRNCMJS,>/
.NR'<[email protected]:FNLPIQ4OPOSLCOE/
[email protected]@EOMRNKSD5IMQJPS0,[email protected]@SFMLQMQN
RNRDKOJRSDRNDK>KSCMENLQO<[email protected]
3MRORS9KLGRDKORSLRHLKJRSBEMEOJE;S+OMRNSR9KDKOJRO
BFIFGQS2KNDRHMRNKOKSJR8RSJRSRNHKNJK;S6ESHRBPPSLPSJFASBPN
JQOLMQGSJQ?PM<SBRAKMRNKSBEOJROS2RIJRMROJK<SBRAKMRNK
2RIJRMRORGRJK;S:[email protected];
[email protected]:FNLPIQS9CLSP/
MQNPSBPNSJFAQIJQ;S:FNLPIQ<SBFIFGQIPSDFNJFNFICNS7QSBENR/
JRSCME3SBPHQOJQOS8QIQ>ROMROGRGRLSQMJQSJQ?PM;S RMOKA>R
BEMEOJE?EOEAS>C?NR2IRSP9POJQSJQ?PM<SDPAMQNSBFIFICNDEOEA
LRMLKOKICNDEOEA;S164OPOSDCOSPLPSRIJRS:FNLPIQ4IQ
[email protected];S+SIFAJQOS:FNLPIQ
[email protected]=QBQ;0
'"$$&#% '#&'$%$ "'%$!$!&!!&
' '&!&#%&'$ "'%&'''
LCOCGPS6RLROKSP8RHSQIBQL>PSPDQSS:FNLPIQ4OPOSJK@
JFOIRJROSLRMK>KSDQNGRIQSIRHKNKGMRNKOKOS5OFOFSR9GRL
P9POS>QDENSRJKGMRNSRHR>R?KOKSBQMPNHHP;SQIBQL>P<S:FNLPIQ
+JRMRNS7QS6CNDRMRNS6PNMP?PS#:+66$S7QS,PMMQHMQNRNRDK
:P>RNQHS+JRDKS#!$S:FNLPIQSQ7SDR8P3MP?POJQ
[email protected][email protected](FNQDQMSLCOCGPS7QS:FNLPIQ
3ROQMPOJQ<S:FNLPIQ4OPOS16SPMQSPGARMRJK?KS.FGNFLS6PNMP?P
[email protected];[email protected]&SPMRSSIKMSDFNQDPOJQ
:FNLPIQ4OPOSHRGSFIQSCMR>R?KS7QSLKDRSDFNQJQSHP>[email protected]
=F9MQOJPNGQLSP9POSPGARMROJK?KOKSBQMPNHQOSQIBQL>P<
0,QLROPAGRDKSDCOSJQNQ>QSDR?MKLDKASBPNSHQGQMSFAQNPOQ
CHENGRLHRIJK;S(RNRNSGQLROPAGRMRNKOJRSRDMRS:FNLPIQSIQN
[email protected];
"[email protected]
[email protected]=QMGQDPOPOSQOS5OQGMPSOQJQOMQNJQOSBPNPOPO
&;SHRNR2MRNMRSPGARMROROS"QNBQDHS:P>[email protected]
CMJE?EOESP2RJQSQJQOSQIBQL>P<[email protected]/
16%S":1DKS#::!)$S7QS:NRODS)RDP2PLS+NHRLMK?KS#:))$
[email protected]:FNLPIQSFAQNPOQS=QHPNQ>Q?PSQHLPMQNSBPAPG
[email protected]@KMROGRLHRJKN;S164IQ
P8NR>RHKGKASJFAQOMPSCMRNRLSRNHRNLQO<S=QOQMSP8NR>RHKGKA
P9QNPDPOJQS164OPOS3RIKSPDQSRARMGRLHRJKN;S*--*SIKMKOJR
P8NR>RHKGKASP9POJQLPS3RIKSIFAJQS<SCMROS164OPO<
P8NR>RHKGKAJRLPS3RIKS*-&4QS=QMPOJP?POJQSIFAJQS<4Q
[email protected];S:FNLPIQSCMRNRLS16SHRGSFIQMPLS8QJQ2POPSD/
HNRHQPLSBPNS8QJQ2SCMRNRLS=5NFICNEA;S6ESDFNQ>PS5OQGDPI/
CNEA;S164IQSHRGSFIQMPLSGFARLQNQMQNPOJQSBFHFO
[email protected]>[email protected];
.[email protected]:FNLPIQ4OPOSHRGSFIQSCME3
CMGRGRDKSHRGSROMRGKIMRSBPNSJQHRIJKN;SRHQOSHRGSFIQMPL
GFARLQNQMQNPSBPHHP?POJQSQOSDCOSLRNRNKS164OPOSBPNLR9SFMLQ/
DPSNQ2QNROJEGRS=PJQNQLS8RMLMRNKORSDCNR>RLHKN;S:FNLPIQ4OPO
16SDHROJRNHMRNKOKSIRLRMRGRDKSBPAPGSP9POSDCOSJQNQ>Q
5OQGMPJPN;0SQIBQL>P<S.FGNFLS6PNMP?P4OPOSIROKSDKNR
:[email protected]":1SPGARMRJK?KOK<S.FOQI
12NPLRS7QS,QLDPLRS=PBPS164OPOS":1SPGARMRIK3SJR
:[email protected]
QHHP?POPSBQMPNHQNQL<S0::!)S7QS:))[email protected]
:FNLPIQSCMRNRLSIQNSRMGRGKAS=QNQLHP?POPS7QS8RLLKGKA
CMJE?EORSPOROKICNEA;S16SPMQSHRGSFIQMPLSGFARLQNQMQNP
IFNFHQOS:FNLPIQ<S.FGNFLS6PNMP?PSPMQSCN=ROPLSBR?KSCMRO
:[email protected]/
GRA;S(RMJKSLPS:FNLPIQSPMQS164OPOS.FGNFLS6PNMP?P
[email protected]=PMPSHRGSQJPM/
=QOS8RMJQILQOS164OPOS&;SFMLQMQNMQSPGARMRIR>R?KS8QNSHFNMF
[email protected]?ESAQGPOSJENENLQO
::!)4OPOS8RIRHRS=Q9PNPMGQDPS:FNLPIQSCMRNRLSLRBEM
[email protected];S
:FNLPIQ4OPOSDCOS*SIKMJRSQLCOCGPLSROMRGJRS9CL
BFIFLSGQDR2QSLRHQHHP?POPSRLHRNROSQIBQL>P<S0:FNLPIQ
8RGGRJJQS7QSQOQNPSJFOIRDKOKOS8RLPGPIQHPOPO
[email protected]?E<SHFLQHPGSR?MRNKOKOSLCOHNCMFOFO
[email protected]?ESBPNSQLCOCGPLSJFOIRJRSCNHRJRSFNQHPG
[email protected]
[email protected];S*-*&[email protected]>Q?PSDFNQ9HQ
:FNLPIQ<SLFMHFNS>C?NR2IRDKOKS9CLS5OQGDQIQ>QLHPN;S(FMHFN
>C?NR2IRDKSJQJP?PGPAS+NHRS1DIR<S(R2LRDMRN<S+NHRS%C?E<
(EAQIS12NPLR<S6RMLROMRNS7QS16S>C?NR2IRDKOJRSDCOSJQNQ>Q
5OQGMPSRJKGMRNSRHGRIKSHQN>P8SQJQ>QLHPN;[email protected]
:FNLPIQS8RGGRJJQS7QSQOQNPSP8HPIR>KOKSDFNJFNFMQBPMPN
@QLPMJQSLCOHNCMSQHGQLMQSPDHQLMPS7QSHRMQ3LRNSCMR>RLHKN0
@[email protected];S Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Türkiye bugün bağış alan
değil, bağış yapan ülkeler listesine girdi. Geçen sene sadece
dış ülkelere yaptığımız bağışlar
2,5 milyar dolara ulaştı.
Dünyanın dört bir yanında elimizi uzatmaya çalışıyoruz" dedi
'''!&1(S)[email protected]
[email protected]%ENERIKOS3NCQ
DEOEGEORSLRHKMJK;S6RBR>RO<SBENRJRSIR3HK?K
[email protected]<S&-S,RNHSDQ9PGMQNPOPOS8KAMR
[email protected]?KOKSBQMPNHQNQL<SDQ9PGMQNPOSDRJQ>Q
IQNQMSDQ9PGSCMGRJK?KOK<S5OQGMPSBPN
JQGCLNRDPSDKOR7KS7QNPMQ>Q?POPSD5IMQJP;
:[email protected]
BFHFOSJFOIRSHRNR2KOJROSHRLJPNSQJPMJP?POP
BQMPNHQOS6RBR>RO<S01GRSBEOMRNKS9QLQ/
GQIQO<SLKDLROROMRNS7RN;S:FNLPIQ4OPOS7Q
[email protected]
7RN;S(KDLROROMRNK<SLKDLROJKNGRIRSJQ7RG
QHHPNQ>QLSBPNSDQ9PGSDCOE>ESRMR>R?KA;
:[email protected]=5M/
[email protected]<S3RNHPGPAP<S8FLFGQ/
[email protected]/
AMQNQSQO=QMSCMGRLSPDHQIQOMQNS&-S,RNHS=FOF
>Q7RBKOKSRMR>[email protected];S
6RBR>RO<S8RMLKOSCME3SBPHQOPOS2RNLKOJR
CMJE?EORSJPLLRHPS9QLQNQL<S0LENEMRO
HEARLMRNKO0S:FNLPIQ4IPS8QJQ2SRMJK?KOKSJPMQ
=QHPNJP;S6RBR>RO<SLQOJPS=F7QOMP?PSPMQ
RMRLRMKSQOS8RDDRDSOCLHRMRNKSNPDLQSRHR>RLS7Q
JQ7MQHPOSPHPBRNKIMRSCIORIR>[email protected]/
3MCSLENROMRNRSQOSPIPS>Q7RBKS8RMLKO
7QNQ>Q?POPSP2RJQSQHHP;[email protected]?RO4KO
=PHHP?PS8QNSPMJQS>[email protected]=PIMQ
[email protected]?KOKS7EN=EMRIROS6RBR>RO<
[email protected]
7RNSGQIJROMRNJR;SFOLFS8RMLKGKASBE
CIEOESROMRJK0SJQJP;S
6RBR>RO<[email protected]
BPN9CLSRJKGSRHHKLMRNKOKSROKGDRHRNRL<SD5A
LCOEDESJFAQOMQGQMQNPSGPMMQHPO
Q=QGQOMP?POPS=F9MQOJPNGQLSP9PO
IR3HKLMRNKOKSJPMQS=QHPNJP;S6RBR>RO<SJ5OQG/
[email protected]
JQ?POQNQL<S0:[email protected]
JQ?PM<[email protected]=PNJP;
.Q9QOSDQOQSDRJQ>[email protected]?KGKA
[email protected]*<[email protected];S%FOIROKO
J5NHSBPNSIROKOJRSQMPGPAPSEARHGRIR
[email protected];S1MPS6RBR/
>RO<SBESDFNQ9HQSLFMHFNQMSGPNRDRSJRSDR8P3
[email protected]<SGPMMPIQH9PMP?PO
MR2MRSJQ?PMSP>NRRHMRSCMJE?EOEOSRMHKOKS9PAJP;
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Avrupa'da, patent sayısındaki artış yüzde 3, Türkiye'de ise bunun
kat kat üzerinde, yüzde 33 civarında" dedi.Şimşek, bir restoranda kentteki vergi rekortmenlerine
ödül verilmesi amacıyla düzenlenen törende, son 10 yılda vergi oranlarını düşürdüklerini söyledi
Kurumlar vergisinin yüzde 30'dan yüzde
20'ye düştüğünü ifade eden Şimşek,
"2002'de sizin şirketiniz 100 lira kar etseydi
ve siz bu karınızı hissedarlara
dağıtsaydınız, yüzde 65 vergi veriyor
olacaktınız. Bugün aynı şekilde 100 lira kar
etseniz, hissedarlarınıza dağıtsanız,
vereceğiniz en fazla vergi yüzde 34" diye
konuştu. Yüzde 65'lik verginin söz konusu
olduğu dönemde OECD ülkeleri arasında
bu alanda birinci sırada bulunulduğunu dile
getiren Şimşek, şöyle devam etti: "Bugün
ise OECD ülkeleri arasında vergi oranı en
düşük ülkelerden bir tanesiyiz, en düşük
8'inci ülkeyiz. Biz, yatırım yapanlara destek
veriyoruz ve yüzde 2'ye kadar kurumlar
vergisini indiriyoruz. Adana'da bir
sanayicimiz, ağırlıklı olarak ithal ettiğimiz
bir ürünü Adana'da üretmeye kalkarsa, stratejik üretim kapsamında kurumlar vergisi
oranını indirimli uyguluyoruz. Tunceli'de
kurumlar vergisi oranını hangi düzeyde
veriyorsak Adana'da da aynı düzeyde
veriyoruz." Bakan Şimşek, eskiden
Türkiye'de faizlerin çok yüksek olduğunu
vurgulayarak,şu anda ise yüzde 12-17
civarında bulunduğunu belirtti.
- "KDV oranlarını düşürdük"
"Belki inanmayacaksınız ama biz, bu
ülkede tüketim üzerinde KDV oranlarını da
düşürmüşüz" diyen Şimşek, şöyle devam
etti: "Genelde böyle bir şey yaptığımızı
kimse düşünmez, böyle bir algı yok ama
gerçekten Türkiye'de efektif KDV oranı
yüzde 14, genel anlamda KDV oranı yüzde
18. Biliyorsunuz eğitimde, sağlıkta, turizmde, giyimde yani birkaç sektörde biz
yüzde 18'den yüzde 8'e düşürdük. Gıdadaki
bazı ürünlerde yüzde 8'den yüzde bire
düşürdük. Avrupa'da ise bu dönemde KDV
oranları sürekli yükseldi. Son dönemlerde
KDV oranları Avrupa'da çok hızlı yükseldi,
ortalama yüzde 22." Araştırmageliştirmenin (Ar-Ge) Türkiye'nin geleceği
açısından çok önemli olduğuna dikkati
çeken Şimşek, şunları söyledi:
"Sanayicimize diyoruz ki, 'Büyük ölçekte
Ar-Ge yaparsanız, siz 100 lira harcarsanız,
biz size 225 liraya kadar destek veriyoruz.'
Daha küçük ölçekli olursa biz size her 100
lirada 200 liraya kadar destek veriyoruz.
Ayrıca dedik ki, 'Eğer patentiniz varsa,
buluşunuz varsa, faydalı bir model belgeniz
varsa siz bunu ticari ürüne
dönüştürürseniz biz size kurumlar vergisinde yüzde 50 indirim sağlayacağız.'
Düşünebiliyor musunuz, 'ürününüzü
ticarileştirin biz vergiyi yüzde 50
düşürelim.'
Bu, inanılmaz bir teşvik. Çok çok ciddi
bir teşvik. Avrupa'da, patent sayısındaki
artış yüzde 3, Türkiye'de ise bunun kat kat
üzerinde, yüzde 33 civarında. 2002'de yıllık
patent başvurusu bin 800-bin 900 civarıydı.
Şimdi yanlış hatırlamıyorsam 12 bini aştı.
Gerilerdeyiz ama çok hızlı artıyor. Özetle,
Türkiye'deki vergi yükü sanıldığı gibi yüksek değil, biz vergileri gerçekten düşürdük
ve yatırıma istihdama ihracata daha fazla
destek veriyoruz." (AA)
&&+
Kireç ocağı işleten ZA Madencilik,
sektörde bir ilke imza attı. 50 milyon
liralık yatırım ile çevreye yönelik
zararları ortadan kaldırdıklarını
söyleyen firma yetkilisi Arda, "Hem
çevre kirliliğini hem de gürültüğü yok
ettik. Camı kırılanın evini yaparız" dedi
-,8=3=&,8%= _TX^aX^\_LaRF`X[`\Z]Z]
R[YSHSa`[`]Y`a3=aU^[VR]a[^\`aV`WZ\ZU[`aW`N
RF`HZa^N[_WU_F^[^H^aV`D`]a!>a&`Y_]F^[^XG
_PO_\aORPYSIa4_XWM\Y_a^[XaX_PaXS\S[`]aWRP
WSWU`aQ]^W_T^V[_a:=aU^[VR][SXaL_K\_
V`WZ\ZUZ]`a^UP`a`WWZIaBMV[_F_GaWRPaN^X`V_W^
W`\^E_aX`\ZNWZIa6^]`U^WaD`W[`WU`Y`a^T_
]`]RaW_X]R[R%^V^aW_\F^Ea_WW^Ia-^\U`
R\W`X[`\Z]Y`]aCO\`E^Ua>Y`Ga<BS\`VZ
`[YZHZUZPY`aLMD[QXWQIaB^PaT_XWM\Q
V_]^Y_]aV`PYZXGa3aVZ[YZP[ZaO^\aW_T^TaV`DWZX<
Y_Y^Ia&`Y_][_\aBRH`PZaU_KX^^]Y_a5==(
VZ[Z]`aX`Y`\a?``[^V_WaJMTW_\_]aX^\_L
RF`X[`\Za]_Y_]^V[_a<YSU`]a`[WZ<aR[`]
/Z]`\O`NZGaTR]aYM]_U[_\Y_
K`W`]Y`N[`\Z]a<L^U_]WR<aK_a<W`N
RF`X[`\Z]`<aX`\NZaV`DWZX[`\Z
_V[_U[_\_a_KaT`E^D[^H^aV`DWZI
BM[J_Y_X^a,aW`NaRF`HZ]Y`]
O^\^aR[`]a!>a&`Y_]F^[^X
R\W`X[`\Z]Y`]aCO\`E^Ua>Y`G
X`DZ[`\Z]Za`L`\`XaWQUa^YY^`[`\Z
W_XaW_XaV`]ZW[`YZIaCO\`E^Ua>Y`G
5==(aVZ[Z]Y`aY_K\`[YZX[`\ZaOM[A
J_]^]a`Y_W`aLMD[QXa`[`]ZaR[YSHS]S
O_[^\W_\_XaW`NaRF`HZ
^N[_WU_F^H^]Y_]aM]F_aL_K\_
V`WZ\ZUZ]`aO`N[`YZX[`\Z]ZaTMV[_A
Y^Ia"]F_[^X[_aY`E`aM]F_
K`W`]Y`N[`\Z]aN^X`V_Wa_WW^H^
<WRP<aTR\S]S]`a_[a`WWZX[`\Z]ZaO_A
[^\W_]a>Y`Ga3aU^[VR]a[^\`
V`WZ\ZU[`aWRPaWSWU`aQ]^W_T^
XS\YSX[`\Z]ZaTMV[_Y^Ia;RPS]a_]
M]_U[^aXZTUZ]Z]a`\`L[`\`aVQX[_U_
V`D`\X_]aLZXWZHZ]ZGaXS\YSX[`\ZaX`D`[Z
Q]^W_V[_aVQX[_U_aTZ\`TZ]Y`X^aWRPS]aE^LO^\
N_X^[Y_aE`K`V`aX`\ZNU`YZHZ]ZaO_[^\WW^I
-A9A?A.>B;>?>[email protected]>9B
A<9<B5@-@?>:
6^]`U^WaD`W[`WU`aV_\^]_aW_X]R[R%^V_
V`WZ\ZUaV`DWZX[`\Z]ZaTMV[_V_]aCO\`E^Ua>A
Y`Ga<`]RaX`DTQ[[Qa_[_XW\^XaT^TW_U[_\^V[_
L`[ZNZVR\SPIaBMV[_F_aR\W`Y`aE_\E`]J^aO^\
T_TaLZXUZVR\Ia'`WW`aO_]aX^N^T_[aR[`\`X
OS]SaO^\`PaY`E`a^[_\^aJMWQ\YQUIaBM[J_UA
^PY_X^aDR[^TaU_\X_P[_\^]^]aE_\
O^\^]_aJ^Y^Da+9H_\aK`W`]Y`NZ]
_K^]^]aO^\aF`UZaO^[_
XZ\Z[T`aO_]a_K^]^aO`NW`]
`N`HZV`aV`D`\ZU<aY^V_
W``EEQWaO^[_aK_\Y^UI
aX`Y`\a^YY^`[ZVZP<
Y_Y^I
/@>:@5@
7A4B54
:==aO^]aU_W\_X`\_[^X
`[`]Y`aE^PU_WaK_\_]
W_T^TW_aE_\a`[`]Za`V\Z
`V\ZaaW`T`\[`YZX[`\Z]Z
O_[^\W_]aCO\`E^Ua>A
Y`GaW`NZU`FZ[ZXW`
XS[[`]YZX[`\Za;
K_aX`UVR][`\Z]aY`
V^]_a/Z]`\O`NZ
U_\X_P^]Y_]
J_LU_T^]_a^P^]aK_\A
U_Y^X[_\^]^aTMV[_Y^Ia
0>\`L[`\ZUZPZ]aY`aK`W`]Y`N[`\Za\`E`WTZP
_WU_U_T^a^L^]aMP_[aVR[aV`DWZ\YZXIaBMV[_F_
JQ\Q[WQaX^\[^[^H^]^]aY_aM]Q]_aJ_LW^X<aY^V_
XR]SNWSI
A!A?B/>;@9:@B
@?.@B*<7+A9B+A!<4
BM[J_aT`X^][_\^]^]aLZX`]aWRP[`\Z]
X`]`[^P`TVR]aT^TW_U^]_aL`US\aR[`\`X
YM]YQHQa^YY^`TZ]ZaY`aV`]ZW[`V`]aCO\`E^U
>Y`Ga<BS]S]a^L^]a6_K[_Wa4SaCN[_\^
`\`FZ[ZHZV[`aRF`HZ]aJ^\^N^]Y_aO_]WaV`DWZXI
4S[`\Z]aW`U`UZaO_]W_aR\`Y`]aY`aC!4
X`]`[^P`TVR]S]`aJ^Y^VR\Ia2`]^
/Z]`\O`NZ+]`aO^PY_]aJ^Y_]aTSaVRXIa8`[YZaX^
R\W`Y`aP`W_]aWRPaY`aVRX<aV`]ZWZaK_\Y^I
;@9.A?B<++<@.>
8`]T_\a^YY^`[`\Z]Z]aJQ]Y_U_
J_W^\^[Y^H^]^a^?`Y_a_Y_]aCO\`E^Ua>Y`Ga<BSA
\`Y`a1=+^a/Z]`\O`NZaE`[XZ]Y`]a:==aX^N^
L`[ZNZVR\Ga_T]`?Z]Y`]aW`N_\R]S]`aX`Y`\aY`
:3==aX^N^V_aYR[`V[ZaVR[Y`]a^TW^EY`U
T`H[ZVR\SPIa F`XW`aL`[ZN`]aO^P[_\^PGaRaVQPA
Y_]aM]F_aO^PaX`]T_\aR[S\SPa`U`aOS]F`
VZ[YZ\aW_XaK`X`aVRX<aY_Y^I
B:<4594;B5@/>?>:
;_T^T^]aWRD[`Ua3=aU^[VR]a[^\`aV`WZ\ZU[`
XS\S[YSHS]SGa`V[ZXa1aU^[VR]a[^\`aY`
CPU^\+_aX`WU`aY_H_\aT`H[`YZHZ]ZGaOS]S]
VZ[Y`a:==aU^[VR]a[^\`V`aS[`NWZHZ]Z
TMV[_V_]aCO\`E^Ua>Y`GaO_]P_\^aR[U`V`]
O^\a^N[_WU_V_a^UP`a`WWZX[`\Z]`aY^XX`WaL_XA
_\_XGa<B^Pa_K\_aK_a*_E^\F^[^X
B`X`][ZHZ+]Y`]aL_K\_a^P]^]_a[`VZXaJM\Q[_]
O^\a?^\U`VZPIa>U`aOS]S]a^L^]aO^PY_]a^TW_A
]^[_]^aY_H^[a^TW_]U_V_][_\^aY_a?`P[`TZV[`
V`DWZXGaV`DU`V`aY`aY_K`Ua_Y_F_H^P<aY_A
Y^I
;@->:>7B@>;
_K\_aK_a*_E^\F^[^XaB`X`][ZHZ@]Z]a^]A
F_[_U_[_\^aYRH\S[WSTS]Y`aM\][email protected]
[`\`XaJMTW_\^[_O^[U_Xa^L^]aL`[ZNU`[`\Z]Z
`\`[ZXTZPaTQ\YQ\YQX[_\^]^aO_[^\W_]a>Y`G
<`W`]Y`N[`\ZUZPZ]aE`TT`T^V_W^]^
`][ZVR\SPIa4R]aY_\_F_aE`X[Z[`\Ia>]F`XaO^P
]_aWRPa]_aY_aO`NX`aO^\aN_V_a`T[`a^P^]aK_\A
U_V_]aO^\a?^\U`VZPIa8`DZUZPaE_\X_T_
`LZXGaJ_[^Da^]F_[_V_O^[^\[_\Ia'_\a`Va\SW^]aRA
[`\`XaY_]_W^UaV`DZ[ZVR\aK_aOSJQ]_aX`Y`\
E_DT^]Y_]aR[SU[Sa\`DR\a`[YZX<aY^V_
XR]SNWSIa'(@*A?B:A?;A7<)
%%&""&*
$(%(#*'(#(!++*%')"+
+ +&&&
$$$!
/631B$&B%68=,8,8B_]aOQVQXaL`WZaM\JQW[_\^]Y_]aO^\^
R[`]a;Q\X^V_a7_]LaCN`Y`U[`\Za8R]?_Y_\`TVR]S
;7C8@^]a; BBaCX^Pa8S[_[_\^@]Y_aJ_\L_X[_NW^\^[_]aK_
XR]?_Y_\`TVR]`aO`H[Za7C>6aK_a?_Y_\`TVR]aVM]_W^F^[_\^]^]
OQVQXa^[J^aJMTW_\Y^H^aJ_]_[aXS\S[S]Y`Ga_TX^aO`NX`]a9\X`]
7Q\`[GaJQK_]aW`P_[_V_\_XaV_]^Y_]aO`NX`][ZH`aT_L^[^\X_]G
97C-96aQV_[_\^]^]aVM]_W^UY_X^a`HZ\[ZHZaY^XX`WaL_XW^I
97C-96aB`NX`][ZHZ]ZaO`N`\ZV[`aVQ\QW_]a;_U_[a>VF`]a*_]G
J_L_]aYM]_Ua;7C8a2M]_W^Ua8S\S[SaB`NX`]a2`\YZUFZTZ
R[YSHS]SGaOSaJM\_K[_\^aO^\aO`V\`XaV`\ZNZaN_X[^]Y_
JM\YQHQ]QaK_aVM]_W^UY_aV_]^a`\X`Y`N[`\`aVR[a`L`O^[U_X
^L^]aOSaYM]_UaJM\_Ka`[U`YZHZ]ZaTMV[_Y^Ia*_]Ga`]F`XaXR]A
?_Y_\`TVR]`aX`WXZa`U`FZV[`a2QXT_XaCTW^N`\_a8R]T_V^]Y_aV_\
`[`F`HZ]ZaO_[^\W_\_Xaa09J_a7_]LaCN`Y`U[`\Za6_\]_X[_\^a-_YA
_\`TVR]Sa97C-96aR[`\`Xa9J_aBM[J_T^aL`DZ]Y`a?``[^V_W[_\A
^U^P^aTQ\YQ\U_XW_aK_aQV_aY_\]_X[_\^U^P^]aL`[ZNU`[`\Z]Z
OM[J_aO`PZ]Y`aV`VJZ][`NWZ\U`V`aL`[ZNU`XW`VZPIa'_\aO^\^aXA
_]Y^aVM\_T^]Y_aO`N`\Z[Za?``[^V_W[_\_a^UP`a`W`]aY_\]_X[_\^U^P
?_Y_\`TVR]aL`WZTZa`[WZ]Y`aJQL[_\^]^aO^\[_NW^\_\_Xa_WX^][^X[_\^]^
`\WWZ\U`XW`YZ\[`\Ia;7C8a8R]?_Y_\`TVR]SaT`V_T^]Y_a^T_aOS
_WX^][^H^aVS\WaJ_]_[^]_aV`VU`a^UX]ZaOS[S]U`XW`YZ\I
6_\]_XGa?_Y_\`TVR]aK_V`aXR]?_Y_\`TVR]aE_DT^aJQFQ]Qa^N
YQ]V`TZ]Y`X^aQV_[_\^]Y_]a`[U`XW`YZ\IaBSaXS\S[SN[`\Z]
JQFQ]QaJM]Q[[Q[QXGaW`\`?TZP[ZXGaO`HZUTZP[ZXaK_aN_??`?[ZX
^[X_[_\^aR[SNWS\U`XW`YZ\Ia97C-96@_aO`H[ZaWQUaY_\]_X[_\^]
O`NX`]aK_a_X^D[_\^aLRXaO`N`\Z[Za^N[_\_a^UP`a`WU`XW`[`\I
;`XZUaL`[ZNU`TZ]`a^]`]`]aY_\]_XaVM]_W^F^[_\^aR[`\`X
`\X`Y`N[`\ZUZPGaWQUa;Q\[email protected]_a9J_aCNaYQ]V`TZ]ZaO`N`\ZV[`
W_UT^[a_WU_Xa^L^]aD\R%_[_\aQ\_W_F_XGaOM[J_]^]aT_T^aR[`F`X[`\I
;Q\X^V_@]^]a?`\X[ZaOM[J_[_\^]Y_]aLRXaY_H_\[^a^T^U[_\^]aV_\
`[YZHZaV_]^aVM]_W^UaO^\^U[_\^]Y_a9J_@]^]aW_UT^[aJQFQ]Q]
`\WU`TZaE_UaM]_U[^aO^\aTR\SU[S[SXGaE_UaJQP_[aO^\aO`N`\Z
E_UaY_aJS\S\aK_T^[_T^)aY_Y^Ia'(@*A?B:A?;A7<)
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi İzmir
Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aziz Kocaoğlu, Tepekule Kongre
Merkezi’nde İzmir İş Dünyası Platformu üyeleri ile bir araya geldi
00%0B2="3#B`YZ]`aV`DZ[`]a`LZX[`U`Y`G
M]QUQPY_X^aV_\_[aT_L^U[_\Y_a[`^XGaY_URX\`W^XGaMPJQ\A
[QXLQaK_aTRTV`[aESXSXaY_K[_W^a^[X_[_\^]^aT`KS]`]a`Y`VA
[`\`aY_TW_XaK_\^[_F_H^aO_[^\W^[Y^IaCPU^\aBQVQXN_E^\
B_[_Y^V_aB`NX`]Za>P^Pa8RF`RH[Sa^T_a0_\Y^H^]^PaOS
Y_TW_XaO_]^aLRXaR]S\[`]YZ\YZGaYSVJS[`]YZ\YZ)aY^V_
XR]SNWSIaCPU^\[^a^N`Y`U[`\Z]`aBQVQXN_E^\aB_[_Y^V_A
T^@]^]aD\R%_[_\^]^aK_a;Q\X^V_@]^]aU_KFSWa_XR]RU^XaYSA
\SUS]SaMP_W[_V_]aB`NX`]a8RF`RH[SGa;Q\X^V_@]^]a`F^[
R[`\`XaQ\_W^U_aY`V`[ZaO^\a_XR]RU^XaDR[^W^X`TZ]`aJ_LU_A
T^aJ_\_XW^H^]^aTMV[_Y^Ia
56102B3=1=#2=32=B1"8&
SUES\^V_Wa'`[Xa/`\W^T^aCPU^\a&^[[_WK_X^[^a>[``WW^]
2QXT_[GaCPU^\@^]a^NaYQ]V`TZ]Z]aQ\_W_]GaL`[ZN`]aK_
X`P`]FZ]Z]aK_\J^T^]^aMY_V_]a^]T`][`\Y`]aR[SNWSHS]S
E`WZ\[`WWZIa2QXT_[aNMV[_aY_K`Ua_WW^#a0CPU^\aTR]aVZ[[`\Y`
Q\_W^U^]^aJ^Y_\_Xa`\WZ\UZNaK_aQ\_W^UaQP_\^]Y_]aMY_Y^H^
K_\J^[_\a`\WUZNWZ\IaCPU^\aK_\J^aMY_U_Y_a5=::aK_a5=:5
VZ[[`\Z]Y`a>]X`\`@VZaY`aJ_LU^NW^\IaCPU^\[^a^N`Y`U[`\Z]Z]
K_\J^aMY_U_a`E[`XZa`LZTZ]Y`]aY`aK_\J^aMY_U_
D_\?R\U`]TZaO`XZUZ]Y`]aCPU^\Ga;S]F_[^@]^]a`\X`TZ]Y`]
^X^]F^aTZ\`Y`IaC[[_\_aJM\_aX`USaV`WZ\ZU[`\Z]`aO`X`\T`X
>]X`\`@]Z]aOSaX`USaV`WZ\ZU[`\Z]Y`]a`[YZHZaD`VaVQPY_
:1I3@W^\IaCTW`]OS[@S]aVQPY_a::I(@Y^\IaCPU^\@^]a`[YZHZaD`V
^T_aVQPY_a,Ia,:@Y^\Ia2`]^a$1aU^[V`\a;.@V_aV`XZ]aK_\J^
MYQVR\SPGaa15(aU^[VR]a,1=aO^]a;.aX`USaV`WZ\ZUZ
`[ZVR\SPIa4R]a:=aVZ[Y`aXRTXRF`aY_K[_W^]aCPU^\@_aV`DWZHZ
V`WZ\ZUa3I$aU^[V`\a;.GaCPU^\aBQVQXN_E^\aB_[_Y^V_T^@]^]
V`DWZHZaV`WZ\ZU[`\a^T_a:=aVZ[Y`aI,aU^[V`\a;.IaBS][`\
W`U`U_]aY_K[_W^]aV`VZ][`YZHZa\`X`U[`\YZ\Ia5=:5A5=:$
VZ[Za^[[_\Y_aX^N^aO`NZ]`aYQN_]aX`USaV`WZ\ZUZa;Q\X^V_@Y_
5:3a;.GaCPU^\@Y_a:1a;.)aN_X[^]Y_aXR]SNWSIa
68B$32$1B"2#=B686
7_F_Y_GaCPU^\aCNa6Q]V`TZa/[`W?R\USa`YZ]`aTMPa`[`]
4`[^Ea"PL^?WL^a^T_aM]QUQPY_X^aV_\_[aT_L^U[_\Y_a[`^XG
Y_URX\`WGaMPJQ\[QXLQaK_aTRTV`[aESXSXaY_K[_W^a^[X_[_\^]^
T`KS]`]a`Y`V[`\`aY_TW_XaK_\_F_X[_\^aKS\JSTSaV`DZDa_XA
[_Y^#a0B^Pa[`^XGaY_URX\`W^XGaT`]`V^[_N_]GaQ\_W_]G
X`[XZ]`]aO^\aQ[X_Y_a_N^W[^XL^GaMPJQ\[QXLQGa`Y^[GaD[`][ZG
T`H[ZX[ZGaL`HY`NaO^\aCPU^\@Y_aV`N`U`Xa^TW^VR\SPIaBS
JQ]_aY_XaOSa`][`VZN`aT`E^DaLZX`]a4`VZ]aCPU^\a>P^P
8RF`RH[S@]`aW_N_XXQ\a_Y^VR\SPaK_aO`N`\Z[`\aY^[^VR\SPI)aaa
>Y`V[`\Z]aO_[^\[_]U_T^aTQ\_F^]Y_aO^\aV`\ZN
V`N`]YZHZ]ZGaOSa`N`U`Y`aXZ\JZ][ZX[`\aK_aW`\WZNU`[`\
V`N`]YZHZ]ZaY`aO_[^\W_]a"PL^?WL^aTMP[_\^]^aNMV[_
TQ\YQ\YQ#a0>U`a`\WZXa`Y`V[`\aO_[^\[_]Y^aK_aRaTQ\_L
`NZ[YZIa*^UY^aJQ]GaO_[^\[_]U^Na`Y`V[`\a_W\`?Z]Y`aO^\[^X
R[U`XaK_aR][`\Z]aX`P`]U`TZa^L^]aE_DaO^\[^XW_aL`[ZNU`
VQ\QWU_aP`U`]ZYZ\I)a'(@*A?B:A?;A7<)
9 Mart 2014 Pazar
(#)"*'))
&*
#)'(*#%'&
*((')!
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi
Daire Başkanı Faruk
Gözübüyük, "Türkiye'de 2003
yılında 32,2 oranında ölçülen
kayıt dışı ekonominin oranı,
2013 yılında 26,5 oranında
ölçülmüştür" dedi. Gözbüyük,
25. Vergi Haftası etkinlikleri
kapsamında Kültür Merkezi
Belediye Meclis salonunda
"Kayıt dışı ekonomi ile mücadele stratejileri" konulu konferansa konuşmacı olarak
katıldı. Kayıt dışı ekonominin
devletten gizlenen, kayda geçirilemeyen ve bu sebeple de
denetlenemeyen faaliyetler
olduğunu vurgulayan
Gözübüyük, kayıt dışılığın en
önemli nedenlerinden birinin
toplumsal farkındalığın zayıflığı
olduğunu kaydetti. Kayıt dışı
ekonominin haksız rekabete neden olduğunu belirten
Gözübüyük, şöyle konuştu:
"Firmalarımızı ölçek
ekonomisinden uzaklaştırıp birbiriyle haksız rekabete neden
oluyor. Dünya ile rekabet
edemiyor, istihdam ve refahı
aşağı çekiyoruz. Kayıt dışı
ekonominin yüksek olduğu
ülkelerde vatandaş devlete
güvenmiyor, devlet vatandaşa
güvenmiyor tamamen güvensiz
bir ortamda çalışılıyor.
Türkiye'de kayıt dışı ekonomi
oranında azalmalar meydana
geldi. 2003 yılında 32,2 oranında
ölçülen kayıt dışı ekonomi
oranı, 2013 yılında 26,5
oranında ölçülmüştür. Yani
yaklaşık 6 puanlık bir azalma
yaşamıştır. Eylem trendi
aşağıya doğru olmuştur. Bu da
gösteriyor ki, biz doğru yoldayız
ve yapmış olduğumuz politikalarda doğru sonuçlar
alıyoruz. Bakanlığımızın kayıt
dışılık konusunda yaptığı
çalışmalar ciddi kazanımlar
kazandırmıştır." (AA)
)')%
(#($*%*'")!
'))$*%*"*!*
Ege Üniversitesi Genç
Girişimciler Topluluğu’nun
düzenlediği “Kadın Gözüyle
Girişimcilik” konulu etkinlik
Kültür Sanat Evi’nde
gerçekleştirildi. Etkinlikte Fovag
Kimya Firması kurucuları Ferda
Önen ve Gülsün Gonca Kandemir sunum yaptı.Genç
girişimciler yumurta kabuğundan
kırışıklık önleyici madde üretti.
Önen; “Pastörize yumurta
fabrikalarının atık sorunundan yola çıkarak geliştirdiğimiz atık yumurta kabuğu projemiz,
Türkiye’de bu konuda yapılan
çalışmalar arasında ilk olma
özelliğine sahip. Yumurta
kabuğundan kırışıklık önleyici
madde üretiyoruz. Böylece ülke
ekonomisine katma değer
sağlıyoruz” dedi. İzmir Ekonomi
Üniversitesi Embriyonix Projesi'ne başvurarak, Sanayi
Bakanlığı’nın 100 bin liralık tekno
girişim hibesini kazandıklarını
söyleyen Önen, “KOSGEB’e
başvurarak 2 yıl süreyle Ar-Ge inovasyon desteğini aldık ve yumurta kabuğunu kullanarak
kırışık önleyici kollajen maddesini üretmeye başladık. İlk altı ay
laboratuarı kurmakla geçti. Eğer
hayal edebiliyorsanız
başarırsınız" dedi. (EGEAJANS)
AK Parti Bornova Belediye
Başkan Adayı İlhan Kaya, 8 Mart
Dünya Emekçi Kadınlar
Günü’nde, “Kadınlar gününü
sözde bırakmayacak projelerle
geliyoruz” müjdesi verdi
$%%-& HOGILJOKJOP?MKJMHENPHN@HNH
HOKI@EIKGI3POKGILGOLPN@M3PHI>IP8NPEAKCLCFJOP?MK/
JMHENP?MLNPFOHILP;AKLA8OJIPHOGILILPHOEIJGI:IPAK/
7OLM>OBFALGOP?MKP?MKP<M<NHPGO:IEEI9P1OFOP7=L
?AFCPFOHJO@IHP P?MLP<M<NHP5NGMFNPNEEM9
;AKLA8O4LILPKNLHJMPHM@MJM:MFJNPGMHHOEP<NHNL
+1P.OKEMJMP+GOFIP-J5OLP1OFO3PHOGILJOKIPALJOKO
OKDO:OLPNGMJNLP7=LGNPCLCEDOGI9P(N2NP7N<
BOOEJNKNPHOGOKP7MEEM:MP5NDNLP5NKPFNKNPNJMLGN
<M<NHJNKJNP7MKNLP1OFO3P76KN8NP7NJGMHJNKMLGN
;NJNGMFNLMLPMDHOLJOKILIP;AKLA8OJIPHOGILJOK
M<MLPBN!NK?NKPNEDNFNP5O>IKPAJGCHJOKILIPB6FJNGM9
)=KHDNLP8NPOJN8MP8OEOLGO@JOKILPFA:CLPAJOKOH
FO@OGI:IP(6HGNKNP16F=4LGNP?MKPO<IJI@PE6KNLMLN
HOEIJOLP1OFO3P?CKOGOPH6FJ=PHOGILJOKIL
5O>IKJOGI:IPHN@HNH4NPALJOKJOP?MKJMHENPHN0<N
BOJJOGI9P;O>IP8OEOLGO@JOKJOPBA5?NEPNGNLP1OFO3
$1OGILJOKIDI>ILPNJPNDNHJNKMPMJNPFO0EIHJOKIPM@JNKM
?NJNGMFNJNKMLPO<O2O:IP?MKMDJNKGNP?NJNGMFNP0NK/
BALNJMLMLPGNPHOEHIBIFJOPBOEI@OPBCLO2O:I>9P;CLO
6L2=J=HPNGN2NH3PMEM2MP7=<PAJO2O:I>9PABFOJ
?NJNGMFN2MJMHPOLJOFI@ILILPE=DPMDHOLJOKILI
MLBOLIDI>OP8NPHOGILJOKIDI>OPFO:GIKO2O:I>#
@NHJMLGNPHALC@EC9P
+ -)
$ )'))-**
(6HGNKNP16F=4L=LPOKGILGOLP+1P.OKEMP;AK/
LA8OP1OGILP1AJJOKIP)N@HMJOEI4LILP.ILOK?O@I4LGO
AK7OLM>NPNEEM:MP1OGILJOKP(=L=PHCEJODOBILOP+1
.OKEMP->DMKP*MJJNE8NHMJMPNBKMLPJNDOPMJNP?MK/
JMHENPHOEIJOLP-J5OLP1OFO3P?CKOGOPGOPDOBOPDOBO
GAJO@OKOHPHOGILJOKOP<M<NHP8NKGM9P&@M3PHI>I3P7NJM/
LMP8NPEAKCLCLCPGOPFOHJO@IHP?MLPHOGILIL
HOEIJGI:IPNEHMLJM:NP7NEMKNLP1OFO3P?CKOGOPFO0EI:I
HALC@DOGO3PHOGILJOKILPNHALADMHP5OFOEILP8N
BMFOBNEMLPM<MLGNPFA:CLPAJOKOHPFNKPOJDOBILGOL
GCFGC:CPDNDLCLMFNEMPGMJNP7NEMKGM9P1OFO
?NJNGMFNPDN2JMBP=FNPOGOFJOKILILPM<MLGNP?N@
HOGILPOGOFOPFNKP8NKGMHJNKMLMPGNP5OEIKJOEEI9P+1
.OKEMP->DMKP*MJJNE8NHMJMPNBKMLPJNDOPMBN
FO0EI:IPHALC@DOGOPHOGILJOKILPBMFOBNEN
OEIJDOBILILP>ODOLILILP7NJGM:MLNPM@OKNEPNGNKNH3
FNKNJPBN<MDPB=KN2MLGNP0NHP<AHPHOGILPOGOFIPMJ
8NPMJ<NP?NJNGMFNP?O@HOLJIHJOKILOPOGOF
FO0EIHJOKILIP8CK7CJOGI9P
#)",+-',+$,*
'((&(-#%!&&-%!((-;OFKOHJIP-J<N
;O@HOLIP)O@HILP%@IH3P;OFKOHJI4GOHMP?=E=L
BMFOBMP0OKEMJNKMLP?NJNGMFNP?O@HOLPOGOFJOKILIL
DOJP?NFOLILGOP?CJCLDOBIP7NKNHEM:MLMPB6FJNGM9
*,.P;OFKOHJIP-J<NP;O@HOLIP%@IH3P?NJNGMFN
?O@HOLPOGOFJOKILOP<O:KIPFO0OKOHPBN<MDJNK
6L2NBMLGNPDOJP?NFOLILGOP?CJCLOKOHPHODCAFC
MJNP0OFJO@IJDOBILIPMBENGM9P
1ODCAFCLCLPOGOFJOKOP7=8NLDNBM
O<IBILGOLP?=F=HP6LNDPEO@IGI:ILILPOJEILIP<M>NL
%@IH3P6>NJJMHJNPPFIJGIKP?NJNGMFNP?O@HOLJI:IPFO/
0OLP,OBOLP1OKO?O:4ILP?CPHALCGOP7NK<NH<MP?MK
O<IHJODOPFO0DOBILIPMBENGM9P
)*-"*+-,*'-' +
+1.P8NP',.PMJNPN@MEP@OKEJOKGO
FOKI@DOGIHJOKILIP8CK7CJOFOLP%@IH3P+1.
5=H=DNEPMDHOLJOKILIPHCJJOLOKOHPBN<MD
HOD0OLFOBIPF=K=EE=:=L=3P',.4LMLPMBN
?NJNGMFNPMDHOLJOKIPMJNP<OJI@DOJOKPFO0EI:ILIPGMJN
7NEMKGM9P;OFKOHJI4GOP?NJNGMFNPOKO<JOKIPMJN
?OFKOHPOBIJGI:ILIP?NJMKENLP%@IH3P?NJNGMFNP0NKBAL/
NJMLMLPMBNP?=E=LPNEHMLJMHJNKNPEO@ILGI:ILIPB6FJNGM9
;CP@NHMJGNPOGMJP?MKPBN<MDPHOD0OLFOBI
F=K=E=JDNGM:MLMP?NJMKENLP%@IH3P;O@HOL
1OKO?O:4ILP?NJNGMFNPMDHOLJOKILIPHCJJOLDOHEOL
8O>7N<DNBMLMPMBENGM9P6>P8NP8OOEJNKJNP 4GO
;OFKOHJI4GOPBN<MDMPHO>OLOLPOL2OHPFMLNPOFLI
EOHEMHJNPBN<MDMPHO>OLDOFIP0JOLJOFOLP',.4LML
OKEIHPMLOLGIKI2IPAJDOGI:ILIPGMJNP7NEMKNLP%@IH3
BODMDMP8NPG=K=BEP?MKPBN<MDPAJDOBILIPGMJNGM9P
#)",+-',+$,*
Mart 2014
91Şubat
2013Pazar
Perşembe
CHP'nin son günlerde, ‘90 dakika uygulamasını kaldıracaklar’ dedikodusunu
yaydıklarını ileri süren Yıldırım, “Evet kaldıracağız. Çünkü süre az. Biz ulaşımda yeni ağlar oluşturacağımızdan süreyi 120 dakikaya çıkaracağız.” dedi
gelir’ diye söylemlerle bu iş
olmaz” diye konuştu.
İzmir’de yılların yorgunluğu
olduğunu belirten Yıldırım,
hizmetlere başlandığında
İzmir’in hizmete ne kadar
susadığını daha açık ve net
görüleceğini ve farkın
hemen ortaya çıkacağını
söyledi. “Yıllardır İzmir’de
tam anlamıyla taş taş
üstüne konulmadı” diyen
Yıldırım, “İzmir hizmete
susadı” dedi.
AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan
Adayı Binali Yıldırım, “Çok net söylüyorum.
İzmir’de başkan olduğum takdirde yaşam
tarzına müdahale sorusuna ‘Hayır’ diyorum.
Yemin etmem gerekirse onu da edeyim.
Yemin ediyorum. Bu söz Binali Yıldırım
sözüdür. Beni herkes bilir, söylediğimi yapan,
yapacağını söyleyen biriyimdir” diye konuştu.
Özel bir televizyon kanalına canlı yayın
konuğu olan Binali Yıldırım, gazetecilerin
sorularını yanıtladı. Yıldırım, İzmirlinin yaşam
tarzına karışılacağı kaygısını taşıdığı yönünde
bir soru üzerine şunları söyledi: “Kimsenin
yaşam tarzına ilişkin bir müdahalemiz olmadı.
Şimdiye kadar içkili olduğu için bir
tek işyeri kapatılmadı. Sadece bu
nedenle işyerinin kapatıldığını
savunan biri varsa, gelsin
bunu ispatlasın adaylıktan
çekilirim. Tekirdağ’da üç
olan rakı üretim fabrikası
sayısı 18’e yükseldi.
Yaşam tarzı dediğimiz
konu iki tarafı keskin kılıç
gibidir. İçki içeceğini,
istediği kıyafeti giyen hiç
kimseye şimdiye kadar müdahalemiz olmadı, olmaz da.
Yeni Demokratikleşme
paketinde ‘Yaşam tarzına müdahale’ eden kişiye 3 yıla kadar hapis
cezasıyla dava açılıyor. Bu yasayı çıkaran biziz. Demek ki yaşam tarzına müdahale değil,
yaşam tarzına saygı var. Çok net söylüyorum.
İzmir’de başkan olduğum takdirde yaşam
tarzına müdahale sorusuna ‘Hayır’ diyorum.
Yemin etmem gerekirse onu da edeyim.
Yemin ediyorum. Bu söz Binali Yıldırım
sözüdür. Beni herkes bilir, söylediğimi yapan,
yapacağını söyleyen biriyimdir.”
İzmirli kırgın ve kızgın
Binali Yıldırım, İzmirlinin ‘Mazeret üretmeyi
bırakın” dediğini belirterek, “İzmirli kırgın.
İzmirli kızgın. ‘Kardeşim bırak artık mazeret
üretmeyi’ diyor. İzmir, altyapısı çökmüş,
yağmur yağınca darmadağın olan bir şehir.
Körfezini temizleyememiş bir şehir. Çöp
dağları üzerine gelen bir şehir. İzmir bu yöneticileri sırtında taşımak zorunda mı? ‘Benimle
yaşayacaksınız’, ‘yoksa başınıza şu gelir, bu
“Koltuktan güç almam
koltuğa güç verdim”
Yıldırım, “ulaşılabilir” biri
olup olmadığı yönündeki
soruyu da şu sözlerle
yanıtladı; “Vatandaşla arama hiç mesafe koymadım. Hep ulaşılabilir,
hep erişilebilir biri oldum. Ulaşılamaz bir
siyasetçi hiçbir zaman olmadım, asla. Bazen
sokakta otururken yanıma gelenler, dokunduktan sonra ‘A bakanda bizim gibi insanmış’
diyorlar. Kaprisli bir yapım yok. Kolay kolay
sinirlenmem. Vatandaşlarımıza da hep
doğruyu söylerim. Yapacağımı da
yapamayacağımı da söylerim. ‘Laf olsun torba
dolsun’ diye konuşmak yapımda yok. Şimdiye
kadar yapamayacağım hiçbir şeye söz vermedim. Her zaman mazeret üreten değil,
sorun çözen biri oldum. Sorunu çözdüğüm zaman mutlu olurum. İki koltuk vardır. Biri
berber koltuğu biri de siyaset
koltuğu. Bir tabir vardır; ‘Berber
koltuğu uyutur, siyaset koltuğu
kudurtur’ derler. Hiçbir zaman
koltuktan güç alan biri
olmadım. Bunu asla
yapmadım. Oturduğum
koltuğa güçlendirdim.”
“İzmir’in Arenası
Atatürk stadı olacak”
İzmir’de Karşıyaka ve Göztepe’de olmak üzere 2 stat
yapacaklarını kaydeden Binali
Yıldırım, ayrıca Karşıyaka süper lige
çıktığında yine Karşıyaka’da 35 bin 500
kişilik büyük bir stat daha yapacaklarını
hatırlattı. Yıldırım, “Buca’ya da büyük bir stat
projemiz var. En önemlisi Atatürk Stadını da
İzmir’in Arenası yapacağız. Uluslararası standartlara uygun olarak düzenleyerek
yenileştireceğiz. Ayrıca Seferihisar ilçesinde
geniş çaplı sporcu yetiştirme merkezi
yapıyoruz” diye konuştu.
“Deniz, hava ve kara
ulaşımı etkinleşecek”
Deniz ulaşımından İzmir’in binde 25
oranında yararlandığına vurgu yapan Yıldırım,
ulaşım projelerine ilişkin şunları söyledi; “Biz,
İzmir körfezini vızır vızır işler hale getireceğiz.
Deniz ulaşımının payı yüzde 3’e çıkacak. Toplu
ulaşımda da 4 milyonluk İzmir’de 1,5 milyon
kişi toplu ulaşımdan faydalanıyor. İstanbul’da
nüfusuna aynı oranda toplu taşıma hizmeti
var. İZKARAY projesi ulaşım projelerimiz
arasında en dikkat çekenler arasında.
Bostanlı’dan İnciraltı’na köprü yapıyoruz. Deniz üzerinde ve denizaltından geçecek
şekilde iki parçalı. Gemilerin geçiş yapacağı
bölgede denizin içine alıyoruz. Çıkışlar çevre
yolu ile entegre edilecek. Denizi net olarak
kullanacağız. 18 tane yat limanı projemiz hazır.
Raylı sistemi artırıyoruz. Toplu taşıma ağını
her noktaya taşıyoruz” dedi.
“Belediye işçileri kaygılanmasın,
işten çıkarma olmayacak”
İzmir’de sokağın sesinin başka şeyler
söylediğini ifade eden Yıldırım, “Artık İzmir’de
‘Ceketimi koysam seçilirim’ havası yok.
Sokaklar çok başka şeyler söylüyor. AK Parti
gelirse işçileri çıkaracak diyorlar. Bu kuyruklu
yalan. Kimsenin ekmeğiyle oynamam.
Bakanlık yaptığım dönemde de çalışan tüm
arkadaşlarımla devam ettim. Kimse
kaygılanmasın. Biz işsiz gençlerimize iş aş
imkanı ortaya koyacağız. 300 bin kişiyi iş aş
sahibi yapacağız” diye konuştu.
Sivaslılar gecesine torunuyla geldi
AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan
Adayı Binali Yıldırım, Ege Bölgesi Sivas
Dernekleri Federasyonu’nun 8’inci yılı onuruna düzenlediği geceye de katıldı. Kaya Termal Otel Kardelen Salon’da gerçekleştirilen
geceye Yıldırım, 2 yaşındaki torunu Elif
Köylübay ile birlikte geldi. Alkışlar eşliğinde
salona giren Yıldırım, torunuyla bir süre oturarak yemek yedi. Gece, Sivas tanıtım
filminin davetlilere izletilmesi ile başladı. Kendisinin de Sivaslı olduğunu söyleyen Binali
Yıldırım’ın görüntüleriyle belgesel son bulurken, kürsüye gelen Yıldırım, 11 yıllık
bakanlık sürecinde en yakın çalışma
arkadaşlarının Sivaslı olduğunu açıkladı.
Yıldırım, Bakanlık yaptığı dönemde
Türkiye’nin her köşesinde tarihe belge olacak
çok büyük kalkınma hamlesi
gerçekleştirdiklerini söyledi.
“Yaşayan bir İzmir”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı
kapsamında başlattıkları seçim
kampanyasında kentin hak ettiği hizmetleri
alamadığı yönündeki serzenişlere tanık
olduklarını dile getiren Yıldırım şöyle konuştu:
“İzmir’imizi çok ama çok yakından tanıma
fırsatımız oldu. Onlarla sorunları çok daha
yakından konuşma imkanı bulduk ve tüm
hemşehrilerimizin ortak kanaati İzmir’in gelecek vaad eden bir yönetim anlayışında
olmadığı sonucu çıktı. İzmirlilerin bize verdiği
çözüm önerilerini not ettik. İzmir’e hizmet için
hazırız. Mutlaka hepinizin farklı görüşleri olabilir, yaşam tarzı farklı olabilir. Ama bunlar
demokrasinin zenginliğidir, olması gerekenleridir. Yaşadığımız şehri İzmir’i, yavrularımız
çocuklarımız için daha güzel bir noktaya getirmek, inanıyorum ki bu salonda bulunanların
ortak isteğidir. Biz, deniziyle, ulaşımıyla,
havayoluyla her konuda yaşayan bir İzmir
düşünüyoruz. Buna ekibimizle birlikte hazırız.”
Yıldırım konuşmasını alkışlarla tamamlarken,
Onuncu Yıl Marşına torunu Elif Köylübay ile
eşlik etti. (HABER MERKEZİ)
#-%(&(! *NKHN>PN<MDP;=KA/
BC4LCLPO<IJI@ILGOPHALC@OLP(O>MNDMK
;NJNGMFNP;O@HOLIPNLAJ3P$,M>DNE
?MLOBIDI>ILP0OKOBILILPFOKIBILIP5=H=DNEP8NK/
GMPGMFNPB6FJNDJNKP<IHOKIFAKJOK9P,OEEO
FOKIBILIPGOP+1.4JMPDN2JMBP=FNJNKMPHNLGMP2N/
?MLGNLP6GNDM@PGMFNLJNKP8OK9P&8NE3P?NL
FOKIBILIP?MKP5=H=DNEENLPOJGIDPODOP+LHOKO
5=H=DNEMLGNLPGN:MJ3P"+>M>P5=H=DNE4ENL
OJGID#P@NHJMLGNPHALC@EC9P->DMKP;=F=H@N5MK
;NJNGMFNP;O@HOLIP8NP'CD5CKMFNEP,OJHP.OK/
EMBMP',.P->DMKP;=F=H@N5MKP;NJNGMFNBM
;O@HOLPOGOFIP+>M>P1A2OA:JC3P',.4LML
(O>MNDMKPDNKHN>PBN<MDP?=KABCLCL
O<IJI@ILOPHOEIJGI9P PFIJGIKP->DMKP;=F=H@N5MK
;NJNGMFNP;O@HOLJI:IPFO0EI:ILIP8NPMJHPPFIJI
+1.P;NJNGMFNP?O@HOLIP+GLOLP=HBNJPMJN
?MKJMHENP<OJI@EI:ILIP8CK7CJOFOLP;O@HOLP+>M>
1A2OA:JC3P$(O>MNDMK4MLP5M<?MKPM@MLM
OHBOEDOGID9PNPFO0DODP7NKNHMFAKBO
FO0EID9PPFIJGIKP,OJMJP-?KO5MDPNLAJ
;O@HOLPMJNP<OJI@IFAKCD9P)OJN0PNGMJM0PGN
FO0DOGI:IDP@NFPFAHECK9P->MLPOJILDODI@EIK
FOPGOPFNKPFAHECKPOFKIPHALC9P+DOP?=E=L
@OKEJOKPAJC@DC@BOP?NLPALCPFNKMLNP7NEMKGMD9
PFIJGOP<AHPDNBO!NPHOFGNEEMH#PGNGM9
1A2OA:JCP@6FJNPGN8ODPNEEMP$*OOJNBN!P?C
MHEMGOKPPBNLNGMKP->DMK4MPBN8DNGM3PBN8DMF/
AK9P->DMK4NPENKBP?OHIFAK9P;NJNGMFNPBN<MD/
JNKGNPB6>PB6FJNDNHP8NPHOKOJODOHPM<MLP"?N/
2NKMHBM>PAJGC:CDC>4PB6FJNLMFAK9P&8NE3P?NJMK/
JMPHALCJOKGOP?N2NKMHBM>MD9PM>PAPHALCJOKI
?MJMFAKBCLC>9P,OL7MPHALCJOKGOP"?N2NKMHJM4
5OL7MPHALCJOKGOP"?N2NKMHBM>4PAJGC:CDC>C
5N0MLM>P?MJMFAKBCLC>9PLJOKILPGOP5OL7M
HALCJOKGOP"?N2NKMHJM4P5OL7MPHALCJOKGOP"?N/
2NKMHBM>4PAJGC:CLCP<AHPMFMP?MJMFAKBCLC>9#
#)",+-',+$,*
*(!-"%%-&&!(-1=JE=KP8N
OFOLI@DOPNKLN:MP;+(P;O@HOLI
O5KMFNP&KBAFP8NPF6LNEMDPHCKCJCP*MJ/
JMFNE<MP,OKNHNEP.OKEMBM4LMP>MFOKNEPNEEM9
MFOBMP0OKEMJNKMLP76<DNLJNKNP7NKNHNLP6LN/
DMP8NKDNGM:MLMP?NJMKENLPNKLNH
;O@HOLIP&KBAF3P*,.4LML
6L2NJMHJMPAJOKOHP*CKOE
)O@NK4MPOGOFP76BENKDNBML/
GNLPGAJOFIPDCEJC
AJGCHJOKILIP?NJMKEEM9
;OJHOLP(6<DNLJNKM
NKLN:M4LMLP*MJJMFNE<M
,OKNHNEP.OKEMBMP->DMKP-J
;O@HOLJI:I4LGOP7NK<NHJN@EMKGM:M
>MFOKNENP*,.P-JP;O@HOLIPN2OE
1OKOEO@3P*,.P->DMKP;=F=H@N5MKP;NJNGMFN
;O@HOLPOGOFIP*CKOEP)O@NK3P*,.P;AKLA8O
;NJNGMFNP;O@HOLPOGOFIP&KAJP;O5EMFOK
HOEIJGI9PP*MJJMFNE<MP,OKNHNEP.OKEMBMP->DMKP-J
;O@HOLIPN2OEP1OKOEO@4OP;OJHOLP76<DNL/
JNKMLNP8NKGMHJNKMP6LNDGNLPGAJOFIPEN@NHH=K
NGNLP;+(P;O@HOLIPO5KMFNP&KBAF3
$->DMK4GNPP?MLP=FNBMPAJOLP?MKPGNKLN:M>9
;CPHOGOKP=FNBMPAJOLP?O@HOP?MKPGNKLNHPFAH9
+L2OHP?CLOPKO:DNLPBMFOBMP0OKEMJNKP;OJHOL
76<DNLJNKMLNP7NKNHNLP6LNDMP8NPGN:NKM
8NKDMFAK9P;CPHALCGOP6L=D=>GNHMPFNKNJ
BN<MDJNKGNP?M>MPDCEJCP8NPDNDLCLPNGNL
ENHP0OKEMP*,.PAJGC9#PGNGM9P*,.P->DMK
;=F=H@N5MKP;NJNGMFNP;O@HOLPOGOFIP*CKOE
)O@NKPHNLGMBMLMLPGNP)=KHMFN4FN
;OJHOLJOKGOLP76<PNGNLP?MKP76</
DNLPOMJNLMLP<A2C:CPAJGC:CLC
B6FJNFNKNHP$->DMK4GNP<AH
BOFIGOP5ND@NKMPGNKLN:MP8OK
OL2OHP;OJHOLPGNKLNHJNKMP<AH
!OKHJIP?MKPHALCDOPBO5M09
;OJHOLPGNKLNHJNKMDM>P5=>=L/
J=9P)=KHMFNPM<MLGNPMBENGMHJNKMP>O/
DOLP>MFOKNEPNGN2NHJNKMPEA0KOHJOKI
FAH9P;CP5=>=LP76<DNLPHOKGN@JNKMDM/
>MLPF=KNHJNKMLGNLP76>JNKMLNPFOLBIDI@PGC/
KCDGO9P;OJHOLP76<DNLJNKMP)=KHMFN
'CD5CKMFNEMPM<ML3P;OFKOHPM<MLP?NGNJJNK
6GNDM@JNKGMKPGAJOFIBIFJOP;OJHOLPGNKLNH/
JNKMP?MKJMHP8NP?NKO?NKJM:MDM>N3P?OFKO:IDI>O
6>8NKMFJNP?O:JIP5ND@N5KMPGNKLNHJNKM
AJDOBIP?OHIDILGOLPGOPBALPGNKN2NP6LND/
JMGMK9P;CPLNGNLJNPBM>JNKGNLPKM2ODP5NKPE=KJ=
!OOJMFNEMLM>MPNLP=BEPBN8MFNGNPECEDOLI>GIK9#
GNGM9 #)",+-',+$,*
SAYFA 7
SONDAKiKA GAZETESİ >>
7 SİYASET
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
917Mart
2014
Pazar
Şubat
2013
Perşembe
"Hak mücadelesi arttıkça
CİNAYETLER ARTIYOR"
Aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet ve çocuk gelinler sorunuyla ilgili yasaların 'tamam'
olduğunu vurgulayan Bakan İslam, yeni yol
haritalarının "81 ilde ailelerden okullara kadar
uzanan geniş çaplı bilinçlendirme eğitimleri"
olduğunu açıkladı. Öte yandan, Kadın Cinayetlerini Önleyeceğiz Platformu Sözcüsü Gülsüm Kav, ülkemizde kadınların modern haklara kavuşma çabası yoğunlaştıkça kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin arttığını söyledi.
Kav, kadınlara yönelik yaşam hakkı ihlalleri durdurmak amacıyla 2010 yılında kurulan
platformun İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir,
Bursa, Antalya, Manisa ve Kayseri'de örgütlü
olduğunu belirtti.
Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin önüne geçmek amacıyla faaliyet gösterdiklerini ifade eden Kav, yaptıkları çalışmalarda kadınların en temel haklarını ararken öldürüldüğünü sonucuna vardıklarını dile getirdi.
"Ülkemizde ne yazık ki modern haklarına
kavuşma çabası yoğunlaştıkça kadın cinayetleri artıyor" diyen Kav, şöyle devam etti: "Kadınlar, modern haklarına kavuşma arzusuna direnen erkekler tarafından öldürülüyor. Kadın cinayetleri konusunda çok iç açıcı bir tablo ile
karşı karşıya değiliz. 2013 yılında bizim verilerimize göre Türkiye'de 237 kadın kardeşimiz
erkekler tarafından öldürüldü. Son beş yıllık
verilere baktığımızda kadın cinayetlerinin dalgalı bir seyir izlediğini görüyoruz."
- "BOŞANMALAR ARTTIKÇA
KADIN CİNAYETLERİ ARTIYOR"
Kadın cinayetlerine bakıldığında en başta
ayrılık ve boşanmanın geldiğini
vurgulayan Gülsüm Kav, boşanma oranlarındaki artışın cinayetleri artırdığını savundu.
Türkiye'nin boşanma haritası ile kadın cinayetleri haritasında benzerlikler olduğunu
kaydeden Kav, şunları söyledi: "Ülkemizde kadın cinayetleri, boşanma oranlarının yüksek olduğu metropollerde yoğunlaşıyor, İstanbul ve
Ege Bölgesi'nde rakamlar çok yüksek. İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Antalya, Gaziantep en
yoğun kadın cinayetlerinin yaşandığı iller. Genel itibarıyla Ege Bölgesi'nde bir yoğunluk olduğunu söyleyebiliriz. Doğu Karadeniz'de ise
kadın cinayetleri Türkiye ortalamasının çok altında. Bizce Doğu Karadeniz'de kadın cinayetlerinin az olmasının iki nedeni var. Bunlardan
zümü için toplumsal olarak zihniyet değişimi
geçirmemiz gerekiyor. Bu değişimin temelinde
insana, topluma, adalete saygı olmalı. Kadın,
çocuk, genç, engelli ve dolayısıyla insan haklarını ihlal etmeyen bir toplum oluşturmamız gerekiyor. Ancak bunu yaptığımız zaman bütün
şiddet unsurlarına son verebileceğimizi düşünüyoruz. Tabii bu kadına karşı şiddeti tekil olarak da değerlendirmediğimiz anlamına gelmiyor.
BİTENE KADAR MÜCADELE
Zihniyet dönüşümü için şiddetin bir insan
hakkı ihlali olduğuna dair, topyekûn mücadele
gerekiyor. Zaten yasalar anlamında şu an her
şey tamam. Bizim artık ağırlık vereceğimiz
nokta, bilinçlendirme ve eğitim çalışmaları olacak. Bunu erken yaşta ve zorla evliliklerle şiddetle mücadele olarak birlikte götüreceğiz. Kadına karşı şiddette sıfır tolerans sahibiyiz ve
bitti dediğimiz ana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz.
birincisi kadınlar bu bölgede çalışan, ayakları
üzerinde duran güçlü bireyler, bir diğer neden boşanma oranlarının az olması. Cinayetlerin temelinde bugün Türkiye toplumunda, kadınların olması gereken modern haklarına kavuşma çabası yatıyor. Toplum ilerliyor, kadınlar da bu ilerlemeye uyum sağlıyor ve haklarını
arıyor. Örneğin kadınlar eğitim almak, çalışmak, mutlu değilse boşanmak, kendi hayatına
karar vermek istiyor. Buna erkek egemenliği
ayak diriyor"
- 20 YAŞ ALTI KADIN
CİNAYETLERİ ARTIYOR
Erken yaşta evliliklerin ve erken yaştaki
yaşanan boşanmaların son dönemde 20 yaş altı
kadın cinayetlerinde artışa neden olduğunu iddia eden Gülsüm Kav, bu konuda ilerleyen dönemde çok daha ciddi sorunların yaşanmasından endişelendiklerini kaydetti.
Kadın cinayetlerinin önlenmesi için bazı
hukuki düzenlemelerinin yapılması gerektiğine
işaret eden Kav, zanlılara en ağır cezaların verilmesinin caydırıcı olacağını düşündüklerini
ayrıca şiddet mağduru kadınların tespit edilmesi ve korumaya alınmasının da önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur
İslam, Dünya Kadınlar Günü'ne yönelik açık-
lamalarda bulundu. Aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet ve çocuk gelinler sorunuyla ilgili
yasaların 'tamam' olduğunu vurgulayan Bakan
İslam, yeni yol haritalarının "81 ilde ailelerden
okullara kadar uzanan geniş çaplı bilinçlendirme eğitimleri" olduğunu açıkladı.
İşte doğum teşvik paketinden, yeni
evlenecek çiftlere 10 bin lira krediye kadar Bakan'ın sözleri:
ZİHNİYETLER DEĞİŞMELİ
Kadına yönelik şiddet, Türk toplumunda
tek başına bir vaka değildir. Toplumsal şiddetin, aile içi şiddetin bir parçasıdır. Sorunun çö-
ÇOCUK GELİN EĞİTİMLERİ
BAŞLIYOR
Bizim bundan sonra yapacağımız iki
yıldır sürdürülen pilot çalışmaları genişleterek,
daha uzmanlaşmış bir eğitim sürecine ağırlık
vermek olacak. Hem erken yaşta, zorla evlilikler hem de şiddetle mücadeleyi içerecek eğitimler 81 ilde tek tek ailelerden okullara kadar
uzanacak.
Sivil toplum kuruluşları, çevrelerinde
söz sahibi olan bilge/akil kadınlar, kanaat önderleri, din adamları aracılığıyla ilerleyeceğiz.
300 ÇİFT VAZGEÇTİ
Boşanma sürecinde olan çiftlere verdiğimiz danışmanlık hizmeti ile 900 çiftten 300'ü
boşanmaktan vazgeçti. Eğer çiftler iki arada bir
derede kalmış hissediyorlarsa biz onlara rehberlik yapmaya çalışıyoruz. (AA)
Günaltay’da Kalkan coşkusu
AK Parti Karabağlar Belediye Meclis Üyesi Adayı İmet Tunç’un koordine
ettiği Seçim İrtibat Bürosu’nun açılışına coşkulu bir kalabalık katıldı
AK Parti Karabağlar Belediye Başkan
Adayı Necip Kalkan, Günaltay Mahallesi’nde Seçim İrtibat Bürosu’nun açılışına katıldı. Yüzlerce mahallenin katıldığı açılışta
Kalkan, “Karabağlar’ın her mahallesine hizmet ulaştıracağız” dedi.
AK Parti Karabağlar Belediye Başkan
Adayı Necip Kalkan, AK Parti Karabağlar
Belediye Meclis Üyesi Adayı İmet Tunç’un
açtığı Seçim İrtibat Bürosu’nun açılına katıldı. Mahallelinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte Kalkan, “Bu seçim bürosunu açan ve
kalabalığı buraya toplayan İmet kardeşime ve
emek veren herkese teşekkür ederim” diye
konuştu.
Kalkan, Karabağlar’ın
40 yıldır hiçbir hizmet
görmediğini vurgulayarak, “Karabağlar bu kentte
yok sayılmış. İlçe olduktan sonra da belediyecilik
anlamında hiçbir hizmet
almamış. Karabağlar halkı
bir sıkıntısı olduğunu onu
çözecek yer bulamıyor”
ifadesini kullandı.
Kalkan, etkinliğe katılan vatandaşları kürsüye
çağırarak onlara mikrofonu uzattı. Kalkan, “40 yıldır Karabağlar’da yaşıyorsunuz, Allah aşkına söyleyin, burada ne gördünüz?
Bir hizmet gördünüz
mü?” diye sordu. Mahalleliler de mahallelerinde
hizmet görmediklerini
söyledi.
Kalkan, Karabağlar’ın hala bir şehir merkezi, kent meydanı, ana caddesi olmadığını
kaydederek, “Karabağlar, İzmir’in en büyük
ilçesi olarak istediğimiz yerde değil. AK belediyecilik Karabağlar’ın nefes alacağı bir belediyecilik yapacak. Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Binali Yıldırım’ın İzmir’in her
ilçesi için projeler açıkladı. Karabağlar bu
projeler içinde önemli bir yer tutuyor. 30
Mart’tan sonra sizin desteğinizle Karabağlar
için yepyeni bir sayfa açılacak” açıklamasını
yaptı.
AK Parti Karabağlar Belediye Meclis
Üyesi Adayı İmet Tunç da, aslen Mardinli olduğunu ama Günaltay’da doğduğunu Günaltay’da büyüdüğünü söyleyerek, “Hayatımda
İzmir'de
İzmir'de Başbakan
Başbakan
Erdoğan'a
Erdoğan'a 200
200
bin
bin kişilik
kişilik hazırlık
hazırlık
çok önemli bir yer tutan bu mahallede siyasete başlamak istedim.
Buraya kadar gelen tüm Günaltay
halkına, dostlarıma çok teşekkür
ederi” sözlerine yer verdi.
Tunç, Karabağlar’ın büyük sorunlarla boğuştuğunu söyleyerek,
“İzmir’in en büyük ilçesi olan Karabağlar’ımız, 5 yıldır büyük sorunlarla boğuşuyor. Mevcut başkan ve CHP Karabağlar
halkının değerlerini çarçur edip, yüz binlerce
vatandaşımızın, siz değerli kardeşlerimizin
hak ettiği hizmeti yerine getiremedi. Bizim
her zaman söylediğimiz bir şey var, belediyecilik vizyon işidir. Allah’a şükür AK Parti olarak, bugüne kadar yaptıklarımız bu vizyonu
yerine getirebileceğimizin göstergesidir. Binali Yıldırım gibi bir Büyükşehir adayımız;
Necip Kalkan gibi bir Karabağlar adayımız
var” görüşünü aktardı.
Tunç, AK Parti’nin Türkiye’ye büyük
eserler bıraktığını anlatarak şöyle konuştu:
“12 yıldır Türkiye’yi yöneten partimiz Ak
Parti, bu ülkeye büyük eserler bıraktı. İnsanımızın 21. Yüzyılın adına yakışır şekilde yaşa-
masını, hayatını kolaylaştırmasını sağlayan sayısız
hizmeti halkımıza sundu.
Türkiye artık, gelişimiyle dünyada adından söz
ettiren bir ülke konumunda. AK Parti’nin
yaptığı köprülü kavşaklardan, hastanelerden,
tünellerden, barajlardan,
okullardan, üniversitelerden ve daha nice hizmetlerden söz edebiliriz. Hepsiyle
gurur duyuyoruz. Ancak, bizim
en büyük eserimiz, milletimize armağan edeceğimiz barış olacaktır. AK Parti’nin
ortaya koyduğu siyasi irade sayesinde, çok
şükür, artık gençlerimiz ölmüyor, canımız
yanmıyor.”
Tunç, AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın sunduğu
1414 projeye dikkat çekerek, şu sözlere yer
verdi:
“Tam beş yıldır, AK Parti İzmir halkının
yarını için 2014 yerel seçimlerine hazırlanı-
yoruz. Büyükşehir adayımız İzmir halkının karşısına tam 1414 proje ile
çıktı. Biz, 30 Mart
2009’dan bu yana neredeyse her gün bir proje
üreterek çalıştık. İzmir’i yöneten Aziz Kocaoğlu ve arkadaşların
büyükşehir belediye binasında heba ettiği her
gün için bir tane proje ürettik. Onlar tatil yaparken biz
bugünlere hazırlandık. Onlar
kentin değerlerini çarçur ederken biz
her günümüzü İzmir halkının geleceğini düşünerek geçirdik.
İzmirliler Karabağlılar bize desteği verdiğinde biz beş yıl boyunca tatil günlerinde dahi oturmayacağız ve vaat ettiğimiz 1414 projeyi hayata geçireceğiz.”
Konuşmaların ardından Necip Kalkan,
İmet Tunç, AK Parti Karabağlar İlçe Başkanı
Erol Körüklü ve partililer büronun açılış kurdelesini kesti. (HABER MERKEZİ)
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 16 Mart
Pazar günü İzmir'de gerçekleştireceği miting öncesinde, 200 bin kişiye
göre hazırlık yapılıyor
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gelecek hafta İzmir'de gerçekleştireceği
miting öncesinde, 200 bin kişiye göre
hazırlık yapılıyor.
AK Parti İzmir İl Başkanı Ömer Cihat Akay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan'ın 16
Mart Pazar günü saat 13.00'de Manisa'da ardından saat 16.00'da İzmir
Gündoğdu Meydanı'nda halka hitap
edeceğini belirtti.
Gündoğdu Meydanı'na, 2011 genel seçimlerindeki mitingde 200 bin
kişinin Başbakan Erdoğan'ı dinlemeye geldiğini hatırlatan Akay, "Geçtiğimiz mitingdeki sayıyı daha da arttırarak İzmir, sayın Başbakanımızı 200
binden daha fazla kişinin katıldığı mitingle bağrına basacak" dedi.
Gezi olayları ardından ise 17 Aralık operasyonundan sonra halkın milli iradeye ve Başbakana sahip çıktığının miting alanlarında görüldüğünü
vurgulayan Akay, "Halkın içinden gelen, halkın iktidarı olan partimizin belli güçler tarafından al aşağı edilmek
istenmesi, milli iradeye karşı darbe
yapılmak istenmesine karşın halkımız Başbakanımıza sahip çıkıyor. İzmir'de de bu böyle olacak" diye konuştu. (AA)
SAYFA 8
SONDAKiKA GAZETESİ >>
SAYFA 9
SiYAH MAVi KIRMIZI SARI
Mart
2014
Pazar
Şubat
2013
Perşembe
8 GÜNCEL 917
SONDAKiKA GAZETESİ >>
SiYAH MAVi KIRMIZI SARI
Mart
2014
Pazar
Şubat
2013
Perşembe
9 GÜNCEL 917
Türkiye’nin en çok sevilen ses sanatçılarından Volkan Konak,
kapılarını Sondakika Gazetesinden Gazeteci Yavuz Atalay’a açtı.
“MÜZİK DIŞINDA BİR KONUYLA GÜNDEME GELİRSEM
BU İŞİ BIRAKIRIM”
Müzikten, yaşama; siyasetten diğer birçok konuya kadar sorularımızı içtenlikle cevaplayan Ünlü Müzisyen Volkan Konak; çok
iyi para kazandığını ve bu parayı eğitime yatırdığını söyledi. Tek başına araba kullanırken ağladığını ifade eden Konak, siyaset
dünyasına ilişkin; “Bir çok yerden teklif aldım” dedi. Öte yandan, başörtüsünü tartışanlara ise; “Başörtüsünden sanane ya”
şeklinde sert bir mesaj gönderdi. Volkan Konak’ın Sondakika Gazetesine verdiği bu röportaj, çok konuşulacak…
O, Türkiye’nin en çok sevilen ses müzisyenlerinden biri.
Karadeniz Müziği ile bilinir ancak sesi o kadar güzel ki,
söyleyemeyeceği herhangi bir şarkı veya türkü veya adı
her ne ise, olduğunu sanmıyorum. Sesi, kulakların
pasını siliyor. Kuzey’in Oğlu derler ona… Yumuşak
mizaçlı, yumuşak ama sert söylemli… Nasıl olduğunu
sormayın, ben de bilmiyorum. Ama, söylediği her
şeye kulak verilmesi gereken bir insan. Sadece müzik
değil, tavsiyeleri de dinlenmeli. Trabzon uşağı derler,
Maçkalıdır ama Türkiye’nin evladıdır. Atatürk’e olan
sevgisi ile de ön plana çıkar. Söylediği Cerrahpaşa
Türküsü ise, hala kulaklarımızda… Müziğin sihirli
çocuğu, kapılarını Sondakika Gazetesinden Yavuz Atalay’a açtı.
Y.ATALAY: Kemençenin zırt dediği yerden başlayalım
muhabbete...“Karadenizli Türkücü” olarak anılmaktan rahatsız olmuyor
musun?
V. KONAK: Onu bir yana bırakalım, sen hiç Akdenizli ya da İç
Anadolulu şarkıcı diye bir tabir duydun mu? Bir şekilde Karadenizli türkücü
diye bir kavram oluşmuş bir kere milletin kafasında. Oysa ben bunu kabul
etmiyorum. Başından beri içinde yöremin esintilerinin olduğu özgün bir
Volkan Konak müziği yaptığımı söylüyorum.
Y.ATALAY: Aştım diyorsunuz yani…
Y.ATALAY: Abi, her şeyi sen kontrol edemezsin ya…
V. KONAK: Tanımadığım bir herifin sürdüğü araçta önümü
görmeden oturmak ürkütücü geliyor bana. İnisiyatif mutlaka
bende olmalı. Pilotlar da bana uçağı kullandırmayacaklarına
göre ben de binmiyorum.
Y.ATALAY: Pilotlar uçağı keşke bana kullandırsalar, der
gibi bi halin var abi. Yolcuları da düşün da…
V. KONAK: Fren pedalının üstüne doğmuşuz biz. Sülalem
hep arabacı, kamyoncu, TIR’cı, otobüsçü... “Tek kişilik
cumhuriyet” onların hayatı. İşin komik tarafı, 25 kişilik ekibim
ve şoförüm her yere uçakla gider, bense arkalarından karavanla...
Y.ATALAY: Madem başkasına kullandırtmıyorsun aracı,
şoföre ne gerek var?
V. KONAK: Şoförüm Soner sadece İstanbul’da kullanabilir, uzun
yolda asla. O karavanı düzenler, yola hazırlar, temizliğini yapar, sonra da
uçağa atlayıp bir sonraki istikamete doğru yol alır.
“AĞIR GÖREVLER BANA AİT”
Y.ATALAY: Yalnızlık benim de tercihimdir. Benim açımdan kolay ama
senin açından tek başına zor olmuyor mu onca yol gitmek?
V. KONAK: Mahmut diye bir yoldaşım var; biz onunla karayolu ile
seyahat ederiz hep. İstediğimiz yerde durur; birkaç kadeh içer, menemenimizi yeriz. Karavanı kullanma, tankları doldurma gibi ağır görevler bana;
mutfak, bulaşık, yatağı döşeği toplama işleri Mahmut’a aittir.
Y.ATALAY: Adaletsiz bir görev dağılımı oldu gibi ama. Neyse… Karavanda mutfağa uğramıyorsun, peki ya evde?
V. KONAK: Yemeğe ayrılan zamanı biraz abartı olarak görüyorum.
Türkiye’deki bu yemek düşkünlüğü beni bazen çok rahatsız ediyor.
Evde yardımcı kadınımız var; yemeği o yapar.
“BAS GİT OĞLUM”
Y.ATALAY: Karavanla “adım adım Anadolu”... Ne maceralar
yaşamışsındır...
V. KONAK: Yaşanmaz mı? Bir gün, köfte yapıp yemişiz, Mahmut da
karavanın mutfağında bulaşıkları yıkıyor. Çocuğun biri geldi “Abi köfte
ekmek kaç para” demez mi? “Bas git oğlum” dedim. Arada bir bizi köfteci
zannedenler de çıkıyor (gülüyor). Bir gün de bir Azeri kadın geldi.
Y.ATALAY: Verseydiniz uşağa da… Azeri kadın ne istedi abi?
V. KONAK: Yok birlikte fotoğraf çektirmek istiyormuş. “Kimim ben?”
diye sordum “Ahmet Kaya” demez mi! Ama onlara kendimizi tanıtamamak
da bizim eksikliğimizdendir.
Y.ATALAY: Karavandan başka “oyuncakların” var mı?
V. KONAK: Bir tane yaylaya çıktığımda kullandığım arazi aracım, bir
motosikletim, ofis minibüsüm, binek jeep’im, yurtdışındaki evimde de
plakasında sadece Trabzon yazan (övünmek gibi olmasın) bir aracım var.
Y.ATALAY: Maşallah... Adnan Oktar gibi oldu ama…
V. KONAK: Hepsinin yeri ayrı. Bir de eski arabaları tamir etmeye
bayılırım. Maslak’ta oto tamircilerinin yanından geçerken
içim gider. Utanmasam yağ
kir içinde orada çalışırım
akşama kadar.
Y.ATALAY: Abi, iyi güzel
hoş da… Yenge eve alır mı?
V. KONAK: Bencil olmayan insanlar mutlu
olmayı da başarır. Biz bunları baştan iki medeni insan olarak
oturup konuştuk.
Y.ATALAY: Çocukluğuna dönersek, baba
ocağında hayat nasıldı?
V. KONAK: Nasıl desem, bütün Anadolu’da
olduğu gibi annem babamdan şiddet görürdü.
“KADINA ŞİDDET YAPILDIĞINI
GÖRSEM, EN SERT ŞEKİLDE MÜDAHALE EDERİM”
Y.ATALAY: “Kadına şiddeti okuyarak değil,
yaşayarak öğrendim” diyorsun...
V. KONAK: Ben o kadar yaşamadım aslında ama annemin babamdan
zaman zaman şiddet görmesi ve ezilmesi beni bu konuda öylesine duyarlı
yaptı ki, şu an yolda bir kadına şiddet uygulandığını görsem kesinlikle en sert
şekilde müdahale ederim.
Y.ATALAY: Buna rağmen baban için “Cerrahpaşa” gibi herkesin kalbini
dağlayan bir şarkı yapıyorsun!
V. KONAK: Cerrahpaşa’da üç tane konser verdim. Hâlâ geceleri gizli
gizli kanser tedavisi gören hastaları ziyaret ederim. Düşünsene, adam ağır bir
ameliyata girmek üzere, son arzusu seni görmek. Nasıl gitmezsin?
“RUH HASTASI ETTİ BENİ O ŞARKI”
Y.ATALAY: İçin yanmıyor mu o şarkıyı söylerken?
V. KONAK: Yahu ruh hastası etti beni o şarkı. Her okuduğumda etimden
bir parça koptuğunu hissediyorum. Babamın tırnağını, saatinin kayışını bile
hatırlıyorum söylerken. Beni çok yıpratıyor bu durum ama söylemesen de
olmaz. Gittiğimiz her yerde istiyorlar.
Y.ATALAY: Kolay mı, Cerrahpaşa’ya koydun canunun yarisini?
V. KONAK: Babamın mezarına geceleri gider sevdiği türküleri okurum,
başarılarımı ya da başarısızlıklarımı anlatır, dertleşirim. Bir seferinde
mezarının başına ışık bağlayıp üç gün orada yattığım bile oldu. Bizim
oralarda; İstanbul’daki gibi 5-10 dakika durulmaz mezar başında.
“BEN O ÇIĞLIĞI DUYANLARDANIM”
Y.ATALAY: Babanın seni duyduğunu düşünüyor musun?
V. KONAK: Düşünüyorum... Toprağın altından sessiz bir çığlık gelir.
Önemli olan onu duyabilmek. Ben o çığlığı duyanlardanım.
Özel
Röportaj
Yavuz
ATALAY
V. KONAK: (Gülüyor) Aynen öyle... Sana belki garip gelecek ama
aslında bizim sahnede yaptığımız şey kabare. İçinde müziğin, mizahın, edebiyatın ağırlıklı olduğu interaktif bir şov. Övünmek gibi olmasın ama böylesi
daha hiç yapılmadı. Hatta konser sırasında ara bile vermem.
Y.ATALAY: Hiç mi?
V. KONAK: Ara verirsem konsantrasyonum bozuluyor; benim şovum
bir bütün aşkım... Lise müsameresi gibi sadece albümlerdeki şarkılarımdan
oluşmuyor. Kendi bestelerimi de söylüyorum, rock da yapıyorum. Neşet Ertaş’tan ve özellikle de Zeki Müren’den okumayı çok seviyorum.
Y.ATALAY: Herkesten bişeyler var diyorsun…
V. KONAK: Valla ben şarkı söylemeyi Zeki Müren’den, insanların
ciğerini sökmeyi Neşet Ertaş’ın yanıklığından, üst düzey solistliği de Cem
Karaca’dan öğrendim. Ama Zeki Müren’in üzerine solist tanımam aşkım.
Yaptığım şarkılardan tonlamalara, vurgulamalara kadar rahmetliden çok
nasiplendim. Mesela çok kullandığım “aşkım” da onun lafıdır.
Y.ATALAY: İnsanlar seni nasıl tanıdı? Yani nasıl bir anda böyle popülizmi uygulamadan Türkiye’nin gündemine oturdun?
V. KONAK: Konservatuvarda yüksek lisans yaparken Orhan Gencebay
bestelerimi duymuş. Zeki (Atagür) Abimiz vasıtasıyla beni dinlemek için
yanına çağırdı.
“ORHAN GENCEBAY İLE BAŞLADI HERŞEY”
Y.ATALAY: Ben şimdi sizin yanınızdayım, biraz heyecanlıyım. Hem de
sohbet için buradayım. Ona rağmen biraz bi stres var. O dönemde seni
Orhan Gencebay gibi bir isim, -sohbet etmeye de değil- seni dinlemeye
çağırıyor. Kendinden geçmişsindir herhalde…
V. KONAK: Hayır dersem yalan olur. Beni dinledi, çok beğendi “Ama
mutlaka bir tarzın olmalı” dedi. Bir süre birlikte çalıştıktan sonra ilk iki albümümü kendi elleriyle yaptı. Hatta ondan aldığım ilk harçlıkla bir piyano
bile aldım eve... Senin anlayacağın profesyonel müzik hayatımı başlatan
Orhan Gencebay’dır.
Y.ATALAY: Aileden bahsedelim mi biraz…
V. KONAK: Dokuz kardeşiz; 3 erkek, 6 kız... Anam bana hamile kalınca
“yeter bu kadar” diyor, beni aldırmak için doktorun yolunu tutuyor.
“300 LİRALIK UŞAK BU KADAR OLUR”
Y.ATALAY: Volkan abi yolcu he..?
V. KONAK: Dur da bir dinle. Doktor kürtaj için 300 lira istemiş. Bu, bizimkiler için büyük para... Anam da “Sana 300 lira vereceğime ben bu çocuğu
doğurur büyütürüm, daha iyi” demiş. 300 liralık uşak da bu kadar olur, idare
edin işte (gülüyor)...
Y.ATALAY: Türkiye’nin ekonomik durumu iyi olsa, gitmiştin.
Ekonomiye muhalefet olarak doğdun.
V. KONAK: Yok bu muhalefet bizde genetik. Rahmetli dedem Neşat
Karahasanoğlu, İsmet Paşa’nın kankasıydı ve CHP’de 17 sene belediye
başkanlığı yaptı. Babası molla eğitimi almış, Fransızcası ve Arapçası
mükemmel olan Fehmi Hafız’dır. Bizi okuldan alıp Zigana Dağları’na
götürür; Fransızca, İspanyolca, Türkçe şiirler okurdu. Edebiyata ilk onun
sayesinde böyle mayalandım...
“DİN DÜŞMANI OLANLAR, ONLAR”
Y.ATALAY: Aileye bakıyoruz, din adına her şey var. Ama senin için
inançsız falan filan diyorlar abi?
V. KONAK: Asıl bunu söyleyenlerin, Hz. Ali’yi namaz kılarken “dinsiz”
diyerek sırtından bıçaklayanlardan farkı yok. Din düşmanı olan onlar...
Benim dinim Mevlana ve Yunus Emre dinidir. Ayrıca uygar insan elalemin
inancıyla, ırksal ayrılığıyla uğraşmaz.
Y.ATALAY: Tamam kızma abi; ben söylemedim, duydum...
V. KONAK: Biz din konularını iyi biliriz, inancımızı başkaları gibi
ağzımızla değil, kalbimizle ve beynimizle yaşarız. Dini kalbinde ve beyninde
değil de, ağzında ve şekilci olarak yaşayanların sahtekar olduğuna inanıyorum.
Y.ATALAY: Karavan mevzusunu ben de çok severim. İlerde ben de karavanda yaşamayı düşünüyorum. Ama sana da sormadan geçemeyeceğim.
Abi, neden karavan?
V. KONAK: Bazı fobilerim var; önümü görmeden bir yere gitmekten ve
kullanmadığım araca binmekten hazetmem. Bunlara kapalı yerde olmak ve
yükseklik de eklenince çok acil bir durum olmadıkça uçağa binmem.
“MEZARLIKLAR RUHUMU TERBİYE EDİYOR”
Y.ATALAY: Bu durumu biraz abartmıyor musun abi?
V. KONAK: Kim bilir, belki de... Hatta köyde “Mezarlara şarkı
söylüyor” diye espri konusu bile oldum. Ben de onlara “Buradakiler istek
yapmıyorlar, arkamdan konuşmuyorlar, ne söylersem dinliyorlar. Böyle
seyirciye kurban olayım” diye cevap verdim. Şaka bir yana mezarlıklar
ruhumu terbiye ediyor benim.
Y.ATALAY: Beraber büyüdüğün ablalarım “kadın ruhu” konusunda seni
eğitebildi mi?
V. KONAK: Kadınların dominant olduğunu düşünüyorum. Toplumu
ayakta tutan, yetiştiren onlar. Annelerimizi, öğretmenlerimizi düşün. Kadın
vefadır; asla unutmaz, unutulmaz...
Y.ATALAY: “Aşk kadın ruhundan anlamıyor”
diyor bir şarkı...
V. KONAK: İbadet gibi, sanat
gibi aşkın da insan ruhunu
onardığını düşünüyorum.
Aşk, uzakta olmaktır. Aşk
yakına geldikçe boyut
değiştirir, sevgi olur. Ben
aşkı haddinden fazla
abartarak yaşarım.
Öylesine derine
inerim ki, sıtmalı
hayvanlar gibi
titrerim aşık olduğumda.
Y.ATALAY: O nasıl bişey abi ya?
V. KONAK: Aşk çok sancılı bir iş ve çok acı çektirir insana. Ama sancı
olmadan da doğum olmaz.
“TEK BAŞIMA ARABA KULLANIRKEN AĞLADIĞIM ÇOK OLMUŞTUR”
Y.ATALAY: Şimdi “Rüzgarın oğlu” bile ağlıyor deme bana abi... Karadeniz uşağı ağlar mı?
V. KONAK: Ağlamaz mıyım? Gözyaşlarımı seviyorum. Gecenin geç bir
vakti tek başıma araba kullanırken ağladığım çok olmuştur.
Y.ATALAY: Çok değişik bişeysin abi…
V. KONAK: (Kahkaha) Sinek konacağı atı bilir aşkım... Sağda solda
aslan kesilen insanlar, önümüzden geçerken izin almak zorundadır. Benim
kadife eldivenimin altında çelik bir el vardır. Bu söylediklerim dostlarım için
de, memleketi yönetenler için de geçerli. Ben nasıl saygıda kusur etmiyorsam, benimle konuşanlar da haddini bilecek.
“ÇOK İYİ PARA KAZANIRIM, EĞİTİME YATIRIRIM”
Y.ATALAY: Ben ekonomistim. Benden kaçırma. İyi para kazanıyor mu
Volkan Konak?
V. KONAK: Çok iyi kazanırım. Kazandığımı da hobilerimi tatmin edecek şekilde harcarım. Kalanını da paylaşırım. Dünyevi mal ve para hırslarım
yoktur. Yunus Emre’nin “Paylaştığın senindir, biriktirdiğin değil” dediği gibi,
ben de şövalye misali özgür ve eli açık yaşıyorum. Kazancımı mala mülke
değil, eğitime yatırıyorum.
Y.ATALAY: Okul falan mı yaptırıyorsun?
V. KONAK: Öncelikle doğduğum kasabadaki babacıklarını kaybetmiş
55 çocuğumuza burs veriyoruz. İleride de Türk Eğitim Vakfı’na çok önemli
bağışlar yapmayı düşünüyorum. Ayrıca çevremde borçtan kıvranan insanlar
yoktur çünkü onların vebali ve yükü benim omuzlarımdadır. Etrafımda mutsuz bir insan varken ben gönül rahatlığı ile kadınıma sarılıp uyuyamam.
Y.ATALAY: Allah o zaman herkese senin gibi dost nasip etsin...
V. KONAK: Altı kardeşimin ve çevremdeki hiçbir arkadaşımın sıkıntısı
yoktur. Arkadaşlarımın aracının lastiği patlasa beni ararlar. Vazgeçemediğim
hobim karavanımdır. Zaten karavan yaşantısını seven ve karavanda yaşayan
insan asla maddeci olamaz.
“TELEVİZYON BENİ ÇOK YORDU”
Y.ATALAY: Görüşlerine saygı duyulduğunu düşünüyor musun?
V. KONAK: Sürekli teklif alıyorum ama televizyon beni çok yordu. İnsanlar neden ekranda beni çok seviyorlar biliyor musun? Televizyoncu olmadığım için onlardan biri gibiyim. Benim en büyük avantajım hiçbir insana
üstten bakmamam ve onlara hep samimi elle dokunmam. Ne iş yaparsan yap
samimiyet çok önemli.
“ATEŞE ODUN ATMAZSAN, SÖNER”
Y.ATALAY: Konser biletlerin o kadar pahalı ki, herhalde dinleyicilerin
televizyon programı yapmana çok sevinecektir?
V. KONAK: (Gülüyor). Çünkü gerçek sanat ve büyük prodüksiyonlar
pahalı bir uğraş kardeş. Ayrıca kusura bakmayacak kimse, ateşe odun atmazsan ateş söner. Bir de Türkiye’de ekip, sahne ve prodüksiyon masrafı
olarak en fazla gideri olan sanatçılardan biriyim.
Y.ATALAY: Sahne masrafı olmayan sanatçı var mı ki?
V. KONAK: 4-5 tane ses mühendisi ile Harbiye
Açıkhava Tiyatrosu’na çıkan sanatçı var mı
peki? Işıkçılarım, teknİk servisim, hepsi
kadrolu elemanlarımdır. Dediğim gibi
sanat pahalı bir hobidir. Ben de
Van Gogh’un bir tablosunu
satın almak istiyorum ama
alabiliyor muyum?
“GECE KULÜPLERİNDE ÇALIŞMAYI
SEVMİYORUM”
Y.ATALAY: O günler de
gelir inşallah da niye hep
büyük konserler. Daha
küçük prodüksiyon gerektiren gece kulüplerinde
sahne al o zaman.
V. KONAK: Gece kulüplerinde çalışmayı sevmiyorum ama bir gece kulübü
açmak istiyorum. Hatta Ali
Ağaoğlu ile konuştum;
“Sen ağaysan ben de
ağayım, bir yer sat bana.
Bu saatten sonra kirayla
filan uğraşamam” dedim.
Sağ olsun kabul etti,
yakında Ataşehir’de bir caz
kulübü açıyorum.
Y.ATALAY: Ali
Ağaoğlu’ndan “Rüzgarın
oğlu”na sıfır kilometre caz
kulübü... Valla hayal bile
edemedim, nasıl olur ki?
V. KONAK: (Gülüyor) Üye
olanların dijital kartla içeri girebileceği 150 kişilik küçük bir mekan
yapacağız. Unvanlar, para, pul vestiyerde kalacak. Böyle lüks bir yeri ancak
kira derdim olmazsa açabilirim.
“MÜZİK DIŞINDA BİR KONUYLA GÜNDEME GELİRSEM BU
İŞİ BIRAKIRIM”
Y.ATALAY: Yengeyi hiç tanımıyoruz, gazetelerde fotoğraflarını falan da
görmedik.
V. KONAK: Sadece müziğimle gündeme gelmek istiyorum. Ben eşimi
havuza atacağım, onu oradan çıkarıp fotoğraf çektireceğim. İş mi bu? Yakışır
mı bana? Çocuklarımın da Volkan Konak kimliği altında ezilmesini istemiyorum. Ayrıca hocalarıma sözüm var, müzik dışında bir konuyla gündeme
gelirsem ben bu işi bırakırım.
Y.ATALAY: İsminin altında ezilmesinler diye didindiğin çocuklarınla
aran nasıl?
“BAŞARILI BİR BABA SAYILMAM”
V. KONAK: Çok başarılı bir baba sayılmam. İşlerimin yoğunluğundan
onlarla daha çok anneleri ilgileniyor. Çocuklarını okula bırakıp, akşamları
alan babaları gördükçe imreniyorum doğrusu.
Y.ATALAY: Peki bu “filozofluk” nereden?
V. KONAK: Kesinlikle Nazım Hikmet’ten. O, Kurtuluş Savaşı’nı yazan
tek şairdir. Nazım da Mustafa Kemal gibi hayatımın temel taşlarındandır.
Ofisimde kimsenin giremediği, “devrim odası” dediğim bir odam var. Duvarlarında resmi asılı olan beş kişiden biridir.
Y.ATALAY: Diğerleri kimler?
V. KONAK: Babam, Mustafa Kemal, Che Guevara ve Deniz Gezmiş.
Deniz, ölüme şarkı söyler gibi gitmiş, çok mert bir Anadolu delikanlısıydı.
Y.ATALAY: Che Guevara resmini de şimdi moda diye asmadın duvara
herhalde...
“GUEVARA BİR DÜNYA’LIYDI”
V. KONAK: Che bir dünyalıydı. Maceraperest, yüzünü bile görmediği
insanlar için ölümü göze alan bir adam. Beni etkileyen Türk siyasetçiler de
olmuştur. Mesela Bülent Ecevit... Kimse kusura bakmasın, onun kadar asil,
ve hümanist bir politikacı görmedim. Uğur Mumcu da bana Atatürk milliyetçiliğini ve yurttaşlık bilgisini veren adamdır. Ne yazık ki kaybettik hepsini...
Y.ATALAY: Bir de Kazım Koyuncu var. Aramızdan ayrılmasına Çernobil sebep olmuş olabilir mi?
V. KONAK: O bölgede genetik olarak kansere meyilli insanlar yaşıyor
ve Çernobil’in de bunu tetiklediğini düşünüyorum. Çernobil’in bulunduğu
havzadan gelen nehirler Karadeniz’e akıyor. Ne konuyla ilgili doğru dürüst
bir araştırma ne de denizde bir ölçüm yapıldı. Düşünebiliyor musun?
“…BÖYLE BİRŞEYİN OLMASI MÜMKÜN DEĞİL”
Y.ATALAY: Kazım Koyuncu’nun koltuğuna oturduğunu iddia edenler
var...
V. KONAK: Böyle bir şeyin tarihi kayıtlara göre olması mümkün değil.
Ben albüm yapıp, müzik hayatıma başladığımda sevgili Kazım, lise öğrencisi ve benim iyi bir dinleyicimdi. Ayrıca internet denen araçta her türlü tarihi
kayıtlar ve notlar mevcuttur. Merak eden internete girdiğinde bu bilgileri tarihleriyle gün gün görebilir.
“SANATÇI SİYASETİN TAM GÖBEĞİNDEDİR”
Y.ATALAY: Tavrın ve cevapların çok net... O yüzden sormaktan hiç çekinmiyorum, politik duruşunu da bu kadar açıkça ortaya koymak sence bir
sanatçı için doğru mu?
V. KONAK: Tabii ki doğru. Sanatçı, siyasetin tam göbeğindedir. Sanatçı
devrimcidir, muhaliftir, söylenmemişi söyleyendir. Alnında ışığı taşıyan insandır sanatçı, uçlarda yaşayandır. Bu benim düşüncem, kim ne düşünürse
düşünsün. Faşist yönetimler ve diktatörleri karşısında sanat ve sanatçı
eğilmez, aksine eleştirir ve dimdik, onurlu bir şekilde karşısında durur.
Y.ATALAY: Sen derdini bu kadar düzgün anlatırken, söylediklerini anlamayıp başka yerlere çekenler de olmuştur...
V. KONAK: Artık vazgeçmiş olsalar da Maçkalıyız diye yıllarca bize
komünist dediler. Ben iyi bir sol düşünceye sahibim. Bütün sülalem de Ecevit’çidir. O kökten geliyoruz. Zaten o zamanlar bir Demirel, bir de Ecevit
vardı. “Yaktın bizi keloğlan, kurtar bizi kara oğlan” diyenlerdendik.
“SANATÇI DEVRİMCİDİR”
Y.ATALAY: Sanatçı hep solda durmak zorunda mıdır?
V. KONAK: Sanatçı devrimcidir, hümanisttir ve sol görüşü kuvvetlidir.
Belki dünyada bir tane faşist sanatçı vardır ama üç tane gösteremezsiniz.
Çünkü onlar sanatı değil ancak insan öldürmeyi bilir. Hitler’in ilk mesleği
ressamlıktı, ressam olamadığı için katil oldu. Eğer başarılı bir sanatçı olabilseydi, dünyada 40 milyon kişi ölmeyecekti.
Y.ATALAY: CHP iktidar olsa, inandıkların doğrultusunda onları da
eleştirir misin?
V. KONAK: Hem de daha katı eleştiririm ama kimseye hakaret etmem.
Bir de şu var; benim hücrelerimde muhafazakarlık, ırk ve din üzerine kurulmuş bir siyasete yer yok.
“KADININ BAŞÖRTÜSÜNDEN SANANE YA”
Y.ATALAY: Oğlun senin dünya görüşüne ters bir gelin adayı getirse?
V. KONAK: Yolu açık olsun. Ben kılık kıyafete hiç önem vermem.
İsteyen istediğini giysin kardeşim. Mesela başörtüsü olayının erkekler
tarafından tartışılmasına da fena halde kafam bozuluyor. Kadının başörtüsünden sana ne ya? Kadınlarımızı ilgilendiren bir konuda yine erkeklerin ön
safhada olması ve kadına söz verilmemesi canımı çok sıkıyor. Ben özgürlükçü, şekilci olmayan ve herkesin düşüncesine saygı duyan biriyim. Hep de
öyle kalacağım.
Y.ATALAY: Gelelim Gezi’ye... İktidarda AK Parti değil de, CHP olsaydı
yine gider miydin Gezi Parkı’na?
V. KONAK: Hem de en başta ben giderdim. Bunun hükümetle bir ilgisi
yok ki... Oradaki ilk üç günü, keşke bütün insanlar yaşayabilseydi. Ama
sonra açık yaraya dalan virüsler gibi bazı fraksiyonlar girdi olaya ve suistimaller başladı. Bunları yazınca da Twitter’da eleştiri yağmuruna tutulduk.
Y.ATALAY: O sadece senin başına gelen bir şey değil ki...
V. KONAK: Hep diyorum ki sanatçı hümanisttir; ırksal, dinsel tartışmalara girmez. Ama “Bizden misin, değil misin?” diye yumurta gibi tokuşturmaya çalışıyorlar insanları. Ben kimseden değilim kardeşim; özgür bir
şövalyeyim. Benim mesleğim siyaset mesleğinden çok daha saygındır.
Y.ATALAY: Şövalyeliğe sığar mı böyle meslek ayrımı yapmak?
V. KONAK: “Dünyada her şey olabilirsin ama sanatçı olamazsın” demiş
Mustafa Kemal. Dünyada en saygın meslek sanattır ve herkesin de ortak
fikri budur.
“SİYASETTEN TEKLİFLER ALIYORUM”
Y.ATALAY: Sanattan siyasete göz kırpar mısınız?
V. KONAK: Teklifler alıyorum tabii. Belediye başkanı olur muymuşum,
milletvekilliği yapar mıymışım? Deli miyim ben yahu? Herkesin sevdiği,
saydığı, takdir ettiği bir işi bırakacağım; herkesin hesap sorduğu bir işi yapacağım. Bunu asla kabul etmem.
Y.ATALAY: Seninle aynı görüşe sahip olmayan partilerin belediye konserleri için teklif gelmiyordur herhalde.
V. KONAK: Yoo geliyor. Anadolu’nun birçok yerinde her türlü siyasi
partinin belediye konserlerine gidiyorum valla.
Y.ATALAY: Dünyayı karış karış gezerken “Gezme ceylan bu dağlarda”
deyip ceylanları evde beslediğin doğru mu?
V. KONAK: (Gülüyor) Bakma güldüğüme aslında çok üzgünüm bu
konuyla ilgili. 15 gün önce bir hayvan, ceylanlarımı öldürdü. Boyunlarından
ısırıp kanlarını içmiş.
“BIRAK DALGAYI BİTANEM”
Y.ATALAY: Hayvan dediğin Dracula olmasın abi?
V. KONAK: Bırak dalgayı bitanem, içim yanıyor zaten. Bu ceylan
sevgisi bana Ali Ağaoğlu’ndan geçmişti. O yaktı beni.
Y.ATALAY: Cem Yılmaz’a en çok sorulan “Neden mizah?” sorusunun
bir benzeriyle karşıya karşıyasın. Neden ceylan?
V. KONAK: Kadınlardaki asilliği görüyorum ben o ceylanlarda. Bu
kadar güzel göz ve bakış başka kimde var? Bir Türkan Şoray’da, bir de onlarda... Ama artık beslemeyeceğim.
“PEKİ ONLAR DA MUTLU MU?”
Y.ATALAY: Senin gibi bir adam o güzel gözlerden bu kadar kolay
vazgeçmemeliydi...
V. KONAK: Orası öyle de Leman Sam’ın söylediklerinden çok etkilendim. Bir gün “Abla çok mutluyum, ceylan aldım beslemek için” dedim.
“Peki onlar da mutlu mu yavrucuğum?” dedi bana. Düşündüm, gerçekten
çok haklı. Her şey doğasında ve yerinde güzel.
Y.ATALAY: Tıpkı senin de sahnede güzel durduğun gibi... Bizi bu güzellikten mahrum edip sahnelere veda edeceğin yazıldı...
V. KONAK: 13 yıldır Doğan Müzik ile çalışıyorum ve daha iki albüm
sözleşmemiz var. Anlaşmamız bittikten sonra sanat yaşamımı başka bir
boyuta taşımak istiyorum. Kısaca bu kadar faal ve göz önünde olmayacağım,
daha az ama prestijli konserler vereceğim. Çünkü tekrara düşüp, insanları
samimiyetsiz duygularla beslemek istemiyorum. Ben de ağaçlar gibi ayakta
ölmeyi seçiyorum.
Y.ATALAY: Zaman ayırdığın ve kapılarını Sondakika Gazetesine açtığın
için teşekkür ediyorum Rügar Gülü… Rüzgar’ın Oğlu muydu? (Gülüyorum)
V. KONAK: (Kahkaha) Ben teşekkür ederim bitanem. Gene bekleriz…
SAYFA 10
SONDAKiKA GAZETESİ >>
10 DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
917
Mart
2014
Pazar
Şubat
2013
Perşembe
Ali Fuat Yılmazer: Muazzam suçlar ortaya
çıkardık; o zaman arkamızdaydılar
ÖNCEKİ gün Ankara büromuzdaki odamda yazılarımı yazıyorum.
Cep telefonum çaldı.
Tanımadık bir numara.
Genelde tanımadığım numaralardan gelen çağrılara cevap vermem.
Nedense açtım. Birkaç gündür Habertürk TV’de üst
üste program yaptığım ve davet ettiğimiz siyasetçilerden
yanıt beklediğim için, “Belki onlardan birinin numarasıdır’’ diye düşündüm.
Karşımdaki ses, “İyi günler Fatih Bey, ben Ali Fuat
Yılmazer’’ dedi.
Bu ismi biliyorsunuzdur herhalde.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bir dönem çok tartışılmış İstihbarat Şube Müdürü, Ergenekon, Balyoz gibi davaların açılmasında büyük rol oynamış, daha sonra görevden alınmış ve şimdi artık emekli olan kişi.
Allah biliyor ya, hayli şaşırdım.
Çünkü Ali Fuat Yılmazer’in başına gelenlerden beni
sorumlu tuttuğu ve bana hayli kızgın olduğu dedikodusu
ulaşmıştı.
“Buyrun Ali Fuat Bey, sizi dinliyorum’’ dedim.
“Fatih Bey, sizi aramakla doğru mu yaptım bilmiyorum. Çünkü hayatımda sizinle iki kez konuştum. İkisinde
de başım belaya girdi’’ diye başladı.
Ben de “Eh bu da üçüncü olur o zaman’’ diye gülerek
yanıt verdim.
O da güldü, ama haklıydı.
YILMAZER’İ YİĞİT BULUT TANIŞTIRMIŞTI
Fatih ALTAYLI
Habertürk
Gazetesi
07.03.2014
Bir kere yüz yüze görüşmüştük. Şans eseri gerçekleşen
bir görüşmeydi aslında.
O dönemde Habertürk’te çalışan, şimdinin Başbakan
Başdanışmanı Yiğit Bulut, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü ile çok yakın, çok samimi bir ilişki içindeydi ve sık sık
görüşüyorlardı.
Ben de Yiğit Bulut’u bu konuda uyarma ihtiyacı hissetmiş ve “Bir emniyet mensubu ile bir gazetecinin bu kadar
yakın olması doğru olmaz’’ demiştim.
O günlerde bir gün Habertürk yönetim katındaki kütüphaneden bir kitap almaya girdiğimde şoke oldum.
Yiğit Bulut, Ali Fuat Yılmazer ve tanımadığım bir kişiyle beraber yemekteydiler.
Ben, “Kusura bakmayın burada olduğunuzu bilmiyordum’’ diyerek çıkmak isterken Yılmazer, “Lütfen Fatih
Bey, buyurun siz de katılın. Anlatacaklarımı siz de dinleyin’’ deyince ben de masaya iliştim.
Yılmazer’in o gün anlattıklarını da ertesi gün bu köşede yazdım.
Tabii kıyamet koptu.
Ali Fuat Yılmazer sabah erken saatlerde hem beni,
hem Medya Grup Başkanı Kenan Tekdağ’ı arayarak beni
“kendisine komplo kurmak, tezgâha getirmek, Ergenekoncu olmakla’’ suçladı.
Benimse kendisine tek bir yanıtım oldu:
‘’Ali Fuat Bey, ben gazeteciyim. Bana yetkili bir ağızdan anlatılanları yazarım. ‘Bunlar off the record’ deseydiniz ve yazsaydım haklısınız, ama demediniz. Ben de yazdım’’ dedim.
Zannederim Ali Fuat Yılmazer, benim onunla yakın temas halinde olan gazetecilerden olmadığımı “sadece gazeteci’’ olduğumu anladı ve konu kapandı.
Ama galiba benim bu yazı Yılmazer’in başına epey bir
dert açtı.
İkinci görüşmemiz ise telefonda oldu ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın bir yazıma
verdiği yanıtı iletmek için aradı.
Aslında Ali Fuat Yılmazer hatırlamıyor galiba, ama bir
kez de bir davet üzerine gittiğim İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde karşılaşmıştık. Yılmazer orada bana, “Fatih Bey,
siz o makama nasıl yükseldiniz. O mevki için çok temiz,
çok ilişkisizsiniz’’ anlamında bir şeyler söylemişti.
Ali Fuat Yılmazer’le olan bu geçmişi hatırlattıktan sonra yeniden kendisiyle yaptığım önceki günkü konuşmaya
dönebiliriz…
Yılmazer’in bunca yıl sonra beni bir kez daha aramasının nedeni, salı günü bu köşede yer alan ve CHP Milletvekili Çetin Soysal’ın emniyetteki dinleme yapılanmasını
2011’de anlattığı basın toplantısını hatırlatan yazım.
‘AYDINLIKÇILARIN ARGÜMANLARI HÜKÜMETİN OLDU’
Ali Fuat Yılmazer, “Çetin Soysal’ın söylediklerini neye
dayandırdığını, hangi somut verilere dayandırdığını merak
ediyorum. Lütfen bunları da kamuoyuyla paylaşsın. Rica
ediyorum’’ dedi.
Ama asıl söyleyeceği bu değildi.
“Fatih Bey, sizin kimsenin yanında olmadan, kimsenin
adamı olmadan ne olup bittiğini anlamaya ve aktarmaya
çalışan bir gazeteci olduğunuza inandığım için sizi arıyorum. Yoksa neler yazıyorlar cevap bile vermiyorum’’ dedikten sonra başladı anlatmaya:
“Fatih Bey, bakın bugün hükümetin emniyetle ilgili
ürettiği hiçbir argüman yeni değil. Bu argümanların tümü
daha önce aynı kelimelerle gündeme getirildi. Kim tarafından biliyor musunuz?
Aydınlık Grubu tarafından. Dün Doğu Perinçek ve arkadaşları, yani Aydınlıkçılar ne demişse, bugün hükümet
aynı kelimelerle aynı şeyi söylüyor.
Ergenekon davası sanıklarından ve mahkûmiyeti şu an
Yargıtay aşamasında olan Serdar Öztürk ne demişse, hükümet bugün aynısını söylüyor.’’
‘BU HÜKÜMET DÖNEMİNDE DEFALARCA SORUŞTURULUP AKLANDIK’
Ali Fuat Yılmazer’e “Peki Aydınlıkçıların veya diğer
Ergenekon sanıklarının haklı olma ihtimali olamaz mı?”
diyorum.
“Elbette olabilir, ama tüm bu iddialar bu hükümet döneminde, bu hükümetin iki bakanı tarafından ayrı ayrı soruşturuldu ve biz aklandık’’ dedi.
Ben “Nasıl oldu bu’’ diye sorunca detaya girdi.
“Sizin yazınızda da adı geçen ve Çetin Soysal’a bu bilgileri verdiği iddia edilen Hanefi Avcı kitabında yazmış.
Hanefi Avcı, emniyette var olduğunu iddia ettiği yapılanmayı anlatmak için bakanlar, başsavcılar, genel müdürler,
yani yetkili mevkide kim varsa hepsine gitmiş ve ‘Ben derdimi kimseye anlatamadım’ diyor. Aslında anlatmış. Kitabında yazıyor hepsi, ‘Denetleyeceğiz’ demişler ve denetlemişler.
Beşir Atalay, bu iddialarla ilgili olarak üç kez soruşturma açtırdı.
Hiçbir şey bulunamadı, hiçbir şey çıkmadı.
Adalet Bakanlığı soruşturma açtırdı, hiçbir şey bulunamadı.
Üstelik HSYK daha değişmemişti. Anayasa gereği
HSYK’da yapılan değişiklik henüz gerçekleşmemişti.
Bu soruşturmalardan hiçbir sonuç çıkmadı.
Sonra ben, Hanefi Avcı’ya dava açtım, kazandım.
O da önemli değil.’’
‘EMNİYET İSTİHBARAT 2 YIL ÖNCE KOMPLE
DEĞİŞTİ’
Ali Fuat Yılmazer burada sözü Emniyet İstihbarat’ta
yapılan değişikliğe getiriyor.
“Fatih Bey, 2 yıl önce Emniyet İstihbarat komple değiştirildi. O güne kadar çok başarılı işler yaptığı söylenilen
arkadaşlar hep beraber görevden alındılar. İki yıldır bu suçlanan arkadaşlar orada yok. Bakan 2 yıldır denetliyor. Ne
buldular? Hukuk dışı ne var? Bir şey yok. Sadece iddialar
var. Oradan ayrılan arkadaşlar bazı cihazları götürmüşler.
Havadan dinleme yapan, illegal dinleme yapan cihazları
götürmüşler iddiaları. Ama iki yıldır bununla ilgili bir kanıt
yok.
Bu cihazlar varsa ve götürülmüşse, her şey elinizin altında. Kim götürmüş, bulun gösterin. Burası devlet. Her
şeyin kaydı kuydu, belgesi vardır. Kime zimmetliyse, kim
kullanmışsa bellidir. Bul çıkar. Ama çıkmaz; çünkü öyle
bir cihaz yok. O cihazlar Türkiye’de var ama emniyette
yok. Ona da geliriz sonra.’’
DI’
‘HÜKÜMET YAPTIKLARIMIN ARKASINDAY-
Yılmazer o dönemde yaptıklarını hatırlatma gereği duyuyor ve o dönem yaptıkları dinlemeleri savunuyor.
“O dönemde benim yaptığım tüm operasyonlarda siyasi otorite arkamda değil miydi! Sayın Başbakan benim ve
ekibimin yaptığı onca operasyondan birine yüzünü ekşitti
mi? Hayır, tam aksine çok memnundu herkes.’’
Yılmazer’e göre teknik takip ve teknoloji kullanımı sayesinde polise yönelik “kötü muamele ve işkence’’ iddiaları da son buldu.
“Fatih Bey, teknik takip bir delillendirme yöntemidir.
Tüm dünyada kullanılır, polis kullanır, istihbarat teşkilatları
kullanır, devletler kullanır. Çağın sunduğu bir imkândır.
Biz eskiden ne yapardık.
Bir sanık bulup sanıktan delile gitmeye çalışırdık.
Polis alırdı bir sanığı, bir şüpheliyi, çeşitli yöntemlerle
konuşturur, delile veya organizasyona ulaşmaya çalışırdı.
Sonra da dayak, işkence, kötü muamele iddiaları ortalığa
saçılırdı.
Bizim dönemimizle ilgili böyle bir iddia var mı? Başka
yerde de yok aslında. Çünkü teknik takip buna gerek bı-
rakmıyor. Bir şüpheliden yola çıkarak bütün ağa, bütün organizasyona ulaşabiliyorsunuz. Tüm delilleri topluyorsunuz. İşkence yok, kötü muamele yok, yargısız infaz yok.’’
‘DİNLEMELER FAZLA OLMUŞ OLABİLİR’
Burada araya giriyorum. “İyi de bu dinlemenin de b.ku
çıkmadı mı’’ diyorum.
“Haklısınız, biraz fazla olmuş olabilir. Kimileri lüzumsuzdur. Kimileri doğrudan dinleme olmadığı halde kayıt
altında olmuş olabilir, ama bu dinlemelerle muazzam suçlar ortaya çıkarılmıştır. Kimi kamuoyunda çok konuşulan,
kiminin üzerinde çok durulmayan ama toplum için çok
önemli. Ergenekon bunlardan biri. Yargılamada haksızlık
olmuş olabilir. Bizim de eksiğimiz olmuş olabilir, ama
özünde doğru bir iştir.’’
‘ZARRAB’LA KONUŞURSAN DİNLENİRSİN’
Sözü yeniden emniyetten götürüldüğü söylenen kayıp
cihazlara getirmek istiyorum ve neredeyse bir milli güvenlik sorunu haline gelen dinlemelere.
“Bakanlar ve Başbakan dinlenmiş. Bu normal mi?’’ diye soruyorum.
“Bakın Fatih Bey, bunlar olup biterken ben zaten görevde değilim. Ama şunu söyleyebilirim ki, bakanlar doğrudan dinlenmemiştir.’’
“O ne demek?’’ diye soruyorum.
“Bir yöntem olarak bilgi vermek için söylüyorum. Bu
iş şöyle gelişir: Bir potansiyel şüpheli izlenmeye başlanır
ve sonra da onun ilişkiler ağı ortaya çıkar. Reza Zarrab,
yaptığı işler ve hakkındaki iddialar nedeniyle şüphe uyandırınca izlemeye alınmıştır. Bu dinleme sonucunda Zarrab
kimle görüşüyorsa kayda girer. Zarrab’ı dinleyenler bu işin
bakanlara, bakan çocuklarına gideceğini nereden bilsin.
Ama takip oraya doğru gitmişse bu dinleyenlerin suçu
mu?”
‘YOLSUZLUK SORUŞTURMASI HER YERDE
İKTİDARLA İLGİLİ OLUR’
“Ama hükümet bunu iktidara karşı komplo olarak görüyor’’ diyorum.
Yanıtı anlamlı.
“Fatih Bey, dünyanın her yerinde yolsuzluk soruşturmalarının ucu hükümete dayanır. Yolsuzluk varsa iktidar
hedef olur. Çünkü sorumlu mevkide o vardır. Güç ondadır.
Ya yolsuzluğa bizzat bulaşmıştır, ya göz yummuştur, ya da
fark edememiş hesap soramamıştır ve bunların hepsi gücü
ve yetkiyi elinde bulunduran iktidarın suçu olarak görülür.
Yetkisiz muhalefetin değil.’’
“Tüm bu dinlemeler emniyetteki yapılanmaya ve Cemaat’e mi ait? Toplumdaki algı tamamen bu yönde. Hatta
bu dinlemelerin emniyetten götürülen cihazlarla yapıldığı
iddia ediliyor.’’
‘O CİHAZLAR EMNİYETTE HİÇ OLMADI’
Sohbetin başından beri ilk kez Ali Fuat Yılmazer sinirleniyor.
“Ben bu teşkilata girdiğimde Cemaat mi vardı Allah
aşkına. Bakın Fatih Bey, emniyetin kendi iç yapısında yüzde yüz açıklık vardır. Ben şahsen hiçbir dönemde korunmadım. Söylediğim gibi, Beşir Atalay beni soruşturdu. Defalarca. Daha ne diyeyim. Varsa kayıp cihaz bulsunlar. Bakın Fatih Bey, bu dinlemeler yargı safhasına gelinceye kadar müdür, amir, memur 2000 kişiye yakın elden geçiyor.
O söyledikleri cihazlara gelince, ben o cihazlardan hiç görmedim. Olsa İstanbul Emniyeti’nde olurdu. Çünkü en
önemli yerdir. En faal yerdir. İstanbul’da bu cihazları, havadan dinleme yapan cihaz olduğunu görmedim. Olsaydı
görürdüm. Ama o cihazların nerede, kimde olduğunu herkes biliyor.’’
Şaşırdım.
“Ben bilmiyorum’’ dedim.
Tartışmalara yeni bir boyut kazandıracak bir iddiada
bulundu:
“O zaman söyleyeyim size. Bu cihazlardan Genelkurmay İstihbarat’ta vardı ve MİT’te vardı. Daha sonra Genelkurmay’dakiler sakıncalı bulundu ve Genelkurmay’ın bu
cihazları da MİT’e devredildi.”
Telefonu kapatmadan daha önceki tartışmamızı hatırlatarak, “Bana daha önce anlattıklarınızı yazdığım için çok
kızmıştınız. Ben de off the record demediğinizi söylemiştim. Bu kez ben kendim sorayım. Bunları yazabilir miyim?’’ dedim.
Güldü. “Yazabilirsiniz ama lütfen başımı yine belaya
sokmayın. Artık emekliyim ve bu işlerle uğraşmak istemiyorum.’’
Bir “bavulcu” daha
Kavramlarla düşünmeyen az gelişmiş bir toplum, meselelerini yalnızca kişiler üzerinden tartışır. Ve hep suçlu arar; onu
bulduğunu düşünüp ortadan kaldırınca sorunun bittiğini sanır.
28 Şubat davası başkadır…
28 Şubat kararlarını-uygulamalarını tartışmak başkadır…
28 Şubat’a taraf ya da karşı olabilirsiniz.
Hangi görüşte olursanız olun; 28 Şubat davasının hukuksal katliamına seyirci kalamazsınız.
Kendimden örnek vereyim; Silivri Cezaevi’nde bulunan
çok kişiyle farklı politik görüşteyim. Fakat bu Ergenekon davasındaki adaletsizleri görmeme engel olmadı.
Gazeteci sadece gerçeği arar ve yazar.
Oysa kimileri hakikati başka kalıplara sokup tanınmaz
hale getirmek için çalışıyor. Çoğunluğu köşe yazarı “akil
adam”, Yeni Şafak gazetesine tam sayfa ilan vererek, 28 Şubat soruşturmasının bir türlü sivillere uzanmadığından kaygı
duyduklarını belirtti!
Bırakınız gazeteciliği; bu ilan bile tek başına; Türkiye’deki yaşamın, hukuksal ve siyasal açıdan güvende olmadığını
ispatlıyor.
Ağızlarından 28 Şubat’ı düşürmeyenler duruşmaları takip
etmedi; hakikatle hiç ilgileri yok; sadece kaba bir siyaset yapıyor.
Pazartesi günü 28 Şubat davasının üçüncü safhası başlıyor.
Birinci safha, 12 Nisan 2012’de tutuklamalar ile başladı.
İkinci safha, 4 Şubat 2014 itibariyle sanıkların 65 duruşma süren mahkeme sorgusuyla bitti.
Bakın duruşmalarda hangi gerçekler ortaya çıktı…
Soner YALÇIN
Sözcü Gazetesi
07.03.2014
Kimler geldi kimler gelmedi?
Balyoz Davası’nın “Bavulcusu” olur da 28 Şubat davasının olmaz mı?
1997’de ordudan atılan Tabip Yüzbaşı Tamer Tatar’ın,
kendisine kargo ile gelen (!) bir bavul CD ve belgeyi (!) savcılığa teslim etmesiyle, 102’si asker, biri sivil 103 sanıklı 28
Şubat davası başladı.
- TRT spikerlerince 1309 sayfalık iddianamenin okunma-
sı 15 celse sürdü. İddianamenin 1309 sayfa olması Ergenekon
iddianamesi gibi abartıydı. Konular defalarca tekrar edilerek
yazılmıştı.
-Tansu Çiller, Meral Akşener, Şevket Kazan, Hasan Ekinci, Merve Kavakçı, Şeref Malkoç gibi siyasilerin de bulunduğu 481 kişi müşteki oldu. Şeref Malkoç iki kez, Şevket Kazan
ile Hasan Ekinci ise bir kez mahkemeye geldi, diğerleri gelmedi.
Toplam müşteki sayısı 700’ü aştı. Bunların belli merkezlerden yönlendirildikleri ortaya çıktı; tıpatıp aynı olan dilekçelerle başvurmuşlardı!
- “Davaya esas belgeler” arasında ıslak imzalı hiçbir belge yoktu; hepsi ya fotokopi ya da digital idi.
- Balyoz Davası’nın yalan olduğu TÜBİTAK tarafından
belirtilen 5 No’lu Harddisk’i gibi, 28 Şubat’ın da davaya esas
olan 5 No’lu CD’si vardı. Duruşmalar boyunca söz konusu
CD’nin sahteliği ve üzerinde tahrifat yapıldığı sıkça vurgulandı. CD’nin imajı talep edildi, ama bugüne kadar CD’nin imajı
kimseye verilmedi.
Yeni bilgiler ortaya çıktı
Sorgulamalar sırasında tarihe not düşülen yeni bilgiler ortaya çıktı:
Örneğin: “28 Şubat kararlarını askerlerin Başbakan Erbakan’a baskı yaparak imzalattığı” şeklindeki bilgileri tamamen
hayal ürünüydü. Zira söz konusu kararları Erbakan’a imzalatan hükümet ortağı Tansu Çiller idi.
Örneğin: 28 Şubat kararlarının kamu kurum ve kuruluşlarınca uygulanması için Başbakan Erbakan imzalı bir direktif
yayınlanmıştı. Dahası Başbakan Erbakan’ın müsteşarı da 13
Haziran 1997’de, kararları uygulamayı ağırdan aldıkları gerekçesiyle kamu kurum ve kuruluşlarına uyarı yazısı göndermişti.
- Müslüm Gündüz, Fadime Şahin, Ali Kalkancı gibi şahısların TSK tarafından kullanıldığı iddiaları uydurmaydı.
Aksine, bu kişilerin o dönemde iktidara yakın kimselerle bağlantıları ortaya çıktı. Ayrıca bu isimler 28 Şubat’tan 4 yıl önce
1993’te tv’lere çıkmaya başlamıştı.
- “Askerlerin toplumun büyük kesimini fişlediği” şeklindeki iddiaları yalandı. Mahkemeye sunulan bilgiler, MİT ve
Emniyet verileriydi.
- Yurt dışındaki kimi akademisyenin yurda çağrılmasının
28 Şubat’la ilgisi yoktu. Bunlar RefahYol hükümeti döneminde Milli Eğitim Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Başbakanlık Güvenlik İşleri Başkanlığı’nın ayrı ayrı
yazıları dahilinde çağrılmışlardı.
Benzer savcı “çalışması”
Açın bakın Ergenekon iddianamesini…
Açın bakın Balyoz iddianamesini…
Hep aynı savcı “çalışmasını” göreceksiniz.
28 Şubat’ta da aynı “çalışma tarzı” vardı. Şöyle…
Savcılığın soruşturma sürecinde sanıkların lehine olabilecek hiçbir belgeyi toplamadığı ve iddianameye dahil etmediği; aksine görmezlikten geldiği ortaya çıktı.
İddianamede, 28 Şubat 1997’de MGK’da alınan kararlar
yoktu! Yani 28 Şubat kararları yok sayılarak 28 Şubat iddianamesi hazırlanmıştı!
İddianamede ayrıca; Başbakan Erbakan’ın 28 Şubat kararlarına ilişkin hükümet direktiflerinden; İçişleri ve Adalet
Bakanlığı genelgelerinden; MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün irticai faaliyetler raporlarından; Erbakan ve Çiller arasındaki protokolden; Erbakan’ın Resmi Gazete’de yayınlanan
istifa dilekçesinden ve gerekçesinden tek kelime söz edilmiyordu.
En vahimi ise savcılığın kimi sanık beyanları ile yazılı
belgelerdeki bazı ifadeleri çarpıtarak iddianameye koymasıydı.
Savcılar hakkında suç duyurusunda bulunuldu.
Sonuçta; “Ankara’da hakimler varmış” denen kararlar
çıktı; tutuklu 76 sanığın hepsi tahliye edildi. Cezaevinde en
uzun süre, 20.5 ay kalan E. Orgeneral Çevik Bir oldu.
Duruşmalar sürerken iki asker vefat etti; E.Orgeneral Teoman Koman ve E. Albay Mehmet Haşimoğlu.
Pazartesi günü Ankara’da 28 Şubat davası var. Orada
olun.
SAYFA 11
SONDAKiKA GAZETESİ >>
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
Mart 2014
2013Pazar
Perşembe
11 GÜNCEL79Şubat
Tahliyesi sevindirdi
Genelkurmay Eski Başkanı Başbuğ'un tahliye edilmesi, memleketi Afyonkarahisar'da sevinçle karşılandı
Eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un
tahliye edilmesi, memleketi Afyonkarahisar'da sevinçle karşılandı
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un tahliye edilmesi, memleketi Afyonkarahisar'da sevinçle karşılandı.
Afyonkarahisarlılar, Başbuğ'un Silivri
Cezaevi'nden tahliye edilişini, bir araya
geldikleri kahvehanelerde televizyonlardan canlı olarak izledi.
Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul
ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar
Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, 26 ay
sonra adaletin yerini bulduğuna inandığını belirterek, "Bir Türkiye
Cumhuriyeti devleti gazisi dernek
başkanı olarak bayrağımızı, komutanımın imzalamış olduğu belgeyi de
elime aldım ve sevinçle onun şu an
serbest kaldığı dakikaları gururla televizyondan izliyorum. Adalet yerini buldu" diye konuştu.
Süreç içerisinde Orgeneral Başbuğ'un
suçsuz olduğunu hep söylediklerini
dile getiren Kumartaşlı, "Eğer suçu
varsa çeksin' dediler. Biz de her zaman
'suçsuzdur' dedik. Bu ülkenin
Genelkurmay Başkanlığını yapmış bir
kişiydi, güneydoğuda teröristle
savaşmış bir kişiydi. Şimdi halkın yine
takdirine bırakıyoruz. Biz onurluyuz,
gururluyuz ve sevinçliyiz. Komutanımız hoş geldin" diyerek, duygularını ifade etti. (AA)
DİYANET
KADINLARI
UNUTMADI
Diyanet İşleri Başkanlığı, 8 Mart Dünya Kadınlar
Günü dolayısıyla özel bir program düzenledi. Din
Hizmetleri genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen
programa Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet
Görmez de katıldı.
İslam dininin ve Kuran’ın layıkıyla anlaşılması
durumunda insanlığın, Kuran’ın nazil olduğu günü
dünya kadınlar günü olarak kutlayabileceklerini
söyleyen Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Yüce
dinimizi hakkıyla öğrenebilmiş ve öğretebilmiş olsaydık, insanlığa yüce Kuran’ın ve Peygamber Efendimizin getirdiği rahmet mesajlarını doğru anlatabilseydik, kendi hayatımızda da bunu en güzel
şekilde gösterme imkânına sahip olsaydık, öyle
zannediyorum ki insanlık Kuran’ın nazil olduğu
günü dünya kadınlar günü ilan edecekti.” dedi.
Kuran’ın nüzulünün insanlıkta bir ufuk sıçraması meydana getirdiğini kaydeden Başkan
Görmez, şu hususlara değindi;
“Kuran insanlıkta bir ufuk sıçraması meydana
getirmiştir…”
Yüce Kuran’ın nüzulü insanlıkta bir ufuk sıçraması meydana getirmiştir. Kur’an, insanlığın kadın
tasavvurunu, insanlığın kadına bakışını değiştiren
bir kitap olmuştur. Sevgili peygamberimizin rahmet
mesajlarını dünyaya yaymaya başladığı günden
itibaren Mekke ve Medine yıllarını incelediğimiz
zaman göreceksiniz ki, aslında İslam peygamberinin
en büyük mücadelelerinden biri kadın hakları mücadelesi olmuştur. Bugün modern zamanlarda kadın
ve kadın haklarına atfettiğimiz bir çerçeve ile bakmamıştır. Çünkü sevgili peygamberimiz öncelikle
cinsiyetçilik diyebileceğimiz kadın ve erkek ayrımı
yapan, kadını kadın olduğu için aşağılayan, hor
gören ideolojiyle mücadele etmiştir.
“Hz. Peygamber Medine’yi bir açık üniversiteye
dönüştürerek, kadına da erkeğe de ilmi tavsiye Hz.
Peygamberin Mekke’de ve Medine’de yaptıklarını
tek tek incelediğimizde, daha çocukluk yıllarından
itibaren hayatını incelediğimizde, kendisinden 15
yaş büyük Hatice validemizle dostluk ve arkadaşlık
üzerine kurduğu evliliğini incelediğimizde, Habeşistan’a hicretlerde ilk Müslümanlar arasındaki kadınlarla olan konuşmalarını dinlediğimizde, kendisine
gelen ilk vahyi eşi Hatice validemizle paylaşırken
konuştuklarını dinlediğimizde, kadını ve erkeği hiç
ayırmadan Medine’yi bir açık üniversiteye
dönüştürüp kadınların da erkeklerin de bilgiyle
mücehhez olmaları konusundaki verdiği mücadeleyi
okuduğumuzda Hz. Peygamberin hayatı boyunca
bir kadın hakları mücadelesi verdiğine şahit oluruz.
İslam Peygamberi hayatının hiçbir yerinde kadını
dışlamamıştır.
“Hz. Peygamber hayatı boyunca kadını kadın
olduğu için aşağılayan ideolojiyle mücadele etti…”
Hz. Peygamber geldiği zaman tarih boyunca var
olan kötü bir ideoloji egemendi. Bu ideoloji kadını
kadın olduğu için aşağılayan ideolojiydi. İnsanlık
tarihi boyunca en çok ayakta duran kötü ideolojilerden biri olmuştur bu ideoloji. Kadını meta ve eşya
olarak gören ve kadını kadın olduğu için hor gören
ideoloji. İslam dini aynı zamanda kendinden önceki
dinlerin içine karışan bu ideolojiyle mücadele etti.
Peygamberimizin hayatında bu mücadeleyi göreceksiniz. Ama vefatından sonra bazı Müslümanlar
peygamberimizin ağzından kadın aleyhtarı sözler
uydurarak Hz. Peygambere mal edebilmişlerdir.
“Yaratılış gayesi bakımından kadınla erkek arasında
hiçbir fark yoktur…”
Öncelikle bu ideolojiyle mücadele ederken Kuran’ın ve efendimizin üzerinde durduğu husus şudur.
Öncelikle kadın ve erkek değil insan vardır. Yaratılış
gayesi bakımından insan insandır. Sadece sorumluluklar açısından kadın ve erkek tasnif edilir. Ancak
Allah’a muhatap olma bakımından, Allah’ın
vahyine muhatap olmak bakımından, Allah’a kulluk
bakımından, yaratılış gayesi bakımından, yeryüzünü
imar etmek bakımından, yeryüzünde hakkı,
hakikati, ahlakı, fazileti yerleştirme bakımından
kadınla erkek arasında hiçbir fark yoktur. Bu farkı
kim ortaya koymaya kalkarsa o ideolojiye teslim olmuş demektir. İslam’ın mücadele ettiği cahiliye
çağının anlayışını yeniden ortaya koyuyor demektir.
Kuran’da ve Hz. Peygamberin sünnetinde bu çok
açık bir mesajdır. Her şeyden önce Kuran ve Hz.
Peygamber meseleye böyle bakmıştır. Kadın ve
erkek aynı yaratılış gayesiyle yaratılmıştır. Yeryüzünü birlikte imar etmek için kadın da erkek de
topraktan yaratılmışlardır.
“Dinimizi iyi anlayamadığımız için kadın hakları
gibi kavramları yüz yıl öncesinden başlatıyoruz…”
Üzülerek belirteyim dinimizin rahmet
mesajlarını iyi anlamadığımız için, örfler, gelenekler
ve göreneklerin dinin önüne geçmeye başladığı için
biz bugün kadın hakları kavramlarını yüz yıl
öncesinden başlatmak durumunda kalıyoruz ve taklit ederek başka yerlere de taşımaya çalışıyoruz ki
bu hiçbir zaman doğru değildir.
(HABER MERKEZİ)
TİB'de dinlemelere ilişkin inceleme
Denizli Barosu Başkanı İlhan:
"Yasal olmayan dinlemeleri yapanların cezalandırılması için gerekli
kanuni düzenlemeler yapılmalıdır"
ifadelerini kullandı.
Denizli Barosu Başkanı Müjdat İlhan, Telekomünikasyon İletişim
Başkanlığının (TİB) dinlemelere ilişkin soruşturmasıyla ilgili, "Yasal
olmayan dinlemeleri yapanların
cezalandırılması için gerekli kanuni
düzenlemeler yapılmalıdır" dedi.
Müjdat İlhan, AA muhabirine açıklamasında, dinlemelerin yasal
çerçevede yapılması gerektiğini belirtti.
İletişim özgürlüğünün anayasal
güvence altında olduğuna dikkati
çeken İlhan, şunları kaydetti:
"Artık telefon dinleme olayı,
sıradan bir olay haline gelmiş. Biz
biliyoruz ki telefon dinleme ancak
mahkeme kararıyla olur. Maalesef
bu konuda yasal düzenlemeler
yeterli değil. Hukuksuz telefon dinleme, kişi hak ve hürriyetinin
açıkça ihlalidir. Yasal dinlemelerde
bile kişinin özel hayatını ilgilendiren tapeler
çözümlenmez. TİB'de yürütülen
soruşturma çerçevesinde çok sayıda
kişinin dinlendiği ve bazı kayıtların
da arşivden silindiği söyleniyor.
Konuyu tam bilmiyoruz. Belli bir
süre içerisinde dinlenip de sürenin
bitiminde imha edilen kayıtlar da olabilir. Dinlemeleri kimin yaptığı,
niçin yaptığı açığa çıkacaktır. Yasal
olmayan dinlemeleri yapanların
cezalandırılması için
gerekli kanuni düzenlemeler yapılmalıdır." (AA)
Kadın çiftçiler buluştu
Kadın çiftçileri İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı
Şirince köyünde bir araya getirdi.
GÜBRETAŞ Pazarlama Müdürü Yusuf
Karatekin, Taş Mektep’te düzenlenen etkinliğin
açılışında, kadın iş gücünün en yoğun olduğu
alanlardan birinin tarım olduğunu belirtti.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı
"Çiftçi Kayıt Sistemi"ne göre Türkiye’de 2,5 milyon civarında çiftçi bulunduğunu, bunlardan
yaklaşık 350 bininin kadın olduğunu kaydeden
Karatekin, bilinçli tarımın yaygınlaşması amacıyla her yıl Türkiye genelinde 2 bine yakın
noktada 150 bin çiftçinin katılımıyla iyi tarım
uygulamalarının anlatıldığı eğitim toplantıları
düzenlediklerini ifade etti.
Karatekin, kadın çiftçilerin eğitimine büyük
önem verdiklerini dile getirerek, kadın çiftçileri
tarımsal üretim konusunda bilinçlendirmek ve
desteklemek amacıyla çeşitli etkinlikler ve
sosyal sorumluluk projeleri geliştirdiklerini,
GÜBRETAŞ’ın düzenlediği basın fotoğraf
yarışmasının bu yılki temasının da "Tarımda
Kadın" olduğunu anlattı.
Selçuk Kaymakamı Ayhan Boyacı ise kadınların ciddiyet, azim ve gayret içinde, en iyisini
yapma amacıyla çalıştıklarını belirterek,
"Kadının olduğu her yer mükemmel olur" dedi.
GÜBRETAŞ'ın eğitim çalışmalarının önemine
dikkati çeken Boyacı, çiftçilerin, bu eğitimlere
katılmasını tavsiye etti.
Toplantıda, daha sonra Ziraat Mühendisi
Hasan Altas, kadın çiftçilere yönelik "Gübre ve
Gübreleme Teknikleri" konusunda seminer
verdi.
Selçuk’ta tarımla uğraşan örnek çiftçilerden
Gülseren Kutsigil’in de tecrübelerini paylaştığı
konuşmasının ardından gruplara ayrılan çiftçi
kadınlarla, bölgede yaygın olan meyve ve sebze ürünlerinin gübreleme yöntemleriyle ilgili
workshop yapıldı.
Toplantının sonunda, kadın çiftçilere ve kadın
ziraat mühendislerine günün
anısına çeşitli hediyeler verildi.
(AA)
"Latmos Milli Park
Olmalıdır" çağrısı
Aydın'da bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, Beşparmak Dağları olarak bilinen Latmos'un milli park olması için çağrıda bulundu
Aydın'da bir araya gelen sivil toplum
kuruluşları, Beşparmak Dağları olarak bilinen Latmos'un milli park olması için çağrıda bulundu.
İstasyon Meydanı'nda toplanan grup adına açıklama yapan Maeandros Platformu Sözcüsü Aslı Ulaş Aksu, Aydın ve Muğla sınırları içindeki, doğal ve arkeolojik bulgular açısından son derece zengin olan Beşparmak
Dağları'nın korunmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Beşparmak Dağları'nda 8 bin yıldır devam eden insanlık izlerinin, neolitik çağdan Osmanlı dönemine ve
günümüze kadar uzandığını dile getiren Aksu, maden ocakları nedeniyle büyük tahribatların söz konusu
olduğunu, kültür hazinesinin yok olma tehlikesi ile karşı
karşıya bulunduğunu iddia etti.
Latmos'un özelliklerine değinen Aksu, şunları kaydetti:
"Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ve temsilcileriyle
1994 yılından bu yana yapılan tarih öncesi kaya resimleri araştırmalarında, 172 resim bölgesi tespit edilmiştir.
Kaya resimlerinin konusu ve resim dili, dünyadaki benzerlerinden farklı olarak, savaş ve av sahnelerini değil,
insan topluluğu, aile, erkek ve kadın ilişkisi, anne ve
çocuk konularını işlemektedir. Bu özelliğiyle de kaya
resimleri içinde tek olma özelliğine sahiptir. Dünyada
örneği olmayan doğa ve kültüre sahip Latmos'taki kaya
resimlerinin bulunduğu çekirdek bölgesi, tahrip olmak
üzeredir." (AA)
Mart 2014
79Şubat
2013Pazar
Perşembe
POLİKLİNİK TELEFONLARI
ACİL TELEFONLAR
İtfaye
AKS110
Acil Yardım
Polis İmdat
Elektrik Arıza
Jandarma İmdat
İZSU Su Arıza
Doğalgaz Acil Müdahale
Cenaze Hizmetleri
Sahil Güvenlik
Orman Yangınları
110
110
112
155
186
156
185
187
188
158
177
YANGIN TELEFONLARI
İzmir
Karşıyaka
Kadifekale
Bornova
Bostanlı
Buca
Karabağlar
Çamdibi
Çiğli
Balçova
Evka 4
Evka 1
Gaziemir
Hatay
Narlıdere
Güzelbahçe
110
372 58 74
225 49 99
388 10 03
386 17 86
487 13 61
237 13 07
433 65 59
376 73 23
278 76 02
351 09 04
452 24 77
251 00 44
250 86 40
238 35 97
234 25 34
HASTANE TELEFONLARI
-Devlet HastaneleriAliağa
616 87 87
N.S. İşgören Alsancak
463 64 65
Alsancak Acil Servis
Ağız ve Diş Sağlığı
422 00 76
Alsancak Diş Hast.
464 78 62
Atatürk Devlet
244 44 44
Behçet Uz
489 56 56
Bornava Dev. Hast.
375 58 58
Bozyaka Eği. Hast.
250 50 50
Buca S.D. Hastanesi
452 52 52
Çeşme A. Çizgenakat
712 07 77
Foça
812 14 29
Göğüs Hastanesi
433 33 33
Konak Diş Hastanesi
441 81 81
Karşıyaka
366 88 88
Çiğli Dev. Hastanesi
376 23 33
Menemen Dev. Hast.
832 58 59
Nejat Hepkon
Seferihisar Hastanesi
743 20 10
Selçuk Dev. Hast.
892 70 36
Urla Dev. Hastanesi
752 10 04
Tepecik Dev. Hast.
469 69 69
-Belediye HastaneleriEşrefpaşa Bel. Hast.
293 80 00
-Özel HastanelerAnadolu Tıp Merkezi
272 00 11
Agora Tıp Merkezi
425 73 73
Atakalp Kalp Hastanesi
483 14 14
Atakent Tıp Merkezi
336 11 95
Atagöz Göz Hastalıkları
435 35 35
Atafizik, Fizik Ted. Mer.
231 25 15
Batıgöz Hastanesi
489 03 03
Bornova Tıp Merkezi
388 20 40
Bornova Özel Tıp Mer.
343 23 50
Bornova Özel
Sağlık Tıp Merkezi
339 77 83
Buca Tıp Merkezi
438 14 14
Buca Sağlık Merkezi
438 06 20
Central Hospital
341 67 67
Can Tıp Merkezi
232 13 48
Caner Göz Merkezi
278 81 11
Çağdaş Tıp Merkezi
285 95 95
Çankaya Tıp Merkezi
425 31 31
Çesav Tıp Merkezi
362 67 67
Çeşme Sissus Has.
723 05 55
Çınarlı Hastanesi
462 27 27
Çiğli Özel Sağ.
386 26 16
Diyabet Hastanesi
449 13 19
Diamed Dah. Dal Mer.
465 27 37
Doğa Tıp Mer.
244 16 16
Dr. Sıhhat Tıp Merkezi
367 67 47
Efes K.B.B. Merkezi
446 15 16
Ege Sağlık Hastanesi
463 77 00
Ege Tüp Bebek Merkezi
445 31 45
Egeria Çocuk Sağlık
Hastanesi Dal Merkezi
489 35 35
Ekol K.B.B. Dal Mer.
386 55 05
Ekol K.B.B. Şube
369 89 65
El ve Mikro Cerrahi
441 02 21
Gazi Kent Tıp Merkezi
252 45 00
Gaziemir Tıp Merkezi
251 47 67
Hayat Hastanesi
441 41 96
İzmir Hastanesi
483 31 31
İrenbe Tüp Bebek Mer.
464 58 88
Karataş
441 41 70
Karşıyaka Tıp Merkezi
369 00 91
#!""
#!" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi
Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Aziz Kocaoğlu, 2014-2019
hizmet dönemine ilişkin strateji ve projelerini Ahmed Adnan
Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlediği toplantıyla açıkladı
"',)-#%!*,)-*$*,#*-+!%+-;SU'#U1EIELBS9RP
1SOSKRISU1TBLTQUTKTINU/DRDU6HCTH@OFAU<SOSCSLU!UINOUR=RQ
<SPSL=RAUTITLOTPNUISPSU?TGTQAULSQMORISUKHLFQTQU>PH5SOSP
:Q<:PKELOSPRQRAUJTGTU?TBNQKTU9TDNPOTQJNBAULT@NMUEDSPRQKSULTOT2
CTLU>PH5SOSPOSURBOSPRQRQUHOJTKN@NQNUG:IOSKR7U6HCTH@OFAU/9JSK
/KQTQU*TI<FQU*TQTMU0SPLSDR8QKSUKEDSQOSQSQUMH>OTQMNKTU,+(2
,+("UK:QSJRU>PH5SOSPRQRUT=NLOTKN7U#TPMROROSPAUJROOSM;SLROOSPRU;S
LSQMU>PHMHLHOEQKSQUMSJGROCROSPRQUITQNUGNPTUGR;ROUMH>OFJU:P<EME
MSJGROCRGRQRQUKSULTMNOKN@NUMH>OTQMNAUJEDRLORUMRITMPTOU<:GMSPRIOS
?TBOTKN7U0FGMT4TU6SJTOU/MTMEPL8EQAU3DJRP)OSURO<RORUG:DOSPRQRQ
;FP<FOTQKN@NU<:GMSPRUGHQPTGNULHQFBTQU6HCTH@OFAULTKNQOTPNQU
0TPMUEQITU6TKNQOTPU-EQE)QEULFMOTKNLOTPNQNU?SORPMSPSLAURLR
LTKNQU?SOSKRISU?TBLTQUTKTINU;SU=HLUGTINKTULTKNQUJSCORGUEISGR
TKTINIOTU9SISCTQONU?RPUGS=RJUGEPSCRQSU<RPKRLOSPRQRU?SORPMMR7U/6
#TPMRURLMRKTPNQKTUFI<FOTQTQUSLHQHJRLU>PH<PTJOTPNQUEPSMRJS
FDTLAUPTQMTUITLNQUHOKF@FQFAUKNBUMRCTPSMUT=N@NQNQUTPMNLUMTBNQTJTD
9TOSU<SOKR@RQRUGT;FQTQU6HCTH@OFAU.+U0TPMUISPSOUGS=RJOSPRQSU,,
<EQULTOTU$EPLRIS8QRQU<RKSPSLUKT9TUKSPRQU?RPUKSJHLPTGRU;S
<E;SQULPRDRUR=RQSU<RPKR@RQRAU?FUK:QSJKSU3DJRPOROSP8SU?EIEL
<:PS;OSPUKEBME@EQEU?SORPMMR7U6HCTH@OFAU&.+U0TPMUGS=RJRUTOTOTKS
?RPUGS=RJUKS@ROKRP7U1FPTKTUSQULPRMRLU<:PS;OSPKSQU?RPRGRU3DJRP8SA
3DJRPOROSP8SUKEBJSLMSKRP7U1RDU/MTMEPL8EQUKSIRJRIOSU3DJRP8RQ
<EDSOURQGTQOTPNQNQU.+U0TPMUGS=RJOSPRQKSU$EPLRIS8ISUISQRU;SU=HL
:QSJORU?RPUJSGT5UKT9TU;SPSCS@RQSUIEPSLMSQURQTQNIHPFD%UKSKR7
&-+!+'-%+$,(*,-)*((,%
(+UINOONLU<:PS;UGEPSGRQKSUPTQMTUKS@ROUITBTJULTORMSGRUEPSMJSIS
=TONBMNLOTPNQNAU?FUGEPS=MSUGEPSLORUJSPLSDRU9ELEJSMRQUSQ2
<SOOSJSOSPRIOSULTPBNOTBMNLOTPNQNUTQOTMTQU6HCTH@OFAU3DJRP8RQULTJF
ITMNPNJOTPNQKTQUTOKN@NU>TINQU3GMTQ?FOU;SU/QLTPT8QNQU=HL
<SPRGRQKSULTOKN@NQNAU?FUGEPS=MSUJSPLSDRU9ELEJSMMSQUKT9TU4TDOT
ITMNPNJUIT>TQUMSLUISPSOUI:QSMRJUHOTPTLUMTPR9SU<S=MRLOSPRQRURKKRT
SMMR7U3DJRP)RQUGTKSCSUITMNPNJOTPUT=NGNQKTQUKS@ROU?EIELBS9RP
?SOSKRISGRU<:PS;OROSPRQSUT=NOTQUKT;TOTPOTUKTUCSDTOTQKNPNOKN@NQNUR2
OSPRUGEPSQU6HCTH@OFAU&-FPFPOTUG:IOEIHPFJULRU9TLLNQKTUKT;T
T=NOTQAU<:DTOMNQTUTONQTQAUMFMFLOTQTQU9R=?RPU?EPHLPTMNJNDNQUS;RQKS
QSUR=RQKSUKHOTPUHOTQUTITLLT?NULFMFOTPNAUQSU>TPTUGTIJT
JTLRQSOSPRU?FOFQJFBAUQSUKSUBRBLRQU?TQLTU9SGT>OTPNQT
PTGMOTQJNBMNPAUHQOTPOTU<FPFPUKFIFIHPFJ%UKRISULHQFBMF7
&- "',)$,,- "',),
3DJRPOR)QRQU3DJRP)RU?TBON@NIOTU9TDNPOTQTQUISQRUK:QSJU>PH2
5SOSPRQRQU&3DJRP8KSLRUITBTJU?R=RJRQRQUSJPR;TLRU>PH5SOSPOS
MT9PR>USKROJSGRQRQU:QOSQJSGRU;SU3DJRPOR)QRQUITBTJULTORMSGRQRQ
TPMNPNOJTGN%UTQTU9SKS4RQRUMTBNKN@NQNUTQOTMTQU6HCTH@OFAUB:IOS
LHQFBMFU&-:GMSPRBORAU<:DU?HITITQU>PH5SOSPUISPRQSU9S>
;TMTQKTBTUKHLFQTQURBOSPUIT>JTITU:DSQU<:GMSPKRL7URQS
<SP=SL=RAUTITLOTPNUISPSU?TGTQU3DJRPROSP8SUKHLFQTQAULSQMRJRDR
?EIEMSCSLURBOSPUIT>JTLURGMRIHPFDAUJTGTU?TBNQKTU9TDNPOTQJNB
3DJRPU<SP=S@RQKSQULH>FLULT@NMUEDSPRQKSULTOTCTLU>PH5SOSPU?RD2
RJURBRJRDUKS@RO7U1EIELBS9RPU1SOSKRISGRAU9SPUMEPU4RQTQGU<ECEQS
;SULPSKR?RORMSISUGT9R>MRP7U1FU>PH5SOSPUPTQMUKS@ROUITBTJULTORMSGR
EPSMSQU>PH5SOSPKRP7U#PH5SOSPULSQMSUKNBTPNKTQUSJ>HDS
SKROJSJSLMSUTLGRQSUBS44T4UHOTPTLU<SORBMRPROJSLMSKRP7U'S>GRU?RP2
SPUISPSOUKSJHLPTGRU>PH5SGRKRP7U1FU>PH5SOSPU3DJRPOROSP8RQU>PH2
5SOSPRKRP7%U6HCTH@OFAU&EDEOS?RORPU6:P4SD%U9SKS4RULT>GTJNQKT
1HGMTQONU3GLSOSGRU$FDOTUTPTGNQKTULTQTOUT=JTU=TONBJTGNUR=RQ
S;PSU;SUS9RPCRORLU1TLTQON@N8QKTQU URDQRU?SLOSKRLOSPRQRA
L:P4SDKSQU=NLTCTLUMTPTJTUJTODSJSGRIOSU$FDOTUT=NLOTPNQKT
CTQONOTPUR=RQUTOMSPQTMR4UITBTJU;SUEPSJSUTOTQNUHOTQUKH@TOU?RP
ITBTJUTKTGNULFPTCTLOTPNQNAU?FUTKTQNQUITPTMNCNU>SIDT5UKEDSQ2
OSJSGRIOSUMFPRDJSUT=NOTCT@NQNUR4TKSUSMMR7U
&-+(+#&"(**-'*()--+)((+-+
$#)
*SOOSPRQU:QEQSU<S=JSLUR=RQUIT@JFPUGFIFUTIPNBMNPJTU>PH2
5SOSPRQSUT@NPONLU;SPSCSLOSPRQRUTLMTPTQU6HCTH@OFAUJSMPHQFQ
'TMTIU2U-:DMS>SUSMT?NQNQU,!U0TPMU*TONU<EQEU9RDJSMS
?TBOTITCT@NQNAUGHQPTLRUSMT>UHOTQU-:DMS>S2=LFIFOTP8KTURGSU.+
RGTQ8KTQURMR?TPSQUMSGMUGEPEBEQEQU?TBOTITCT@NQNULTIKSMMR7-SOS2
CSLU!UINOKTU"ULROHJSMPSORLUJS;CFMUPTIONUGRGMSJUT@NQNUJSMPHA
MPTJ;TIAUJHQHPTIUITMNPNJOTPNIOTU.ULTMU?EIEMSPSLU.+,ULROHJS2
MPSISU=NLTPTCTLOTPNQTURBTPSMUSKSQU6HCTH@OFAU=LFIFOTPU2
TPONKSPSU;SU'TOLT>NQTPUUMH<TPUJSMPHU9TMOTPNUR=RQUOTBMNPJTA
SQRDCRORLU;SU'T?SPOSBJSU1TLTQON@N8QNQUUINOKNPULSQMR
HITOTKN@NQNUGT;FQKF7U!U9TMMTUJSMPHAUU9TMMTUMPTJ;TIAU,U9TMMT
?TQORI:U>PH5SGRUT=NLOTITQU6HCTH@OFAU/OGTQCTL8MTUQHGMTO5RL
MPTJ;TIAU-TDRSJRPUFTPUTOTQNU *1/UTPTGNQTUJHQHPTIU;S
6EOMEP>TPLU6TKR4SLTOSUTPTGNQTUKTUMSOS4SPRLU9TMMNUIT>TCTLOTPNQN
G:IOSKR7$PT4R@RQUPT9TMOTJTGNUR=RQU,(UHMH>TPLAU.UTOMU;SUEGMU<S=RM
IT>TCTLOTPNQNAU/OGTQCTLU-TPN8QNQU?FOFQKF@FUT9T>UDTOMTI
0SIKTQN8QKTLRUMPT4R@RQUKSUISPUTOMNQTUTONQTCT@NQNUTQOTMTQ
6HCTH@OFAUTLNOONUMPT4RLUGRGMSJRQRQUROLULSDU3DJRP8KSUFI<FOTJTIT
LHQTCT@NQNAUISQRU<SJROSPOSUKSQRDUFOTBNJNQNQUMH>OFUFOTBNJUR=RQ2
KSLRU>TINQNQU.ULTMUTPMTCT@NQNUR4TKSUSMMR73DJRP)SUH>SPTAU4OTPJHQR
HPLSGMPTGNAU <SU0SKSQRISMOSPRU6EOMEPU;SU*TQTMU0SPLSDR
LFPTCTLOTPNQNAUU(.ULROHJSMPSRLU?RGRLOSMUIHOFAUISQRUGMTKIFJAUG2
>HPUGTOHQOTPNUT=TCTLOTPNQNU?ROKRPSQU6HCTH@OFAU-SQ=RLU;SU*>HP
1TLTQON@N8QNQUGMTKIFJU>PH5SOSPRQRQUTONB;SPRBUJSPLSDRAUKELLTQ
LFPFOJTGNUTJTCNIOTU>OTQOTQKN@NQNURKKRTUSMMR73QCRPTOMN8QKTUGT@ONL
LTJ>EGEU>OTQNQNQUFI<FOTQJTGNUR=RQUNGPTPCNUHOTCTLOTPNQNUTL2
MTPTQU6HCTH@OFAULSQMGSOUK:QEBEJULHQFGFQKTUKTITMJTCNUKS@RO
FDOTBJTCNUHOTCTLOTPNQNAU"U?:O<SKSU?TBOTITQULSQMGSOUK:QEBEJ
=TONBJTOTPNQNUMTJTJOTITCTLOTPNQNAU"UQHLMTKTUISQRULSQM
HPJTQOTPNUHOFBMFPTCTLOTPNQNU?ROKRPKR7 #"## "#!!
)1=?8@>:>2;5>3;!=;=@(?:9/6?:?<95:?@5>=;-@(?%2?/@8;6:;%;=>
,0<0=>=@9=?<7>*>@)>=7@<6?=9@$.6;<:;:><:>@,4:4/451<+
9::?<29<@#;.6>7@';76>5>=@0:7>*>-@)1=?8@>:>2;5>3;!=;=
'><(>8:>/7;<2;%;@(?:9/6?:?<:?@8>=7;=@>=@'".2>@5>/;:@?:?=?
8?&4/74+@)1=?8@>:>2;5>3;-@$.6;<!;=@>=@"=>6:;
5?79<96:?<9=2?=@,;<;=;@'><(>8:>/7;<><>8@@2"=06@1<6?=9
8>=7@5?/?69=?@8?.?=29<29+@$.6;<!>@84/,?89/9@81=4645:?@8>5
;:;@,;<@6?=.?<?@34=?=@5>=;@7>3;3:><;-@50<050/@51::?<9-@3>5;<
7><?39-@3*1<@&>@(1 48@154=@?:?=:?<-@@3??7@8?6><?:9@'0&>=:;8
3;37>6;5:>@9=?<7>*>@)>=7@<6?=9-@@?<7@?.?<@'0=0@#?:89=
#;.6>7;=>@?(9:951<+@@;<,;<;=2>=@>%:>= >:;@5?<9/6?:?<-@6?='?:
8>5;@&>@(>/;7:;@;8<?6:?<:?@2"<7@2"<7:08@,;<@*;8=;8@;:>@#;.6>7>
';<> >8@1:?=@9=?<7>*>@)>=7@<6?=9-@@?<7@?.?<@'0=0
$.6;<:;:><;=@,4:4/6?@5><;@1:? ?8+@??7@+!2>@,?/:?5? ?8
*;8=;8@&>@9=?<7>*>@)>=7@<6?=9@?(9:9/9=2?@)1=?8@>:>2;5>
?/8?=9@<+@?8?=@?<7?=@2?@$.6;<:;:><:>@84 ?8:?/? ?8+
-Türk TelekomArıza
121
Bilinmeyen Numara
11811
Danışma
444 14 44
Uyandırma
135
Posta Kodu
119
Fono Tel
141
Borç Ögrenme
163
Çağrı
133
-SinemalarAgora Balçova
277 25 25
Afm Park Bornova
373 73 20
Afm Forum Bornova
373 03 50
Afm Ege Park
324 42 64
Afm Passtel
489 22 00
Avşar Palmiye
Cinebonus
Cinebonus
Cinebonus (Ykm)
Cinecity Kipa Çiğli
Çeşme Hollywood
Çamlıca
Deniz Karşıyaka
Batı Sineması
Çınar Sineması
Karaca Sineması
Kipa Hollywood
Menemen Kültür
Şan Konak
Çınar Center
Borcanevi
Bornova Yeni Yaşam
Bozyaka Halk
Bozyaka Dispanseri
Buca Çözüm
Cansu Karabağlar
Çamdibi Derman Polik.
Çizgi Polik.
Deniz Sağlık Polik.
Ege Sağlık
Egeform Fizik
Eşrefpaşa Ö.Sağ.
Eşrefpaşa Zinde Polik.
Gaziemir Dr. Polik.
Gazi Kent Polik.
Halk Polik.
Hatay Özel Sağlık
İhtisas Polik.
Karşıyaka Park Sağlık
Mevlana Polik.
Mersinli Özel Sağlık
Neron Psikiyatri
Nergiz Özel Sağlık
Onur Polik.
Özel 9 Eylüllüler Polik.
Özel Altındağ
Özel Brn Dr. Dispanseri
Özel Çiğli Polik.
Özel Eylül Polik.
Özel Gülhan Polik.
Özel İrem Sağlık Polik.
Özel İzmir Polik.
Özel Pınarbaşı Polik.
Özel Sarnıç Polik.
Özel Seferihisar Polik.
Özel Serin Polik.
Özel Yedigöller Polik.
Özel Yenişehir Polik.
Park Sağlık Polik.
Sevgi Özel Sağlık
Şöferler Odası
Sağlık Polik.
Teos Polik.
Vefa Polik.
Yeşiltepe Polik.
Yıkık Cami Halk.
255 04 44
388 03 31
261 39 13
256 09 86
438 76 26
237 73 83
435 00 77
226 34 34
369 90 91
487 57 64
464 24 24
227 35 26
262 64 71
252 36 92
274 13 74
285 46 34
250 51 52
254 13 13
367 22 22
343 32 43
461 19 99
256 76 76
364 08 10
458 77 45
453 81 11
458 05 89
347 38 92
386 05 95
373 85 74
347 99 91
251 84 24
343 23 50
479 80 25
281 64 03
743 58 48
261 29 99
442 29 92
433 09 24
367 22 22
438 37 38
227 99 35
743 57 77
341 84 24
351 38 72
271 27 27
-Askeri HastanelerHava Hastanesi
285 96 50
Kara Hastanesi
262 55 55
ÜNİVERSİTE TELEFONLARI
Başkent Üni. Zübeyde Hanım Uyg.
Merkezi
330 52 30
Dokuz Eylül Ünv.
412 22 22
Dokuz Eylül Üni.
Karşıyaka Polik.
369 30 40
Ege Üniversitesi
444 13 43
İlaç ve Zehir Dan.
277 73 33
Ege Üni.Uyg.ve
Araş.Merkezi
330 52 30
-Doğum EvleriEge Üni. Tıp Fak.
388 19 63
Konak Doğum Evi
489 09 09
Tepecik Doğum Hast.
449 49 49
-Kan MerkezleriKızılay
463 63 53
Çocuk Hastanesi
433 06 08
Ege Üni.
388 28 61
Tepecik Kan Merkezi
433 38 74
ULAŞIM TELEFONLARI
9=?<7>*>@>3;<>@:?=9!=2?@=>:><@&?<
9=?<7>*>@)>=7@<6?=9@$.6;<!;=@5>=;@?8 ;%><:><;@1:24+@$.6;<!>
84/,?89/9@81=4645:?@8>5;:;@,;<@6?=.?<?@34=?=@5>=;@7>3;3:></>#<;=@37<>3;=2>=@&>@'0<0:7030=2>=@4.?8@#4.4<:4@,;<@1<7?6
34=451<+@@2"=06:08@9=?<:9@)>=7@<6?=9@;(;=2>@@,;=;=
0370=2>@?%?(@,?<9=29<951<+@$.6;<!;=@5>/;:>@1:?=@".:>6;=;@31=
&><>=@8>=7@1<6?=:9%9@,0=5>3;=2>@,4:4=24<24%4@7>3;3:><:>@'".
8?6?/79<951<+@>3;<>@?:?=9=2?-@$.6;<@6?=.?<?39=?@#?8;6@)9<
8?#&>3;@1 48@154=@?:?=:?<9-@
;7=>33@?:>7:><;=;=@,4:4=24%4@3*1<
?:?=:?<9-@@6>7<>:;8@7?<7?=@*;37-@1%?:@6?:.>6>@2"/>:;
50<050/@51::?<9-@03@#?&4.:?<9@>5;<@7><?3:?<9-@(98@171*?<8@&>
)?6><?@3;37>6:;@'0&>=:;8@5><@?:951<+@
277 48 00
278 87 87
446 90 40
425 01 25
386 58 88
712 07 13
343 83 15
381 64 61
347 58 25
489 88 85
445 87 76
252 56 66
832 14 11
483 75 11
277 11 00
Sema Sineması
Konak Sineması
Desem Sineması
Karşıyaka Sineması
İzmir Sİneması
-TiyatroKonak Sahnesi
Ragıp Haykır Sahn.
İzmir Devlet Tiyat.
Uğur Mumcu Sahnesi
İzmir Tiyatro
Bab-ı Sanat Merkezi
İsmet İnönü
Sanat Merkezi
483 91 00
483 21 91
422 53 10
381 50 98
421 42 61
483 50 35
369 14 87
445 89 41
343 04 33
446 77 95
441 09 02
Denizyolları
THY Rezervasyon
Basm. Rezervasyon
Alsancak Gar
Santral Garaj
464 88 89
444 08 49
484 86 38
464 77 95
472 10 10
-Körfez Ulaşım İskelelerKonak
484 98 56
Karşıyaka
368 00 42
Alsancak
464 78 31
Bostanlı
330 89 22
Bayraklı İskele
345 77 53
Pasaport İskele
484 22 56
Göztepe İskele
224 20 22
Üçkuyular İskele
259 40 13
-Elektrik ArızaGenel Kesinti Seb.
435 11 84
Buca
426 69 37
Çiğli
376 90 91
Karşıyaka
369 79 80
Bornova
388 83 78
Narlıdere
238 32 90
Eşrefpasa
261 48 04
Gaziemir
251 92 05
Güzelbahçe
234 05 34
Konak
425 60 60
Çeşme
712 63 46
9 Mart
2014
Pazar
Şubat
2013
Perşembe
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Gültekin, "2013 yılı
değerlendirildiğinde KETEM'de yapılan kanser taramaları tarihi bir rekor ile 500 bini aşmıştır" dedi
,!)*&+,&,$)*!*+AJGJ,DEBJEKCJBDEK@J8FD8DEDKC;.
G=?J>JK>0EIFHCK,JJFH>IAK40@AIGIEK&JE@IGK)GCIE
#I71H@2K#JGJ?JK6IK)8HAH?K(IGCI9FIGHEBIK&)#)(
*KHAH:JGH>FIK>J3DFJEKAJGJ?JK@J>D@DEDEK **K:HEHE
<@A<EIK/DCAD8DK:HFBHGHFBH5KJ8FDCK'JCJEFD8DK#<GCH>I
JFCKJ8FD8DK&=G=?=K&JE@IGK%JHGIK'J7CJEDK%;/5
%G5K(=GJAK!<FAICHE2K>J3AD8DKJ/DCFJ?JBJ2KCJE@IGHE
A<?KB<E>JBJK0EI?FHK:HGK@J8FDCK@;G=E=K;FB=8=E=K6I
CJE@IGBIEKC;G=E?J2KAJEDK6IKAIBJ6H>IKHFH7CHEK@<GICFH
/JFD7?JFJGK><G<A<FB<8<E<K@0>FIBH5K!<FAICHE2K&JE@IG
%JHGIK'J7CJEFD8DK;FJGJCKCJBDEK@J8FD8DEJKHFH7CHE
><G<A<FIEKIEK0EI?FHK3G;4GJ?FJGBJEK:HGHEHEKCJE@IG
AJGJ?JFJGDK;FB=8=E=K6=G4=FJ>JGJC2K***"FHK>DFFJGDE
:J7DEBJK3ICK/;CKHFBIK?J?;4GJ,HKBJ1HK>;CCIE2
J8FDCAJK%0E<7<?KG;4GJ?DKHFIK<-GIA@H9KA;3F=?
AJ:JEFDKAJGJ?JFJGK>J3DFBD8DEDK6IK1IGKHFBIKIEKJ9K:HG
AJEIK;F?JCK<9IGIKA;3FJ?KKJBIAK&)#)(
C=G=FB=8=E=KJEFJAAD5K$>GD-JK:=K>DFK1IGKCJBDEDE
1H9?IAIK=FJ7D?DEDKC;FJ>FJ7ADG?JCKJ?J-D>FJ2K;EFJGDE
>J7JBD8DK>IGFIGIKCJBJGK4HBI-ICK+*K?;:HFK&)#)(
H1JFI@HEH+EHEK:J7FJADFBD8DEDKBHFIK4IAHGIEK!<FAICHE2
+H/K7<31I@H9KCHKJ?J-D?D9K0EFIEI:HFHG2KIGCIEKAI71H@
IBHFI:HFHGK6IK1JAAJK4<E<?<9K7JGAFJGDEBJKAIBJ6H
IBHFI:HFHGKCJE@IGFIGBIEKCJBDEFJGD?D9DKC=GAJG?JCADG5
**"FHK>DFFJGJK4HGIGCIEKJGADCKCJBDEFJGD?D9DEK?I?I
CJE@IGHK6IKGJ1H?KJ89DKCJE@IGHEBIEK1J>JAFJGDEDKCJ>.
:IA?I?IFIGHEHK6IK>J7J?KCJFHAIFIGHEHK1I3K><C@ICAI
A=A?J>DK1IBI,FIBHC+KBH>IKC;E=7A=5
'&($+("%+',$),'*+ &%()"
!<FAICHE2KA<?K:=K>JADGD?FJGKHFIKJHFIK1ICH?FIGHEHE
6IK#;3F=?KJ8FD8DK(IGCI9FIGHEHEK#(KBI@AICFIGH
HFIK09IFFHCFIK@;EK>DFFJGBJKCJE@IGKAJGJ?JK1D9FJGDEBJ
/;CK-HBBHK;GJEFJGJK=FJ7DFBD8DK:HF4H@HEHK6IGBH5KK+*
>DFDKBI8IGFIEBHGHFBH8HEBIK&)#)("BIK>J3DFJEKCJE@IG
AJGJ?JFJGDKAJGH1HK:HGKGIC;GKHFIK **K:HEHKJ7?D7ADG+
BH>IEK!<FAICHE2K7=EFJGDKCJ>BIAAHK+(I?IKCJE@IGH
AJGJ?JFJGDK>=GAK4IEIFHEBIKK?HF>;EK**K:HEI2KGJ1H?
J89DKCJE@IGKAJGJ?JFJGDKBJK>JCFJ7DCKHCHK:=/=CK?HF>.
;EJK=FJ7?D7ADG5K#<?K:=KAJGJ?JK;GJEFJGDKHFIKIGCIE
AI71H@K;GJEFJGD?D9KBJK1D9FJK><C@IF?I>IK:J7FJ?D7ADG5
)EK@;EK>J>D?FJEJEKH@AJAH@AHCFIGH?H9IK40GI2K=9JCK;G.
4JEFJGJK@D/GJ?JK;GJEFJGD2K?I?IK6IKGJ1H?KJ89D
CJE@IGFIGHEBIK><9BIK*"FJGJKCJBJGKB<7A<5K)GCIE
I6GIFIGBIK:=KCJE@IGFIGHEK;GAJFJ?JK>J7J?K@<GIFIGHKBI
*KJ>DEK<9IGHEIK><C@IFBH5K$E-JCK1JFIEK1IGKKCJBDE
CJE@IGHEBIEK:HGHK?I?IKCJE@IGHBHGK6IKAJGJ?J
3G;4GJ?FJGDEDK>J>4DEFJ7ADGJGJC2KIGCIEKI6GIBIK:=
CJE@IGHEK>JCJFJE?J@DEDKBJ1JKBJKJGAADG?J?D9K4IGIC.
?ICAIBHG5K#<?K:=KAJGJ?JK3G;4GJ?FJGDKHFIK1IGK>DF
>JCFJ7DCKK:HEKCJBDED?D9DK?I?IKCJE@IGHEBIE2K K:HE
CJBDED?D9DKBJKGJ1H?KJ89DKCJE@IGHEBIEK0F<?FIGHEHE
0E<EIK4I/AHC5K&JE@IGKAJGJ?JFJGDKHFIK>J7J?
@<GIFIGHEHEK0AI@HEBI2K:HEFIG-IKCJBDED?D9DKBJKGJBHCJF
-IGGJ1HFIGBIEK6IK4IGIC@H9KCI?;AIGJ3HK6IKGJB>;AIG.
J3HFIGBIEKBIKC=GAJG?JCAJ>D95KJ1H?2K?I?I2
:J8DG@JCK4H:HK;G4JEFJGDKC;G=>JGJCK>J7J?KCJFHAIFIG.
HEIKBIKCJACDFJGD?D9K;F?JCAJK1H/K7<31I@H95+
,!*'%,&+&,$%('"+,',,),'*+,),*+
!<FAICHE2K*K>DFDEBJKCJBDEFJGBJK:J8DG@JC
CJE@IGFIGHKAJGJ?JFJGDEDEKBJK:J7FJBD8DEDKBHFIK4IAHG.
IGIC2K+'=KAJGJ?JFJGKHFIKBIK1IGK>DFK>JCFJ7DCK K:HE
CJBDED?D9DKBJK:J8DG@JCKCJE@IGHEIK:J8FDK0F<?BIE
C=GAJGJ-J8D9+KBIBH5K'IE9IGK7ICHFBIK#<GCH>I"EHE2
B<E>JBJKGJ1H?KJ89DKCJE@IGFIGHKAJGJ?JFJGDEBJK3J3.
@?IJGKHFIK:HGFHCAIKK%$KAI@AFIGHK6IK4IE;AH.
3FIEBHG?I@HEHKBIK3G;4GJ?DEJKJFJEK@DEDGFD
@J>DBJCHK<FCIFIGBIEK:HGHK;FB=8=EJKBHCCJAH
/ICIEK!<FAICHE2K:=K/JFD7?JFJGKHFIK0E.
FIEI:HFHG2KIGCIEKAI71H@KIBHFI:HFHGK6IKAIBJ6H
IBHFI:HFHGKCJE@IGFIGBIEKCJBDEFJGDE
C=GAJGDF?J@DEDEKJ?J/FJEBD8DEDK:HFBHGBH5K
!<FAICHE2KCJBDEFJGJK@J8FD8DEKC;G=E?J@D
H/HEK7=K=>JGDFJGBJK:=F=EB=K+&JBDEFJG2
A<A<EK<G<EFIGHEIKCJG7DKBHCCJAFH
;F?JFDBDG5K9IFFHCFIKIGCICFIGBIK40G<FIE
JC-H8IGKCJE@IGHK@JF4DEDEDEKCJBDEFJGBJ
BJK4IFH7?IBIEK0E-IK0EFI?KJFDE?J@D
4IGIC?ICAIBHG5K:I9HAIBIEK=9JC
B=G?JFD
K9J>D,FJ?JFDK6IK,;G?BJ
CJF?J>JK09IEK40@AIGHF?IFHBHG5
J8FDCFD2KB<9IEFHK6IKBIE4IFHK:I@FIE.
?IFH2K3;@JFDK>H>I-ICKA<CIAH?
JGADGDF?JFDK6IK/;-=CFJGJKBJK:IE9IG
:I@FIE?IKJFD7CJEFDCFJGD
CJ9JEBDGDF?JFDBDG5%<9IEFHK,H9HC@IFKJC.
AH6HAIK>J3DF?JFDBDG+K##
Acıbadem Ankara Hastanesi Nöroloji ve Ağrı Uzmanı Doç. Dr. Erdemoğlu,
"Her dört kadından birinin migren hastası olduğu ülkemizde, çalışma ve ev
hayatının günlük yaşantıda neden olduğu değişiklikler, uyku problemleri,
düzenli yemek alışkanlığının olmayışı ve iş hayatındaki gerilimler, çalışan
kadınlarda migren atağı için daha uygun bir ortam sağlayabiliyor" dedi
Kişinin yaşam dengesini bozan, sosyal
ve çalışma yaşamını olumsuz etkileyen
şiddetli baş ağrısı migren, her dört
kadından birinde görülüyor. Acıbadem
Ankara Hastanesi Nöroloji ve Ağrı Uzmanı
Doç. Dr. Ali Kemal Erdemoğlu, yaptığı
açıklamada, Türk toplumunda hekime
başvurma nedenleri arasında en önde gelenlerden birisinin migren olduğunu belirterek, uzun süre geçmeyen şiddetli baş
ağrısının kişinin sosyal yaşamdan
kopmasına yol açan ciddi bir sağlık sorunu
olduğunu söyledi. Migrenin kadınlarda
erkeklerden daha fazla görüldüğünü belirten Erdemoğlu, "Hormonal ve genetik
değişikliklerin ve bunların beyin
biyokimyası üzerindeki etkilerinin sonucu
olarak migren, kadınlarda erkeklerden daha
fazla görülür" dedi. Erdemoğlu, özellikle
çalışan kadınların migren konusunda bilinçli olması gerektiğinin altını çizdi.
Hastaların büyük kısmının migren
olduğunun farkında olmadığını vurgulayan
Erdemoğlu, "Her dört kadından birinin migren hastası olduğu ülkemizde, çalışma ve
ev hayatının günlük yaşantıda neden
olduğu değişiklikler, uyku problemleri,
düzenli yemek alışkanlığının olmayışı ve iş
hayatındaki gerilimler, çalışan kadınlarda
migren atağı için daha uygun bir ortam
sağlayabiliyor" diye konuştu. Erdemoğlu,
kadınların baş ağrılarında genellikle hor-
monal değişimlerin etkili olduğunu ifade ederek, kadınlarda östrojen düzeylerinin migren oluşumu üzerinde belirleyici bir faktör
olduğunu belirtti.
-"Düşük östrojen seviyesi
baş ağrısına yol açıyor"
Özellikle adet döngüsünde gerçekleşen
hormonal değişimlerin, doğum kontrol hapı
kullanımının, hamileliğin ilk üç ayında hormonlarda görülen değişikliklerin ya da
menopoz döneminde dış kökenli östrojen
kullanımının en sık görülen hormonal nedenli başağrıları olduğuna dikkati çeken
Erdemoğlu, "Adet döngüsünü düzenlemede
ve hamilelikte önemli roller oynayan östrojen ve progesteron hormonları, beyinde baş
ağrısını tetikleyen bazı kimyasallara etki
edebilmektedir" diye konuştu. Erdemoğlu,
yüksek östrojen seviyesinin baş ağrılarına
iyi gelirken, düşük östrojen seviyesinin baş
ağrısına yol açtığını vurgulayarak, "Adetten
önce östrojen seviyenizdeki düşüş baş
ağrılarına yol açabilir. Başağrıları, adet
öncesi sendromunun yaygın bir özelliğidir"
bilgisini verdi.
"Ergenlik sonrasında migren
hastalarının dörtte üçü kadındır"
Ergenliğe kadar migren istatistiklerinin,
kızlar ile erkekler arasında düşük bir fark ortaya koyduğuna işaret eden Erdemoğlu,
"Okul çağı çocuklarının yüzde 10'u migren-
den yakınır. Ergenlik
sonrasında migren
hastalarının dörtte üçü
kadındır. Kadınların
menopoza girmelerinin daha muhtemel olduğu 50 yaş
üzerinde bu ayrım daha eşit
bir hale gelir" açıklamasında
bulundu.
Tedavide ilk adım
başağrısı günlüğü
Erdemoğlu, bazı
kadınların ilk defa doğum
kontrol hapı ya da diğer
hormonal doğum kontrol
yöntemlerini kullanmaya başladıklarında
baş ağrısı çekebildiğini, baş ağrısı
şikayetinin menopoza geçiş yıllarında
sıklaştığını ve şiddetlendiğini, hormonal
faktörlerin olumsuz etki yapabildiğini söyledi. Hamilelik döneminde baş ağrıları için ilaç
dışı tedavilerin tercih edilmesi gerektiği
uyarısında bulunan Erdemoğlu, emzirme
döneminde de ilaç kullanımında dikkatli
olunması gerektiğini vurguladı.
Migren tedavisinde ilk adımın başağrısı
günlüğünün tutulması olduğunu dile getiren Erdemoğlu, şunları kaydetti: "Bu
günlüğü tutmak ile hasta adet döngüsü +ile
baş ağrısı arasındaki zamansal ilişkiyi daha
iyi anlaşılır. Adet dönemi migren tedavisi;
atak tedavisi, kısa dönem koruyucu tedavi
ve kesintisiz koruyucu tedavi olmak
üzere başlıca 3 grupta toplanır. Koruyucu
tedavi için 'hormonal tedavi' ile östrojen
hormonu dalgalanmaları engellenebilmektedir. Vücuda östrojen hormonu verilmesi ile
vücut hormon yapımını durdurmakta ve bu
şekilde sadece dışarıdan verilen hormonun
etkisinde kalınmakta ve dalgalanma da
durmaktadır. Hormonal tedavi 35 yaş üzeri
ve sigara içen kadınlarda dikkatli
kullanılmalıdır. Östrojenin bazı kanser tiplerini tetikleyebileceği de unutulmamalıdır.
Migren bulunan kadınların oldukça büyük
bir kısmı depresyondadır. Depresyonun migren gelişim riskini ve migren de depresyon
riskini artırmaktadır." (AA)
%$!&#$&%"&#$%%"$&#%%#%#$ &
&%"&!%$ "%#&$! "$ !# #$%!"%
" %"&&%$$#&&#"&$! $! #$&%%"
&&$&%"&!%$#&%!%#&$"#"
#+!'("+ (%" G;,5K%G5K$AJ@I6IGK+H6HF
3I>EHGHEHEKC<3FIGIK6IKA=F=?FJGJK:J@DFJGJCKBJK<GIAH?H
@09KC;E=@=5K'=K7ICHFBIKBIKIEKJ9K .KJ>K:ICFIAHFH>;G5
%;FJ>D@D>FJKBJKCD@?IEK?HCG;:H>IFKIFH?HEJ@>;EK@09
C;E=@=K;FJ:HFH>;G5K(HCG;;G4JEH9?JFJGKBJK:=K@<GI
H/HEBIK0F<?FIGK40G<FI:HFH>;G5K)8IGK-H6HFK3I>EHGFIGH
AJ9IKA<CIAHFI-IC@I2KA<CIAH?HEBIEKCD@JK:HGK@<GIK0E-I
CJ>EJGK@=BJEK4I/HGHG@IC2KAJ9IK3I>EHGBICHK?HCG;:H>IF
GH@CHKJ9JFA?D7K;F=G=9+KBIBH5KH8K@<AAIEK<GIAHFIEK-H6HF
3I>EHGHEHEKAJ9IKA<CIAHF?I@HK1JFHEBIK@J8FDCKJ/D@DEBJE
GH@CFHK;FJ:HFI-I8H2K:=KEIBIEFIK@D-JCK@=BJEK4I/HGHFIGIC
A<CIAHF?I@HK0EIGHEBIK:=F=E=FB=5K&J,CJ@KEH6IG@HAI@H
&$K(<1IEBH@FHCK(H?JGFDCKJC<FAI@HK!DBJ
(<1IEBH@FH8HK'0F<?<K'J7CJEDKG;,5K%G5K(=@AJ,J
$AJ@I6IG2KK>J3AD8DKJ/DCFJ?JBJ2K-H6HFK3I>EHGHEHEK)G9=.
G=?2K&JG@K6IK$8GDK:0F4I@HEBIK<GIAHFIEK:HGK3I>EHG
A<G<K;FB=8=E=K:IFHGAIGIC2K"AIF"
6IK"/I/HF"K3I>EHGHK4H:HKH@H?FIGFI
BIKJEDFBD8DEDK@0>FIBH5KI>EHGHE
@<A<EK:HGK@<GIK:ICFIAHF?I@HEHE
JGBDEBJEKIC7HFH8I
CJ6=7?J@D>FJK>J3DFBD8DEDKJE.
FJAJEK$AJ@I6IG2K+!IEIFBI
:=E=KC</<CKJHFI
H7FIA?IFIGHEBIK6IKC0>FIGBI
:J>JEFJGK>J3D>;G5KH6HF
3I>EHGHK/H8K@<AAIEK<GIAHFH>;G5
H8K@<AKBD7DEBJK:HGK<GIAH?
;F?JBD8DKH/HEK1J>6JEDE
1J@AJFDCFJGDK@09KC;E=@=
;FB=8=K9J?JEK1J@AJFDCKIACIE.
FIGHEHEK@<AIK:=FJ7?J@D2K@<AAIE
BIK3I>EHGIK:=FJ7?J@DK@09
C;E=@=K;FJ:HFHG+KBH>IKC;E=7A=5K
H6HFK3I>EHGHEHEK<GIAH?HEBIKC=FFJEDFJEK3I>EHGKJFAD
@=>=E=EKJADCK@=>=>FJKD@DADFBD8DEDK6=G4=FJ>JEK$AJ@I6.
IG2K70>FIKBI6J?KIAAHK+'=KD@D
H7FI?HKIEK,J9FJK KBIGI-IFIGI
CJBJGK/DCJ:HFH>;G5
%;FJ>D@D>FJK:=K3I>EHGHEKAJ9I
A<CIAHF?I@HK@J8FDCKJ/D@DEBJ
GH@CFHK;FJ:HFHG5KKEIBIEFI
AJ9IKA<CIA?ICK>IGHEI
:=EFJGDEKA=9F=K@=BJ
;F4=EFJ7ADGDFBDCAJEK@;EGJ
A<CIAHF?I@HK4IGICH>;G5K'0F.
4I?H9BIK@JFJ?=GJK3I>EHGFIGH
>J>4DEK;FJGJCK:=K7ICHFBI
C=FFJEDFD>;G5K
H6HFK3I>EHGHEHEKC<3FIGI
6IKA=F=?FJGJK:J@DFJGJCKBJ
<GIAH?HK@09KC;E=@=5K'=
7ICHFBIKBIKIEKJ9K .KJ>K:IC.
FIAHFH>;G5K%;FJ>D@D>FJKBJ
CD@?IEK?HCG;:H>IFKIFH?HEJ@>;EK@09KC;E=@=K;FJ.
:HFH>;G5K(HCG;;G4JEH9?JFJGKBJK:=K@<GIKH/HEBIK0F<?.
FIGK40G<FI:HFH>;G5K)8IGK-H6HFK3I>EHGFIGHKAJ9IKA<CIAHFI.
-IC@I2KA<CIAH?HEBIEKCD@JK:HGK@<GIK0E-IKCJ>EJGK@=BJE
4I/HGHG@ICKAJ9IK3I>EHGBICHK?HCG;:H>IFKGH@CHKJ9JFA?D7
;F=G=95+
+)((+'
%()),+
,%,)*!*+&+ , *$
$AJ@I6IG2K:0F4IBIK:G=@IFFJK1J@AJFD8DEDEK/;C
>J>4DEK;FB=8=EJKBHCCJAHK/ICIGIC2K:=K1J@AJFD8DEDKHE.
@JEFJGJK4I/?I@HEHEKIEK:<><CK@I:I:HEHEK/H8K@<AAIE
<GIAHFIEK3I>EHGFIGK;FB=8=E=KK@0>FIBH5KH6HF
3I>EHGHEHEK;F4=EFJ7ADGDFDGCIEKC<,FIEBHGHFBH8HEHK:I.
FHGAIEK$AJ@I6IG2K$6G=3J"BJKBJK:=KA<GK3I>EHGFIG
:=F=EB=8=E=KJEFJAJGJC2K7=EFJGDKCJ>BIAAHK+'=GJBJ
@I/HF?H7K:J9DKC<,FIG2K3I>EHGHEK<GIAH?HEBIKH/HEI
CJADFJGJCKC<,FIE?I@HK@J8FJED>;G5K'=K3I>EHGKA<G<KBI
)G9=G=?K6IK&JG@"AJK/;CK>J>4DEKA<CIAHFH>;G5K'=GJBJ
;GAJ?BJCHKB;8JFKC<,FIGFIKC<,FIE?I@HK@J8FJED>;G5
%;FJ>D@D>FJK;GJBJCHK?HCG;;G4JEH9?JFJGK1JE4H@H>@I
C<,FIE?I@HEHK@J8FD>;G5K$/DCK6IK>I7HFH?AGJCK;FJE
C<,FIGK@J8FDCKJ/D@DEBJEK1IG1JE4HK:HGK@;G=EKAI7CHFKIA.
?H>;G5K9IFFHCFIK@H>J1D?AGJCK3I>EHGFIGBIKC<,
;F=7?=7@J2KCDG?D9DKC<,FIGK;F=7?=7@J2K?=1AI?IFIE
;F4=EFJ7?JKI@EJ@DEBJK:J7CJKC<,KA<GFIGHK:=FJ7?D7ADG5
'=EFJGKBJK09IFFHCFIKCJGJ-H8IGKCJE@IGHK:J7AJK;F?JC
<9IGIK:HG/;CK1J@AJFDCFJGJK@I:I3K;FJ:HFH>;G5+K
##
SAYFA 14
SONDAKiKA GAZETESİ >>
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
Mart 2013
2014 Perşembe
Pazar
14 SPOR7 97ubat
Fikret Orman: Maç başlayınca, kurallar değişmez
Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, yabancı konusunda alınan kararlar için ‘Maç
başlayınca kurallar değişmez’ ifadesini kullandı.
Beşiktaş Kadın Voleybol Takımı ile birlikte öğle yemeğinde buluşan ve ardından basın
mensuplarına açıklamalarda bulunan başkan
Orman, gündeme yönelik sorulara cevap verdi.
Geçtiğimiz günlerde ligde yabancı sınırlaması konusunda alınan kararlara karşı, Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı İlhan Cavcav ile anlaşmazlık yaşayan Beşiktaş Kulübü Başkanı
Fikret Orman, “Yabancı uygulamasında
5+0+3 veya 6+2 yada 5+3 gibi seçeneklere
olumlu destek vereceğiz. Fakat toplamda 8 sayısının üstüne çıkacak seçeneklerin ise karşısında olacağız. Ben İlhan Cavcav’a da söyledim. Biz oyun bozan olmak istemeyiz. Kendi-
sini de üzmek istemiyoruz. Fakat maç başlarken de kurallar değişmez.”diye konuştu.
FUTBOLCULAR SAHADA, ALDIKLARI
PARANIN HAKKINI VERMELİDİR
Başkan Fikret Orman, Spor Toto Süper
Lig’de bu haftasonu oynayacakları maçın
önemine vurgu yaptı ve futbolcuların aldıkları
paranın hakkını vermelerini istedi.
Orman, “Beşiktaş’ın şuanda ki konsantrasyonu Eskişehirspor maçıdır. Yenmek için sahaya çıkacağız. Sahadaki oyuncuların etkili
olacağı bir maç olmasını istiyorum. Bizim
beklentimiz, futbolcularımın aldıkları paranın
haklarını vermesidir. Bu arada sakatlıkları devam eden Fernandes ve Almeida'da bu maçta
forma giyemeyecek." dedi.
STAT İNŞAATINDA TARİH 30 AĞUSTOS
Yeni yapılacak olan ve inşaat çalışmaları
devam eden Vodafone Arena’nın çalışmları
hakkında da bilgi veren Fikret Orman, statta
işçi sayısının önümüzdeki günlerde artacağını
belirtti.
Başkan Fikret Orman, “ İşçi sayısını bu
aydan itibaren 500-600’dan 1500'e çıkartarak
hedeflediğimiz 30 Ağustos tarihine yetiştirmeye çalışacağız.
Tarihte sarkma olursa da çok az olur. Sezona şampiyon kadromuzla yeni stsdımızda
girmek istiyoruz.”dedi.
Öte yandan Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, hafta sonu müsabakaların olması
sebebiyle Kadın Voleybol Takımı’nın Dünya Kadınlar Gününü bir gün önceden bir yemek organizasyonu ile kutladı. Fikret Orman,
Kadın Voleybol Takımlarının Moskova’da oynayacakları CEV final mücadelesi sonrası kupayı almak istediklerini söyledi. (CİHAN)
Fenerbahçe'de
Trabzonspor
hazırlıkları tam gaz
Fenerbahçe, Spor Toto Süper
Lig'in 24. haftasında 10 Mart
Pazartesi günü deplasmanda
Trabzonspor ile yapacağı maçın hazırlıklarını sürdürdü.
S
akatlıkları geçen Webo ve Cristian, takımla çalışmalara başladı
Kulübün internet sitesinde yapılan açıklamaya göre, teknik direktör Ersun Yanal yönetiminde Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri'nde
gerçekleştirilen basına kapalı antrenmanda sarı-lacivertli ekip, pas çalışmalarının ardından dar alanda çift kale maç yaptı.
Emenike, antrenman saatlerinde Nijerya Milli Takımı'ndan dönüş
yolunda olduğu için çalışmaya katılamadı. Meksika ile Atlanta'da
oynadıkları maç nedeniyle uzun bir yolculuk yapan sarı-lacivertli
futbolcunun dinlendirileceği ifade edildi.
Sakatlığı nedeniyle tedavisi süren Alves, kendisi için hazırlanan
özel program dahilinde çalışmasına devam etti.
WEBO VE CRİSTİAN, TAKIMLA ÇALIŞTI
Sakatlıkları geçen Webo ve Cristian, takımla çalışmalara başladı. Ligde 19. haftadaki Eskişehirspor
maçında yaşadığı sakatlığın ardından 4 maçta
forma giyemeyen Kamerunlu golcü, teknik
direktör Yanal'ın kararına göre Trabzonspor maçının kadrosunda yer
alabilecek. Fenerbahçe, Trabzonspor maçının hazırlıklarını yarın
yapacağı antrenmanla sürdürecek.
Bu arada, antrenmanı izleyen Heybeliada Deniz Lisesi'nden 3 subay, 1 astsubay ve
23 öğrenci, futbolculardan Mehmet Topal ve Salih Uçan ile hatıra fotoğrafı
çektirdi.
Fenerbahçe Kulübü Genel
Sekreteri ve Basın Sözcüsü Mahmut Uslu ile yönetim kurulu üyesi Yalçın Haker ve Selim Kosif,
antrenmanın bir bölümünü
izledi. (AA)
Galatasaray'da hazırlıklar sürüyor
Galatasaray Kulübü'nden açıklama
Yöneticilerimize Chelsea maçının biletlerinin dağıtımı görevinin verildiği, konuyla ilgili yöneticilerimiz arasında ihtilaf oluştuğu haberleri hayal ürünüdür"
Galatasaray Kulübü, UEFA Şampiyonlar Ligi 2. tur rövanşında deplasmanda Chelsea ile yapacakları maç
için, sarı-kırmızılı taraftarlara ayrılan biletlerin dağıtımı konusunda yöneticiler
arasında ihtilaf yaşandığı yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
Kulüpten yapılan açıklamada, İngiliz kulübünün Galatasaray
taraftarı için uluslararası kurallar çerçevesinde sınırlı sayıda koltuk ayırdığı belirtilerek, şöyle denildi: "Bugün çıkan
bazı haberlerde, yöneticilerimize söz
konusu maçın biletlerinin dağıtımı görevinin verildiği, fakat bu konu ile ilgili
yöneticilerimiz arasında ihtilaf oluştuğu
bilgisi yer almıştır. Söz konusu haberler
tamamen hayal ürünüdür. Galatasaray
Kulübü, Chelsea Kulübü tarafından verilen biletlerin dağıtımını her deplasman
maçı öncesi olduğu gibi kendi kurallarına uygun olarak, belirli kontenjanları
göz önünde tutarak usulüne göre gerçekleştirmiştir. Bu bağlamda kapasitenin sınırlı, talebin fazla olmasına rağmen anlayışlı bir tutum sergileyen ve
desteğini sürdüren taraftarımıza teşekkür ederiz." (AA)
Galatasaray, yarın akşam
Akhisar Belediyespor ile
oynayacağı karşılaşmanın
hazırlıklarına devam ediyor.
Florya Metin Oktay Tesisleri'nde gerçekleşterilen
çalışmada oyuncular taktik ağırlıklı bir idman gerçekleştirdi. Antrenmana
sakatlığı süren Emre Çolak'ın tedavisinin sürdüğü,
eşi doğum yapan Burdisso'nun ise izinli olduğu
için çalışmaya katılmadığı
bildirildi.
Sarı-kırmızılı takım yarın sabah 10.45'te yapacağı idmanla Akhisar Belediyespor maçı hazırlıklarını
tamamlayacak. (CİHAN)
SAYFA 15
SONDAKiKA GAZETESİ >>
15 SPOR
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
917
Mart
2014
Pazar
Şubat
2013
Perşembe
TRABZONSPOR BAŞKANI: “YAKINDA HERKES BU ÜLKEDE NELER OLACAĞINI GÖRECEK”
Katıldığı açılışta konuşan Trabzonspor Kulübü Başkanı
Hacıosmanoğlu: "Türk futbolunu Avrupa’dan ya da dünyadan mı soyutlayacağız, yoksa emek hırsızlarına gerekli
cezalar mı verilecek birlikte göreceğiz. Avrupa’dan bir
şeylerin yola çıktığını herkes bilsin"
Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu,
"Türk futbolunu mu Avrupa’dan ya da dünyadan soyutlayacağız yoksa emek hırsızlarına gerekli cezalar mı verilecek birlikte görüleceğiz. Avrupa’dan bir şeylerin yola çıktığını herkes bilsin" dedi.
Hacıosmanoğlu, Trazonspor Kulübü Yönetim Kurulu
üyesi Murat Türköz'ün Of ilçesinde yaptırdığı okulun açılış törenine katılmasının ardından gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
Spor Toto Süper Lig'de 10 Mart Pazartesi Fenerbahçe ile
sahalarında karşılaşacaklarını anımsatan Hacıosmanoğlu,
"Fenerbahçe maçları ne kadar gerilirse ondan nemalanmak isteyenler oluyor. Onlara bu maçta fırsat vermeyelim
diyorum. Çünkü bugüne kadar ortam ne kadar gerildiyse
bundan hep biz zarar gördük. Biz dışarıda ortamı germeyelim ama sahada oynayacak oyuncularımız maçı kazanmak için ellerinden ne gerekiyorsa onu yapsın" diye konuştu.
Maç gününe kadar kentte bulunacağını, futbolcularla bir
görüşme yapacağını ifade eden Hacıosmanoğlu, şöyle
devam etti: "Trabzon’un ne kadar medeni bir şehir oldu-
ğunu, burada şampiyonluklar kaybettiği zaman şampiyonlukları çalan takımları dahi alkışladığına hep beraber
şahit olduk. Bu şehir böyle bir şehir. Onun için bu şehirde
hiçbir zaman güvenlik sorunu yaşanmaz. Şehre gelen insanlarında ekstra bir güvenlik önlemi isteme hakları yok.
Buraya gelsinler, kim geliyorsa gelsin, biz onları saha dışında her zaman Trabzonluya yakışır şekilde muhafaza
edip geri göndermesini biliriz ama sahadaki mücadeleyi
oyuncu arkadaşlarımızla bu maçın önemini ne kadar değerli olduğunu bilip ona göre mücadele edip Trabzon’a
yakışan galibiyeti oradan alacaklarına inanıyorum."
-"ORTAM NE KADAR GERİLDİYSE
TRABZONSPOR O KADAR ZARAR GÖRDÜ"
Hacıosmanoğlu, Fenerbahçe maçı öncesinde kentte alınması gündemde olan güvenlik önlemlerine de değinerek,
"Vali bey ile görüştüm ve bir toplantı yapacağız. Trabzon
insanına baskı unsuru olarak bir şeyler kullanmaya kalktığınız zaman geri tepmiştir. Biz bu şehirde 70 bin kişi ile
yürüdük ve hiç kimseden kötü bir hareket dahi olmadı.
Geçmiş maçlara baktığınız zaman ortam ne kadar gerildiyse bundan hep Trabzonspor zarar gördü, Trabzonspor’a fayda sağlamadı. Bunların tersini yapalım" ifadelerini kullandı.
-"Yakında herkes bu ülkede neler olacağını görecek"
Şike sürecine de değinen Hacıosmanoğlu, şunları kaydet-
ti: "2011 yılında Trabzonspor'un elinden çalınan şampiyonluk da Avrupa’dan yola çıktı. Yakında herkes bu ülkede neler olacağını görecek. İspanya’daydım, herkes PTT
1. Lig’den bahsediyor ama insanlar orada PTT 1. Lig’den
bahsetmiyorlar.
Kimlerin başına neler geleceğini herkes görecek. Bizim
hakkımızı gasp edenlerin de haklarını korumaya çalışanlar Türk futbolunun başına ağır cezalar geldiği zaman bakalım ne yapacaklar. Türk futbolunu Avrupa’dan ya da
dünyadan mı soyutlayacağız, yoksa emek hırsızlarına gerekli cezalar mı verilecek birlikte göreceğiz. Avrupa’dan
bir şeylerin yola çıktığını herkes bilsin."
-"TÜNELİN SONU GÖRÜNÜYOR"
Aldığı duyumlar sonucunda ciddi yaptırımların geleceğini savunan Hacıosmanoğlu, "Barcelona'nın başkanından tutun da Lyon’un başkanına kadar aklınıza gelebilecek çoğu kişi ile görüştüm. FIFA’dan da insanlar vardı.
Avrupa Kulüpler Birliği Başkanı Rummenigge ile de görüştüm ve bu konuyla ilgili özel bir toplantı yapacağız.
Tünelin sonu görünüyor. Hep beraber seyredeceğiz. Avrupa'daki takımlar 'biz ceza alıyoruz da Türkiye’deki takımlar neden ceza almıyor?' diyorlar" dedi. (AA)
“ABİ, GÖZTEPESPOR BENİM
HOBİM; SATMAYALIM”
Göztepespor
satılıyor mu?
ÖZEL
HABER
Türk Futbolunun köklü kulüpleri arasında yer alan Göztepespor’a talip
var. İmam Altınbaş teklifi kabul ederse, Sarı-Kırmızılı kulüp satılacak.
İ
mam Altınbaş’ın sahipliğini, Hüseyin
Altınbaş’ın ise Kulüp Başkanlığını yaptığı Ege’nin ve Türk Futbolunun köklü
kulüplerinden Göztepespor’a teklif var. İzmir asıllı ancak Irak’ta iş yapan ve ismi
açıklanmayan bir iş adamı
İmam Altınbaş’a; “Göztepespor’u bana satın” teklifinde
bulundu. Altınbaş; İzmir asıllı
İş Adamına net bir cevap vermezken Kulüp Başkanlığını
yapan kardeşi Hüseyin Altınbaş’a, kulübün satılması ile ilgili fikrini sordu. Hüseyin AlYAVUZ tınbaş’ın; “Abi bu kulübü satATALAY mayalım. Göztepespor benim
hobim” demesi üzerine İmam
Altınbaş’ın, iş adamının teklifini askıya aldığı öğrenildi. Ancak, Irak’ta iş yapan bu
şahsın, Göztepespor’a çok ciddi bir teklif
yaptığı da gelen bilgiler arasında. Bu iş adamının ismini ve verdiği teklifi sadece İmam
Altınbaş biliyor. Bunları açıklamayan Altınbaş’ın, ileride bu teklifi değerlendirebileceği
iddia ediliyor. Hüseyin Altınbaş ise bu duruma sıcak bakmıyor. Göztepespor’un, maddi
sıkıntılarını düzeltememesi halinde, kulübün daha yukarılara çıkması için satılması
ön görülüyor.
ALTINBAŞ’LAR REKOR FİYATA ALMIŞTI
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun
(TMSF) Bilgin Grubu borçlarından dolayı
devraldığı Göztepespor´un Ticari ve İktisadi
Bütünlüğü, muhammen bedelinin yaklaşık
12 katı fiyatla Altınbaş Holding iştiraki Assos Perakende Mağazacılık ve Sportif Hizmetleri A.Ş´ye ihale edilmişti. TMSF´nin
110 bin TL muhammen bedelle satışa çıkardığı Göztepespor Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ihalesinde Öz Göztepe Sportif Sınai ve
Ticari Yatırımlar A.Ş, Assos Perakende Mağazacılık ve Sportif Hizm. A.Ş, Erato Kongre Seminer Org. İletişim A.Ş, Göztepe Danışmanlık İşl. Ve Spor Hizm. Tic. A.Ş. ile
Yiğit Sportif Sınai ve Ticari Yatırımlar
A.Ş´den oluşan 5 firma kapalı zarfla tekliflerini vermişti. Öz Göztepe Sportif´in 151
bin TL, Göztepe Danışmanlık´ın 280 bin
TL, Yiğit Sportif´in 400 bin TL, Assos Perakende´nin 500 bin TL ve Erato Kongre´nin
531 bin 500 TL teklif sunduğu ihalede,
en yüksek teklifi veren 3 firma açık artırmaya katılmıştı. 531 bin 500 TL ile başlayan
açık artırmada, yaklaşık 60 artırım yapılmıştı. Assos Perakende ve Yiğit Sportif arasında devam eden artırıma, ara
ara yüksek artırımları ile Erato Kongre
de katılmıştı. 3 kez molanın kullanıldığı ihalede en yüksek teklifi 1 milyon 305 bin TL
ile Altınbaş Holding iştiraki Assos Peraken-
de Mağazacılık ve Sportif Hizmetleri A.Ş.
vermişti. O dönem vermiş olduğu 1 milyon
305 bin TL ile Göztepespor’un şimdiki sahibi İmam Altınbaş olmuştu. Altınbaş’ların,
kulüp sahipliği devam ediyor.
GÖZTEPESPOR TARİHİNİ
TEKRAR HATIRLAYALIM
Göztepe Spor Kulübü, 14 Haziran 1925 yılında Altay Spor Kulübü'nden
ayrılarak Güzelyalı, İzmir'de kurulmuş, birçok branşta faaliyet gösteren bir spor kulübüdür. 1937-1939 arası, dönemin İzmir Valisi Fazlı Güleç'in
zorlamasıyla İzmirspor ve Egespor'la birleşmiş ve "Doğanspor" adıyla mücadele etmiştir. Kısa bir süre sonra kendi adını geri alan
kulüp, Türkiye'ye Avrupa'daki ilk sportif başarıları getiren spor kulübü olmuştur.
-Türkiye Liglerindeki Tarihi
1941, 1942, 1943, 1945 ve 1949 yıllarında
İzmir Şampiyonu oldu. 1949 yılında Türkiye Şampiyonası'na katılmaya hak kazandı ve önceGençlerbirliği'ni,
ardından Beşiktaş'ı
eleyerek 19491950 sezonunda
Türkiye Şampiyonluğunu kazandı.
1968-1969
ve 1969-1970
sezonlarında 2
kez Türkiye Kupası'nı müzesine
götürmüştr.
Profesyonel liglerin
başladığı 1959 yılından itibaren 25 yıl Süper Lig, 21 yıl 1. Lig'de
mücadele eden ve 3 kez 1.
Lig şampiyonluğu kazanan sarıkırmızılı camia birçok kupayı da müzesine
getirdi.
80 yılı geçen, İzmir derbisi olarak kabul
edilen Karşıyaka-Göztepe arasındaki maçlar her zaman olaylı geçmiştir. İzmir Atatürk Stadyumu'nda 16 Mayıs 1981 tarihinde
yapılan maç 2. ligde seyirci rekoru ile Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeyi başarmıştır.
2003 yılında Süper Lig'den düşen Göztepe, bu düşüşü durduramayarak tarihinde
ilk defa Amatör Lig'e düştü. Futbol takımı,
2007-2008 sezonunda İzmir Süper Amatör
Küme B Grubu'nu 2. olarak bitirerek Playofflara kaldı. 3. Lig Yükselme 1. Kademe
Terfi ilk maçında Kütahya Gaybiefendispor'u 4-0, ikinci maçında Denizli Konakspor'u 4-1 ve son maçında İzmir Ulucak Be-
lediyespor'u
3-0 yenerek
15-17 Mayıs
2008 tarihinde yapılacak
olan 2. Kademe müsabakalarına katılmaya hak kazandı.
2. Kademe Müsabakasında İstanbul
temsilcisi Ayazağaspor'a penaltılarla 7-6 yenilerek 3. Lig'e çıkma şansını
kaybetti.
18 Haziran 2008 tarihinde 3. Lig'de mücadele eden Aliağaspor isim, renk ve logosundan oluşan alametifarikalarını değiştirerek Göztepe'ye uygun hale getirdi. Bu değişikli sonrası kulüp 2008-2009 sezonunda 3.
Lig 2. Grup'ta mücadele etti. Fakat TFF, kulübün 2007-2008 sezonu ve öncesinde oynadığı tüm maçlarını Aliağaspor arşivi olarak, Aliağaspor kayıtlarını da Göztepe arşivi
olarak kayıtlarda tutmaya başladı.
2008-2009 sezon sonu itibariyle de 3.
Lig Yükselme Grubu'nu 1. sırada bitirerek
2. Lig'e şampiyon olarak yükseldi. 20092010 sezonunda 2. Lig Yükselme Grubu'na
kalan Göztepe, grubu 8. bitirince 1. Lig'e
çıkma şansını kaybetti. 2010-2011 sezonu
Vakıfbanklılar umutlu
Vakıfbank Kadın Voleybol Takımı sporcuları Naz Aydemir Akyol ve Kübra Akman, Azerbaycan’da yapılacak olan 4’lü final
maçlarının zorlu geçeceğini, fakat umutlu olduklarını söyledi.
İstanbul Burhan Felek Spor Salonu’nda Cihan Haber Ajansı’na
açıklamalarda bulunan sporculardan Naz Aydemir Akyol, "Finale
katılan her takımın şansının eşit
olduğunu düşünüyorum. Bizim
favori olduğumuzu düşünmüyorum. Diğer takımlarda çok güçlü
takımlar. Hiçbir maç oynamadan
kazanılmıyor. Öncelikle yarı finale çıkmaya çalışacağız. Sonrasında yapabileceğimiz herşeyi
yapıp finale çıkarak kupayı düşünmeye çalışacağız." diye konuştu.
Genç oyuncusu Kübra Akman ise, kendisinin ilk defa 4’lü
final heyecanı yaşadığını belirtti.
Kübra, "Öncelikle Naz’ın da dediği gibi rakiplerimiz çok zorlu.
Eczacıbaşı gibi güçlü bir rakiple
oynayacağız. Takım olarak bir
heyecanımız var. Fakat ben ilk
defa katılacak olmamdan dolayı
daha da heyecanlıyım. Hazırlıklarımız çok yoğun geçiyor. Önümüzde daha bir buçuk haftamız
var. Daha çok çalışıp daha çok isteyip tunuvaya iyi bir şekilde hazırlanacağız." dedi. (CİHAN)
öncesi Özcan Kızıltan'ı teknik direktör olarak kadrosuna dahil eden Göztepe, 20102011 Sezonu sonunda 2. Lig Kırmızı GrubuBandırmaspor'un önünde bitirerek şampiyon sıfatıyla 1. Lig'e yükseldi. 12 Mayıs
2013 tarihinde Tavşanlı Linyit Spor ile kendi evinde yaptığı 1. Lig'de kalma mücadelesini, beraberlik sonucunda dahi ligde kalacakken, 1 - 0'lık skorla kaybederek yeniden
2. lige düştü.
AVRUPA TARİHİ
Kupa Galipleri Kupası ve Fuar Şehirleri
Kupası karşılaşmalarında 10 galibiyet, 2 beraberlik ve 18 mağlubiyet alan sarı-kırmızılı
ekip, Türk takımları arasında Avrupa'da en
fazla gol atan üçüncü takım olma başarısını
gösterdi. 30 karşılaşmada, toplam 36 gol
atan Göztepe, 49 golü de kendi kalesinde
gördü. 38 yıldan beri Avrupa sahalarında
gözükmeyen Göztepe, bu araya rağmen
Türk takımları arasında Avrupa'da en başarılı olan 3. Türk takımı olma özelliğini halen
koruyor. Şu ana kadar Avrupa kupalarında
resmi olarak 7 kupaya katılan Göztepe, toplam 30 resmi karşılaşma yaptı. Kupa Galipleri Kupası'na 2 kez katılan Göztepe, Fuar
Şehirleri Kupası'na ise 5 kez katıldı. Bu
alanda da, bu kupaya katılıp en fazla karşılaşma yapan kulüp olma özelliğini de halen
üzerinde bulunduruyor. Kupa Galipleri Kupası'nda 10 resmi karşılaşma yapan Göztepe
4 galibiyet, 1 beraberlik ve 5 yenilgi yüzü
gördü. 14 gol atıp, ağlarında da 10 gol gördü. Göztepe'nin en çok iddialı olduğu kupa
ise Fuar Şehirleri Kupası. 5 kez katıldığı bu
kupada 20 maç yapan sarı-kırmızılı ekip 6
galibiyet, 1 beraberlik ve 13 yenilgi aldı. 22
gol atıp, 39 golü de ağlarında gördü. Göztepe, 1968-69 Fuar Şehirleri Kupası'nda 5 takımı eleyerek yarı finale kadar çıkan ilk
Türk takımı oldu. Ardından 1969-70 sezonunda Kupa Galipleri Kupası'nda Lüksemburg ve Cardiff City takımlarını eledi
ama AS Roma takımına elendi. 1970-71 sezonunda ise, Göztepe yine bir Lüksemburg
takımını eledi. Ancak bu kez ikinci
turda Gornik Zabrze takımına yenilerek kupadan elendi. Bu takımla yaptığı 1-0 ve 3-0
mağlup olduğu maçlar Avrupa kupalarındaki son maçlarıdır. Göztepe, tarihinde Avrupa
sahalarında en fazla golü, 1970-71 sezonunda Kupa Galipleri Kupası'nda Lüksemburg'un Union takımına attı. Bu karşılaşmayı takımımız 5-0 kazandı. Avrupa'da en
farklı mağlubiyet ise 1965-66 sezonunda
yaşandı. TSV 1860 Münih takımını ilk
maçta 2-1 yenen Göztepe, Almanya'da yapılan ikinci karşılaşmada rakibinden tam 9
gol yiyerek sahadan 9-1 mağlup ayrıldı.
Aradan geçen 38 yıllık bir süreçte ise Avrupa Kupalarına katılma başarısını gösteremiyor.
SAYFA 16
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
Kırık tedavisinde ipek vidalar kullanıldı
Bilim adamları, kırılan kemiklerin tedavisinde yüzde 100 ipekten yapılmış vidaları kullandı.
BD'deki Tufts Üniversitesi'nde görevli
bilim adamları, özel kalıplar
yardımıyla tıbbı kullanıma uygun ipek-
Çin'in 2016'da
uzayda Tiengong-2 modülüne destek
sağlama amacıyla kargo gemisi göndermeyi planladığı bildirildi.
ten vidalar yaptı ve bu vidalar, farelerin
bacaklarının arkasında kırılan noktalara
yerleştirildi. İpekten vidalar, kemikleri
başarılı bir şekilde bir arada tuttu ve
araştırmanın sonunda da çözünmeye
başladı. (AA)
www.sondakikagazetesi.com
Çin uzaya kargo gemisi
göndermeyi hedefliyor
Şinhua ajansının haberine göre, Çin'in insanlı uzay programı
başmühendisi Cou Cienping, "Tiencou (Göksel gemi)" adlı
kargo gemisinin uzaya gönderilerek "Tiengong-2" ile otomatik
olarak kenetleneceğini söyledi.
Cou, Çin'in
kendi uzay istasyonunu inşasında kargo ulaştırma sisteminin
önemli bir teknoloji olduğunun altını çizerek, Tiencou'nun yeni
geliştirilen ''Uzun Yürüyüş-7'' roketleriyle fırlatılacağını ifade
etti.
İnsanlı bir uzay aracının sınırlı taşıma kapasitesi olduğunu
belirten Cou, bu tür araçlarla kargo göndermenin maliyetinin de yüksek olduğunu vurguladı.
Güneş sistemi dışında yeni keşfedilen
715 gezegen olduğu açıklandı
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), güneş sistemi
dışında yeni keşfedilen 715 gezegen olduğunu açıkladı.
Gezegen avcısı Kepler teleskobunun verilerini değerlendiren
bilimadamları, galaksideki gezegenlerin sayısını ikiye katladı.
Buna göre şu anda galakside bilinen gezegen sayısı yaklaşık
bin 700’e çıktı.
Astronomlar 20 yıl önce güneşin dışında yıldızlar çevresinde dönen herhangi bir gezegen bulamamıştı.
Keşfedilen tüm gezegenlerin, birçok gezegenin bir yıldız etrafında döndüğü, bizimkine benzer sistemlerde yer aldığı, yeni
gezegenlerden 4’ünün yaşam için elverişli kuşaklarda bulunduğu belirtildi. (AA)
Aralarındaki ölümcül savaş
Avustralya'nın Queensland eyaletindeki
mücadelenin galibi, üç metre uzunluğundaki yılan oldu
Avustralya'nın kuzeydoğusundaki Queensland eyaletinde üç metre uzunluğundaki
bir yılan ile bir timsah arasındaki ölüm
kalım savaşı, görenleri dehşete düşürdü.
Pazar günü İsa Dağı yakınlarındaki Moondarra Gölü'nü ziyaret edenler tarafından görüntülenen savaş, piton olduğu sanılan yılanın zaferi ile sona erdi.
Suyun içinde yakaladığı timsahı boğan
yılan, daha sonra avını karaya sürükleyip
sadece 15 dakika içinde yedi.
İki sürüngen arasındaki ölümcül savaşı
görüntüleyen Tiffany Corlis, gazetecilere
yaptığı açıklamada, "Timsah ile yılanın
suyun içinde mücadele ettiğini gördüm.
Timsah, kafasını suyun üzerinde tutmaya
çalışıyordu. Hareket etmesini engellemek
için timsahın dolanan yılan, boğduğu avını karaya çıkardı ve kafasından başlayarak 15 dakika içinde yuttu" dedi.
Bir diğer görgü tanığı Alyce Rosenthal da
yılan ile timsah arasındaki mücadelenin
yaklaşık beş saat sürdüğünü söyledi.
Rosenthal, avını yedikten sonra dinlenmeye çekilen yılanın içindeki timsahın
şeklinin çok net görüldüğünü sözlerine
ekledi.
Pitonlar, boğarak öldürdükleri avlarını
bütün olarak yiyor. Birçok yılan türü, esnek çeneleri sayesinde kendilerinden büyük avlarını da bütün olarak yutabiliyor.
İngiliz Kraliyet Topluluğu'na ait "Biology
Letters" dergisinde 2012'de yayımlanan
bir çalışma, avlarını boğarak öldüren boa
ve piton türü yılanların kurbanlarının kalp
atışlarını hissedebildiğini ortaya çıkarmıştı. Kurbanlarını ancak kalpleri tamamen
durduğunda bırakan yılanlar, avlarını ne
kadar sıkmaları gerektiğini hissedebiliyor. Dünyanın en tehlikeli yılanlarına ev
sahipliği yapan Queensland'da tuzlu su
timsahları da yaşıyor. (AA)
İnsanoğlu, milattan önce de peynir yiyormuş
Dünyanın en eski peynirinde, yağı alınmış
süt kullanıldığı ortaya çıkarıldı
İnsanoğlunun 3 bin 600 yıl önce de peynir
yediği ortaya çıkarıldı.
Çin'in başkenti Pekin'deki Bilimler Akademisi Üniversitesi araştırmacıları, Taklamakan Çölü'nde bulunan mumyaların boğazlarında ve göğüs kısımlarında peynir parçaları buldu.
M.Ö. 1615 yılına ait oldukları sanılan
mumyaların, dönemin inanışları doğrultusunda ölüm sonrası yaşamda aç kalmamaları için boğazlarına ve göğüs boşluklarına
yerleştirilen peynir parçaları ile gömüldüğü tahmin ediliyor.
9 Mart 2014 Pazar
Şimdiye kadar bulunan en eski
peynirin yapımında yağı alınmış süt kullanılmış.
Çin Bilimler Akademisi Üniversitesi
Arkeoloji Bölümü'nden Yimin Yang, Discovery News'e yaptığı açıklamada, "Mumyaların boğazında bulduğumuz peynir parçaları, günümüze kadar hiç bozulmadan
gelen en eski süt ürünleri. Keşif, kefirin gizemli tarihini M.Ö. 2. yüzyıla kadar götürüyor ve kefirin bilinen en eski süt mayalama yöntemi olduğunu gösteriyor" dedi.
Mumyaların bulunduğu Taklamakan Çölü'ndeki hava kuruluğu ve tuzlu toprağın
peynirin bozulmasını engellediği varsayılı-
yor.
On mezara gömülen mumyalarda 13 parça
peynir bulan araştırmacılar, sarımsı organik maddeler olarak niteledikleri parçaların peynir olduğunu ancak içlerindeki proteinleri analiz ederek ortaya çıkardı.
Araştırmacılardan Andre Şevçenko, "Sadece dünyanın en eski peynirini değil, en
eski teknolojilerden birini de bulduk"
dedi.
Avrasya'nın doğusunda üç bin yıl önce
laktozsuz probiyotik süt ürünleri üretildiğini gösteren araştırma, "Journal of Archeological Science" dergisinde yayımlandı. (AA)
Cou, kargo gemilerinin dünyaya geri dönmesine gerek olmadığını, fırlatma ve kenetlenme sırasında insana ihtiyaç duyulmadığını dile getirerek, bu yolun eşyaların taşınmasında daha ekonomik ve verimli olduğunu dile getirdi.
Ülkenin göndermeyi planladığı kargo gemisinin uzay istasyonu için malzemelerin yanı sıra astronotların ihtiyaçları ve donanımınlarının da taşınması hedefleniyor. Ayrıca kargo gemisinin bazı çöplerin de imhasında kullanılacağı kaydediliyor.
Çin'in ilk uzay laboratuvarı Tiengong-1, 29 Eylül 2011'de
yörüngeye gönderilmişti. Ülke, uzay laboratuvarı Tiengong-2'yi
2015'te
uzaya göndermeyi hedefliyor. (AA)
Hubble parçalanan bir
asteroidi görüntüledi
Bilimadamları, Hubble’ın P/2013 R3’ü geçen eylül ayında Mars ile Jüpiter’in yörüngeleri arasında yer alan asteroid kuşağında saptadığı, yer
teleskoplarıyla da yapılan incelemede 3 kütlenin gözlendiğini bildirdi.
Hubble’ın çektiği resimlerde her biri toz bulutuna sahip 10 cisim görülüyor.
Bilimadamları, asteroidin, geçen yıl başında parçalara ayrılmaya
başladığını ve en büyük 4 parçanın genişliklerinin 200 metre kadar olduğunu belirtirken, güneş ışığının, dönüşünü hızlandırarak asteroidin
parçalanma sürecini yavaşlattığı kuramı üzerinde duruyor. (AA)
Download

KADINA ŞİDDET KADINA ŞİDDET KADINA ŞİDDET KADINA