1
sayı 249 / 15 kasım 2014
15 Kasım
•Kıyıların kamusal
değeri2014
yok
ediliyor .................................2’de
• TMMOB, Ermenek maden
faciası üzerine bölgede incelemede bulundu .....................4’te
TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI YAYIN ORGANIDIR
• Şubelerden haberler ...........5’te
!
"
#
$
"
%
"
&
'
0
(
#
)
*
'
1
+
'
2
3
+
4
,
5
-
0
.
6
"
.
$
/
6
"
!
7
#
#
5
"
0
5
8
#
+
"
$
9
0
=
:
:
"
0
:
;
6
"
$
>
<
:
6
.
#
"
!
?
6
=
:
$
>
5
"
6
"
$
!
"
&
'
(
)
*
+
'
!
0
,
=
>
"
5
$
"
?
"
<
6
#
"
5
$
6
!
$
8
"
$
"
'
?
"
#
0
$
9
0
6
6
<
:
"
+
?
A
+
$
"
:
0
'
0
!
(
0
)
$
"
5
"
:
0
$
$
0
6
'
#
5
$
:
'
5
0
>
$
B
0
$
6
5
6
"
0
6
$
0
@
$
!
0
0
$
3
!
8
%
"
#
$
!
"
6
'
"
#
(
)
+
+
*
$
+
'
!
+
!
0
,
?
:
)
:
$
0
6
!
#
"
$
!
)
"
%
"
$
!
$
0
6
"
:
!
:
0
0
5
5
"
=
C
0
6
:
"
"
8
$
!
"
"
6
:
0
0
:
)
$
0
6
0
:
B
6
$
!
%
,
:
0
'
+
#
0
$
!
%
6
"
"
2’de
Kamulaştırma Bilirkişilik Yetki Belgesi
Kurslarının sonuncusu Ankara’da yapıldı
Yapı Denetim Komisyonumuz Yapı
İşleri Genel Müdürlüğü’nü ziyaret etti
Odamızın dört ilde düzenlediği “Kamulaştırma Bilirkişilik Yetki Belgesi
Kursları”nın dördüncüsü 7-8-9 Kasım 2014 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi.
Yapı Denetim Komisyonumuz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel
Müdürü Kasım Kayıhan’ı 31 Ekim 2014 tarihinde ziyaret etti.
İMO Teoman Öztürk salonunda yapılan kursa, Ankara, Adana, Balıkesir, Bursa,
Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir,
Kocaeli, Konya, Mersin Muğla, Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Trabzon ve Van’dan
177 üye katıldı.
Kursun eğitimi, Hakim Mehmet Şenol tarafından verildi. Kurs sonunda yapılan
sınavda başarılı olan üyelere, Kamulaştırma Bilirkişilik Yetki Belgesi düzenlenecektir.
Ankara’da ayrıca 15-16 Kasım 2014 tarihlerinde “Bilirkişi Yetki Belgesi Yenileme
Kursu” düzenlenecektir. Kursa katılmak isteyen üyelerimizin kayıtları Ankara
Şubemiz tarafından alınacaktır.
Genel Müdür Kasım Kayıhan’ın yanı sıra Genel Müdür Yardımcısı Murat
Akınbingöl’ün de bulunduğu ziyarete, Komisyondan Sorumlu Oda Yönetim
Kurulu Üyesi Şükrü Erdem, Komisyon Başkanı Hüseyin Kaya, Komisyon Üyesi
Mustafa Baygeldi ve Komisyon Sekreteri Demet Özgür katıldı.
Ziyarette, 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu Taslağı hakkında görüş alışverişinde
bulunuldu; mevcut yasa ve yönetmelik uygulamasında karşılaşılan sorunlarla ilgili
bilgi paylaşımı yapıldı.
Kasım Kayıhan, ziyaret nedeniyle İMO heyetine teşekkür etti ve ziyaretten büyük
memnuniyet duyduğunu belirtti.
2
T
D
15 Kasım 2014
U
V
E
W
F
X
W
E
Y
G
Z
H
[
\
I
]
E
^
J
_
`
a
K
_
b
_
H
c
\
L
d
e
M
f
g
N
X
H
h
d
G
h
O
i
j
P
d
j
Q
d
P
a
j
I
]
^
R
W
F
S
K
P
O
R
G
R
F
S
I
larımızdan insanlığın geleceği adına yararlanılırken, doğal dengenin, ekolojik sisteminin korunup korunmadığıdır. Kıyı mühendisliğinin önemi işte bu noktadadır.”
Cemal Gökçe: Son yıllarda kıyılar sadece ticari bir varlık olarak algılanıyor
Sempozyumun açılışında söz alan İMO İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe ise,
sempozyumun önemine ve kıyı yönetiminde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Cemal Gökçe sempozyumun amacını “Kıyı yapılarının doğru planlanmasına, planların
güncel ve bilimsel yöntemlerle tasarlanmasına ve uygulanmasına, kıyıların ekolojik
ve doğal dengelerinin korunmasına, iklim değişikliklerinin kıyalara olan etkilerinin
araştırılmasına ve bütünleşik bir kıyı alanları yönetiminin oluşturulmasına ilişkin
tartışma zemini yaratmaktır. Ayrıca deniz ve kıyı çalışmalarıyla deniz ulaşımı ve deniz ticaretinin geliştirilmesine katkı yapmaktır” sözleriyle ifade etti.
Odamız adına İstanbul Şubemizin yürütücülüğünü yaptığı 8. Kıyı Mühendisliği
Sempozyumu, 7-8-9 Kasım 2014 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka
yerleşkesinde gerçekleştirildi.
21 oturum ve bir panel olarak düzenlenen sempozyumda, bilim insanları, uygulamadan gelen meslektaşlar, kamu kurumlarından ve özel sektörden konuya ilgi duyan
meslektaşlar 81 bildiri sundu.
web sayfamızdan da eş zamanlı olarak canlı yayınlanan Sempozyumda sunumlar,
“Kıyı hidrodinamiği”, “Bütünleşik kıyı alanları yönetimi”, “Liman planlama ve işletmesi”, “Kıyı ve liman yapıları”, “Kıyı mühendisliğinde modelleme”, “Yenilenebilir
enerji kaynakları” gibi konu başlıklarında yapıldı.
Oda Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Ersan, Yönetim Kurulu II. Başkanı Şükrü Erdem, Sekreter Üye Bülent Tatlı , Sayman Üye Cihat Mazmanoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri Ayşegül Bildirici Suna, Necati Atıcı, İstanbul Şube Yönetim Kurulu
Üyeleri ve çok sayıda üyemizin hazır bulunduğu sempozyum açılış konuşmalarıyla
başladı. Açılışta sırasıyla İMO İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe, Sempozyum
Yürütme Kurulu Bakanı Prof. Dr. Yalçın Yüksel, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdür Yardımcısı Aydın Özen, İMO Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Ersan ve CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan
söz aldı.
Nevzat Ersan: Odamız, kuramsal çerçeve ile uygulamadan kaynaklı deneyimi buluşturan bir kurumdur
Nevzat Ersan, konuşmasında Oda olarak Kıyı Mühendisliği Sempozyumuna neden
ihtiyaç duyduklarını, Türkiye’nin kıyı yönetimini ve özelleştirmeleri değerlendirdi.
Sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen Yürütme Kurulu’na, Düzenleme
Kurulu’na, danışma kuruluna, İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyelerine ve şube çalışanlarına teşekkür ederek konuşmasına başlayan Nevzat Ersan, İnşaat Mühendisleri
Odası’nın meslek alanını ilgilendiren hemen her konuda sempozyum, konferans, kurultay ve çalıştay düzenlediğini kaydetti. Nevzat Ersan, “Odamız, mesleki konu ve
sorunları bilimsel formatta ele almakta, bilimsel etkinliklerin çıktılarını kamuoyuyla
paylaşmaktadır. Odamız bizzat ev sahipliği yaptığı etkinliklerle yetinmemekte, olanakları ölçüsünde her türlü kuramsal üretime destek vermektedir. Odamızın ayırt
edici özelliği kuramsal çerçeve ile uygulamadan kaynaklı deneyimi buluşturan bir
kurum olmasıdır” dedi.
Kıyı Mühendisliği Sempozyumlarının önemine değinen Nevzat Ersan, “Kıyı Mühendisliği Sempozyumu Odamızın gelenekselleşmiş etkinliklerinden biridir. Konunun
hep gündemde olması, hiçbir zaman sıcaklığını yitirmemesi ve Odamızın ısrarının
bir tek açıklaması olabilir: Kıyı mühendisliği mesleğimizin önemli alt disiplinlerindendir ve bu kadar uzun ve değişik özellikte kıyı şeridine sahip bir ülke, kıyı mühendisliği için kayda değer ve önemlidir” diye konuştu.
Türkiye’nin uzun bir kıyı şeridine sahip olduğunu ancak kıyı şeridinden yeterince
faydalanmadığını kaydeden Nevzat Ersan, “Türkiye’nin kıyı şeridinin uzunluğu 7
bin kilometreden fazladır. Bu uzunluğun büyük bir zenginlik içerdiği, ülke ekonomisi açısından destek potansiyeli taşıdığı kuşku götürmez. Ancak soru şudur: Bu
potansiyel yeteri kadar değerlendiriliyor mu? Kıyılarımızın taşıdığı potansiyel ülke
ekonomisine taşınıyor mu? Kıyılarımızın değeri yeteri kadar biliniyor mu? Ne yazık
ki bu sorulara olumlu yanıt veremiyoruz” dedi.
“Kıyı şeridimizin ekonomimize kattığı değer olması gerekenden çok daha
azdır”
Kıyı şeridinin ekonomiye kattığı değeri Avrupa ülkeleriyle karşılaştıran Ersan, “Örneğin 5 bin kilometrelik kıyı şeridine sahip Fransa’nın deniz ve suyolu taşımacılığının
toplam taşımacılıktaki oranı yüzde 50 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 3’tür. Yine
örneğin Fransa’nın 45 milyar dolar, İspanya’nın 41 milyar dolar turizm geliri varken,
Türkiye’nin 16 milyar dolarlık bir geliri bulunmaktadır. Turizmle alakalı istihdam
oranlarında da aynı tablo karşımızdadır. Avrupa Birliği ortalaması yüzde 6 iken, ülkemizde bu oran yüzde 3’tür. Bütün bu veriler şuna işaret etmektedir: Kıyı şeridimizin
ekonomimize kattığı değer olması gerekenden çok daha azdır” şeklinde konuştu.
Özelleştirme politikalarını da eleştiren Ersan, “Türkiye özelleştirme diyarına dönmüştür. Özelleştirme politikaları bütün kamusal değerleri yok ederek uygulanmaktadır” dedi.
Nevzat Ersan konuşmasını şu sözlerle bitirdi “Temel sorun, denizlerimizden ve kıyı-
Son yıllarda kıyıların sadece ticari bir varlık olarak algılandığını belirten Gökçe “Tarihsel süreç içerisinde kara, kıyı, su ve insan ilişkisi her koşulda korunmaya çalışılmıştır. Kıyıların korunması aynı zamanda kıyılarda yaşayan insanların bir yaşam biçimi
olarak da gündeme gelmiştir. Son yıllarda kıyıların ekonomik varlığını sadece ticari
bir varlık olarak gören çevrelerle, kıyıların korunmasını önemseyen çevreler sürekli
olarak bir çatışma alanı içerisinde olmuştur. Özellikle 1980 sonrası dönemde yönetim
sistemine hakim olan neo-liberal ekonomik politikalar, kıyı alanlarımızı da çok uluslu şirketlerin taleplerine açık hale getirmiştir. Kıyılarımıza sadece karadan bakan bir
anlayış hakim olmuş, kıyıları denizden kullanan birçok paydaşın olduğu ne yazık ki
dikkate alınmamıştır” diye konuştu.
Kıyı kentlerindeki nüfus yoğunluğunu, bununla bağlantılı olarak İstanbul’un kıyı ve
kent yönetimini, kentsel dönüşüm politikalarını, 3. Havalimanını, 3. Köprüyü değerlendiren Cemal Gökçe “Açıkçası Merkezi yönetim tüm ülke ve kıyı alanlarında
her türlü yatırımla ilgili planlama ve uygulamaları yapmaktadır. Planlama anlayışı
bütünüyle katılımcı bir anlayışla yapılmaktan uzaktır. Çoğu zaman Merkezi yapı
yerel yönetimleri de dışlayarak tek taraflı olarak karar almaktadır. Sonuç olarak düzenlemiş olduğumuz. Sürdürülebilir bir planlama sürdürülebilir sosyal bir çevrenin
oluşturulması bu Sempozyumun ana halkasını oluşturmaktadır” dedi.
Sempozyum Yürütme Kurulu Bakanı Prof. Dr. Yalçın Yüksel ise konuşmasında
sempozyumun hazırlık sürecinden söz etti ve kıyılarda meydana gelen çevre kirliliğinin diğer canlılara verdiği zararı anlatan kısa bir filim gösterimi yaptı.
Kıyı Mühendisliği Sempozyumlarının hedefinin ülkemizde kıyı yapılarının doğru
planlanması, güncel ve geçerli yöntemlerle tasarlanması ve uygulanması, kıyıların
ekolojik ve doğal değerlerin korunarak kullanılması, kıyı problemlerinin önlenmesi,
iklim değişikliğinin ve kıyılarımıza etkilerinin araştırılması, bütünleşik kıyı alanları
yönetiminin tartışılması, deniz ticaretinin daha ileri düzeylere taşınması gibi bir çok
konuda mühendislik hizmetlerinin en üst düzeye getirilmesi, uzman yetiştirilmesi,
toplum bilincinin geliştirilmesi ve desteklenmesi olduğunu söyleyen Yalçın Yüksel,
sempozyuma toplam 104 bildiri gönderildiğini, bu bildirilerden 87’sinin programda
yer alarak sempozyum kitabına alındığı bilgisini verdi.
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdür
Yardımcısı Aydın Özen, yaptığı kısa konuşmada Sempozyumun başarılı geçmesi
dileklerinde bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan ise, kıyıları korumanın önemine değindi
ve konuyla ilgili yaptıkları çalışmalardan söz etti.
Açılış konuşmalarının ardından oturumlara geçildi. İlk oturumda İMO Kıyı ve Deniz
Mühendisliği Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayşen Ergin, ICCE 2016 (Uluslararası Kıyı
Mühendisliği Sempozyumu 2016) ile ilgili bir sunum yaptı. Ayşen Ergin ayrıca, kıyı
mühendisliğinin tarihini anlattı.
Aynı oturumda Ali Kılıç, Oya Akın ve Ercan Koç tarafından “İstanbul Kenti Kıyı
Alanları Yönetim Planının Hazırlanması Sürecinde Yöntem ve Yaklaşım” başlıklı sunum yapılırken, Gözde Güney Doğan, Gülizar Özyurt Tarakcıoğlu ve Ahmet
Cevdet Yalçıner, “Kıyı Koruma Yapılarının Tsunami Yükleri Altındaki Hasar Mekanizmaları” başlıklı bildiriyi sundu. Sempozuma davetli konuşmacı olarak katılan
Patrick Lynett ise kıyı mühendisliği konusunda bilgiler aktardı.
Sempozyumda geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, Doç. Dr. Murat İhsan Kömürcü de
anıldı. Odamızın Kıyı ve Deniz Mühendisliği Kurulu ile Su Yapıları Kurulu’nda görev
almış olan Doç. Dr. Murat İhsan Kömürcü’nün çalışmaları ve yaşamı Doç. Dr.
Servet Karasu tarafından yapılan sunumla katılımcılarla paylaşıldı.
15 Kasım 2014
Paralel oturumlarla devam eden sempozyum son gün düzenlenen forumla sona erdi.
3
Ne yazık ki bu sorulara olumlu yanıt veremiyoruz. Veremediğimiz gibi kıyılarımızı
talana açan mevzuat değişiklikleriyle karşı karşıya kalıyor, kıyıların kamusal değeri-
Sempozyum öncesi Kıyı Mühendisliği Kursu
İstanbul Şubemiz, sempozyumdan bir gün önce “Kıyı Mühendisliği Kursu” düzenledi. 6 Kasım 2014 tarihinde Şubemizin Karaköy Hizmet Binasında yapılan kursa 75
kişi katıldı.
Gerek mühendislik uygulamalarına gerekse akademik çalışmalara katkı sağlayacak
nitelikte olan kursta, Kıyı Mühendisliği alanında uluslararası düzeyde yapılan araştırmalar hakkında bilgi verildi.
İMO Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Ersan’nın sempozyumda yaptığı konuşmanın tam metni:
Değerli Katılımcılar,
Üniversitelerimizin çok değerli öğretim üyeleri
Saygıdeğer Meslektaşlarım
İstanbul Şubemizin düzenlemiş bulunduğu Kıyı Mühendisliği Sempozyumu’na hepiniz hoş geldiniz.
nin ortadan kaldırıldığını, doğal hayatın yok edildiğini, yapılaşma ve kötü kullanım
nedeniyle kıyılarımızın heba edildiğini biliyoruz
Bu yıl Kıyı Mühendisliği Sempozyumu’nun 8. düzenliyoruz. İlk sempozyum 1996
yılında Samsun şubemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilmişti.
Düşünebiliyor musunuz? Neredeyse bütün limanları özelleştirilmiş, balıkçılığı can
çekişen, turizm gelirleri benzerleriyle kıyaslandığında oldukça gerilerde bulunan,
imara açılması nedeniyle kıyıları betonlaşmış bir ülkeden söz ediyoruz.
Bir başka deyişle Odamız 20 seneye yakın bir süredir kıyı ve kıyı mühendisliği konusunu sempozyum formatında ele almaktadır.
Meslek alanımıza dair gerçekleştirilen bilimsel ve mesleki etkinliklerin Odamızın zaman içerisinde nasıl bir birikim yarattığının, nasıl bir potansiyele sahip olduğunun
göstergesidir.
Örneğin 5 bin kilometrelik kıyı şeridine sahip Fransa’nın deniz ve suyolu taşımacılığının toplam taşımacılıktaki oranı yüzde 50 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 3’tür.
Yine örneğin Fransa’nın 45 milyar dolar, İspanya’nın 41 milyar dolar turizm geliri
varken, Türkiye’nin 16 milyar dolarlık bir geliri bulunmaktadır.
Samsun Şubemizden başlayarak bu değeri yaratan tüm meslektaşlarımıza, bilim insanlarına, üniversitelerimize huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.
Turizmle alakalı istihdam oranlarında da aynı tablo karşımızdadır. Avrupa Birliği ortalaması yüzde 6 iken, ülkemizde bu oran yüzde 3’tür.
İnanıyorum ki 8. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu, şimdiye kadar düzenlenen sempozyumların birikimi üzerinden konuya yeni bir açılım getirecek, daha kapsayıcı, yol
gösterici, ufuk açıcı tartışmaların yaşanmasına vesile olacaktır.
Bütün bu veriler şuna işaret etmektedir: Kıyı şeridimizin ekonomimize kattığı değer
olması gerekenden çok daha azdır.
Değerli Katılımcılar,
“Türkiye’nin Kıyı Sorunları ve Politikası” başlıklı ve 1975 yılında kaleme alınmış makaleden kısa bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.
8. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu’nu düzenleyen, bu meşakkatli işi başarıyla tamamlayan Yürütme Kurulu’na, Düzenleme Kurulu’na, danışma kuruluna ve İstanbul Şubemizin değerli yönetim kurulu üyelerine, tabi ki her işte olduğu gibi bu işin de
görünmez kahramanı olan şube çalışanlarımıza teşekkürlerimizi sunuyorum.
Açık ki Kıyı Mühendisliği Sempozyumu Odamızın gelenekselleşmiş etkinliklerinden
biridir. Konunun hep gündemde olması, hiçbir zaman sıcaklığını yitirmemesi ve Odamızın ısrarının bir tek açıklaması olabilir: Kıyı mühendisliği mesleğimizin önemli alt
disiplinlerindendir ve bu kadar uzun ve değişik özellikte kıyı şeridine sahip bir ülke,
kıyı mühendisliği için kayda değer ve önemlidir.
Değerli Konuklar,
Şurası bir gerçektir ki, Odamız sadece kıyı mühendisliği ile ilgili değil meslek alanımıza dahil hemen her konuda sempozyum, konferans, kurultay, çalıştay düzenlemekte,
mesleki konu ve sorunları bilimsel formatta ele almakta, bilimsel etkinliklerin çıktılarını kamuoyuyla paylaşmaktadır. Odamız bizzat ev sahipliği yaptığı etkinliklerle yetinmemekte, olanakları ölçüsünde her türlü kuramsal üretime destek vermektedir.
Değerli Meslektaşlarım,
Makalede diyor ki: “Yurdumuzda deniz, göl, akarsu kıyılarını toplumun yararlanmasına açık tutacak yasal düzenlemelerin yeterli olmaması, mevcut hükümetlerin uygulamasında görülen aksaklık ve olanaksızlıklar gibi nedenlerle bu yerler gerek kamu
kuruluşları, gerekse özel kişilerce mülk edinilmiştir.”
Görüyoruz ki, aradan 40 yıl geçmiş ne yazık ki sorunlar değişmemiştir. Değişen tek
nokta bulunuyor. Artık kıyı şeridinde kamu kuruluşlarının mülkü bulunmamaktadır. Çünkü neredeyse bütün limanlar ve kıyı bölgeleri özelleştirilerek özel firmaların
kullanımına sunulmuştur.
Sorunların çözülmesini bir kenara bırakalım, sorunların daha da katmerleştiği ortadadır. Ve bu sorun sempozyumumuzda enine boyuna mutlaka tartışılacaktır.
Türkiye özelleştirme diyarına dönmüştür. Özelleştirme politikaları bütün kamusal
değerleri yok ederek uygulamaktadır.
Özelleştirmelerin başladığı ve giderek hızlandığı dönemlerde özelleştirme raporları
hazırlanır, bunlar kamuoyuyla paylaşılırdı.
Odamızın ayırt edici özelliği kuramsal çerçeve ile uygulamadan kaynaklı deneyimi
buluşturan bir kurum olmasıdır.
Maalesef son dönemlerde bu tür raporlar hazırlanmamakta. Çünkü özelleştirilecek
kamusal değerler kalmamıştır.
Buluşmanın tanımlı zemininin bilimsel etkinlikler olması, Odamızı alanında referans kurum haline getirmiştir. Odamız mesleki konularda görüş oluşturmuş, sözünü
bilimsel zeminlerde ifade etmiş, bilimin toplum yararına kullanılması amacıyla olanaklarını seferber etmiştir.
Değerli Katılımcılar,
Değerli Meslektaşlarım,
Sempozyum konularına bakıldığında kıyı konusunun olabilecek en geniş yelpazede
ele alınacağını ve hemen her konuda değerli görüşlere sahip meslektaşlarımız olduğu
anlaşılacaktır ki bu hem Odamız hem mesleğimiz hem de ülkemiz adına sevindiricidir.
İş ki, mesleki konulardaki mevcut potansiyel, mevcut birikim, akademisyenleri ve
uygulamacıları bir araya getiren ve onlara ortak bir tartışma zemini sunan sempozyumlarda ortaya çıkan görüş ve öneriler kamu idaresi tarafından değerlendirilsin, sorun çözümünde geliştirilen alternatif öneriler uygulamaya alınsın.
Değerli Katılımcılar,
8. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu’nda bir araya gelen akademisyenler, merkezi ve
yerel yöneticiler, mühendisler, kamu ve özel sektör çalışanları, konusunda uzman
meslektaşlarımız tarafından, ülkemizde kıyı yapılarının doğru planlanmasından
kıyıların talana açılmasına, kıyıların ekolojik ve doğal değerlerinin korunmasından
iklim değişikliğine, turizm ve balıkçılığın irdelenmesinden deniz ticaretine, nitelikli
mühendislik hizmetlerinden nitelikli eleman yetiştirilmesine kadar pek çok konu ele
alınacak. İş kazaları açısından özel bir öneme sahip kıyı yapıları, işçi sağlığı ve iş güvenliği bağlamında da gündeme gelmesi kaçınılmazdır.
Üzülerek ifade ediyorum ki, bizlerin 1996 yılından bu yana büyük özen göstererek
üzerinde durduğumuz kıyılar ve kıyı yapıları talanın ve özelleştirme cenderesinin
altında heba edilmektedir.
Bu talana nasıl dur diyeceğiz? Sempozyuma katılan değerli bilim insanları, akademisyenler, meslektaşlarımız, spesifik tartışmaların, teknik analizlerin, örnek projelerin paylaşımı ile yetinmeyecek, kıyılarımızın talana açılmasına hep birlikte hayır
diyeceğiz.
Çünkü buna zorunluyuz. Sadece mesleki zorunluluk değildir bu. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın, yurttaş olmanın üzerimize yüklediği sorumluluk duygusudur. Doğa sevgisi, doğal yaşamı koruma güdüsü, kamu yararını savunma bilincidir.
Değerli Konuklar,
Değerli Meslektaşlarım,
Kıyılar her zaman ülke ekonomisinde, sosyal kültürel ilişkilerde etkili olmuş, toplumsal gelişimin tetikleyicisi olarak görülmüş, kıyılar medeniyetlere beşiklik yapmıştır.
Kıyı mühendisliği, medeniyet mühendisliği olarak da adlandırılan inşaat mühendisliğinin alt disiplini olarak vazgeçilmezliğini ve önemini ilan etmiş, meslek alanımızın
odak noktasına oturmuştur.
Temel sorun, denizlerimizden ve kıyılarımızdan insanlığın geleceği adına yararlanılırken, doğal dengenin, ekolojik sisteminin korunup korunmadığıdır. Kıyı mühendisliğinin önemi işte bu noktadadır.
Değerli Katılımcılar,
Değerli Konuklar,
Türkiye’nin kıyı şeridinin uzunluğu 7 bin kilometreden fazladır. Bu uzunluğun büyük bir zenginlik içerdiği, ülke ekonomisi açısından destek potansiyeli taşıdığı kuşku
götürmez.
Konuşmama son verirken, sempozyum için emek veren herkese, başta İstanbul Şubemizin değerli yöneticilerine, değerli akademisyenlere, görüşlerini bizlerle paylaşacak
bilim insanlarına bir kez daha teşekkür ediyor, Oda yönetim Kurulumuzun başarı
dilekleriyle, saygılar sunuyorum.
Ancak soru şudur: Bu potansiyel yeteri kadar değerlendiriliyor mu? Kıyılarımızın
taşıdığı potansiyel ülke ekonomisine taşınıyor mu? Kıyılarımızın değeri yeteri kadar
biliniyor mu?
4
15 Kasım 2014
TMMOB, Ermenek maden faciası üzerine bölgede incelemede bulundu
31 Ekim 2014 tarihinde Olgunlar Sokak’taki Madenci Anıtı önünde kitlesel bir basın
açıklaması düzenlendi. Çok sayıda TMMOB üyesinin katıldığı açıklama, TMMOB
Yürütme Kurulu Üyesi Mehmet Torun tarafından yapıldı.
İşçiler Ölüyor, İktidar Seyrediyor!
Ermenek’te 28 Ekim 2014 tarihinde yaşanan maden faciasını yerinde incelemek
üzere; TMMOB Yürütme Kurulu Üyesi Mehmet Torun, TMMOB İşçi Sağlığı ve
İş Güvenliği Çalışma Grubu Başkanı Bedri Tekin ile Maden Mühendisleri Odası
yöneticileri aynı gün bölgeye giderek incelemelerde bulundu.
Ermenek Faciası Olay Yeri Ön Raporu şöyle:
Ermenek Faciası Olay Yeri Ön Raporu
Karaman ili Ermenek ilçesi Güneyyurt beldesine bağlı Pamuklu köyü Cenne mevkiinde 28 Ekim 2014 tarihinde saat 12:15 civarında Has Şekerler Madencilik isimle
özel şirkete ait yeraltı kömür ocağında meydana gelen su baskını sonucu 18 işçi su
altında kalmıştır.
Olayın duyulmasından sonra, Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Torun, TMMOB İşçi
Sağlığı ve İş Güvenliği Çalışma Grubu Başkanı Bedri Tekin, Maden Mühendisleri
Odası yetkilileri ve uzmanları ile birlikte Ermenek’e hareket edilmiştir.
Olay yerine ulaşıldığında meslektaşlarımızla ve Enerji Bakanı ile görüşülerek olay
hakkında bilgi alınmıştır. İşletmenin imalat haritası ve gaz ölçüm sensörleri sonuçları incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
Arama ve kurtarma çalışmaları nedeniyle yeraltına inilememiştir. Ekip, 29 Ekim
2014 tarihinde Ankara’ya dönmüştür.
Yapılan değerlendirmeler ve alınan bilgiler ışığında; önceden üretim yapılmış - eski
imalat - olarak tabir edilen alanda yüzey suları ve yeraltı suları nedeniyle birikmiş
olan yaklaşık 10.000 metreküp suyun üretim yapılan ve işçilerin çalıştığı galerilere
hızla dolduğu tespit edilmiştir. Muhtemelen; eski imalat denilen bölgeye çok yakın
çalışıldığı, formasyonun dayanıklılığının zayıfladığı bölgenin birikmiş su basıncı
nedeniyle yırtılarak boşalma olduğu düşünülmektedir.
Olayın meydana geldiği vardiyada galerilerde patlatma yapılmadığı bilgisi alınmıştır. Daha önce de havzada benzer su baskınları yaşandığı bilgisi edinilmiş, eskiden
çalışılmış alanların -eski imalat haritalarının- planlara işlenmediği görülmüştür.
Sensör sonuçları, olay günü saat 11:00 ile 15:00 aralığında incelenmiştir. Ölçülebilen CO,CO2,CH4,O2 ve hava hızı değerleri incelenmiştir. Değerlerde herhangi bir
anormallik görülmemiştir. Sadece hava hızı olay anında normalden 1.5 kat yüksek
tespit edilmiştir. Bunun nedeni olarak, hızla boşalan ve galerilere dolan suyun
basıncı sonucu hava hızının kısa süreli yükseldiği kanaatine varılmıştır. Boşalan su
ile birlikte gaz kokusu geldiği de kurtulan işçilerin ifadelerinden anlaşılmaktadır. Bu
gazın, hidrojen sülfür (H2S) gazı olma olasılığı yüksektir. Eski imalatlarda bulunan
ve kömür içindeki kükürt ile ağaç çürükleri sonucu oluşan gazın niteliğini ve miktarını ölçme şansı olmamıştır. Ocaktan tahliye edilen suyun pis olması, içinde kömür,
tahkimat olarak kullanılan ağaç parçaları bulunması da eski imalat boşluklarında
zamanla biriken su olma olasılığını güçlendirmiştir. Ancak, bu suyun analizini yapmak o anda mümkün olmamıştır.
Arama kurtarma operasyonunda organizasyon bozukluğu gözlemlenmiştir. Olay
yerine pek çok ilden itfaiye araçları, balıkadamlar, ambulanslar ve helikopter sevk
edilmiştir. Ancak, yer altı işletmelerinde kurtarma operasyonları özel bilgi, deneyim
ve birikim gerektirdiği için hızla hareket etme zorunluluğu başarılamamıştır. Ayrıca, pompa ve boru gibi gerekli ancak basit malzemeler de Kütahya ve İstanbul gibi
illerden temin edilmiş bu da belli bir zaman kaybına neden olmuştur.
Ocak imalat haritalarının incelenmesi sonucu, 18 işçinin yaklaşık 35 metre yüksekliğinde “şlam” diye tabir edilen su-malzeme karışımının altında bulundukları
düşünülmektedir.
İşçilere ulaşma çalışmalarının belirttiğimiz nedenlerle uzayabileceği tahmin edilmektedir.
TMMOB: İşçiler Ölüyor, İktidar Seyrediyor!
Karaman Ermenek’te 28 Ekim 2014 tarihinde meydana gelen maden faciası üzerine
Soma Katliamının acıları henüz taze iken, bir acı haber de Ermenek kömür ocaklarından geldi. 28 Ekim 2014 tarihinde saat 12:00 sularında maden işçilerinin yemek
molası verdiği saatlerde, önceden üretim yapılmış - eski imalat - olarak tabir edilen
alanda birikmiş olan yaklaşık 10.000 metreküp su, üretim yapılan ve işçilerin çalıştığı bölgelere dolmuş ve 18 maden emekçisi su altında kalmıştır. Olay anından bu
ana kadar yaklaşık olarak 72 saat geçmesine rağmen, işçilerin bulunduğu tahmin
edilen bölümlere ve işçilere ulaşılamamıştır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği
Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden bugüne kadar yaşananlarla, kanunun ve uygulamalarının sloganı olarak belirlenen “Güvenle Büyü Türkiye” sözü “İşçi Mezarlığı
Türkiye” söylemine dönüşmüştür.
Soma katliamının hemen ardından, başlangıçta 16 madde olarak hazırlanan ve kısa
sürede tamamlanarak yürürlüğe sokulması planlanan “Soma Yasası”, ancak 5 ay
sonra ve yaklaşık 160 maddeye ulaşan bir torba yasa olarak çıkarılmıştır.
Yasa, yeraltı maden işçilerinin ücretleri ve çalışma saatlerinde kısmi düzenlemeler
dışında, böyle katliamların bir daha yaşanmaması için dersler çıkarılacak hiçbir
metin içermemektedir. Bu torba yasa ile aslında maden emekçilerine; “eğer şanslı
isen, patronun işyerini kapatma blöfünü çekmemişse ve çalışmaya devam ediyorsan, servis ve yemek ücretini cebinden ödeyip iki asgari ücretle ölmeye devam et”
denmiştir.
Ermenek faciasından sonra kamuoyuna yansıyanlar; işveren baskısı, işçilerin açlık
veya madende ölme ikilemi arasında kalarak köle gibi çalıştırılması olmuştur. 12
yıllık AKP iktidarı ile daha da pervasızlaşan sermaye ve iktidarı, işçilerin, emekçilerin kanı üzerinden beslenmeye devam etmektedir. AKP iktidarının sadık sürdürücüsü olduğu neoliberal politikalar ve uygulamalar bu iş cinayetlerinin başlıca
nedenidir. Ucuz işgücü ve emek sömürüsü üzerine kurulmuş sermaye birikim
modeli sürdürüldüğü müddetçe bu katliamlar devam edecektir. Bu vahşi kapitalizm
uygulamalarına bir an önce son verilmelidir.
TMMOB ve bağlı odalarımız, bugüne kadar halkımızın yaşamını olumsuz olarak
etkileyen tüm yasa ve uygulamalara karşı bilim ve tekniğin ışığında önerilerde
bulundu ve iktidarı uyardı. Ancak bu uyarılar siyasi iktidar tarafından asla dikkate
alınmadı.
Şimdi herkes iyi anladı:
Bu ülkede işçi sağlığı ve iş güvenliği sistemi bugün itibarı ile tümüyle çökmüştür!
Her zaman söyledik, yine söylüyoruz:
İş cinayetlerinin, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçilebilmesi için
işyerlerinde “önce insan, önce sağlık, önce iş güvenliği” anlayışı yerleştirilmelidir.
Cinayetlerin sorumluları işyerinde gerekli tedbirleri almayan işverenler, yasal düzenlemeleri ve ikincil mevzuatları olması gerektiği gibi hazırlamayanlar ve gerekli
denetimleri yapmayan ilgili bakanlıktır.
Çalışma hayatının yeniden düzenlenmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, işçi
ölümlerinin durdurulması için mücadele etmek, kendini emekten yana konumlandıran TMMOB’nin tarihi görevidir. Bu görevi yerine getirme bilinciyle TMMOB; iş
cinayetleri ve işçi ölümlerini ülkemizin sosyo-ekonomik ve demokrasi sorunları ile
birlikte bir bütün olarak ele almakta, insanca çalışma koşullarının oluşturulmasını
insanca yaşama hakkı ve talepleri ile birleştirerek sorunun çözümü için yapılabilir,
gerçekçi önermelerde bulunmaktadır. Siyasi iktidar, TMMOB’nin ve bağlı odalarının sözünü dinlemek, algılamak ve daha önemlisi hayata geçirmek zorundadır.
İş cinayetleri kader değildir!
İş cinayetleri engellenebilir, yeter ki bilimin ve tekniğin gereği yapılsın!
Yeter ki; her çalışmanın öznesi insan ve yaşam olsun!
Biz iyi biliyoruz:
Bu cinayetlerin son bulması, ancak ve ancak işçilerin, emekçilerin ve tüm halkımızın kendilerini ilgilendiren tüm konularda söz, yetki ve karar hakkının olduğu eşit,
özgür ve demokratik bir Türkiye ile mümkündür.Siyasi iktidara ve temsilcilerine bir
kez daha söylüyoruz.En azından ahlaki olarak ve sorumluluklarınız gereği derhal
görevlerinizi terk ediniz.
Kaza değil cinayet, kader değil katliam!
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği
TMMOB, DİSK, KESK ve TTB yöneticileri hakkında 1 Mayıs’ta halkı Taksim’e çağırdıkları
gerekçesiyle dava açıldı
1 Mayıs 2014 kutlamaları için “Valiliğin yasaklamasına rağmen Taksim’e çağrı
yaptıkları” gerekçesiyle TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı,
DİSK Başkanı Kani Beko, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, KESK Başkanı
Lami Özgen ve Dönemin TTB Merkez Konseyi Başkanı Ahmet Özdemir Haktan
hakkında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten dava açıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu
tarafından hazırlanan iddianameye göre, sanıklar 2911 Sayılı Yasanın 27, 34 maddeleri, TCK’nın 53. maddesi gereğince yargılanacaklar.
15 Kasım 2014
Şubelerden haberler
Adana’da İktisatçı-Yazar Mustafa Sönmez’le söyleşi
Ankara’da Mesleğe Merhaba etkinliği
Adana Şubemiz, inşaat sektöründeki gelişmeleri ve sorunları İktisatçı-Yazar
Mustafa Sönmez’in konuşmacı olarak katıldığı “Daralan Kriz Çemberinde Konut ve İnşaat” başlıklı söyleşide değerlendirdi.
Söyleşi, 25 Ekim 2014 tarihinde Seyhan Belediyesi Seyhan Kültür Merkezi’nde
gerçekleştirildi. Şube Başkanı Nazım Biçer’in moderatörlüğünü yaptığı söyleşide,
sermaye birikiminin ana lokomotifi inşaat yatırımlarının son 12 yılda hız kazanmasına karşılık sağlıklı barınma koşulları sağlanmamasının nedenleri ve inşaat
yatırımlarında bir tıkanma olup olmadığı irdelendi.
Mustafa Sönmez, AKP döneminin lokomotif sektörü olan inşat sektöründe
tempo düşüşünün iyice belirginlik kazandığını belirtti. Sönmez, “Yüzde 35 kadarı
devlet (merkezi hükümet, belediyeler vb) , üçte ikisi de özel sektörce, konut ağırlıklı olmak üzere, gerçekleştirilen inşaat yatırımlarında, 2014’ün ilk yarısındaki
büyüme, önceki 4 çeyreğin gerisinde kaldı ve yüzde 3’e kadar düştü” dedi.
Mustafa sönmez sorunun konut satışlarındaki düşüşten kaynaklandığına dikkat
çekti. Sönmez “İnşaat yatırımlarında tempo düşüşünün, belli bir direnç gösterse
de, konut yatırımlarından, üretilen konutların satışının yavaşlamasından kaynaklandığı gözleniyor. Konuta talepteki düşüşün ise döviz-faiz politikaları ile ilgisi
var” diye konuştu.
Ankara’da emekli mühendislerle toplantı
Ankara Şubemiz, mesleki alanda bilgi, görgü ve tecrübelerin genç kuşaklara aktarılması, teknik konularda proje üretilmesi, araştırma ve inceleme yapılması, Oda
– üye ilişkilerinin geliştirilmesi konularını değerlendirmek için emekli üyeleriyle
buluştu. 1 Kasım 2014 Cumartesi günü İMO KKM’de gerçekleştirilen toplantıya
ve kokteyle çok sayıda emekli üye katıldı.
Toplantı İMO Ankara Şubesi Başkanı Selim Tulumtaş’ın açılış konuşması ile
başladı. Toplantıya katılanlara teşekkür eden Tulumtaş, bu tür bir toplantı fikrinin temel olarak 2011’de yapılan İMO Ankara Şubesi’nin profil çalışması sırasında yapılan görüşmelerde elde edilen verilerden doğduğunu belirtti. Bu çalışmada
üyelere emekli olup olmadığına, emekli olduktan sonra çalışıp çalışmadığına
dair soruların da sorulduğunu belirten Tulumtaş, alınan cevaplarda emekli olan
üyeler içerisinde emekli olduktan sonra çalışmayan ve iş de aramadığını söyleyen
oranının hayli yüksek olduğunu, bunun da tamamen inşaat mühendisliği mesleği
ile olan ilişkilerinin kopmuş olduğu gibi bir görüntüye neden olduğunu söyledi.
İnşaat mühendisliğinden emekli olunmaması gerektiğini söyleyen Tulumtaş, bu
ülkeye olan sorumlulukları gereği elde ettikleri bilgi, tecrübe ve deneyimi bir şekilde kullanmak durumunda olduklarını, İnşaat Mühendisleri Odası’nın bu üyelerimizle birlikte olmasına ilişkin istek ve taleplerini üç başlık altında topladıklarını
belirtti. Mesleki anlamda bilgi, görgü ve tecrübelerin genç kuşaklara aktarılması;
teknik konularda proje üretilmesi, araştırma-inceleme yapılması ve Oda-üye
ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda deneyim ve birikimlerin bir şekilde paylaşılmasını talep ettiklerini söyleyen Tulumtaş, toplantının bir formatı olmadığını ve
yöntemin belirtilecek görüş ve önerilerle şekilleneceğini kaydetti.
Toplantıda Selahattin Bayram, Fatma Ülker Yetkin, Hulki Uyar, Fehmi Toptaş, Aydın Pelin, Mehmet Coşkun, İbrahim Helvacı, Cengiz Bacak, Yusuf
Gökçen, Şeref Şenoğuz, Sami Yılmaz ve Erdoğan Çeçen söz alarak görüşlerini
paylaştı. Genç mühendislerle buluşarak deneyimlerini aktarmaya açık olduklarını
belirten emekli üyeler, anı ve deneyimlerini aktaracakları etkinlikler düzenlenmesine yönelik olarak bir çalışma grubu oluşturulması önerisinde birleştiler.
Ankara Şubemiz, mesleğe yeni katılan üyeleri tebrik etmek, dayanışmayı pekiştirmek, meslektaşların birbirleriyle iletişimini güçlendirmek ve temel mesleki konularda bilgi aktarımını sağlayabilmek için 8 Kasım 2014 Cumartesi günü Mesleğe
Merhaba etkinliği düzenledi.
İMO Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlik, İMO Ankara Şubesi
Başkanı Selim Tulumtaş’ın açılış konuşması ile başladı. Zor bir eğitim süreci
sonrasında alınan diplomalarla inşaat mühendisliği unvanına, inşaat mühendisleri
odasına üye olarak da ülkemizde inşaat mühendisliği alanında mesleki faaliyette
bulunmaya hak kazandıklarını söyleyen Tulumtaş, meslek hayatları boyunca
türlü zorlukların beklediğini, her türlü zorluğun aşılmasının yegâne yolunun ise
ortak akıl ile birlikte hareket olduğunu belirtti.
Tulumtaş sözlerine “İşte tam da bu noktada İnşaat Mühendisleri Odası’nın inşaat
mühendisliği alanında ortak akıl ile ortak hareket kültürünün yaratılacağını vurgulanacağı, birlikte düşünülüp zorlukların birlikte aşılacağı yer olduğunu sizlere
tekrar hatırlatmak isterim. Değerli meslektaşlarım bir meslek odasının gücü ortak
akıl ile ortak hareket ihtiyacını hisseden tüm üyelerinin odaya ilgisi ve bu kültürü
geliştirmek için ortaya koyacakları emekle doğru orantılıdır. Bu bağlamda inşaat
mühendislerinin İnşaat Mühendisleri Odası’na ihtiyacı kadar, İnşaat Mühendisleri Odası’nın da sizlerin düşünce öneri ve emeklerine ihtiyacı vardır. Sizlerin
de emeklerinizle odamıza katlı koyacağınıza tüm kalbimle inanıyorum. Bizleri
burada bir araya getiren ortak özelliklerimizi hatırlatarak sözlerimi sonlandırmak
istiyorum. Burada bir arada olmamızı sağlayan birinci ortak özelliğimiz hepimizin inşaat mühendisi oluşudur. İkinci ortak özelliğimiz ise inşaat mühendisleri
odasına kayıt olurken imzaladığımız forumda yer alan yeminimizdir. Bu yemini
bir kez daha hepimiz adına okumak istiyorum; Bana verilen mühendislik unvanına daima layık olmaya, onun bana sağladığı yetki ve yüklediği sorumluluğu
bilerek, hangi şartlar altında olursa olsun onları ancak iyiye kullanmaya, yurduma
ve insanlığa yararlı olmaya, kendimi ve mesleğimi maddi ve manevi alanlarda
yükseltmeye çalışacağıma namusum üzerine yemin ederim. Bu yeminimize bağlı
kalarak her türlü zorluğu birlikte aşacağımıza olan inancımla sizleri tekrar saygı
ve sevgi ile selamlıyorum” diye devam etti.
Tulumtaş’ın ardından İMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Aysel Duru
İnşaat Mühendisleri Odası’nın tanıtımını yaptı. Eğitimler, etkinlikler ve komisyonlar hakkında bilgi veren Duru, Genç Mühendisler Çalışma Grubu nedir, ne
zaman kurulmuştur, grubun amacı ve neler yaptığını anlattı. Duru, odayı tanıtan
sunumunun ardından kamuda mühendislik üzerine sunum yaptı.
Duru’nun ardından sırasıyla Özlem Kaya “Proje Mühendisliği”, Emrah Alp
“Şantiye Mühendisliği”, Mahir Kaygusuz “İş Sağlığı ve Güvenliği”, Onur Bayrak ise “Mühendislikte Hak ve Sorumluluklar” başlıklı sunumları gerçekleştirdi
ve gelen soruları yanıtladı.
Sunumların ardından mesleğe yeni katılan üyelere rozet ve belgeleri verildi. Etkinlik kokteyl ile devam etti.
5
6
15 Kasım 2014
Şubelerden haberler
Ankara’da Netcad Yol Projelendirme Eğitim Programı
Ankara Şubemiz, 25 Ekim 2014 Cumartesi günü İMO Kongre ve Kültür Merkezi’nde
“Netcad Yol Projelendirme Eğitim Programı” kursu başlattı. Toplam 24 saat devam
eden ve 18 kişinin katıldığı kursun eğitimini İnş. Müh. Özgür Can Özdemir veriyor.
Özdemir kurs süresince; yatay güzergah (geçki) tanımlama, serbest veya AASHTO
standartlarında kurp yarıçapı, dever tanımlama ve genişletme işlemleri, detaylı enkesit alım işlemleri, Netcad’in veri üretimine yönelik gelişmiş fonksiyonları sayesinde,
CAD yapısında farklı özelliklerde veri üretimi ve editing işlemi, boy profil ve düşey
güzergah (kırmızı kot) tanımlama, tip kesit editörü, platform, tünel vb… oluşturma,
TCK ve araştırma raporlarına göre şev uygulaması, sıyırma, diş kazası, kafa ve topu
hendeği oluşturma, kübaj hesapları ve brükner dengelemesi işlemleri, spiral işlemeleri, sanat yapılarının oluşturulması, şevli kotlu plan, plan- profil paftalama ve enkesit
çizimi işlemleri, çıktı ve metrajların standartlara uygun olarak hesaplanması, proje
versiyonlama ve değişikliklerin uygulanması, alternatiflerin karşılaştırılması (metrikler), projelerin 3D sunumu ve google earth’e aktarımı konularında bilgi verdi.
Bursa’da seminer ve eğitim
Bursa Şubemiz, üyelere yönelik seminer ve eğitim programı düzenledi.
“Şantiyelerde İş Sağlığı ve İş Güvenliği” konulu seminer, 24 Ekim 2014 Cuma günü
yapıldı. Seminere konuşmacı olarak A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı İnş. Müh. Yavuz Bahadır Aksoy katıldı.
Probina Orion Sertifika Eğitimi ise, 13-28 Ekim 2014 tarihleri arasında düzenlendi. 16
saat olarak düzenlenen eğitimin dersleri İnş. Yük. Müh. Burçin Şahinalp tarafından verildi.
Çanakkale’de meslek içi eğitim semineri
Antalya’da su yönetimi semineri
Antalya Şubemiz, suyun öneminin giderek arttığı ve su savaşları senaryolarının yazıldığı günümüzde, “Türkiye’nin Su Yönetimindeki Değişim” başlığıyla bir seminer
düzenledi.
Seminerin açılış konuşmasını yapan İMO Antalya Şube Başkanı Dr. Cem Oğuz,
inşaat mühendisliğini bekleyen tehlikeler ve sorunlar hakkında değerlendirmelerde
bulundu.
Çanakkale Şubemiz, 1 Kasım 2014 tarihinde “Zemin Etüdü ve İyileştirme Yöntemleri ile Çelik Yapılarda Projelendirme Kriterleri ve Uygulamaları” başlıklı meslek içi
eğitim semineri düzenledi.
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülgün Yılmaz ve Dr. Kıvanç
Taşkın’ın sunumları ile düzenlenen seminere çok sayıda üye katıldı.
Çanakkale’de teknik gezi
Dr. Cem Oğuz, “ Türkiye’nin ne kadar inşaat mühendisine ihtiyacı olduğu hesaplanmadan, İnşaat mühendisliği eğitimi veren 112 Üniversitede 13 bin öğrenci alındığını,
bu sayının yaklaşık 45 bin teknik öğretmen ile silahlı kuvvetler istihkam subaylarına
inşaat mühendisliği unvanı verilmesiyle kontrolsüz bir şekilde artırıldığını, önümüzdeki 10 yılda Cumhuriyetimizin kurulduğu günden beri ulaşılan sayı kadar meslek
mensubunu aramıza katılacağını, sahte mühendislerin türeyeceğini ve ciddi bir işsizlik tehlikesi ortaya çıkacağını” söyledi.
Seminerde bir sunum yapan Su Politikaları Uzmanı Dursun Yıldız ise “Ezber
bozulduğu zaman çuvallayan ülkeler, 21. Yüzyılda yürüyemezler. Su, gıda ve enerji
içi içe. Bunun için suyu iyi yönetmek gerekiyor. Suyu iyi yönetmek için de bir beyaz
sayfaya ve radikal bir düşünce devrimine ihtiyaç var. Orman ve Su işleri bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’de su kayıplarının %41 olduğunu ifade etti. Yani kaynağından 100
birim su alıyorsunuz, bunun 41 birimini musluktan akıtamıyorsunuz. Bu itiraf bile
Türkiye’de suyun yönetilemediğinin göstergesidir.
Havzalarda 1000 gölet, 2000 HES yapınca Türkiye’nin su kaynaklarını nasıl yöneteceksiniz? Ekolojik denge çarkı döngüsünde denge bozulunca ekolojik sistemde su
yönetimini nasıl yapacaksınız?
Türkiye’nin idari yönetim sistemi oturmadan su yönetim sistemi oturmaz. Suda
öncelik doğanındır. Doğaya rağmen insan eliyle yaratılan afetlerin önüne geçilemez.
Maden sahalarında yeraltı suyu büyük tehlike yaratıyor. Karaman’da ekmek parasına
kömür karası, kömür karasına su karıştı. Maden uğruna maden emekçilerimiz yeraltında kaldı. Acılarını paylaşıyor, yakınlarına ve tüm ulusumuza başsağlığı diliyoruz”
diye konuştu.
Çanakkale Şubemiz, Gebze - Orhangazi - İzmir Otoyol Projesi İzmit Körfez Geçişi
Asma Köprüsüne teknik gezi düzenledi.
Türkiye’deki büyük inşaat projelerine yönelik teknik gezilerine devam eden Çanakkale Şubemiz, bu kapsamda Karayolları Genel Müdürlüğünce Yap- İşlet - Devret
modeli ile yapım çalışmaları devam eden Gebze - Orhangazi - İzmir otoyol projesi
İzmit Körfez geçişi asma köprüsüne teknik gezi düzenledi.
25 Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirilen geziye, Şube Yönetim Kurulu ile çok sayıda
üyemiz katıldı.
Gezide, yetkililerden proje hakkında bilgi alındı.
15 Kasım 2014
7
Şubelerden haberler
Erzurum’da “Geoteknik Mühendisliği Uygulamalarında Modelleme ve Tasarım” semineri
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde ve İzmir
Ekonomi Üniversitesi’nde tanışma toplantısı
İzmir Şubemiz, İnşaat Mühendisliği Bölümü 1. Sınıf öğrencileriyle tanışmak ve gençİMO hakkında bilgi vermek amacıyla 24 Ekim 2014 tarihinde İzmir Yüksek Teknoloji
Enstitüsü’nde ve 6 Kasım 2014 tarihinde İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde tanışma
toplantısı düzenledi.
Erzurum Şubemiz, 30 Ekim 2014 tarihinde “Geoteknik Mühendisliği Uygulamalarında Modelleme ve Tasarım” başlıklı semineri gerçekleştirdi.
Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi Mavi Salonda gerçekleştirilen seminere üyelerimizin yanı sıra çok sayıda genç-İMO üyesi katıldı.
Konya Karatay Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Özcan Tan tarafından
verilen seminer sonunda İMO Erzurum Şube Başkanı İlhan Tohumcu, Prof. Dr.
Özcan Tan’a plaket takdim etti.
Şube Yönetim Kurulu Üyeleriyle birlikte genç-İMO üniversite ve sınıf temsilcilerinin
katıldığı toplantıda, genç-İMO’nun önceki dönemlerde yürüttüğü çalışmalarla ilgili
sunum yapıldı.
Tahsin Vergin mezarı başında anıldı
İstanbul’da Ruşen Çakır’la söyleşi
6 Kasım 2010 tarihinde kaybettiğimiz Eski İzmir Şube Başkanımız Tahsin Vergin
ölüm yıldönümünde mezarı başında ve Karşıyaka Tahsin Vergin Parkı’nda anıldı.
Tahsin Vergin Parkı’ndaki anıtın yanına Karşıyaka Belediyesi tarafından bir çınar
ağacının dikiminin de yapıldığı törene İMO İzmir Şube Yönetim Kurulu, üyelerimiz
ve Tahsin Vergin’in ailesi katıldı.
İzmir Şube, 20. Yapı Fuarı’nda stant açtı
İstanbul Şubemiz, “Cumartesi Söyleşileri” kapsamında Gazeteci-Yazar Ruşen
Çakır’ın konuşmacı olduğu bir söyleşi gerçekleştirdi.
25 Ekim 2014 tarihinde şube Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşi “Demokrasi ve İnsan Hakları Bağlamında Sınırımızdaki Sıcak Savaşın Ülkemize EtkileriYolsuzluk, Hukuksuzluk, Yargı Bağımsızlığı ve Demokrasiye Bakış” başlığı altında
düzenlendi. Söyleşiye çok sayıda üye katıldı.
İstanbul’da seminerler
İzmir Şubemiz, 6-9 Kasım 2014 tarihleri arasında İzmir Uluslararası Fuar Alanında
düzenlenen 20. Yapı Fuarı’na katıldı.
İzmir Şubemizin Fuarda açtığı stantta, ziyaretçilere Odamız ve Şube çalışmaları
hakkında bilgiler verildi, şube tarafından hazırlanan broşürler dağıtıldı.
İzmir’de Ahşap Yapıların Tasarımı Semineri
İstanbul Şubemiz, “Ürün Tanıtım Seminerleri” ve “Şantiye Mühendislerine Yönelik
Seminerler” kapsamında bazı eğitimler gerçekleştirdi.
Ahşap yapılarla ilgili seminer, “Avrupa Normları: Eurocode 5: TS EN 1995-1-1, Ahşap
Yapıların Projelendirilmesi Bölüm 1-1: Genel Kurallar ve Bina Kuralları Ahşap Statiği”
başlığıyla 20 Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirildi.
Diğer ürün tanıtım semineri “ABS Yapı Elemanları” başlığıyla 27 Ekim 2014 tarihinde
düzenlendi.
Şantiye mühendislerine yönelik “Binalarda Isı Yalıtım Kuralları ve Uygulamaları” başlıklı seminer, 27 Ekim 2014 tarihinde yapıldı. Seminerin eğitimi İnş. Müh. Güneş
Yüzügür tarafından verildi.
İzmir Şubemiz, ürün tanıtım seminerleri kapsamında “Ahşap Yapıların Tasarımı”
konulu semineri 27 Ekim 2014 tarihinde şube hizmet binasında gerçekleştirdi.
Seminerde Yrd. Doç. Dr. Cenk Üstündağ tarafından “Ahşap Yapıların Tasarımı:
Genel Kurallar ve binalara uygulanacak kurallar (Eurocode 5)”, firma yetkilisi Ferit
Bayrak tarafından “Program Sistemlerinin Kullanımı – Örnek Çizimler” başlıklı
sunumlar yapıldı.
8
15 Kasım 2014
Şubelerden haberler
İzmir’de “Çevresel Etki Sınıfları İçin Beton
Tasarımı” semineri
Bitlis Temsilciliği depremzede öğrencileri unutmadı
İzmir Şubemiz, “TSEN 206’ya Göre Çevresel Etki Sınıfları İçin Beton Tasarımı” konulu semineri 30 Ekim 2014 Perşembe günü İzmir Şubemizde gerçekleştirdi. Üyemiz
İnş. Müh. İrfan Kadiroğlu’nun sunduğu seminerde beton ve durabilite hakkında
genel bilgiler verildikten sonra çevresel etkilere karşı uzun ömürlü beton tasarımı
konusu değerlendirildi.
genç-İMO Mersin Toros Üniversitesi’nde stant açtı
Van Şubemize bağlı Bitlis Temsilciliğimiz, Van’da 23 Ekim 2011 tarihinde yaşanan
depremden dolayı, Tatvan ilçesine yerleşen aileleri ve depremzede öğrencileri unutmadı.
Bitlis Temsilcimiz Cengiz Şahin, Tatvan İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Yüzer
ile 22 Ekim 2014 tarihinde ilçedeki okulları gezerek depremzede öğrencilerin eğitim
durumu hakkında bilgi aldı ve öğrencilere hediye verdi.
Ziyarette bir konuşma yapan Cengiz Şahin, “Van depreminin 3. yıl dönümü dolayısıyla düzenlediğimiz anma programı kapsamında, depremden dolayı yerlerini ve
yurtlarını terk etmek zorunda kalarak Tatvan’a yerleşen aileleri ve öğrencileri ziyaret
ettik. Van’dan gelip, Tatvan’daki okullarda eğitimlerine devam eden kardeşlerimiz,
evleri ve okulları hasar gördüğü için buradalar. Çalışkan olduklarını ve eğitim durumlarının da iyi olduğunu öğrendik. Okullarda çok sıcak ve güzel bir aile ortamı var.
Ayrıca öğrencilere değer verildiğini görmek bizi mutlu etti. Türkiye, deprem kuşağında yer alan bir ülke. Amacımız herkese deprem bilincini ve algısını aşılayabilmek.
Herkesin bu konuda sağduyulu olmasını istiyoruz. İnsanlara mezar değil, yaşanılabilecek mekanlar oluşturulmasını diliyoruz” dedi.
Mersin Toros Üniversitesi genç-İMO üniversite ve sınıf temsilcileri, bu yıl üniversite
eğitimine başlayan öğrencilere genç-İMO’yu tanıtmak amacıyla stant açtı.
genç-İMO ve Odamızla ilgili broşür ve yayınların bulunduğu etkinliğe İMO Mersin
Şube Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Burak Antmen ve Toros Üniversitesi İnşaat
Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Çakıroğlu da katıldı.
Van ve Bitlis’te deprem sergisi
Oda olarak “Deprem ve Depremzedeleri Unutmadık” sloganıyla resim ve fotoğraf
sergisi düzenlediklerini de hatırlatan Şahin, bu uygulamalarla insanları deprem konusunda bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye çalıştıklarını ifade etti.
Abdullah Yüzer ise Oda tarafından düzenlenen bu ziyaretin bir nebze de olsa depremin acısını dindirdiğini ve çok anlamlı olduğunu dile getirdi.
Depremde evi hasar gören ve Tatvan’a yerleşerek yaşamını sürdüren Nebi Güzel de
ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Deprem sonrası Adana’ya gittiklerini
ve yaklaşık üç ay kaldıktan sonra, Tatvan’a yerleştiklerini anlatan Güzel, “Gelip buraya yerleştik. Şimdi kiralık bir evde oturuyoruz. Serbest iş yapıyorum. Dördü öğrenci
beş çocuğuma, bir gelecek sağlamaya çalışıyorum” diye konuştu.
Van Şubemiz ve şubeye bağlı Bitlis Temsilciliğimiz, Van depreminin üçüncü yıl dönümü nedeniyle deprem sergisi düzenlediler.
Van Şubemiz, 23 Ekim 2014 tarihinde sergi açılışını gerçekleştirdi. Sivil toplum örgütü temsilcilerinin de destek verdiği açılışta bir basın açıklaması da düzenlendi.
Bitlis Temsilciliğimizin 23 Ekim tarihinde açılışını yaptığı sergi ise 24 Ekim 2014 tarihine kadar açık tutuldu. Temsilciliğin, Tatvan’da Yeni Çarşı İş Merkezi zemin katında
düzenlediği fotoğraf sergisi vatandaşların büyük ilgisiyle karşılaştı.
TMMOB İnşaat Mühendisleri
Odası Adına Sahibi
Nevzat Ersan
Yazı İşleri Müdürü
Zeki ERGİNBAY
Zeki ERGİNBAY
(1976-1977)
Bülent Tatlı
Yönetim Yeri: TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Necatibey Cad. No: 57 06440 Kızılay / Ankara
Tel: 0.312.294 30 00 Faks: 0.312.294 30 88 E-Posta: [email protected] Web: www.imo.org.tr
15 Kasım 2014, Sayı:249, onbeş günde bir yayınlanır, yerel süreli yayın. ISSN: 1307-2412
Elektronik ortamda hazırlanıp üyelerine ücretsiz dağıtılır
Download

Teknik Güç 249.sayı (2236 KB)