1
sayı 231 / 31 ocak 2014
• III. Su Yapıları Sempozyumu
Ocak 2014
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 3’te
Sonuç Bildirgesi31
• İstanbul’da hasar tespit eği mi
düzenlendi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 3’te
TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI YAYIN ORGANIDIR
• TMMOB Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’na yazı gönderdi . . . . . . . . . . . 4’te
• TMMOB Orman ve Su İşleri
Bakanlığı’na Orman MO’nun
dene miyle ilgili yazı gönderdi . . . . 4’te
• Şubelerden haberler . . . . . . . . . . . . . . . . . . 5’de
İnşaat mühendisliği
eğitimi masaya yatırıldı
Odamız, inşaat mühendisliği eğitimi alanında yaşanan sorunları tespit etmek ve çözüm üretmek
amacıyla 54 bölüm başkanıyla toplantı gerçekleştirdi.
Antalya’da gerçekleştirilen toplantıda İMO İnşaat Mühendisliği Eğitim Kurulu’nun hazırladığı
İnşaat Mühendisliği Eğitimi Vizyon Raporu değerlendirildi.
Toplantıda söz alan Taner Yüzgeç, köle toplum yaratılmak istendiğine dikkat çekti.
Toplantıda yapılan değerlendirmeler ışığında İnşaat Mühendisliği Eğitimi Vizyon Raporu
olgunlaştırılacak ve kamuoyuyla paylaşılacak.
İMO’da böcek bulundu
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu toplantı
odasında “böcek” tabir edilen dinleme cihazı bulundu.
Daha önce Mimarlar Odası Ankara Şubesi`nde dinleme cihazı bulunması nedeniyle Odamız Yönetim Kurulu toplantı odasında böcek araması yaptırmak için
bir özel şirkete başvurdu. Şirket dün yaptığı aramada,
Yönetim Kurulumuzun toplantı yaptığı masanın
altında böcek tespit etti. Bunun üzerine konu Çankaya
Emniyet Müdürlüğü`ne ve savcılığa aksettirildi. Bulunan böcekle ilgili tutanak tutuldu, fotoğraflandı; olay
yeri inceleme ekibi böceği tutanakla teslim aldı.
Sormak istiyoruz: Kim ya da kimler İMO`yu dinlemek ister? Bir meslek örgütünün yasa dışı yollardan
dinlenmesinden kim medet umar? Amaçlanan nedir?
Kanunla kurulmuş, Anayasal bir kuruluş olan İnşaat
Mühendisleri Odası hangi gerekçeyle dinlenmiştir?
Bu soruların yanıtını kamuoyunun takdirine bırakı-
yoruz. Ancak bu
tuhaf olayın bir an
önce aydınlatılmasını, sorumluların
tespit edilip yargılanmasını talep
ediyoruz.
İnşaat Mühendisleri Odası kamu adına mesleki denetim yapan kamu
kurumu niteliğinde bir meslek örgütüdür. Siyasi iktidarların ve yerel yönetimlerin karar ve tasarruflarını
mesleki-bilimsel esaslar bağlamında denetlemekte ve
dolayısıyla merkezi ya da yerel bazdaki yöneticilerle
yıldızı barışmamaktadır. Odamızın bu nedenle dinleniyor olduğunu düşünmek bile istemiyoruz. Çünkü eğer
Odamız bu nedenle dinlenmişse, sıkıntı daha derinlerde demektir.
2’de
Son birkaç yıldır meslek odalarına dönük mevzuat
değişiklikleri kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Siyasi
iktidar meslek odalarını güçsüzleştirmek, ekonomik
açıdan zayıflatmak, üyesiyle bağlarını kopartmak
için mevzuatta köklü değişiklikler gerçekleştirmiştir.
Bütün bu değişiklikler Odaları yasal anlamda elini
kolunu bağlamaya dönük girişimlerdir. Ancak bu
kez yasal olmayan bir uygulamayla karşı karşıya bulunduğumuz açığa çıktı ki, bu, bizleri ülkemiz adına
kaygılandırmaktadır.
İnşaat Mühendisleri Odası’nın gizli kapaklı, yasal
olmayan hiçbir uygulaması, gündemi, ajandası yoktur.
Bu olay, Türkiye’nin bir ayıbı olarak tarihteki yerini
alacaktır.
Bilinmelidir ki İnşaat Mühendisleri Odası doğru
bildiğini ifade etmekten, doğrularda ısrar etmekten,
kamuoyunu bilgilendirmekten asla vazgeçmeyecektir.
İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
2
31 Ocak 2014
İnşaat mühendisliği eğitimi
masaya yatırıldı
Odamızın inşaat mühendisliği eğitiminin sorunlarını
tespit etmek, çözüm önerileri geliştirmek ve yeni bir
vizyon oluşturmak amacıyla Antalya’da düzenlediği II.
Bölüm Başkanları Toplantısı, 54 İnşaat Mühendisliği
Bölüm Başkanının katılımıyla gerçekleştirildi.
Toplantı İMO İnşaat Mühendisliği Eğitim Kurulu’nun
(İMEK) desteğiyle 18-19 Ocak 2013 tarihlerinde düzenlendi.
İMO Yönetim Kurulu Başkanı Taner Yüzgeç, II. Başkan
Şükrü Erdem, Sekreter Üye Levent Darı, Sayman Üye
Nevzat Ersan, Yönetim Kurulu Üyeleri Galip Kılınç,
Cihat Mazmanoğlu ve Tansel Önal, İMO Antalya Şube
Yönetim Kurulu Üyeleri ve İMEK Üyeleri ile İMO
Genel Sekreteri Ayşegül Bildirici Suna’nın hazır bulunduğu toplantıda İMEK tarafından hazırlanan İnşaat
Mühendisliği Eğitimi Vizyon Raporu beş oturumda
değerlendirildi.
Oturumlarda inşaat mühendisliği eğitiminin durumu,
inşaat mühendisliğindeki gelişmeler ve eğilimler, eğitim
müfredatı, öğretim metotları, öğrenci özellikleri, aktif
öğrenme ve öğretme yöntemleri, öğretim görevlilerinin
nitelikleri, devlet ve vakıf üniversitelerinin sorunları ile
İMEK tarafından hazırlanan anket tartışmaya açıldı.
Toplantının açılışında söz alan İMO Yönetim Kurulu
Başkanı Taner Yüzgeç, Odanın çağrısına yanıt veren ve
toplantıya katılan tüm bölüm başkanlarına teşekkür
ederek konuşmasına başladı. Yüzgeç inşaat mühendisliği eğitiminin sorunlarını tespit etmek ve çözüm
üretmek amacıyla kalıcı, üretken ve devamlılığı olan
bir platform oluşturmanın çok önemli olduğuna dikkat
çekti
İnşaat mühendisliği eğitimine ilişkin sorunların, en
doğru şekilde ancak sorunu yaşayanlarınca tespit edebileceğini belirten Yüzgeç, eğitim sorunlarının meslek
camiasını, mesleği ve toplumun tamamını etkiliyor
olması nedeniyle çözüm geliştirme noktasında kolektif
bir çabaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
İMO’nun ve TMMOB’nin eğitim sorunlarını çözmek
amacıyla çok sayıda etkinlik düzenlediğini hatırlatan
Yüzgeç, “İMO bu güne kadar inşaat mühendisliği
eğitimini ele alan pek çok etkinlikler düzenledi. Yıllar
içerisinde forumlar, paneller, sempozyumlar gerçekleştirdi. Anketler, araştırmalar yaptı, bunları raporlaştırdı
özel yayınlar çıkardı. Etkinliklerinde sorunları teşhis
etti, sonuçlarını değerlendirdi ve çözüm yollarını üretti.
Ancak, bir yandan böylesine anlamlı ve kayda değer
bir çalışma yürütülürken, diğer yandan mühendislik
eğitiminin hatta tüm yükseköğretimin özellikle 2000’li
yılların ikinci yarısından itibaren sürekli gerilediğini ve
nitelik kaybına uğradığını görmek kuşkusuz ki hayal kırıklığına yol açmaktadır. Eğer bizlerin uyarıları,
itirazları, direnci,
alternatifleri ve
bizler gibi toplumun aydın kesimlerinin duyarlılığı
olmasaydı inanız ki,
daha vahim sorun
ve bunların sonuçları ile karşılaşıyor
olabilirdik” dedi.
En yetkili ağızların Türkiye’nin
konumu ve Müslüman bir ülke olması
nedeniyle icat ve
buluş yapamadığı
beyanlarında bulunduğunu belirten
Yüzgeç, “Şimdi sormak lazım, bu ülke
Müslüman olduğu
için mi buluş yapamıyor? Bu durum ülkenin coğrafyasından kaynaklanıyor ise bu topraklar medeniyetin
beşiği olarak anılmıyor muydu? Bu toplumun tarihini
diğer toplumlardan ayıran fark nedir ki “ara eleman
olarak kalmaya mahkumdur? Bu ülke 100 yıl öncesinde
tarım toplumu zincirini kırmak için kabuk değiştirmedi
mi? Böylesi bir düşüncenin iler tutar bir yanı yoktur”
diye konuştu.
olmadığını dile getirirken; onlar mühendislik unvanını
ulufe niyetine dağıtma eğilimindeler”
Yüzgeç, tam da böylesi bir atmosferde inşaat mühendisliği eğitiminin vizyonunu tartışmak üzere bir araya
gelmenin çok anlamlı olduğunu belirtti. Sorunlar ortak
ise çözümler de ortak olacaktır diyen Yüzgeç, mesleki
dayanışma ile devasa gibi görünen pek çok sorunun
kolayca çözülebileceğine inandıklarını söyledi.
Yüzgeç: Köle toplum
yaratılmak isteniyor
Dünyadaki gelişim sürecinin sanayi toplumu ve teknoloji toplumu evresini geride bırakarak bilgi toplumu
evresini olgunlaştırdığını kaydeden Yüzgeç, Türkiye’de
böylesine geriyi hedefleyen bir perspektif ile eğitim
dizayn etmenin köle toplum yaratmaktan başka bir
anlam taşımadığına dikkat çekti.
YÖK uygulamalarını değerlendiren Yüzgeç, ara eleman
sorununun yok sayılamayacağını ancak YÖK’ün bu
duruma bulduğu çözümün de kabul edilemeyeceğini
kaydetti. YÖK’ün bulduğu çözümlerin mühendisleri ara
elemana dönüştürmekten başka bir anlam taşımadığını
belirten Yüzgeç, “Mühendis unvanıyla öğrenci yetiştiren Teknoloji Fakülteleri, fark dersleriyle mühendislik
unvanı kazanacak olan Teknik Eğitim Fakültelerinin
yaklaşık 70 bin mezunu. Bunların hepsi yukarıdan aşağıya yerleştirilmeye çalışılan politikaların ürünleridir”
dedi.
Denklik uygulamalarına da dikkat çeken Yüzgeç şöyle
konuştu: “YÖK’ün 2006’dan
buyana Denklik uygulamasında yaratmış olduğu
kuralsızlık nedeniyle, yurt
dışında parayla satılan diplomalar ülkemizde geçerli hale
gelmeye başlamıştır. Bizlerin
mühendislik eğitimini ileri
taşımak, mevcudu geliştirmek, çağdaş normlara göre
yeniden şekillendirmek için
çaba sarf etmesi gerekirken,
daha işin ABC’sini bu işin
başındakilerine anlatmak
durumunda kalıyoruz. Mühendislik eğitiminin akıllı
ve hevesli kişiler tarafından
alınabilecek bir formasyon
meselesi olduğunu, mevcut
bölümlerin bile pek çoğunun
bu formasyonu öğrencilerine kazandırmaya yeterli
Yüzgeç, bu toplantı sonunda olgunlaşacak olan İnşaat
Mühendisliği Eğitimi Vizyon Raporu’nun herkes için
bir yol haritası olacağına inandığını belirtti.
İMEK Başkanı Güney Özcebe ise Bölüm Başkanları
Toplantılarının artık kurumsal bir nitelik kazandığına
dikkat çekti. Bu toplantıda 52 bölüm başkanının bir
araya gelmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan
Özcebe, gerek devlet, gerek vakıf üniversitelerinin kendi
pratiklerini gözden geçirerek ortak faaliyetler içerisinde
olmaları gerektiğini belirtti. Bu toplantının ortak faaliyet yürütmek adına önemli bir adım olduğunu kaydeden Özcebe, İMO Yönetim Kurulu’na İMEK Üyelerine
katkılarından dolayı teşekkür etti.
Açılış konuşmalarının ardından İnşaat Mühendisliği
Eğitimi Vizyon Raporu’nun değerlendirildiği oturumlara geçildi. Oturumların moderatörlüğünü Uğur Ersoy,
raportörlüğünü Selman Sağlam yaptı.
İlk oturumda İMEK Raportörü Cenan Mertol raporun
sunumunu yaptı. Diğer oturumlarda sırasıyla “İnşaat
Mühendisliği Eğitiminde Durum Tespiti”, “ İnşaat Mühendisliği Eğitiminde Ne Öğretilmeli / Nasıl Öğretilmeli?”, “ İnşaat Mühendisliği Eğitiminde Kimler Öğretmeli
/ Kimler Öğrenmeli?”, “Beklentiler ve Sonuç” başlıkları
değerlendirildi.
Toplantının sonuç bildirgesi ve İnşaat Mühendisliği
Eğitimi Vizyon Raporu’nun son hali kamuoyu ve yetkililerle paylaşılacak.
31 Ocak 2014
3
III. Su Yapıları Sempozyumu Sonuç Bildirgesi
Türk Mühendis ve Mimar
Odaları Birliği İnşaat
Mühendisleri Odası Üçüncü
Su Yapıları Sempozyumu 7-8
Aralık tarihinde Ankara Şube
yürütücülüğünde Ankara’da
gerçekleşmiştir. Sempozyum su
yapılarıyla ilgili çalışmalar yapan
üniversiteleri, kamu kurum
ve kuruluşlarını, özel sektörde
görev yapanları bir araya
getirmiştir.
İnşaat mühendisliği ve inşaat
mühendisleri açısından “Su
Yapıları”, su temininden enerji
üretimine, sulamadan taşkın
kontrolüne, çevresel düzenlemeden eğlen-dinlen alanlarının
oluşturulmasına kadar uzanan
ve çoğu zaman birden fazla
bileşeni ve amacı bulunan yapılar ile suyun kullanım şeklini
belirleyen politikaları da kapsayan teorik ve uygulama
boyutunda yapılan çalışmaları ifade etmektedir.
Böylesine geniş bir alana yayılan ve yaşamın temel
bileşeni “su”yla ilişkisi ile insan hayatına birebir dokunan bu yapıların tüm yönleriyle ele alınması, konu
ile ilgili üniversite, kamu kuruluşları, yerel yönetimler,
özel sektör ve meslek odalarının bir araya getirilerek
mevcut durumun, sorunların ve çözüm önerilerinin
tartışılması ve geleceğe yönelik öngörülerin paylaşılması Sempozyum’un temel amacı olmuştur.
Sempozyum konuları tüm su yapılarını kapsam içine
alacak şekilde belirlenmiş, aşağıda verilen temalar
kapsamında 2’si çağrılı olmak üzere toplam 27 bildiri
sunulmuş ve tartışılmıştır.
1. Geçmişten Geleceğe Su Yapıları
(Vaka analizleri, iyi ve kötü örnekler, yaşlanan ve atıl
durumda bulunan su yapıları ve olası çözümler)
2. Su Yapılarında Planlama, Projelendirme İşletme
Esaslı Yaklaşımlar
(Ulusal ve uluslararası düzeyde planlama yönetim
senaryoları ve kurgusal yaklaşımlar)
3. Teknik Çözümler, Değerlendirmeler ve Optimizasyonu
(Hidrolik, elektromekanik, sismik, geoteknik ve
yapısal tasarımlar, sayısal ve fiziksel modellemeler ve
uygulamaları)
4. Su Yapılarında İşletme Sorunları ve Yapı Güvenliği
(Ölçüm, yapı güvenliğini izlenmesi, verilerin paylaşımı ve teknik değerlendirmesi, kurumlar arası
veri paylaşımı ve işletim etkileşimi, su yapılarının
denetim esasları ve yasal düzenlemeler)
5. Suların Yasal ve Uygulama Esasları Açısından
Değerlendirilmesi
(Ulusal ve uluslararası su politikaları, su yönetiminin
yasal yapılanması, Su Kanunu, su yönetiminde yerel
yönetimler-merkezi yönetim etkileşimleri, kentsel ve
kırsal su yönetimi ve tahsisi, taşkın kayıtlarının eko-
nomik analizleri ve taşkın öngörü
çalışmaları)
6. Çevresel ve Sosyal Etkiler
(Teknik-Çevresel etkileşim, nüfus
hareketliliği ve kültürel değişim,
doğal dengenin korunması, sürdürülebilirlik, suyun nicel ve nitel
değişimleri)
Ayrıca, su yapılarının hemen hemen tüm boyutlarının ele alınıp irdelendiği Sempozyumun sonunda,
genel değerlendirmenin yapıldığı
bir “Sempozyum Değerlendirme
Forumu” da gerçekleştirilmiştir.
Sempozyum süresince yapılan
bildiri sunumları, tartışmalar ve
değerlendirmeler sonucunda öne
çıkan bulgular ve bulgular temelinde geliştirilen öneriler aşağıda
sıralanmıştır.
1. Su, bir doğal kaynaktan öte
başlı başına bir varlıktır. Sadece insanların değil
yeryüzündeki tüm canlı ve cansız varlıkların suya
gereksinimleri vardır. Dolayısı ile su ve su yapıları,
bu büyük çerçeve içinde değerlendirilmelidir.
2. Su hukuken “sahipsiz şey”dir. Suya erişim, “İnsan
Hakları”nın bir parçasıdır. Sular üzerinde tasarlanan
ve gerçekleştirilen su yapıları ve bunlardan sağlanan
yararlar da bu anlamda toplumundur.
3. Suyun kendi yasaları vardır. Su ile ilgilenmek ciddi
bir iştir. Sadece suya ilişkin doğa yasalarını bilmek,
su ile ilgili formülleri geliştirmek ve uygulamak yetmez. Suyun binyıllardır çevrimini, hiç aksatmadan
yinelediği döngüsünü anlayabilmek, deneyimlerden
ders çıkarmak, ‘suyun mülkü’ne saygı göstermek de
gerektir.
4. Her ne kadar dünyanın dörtte üçü su ile kaplı olsa
da, insan gereksinimleri için teknik ve ekonomik
yönlerden kullanılabilecek miktarı oldukça sınırlıdır.
Dahası, suyun coğrafi dağılımı da eşitsizdir.
5. Kimi yerde kıtlığı ötelemek, gidermek; kimi yerde
suyun akışını düzenlemek, yararlanmak; kimi
yerde dizginlemek, zararlarını önlemek amacıyla
ihtiyaç duyulan su yapıları konusunda planlama
yaparken, projelendirmeye gidilirken ve yapımları
gerçekleştirilirken gerek amaçların belirlenmesinde,
gerek tahsislerin yapılmasında, gerekse uygulamada
yöntemlerin saptanmasında konu tüm boyutları ile
ele alınmak ve toplum yararı ön planda tutularak
çözümler geliştirmek bir zorunluluktur.
6. Su yapıları yatırımları, gerek ölçeklerinin büyüklüğü
gerekse etki alanının genişliği açısından önemli ve
büyük yatırımlardır. Bu yönüyle su yapıları yatırım
kararlarında yerindelik ve gereklilik değerlendirmesi
özel önem arz etmektedir. Değerlendirme süreçlerinde şeffaflık sağlanmalı, kurumlar arasında bilgi ve
veri paylaşımı olanaklı hale getirilmelidir.
7. Gerek geçmiş uygarlıklara saygı, gerekse geçmiş bilgi
ve deneyimlerden dersler çıkarılarak yararlanılması
İstanbul’da hasar tespit eğitimi düzenlendi
İMO Afet Hazırlık ve Müdahale Kurulu, İstanbul
Şubemizin organizasyonuyla 24 Ocak 2014 tarihinde
hasar tespit eğitimi düzenledi. Eğitim, 2011 yılında
Van’da meydana gelen deprem sonrası Odamızın Van
Valiliği ile yaptığı protokol kapsamında hasar tespit
çalışmalarına gönüllü olarak katılan SİM belgeli üyelerimiz için düzenlendi.
Eğitime İstanbul, Kocaeli, Bursa, Antalya ve Gaziantep illerinden yaklaşık 40 üye katıldı.
7 saatlik eğitimde Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) yetkilileri binalardaki deprem hasarlarının sigorta
açısından değerlendirilmesi konusunda
bir eğitim verirken İstanbul Teknik
Üniversitesi’nden Alper İlki, Cem Demir
ve Mustafa Cömert ise “Hasar Tanımı,
Deprem sonucu oluşan yapısal ve yapısal olmayan
hasarlar, hasar tipleri, Betonarme yapılar için, Yığma
Yapılar için Hasar Tespit formunun doldurulması,
Sahada çalışma ve dikkat edilecek hususlar, betonarme
yapılar ve yığma yapılar için uygulama” konu başlıklarında sunum yaptılar.
Eğitim 2 Şubat 2014 Pazar günü Ankara’da da düzenlenecek.
açısından tarihi su yapılarının korunması gereklidir.
Halen ülkemizde bu konuda düzenli bir arşiv ve
dokümantasyon bulunmaması, ayrıca mevcut bilgilere erişim zorluğu su yapılarının gelişimi açısından
önemli bir eksikliktir.
8. Bugün özelleştirme politikaları çerçevesinde büyük
ölçüde özel sektöre devredilen su yapılarının planlama, inşaat ve işletme süreçlerinin denetiminde yaşanan güçlükler ve bu yapıların gerek tasarım kontrolü
gerekse yapım sırasındaki denetim mekanizmalarının tam anlamıyla işlevlerini görememesi, can-mal
güvenliği açısından büyük riskler taşımaktadır. Bu
sorunların çözümlenmesi ve çözüm önerilerinin
geliştirilmesinde toplum yararının ön planda tutulması, ekolojik ve çevresel konularda duyarlı davranılması, doğal yaşamı olumsuz etkileyecek her tür
çalışma ve girişimden uzak durulması büyük öneme
sahiptir.
9. Su yönetimi konusundaki karar alma süreçlerinde
ve planlamalarda entegre havza yaklaşımının Büyük
Menderes havzası örneğinde olduğu gibi olumlu
sonuçlar doğuracağı değerlendirilmektedir. Bu
alandaki çalışmalar idari yapılanmasını tamamlamış
olan Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün görev alanı
içerisinde yürütülmektedir. Bu çalışmaların yürütülmesinde, ilgili kurum, kuruluş ve yönetim organlarının eşgüdüm içerisinde olması sağlanmalı, suyun
yönetiminde toplum yararını önceleyen bir bakış
açısı hakim kılınmalıdır.
10. Teknik değerlendirme açısından da kurumlar arası
işbirliği ve bilimsel çalışmaların paylaşımı su yapıları
için ayrı bir önem taşımaktadır. Bu bakış açısı
doğrultusunda birçok disiplinin uyum içerisinde
çalışması, su yapılarının planlanması ve hayata
geçirilmesi açısından bir gerekliliktir. Planlama
ve tasarımların başarılı olabilmesi, ilgili yapıların
boyutlandırılması, kapasite belirleme süreçlerinin
sağlıklı yürütülmesi, yeterli nitelik ve nicelikteki
veriler ile sağlanabilir. Veri toplanması ve sistematiği
esaslarında ölçümlerin sürekliliğinin sağlanmasının
toplumsal bir hizmet olduğu anlayışı, bu alandaki
veri temin, maliyet ve değerlendirilmesinde ön planda tutulmalıdır.
11. “Mühendislik hidrolojisi” alanında çalışmalarda bulunanların su yapılarının amaçlarına uygun olarak
planlanabilmesi; bu alanda çalışma yürütülmesi
aşamalarında verimli olabilmeleri için lisans eğitimi
sonrasında mesleki bilgi almalarının yararlı olacağı
değerlendirilmektedir. Uzmanlık esaslı bu eğitim
gereksiniminin sağlanması amacıyla kurumsal yapıların oluşturulması veya mevcut kurumsal yapıların
bu konuya eğilim göstermesinin sağlanması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.
12. Suyun yönetiminde ve su yapılarının karar, tasarım,
inşa ve işletmesinde toplum yararı ön planda tutulmalı, bilimsel yaklaşımlar doğrultusunda beklentilerin yaşama geçirilmesinde, konu ile ilgili tüm kamu
/ özel kurum ve kuruluşları, giderek azalan, tükenen
ve kirlenen kaynaklarımızdan sorumlu olduğumuz
ve gelecek nesillere karşı görevlerimizin bulunduğu
bilinciyle hareket etmelidir.
TMH’nın 479. sayısı
yayınlandı
Türkiye Mühendislik
Haberleri dergisinin
479. Sayısı “Mesleki
Aydınlanma Sürecinde Sempozyumlar
Kongreler” kapağıyla
yayınlandı.
Odamızın bu dönem
gerçekleştirdiği kongre
ve sempozyumlara dair
haber ve değerlendirmelerin bulunduğu dergide
ayrıca bakanlıklar eliyle meslek odaları üzerinde
uygulanmak istenen vesayet ilişkisi ile ilgili bir değerlendirme yazısı ve Odadan haberler de yer alıyor.
4
31 Ocak 2014
TMMOB Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’na yazı gönderdi
17 Aralık 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile
TMMOB’ye bağlı 11 Oda üzerinde idari ve mali denetim yetkisi verilen Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı’na konuya ilişkin olarak 24 Ocak 2014 tarihinde bir yazı
gönderildi.
Yazının tam metni şöyle:
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI‘NA
ANKARA
Konu: 17 Aralık 2013 tarih 28854 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar
Kurulu Kararı hk.
17 Aralık 2013 tarihli Resmi Gazete’de Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği‘ne
bağlı Çevre Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İç Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Jeofizik
Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası,
Mimarlar Odası, Peyzaj Mimarları Odası ve Şehir Plancıları Odası üzerinde Çevre
ve Şehircilik Bakanlığınca idari ve mali denetim yapılacağına ilişkin karar yayımlanmıştır.
1954 tarihinde kurulan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Odaların kuruluş yasası olan 6235 sayılı Kanun’a, 1982 Anayasası‘nın 135. Maddesindeki “kamu
kurumu niteliğinde meslek kuruluşları”na dair düzenlemelere bağlı olarak 1983
yılında 66 ve 85 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle ek maddeler getirilmiştir.
Bu düzenlemelerde bir yandan meslek odalarına kamu tüzel kişiliği tanınırken
diğer yandan meslek odalarının demokratik yönetimin vazgeçilmez unsuru olan
baskı grupları içinde yer almalarından dolayı merkezi idarenin denetimi altına
alma isteminin ağır bastığı görülmektedir. Olağanüstü dönemin ürünü olan ve
demokratik esaslara aykırı olan bu düzenlemeler bugüne kadar hep tartışma
konusu olmuştur. Bu tartışmalar 1995 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile bir
nebze giderilmiştir. 1995 yılında TBMM‘de grubu bulunan tüm siyasal partilerin
uzlaşması ile 1980 darbesinin ürünü olan Anayasa‘nın 135. maddesindeki meslek
kuruluşlarının siyaset yasağı kaldırılmış ve meslek kuruluşlarının mali ve idari
denetimine ilişkin fıkra, “Bu meslek kuruluşları üzerinde Devletin idari ve mali
denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir” biçimine dönüştürülmüştür. Bu
maddeden de anlaşılacağı üzere, mali ve idari denetim konusunda merkezi yönetimin yetkisi vesayet denetiminden de daha dar kapsamda ele alınmıştır.
Anayasa‘daki bu değişikliğe bağlı olarak diğer meslek kuruluşlarına ilişkin yasalarda çeşitli değişiklik ve ek düzenlemelere gidilmiş olmasına karşın 6235 sayılı
Yasa‘da bir değişiklik yapılmamıştır. 6235 sayılı Yasanın Ek-3 maddesinin gerekçesinde denetimin ne şekilde yapılacağının da belirlenmesi öngörülmüş iken; “Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği üzerinde, Bayındırlık Bakanlığınca; ihtisas dallarına göre, Odalar üzerinde ise, ilgili bakanlıklarca idari ve mali denetim yapılır.
İlgili Bakanlıklar; Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile tespit edilir” şeklinde sınırları
çizilmemiş bir denetim yetkisi getirilmiş ancak otuz yıl zarfında hiçbir siyasal
iktidar ilgili bakanlığın tespitine ilişkin bir Bakanlar Kurulu kararı almamıştır.
EK-3. maddede bu haliyle ve yasanın diğer maddelerinde de Bakanlığın Birlik ve
Oda organlarının karar ve işlemleri üzerindeki tasarruflarının çerçevesi, sınırları ve
usulleri belirlenmemiştir. Oysa Anayasa hükmü çok açık olup; idari ve mali denetime ilişkin kuralların “kanunla” belirlenmesi gerekmektedir. Bunun yanında Anayasa Mahkemesi‘nin “merkezi idarenin meslek kuruluşlarının ‘işlemleri‘ üzerindeki
yetkilerinin meslek kuruluşlarının özerkliğini ve bağımsızlığını ortadan kaldıracak
nitelikte olamayacağı”na ilişkin kararları mevcuttur.
İdari vesayet yetkisi kural değil, bir istisnadır. Yani bütün işlem ve kararların
Bakanlıkça incelemeye alınarak denetlenmesi gibi bir idari denetim söz konusu
değildir. Konusunun ve usulünün mutlaka yasayla belirlenmesi gerekmektedir.
Bir kez daha belirtmek gerekirse bu yetkiler ancak yasanın öngördüğü hallerde ve
usullerde kullanılabilir. Ancak 6235 sayılı Kanun‘da Birlik ve Odalar üzerinde Bakanlığın hangi usul ve esaslara göre denetim yetkisine sahip olduğuna ilişkin hiçbir
düzenleme yer almamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, TMMOB‘ye bağlı Odaların idari ve mali denetimini yapacak Bakanlıkları belirlemek üzere Bakanlar Kurulu kararı alınarak,
usulleri ve koşulları tarifleyen yasal düzenlemeler olmadan bu yetkinin kullanılması olanaklı değildir. İdari ve mali denetimin esas ve usulleri, kuralları kanunla
belirlenmeden sadece Bakanlar Kurulu kararına dayalı olarak Bakanlıkça herhangi
bir denetim yapılmasının Anayasa‘ya aykırı olacağı kuşkusuzdur.
Ayrıca, 17 Aralık 2013 tarihinde yayımlanan bu Bakanlar Kurulu kararının iptaline
yönelik Danıştay nezdinde dava açmış bulunuyoruz. Hukuk devleti ilkesi, bir
konuda dava açılmış ise yargı kararının beklenmesini emreder. Yani, ortada bir
yürütmenin durdurulması kararı yokken de idarenin dava sonucunu beklemesi ve
karar verilinceye kadar idarenin karşı tarafa zarar vermemesi hukuk devleti ilkesine bağlılığın ve saygının bir gereğidir.
Sonuç olarak, Bakanlığınız, Anayasa‘ya aykırı olarak Bakanlar Kurulu kararına dayanarak 11 Odamız hakkında idari ve mali denetim yapamaz. Anayasa ve Yasa‘ya
aykırı olarak alınmış Bankalar Kurulu kararının, yargı tarafından karar verilinceye
kadar uygulamaya konulmamasının bağlı yetki ve hukuka saygının bir gereği olduğunu belirtir, tarafımıza bilgi verilmesini arz ederiz.
Saygılarımızla,
Mehmet Soğancı
Yönetim Kurulu Başkanı
TMMOB Orman ve Su İşleri
Bakanlığı’na Orman MO’nun
denetimiyle ilgili yazı gönderdi
Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Orman Mühendisleri Odası ve İstanbul Şube yöneticileri ile ilgili disiplin soruşturması istemli yazısına 27 Ocak 2014 tarihinde yanıt
gönderildi.
Yazının tamamı şöyle:
T. C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı‘na
İlgi: 13.01.2014 tarih 86274848-10340 sayılı yazınız hk.
İlgi yazınızda 07.01.2014 tarihli yazımıza yanıt verildiği belirtilmektedir.
Ancak tarafımıza yollanan ilgi yazınızda; yazımızdaki hususlara hiç değinilmemiş,
aksine Orman Mühendisleri Odamız ile bağlı İstanbul Şubesi yöneticileri hakkında
Bakanlığın Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Yönetmeliği‘nin 14/2 maddesine aykırı
davrandıkları gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılığı‘na suç duyurusunda bulunulması
yönündeki kararınız iletilerek, idari açıdan da TMMOB Disiplin Yönetmeliği esasları
çerçevesinde disiplin soruşturması açmamız istenmektedir.
Öncelikle bizim yazımız ile verilen yanıt arasında herhangi bir ilgi bulunmamaktadır.
Bizim dile getirmiş olduğumuz konu, TMMOB ve bağlı Odaların kamu tüzelkişiliğine sahip Anayasal kuruluş oldukları, bu tüzelkişiliklerin merkezi idare tarafından
denetiminin usul ve esaslarının Anayasa‘nın 135. maddesinde belirtildiği şekliyle
kanunla düzenlenmesi gerektiğidir. Yazımızda bu kural yerine getirilmeden Bakanlar
Kurulu kararı ile yasama organının yetki devrine yol açan idari işlemle yapılmaya
çalışılmasının Anayasa‘ya aykırı olduğu vurgulanmıştır. Yazımızda, anılan Bakanlar
Kurulu kararına karşı tarafımızca dava açıldığı, hukuk devleti ilkesi gereği açılan
davanın sonucunun beklenmesi gerektiği; Oda ile ilgili denetimin tamamlanmasına
karşın, tüzelkişiği ve ayrı bütçesi olmayan şube denetiminin ayrıca yapılmasında
hukuki bir dayanak ve yararın olmadığı; şubelerin genel kurul sürecinde olması nedeniyle siyasi mülahazaların genel kurullara gölge düşüreceği tehlikeleri dile getirilmiş ve bu tehlikelere meydan verilmemesi için denetimlerin durdurulması gerektiği
belirtilmiştir.
Bilindiği üzere; Bakan, siyasal iktidarı temsil etmekle birlikte bakanlık teşkilatı kendi
hizmet alanında devlet tüzelkişiliğini temsil etmektedir. Biz talebimizi devlet tüzelkişiliğini temsil eden Bakanlığa iletmiştik. Bu nedenle, talebimize yanıtın da “kendi
hizmet alanında kamu tüzelkişiliğini temsil eden TMMOB‘ye yapıldığının bilinciyle
verilmiş olmasını” beklemek kurum ciddiyetine aykırı olmasa gerekir.
Ancak, ne yazık ki, yazımıza yanıt vermek yerine, yazınızda Orman Mühendisleri
Odası ve İstanbul Şube yöneticileri hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduğunuz ifade edilmiş, öte yandan da hukuka aykırı olduğunu belirttiğimiz
bir denetim işleminden dolayı Oda yöneticilerimiz hakkında disiplin soruşturması
açmamız istenmiştir.
Bu istem ve tutum kamu idaresinin üstlendiği kamu hizmeti anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Çünkü bizim istemimiz salt keyfi yoruma dayalı bir istem değildir. Biz
değil Anayasa demektedir ki, “Bu meslek kuruluşları üzerinde Devletin idari ve mali
denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.”
6235 sayılı TMMOB Kanunu‘nda bu hükme uygun bir kural var mıdır? Bakanlığınız
hangi kural dairesinde denetim yapmaktadır? Bakanlık kendi iç teşkilatına ilişkin
denetim hükümlerini Oda üzerinde kullanamaz. Kullanır ise hukuka aykırı işlem
yapmış olur ki; Oda‘yı denetleyerek de hukuka aykırı olarak “keyfi denetim işlemi”
gerçekleştirmiştir.
Öte yandan Bakanlığınız, şube denetlemeleri ile de Oda tüzelkişiliğini tanımayarak
siyasi taraf olmuştur. Orman Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu‘nun şubelerin
denetlenemeyeceğine ilişkin gerekçeli kararını Bakanlığınıza ve şubelere bildirmesine
karşın, Bakanlık İstanbul Şubesi‘ne giderek denetim yapmak istemiştir. İstanbul Şube
yöneticileri Oda Yönetim Kurulu kararı gereğince denetim yapılamayacağını bildirmiştir. Bakanlığınız ise Oda tüzelkişiliğini parçalayıcı tutum takınarak Sakarya ve
Bursa şubelerini denetlemiştir.
Bunun açık anlamı şudur: Bakanlığınız siyasi davranarak Oda bütünlüğü içerisinde
davranmayan şubeleri denetleyerek, Oda Yönetim Kurulu‘na “sen ne karar verirsen
ver, bu kararı sana uygulatmayacağım” demektedir.
Oda bütünlüğünü bozan, Genel Kurul ve Yönetim Kurulu kararlarına riayet etmeyen, Oda üzerinde parçalanmış bir kuruluş görüntüsü yaratmaya yönelik bu tutumunuz ne hukuka uygundur ne de kamu hizmet gerekleriyle örtüşmektedir.
Orman Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu‘nun, şubelerin tarafınızca denetlenmemesine ilişkin aldığı karar tıpkı Bakanlar Kurulu kararı gibi idari işlemdir. Biz nasıl
Bakanlar Kurulu kararına karşı iptal davası açtıysak, Bakanlığınızın da yapması gereken Orman Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu kararına karşı iptal davası açmak
olmalıydı. Hukuka uygun davranan bir idarenin yapması gereken “Yönetim Kurulu
kararına karşı iptal davası açmak” iken, Bakanlığınızın yaptığı fiili olarak Odayı vesayet altına alma durumudur.
Bu tavrınız dahi, Bakanlar Kurulu kararı ile denetim yapılamayacağını açıkça göstermektedir. Çünkü Bakanlığınızın anladığı denetim, Anayasa‘nın 135. maddesindeki
denetim değil hiyerarşik denetimdir. Aksi hal şube denetimlerini açıklayamaz.
Tutumunuz, hangi hukuk kuralı ile izah edilebilir? Tüm bu sorularımızın yanıtlanması gerekir.
Bakanlığınızın Orman Mühendisleri Odası ve İstanbul Şube Yöneticileri hakkında
disiplin soruşturması açılması istemi, Birlik Yönetim Kurulu toplantısında değerlendirilmiş ve yukarıda açıkladığımız nedenlerle soruşturma açılmasına yer olmadığına
ekte belirtildiği şekilde karar verilmiştir.
Saygılarımızla.
Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı
31 Ocak 2014
5
Şubelerden haberler
Ankara’da NETCAD Yol Projelendirme
Eğitim Programı kursu
İstanbul’da Genç İnşaat Mühendisleri
Çalıştayı
İstanbul Şubemiz, yeni mezun ve genç inşaat mühendislerinin meslek yaşamında
karşılaştıkları sorun ve zorluklar ile yasal haklarının tartışıldığı Genç İnşaat Mühendisleri Eğitim Çalıştayı’nı düzenledi.
26 Ocak 2014 tarihinde şube binasında gerçekleştirilen Çalıştayda “Genç İnşaat Mühendisleri Anketi” de değerlendirildi.
Ankara Şubemiz, “Netcad Yol Projelendirme Eğitim Programı” kursu düzenledi. 13
Aralık 2014 Pazartesi günü başlayan, İMO Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen
kursa 18 kişi katıldı.
Toplam 24 saat devam eden, eğitimi İnş. Müh. Özgür Can Özdemir tarafından verilen kursta; yatay güzergah (geçki) tanımlama, serbest veya AASHTO standartlarında
kurp yarıçapı, dever tanımlama ve genişletme işlemleri, detaylı enkesit alım işlemleri,
Netcad’in veri üretimine yönelik gelişmiş fonksiyonları sayesinde, CAD yapısında
farklı özelliklerde veri üretimi ve editing işlemi, boy profil ve düşey güzergah (kırmızı
kot) tanımlama, tip kesit editörü, platform, tünel vb… oluşturma, TCK ve araştırma
raporlarına göre şev uygulaması, sıyırma, diş kazası, kafa ve topu hendeği oluşturma,
kübaj hesapları ve brükner dengelemesi işlemleri, spiral işlemeleri, sanat yapılarının
oluşturulması, şevli kotlu plan, plan- profil paftalama ve enkesit çizimi işlemleri,
çıktı ve metrajların standartlara uygun olarak hesaplanması, proje versiyonlama ve
değişikliklerin uygulanması, alternatiflerin karşılaştırılması (metrikler), projelerin 3D
sunumu ve google earth’e aktarımı konularında bilgiler verildi.
Çalıştayın birinci oturumu, Sibel Sevat ve Aydın Özmen tarafından yönetildi. Oturumda “İş Ararken Karşılaşılan Zorluklar ve Çözüm Önerileri” başlıklı sunum Cem
Kafadar, “Düşük Ücretler, Uzun Çalışma Saatleri, Kanuni Haklar ve İş Güvenliği”
başlıklı sunum ise İMO İstanbul Şube Hukuk Müşaviri Taner Savaş ve Beste Ardıç
tarafından sunuldu.
“Demokrasi, Katılımcılık ve Örgütlenme” konulu söyleşiye konuşmacı olarak Bekir
Ağırdır katıldı.
İkinci oturum Demet Engin ve Temel Pirli tarafından yönetildi. Bu oturumda “İnşaat Mühendisliği Eğitimi ve İnşaat Sektöründe İstihdam Problemleri” başlıklı sunum
Prof. Dr. Yalçın Yüksel, “İnşaat Mühendisleri Odası’nın Genç İnşaat Mühendislerinin Meslek Hayatındaki Yeri” konulu sunum ise İMO İstanbul Şube Başkanı Cemal
Gökçe tarafından sunuldu.
Çalıştay, kokteyl ve Şubenin müzik grubunun dinletisiyle sona erdi.
Kocaeli’nde seminer
İstanbul’da Sismik Yalıtım Semineri
Kocaeli şubemiz, 25 Ocak 2014 Cumartesi günü güçlendirme ve hasar tespit konularına ilişkin üyelere yönelik bir seminer düzenledi.
İstanbul Şubemiz, şube merkezi ile Bakırköy ve Kadıköy Temsilciliklerinde “Yurdumuzdaki Sismik Yalıtım Uygulamaları” başlıklı semineri gerçekleştirdi.
54 üyenin katıldığı seminerde Yrd. Doç. Dr. Erkan Akpınar “Binaların Karbonelyafla
Güçlendirilmesi”, Doç. Dr. Şevket Özden ise “Vibrasyonun Oluşturduğu Hasar Tespiti ve Çözümü “ başlıklarında birer sunum yaptı.
21-23 Ocak tarihleri arasında düzenlenen seminere konuşmacı olarak Yük. Müh.
Mehmet Emre Özcanlı katıldı. Seminerde sismik yalıtım konusuna yönelik bilgiler
aktarılırken, konuya ilişkin örnek uygulamalara da yer verildi.
Kocaeli’nde teknik gezi
İstanbul’da Üstten Temele Yönteminde Proje ve Uygulama Detayları Semineri
İstanbul Şubemiz, şube merkezi ile temsilciliklerde “Üstten Temele (Top-Down)
Yönteminde Proje ve Uygulama Detayları (THY DO&CO Ortaköy projesi Örneği)”
başlıklı semineri düzenledi.
14 Ocak’ta Bakırköy Temsilciliği’nde, 15 Ocak’ta Kadıköy Temsilciliği’nde ve 6
Ocak’ta şube merkezinde gerçekleştirilen seminerin eğitimi Yüksek Mühendis Zihni
Tekin tarafından verildi.
Kocaeli şubemiz, üyelere yönelik 10 Ocak 2014 cuma günü bir teknik gezi düzenledi.
Gezi, “İzmit Körfez Geçiş Asma Köprüsü - Yalova-Altınova Hersek Köprü inşaatı
şantiyesine yapıldı.
35 üyenin katıldığı gezide Kamu Özel Sektör Ortaklığı Bölge Müdürlüğü’nden inşaat
mühendisi köprü başmühendisi Erdoğan Dedeoğlu, inşaatlar hakkında üyelere bilgi
verdi.
Bakırköy temsilciliğimizde Yeni Yıl Kokteyli
İstanbul Şubemize bağlı İMO Bakırköy temsilciliği, üyelerle bir araya gelmek ve
önümüzdeki dönem çalışmalarına ilişkin görüş alışverişinde bulunmak üzere 24 Ocak
2014 tarihinde yeni yıl kokteyli düzenledi.
Kokteyle İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyeleri, Temsilcilik Yöneticileri ve çok sayıda üye katıldı.
TMMOB İnşaat Mühendisleri
Odası Adına Sahibi
Taner YÜZGEÇ
Yazı İşleri Müdürü
Zeki ERGİNBAY
Zeki ERGİNBAY
(1976-1977)
Levent DARI
Yöne m Yeri: TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Neca bey Cad. No: 57 06440 Kızılay / Ankara
Tel: 0.312.294 30 00 Faks: 0.312.294 30 88 E-Posta: [email protected] Web: www.imo.org.tr
31 Ocak 2014, Sayı: 231, ayda bir yayınlanır, yerel süreli yayın. ISSN: 1307-2412
Elektronik ortamda hazırlanıp üyelerine ücretsiz gönderilmektedir.
Download

Teknik Güç 231. sayı (738 KB)