2015: Đnsanlar ve Dünyamız için Harekete Geçme Zamanı
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un, BM Genel Kurulu’na 2015 Sonrası
Kalkınma Gündemi, bir diğer deyişle Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri hakkında 2014
Aralık ayında sunduğu raporun gayriresmi Türkçe özetini sizlerle paylaşıyoruz. Dünya için
2015’in neden daha önce benzeri olmayan bir yıl olduğu ve insanlığın yakaladığı bu fırsatı
en iyi ne şekilde kullanabileceği yönünde üye devletlerin girdilerine yer verilerek Genel
Sekreter Ban tarafından hazırlanan raporda “Arzuladığımız Geleceğe” giden yol haritası
çiziliyor ve üye devletlerden bu yönde ilerlemeleri isteniyor.
2015 Eylül ayında BM Genel Kurulu’nda yapılacak oturum ile üye devletlerin aşağıdaki
metne son halini vermesi bekleniyor.
2015 Sonrası Kalkınma Gündemine sizin de katkı yapabileceğinizi unutmayın.
Raporun Türkçe özetini aşağıda bulabilirsiniz:
Đnsan onuruna giden yol: yoksulluğu sona erdirmek,
herkesin yaşamını dönüştürmek ve dünyayı korumak
Genel Sekreterin 2015 sonrası sürdürülebilir kalkınma
gündemi sentez raporu
Özet
Đşbu rapor, 68/6 sayılı Genel Kurul kararı doğrultusunda, üye devletlerin Genel
Sekreter’den 2015 sonrası kalkınma gündemi konusunda ortaya konan görüşlerin
derlenmesi hususunda yaptığı talebe istinaden hazırlanmıştır.
20 yıllık kalkınma uygulamaları ve açık ve katılımcı bir yapıda derlenen
girdiler incelenmek suretiyle raporda insan onuruna yakışır bir yaşam için
önümüzdeki 15 yıl içinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
Raporda sürdürülebilir kalkınma için ortak bir evrensel ve dönüştürücü gündem
öneriliyor ve söz konusu gündemin insan hakları temelli olması ve insanları ve
dünyamızı merkeze oturtması hedefleniyor. Sürdürülebilir kalkınma gündeminin bir
çerçeveye oturtulması ve desteklenmesine ilave olarak üye devletler tarafından ülke
bazında belirlenen öncelikleri de kapsayacak şekilde raporda 6 ana unsura yer
veriliyor. Bunları: (a) insan onuru için yoksulluğu ortadan kaldırmak ve
eşitsizliklerle mücadele etmek; (b) insanlar için sağlıklı bir yaşamın tesisi, bilgi ve
kadınların ve çocukların dışlanmadığı bir toplumun inşası; (c) refah için güçlü,
herkesi kucaklayan ve dönüştürücü bir ekonominin oluşturulması; (d) dünya için tüm
toplumlar ve çocuklar adına ekosistemlerin korunması; (e) adalet için güvenli ve
barışçıl toplumların ve kurumların desteklenmesi; (f) sürdürülebilir kalkınma için
küresel dayanışma ve ortaklık.
Raporda ayrıca entegre bir sürdürülebilir kalkınma gündeminin mutlaka iyi bir
şekilde uygulamaya konması gerektiği, bunun için de mali kaynak, teknoloji ve
yatırım gerektiği belirtiliyor. Ayrıca, raporda sorumlulukları paylaşma kültürünün
yerleşmesi ve verilen taahhütlerin mutlaka yerine getirilmesi çağrısında bulunuluyor.
Bu amaçla, raporda uygulamaların izlenebileceği ve gözden geçirilebileceği bir
çerçevenin oluşturulması, istatistik kapasitelerinin artırılması, yeni ve geleneksel
olmayan veri türlerine yönelinmesi, Birleşmiş Milletler sisteminin bu amaca uygun
davranması önerisinde bulunuluyor ve böylece 2015 sonrası kalkınma gündemi
kapsamında ortaya çıkarabilecek zorlukların aşılabileceği ifade ediliyor. Eğer ortak
bir siyasi irade gösterebilir, uluslararası sistemleri ve ulusları güçlendirecek mali
kaynakları sağlayabilirsek önümüzdeki 15 yıl içerisinde herkes için insan onuruna
yakışır bir yaşam sağlamak mümkün olabilecektir.
Đçindekiler
I.
II.
III.
IV.
Dünyayı 2015 sonrasında dönüştürecek küresel bir eylem çağrısı
Sentez
A.
20 yıllık kalkınma gündeminden neler öğrendik?
B.
2015 sonrası sürdürülebilir kalkınma gündemi görüşmelerinden neler öğrendik? . . . . . .
C.
Ortak gelecek için ortak hedef
Yeni gündemin çerçevesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
A.
Ortamın hazırlanması . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
B.
Dönüştürücü bir yaklaşım . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
C.
Sürdürülebilir kalkınmanın altı ana unsuru
D.
Altı ana unsuru entegre etmek
Sürdürülebilir kalkınmanın kaynaklarının oluşturulması . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
A.
Geleceğimizi finanse etmek . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
B.
Sürdürülebilir gelecek için teknoloji, bilim ve yaratıcılık
C.
V.
VI.
Sürdürülebilir kalkınma için kapasite artırımına yatırım
Ortak gündemimizi hayata geçirmek
A.
Yeni dinamiklerin ölçülmesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
B.
Yeni gündemde verinin aydınlatıcı rolü
C.
Đlerlemeyi ölçmek için izleme, değerlendirme ve raporlama
D.
Birleşmiş Milletler’i bu dönüşüme uygun hale getirmek
Sonuç: evrensel ilkeler sözleşmesi etrafında toplanmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
“Đnsanların sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde olduğunun bilincindeyiz ve
bu amaca yönelik olarak adil, eşitlikçi ve herkesi kapsayıcı bir dünyanın
oluşturulması için gayret gösteriyor; sürdürülebilir ve herkesi kapsayan
ekonomik kalkınma, toplumsal gelişme ve çevrenin korunması için birlikte
çalışmaya ve böylece herkesin yararlanmasını sağlamaya kararlıyız.”
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio+20)
“Arzuladığımız Gelecek” sonuç belgesinden
I. Dünyayı 2015 sonrasında dönüştürecek küresel bir
eylem çağrısı
2015 yılı dünya liderlerine ve halklarına, yoksulluğun sona erdirilmesi ve
insanların ihtiyaçlarının daha iyi karşılanabilmesi ve gerekli ekonomik
dönüşümün sağlanabilmesi, diğer yandan da çevrenin korunması, barışın
sağlanması ve insan haklarının korunması açısından çok önemli bir fırsat
veriyor
Tarihi bir yol ayrımındayız ve gideceğimiz yön verdiğimiz sözleri tutmada
başarılı mı yoksa başarısız mı olacağımızı belirleyecek. Yüzyıllardır insanları
zehirleyen aşırı yoksulluk ve açlığı küreselleşen ekonomi ve gelişmiş teknoloji
ile sonlandırma kararı verebiliriz. Ya da çevreyi kirletmeye ve acı ve
umutsuzluk eken dayanılmaz eşitsizlikleri sürdürmeye devam edebiliriz.
2030 yılına kadar sürmesi öngörülen sürdürülebilir kalkınma gündeminin
meşalesini gençler taşıyacak. Bu dönüşümün dünyayı koruyacak ve herkesi
kucaklayacak bir dönüşüm olmasını sağlamalıyız. Đnsan hakları ve hukukun
üstünlüğünün hakim olduğu, herkesi kucaklayan ve refahın paylaşıldığı barışçıl
ve güçlü bir dünya için harekete geçmek gibi bir sorumluluk taşıyoruz.
Şiarımız dönüşümdür. Zaman bizlerin liderlik sergilememizi ve cesaretle
hareket etmemizi gerektiriyor. Toplumlarımızda, ekonomilerin yönetiminde, bir
tane gezegenimizle ile olan ilişkimizde değişimi kucaklamak için bize çağrı
yapıyor.
Böylece zamanımızın ihtiyaçlarına daha fazla karşılık verebilir ve Birleşmiş
Milletler’in kuruluşunda verilen sözü yerine getirebiliriz.
Yetmiş yıl önce, devletler, BM Anlaşmasını kabul ederek, anlaşmanın giriş
bölümünde “gelecek kuşakları savaş felaketinden korumaya … insan
kişiliğinin onur ve değerine, erkeklerle kadınların ve büyük uluslarla küçük
ulusların hak eşitliğine olan inancımızı yeniden ilan etmeye … anlaşmalar ve
diğer uluslararası hukuk kaynaklarından doğan yükümlülüklere saygı
gösterilmesi için gerekli koşulları yaratmaya ve daha geniş bir özgürlük içinde
daha iyi yaşama koşulları
kolaylaştırmaya” söz verdiler.
sağlamaya,
sosyal
bakımdan
ilerlemeyi
Verilen bu sözü temel alarak BM Genel Kurulunda 1986 yılında kabul edilen
Kalkınma Hakları Bildirisi’nde herkesin anlamlı bir şekilde kalkınmanın içinde
yer alması ve faydalarından aynı şekilde yararlanmasını sağlayacak bir
yaklaşımın benimsenmesi çağrısında bulunuldu.
Đnsanlık geçtiğimiz yetmiş yıl süresinde çarpıcı bir ilerleme kaydetti. Şiddeti
azalttık ve küresel kurumlar oluşturduk, evrensel ilkeleri içeren kuralları
yarattık, zengin bir uluslararası hukuk ortaya çıkardık. Çok büyük teknolojik
ilerlemeye şahitlik yaptık, milyonlarca insan yoksulluktan kurtarıldı,
milyonlarcasının toplumdaki yeri daha güçlü kılındı, hastalıklara karşı
mücadele kazanıldı, ortalama ömür uzatıldı, sömürgecilik tasfiye edildi, yeni
uluslar doğdu, apartheid yenilgiye uğratıldı, demokratik uygulamalar kök
salmaya başladı ve tüm bölgelerde canlı ekonomiler oluşturuldu.
1992 yılında Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrinde düzenlenen Birleşmiş
Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’ndan (Dünya Zirvesi) bu yana
insanların refahı ve iyiliği için yeni bir yol belirledik. 2000 yılında yapılan
Binyıl Bildirisi ve Binyıl Kalkınma Hedefleri insanı merkeze koydu ve
dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insanın yaşamının değişmesini
sağladı. Binyıl Kalkınma Hedeflerinin arkasındaki küresel seferberlik çok
taraflı eylemlerin elle tutulur sonuçlar ortaya koyduğunu gösterdi.
Ancak, günümüzde içinde bulunduğumuz koşullar, BM Anlaşmasının
öngördüğü dünyadan çok uzakta. Bir bölüm bolluk içinde yüzerken, diğer
tarafta değişmeyen bir yoksulluğa, büyük eşitsizliğe, işsizliğe, hastalıklara ve
milyarlarca kişinin mahrumiyet çektiğine şahit oluyoruz. Evlerinden edilen
insan sayısı Đkinci Dünya Savaşından bu yana ki en üst seviyeye çıkmış
bulunuyor. Savaşlar, suç, terörizm, zulüm, yolsuzluklar, suçların cezasız
kalması ve hukukun üstünlüğünün erezyona uğraması günlük gerçekler.
Küresel ekonomik, gıda ve enerji krizlerinin etkileri hala hissediliyor. Đklim
değişikliğinin sonuçları daha yeni yeni görülüyor. Modern dönem, bilim,
teknoloji ve küresel sosyal hareketlerin seferber edildiği bir dönem olmanın
yanında yukarıda belirtilen başarısızlıklarla da anılıyor.
Küreselleşen dünyamız büyük bir ilerlemenin yanı sıra insanların kabul
edilemez ve sürdürülemez seviyede yokluk çektiği, korku yaşadığı, ayrımcılığa
uğradığı, adaletsizlikle karşılaştığı, istismara uğradığı ve çevreyi kirlettiği bir
dönemden geçiyor.
Sorunların doğal afetlerden kaynaklanmadığını ya da kontrolümüz dışında
gelişmediğini biliyoruz. Bu sorunlar insanların, kurumların, özel sektörün ve
insan haklarını korumak ve insan onurunu kollamak için çalışanların yaptıkları
ve yapmadıklarının sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Bu sorunların üstesinden gelecek bilgi birikimine sahibiz, ancak acil olarak bu
alanda liderlik ortaya konulmasına ve ortak eyleme geçilmesine ihtiyacımız
var.
Bunlar evrensel sorunlar ve yeni, çok taraflı ve ortak değerlere, ilkelere ve
önceliklere dayanan, eylemlerin ortaya konmasını gerektiriyor.
BM Anlaşması ile yaptığımız taahhüt bizleri harekete geçirmeye teşvik
etmelidir. Gezegenimize karşı olan sorumluluğumuz aynı derecede bizi
harekete geçirmelidir. Empati duygumuz ve bilinçli kişisel çıkarımız bizi
harekete geçirmelidir. Günümüzde karşılaşılan tehtditler ister ulusal ister
sınıfsal, cinsiyet temelli, coğrafi, etnik veya dini olsun insanların çizdiği
sınırları tanımıyor.
Artık geriye dönülmez bir şekilde bütünleşen dünyamızda bir kişinin sorunu,
bazen zaman içinde, ancak genellikle hızla herkesin sorunu haline
dönüşebiliyor. Ancak, bunlar sadece can sıkıcı sorunlar olarak görülmemeli,
insanlığı daha ileriye taşımak için oluşturulacak, sonuç alınabilecek ortaklıklar
ve ittifakların da bir yol göstericisi olduğunu düşünmeliyiz.
Binyıl Kalkınma Hedeflerinin uygulanmasından elde edilen tecrübe, böylesine
karmaşık sorunlarla başa çıkmak üzere uluslararası topluluğun seferber
edilebileceğini bizlere gösterdi. Hükümetler, sivil toplum ve geniş bir
yelpazede yer alan uluslararası aktörler Binyıl Kalkınma Hedeflerinin etrafında
toplandılar ve bir çok cephede yoksulluk ve hastalıklarla mücadele ettiler. Bu
mücadelede yaratıcı yaklaşımlar, hayati öneme sahip veriler, yeni kaynaklar,
yeni araçlar ve teknolojiler ortaya koydular. Saydamlık arttı. Binyıl Kalkınma
Hedefleri sonucu teşvik edilen doğru kamu politikaları ortak girişimler ve
uluslararası işbirliği ile desteklendi ve böylece önemli başarılar elde edilmesi
sağlandı. 1990’dan bu yana geçen 20 yıl içinde dünyada aşırı yoksulların sayısı
yarı yarıya azaltıldı ve 700 milyon insan yoksulluktan kurtarıldı. 2000-2010
yılları arasında sıtmadan ölümler tahminen 3,3 milyon azaltıldı ve tüberküloz
hastalığına karşı 22 milyon kişi korundu. HIV virüsü taşıyan insanlar için 1995
yılından bu yana anti-retroviral tedavi sayesinde 6,6 milyon insanın hayatı
kurtarıldı. Aynı dönemde ilk öğretime kız çocuklarının katılımında erkeklerle
eşitlik sağlandı, çocuk ve anne sağlığı hizmetlerine erişimde iyileştirmeler oldu
ve kadınların siyasete katılımında istikrarlı bir ilerleme kaydedildi. 1
Henüz süresi dolmamış olan Binyıl Kalkınma Hedeflerine de yatırım
yapmamız lazım ve söz konusu hedefleri yoksulluğun olmadığı, insan
haklarına, eşitliğe ve sürdürülübilir kalkınmaya dayalı arzuladığımız
geleceğimize sıçrama tahtası olarak kullanmalıyız. Bu bizim görevimiz ve
çocuklarımıza bırakmak istediğimiz miras olmalıdır.
2015 sonrası küresel sürdürülebilir kalkınma gündemini belirlemeye
çalıştığımız bir dönemde uluslararası topluluk daha önce görülmemiş
ilerlemelere imza attı. Şimdiye kadar küresel bir konu ile ilgili olarak bu kadar
yaygın bir istişare gerçekleştirilmemişti. Đki yıl gibi kısa bir sürede BM
Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı 2015 sonrası kalkınma gündeminin temel
taşlarını şekillendirdi. Tüm BM üyesi ülkeler, BM sistemi, uzmanlar, sivil
toplum, iş dünyası ve daha da önemlisi dünyanın dört bir yanından milyonlarca
insan kendisini bu hayati öneme sahip sürece adadı. Sadece bu gelişme bile
büyük bir umut ışığıdır. Tüm insanlar arasında ortaya çıkan yaratıcı ve
paylaşmacı yaklaşım herkesin iyiliği için çözümler bulunabileceğinin de bir
kanıtı oldu.
Şunu bilmeliyiz ki, yapacağımız çalışmanın sonucunun meşruiyetini
koruyabilmesi için sürece katılan tüm tarafların mesajlarını içermesi gerekiyor.
Siyasi manevralar yapma ya da en alt ortak paydada buluşmanın zamanı değil.
Karşımıza çıkan yeni tehditler ve yeni fırsatlar, bir yandan ihtiraslı, diğer
yandan da tam anlamıyla katılımcı, duyarlı ve dönüştürücü bir eylem sürecini
ortaya koymamızı gerektiriyor.
Bu iklim değişikliğiyle de mücadele anlamına geliyor. Hükümetler arası Đklim
Değişikliği Paneli’nin de belirttiği üzere, iklim değişikliği karşı karşıya
olduğumuz sorunları daha da derinleştiriyor. Đklim değişikliği sürdürülebilir
1
2014 Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporuna bkn.
kalkınma gündeminin hayata geçirilmesini güçleştiriyor, çünkü ortaya yeni
istikrarsızlıklar çıkarıyor, olumlu gelişmelerin etkilerini azaltıyor ve insanların
daha güçlü kılınmasını zorlaştırıyor.
Bu nedenle böyle gelmiş böyle gider diyemeyiz. Dünyanın dört bir yanında
insanlar yüzlerini BM’ye dönmüş, bu sorunların üstesinden gelinmesi için
BM’nin hem evrensel hem de her ülkeye uyarlanabilecek, merkezinde
insanların ve dünyamızın yer aldığı dönüştürücü bir gündemi ortaya koymasını
bekliyor. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, sivil toplumun daha geniş hareket
alanına ve daha etkin yönetimlere olan istek artık insanlar tarafından daha fazla
seslendiriliyor. Đnsanlar iş dünyasının sorumluluklarını üstlenmesini, yerel
yönetimlerin daha etkin olmasını istiyor. Bir veri devrimi yapılması, hesap
verilebilirlik açısından kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi ve
geliştirilmiş bir küresel ortaklık talep ediliyor. Đnsanlar, yeni gündemin güven
aşılayabilmesi için, bu gündemin uygulanabilmesini sağlayacak mali
kaynakların da sağlanması gerektiğini vurguluyor.
2015 yılında düzenlenecek üç üst düzey uluslararası toplantı bizlere yeni bir
sürdürülebilir kalkınma gündemi oluşturma imkanı veriyor. Bunların ilki
Temmuz ayında Addis Ababa’da düzenlenecek olan Kalkınma Finansmanı 3.
Uluslararası Toplantısı. Đkincisi dünya liderlerinin katılımıyla Eylül ayında BM
Genel Kurulu’nun 70. dönem oturumlarında yapılacak ve insanların düşünme
şekillerini değiştirmelerini sağlayacak toplantı. Üçüncüsü ise Aralık ayında
Paris’te yapılacak BM Đklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC)
toplantısı.
Đnsanların yaşamlarını dönüştürmek ve dünyamızı korumak için ideal bir
dönemdeyiz. Hükümetleri ve halkları siyasi ve ahlaki sorumluluklarını yerine
getirmeye çağırıyorum. Bu çağrım insan onuru için yapılan bir çağrıdır ve tüm
vizyonumuz ve gücümüzle desteklenmelidir.
II. Sentez
A.
20 yıllık kalkınma gündeminden neler öğrendik?
2015 sonrası kalkınma gündemi kapsamında bir çok yeni ve dönüşüm sağlayan
fikir tartışılıyor, ancak bunların hepsinin kökleri 1990’larda yapılan ve son 20
yıla damgasını vuran küresel kalkınma konferanslarına dayanıyor. Bu
konferansları sırasıyla 1992 BM Çevre ve Kalkınma Konferansı (Dünya
Zirvesi), 2000 Binyıl Zirvesi ve Binyıl Kalkınma Hedefleri, 2005 Dünya
Zirvesi, 2010 Binyıl Kalkınma Hedefleri Zirvesi ve 2012 Rio+20 BM
Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi teşkil ediyor.
Bugünkü sürecin temelleri 2012 yılında Rio’da düzenlenen zirvenin sonucu
olarak belirlenen Arzuladığımız Gelecek temalı belgeye dayanıyor. Bu belgede
son 20 yıl içinde kalkınma alanında elde edilen tecrübeye vurgu yapılıyor ve
sürdürülebilir kalkınma alanında elde edilen başarılar ve daha iyi yapılması
gereken noktalara dikkat çekiliyor.
Söz konusu dönemde yetersiz ve dağılımı eşit olmasa da dikkat çekecek oranda
ilerleme sağlanmış bulunuyor. Sadece 20 yıl kadar kısa bir süre önce
kalkınmakta olan ülkelerde nüfusun yüzde 40’ı aşırı yoksulluk içinde
yaşıyordu ve yoksulluğu azaltmak mümkün görülmüyordu. Ciddi ve sürekli
olarak elde eldilen kazançlar sayesinde aşırı yoksulluğun ortadan
kaldırılabileceğini artık biliyoruz. Binyıl Kalkınma Hedefleri bu sürece büyük
katkı sağladı ve bizlere bu mücadelede Hükümetlerin, iş dünyasının ve sivil
toplumun dönüştürücü bir gündem kapsamında ortaklaşa çalışabileceğini
gösterdi.
Bir çok en az gelişmiş ülkede son 20 yılda önemli ilerlemelere şahit olduk.
Aynı dönemde orta gelir kuşağındaki ülkeler küresel ekonomik kalkınmanın
lokomotifi oldular ve milyonlarca vatandaşlarını yoksulluktan kurtarıp önemli
büyüklükte orta sınıflar yarattılar. Bazı ülkeler eşitsizliklerin azaltılmasında da
önemli ilerlemeler kaydetti. Bazılarında herkesin sağlık hizmetlerine erişimi
sağlandı. Bir kısmı dünyanın en ileri ve dijital olarak dünyaya bağlanan
toplulukları haline geldi. Birçok ülke ihtilaflara son vererek yeniden yapılanma
sürecini başlattı. Đnsanların dışlanma ve mağduriyetten korunabilecekleri
görüldü.
Yeni demografik akımlar dünyamızı değiştiriyor. 7 milyarlık küresel bir ailenin
parçası olduk. 2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyara ulaşacağı tahmin
ediliyor. Yaşlanan bir dünyayız, artık insanlar daha uzun ve daha sağlıklı
yaşıyor. Gittikçe kentsel yaşamın hakim olduğu bir dünyaya dönüşüyoruz.
Dünya nüfusunun yarıdan fazlası günümüzde şehirlerde yaşıyor. Gittikçe
hereket halinde bir dünyaya dönüşüyoruz. Her yıl 232 milyon insan başka bir
ülkeye göç ediyor. Đç göçler de bu rakama eklendiğinde sayı bir milyarı
buluyor. Bu rakamlar hedeflerimiz üzerinde doğrudan etki yapıyor ve zorluklar
ve fırsatları beraberinde getiriyor.
Yeni teknolojilerin daha sürdürülebilir yaklaşımlar ve verimli uygulamaların
hayata geçmesini sağladığını görüyoruz. Kamu sektörünün vergi reformları
yaparak, vergi kaçağı ile mücadele ederek, eşitsizlikleri gidererek ve
yolsuzluklarla mücadele ederek gelirlerini artırabileceğine inanıyoruz.
Sürdürülebilir kalkınmaya yönlendirilecek bir çok atıl kaynak olduğunu
biliyoruz. Uzak görüşlü şirketler iş modellerini dönüştürmede öncü rol
oynuyor. Bu uygulamalar, etik temelli özel sektör yatırımlarının temelini
oluşturma yolunda ilerliyor. Doğru içerik, politikalar, uygulamalar,
gözlemleme ile büyük fırsatların yaratılması sağlanabilir. Veri reformunun
gerçekleşmekte olduğunu biliyoruz. Bu sayede nerede olduğumuzu ve nereye
gittiğimizi daha iyi bileceğiz ve kalkınmanın herkesi kapsamasını
sağlayacağız. Dünya genelinde ortaya konan yaratıcı girişimler yeni
sürdürülebilir üretim ve tüketim modellerine öncülük ediyor. Yönetim, hem
ulusal hem de uluslararası seviyede 21. Yüzyıla daha uygun hale gelecek
şekilde reformdan geçirilebilir. Ve biliyoruz ki, son derece küresel, birbiri ile
bağlantılı ve oldukça hareketli bir yapıya bürünen sivil toplum bu çabalarda
katılımcı, ortak bir değişimin motoru olabilir.
Biz yönümüzü dönüşüme doğru yöneltmiş bulunuyoruz.
2015 sonrası kalkınma gündemi üzerindeki görüşmeler her ülkenin kendi
konumunun önemini ön plana çıkardı. Bu durum Binyıl Kalkınma Hedefleri
için uygulanan yöntemden farklılık gösteriyor. Başta Afrika ülkeleri olmak
üzere en kırılgan ülkelere, bir diğer deyişle en az gelişmiş ülkelere özel önem
verilmesi öngörülüyor. Ayrıca, orta gelir seviyesindeki ülkelerin de ihtilafların
patlak vermesi halinde karşılaşacakları kırılganlıklar üzerinde duruluyor.
Üye devletler sürdürülebilir kalkınmanın herkesi kapsayan ve insan merkezli
olmasına vurgu yapıyor. Ekosistemlerin insanların geçim kaynakları üzerindeki
etkilerine değiniyorlar ve birçok toplumdaki adıyla “Toprak Ana”nın kültürel
mirasına saygı gösterilmesini istiyorlar.
Üye devletler gayri safi milli hasılanın (GSMH) daha iyi ölçülmesinin
yollarının bulunmasını, böylece kalkınmanın daha iyi ölçülebileceğini
belirtiyorlar. Bu sayede kalkınma ile ilgili politikaların daha iyi
belirlenebileceğini vurguluyorlar. Dünyanın doğal ve kültürel farklıklıkları
kabul ediliyor ve tüm kültürlerin ve medeniyetlerin sürdürülebilir kalkınmaya
katkı yapabileceği belirtiliyor. Nihai olarak ise insanlığın dünyamızın kırılgan
ekosistemi ile uyumlu bir şekilde yaşayabilmesi için sürdürülebilir kalkınmaya
yönelik kapsayıcı ve birleştirici yaklaşımların sergilenmesi isteniyor.
B.
2015 sonrası sürdürülebilir kalkınma gündemi
görüşmelerinden neler öğrendik?
Uluslararası topluluk sürdürülebilir kalkınma gündemi kapsamındaki
görüşmelerde oldukça yol aldı. 2013 Temmuz ayında Genel Kurul’un talebi
doğrultusunda “Onurlu bir yaşam” başlıklı bir rapor hazırladım (A/68/202 and
Corr.1). Raporda evrensel, dünya ile bağlantılı ve insan hakları temelli bir
sürdürülebilir kalkınma gündemi belirlenerek ekonomik kalkınma, sosyal
adalet ve çevrenin korunması gibi konulara çözüm bulunması gerektiğini
belirttim, barış, kalkınma ve insan hakları arasındaki bağlantıyı vurguladım.
Bir diğer deyişle kimseyi dışarıda bırakmayan bir gündemden bahsettim.
Ayrıca, kalkınma ile ilgili çalışmaların daha iyi takip edilmesini ve
değerlendirilmesini istedim, ölçülebilir ve uyarlanabilir hedefler belirlenmesini
talep ettim.
Bu tartışmaya birçok kişi katıldı ve birçok paydaş değerli katkılarını sundu.
(a) Dünyanın dört bir yanından insanlar daha önce örneği görülmemiş
istişareler sonucu, ve “Milyonların Sesi: Arzuladığımız Dünya”, “2015 Sonrası
Gündemi Gerçekleştirmek: Ulusal ve Yerel Seviyede Fırsatlar”, “My World
Anketi” gibi BM Kalkınma Grubu
önderliğindeki girişimler sonucu
görüşlerini ortaya koydu. Özellikle gençler olmak üzere milyonlarca insan bu
süreçlerde yer aldı. Bu girişimlerin sonuçları “Küresel Gençlik Çağrısı” ve BM
Enformasyon Dairesi/Sivil Toplum Örgütleri Konferansı çıktısında ortaya
kondu. Parlamenterler, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerinin katılımı da
büyük önem taşıdı.
(b) Önde Gelen Şahsiyetler Üst Düzey Paneli, dönüşüm sağlayacak beş
öneride bulundu: (i) kimse dışlanmasın; (ii) sürdürülebilir kalkınma merkeze
konsun; (iii) istihdam ve herkesi kapsayan kalkınma için ekonomiler
dönüştürülsün; (iv) barış inşa edilsin ve etkili, saydam ve hesap verebilen
kurumlar kurulsun; ve (v) yeni bir küresel ortaklık yaratılsın;
(c) Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı kapsamında biraraya gelen
bilim adamları bilim ve eylem temelli bir gündem oluşturulmasını önerdi. Bu
gündemin sürdürülebilir kalkınmanın dört unsurunu da (ekonomik, sosyal,
çevre ve yönetim konuları) içermesi istendi;
(d) Đş dünyasının bu süreçteki rolü BM Küresel Đlkeler Sözlemesi (UN
Global Compact) aracılığıyla son şeklini aldı. Raporda, iş dünyasının
sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek için yapabileceği dönüşüme yer verildi.
(e) Bölgesel komisyonların raporları, kararların küresel
uygulanabilmesi için bölgesel çabaların önemini ortaya koydu.
olarak
(f) BM sisteminin konu ile ilgili tecrübeleri ise BM 2015 Sonrası
Kalkınma Gündemi Çalışma Grubu raporlarında yer buldu.
(g) Bu raporun hazırlanması aşamasında ilk destek BM Sistemi
Koordinasyon Đcra Kurulu (CEB) tarafından sağlandı.
(h) Küresel Sürdürülebilirlik Üst Düzey Paneli insanların refahı,
küresel adaletin geliştirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesi ve
Dünya üzerindeki ekosistemin gelecek kuşaklara bırakılmasını sağlayacak
koruma önlemlerinin getirilmesini tavsiye etti.
2014 yılı boyunca Üye Devletler görüş alışverişinde bulundular ve bu
görüşlerini hali hazırda mevcut BM kalkınma birimlerinin çalışmaları
aracılığıyla nasıl konsolide edebileceklerini görüştüler. Ekonomik ve Sosyal
Konsey komisyonları ve bölge temsilcilikleri 2015 sonrası kalkınma
gündeminin muhtemel unsurlarını gündeme taşıdılar.
2014 yılı sonunda, Rio+20 Konferansında öngörüldüğü şekilde hükümetler
arası müzakereleri olumlu bir şekilde tamamlamış buılunuyoruz.
Genel Kurul birçok kez temiz ve çevreye duyarlı teknolojilerin geliştirilmesi,
transferi ve yayılmasını tavsiye etti.
Sürdürülebilir Kalkınma Uzmanları Hükümetlerarası Komitesi sürdürülebilir
kalkınmanın nasıl etkin bir şekilde finanse edilebileceği hususunda bir rapor
yazdı ve bu konuda 100’ün üzerinde öneride bulundu.
2014 süresince Genel Kurul Başkanı 2015 sonrası kalkınma gündemi konulu
birçok oturumu yönetti.
Daha da önemlisi Genel Kurul Sürdürülebilir Kalkınma Çalışma Grubu 2014
Temmuz ayında tarihi kararını açıkladı ve sürdürülebilir kalkınmanın
gündemini yoksulluğun ortadan kaldırılması, çevrenin sürdürülebilirliği,
herkesi kapsayan kalkınma, eşitlik ve insan temelli bir yaklaşımın
oluşturmasını önerdi.
Bir yılı aşkın görüşmeler sonrasında Çalışma Grubu 17 ana ve 169 alt başlıktan
oluşan hedefleri sıraladı.
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri eşitsizlikler, ekonomik büyüme, insan
onuruna yakışır iş, kentler ve insan yerleşim yerleri, sanayileşme, enerji, iklim
değişikliği, sürdürülebilir tüketim ve üretim, barış, adalet ve kurumlar
konularında çok önemli adımlar atılmasını öngörüyor. Bunların uygulanması
için küresel ortaklıklar hedefleniyor.
Bu hedeflerin izlenmesi için yeni mekanizmalara ve verilere erişime ihtiyaç
duyulacaktır.
Nihai olarak tarafımca oluşturulan Sürdürülebilir Kalkınma Đçin Bağımsız
Danışma Grubu, hazırladığı “A World That Counts”, başlıklı raporunda
gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler, bilgi zengini insanlarla, bilgi
yoksulu insanlar ve özel sektör ile kamu sektörü arasındaki mesafenin
kapatılması çağrısında bulundu.
C.
Ortak gelecek için ortak hedef
Tüm katkıların ortak bir noktası vardı: Evrensel bir gündem oluşturulmalıydı.
Đnsanlığın karşı karşıya olduğu sorunlar artık sınır tanımıyor. Evrensellik BM
Anlaşması çerçevesinde yeni bir küresel ortaklık gerektiriyor.
Tüm katkı sağlayanlar merkeze insanın konmasını, çevrenin korunmasını,
insanların ihtiyaçlarından mahrum kalmamasını, korkunun olmamasını ve
küresel ortaklık yapılmasını önerdi.
Tüm katkı sağlayanlar Binyıl Kalkınma Hedeflerine erişme çabalarına ara
verilmemesini istedi.
Tüm katkı sağlayanlar hiçbir kesimin dışarıda bırakılmaması gerektiğine dikkat
çekti. Özellikle çağımız kadınlar çağı. Eğer insanlığın yarısını geride
bırakırsak kalkınma hedeflerine asla ulaşamayız. Katılımcılar kadına karşı her
türlü eşitsizliğin ve şiddetin de sona erdirilmesini istediler.
Hükümetler, kurumlar ve insanlar arasındaki güven eksikliğinin giderilmesi
istendi.
Tüm taraflar iklim değişikliği ile mücadelenin hızlandırılmasını istedi.
Tüm taraflar ekonomilerin anlamlı bir şekilde dönüşmesini istedi.
Tüm katkı sağlayanlar, yeni gündemde ekonomik, sosyal ve çevresel boyutların
entegre edilmesinin önemini vurguladı.
Tüm görüş bildirenler, Hükümetlerin, iş dünyasının ve uluslararası kuruluşların
gündemin sonuç vermesi konusunda insanlara karşı sorumlu olması gerektiğini
belirttiler.
III. Yeni gündemin çerçevesi
A.
Ortamın hazırlanması
2010 Binyıl Kalkınma Hedefleri Zirvesinden Rio+20 Zirvesine ve Genel Kurul
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Çalışma Grubu raporuna uzanan evrensel
bir ortam hazırlandı.
Çalışma Grubunun önerileri uluslararası topluluk tarafından memnuniyetle
karşılandı.
Ben de BM Genel Sekreteri olarak Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporu
memnuniyetle karşılıyorum. (bakınız Tablo 1). Çalışma Grubunun önerilerinin
2015 sonrası kalkınma gündemi sürecinin temelini oluşturması yönündeki
Genel Kurul kararını destekleyerek kayıtlara geçiriyorum.
Önümüzdeki aylarda Üye Ülkeler 2015 sonrası kalkınma gündemini ele
alacaklar. Görüşmelerde daha önceki zirvelerde alınan kararlara dikkat
edilmesi önem taşıyor.
Tablo 1
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri
Hedef 1. Her tür yoksullluğu, nerede olursa olsun sona erdirmek
Hedef 2. Açlığı bitirmek, gıda güvenliğini sağlamak, beslenme
imkanlarını geliştirmek ve sürdürülebilir tarımı desteklemek
Hedef 3. Đnsanların sağlıklı bir yaşam sürmelerini ve herkesin her
yaşta refahını sağlamak
Hedef 4. Herkesi kapsayan ve herkese eşit derecede kaliteli eğitim
sağlamak ve herkese yaşam boyu eğitim imkanı tanımak
Hedef 5. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadınların ve kız
çocuklarının toplumsal konumlarını güçlendirmek
Hedef 6. Herkes için suya ve sağlıklamaya erişimi ve suyun ve
sağlıklamanın sürdürülebilir yönetimini garanti altına almak
Hedef 7. Herkes için erişilebilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern
enerji sağlamak
Hedef 8. Sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik kalkınmayı sağlamak,
tam ve üretici istihdamı ve insan onuruna yakışır işleri sağlamak
Hedef 9. Dayanıklı altyapı inşa etmek, sürdürülebilir ve kapsayıcı
sanayileşmeyi ve yeni buluşları teşvik etmek
Hedef 10. Ülkelerin içinde ve aralarındaki eşitsizlikleri azaltmak
Hedef 11. Kentleri ve insan yerleşim yerlerini herkesi kucaklayan,
güvenli, güçlü ve sürdürülebilir kılmak
Hedef 12. Sürdürülebilir tüketimi ve üretimi sağlamak
Hedef 13. Đklim değişikliği ve etkileri ile mücadele için acil olarak
adım atmak
Hedef 14. Okyanusları, denizleri ve deniz kaynaklarını
sürdürülebilir kalkınma için korumak ve sürdürülebilir şekilde
kullanmak
Hedef 15. Karasal ekosistemleri korumak, restore etmek ve
sürdürülebilir kullanımını sağlamak, ormanların sürdürülebilir
kullanımını sağlamak, çölleşme ile mücadele etmek, toprakların
verimlilik kaybını durdurmak ve geriye çevirmek ve biyoçeşitlik
kaybını durdurmak
Hedef 16. Sürdürülebilir kalkınma için barışçıl ve herkesi
kucaklayan toplumları teşvik etmek, herkesin adalete erişimini
sağlamak, her seviyede etkin, hesap verebilir ve kucaklayıcı
kurumlar inşa etmek
Hedef 17. Sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklığın uygulama
araçlarını güçlendirmek ve küresel ortaklığı yeniden canlandırmak
.
Başarı için yeni gündemin insanların tecrübelerini ve ihtiyaçlarını anlayan ve
bunlara kulak veren bir yapıda olması gerekiyor.
Bu bağlamda, Genel Kurul tarafından verilen aşağıdaki görevi unutmamamız
gerekiyor:
“Sürdürülebilir kalkınma hedefleri uygulamaya yönelik, özlü ve
anlatması kolay, sınırlı sayıda ancak küresel özellikte ve evrensel olarak
uygulanabilir olmalı ve farklı ülkelerin gerçeklerini, kapasitelerini ve
kalkınmışlık seviyelerini göz önünde bulundurmalı ve ulusal politikalara
ve önceliklere saygılı olmalıdır”.
(66/288 sayılı karardan).
Üye ülkeler, Çalışma Grubunun belirlediği hususların 2015 sonrası kalkınma
gündeminin temelini oluşturmasını kabul ettiler.
B.
Dönüştürücü bir yaklaşım
Üye devletlerin görüşmelerine katkı sağlamak amacıyla 6 entegre temel unsuru
önermek istiyorum.
Yeni gündem, sürdürülebilir kalkınma anlayışını dönüştürücü nitelikte
olmalıdır: Yeni gündemi oluştururken şunlara dikkat etmemiz gerekir:
• Evrensel bir yaklaşıma bağlı kalmak,
• Sürdürülebilirliği tüm etkinliklere eklemek ve ekonomik, çevresel ve
toplumsal etkilerini unutmamak,
• Eşitsizliklere çözüm bulmak ve tüm ekonomik ve toplumsal grupları dahil
etmediği sürece hedefe erişilemeyeceğini bilmek,
• Tüm faaliyetlerin uluslararası standartlarda insan haklarına saygılı
olmasını ve bu hakları güçlendirmesini garanti altına almak;
• Đklim değişikliğinin nedenlerine ve iklim değişikliğinin sonuçlarına çare
bulmak;
• Analizlerimizi güvenilir veri ve kanıtlara dayandırmak, veri kapasitesini
artırmak, ulaşılır kılmak, çeşitlendirmek, veri okur yazarlığını ve
paylaşımını sağlamak;
• En etkili sonucu alacak şekilde küresel ortaklığı geliştirmek ve herkesin
tam kapasiteyle bu ortaklıkta yer almasını sağlamak,
• Yeni ilkelere, uluslararası dayanışma anlayışı ve her ülkenin katkı
yapabileceği görüşü çerçevesinde bağlılığı sağlamak.
C.
Sürdürülebilir kalkınmanın altı ana unsuru
Aşağıda belirtilen altı ana unsur sürdürülebilir kalkınma gündeminin entegre
ve dönüştürücü yapısını şekillendirmeye ve desteklemeye yardımcı olacaktır.
Ayrıca bu unsurlar Üye Devletlerin Çalışma Grubu raporunda belirtilen
hedeflere ulaşılmasına da yardımcı olacaktır.
Đnsan onuru için yoksulluğun sona erdirilmesi ve eşitsizlikler ile mücadele
Yoksulluğun 2030 yılına kadar dünya üzerinden silinmesi sürdürülebilir
kalkınma gündeminin ana hedeflerinden birini teşkil ediyor. Bolluğun olduğu,
önemli bilimsel ilerlemelerin sağlandığı bir dünyada yaşıyoruz. Ancak,
dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan hala korkunç bir yoksulluk içinde
yaşamak zorunda kalıyor. Karşımızdaki en büyük sorun, var olan yoksulluğu
insanların onurlu bir yaşam sürmelerini sağlamak için verdiğimiz söz
doğrultusunda nasıl azaltacağımızdır.
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının toplumdaki yerinin ve haklarının
güçlendirilmesi konularında son yıllarda önemli ilerlemeler kat edilmiş olsa da
hala bu konular dünyanın dört bir yanında aşılması gereken zorluklar olarak
karşımıza çıkıyor. Toplumun tüm kesimlerinin özellikle de gençlerin
katılmadığı, katkıda bulunmadığı ve yararlanmadığı bir kalkınma şeklinin
istenen sonuçları vermeyeceğini şu ana kadar herkesin anlamış olması
gerekiyor. Bazı eşitsizlikler artarak devam ediyor. Özellikle gelirlerdeki
eşitsizlikler en fazla göze çarpan ve en yaygın olarak görülen sorun olarak
karşımıza çıkıyor. Bir diğer eşitsizlik ise fırsat eşitliği konusunda görülüyor.
Bu tüm dünyanın çözmesi gereken evrensel bir sorun olarak karşımızda
duruyor. Sürdürülebilir kalkınma gündeminde mutlaka kadınların, gençlerin,
azınlıkların sesine yer verilmesi, yerel halkların kendileri ile ilgili konularda
rızalarının alınması, engelliler, yaşlılar, gençler ve ergenlik çağındakilerin
toplumsal hayata tam anlamıyla katılmalarının önündeki engellerin kaldırılması
gerekiyor. Kalkınma gündemi göçmenleri, mültecileri, yerlerinden edilmiş
insanları veya çatışma ya da işgal altındaki topraklarda yaşayanları da içermesi
gerekiyor.
Đnsanlar için sağlıklı bir yaşamın tesisi, bilgi ve kadınların ve çocukların
dışlanmadığı bir toplumun inşası
Milyonlarca insan, özellikle de kadınlar ve çocuklar Binyıl Kalkınma
Hedeflerine tam anlamıyla erişilememesinin zorluklarını yaşıyor. Kadınların,
gençlerin ve çocukların sağlık hizmetlerine erişmelerini sağlamalıyız.
Kadınlara karşı şiddete ve kadınların istismar edilmelerine hiçbir şekilde
tahammül etmemeliyiz. Kadınlar ve kız çocuklarının mali kaynaklara erişmede,
arazi ve diğer gayrimenkulleri edinmede eşit haklara sahip olmalarını
sağlamalıyız. Eğitim her çocuğun ve ergenlik çağındaki gencin hakkıdır. Onlar
eğitimlerini güvenli bir ortamda almalıdır. Đnsani gelişim insan haklarına saygı
anlamına da gelir.
Sürdürülebilir kalkınma gündemi herkesin sağlık hizmetlerine erişme ve bu
hizmetleri karşılayabilme hakkını da içermeli, önlenebilir anne, çocuk ve
bebek ölümlerinin sonlanmasını sağlamalı, kadınların üreme ve cinsel sağlık
haklarını tanımalı, herkesin aşılanabilmesini bünyesinde bulundurmalı,
sıtmanın ortadan kaldırılmasını öngörmeli, tüberküloz ve AIDS’in olmadığı bir
dünya planlamalı, bulaşıcı olmayan hastalıkların yanı sıra akıl hastalıkları ve
sinir sistemi zedelenmelerinin risklerini azaltıcı olmalı, su, sağlıklama ve
hijyen dahil olmak üzere sağlıklı alışkanlıkları desteklemelidir.
Günümüzde, 1,8 milyar gencin ve ergenlik çağındaki insanı ilgilendiren
konular daha önce olmadığı oranda gündemde bulunuyor. Bu grup, dinamik,
bilgili ve küresel ağlarla birbirine bağlanan ve değişimin lokomotifi olan bir
kesimi teşkil ediyor. Onların ihtiyaçlarını, haklarını ve seslerini yeni kalkınma
gündemine eklemek başarının anahtarı olacaktır. Gençler, çocukluk
döneminden itibaren geçerli bilgi ve becerileri edinme, ömür boyu öğrenme,
bilim, spor ve kültür imkanlarına sahip olmalıdır. Öğretmenlere ise kendileri
için oluşturulacak teknoloji ile donatılmış güvenli eğitim kurumlarına sahip
olma imkanı tanınmalıdır.
Refah için güçlü, herkesi kucaklayan ve dönüştürücü bir ekonominin
oluşturulması
Ekonomik büyüme paylaşılan bir refah sağlamalıdır. Ekonominin gücü
insanların ihtiyaçlarını ne kadar sürdürülebilir ve eşitlikçi bir şekilde
karşıladığı ile ölçülmelidir. Herkesi içine alan, insan onuruna yakışır iş
imkanları sağlayan, sürdürülebilir gelir getiren, gelirin artmasına imkan
tanıyan kalkınmaya ihtiyacımız var. Bu kalkınmayı sadece GSMH ile
ölçmemeliyiz, kalkınmanın insanların refahı için olduğunu unutmamalıyız.
Kadınlar, gençler, engelliler, yaşlılar ve göçmenler dahil tüm kişilerin insan
onuruna yakışır işlere sahip olmaları, mali hizmetlerden yararlanabilmeleri
ekonomik başarının esası olmalıdır.
Yaratıcı yaklaşımlar ve yatırım ve dayanıklı altyapı, kentler ve insani yerleşim
yerleri, sanayileşme, küçük ve orta boy işletmeler, enerji ve teknoloji istihdam
yaratabilir ve çevreye zararlı davranışları azaltabilir. Yaşam standartına uygun
maaş seviyeleri, kalkınma ve kazanç elde edilebilmesi için doğru şekilde
kurallara bağlanmış, sorumlu ve kar edebilen bir özel sektöre ihtiyaç vardır.
Paylaşılabilen çıktı (kazanç) sağlayan iş modelleri yaratmak, herkesi
kucaklayan ve sürdürülebilir ekonomilere dönüşümün gerçekleşmesi için
şarttır.
Dünya için tüm toplumlar ve çocuklar adına ekosistemlerin korunması
Dünyamıza saygı göstermek için iklim değişikliğine çözüm bulmalıyız,
biyoçeşitliliğin kaybını önlemeliyiz ve çölleşmeyi ve sürdürülemez toprak
kullanım şekillerine çare bulmalıyız. Vahşi hayatı korumalı, ormanları ve
dağları kollamalı ve afet risklerini azaltmalı, güçlü toplumlar oluşturmalıyız.
Okyanuslarımızı, denizlerimizi, nehirlerimizi ve atmosferimizi küresel
mirasımız olarak kesinlikle korumalı ve iklim adaletini sağlamalıyız.
Sürdürülebilir tarımı, balıkçılığı ve gıda sistemlerini teşvik etmeli, su
kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini desteklemeliyiz.
En acil olarak da 2015 sonuna kadar evrensel bir iklim değişikliği anlaşması
sağlamalıyız.
Adalet için güvenli ve barışçıl toplumların ve kurumların desteklenmesi
Sürdürülebilir kalkınma için yönetimin etkili olabilmesi tüm ülkelerdeki her
seviyedeki kamu kurumlarının herkesi kucaklayıcı, katılımcı ve hesap verebilir
olması ile sağlanır. Yasalar ve kurumlar insan haklarını ve temel özgürlükleri
korumalıdır. Kimse korku, şiddet ve ayrımcılığa maruz kalmamalıdır. Katılımcı
demokrasi ve özgür, güvenli ve barışçıl toplumlar kalkınmanın hem motoru
hem de sonucudur.
Adil yargı sistemine erişim, demokratik yönetimin hesap verebilir kurumları,
yolsuzlukla mücadele önlemleri ve yasadışı para akışlarının önlenmesi, kişisel
güvenliği sağlayacak önlemler sürdürülebilir kalkınmanın ayrılmaz
parçalarıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesi kapsamında sivil toplumun özgür, etkin
ve anlamlı bir şekilde süreçlere dahil edilmesi ve kadınlar, gençler, azınlıklar,
eşcinsel, biseksüel ve transeksüel grupların, yerli halkların, ergenlerin ve
yaşlıların seslerinin duyulması sağlanmalıdır. Basın özgürlüğü ve bilgiye
erişim, toplanma ve örgütlenme hakkı sürdürülebilir kalkınmanın
gerçekleşmesini sağlayan unsurlardır. Çocuk yaşta, erken ve zorla
evlendirmelere her yerde son verilmelidir. Hukukun üstünlüğü hem ulusal hem
de uluslararası seviyede güçlendirilerek herkes için adalet sağlanmalıdır.
Toplumları krizler ve ihtilaflar sonrasında daha iyi bir şekilde yeniden inşa
etmeli ve bütünleştirmeliyiz. Devletlerin kırılgan yönlerine çare bulmalı, iç
göçe zorlanan kişilere yardım etmeli ve bireylerin ve toplumların güçlü
kılınmasına katkı sağlamalıyız. Uzlaşma, barışın inşası ve devlet inşası,
ülkelerin kırılganlıklarını tamir etmeleri, bağları güçlü toplumlar ve güçlü
kurumların oluşması açısından büyük önem taşır. Bu alanlara yatırımlar elde
edilen kazançların korunması ve ileride geriye gidişin önlenmesi açısından çok
önemlidir.
Sürdürülebilir kalkınma için küresel dayanışma ve ortaklık
Sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklık, Milenyum Bildirisi, 2002 yılında
Monterrey’de başlatılan kalkınmanın uluslararası finansmanı süreci ve yine
2002 yılında Johannesburg’da başlatılan sürdürülebilir kalkınma süreci
çerçevesinde yeniden canlandırılmalıdır. Söz konusu ortaklık ihtiyaç olan
kaynakların tedarik edilmesini ve gündemin hayata geçirilmesini
sağlayabilmelidir. Hedefi çok büyük olan bu yeni gündemin başarılı olabilmesi
için siyasi iradenin desteğini alması şarttır. Ülkelerin iç ve dış politikalarında,
kamu ve özel sektörde, yardım ve ticarette, kanun ve kurallarda, vergi
sistemlerinde ve yatırımlarda, bir diğer deyişle tüm cephelerde eyleme
geçilmesi gerekmektedir.
Uygulama sadece ne kadar çok şey yapıldığı anlamına gelmez, birlikte, ortak
bir sorunu çözmek için yapılanlarda demektir. Herkesi kucaklayan ortaklıklar
küresel, bölgesel, ulusal ve yerel seviyelerde uygulamaların temelini
oluşturmalıdır. Böyle bir yaklaşımın nasıl dönüştürücü bir rolü olacağını
biliyoruz. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri ayrıca kamu ve özel sektörün
politikalarını da uyumlu hale getirmeye yarayan bir platformdur. Dönüştürücü
ortaklıklar ilke ve değerler, ortak vizyon ve hedefler, insanı ve dünyamızı
kalkınma çabalarının merkezine koymaktan geçer. Bu tür ortaklıklar tüm ilgili
tarafların eşit derecede hesap verebilir olarak sürece katılmasını gerektirir. Bu
da kamu-özel sektör-insanlar arasında ilkeli ve sorumlu bir ortaklık anlamına
gelir.
D.
Altı ana unsuru entegre etmek
Sürdürülebilir kalkınma ekonomik, çevresel ve toplumsal sorunların çözümü
ile mutlaka bağlantılı olmalıdır. Sürdürülebilir kalkınma gücünü tüm boyutları
içinde barındırmaktan alır. Böylece ortaya insanların ve çevrenin yarar
sağlayacağı ekonomik modeller, sürece katkı yapan çevresel çözümler,
ekonomik dinamizmi güçlendiren sosyal politikalar çıkarılır ve dünyanın çevre
kaynaklarının
sürdürülebilir
şekilde
kullanımı,
insan
haklarının
güçlendirilmesi, eşitlik ve sürdürülebilirliğin temeli teşkil edilmiş olur. Đstenen
seviyede dönüştürücü gündemin oluşması için sürdürülebilir kalkınma
hedeflerinin tümüne toplu şekilde ulaşmak üzere çaba harcamak şarttır.
2015 sonrası kalkınma gündemi, içerisinde ekonomik, sosyal, kültürel, sivil ve
siyasi hakların yanı sıra kalkınma hakkını da barındıran geniş bir insan hakları
çerçevesinin yansımasıdır. Bu hedeflerle mağdur kesimler için özel hedefler
belirlenmiştir. Göstergeler tüm hedeflere geniş bir şekilde yayılmalıdır.
Söz konusu ana unsurların entegrasyonu evrensellik ilkesinin uygulanması ile
pekiştirilir. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri konusunda tüm ülkelerin ve
insanların yaptığı çalışmaların çevreyi, ekonomiyi ve sosyal karşılıklı
bağımlılığı göz önünde tutması gerekir. Bu aşamada, ülkelerin farklı ihtiyaçları
ve kapasiteleri olduğu unutulmamalıdır.
Nihai olarak bu yeni çerçeve, Birleşmiş Milletler’in genel gündeminin
dünyanın büyük ihtiyaç duyduğu barış, güvenlik, kalkınma ve insan hakları
hedefleriyle bütünleştirilmesini de sağlar.
Tüm bu hususlar tarafların sürdürülebilir kalkınma için liderlik, politika
uyumu, strateji ve işbirliği alanlarında yeni yaklaşımları ortaya konmasını
gerektirir. Bu gelişmeler BM’nin küresel, bölgesel ve ülke seviyesindeki
çalışmalarını da bütünleştirici bir etki yaratacaktır.
IV. Sürdürülebilir kalkınmanın kaynaklarının
oluşturulması
“Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, herkesin hırsını
karşılamaya yetecek olanı değil.”
Mahatma Gandhi
A.
Geleceğimizi finanse etmek
Sürdürülebilir kalkınma acil çözümler bekleyen ve bu nedenle büyük mali
kaynaklar gerektiren bir süreçtir. Üzerinde anlaşılan hedefler için mali
kaynakların temin edilmesi ne bir defaya mahsus bir çaba olacaktır ne de belli
grupların üzerine düşen bir vazife. Bu alandaki tüm çabalar en büyük etkinin
yaratılmasını sağlayacak şekilde koordine edilmelidir.
Sürdürülebilir kalkınmanın finansmanı küresel olarak daha da büyüyor.
Çalışma Grubu bu konuda ne gibi adımlar atılması hususunda bazı önerilerde
bulunuyor. Sürdürülebilir Kalkınma Finansmanı Uzmanları Hükümetler arası
Komitesi bazı politika seçenekleri sundu. Bu öneriler yerel de ve uluslararası
alanda kamu ve özel sektörün birlikte kaynak bulmalarını tavsiye niteliği
taşıyor. Böylece finansmanın kamu, özel sektör ve uluslararası ayakları birlikte
ele alınabiliyor. Yeni bir kalkınma bankasının ve Asya Altyapı Yatırım
Bankasının oluşturulması da sürdürülebilir kalkınma için yeni fırsatlar
yaratabilir.
Kamu kaynakları toplumlardaki en mağdur kesimler için en iyi şekilde
kullanılmalıdır. Resmi kalkınma yardımı (ODA) ve diğer uluslararası fonlar
özellikle en kırılgan ülkelerde önemli ilerleme kaynağı olmayı
sürdürmelidir.
Gelişmekte olan ülkelerin aleyhine işleyen ve uzun süredir uluslararası sistemi
zehirleyen eşitsizliklere karşı kararlı ve ciddi bir şekilde adım atmalıyız.
Bu bağlamda, 2015 Temmuz ayında Addis Ababa’da yapılacak üçüncü
Uluslararası Kalkınma Finansmanı Konferansı ve Aralık ayında Paris’te
yapılacak iklim değişikliği zirvesinden önemli sonuçlar alınması hedefleniyor.
B.
Sürdürülebilir gelecek için teknoloji, bilim ve yaratıcılık
Daha önce görülmemiş teknolojik ilerlemenin yaşandığı bir dönemden
geçiyoruz. Yeni teknolojiler sürdürülebilir kalkınma için bir çok fırsatı da
beraberinde getiriyor. Sağlayacakları çözümler ve ulaşabilecekleri kitleler 2015
sonrası vizyonumuzun başarısı için hayati önem taşıyor.
Sürdürülebilir bir gelecek için hemen harekete geçmemiz ve sürdürülemez
teknolojilerin kullanımına son vermemiz, temiz ve güvenilir teknolojilere
yatırım yapmamız gerekiyor.
C.
Sürdürülebilir kalkınma için kapasite artırımına yatırım
Hedeflerimize ulaşabilmemiz için ülkeler bu hedefleri ulusal politikalarının,
bütçelerinin, yasalarının ve kurumlarının bir parçası haline getirmelidir.
Sürdürülebilir kalkınma için etkili ve yeterli insan kaynağına sahip ve birbiri
ile entegre kurumlar gerekir. Hükümetlerin tüm taraflar ile görüşerek ve ulusal
öncelikleri ile uyumlu bir şekilde ulusal stratejilerini ve politikalarını gözden
geçirmeleri gerekir.
V. Ortak gündemimizi hayata geçirmek
A.
Yeni dinamiklerin ölçülmesi
Sürdürülebilir kalkınma hedefinde ilerleme ancak canlı ekonomiler, artan nüfusu
ve uzayan ömürleri göz önünde bulundurarak ve herkesi kucaklayarak istihdam,
sosyal programlar için mali kaynak yaratabilen kalkınma planları sayesinde
sağlanabilir. Ancak, ekonomilerimizi katılımcı ve sürdürülebilir kılabilmemiz için
ekonomik performanstan ve ölçme yöntemlerinden ne anladığımızı yeniden
şekillendirmeliyiz.
Şu anda yapılması gereken teknik olarak konunun gözden geçirilerek
sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin açık, ölçülebilir, erişilebilir ve hali hazırda
var olan BM standartları ve anlaşmalarıyla uyumlu olup olmadığının ve bu
standartlar ve anlaşmaların temsil ettiği önemli siyasi dengeleri göz önünde
bulundurup bulundurmadığının belirlenmesidir.
B.
Yeni gündemde verinin aydınlatıcı rolü
Sürdürülebilir kalkınma hedefine ulaşmak için her ülkede kanıta dayalı bir yol
izlenmesi ve sürecin ortaya çıkarabileceği karmaşık sorunlarla yüzleşilmesi
gerekir.
Bu bağlamda kapsamlı bir veri eylem planı hayata geçirilebilir. Bunun için
küresel olarak kabul görecek ilke ve standartlar oluşturulabilir.
C.
Đlerlemeyi ölçmek için izleme, değerlendirme ve raporlama
Eğer başarılı olmak istiyorsak yeni gündem kapsamında insanlar ile yerel ve
ulusal seviyede hükümetleri arasında yeni bir sözleşme oluşturulmalıdır. Tüm
şirketler vergilerini ödemelidir, çalışma standartlarına, çevreye ve insan
haklarına saygı göstermelidir. Güçlendirilmiş sivil toplum aktörleri yapacakları
çalışmalar ve savunuculuk faaliyetleri aracılığıyla sürdürülebilir, eşitlikçi ve
refahın olduğu bir gelecek davasına katkı yapmalıdır.
Ortak kabul görmüş evrensel normları, küresel taahhütleri, ortak kuralları ve
kanıtları, ortak eylemleri ve ilerlemeyi kıyaslamayı öngören bir kültürü
benimsemeliyiz.
D.
Birleşmiş Milletler’i bu dönüşüme uygun hale getirmek
Bu yeni evrensel sürdürülebilir kalkınma gündemi, uluslararası topluluğun
“amaca uygun” bir şekil almasını ve ülkelere söz konusu hedeflere yönelik
çalışmalarında destek vermesini gerektirir. Söz konusu hedeflerin
uygulanmasında bu yeni değerler ve dönüştürücü unsurlar benimsenmelidir.
2030 yılına kadarki uluslararası gündemi oluşturacak sürdürülebilir kalkınma
hedeflerinin hazırlanmasında öncü rol oynayan Birleşmiş Milletler de bu
değişim denkleminin dışında kalamaz.
VI. Sonuç: evrensel ilkeler sözleşmesi etrafında toplanmak
Günümüz dünyası, bir çok çalkantı ile karşı karşıya kalan sorunlu bir dünyadır.
Toplumlar, aşınan ortak değerlerimiz, iklim değişikliği ve artan eşitsizlikler,
göçmenlerin üzerindeki baskılar ve salgın hastalıklar nedeniyle ciddi sıkıntılar
çekmektedir. Ayrıca ulusal ve uluslararası kuruluşların gücünün derinden
sınavdan geçtiği bir dönemdir. Söz konusu sorunların büyüklüğü nedeniyle
artık ne böyle gelmiş böyle gider diyebiliriz ne de hiçbir şey yapmadan
durabiliriz. Eğer küresel topluluk ulusal ve uluslararası seviyede insanların
iyiliği için liderlik ortaya koyamaz ise daha fazla kutuplaşmayı, suçların
cezasız kaldığını ve nifak tohumlarının ekildiğini görmeye devam edeceğiz. Bu
durum barış, sürdürülebilir kalkınma ve insan haklarına saygıyı da tehlikeye
atacaktır. Bu kuşağın görevinin toplumları dönüştürmek olduğu açıkça
görülmelidir.
2015 yılı küresel olarak harekete geçme zamanıdır. Bu süreç içerisinde
sürdürülebilir kalkınma hedeflerini benimseme, küresel mali sistemi
ihtiyaçlarımız çerçevesinde yeniden şekillendirme ve insanlardan kaynaklanan
iklim değişikliği ile mücadele alanlarında daha önce görülmemiş bir fırsat
yakalamış bulunuyoruz. Daha önce dünyanın bir yıl içinde böylesine karmaşık
bir gündem ile karşı karşıya kaldığı hiç görülmedi. Bu özel fırsat bizim
kuşağımız döneminde bir kez daha karşımıza çıkmayacaktır.
Sürdürülebilir bir geleceğe ilk adımımızı herkes için insan onuruna yakışır bir
hayat diyerek atmalıyız. Amacımız dönüşümdür. Ekonomilerimizi, çevreyi ve
toplumlarımızı dönüştürmeliyiz. Eski düşünce şekillerini, davranış biçimlerini
ve yıkıcı yöntemleri değiştirmeliyiz. Đnsan onuru, refah, dünyamız, adalet ve
ortaklığın birbiri ile entegre olmuş temel unsurlarını benimsemeliyiz. Birbiri
ile bağları kuvvetli toplumlar inşa etmeli, uluslararası barış ve istikrarın
peşinden gitmeliyiz. Her ülkenin ulusal çıkar prizmasından geçen olumlu
uluslararası çözümlere kesinlikle öncelik vermeliyiz.
Uluslarımızı ve çoktaraflı sistemi güçlendirmek için gerekli olan siyasi irade
ve kaynakları ortaklaşa bir şekilde seferber etmemiz halinde arzuladığımız
geleceğe erişmemiz mümkün olacaktır. Söz konusu sorunları çözmemize
yardım edecek araçlara ve metodlara sahibiz, yeterki onları hayata geçirmeye
karar verelim. Eğer üye devletler dünyayı sürdürülebilir kalkınma etrafında
seferber edebilirse Birleşmiş Milletler de Anlaşmasında yer alan ilke ve
amaçlara uygun bir şekilde hareket eden evrensel en önde gelen kuruluş
olduğunu ispatlayacaktır.
Şimdi işimiz karşımızdaki çarpıcı sorunlarla başa çıkmaktır. Birleşmiş
Milletler’in kurulduğu tarihten bu yana kalkınma alanındaki en önemli yılı
yaşıyoruz. Teşkilatımızın verdiği “insanın değerine ve insan onuruna olan
inancı teyit edeceğimiz” yönündeki sözün anlamını yerine getirmeli, dünyayı
sürdürülebilir kalkınmaya doğru yönlendirmeliyiz. Bu olağanüstü süreç ve
şahit olduğu benzersiz liderlik sayesinde cesurca, yorulmadan, hızla kimseyi
dışarıda bırakmadan herkes için onurlu bir yaşam hedefine ulaşmak için tarihi
bir fırsat ve görevle karşı karşıya bulunuyoruz.
Download

Đnsan onuruna giden yol: yoksulluğu sona erdirmek, herkesin