eziran 2014
Galatasarayl›lar Derne¤i ücretsiz yay›n›
Sultani
Başkan’dan
“Ait Olmak”
Sevgili 13. sJnJf üyeleri,
Sultani - Pilav 2014 sayJsJnJ elinize aldJ:JnJzda, Cemiyetimiz için çok
önemli oldu:una inandJ:Jm ve bir ilk olan payez votre aidat borcu
kampanyasJnJ sonlandJrmJ> ve umarJm hedefimize ula>mJ> olaca:Jz.
Neden bu kampanyaya gerek duyduk kJsaca sizlerle payla>mak istiyorum.
Derne:imizin kaydJ açJk 89 döneme yayJlmJ> 6.300 üyesinin aidat
borcu, yakla>Jk 2 Milyon TL’ye ula>mJ> bulunuyor. Kampanyada özellikle hedefledi:imiz 53 dönem/5.100 üye, toplam borcun %82’sini
olu>turmaktaydJ. Bu dönemlere, dönem temsilcileri, moderatörleri
ve direk mesaj ile ula>maya çalJ>tJk.
1
De:erli a:abeyimizi bir kez daha kutluyor ve Galatasaray adJna yaptJklarJndan dolayJ bütün camia adJna en içten tebriklerimi sunuyorum.
Son olarak, Yönetim Kurulumuz önemli bir karara daha imza attJ. Tüzü:ümüzün 8. maddesine uygun olarak, Galatasaray toplumuna bu
sene içinde çok önemli ba>arJlar kazandJrmJ> ve adlarJnJ tarihe yazdJrmJ> olan 2 Galatasaray spor takJmJna Fahri Üyelik vermeyi karara ba:ladJ. Pilavda verilecek olan bu beratlarla, 2014 Avrupa
ampiyonu olan Kad:n Basketbol takJmJmJz ve 5 kez Avrupa ampiyonlu:una ula>an Tekerlekli Sandalye Basketbol takJmJmJz
oyuncu, çalJ>tJrJcJ ve idari kadrolarJ GalatasaraylJlar Derne:i fahri
üyesi olacaklar. Kendilerini camiamJza ya>attJklarJ gururdan dolayJ
tekrar tebrik ediyorum.
Bu hedef kitle içinde sadece güncel borcu bulunan 1123 üye, toplam
borcun %6’sJnJ, 2 ila 10 sene borcu bulunan 884 üyemiz, borcun
%21’ini olu>turuyor. 10 ila 25 sene birikmi> borcu bulunan toplam
1.618 ki>i ise, borcun %72’sini te>kil ediyor. Bu tür bir kampanya
yaparken tüm üyelerimizden aldJ:JmJz yapJcJ ele>tiri ve yorumlar bizleri son derece mutlu etti. Yola çJkarken borcun tamamJnJ toplayamayaca:JmJzJ biliyorduk ve en azJndan bu sürecin bütün 13. sJnJf
üyeleri arasJnda bir farkJndalJk yarataca:Jna inanJyorduk. “Ben indirim istemem aidatJmJn tamamJnJ ödeyece:im” diyen üyemiz de oldu,
“Ben stanbul’dan ta>JndJm üyelikten istifa ediyorum” dilekçesi veren
de. Ümidimiz, bu sürecin sonunda Cemiyetine daha çok sahip çJkan
bir üye toplulu:una sahip olarak yola devam etmek ve Derne:imizi
toplanmasJ zor olan bir aidat borç rakamJ üzerinden hayal kurmasJna
son vermek olacaktJr.
Geçen sene ba>lattJ:JmJz Cemiyet binamJzJn tadilat ve tamiratJna bu
sene de devam edece:iz. Geçen sene zaman ve maddi yetersizlikten
gerçekle>tiremedi:imiz ön bahçemizin dekorasyonu bu yaz bitirece:iz.
Geçti:imiz 6 ayJn en önemli geli>melerinden biri ise Galatasaray
Ödülü’nün, olu>turulan jürisi tarafJndan oybirli:i ile ileti>imci, gazeteci ama her >eyden önce GalatasaraylJ a:abeyimiz, H:fz: Topuz’a
verilmesi kararJdJr. Yönetimimiz, ödül yönetmeli:inde yaptJ:J de:i>iklik ile, maddi ödülü kaldJrdJ ve yerine 4 sene boyunca ödül sahibinin adJna konacak bir burs ile Galatasaray Lisesinde e:itimini
sürdürecek olan bir karde>imize destek vermeyi daha uygun buldu.
SaygJ ve sevgilerimle,
Geçen sene yapJlamayan Hasnun Galip a%abeyleri ziyarete gidiyoruz Çanakkale gezimiz, bu sene 13-15 Haziran tarihleri arasJnda
gerçekle>tirilecek. Çanakkale’ye kalabalJk bir Galatasaray takJmJ olarak gitmeyi arzuluyoruz.
Sevgili GalatasaraylJlar, sevdikleriniz ile beraber mutlu, sa:lJklJ bir
yaz dönemi geçirmenizi diliyorum.
Cemiyetimizin bahçesinde daha çok bir araya gelmek ümidiyle…
Polat Bengiserp
Sultani
Candan Erçetin’e tebriklerimizle
Fransa Cumhurba2kan: François Hollande, Ocak ay:nda Türkiye’ye yapt:%:
ziyaret kapsam:nda, Galatasaray
Üniversitesini de ziyaret etti.
2007 – 2009 yJllarJ arasJnda Derne:imizin
Ba>kanlJk görevini yürütmü> olan, divan
üyelerimizden Candan Erçetin, 28 Ocak
2014 tarihinde, Sn. Hollande tarafJndan
“Chevalier de l'Ordre des Arts et des Lettres”
ni>anJ ile ödüllendirilmi>tir. Galatasaray
Üniversitesi’nde takdim edilen ödül, camiamJzJ son derece mutlu etmi>tir.
Üniversiteyi ziyareti kapsamJnda kJsa bir de
konu>ma yapan Fransa Cumhurba>kanJ
François Hollande, Galatasaray Üniversitesi'nin FransJz - Türk dostlu:unun sembolü
oldu:unu dile getirerek, "Buraya gelmek
zorunday:m diye gelmiyorum, payla2:lm:2 bir mutluluk oldu%u için
geliyorum. Galatasaray, Türkiye'nin
seçkin portrelerini yeti2tiriyor. Sizin
sayenizde önemli siyasetçiler, i2
adamlar:, entellektüeller ve gazeteciler Frans:zca konu2uyor" diye
konu>tu.
Bu kJsa konu>manJn ardJndan; Fransa
Cumhurba>kanJ Hollande'dan "Edebiyat ve
Sanat" ni>anJ “Chevalier de l'Ordre des
Arts et des Lettres” alan eski Ba>kanJmJz
Candan Erçetin ise yaptJ:J konu>mada,
ailesinden aldJ:J terbiye ve e:itimden sonra,
hayatJna en büyük de:er katanJn Galatasaray
Lisesinde aldJ:J terbiye ve e:itim oldu:unu
belirterek, "Kütüphaneci babam ve
Cumhuriyet kad:n: annemi yak:n zamanlarda kaybettim. Ama ne mutlu ki
Galatasaray ailem hep yan:mda" dedi.
Türk edebiyatJnJ ve müzi:ini babasJndan,
Türk kültürünü ve geleneklerini ise annesinden ö:rendi:ini dile getiren Erçetin,
Galatasaray Lisesinde e:itimini aldJ:J FransJz dilinin, 11 ya>Jndan itibaren sanatJyla,
edebiyatJyla ba>ka bir kültürü tanJmasJnJ,
sevmesini ve FransJzca >arkJlar söylemekten
keyif almasJnJ sa:ladJ:JnJ anlattJ ve sözlerini
"Her iki kültürden de payJmJ almak beni daha
farklJ, daha renkli ve daha mutlu bir insan
yaptJ" diyerek noktaladJ.
Cemiyet Sohbetlerinde 3nan Kıraç
3 Nisan 2014 Per2embe günü, "Cemiyet
Sohbetleri"nde Galatasaray E%itim Vakf:
Ba2kan:, "nan K:raç A%abey´den GEV´in
faaliyetleri hakk:nda bilgi ald:k.
Üyelerimizin yo:un katJlJmJyla gerçekle>en bu
keyifli sohbetten sonra, GEV Ba>kanJ nan KJraç
ve GSK Ba>kanJ Ünal Aysal, Dernek Ba>kanJmJz
Polat Bengiserp ve Yönetim Kurulu üyelerimiz
tarafJndan Tambur Restaurant´da a:JrlandJ.
3
HEDEF FİLO İLE ÇALIŞIN,
PERİYODİK BAKIMI KAFANIZA TAKMAYIN!
Şirket araçlarını Hedef Filo’dan kiralayın,
aracınızın periyodik bakımı, lastik değişimi ve
sigortasıyla uğraşmayın! Bırakın Hedef Filo halletsin.
0 (212) 368 32 00
hedeffilo.com
İŞİ Y
YOLA
OLA K
KOYAN
OYAN
A O
Sultani
Pasaj günleri ve Bahçe açılıı
2 Mart 2014 Pazar günü, Cemiyet’te, “Birlikte Hayata” kadeh kaldJrdJk ve AhJrkapJ
Roman OrkestrasJnJn müzikleri e>li:inde
e:lenirken Pasaj’J Cemiyet’e ta>JdJk.
Geleneksel hale getirmeyi arzu etti:imiz
Pasaj Günü’nün ikincisi ise 23 MayJs 2014
Cuma ak>amJ gerçekle>ti. 2013 yJlJnda,
Cemiyet lokalimizin tadilatJ için derne:imize destek olanlara birer te>ekkür plaketi
de verdi:imiz bu gecede 130 devresinden
Ajda Ahu Giray ve OrkestrasJnJn müzikleri
e>li:inde e:lendik.
Sonbahar aylarJnda yeni Pasaj Günleri’nde
bulu>abilmek ve “Birlikte Hayata” kadeh
kaldJrabilmek dile:iyle…
5
Camia
Cemiyet Sohbetleri
Bir süreli%ine ara verdi%imiz Cemiyet Sohbetlerine 2014 y:l:n:n Ocak
ay:nda Nedim Gürsel A%abey ile yeniden ba2lad:k.
Annesini küçük ya>ta kaybetmi> Sefil’in
veya Yüzba>J’nJn O:lu’nun Galatasaray Lisesine geli>iyle ba>layan hikayesini “Yüzba>J’nJn O:lu” romanJndan anlatan Nedim
Gürsel, Cemiyet Sohbetleri’nin ilk konu:uydu.
1962 yJlJ mezunlarJndan Prof. Dr. Asaf
Sava> Akat ve 125. dönem mezunlarJndan
Murat Sa:man’Jn konuk olarak katJldJ:J ve
ekonomi üzerine konu>tu:umuz Cemiyet
Sohbetleri, tüm katJlJmcJlarJn pür dikkat katJldJ:J, sorularla renklendirdi:i, ilginç bir
program oldu.
Cemiyet Sohbetleri, ilerleyen günlerde Reha
Keskin (117), Niko Guido (117) ve Mehmet
YJldJrJm (121)’Jn; Kamboçya ve Vietnam’daki anJlarJ üzerine foto:raflJ söyle>ileriyle devam etti. Söyle>i sonunda >arap
tadJmJnda bulunma >ansJ da elde etti:imiz;
Murat YankJ (115)’ nJn katJlJmJyla gerçekle>en “Kapadokya araplarJ” sohbetinden
sonra ise son konu:umuz 130. dönemden
ilk kitabJnJn heyecanJnJ ya>ayan Burak Özcan’dJ. Özcan, söyle>isinden sonra bizlere
kitabJ “So:uk Lodos” u imzaladJ.
Yeni konuklarla, yepyeni konularda, yeni
Cemiyet Sohbetleri’nde bulu>mak dile:iyle.
6
Sultani
Barı Manço ile Türkiye barıı
Derne:imiz, >imdi 70 ya>Jndaki BarJ> A:abeyini unutmadJ. 2013 yJlJnJn KasJm ayJ
içinde ilkokulumuz ve lisemizde ‘BarJ>
Manço’ adJna bir kompozisyon yarJ>masJ
düzenledi. Karde>lerimiz “Türkiye’nin BarJ>’J” üzerine hazJrladJklarJ kompozisyonlarla
yarJ>maya katJldJlar. Bu yarJ>mada, ilkö:retimden Asu Naz YJldJrJm; “Yüre:imizde
Yatan Dev Adam” adlJ kompozisyonuyla; liseden ise Kardelen KaplJca “DünyamJn
BarJ>”J adlJ kompozisyonuyla birinci oldu.
Karde>lerimiz, birincilik belgeleriyle birlikte
ödüllerini, 18 ubat tarihinde derne:imiz
tarafJndan lisemizde düzenlenen “BarJ>
Manço’yu Anma” etkinli:inde dernek ba>kanJmJz Polat Bengiserp’ten aldJlar. Ödül töreni öncesinde ise; BatJkan Manço, Nejat
Çetinok (94) ve Yavuz Hakan Tok’un katJlJmlarJyla BarJ> A:abey’i andJ:JmJz, unutulmaz >arkJlarJnJ bir kez daha hatJrlama fJrsatJ
buldu:umuz kJsa bir panel düzenlendi.
Dereceye giren karde>lerimizi tebrik ediyor
ve ba>arJlarJnJn devamJnJ diliyoruz.
7
Galatasaray Ödülü
Yurtta ve Cihan’da Demokratik "leti2im’in,
Özgür Bas:n’:n Galatasarayl: Mimar: :
Hıfzı Topuz
Hülya U:ur TanrJöver
Türkiye Cumhuriyeti’ne ya"0t bir ç0nar !
Yapraklar0n0 hiç soldurmadan, y0ldan y0la
taze filizler misali verdi$i yeni ve birbirinden de$erli eserlerle sadece biz Galatasarayl0’lar0n de$il, tüm Türkiye’nin onur
duydu$u bir ayd0n H0fz0 Topuz. Varl0$0 ve
ya"am0 “Galatasaray” de$erlerinin hayata
geçirilmesinin somut bir örne$ini sunuyor
bize. 2014 y0l0 Galatasaray Ödülü, yaln0zca
bireysel ba"ar0lara imza atmakla kalmay0p,
Türkiye’de ileti"im alan0na katk0lar0yla ülkemiz tarihine; UNESCO y0llar0nda, pek çok
geli"mekte olan ülkede modern gazetecili$in olu"mas0n0 sa$layan çal0"malar0yla
dünya literatürüne ad0n0 yazd0ran, ayr0ca
romanlar0yla edebiyat severlerin gönlünü
fetheden H0fz0 Topuz’a verildi.
HJfzJ’yla görü>meye gidiyorum… içim içime sJ:mJyor ! Heyecandan öte bir duygu bu… Koca bir
8
tarihe, hem bizzat benim, bundan tam 40 yJl önce,
Galatasaray Lisesini henüz bitirmi> burslu olarak
Paris’e gitmeye hazJrlanan bir kJz çocu:unun,
onun devre arkada>J “Aydemir’in kJzJ”nJn, hikayesiyle ba>layan tarihime… hem de Galatasaray’Jn,
Türkiye’nin, UNESCO’nun, sömürgecilik sonrasJ
Afrika ve Asya ülkelerinin tarihine do:ru atJyorum
adJmlarJmJ. Benim gibi kim bilir kaç GalatasaraylJ
var, >ahsi tarihinde HJfzJ’nJn rol oynadJ:J ! HJfzJ…
yJllar önce.. ilk olarak önerdi:i bu hitap >ekliyle
fethetmi>ti gönüllerimizi ! Ya> farkJ gözetmemeyi,
saygJyJ >ekilcilikle karJ>tJrmamayJ ö:retmi>ti bize
: kendisine “HJfzJ amca”, hatta “HJfzJ a:abey” de:il,
HJfzJ olarak hitap etmemizi önererek.
Kuruldu:u yJllarda adJnJ ta>JdJ:J meslek erbabJnJ
bir araya getirmeyi amaçlamJ> bir mahallede oturuyor HJfzJ Topuz. “Yazarlar”, “Keskin Kalem” veya
“Sa:lam Fikir” gibi sokak adlarJyla kimli:ini sergileyen “Gazeteciler Mahallesi”nde… Tabii, güzel
stanbul’umuzun ya>adJ:J doku de:i>iminden burasJ da nasibini almJ>… HJfzJ Topuz dJ>Jnda, ga-
zeteci mahalle sakini, hatta sadece “mahalle sakini” bile pek kalmamJ> burada : >irketler, bürolar, metalik konstrüksiyonlu aynalJ yapJlar,
bahçeli güzel evlerin ço:unu yutmu>, ö:ütmü>.
>te bu “i> merkezi çölü”nün ortasJndaki vahaya,
HJfzJ Topuz’un evine vardJ:Jmda ba>ka bir aleme
dalJyorum adeta: Afrika masklarJ, Hint heykelleri,
dünyanJn dört bir yanJndan, çalJ>tJ:J, emek verdi:i
ülkelerden getirdi:i objeler ve mobilyalar… yJllardJr hep aynJ >evkle yazmayJ sürdürdü:ü çalJ>ma
odasJnJn dolup ta>an kitaplJklarJyla sJcacJk bir
alem: burada bir “dünya” aydJnJ ya>Jyor.
Önce kar>JlJklJ hal hatJr sorarak ve anJlarJmJzJ tazeleyerek hasret gideriyoruz çünkü HJfzJ sadece babamJn arkada>J de:il, aynJ zamanda da
arkada>JmJn, Kerem Topuz’un babasJ. Görü>me
nedenimi belirtti:imde, “Galatasaray Ödülü”nden
söz etti:imde, aslJnda Galatasaray’Jn en temel de:erlerinden birini, alçak gönüllülü:ü yansJtJyor
tepkisi: “Ben bu ödülü hak ediyor muyum ? Gerçekten, ne yaptJm ki ? Bana torpil yaptJlar her-
Sultani
halde”. SonrasJnda, hayatJnJ, görmü> geçirmi>liklerini ve en önemlisi Galatasaray’Jn hayatJndaki yerini anlatmaya ba>lJyor.
“Galatasaray’a 1934’de girdim ? Niçin Galatasaray’a girdim.. bir defa bütün aile GalatasaraylJ’ydJ;
a:abeylerim Galatasaray’da okumu>tu, büyük
babam, kuzenim Hasan I>Jk o da Galatasaray’da
okumu>tu. Ailede erkekler GalatasaraylJ, kJzlar
Dame de Sionluydu. Anneannem aydJn bir kadJndJ, saraylJydJ.. Meyyale romanJmJn kahramanJ
onun annesidir. FransJzca roman okurdu. Annem
de öyle. Frankofon olmak önemliydi, o nedenle
evde herkes FransJzca bilmeliydi. lkokul 5’ten girdim Galatasaray’a ve o sJnJftaki arkada>larJmla hep
birlikte liseyi bitirdik. Edip Çelik vardJ, Malik
Yolaç… 5’te 6’da yatJlJydJm; sonra ailenin mali
durumu parlak de:ildi, gündüzlü oldum. Gerçi
okul paramJ da anneannem üç aylJk maa>Jndan
yatJrJyordu. Müthi> bir >eydi.
Yani Galatasaray benim hayatJmda çok büyük bir
rol oynadJ. Galatasaray’Jn önemi >u benim için her
>eyden evvel. O zamanlar tabii bunun farkJnda de:ildim. Galatasaray’da biz aydJnlanmayJ ö:rendik.
Biz dünyanJn akJlla yönetildi:ini ö:rendik, dünyanJn birtakJm bilinmez güçler de:il, ilahi güçler ile
de:il, ilimle çözülebilece:ini ö:rendik. Yani dünya
sorunlarJnJ çözmek için ilmi kullanmanJn, aklJ kullanmanJn gerekti:ini.. >te biz bunu Galatasaray’da
ö:rendik. HocalarJmJz hep sevdi:imiz ve Atatürkçü, devrimci, aydJn insanlardJ. Türkçe dersine
ilk senelerde Esat Mahmut Karakurt geliyordu; bir
romancJ olarak beni çok etkiledi. Sonra Halit Fahri
Ozansoy… Sonra smail Habip, ondan çok >ey
ö:rendim, aruz veznini, divan edebiyatJnJ, >iir yazmaya, roman yazmaya ba>ladJm. nsanJn edebiyatçJ olmasJ için bir defa do:u>tan bir yetenek
olmasJ lazJm, sonra da bunu genel kültür ve mesleki bilgiyle geli>tirmesi. Galatasaray bana i>te o
genel kültürü sa:ladJ. Felsefeye Marack geliyordu,
pozitivist bir adamdJ ve bize aydJnlanmayJ o ö:retti, çok rol oynadJ hayatJmJzda. Bitirince meslek
konusunda.. önce mimarlJk fakültesine girdim, bir
yJl okudum. GalatasaraylJ hocalarJmJz vardJ orada
da. OrayJ da ben çok sevdim. Daha do:rusu hocalarJ sevdim dersleri sevmedim, daha siyasal bir
dal istiyordum kalktJm Hukuk’a girdim. Orada da
yine GalatasaraylJ arkada>larla beraber olduk.
Harp seneleriydi. Yokluk içindeydik. Galatasaray’dayken, lise 2’de de yarJm gün çalJ>maya ba>ladJm. Fizik hocamJz Rem, FransJz havagazJ
>irketinin müdürüne rica etmi>ti: dört yJl çalJ>tJm
orada. Hukuk’un son senesinde gazetecili:e ba>ladJm, Ak>am gazetesinde. Onun sahibi Necmettin Sazak, GalatasaraylJydJ, karde>i Muhittin Sazak
da, bizim müzik hocamJzdJ. Yani Galatasaray beni
bütün hayatJm boyunca izledi ve yardJmcJ oldu.
Ak>am’da en sevdi:im adam Vâ’lâ Nurettin o da
GalatasaraylJydJ.. bize çok yardJm etti. NazJm’Jn
(Hikmet) arkada>JydJ. Evinde toplanJr NazJm’Jn hapishaneden gönderdi:i >iirleri okurduk.. orada
Mehmet Ali Aybar olurdu, o da GalatasaraylJydJ.
Ruhi Su.. ahap BalcJo:lu, o da GalatasaraylJydJ.
Sonra, 1952’de, okuldayken ders nazJrJmJz olan
Bergeaud bana doktora için Fransa’da 10 aylJk bir
burs buldu. Ama 10 ayda doktora falan mümkün
de:il tabii, ben bol bol gazetecilik yaptJm orada ve
dönemin aydJnlarJ, Sartre’lar, Aragon’lar falan.. çe>itli protestolar, etkinlikler var.. o toplantJlarJ izledim, röportajlar yaptJm: benim için gerçek okul o
oldu. Bir defa o sol havanJn içindeydim. Paris’te de
dostlarJm vardJ: Abidin Dino, Fikret Mualla oradaydJ. Yine dostlarJm Avni Arba>, Nejat Devrim de
Galatasaray’lJydJ. Paris benim için çok ö:retici
oldu ve genel kültürüme katkJda bulundu. Dört
ayrJ yere yazJ gönderiyordum her hafta.
Döndükten sonra gazetecili:e devam ettim. Muhabirlikten, yazJ i>leri müdürlü:üne.. gazetecili:i
çok sevdim. unu söyleyeyim gene orada da çevremde hep Galatasaray’dan insanlar vardJ. O
dönem, Gazeteciler SendikasJnJ kurduk, hsan
Ada, Burhan Arpad, ben, üçümüz. Herkes üye
oldu, biz çok aktif rol oynadJk; o zaman da ba>JmJza bin türlü dert geldi ve Menderes sendikayJ
kapattJ. Benim solcu diye adJm çJkmJ>tJ.. Ha.. iftihar ediyorum bununla, o ayrJ. Neticede Ak>am’dan
ayrJldJm.
Sonra Fransa… Strasbourg’da gazetecilik seminerlerine katJldJm, Le Monde’da staj yaptJm. O yJl,
1957’de UNESCO’da leti>im Ara>tJrmalarJnJn geli>tirilmesi konulu bir toplantJ yapJldJ, sonrasJnda
da UluslararasJ leti>im Ara>tJrmalarJ Derne:i
(AIRCM / IAMCR) kuruldu. Biz o derne:i kuran
40 ki>iydik.. Kuruculardan bir ben kaldJm hayatta..
Bana da bir ödül verdiler. Bir yJl sonra tekrar Fransa’ya gidince.. i>sizdim. UNESCO’da çalJ>maya
ba>ladJm. O da benim hayatJmJ de:i>tirdi. Paris’e
yerle>tim. Ba:JmsJzlJ:a kavu>an ülkelerde ajans
kurmak, gazeteci yeti>tirmek gerekiyordu, o alanda
çalJ>tJm. Departman müdürümüz bana çok kapJlar
açtJ, her yere gönderdi. Seminerler düzenleniyordu, burslar veriliyordu ve ben her yJl birkaç ki>inin Türkiye’den gelmesini sa:lJyordum o
toplantJlara. Sonra Latin Amerika’da, Dakar’da
Uzak Do:u’da merkezler kuruldu; seminerler,
dersler veriyordum. Sonra 1960’da Türkiye’de
neler oldu, biliyorsun. O dönem ben dönebilirdim:
Milli Birlik Komitesi’yle tanJ>tJm “sizi bir gün ça:Jrabiliriz” dediler; ama tatilim bitip Paris’e dönecekken bana yine pasaport vermediler..
“solcuyum” diye ! Araya UNESCO’nun giri>imiyle
Birle>mi> Milletler ve daimi delege Selim Sarper
girdi de öyle verdiler.
YJllar geçti. 1974’te Ecevit ba>bakan oldu, gazetelerde haberler çJkJyor “HJfzJ Topuz TRT’nin ba>Jna geçecek” diye. Sonra smail Cem oldu genel
müdür. Beni ça:JrdJ. Ancak UNESCO’dan “hemen
ayrJlma, dediler, belli olmaz, darbe olur açJkta kalJrsJn bir yJl izin verelim, bir bak” dediler. TRT’de
önemli >eyler yaptJ:JmJ sanJyorum, sansürü kaldJrdJk mesela. UNESCO deneyimimle “çokyönlü
ileti>im”i kurmaya çalJ>tJm TRT’de. Her programa
izleyici katJldJ tepkilerini aldJk. Yani bu ileti>imde
demokrasi demekti. Sonra Ecevit devrildi:inde de
Sadi Irmak’tan en ufak bir yasak, en ufak bir talimat gelmedi. Özerk de:il özgürdük. Ama yasa bakJmJndan özerkle>me için bir >ey yapmadJk, ben
Cem’e söylüyordum ama Cem “böyle iyi karJ>tJr-
mayalJm” diyordu. Sonra Demirel geldi. lk i>i bizi
kapJya koymak oldu! UNESCO’ya dönünce “biz
sana demedik mi ?” dediler.
UNESCO’da da dengeler de:i>mi>ti. ABD, ngiltere’nin baskJsJ yerine, tarafsJz ülkelerin egemenli:i kurulmu>tu. YaptJ:Jm i> gazeteci örgütleri
arasJnda i>birli:ini sa:lamaktJ. Özgür haber,
basJn özgürlü:ü nasJl kullanJlJr.. bunlarJ olu>turmaya gayret ettik. Ben sana >unu söyleyeyim :
Bugün Türkiye’de basJn özgürlü:üne uygulanan
baskJ gibisi, ta o zamanlar benim çalJ>tJ:Jm 25 yJl
boyunca Güney ülkelerinde bile yoktu ! Ben böyle
bir baskJ görmedim ! Patronlar hükümete ba:lJ
oluyorlar. BasJn özgürlü:ü yok oluyor ! Evet.
UNESCO’da da de:i>imler oldu. Mc Bride raporu
dönemi.. Yeni leti>im Düzeni (New World Information and Communication Order). Bu da devrimci bir giri>imdi. SonrasJnda da ABD ve
ngiltere UNESCO’dan ayrJldJ.
Ben çe>itli ülkelerde ileti>im ve ara>tJrmalarJn geli>mesine katkJda bulunuyordum. AyrJca, bir yJl
Kongo’ya gittim. Seminerler düzenledim, e:itimler yaptJm. Aradan 50 sene geçti. Geçen yJl bana
Kongo Büyükelçili:inden bir telefon geldi: gazetecilik e:itiminin temellerini atmJ>sJnJz.. Sizi arJyorduk” diye. Fahri doktora verdiler. Afrika’da
kJrsal basJn projesini de geli>tirdik. Tüm bunlar,
devrimci çalJ>malardJ, demokrasiye katkJydJ: bunlarla iftihar ediyorum.
Sonra Türkiye’ye döndüm. AmacJm burada dergi
çJkarmaktJ. Ercan ArJklJ “dergi kuraca:Jm ba>Jna
da sen geçeceksin” dedi. UNESCO “sözle>meni 2
yJl daha uzatalJm dedi (emeklili:im gelmi>ti), ne
olaca:JnJ görürsün” dedi, istemedim. Sonra da
gördüm! Ercan projeden vazgeçti. KapJda kaldJm!
Ö:retim üyeli:ine ba>ladJm. Eski>ehir Anadolu
Üniversitesinde, stanbul Üniversitesinde, Galatasaray’a da geldim ama sadece 1 yJl. LAD’J kurdum. Kendimi romancJlJ:a verdim. Remzi’den 21
kitabJm çJktJ, 22’cisi de gelecek ay çJkacak.
Bütün bunlarda Galatasaray’Jn etkisi, katkJsJ hep
vardJ. TRT’de 1 yJl çalJ>tJm “her hafta bir konuk”
adlJ bir program yapJyordJm, belki 40 kez falan
yaptJm. Belki yarJsJndan ço:u GalatasaraylJydJ konu>macJlarJn. Nedense bilmem... Daha bir ileti>im kuruyordum herhalde, GalatasaraylJlara
öncelik verdim sanJrsam.
Yani GalatasaraylJ olmak bana kapJlar açtJ. AydJnlanmacJlJ:Jm, devrimcili:im, ilericili:im Galatasaray’da ba>ladJ. Atatürkçüydük. Hepimiz.
7 arkada>JmJn babasJ milletvekiliydi, Atatürk’e
yakJn insanlardJ. AkrabalarJm arasJnda Atatürk’ün
sofrasJnda bulunan insanlar vardJ. Okul yJllarJmda
“bizi en çok heyecanlandJran olaylardan biri Atatürk’ü görmekti. (… Onu) birkaç kez Ortaköy’de
okulun önünden geçerken görmü>, rJhtJma ko>up
kendisini co>kuyla alkJ>lamJ>tJk. O da bize selamlar vermi>ti.” Her zaman kendimi Atatürkçü
saydJm. Atatürkçülük’ten hiç ayrJlmadJm. Sonuç
olarak, bütün ya>amJm boyu devrimci oldum, ilerici oldum ve bütün bunlarJn temelinde Galatasaray’J görüyorum.
9
Camia
Galatasaraylılar Yurdu
hizmete açıldı
Ortak geçmii paylaan camiam,za, ortak
bir gelecek sunmay, hedefleyen
Galatasarayl,lar Yard,mlama Vakf,m,z,n
Florya’daki Galatasarayl,lar Yurdu,
29 Mart 2014 Cumartesi günü düzenlenen
tan,t,m töreni ile hizmete aç,ld,.
GalatasaraylBlar YardBmla9ma VakfBmBzBn Kurucu
Ba9kanB O5uz mregün, GalatasaraylBlar Derne5i
Ba9kanB Polat Bengiserp, GS Kulüp Ba9kanB
Ünal Aysal, Galatasaray 9birli5i Kurulu Genel
Sekreteri Türker Arslan, GS E5itim VakfB Genel
Müdürü Begüm HesapçBo5lu, aramBzdan ayrBlan
Ba9kanBmBz Hayrettin Tu5al'Bn e9i Aysel Tu5al ve
o5ullarB Bedrettin ve BahadBr ile birlikte çok sayBda de5erli GalatasaraylB büyüklerimizin ve karde9lerimizin hazBr bulundu5u törende, kurdele
kesildikten sonra yurt binamBzBn tanBtBmB, tesis
bünyesinde sunulacak hizmetler hakkBnda bilgi10
lendirme ve hepsinden önemlisi katkBda bulunan tüm üyelerimize gönülden te9ekkürlerimizi
ilettik. TanBtBm törenimiz, kokteyl ve müzik e9li5inde, ne9eli bir kutlama havasBnda geçti. AynB
ak9am yurdumuzda konaklayan büyüklerimiz ve
karde9lerimizle odalarB test ettik, sürekli konaklayacak misafirlerimiz için yapBlmasB gerekli ek
düzenlemeleri tespit ettik.
lk sakinimizin, ülkemiz için çok anlamlB bir tarih
olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk BayramB günü yurdumuzda ikamet etmeye ba9lamasB, bizleri mutlu etmi9tir.
VakfBmBzBn hayata geçirili9i ve tarihçesiyle ilgili
kBsa bir bilgilendirme yapmak isteriz:
GalatasaraylBlar YardBmla9ma VakfB, 4 A5ustos
1977 tarihinde 23 GS’li a5abeyimizin öncülü5ünde, O5uz mregün’ün ilk kurucu ba9kanlB-
5Bnda, 100.000TL (5715 USD) nakit, Beyo5lu’ndaki Terkos Han’daki 5 adet dükkandan olu9an mal varlB5Byla faaliyetine ba9lamB9tBr.
Kurucu ba9kanBmBz O5uz mregün ve Yönetim
Kurulu arkada9larBnBn 1994 yBlBndaki ortak fikri
ile ülkemizde çok ihtiyaç duyulan huzurevi projesi gündeme alBnarak hayata geçirilmesi için çalB9malara ba9lanmB9, dönemin Ba9kanB rahmetli
AnBl Büyükero5lu ve Yönetim Kurulu arkada9larB
vasBtasByla önemli bir adBm atBlarak 29 Mart 1995
tarihinde arsamBz Milli Emlak’tan 49 yBllB5Bna kiralanmB9tBr. Bu tarihten 8 yBl sonra imkanlar
olu9tu5unda projesi Mutlu Çilingiro5lu tarafBndan çizilen yurdumuzun in9aatBna, 19 MayBs
2003’te ba9lanmB9tBr. Ta9Bma su ile çalB9tBrBlmaya
çalB9Blan de5irmen misali, yapBmB gerçekle9tirilen yurdumuzu, tam 11 yBl sonra faaliyete geçirmi9 bulunuyoruz.
Sultani
GalatasaraylBlar Yurdu inananlarBn, pes etmeyenlerin geç de olsa bir ba9arB hikayesidir .Yurdumuzun ba9ka bir özelli5i de tamamB amatörce
hizmet eden profesyonel GS’lBlar tarafBndan in9a
edilmi9 olmasBdBr. Dünyada böyle tamamlanmB9
ba9ka bir bina var mBdBr bilemiyoruz. Bu hikayenin elbette bir çok kahramanB var. Ayni, maddi
ve emek olarak katkBlarBnB esirgemeyen tüm
GS’lBlar, dostlarB, eski ba9kanlarBmBz O5uz mregün, Cevdet DayBo5lu, Nur Dani9mend a5abeylerimiz, gelmi9 geçmi9 tüm YK üyeleri, vefat edip
aramBzdan ayrBlan ba9kanlarBmBz AnBl Büyükero5lu a5abeyimiz ve kBsa zaman önce kaybetti5imiz, yurdumuza çok büyük emekleri geçen
Hayrettin Tu5al a5abeyimizdir. Rahmetli Hayrettin Tu5al ba9kanBmBz 13 yBl ba9kanlBk, 7 yBl YK
üyeli5i olmak üzere 20 yBl boyunca yurdun bugünkü haline gelmesinde çok büyük katkB sa5lamB9tBr.
GalatasaraylBlar Yurdumuzda her biri minimum
17m2’lik 78 adet oda bulunmaktadBr. Yurt, 116
yatak kapasitesine sahiptir. AmacBmBz, yurdumuzdan öncelikle GSL’lBlar ve yakBnlarBnBn faydalanmasBdBr.. Milli Emlak’la olan anla9mamBz
gere5i e5er GS’lBlar ve yakBnlarB tarafBndan i9letmemizi dolduramazsak, belirli bir zaman sonra,
yurdumuzu tüm vatanda9larBmBzBn faydalanmalarBna açmak durumunda kalaca5Bz.
GalatasaraylBlar Yurdunun i9letmesi için anla9tB5BmBz Aileden Biri firmasB ile yapmB9 oldu5umuz anla9ma çercevesinde, her 10 ücretli
misafir alBndBktan sonra, vakBf olarak ihtiyaç sahibi bir ki9iyi ücretsiz olarak ömrünün sonuna
kadar a5Brlama imkanBmBz olacaktBr. htiyaç sahibi ki9iler, Yönetim Kurulumuzun yapaca5B
ara9tBrmalar ve alaca5B bilgiler do5rultusunda,
tespit edilecektir. VakBf olarak biz, toplamda imkanB olmayan 11 GS’lB a5abeyimize-ablamBza
kucak açmB9 olaca5Bz. Arzumuz, toplam kapasitemizin en az 1/3’ini yakla9Bk 35 ihtiyaç sahibi
GS’liyi, vakfBmBz ve di5er GS’lB ki9i ve kurulu9larBn da katBlBmByla finanse ederek, burada ücretsiz
himaye etmektir. VakfBmBzBn himaye edece5i 11
ki9i dB9Bnda kalan 24 ki9inin finansmanBnBn, camiamBmBzBn di5er kurulu9larB veya imkanB olan
GS’lBlar tarafBndan sa5lanmasBnBn çok anlamlB
olaca5Bna inanByoruz.
Okulumuza ilk girdi5imiz yBllarda bizi sahiplenen a5abeylerimizi sahiplenme zamanB artBk bize
gelmi9tir. Her dönemin bir büyü5ümüzü sahiplenece5i veya bir odanBn finansmanBnB sa5layaca5B bir düzen yaratmak iste5i içindeyiz.
Yurdumuzun nasBl bugünlere getirildi5inin farkBnda olunmasBnB, özellikle buraya büyük emek
sarfedenler adBna unutmamalByBz, kBymetini bilmeliyiz ve sahip çBkmalByBz. Yurdumuza sahip
çBkBp, eme5ini koyacak, özellikle orta ya9 grubundaki halen üretmeye devam eden GS’lBlarBn
enerjisine, yetene5ine, bilgi birikimine ihtiyacBmBz var. çimizdeki aidiyet duygusu ve dayanB9ma ruhumuzla özellikle ihtiyacB olan
büyüklerimizi güven içinde sarBp sarmalayacak,
ömürlerinin son deminde mutlu, huzurlu kBlacak
ve barBndBracak yuvamBzBn tüm camiamBza hayBrlB
olmasBnB diliyoruz.
GalatasaraylBlar YardBmla9ma VakfB
Olaanüstü Genel
Kurul 24 Mayıs
günü gerçekleti
Galatasarayl:lar Yard:mla2ma
Vakf:m:z:n, 24 May:s 2014 Cumartesi
günü Galatasarayl:lar Derne%inde,
Cevdet Day:o%lu’nun divan ba2kanl:%:nda toplanan Ola%anüstü Seçimli
Genel Kurulunda;
• 2013 Bilançosu ve 2014 tahmini bütçesi
oybirli:iyle kabul edilmi>tir.
• Yeni Yönetim Kurulumuz seçilmi>tir.
• YK, mütevelliyi GalatasaraylJlar Yurdu
hakkJnda detaylJ olarak bilgilendirmi>tir.
• Mütevellinin 2014 yJlJ aidatJ, aylJk 10 TL
olmak üzere, yJllJk toplam 120 TL olarak
belirlenerek karara ba:lanmJ>tJr.
Yurdumuz faaliyete geçti:i kJsa zaman içinde,
toplam 13 misafire hizmet eder hale gelmi>tir.
Bu misafirlerimizin 6’sJ bakJm hizmeti, 7'si
huzurevi hizmeti almaktadJr.
Yönetim Kurulumuz, 26 MayJs Pazartesi günü
toplanarak alttaki görev da:JlJmJnJ yapmJ>tJr.
Ba>kan : Sonay Kale
Ba>kan Yrd. : Selahattin Saraço:lu
Gn. Sekreter: Serdar Azak
Muhasip Üye: Levent Dönmez
Veznedar: Selçuk Erdo:mu>
Üyeler: AydJn Önder ve E>ref HamamcJo:lu
11
Camia
Lise ö%rencilerinden
bir sosyal sorumluluk projesi
Galatasanat
Ezgi irin Balkan
Galatasanat Projesi, 144 devresinin 11. sJnJftayken ba>lattJ:J bir sosyal sorumluluk
projesidir. Projenin hedef kitlesi, belli kriterlere göre seçilen bir ortaokulun 6. ve 7. sJnJf
ö:rencileridir. Sanat kulüpleri (Dans,
Edebiyat, Foto:rafçJlJk, Müzik, Resim, Sinema
ve Tiyatro) çerçevesinde geli>en bu projede
amacJmJz dezavantajlJ minik arkada>larJmJzJn bu alanlarda fikir edinmelerini ve
yeteneklerini ke>fetmelerini sa:lamaktJr.
Proje öncesinde çocuklar, anketler sayesinde
tespit edilen ilgi alanlarJna göre kulüplere da:JtJlJr; dört gün boyunca dahil olduklarJ
grupla atölye çalJ>malarJna ba>larlar.
lk üç gün boyunca her kulüp kendi alanJnda
çe>itli çalJ>malar yapar. Edebiyat kulübünde
öykü, >iirler okunur; tiyatro ekibinde yaratJcJ
drama çalJ>malarJ yapJlJr; foto:rafçJlJk grubunda de:i>ik çekim teknikleri gösterilir…
Nihayetinde her katJlJmcJ parçasJ oldu:u kulüpten üç gün boyunca olabildi:ince
faydalanJr. Atölye çalJ>malarJnJn yanJ sJra, her
kulüp dördüncü gün yapJlacak gösteriye yönelik çalJ>malar da yapar. Dördüncü gün,
minik arkada>larJmJzJn “>te bunlarJ ö:rendik” deme günüdür. Müzik kulübüyle
çalJ>anlar konser verirken; küçük edebiyatçJlar >iir dinletilerini sunarlar…
Dört günün ardJndan minik karde>lerimiz,
akJllarJnda bütün ö:rendikleri; içlerinde, gelecekte bunlarJ devam ettirme istekleri;
ellerinde, kulüplerden aldJklarJ hediyelerle
evlerine da:JlJrken bize kalan da gözümüzün
önünden gitmeyen gülümsemeleri olur.
Bu organizasyonu 144 devresinin düzenledi:i sene, proje ilk dönem Beyo:lu’nda;
ikinci dönem >ehir dJ>Jnda olmak üzere iki
>ekilde düzenlendi. Projenin Beyo:lu aya:Jnda okulumuzun imkânlarJnJ kullanJlJrken,
di:er illerde ev sahibi okulun imkânlarJndan
12
faydalanJldJ. 145 devresi tarafJndan da aynJ
>ekilde devam ettirilen ve bu iki yJlda Mardin,
Nev>ehir ve Hatay’da gerçekle>tirilen proje,
ne yazJk ki geçen sene yapJlamadJ.
147 için Galatasanat
Mektep için Galatasanat
Biz Galatasaray Lisesi ö:rencileri için
Galatasanat gerçekten önemli bir hedefti ve
bu yazJyJ Artvin’e gitmeden bir hafta önce
yazmak çok gurur verici. “Bu sene
Galatasanat olacak” fikri daha yaz tatilinden
itibaren her kulüp ba>kanJnJn kafasJnda vardJ.
Ancak bunun ilk somutla>masJ Galatasanat’Jn
yaratJlJ>Jnda da rol alan 144 Orhan Abi’nin
elimize büyük kJrmJzJ Galatasanat dosyasJnJ
tutu>turmasJ oldu. Henüz okullar açJlmamJ>tJ
bile; fakat kafamJz fikirlerle, içimiz heyecanla
dolmu>tu. Okullar açJlJnca çalJ>malar ba>ladJ.
lk dönem gerçekle>ecek proje için her >ey
AralJk ayJnda hazJrdJ. Ve 23 AralJk 2013
Pazartesi günü, KadJ Mehmet Ortaokulu’nda
okuyan minik arkada>larJmJzJ servislerle
okullarJndan almaya gittik. ki taraf da çok heyecanlJydJ. Her kulüp katJlJmcJlarJnJ toparlayJp
atölyelere da:JldJ. Müzik kulübü tribünde, foto:rafçJlJk SOBT’te olmak üzere her kulüp
ihtiyacJna yönelik bir çalJ>ma alanJ olu>turdu
ve buralarda gerekli çalJ>malarJ yaptJ.
Ben size, çalJ>malarJnda birebir bulundu:um
edebiyat kulübümüzden bahsedebilirim. lk
güne tanJ>mayla ba>layJp kJsa sürede kayna>tJk. “Neden edebiyat kulübü?” sorumuza
sözle cevap vermediler ancak >iir defterleri
ortaya çJkJnca durum anla>JldJ. Kar>JmJzda
bir >ey ö:renmeye oldukça hevesli minik
edebiyatçJlar duruyordu. Bundan olmalJ ki üç
gün bizim için bol soru-cevap ve kahkahayla
geçti. Dördüncü gün için hazJrlandJ:JmJz dinleti için verdikleri mizansen önerileri öyle
yaratJcJydJ ki, “Daha çok zamanJmJz olsa
neler çJkarJrdJk!” demekten kendimizi alamadJk. “Çocuk” temalJ dinletimiz için >iirleri
da:JttJk, birebir çalJ>malarla ezberleri tamamladJk ve en sonunda sahnede de akJ>
aldJk. Geriye hevesle gösteri gününü beklemek kaldJ.
Son gün, her kulüp üç günlük çalJ>masJnJ
gözler önüne serdi. Sahneye her çJkanJn duygularJnJ seyirciler de hissediyor ve
payla>Jyordu. SJra bizim miniklerimize gelince kulisten pür dikkat izlemeye ba>ladJk.
Tüm >iirleri hiç karJ>tJrmadan tam da dinleti
düzeninde okudular. >te ba>armJ>tJk!
Veda sJrasJnda, dört günün çabucak geçmesi
sebebiyle hepimizin içi buruktu. Önceden
toplanan yardJmlarla aldJ:JmJz hediyeleri
minik arkada>larJmJza verdik; birbirimize hatJra kalacak yazJlar yazdJk. Ve tekrar görü>me
dilekleriyle onlarJ okullarJna bJraktJk.
Bize göre Galatasanat Projesi bir çocu:un
hayatJnJ etkileyebilecek bir proje. Biz proje
süresince onlarJn ufkunu geni>letmeyi, yeteneklerine e:ilmelerini ve hayal etmeyi
bJrakmamalarJnJ sa:lamayJ amaçladJk. Ve
bunu yaparken her duygu ve dü>üncelerine
ortak olduk; kendimizi de farklJ >ekillerde geli>tirdi:imizi fark ettik. imdiyse Galatasanat’J
Karadeniz’e ta>Jyarak bir hedefimize ula>mJ>
olaca:Jz. Umuyoruz abi ve ablalarJmJzJn ba>lattJ:J bu sosyal sorumluluk projesi
karde>lerimiz tarafJndan da devam ettirilir ve
gelece:e umut dolu, ufku geni>, hayal etme
gücü yüksek bireyler kazandJrmayJ ba>arJrJz.
Artvin Hopa’dan da güzel haberler getirece:imizden hiç ku>kunuz olmasJn…
Camia
Galatasaray ve
Temel Deerleri
Do:an Hasol
On yJl kadar geriye gidelim. 24 Haziran
2004 günü, Galatasaray Üniversitesi'nin
rJhtJmJnda hiç beklenmedik bir konuk vardJ:
ABD Ba>kanJ George W. Bush.
Ba>kanJn o gün Galatasaray’da konu>masJ,
izleyen günlerde çe>itli yorumlarla, âdeta
küçük bir kJyamete neden olmu>tu. Yer seçimi, Bush’un konu>masJndan daha önemli
hale gelmi>ti. Onaylayanlar… Ele>tirenler… AslJnda Ba>kan okulun davetlisi de:ildi; yer seçimini AmerikalJlar yapmJ>lardJ.
Seçimde manzara mJ, yoksa çe>itli yorumlarda ileri sürüldü:ü gibi Galatasaray üzerinden Fransa’ya bir ABD çalJmJ mJ a:Jr
basmJ>tJ bilemiyoruz. Belki biri, belki ikisi
birden... Hangisi olursa olsun pek de
önemli de:ildi. Bizim açJmJzdan dikkate
de:er ba>ka bir yorum söz konusu olabilir.
öyle: Kürsünün arkasJndaki >ahane manzarayJ Bo:az’Jn güzelli:i içinde, tarihsel Ortaköy Camisi ile ça:da> Bo:aziçi Köprüsü
olu>turuyordu. Kürsünün önünde de, ABD
geleneklerine göre alJ>Jlagelmi>in aksine,
ABD ba>kanlJk armasJ de:il, GS amblemi
vardJ. O gün TV’lerin hemen hepsinin aktardJ:J, eski ile yeninin, tarihsel ile ça:da>Jn
aynJ karede çok güzel ba:da>tJ:J bu görünümle, “Galatasaray” arasJnda ilginç bir paralellik yok muydu? Galatasaray da
geçmi>le bugünü, tarihsel ve gelenekselle
ça:da>J aynJ potada kayna>tJrmJyor mu?
14
Sultani
Galatasaray Mekteb-i Sultanisi 1868 yJlJnda
Fransa'nJn deste:iyle bir OsmanlJ imparatorluk okulu olarak açJlmJ>tJ. Sultani'de yalnJzca
Müslüman ö:renciler yoktu; imparatorlu:un
çe>itli kö>elerinden gelen, her din ve etnik
kimlikten ö:renciler vardJ. Hepsi, laik e:itimin barJ>çJ ortamJnda bir arada okudular.
Özetlersek, genlerine i>lemi> olan aydJnlJk
dü>üncelerin ve GalatasaraylJlJk ruhunu
olu>turan temel de:erlerin, Galatasaray
Toplulu:unu bir arada ve dimdik tutmadaki
en önemli etken oldu:unu söyleyebiliriz.
zorunluluktur. Galatasaray’Jn bize ö:rettiklerini yalnJzca kendimize saklamak ba:J>lanmaz bir hata olur. Katlanmak yerine
eyleme geçmek; zorlamak yerine ilham vermek önemlidir.
Nedir bu temel de:erler?..
AydJnlanmanJn ve 1789 FransJz devriminin
ye>ertti:i dü>ünceler Galatasaray'a gelmekte gecikmemi>tir. Liberté-Egalité-Fraternité, yani Özgürlük-E>itlik-Karde>lik
(yani dayanJ>ma)... 17. yüzyJl sonlarJnda
FransJz dü>ünür François Fénelon'un bir
araya getirdi:i bu kavramlar, AydJnlanma
Ça:Jnda yaygJnla>mJ>, htilalin imbi:inden
geçmi>, hattâ Fransa'nJn 1848, 1946 ve
1958 anayasalarJna girmi>tir. Euro öncesinde FransJz paralarJnJn üzerinde bile bu
sözcükler yer almaktaydJ.
Fransa GalatasaraylJlar Derne:i (Amicale de
Galatasaray), Galatasaray’Jn temel de:erlerini derleyen bir bildiri hazJrlamJ>tJ. O bildiri Eylül 2009’da Galatasaray Toplulu:u
>birli:i Kurulunca Türkçe ve FransJzca bir
kitapçJk halinde yayJmlandJ.
Sunu>un ba>Jnda, “Bu bildiri, ya>am ve
eylem çizgisinde ortak bir kaynaktan yola
çJkan ve kJsaca “GalatasaraylJlar” denen bir
grup insanJn ki>isel ve kolektif yolculu:unu, kuramsalla>tJrma denemesidir” deniyordu.
7. Mizah Duygusu: Kendi kendisiyle alay
edebilmek... Kendisini fazla ciddiye almadan ciddi i>ler yapabilmek. Kendisi dahil
her >ey hakkJnda >aka yapma yetene:ine ve
cesaretine sahip olmak.
Galatasaray'J Galatasaray yapan ilkelerin
mayasJnda da, "Özgürlük-E>itlik-Karde>lik"
vardJr. Bu üçlüye son yJllarda Fransa’da eklenmesi normal hale gelen laikli:i biz de ekleyebiliriz. Galatasaray, ülkenin en erken
aydJnlanmJ> kurumudur. OsmanlJ'da, BatJya
açJlan ilk pencere olmasJ söylemi bu ayrJcalJktan kaynaklanJr. Galatasaray toplulu:undaki "dayanJ>ma"nJn kökleri, okuldaki
yatJlJlJ:a ba:landJ:J kadar biraz da bu ilkelerde aranmalJdJr.
Bildiride, de:erler sisteminin birbiriyle etkile>im içinde olan ve birbirini tamamlayan
on temel dire:i özetlenmeye çalJ>JlmJ>. Burada o ilkeleri kJsa alJntJlarla aktarmaya çalJ>alJm:
Kurulu>undan beri yüzü ça:da> uygarlJ:a
dönük olan okulun o nedenle, gerici 31
Mart ayaklanmasJnJn hedeflerinden biri olmasJ >a>JrtJcJ de:ildir. Lise’nin o zamanki
müdürü Tevfik Fikret'in, okulun kapJsJna
dikilerek, "Benim cesedimi çi:nemeden
okula giremezler..." dedi:i bilinir. Galatasaray'Jn "Do:u'nun BatJ ufkuna açJlan ilk
penceresi" oldu:unu söyleyen de yine Tevfik Fikret'tir. Fikret, 1888'de, yani Sultani'nin kurulu>undan 20 yJl sonra okuldan
birincilikle mezun olmu>tur. Do:al ki, özgür
dü>ünceden yana, hümanist dü>üncelerle
dolu olarak... Okulda ö:renciyken edindi:i
ilkeleri okul müdürü oldu:unda da korumasJ do:aldJr. Ku>kusuz, >iirlerine yansJtmasJ da. O tarihlerde Fikret aynJ zamanda
Kulübün de Hami (koruyucu) Ba>kanJ’dJr.
Bilindi:i gibi “Galatasaray” adJnJ ta>Jyan
bütün kurum ve kurulu>lar GalatasaraylJlJk
ba:Jyla birbirlerine ba:lJdJr. Galatasaray Lisesi, Kulüp, Üniversite, vakJflar, dernekler… Ve Galatasaray’a gönül vermi> bilinçli
milyonlar… Hepsi, “Galatasaray”Jn bölünmez bütünlü:ünü, zenginli:ini ve gururunu
olu>tururlar.
1. Etik: GalatasaraylJ, dürüst ve güvenilir
insandJr; Entellektüel dürüstlük, ba>arma
çabasJ, mesleki ödünsüzlük, ki>isel çizgi tutarlJlJ:J ve Galatasaray ruhunu yüceltmek
esastJr.
2. Dayan:2ma: Galatasaray’Jn birle>tirici
harcJdJr. DayanJ>ma, ili>kileri düzenleyen,
içten gelen, gerekti:i an derhal devreye
giren, somut, mesleki, duygusal ve ahlaki
bir reflekstir. GalatasaraylJ için dayanJ>ma,
bir hayat tarzJdJr.
3. Aç:k Fikirlilik: Dünyaya ve ba>kalarJna
merakla ilgi duymak; insani dü>üncelere
açJk olmak; bölmek yerine ikna etmek;
kendi özelliklerinden vazgeçmeden farklJlJklara saygJ göstermek hedeftir.
4. Laiklik: Bütün özgürlüklerin özgürlü:üdür. FarklJlJklara ve inançlara saygJ; ba:nazlJkla mücadele… GalatasaraylJ,
dJ>lamadan anlamaya çalJ>Jr, yasak koymaz,
ba>kalarJnJn özgürlüklerine saygJ duyar.
5. Özveri: Özveri, fedakârlJk de:il, kendinden veri>tir; insana olan inancJn elle tutulur en güçlü kanJtJdJr. Galatasaray bu
erdemi ö:retmekle kalmaz, refleks haline
dönü>türür.
8. Büyüklere Sayg:: SaygJ, bilinç ve sürdürülebilir diyalog ortamJ yaratJr. Her GalatasaraylJ bir gün, o saygJ gören
“büyükler”den biri olaca:JnJ bilir.
9. Küçükleri Koruma: GalatasaraylJ küçükler GalatasaraylJnJn karde>leridir; bir
GalatasaraylJ onlara her fJrsatta ula>Jp Galatasaray’dan edindi:i de:erleri aktarmakla
yükümlüdür. Küçü:ü e>iti gibi görmek, ki>ili:e saygJ duymak esastJr.
10. Kurumlar: Destekleme: AldJklarJnJ
Galatasaray’a geri vermek, kendisinin nasJl
olu>tu:unu unutmamaktJr. Galatasaray, bir
etik sistem, bir de:erler ve bilgiler düzeni
oldu:u gibi, bir kurumlar bütünüdür de.
GalatasaraylJ için Galatasaray kurumlarJ
canlJ birer varlJk gibidir. Ruhunu onlar besler; onlarla sevinir, heyecanlanJr, duygulanJr. Galatasaray kurumlarJnJn en büyük
>ansJ GalatasaraylJlardJr.
Sonuç bölümünden de birkaç cümle:
“Bütün bu ilkeler kelimelere dökülmeksizin
de ya>anan, zaman ötesi, kalJcJ de:erlerdir.
Dile getirili>i de:i>se de, söylemi de:i>meyen bir payla>JlmJ> kavramlar dizisidir. ZamanJn ve mekânJn sJnJrlarJnJ a>Jp gider,
onlarJ en de:erli hazinesi olarak benimsemi> olan GalatasaraylJlarJn damarlarJna,
hattâ hücrelerine i>ler.”
“Galatasaray Temel De:erler Bildirisi”ni,
GalatasaraylJlarJn genlerine i>lemi> olan de:erleri bu yazJya sJkJ>tJracak >ekilde özetlemeye çalJ>tJm. Ne kadar ba>arJlJ
olabildi:imi bilmiyorum. >in do:rusu, bildirinin tam metnini okumak olmalJ ku>kusuz.
6. Misyon Yüklenme: Bir misyon insanJ
olmak, GalatasaraylJ olmanJn getirdi:i bir
15
Camia
Kerim’in Bisikleti
Tuna Kiremitçi
siz gidip itiraf ediyorum. “Senin bisikleti çald:rd:m birader.”
Eski yüzy:l:n sonlar:... Kerim Ökten Yeni Yüzy:l’da foto+rafç:. Biz de Beyo+lu’ndaki Sappho’da çal:yoruz.
Aybige ile bir süredir sevgililer. Gençli+imizin
ruhani merkezlerinden olan baba evlerinde
Ümit Amca ve Ay,enur Teyze de var. Topluca
“zaten çald:rmasan ,a,ard:k!” der gibi bak:yorlar yüzüme. Ümit Amca dalg:nl:+:mla inceden dalga geçiyor.
Mavi bir da+ bisikleti var Kerim’in. Tatl: bir
,ey. Her u+rad:+:mda içimi g:c:kl:yor. Sonunda dayanamay:p “versene birkaç günlü+üne” diyorum. Sa+ olsun k:rm:yor, emanet
ediyor emektar:.
Bugün-yar:n derken, lise arkada,:m:z Umut
Aral ar:yor. Sesi a+lamakl:. “Sorma, Kerim
Abi’yi kaybettik!”
Ama Kerim seviyordu o bisikleti. En derin
utançlar:mdan birini ya,:yorum. Yenisini almay: teklif ediyorum.
Motosikletiyle tatile giderken Çanakkale yak:nlar:nda üzerine y:ld:r:m dü,mü,. Hastanede
kurtaramam:,lar.
Al:yorum bisikleti bir heves. Niyetim ertesi
gün sahile gidip binmek. Çocuklu+umdan
beri yapmam:,:m. Eve dönmeden, ba,ka bir
arkada,:ma u+ruyorum. Emaneti yasl:yorum
d:, kap:n:n mandal:na.
Gerçi o zamanlar benim aç:mdan bisikletle
helikopter aras:nda fiyat fark: yok. Müzikten
kazand:+:m o kadar az.
Akl:mda Çanakkale’ye gidi,lerimiz... Bizi ,afak
vakti uyand:r:p kahvalt:l:k incir toplamaya yollayan Ümit Amca...
Nitekim Kerim ac:s:n: içine gömüp gülümsüyor. “Bo, ver lan, 40’lar:m:za geldi+imizde
al:rs:n.” Arkada,:m:n kalenderli+i daha da eziyor beni. Yine de soruyorum. “Emin misin?”
Birkaç saat sonra ç:kt:+:mda ne göreyim: Kerim’in bisikletinin yerinde resmen yeller esiyor!
“Evet... Hem o zamana k:çlar:m:z garanti kocaman olur. Eritmek için Belgrad Orman:’nda
pedal çeviririz.”
Haberler Kerim’in ne baba foto+rafç:, Türkiye’nin gururu oldu+undan bahsediyor. Gazetelerin birinde motosikletinin resmi. Siyah,
sa+lam bir makine. Feci kazaya ra+men fazla
da+:lmam:,.
Nispetiye Caddesi’nin ortas:ndaki apartman:n
birinci kat:ndan, güpegündüz yürütmü,ler!
Sonra büyük a,k: Aybige’yle evlenip Londra’ya yerle,iyorlar. Kerim Ökten ad: foto+rafç:l:kta dünya markas:na dönü,üyor. Ancak
y:llar sonra kesin dönü, yap:yorlar yurda.
Zaten o kadar me,gul ki, bisiklete binecek
vakti yok. Arazi tipi arac:yla ko,turuyor haberden habere.
Birkaç günlük arama-taramadan sonra, çare16
Benimse 40’:ma geldi+imden beri akl:mda bir
senaryo: Bir ak,am çalaca+:m kap:lar:n:. Açt:klar:nda fiyonk ba+lanm:, bir bisiklet görecekler. Sonra ç:kaca+:m kar,:lar:na; 15 y:ll:k
sözü yerine getirmenin hakl: gururuyla.
Bizse motosikletler gibi de+iliz. Da+:l:yor, parçalan:yor, lime lime oluyoruz. Dü,ecek son
y:ld:r:mla, mavi bir bisiklet gibi yitip gidene
kadar.
Sultani
“Bu adam benim arkadaımdı”
Renan Bilek
Lise yJllarJmJn a:abey-karde> hiyerar>isine
kar>Jn, dostluk kurabildi:imiz karde>lerimden
biriydi Kerim Ökten. Zarif, zeki, aydJnlJk.
Göz göze gelmekten mutluluk duydu:unuz
insanlar vardJr hayatta. Özellikle benim gibi
kar>JsJndakinin gözünün içine, neredeyse tam
göz bebe:ine bakarak konu>an ve bu >ekilde
konu>ulmasJnJ tercih eden insanlar için, ayaküstü sohbetinden bile mutlu bJrakan insanlar.
nsanlarJn haddini de hakkJnJ da neredeyse bilemedikleri bir co:rafyada, kendilerini ya gereksiz ya da pek fazla önemsedikleri bir zaman
diliminde, hem birey olmayJ, hem de bir topluma, bir co:rafyaya olan aidiyetlerini yitirmemeyi ba>arabilmi> insanlar vardJr.
Üretmenin verdi:i hazla bir meslek sahibi olmayJ tercih eden, bu sayede i>ini zevkle,
özenle ve en iyi >ekilde yapan insanlar vardJr
hayatta.
Ve dünyanJn, ve ya>adJ:J co:rafyanJn en can
sJkJcJ hatta can alJcJ gerçeklerine kar>Jn, ya>ama dair umudunu hiç kaybetmeyen, her
anJnJ sevdikleriyle ve dolu dolu geçirmeye
özen gösteren insanlar.
Kapitalist toplumda, performans de:erlendirmesi adJ altJnda bir kâr-zarar tablosu ölçüm-
lendirmesine dönü>türülerek, birçok kavram
gibi içi bo>altJlmaya çalJ>Jlan o “ba>arJ” denen
kavramJ, en yalJn, en sade, en gerçek haliyle
hayatJna katan bir insan için yazJyorum bugün
sizlere.
Bir basJn foto:rafçJsJ, bir foto:rafçJ olarak,
ürünlerine ve nerelerde yer aldJ:Jna baktJ:JnJzda daha iyi anlarsJnJz ne demek istedi:imi.
Avrupa ba>ta olmak üzere dünyanJn birçok
spor gazete ve dergilerinin yanJ sJra, habercilik anlamJnda, dünyada aklJnJza gelebilecek,
bir çJrpJda sayabilece:iniz hemen her gazete
ve dergisinin sayfalarJnJ süslemi>ti EPA Avrupa Bölge Müdürü Kerim’in foto:raflarJ.
Time Dergisi, The Independent, Daily Mail,
The Guardian, Der Standard, Daily Express,
The Washington Post, Frankfurter Allgemeine, L’Express, Liberation, The Times, El
Pais..
Dünya yeri geldi bir Wimbledon ya da Manchester United haberini, bir Arsenal-Liverpool
maçJ sonucunu, yeri geldi Gezi direni>ini,
onun foto:raflarJyla gördü, tanJdJ, haber aldJ.
Sadece www.kerimokten.com internet adresinde yapaca:JnJz bir küçük gezinti bile, ba>arJlJ ve güzel bir insanJ, bir tutam bile olsa
anlamanJza, onun hakkJnda fikir sahibi olmanJza yetecektir diye dü>ünüyorum.
Ama ba>arJlarJ de:il ki Kerim’i de:erli kJlan.
Hiç >üphesiz ba>arJlar bir ayrJ takdir noktasJdJr ancak Kerim insandJ. Hem de çok güzel
bir insan. AklJ, yüre:i, umutlarJ, co>kusuyla
tanJmaktan mutluluk duymanJn ötesinde,
gurur duyaca:JnJz, “bu adam benim arkada>Jm” cümlesiyle size gurur katacak bir insan.
Saçma bir ölümle ayrJldJ aramJzdan. ans,
kader, kJsmet, tesadüf adJna her ne derseniz
deyin, kabullenilmesi zor bir ölümle.
Geriye kalan, tanJmaktan, birlikte geçirdi:iniz
ya da geçirmeyi hayal etti:iniz her zaman diliminden gurur duyaca:JnJz bir geçmi>, bir
isim, bir anJ kaldJ sadece belki ama ne güzel
bir anJdJr bu.
“Bu adam benim arkada>JmdJ” diyebilmek…
Bu ve benzeri cümlelerle gururlanmak…
“bu adam benim i> arkada>JmdJ” diyebilen
meslekta>larJ, “bu adam benim dostumdu”
diyebilen dostlarJ, “bu adam benim o:lumdu”
diyebilen anasJ, ve tabi ki “bu adam benim
kocamdJ” diyebilen sevgili e>i Aybike..
Ba>JmJz sa: olsun!.. Dibine kadar ya>ayJn acJnJzJ. Ama gururlanmayJ sakJn unutmayJn!
Kerim, çok güzel bir adamdJ ve bu adam
benim arkada>JmdJ!
17
Camia
Okul’un Kalbinin Attıı Yer
cekondunun, kulübenin bile bulunmadJ:J tepelere giderdik. Ama bütün hafta, hapishaneden
dJ>arJsJnJ seyreder gibi, hasretle izledi:im Beyo:lu'ndan geçmek imkanJ da beni çok mutlu
ederdi.
KJsacasJ benim için okulun kalbi okulda de:il, dJ>arJda atardJ.
Böyle olunca da, okulu beni dJ>arJdaki gerçek ya>amdan koparan bir hapishane olarak algJlamamJ,
kendimi hiç de özgür hissetmememi do:al kar>Jlamak gerekir. Bununla birlikte belirtmeliyim ki,
bu mahpusluk duygusu ya>amJmJn daha sonraki
yJllarJnda oldukça i>ime yaradJ ve hapishaneye
okul yJllarJndaki deneyimlerinin de etkisiyle daha
kolay ayak uydurabildim.
Daha sonraki yJllarda, sinema izledi:imiz, söyle>iler dinledi:imiz Konferans Salonu (Bugünkü
Tevfik Fikret Salonu) tiyatro koluna girip, oyunlarda roller almaya ba>layJnca benim için okulun
kalbinin attJ:J yer, binanJn içinde bir özgürlük
alanJ olmaya ba>ladJ. Gerçi orada daha önce de,
oyunlar izlemi>, Erol GünaydJn, lise yJllarJmJn
idolü Yi:it Okur, Erdo:an Soral (Beyabi), Ergun
Köknar gibi sonradan kimileri Türk tiyatrosunda
iz bJrakacak “abi”eri seyretmi>tim. Ama benim
Konferans salonunu mekan tutmam Çetin pekkaya'nJn sayesinde olmu>tu. Tabii ilkokul yJllarJndan ba>layarak önce ehir TiyatrolarJ sonra
Küçük Sahne'de edindi:im tiyatro kültürünün de
etkisini unutmamak gerek.
Ali Sirmen
imdi, kafanJzda olu>an soruyu i>itir gibiyim: BinanJn da kalbi mi olurmu>?
Olur tabii, her binanJn bir ruhu bir amacJ vardJr.
Bir dü>ünür mimari için >unlarJ söylemi>: ‘Bir yapJdaki ah>ap, kagir aksamJ, camJ tu:layJ, beyaz
malzemeyi çJkarJn, geriye kalan mimaridir.’
Demek ki, mimari eserlerin birer ruhu vardJr, hatta
binalar bizatihi o ruhun kendisidirler. O halde
kalpleri, neden olmasJn?
Ama burada “binanJn kalbinin attJ:J yer”den muradJm, binanJn içinde en mutlu oldu:um, sürekli
gitmek arzusunu ta>JdJ:Jm bölümdür. Galatasaray
binasJ dendi:i zaman ço:unlu:un aklJna, Beyo:lu'nun ortasJnda ünlü yapJ gelir. Oysa benim gibi
Galatasaray'a ilkokul birinci sJnJftan ba>layanlar
içinse, biri bugün üniversitenin olan ve iki yJl
önce yanmJ> bulunan iki Galatasaray binasJ vardJr, ve her biri de, öbürü kadar gerçektir. Ama efsanelerin mekanlarJ ortaklJk tanJmazlar, onlar tek,
tekin de ötesinde, e>sizdirler. Onun için de, “okul”
binasJ dedi:imde hala çok >ükür ki, kent talanJ ve
imar rantJnJn tasallutundan masun kalan Galasatasaray Lisesi binasJnJ kast ediyorum. Ben o binaya adJm atmadan be> yJl önce, Ortaköy’de,
gözya>larJyla sulanmJ> bir Eylül Pazartesi’si sa-
18
bahJ “GalatasaraylJ”sJfatJ kazanmJ>tJm. Feriye sarayJndan, ”GalatasarayJ”na geçmeden önce, “o
kadar büyükmü> ki, insan içinde yolunu kaybedermi>” denen efsunlu binanJn efsanesini duymu>, gördü:ümde “Bu muymu>!” diyece:im
Grand Cour'unda futbol oynamanJn dü>ünü kurmu>tum.
Pek iyi bir ö:renci olmadJ:Jmdan, Tevfik Fikret'in
BatJ'ya açJlan ilk pencere dedi:i okul, benim için
ise, ilkokuldan ba>layarak özgürlü:e kapanan ilk
kapJ olmu>tu. Zoraki ö:rencili:im dolayJsJyla,
okulun kalbinin attJ:J yer, aslJnda öyle olmasJ gerekse de, hiçbir zaman sJnJflar olmadJ. Tabii ki
vaktimin ço:unu orada geçiriyordum, ama sJnJftaki mevcudiyetim, FransJzlarJn “présent par le
corps, absent par l'esprit” dedikleri türdendi.
Ruhen de:il, cismen gerçekle>en türden bir varlJktJ.
Futboldaki en büyük hünerim, sJnJf takJmJ kalecili:inden, daha sonra okul takJmJna kadar yükselecek olan 296 Dinç Gürs tarafJndan daha
sekizinci sJnJfta >utlandJ:Jmdan, benim için Galatasaray'Jn kalbinin attJ:J yer Grand Cour da olamazdJ. Atletizm antrenmanlarJnJn da, en çekici
olanlarJ okul dJ>Jnda yaptJ:JmJz kros idmanlarJydJ.
Onun için genellikle Levent Etiler tarafJnda Nispetiye caddesinin altJnda, üzerlerinde bir tek ge-
Lise yJllarJmda sJnJflar, lise tahsili denen ve ya>amJn di:er bölümlerine geçebilmek için zorunlu
bir formalite olan sürecin angarya odalarJydJ. Bu
bize zamanJn sonsuz bir süreç olarak göründü:ü
yJllar boyunca sürdü gitti. Ta ki, 1958 in bir Sonbahar günü Partice Tompson diye sarJ>Jn genç
bir hocanJn gelip, bize “kitabJnJzJn .... sayfasJnJ
açJn!” dedi:i güne kadar....
O gün, iki ders boyunca Montaigne'in iki cümlesini okumu>tuk, ertesi gün de Hoca gelip, ‘Birer
ka:Jt çJkarJn ve kitabJnJzJn ... sayfasJndaki birinci
cümle ile ikinci cümle arasJndaki mantJki ba:J
yazJn!’ demi>ti. Seçme parçalar kitabJnJn o sayfalarJyla birlikte önümde ya>amJmJn yeni bir dönemi açJlJyordu. Cümleleri yudum yudum tadarak
okuyor, aralarJndaki ba:lantJlarJ >ehvetle izliyordum. SJnJf birden bire, kJzlarla bulu>maya gidercesine >evkle ko>tu:um bir yer haline gelmi>ti ve
okul artJk bir hapishane olmaktan çJkJp, özgürle>ti:im bir mekan olmu>tu. Ve Okulun kalbi de
ya>amJmda ilk kez sJnJfta atJyordu. Ö:renci oluyor
ve ö:renci olarak özgürle>iyordum. Ne yazJk ki,
çok geçti. Son sJnJfa gelmi>tim. Bütün bu özgürlük süreci, topu topu sekiz ay sürdü. Sonra mezun
oldum.
Olsun! Geç de olsa, kJsa da sürse, çabuk da bitse,
okuldan keyif almJ>, özgürle>mi>tim ve benim
için de bir kez olsun okulun kalbi sJnJfta atmJ>tJ
ya!...
( 7<#'
4
-!+"'
&2!.-&
,"%30
'
6+-#+
=+&
7"
$',">9
-#$
.,+#&#
4
%
6*#&#
(%&
)7%%" "
"%
,"7
'
$('@
(+%2
4
'
$6"
"
7"
'6"&"'"
6-1
6(+;
+&
.%<"'
,$"'
,+4",
$%".,"
4
&2/
#'#
++"'
,2''
2
+$
,.'2%
$%," "
"%
,.'2%
( 7#9
%"
6
%+
6)'3'
6* #'#7
7"%+
2'2.2%&7
'%+
6-&6
!7#+
&#,#'#78
$'
*,".,"
ID
$"-"
&$%"
37'
FH
$"-"
@
($.6%
37'"
ID
$"-"
7+4,6(':
2'
%#
?
AMLDB
IGD
GKE
DE
JG
?
%"C+&7".$',";(&
?
555;+&7".$',";(&
Tiyatro
3lk sahneye çıkıım
Ferhan ensoy
lk sahneye çJkJ>Jm, lise birde bir Askerlik dersinde gerçekle>ti.
Tevfik Fikret salonuna stratejik bir film izlemeye götürmü>tü bizi
komutan ö:retmen. Sevinçle gittik. Askeri ve saçma da olsa film izlemek, onun ders anlatmasJndan daha iyi. Ders anlatmasJ dayanJlacak gibi de:il. Muntazaman komutanlJk yaptJ:J Kars’Jn ÇJldJr
ilçesinin Akta> Karakolu maceralarJnJ anlatJyor. Kimisini anlattJ:JnJ
unutuyor, yeniden anlatJyor. Her iki anlatJm arasJnda ise bir sürü
fark var. Bundan da uydurdu:u anla>JlJyor.
Sahnenin perdesi, film izlememiz için kurulmu> perdenin tamamJnJn görülmesine engel olacak bir kJvrJm yapmJ>tJ;
- u perdeyi hemen düzeltin!
buyurdu komutan ö:retmen. HJzla fJrladJm yerimden, sahneye çJktJm, perdenin kJvrJmJnJ düzelttim. Perdeyi çok iyi düzeltti:im için
arkada>larJma ba>arJmdan ötürü selam vermeyi de eksik etmedim,
>amata olsun diye alkJ>layanlar oldu. lk sahneye çJkJ>Jmda alkJ> almayJ da becermi>tim. KasJlarak indim sahneden, siyah beyaz bir
ikinci dünya belgeseli ba>ladJ ekranda, benden sonraki program
olarak. BombardJmanlar, süngülü piyade saldJrJlarJ, üstümüze
gelen tanklar… Filmin seslendirmesini Ye>ilçam’da Ayhan I>Jk’J
seslendiren kimse yapmJ>. Ayhan I>Jk, ikinci dünya sava>JnJ anla-
20
tJr gibi. Her an bir tankJn kapa:J açJlJp içinden Belgin Doruk’un çJkmasJnJ bekliyoruz. ÇJkmJyor.
Daha sonra ilk sahneye çJkJ>Jm, 7 Nisan 1967 Cuma, “amata Gecesi”nde. Okulun en güzel gelene:i bu geceler. YJlda bir gün, genellikle yJl sonunda, ö:rencilerin kurdunu döktü:ü, ö:retmenlerin
pek gelmedi:i, gelirlerse gizlice arkadan izledikleri, hiçbir>eyin
yasak olmadJ:J bir bo>alJm gecesi bu. Taklitler yapJlJyor, müzik
gruplarJ parçalar çalJyorlar.
O nisan gecesi, kJdemli a:biler ö:retmen taklitlerini yaptJktan sonra
salonda koro halinde adJmJn ünlenmesiyle, genel istek üzerine
oraya karga tulumba çJkarJlJ>Jm ve deli fizikçi Zinde Kip taklidimle
kariyerime ba>lamJ> oldum. Hiçbir>ey görmüyordum, parlayan
sahne J>JklarJ gözümü alJyordu, sJrJtmak istedim, sJrJtamadJm, yüz
hatlarJm gerilmi>ti, kaptJrJp oynamaya ba>ladJm Zinde Kip’i. O geceden sonra adJmJz komi:e çJktJ. Tiyatro koluna alJndJm.
…...
amata gecesinde ö:retmen taklitlerimi izleyen Haldun Taner bana
Tevfik Fikret Salonu kapJ a:zJnda:
- Sen kabarecisin !
dedi. Onyedi ya>JndayJm, kabare nedir, bilmiyorum…
Sultani
Bu salon olmasaydı...
Korhan Abay
Ayant poussé la porte étroite qui chancelle,
Je me suis promené dans le petit jardin
Qu'éclairait doucement le soleil du matin,
Pailletant chaque fleur d'une humide
étincelle.
Gül Baba’nJn bahçesine her giri>imde, nedense Verlaine’in bu unutulmaz dizeleri yeniden yankJlanJr belle:imde. Benli:im
geçmi>e do:ru kanatlanJr, haylaz bir esinti
yüre:imi “kurander”de bJrakJr. Çocuksu bir
hJnzJrlJ:Jn aynasJ, ne hikmetse bolca hüzün
yansJtJr; derin bir özlemin keskin rayihasJ
burnumu sJzlatJr. Havuzun yosunlu sularJna
dalan bakJ>larJm, gül yapraklarJnJ basamak
yapJp, a:açlarJn dallarJna sarJlJr, bir sJçrayJ>ta, görkemli, vakur, sarJ binanJn ikinci
katJndaki pencereden içeri dalJverir. “Tevfik
Fikret”in sahnesinde bulurum kendimi. Sadece gerçek asaletin eri>ebilece:i bir tevazuyu yansJtan küçük, bo> bir salon… Bo>
mu dedim? Bo> bulundum herhalde. Bu
salon bo> olabilir mi hiç? AdJnJ ta>JdJ:J Tevfik Fikret’in mJsralarJ, Ercüment Ekrem’in dizeleriyle kö>e kapmaca oynar burada…
Ferhan ensoy’un replikleri, Haldun Ta-
ner’in tiradlarJnJ sobeler; Erol GünaydJn’Jn
ruhu, balkonun bir kö>esinde Ayberk
Çölok, Ergun Köknar ve Asaf Çiyiltepe ile
sohbet etmektedir; Siz, perdenin rüzgardan
dalgalandJ:JnJ sanJrsJnJz ama evket Altu:’un bir kahkahasJ yankJlanmaktadJr aslJnda… Aydemir Akba>’Jn sunturlu bir
sövgüsü koltuklardan birinin arkasJna saklanmJ>tJr; Necdet Mahfi Ayral’Jn söyledi:i
>anson, sofita demirlerine tutturulmu>, görünmez bir salJncakta mekik dokur, I>Jl Kasapo:lu’nun ele avuca sJ:maz mizansenleri
kendi aralarJnda uzun e>ek oynarken, BarJ>
Manço “Arkada>Jm E>>ek” >arkJsJnJ mJrJldanmakta, Rasim Öztekin’in canlandJrdJ:J
bir karakter “ÇattJ pattJ kaç attJ?” diye sormaktadJr. Ekrem Re>it Rey’in harfleri, Cemal
Re>it’in notalarJyla, bir duvardan ötekine yarJ>maktadJrlar. Kimsecikler yokken bile, tJka
basa doludur bu salon.
Bütün bu kalabalJk arasJnda kendime de rastlarJm bazen. Celalettin Kart A:abey’in Kral
Creon rolünü oynadJ:J, Anouilh’un Antigone
adlJ oyununda “Page” yani saray o:lanJ rolüyle ba>lamJ>tJ tiyatro kariyerim. Pek repli:im falan yoktu ama, sJrf duru>umla ve krala
bakJ>Jmla bile, ne yaman bir aktör olaca:JmJn ipuçlarJnJ veriyordum herhalde. Fizik hocamJz Jean Claude Cassier bendeki cevheri
ke>fetmi> olmalJ ki, Camus’nün Caligula’sJnda “Scipion” rolünü önerdi. O havayla,
Ümit Gürol’un yönetti:i avant-garde Othello
prodüksiyonunda, bana önerilen rolü, küçük
bularak reddetmi>tim. lginç bir Othello yorumuydu ama, bu oyundan aklJma kazJnan
görüntü >u: Gözcü geminin dire:inden ufka
bakJyor ve “Kara göründüüü!” diyor. Tevfik
Fikret salonu, bir anda kahkahadan yJkJlJyor.
Çünkü Gözcü’yü, burnunun ucunu bile göremeyen “Kör Targun” oynuyor.
Bu salon olmasaydJ, belki de tiyatroyu
seven bir diplomat olurdum, annemin arzuladJ:J gibi. Ama ben orada Ferhan ensoy’u, Nami Ba>er’i, Mahmut Güner’i
izledim. Gogol’la, Ionesco’yla, Max
Frisch’le, Beckett’le beni, daha 60’lJ yJllarda
“Tevfik Fikret” tanJ>tJrdJ. Benim “Sis”li anJlarJmda çok özel bir mabettir orasJ.
giden bir yeniyetmenin çarpJntJsJyla... Annesinin kuca:Jna ko>an bir bebe:in sabJrsJzlJ:Jyla... Uzun bir sürgünün ardJndan,
yuvasJna dönmenin tedirgin huzuruyla...
Yuvama her dönü>ümde, hala o Grand Cour’daki haylaz çocu:um ben. Ama köprülerin altJndan çok sular aktJ. Muhtemelen bu
nedenle, Tevfik Fikret’in sahne kapJsJndan
içeri, tedirgin ve neredeyse utangaç, her giri>imde, bu kez Apollinaire’in dizeleri akmaya ba>lar zihnimden:
“Sous le pont Mirabeau coule la Seine
Et nos amours
Faut-il qu'il m'en souvienne
La joie venait toujours après la peine
Vienne la nuit sonne l'heure
Les jours s'en vont je demeure”
Aradan 40 yJlJ a>kJn zaman geçti. Ne zaman
camiamJzJn, Mektep’teki herhangi bir etkinli:ini sunmam istense, hemen kimyam de:i>ir. “Ya bir aksilik olursa” diye ürperir,
yutkunurum. Sonra ko>a ko>a giderim.
Yüre:imde, ilk sevgilisiyle bulu>maya
21
Tiyatro
Liseden kız isteme
Levent Ünsal
Hala mektebimize mektep denilen yJllardJ, Tevfik Fikret Salonu'nu ilk kez görmem. (>apkalarJm olaydJ da HalanJn üzerine koyaydJm, Halam
da bana 'efendim!' demeyeydi)... Tiyatronun bir
büyü oldu:unu, mekanJ ve akusti:ini hissetti:inizde anladJ:JnJz bir yapJydJ Tevfik Fikret Salonu. Bir tür söz söyleme sanatJ olan tiyatronun,
o mektepte yeti>enlere çok yakJ>masJnda, ihtimal sanat yapmaya çalJ>Jrken tablosundan size
keskin bir >ekilde bakan Tevfik Fikret'in etkisi
büyüktür diye dü>ündüm hep.
Yeti>tirici sJnJfJnda, sJnJflararasJ mukallit komik
olarak dola>mam, altJncJ sJnJftan itibaren kadrolu tiyatro kolu ö:rencisi yapmJ>tJ beni. 1977
yJlJnda tiyatro koluna girdim ve hala oradayJm
sanki. Muhte>em oyunlara ve çok ba>arJlJ yorumlara >ahit oldu o muhte>em salon. Ben de
kJyJsJnda kö>esinde hep bulunmaktan çok mutlu
oldum. De:me konservatuara kafa tutan sohbetler, provalar, tartJ>malar, dramaturjiler ya>andJ. TÜSAK nevi bazJ edebiyat hocalarJnJn
eserlerine de ev sahipli:i tabi yüce salon. Ama
özellikle ö:rencilerin yJllJk sahneledikleri oyunlar stanbul'u sarsar nitelikteydi ve LiselerarasJ
tiyatro yarJ>malarJnda hep jüriye 'vay be!' dedirtmi>tir.
1982 yJlJnda sahnelenen oyun Haldun Taner
a:abeyimizin 'Sersem KocanJn Kurnaz KarJsJ'
isimli oyunu idi. Mehmet Açar yönetmi>, durduk yerde Tomas Fasulyaciyan'J bana vermi>ti.
lk onbirdeydim dahasJ santrafor. Aygen, Arzu,
Meryem, Aykut, Orhan, Necati, Ahmet, Fahir,
teknikte Levent . (unuttu:um vardJr affola!)
muhte>emdik... Ya da bize öyle gelmi>ti. A>a:J
okul kJzlarJmJz da Ferhan ensoy a:abeyimizle
'KJrmJzJ Kap>onlu KJz' oyununu çalJ>mJ>tJ. O da
çok güzel bir oyundu.
Tiyatro denilince aklJma Ferhan A:abey gelir. O
yJllarda her oyununu defalarca seyrettim, Özellikle 'ahlarJ da Vururlar!'J 12 kez gidip izledi:imi ve bir gün tiyatrocu olursam böyle bir oyun
olsun diye dualar etti:imi biliyorum.
Dua bu ya! Zart diye kabul oldu.
1983'de Ferhan A:abey geleneksel Nöbetçi Ti-
yatro amatör ekibi için sJnav açmamJ> bunun yerine Galatasaray Tiyatro Kolu'ndaki ö:rencileri
ve bazJ tanJdJ:J gençleri ekibe davet etmi>ti. O
dönem sanat siyasetle iç içe oldu:u için de:erli
okul yönetimi bazJ derslerdeki ba>arJsJzlJ:JmJn,
tiyatrodaki ba>arJmJ kar>JlamadJ:Jna karar vermi> ve beni beklemeye almJ>tJ. Aykut AltJn'Jn da
uyarJsJ ile ben de anJnda Ortaoyuncular'a, Ferhan ensoy'a uçmu>tum.
Ve >ans diyelim! Daha iki ay içinde yeni oyun
'FJrJncJ ükrü, Deli Vahap, Nuri ve Ötekiler' oynunda, Arzu Bigat'la birlikte profesyonel olmu>tuk. Fakat bir sorun vardJ; biz hala lise ö:rencisi
idik ve bu durum teammüllere aykJrJ idi. Ferhan
A:abey, ben hallederim dedi. Okulun 500 ncü
yJlJ kutlamalarJnda, mektep mezunu a:abeylerimiz gösteriler için yine salona dönmü>tü. O
ak>am kJz ister gibi, müdürümüz ükrü SarJ'dan, Ferhan ensoy, okuldan kaçarak tiyatrocu olmu> Erol GünaydJn, TarJk Papuççuo:lu,
Rasim Öztekin gibi a:abeyler bizi istediler. Arzu
da ben de o günden sonra sahneden inmedik.
Bugün dem odur ki! 36 yJldJr sahnedeyim. Bu
yJl Sadri AlJ>Jk Tiyatro Ödüllerinde, komedi ve
müzikal dalda yJlJn erkek oyuncusu ödülü aldJm.
Ve o ödülde ba>ta Tevfik Fikret'in o bakJ>larJ, o
sahneden geçmi> her bir GalatasaraylJ'nJn hakkJ
var.
Ey tiyatro içimde bir büyüsün, ve bJrakJn o salonda bu büyü hep büyüsün...
22
Sultani
Lisedeki Gizli Bahçe
Selin AltJparmak
imdi geriye baktJ:Jmda ne kadar büyük i>ler gerçekle>tirdi:imizi anlJyorum. Tevfik Fikret Saloöyle bir dü>ününce, tiyatroya ve liseye dair söy- nu'nun anahtarlarJ bile teslim edilirdi o dönemde
lenebilecek o kadar çok söz var ki. Nereden ba>- bize. Bir araya gelip kararlar aldJ:JmJz bir tiyatro
layaca:JmJ pek bilemedi:im için aklJma gelenleri, odamJz, cesurca düzenledi:imiz Tiyatro günleribir liseli ve bir tiyatrocu olarak GSLTT'nin haya- miz. Tevfik Fikret Salonu'na biz tiyatroculardan
tJmdaki önemini sizlere da:JnJk bir >ekilde de olsa çok daha pervasJzca giriveren kediler… FransJzca
aktarmaya çalJ>aca:Jm. Tiyatro, lise hayatJmda ve Türkçe anlattJ:JmJz hikayeler…
ablalarJm, a:abeylerim ve karde>lerim arasJndaki
dayanJ>mayJ, birli:i en güçlü ve verimli >ekilde Lisedeki kolektif çalJ>ma duygusu benim tiyatro
ya>adJ:Jm yer oldu. Ders saatleri ile etüt saatleri hayatJmJn temelini olu>turdu diyebilirim. Oradan
arasJndaki zaman dilimini bir >eyler "oynayarak" aldJ:Jm cesaretle, kazandJ:Jm tecrübe ve güvenle
geçirdi:imiz ve bunu yaparken bütünüyle bizden bu i>i çok daha profesyonel bir zemine ta>Jmak
büyüklerin tecrübelerine ve karde>lerimizin yara- istedim. Gerçekle>tirdi:im projeler evrildi, birlikte
tJcJlJ:Jna kendimizi güvenli bir >ekilde bJraktJ:J- çalJ>tJ:Jm simalar de:i>ti. BazJlarJ dayanJ>mayJ
mJz bir bahçe. Derslerin, e:itim sisteminin o benim kadar benimsememi>ti, bazJlarJ bana çok
bo:ucu havasJndan kendimizi kurtarabildi:imiz, de:erli ve farklJ >eyler kattJ. Dü>e kalka ilerledi:im
nefes alabildi:imiz, hayatJ irdeledi:imiz bir alan. bu tiyatro serüveninde her daim anJmsamaya çalJ>tJ:Jm >ey ise, 13 ya>larJnda Tevfik Fikret Salo-
nu'na girip de beden çalJ>masJ ya da do:açlamalar yaparken, "oynarken" araladJ:JmJz, bizleri
bamba>ka diyarlara götüren o "kapJlar"… O kapJlarJ aralamamJzJ sa:layan merak ve arzu…
Arada bir unutur da dalarsam ufak bir çimdik atJp
kendime bunlarJ hatJrlatmaya çalJ>Jyorum. O dönemin, o toplulu:un, o dayanJ>manJn verdi:i
keyif ve uyandJrdJ:J istek, her >eyin üstesinden
gelebilece:imiz bir güç verirdi bize.
Buradan lise yJllarJnda tiyatroyu payla>tJ:Jm herkese minnet duygularJmJ sunuyorum. Benimle
aynJ dönemlerde tiyatro yapmJ> bir çok liseli tiyatrocu, profesyonel anlamda tiyatro yapJyor, bir
>eyler üretiyor. Hepinizi de bu çalJ>malarJ ke>fetmeye ve desteklemeye davet ediyorum.
Oyun-severleri dayanJ>maya ça:JrJyorum.
23
Kitap
Çanakkale Olmasaydı
O Olmasaydı
Orhan Karaveli ile son kitabJ “Çanakkale OlmasaydJ; O OlmasaydJ” üzerine…
HazJrlayan: Simge Argüden
Simge Argüden: Son yJllarda SakallJ Celal’den, TanJdJ:Jm NazJm Hikmet’e, Tevfik
Fikret ve Haluk Gerçe:i’ne kadar okulumuzdan feyz alan a:abaylerimizin ayrJntJlJ
ya>am öykülerini yazdJnJz. Ve >imdi de “Çanakkale OlmasaydJ; O OlmasaydJ… Peki,
siz hiç yorulmaz veya emekli olmayJ dü>ünmez misiniz?
Orhan Karaveli: HayJr, yorulmam ve gözüm
iyi kötü görüp; elim aya:Jm tuttu:u sürece
“emekli” olmayJ da asla dü>ünmem. AslJnda
bir gazeteci olarak “fikir i>çisi” emeklisiyim
ama kö>eme çekilmeyi hiç dü>ünmedim.
Meslekte 64 yJllJk kJdemim var. Galatasaray’J 65 yJl önce bitirdim, ya>Jm sekseni
çoktan geçti ama yetmi> ya>Jmdan sonra 12
kitabJm yayJnlandJ.
Mustafa Kemal Atatürk kurdu:u Cumhuriyet’i ba>kalarJna de:il de, biz “gençlere”
emanet etmi>ken emekli olmayJ nasJl dü>ünebiliriz? NasJl tribüne çJkabiliriz? Özellikle
ülkemizin ya>amakta oldu:u >u çalkantJlJ
günlerde…
Kimi bilinmeyen gerçekler ve belgelere de
yer verdi:im “Çanakkale OlmasaydJ; O OlmasaydJ” raflardaki yerini çoktan aldJ ama
tezgah bo> kalmJ> de:il! Ankara’lJ bir çocuk
olarak Ulu Önder Atatürk’le birebir ya>adJklarJmJ yazmaya ba>ladJm bile. Bence; Atatürk’ü seven herkes, hele Galatasaray gibi
bir “AydJnlanma Oca:J”nda yeti>mi>lerse,
yJlmadan yorulmadan yurtlarJnJ yeniden
Atatürk Türkiyesi’ne dönü>türmek için elin-
24
Sultani
den geleni yapmalJdJr.
Ata’mJzJn esin ve bizlerin J>Jk kayna:J olan
Tevfik Fikret A:abeyimiz “zler” >iirinde ne
diyordu:
Çanakkale’yi geçip stanbul’a ula>arak OsmanlJ Devleti’ni sava> dJ>Jna itmek isteyenlerin hedefi de zaten Türklü:ü bütünüyle
yok etmek sürecini sonuçlandJrmaktJ.
Önüm bir yoku>, hep çakJl, hep diken
Yürürdüm fakat inat ve sabJrla ben
S.A : Çanakkale Sava>larJ’na katJlan gönüllülerden de kitabJnJzda bahsediyorsunuz
ancak Mektebimiz’den gidenlere yer vermemi>siniz… ?
S.A: Son kitabJnJza dönersek……
O.K: “Çanakkale OlmasaydJ; O OlmasaydJ”
yJ ben bu dü>üncelerle ve özellikle yeni ku>aklara yeni bir>eyler aktarabilmek için yazdJm. Zamanla bazJ >eyler unutuluyor veya
üzerlerinde yeterince durulmuyor. 18 Mart
1915 günü biz ngiliz ve FransJz donanmalarJna kar>J müthi> bir deniz zaferi kazandJk.
YalnJzca 8,5 saat içinde ço:u zJrhlJlarJ Bo:az’Jn sularJna gömüldü ve düpedüz kaçtJlar. Bunu – tesadüfe bakJn ki – 8,5 ay süren
kanlJ ve acJmasJz kara sava>larJ izledi ve
onu da kesin bir zaferle sonuçlandJrdJk.
Bu benzersiz ba>arJlarJn Türk Milleti’ne sa:ladJ:J en büyük kazanç ise ülkemizin ve ulusumuzun kaderini belirleyecek olan
“Mustafa Kemal Mucizesi” nin do:u>u oldu.
“Çanakkale OlmasaydJ; O OlmasaydJ” ne bir
Kurtulu> Sava>J’mJz olurdu, ne de bir Türkiye Cumhuriyeti’miz. Anadolu co:rafyasJndan tümüyle silinip giderdik.
O.K: Gönüllü katkJsJ ve katJlJmJ bu sava>Jn
daha önce benzerine rastlanmamJ> bir özelli:iydi. Sava>larJn bütün sorumluluk ve kaderini, daha önceleri, “muvazzaf” dedi:imiz
güçlerle yedekler yani “Ordumuz” üstlenirdi.
Ya>ananJn bu kez bir ölüm – kalJm durumu
oldu:u farkedilmi> olmalJ ki; eli silah tutan
hemen herkes Çanakkale’ye ko>tu. Neredeyse bütünüyle bir hatta iki nesil! Çok az
sayJdaki yeti>mi> aydJn kesimler, doktorlar,
“Mekteb-i TJbbiye” ö:rencileri, mühendisler,
mimarlar, Mülkiyeliler, Sultani, dadi hatta
Rü>tiye ö:rencileri! Bu arada “GalatasarayJ
Mekteb-i Sultani’sinin” pJrJl pJrJl, henüz bJyJ:J terlememi> yurtsever gençleri de sJnJflarJnJ bo>altJp Gelibolu’ya ko>tular ve
burada >ehit oldular. Ben onlarla birlikte
di:er okullarJn >ehitlerine de yer vermek istedim kitabJmda. Ne var ki, bu >ehitlerimizin isimlerine ula>ma çabalarJm sonuçsuz
kaldJ. YalnJz Galatasaray’Jn >ehitlerinden
söz etmemin ise yersiz ve haksJz ele>tirilere
hedef olabilece:ini dü>ündüm. Okulumuzun giri>indeki “Vatan U:runa ehitlerimiz”
panosunda isimlerine yer verilen >ehitlerimizi “Sultani”nin sayfalarJnda bir kez daha
saygJ ve >ükranla anarak bu görevi yerine
getirelim.
119 Ahmed Refik, 64 Yusuf Cemil, 131
Halid Fuad, 666 Mehmed Nazmi Vecdi,
kulüp merkezimizin bulundu:u soka:a ismini vermi> olan 238 Hasnun Galip, 476
Mehmed Ali, 54 Agop Elmasyan, 794 brahim Orhan, 280 Cevdet, 255 Edhem Mehmet, 476 Aziz Ulvi, 519 Hüsameddin, 169
Hasan Tahsin, 670 Mehmed Nüzhed, 901
Ömer Seyfeddin, 43 Besim brahim, 472
Ahmed Refik, 127 Mehmed NazJm, 826 Niyazi Re>id… çlerinde doktor olan da vardJ,
okulu bitiren de… Ama ço:u henüz ö:renciydi. Hepsi nur içinde yatsJnlar. Bizler de,
onlarJn u:runa canlarJnJ verdikleri ülkemize
sahip çJkalJm. Kurda ku>a yem etmeyelim.
Bu karde>lerimizin ve di:er >ehitlerimizin
kemiklerini sJzlatmayalJm…
S.A: Bu güzel sohbet için çok te>ekkür ediyoruz Orhan A:abey…
25
Dosya
Bizim Beyolu’muz
Geliyoruz Galatasaray MeydanJ’na… Beyo:lu
Postanesi’nin kapJsJnda postane müdürü Sabahattin Soyuer bey, o:lu Ömer’i hayJr duasJyla okula gönderiyor. Biraz ileride de
stanbul polisinin en afili memurlarJndan, bir
balet edasJyla bütün bir gün Beyo:lu trafi:ini
idare edecek, 88 sicil numaralJ Hasan Bey Galatasaray kav>a:JnJn ortasJnda; üzerinde PuroFay reklamJnJn yer aldJ:J trafik noktasJna
çJkmJ>, beyaz man>onlarJnJ kollarJna takmaya
çalJ>Jyor...
Turgay Tuna
SabahJn ilk tramvayJ “çan çan” sesleriyle
“Merhaba” diyor Beyo:lu’na…
AdJm adJm ilerliyoruz…Birkaç saniye için de
olsa “içinden kJrmJzJ geçen” bir cadde olup
çJkJyor gözlerimizin önünde... Ma:azalarJn,
pasajlarJn önlerine yJ:JlmJ> arabalar getirdikleri mallarJ, malzemeleri bo>altJyorlar. Birazdan cadde trafi:e kapatJlaca:Jndan ivedilikle
bitirmeye çalJ>Jyorlar i>lerini.
nsanlar yava> yava> yollara dökülmeye ba>lJyor... Taksim’den Tünel’e, Tünel’den Taksim’e i>lerinin, okullarJnJn yolunu tutanlar,
ko>u>turanlar… Arada, bir hayal misali kimi
siluetler takJlJyor insanJn gözüne..
…Ba>Jnda Borsalino >apkasJ, üzerinde kemerli paltosu, bastonuna dayana dayana
giden bir zat-J muhterem...Yahya Kemal Bey
olmalJ bu. Her halde Markiz’e sabah kahvesini içmeye gidiyordur. Rebul‘ün önünde, yanJndan geçen gençten bir beyefendi ile
selamla>Jp ayak üstü bir >eyler konu>uyorlar… Bu beyefendinin ba>Jnda da afili bir
>apka var; boynunda da bohem tarzJ laci bir
ka>kol… Ba>JnJ biraz daha çevirdi:inde, siluet tamamlanJyor. stanbul ehir TiyatrolarJnJn ‘’jön prömiyer’’ aktörü HazJm Bey bu.
Abanoz soka:Jn önünden geçip ilerliyoruz.
Cercle d’Orient’Jn önünde konu>a konu>a
giden ‘’Kaz’’ Hilmi ile “Titrek” Necati, birazdan
okul kapJsJndan girip önce ö:retmenler odasJna, ardJndan da sJnJflarJna giderek ya>amlarJndan gelip geçecek tebe>ir tozlu yeni bir
güne daha “merhaba” diyecekler…
Ayak alJ>kanlJ:J; ders öncesi nci’ nin kapJsJndan girip, mis gibi vanilya-çikolata kokulu
pastanenin içine atJyoruz kendimizi. Bu nefis
rayiha, biz GalatasaraylJlar için Beyo:lu’nun
vazgeçilmeyen has kokularJndan biri….Lefter liadis Bey, kasasJnJ bereketli bir güne hazJrlamakla me>gul…FJrJndan henüz yeni
çJkmJ> JlJk-çJtJr palmiye kurabiyelerden almadan geçip gitmek olur mu hiç ?..
Anadolu PasajJ giri>indeki Lazzaro Franko
mefru>at ma:azasJ çalJ>anlarJ dükkânJn kepenklerini kaldJrJp kapJyJ açJyorlar. Birazdan
Ermeni, Levanten tezgâhtar bayanlar ma:azadaki yerlerini alacaklar…
TurnacJba>J Soka:J’na giren beyaz soketli, lacivert üniformalJ genç kJzlar; ellerinde okul
çantalarJ, ko>ar adJm talyan Lisesi’nin yolunu
tutmu>lar. Ders zilinin çalmasJna pek fazla bir
>ey kalmamJ> gibi…
26
…Beyo:lu yepyeni bir güne uyanJyor, hayalimizdeki eski güzellikleriyle...
Okulun kapJsJ önünde inzibat neferi misalî dikilmi> AyJ Ramazan, yJllarJn eskitemedi:i Kara
Hasan abisini yanJna almJ> gelip geçen ö:rencileri tek tek izliyor…
.E.T.T.’ nin Taksim - BakJrköy seferini yapan
önden motorlu Skoda otobüsü kendine özel
çoslama poflamalarJyla Galatasaray dura:Jnda
duruyor ve bir yJ:Jn ö:renci iniyor otobüsten…Dura:Jn önünde mis gibi bir vanilya kokusu; anla>Jlan Everest Pastanesi ilk
ponçikleri çJkartmJ> fJrJndan…338 Türkay
Gündem, 663 Memduh Onger, 744 Adnan
ensoy Everest’in jelatin kaplJ >ekerlerini ceplerine doldurmu>lar bile. Ö:renciler, okulun
yolunu tutuyorlar…
BalJkpazarJ’nda, Üç YJldJz ekerleme’nin
önünde Feridun A:abey ile emektar kayJt bürosu >efi Ya>ar Bey, yeni bir güne merhaba
demeden önce, küçük ama koyu bir sabah
sohbetine dalmJ>lar… Birazdan gelecek olan
bol köpüklü sabah kahvelerini de içerler...
Sultani
kolaylJkla anla>Jlan bir zat-J muhterem a:Jr
adJmlarla Taksim’e do:ru ilerliyor. Birazdan
okulun kapJsJndan geçip sJnJfJna gidecek ve
o müthi> felsefesiyle, “E:er TanrJ varsa ?..”
sorusunu ortaya atarak yeni bir derse ba>layacak !
Devam ediyor, sonradan Muammer Karaca
ÇJkmazJ olarak anJlacak, FransJz SarayJ Soka:JnJn ba>Jna geliyoruz. Beyo:lu’nun gelmi>
geçmi> en ünlü >apkacJ dükkânlarJndan biri
olan “A la Marguerite” in sahibi Mösyö Dapola, kJrtasiyeci kom>usu Bay Zellitch’e günaydJn deyip, hayJrlJ i>ler diliyor... Biraz daha
ötede, Santa Maria Draperis Kilisesi’nin demir
parmaklJklJ kapJsJ önünden, yüksek topuklu
süet ayakkabJlarJ üzerinde, bir manken edasJyla yürüyüp giden, giderken saçlarJ rüzgârda
dalgalanan; sanki Nivea reklamJndan çJkmJ>
Brigitte Bardot benzeri seksi sarJ>Jn bir kadJn
geçiyor… Sabah sabah, “Chat Noir” türünden mis gibi bir parfüm kokusu yayJyor ak>amdan kalma Beyo:lu’nun anason kokulu
havasJna… Ortaköy >ubesinin FransJzca ö:retmenlerinden Madam Salzedo bu… Onun
biraz daha ötesinde de keçi sakallJ, tel gözlüklü, siyahlar giyinmi>, ortasJ beyaz düz yakalJ siyah gömle:inden bir din adamJ oldu:u
Suriye PasajJ’nJn önünde, sabah sabah birbirlerini bulmu> üç kalJplJ adam, canla ba>la
heyecanlJ bir sohbete dalJp gitmi>ler. Ortak
noktalarJ pul koleksiyonculu:u... AralarJndaki
en uzun boylusu, kolalJ beyaz gömle:i üzerinde kelebek gibi iri mavi bir papyon takmJ>
olan Orhan Birand; yanJnda yine ba>ka bir stanbul beyefendisi Ali Nusret Pulhan ve YüksekkaldJrJm’Jn emektarlarJndan Memduh
Altunay. Son müzayedede en yüksek fiyata satJlan puldan söz ediyorlar… KapJlarJnJ henüz
yeni açmJ> Librairie Hachette Kitapevi’nden
dJ>arJya do:ru güzel bir kitap kokusu yayJlJyor. Acaba, bana mJ öyle geliyor bilemiyorum
?.. Tenten’in yeni serüvenlerini vitrine dizmi>ler… Rengarenk kapaklarJyla “Aya Seyahat”, “Firavunun PurolarJ”, “Tenten
Madagaskar’da” ciltleri beni adeta büyülüyor,
çocuksu gözlerimin derinliklerinden uzak diyarlarJ dü>lüyorum… Tünel’den çJkan kalabalJk arasJndan, ihtiyar bir delikanlJ dinç ve
emin adJmlarla stiklâl Caddesi’ne ayak basJyor. Ba> muavin Feruhzat Turaç birazdan okulun kapJsJndan içeriye girecek ve önüne gelen
ilk ö:renciye omuz atarak “Evlat! Kayaya
çarptJn ! ” deyip odasJna gidecek…
kJrmJzJ tramvayJn çan çan sesleri ile gerçe:e
dönüyor, zaman tünelimdeki unutamadJ:Jm
stiklâl Caddesi’nden dJ>arJya atlJyorum... Gürültü, görüntü, gaz kokusu, namus kirlili:i
içindeki Beyo:lu’nda buluyorum yeni ba>tan
kendimi. Durdu:um yerden Cadde-i Kebir’e
uzun uzun bakJyor, bu kadar kJsa bir zaman
içinde her bir >eyi nasJl yJkJp mahvetti:imizi,
bu kadar güzelli:e, bu kadar de:ere nasJl kJydJ:JmJzJ anlayamJyor, inanamJyorum…
Tüm yitirdiklerimize ra:men nice keyifli, nice
lezzetli pilavlara…
…Hazzopulo PasajJ’nJn önünden geçip Galatasaray MeydanJ’na geliyor ve tam bu noktada
Taksim’den Tünel’e
“ …Biz yine zaman tünelimizin içinde kaybolup birkaç yüz yJl öncesindeki
Pera’ya do:ru uzanalJm ve bir stanbul martJsJ olup, 15. YüzyJlJn Galata
sJrtlarJnda uzanJp giden ye>il ormanlJk arazi içindeki küçük bir manastJr
çatJsJnJn üzerine konalJm. Bugünkü Beyo:lu’nun yerinde yükselen Galata
sJrtlarJ o zamanlar önemli bir avlak alan. Bizans imparatorlarJ gibi, OsmanlJ
sultanlarJnJn da gelip avlandJklarJ yerlerden biri. Bu ünlü avcJ sultanlardan
biri de II. BeyazJt… Günlerden bir gün, padi>ah yanJndaki maiyetiyle birlikte çJkmJ> Galata sJrtlarJnda avlanmaya. Güzel bir av partisinin ardJndan
saraya dönme zamanJ gelmi>. Gelmesine gelmi> de, Vezir-ül Azam Hazretleri padi>aha; “HünkârJm demi>, buralarda yakJnlarda bir yerde, Gül Baba
adJnda ya>lJ bir adamJn bostanJ, gül bahçeleri var; o mevkiden sarayJn
görüntüsü çok da güzel, alJmlJ. sterseniz, orada bir soluklanalJm; hem dinlenmi> oluruz, hem de güzel bir manzara seyrederiz…Bu öneri padi>ahJn
ho>una gitmi>, a:açlar arasJndan at ko>turup, ya>lJ dedenin bostanJna
gelmi>ler. Gerçekten de dedikleri gibi varmJ>. Kar>Jda Sarayburnu; TopkapJ’nJn, Ayasofya’nJn siluetleri, KJz Kulesi, Üsküdar… Ak saçlarJ
sakallarJna karJ>mJ> ya>lJ dede kendi elleriyle hazJrladJ:J güzel bir kahve
ikram etmi> hünkâra. Efsane bu ya, bahçesinden de biri sarJ, biri kJrmJzJ iki
gül kesip vermi>. BeyazJt’Jn çok ho>una gitmi> bu mütevazi dedenin misafirperverli:i. Giderken, klasik hünkâr sorusu; Gül Baba’ya bir iste:i olup
olmadJ:JnJ sormu>. Ya>lJ Gül Baba’nJn yanJtJ : Ah ! HünkârJm Ahhh ! Ke>ke
bu a:açlJklarJn arasJnda, bu ye>illi:in arasJnda bir irfan yuvasJ olsaydJ da,
ben de içinde görevli bulunsaydJm
diye cevap vermi>. Bunun üzerine,
padi>ah saraya döndü:ünde tez ferman yazdJrJp, in>aatJ ba>latmJ>.
Bundan böyle, TopkapJ SarayJ ve
Edirne’den sonra üçüncü Enderun
Mektebi “Galata SarayJ Enderun’u” adJyla, Galata sJrtlarJnda, bugünkü Galatasaray
Lisesi’nin bulundu:u yerde
açJlmJ>… Uzun yJllar devlet
hizmetinde yer alan ve önemli
bürokratlar yeti>tiren okul; yJllar sonra yerinde in>a edilen,
Mekteb-i TJbbiye-yi ahane’ye bJrakmJ>
yerini. Ancak, bu ikinci okulun etkinli:i pek fazla sürmemi> burada 1867 yJlJnda Avrupa seyahatine çJkan Sultan Abdülaziz seyahati
sJrasJnda iki önemli >eye vurulmu>… Biri demiryolu, öteki de laik bir okul.
stanbul’a döndü:ünde de, bu iki rüyayJ gerçekle>tirmi>, 1868 yJlJnJn eylül
ayJnda hizmete giren Galatasaray Mekteb-i Sultanisi, Türkiye’nin ilk laik,
modern okulu olarak hizmete girmi> ve o günlerden bu günlere politikadan
bilime, edebiyattan sanata çok de:erli insanlar yeti>tirmi>…
27
Camia
Kupanın arkasında Türk
kadınının ‘winner’ karakteri var
Galatasaray Kad:n Basketbol Tak:m: Euroleague finalinde ezeli rakibi Fenerbahçe’yi yenerek Avrrupa 2ampiyonu oldu. Bu
ba2ar: asl:nda kad:n basketbolunda son
10 y:lda Milli Tak:m ve kulüp tak:m: düzeyindeki sonuçlar:n bir devam: niteli%indeydi. Türkiye’de kad:n basketbolunun
son 30 y:l:n: oyuncu, antrenör ve yorumcu
olarak bire bir ya2ayan Zeynepgül Ene
(GSL120) ile bu ba2ar:n:n arka plan:n: konu2tuk.
Röportaj: Alp Ulagay
Foto:raflar: Alp Ulagay
Basketbola 12 ya>Jnda Be>ikta>'ta ba>ladJnJz.
O dönemde voleybol en popüler kadJn sporuyken basketbolu nasJl seçtiniz?
– AslJnda ilkokulda voleybol oynuyordum.
Sonra 1980'de Galatasaray Lisesi'ne girdim.
Henüz hazJrlJk sJnJfJnda beni basketbola ba>lattJlar. Rahmetli babam Gündüz Tekin Onay
Be>ikta>lJydJ, Be>ikta> futbol takJmJnda antrenörlük yapmJ>tJ. CamiayJ bilen, orada sevilen
sayJlan birisiydi. HazJrlJk sJnJfJndan sonraki
yaz babam “Bu kJz bütün yJl basketbol oynadJ.
YazJ bo> geçirmesin. Bizim Be>ikta>’'ta da
takJm varmJ>” dedi ve elimden tutup stanbul'da, Akaretler'deki açJk sahaya götürdü.
imdi Be>ikta> kulelerinin oldu:u sahada
Fehmi SadJko:lu yönetimindeki takJma verdi
beni. Be>ikta>'ta çok güzel 4-5 yJl geçirdim.
Galatasaray'a ne zaman geçtiniz?
– 1980'lerin ortasJna kadar Galatasaray kadJn
basketbolunda faal de:ildi. lk kadJn basketbol takJmJnJ 1986’da kurdular. 1986-87 sezonunun ba>Jnda Be>ikta>'tan antrenör Fehmi
SadJko:lu ve birkaç oyuncuyla anla>tJlar. Galatasaray'a geçen oyuncular arasJnda Tülin
ArtJrJr, Filiz ahin, Nil Erayda, rahmetli Alev
vardJ. Ama Be>ikta> beni vermedi. Ya>Jm 17
oldu:u için bir yJllJk transfer yasa:Jna takJldJm. Bir yJl sadece antrenmanlara çJktJm ama
maçlarda oynayamadJm. O takJm önce stanbul >ampiyonu oldu, sonra da 1. lige çJktJ.
Ben de ertesi sezon Galatasaray formasJ giymeye ba>ladJm.
NasJl bir ortam vardJ o zaman?
– Tamamen amatör demeyelim ama oyunculara harçlJk düzeyinde maa>larJn verildi:i bir
basketbol ortamJ vardJ. Bu da her takJmda her
oyuncu için söz konusu de:ildi. Genelde
oyuncular çok gençti. 30 ya>Jn üzerinde pek
28
oyuncu yoktu. Basketbol amatörce ve hobi
olarak oynanJyordu. imdiki gibi bir meslek
de:ildi.
Buna kar>JlJk herhalde yüksek ö:renimle
birlikte götürülen bir u:ra>tJ? Siz de Galatasaray Lisesi ve Bo:aziçi Üniversitesi mezunusunuz...
– Tabii. Benim ku>a:Jmdaki oyuncular genelde üniversite mezunudur ve meslek sahibidir. Erken ya>larda basketbolu bJrakJp o
meslekle hayatlarJnda devam etmi>lerdir.
1987'de 20 yJl aradan sonra Basketbol KadJn
Milli TakJmJ yeniden kurulurken oyunculardan biriydiniz. Suriye'yle oynanan o ilk maça
dair neler hatJrlJyorsunuz?
– Maç Mersin'de oynanmJ>tJ. Salon hJnca
hJnç doluydu. Her tarafta bayraklar vardJ. Ben
evlendi:im gün ve anne oldu:um gün dahil
hiç o kadar heyecanlandJ:JmJ hatJrlamJyorum.
O gün nasJl ayaklarJm yere bastJ da o sahaya
çJktJm, nasJl oyuna girdim de topu potaya
attJm bilmiyorum! Üstelik normalde çok so:ukkanlJyJmdJr. Bana göre ilk milli takJmJn etkisini ve Milli takJmJn ülke basketboluna ne
kataca:JnJ anlayana kadar 3-5 sezon geçmi>tir. Ama milli takJmJn kurulmasJ çok önemli
bir adJmdJ. imdi altyapJ milli takJmlarJ yJlda
10-15 maç oynuyor. Ben 1987'de ilk milli takJma seçildi:im gibi sonraki yJllarda da bütün
milli takJm kadrolarJna ça:rJldJm. Buna kar>Jn 50 kez milli olabildim.
Bu arada 1987 ile 1998 arasJnda Galatasaray,
kadJn basketbolunu hem çalJ>ma yöntemleri
hem de kazanç açJsJndan profesyonel hale
getiren kulüp oldu. NasJl bir a>ama sa:ladJnJz o yJllarda?
– O 10 yJlda belki 20 hatta 30 yJlda yapJlabilecek bir geli>ime >ahit olduk. Her yJl 2-3 yJl
ileriye gidiyorduk her anlamda. Tabii bunda,
bizim profesyonelli:e geçmemizin çok büyük
payJ var. Galatasaray kulübü ve Faruk Süren'in buradaki hakkJnJ vermek lazJm. Bana
göre bu i>te en önemli nokta oyuncularJ inan-
Sultani
dJrmak ve onlara inandJ:JnJ göstermek. Faruk
Abi ve kulübün yöneticileri de bize korkunç
güvendiklerini, çok yüksek hedefler koyduklarJnJ gösterdiler. YaptJklarJ yatJrJmlarla,
kamplarJn kalitesiyle, bize ödedikleri ücretle
bize de:er verdiklerini hissettirdiler. O yJllarda
bu vizyonu sa:lamak önemliydi. Hem bizim
önümüzü açtJ hem de kadJn basketbolunun
önemi anla>JldJ.
Hatta 1989'da AmerikalJ bir antrenör geldi takJmJn ba>Jna: Betsy Bailey. O nasJl bir etki yarattJ?
– ÇalJ>ma metotlarJ, antrenman süreleri,
hepsi de:i>ti. Normalde her antrenörün bir
programJ vardJr. Her çalJ>maya da yarJm saat
gibi bir süre koyar. Mesela Betsy derdi ki:
“Bugün alan savunmasJ çalJ>aca:Jz. Benim
istedi:im seviyeye gelmeden de bu antrenmanJ bitirmeyece:im.” 3-4 saati bulan antrenmanlar yapardJk. Ve zihinsel olarak da bir
üst basama:a çJkmak için ne yapmamJz gerekti:ini de ö:reniyorduk böyle bir antrenörle.
O 7-8 yJlJ anormal çalJ>arak geçirdik. Ve
Betsy'nin son sezonu olmasJ lazJm, o zamanki
ampiyon Kulüpler KupasJ'nda final four'un
e>i:inden döndük. O kadar kJsa sürede o hedefi koyup ba>armak bence çok önemli ba>arJydJ do:rusu.
Avrupa kupasJ ne kadar önemliydi o zaman?
– AçJkçasJ o zamanki tek amacJmJz final four'a
kalmaktJ. O zaman bize basamak basamak dü>ünmemiz ö:retilirdi. Birçok >eyi kendimiz ö:rendik. imdi gençlere bakJyorum ve >unu
görüyorum: Akademik ve sportif açJdan her
imkân onlara hazJr geliyor. Ben arkadan yön de:i>tirmeyi Polonya'daki bir antrenmanda gördüm
ilk kez. “Bunu ben de yapaca:Jm” dedim ve stanbul'a dönünce haftalarca her antrenmandan
önce yapana kadar bunu çalJ>tJm. O dönemdeki
birçok oyuncu da böyleydi.
1995'te 26 ya>Jnda bJraktJnJz profesyonel basketbolu. Sebep neydi?
– A:Jr bir diz sakatlJ:J geçirmi>tim. Geri
dönüp bir sezon daha oynadJm. Ama hiçbir
zaman eskisi gibi olmayaca:JnJ anlamJ>tJm.
Bu sebeple bJrakmaya karar verdim.
Aktif sporu bJraktJktan sonra kadJn basketbolunun içinde kaldJnJz. Özellikle 1997'den
sonra Milli TakJm'daki yükseli>i neye ba:lJyorsunuz? Daha uzun vadeli planlar yapJlmasJnJn payJ var mJ bu yükseli>te?
– AslJnda bana göre bu ba>arJnJn altJnda
1996'da çok az ki>inin bildi:i bir toplantJ yatJyor. Bu i>i nasJl bir adJm daha ileriye götürmek gerekti:ini dü>ünen 5-6 ki>i bir araya
geldik. O ekibin vizyonuyla Nevriye YJlmaz ve
Esmeral Tunçluer'in de bulundu:u 19791980 jenerasyonu proje takJm olarak ortaya
çJktJ. Daha sonra 1982-1983-1984 jenerasyonlarJyla ben çalJ>tJm. Mesela I>Jl Alben'i
milli takJma alan ilk antrenörüm. Bana “bu
ufacJk, tefecik kJzJ niye Milli TakJm'a aldJn” de-
mi>lerdi o zaman. Sonra da kendini çok geli>tirdi. Bu ve sonraki bütün jenerasyonlarda
Türkiye genelinde çalJ>malar yapJldJ, oyuncular 2-3 yJl takip edildi. Birçok milli oyuncu
bu sayede ortaya çJktJ. Milli takJmdaki ba>arJlarJn hiç de tesadüfi olmadJ:JnJn >ahidiyim.
Galatasaray Lisesi'nden tak:m
sporlar:nda milli düzeyde sporcu
ç:kmas: art:k bir ütopya. Zaten
bizim dönemimizde liseye 11 ya2:nda giriliyordu. Iimdi 14 ya2:nda ba2l:yorlar liseye. Çoktan bir
sporu seçmi2 veya seçmemi2 oluyorlar. Bundan sonra ç:karsa da istisnai birkaç örnek ç:kabilir. Buna
kar2:l:k bireysel sporlarda belki bu
ihtimal daha yüksek olabilir. Galatasaray Lisesi'nin de belki böyle
bakmas: laz:m olaya. Belki bu dallarda hedeflere daha kolay ula2:labilir. Bir de bugün aileler e%itim
ve spor aras:nda tercih yapmak zorunda b:rak:l:yor. Ve kimse de bu
ikilemin üzerine gitmiyor. Buna
yönelik kal:c: çözümler de üretilmedi henüz.
Galatasaray’da 1986-2000 arasJnda kadJn
basketbolun lokomotif kulübüydü. Buna kar>JlJk sonraki 5-6 sezonda büyük bir dü>ü> ya>andJ. Bunun sebepleri nelerdi?
– Ana sebep ekonomikti. Özhan CanaydJn'Jn
ba>kanlJ:Jyla beraber futbol dJ>J bran>larda
ciddi bir bütçe kJsJtlamasJna gidildi. Bana
göre kadJn basketbolunun ba>Jna da çok yanlJ> bir ki>i getirildi. Sporun içinden gelmi>, o
dönemi daha farklJ atlatabilecek kafa yapJsJnda biri gelseydi takJmJn ba>Jna küçülme
döneminde bile durum çok kötü olmayabilirdi. Bütçeler yanlJ> kullanJldJ, genç oyuncular iyi de:erlendirilmedi. 2000-2005 arasJ
kabus gibi bir dönemdi. Sonra yeniden yatJrJm ba>ladJ. Adnan Polat döneminde takJm
FIBA Eurocup'J kazandJ.
Bu sezon kadJnlar Euroleague'de iki Türk takJmJ final oynadJ ve Avrupa >ampiyonu Türkiye'den çJktJ. Burada hangi faktörlerin önemli
oldu:unu dü>ünüyorsunuz?
– Birinci faktör ekonomik: 2008 küresel krizinden sonra Avrupa'da kadJn basketbolunda
bütçeler hJzla dü>tü. Ba>ka ülkeye gidemeyen
çok iyi AmerikalJ oyuncular da iyi ücret aldJklarJ Türkiye'ye geldiler bu sayede. kinci faktör ise organizasyon becerisi. Hem
Fenerbahçe hem Galatasaray uzun vadeli dü>ündüler, uzun süreli kontratlar yaptJlar. Bu
noktada iki kulüp de çok do:ru bir yol izledi.
Çekirdek kadrolarJnJ yJllardJr bozmadJlar. ki
kulübün bu tavrJ da di:er tüm kulüplere örnek
olmalJ.
Türkiye'de >öyle bir durum var: KadJn sporcular voleybol ve basketbolda olsun erkek-
lerden daha ba>arJlJlar. Bunu nasJl de:erlendirmeliyiz?
– Voleybol için bir >ey söyleyemem. Ama
basketbolda Türk kadJnlarJnJn çok yetenekli
çok mücadeleci ve hedefe çok kararlJlJkla
giden karakterde oldu:unu gördüm. Bir kere
bu karakter yapJsJ ba>arJ için çok kilit bir
unsur. Sportif yetene:iniz olabilir, çok iyi ortamlarda yeti>mi> olabilirsiniz ama o 'winner'
karakteriniz yoksa en yukarJya çJkmak çok zor.
Bu özellik iyi i>lendi:i için son 10 yJlda da
ba>arJlar geldi.
Tüm ba>arJlara kar>Jn özellikle Türkiye KadJnlar Basketbol Ligi'ne dair bazJ sorunlar da
var. Ligin bir yayJncJsJ yok. Özellikle stanbul'daki maçlarda seyirci yok. Galatasaray'Jn
normal sezondaki Tarsus BB maçJna sadece
yedi (7) biletli seyirci geldi. Buna nasJl çareler üretilebilir?
– ki Avrupa finalisti çJkaran ligin hâlâ bir yayJncJsJnJn ve isim sponsorunun olmamasJ
büyük bir ayJp. Çok hJzlJ >ekilde bir iki konuda çözüm bulup buradan kulüplere gelir
sa:lamak lazJm. Bunun dJ>Jnda Galatasaray
kulübünün en büyük eksi:i kendine ait bir salonunun bulunmamasJ. nsanlarJn kolay ula>abilece:i bir salona ihtiyaç var. Basketbola
kalJcJ bir gelir sa:lanmak isteniyorsa bu >art.
Bir yJl orada bir yJl burada oynayarak sorun
çözülmez. Bir de Galatasaray sezon boyunca
çok kritik maçlar oynadJ. Euroleague'de zor
bir gruptaydJ. Hiçbir yöneticiyi maçlarda görmedim. Önce yönetici takJmJna sahip çJkacak
ki seyirci de pe>inde gelsin. Yönetim kurulunun profesyonellerinden bunu istemesi lazJm:
“Ben de maça gidece:im ve orada seyirci
görmek istiyorum.” Tribündeki tutum hakkJnda da aynJ >eyi dü>ünüyorum. Orada da
yöneticiler taraftara örnek olmak zorunda.
Zeynepgül Onay Ene (GSL 120)
1969 do'umlu. Bo'aziçi Üniversitesi
mezunu. Basketbola 1981'de Be)ikta)
Kulübü'nde ba)lad8. 14 ya)8nda A tak8ma yükseldi. 1986'da Galatasaray'a
transfer oldu. Dokuz y8l oynad8'8 Galatasaray'da yedi Türkiye Ligi, üç Türkiye
Kupas8 ve iki Cumhurba)kanl8'8 Kupas8
kazand8. 50 kez milli tak8m formas8
giydi. 1995'te basketbolu b8rakt8ktan
sonra Genç Milli Tak8mlar'da ve Galatasaray altyap8lar8nda antrenörlük yapt8.
2006 ile 2011 aras8nda Türkiye Futbol
Federasyonu Futbol Geli)tirme Merkezi'nde görev yapt8. Eski basketbolcu ve
antrenör Orhun Ene (GSL 118) ile evli.
Yi'it ile Denizhan adl8 iki erkek çocuk
annesi.
Mektepte Teneffüs
Yazan : Özer Berkay
Derleyen: Simge Argüden
Heyyy çocuklar… çinizde saati olmayan var
mJ? E tabii, bugün artJk be> ya>Jnda çocu:un
kolunda bile saat var ama …
Ahmet Ağa
SULTAN" DERG"
2014 Pilav SayJsJ
GalatasaraylJlar Derne:i’nin
ücretsiz yayJnJdJr.
HAZIRLAYANLAR:
Editör: Simge Argüden
TasarJm: Levent Dönmez
Koordinatör: Binnur Zaimler
30
O yJllarda sJnJfta saati olan arkada>larJn sayJsJ
parmakla gösterilir, dört-be>i geçmezdi.
Özellikle sJkJcJ derslerde ve yemeklerden önce
uzak kö>edeki arkada>JmJza sol bile:imizi
uzatarak sa: elimizle saati sorup, “zile kaç var”
diye sormak artJk adet olmu>tu. Saati olan
arkada> da, parmaklarJyla soruyu yanJtlardJ.
Sünnetlerimizde, sJnJf geçmelerimizde, “ne istersin, sana ne hediye alalJm” sorusuna hep
“saat” yanJtJnJ verirdik. Saat o devirlerde, bir
>eref ve onur madalyasJ gibi ta>JnJrdJ.
Cumhurba>kanlarJ, ba>bakanlar ya da okul
müdürleri, ba>arJlJ ki>ileri ödüllendirmek için
hep saat arma:an ederlerdi; artJk plaket veriliyor. Nitekim, mektebimizin en ortasJnda,
bayra:Jn altJnda bulunan büyük saat de zamanJn “Maarif NazJrJ” tarafJndan bir >eref ni>anJ
olarak yaptJrJlmJ>tJr.
Konuyu da:Jtmadan; O yJllarda saat - teneffüs
ve zil ayrJlmaz karde> gibiydiler. Bu üç karde>i
genelde çok sever ama bazen de nefret ederdik… Yemek zilini sevmeyen yoktur mesela;
hele ki ö:le ve ak>am zilleri. Ama en güzeli,
cumartesi sJn ders ziliydi. Sanki bir beste, ho>
bir melodi gibi gelirdi kulaklarJmJza. SJnavlara
ça:Jran “teneffüs bitti” zilleri ise berbattJ.
Cezaevi ko:u>larJna dönen mahkumlar gibi isteksiz ve mahsun olurduk bu zillerden sonra…
peki ya uykuseverler için “sabah oldu, kalk” zili
kadar sevimsiz bir ses var mJdJr?
Tabii ki, en anlamlJ zil, yJl sonu, son ders, son
zildi. Kimimize yeni bir seneyi müjdelerken;
kimimiz için ise sJnJfta kalmanJn çan sesiydi.
Ama hiçbir zil sesi, 12. SJnJfJn bitti:ini haber
veren o “son zil” e benzemez… Bitmi> bir
“senfoni”nin habercisidir o “son zil”. Son
sesler, son ziller, son teneffüs, son ders…
Biz olmasak da; o ziller hala çalJnJr; dönü>ümüz
olmayan mekteplerde…
Kürsü
Bir siyasal
k:r:lma olarak
Gezi
gibi muhalefet özgürlükleriyle sarsJlabildi:i,
ayrJca, iktidarJn da muhalefetin bu özgürKitlesel gösteriler ve iktidarlarJn onlarJ sert lüklerini yok etmesini engellemek için kendi
bir >ekilde bastJrmasJ Türkiye siyasal tari- içinde bölündü:ü ve erklerin birbirini dehinde sJk görülen olaylardJr. Buna ra:men, netlendi:i bir rejimdir. Demokrasinin kar>J
MayJs 2013 sonunda Taksim Gezi parkJnda kutbundaki otoriterlikse esasen tümgüçlüba>layarak hJzla bütün Türkiye'ye yayJlan lüktür (bir siyasal aktörün tüm gücü elinde
kitlesel ayaklanma, hem katJlanlarJn büyük toplamasJ). Bir aktörün bütün gücü elinde
ço:unlu:unun siyasal deneyimlerinin ol- tutmasJ, o gücün denetlenememesi, bir sismamasJ hem de polise kar>J gösterdikleri temde siyasal elitler arasJnda çatJ>ma olmüthi> direnç nedeniyle özgün bir olaydJr. mamasJ, gücü elinde tutan o ülkenin en
Ekonomik kriz içinde olmayan ve olaylar- popüler lideri, partisi de olsa, o rejimi otodan sadece iki yJl kadar önce %50 oyla se- riter yapar. Bu noktada, seçimlerin iki yöçilmi> bir iktidar döneminde böyle büyük netim biçiminin de bir aracJ olabilece:ini
bir kitlesel patlama ya>anmasJnJn sebebi vurgulamak gerekir. E:er bir siyasal ortamda iktidar kJsJtlJ ve muhalefet özgürlüknedir?
leri de sa:lamsa, seçimler demokrasinin bir
Gezi öncesi siyaset: otoriterlik ve aracJdJr. Ancak e:er güç bir siyasal aktörün
elinde yo:unla>mJ>sa ve muhalefet özgürsosyal politikalar
lükleri ciddi bir >ekilde kJsJtlanJyorsa, o siBu sorunun en kJsa yanJtJ, bir yönetimin yasal ortamda seçimler iktidarJn gücünü
kendi ideolojisi do:rultusunda uyguladJ:J peki>tiren bir etki de yapabilir yani otoriterpolitikalara, modern demokratik yollarla li:in bir aracJ haline de gelebilir.
tepki verme imkanJ kalmamJ> olmasJdJr. Bu
yanJtJ ayrJntJlandJrabilmek için otoriterlik ve Türkiye'de 2007-2010 arasJnda, anayasademokrasinin kJsa bir tanJmJnJ vermek ge- nJn da iki kere üst üste seçilen bir partinin
rekir. Modern demokrasiler, gücün farklJ elinde güç yo:unla>masJna izin vermesingruplar arasJnda bölü>üldü:ü, güçlülerin den dolayJ, muhalefet özgürlükleri kJsJtlandenetlendi:i, siyasal elitlerin belli bir çer- mJ> ve güç iktidar partisinin (yürütme
çeve içinde yarJ>tJ:J, çatJ>ma içinde oldu:u organJnJ kontrol eden gücün) elinde yodenge rejimleridir. En kJsa ifadesiyle bu :unla>mJ>tJr. 2010 referandumuyla da perrejim, çok partili adil seçimlerle iktidar çinlenen yürütmenin denetlenememesi
olanlarJn, ifade, basJn-yayJn, örgütlenme durumu aynJ zamanda zaten zayJf olan muYunus Sözen
halefet özgürlüklerinin de iyice a>JnmasJna
yol açmJ>tJr. Örne:in basJn-yayJn özgürlü:ünde 2002 yJlJnda 99. sJradan 2013'e geldi:imizde 179 ülke arasJnda Rusya'nJn altJ
sJra altJnda, Irak'Jn da dört sJra altJndaki 154.
sJraya gerilemi>tir. Sonuç olarak da Türkiye,
siyaset biliminde seçimli otoriter diye adlandJrJlan rejim tipine do:ru hJzla yol almJ>tJr. Ancak otoriterlik sonuçta iktidarJn
denetlenememesiyle ilgilidir ve tek ba>Jna
bu kadar kitlesel bir patlamaya yol açmasJ
zordur.
Toplumsal patlama içinse (Gezi), iyice güçlenmi> otoriter yönetimin, muhafazakar ve
sa: idelojisi do:rultusunda somut politikalarJnJ uygulamaya ve iktidarJn ideolojisini
ve de:erlerini payla>mayan insanlarJn günlük ya>amlarJna do:rudan etki etmeye ba>lamasJnJ beklemek gerekmi>tir: 4+4+4 gibi
e:itim sistemini hem daha 'daha dindar bir
nesil yeti>tirmek' için hem de sermayenin
ihtiyaçlarJna göre düzenleyen devasa de:i>iklikler ya da alkol kJsJtlamasJ, kamusal
alanlarJ AVM’lere çevirmek gibi politikalarla
insanlarJn hayatlarJna do:rudan karJ>an
müdahalaler gibi. Esasen, muhafazakar ve
sa: politikalar uygulamak modern bir demokraside de mümkündür, ancak iktidarlarJn (burada yürütme) bütün gücü elinde
tutmadJ:J bu rejimlerde örne:in meclis,
anayasa mahkemesi, danJ>tay iktidarJn
önünde engeller çJkartabilir ya da katJlJm
Sultani
yollarJ kapalJ olmayan parlamenter muhalefet daha fazla direnç gösterebilir. Örne:in
hükümet, ülkenin en önemli kamusal alanJnJ yani yurtta>larJn özgür bir >ekilde ileti>ime geçebilece:i bir alanJ, mü>terilerin
mallarla ileti>ime geçece:i bir alana (AVM)
çevirmek gibi radikal bir kararJ uygulamak
istedi:i zaman, nispeten özgür bir basJn bu
düzenlemedeki sorunlarJ ortaya çJkartabilirdi, ba:JmsJz mahkemeler tarafJndan bu
de:i>iklik durdurulabilirdi, özgür muhalefet tarafJndan engellenebilirdi. O halde, demokratik mekanizmalar i>lemedi:inden
denetlenemeyen bir hükümet, ideolojisi
do:rultusunda insanlarJn hayatJna somut
etkiler eden politikalarJnJ uygulamaya ba>layJnca, iktidar tarafJndan dJ>lanan kesimlerin patlamasJ gerçekle>mi>tir.
"ktidar:n yan:t:
Gezi ayaklanmasJ sonrasJ iktidar da önce
>a>JrtJcJ derecede yalpaladJ, ardJndan da
elindeki muazzam propaganda makinesini
hJzla çalJ>tJrmaya ba>ladJ. UluslararasJ
komplo ve faiz lobisi teorilerini bir tarafa bJrakJrsak, iktidarJn ve onun kanaat
mühendislerinin direni>in algJsJnJ dönü>türmek amacJyla ikili bir strateji
uyguladJ:JnJ söyleyebiliriz: bir, kendi taraftarlarJna Gezi direni>çilerinin onlara ve
toplumsal statülerine saldJrdJ:J hissini vermeye çalJ>arak tabanJnJ konsolide etmek; iki,
Gezi direni>ini belli bir sJnJfsal, toplumsal
veya ideolojik gruba hapsetmek ve mücadeleyi demokrasi dJ>J olarak yeniden
tanJmlamak.
Birinci strateji Gezi'nin toplumsal muhalefetin gücünü ortaya çJkartarak AKP'nin tabanJnda çözülme yaratmasJ tehlikesine
kar>JdJr. AKP liderli:i bu strateji içinde Gezi'yi >u >ekilde çerçevelemi>tir: Gezi iktidarJn baskJsJndan bunalmJ> ve politiklarJyla
dJ>lanmJ> insanlarJn özgürlük, e>itlik ve demokrasi talebi de:il, AKP tabanJnJn son 12
yJllJk kazanJmlarJna kar>JdJr. Gerçekten de,
AKP iktidarJ döneminde mütedeyyin muhafazakarlar hem maddi kazançlar elde etmi>
hem de makbul vatanda> haline gelmek gibi
sembolik kazanJmlarJ olmu>tur. AKP eliyle
gerçekle>en muhafazakar-mütedeyyin kesimin sisteme bu >ekilde entegrasyonu da
daha sonra Gezi olaylarJ sonrasJ AKP'nin tabanJnJ konsolidasyonunda yardJmcJ olmu>tur. Örne:in Erdo:an'Jn Gezi olaylarJ
konusundaki yanlJ> bilgi aktarJmJ üzerine
kurulu camide içki içildi ve Kabata> saldJrJsJ
iddialarJnJn da aslJnda Gezi'nin AKP'nin tabanJnJn kazanJmlarJna kar>J oldu:u algJsJ
yaratmak için imal edildi:i söylenebilir.
da basit bir kurgusu var: Gezi protestolarJ
aslJnda bir orta ve üst sJnJf beyaz Türk eylemi ve bu eylem ba>ta çevre duyarlJlJklarJyla ba>lasa da zaman içinde oradakilerin
ço:unlu:u ulusalcJ, laik Kemalistler haline
geldi, bu zihniyetler de demokratik olmadJ:J için bu protestolar da demokratik ve özgürlükçü olamaz. Bundan dolayJ, sandJk
yoluyla yenemedi:i hükümeti kaçak güre>erek alt etmek isteyen bu aktörler ba>arJlJ
olurlarsa, bu zihniyetler otoriter oldu:u için
kuracaklarJ düzen de otoriter olacaktJr. Bu
iddia, birincisi kadar ba>arJlJ olamamJ>tJr
çünkü AKP'ye zaten inananmaya e:ilimli
olan ba:lar kurdu:u tabanJna de:il, AKP'ye
daha ku>kulu yakla>an seçmene ve uluslarararasJ aktörlere yöneliktir. AyrJca AKP'nin
bu propagandasJ üç sebepten çok sorunludur: 1) protesto hareketi çok daha çe>itli
gruplardan olu>uyordu; 2) protestocular
kim olursa olsun talepleri otoriter de:il demokratik ve özgürlükçü taleplerdi; 3) muhalefetin ve protestocularJn sistem içinde
gücü yoktu, yani kendi ideal yönetimlerini
kurma ihtimalleri, o ideal hükümet ne
olursa olsun zaten yoktu. KJsaca, AKP kendi
tabanJnJ ikna etmi> görünse de, Gezi'den
genel me>ruiyeti ciddi yaralar alarak çJkmJ>tJr.
Gezi sonras: siyaset
SonrasJnda yapJlan anketlere ve seçim sonuçlarJna bakarsak, Gezi oy da:JlJmJnJ do:rudan etkilememi>tir (oy verme davranJ>larJ
ideolojik ve ekonomik faktörler tarafJndan
belirlendi:i için), ayrJca otoriterlikte gedik
de açamamJ>tJr yani güç yo:unla>masJnJn
kJrJlmasJna veya muhalefetin özgürlükleri
bakJmJndan geli>me sa:lanmasJna da yol
açmamJ>tJr. Ancak bu durum Gezi'nin hiçbir siyasal sonucu olmadJ:J anlamJna gelmemeli.
Temel olarak, Gezi AKP'nin ideolojik hegemonyasJnJn sarsmJ>tJr, bu da Türkiye'yi Gezi'den
sonra
yönetmesinin
çok
zorla>aca:JnJn habercisiydi ve nitekim de
öyle olmu>tur. Bir örnekle açmak gerekirse,
Gezi'den zayJflamaya ba>lamJ> olsa da, demokrasinin tanJmJnJn, AKP'nin ideolojisine
uygun >ekilde, milli iradenin yönetime yansJmasJ oldu:u ve demokrasiye kar>J en
önemli tehditin de seçilmemi>lerin yetkileri
oldu:u görü>ü, geni> kesimlerce kabul görüyordu. Bu seçim-merkezli otoriter demokrasi tanJmJ, Gezi sonrasJ tamamen
paramparça olmu>tur. Gezi sonrasJ artJk demokrasinin aynJ zamanda kararlara yurtta>larJn katJlJmJ demek oldu:u, iktidarJn
denetlenmesi olmadan olmayaca:J, muhalefetin özgürlüklerinin, örne:in basJn-yayJn
özgürlü:ünün, demokrasinin tanJmJn parçasJ oldu:u görü>ü kuvvetlenmi>tir. KJsaca
Geziyle beraber ideolojik üstünlük iktidardan muhalefete geçmi>tir ve AKP yönetmek
için daha az rJzaya ve daha fazla zora ba>vurmak zorunda kalmJ>tJr denebilir.
Bu ideolojik dönü>ümün somut yansJmalarJna tartJ>mak gerekirse, öncelikle, AKP istedi:i 'Türk - tipi ba>kanlJk sistemi'nin
gerektirdi:i anayasa de:i>ikliklerini yapacak
geni> koalisyonu bulamamJ>tJr. Gezi sonrasJ
kendi içinde ciddi çatlaklar olu>mu> ve 17
AralJk yolsuzluk operasyonu mümkün olmu>tur. AyrJca >öyle bir iddia da bulunulabilir: Gezi sonrasJ AKP'nin seçmen deste:i
bakJmJndan ekonomik krizlere kar>J duyarlJlJ:J artmJ>tJr ve 2009 krizine benzer bir krizle
ba> etmekte artJk çok daha fazla zorlanacaktJr. Son olarak, Gezi ayaklanmasJ demokrasi
sandJk olmadJ:J için ortaya çJkmJ>tJr ve demokrasinin sandJk olmadJ:J fikrinin geni>
kesimlerce kabulünü sa:lamJ>tJr, bu kabul
de tümgüçlü yöneticiler için çok daha zor
yönetilebilir bir Türkiye yaratmJ>tJr.
AKP'nin tabanJnJn algJsJndan çok genel algJyJ yönetmek için kullandJ:J ikinci iddiasJnJn yani Gezi direni>ini ve direni>çilerini
demokrasi dJ>Jnda yeniden tanJmlamanJn
33
Sultani
Camia
Tarih yazarları
Serdar DinçbaylJ
Galatasaray lokal rakiplerini kJskançlJktan
çJldJrtan inanJlmaz tarihinin yanJ sJra son
yJllarda AvrupalJ rakiplerini dize getirmesiyle de sesini daha yüksek duyurmaya ba>ladJ.
2000 yJlJnda futbolda alJnan UEFA ve Süper
Kupa >ampiyonluklarJ belki de SarJ KJrmJzJlJlarJn bu büyük yürüyü>ündeki ba>langJç
noktasJ oldu. Bu sene ise kulübün basketbolcularJ di:er bran>lara göre birkaç adJm
öne çJktJlar.
Bayan ve tekerlekli sandalye basketbol takJmlarJ Avrupa'nJn en büyü:ü oldular. Daha
önce de Avrupa'da kupa kazanmJ> Türk takJmlarJ vardJ ancak GalatasaraylJ di>i aslanlar Avrupa'da >ampiyonlarJn >ampiyonu
olarak tarihe kulübün adJnJ altJn harflerle kazJdJlar. Bu kupadaki final maçJnJn bir önemli
özelli:i de ezeli rakip Fenerbahçe ile oynanJyor olmasJydJ.
Kar>Jla>mayJ Rusya'da bir avuç Galatasa-
raylJ izliyordu ancak bütün Türkiye o maça
kilitlenmi>ti. Lütfi KJrdar'da mali kongre yapJlJyordu. Dev ekranda beliren final maçJ ve
alJnan kupa o dolar, borç, konsolide laflarJnJ
bir anda gözya>Jna çevirdi. Böyle bir günün
bir daha kolay kolay ya>anaca:JnJ sanmJyorum. Avrupa'nJn en büyü:ü oluyorsun,
mali genel kurul sJrasJnda ezeli rakibini
ma:lup ediyorsun. Hani gezegenler bilmem
kaç bin yJlda aynJ hizaya geliyorlar ya, onun
gibi bir durum bu, ayarlasan olmaz.
DetayJ bilmeyenler için hatJrlatmada fayda
var; Galatasaray tüm rakiplerinden daha az
para harcayarak buralara geldi. Kadronun
dar yapJsJndan dolayJ ço:u oyuncu kenarda
1 dakika bile dinlenemeden maçlarJ tamamlamak zorunda kaldJ. Ama onlarJ zirveye ta>Jyan güç bacaklarJnda de:il
kalplerinin en derinlerindeydi. Bir takJmJn
bir sezon boyunca tüm yarJ>tJ:J alanlarda
zirveye çJkmasJ da kolay kolay tekrarlanabilecek bir ba>arJ de:il.
Tekerlekli sandalye basketbol takJmJnJn ba>arJlarJna ise artJk alJ>tJk. Neredeyse yJllar-
dJr kimseye yenilmediler, 5. kez Avrupa
>ampiyonu oldular, Türkiye'de onlardan
ba>ka >ampiyon yok, kJtalararasJ bile rakip
bulamJyorlar kendilerine. Ne kadar alkJ>lasak az bu aslanlarJ da. Sürekli ba>arJyJ bizlere tekerlekli sandalye basketbol takJmJ
ö:retti. 2 yJl üst üste >ampiyon olan her
takJm nasJl >JmarJyorsa bu takJm bize nasJl
>JmarJlmayaca:JnJ da ö:retti.
Her iki takJma da Sultani Dergisi aracJlJ:Jyla
te>ekkür etme fJrsatJ bulabildi:im için çok
mutluyum. Galatasaray bizim hayatJmJzJn
bir de:il büyük bir bölümü. GalatasaraylJlar
Derne:i ise bizi bulu>turan, bu camianJn en
önemli kurulu>u. Siz bizleri o kupalarJ alJrken çok sevindirdiniz ama bu dernek çatJsJ
altJndakilerin de sizin maçlarJnJzda girdi:i
halleri, döktükleri gözya>larJnJ, birbirlerine
nasJl sJmsJkJ sarJldJklarJnJ görseydiniz emin
olun ki yorgunlu:unuz uçup giderdi üzerinizden. Faal spor ya>antJnJz sona erdikten
sonra ba>ka aslan yüreklilerin yazaca:J tarihlere beraber >ahit olabilmek için hepinizi
aramJza bekliyoruz. yi ki varsJnJz ve
Derne:imize ho>geldiniz.
37
Sultani
ki nsanlk Abidesi
Memnunvencesu
skender Baydar
Futbol dünyas9ndaki y9ld9zlar öylesine haval9, öylesine cilal9 ki, ba.ka .ubelerde kendili$inden parlayanlar gölgede kal9yor ço$u
zaman. Sadece ba.ar9l9 olurlarsa, o da çok
ama çok ba.ar9l9 olurlarsa hat9rlan9yor isimleri... Sadece o günlerde man.etleri süslüyor resimleri... Ve ard9ndan ilgi de, övgü de
b9çak gibi kesiliyor... Ta bir sonraki büyük
ba.ar9lar9na kadar unutuluyorlar. Oysa onlar
bir gün de$il, bir sezon mücadele ediyorlar... Hatta geçmi.lerine bakt9$9n9zda görece$iniz gibi, hayat9n her a.amas9nda
mücadele ederek geliyorlar.
Kimlerden mi söz ediyorum; tabii ki bu
sezon bizlere unutulmaz zaferler ya.atan iki
isimden; Saray9n Sultanlar9’n9n koçu Ekrem
Memnun ile Engelsiz Aslanlar’9n her .eyi
Sedat ncesu’dan... Galatasaray Spor Kulübü bu iki isme bir .ubeyi emanet etti dersek hata yapm9. oluruz. Çünkü Galatasaray
Kad9n Basketbol Tak9m9 ile Tekerlekli Sandalye Basketbol Tak9m9 adeta bu iki ismin
üzerine in.a edildi.
Ekrem Memnun, .u son muhte.em sezonun mimar9 de$il sadece; ayn9 zamanda
1996-1997, 1997-1998 1999-2000 Lig,
1996, 1997, 1998 Cumhurba.kanl9$9, 1997
ve 1998 Türkiye Kupas9’n9n sahibi. 19981999’da Euroleague’de Final Four heyecan9
ya.att9 camiaya...
Son iki Türkiye Kupas9, ezeli rakibini elin-
den bile$inin hakk9yla ald9$9 2013-2014 Euroleague ve Türkiye Ligi .ampiyonluklar9 ile
kariyerini taçland9rd9 resmen.
Çal9.kanl9$9n9n, basketbol bilgisinin, inanc9n9n, mütevaz9 yap9s9n9n ba.ar9larda pay9
var elbette. Ama i.in s9rr9, Euroleague Yar9
Finali’nde, Galatasaray’dan kat be kat pahal9
bir tak9m olan Ekaterinburg maç9 kazan9ld9ktan sonra, I.9l Alben’in uzat9lan mikrofona söyledi$i cümlenin hemen ba.9nda
gizli: “Ekrem Abi olmasayd9 bu ba.ar9lar9
yakalayamazd9k.”
Evet; Ekrem Abi olmasayd9 olmazd9...
Çünkü ba.ar9 sadece parayla olsa Euroleague’i Ekaterinburg, Türkiye Ligi’ni de Fenerbahçe al9rd9.
39
Camia
Ve Sedat ncesu...
Engelsiz Aslanlar’Jn her >eyi o...
Malzemecisi, >oförü, masörü, hocasJ, abisi,
babasJ... AdamlJ:Jn, inanmJ>lJ:Jn, adanmJ>lJ:Jn kanlJ canlJ anJtJ ncesu.
Engellilerin yok sayJldJ:J bir ülkede bir destana imza atJyor sporcularJyla yJllardJr. Hem
de bunu hem Türkiye’de, hem dünyanJn her
yerinde yapmayJ ba>arJyor.
Ço:u nama:lup olmak üzere üst üste 8
Süper Lig ampiyonlu:u kazandJ onunla
Engelsiz Aslanlar... Yine ço:u nama:lup
unvanJyla 5 kez ampiyonlar Ligi ampiyonu, 4 kez KJtalararasJ ampiyon oldular.
Taraftar ncesu’yu sadece ba>arJlJ oldu:u
için sevmiyor. Deniz otobüsünde selam
verdi:i, metrobüste sohbet etti:i ve Avrupa
ampiyonlar Ligi’nde tek kaybetti:i finalden
sonra tribünlere gidip, “Kusura bakmayJn
çocuklar, bu sefer olmadJ” diyebilecek
kadar alçakgönüllü oldu:u için seviyor.
nanJn, her iki koç da SarJ KJrmJzJlJ camianJn
sevgisini fazlasJyla hak ediyor...
Bizim onlarJ hak etti:imizden daha çok
hatta.
40
Galatasarayl:lar Derne%i
Yönetim Kurulu karar: ile,
2014 Avrupa ampiyonu olan
Kad:n Basketbol takJmJmJz ve
5 kez Avrupa ampiyonlu:una
ula>an Tekerlekli Sandalye
Basketbol takJmJmJz oyuncu,
çalJ>tJrJcJ ve idari kadrolarJ
GalatasaraylJlar Derne:i fahri
üyesi olarak kabul edildiler.
Aram:za Ho2geldiniz!
%" $ ((+$&'& $ ! !"") *$% & &#'
T. F.
[email protected] www.herboy.com.tr
Giulietta_ Ilan 21x9,7cm.indd 1
22.05.2014 11:35
Download

Haziran 2014