İLİ
: AKSARAY
TARİH: 14.11.2014
benimseyip iman ederdi. Yoksa sen inanmaları
için insanlara zor mu kullanacaksın?”3
“(Ey Peygamberim!) Sen öğüt ver. Çünkü
sen ancak öğüt vericisin. İnsanların üzerinde bir
zorba değilsin.”4
"(Ey Nebi!) Af yolunu tut, iyiliği emret,
cahillere aldırış etme."5
HOŞGÖRÜ
Aziz Kardeşlerim!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz
şöyle buyuruyor: "O takva sahipleridir ki,
öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah
güzel davranışta bulunanları affeder."1
Sevgili Peygamberimiz (sav) de şöyle
buyuruyor: "Kim bu dünyada bir kulun ayıbını
örterse Allah da onun ayıbını kıyamette örter."2
Muhterem Müslümanlar!
Barış anlamına gelen yüce dinimiz İslam’ın
ve “âlemlere rahmet olarak gönderilen” sevgili
peygamberimizin bizlere öğütlediği temel ahlak
prensiplerinden biri de hoşgörülü olmaktır.
Hoşgörü, Arapça müsamaha kelimesinin
karşılığıdır. Affetmek, bağışlamak ve beğenmek
anlamına gelir. Kendimize göre ters olan bir olayı,
sözü veya davranışı anlayışla karşılamak da
hoşgörülü insanların vasıflarındandır.
Yanlış anlaşılmalara sebep olmamak için
öncelikle şunu bilmeliyiz ki; bir mü’min Allah ve
Resulünün asla razı olmayacağı hususlara sessiz
kalamaz. Dinine zarar verecek, imanını tehlikeye
düşürecek hiçbir konuda müsamaha göstermez.
Burada anlatmaya çalıştığımız hoşgörü, affedici
olmanın, başkalarını anlayışla karşılamanın ve
öfkemizi yenebilmenin yüce dinimizdeki önemini
belirtmektir.
Değerli Mü’minler!
Bir insanın imanı kalbinden sökülüp
alınamaz. İnancından ve düşüncesinden dolayı
kınanamaz. Benimle aynı fikirde olacaksın, benim
sevdiğimi seveceksin diye tehdit edilemez.
Yüce Rabbimiz buyuruyor ki; “Eğer Rabbin
dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi hakkı
Al-i İmran, 3/ 134
Müslim, Birr, 12; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 145
3
Yûnus, 10/99
4
Gaşiye, 88/21-22
Ayet-i Kerimelerde de belirtildiği gibi,
sevgili peygamberimiz ve bütün peygamberler
insanlara “tevhid” inancını ve Allah’ın emirlerini
tebliğ etmiş, fakat iman etmeleri hususunda
kimseyi zorlamamışlardır.
Değerli Kardeşlerim!
O halde bizim gibi düşünmeyenin
düşüncesini
anlayışla
karşılayabilmeliyiz.
Toplumun her bir bireyinin “bizim gibi bir kul”
olduğunu, “kulların da hatasız olamayacağını” asla
unutmamalıyız. Affedilmeye muhtaç olduğumuzda
affedilenlerden olabilmek için, affetmesini
bilmeliyiz. Ayıplarımızın bilinmesini arzu
etmiyorsak başkalarının ayıplarını örtmeliyiz.
Hiçbir şey bize, bir başkasını inancından ve
fikrinden dolayı şiddet kullanarak tehdit etme
hakkını vermez. Bir başkasının malına, canına,
namus ve haysiyetine zarar verme meşruiyetini
sağlamaz. Zira olgun bir mü’min, aklıselimdir,
sağduyu sahibidir. Sabrın faziletini bilir ve öfkesini
yener. Aklını asla öfkesine kurban etmez. Çünkü
bütün insanların aynı inanca, aynı düşünceye, aynı
ahlak ve davranışlara sahip olmaları mümkün
değildir. Bundan dolayı kendi düşünce ve
davranışlarımızın anlayışla karşılanmasını ve saygı
gösterilmesini arzu ediyorsak, bizde başkalarına
aynı hususlarda hoşgörü gösterebilmeliyiz.
Muhterem Mü’minler!
Hutbemizi sevgili peygamberimizin hoşgörü
sahibi kimselerin özelliklerini bizlere öğreten
sözleriyle bitiriyorum; "Güçlü, kimse güreşte
rakibini yenen değildir. Asıl güçlü öfke anında
kendine sahip olandır."6
"Ben lanet edici olarak gönderilmedim.
Rahmet olarak gönderildim."7
Hazırlayan:
Hamdi COŞKUN, Yunus Emre Cami-i İ.H.
Merkez- AKSARAY
1
5
2
6
7
A´raf,7/199
Buhârî, Edeb, 76
Müslüm, Birr, 87
Download

HOŞGÖRÜ Aziz Kardeşlerim! Okuduğum ayet