Çocukları Kötü Alışkanlıklardan Uzak Tutma ve
Karakter Gelişiminde Ailenin Rolü
Refet Ece > [email protected]
Giriş
Her aile çocuğunun başarılı ve iyi bir insan olmasını ister. Okul performansı yüksek, akranları arasından
sıyrılmış, iyi bir iş sahibi olmuş, aynı zamanda saygılı, sorumluluk duygusu gelişmiş, düşünceli, güvenilir,
adil, iyiliksever, doğru sözlü bir çocuğa sahip olmak her ebeveynin arzusudur. Övgüye değer bu niteliklerin
hepsi, iyi karakter sahibi bir insanda olması istenen ve beklenen özelliklerdendir. Yine insanın, cesur ve
kararlı duruşuyla hayatın inişli çıkışlı yollarında kendisini sabırla ayakta tutacak, olaylar karşısında
sarsılmamasını sağlayacak en önemli hususiyeti karakteridir. İnsanın kendisine, çevresine ve topluma karşı
tavırlarını belirleyen karakter, toplumsal bir kavramdır. İyiyi bilme, iyiyi sevme, iyiye ulaşma ve iyiliği
hayat felsefesi haline getirme olarak tanımlanabilir. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in ifadesiyle karakter,
“teşekkül etmiş şahsiyet, terbiye görmüş irade, uyanık bir şuur, fikir ve hareketlerine sahiplik ve prensip
adamlığı” manasındadır. Başgil, bu tarifin ardından “Karakterli adam, prensip ve şahsiyet sahibi, düşünceli
ve iradeli adam demektir. Karaktersiz adam da şahsiyetsiz, sözüne ve işine güvenilmez ve akıl ermez,
müşevveş adam demektir. Başka bir deyişle karakterli insan hayvanî insiyak ve temayüllerin esaretinden
kurtulup bu kuvvetleri hayat için birer hizmetkâr haline koymuş olan insandır. Karaktersiz insan da hayvanî
insiyak ve ihtirasların boyunduruğu altında kalmış insandır.” diye devam etmektedir. Belki eğitimden
beklenen de insanın bu manada bir karakter sahibi olarak adeta insanlık semasına yükselmesidir.
Değerler
Çocukların ilk, en önemli ve öncelikli karakter şekillendiricisi anne-babasıdır. Karşılaşılan hadiselerin
üstesinden gelmesini bilen, sağlam karakterli, doğru düşünen, isabetli kararlar verebilen, olgun bir yetişkin
olabilmek, kendisine rol-model olan aileden eğitimle başlar.
Çocuklarda 1,5 yaşından itibaren çevresel etkiye bağlı olarak karakter oluşmaya başlar. Karakter
oluşumunda en büyük yük, özellikle de okul öncesi dönemde anne-babadadır. İnsan fıtratında yer alan bir kısım
‘iyi özelliklerin’ çocuklarda ortaya çıkması ve gelişmesi için gayret gösterilmelidir. Ancak bu, bir kez
söylenmekle hemen olabilecek bir şey değildir. Çocukların doğuştan getirdikleri özelliklerin iyiye
yönlendirilmesi ve ahlakî değerlerin oluşturulması zaman ister, tekrar ister ve önünde sürekli rol-model görmek
ister. Çocuklara öncelikle sorumluluk, doğruluk, başkalarına saygı ve dostluk gibi temel değerler verilmelidir.
Büyüdükçe de sabır, adalet, çalışkanlık, ölçülü olma, kararlılık, cesaret, yardımlaşma ve empati yapma gibi
değerler üzerinde durulmalıdır.
Örnek anne-baba
Anne-baba, iyi davranışlar sergilemeye özen göstermeli, daha bebeklikten itibaren yavrusuna rol-modellik
yapmalıdır. Yaşadığı apartman, site veya mahallede komşusunun haklarına saygı gösteren, onların arkalarından
konuşmayan, yaptığı davranışlarla onları hiçbir şekilde incitmeyen ebeveynin, adalet, sorumluluk ya da nezakete
dair çocuklarına yapacağı tavsiyeler çok daha etkili olacaktır. Elindeki çöpü önüne gelen yere atan, karşısına
geldiğinde olumsuz konuşmayıp o olmadığında yanlışlarını sıralayan bir anne-babadan çocuğun öğrenecekleri,
ancak anne-babanın yaptıkları olacaktır. Rol-model olma pozisyonundaki ebeveyn, kendilerine hangi konuda
nasıl bir anlayışla olaylara yaklaşacaklarını belirlemeli, tutum ve davranışlarında ortak hareket noktaları tespit
etmelidirler. Kendilerine yüksek standartlar koymuş, buna göre hareket eden bir ailede çocuğun da farklı bir
hareket tarzını benimsemesi beklenemez. Çocuğunun yanında sigara içen bir babanın ona ‘sigara çok zararlı bir
alışkanlık, kesinlikle içme!’ demesinin fayda sağlamayacağı da aşikârdır. Ebeveyn mümkünse kötü
alışkanlıklardan uzak durmalı, bu mümkün değilse en azından çocuğunun yanında bunu sergilemekten, gözü
önünde bu yanlışı yapmaktan kaçınmalıdır. Bunun yanında ebeveyn, hem kendi hayatında değer verdiği hem de
beğendiği ve kendileri için rol-model olan kişilerden ve onların örnek hayatlarından enstantaneleri de
çocuklarıyla paylaşmalıdır. Sahip olduğu hangi güzel özelliklerden dolayı onları beğendiğini açıklamalıdır.
Planlı hareket
Ebeveyn, sorumlulukları çerçevesinde davranırken heyecan ve hareketlerinin gelişigüzel olmamasına dikkat
etmelidir. Gelişigüzellik taşıyan davranışlar, çok ciddi bir enerji kaybı oluşturduğu gibi başarısızlığa uğratır,
yetersizlik duygusu yaşatır, aile ile çocuğun iş birliği yapmasına engel olur. Erken gelişebilecek bir başarısızlık
ya da isteksizliğe düşmeyi önlemenin en fonksiyonel yolu yapılması gerekenler konusundaki farkındalıktır.
Farkındalık, kişinin belli bir hedef doğrultusunda belli bir biçimde kullanacağı bilgiyi belirlemesi ve edinmesidir.
Edindiği bilgiyi uygulama becerisi haline getiren ve donanımına ekleyen kişi, enerjisini nasıl kullanacağını bilir,
daha salim ve isabetli kararlar alır ve gelişigüzel davranmaz. Ebeveyn, aileiçi etkinlikleri planlamalı, bu planlara
çocuklarını da dâhil etmelidir.
Bağımlılık
Başta televizyon olmak üzere bilgi iletişim teknolojilerinin kullanımında gereğinden fazla zaman
harcanmaması konusunda aile-çocuk işbirliğiyle karar alınmalı ve belirlenen bu süre aşılmamalıdır. Geçmişten
farklı olarak bugün televizyon, internet ve cep telefonları gibi bilgi iletişim araçları, hem gereğinden çok fazla
zaman kaybına neden olabilmekte hem de çocukları yanlış davranışlara sürükleyebilmektedir. Özellikle hemen
her evde uzun süre izlenen televizyonun yıkıcı etkisi göz önünde bulundurularak gereken hassasiyet gösterilmeli,
çocukların yaş seviyesine, izlenecek programın içeriğine ve kültürümüzü yansıtıp yansıtmamasına dikkat
edilmelidir. Televizyon seyretme oranlarının %95’lere çıktığı ülkemizde en çok izlenen programların da diziler
olduğu düşünülürse -ki, bu dizilerin çoğu, çocukların izleme yaşının üstündedir- çocukların korunabilmesi için
televizyon seyretme konusuna özen gösterilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Özellikle son dönemde
yaygınlaşıp cinayetten aile içi çarpık ilişkilere, uyuşturucudan sigara ve alkol kullanımına dek milli
değerlerimizle uyuşmayan ve kültürümüze aykırı yapımlarda/dizilerde yanlışlıklar adeta teşvik edilmektedir.
Ailede bağımlılık yapan herhangi bir madde kullanımı varsa çocuğun kullanma ihtimali de bu özelliğe sahip
olmayan ailede yetişen çocuklara göre anlamlı derecede yüksektir. Ancak özellikle bol sigara içilen ve alkolün
sıradanmış gibi sunulduğu diziler vasıtasıyla tüm çocuklar benzer bir risk taşımaktadır. Çünkü herhangi bir
bağımlılık maddesine kolayca ulaşılabilir olması ve ulaşıldığında rahatça satın alınabilmesindeki ucuzluk gibi
etkenler bu maddelerin toplumdaki kullanım yaygınlığını o denli artırmaktadır. Aileler gereken tedbirleri
alamazsa benzer risk altındaki çocuklar ve gençler, akranlarıyla gruplaşabilirler. Bu gruplaşmalar hem
bağımlılık yapan maddeler açısından hem de şiddete kolayca kapılabilir bir kitle halet-i ruhiyesi taşımaları
münasebetiyle risk taşımaktadır. Burada özellikle yaşının büyümesiyle ergenliğe doğru ilerleyen ve daha çok
bağımsız olma düşüncesine sahip çocukların ebeveynine ciddi manada yük düşmekte aile birliğini temin edecek
tedbirleri almak gerekmektedir. Sevinçte ve kederde birlikte hareket etmekle sağlanacak aile birliğinde
problemler daha ortaya çıkmadan herkesin birbirini dinlemesiyle proaktif bir gelişim temin edilebilir. Aile
birlikteliğinin daha iyi yürütülmesini sağlayacak etkenlerden birisi, mümkünse televizyonsuz bir ortamda hep
beraber yemek yemeye özen gösterilmesidir. Yemek zamanları, çocukların problemlerini dinlemek için bir fırsat
olarak kullanılmalıdır. Birbirini dinleyen, anlayan ve diğeri için çözüm üreten bir ortamda problem çıkması daha
minimal düzeyde kalacaktır. Haftalık aile toplantıları, aile birlikteliğinin teminine katkı sağlayacak ikinci bir
tedbir olarak uygulanabilir. Sürekliliği ve yöntemi netleştirilecek bu toplantılarda geçen hafta yapılanlar masaya
yatırılmalı, gelecek hafta yapılacaklar birlikte planlanmalıdır.
Yardımsever olalım
Çocuklarda fıtraten var olan yardımseverlik duygusu, aile içinde birbirine yardımcı olarak başlatılıp daha
sonra en yakın çevredeki ihtiyaç sahibi insanlara elden geldiğince yardımda bulunma şeklinde devam etmelidir.
Hele dünya çapında dengesizliklerin artması ve kuraklığın yaşanması dolayısıyla içecek su dahi bulamadığı için
çocuklarından hangisinin yaşaması gerektiği konusunda karar verme durumunda kalan insanların yaşadığı bir
çağda çocuklara yardımlaşma duygusu mutlaka öğretilmelidir. Aile, bunun öğretimini fiili olarak gösterip
çocuğun neyi nasıl yapacağı konusunda bilgilendirme yapmalıdır. Yardımlaşma gibi olumlu alışkanlıkların daha
çocukken kazanılması karakter üzerinde olumlu etki meydana getirecektir.
Sonuç yerine
Çocuk, temelde iradesini kullanmayı öğrenerek karakter sahibi olur. Kişi, düşünüp karar vererek yapılması
mümkün olan hareketlerden birini tercih eder. İnsan, iradesini kullanıp iyi işe karar verebildiği gibi tercihini
kötülük yolunda da kullanabilir. Muhtaç birine yardım elini uzatan bir hayır sahibi ile bir masumun canına kıyan
caniyi ele aldığımızda bunların her ikisi de düşünüp karar vermekte, eylemini düşünerek gerçekleştirmektedir.
Ancak, birisi aklını ve iradesini iyilik yönünde kullanırken diğeri kötülük yolunda tercihte bulunmaktadır. Tabi
çocukların hep iyilik ve güzelliklerle iç içe olması ve bu yönde tercihlerde bulunması bir alışkanlık haline
getirilmelidir. Alışkanlıklara doğru atılacak ilk adımlara özellikle dikkat edilmelidir. İyice düşünülerek, iradeyle,
iyiden güzelden yana tercihlerin kullanılması sağlanmalıdır. Aksi bir durum, kazanılacak kötü alışkanlıkların bir
ömrü heder edercesine insanı hastanelere, hapishanelere, kumar masalarına ya da meyhanelere mahkûm edebilir.
Açıkça bilinmelidir ki, bir kötülüğü daha başlamadan önlemek, meydana gelmesinden sonra etkilerini yok
etmekten daha kolaydır. İlk adımla böyle bir talihsizliğe kurban etmektense baştan tedbir almak, çocuklara milli
ve manevi değerlerimizi kavratıp bunları karakter haline getirmek çok daha kolaydır.
Download

Karakter Gelişiminde Ailenin Rolü