KULLUK DEVAMLILIK İSTER!
Yüce Allah, insanı kul olarak ve kendisine kulluk yapması için yaratmıştır. Bu
anlamda aslında insanların, Allah’a kulluk yapmanın dışında bir yolları da yoktur. Zaten
Cenab-ı Hak bu durumu açıkça bildirmektedir: “ Ey cinler ve insanlar topluluğu! Eğer
göklerin ve yerin sınırları dışına çıkmaya gücünüz yetiyorsa çıkın. Ancak, büyük bir güç
olmadıkça çıkamazsınız”( Rahman Sûresi:33).
İnsanın Allah’a kulluk yapması, kendisi için hem bir şeref hem de aslında mutluluk
vesilesidir. Bu tecrübeyi yakalayanlar, bu gerçeği kabullenirler. Fakat bundan habersiz
olanların bile başka bir yolu yoktur. Zaten yukarıya mealini aldığımız ayette, bunu ifade
etmektedir. Yani Allah tarafından yaratılan bu insanların, kulluk yapıp yapmama noktasında
Allah ile pazarlık yapma hakları ve imkanları bulunmamaktadır. Allah emreder kul da yapar.
O zaman insan Allaha güzel bir kul olur. Allah ta kendisini sever ve mükafatlandırır. Burada
önemli olan, kulun kulluğunu, Allah’ın seveceği tarzda yapmasıdır. Şayet kulluk Allah’ın
seveceği tarzda olmazsa, O’na zorla kabul ettirme gibi bir imkan yoktur. Görüldüğü gibi
kulluk yapılacak ama Allah’ın sevdiği gibi bir kulluk yapılacaktır. Yoksa “Benden bu kadar”
anlayışı kulluk değildir. Zaten Allah, kula gücünün yetmeyeceği bir kulluk görevi
yüklememiştir (Bakara sûresi:286).
Sevgili Peygamberimizin bildirdiğine göre Allah’ın sevdiği kulluk şekli, devamlı ve
sürekli olarak yapılan kulluktur. Yoksa bir zaman yapıp bir zaman bırakmak, canı istediğinde
yaparak istemediğinde bırakmak, Allah’ın sevmediği bir kulluktur. Yani bu tarz, Allah’ı razı
etmez. Bu konuyu sevgili peygamberimiz, şu şekilde açıklamıştır: “Amellerin, Allah katında
en üstünü, az da olsa devamlı olanıdır”. Bu husus Kur’an da, çok dikkat çekici bir tarzda
nazara verilir: “İpliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi
olmayın”(Nahl Sûresi:92). Böyle bir kadının misal olarak verilmesinin hikayesinin şöyle
olduğu anlatılır.
Eski peygamberler zamanda, çok koyunu, dolayısıyla da çok yünü olan zengin ve
yaşlı, ancak belli ki aynı zamanda ahmak olan bir kadın varmış. Tuttuğu işçi kadınlara para
ödeyerek, öğleye kadar yünlerini ip yaptırır, öğleden sonra da yine para ödeyerek, iplerini
çözdürüp, yeniden yün yaptırırmış. Görüldüğü gibi böyle birinin, herhangi bir kazancı
olmadığı gibi, sürekli zararı söz konusudur. Bu örnek, ahirete doğru yol alıp giden ve ebedi
cenneti kazanmaya hem çok muhtaç hem de mecbur olan Müslüman için çok ibret vericidir.
İbadetlerini sürekli yapmayan bir Müslüman, zaman zaman yaptığı ibadetlerle kâra
geçemez. Çünkü yapmadığı zamanlardaki harcamaları, yaptıklarını eritip bitirecektir. Meselâ
namazı bir zaman kılan ve sevabını alan bir Müslüman, kılmadığı zamanlarda da onu
harcamış duruma düşmektedir. Çünkü kılmadığı zamanlarda, günah işlemiş sayılmaktadır.
İşlenen günahlar, kazanılan sevapları alıp götüreceğine göre, kul kâra geçemeyecektir.
Ayrıca, Allah daima Allah’ımız olduğuna göre, kulluğumuzun da daimi olması
gerekir. Meselâ Allah(C.C.), hayatımızın olmazsa olmazı olan havayı zaman-zaman verip,
zaman zaman da kesmekte midir ki, biz de kulluğu takside bağlayalım. Zaten kendisi, güç
yetirebileceğimiz aralıklarda emretmiştir.
Ramazanda kazandığımız kulluk ciddiyetini ve ibadet alışkanlıklarını aralıksız devam
ettirmek, sevimli bir kulluk olacaktır.
Mehmet ŞAHİN
Kırşehir Müftüsü
Download

kulluk devamlılık ister