Küf Bağladı İçimdekiler
Yıkanmayalı çokça zaman oldu
galiba. Küf bağladı içimdekiler.
Yeşil ve beyaza çalan şekilsiz
küfler. Bedenimden aşağı inip
kuruyan kirli damlaları hiç
söylemiyorum. Kararsız, rotasız
gri damlalar…
Her zamanki yerdeyim yine. Belgelerin, kalemlerin, resmi yazıların
arasında kayboluyorum. Kaybediliyorum. Unutuluyorum. Hiç
kimsenin bana baktığı, ilgilendiği yok. Herkes işi bitene kadar benimle.
Sonrası yok.
Herhangi bir eşya gibi kullanıp atıyorlar. Bir gün biri, bir gün başkası.
Ama değer görmeyen, kıymeti bilinmeyen hep benim. Kırılıp yok
olasım geliyor. Benim yapacak cesaretim yok. Ama başkasına
söyleyebilecek ne sözüm var ne de gücüm.
Eski halimden eser yok şimdi. Oysa eski günlerde ne kadar da
hevesliydim her şeye. Kim bilir kimlerin yanında olacak, en güzel
yerlerde bulunacak ve en güzel halimle bekleyecektim olacakları.
Şimdiyse kirlerin arasında kalmış, fark edilemeyen bir haldeyim. Ne
umudum var ne de takatim. Düşündüğün gibi olamadıktan sonra,
olduğun şeyi düşünüyor olmak, ne kadar da acı.
Eşyaların dili olduğu söylenir. Her şey kendince konuşur, anlam katar
hayata. Eski bir vazo hayatın beyhudeliğini hatırlatırken, eve yeni
alınmış bir masa başka şeyler söyleyecektir. Bazılarının ilk hali kıymetli
ve anlamlıyken, bazıları eskidikçe kıymetlenir. Anımsattığı ve
anlattıkları çoğalır. Velhasıl, her şeyin söyleyecek bir şeyi vardır.
Tıpkı benim gibi…
Ama bende şöyle bir sorun var. Ben ne ilk hali heyecan veren, ne de
eskidikçe kıymetlenen bir eşyayım. Ben alelade, rengi turuncuyla
kahverengi arasında sıkışmış, içildiği yerden beyazlamış ve hiçbir şey
anımsatmayan, gözden her an çıkartılabilecek bir bardağım.
Hani çay içmek isterken büyük gelen, içine koyduğunuz her şeyi
biranda soğutan, antik çağlardan Zeus’un çanaklarını andıran bir
bardak…
Bulunduğum masa oldukça karmaşık. Her şey birbirine girmiş
vaziyette. Benim fark edilmem ve anlam kazanmam nerdeyse
imkânsız. Beni kullanan kişi oldukça duygusal ama çoğu zaman
gerçekçi. Çok konuşan ama sonsuza kadar konuşmayacak kadar da
ketum biri. Anlayacağınız bir yarı deli… Nasıl oluyor da bilmiyor
kıymetimi?
Hazır konuşuyorken, söylemek istediğim iki şey var. Birincisi; sahip
olduğunuz eşyalar belki bir şeyler söylemek istiyordur size. Belki
anlatacakları, anımsatacakları vardır. Tıpkı benim gibi…
Diğeri, bir bardakla bir insan arasındaki şaşırtan benzerlik. Ama
bardakla insan arasındaki benzerlik, yine insanların kıymet
bilmezliğinden. Bekli de etrafınızda, bir bardak kadar kıymet
vermedikleriniz vardır değil mi? Yok saydığınız, görmezden geldiğiniz
ve belki sizin tarafınızdan fark edilmek isteyen insanlar. Kafanızı
kaldırdığınızda mutlaka iki göz sizi yakalayacaktır.
Bir bakın etrafınıza isterseniz…
Download

Küf Bağladı İçimdekiler