HAYAL TEPESİ
Bir gün okuldan çıktıktan sonra Mustafa’ yla o en sevdiğimiz tepeye gittik. Mustafa
her zamanki gibi kitap okumaya başladı oku Allah bitmedi, ben de kitabı elinden aldım ve
ona dedim ki: Senin hayallerin var mı? O da bana tabi var dedi ve anlatmaya başladı:
Ben büyünce çok büyük bir komutan olacağım ve dünyaya adaleti getireceğim dedi ben
çok şaşırdım çünkü bizim yaşımızdaki çocukların genellikle hayalleri: Ben doktor
olacağım, ben öğretmen olacağım, ben pilot olacağım gibiydi ama Mustafa komutan
olmak istiyordu onunla kalmayıp dünyaya adaleti getirmek istiyordu. Zaten o başka
çocuklara benzemiyordu. En çok da hayatta adalete güvenirdi. Sonra Mustafa bana
yöneldi ve hep yanımda ol olur mu? Dedi bende daima dedim. o da hadi eve gidelim dedi
tam evin yolunu tutmuşken bir yağmur bastırdı adeta ortalığı sel götürüyordu bu
şartlarda eve gitmemiz çok zordu. Bir kuytu köşe bulup oraya girdik ve yağmur bitene
kadar orada kaldık sonra Mustafa koşarak eve gitti. Okula gittiğimden Mustafa yı
görmüştüm çok halsiz ve bitkin düşmüştü. Korktum ve ona Ne oldu? Dedim o da bana
ailesinin komutanlık fikrine karşı çıktığını söyledi. Ben de çok üzüldüm çünkü bir çocuğun
hayallerine karşı çıkılması çok kötü bir histir. Bende teneffüslerde düşündüm taşındım ve
aklıma bir tiyatro fikri geldi. Mustafa’ya gidip anlattım annesine ve babasına bir tiyatro
yapacaktık. Hemen işe koyulduk ve okuldan sonra Bakkal Nuri Amcaya gittik oradan
leblebi, elma, bisküvi aldık ve Mustafaların evine gittik, Zübeyde teyze ve Ali Rıza Amca
oradaydı içeri girdik ve ben çok kısa bir tiyatro yapmamız gerek bu çok önemli, belki bu
tiyatro bütün herkesin hayatını değiştirebilir dedim. Hemen başladık ilk ben çıkmıştım bir
askerdim öyle uzaklara bakıyordum baktığım yerden bir mermi (leblebi) geliyordu ve
Mustafa beni aniden yere attı ve beni mermiden korudu sonra ben hemen açıklama
yaptım: bu Mustafa nın ileri görüşlülüğünü ifade eder diye. İkinci perdeye geçtik burada
ben bir esnaf oluyordum ve bir müşteri ile kavga ediyordum sonra Mustafa geldi ve bir
elma için kavga edilir mi dedi ve elmayı ikiye böldü ve şu sözleri dedi: bir elmayı
paylaşamıyorsanız yarımı paylaşın. Buradan da Mustafa nın adaletli olduğunu anlıyoruz
diye hemen bir açıklama yaptım. Üçüncü perdede ben düşman oldum Mustafa ise karşı
ülkenin komutanıydı. Bir savaştan çıkmışız ve Türkler yenmiş, benim olduğum ülke ise
yenilmiştir. Bu savaş sonucunda benim iki kolum ve bir de bacağım kırılmıştı(bisküvi)
kemiğimin kırılma sesini duyan Mustafa hemen yanıma gelmiş ve beni alıp hemen
hastaneye götürmüştür. Ben sonra Mustafa’yla çıkıp, buradan da Mustafa’nın ne kadar
merhametli olduğunu anlıyoruz. Buradan da Mustafa’nın bir komutan da olması gereken
bütün özellikleri taşıdığını gösterir diye de sonlandırdık. Bunun ardından ben hemen Ali
Rıza amcaya Mustafa komutan olmalı dedim. O da Mustafa’ya sen bütün bu özellikleri
taşıdığına inanıyor musun diye? Sordu. O da evet dedi. Tamam, olur o zaman dedi.
Mustafa çok mutlu olmuştu. Bende öyle. Artık Mustafa komutan olmanın hayallerini
kuruyordu. Biz de bu olaydan sonra o tepeye HAYAL TEPESİ ADINI VERDİK.
Bahçelievler Okyanus Koleji
Zeynep Nur BÜYÜKÇELE
7/A Sınıfı
Download

HAYAL TEPESİ Bir gün okuldan çıktıktan sonra