162
ECOSTAR
EVDEN
KAÇAN
yaramaz
çocuk
YARATTI
54
YIL
Fabrikanın ilk hali
Malatya’daki dayılarının yanına gitmeye karar veren
Sami, evi ile Narlı Tren istasyonu arasındaki 52 kilometrelik mesafeyi yürüyerek gitmek zorunda kalır. Gece yol
üzerindeki bir köyde konaklar ve iki günlük yürüyüşün
ardından oldukça bitkin bir halde istasyona varır. Buradan Malatya’ya geçer ve dayılarının fabrikasında tesviyeciliğe başlar. Ancak bir süre sonra evden kaçtığı
öğrenilir ve burada kalmasına da izin verilmez. Bunun
üzerine İstanbul’a gitmeye karar verir. Parası olmadığı
için bir süre yola çıkamayan Sami, çözümü trene kaçak
olarak binmekte bulur. Sekiz günlük yolculuk boyunca
tren görevlileri ile kovalamaca oynayan genç adam, yolculuğun büyük bölümünü aç geçirir…
Dört metrekare ile başladı
İstanbul’a iner inmez Üsküdar’da yaşayan halası Senihe Hanım’ın yanına yerleşir. Eniştesinin dolmuşunda
muavinlik ve şoförlük yapan Sami Özyıldırım, bir süre
sonra elektrik işleriyle tanışır. Karaköy Bankalar Caddesi üzerindeki Ankara Han’da, merdiven altında bulunan dört metrekarelik dükkanda elektrik malzemeleri
163
Gaziantep’te, Karayolları’nda elektrik
teknisyenliği yapan Ahmet Özyıldırım ile
Huriye Özyıldırım’ın ilk çocukları Sami,
1928 yılında dünyaya gelir. Dört kardeşin
en büyüğü olan Sami yerinde duramayan,
oldukça yaramaz bir çocuktur. İlkokulu
ikinci sınıfta bırakan Sami çalışmaya
başlar. 15 yaşına geldiğinde babasıyla
yaşadığı bir olay, küçük Sami’nin hayatını
tamamen değiştirir. Bir gün babasını
çok kızdıran Sami, babasının öfkesiyle
karşılaşmak istemez ve üzerindeki işçi
tulumlarıyla evden kaçar…
164
1974’te çekilmiş.
satmaya başlar. Elektrik işlerini çok sever Sami Özyıldırım; hem de ikinci sınıfta bıraktığı ilkokulu, ortaokulu
ve liseyi dışarıdan bitirerek, ikinci sınıf elektrikçi lisansı
almayı başaracak kadar…
İkinci dünya savaşının bitmesinden dört yıl sonra,
1949’da askere giden Sami Özyıldırım, donanmada geçen üç yılından bahsederken, “Her şeyi orada öğrendim.” diyor. Gemilerde çalışırken, özellikle kazan dairelerinin yakma ve ısıtma sistemleriyle ilgili bilgilerini
geliştirir. Burada kazandığı bilgiler hayatının askerlik
sonrası döneminde çok işine yarayacaktır.
Eşinin desteğiyle büyüdü
Askerlik dönüşü ilk eşi İlhan Hanım ile evlenen Sami
Özyıldırım, o zamanlar şehir dışı sayılan Maltepe’de beş
dönümlük bir arsa satın alır. Amacı verem hastası olan
eşinin rahat yaşayabileceği bir ev yapmaktır. Ancak, İlhan Hanım uzun süre mücadele ettiği hastalığa 1959’da
yenik düşer. Daha sonra çocukları Gül, Cem ve Iskalen
Özyıldırım’ın annesi Nazife Hanım ile yaşamını birleştirir Sami Özyıldırım. Nazife Hanım’a büyük bir sevgiyle bağlı olan Sami Bey, “O benim her şeyim.” diyor ve
ekliyor: “Nazife Hanım bu günlere gelebilmemizdeki
en önemli güçtür. Bana her zaman destek oldu. İşimi
önde tutmama rağmen asla şikayet etmedi. Benim için
iş önce gelir; çünkü iş olmazsa aile de olmaz. Yaşayan
üç çocuğumuzun yanında üç çocuğumuzu da kaybettik.
Ama ne kendi yıkıldı ne de benim yıkılmama izin verdi.”
Sungurlar ile ısı sektörüne girdi
Sami Özyıldırım, 1959 yılında dönemin en büyük sanayi
kuruluşlarından Sungurlar Kazan’da çalışmaya başlar
ve böylece ısı sektörüne ilk adımını atmış olur. Kazan
dairesi kumanda panoları ve brülör mekanik montajı
konusunda taşeron olarak çalışır. İthal edilen Monarch,
Riello ve Bertone gibi yabancı markaların yaygınlaşması için çalışırken üretimlerinde de teknolojik hizmetler
verilmesine katkıda bulunur. Sebahattin Sunguroğlu’na
olan saygı ve sevgisini her fırsatta dile getiren Sami Özyıldırım, “Sebahattin Sunguroğlu bana çok güvenirdi.
Dört kilogramdan 4,5 tona kadar bütün brülörlerinin
montajını ben yapardım.” diyor.
Termo-Heat ile kendi patronu oldu
Uzun süre Sungurlar Kazan’ın taşeronluğunu yapan
Sami Özyıldırım, Sebahattin Sunguroğlu’nun da deste-
ği ile 1967 kurduğu Termo-Heat Isı San A.Ş. ile kendi
işinin patronu olur. Maltepe’de aldığı arsada ilk üretim
tesisini kuran Özyıldırım, Türkiye’nin ilk tüp rezistansını üretmeyi başarır. Bu süreçte eşinin desteği ve mühendis arkadaşı İhsan Bayraklı’nın yanında yer alması
işleri oldukça kolaylaştırır. Tüp rezistans üretiminde
ürün yelpazesini genişletmeye başlayan firma bir süre
sonra; elektrikli termosifon, konvektör, yağlı radyatör,
fırın, ızgara ve soba gibi ev aletleri üretimi de yapmaya
başlar.
Fazla para kazandırmaması nedeniyle 1980’de ev aletleri üretiminden vazgeçen Özyıldırım, tüp rezistans
üzerine uzmanlaşmaya karar verir. Ev aletlerinden kazandığı parayı tüp rezistans ve brülör işine yatırmaya
başlar, fakat üretimi bıraksa da ünlü markaların distribütörlüğünü alarak ev aletleri ithalatını sürdürür.
Doğalgazın kullanılmadığı yıllarda Gazteknik A.Ş’yi
kurdu
Yeniliklere öncü olmayı ve yakından takip etmeyi ilke
edinen Sami Özyıldırım, doğalgazın henüz Türkiye’de
kullanılmadığı 1986’da Gazteknik A.Ş.’yi kurar. Eşi Nazife Özyıldırım ile birlikte Avrupa ve Asya’da birçok ülkeye giderler ve fuar fuar dolaşarak brülör üreticilerini
araştırırlar. Dönerken dört büyük marka belirlemiş olan
Özyıldırım, ortağı ve yakın arkadaşı İhsan Bayraklı’nın
tavsiyeleri doğrultusunda İsviçreli Oertli ile anlaşır ve
monoblok brülörlerin lisansını alarak üretime başlar. 1990-2000 yılları arasında Alman Dr.B Thyssen’in
Türkiye distribütörlüğünü alan firma, sıvı yakıtlı brülör
üretimine de başlamıştır. 10 yıl içinde üretimini üst seviyelere taşıyan firma pazarın devleri arasına girer...
Pazar oranı arttıkça Maltepe’deki üretim tesisinin yetmediğini söyleyen Sami Özyıldırım, “Karaköy’de dört
metrekarelik dükkanda başladığım işi, Çorlu’da kapalı alanı 15 bin metrekare olmak üzere toplam 50 bin
metrekarelik yeni tesisimize taşıdık.” diyor. 1999 yılında ekonomik konjonktür gereği, tüp rezistans üretimi
yapan Termo-Heat A.Ş. ve brülör üreten Gazteknik A.Ş
birleşerek Termo Isı A.Ş adı altında faaliyet göster-
165
İsviçreli Oertli ile anlaşılan Termo-Heat monoblok brülör
üretime başlar. 1986
Brulör yapımında çalışan işçiler
166
meye başlar. 1990’ların ortalarına gelindiğinde artık
Sami Özyıldırım’ın dinlenme vakti gelmiştir. Çocukları Gül, Cem ve Iskalen Özyıldırım, neredeyse 60 yıldır
çalıştığını ve artık dinlenmesi gerektiğini söyler. Başta
çocukları ciddiye almadığını söyleyen Sami Özyıldırım,
“Düşününce haklı olduklarını anladım ve yönetimi onlara bıraktım. Başlarda şüphelerim vardı ama üçü de iyi
eğitim almış çocuklar. İşleri ikiye üçe katladılar.” diyor.
“İlk iş olarak üst kattaki tuvaletleri temizlemesini
söyledim.”
Lise yıllarından beri şirkette çalışan Cem Özyıldırım,
ablası Gül’ün çekilmesinin ardından yönetimi devralır.
Oğlunun da herkes gibi en alt seviyeden başladığını
söyleyen Sami Özyıldırım, “Bir gün personel müdürüm
bana geldi, ‘Efendim kızmazsanız genç biri burada çalışmak istiyor’ dedi. Kim olduğunu sorduğumda ‘Cem
Özyıldırım’ dedi. Hemen işe al, dedim ve ilk iş olarak üst
kattaki tuvaletleri temizlemesini söyledim. Gidip baktığımda tertemiz olmuştu. Ben açlıklar gördüm, zorluklar yaşadım. Çocuklarımın, para kazanmanın kolay
olmadığını anlamalarını istedim.” diyor.
Sami Özyıldırım eşi Nazife Özyıldırım için
“O beni m her şeyim” diyor.
Sami Özyıldırım
İlklere atılan imza
60 yıllık iş yaşamında çok zorlu dönemlerden geçer
Sami Özyıldırım ama her zaman ayağını yorganına göre
uzatmayı bilir. Olaylara gerçekçi yaklaşmış ve kötü
durumların kendisini etkilemesine izin vermemiştir.
Yeniliklere açık kişiliği sayesinde Türkiye’nin ilk tüp rezistansını ve ilk termosifonunu üretir. İlk güneş enerjili
ısıtma sistemlerini İsrail’den getiren de yine kendisi
olur. Fakat hiçbir zaman kibirli olmaz ve hep çalışmaya
devam eder. En sevmediği iki şeyin yalan ve kibir olduğunu söyleyen Sami Özyıldırım, eşiyle dünyayı gezecek
kadar dünya işlerine; biri eşinin ismine olmak üzere iki
camii yaptıracak kadar da ahiret işlerine önem veren
bir kişi. Çevresinde sevilen ve sayılan Sami Özyıldırım,
Maltepe’de şirket merkezinin bulunduğu sokağa isminin verilmesinin hikayesini şöyle anlatıyor: “Maltepe’ye
geldiğimde buralarda sokak falan yoktu. Sokaklar yapılmaya başladığında çalışanlarımdan birine ‘Sami Bey
Sokağı’ tabelası yaptırıp astım. Zamanın Maltepe Belediye Başkanı beni çok sevdiği için bunu onayladı ve sokağın ismi resmi olarak Sami Bey Sokak oldu.”
“Sektörümüzde ilk üçe girmek istiyoruz”
Türkiye’de kendi sektörlerinde lider durumda olduklarını söyleyen Cem Özyıldırım firmanın hedeflerini şöyle
anlatıyor: “Uluslararası bir güç olarak sektörümüzde
ilk üçe girmek istiyoruz. Yıllık 7 bin civarı brülör üretiyoruz. İlk planda 10 bine çıkmayı planlıyoruz. Biz mü-
hendislik ve Ar-Ge ye dayalı üretim yapıyoruz. Hazırdaki
teknolojileri geliştirmeye daha verimli hale getirmeye
uğraşıyoruz.” Eskiden teknolojinin yurt dışından geldiğini belirten Cem Özyıldırım, “Kendimizi ispatladık,
artık ihraç ediyoruz. Fakat pazar büyüdükçe rekabet
artıyor. Uyum sağlamak için global dengeleri sürekli
takip ediyoruz.”
Isıtma ve yakma sistemlerinin çok boyutlu bir sektör olduğunu hatırlatan Cem Özyıldırım, “Termik santralden,
çimento üretimine; mutfaktan, olimpiyat ateşine kadar
birçok şey bizim sektörle ilişkili. Mesela Erzurum’daki 2011 Üniversiteler Arası Kış Oyunları’nın ateşini biz
yaktık. Ama Sami Bey’in bize bıraktıkları olmasa, onun
bilgileri olmasa buralara gelmek mümkün olmazdı.
Hala ona danışıyor, tecrübelerinden yararlanıyoruz. İnsan ölüp gider ama bıraktığı eserler yaşar.” diyor.
Ecostar bugün Japonya, Güney Kore, Finlandiya, Avusturya, Kanada gibi 40’ın üzerinde sanayileşmiş ülkeye
kendi markasını ihraç eden ve sektöründe dünya devleri arasına girmeyi başararak Avrupa şirketlerince
ortaklık teklif edilen bir firma haline gelmiş durumda.
Sami Özyıldırım, çocukları
ve İhsan Bayraklı
Denizcilik Bankası Salı Pazarı İş Hanları Merkezi Teshin tesisleri
167
Download

Lütfen Tıklayınız about Abigo Diam Dolor Probo