TMMOB
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
İZMİR ŞUBESİ
haber bülteni
Yıl: 29 - Sayı: 175 / Mart 2014
İki ayda bir yayınlanmaktadır.
İÇİNDEKİLER
Başyazı ..................................................................................................2
Merhaba ................................................................................................4
Şube Genel Kurulumuz .........................................................................6
Şubat-Mart 2014 Etkinliklerimiz ...........................................................10
Sahibi:
İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi adına
İnş. Müh. Ayhan EMEKLİ
Şube Başkanımız Ayhan Emekli’nin Genel Kurul Konuşması ...............13
Sorumlu Yazı İşleri Yönetmeni:
44. Dönem Çalışma Programımız .........................................................19
İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi adına
İnş. Müh. Jale ALEL
Üyelerimize İndirim Yapan Kuruluşlar ...................................................34
Yayın Kurulu
Aydın NOĞAY
Ayhan EMEKLİ
Baner SANDALCI
Ceren NARİN
Fırat ÜMMETOĞLU
Gülşen IŞIK
Gürkan ERDOĞAN
Hüseyin KUZU
Jale ALEL
Onur AÇIK
Rahmi ALPER
Serap ÜNAL
Yayın Koşuları:
Gönderilen yazıların yayınlanıp yayınlanmamasına Yayın Kurulu karar verir. Yazılardaki
görüşler yazarlarına aittir. Yazılar kelime işlem
programlarından birinde yazılmış olarak
[email protected] adresine e-posta ekinde
gönderilmelidir.
İyi bir baskı kalitesi için yazılarda kullanılan
fotoğraf, şema, tablo gibi görsel malzemelerin
yüksek çözünürlüklü olması gerekmektedir.
Bültenimizin bir sayfasında görsel malzeme
bulunmayan yazılar yaklaşık 580 kelime (4.500
boşluklu karakter) içermektedir.
Yazıların sayfa düzeni yeniden yapıldığı için yazar tarafından bültene uygun bir sayfa düzeni
yapılmasına gerek yoktur.
Yönetim Yeri:
Anadolu Cad. Tepekule İş Merkezi,
No: 40, Kat: 1 Bayraklı/İZMİR
Telefon : 232 462 56 55
Faks: 232 462 11 67
web: www.imoizmir.org.tr
e-posta: [email protected]
İMO’dan .................................................................................................36
TMMOB İzmir İKK’dan ...........................................................................39
İnceleme:
Borlu Aktif Belit (BAB) Çimentosu
Prof. Dr. Selçuk TÜRKEL .......................................................................41
İnşaat Sektöründe Bir İş Cinayeti Daha ................................................43
Hukuk:
Ceza Yargılaması Açısından Elektronik (Dijital) Kanıt
Av. Baki OKAN ......................................................................................44
Üyelerimizden:
İthal Kömüre Dayalı Termik Santral İstemiyoruz
İnş. Müh. Hüseyin DAMCIDAĞ ..............................................................48
Adı Kentsel Kendisi Rantsal Dönüşüm:
6306 Sayılı Yasa
İnş. Müh. Onur AÇIK .............................................................................51
Genç Mühendisler Forumu Değerlendirmesi
İnş. Müh. Güneş KARAKAYA - İnş. Müh. İlke KASABOĞLU
İnş. Yük. Müh. Hüseyin KUZU ...............................................................54
Tasarım ve Sayfa Düzenleme: Erkan Kara
Köy Enstitüleri Destanı
İnş. Müh. Ahmet GÜREL .......................................................................55
Bu sayı 6500 adet basılmıştır.
Şube üyelerine ücretsiz dağıtılır.
Yayın Türü: Mesleki, Yerel, Süreli Yayın
Röportaj: Şantiyede Kadın Mühendis Olmak ........................................56
Baskı: Altındağ Grafik Matbaacılık
2839 Sokak No: 28
1. Sanayi Sitesi / İZMİR
Tel: 0 232 457 58 33 - Faks: 0 232 457
89 99
Basım Tarihi: 28 Mart 2014
genç-İMO Öğrenci Meclisi Ankara’da Toplandı .....................................57
Toplumcu Mühendislik Mimarlık Haftası Tamamlandı ..........................58
Tarihte Bugün: Budapeşte 1956 ...........................................................61
Kitaplar Arasında ..................................................................................62
Mizah .....................................................................................................63
Bulmaca ................................................................................................64
BAŞYAZI
Ayhan EMEKLİ
İMO İzmir Şube Başkanı
Değerli Meslektaşlarım,
Hep birlikte 44. Dönem Şube Genel Kurulumuzu ve
seçimlerimizi 15-16 Şubat 2012 tarihlerinde Tepekule’de gerçekleştirdik. Kongremizi geçen dönemlerden farklı olarak çok sayıda grubun aday olarak yer
almamasına karşın genel kurulumuza ve şubemizin
yönetim kurulu ile delege seçimlerine meslektaşlarımızın oldukça iyi katılım sağladığı demokratik bir
ortamda tamamladık. Mesleğimize ve meslek odamıza yönelik itibarsızlaştırma ve etkisizleştirme politikalarının yapılan birçok düzenlemeyle sürdüğü,
haklarımıza, kazanımlarımıza, geleceğimize ilişkin
baskıların daha da arttığı zorlu geçen bir dönemi yaşadık. Ülkemizin sürüklendiği kaos ortamı ve baskıcı
otoriter iktidar anlayışı ile seçeneksizliğin dayatıldığı,
yönetenlerin iktidar kavgasıyla kirli çıkar ilişkilerinin her geçen gün ortaya döküldüğü, haksızlığa karşı
çıkanların susturulmaya, etkisizleştirilmeye çalışıldığı bir süreçte üyelerimizin genel kurulumuza geniş
katılımları mesleğimize ve meslek örgütümüze sahip
çıktıklarının anlamlı bir göstergesi olmuştur. Genel
Kurulumuza ve seçimlerimize katılarak duyarlılıklarını meslek odamızın çatısı altında birleştiren tüm
meslektaşlarımıza Şube Yönetim Kurulumuz adına
teşekkür ederim.
Başladığımız 44. dönemde yönetim kurulumuz çalışmalarını mesleki ve kamusal görevlerinden taviz
vermeden tüm meslektaşlarımızla birlik, beraberlik
ve dayanışma içinde kapsayıcı ve katılımcı bir anlayışla sürdürecek; üyelerimizin desteğiyle kentimize,
ülkemize ve topluma karşı sorumluluklarımızı tarafsız ve bağımsız tavrımızla yerine getirmeye devam
edeceğiz.
Yeni dönemimize yönetim kurulumuzun görev bölümü sonrasında ilçe ve işyeri temsilcilik belirlemelerini ve Şube komisyon, kurul ve çalışma gruplarının
katılım duyurusunu yaparak çalışma programımız
doğrultusunda başlamış olduk. Önceki dönemlerde
meslektaşlarımız ile genç-İMO üyelerimizin geniş
katılımlarıyla yaptığımız etkinliklerimizi 44. dönemde de programımızda öngördüğümüz gibi düzenleyeceğiz. Çalışma programında planladığımız
seminer, kurs vb. eğitim çalışmaları, teknik geziler
ile sosyal ve kültürel etkinliklere çok sayıda üyemizin
aktif katkı koyarak katılımları, mesleğimize ve oda2
Mart 2014
mıza birlikte sahip çıkmaya devam etmemiz önemini
korumaktadır.
Herşeyden önce ülkemizin, kentimizin insanı olarak
sözümüzü söylemeye; mesleğimize, kentimize, topluma ve ülkemize dair sorumluluklarımız gereği söz
hakkımızı Meslek Odamız çatısı altında ve bulunduğumuz her yerde kullanmaya, görüş katkı ve değerlendirmelerimizi yapmaya devam edeceğiz.
»» Yapılarımızın mutlaka alması gereken mühendislik hizmetleri yeterince denetlenmemekte, meslek
odalarının kamusal sorumluluğu olan mesleki
denetim görevini yerine getirmesi engellenmektedir. Bu durumda depreme dayanıklı güvenli yapı
üretiminin sağlandığını, kent halkının can güvenliğinin korunabileceğini söylememiz mümkün
değildir.
»» Kentimizin planlandığı ve planlara dayalı olarak
uygulamanın yapıldığı, belirli bir ada ya da parsel
bazında özel uygulama kararlarının alınmadığı,
karar süreçlerinin şeffaf işletildiği, meslek odaları
başta olmak üzere kentlilerin görüş ve katkılarının
alınarak değerlendirildiği Kent yönetiminin takipçisi olacağız.
»» Afetlerin öncesinde, afet sırasında ve sonrasında
yapılacakları planlayan meslek odaları ve ilgili
tarafları da sürece dâhil eden gerçekçi ve uygulanabilir bir afet yönetimi yerel ve merkezi yönetim
tarafından acilen yapılmalıdır.
»» Kentin bütününde oldukça azalan yeşil alanların
korunmasını, afetlerde toplanma merkezleri ve çadır alanları amacıyla kullanılacak olması nedeniyle
de artırılmasını gerekliliğini kentin yönetiminden
sorumlu tüm yetkililere uyarmaya devam edeceğiz.
»» Kentimizdeki Emlak Bankası arsaları, Tekel binaları, Bornova ağaçlı yol üzerindeki Karayolları,
DSİ, TEDAŞ, Tarım İl Müdürlüğü, Zeytincilik
Enstitüsü, kent içindeki Alsancak stadı ve limanı,
askeri alanlar gibi kamuya ait arazilerin, okulların,
hastanelerin, spor alanlarının özelleştirme veya
diğer yöntemlerle satışı ve yoğunluk artışıyla imara açılması geri döndürülemez zararlar verecektir.
Kamuya ait alanların yine halka açık olarak düzenlenerek değerlendirilmesi konusundaki görüşümüzü ısrarla sürdüreceğiz.
Başyazı
»» Özelikle Yeni Kent Merkezi olarak tanımlanan liman arkası-Bayraklı-Konak bölgesinde yoğun olarak yapımına başlanan Yüksek Binaların Bölgenin
plan notlarında bulunan ve uyulması gerekli
“Teknik Önermeler”e uygun tasarım, uygulama ve
denetiminin sağlanmasında yerel yönetimler sorumluluklarını yerine getirmelidir.
»» Toplu ulaşım ağırlıklı, ulaştırma ağları ve türlerini
bütünleştiren, Bilimsel temelli, ulaştırma planlarına dayalı ulaştırma sistemlerini amaçlayan, sürdürülebilir, araç odaklı yerine insan odaklı ulaştırma politikalarının sonucu planlanan yatırımlar
kent ulaşımının çözümüdür. Konak Tünelleri kent
ulaştırma planlarında yer almadan, fizibilite-proje çalışmaları olmadan başlanan araç odaklı, kent
merkezine özel araç girişini teşvik ederek trafik
sorununu arttıracak bir yatırımdır. Aynı şekilde
yapılacağı açıklanan körfez geçişi de kent ulaşım
planlamasında etüt edilmeyen, toplu ulaşım yerine özel araç kullanımını amaçlayan, kent merkezinin trafik sorununa olumlu etkide bulunmayacak,
körfez deniz ulaşımını ve deniz sirkülasyonunu
önemli ölçüde kısıtlayarak engelleyecek bilimsel
temelleri olmayan bir yatırımdır.
»» Temelinde binaların yıkılıp yeniden yapılması
yoluyla müteahhitlere iş yaratmayı hedefleyen,
vatandaşının haklarını yasayla hukuk dışı olarak
ortadan kaldırarak Kentleri Dönüştürmeyi amaçlayan ve böylelikle de Kent Rantının iktidar yanlısı
paylaşımına odaklı Afet Yasası değiştirilmelidir.
»» Yapı üretim sürecinde proje müellifi, fenni mesul
ve şantiye şefi, yapı denetim hizmetlerini yaparak
sorumluluk üstlenen meslektaşlarımızın hakları
geriye götürülmüş piyasa koşullarının teslim edilerek işverenlerin insafına bırakılmıştır.
»» Torbaya giren ve geceyarısı sabaha karşı meclisten
geçirilen yasalar, Sayıştay denetimlerinin gizlendiği raporlar, Meclisin yasama yetkisini yürütmenin emrine veren Kanun hükmünde kararnameler,
özel yasa düzenlemeleri istemiyoruz.
»» Yapı denetim sistemi meslektaşlarımızın haklarını
korumayan ve vahşi piyasa koşullarında işverenin
koşullarına mahkûm eden, ticari faaliyet özelliği
teknik niteliğinin önüne geçen denetimsizliği getirerek depreme dayanıklı yapı üretimini tehlikeye
sokan bir noktaya gelmiştir. Yapı Denetim Yasası
nitelikli İnşaat Mühendisliği hizmetiyle depreme
dayanıklı yapı üretimini amaçlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
»» Mühendislik eğitimi neredeyse her mahalleye
açılan bir İnşaat Mühendisliği Okulu anlayışına
indirgenmiştir. Teknik öğretmenlerin iş bulma sorununu çözmeyen ve tekniker/teknisyen eğitimini
zaafa uğratan, dolayısıyla mühendislik eğitimini
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
niteliksiz ve kuralsız hale getirerek meslek edindirme kursu seviyesinde bir düzenlemeyle mühendis
diploması dağıtmaya dayalı uygulama başlatılmıştır. Bu anlayıştaki Mühendislik eğitimi politikası
gelecekte önemli kamu zararlarına neden olacaktır.
Yerel seçim sürecini yaşadığımız bu dönemde başta
iktidar olmak üzere sıkça kullanılan “marka şehir”
söylemi siyasilerce kentleri belirli kesimlere rant yaratarak peşkeş çeken, alınıp-satılan pazarlabilen meta
gibi görerek kente ve topluma ait değerleri piyasacı
mantığa teslim etme amacı taşımaktadır. Yine kentimiz için dile getirilen “büyük bir köy” benzetmesi
ile köy kelimesi kötü anlamı yüklenerek gelişmemiş,
geri kalmış algısı verilmeye çalışılmakta, gelişmişliğin anlamı sayısal ve fiziksel büyüklüklerle tanımlanmakta demokrasi, sosyal yönetim anlayışı, eğitim,
sağlık, kültür, sanat, çevre, korunması gereken tarihi
ve kültürel miras vb. değerler önemsiz görülmektedir.
Geçtiğimiz yıl yaşadığımız Haziran Taksim Gezi
süreci ülkemiz için tarihsel süreçte önemli bir dönüm noktası olmuştur. Yine iktidar koalisyonunun
ortakları arasındaki güç paylaşımı kavgasının patlak
verdiği 17 Aralık sürecindeki tutuklamalar, bakanların istifaları ve sonrasında hemen hergün tapelerle
ortaya dökülen kirli ilişkiler yönetenlerin gerçek yüzünü açığa vurmaktadır. Ekmek almaya çıktığı evine
bir daha dönemeyen, 14 yaşında başından vurulan ve
269 gün direnen, sonunda 15 yaşında 16 kiloya düşerek yaşam mücadelesini kaybeden Berkin Elvan’ı
saygıyla anıyorum. Berkin’in kaybının sonrasındaki
provokasyonlarda yaşamını yitiren Burakcan’ı da
saygıyla anıyorum. Berkin’in annesini miting alanında yuhalatan ve yuhalayan insani değerlerini yitirmişlere ise hiç saygı duymuyorum.
Birlik, beraberlik ve dayanışma içinde karanlığa karşı
büyük bir alev olmaya devam ederek AKP iktidarının
odalarımızı etkisizleştirme, mesleğimizi itibarsızlaştırma saldırılarına karşı mesleğimize, örgütümüze,
ülkemize ve geleceğimize kararlılıkla sahip çıkmak
en temel görevimizdir.
Sevgi ve Saygılarımla…
Mart 2014
3
MERHABA
Yayın Kurulu
Gelecek iki yılımızı planladığımız, Yönetim Kurulumuzu belirlediğimiz Şube Genel Kurulumuzun ardından merhaba diyoruz sizlere Bülten’in bu
sayısında.
Şubemiz yoğun geçen seçim çalışmalarının ardından, 44. Dönem Olan Genel Kurulu’nda sizlerin güven ve onaylarını kazanarak seçilen yeni Yönetim
Kurulumuz 21.02.2014 tarihli toplantısında görev
dağılımını Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Emekli,
Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Jale Alel, Sayman
Üyesi Erhan Arslan, Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin
Kuzu, Yönetim Kurulu Üyesi Evren Uytun, Yönetim
Kurulu Üyesi Fırat Ümmetoğlu, Yönetim Kurulu
Üyesi A.Çağatay Yamanlar olarak gerçekleştirerek
görevlerine ve çalışmalarına hiç ara vermeden başlamıştır. Görev alan tüm arkadaşlarımıza başarılar
dilerken; yapacakları çalışmalarda kendilerinin takipçisi olacağımızı da belirtmek isteriz.
Önümüzdeki ay yapılacak seçimle de İMO Yönetim
Kurulu belirlenecek. Bu genel kurulda, ülkemiz, geleceğimiz, mesleğimiz ve mesleki örgütlenmemize
ilişkin sorunlar ve çözüm yolları tartışılarak önümüzdeki yakın geleceğimiz için yapılması gerekenlere ilişkin alınacak kararlarla Meslek Örgütümüz
yoluna devam edecek. Şube ve İMO yönetimlerini
çok önemli ülke, meslek ve mesleki örgütlenmeye
yönelik sorunlar bekliyor. Meslek alanımızda, çalışma hayatında, örgütsel yapılarımızda sürekli hak
kayıplarına uğradığımız, saldırıların, baskıların örgütsel anlamda da arttığı dönemler yaşıyoruz. Dileriz
ki bu sorunları; genel olarak mesleğimiz ve meslek
odamıza yapılan saldırılara, emperyalist politikalara,
gericiliğe, her türlü darbe özlemlerine karşı verilecek
mücadeleyle, devrimci geleneklerimizi yaşama geçirerek aşacaklardır.
Bir örgütün; ülke ve meslek sorunlarının çözümü
de dahil olmak üzere daha işlevli ve etkili olmasını
sağlamak, üyelerinin sahip çıkmasıyla olanaklıdır.
Yaşanan süreçte, sorunlarla mücadele edebilmek
ve çözebilmek için kitlesel ve örgütlü mücadelenin gerekliliği ve önemi bir kez daha görülmüştür.
Meslektaş arası yakınlaşma ve dostluğu artıracak,
mesleki ve sosyal alanda gelişmesini sağlayacak hedeflere hep birlikte atılacak adımlarla ulaşılacaktır.
Yine gelenekselleşen biçimde Bültenin yeni yayın ku4
Mart 2014
rulu da görevine başlamıştır bu sayımızda. Bültenin
111. sayısında duyurduğumuz yayın ilkelerimiz geçerliliğini korumaktadır. Öte yandan değişerek, yenilenerek gelişme ve iyileşme hedefleri yine ilkelerimiz
olmaya devam edecektir. Meslek alanımıza ilişkin
kamuoyu oluşturmaya yönelik çalışmalara önem verilecektir. Gerek Bültenin oluşumuna, gerekse Şube
çalışmaları ve etkinliklerine siz meslektaşlarımızı
katma çabalarımız devam edecektir. Bu bağlamda,
Bülten sayfalarında gerek içerik, gerek biçimsel anlamda her türlü öneri ve katkılarınızı beklediğimizi
bir kez daha vurgulamalıyız. Şubemizdeki gelişmenin farkında olan siz değerli meslektaşlarımızla yeni
dönemde, yeni ve daha büyük projelerde örgütlü
büyümeye ve örgütümüzün 60. yılında güçlü ve etkin bir İMO`da katılmak ve buluşmak, geleceğimizi
bugünden kurmak yolunda birlikte yürümek asıl
hedeflerimizdendir. Bunlara sahip çıkarak, sizlerin
katkılarıyla gelişeceğimize olan inancımız devam
etmektedir. Bu anlamda, Bülten aracılığıyla mesleki,
ekonomik, toplumsal, siyasal sorunları tartışma ortamları yaratmak ta sizlere düşmektedir.
Öte yandan, Bu sayımız sizlere ulaştığı günlerde ülkemiz yerel yönetim seçimlerini gerçekleştirecektir.
17 Aralık 2013 ten bu yana ülkenin içine düşürüldüğü durum, siyasi iktidarın yerel yönetimlerden neler
anladığını da göstermiştir bizlere. Bu, bu süreç siyasi
iktidarın kentsel dönüşüm değil rantsal dönüşüm
planladığının ifşa olduğu bir süreç olmuştur.
Demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi değer ve kavramların; bireyci ideolojik anlayışlarla içleri boşaltılmaktadır. Ne yazık ki demokrasi ve insan hakları
konusu dahi geçmişte türbana kadar indirgenmiş ve
sınırlandırılmış iken bugünlerde başbakan ve bakan
çocuklarının evlerindeki para kasalarının, ayakkabı
kutularından çıkan paraların doğal olduğunun ispatı için kullanılır hale gelmiştir. Siyasi iktidar uzun
zamandır, gizli koalisyon ortağı olan cemaati paralel
yapı kurmakla itham ederken; gericiliği, demokrasinin hoşgörüsünü kullanarak özgürlüğün kapanına
aldığını unutmuş görünmektedir. En iyi stratejileri
işlerine gelmediği zaman hemen gündemi değiştirmek olmaktadır. Bu kez de; seçim konuşmaları,
bütün bunların üstünü örtme propagandasına yöneliktir. Her alanda kavram kargaşası ve yanıltmalar
devam etmektedir. Siyasi iktidarın son yıllarda adet
Yayın Kurulundan
haline getirdiği torba yasaların toplumsal yaşamımızda köklü değişiklik oluşturarak, geleceğimizi
karartacak oranda büyüme tehlikesi taşıdığı görülmelidir. 19 Şubat 2014 tarihinde yine bir torba yasa
içinde çıkarılan internet yasası ile toplumun haber
alma ve iletişim hakkı tamamen denetim altına alınmak istenmektedir.
Haziran Gezi direnişine bir oğul daha kurban verdik.
Siyasi iktidarın eline 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın
kanı bulaşmıştır geldiğimiz noktada.
Bütün olanlara seyirci kalma, adam sen de diyerek
görmezlikten gelme yerine, vakit geçmeden, istenildiği gibi ‘özgürlükten yana olmak ya da karşı olmak’
arasına sıkışmadan, rüşvet sarmalı içerisinde ülkemizin geleceğine yapılan uygulamaların önlenmesi
adına toplumsal muhalefet içinde yerimizi almalıyız.
O halde her türlü gelişimi üretim ilişkileri açısından
inceleyip yorumlayarak, yaşamın her alanını olduğu gibi mesleğimizin uygulanabilirliğini de mesleki
çalışma anlayışlarının dışında ve üstünde siyasetle
ilişkilendirilerek duruş, davranış ve tercihlerimizi
belirlemeliyiz. Her şeyden önce yurttaş mühendis
olarak; bizi yönetmesini istediğimiz, toplumsal denetime açık yerel yöneticilerimizi belirlemek üzere,
geleceğimiz, mesleğimiz kentimiz ve ülkemiz adına
seçime katılmalıyız.
Nesnel gerçeklerden kaçış yoktur. Önemli olan kendi
mesleki ve örgütsel nesnelliğimizi algılamaya ve duyumsamaya açık olarak, Meslek Odamızda birlikte üretmenin, birlikte yönetmenin, mesleğimize ve
yaşam hakkımıza sahip çıkmanın, insan olmanın
onuru ile toplumsal olaylarda taraf olmanın, hak aramanın, birlikte başarmanın ve kazanmanın, mesleki
bilimsel birikimleri ile geleceği bugünden kurmanın
ortak paydasını büyütmek üzere ses çıkarmaya devam etmeliyiz. Hepimiz birer alev olabilmeliyiz, geleceğimiz için.
YASA VE YÖNETMELIKLER
1) Bakanlar Kurulu Kararı
6518 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4734
Sayılı “Kamu İhale Kanunun” 10. maddesi, 38.
maddesi, 43. maddesi, 53. maddesi, 54. maddesi, 63. maddesi, geçici 4. maddesinde değişiklikler yapılmış ve kanuna Ek Madde 7, Geçici
Madde 14, Geçici Madde 15 eklenmiştir. (19
Şubat 2014 tarih, 28918 sayılı RG nin 46- 4748- 49- 50- 51- 52- 53- 54-55. maddeleri)
2) Anayasa Mahkemesi Kararı
6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların
Dönüştürülmesi” hakkındaki yasada bazı
maddeler iptal edilmiş, bazılarının yürürlüğü
durdurulmuştur. Bazı maddeler iptal edilmesine karşın koşulları oluşmadığından yürürlüğü
durdurulmamıştır.
Bazı maddeler ise yasada iptal edilmiş fakat
iptal kararında yürürlüğe girmelerinin zaten
ertelenmiş olmaları nedeniyle yürürlüğü durdurma talepleri reddedilmiştir.
(Esas Sayısı: 2012/87, Karar Sayısı: 2014/5
(Yürürlüğü Durdurma), Karar Günü:
27.2.2014)
İMO GENEL KURULU
Sevgilerimizle...
TMMOB
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
GENEL KURULU
11-13 Nisan 2014
Ankara
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Mart 2014
5
Şubeden
ŞUBEMİZİN 44. DÖNEM GENEL KURULU GERÇEKLEŞTİ
Şubemizin 44. Dönem Genel Kurulu 15-16 Şubat
2014 tarihlerinde Tepekule Kongre Merkezi’nde
gerçekleşti.
Genel Kurul, üyelerimizin mesleğimizle ilgili güncel
gelişmeler, kentimizin sorunları ve Şubemiz konularında konuşmalarıyla devam etti.
Şube Başkanımız Ayhan Emekli tarafından yapılan açılış konuşmasının ardından Genel Kurul
Divan Başkanlığı için gösterilen tek aday Hüseyin
Mumcuoğlu oybirliğiyle Divan Başkanlığına seçildi. Divan Başkan Yardımcılıklarına Necati Atıcı ile
Nurgül Atabay, Divan Yazmanlıklarına Gül Boran ve
Esra Ölçü seçildiler.
16 Mart 2014 tarihinde yapılan seçimlere 1111 üyemiz
katılarak 44. Dönem Yönetim Kurulumuzu ve İMO
44. Dönem Delegelerini seçtiler. Seçilen Yönetim
Kurulu üyelerimiz ve İMO delegelerimizin listesi
ektedir.
Divan Seçiminin ardından 43. Dönem Şube Yönetim
Kurulu Başkanı Ayhan Emekli tarafından bir konuşma yapıldı.
Genel Kurulumuza katılan konuk konuşmacıların
ardından 43. Dönem Şube Yönetim Kurulu Sekreter
Üyesi Hülya Altun Çalışma Raporu özetini, Yönetim
Kurulu Sayman Üyesi Erhan Arslan mali rapor özetini sundu.
TEŞEKKÜR
Genel Kurulumuza katılımları ve konuşmalarıyla katkıda bulunan ve seçimlerimize katılan, zor bir dönemde mesleğimize ve meslek
odamıza sahip çıkan tüm meslektaşlarımıza;
katılımları ve mesajlarıyla bizi genel kurulumuzda yalnız bırakmayan meslek odası, demokratik kitle örgütü ve siyasi partilerimizin
değerli temsilcileri ile yerel yöneticilerimize;
Genel Kurul organizasyonunda her zaman olduğu gibi aktif görev alan genç-İMO üyelerine
ve Şube çalışanlarımıza teşekkür ederiz.
İMO İzmir Şubesi
Yönetim Kurulu
6
Mart 2014
Şubeden
44. DÖNEM YÖNETİM KURULU ÜYELERİMİZ
Ayhan EMEKLİ (Başkan)
1957 yılında İzmir Karşıyaka`da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Karşıyaka`da tamamladı. 1974 yılında
İ.T.Ü. İnşaat Fakültesine girdi ve 1982 yılında mezun oldu. 1982-1993 yılları arasında çeşitli şantiyelerde çalıştı. 1993 yılından beri kendi proje firmasında çalışmaktadır. 40, 41, 42 ve 43. Dönemlerde
Şube Yönetim Kurulu Üyesi, Şube Sayman Üyesi, Şube Sekreter Üyesi ve Şube Başkanı olarak görev
almıştır.
Jale ALEL (Sekreter Üye)
1957 yılında Karşıyaka’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Karşıyaka’da tamamladı. 1978 yılında Ege
Üniversitesi İnşaat Fakültesinden mezun oldu. 1979 yılında Betonsan Konut Sanayi AŞ`de, 19792002 yılları arasında İller Bankası İzmir 3. Bölge Müdürlüğü`nde, 2002-2013 yılları arasında İzbelcom
AŞ`de çalıştı. Enerji Yapı-Yol Sen İzmir Şubesi`nde Yönetim Kurulu üyeliği görevinde bulundu. Halen
İZSU Genel Müdürlüğü`nde görev yapmaktadır. 38, 39 ve 40. Dönemlerde Şube Sekreter Üyesi olarak
görev almıştır.
Erhan ARSLAN (Sayman Üye)
1983 yılında İzmir`de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İzmir`de tamamladı. 2005 yılında ODTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Özel sektörde proje ve şantiye alanında mühendislik hizmetine
devam etmektedir. Halen Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, Yapı Yüksek Lisans
programında yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. 42. ve 43. Dönem Şube Yönetim Kurulu üyeliği görevinde bulunmuştur. Evlidir.
Hüseyin KUZU (Üye)
1982 yılında Ordu`da doğdu. 2004 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 2004-2009 yılları arası özel sektörde çalıştı. 2009 yılında Dokuz
Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Anabilim Dalında Yüksek Lisansını bitirdi. 2009 yılında askerlik görevini tamamladıktan sonra 2009-2012 yılları arasında İMO İzmir Şubesinde Örgütlenme Sekreteri olarak çalıştı. 2012 yılında kamuda çalışmaya başladı. Halen bu görevini sürdürmektedir.
Evren UYTUN (Üye)
İzmir`de doğdu. İlköğretim, ortaöğretim ve lisans eğitimini İzmir`de tamamladı. Özel sektörde prefabrik sanayi yapıları üzerine çalıştı. Kısa bir süre kamu sektöründe görev yaptıktan sonra İMO İzmir
Şubesi`nde 42. Dönem sonunda mesleki denetim görevlisi olarak göreve başladı. 43. Dönemde Yapı
Stoğu Projesinde İMO sorumlusu olarak görev aldı.
Fırat ÜMMETOĞLU (Üye)
1986 yılında İstanbul`da doğdu. 2009 yılında Ege Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Meslek yaşamına 2008-2011 yılları arasında TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi`nde çalışarak başladı. Halen sahibi olduğu şirkette mühendislik hizmeti vermektedir.
A. Çağatay YAMANLAR (Üye)
1987 Yılında İzmir`de doğdu. İlk ve ortaöğretimini İzmir`de tamamladı. 2010 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 2012 Yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Ulaştırma Anabilim dalında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Özel bir beton firmasında Kalite Kontrol
Mühendisi olarak çalışmaktadır.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Mart 2014
7
Şubeden
44. DÖNEM YEDEK YÖNETİM KURULU ÜYELERİMİZ
Aydın NOĞAY
1956 yılında Aydın-Karacasu`da doğdu. 1978 yılında Konya DMMA İnş. Müh. bölümünden mezun
oldu. 1979-2004 yılları arasında Karayolları Genel Müdürlüğünün değişik bölge ve birimlerinde çalışarak kamudaki hizmetlerini tamamladı. Enerji Yapı Yol Sen, Yapı Yol Sen Şube Başkanlığı, Yapı Yol Sen
Merkez Disiplin Kurulu Üyeliği, KESK Kurucu Delegeliği 2. Dönem GYK Üyeliği görevlerinde bulundu.
2004-2007 yılları arasında bir trafik firmasında Uygulama Müdürlüğü yaptı. 2007 yılından itibaren
kendi şirketinde çalışmaktadır. 41. Dönemde Şube Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde bulunmuştur.
Serap ÜNAL
1980 yılında Ankara`da doğdu. 2004 yılında Mustafa Kemal Üniversitesinden mezun oldu. 2004-2010
yılları arasında çeşitli şantiyelerde ve proje firmasında çalıştı. 2011 yılından itibaren İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü`nde çalışmaktadır.
Sedef ARK
1968 yılında İzmir’de doğdu. 1992 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Halen kendi firmasında mühendislik hizmeti vermektedir.
H. Attila ZAĞPUS
1948 yılında Sapanca’da doğdu. 1971 yılında Ege Üniversitesi Müh. Fak., Müh ve Mim. Y.O’dan mezun
oldu. 1972-78 arasında Tariş Gen. Müd. İnş. Müşavirliğinde., Çorlu 61. Tümen inşaatları kontrolünde; Menemen Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü görevinde; ortağı olduğu şirkette ve Bürosunda proje ve serbest
mesleki faaliyet işlerinde çalıştı. 2000 yılında kurulan bir yapı denetim şirketinde Proje Denetçisi ve Yön.
Kur. Başkan Yardımcısı görevlerinde bulundu. Halen bir yapı denetim şirketinin kurucu ortağı, Yön. Kur.
Bşk. ve Proje Denetçisi olarak görev yapmaktadır. 41 ve 43. dönemde Şube Yapı Denetimi Komisyonu Başkanlığı, 2004 yılında İMO “Yapı Denetim Kurulu” üyesi görevlerinde bulunmuştur. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Ceren NARİN
1989 yılında İzmir`de doğdu. 2011 yılında Ege Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun
oldu. 2012 yılında İMO İzmir Şubesi`nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Halen İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Fakültesi Mimari Restorasyon bölümünde yüksek lisans eğitimine devam
etmektedir. Özel sektörde proje alanında mühendislik hizmeti vermeye devam etmektedir.
Onur AÇIK
1985 yılında Ankara`da doğdu. 2010 yılında Balıkesir Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Bir yıl özel sektör deneyiminden sonra 2011 yılında
İzmir Büyükşehir Belediyesi`nde çalışmaya başladı. Halen İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı`nda kentiçi ulaşım projelerinde kontrol mühendisi olarak görevini sürdürmektedir.
2012 yılında başladığı Bahçeşehir Üniversitesi Kentsel Sistemler ve Ulaştırma Yönetimi bölümündeki
yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. İngilizce bilmektedir.
Baner SANDALCI
1983 yılında Muş`ta doğdu. Orta ve lise öğrenimini 2002 yılında Bornova Anadolu Lisesi`nde tamamladı. 2009 yılında Celal Bayar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Çeşitli şantiyelerde görev yaptı. Halen bir organize sanayi bölgesinde çalışmaktadır.
8
Mart 2014
Şubeden
44. DÖNEM İMO ASIL DELEGELERİMİZ
AYHAN EMEKLİ
DENİZ ALKAN
ÖMER YANIKYÜREK
JALE ALEL
ERKİN ÖZER
RAHMİ ALPER
ERHAN ARSLAN
ERTAN PARLAR
RECEP BİÇİCİ
HÜSEYİN KUZU
ESRA ÖLÇÜ
SERCAN AÇAN
EVREN UYTUN
GÜNEŞ KARAKAYA
SİBEL TATAR
FIRAT ÜMMETOĞLU
GÜRKAN ERDOĞAN
SONER BİLGE
ALİ ÇAĞATAY YAMANLAR
HÜSEYİN ŞAHİN TÜZEN
SÜLEYMAN ÖZMEN
VEDAT YORULMAZEL
HÜLYA ALTUN
ŞEFİKA SEYHAN HAS
YILDIRIM ERTUTAR
HÜSEYİN DAMCIDAĞ
ŞÜKRÜ HAMARAT
A.FUAT GÜNAK
İLKE KASABOĞLU
TURGUT KAYA
ABDULLAH İNCİR
İSMAİL PAYAMCI
TÜRKER PEŞTEMALCIOĞLU
AHMET ERMİN
LEVENT ÇELİK
UFUK AYKOL
BESİM ÜNER
MEHMET ERGUN İNAN
VOLKAN BUL
BİRİNCİ GÜRCAN TURNA
MÜNİR AKGÜN
YUSUF İFFET GÖKTAŞ
BİROL BORA
NECATİ ATICI
YÜCEL OKUTAN
ÇAĞDAŞ GÜRBÜZ
NEJAT GÖKHAN GÜRKAYA
ZAFER DOĞAN
44. DÖNEM İMO YEDEK DELEGELERİMİZ
AYDIN NOĞAY
ENVER TAHSİN YAYGIN
METİN GÖRGEÇ
HÜSEYİN ATTİLA ZAĞPUS
EMRE ALDINÇ ŞEN
MUAMMER DALGIÇ
SERAP ÜNAL
ENGİN SÖNMEZ
TEKİN MUSTAFA DİKERLER
SEDEF ARK
ERCAN LEVENT
MUSTAFA KARAOVA
BANER SANDALCİ
ERDOĞAN VERDİOĞLU
NURGÜL ATABAY
ONUR AÇIK
EYLEM ULUTAŞ AYATAR
OĞUZ ANACAK
CEREN NARİN
GÜL BORAN
ÖZGÜR YILDIRMAZ
ALİ BAYRAM BAL
HALİL DÜZTAŞ
SADIK CAN GİRGİN
ALİ GİRGİN
HAZAL CANPOLAT
SEZAR ARSLAN
ALİ TUTAL
HÜSEYİN ÇAPKINOĞLU
ŞERAFETTİN SANDALCI
ALİM ŞADAN
İBRAHİM TARIK ÖZMERİÇ
ŞUAYYİP ŞENÖZHÜR
ALTAY İNAL
İLHAN TOKER
YILMAZ ERSOY
AYDIN ERKAN
MEHMET İSMET SEBİK
YUSUF ASLAN
AYŞE YARICI
KUDRET KELEK
YUSUF KILINÇ
CAN GÜNAK
MUSTAFA ERKAN YILMAZ
YUSUF TURABİ
ÇAĞLAR ÖZKÖREN
MEHMET KONİ
ZEHRA TÜZEN
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Mart 2014
9
Şubeden
ŞUBAT-MART 2014 ETKİNLİKLERİMİZ
Aliağa Ticaret Odası’nda Kentsel Dönüşüm Paneli
Yolsuzlukları Protesto Eylemi
Aliağa Ticaret Odasında İZKEF tarafından düzenlenen Kentsel Dönüşüm konusundaki bilgilendirme
paneline Şube Başkanımız Ayhan Emekli katılarak
6306 sayılı yasa ve uygulamaları hakkında bilgi verdi.
Toplantıya Aliağa temsilcimiz Hüseyin Damcıdağ da
katıldı.
DİSK, KESK ve diğer diğer kitle örgütleriyle birlikte
düzenlenen yolsuzlukları protesto eylemine TMMOB
İzmir İl Koordinasyon Kurulu ile birlikte katıldık.
21 Şubat 2014
27 Şubat 2014
İş Cinayetlerine Karşı Basın Açıklaması
TMMOB Danışma Kurulu
22 Şubat 2014
Ankara’da TMMOB Teoman Öztürk Öğrenci Evi ve
Sosyal tesisinde gerçekleştirilen TMMOB 42. Dönem
4.Danışma Kurulu toplantısına Şube Başkanımız
Ayhan Emekli ve Sekreter Üyemiz Jale Alel katıldılar. Toplantıda TMMOB’nin 42. dönem çalışmaları
değerlendirildi.
CHP İzmir İl Kadın Kolları Ziyareti
25 Şubat 2014
CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı İnşaat Mühendisi
Özgün Utku, yönetim kuruluyla birlikte, Şubemizi
ziyaret ederek yeni dönemde yönetim kurulumuza
çalışmalarında başarılar dilediler.
10 Mart 2014
3 Mart 2014
TMMOB İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü’nde
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu tarafından
Alsancak’ta yapılan basın açıklamasına katıldık.
Basın açıklaması metni Bültenimizin TMMOB İzmir
İKK’dan bölümünde yer almaktadır.
Dünya Kadınlar Günü Etkinliği
8 Mart 2014
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Kadın
Çalışma Grubu tarafından 8 Mart Dünya Emekçi
Kadınlar Günü dolayısıyla bir etkinlik gerçekleştirildi. Etkinlikte ilk olarak Dario Fo ile Franca Rame`nin
eseri “Ben Ulrike, Bağırıyorum” oyunu, Julie Galasse
tarafından sahnelendi. Oyunun ardından etkinlik,
Göker Gurbetçi`nin verdiği müzik dinletisi ile sona
erdi.
Şubeden
CHP İzmir Bilim Yönetim Kültür Platformu
ziyareti
11 Mart 2014
CHP İzmir İl Başkanlığı Bilim Yönetim Kültür
Platformu ve Ar-Ge’den sorumlu İl Başkan
Yardımcısı Dr. Ülkümen Rodoplu ve Platform koordinatörü Dr. Kemal Özbek Şubemizi ziyaret ederek
yeni dönemde yönetim kurulumuza çalışmalarında
başarılar dilediler.
TMMOB Toplumcu Mühendislik Mimarlık
Haftası
17-21 Mart 2014
TMMOB İzmir İKK’ya bağlı öğrenci temsilciliklerinin düzenlediği ‘Toplumcu Mühendislik ve Mimarlık
Haftası’ Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi,
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve İzmir Katip
Çelebi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Etkinlikle ilgili detaylı bilgi, bültenimizin genç-İMO sayfalarında
yer almaktadır.
Türkiye’nin Enerji İhtiyacı ve Doğanın Korunması
İkileminde HES’ler- PANEL
20 Mart 2014
Berkin Elvan Eylemleri
11-12 Mart 2014
Gezi eylemleri sırasında yaralanan 15 yaşındaki
Berkin Elvan’ın ölümü nedeniyle yapılan eylemlere
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu ile birlikte
destek verdik.
İşyeri Temsilcileri Toplantısı
12 Mart 2014
İşyeri Temsilcilerimiz ve Yönetim Kurulu üyelerimizin katılımıyla Şubemizde yapılan toplantıda gündem değerlendirilerek, yeni dönem Şube çalışmalarımız hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
2014 yılı teması “Su ve Enerji” olarak belirlenen 22
Mart Dünya Su Günü dolayısıyla Şubemiz Konferans
Salonunda bir panel gerçekleştirildi. Üyemiz İnşaat
Mühendisi Umut Yılmaz DEVECİ tarafından dünyada sudan enerji elde etmenin tarihçesi ve Ülkemizde
hidroelektrik santrallerin gelişiminin anlatıldığı ve
hidroelektrik santraller hakkında kısa bir bilgilendirmenin yapıldığı sunumla başlayan panelde sırasıyla DEÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümü em.
Öğretim üyesi Prof. Dr. Ünal ÖZİŞ Ülkemizin enerji
ihtiyacı ve hidroelektrik santrallerin rolünü anlattı.
ODTÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümünden
Doç. Dr. Şahnaz TİĞREK Ülkemizde hidroelektrik
santrallerden elde edilen enerjinin temin ve tüketim
miktarları ve bölgeleri hakkında bilgi verdi. Çoruh
ve Ilısu havzaları ile ilgili verdiği bilgilerin ardından önermelerde bulundu. TEMA İzmir İl Temsilci
Yardımcısı Merih YÜCEL ise sunumunda iklim değişikliği nedeniyle yaşanacak su sıkıntısına dikkat
çekerek, yapılacak enerji tasarrufu ile hidroelektrik
santrallere ihtiyaç kalmayacağını belirtti. Panelde
konuşmacıların tümü uygulama sırasında vahşi
yöntemler uygulandığına dikkat çekti. Yöre halkının
kararlara ortak edilmesinin ve projedeki kriterlere
uyulmasının, can suyu bırakılmasının önemi vurgulandı. Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.
Mart 2014
11
Şubeden
Kentleri Yok Eden Projeler - Seminer
20 Mart 2014
İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı
Cemal Gökçe’nin konuşmacı olarak katıldığı
‘Kentleri Yok Eden Projeler’ başlıklı seminer Şube
Konferans Salonumuzda gerçekleştirildi. Seminerde
özellikle İstanbul’da Kent planlaması dikkate alınmadan yapılan ve kamu zararına yol açan ya da açacak olan 3. Köprü, Avrasya Tüp Tüneli, 3. Havaalanı,
İstanbul Kanal Projesi ve Marmaray gibi projelere değinildi. Yapılan yatırımların planlamalarının nasıl
yapılması gerektiğinin de konuşulduğu seminerimiz,
katılımcılardan gelen sorularla sonlandı.
2014 İLKBAHAR
ETKİNLİK PROGRAMIMIZ
3 Nisan 2014 Perşembe
Seminer
Kıyı Yapıları Tasarım İlkelerine
Yeni Bir Bakış
ve İspanya Limanlarından Örnekler
İnş. Müh. Sunay AKÇAOĞLU
İnş. Yük. Müh. Veli AKÇAOĞLU
16 Nisan 2014 Çarşamba
Belgesel
Köy Enstitüleri Destanı
İnş. Müh. Ahmet GÜREL
24 Nisan 2014 Perşembe
Seminer
Adnan Menderes Havaalanı
İç Hatlar Terminali İnşaatı Tanıtımı
Aziz Kocaoğlu ile Toplantı
25.03.2014
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz
Kocaoğlu’nun daveti üzerine Akademik Meslek
Odaları ve KESK’in katılımıyla Havagazı
Fabrikasında yapılan bilgi paylaşımı toplantısına
Şube Sekreter üyemiz Jale ALEL katıldı. Mesleki
denetimin önemi ve devamının zorunluluğunu
dile getirdiğimiz toplantıda, geçtiğimiz sene İzmir
Büyükşehir Belediyesi ve DEÜ Mühendislik Fakültesi
ile imzaladığımız protokol çerçevesinde Balçova ve
Seferihisar (merkez) ilçelerinde gerçekleştirdiğimiz
yapı stoğu envanter çalışması sonuçlarının uygulamaya geçirilmesi ve diğer ilçelerde de devam ettirilmesi gerektiğini söyledik.
İnş. Y. Müh. Fatih KAN (Proje Müd.)
İnş. Müh. Kerem KURUM (Teknik Ofis Şefi)
İnş. Y. Müh. Aynur Hürriyet ŞEŞEN (Teknik Ofis Müh.)
8 Mayıs 2014 Perşembe
Konser
İMO İzmir Şubesi
Türk Sanat Müziği Korosu Konseri
Yöneten: Selim ÖZTAŞ
9 Mayıs 2014 Cuma
Teknik Gezi
İstanbul Yapı Fuarı
Şubemizden toplu olarak gidilecektir
22 Mayıs 2014 Perşembe
Seminer
Sualtı Boru Hatları ve Deşarjı
Dr. Mustafa DOĞAN
DOĞUM
EVLİLİK
Üyemiz Önder Arslan’ın kızı
Tilda
27 Şubat 2014 tarihinde dünyaya gelmiştir.
Yönetim Kurulu yedek üyemiz
Onur Açık ile Kiana Garivani
15 Mart 2014 tarihinde 15.05’te evlendiler.
Bebeğimize hoşgeldin diyor,
sağlıklı yarınlar diliyoruz.
Kendilerini kutlar, ömür boyu mutluluklar dileriz.
12 Mart 2014
Şubeden
ŞUBE BAŞKANIMIZ AYHAN EMEKLİ’NİN
GENEL KURUL KONUŞMASI
15 Şubat 2014
Sayın Divan, Değerli Konuklar, Değerli
Meslektaşlarım,
Şubemizin 44. Dönem Genel Kuruluna hoşgeldiniz.
Hepinizi TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir
Şubesi Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.
Şubemizin 44. Dönem Genel Kurulunu bugün 15
Şubat 2014 ve seçimlerini yarın 16 Şubat 2014 tarihinde gerçekleştirirken geride bıraktığımız 43.
Dönemde Meslek Odamızın çatısı altında İnşaat
Mühendisi meslektaşlarımızın öneri ve eleştirilerini
değerlendirerek etkin ve nitelikli bir çalışma programını gerçekleştirmeye gayret ettik.
Ülkemize, kentimize ve toplumumuza karşı meslek
odamızın kamusal görevi ve sorumluluğu olarak gördüğümüz mesleki çalışmalarımızda üretken, katılımcı ve paylaşımcı olmayı amaçladık.
Tüm meslektaşlarımıza odamızın hizmetinin ulaşmasını ve mesleğimizin gelişimini sağlamak, meslektaşlarımızın bilgisini ve deneyimini arttırmak
amacıyla mesleğimizin değişik uzmanlık alanlarında
kurs, seminer, panel, sempozyum, kongre etkinlikleri düzenledik. Sosyal etkinliklerimizle üyelerimiz
arasındaki bağın güçlenmesini hedefledik. Genç
meslektaşlarımızın okul sonrası mesleki birikim ve
kazanımlarına katkıda bulunabilmek için çalışmalar
yaptık. İnşaat Mühendisliği eğitimi gören öğrenciler
için programladığımız çeşitli etkinliklerle odamızı,
şubemizi ve mesleğimizi eğitimleri sırasında tanımalarını sağlayarak gelecekte mesleğimize ve odamıza nasıl sahip çıkabileceklerini anlatmaya çalıştık.
Kentimizi, Ülkemizi, mesleğimizi, meslektaşımızı,
yaşam alanlarımızı, meslek örgütümüzü ve geleceğimizi ilgilendiren her konuda topluma karşı sorumluluğumuzu unutmadan ve kamu yararını önde tutarak
sizlerle birlikte güçlü olduğumuz bilinciyle sözümüzü söylemeye çalıştık.
Değerli Meslektaşlarım,
Tamamladığımız 43. Dönemde mesleğimiz, meslek
alanlarımız, meslek örgütümüz ile birlikte ülkemiz
ve halkımızı ilgilendiren birçok düzenleme ve uygulamanın yapıldığı zor ve yoğun bir süreci hep birlikİMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
te yaşadık. Haklarımızı, kazanımlarımızı, kamusal
değerlerimizi geri götüren ve belli çıkar gruplarının,
sermayenin yağmalamasının yolunu açan hukuksuzlukların giderek arttığı bir dönemi geride bıraktık.
Resmi Gazete’de önce 3 Nisan 2012 tarihinde “Bürokrasinin Azaltılması ve İşlemlerin Basitleştirilmesine Yönelik” başlığı altında Yapı Denetimi Yönetmeliği ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde
değişiklikler yapıldı. Düzenleme ile yapı ruhsatı ile
yapı kullanma izni verilmesi işlemlerinde Yapı Denetim Kanunu gereği Meslek Odasından alınması gereken ve her işin adına düzenlenen sicil durum belgesi
oda kayıt belgesi düzenlenmesine dönüştürüldü. 14
Nisan 2012’deki yönetmelik değişikliği ile de oda kayıt belgesinin talep edilmeyeceği, proje müellifi, fenni
mesul ve şantiye şefi sorumluluğunu üstlenenlerin
mesleğini yerine getirebilecek şartlarda ve yetkinlikte olduğuna, mesleki kısıtlılığının olmadığına dair
taahhütnamenin yetkili idarelerce istenmesi şeklindeki son halini aldı. Yapılan düzenlemeyle deprem
başta olmak üzere doğa olaylarının afete dönüşmemesinde kamu yararına önemli bir işlevi olan meslek
odalarımız denetim sürecinin dışında bırakılmıştır.
Devlet denetleme kurulunun TMMOB’yi incelemesinin sonucunda meslek örgütümüzü etkisizleştirmeyi, işlevsiz hale getirmeyi amaçlayan ve “yeniden”
dizayn etmeyi öngören raporuna dayanılarak hazırlanan TMMOB yasa değişikliği tasarısı ile siyasi
iktidar 6235 sayılı TMMOB Yasası’nın bütününü
2012 yılı sonlarında değiştirme girişiminde bulundu. Meslek örgütümüzün sesini kısmayı, güçsüzleştirmeyi hedefleyen bu düzenleme TMMOB ile bağlı
Odalarımızın yürüttüğü kampanya üzerine Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “şimdilik geri
çekildiği” açıklamasıyla ertelendi. Birkaç ay sonrasında yapılan TMMOB’a yönelik son düzenleme ise
Taksim gezi platformu sürecini gerekçe yapan intikamcı yetki budaması oldu. 6495 sayılı “Bazı Kanun
ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun” isimli torba yasa 12
Temmuz 2013’te TBMM’de kabul edildi. Torba yasaya göre 3194 sayılı İmar Yasası’na yapılan ekleme
ile Meslek Odalarımızın kamusal denetimin gereği
yaptığı mesleki denetim, belgelendirme, sicil tutma,
Mart 2014 13
Şubeden
alan düzenleme gibi çok önemli yasal yetkilerini ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye’nin gelecekteki planlamasına dayalı olmayan ve gereksinimlerinin üzerine çıkacak sayıda
“Mühendis mezun etmeye” yönelik olarak kontenjanları artırılan Mühendislik Eğitimi sadece birkaç
akademisyenle, donanımları bulunmayan ve fiziki
koşulları yetersiz olarak yeni kurulan mühendislik
fakülteleriyle nitelik kaybına da uğratılmaktadır.
Teknik Öğretmenlere SBS düzeyinde 21 Temmuz
2014’te yapılan sınav ve 2013-2014 öğretim yılında
başlatılan iş bulma kursu seviyesindeki kısa bir eğitimi öngören YÖK düzenlemesi ise “1 yılda 10 derste
mühendis diploması dağıtma”yı amaçlamaktadır.
Hafife alınarak gözardı edilen bilimsel eğitim ve
yetkinlik-uzmanlık gerektiren mühendislik mesleğinin itibarsızlaştırılması önümüzdeki yıllarda büyük sorunlara yol açacaktır. Teknik Eğitim Fakültesi
mezunlarının atamasını yapmayan iktidar Teknik
Öğretmenlerin istihdam sorununu çözeceğini iddia
ederek dağıtacağı diplomalarla mühendislerin çalışma koşulları ve iş bulma sorununa daha da içinden
çıkılamaz boyutlarda yeni sorunlar ekleyecektir.
Teknik Eğitim Fakültelerinin kapatılarak Teknoloji
Fakültelerine dönüştürülmesi ve teknik öğretmen
eğitiminden vazgeçilmesiyle, inşaat sektöründe
önemli bir görevi olan teknisyen/teknikeri yetiştiren
meslek liseleri eğitimi zaafa uğratılacaktır.
Sonuçta Teknik hizmetin değeri piyasa koşullarına
mahkûm edilecek ve mühendislik hizmetlerinin kalitesinin sorgulanır hale gelmesiyle, mevcut yapı stoğumuzun ve mühendislik yapılarımızın sorunlarına
ek olarak yeni yapılara ilişkin kamusal sorumluluklar yok sayılarak toplumun can güvenliği riski çok
daha büyük boyutlara ulaşacaktır. Kocaeli-Gölcük
depreminin 14. yılında bu düzenlemeyi yapan siyasi
anlayışın temsilcileri mühendislik hizmetinin ilerideki yıllarda daha da sorunlu hale gelmesinin yolunu
açarak, topluma yaşatacakları ve mühendislere fatura
edecekleri can yakıcı sonuçların asıl sorumluları, sahipleri olacaklardır.
Değerli Meslektaşlarım,
İzmir’de Emlak Bankası arsaları, Tekel binaları ile
başlayan, bugün Karayollarına ait araziler ile süren, Ağaçlı Yol üzerindeki DSİ, TEDAŞ, Tarım İl
Müdürlüğü, Zeytincilik Enstitüsü, kent içindeki
Alsancak Stadı ve limanı, askeri alanlar vd. ile devam ettirilmek istenen kamu kurumlarına ait arazilerin özelleştirmeler yoluyla satışı kentimize geri
döndürülemez zararlar verecektir. Ülkemizde ve
Kentimizdeki kamu arazilerinin satılması, TOKİ ya
14 Mart 2014
da Özelleştirme İdaresi üzerinden kamu arazilerinden rant yaratma ve bu rantı peşkeş çekme isteğinden
vazgeçilmediğinin göstergesidir. Özelleştirme İdaresi
bu satışlar sırasında plan yapma yetkisini kullanarak
söz konusu alanları yoğunluk artışı sağlayan emsal
değerleri artışları, AVM yapmanın yolunu açan ticari seçenekler gibi yapılaşma koşullarını değiştirerek
imar rantına açmaktadır. Kamuya ait alanlar aslında gerçek sahipleri olan toplumun, kentlinin ortak
kullanımına açılarak giderek azalan yeşil alanlar
olarak kentimize kazandırılması gerekirken belirli
sermaye gruplarına rant uğruna feda edilmektedir.
Şehrimizin, yaşam alanlarımızın yeniden şekillendirilmesi, küresel sermaye ve işbirlikçileri tarafından
kendi istekleri doğrultusunda kentsel rant üzerinden
ve kentlileri yok sayan daha yüksek kar beklentisiyle
şekillenen projeler ve AVM’ler bizlere dayatılmaktadır. Kruvaziyer Liman Alanı Plan değişikliği ile kentin merkezinde limana AVM önerilmekte, Alsancak
Şubeden
Stadının TOKİ’ye devredilerek AVM yapımı amaçlanmaktadır. Karşıyaka ve Göztepe statlarının yıkılarak içinde AVM olmak üzere yeniden yapım ihaleleriyle halkın kullanımına kapalı hale çevrilmesi
kent planlamasına, kamu yararına ve hukuka aykırı
kararlardır. AVM amaçlı uygulamalar mevcut alanlarda var olan trafik yükünü daha da artırarak kentin
merkezi bölgelerini etkileyen kâbusa dönüşecek bir
ulaşım karmaşasına neden olacaktır. Kamunun zarara uğratılmasına yol açan TOKİ’nin ve Özelleştirme
İdaresi Başkanlığı’nın gerçekleştirdiği yağma niteliğindeki plan kararları ve uygulamalar; kentsel, tarihsel doğal değerlerin yok olmasına ve toplumsal
yapının onarılamaz şekilde zarar görmesine neden
olmaktadır.
YEREL YÖNETİMLERLE İLİŞKİLER
İzmir Büyükşehir Belediyesinin 2012 yılı Ağustos ayı
Meclisinde İmar Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklik
sırasında Odalarımıza bilgilendirme yapılmasına;
öncesinde görüş, katkı ve önerilerimizin alınmasına önem verilmemiş; üç ay sonrasında Kasım’da yönetmelik yürürlüğe girmişti. Bu süreçte Büyükşehir
Belediyesiyle TMMOB’ye bağlı Odalar olarak yaptığımız görüşmelerde uyarılarımıza rağmen meslek
odalarının mesleki denetimi ortadan kaldırılmış,
böylece yapı üretiminde kamusal denetim yara almış, can güvenliği tehlikeye atılmıştır. Yapılan İmar
Yönetmeliği değişikliğinin yargı yoluyla iptal edileceği ya da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanmayacağı uyarılarımıza karşın kararda ısrar edilmiştir. Sonuçta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İmar
Yönetmeliği değişikliğini Tip İmar Yönetmeliği’ne
uymadığı gerekçesiyle onaylamamıştır. Bu nedenle
proje üreten mühendisler ve mimarlar yürürlükte
bulunan bir İmar Yönetmeliği’ne ulaşamamaktadır.
Proje tasarımı ve yapı ruhsatı düzenlenmesi aşamalarındaki belirsizlikler ve gereksiz uzayan işlemler
nedeniyle süreç bir kaos ortamına dönüşmüştür.
Kentin gereksinimlerine çözüm getiren, kimliğini,
özgün niteliklerini, yerel ve toplumsal yapısını gözeten, geçmişten geleceğe yön veren imar düzenlemelerini katılımcı anlayışla başta TMMOB’ye bağlı
meslek odaları olmak üzere ilgili uzman kişi, kurum
ve kuruluşların görüşlerini alarak hazırlamak ve hayata geçirmek merkezi olduğu kadar yerel yönetim
anlayışına da esas olmalıdır.
Kentiçi ulaşımında raylı sistemlerin kullanıldığı toplu ulaşım çözümleri; çağımızın gereği olan bir sosyal
devlet politikasıdır. Kentimizde Metro ve İzban’nın
ulaşımdaki payı son birkaç yılda önemli yolcu sayıİMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
larına yükselmiştir. Metronun inşaatı devam eden
Üçyol-Üçkuyular uzatma hattı proje ve planlama hataları sonucu yanlış seçimler ve kararlarla konusunda yetkin olmayan kadrolar ve yapımcılarla yürütülmeye çalışılmıştır. Proje aşamasındaki yetersizlikler
yapım aşamasına yansımış, karşılaşılan sorunların
öngörülememesi ve çözümler üretilememesi, yapılan
ihaleler, süre uzatımları ve keşif artışları sonucunda
işin bitirilme tarihi sürekli ertelenerek belirsiz bir
tarihe kalmıştır.
Ana temasını Bütünleşik Ulaştırma sistemleri olarak belirlediğimiz İnşaat Mühendisleri Odası 10.
Ulaştırma Kongresini 25-27 Eylül 2013 tarihlerinde ulusal ölçekte İzmir’de gerçekleştirdik. Gerek
kentiçi gerekse de şehirlerarası ulaşımı; İnşaat
Mühendisliği’nin uzmanlık alanlarından Ulaştırma
Ana Bilim Dalının konusu olan ulaşım planlamasına göre bütünleşik olarak ele alınmalıdır. Dünyanın
birçok büyük şehrinde kentiçi ulaşımda şehir merkezlerinin özel araç trafiğinden arındırılmasına
yönelik uygulamalara geçilmekte, geliştirilen raylı
sistemlerle bütünleşik toplu ulaşımın teşvik edilmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede her kentin olduğu
gibi İzmir’in de ulaştırma ana planı; kentiçi ulaşıma
bütüncül planlama anlayışıyla çözümler üretmelidir.
Ulaştırma Bakanlığı ile Büyükşehir Belediyesinin
kentimizin ulaşımına dair planlamaları bütünleştirilememekte, kalıcı sorunlara yol açacak parçacıl
proje uygulamalarıyla geçici çözümler getirilerek
kamu kaynakları kötü yönetilmektedir. TMMOB’ye
bağlı meslek odalarının kent ve ülke planlamalarında
olduğu gibi kent ulaşımına ilişkin katkı ve görüşleri de istenmemekte, değerlendirmeleri engel olarak
görülmektedir.
Değerli Meslektaşlarım,
Yine 43. dönemde 31 Mayıs 2012 tarihinde Resmi
Gazetede yayınlanan Afet Riski Altındaki Alanların
Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve sonrasında
yayınlanan Uygulama Yönetmeliği ile başlatılan
kentsel dönüşüm uygulamalarıyla kamuya ait kentsel mekânlar ve halkın mülki hakları olan konutlarının meta olarak pazarlanması amaçlamıştır. Yasa ve
Yönetmelik Afet riski başlığı altında yalnızca depremi esas almış, sel, heyelan, çığ, kaya düşmesi vb. diğer
afetler gözardı edilmiştir. Yine bu yasa ile yalnızca
konutlar hedeflenmiş sanayi yapıları, kamu yapıları, ulaşım yapıları, kültürel ve tarihi yapılar, iletişim,
haberleşme ve enerji yapıları ile altyapı tesisleri kapsam dışı kalmıştır. Yasa Van depreminin bir yıl öncesinde AFAD’ın Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem
Planındaki “mevcut binaların sayısı ve tipolojisinin
belirlenmesini”, “Bina kimlik sisteminin oluşturulMart 2014 15
Şubeden
masını”, “Bina envanterinin ve binaların hasar görebilirliklerinin değerlendirilmesini” öncelikli olarak
gerekli gören ve eylem planı olarak 2012-2017 yılları arasındaki 5 yıllık sürede yapılmasını öngörülen
çalışmayı yok saymıştır. Oysaki Kentsel dönüşüme
ve imar uygulamalarına ileriye dönük olarak karar
oluşturacak bilimsel temelli tek veri tabanı çalışması “Yapı stoğu Envanteri”nin çıkarılmasıdır. Yasanın
özünde öne çıkan Riskli alan, Rezerv yapı alanı ve
Riskli yapı tanımları arasında “riskli yapı” olarak değerlendirilen binaların yıkımı esas alınmış; binaların
güçlendirilmesi yok sayılmıştır. Kanun tüm yetkileri
Çevre ve Şehircilik Bakanlığında toplamakta, kentlerin dönüşümünü denetlenemeyen TOKİ üzerinden
yapmayı kurgulamakta ve yürürlükteki 13 yasayı
sayarak “bu Kanunun uygulanmasını engelleyici
hükümleri ve diğer kanunların bu Kanuna aykırı
hükümleri uygulanmaz” hükmüyle diğer yasaların
üstünde uygulayıcısı Bakanlığa ve dolayısıyla siyasi
iktidara özel yetkiler sağlamaktadır. Yasa uygulamadan doğan tüm maliyetleri ve sorumlulukları yasanın muhatabı olan vatandaşın üzerine yıkmasına
karşın hukuki haklarını ortadan kaldıran ve gerektiğinde zor kullanmayı öngören ve “YIKIM”a dayalı
bir mantıkla hazırlanmıştır. Kentleşme adına uydu
kentler, rezidanslar, AVM’ler, devasa iş merkezleri,
TOKİ binaları dayatmasıyla Toplumsal yapımızın
parçalanarak dönüştürülmesi, sosyal yapımızın kimliksizleştirilmesi hedeflenmektedir. Hiç kuşkusuzdur
ki afet riski altında olduğu tespit edilen alanlarda
kentsel dönüşüm uygulamaları ile planlı, sağlıklı, nitelikli, güvenli, depreme dayanıklı ve sürdürülebilir
yaşam alanları oluşturulması kentlerin ve ülkemiz
16 Mart 2014
insanlarının öncelikli gereksinimidir. Ancak 6306
sayılı kanun ve uygulama yönetmeliği Anayasanın
temel hükümlerine ve insan haklarına aykırıdır.
Kentsel mekânların sermayenin isteğine uygun olarak en kısa sürede kar realizasyonunun sağlanamaması ve hızla ranta çevrilememesinin sonucu hız
kesici olarak görülen demokratik süreçler askıya
alınmaktadır. Piyasa düzeninde dirençle karşılaşıldığı ya da maliyetin arttığı durumlarda kamusal ya
da özel; Halk’a ait kent mekânları hukuksuz yasal
düzenlemelerle zor ve şiddete dayalı yıkıcı baskı altına girmektedir. Acele kamulaştırma, el koyma, ÇED
muafiyeti, kamusal denetim dışına çıkarma gibi
düzenlemelerin geri planında sermayenin yüksek
karlarına engel olarak görülen unsurların ortadan
kaldırılması bulunmaktadır.
Değerli Meslektaşlarım,
TMMOB; 6235 sayılı kanun ile 1954 yılında kurulmuş; kamu yararını önde tutan, örgütsel yapısı, seçimlerle belirlenen yönetim ve denetim kurullarıyla
kendi işleyişini kamusal sorumluluk göreviyle gerçekleştiren tarafsız ve hiçbir yapıyla bağlantısı olmayan bağımsız mesleki demokratik kitle örgütüdür. Bu
dönem sonunda TMMOB yasasında 1983 yılında yapılan değişikliğe dayanılarak 17 Aralık 2013 tarihinde İnşaat Mühendisleri Odamızın da içinde olduğu
11 meslek odasının idari ve mali denetiminin Çevre
ve Şehircilik Bakanlığınca yapılması hakkındaki
Bakanlar Kurulu Kararı alınmıştır.
Türkiye’nin tekrar biçimlendirildiği, ileri demokrasi adı altında uygulamalarla hakların, kazanımların
Şubeden
gerçekte geriye götürüldüğü bir dönemdeyiz. “Yeni Türkiye’nin tekrar biçimlendirildiği, ileri demokraTürkiye” gibi birçok tanımlamada sıkça kullanılan
si adı altında uygulamalarla hakların, kazanımların
“yeni” ibaresi eklentisiyle kavramlar ve kurumlar bir gerçekte geriye götürüldüğü bir dönemdeyiz. “Yeni
anlamda olumlu gösterilmeye çalışılıyor, ülkemizin Türkiye” gibi birçok tanımlamada sıkça kullanılan
ve toplumumuzun siyasi gerici politikalar kullanı- “yeni” ibaresi eklentisiyle kavramlar ve kurumlar bir
larak işbirlikçileri eliyle emperyalistlerin dizaynına anlamda olumlu gösterilmeye çalışılıyor, ülkemizin
göre biçimlendirildiği açıkça ilan ediliyor. Haziran ve toplumumuzun siyasi gerici politikalar kullanıayında muhalefet eden, hak talebinde bulunan ve
larak işbirlikçileri eliyle emperyalistlerin dizaynına
bunun için meydanları kullanan halka karşı polisin göre biçimlendirildiği açıkça ilan ediliyor.
kullandığı şiddet ve terör; iktidarın “İleri demokrasi”
olarak sunduğu düzenlemelere ve uygulamalara tezat “Yeni” dizayn sürecinden Meslek Odalarımız ve mesülkemizin demokrasi ve özgürlükler alanında aslın- leğimiz de payını almaktadır.
da ne kadar geride olduğunu göstermiştir.
Mecliste yasalaşması gereken kanunları aldığı yetki
yasasına dayanarak Kanun hükmündeki kararnamelerle yapması ve birçok kanunu meclis tartışmasından kaçırarak torba yasa içerisinde gece yarısı
geçirmesiyle siyasi iktidar yasama erkinin yetkisini
yürütmenin emrine almıştır. Anayasa Mahkemesi,
Yargıtay, Danıştay ve HSYK düzenlemeleri Adalet
Bakanlığının yargı kurumları üzerindeki etkin uygulamaları ile siyasi iktidar yürütme yetkisini belirleyici ve baskın olarak yargı erki üzerinde de kullanmaktadır. Bu haliyle güçler ayrılığı ilkesini terkeden,
yasama ve yargı erklerini yürütmenin yetkisinde toplayan otoriter yönetim anlayışındaki iktidar yönetim
şeklini giderek totaliter yönetime doğru dönüştürmektedir. Yetkileri kendinde toplayan yönetim anlayışı ile Siyasi iktidar Tabipler Birliği, Barolar Birliği,
TMMOB gibi demokratik kitle örgütleri ile DİSK ve
KESK gibi sendikalar üzerinde baskıcı uygulamalarını yoğunlaştırmakta, Odalarımızı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının idari ve mali denetimine alan Bakanlar
Kurulu kararı ile bağımsız yapılanmış örgütümüzü
de yürütmenin kontrolüne almak istemektedir.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Değerli Meslektaşlarım,
Son yıllarda ve özelikle de son günlerde gündemimiz
çok hızlı değişiyor. Tüm ülke halkı olarak hepimiz
içinde bulunduğumuz ve tarihe tanıklık ettiğimiz
günleri yaşıyoruz. Taksim meydanını yayalaştırma
projesi kapsamında Topçu Kışlası rekonstrüksiyonu
adı altında gerçekte AVM amaçlı bina yapımına girişilmesiyle erken başladı sıcak yaz günleri ülkemizde.
Taksim Gezi Parkı süreci iş makinalarıyla 27 Mayıs
gecesi duvarının yıkılması ve ertesi gün de ağaçların sökülmesinin ardından nöbet tutan 40-50 kişilik
grubun direnci ve duyurusu sonucu Taksim İnönü
gezisinin yer aldığı bir kamusal alan olan Park’ın sahiplerince korunması, savunulmasıydı ilk başlardaki
amaç.
Eylem sonraki günlerde toplumun değişik kesimlerini biraraya getiren, taleplerin ve tepkilerin dile getirildiği, başta Ankara Kuğulu park, İzmir Gündoğdu
meydanı, Hatay, Eskişehir, Adana, Antalya olmak
üzere Türkiye’nin tüm illerinin meydanlarında ve
mahallelerinde yoğun kitlesel katılımlarla eşzamanlı
Mart 2014 17
Şubeden
yaygınlaştı. Gezi Parkı kamusal mekânlarında, yaşam biçimlerinde, yaşam mekânlarında ve özgürlük
alanlarında tehdit ve dayatma hisseden kuşatma ve
baskı altında olduğunu görenlerin biraraya geldiği
bir başkaldırı, bir halk hareketi olarak ortaya çıktı.
Evet mesele sadece 3-5 ağaçtan ibaret değildi aslında…
İktidar günlük yaşamı ve kentsel mekânları son dönemde giderek artan muhafazakâr anlayışla dönüştürmektedir. Kendisine dayatılanları benimsemeyen,
karşı çıkan toplumsal kesimler adeta düşman olarak
görülmektedir. Siyasal ve toplumsal alanda karşılıklı görüşme, katılımcılık, katkıya açık olma ve ortak
çözümler oluşturulması gibi çoğulcu yaklaşımlar
ya reddedilmekte ya da prosedür gereği yerine getirilmiş gibi yapılmaktadır. Gezi Parkı protestolarının nedenleri arasında iktidarın tepkiye dönüşen
uygulamalarının bireylerin yaşam tarzına, kentsel
mekânlara yönelik müdahale boyutlarına ulaştığı,
meydanlardaki direnişçilerin söylemlerinde yoğun
olarak dile getirilenler arasındadır. Siyasi iktidarın
otoriter ve hatta dozunu arttıran totaliter yönetim
anlayışı da Gezi Parkı protestolarının nedenleri arasında öne çıkmıştır.
Yasal düzenlemeler ve son gelişmeler göstermiştir ki
Ülkemiz; gayrimenkul piyasasının pompalanmasıyla,
kent üzerinden ve de imar rantının tek elden merkezi
yönetilmesiyle haksız kazanç sağlayanların istekleri
doğrultusunda yönetilmektedir. Kentlerimizde boş
alan bırakılmamacasına kamusal alanları yapılaştırarak kent halkının yaşam kalitesini düşüren uygulamalar hızla sürdürülüyor. Bu bağlamda kentlerimizde az sayıda yeşil kalan alanlar İstanbul’da Taksim
Gezi Parkı İzmir’de Bornova ağaçlı yol aksı gibi birçok alana AVM, rezidans, kule yapılmaya çalışılarak
bilimle ve insan aklı ile alay ediliyor. “Taksim Gezi
Parkı`na AVM İstemiyoruz” diyenlere saldırılıyor,
ölümler, yaralanmalar, gözü çıkanlar sıradanmış gibi
görülüyor.
Bir hesaplaşma süreci olarak yolsuzluk, rüşvet, yağma ve kamusal değerlerin talan edildiğine dair yürütülen soruşturmalarla ortaya çıkan kirli ilişkiler,
Bakanların gözaltın alınıp tutuklanan oğulları ve
görevlerinden alınan dört Bakan ile çok sayıda polis,
savcı hakim gibi devlet memurlarının görevlerinden alındığı ve birçok suçüstü niteliğinde gündeme
düşen haberler Ülkemiz, Halkımız, Mesleğimiz ve
Geleceğimiz için tüm söylediklerimiz ile haklı olduğumuzu da göstermektedir.
17 Aralık tarihi rüşvetin, yolsuzluk ve hukuksuzluğun ve kamusal değerlerin, ülke kaynaklarının nasıl
18 Mart 2014
yağmalandığının gündeme geldiği bir tarih olarak
2013 yılının unutulmazları arasındaki önemli yerini
almıştır.
Değerli Meslektaşlarım,
Önümüzdeki günler kitlesel bağlarımızı daha da güçlendirmemiz, Mesleğimize, Meslek Odamıza sahip
çıkmamız, Ülkemizi, haklarımızı, kamusal yararı
savunmamız ve örgütlülüğümüzü güçlendirmemiz
gereken daha zorlu bir süreç için hazırlıklı olmamız
gereken bir dönem olacaktır. Tahsin ağabeyimizin
söylediği gibi yapılacak çok işimizin olduğu ve herbirimizin karanlığa birer alev olmamız gerektiğini
unutmadan, karanlığı aydınlığa çevirmemiz için hep
birlikte aklı ve bilimi kullanarak ışığın gücünü artırmamız gereken görev bizlere düşmektedir.
Çalışma grupları ve komisyonlarda görev alarak
emeğini ve bilgisini Şubemizden esirgemeyen değerli
meslektaşlarımıza,
Şubemiz ve Odamız organ ve birimlerinde görev alarak, meslek örgütümüz, mesleki ve toplumsal çıkarlarımız için verilen uğraşlara katkı koyan üyelerimize,
Şubemizce gerçekleştirilen her türlü etkinliğe katılarak katkılarını koyan bütün üyelerimize,
Etkinlikleri ve çalışmaları gerçekleştirirken gösterdikleri özverili çalışmalarından dolayı Şubemiz
çalışanlarına
43 Dönem Yönetim Kurulu adına Teşekkür ederim.
Bizler mesleğini iyi bilen, sorgulayan, doğru uygulayan ve Halkın hizmetinde kullanan;
Ülkemizin mühendislik yapılarının planlama, tasarım, uygulama ve denetim süreçlerinde ayak izini
bırakan, eli dokunan nicel ve nitel gücü olan;
Kalkınmamızı ve gelişmemizi kendi gücümüzle gerçekleştireceğimiz teknik elemanlarla;
Meslek düzeyimizin geliştirilmesinden, ülke, meslek
ve meslektaş sorunlarının çözümüne kadar amaç, iş
ve eylemleri gerçekleştirmek için;
Haklarımız için, Geleceğimiz için, Halkımız için,
Ülkemiz için
Sevgili Başkanımız Tahsin VERGİN’in dediği
gibi “Karanlığa karşı hepimizin bir alev olduğunu
unutmayalım…”
Hepinizi Saygıyla selamlıyorum…
Şubeden
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI İZMİR ŞUBESİ
44. DÖNEM ÇALIŞMA PROGRAMI
SUNUŞ
Yine bir dönemi bitirdiğimiz, yeni bir sayfa açacağımız Genel Kurul sürecine girdik. ‘Her son bir umuttur, her başlangıç bir kuşkudur’ derler. Yeni bir dönemi açacağımız şu günlerde; kuşkuları biraz olsun
gidermek için geçtiğimiz döneme baktığımız, umudu yeşertmek için geleceğe baktığımız ‘43.Dönem
Çalışma Raporunu’ siz üyelerimizin eleştirilerine
sunuyoruz.
Yazılan her kağıt parçası gibi, çalışma raporumuz da
sizler tarafından okunması ve genel kurulda eleştirilmesi ile anlamlı hale gelecektir. Bu nedenle tüm
üyelerimizi 15 Şubat 2014 Cumartesi günü yapılacak
Şube Genel Kurulumuza bekliyoruz.
Yine yazılan her kağıt parçasını, bir meslek odasının
temel dökümanı haline getiren üyeleri tarafından sahiplenilmesidir. Bu nedenle Genel Kurulda birlikte
eleştirdiğimiz çalışma programımızı, nihayetinde sahiplenmek üzere tüm üyelerimizi 16 Şubat 2014 Pazar
günü yapılacak Şube seçimlerine bekliyoruz.
1. GENEL DEĞERLENDİRME
(Ülkemiz ve Mesleğimize Bakış)
Örgütümüzün geleceğini etkileyecek önemli bir dönemin arifesinde ve Türkiye’nin hızlı bir dönüşüm
sürecinden geçirildiği bir zamanda birlikteyiz.
Ülkemizin son dönemde yaşadığı siyasi ve ekonomik
dönüşümünü bazı rakamlar özet olarak çok net bir
şekilde açıklamaktadır.
Türkiye senelik ortalama %5 oranında büyüyen, insani kalkınma indeksi 2012 yılı verilerine göre dünyada 92. sırada olan bir ülkedir. AKP’nin iktidarda
olduğu yıllara göre değerlendirdiğimizde Türkiye
insani kalkınma indeksinde toplamda 12 sıra gerilemiş durumdadır. Yani ülkemizde insani olmayan
ve tabana yayılmayan bir kalkınma yaşanmaktadır.
Yine Türkiye’de son 10 yıla bakıldığında, senelik
yaklaşık 135 milyar TL cari açık veren, işsizlik oranı
ortalama %10-%11 arasında seyreden bir ülke olduğunu görmekteyiz. Bu değerler Türkiye’nin katma
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
değer yaratmayan ürünler ihraç ettiğini, ucuz işgücü
deposu olarak uygarlığı arkadan takip eden bir ülke
olarak dünya sistemindeki yerinin sabitlendiğini
göstermektedir.
Bu ekonomik tablonun doğal sonucu olarak; her yerde mühendislik fakülteleri açılarak, bu ucuz işgücü
ülkesi için uygun öğrenci ve mühendis tipolojisi yaratılmaktadır. Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan
Bayraktar’ın bir konuşmasında açıkça söylediği ‘bize
mühendis değil tekniker lazım’ düşüncesi bu durumun en yetkili ağızdan kabulüdür. Yine aynı bakımdan bu geri kalmışlık ‘bizim Müslüman ülke olmamız’ ile açıklanarak duruma kutsallık atfedilmiştir.
Bugün geride bıraktığımız 43.Dönem çalışmalarımızda karşımıza çıkarılan yasa ve yönetmeliklerin
amacı, ucuz işgücü deposu haline getirilen ülkenin,
Yeni TMMOB’ni oluşturmaktır. Faydacı-çıkarcıpiyasacı-gerici bir TMMOB…
Bu yasa ve yönetmelikler eliyle yapılan değişiklikler
farklı gruplar tarafından, geçtiğimiz genel kurullarda dile getirilmiştir. Bu grupların savunduğu düşünceler şubemizin önceki seçimlerinde üyelerimiz tarafından defalarca reddedilmiştir. Örneğin bu yasa ve
yönetmelikler ile odanın proje denetimi yapmaması
sonucunu doğuran bir değişikliğe gidilmiştir. İzmir
özelinde bir önceki genel kurulumuzda odanın proje
denetimi yapmaması gerektiği düşüncesi bir grup tarafından seçim çalışmasının merkezine konulmuştur.
Fakat şube seçimlerinde ezici bir çoğunluk tarafından reddedilmiştir.
Üyelerimiz nasıl bir oda yönetimi istediklerini şube
seçimlerinde göstermişlerdir. Fakat bu irade merkezi yönetim ve o yönetimin uygulamalarına sesini
çıkarmayan yerel yönetimler tarafından açıkça gasp
edilmiştir.
648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı’nda Mesleki Hizmetler Genel
Müdürlüğü kurulmuştur. Bu genel müdürlüğün kurulması ile beraber yapılan gaspın hukuki kılıfı hazırlanmıştır. Burada amaç İMO yönetiminin, üyelerinin
elinden alınarak, bakanlığa devredilmesidir. Süreç
başarıya ulaştığında İMO’nun alacağı her türlü karar
bakanlık bürokrasisinin denetiminden geçecektir.
Mart 2014 19
Şubeden
Meslektaşlarımızın irademiz gasp ediliyor diyerek
açıkça karşı çıkmalarına rağmen, hukuki anlamda
bir sonuç alınamamıştır.
Ülkemizde ‘17 Aralık Büyük Yolsuzluk Operasyonu’
ile başlayan süreçte İMO’ yu denetlemek isteyen
Bakanlığın kendisinin ne kadar büyük şaibe altında olduğu görülmüştür. Çevre ve Şehircilik Bakanı
Bayraktar, müteahhitler için özel olarak ısmarlama
imar değişikliği yaptıklarını ve bunu Başbakan’ın
talimatı ile yaptıklarını söyleyerek istifa etmiştir. Ortaya çıkan tablo yolsuzluklara batmış bir
Bakanlığın, adı tek bir yolsuzluk olayına bulaşmamış
İMO’yu denetleyecek olmasıdır. Acaba kimin kamu
denetimine acil olarak ihtiyacı vardır?
Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu yolsuzluk operasyonu ile ortaya çıkan tablo karşısında milyonlarca
yurttaşımız ‘Hırsız Var!’ diye bağırmasına rağmen
hukuki anlamda hiçbir adım atılmamıştır.
Yolsuzluk operasyonu sonrasında, soruşturmayı
durdurabilmek için binlerce polis, yüzlerce savcı ve
kamu görevlisi ve üç HSYK üyesi yerinden alınmıştır.
Mahkeme kararları uygulanamamakta, kolluk kuvvetleri savcının talimatını yerine getirmeyerek açıkça
suç işlemektedir.
Ortada TBMM kararı yokken ülkemizden Suriye’de
yer alan terörist gruplara silah sevkiyatı yapılmaktadır. Bu silah sevkiyatı suçuna karşı harekete geçen
savcılar görevlerinden alınmaktadır.
İki yılı aşkın süredir ortada net yargı kararları varken
ve aynı zamanda süreç Yargıtay’da karara bağlanmışken, Karayolları başta olmak üzere kamuda çalışan
taşeron işçiler işe alınmamaktadır.
Çok uzağa gitmeden İzmir’de Ağaçlı Yol’un özelleştirmesi ile ilgili yargı yürütmeyi durdurma
kararı almışken, satış işlemleri idare tarafından
sürdürülmektedir.
Bu tablonun hepsi birlikte değerlendirildiğinde, özetle hükümet, denetime tabi olmak istememektedir.
Kendi oligarşisine tabi olmayan her yapıyı ise kendince koyduğu kurallara göre denetlemek istemektedir.
Bugün İMO’yu bu kadar denetleme merakı da yalnızca buradan ileri gelmemektedir. Meslek Odaları,
ülkemizde kurulan diktatörlüğün önünde bir engel
olarak görülmektedir.
Halbuki aynı hükümet kendi oligarşisi içinde yer
alan yapılanmalara karşı çok hoşgörülü davranmak20 Mart 2014
tadır. Dünya tarihinde ilk kez bir memur sendikası,
hükümeti vermeye ikna olduğunun daha azına ikna
etmiştir. Kamu emekçilerinin enflasyon farkı alması,
yine aynı sendikanın hükümete sunduğu teklif ile
engellenmiştir. Enflasyon farkı alamamanın yarattığı yaratacağı yıkımı dövizdeki aşırı yükselme açıkça
ortaya koymaktadır. Bu tarz yapılanmaları sürdüren
kişilerin aslında kamu emekçileri ile bir alakası bulunmamaktadır. Ne enflasyon farkına ihtiyaçları vardır, ne de maaş zammına... Bu sendika hükümet için
muteber sendikadır.
Özetle istenen, keyfe göre denetlenen ve biat eden
bir TMMOB’dir. Bu durumu en iyi biçimde, hükümetin iki senedir TMMOB’ye dair yaşama geçirdiği veya geçirmeye çalıştığı yasa ve yönetmelikler
göstermektedir.
3 Nisan 2012 tarihinden başlayarak 2013 Temmuz
ayına kadar devam eden yönetmelikler eliyle bir
dizi değişikliğe gidilmiştir. Bu değişiklikler ile
TMMOB’nin elinde yer alan her türlü mesleki denetim hakkı acımasızca hedef tahtasına konulmuştur.
Burada amaç daha iyi bir kamusal denetim getirmek
yerine, TMMOB’nin gelir kaynaklarını kurutmaktır. Bu yönetmelik değişiklikleri ile Proje Müellifliği,
Fenni Mesuliyet, Şantiye Şefliği için sicil durum ve
oda kayıt belgesi alma zorunluluğu kaldırılmıştır.
Bunun yerine kişinin ‘ben İnşaat Mühendisiyim sicilim de temizdir’ mahiyetinde bir kağıt yazarak imzalaması yeterli görülmüştür. Bu durum inanılmaz
bir keşmekeş ortamı doğurmuş ve azımsanmayacak
sayıda sahte mühendis türemiştir.
Anayasal güvence ile kurulmuş kendi meslek odasını aynı bir terörist örgüt gibi görerek kaynaklarını
kurutmaya çalışan hükümet açıkça, insanların can
güvenliğini tehlikeye atmaktan çekinmemiştir.
Çıkarılan yönetmelikler eliyle ekonomik olarak zor
duruma düşürülmüş olan TMMOB’ne 2012 yılı sonunda ortaya atılan bir yasa taslağı ile hükümet tarafından tövbe kapısı açılmıştır.
2012 yılında gündeme getirilen yasa taslağı eliyle,
odamızın merkezi niteliği zayıflatılarak il bazında ufak ticari birimlere dönüştürülmek istenmiştir.
Yasa özetle hükümetin TMMOB’ye ‘ekonomik olarak
kurtulmak istiyorsan, gel ticarete gir seni destekleyelim’ demesidir. Yasada Odanın özel girişimler kurmasından, bu girişimlerin hükümet tarafından desteklenmesinden bahsedilmektedir.
TMMOB’nin 60 yıldır izlediği mücadele çizgisini
Şubeden
bilmeden, hazırlanmış bu kumpas TMMOB’nin tüm
bileşenlerinin çabası ile geri püskürtülmüştür. Yasa,
taslak seviyesinde kalarak yasalaşamamıştır. Aslında
tüm bu yaşananlar ülke olarak ahlak seviyemizin
teste tabi tutulmasıdır. TMMOB bu testi başarıyla
vermektedir.
Bu zor süreçte insanların ideolojik olarak bulunduğu yerden bağımsız olarak, ahlaki olarak bulunduğu
seviye, sonucu belirleyecektir. Bugün ben mesleğimi
doğru düzgün yapacağım diyen herkes politik ve muhalif bir insandır. TMMOB’nin mücadelesinin geleceğini de bu insanlar belirleyecektir. Bugün TMMOB
olarak bizim yapmamız gereken ise, mesleğini hakkıyla yapmak gibi bir derdi olan herkese bu işin örgütlü mücadeleden geçtiğini açıklayabilmektir.
‘Gezi Süreci’ olarak adlandırılan olaylarda kentin ortasındaki son yeşil alana alışveriş merkezi yapılması
girişimi engellenmeye çalışılmıştır. Bu engelleme girişimine karşı hükümetin cevabı vahşet niteliğinde
bir polis müdahalesi olmuştur. Ülkemizin insanının
bu duruma verdiği vicdani reddiye, önümüzdeki yıllara damgasını vuracak nitelikte olmuştur.
Hükümet ülkemizde yaşanan bu ahlaki çöküşü görünmez kılmak için; dini, söylemlerinde yoğun olarak kullanmaya başlamıştır. Bu süreçte 4+4+4 yasası
meclisten geçirilmiştir. Bu yasa ile 9 yaşındaki çocuklar birbirlerini dini durumlarına göre tanır hale
gelecektir. Milli eğitim sistemi bu yasa ile birlikte ortadan kalkmış durumdadır. Üniversite sınavlarında
din dersine dair sorular gelmekte, eğitimin içeriği
hızla gericileşmektedir. Şu anda 5-10 soru ile başlayan bu süreç yakın gelecekte din dersinin üniversiteye girişte belirleyici ders olması ile sonuçlanacaktır.
Bu durum da ülkemizdeki mühendislik yapılarını
Allah’a emanet hale getirecektir.
İnsanların stadyumlarda ‘Her Yer Rüşvet, Her Yer
Yolsuzluk’ sloganını attığı ülkemizde, iktidarın namusu kız-erkek ilişkisinde araması ahlaksızlığın
başka bir tezahürüdür. Manisa’da odamız gençlik çalışması üyesi, Celal Bayar Üniversitesi İnşaat
Mühendisliği öğrencilerinin evi, kızlı erkekli oturuyorsunuz gerekçesi ile kolluk kuvvetleri tarafından
basılmıştır. Olay basına ve Meclise yansımıştır.
Türkiye’ye baktığımızda önümüzde duran tablo,
adım adım tek adama dayalı istihbarat devletine
doğru gidiştir. Suriye’de olan yapıyı demokrasi adına eleştirenler çok daha antidemokratik bir yapıyı
Ülkemizde hızla oluşturmaktadırlar.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Odamız ve üyelerimiz için zor bir dönemin eşiğinde
olduğumuzun bilincindeyiz. Mutlak bir otoriter yönetime doğru yol olan ülkemizde, meslek örgütümüz
yegane iktidardan bağımsız yapılanmalardan biridir.
Önümüzdeki dönemde aklını ve vicdanını, iktidarın
büyüsüne kaptırmamış üyelerimiz ile birlikte mücadele edeceğiz. Odamızın bağımsız duruşunu korumak yegane hedefimiz olacaktır. Bu hedefimiz için
mücadele ederken ‘Gezi Süreci’nde’ yaşamları pahasına özgürlüklerini koruyan 6 genç arkadaşımızın
cüretini hep kalbimizde hissetmeye çalışacağız. Yine
tüm bunları yaparken dostumuz , yol arkadaşımız
Tahsin Vergin’in sabrı ve çalışkanlığını kişiliğimizde
ve yönetim anlayışımızda hep yaşatmaya çalışacağız.
Sevgi, Umut ve Dirençle...
2. NE YAPMALIYIZ?
Bir yapının söylediği şeylerin aynılarını söyleyerek
farklı sonuç alması mümkün müdür? Eğer değilse
mutlaka her dönemin başında birlikte ‘Ne Yapmalı’
demeliyiz?
Genel olarak tarihin tüm kesitlerine bakıldığında;
emekçilerin bu kadar örgütsüz ve sermayenin bu
kadar örgütlü olduğu başka bir dönem daha görülmeyecektir. Bu durumun nedenlerini bulmak emekçi
kesimler içinde çalışma yapan kitle örgütlerinin en
önemli gündem maddesi olarak önünde durmaktadır.
Yüzyıl başında emek cephesinde mücadele edenlerin beklentisi, tekelleşmenin yaşanması ve buna
bağlı olarak orta sınıfların yok olması şeklindeydi.
Tekelleşme anlamında bakıldığında yüzyılın başındaki şirket sayısı, günümüzdeki şirket sayısından çok
daha azdır. İş bölümünde yaşanan artış iş sahipliğinde artışı ve uzmanlaşmayı tetiklemiştir.Orta sınıflarda mülk sahipliği yüzyılın başına göre çok büyük artış göstermiştir. Günümüz Türkiye’sine bakıldığında
milyonlarca insanın ‘şahsi mülkiyete’ sahip olduğu
görülmektedir.
Bu yaşanan gelişmelerin yanında kapitalizm halen en
acımasız yüzü ile orta yerde durmaktadır. Nüfusun
önemli bir kısmı kaliteli eğitime ve sağlık hizmetlerine ulaşmakta sorun yaşamaktadır. Eğitimde özel
okullar son yıllarda çok yaygın hale getirilmiştir.
Sağlıkta alınan katkı paylarının fazlalılığı, devlet hastanelerini neredeyse tamamen özel hale getirmiştir.
Asgari ücret gerçeği tüm acımasızlığı ile hüküm
sürmektedir. İnsanlar bir ev sahibi olabilmek için
ömür boyu çalışmaktadır. İşsizlik oranı iki haneli rakamlarda kronikleşmiş bir halde durmaktadır.
Mart 2014 21
Şubeden
Üniversite okuyan gençlerde işsizlik, çok daha yüksek
seviyelerde seyretmektedir. Kapitalizmin yaşattığı
ekonomik büyüme toplumun geniş kesimlerinin yaşamını kolaylaştırmamıştır. Görece yaşam koşulları
iyileşmiş olan orta sınıflar ise sert rekabet koşullarında sürekli işini kaybetme korkusu ve yoğun çalışma şartları ile memnuniyetsiz bir şekilde hayatına
devam etmektedir.
Kapitalizmin küreselleşme eğilimi, dünya ekonomisine açılmamış pazarların askeri müdahaleler eliyle açılmasını getirmektedir. Özellikle malum olan
‘Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Kuzey Afrika’
ülkeleri, yeraltı kaynakları için acımasızca bir bataklığa sürülmektedir. Amacı güya demokrasi götürme olan askeri müdahaleler, bu ülkeleri terörist
islamcı örgütlerin bataklığı haline getirmiştir. Bu terörist grupların dünyanın emperyalist merkezleri ile
bağları açık bir şekilde defalarca kanıtlanmıştır. Bir
uçak gemisi yapımına ayrılan para ile bu ülkelerde
laiklik ve demokrasiyi geliştirmek mümkünken yapılan askeri müdahaleler, bu toplumları yüzyıl geriye
götürülmüştür.
Kapitalizm hala tüm acımasızlığı ile ortada durmaktadır. Bu nedenle kapitalizme alternatif yollar öneren
ideolojiler, dinler ve düşünceler de hala varlığını sürdürmektedir. Fakat bu düşünce biçimlerinden hiçbiri
bir sistem olarak kapitalizmin yerini alamamıştır.
Ülkemizde yaşanan ‘Gezi Olayları’ diye anılan süreç
ne yapmalıyız veya ne yapmamalıyız sorusunun kısmen cevabı niteliğindedir.
İnsanların hayat tarzlarını, ailelerinden gelerek taşıdıkları kültürel öğelerinie ve kendilerini ifade ediş
biçimlerini değiştirmeye çalışmamalıyız. Gezi parkı
kişilerin kapitalizmin acımasızlığına karşı olan tepkilerinin farklı kanallardan tek bir ırmağa akabileceğinin en önemli örneğidir.
İnsanın olduğu her alanda yaşamı daha insanca hale
getirmek için hayata müdahale etmeliyiz. İnsanların
vicdanları ve ahlak anlayışlarını harekete geçirerek
kendileri ile yüzleşmelerini sağlayacak müdahalelerde bulunmalıyız. Bunu yaşamın dışından değil
bizatihi Gezi Park’ında olduğu gibi olay yerinden
yapmalıyız.
Ve bunlardan daha kritiği ve önemlisi bu söylediklerimizi yapabilecek bir örgütlenmeyi ortaya çıkarabilmeliyiz. İnsanlar kendi kimliklerini, sosyal paylaşım sitelerinden attıkları mesajlar, giydikleri tişört
ve ayakkabılar, işyerinde elde ettikleri konumlar ile
22 Mart 2014
kurmaktadır. Toplumsal örgütlenmeler günümüzde
kişilerin kendi kimliklerini oluşturdukları öğelerin hiçbir yerinde bulunmamaktadır. Çalışanların
önemli bir kısmı herhangi bir toplumsal örgütlenmenin içinde bulunmayışını bir eksiklik olarak görmemektedir. Çeşitli toplumsal örgütlenmeleri kendileri
için bir alternatif yaşam olarak görmemektedir. Bu
nedenle örgütlü yaşam mutlaka popüler hale getirilmelidir. Gezi Parkı sürecinde isyan halinin popüler
hale gelmesinde olduğu gibi...
2.1 NASIL YAPMALIYIZ?
Yapılabileceklere dair birçok analiz, genelde bu analizlerin eksikliğinden değil de yapabilecek kişilerin
bulunmamasından veya koordine olamamasından
hayata geçememektedir. Emek hareketinde yaşanan
dünya ölçeğindeki geri çekiliş, en büyük darbeyi
kitle örgütlerinin hiyerarşik yapılarına indirmiştir.
Ne yapmalı sorusunun yanında aynı büyüklükte bir
‘Nasıl Yapmalı?’ sorusu belirmiştir.
Yine bir yapının aynı örgütlenme birimleriyle sonuç
alması da mümkün değildir. Bu yüzden mutlaka her
dönemin başında ‘Nasıl Yapmalıyız’ demeliyiz?
Günümüzde demokratik kitle örgütlerine baktığımızda, geniş emekçi yığınları içinde ufak özerk yapılanmalar gibi görülmektedir. Bu özerk yapılanmaları ayakta tutmak için sarf edilen enerji inanılmaz
düzeye ulaşmıştır. Bu enerjinin kendisi de demokrasi
adına kutsanmaktadır. Çalışanların ezici çoğunluğunu içine katmadan kurulan bu yapılarda demokrasiyi tam anlamıyla işletmek mümkün değildir. Bu
nedenlerle bu iddianın kendisinden vazgeçilerek tüm
örgütsel yapılanmalar, mevcut özerk yapılanmanın
dışındaki geniş kesimleri örgütlemek için yenilenmelidir. Dışa dönük olmayan yapılanmaların hepsi
mümkün mertebe kaldırılmalıdır.
Merkezi yapılar oluşturulurken geçmişten gelen ilişkilerin devamı niteliğinde değil, sıra dışı insanların çalışmanın merkezinde yer alacağı bir yapılanmaya gidilmelidir. Yönetim kademeleri oluşturulurken insanların
belirli yaşam tarzına yatkınlığı üzerinden değil, kişi olarak örgüte katabilecekleri üzerinden karar verilmelidir.
Çeşitli merkezi ve yerel yatırımları değerlendirmek
üzere, uzmanlık alanlarına göre komisyonlar kurulmalıdır. Bu komisyonlar yapılan yatırımları yerinde
incelemelidir. Bu yatırımlar mevcut kamu yönetimi
ve ihale sistemi ile mesleki açıdan hatasız olması
mümkün değildir. Söz konusu yatırımların eleştirisi
bu komisyonlar eliyle çok yönlü olarak yapılmalıdır.
Şubeden
Önümüzdeki kritik dönemde İMO’nun örgütsel
kaynaklarını iyi değerlendirmesi gerekmektedir.
Toplumsal hareketin tüm kaynakları ile kuruduğu
bir dönemde, farklı örgütsel birimler oluşturarak, bu
birimlerden kendi iç motivasyonları ile iş üretmesini
beklemek örgütün temel mücadele başlıklarını komisyon çalışmalarından beklemek, en azından çalışmalara katılan üyelere haksızlık olacaktır. Bu nedenle
örneğin kamu çalışanları, şantiyeciler vb. konularda
yapılması gereken çalışmalar yönetim kurulu sorumluluğuyla sürdürülmelidir.
Özet olarak önümüzdeki dönemde, daha fazla meslektaşımızın İMO çalışmalarında yer almasını sağlamak için, izlediğimiz politikaları değiştirerek ve
örgütsel yapımızı yenileyerek ilerlemeliyiz. Tüm
bunları özgürlük, eşitlik ve demokrasi değerlerini
unutmadan, emek örgütleri ile dayanışarak, halkların kardeşliğini savunarak, tüm yurtseverliğimiz
ile haykırdığımız Bağımsız ve Demokratik Türkiye
sevdamız ile yapmalıyız.
3. PLANLANAN ETKİNLİKLER
Ülke ve meslek sorunlarının çözümü de dahil olmak
üzere daha üretken ve daha etkili olabilmenin ancak
üyelerimizin meslek örgütlerine sahip çıkması ile
mümkün olacağına olan inancımızla, her üyemizin
kendini rahat ifade edebileceği, kendini ait hissedeceği ortam ve oluşumları arttırmaya, oda ve üyeler arasındaki ilişki ve iletişimi arttırmaya yönelik gelecekte
yapmayı planladıklarımızı aşağıda konu başlıkları ile
tanımlayalım.
3.1 ŞUBEMİZ ve YAPACAKLARIMIZ
3.1.1 Meslek Odamıza Bakış
sonra ilk örgütlenmeler 1926 yılında kurulan Türk
Mühendisler Birliği ve Türk Yüksek Mühendisler
Birliği’dir. Bu örgütleri 1927 yılında kurulan Türk
Yüksek Mimarlar Birliği izlemiştir. Daha sonraları
bu örgütlere değişik tarihlerde tam bir listesi çıkarılamayan, uzmanlık dallarında örgütler eklenmiştir.
1954 yılında kurulmasından bugüne gelen süreçte mesleki sorunlarımızı ülke sorunlarının ayrılmaz bütün­
selliği içinde değerlendiren TMMOB 2013 Aralık itibariyle 423.360 aktif üyesi, İMO 98.024 aktif üyesiyle,
halkın ve ülkenin yararını hep kişisel çıkarlarının üstünde tutmuş, Ülkenin bağımsızlığını ve demokrasiyi
her hal ve şartta savunmuştur. TMMOB ve İMO’nın
bu ilkesel duruşu ve örgütlü mücadelesi, işbirlikçileri,
faşistleri ve rant çevrelerini hep ra­hatsız etmiştir.
Bu nedenlerle TMMOB örgütlülüğü günümüzde
siyasal iktidarın geniş çapta saldırısıyla karşı karşıyadır. Meslek odalarımızı demokratik seçimlerle ele
geçiremeyen İktidar bir taraftan yasalarda yapmaya
çalıştığı yeni düzen­lemelerle, bir taraftan da 28 Eylül
2009 tarihli Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme
Kurulunun raporu doğ­rultusunda örgütsel yapılarımızda etkin olmaya çalışmaktadır. Raporda “Kamu
kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ilişkin
Anayasa’nın 135’inci maddesinin yeniden düzenlenmesi” değerlendirmesi eşliğinde ilgili meslek
kuruluşlarının idari, örgütsel, mali yapı ve seçim
sistemlerinin değiştirilmesi gerektiği belirtilmektedir. AKP’nin kamusal, toplumsal alanlarda siyasi hegemonya oluşturmak istemesi; kamu idari yapısı ile
kamusal hizmet alanlarının neoliberal dönüşümlerle
yeniden yapılandırılması; serbestleştirmenin egemen
kılınması; en sonunda da mühendislik ve mimarlık
disiplinlerinin kapsadığı toplumsal yaşamın birçok
alanının ekonomik-siyasi rant alanları haline getirilmesi temel amaç olarak belirmektedir.
“DDK Raporu”nun hazırlamış olduğu zemin üzerine, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından çeşitli yazışmalar ve soruşturma adı altında yürütülen
çalışmalarla TMMOB ve bağlı odalarının, özellikle
mesleki denetimle ilgili mevzuat ve uygulamalarına
yönelik müdahale çabaları olmaktadır. Önce 636 sayılı Kanun Hükmün­de Kararname (KHK) ile, hemen
ardından da bu KHK’yi iptal eden 644 sayılı KHK çıkartılarak, TMMOB’ye bağlı bazı odaların mevzuatının hazırlanması da dahil olmak üzere, yeni kurulan
Avrupa ve ABD’de 19. yüzyılın ortalarında başlayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na gö­revler verilmiştir.
mühendis ve mimar örgütlenmeleri, ülkemizde 2. Bu Bakanlık bünyesinde Mesleki Hizmetler Genel
Meşruti­yetle birlikte başlamıştır. 1908’de İstanbul’da Müdürlüğü kurulmuş ve adeta TMMOB’ye bağlı bazı
kurulan çok sayıda sivil örgütten biri de Osmanlı odaların bu genel müdürlüğe bağlanması anlamına
Mühendis ve Mi­mar Cemiyetidir. Cumhuriyetten gelecek yetkilerle donatılmıştı.
Bilindiği gibi meslek alanımızla ilgili ilk düzenleme
Anayasanın 135. maddesine dayanarak 1938 yılında çıkarı­lan 3458 sayılı “Mühendislik ve Mimarlık
Hakkında Kanun”la yapıldı. 1954 yılında çıkarılan
“Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)
Kanunu” ile mühendis ve mimarlar bir çatı altında
toplandı. Meslek örgütümüz olan İMO’nın kuruluşu
da 19 Aralık 1954 tarihinde gerçekleştirildi.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Mart 2014 23
Şubeden
Son durumda 7 Kasım 2013 tarihli Resmi Gazete’de
yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile Orman
Mühendisleri Odası‘nın idari ve mali denetimi Orman ve Su İşleri Bakanlığı‘na verilmiş, 17
Aralık 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan
Bakanlar Kurulu kararına göre de TMMOB ne
bağlı Çevre Mühendisleri, Elektrik Mühendisleri,
Harita ve Kadastro Mühendisleri, İç Mimarlar,
İnşaat Mühendisleri, Jeofizik Mühendisleri, Jeoloji
Mühendisleri, Makina Mühendisleri, Mimarlar,
Peyzaj Mimarları ve Şehir Plancıları Odaları üzerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca idari ve mali
denetim yapılması öngörülmüştür.
Tam otuz yıl önce 12 Eylül darbecileri 1983 yılında 66
numaralı KHK ile 6235 sayılı TMMOB Kanunu’nda
değişiklik yaparak “Türk Mühendis ve Mimar
Odaları Birliği üzerinde, Bayındırlık Bakanlığınca;
ihtisas dallarına göre Odalar üzerinde ise, ilgili
bakanlıklarca idari ve mali denetim yapılır. İlgili
Bakanlıklar; Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile tespit
edilir.” biçiminde düzenleme yapmıştı.
12 Eylül darbecilerinin ve ondan sonra gelen hiçbir hükümetin pratikte uygulamadığı bu Kanun
Hükmündeki Kararnameyi “12 Eylül darbesinden
ve darbecilerden hesap soracağız” diyen siyasal iktidar yürürlüğe koymaya çalışmaktadır. Ülkemizdeki
dönüşümün adım adım gerçekleştirildiği bir ortamda kendisine muhalif olan son kalelerden biri olan
TMMOB’yi vesayet altına almaya, üyeleriyle ilişkilerini kopararak işlevsizleştirmeye, örgütlü gücünü
kullanmasına engel olmaya çalışmaktadır.
Ama 60 yıllık mücadele sürecimizde siyasi iktidarların, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin ve askeri iktidarların her türlü sınırsız saldırılarına karşı koyma
becerisi gösteren TMMOB örgütleri olarak, İktidarın
bu yasa tanımaz saldırılarını üyelerimizin verdiği
destekle ve aynı kararlılıkla püskürteceğiz. Bu ülkenin sorumluluk taşıyan ay­dınları olarak; mesleki
demokratik kitle örgütü olma özelliğimizi gözardı
etmeksizin, anti-emperyalist, demok­rat ve yurtsever
karakterimiz, emekten ve halktan yana olan tavrımızla, her türlü ırkçılığa, siyasi gericiliğe ve etnik ayrımcılığa karşı, barışın, insan haklarının ve insanlık
onurunun korunmasından yana olarak, siyasetin dar
anlamının ötesinde, yaşamın her olayının siyasetle
ilişkisini kaçırmadan, İMO’nun kuruluş amaçları,
1.İnşaat Mühendisliği Kurultayında alınan kararlar
ve bu amaç ve kararları gerçekleştirmek üzere;
»» Örgütsel bağımsızlığımızı her alanda ve koşulda
koruyarak, gücümüzü sadece üyelerimizden, mes24 Mart 2014
leğimizin ve bilimin gücünden alarak,
»» Meslek ve meslektaş sorunlarının, ülkemizin ve
halkımızın sorunlarından ayrılmayacağı bilincini
taşıyarak,
»» Karar alma süreçlerinde, oda politikalarının oluşturulmasında ve uygulanmasında demokratik katılımcılığı ön planda tutarak,
»» Birlikte iş yapma, birlikte üretme, birlikte yönetme ilkemizin birbirimizi anlama ve örgütümüzün
önündeki devasa sorunları aşmanın en önemli aracı olduğuna inanmaktayız.
»» Ülkemizin ve bölgemizin sorunlarının tespitinde, tartışılmasında, kamuoyunun doğru olarak
bilgilendiril­mesi ve oluşturulmasında diğer demokratik kitle örgütleri ve TMMOB bileşenleriyle
birlikte hareket ederek çalışmalarımızı hayata geçirmek sorumluluğunu taşımaktayız.
Bu sorumluluklarımızın bilinci içerisinde; günümüzün sorunlarının çözümünün ancak örgütlü mücadele ile sağlanabileceğinin bilincinde olan İnşaat
Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak aşağıdaki
temel ilkelerimiz olan;
»» Dünyada ve Ülkemizde inşaat mühendisliği alanındaki gelişmeleri ülke çıkarlarına uygun bir biçimde yay­gınlaştırmaya çalışmak, ülke dışındaki ilgili
meslek örgütleriyle ilişki kurmak, üyelerinin okul
sonrası eğitimi­ne önem vermek, teorik ve pratik
olarak bilgi birikimlerini arttırmak,
»» İnşaat Mühendisliği öğreniminin çağın gereklerine ve ülkenin gereksinimine göre gelişmesini ve
örgütlen­mesini gerçekleştirmek için başta üniversite çevreleri olmak üzere, ilgili Bakanlıklar ve kuruluşlarla ilişki kur­mak, ortak çalışma yapmak,
»» İnşaat Mühendisliği ile ilgili yasa, kararname, yönetmelik ve şartnamelerin hazırlanması sırasında
etkin çalış­ma yapmak ve bu doğrultuda ilgili kamu
ve akademik kurumlarla işbirliği içinde bulunmak,
»» Ülkemizin koşullarına uygun teknoloji ve hammadde kullanarak inşaat malzemesi üretiminin
sağlanma­sı doğrultusunda çaba sarf etmek, ülkemizde üretilen yapı malzemelerinin standartlarının
oluşturulması konusunda katkıda bulunmak, üretilen yapı malzemelerinin ilgili standartlara uygunluğunu denetlemek amacı ile kalite güvence sistemlerinin oluşturulmasına katkı koymak, gerektiğinde
bu konuda ilgili kamu kuruluşları ve üniversitelerle
ortak çalışma yapmak,
»» Halkın barınma sorununun çözümü doğrultusunda, bölgelerin sosyo-ekonomik yapısına uygun yapı
tipleri­nin geliştirilmesi ve üretimlerinin sağlanması doğrultusundaki araştırmalara destek olmak, bu
konuda ilgili tüm kurum ve kuruluşlara öneri gö-
Şubeden
türmek, ortak çalışma yapmak,
»» İnşaat Mühendisliği ile ilgili projelerin, şartname,
yönetmelik ve standartlar açısından uygunluğunu
sağla­mak ve proje yapım sürecinde meslektaşlar
arasında haksız rekabeti önlemek, emeğin en iyi biçimde değer­lendirilmesi amacıyla ilgili yönetmelik
hükümlerini uygulamak,
»» Yapı üretiminin projelere uygunluğunu sağlamak,
Yapı Denetimi’nin yapı üretim sürecinin doğal ve
zorunlu bir bileşeni olarak ilgili yasa ve yönetmeliklerde yer alması için, ilgili Kurum ve Bakanlıklar
nezdinde gerekli girişimlerin ısrarlı ve kararlı savunucusu ve takipçisi olmak,
»» Yapı üretiminin iş güvenliği ve işçi sağlığı tüzüğüne uygun olarak gerçekleşmesini sağlamak amacıyla ge­rekli girişimlerde bulunmak, İş Güvenliği
Mühendisliğinin oluşması için çaba göstermek,
»» İhale yasalarının ülke ve kamu çıkarları doğrultusunda günün koşullarına uygun olarak yeniden düzenlen­mesi için kamu kuruluşlarına öneri
götürmek,
»» İnşaat mühendisliği konusundaki gelişmeleri tartışmaya açarak, kamu ve meslektaşların ilgisine
sunmak,
»» İnşaat Mühendisliği ile ilgili teknik kitapların,
şartname, yönetmelik ve standartların yayın ve
satış yoluyla üyelere aktarılmasını sağlamak, Oda
çalışmalarını süreli ve süresiz yayınlarla üyelere ve
kamuoyuna duyur­mak,
»» Serbest proje bürolarını, ilgili yönetmelik hükümlerine uygun çalışmalarını sağlamak amacıyla
denetlemek,
»» İnşaat Mühendislerinin mesleki çalışmaları ve yetkilerini kullanmaları sürecinde karşılaşacakları her
türlü yasa ve yönetmelik dışı haksızlık ve onur kırıcı
davranışlara karşı bütün girişimleri yapmak ve üyeler arasın­daki mesleki dayanışmayı güçlendirmek,
»» İnşaat Mühendislerinin mesleklerini uygulamaları
sırasında kuruluş yasası, yönetmelik ve yasalara uygun davranmalarını sağlamak, aksi davranışlarda
bulunanları yönetmelikler çerçevesinde uyarmak ve
gerekirse cezalandırmak,
»» Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve diğer
meslek kuruluşları ile amaçları doğrultusunda ortak çalış­malar yapmak,
»» İnşaat Mühendislerinin istihdam olanaklarının arttırılması doğrultusunda mesleğin etkin ve yaygın
olarak kullanılmasının sağlanması amacıyla kamu
kuruluşları ve diğer kuruluşlarla ilişki kurmak, öte
yandan inşaat mühendisliği arz-talep dengesinin
rasyonel bir baza oturtulması doğrultusunda eğitim kurumlarının nice­liksel programlanmasının
yapılması yönünde gerekli girişimlerde bulunmak,
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
ile üyelerimizle gerek işyerlerinde gerekse Şubemizde
yapmış olduğumuz toplantı ve görüşmeler neticesinde bizlere ilettikleri aşağıdaki konu başlıkları olan;
»» Kamu yatırımlarının kamunun yararı ilkesi çerçevesinde planlanması ve gerçekleştirilmesi amacıyla
yeterli sayıda ve kalifiye mühendislerin kamuda istihdam edilmesi için çalışmalar yapılması,
»» Başta kamu kurumları olmak üzere üyelerimizin
ekonomik ve demokratik haklarının daha yüksek
sesle savunulabilmesi adına emek tabanlı sendikal
hareketlere katkı sunmaya devam edilmesi,
»» Geleceğimizi oluşturacak inşaat mühendisliği öğrencilerin nitelikli, bilimsel, teori ve uygulamaya
dönük staj yapabilmesi için gerekli çalışmaların
yapılarak, odamız tarafında öğrencilere bulunan
staj imkanlarının daha da arttırılması,
»» Üyelerimizin mesleki gelişimlerine katkı sunacak
bilgisayar ortamındaki eğitim ve kurslar, mesleki
ve teknik bilgilerimizi arttıracak seminer ve paneller ile kentimizi, mesleğimizi ve bunların sorunlarını ilgilendiren kongre ve sempozyumlara devam
edilmesi,
»» İletişim, beden dili, rapor yazımı, hitabet, diksiyon vb konularda verilecek eğitim ve kurslar ile
Üyelerimizin kendini geliştirmelerinin sağlanması,
»» Son dönemde mesleğimizde önemli bir yer kaplayan Enerji Kimlik Belgesi (EKB), İşçi Sağlığı ve
İş Güvenliği konularında ve Kamu İhale Mevzuatı
konusunda detaylı eğitim, seminer ve kurslar
planlanması,
»» Kentsel dönüşüm uygulamalarının ranta değil
kamu düzenine dönük, tüm donatılarıyla halkın
yararına yapılmasını sağlayacak eğitim, bilgilendirme, toplantı ve basın çalışmaları yapılması,
»» Şube komisyon çalışmalarımızın, ilçe temsilciliklerimizin ve iş yeri temsilciliklerimizin oda örgütlülüğümüzü ve meslek odamızı daha verimli ve etkin
hale getireceği, düzenli, kapsayıcı ve aktif çalışmalar planlanması,
»» Üyelerimizin mesleki bilgi ve birikimimi arttıracak, mesleğimizin çeşitli alanlarından teknik gezilerin, planlanması,
»» Şubemizde geleneksel hale gelmiş olan Perşembe
seminerlerinin üniversitelerimizdeki akademisyenlerimizden teknik bilgi ve destek alınarak ve
konusunda uzman teori- uygulama bilgisine sahip
üyelerimizin katkılarıyla devam etmesi,
»» Üyelerimizin kamu kurumları ve ilgili idarelerle
yaşadığı sorunların tespiti ve çözüm süreci üyelerimizin aktif katkılarıyla gerçekleştirilmesi,
»» Mesleğimiz ve meslek alanlarımıza yönelik tehditlere karşın gerekli tüm çalışmaların üyelerimizin
katılım ve katkılarıyla yapılması,
Mart 2014 25
Şubeden
»» İş arayan üyelerimizin, nitelikli kurum ve kuruluşlarla buluşmalarını sağlayan çalışmalara devam
edilmesi,
»» Engelli üyelerimizin Şubemize ulaşmada yaşadıkları sorunların giderilmesi için girişimde bulunulacak, bu doğrultuda;
- İZBAN Salhane İstasyonu ile Tepekule arasındaki erişebilirliğin sağlanması,
- Bina girişindeki engelli rampalarının maksimum %6 eğime getirilmesi ve korkulukların her
iki tarafa konulması,
- Engelliler için standartlara uygun otopark
düzenlenmesi,
- Şubemizde teknik şartnameye uygun engelli WC
nin yaptırılması
hedeflenmektedir.
şeklinde belirlediğimiz amaçları, iş ve işlemleri gerçekleştirmek üzere; ülkemizin ulaşım sorunundan
her türlü yapı ve altyapı sorununa, eğitim sorunundan yapım yönetim sorununa, geçmişin korunmasından geleceğin planlanma­sına kadar birçok alanda;
Genel Merkez, Şubelerimiz ve Temsilciliklerimizle
bir bütünlük içinde, meslek odası ve demokratik kitle
örgütü olma bilinci içerisinde çalışmalarımızı yürütmeye devam edeceğiz.
3.2 ÇALIŞMA KOMİSYONLARI
Şube etkinliklerine ve çalışmalarına daha fazla üyeyi
aktif olarak katabilmek ve meslektaşlarımızın bilgi
ve birikimlerinin odamız aracılığıyla diğer meslektaşlarımıza aktarılmasını ve kentimiz yararına kullanılmasını sağlamak amacıyla 44. Çalışma dönemimizde de sürekli veya konu bazında çalışma grupları
ve komisyonlar kurulacaktır.
İMO Genel Merkezinde oluşturulan çalışma grup ve
komisyonlarına paralel, gerekli komisyonlar ile kentimizi, mesleğimizi ve üyelerimizi ilgilendiren çeşitli
konularda çalışmalar yaparak, somut kararlar üretip,
raporlar halinde yönetim kuruluna iletecek çalışma
birimleri oluşturulacaktır.
Komisyon çalışmalarının yürütülmesinde:
»» Çalışma komisyonları ve çalışma grupları yönetim kurullarının en önemli yardımcılarıdır düşüncesi doğrultusunda komisyon çalışmaları Şube
Yönetim Kurulu Üyelerinden birinin sorumluluğunda çalışmalarına devam edeceklerdir.
26 Mart 2014
»» Komisyonlar arasında kesişen konular koordine
edilerek, gerektiğinde ortak çalışma yapılması
sağlanacaktır.
»» Komisyonlarda görev alan meslektaşlarımız ilgi
alanlarıyla ilgili kentimiz ve Ülkemizdeki kongre,
konferans, vb. etkinliklerden bilgilendirileceklerdir.
»» Çok sayıda emekli üyemiz bulunmaktadır. Bu üyelerimizin Odamıza getirilmesi, bilgi ve deneyimlerinden faydalanılması ve ilgi duydukları komisyonlarda görev alabilmeleri için bir çalışma grubu
oluşturulacaktır.
»» Engelli üyelerimizin sorunlarına yönelik TMMOB
İzmir İKK bünyesinde Engelli Mühendis ve
Mimarlar Komisyonu oluşturulması sağlanacaktır.
44. Çalışma döneminde kurulması düşünülen komisyonları, komisyonların çalışma biçimlerini ve planlanan çalışma konularını şöyle sıralayabiliriz.
AFET VE DEPREM BİLİNCİNİ
YAYGINLAŞTIRMA VE YAPI STOĞUNU
İYİLEŞTİRME KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
Afet riskinin yüksek olduğu ülkemizde afetlere
hazırlık ve müdahalede İMO’nın aktif bir görev
üstlenebilmesin­de gerekli altyapıyı hazırlamak, afet
durumunda yaşanacak sıkıntılara ve sonuçlara müdahil olabilmeyi sağla­maktır.
Planlanan Çalışma konuları
»» Afet ve deprem bilincini yaygınlaştırmak,
»» Valilik, Belediye, Üniversiteler ve ilgili diğer kurum
ve kuruluşlar ile belli periyotlarda bilgi paylaşımı
yapmak, kentimizle ilgili olası afet sorunlarını
tartışmak,
»» Deprem, sel, heyelan, yangın, doğalgaz, dere taşkınlar vb afetlerle ilgili bilgi üretmek,
»» Temel afet bilinci eğitiminin güncellenerek konu
ile ilgili sempozyum, seminer ve bilgilendirme toplantıları düzenlemek,
»» Afette müdahale yapacak ekipler oluşturmak ve
eğitmek,
»» Kentsel/Bölgesel yapı stoğunu belirleme, yapı envanteri oluşturma konusunun önemini vurgulamak, bu konuda eğitim çalışmaları planlamak,
»» Radius projesinin güncellenmesi konusunda çalışma yapmak,
»» Kentsel dönüşüm ile ilgili çıkan yasa ve yönetmeliklerin takip edilerek aksayan yönleri ile ilgili çalışma yapmak, bu konuda kamuoyunun dikkatini
çekmek,
»» Afet arşivi oluşturulmasını sağlamak
Şubeden
KENT SORUNLARINI İZLEME VE
YATIRIMLARI DEĞERLENDİRME
KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
Kentimizde yapılmakta olan, yapılması planlanan ya
da planlanması gereken altyapı ve üstyapı yatırımlarına ait projelerin takipçisi olmak, kamu yararını zedeleyen, haksızlığa uğratan veya uğratacak işleyişleri
saptamak, kentimizi ilgilendiren her konuda, yaşanan gelişmeleri, uygulamaları izlemek ve paylaşmak,
5216, 5393 sayılı yasalar kapsamında yürütülen imar
hizmetlerinin değerlendirilmesine ve geliştirilmesine ilişkin çalışmalar yap­mak, bu konuda görüş ve
öneri oluşturmaktır.
Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeler ve İzmir’de
bulunan kamu ve özel sektör yatırımlarını izlemek,
mesleki, kamusal değerlendirmeler yaparak üyelere
ve kamuya çeşitli platformlarda anlatmaktır.
Planlanan Çalışma alanları
»» Kent sorunlarını tespit etmek ve çözümler önermek,
»» Yatırımları izlemek ve değerlendirmek,
»» Kentsel Yenileme/Kentsel Dönüşüm konusunda
incelemeler yapılması, bu konuda kentimizdeki
uygu­lamaların izlenmesi ve alternatif projeler üzerinde çalışılması, ilimizdeki TOKİ yatırımlarının
araştırılması, TMMOB’ye bağlı diğer odaların şubeleri ile ortak çalışma grubu oluşturmak,
»» Yerel yönetimlerin imar hizmetleri konusundaki
faaliyetlerinin izlenmesi, kentleşme ve imar hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik görüş ve öneriler oluşturmak,
»» Günlük hayatta vatandaşın en sık karşılaştığı imar
problemlerinin tespit edilmesi, bu konuda yazılı
ve görsel basın aracılığı ile pratik teknik bilgilerin
belli dönemlerde halka iletilmesi, binaların proje üretim, yapım ve kullanım süreçleri hakkında
vatandaşın hak ve sorumlulukları kapsamında bilinçlendirilmesine katkıda bulunmak
»» Önerilen çalışma konuları
»» İçmesuyu, Pissu, Yağmursuyu şebekesi sorunları ve
altyapı yatırımları,
»» Metro ve raylı sistem, Tramvay
»» Denizyolu ulaşımı,
»» Karayolu ulaşımı,
»» Bisiklet yolları (Bisiklet konseyi oluşturulması),
»» Otopark sorunu ve çözüm önerileri
KAMU ÇALIŞANLARI KOMİSYONU
Kamuda çalışan mühendislerin sorunlarının tespiti;
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
ekonomik, demokratik ve özlük haklarının geliştirilmesi, kamuda israf niteliğinde yapılan yatırımların ve yolsuzlukların izlenmesi, kamu çalışanlarının
talepleri doğrul­tusunda etkinlikler düzenlenmesi ve
kamu işyerlerinde toplantılar programlanması vb.
konularda yönetim ku­ruluna önerilerde bulunmaktır.
Planlanan çalışma alanları
»» Memurlar (657 sayılı yasa),
»» İşçiler,
»» Şirket işçileri,
»» Sözleşmeliler (4/B) (4/C),
»» Hizmet alımı yoluyla çalışan işçi statüsünde
çalışanlar.
»» Önerilen Çalışma konuları
»» Özlük hakları,
»» Üyelerimizin sendikalaşma ve demokratik haklar
konusunda çalışmalarına hak aramalarına katkı
konulması
SERBEST İNŞAAT MÜHENDİSLERİ
KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
Serbest inşaat mühendisliği yönetmeliği çerçevesinde
karşılaşılan veya karşılaşılabilecek sorunlar ile SİM
yö­netmeliğine tabi üyelerin sorunlarını ve önerilerini
değerlendirip yönetim kuruluna taşıyarak meslek içi
eğitim programına önerilerde bulunmak, SİM yönetmeliği çerçevesinde yapılacak denetimlerde yönetim
kuruluna yardımcı olmaktır.
Planlanan çalışma konuları
»» SİM yönetmeliği, SİM ve İTB belgeleri uygulaması konularında iyileştirme yapmak için araştırma
yapmak,
»» Mali konularda bilgilendirme ve araştırma yapmak,
»» Belediye, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü gibi ilgili kurumlarla sorunları tespit ve çözüm için yöntemler araştırmak,
»» Projeci üyelerin sorunlarını tespit etmek, giderilmesi için yöntemler araştırmak,
»» Düzenli aralıklarla tüm SİM’lerle geniş katılımlı ve
gündemli toplantılar yapmak,
»» Projeci-meslek odası bağını güçlendirmeye yönelik Sosyal Etkinlikler Komisyonu ile ortak çalışma
gerçekleştirmek
»» Şube tarafından yapılacak SİM belgesine sahip üyelerimize yönelik büro ziyaretlerine katkı koymak,
bir anket çalışması hazırlanarak eğitim verilmesi
istenen konuların belirlenmesi sağlanacaktır,
»» Günümüzde kaybolan usta-çırak ilişkisini günümüz teknolojisi kullanılarak Odamız web sitesi
Mart 2014 27
Şubeden
bünyesinde SİM belgeli üyelerimizin teknik bilgi
paylaşımına olanak verecek şekilde bir forum oluşturulması konusu araştırılacaktır,
»» SİM belgesine sahip üyelerimizle belediyelerde
betonarme proje kontrol biriminde çalışan meslektaşlarımızın ilişkilerinin güçlenmesine yönelik
olarak geniş katılımlı toplantılar düzenlenecektir.
YAPI DENETİM KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
»» Yapı denetim firmalarında çalışan üyelerimizin
mesleki sorunlarını gündeme taşıyarak çözümlenmesi konu­sunda görüş ve öneriler geliştirmek, bu
kesim çalışanlarına uygulanacak eğitim programlarını hazırlamak ve yönetim kuruluna iletmektir.
»» Yapı denetim yasası ve ilgili diğer yasal mevzuat ile
yapı denetim sisteminin, yapı denetim firmalarının sorunları üzerine çalışmalar yapmaktır.
Planlanan çalışma konuları
»» Firmalar ve laboratuvarlarla belli aralıklarla bir
araya gelip sorunları tespit etmek ve çözümleri konusunda görüş ve öneriler geliştirmek,
»» Oda, yerel yönetim, yapı denetim kuruluşu üçgeninin koordinasyonunun sağlamak,
»» Yapı denetim kuruluşlarında işyeri temsilciliğinin
yaygınlaşmasını sağlamak,
»» 4708 sayılı yapı denetim yasası ve uygulama yönetmeliğinin eksik ya da aksayan yönlerinin tespit
edilerek düzeltilmesi için çalışmalarda bulunmak,
»» Yapı denetim çalışanlarının özlük haklarının geliştirilmesi ve bilgi birikimlerinin artırılması konusunda çalışmalar yapmak
YÜKLENİCİ İNŞAAT MÜHENDİSLERİ
KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
Müteahhit üyelerin işyeri ve meslekle ilgili sorunlarını tespit etmek, çözümlerini bulmak için öneriler
geliştir­mek, oda etkinliklerine müteahhit üyelerin
katılımlarını sağlamak, müteahhit üyelerin beklentilerini odaya ilet­mek, Oda ile Müteahhit üyeler arasında daha iyi bir bağlantı kurmak.
Planlanan Çalışma konuları
»» Müteahhit İnşaat Mühendislerinin sorunları,
»» 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hakkında çalışma
yapılması,
»» 5940 say ılı yasaya göre müteahhitlik
belgelendirilmesi,
28 Mart 2014
»» Oda etkinliklerine Müteahhit İnşaat Mühendislerinin katılımlarının arttırılması
ŞANTİYECİLER KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
Şantiyede çalışan üyelerimizin işyeri ve meslekle ilgili sorunlarını tespit etmek, çözümlerini bulmak için
öneriler ge­liştirmek, oda etkinliklerine ve meslek içi
eğitimlere katılımları sağlamak, işyerinin Odadan
bek­lentilerini Odaya iletmek, Oda ile şantiye çalışanı
meslektaşlar arasında daha iyi bir bağlantı kurmaktır.
Planlanan Çalışma konuları
»» Özlük hakları,
»» Mesleki/ekonomik sorunlar.
İŞÇİ SAĞLIĞI ve İŞ GÜVENLİĞİ KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
»» İşyerlerinde sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için alınacak önlemleri konusunda çalışma
yapmak,
»» Mesleki risklerin önlenmesi, sağlık ve güvenliğin
korunması, risk ve kaza faktörlerinin ortadan kaldırılması için çalışmalar yapmak.
Planlanan çalışma konuları
»» Konuyla ilgili diğer meslek odaları ÇSGB İzmir İş
Grup Başkanlığı, TTB, TBB ile ortak çalışma,
»» İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin bütün iş yerlerini ve bütün çalışanları kapsaması,
»» Güvencesiz çalıştırma (sigortasız ve sendikasız)
yasaklanması vs. konularında çalışmalar yapmak.
GENÇ İNŞAAT MÜHENDİSLERİ KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
Yeni mezun ve genç mühendislerin mesleki sorunlarının ve isteklerinin değerlendirilerek yönetime
taşınması, bölgemiz üniversitelerinin İnşaat bölümünde okuyan öğrencilerin Odamızla tanışmalarını
sağlamak, genç üye­lerimizin ve öğrencilerin gerek
eğitim gerekse sosyal alanda daha aktif hale getirilmesi için çalışmalar yapmak, İnşaat mühendisliğinin
değişik sektörlerine ait firmalarla bağlantı kurup öğrencilerin amaç ve isteklerine uygun olacak şekilde
staj yerlerini bulmaktır.
Planlanan çalışma konuları
»» Genç mühendislere iş deneyimi kazandırılması ko-
Şubeden
nusunda destek olunması,
»» Genç mühendislerin farklı uzmanlıklar konusunda
bilinçlendirilmesi ve yönlendirilmesi,
»» Genç mühendislerin eksiklik duyduğu konuların
tespit edilmesi ve giderilmesini araştırmak,
»» Genç mühendislerin etkinliklere katılımlarının
artırılması,
»» Genç mühendislere Mesleğe hazırlık ve iş bulmada
yardımcı olmak,
»» Genç mühendislerin meslek içi eğitim programlarına yönelik çalışmak,
»» Genç mühendislere yönelik teknik geziler
düzenlemek.
Bu doğrultuda;
»» Üniversitelerin lisans tezleri bir kitapta toplanacak
ve lisans tezi poster sunumlarının ortak olarak
odada yapılması sağlanacaktır,
»» SGK ile yapılan Asgari Ücret Protokolü konusunda
genç meslektaşlarımız bilgilendirilecektir,
»» Yeni mezunlara yönelik “Bu belge ne işe yarıyor”
başlıklı bir seminer düzenlenecek. Bu seminerde
şantiye şefliği, İSG uzmanlığı, kontrol mühendisliğinin vb. yetki ve sorumlulukları konusunda seminer düzenlenecektir,
»» KPSS sınavına yakın bir tarihte, bilgilendirme semineri yapılacaktır,
»» Mesleğe Hazırlık Kursları ile başlayan yeni mezunlara yönelik eğitimler, daha detaylı bir şekilde
yıl içinde uygulamalı meslek içi eğitimlerle devam
edecektir,
»» Mühendislik eğitimine yönelik bir çalışma
yapılacaktır,
»» 4. Sınıflara yönelik Üniversitelerde yapılan “Meslek
Tanıtım Toplantıları” planlı bir şekilde yapılmaya
devam edilecektir,
»» Üniversitelerin mezunlar derneğiyle iletişim
kurulacaktır,
»» Üniversitelerdeki etkinliğimizi arttırmak için, genç
akademisyenler komisyonumuza davet edilecektir,
»» Gayrimenkul Değerleme Uzmanlığı seminerleri
yapılacaktır,
»» Mühendislik söyleşileri yapılacaktır,
»» İBB’nin yaptığı gibi, İzmir’e yeni gelen öğrencilerin Otogarda karşılanması etkinliğinin Şubemiz
tarafından yapılması ve İMO nun İos ve Android
uygulamalarının olması konuları araştırılacaktır,
»» Tahsin Vergin Gençlik Günlerinde halı saha turnuvaları, tavla, briç ya da satranç turnuvalarının
yoğun katılımla gerçekleştirilmesi sağlanacak,
çocuklu ailelere yönelik bir etkinlik yapılma fikri
geliştirilecektir,
»» Toplumcu mühendislikle ilgili seminer veya film
gösterimi yapılmaya devam edilecektir.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
Oda çalışmalarının tüm üyelere ulaştırılması için
çalışmak, farklı konularda üretilen tüm bilgilerin
kamuoyunda doğru etkin bir şekilde anlaşılmasını
sağlamak, bu nedenle basından nasıl yararlanılacağını araştırmak.
Planlanan çalışma konuları
»» Basın ve medya ile sıcak ilişkiler kurmak,
»» İnşaat Mühendisliğini tanıtmak,
»» Oda etkinliklerini basın/medya yoluyla duyurmak,
»» Halkın İnşaat Mühendisliğini doğru tanıması için
basınla ilişki kurmak,
»» Afet bilinci ve güvenli yapı konusunda basın yoluyla kamuoyu oluşturma,
»» Fuar, kongre, sempozyum vb. etkinliklerimizin,
katılımlarımızın basında yer almasının sağlanması.
SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKİNLİKLER
KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
Şube üyesi meslektaşlarımız arasında mesleki konular yanında sosyal ve kültürel alanlarda etkinlikler
düzenle­yerek, diyalog ve dayanışmayı arttırmaktır.
Planlanan çalışma konuları
»» Teknik, sosyal, kültürel amaçlı geziler (Şantiyeler,
müzeler, ören yerleri),
»» Ağaç dikme, İMO gecesi vb. konularda etkinlikler,
»» Müzik ve folklor çalışmaları (TSM, THM, Halk
Oyunları),
»» Sportif etkinlikler,
»» Ülkemizde ve dünyadaki antidemokratik gelişmelere karşı demokratik refleksin ortaya konduğu
etkinlikler düzenleme ve/veya etkinliklere katılım,
»» Tiyatro/sinemaya toplu gidişlerin örgütlenmesi
YASA VE YÖNETMELİKLER KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
Yapılaşmaya ilişkin çok sayıda kanun ve yönetmeliklerde son yıllarda sıkça yapılan değişikliklerin izlenmesi, yasa taslaklarının ele alınarak Şubemiz adına
genel görüş ve/veya yasa maddesi bazında görüş oluşturulması, bu görüşlerin ilgili Kurumlara iletilmesi
vb. konularda çalışmalar yapılmasıdır.
Mart 2014 29
Şubeden
Planlanan çalışma konuları
»» Kanun, yönetmelik, genelge vb. yapılan değişikliklerin izlenmesi, üyelerimize kısa sürede yayın
organları ile duyurulması,
»» Yasa taslaklarının ele alınması, bu konuda görüş
oluşturulması,
»» İhtiyaç duyulan konuların belirlenerek, yasa –
yönetmelik konusunda uzman kurum yetkilisi
desteği ile eğitim, konferans, vb. etkinliklerin
planlanması
»» Yasa-yönetmelik tasarı ve taslaklarının izlenmesi,
bu değişikliklerin değerlendirilerek, Şubemiz adına görüş oluşturulması.
»» Meslek alanımızı ilgilendiren mevzuat değişikliklerine ilişkin oluşturulan Şube görüşlerinin, üyenin
ve kamuoyunun ilgisi ve dikkatine sunulmak üzere; Şubemiz Web sayfasında, Şube Bültenimizde
yayınlanmasının sağlanması
KADIN İNŞAAT MÜHENDİSLERİ KOMİSYONU
Amaç ve çalışma biçimi
Kadın mühendislerin evde, işte, eğitimde, meslek
örgütlerinde ve sivil toplum kuruluşlarında yaşadığı sorunları ortaklaştırmak ve birlikte çözüm üretmek doğrultusunda bir araya gelerek örgütlülüğünü
güçlendirmektir.
TMMOB 1. Kadın Kurultayının ardından, TMMOB
41. Olağanüstü Genel Kurulunda alınan “TMMOB,
tüm İl Koordinasyon Kurullarında kadın komisyonlarının oluşturulması, bağlı Oda Merkezlerinde
ve Şubelerinde kadın komisyonlarının oluşturulması yönünde çalışmalar yapar” ve İnşaat
Mühendisleri Odası 43. Olağan Genel Kurulunda
alınan “Meslektaşlarımızın sorunlarını dile getirerek bunlara yönelik çözüm önerileri sunabilecek
Odamızın Genel Merkezi ve şubelerimizin bünyesinde bir kadın komisyonunun oluşturulması” kararlarına dayanarak, 03.08.2012 tarih ve 182 sayılı Oda
Yönetim Kurulu kararı ile Kadın İnşaat Mühendisleri
Komisyonu oluşturulmuştur.
Şubemizin 44. çalışma döneminde oluşturacağımız
Kadın İnşaat Mühendisleri Komisyonu ile hedefimiz,
TMMOB İzmir İKK Kadın Komisyonu içinde yürüttüğümüz çalışmaların kadın meslektaşlarımızla zenginleşerek, dayanışma içinde erkek egemen sistemin
ve kapitalizmin kadınlara öngördüğü durumu değiştirme olanaklarını hayata geçirmektir.
30 Mart 2014
3.3 EĞİTİM ÇALIŞMALARI
3.3.1 EĞİTİM ANA İLKELERİ
Ülke ve toplum yararları doğrultusunda meslek
alanlarıyla ilgili denetimin yapılabilmesi için üyelerin mesleki çalışmalarına dayanan uzmanlıklarının
belirlenmesi ve belgelendirilmesi amacıyla yürütülen
meslek içi eğitim­leri sürdürülecektir.
Şubemizde gerek içerik gerekse konu sayısı açısından
sürekli güncellenerek devam ettirilmesi planlanan
eğitim faaliyetleriyle; hızla gelişmekte olan bilim ve
teknolojinin takip ve üretiminde ülke sanayisinin
ihtiyaç duyduğu yetişmiş insan gücünün oluşturulmasına katkıda bulunmak hedeflenmektedir. Bu çerçevede; gerek uzmanlık alanlarımıza yönelik olarak
düzenlenecek eğitimlerle üye ve öğrenci üyelerimizin
üniversite eğitimleri sırasında kazandıkları bilgileri
sürekli eğitimlerle güncel tutmak ve gelişen teknolojilere uyum sağlamalarına yardımcı olmak, gerekse
pek çok farklı sektörde faaliyet gösteren teknisyen ve
ara teknik elemana yönelik eğitim programları oluşturarak bu sektörler tarafından halkımıza sunulan
hizmet kalitesini arttırmak ve ülke kaynaklarının
doğru ve verimli kullanımına katkıda bulunmak
amaçlanmaktadır.
Şubemiz eğitim faaliyetleri; “Eğitimden gelen eğitimde kullanılır; gelir amaçlanmaz,” ilkesiyle sürdürülerek, bu süreçte edinilen tecrübelerle, halka yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarına devam
edilecektir.
Bilim ve teknolojinin hızla gelişimine bağlı olarak
sanayide yüksek teknoloji gereksiniminin arttığı günümüzde üyelerimizin “sürekli eğitim” istemleri her
geçen gün artmaktadır.
Uluslararası rekabet ortamında ülkemizin kalkınmasının temeli olan, sanayimizin özlediğimiz düzeye ulaşması için, Odamıza düşen görev daha da
artmıştır.
3.3.2 EĞİTİM PLANLAMA ESASLARI
»» Şubemiz ve şube etkinlik alanında bulunan temsilciliklerimizde üyelerimizin talepleri doğrultusunda, eği­t im hizmetlerimizin kendilerine ulaşmasını sağlayabilmek için, her türlü teknolojik
gelişim olanağı değer­lendirilecektir.
»» Gerek sanayide çalışmakta olan, gerekse mühendislik bürolarında müşavir olarak hizmet veren
Şubeden
üyelerimizin mesleki faaliyetlerinde faydalı olabilecek teknolojik yeniliklerle ilgili tanıtıcı seminerler düzenlenerek, sun­dukları hizmetin kalitesini arttırmaları konusunda kendilerine destek
olunacaktır.
»» Uzmanlık alanlarımızı etkileyen her türlü kanun ve yönetmelik değişikliğinde, üyelerimizin
konuyla ilgili bil­g ilendirilmesini sağlamak ve
yeni mevzuat doğrultusunda çalışma alanlarında
yapılması gereken değişikle­re ilişkin önerilerde
bulunmak için seminer ve paneller düzenlenerek,
eğitim programları oluşturulacaktır.
»» Yurt içi ve dışında çalışmış, mesleki birikime
sahip meslektaşlarımızla bağlantılar kurularak,
genç üyelerimi­z e deneyim aktarabilecekleri ortamlar yaratılacaktır.
»» Geleceğin mühendisleri olan öğrenciler için, mesleki eğitime adım attıkları ilk günden itibaren,
seçtikleri meslekle ilgili tanıtıcı ve öğretici söyleşiler planlanması öncelikli amaçlarımızdan biri
olacaktır.
»» Mezuniyete kadar, kendilerine iş hayatlarında
faydalı olabilecek her türlü bilgiye ulaşmalarını sağlayabile­cek bir kütüphane oluşturulması,
mesleki konu ve sorunları tartışabilecekleri paneller ve söyleşiler düzen­lenmesi ve meslek hayatında kendilerine temel oluşturacak bilgileri
paylaşabilecekleri sektör tecrübesine sahip mühendislerle bir araya gelmelerini sağlayacak etkinlikler düzenlenmesine ilişkin çalışmalarımız
sür­dürülecektir.
»» Enerjinin etkin kullanılması, tasarruf sağlanması,
enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafif­letilmesi, çevrenin korunması için alternatif enerji kaynaklarının ve enerji verimliliğinin
artırılması, dışa ba­ğ ımlı uygulamalarının azaltılması amaçlarıyla meslek içi eğitim programlarında enerji içerikli kurslara daha fazla yer verilmeye
çalışılacaktır.
»» Toplumun yaşamını birinci derecede ilgilendiren
“Planlı, sağlıklı, güvenli, sürdürülebilir bir kentleşme,” he­definde uzmanlık alanımıza giren tüm
konularda kamuoyuna yönelik çalışmalarımız
geliştirilerek devam edecektir.
»»“Isı Yalıtımı”, “Enerji Tasarrufu”, “ Kamu İhale
Kanunu”, “İş İskeleleri”, “Kentsel Dönüşüm”,
“Yapı Denetimi”, ”Deprem ve Biz” “İşçi sağlığı ve
İş güvenliği”, “Kentsel Dönüşüm” gibi konularla
çevre korunması bilincinin geliştirilmesi amacıyla kampanyalar, seminer programları ve bilgilendirici broşür dağıtımı çalışmalarına devam
edilecektir.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
3.3.3 PLANLANAN EĞİTİMLER
İMO İzmir Şubesinde yapılan tüm etkinliklerde ve
komisyon toplantılarında eğitimle ilgili talepler alınır, eğitimler bu doğrultuda planlanır. Yapılan çalışmalar sonucu bugüne kadar yapılagelen ve yapmaya
devam edeceğimiz eğitimleri şöyle belirtebiliriz:
»» Bilgisayar destekli kurslar bu amaçla talep edilen kurslardandır. Bu kurslarda belli başlı olarak;
Betonarme yapıların bilgisayar ortamında projelendirilmesi ve çizimi için İDECAD, PROBİNA,
STA4CAD gibi çok kullanılan programlar eşliğinde yapılan eğitimlerle, Ayrıca bilgisayar destekli iş programlama ve SAP2000 e giriş ve ileri
SAP2000 eğitimlerimize devam edilecektir. İstek
ve talep doğrultusunda diğer uzmanlık alanlarında
ve mesleğimize yardımcı olacak konularda kurslar
planlanıp gerçekleştirilecektir.
»» Günümüzde İzmir’de yapılan yüksek yapıların
artması ve çağdaş gelişmeler ışığında yeni yaygınlaşan yöntemler ile ilgili uzun süreli kurslar örneğin “performansa dayalı tasarım” kursu ile “yüksek yapıların tasarım esasları” kursu vb. kurslar
düzenlenecektir.
»» Deprem mühendisliği önemi her yıl daha da anlaşıldığı için bu konudaki eğitimler artmakta ve talep
te gelmektedir. Bunlardan hasar tespit kursu, deprem yönetmeliğinin temel ilkelerini anlatan kurslar
ile performans hesapları ile güçlendirme kursları
önemli bir yer tutmaktadır.
»» Yeni yapılan binaların yapımında karşımıza çok
sayıda sorun yaşadığımız geoteknik konusunda
kurs, seminer ve merkezi olarak planlanan bölgesel eğitim kursları ile meslek içi eğitimlere devam
edilecektir.
»» Talepler doğrultusunda kıyı-liman, çelik yapılar, yapı işletmesi, su mühendisliği, dere ıslahı,
altyapı, ulaşım, vb. konularda seminer ve kurlar
planlanacaktır.
»» Yerel Yönetimler, Halk Eğitim Merkezi ve Meslek
Odamız birlikteliğinde, kentimizin depreme dayanıklı yapı üretiminde kaliteyi arttırmak üzere protokolü yapılan ustalık kursları yapılacaktır.
4. SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKİNLİKLER
»» Gittikçe zorlaşan yaşam koşulları içerisinde üyelerimizin günün yorgunluğunu ve stresini atmalarını sağlamak ve dayanışma değerlerinin çoğaltılmasına da önem vermek amacıyla teknik etkinliklerin
yanı sıra sosyal etkinliklerin de düzenlenmesi
hedeflenmektedir.
Mart 2014 31
Şubeden
»» Geleneksel olarak düzenlediğimiz İMO Gecemizin
yanı sıra üyelerimizin istekleri doğrultusunda kahvaltı organizasyonları, şiir dinletileri, tiyatro gösterimleri, briç, satranç, tavla turnuvaları ve doğa
yürüyüşleri yapılması planlanmaktadır.
»» Şubemizde oluşturduğumuz Türk Halk Müziği
ve Türk Sanat Müziği koro çalışmaları üyelerimizin katılımıyla devam edecek ve konserleri
sürdürülecektir.
»» Çağdaş ve gençleşen, değişen, kendini yenileyen yönetim anlayışımızla üyelerimizin taleplerine göre
sanatsal etkinlikler ve sergiler düzenlenecektir.
»» Çeşitli kurum ve kuruluşlarla ilişkiye geçilerek,
hizmetlerinden üyelerimizin indirimli olarak yararlanmasının sağlanacaktır.
»» Üyelerimizin mesleki, sosyal, kültürel gelişimine
katkıda bulunmak amacıyla söyleşi, konferans ve
bilgilendirme toplantıları gerçekleştirilecek, üyelerimizin teknik bilgi ve görgülerini artırmak üzere
işyerlerine, fuarlara teknik geziler düzenlenecektir.
»» Toplumsal sorumluluk ilkemiz çerçevesinde kentimizin ve ülkemizin sosyal, kültürel ve sanatsal
yaşamının ge­lişmesine katkıda bulunulacaktır.
»» Yönetim anlayışımızın yansıması olarak Oda-Üye
ilişkisini sağlamlaştırmak amacıyla yapılan sosyal
ve kültürel tüm etkinliklerimiz sizlerin talep ve
önerileri ile geliştirilerek devam edilecektir.
mühendislerinin” sorumluluğu bir kat daha artmaktadır. Kentimiz adına yapılan yanlış uygulamaları
takip etmek ve bu uygulamaların engellenmesine
yönelik yapılan çalışmalara katılmak görevimizdir.
Meslek Odası olarak, emekten ve halktan yana çalışma anlayışı ve uzmanlık alanlarımızın gereklerinden
hareketle, halkımızın yaşam alanlarının savunulması konusunda kent ve kentlinin sorunlarını tartışıp,
görüş ve önerimizi halk ve üyelerimiz ile paylaşmak
görevlerimiz arasında bulunmaktadır. Bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki çalışma döneminde de
Odamız, üyelerinin bilgi ve birimlerinden faydalanarak çalışmalarını sürdürecek, günübirlik yapılan
işler yerine, planlı kentleşmeyi savunmaya devam
edecektir.
5. KENTİMİZ VE MESLEK ODAMIZ
Kentimizin sorunlarıyla ilgili TMMOB’ye bağlı odalar ve diğer meslek kuruluşlarıyla birlikte ortak çalışmalar yapılacaktır.
Kentimizi düşündüğümüzde eskiye özlem duyuyorsak eğer, kentin bizim isteğimizin dışında değiştiğini de kabul etmiş sayılırız. Ayrıca çalışma
hayatımızdaki zorlukları göz önünde bulundurduğumuzda kentimizi gönlümüzden geçtiği gibi
yaşamadığımızı da düşünebiliriz. İşte bu yüzden
“kentine sahip çık” dedik TMMOB İzmir 2. Kent
Sempozyumunda…
Kentler sadece ne yerel yönetimlerin ne de siyasal
iktidarındır. Kentler bizimdir, hepimizindir. Kente
dair politikaların, kentsel planlama ve bütçelendirmenin vatandaşların katılımı sağlanarak yapıldığı demokratik bir kent yönetimi hayalden ibaret
değildir.
Kar ve rant hırsının kural tanımazlığı, kentimizin
doğa, çevre, insan hakları ve sosyal adaletten daha
çok piyasa odaklı büyümesine yol açacaktır. Bu nedenle, özellikle kentsel dönüşüm adı altında yapılacakların takipçisi olmalıyız. Sağlıklı konutların
yaşanabilir bir çevre ile bütünleşmesi gerekmektedir.
Bu süreçte, yaşamın her alanında var olan “biz inşaat
32 Mart 2014
Odalarımızın yaptığı mesleki denetim bürokrasi
olarak adlandırılmakta ve çıkarılan yönetmeliklerle
mesleki denetim kaldırılmak istenmektedir. Bu uygulamalara rağmen Meslek Odalarının kentlerimizdeki
konutların deprem güvenliği ile ilgili sorumluluğu
devam etmektedir. Meslek Odası olarak deprem ve
depreme karşı güvenli yapı konusunda kamuoyunda
bilinç oluşturma çalışmalarımıza devam edilecektir.
Önümüzdeki dönemde de kentimize, sorunlarına ve
sorunlarının giderilmesine yönelik çalışmalar yapılırken, konuya ilişkin panel, sempozyum, söyleşi vb.
etkinlikler düzenlenecektir.
Yerel yönetimlerle iletişim kurmanın yolları aranırken uzman meslektaşlarımızla proje bazında destek
verilmeye çalışılacak, proje bazında eleştiriler getirmeye devam edilirken çözüm önerileri de geliştirilecektir. Bu amaçla uzman meslektaşlarımızla “kent
konseyleri”nde yer alınacaktır. Bu yolla denetlenebilir
belediyecilik anlayışı ile kamusal sorumlulukla davranan meslek odamızın aynı platformda buluşması
sağlanacaktır.
Yeni Büyükşehir Yasasının uygulamaya başlamasıyla
ortaya çıkacak sorunların takipçisi olunacaktır.
Alışveriş merkezlerine sıkışmadan, özellikle engellilerin, çocukların ve kadınların özgürce yaşayabildikleri, kent kaynaklarının toplumsal sorumluluklar
gözetilerek sarf edildiği, kamu arazilerinin sadece
kamu yararına kullanıldığı bir kent ve demokratik,
katılımcı bir kent yönetimi için kentimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Şubeden
6. SONUÇ
Her şeyden önce, meslek odaları, toplumsal, ekonomik olaylara paralel dönüşümlerde doğrudan taraf
olduğu için duruşunu belirlemek zorundadır. Bu
duruş ta elbette toplumun refahı için mücade­le eden,
emekten yana açık ve kararlı bir tutum olmalıdır.
Bu muhalefeti sadece mesleki çıkarları temel alan
talep yerine toplumsal çıkarları temel alan, halktan
yana politikaların uygulanması yönünde ısrarlı olan,
her türlü gelişimi üretim ilişkileri açısından inceleyen anlayışla yaşama geçirmek, toplumsal oluşumlara katkı sağlayacaktır.
Bizler; ülkemizin eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik ve sosyal hukuk devleti anlayışında, halktan ve
emekten yana bilim, teknoloji, sanayi politikalarının
oluşturulması, ülkemizin, ülke kaynaklarının sömürüsüne karşı üyeleri­mizin ve kamuoyu duyarlılığının
geliştirilmesi yönünde adımlar atmaya devam ede-
ceğiz. Meslek ve meslektaş sorunlarının, ülke ve toplum sorunlarından ayrılmayacağını temel ilke kabul
ederek meslek alanı üzerinden gelişmelere müdahil
olmayı sürdüreceğiz.
Kamu yararını gözeten benzer örgütler ve sivil toplum oluşumları ile ortak akıl ve mücadele alanlarının
gelişti­rilmesi yönünde çalışmalarımızı artırarak devam ettireceğiz. Kurumsal demokrasi geleneğimizle,
çalışma an­layışımızla, kurumsallığın, teknik altyapının ve örgütlülüğümüzün geliştirilmesinde, hep
birlikte oluşturduğu­muz ilkelerimiz yol göstericimiz
olacaktır.
Ülkemiz, halkımız, mesleğimiz ve meslektaşımız için
daha etkin, daha üretken, daha dinamik bir İMO için
çalış­mak gerekliliği önümüzde bir görev olarak durmaktadır. Önümüzdeki Genel Kurulumuz için çalışmalara başla­mak bu görev için bir adım olacaktır.
Sensiz bir eksik olmadan…
DUYURU
ŞUBE ÇALIŞMA KOMİSYONLARINA KATILIM
Değerli Üyemiz,
15-16 Şubat 2014 tarihlerinde 44. Dönem Şube Genel Kurulumuzu ve Seçimlerimizi tamamladık.
Bundan önceki dönemlerde olduğu gibi 44. Dönemde de mesleğimizin, kentimizin ve ülkemizin
sorunlarının belirlenmesi ve çözüm yollarının üretilmesi, meslektaşlarımızın çalışma yaşamında
karşılaştığı ekonomik ve demokratik sorunların tespiti ve çözüm yollarının aranması ile ilgili
olarak yaptığımız çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Daha üretken, daha güçlü, daha örgütlü bir İnşaat Mühendisleri Odası hedefimizin devamı ve
katılımcı demokrasi adına 44. Dönemde Şubemizde açmayı planladığımız aşağıdaki komisyonlara katkı ve katılımlarınızı bekleriz.
Saygılarımızla
İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu
(Not: Komisyonlarda yer almak isteyen üyelerimizin 11 Nisan 2014 Cuma gününe kadar Şubemize
başvurmaları gerekmektedir)
İletişim:
Tel
: 0 232 462 56 55 / 126
Faks
: 0 232 462 11 67
e-posta : [email protected]
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Mart 2014 33
Şubeden
ÜYELERİMİZE İNDİRİM YAPAN KURULUŞLAR
Aşağıdaki listede yer alan çeşitli sektörlerde yer alan kuruluşlar, ürün ve hizmetlerinde Şubemiz üyelerine belli
oranlarda ve koşullarda indirim uygulamaktadır. İndirim koşulları hakkında detaylı bilgiler Şubemizin web
sitesinde yer almaktadır: izmir.imo.org.tr
İNDİRİM YAPAN KURULUŞ
ADRES / TELEFON
1 İNCİ KORDON BALIK PİŞİRİCİSİ
Adres: Atatürk Cad. No: 196A-198A Alsancak-İZMİR
Tel: 0232 422 40 01
EKO PUB
Plevne Blv. No:1 Alsancak-Konak/İZMİR
Tel: 0232 421 44 59
LESMİRE CAFE
Anafartalar Cad. No:228 Z19 Abacıoğlu Hanı Kemeraltı/
İZMİR Tel: 0232 445 62 63
SEVİNÇ PASTANESİ
Ali Çetinkaya Bulv. No:31/A Alsancak / İZMİR
Tel: 0232 445 62 63
HİLTON OTEL 5*
Adres: Gazi Osmanpaşa Blv. No:7 Alsancak/Konak/İZMİR
Tel: (0232) 497 60 60
MÖVENPİCK HOTEL 5*
Adres: Cumhuriyet Blv. No:138 Alsancak-Konak/İZMİR
Tel: (0232) 488 14 14
KORDON OTEL 4*
Akdeniz Cd. No:2 Pasaport/İzmir
Tel:0 232 484 81 81
EGE PALAS BUSİNESS HOTEL 4*
Cumhuriyet Blv. No:210 Alsancak/Konak/İZMİR
Tel: (0232) 463 90 90
ERMAT MOTORLU ARAÇLAR
Balatçık Mah. Anadolu Cad. No:1273 Çiğli/İZMİR
Tel: 0 232 386 48 86
ESSİ GÜZELLİK MERKEZİ (ALSANCAK ŞUBESİ)
Kıbrıs Şehitleri Caddesi, No:26, Kat: 1, D: 1-2, Alsancak/İzmir
Tel: 0 232 421 18 08
NOVAR LAZER EPİLASYON POLİKLİNİĞİ
Ali Çetinkaya Bulvarı Pakkat Apt. No: 25 K:2 Alsancak
Tel: 0 232 421 02 00
KONAK MERKEZ AKADEMİ
Cumhuriyet Bulvarı No: 34 Kat:8/801 Konak Mrk. Konak/
İZMİR
Tel: 0 232 402 402 9
THE ENGLISH ACADEMY
1374 Sok. No: 18 Kat: 4-5 Selvili İş Merkezi Çankaya
Tel: 0232 446 25 20
BİLGİ DERSANESİ
Necatibey Blv. No:19/2 Çankaya/İZMİR
Tel: 0232 441 43 40
ÖZER SANAT/CENGİZ ÖZER EĞİTİM MERKEZİ
Cumhuriyet Blv. No:242 Figen Apt. K:1 D:2 Alsancak/İZMİR
Tel: 0232 463 05 44
KÖPRÜ GÜZEL SANATLAR MERKEZİ
Çankaya Mah. 474 Sk. No:33 Küçükyalı-Konak/İZMİR
Tel: 0232 231 05 12
ÇİZGELİKEDİ GÖRSEL KÜLTÜR MERKEZİ
Gürsel Aksel Blv. 43/C Güzelyalı/İZMİR
Tel: 0232 247 12 47
PEKER KIRTASİYE
1715 Sk. No:12/A Karşıyaka/İZMİR
Tel: 0232 381 61 91
34 Mart 2014
Şubeden
İNDİRİM YAPAN KURULUŞ
ADRES / TELEFON
İ. AKADEMİ
1450 Sok. No:12 Alsancak / İZMİR
Tel: 0232 464 09 24
İZMİR ALSANCAK FİNAL DERGİSİ DERSANELERİ Atatürk Cad. No:398 K:1 Dalyan Gümrük İşhanı Alsancak/
İZMİR
Tel: 0232 464 27 00
SANART KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ
1434 Sok. A Blok No: 9 Kat: 2 Daire: 15 Alsancak – İZMİR
Tel: 0232 464 78 48
ANKARA ÜNİVERSİTESİ (TÖMER)
1451 Sk.No:10 Alsancak/İZMİR
Tel: 0232 464 05 44
ADA AKADEMİ
Irmak Plaza 5500 S. No: 14/E Çamdibi - Bornova / İZMİR
Tel: 0 232 433 40 06
DEĞİŞİM OPTİK
846 Sk. No:9/A 1. Beyler Kemeraltı/İZMİR
Tel: 0 232 489 40 56
GİORMANİ OPTİK FORUM ŞUBESİ
Kazım Dirik Mah. 372/13 No:21 Bornova/İZMİR
Tel: 0 232 339 25 58
BULVAR OPTİK
Talat Paşa Blv 20/B, Alsancak/İzmir
Tel: 0 232 422 31 86
YAŞAM TIBBİ TAHLİL LABORATUVARI
Kıbrıs Şehitleri Cad. 1447 Sokak No: 6/1-2 Alsancak / İzmir
Tel: 0 232 421 54 17
DÜNYA GENÇLİK KAMP HİZMETLERİ
Yıldız Posta Cd. Emel Apt. A- Blok D:303 K.3
Gayrettepe/İstanbul Tel: 0 212 267 33 57
LEVENT MARİNA
Haydar Aliyev Bulvarı No:4/A Balçova/İZMİR
Tel: (0232) 259 00 90
ALİN’S CAFE - RESTAURANT
Kıbrıs Şehitleri Cad. No:55 Alsancak / İZMİR
Tel: (0232) 465 06 66
ŞAMDAN CAFE-BAR
Atatürk Cad. No: 192/A Alsancak - İZMİR
Tel: (0232) 421 41 89
A7 ŞEHİR KULÜBÜ VE TERAS KAFE
Anadolu Caddesi No:40 C Katı Bayraklı / İZMİR
Tel: (0232) 462 67 30
KENT KONUK EVİ
Caher Dudayev Blv. 6521Sk. No:21 Karşıyaka/İZMİR
Tel: (0232) 324 66 50
BUDGET RENT A CAR
Tel: 0 232 274 11 11 - (549) 562 23 28
GELİŞİM KOLEJİ
Çanakkale Yolu Üzeri Telsiz Mevkii Ulukent-Menemen/İZMİR
Tel: 0232 833 22 22
BUCA MACERA TEPESİ
Eski Kırıklar Karaağaç Köyü No:1 Buca
Tel: (0533) 519 46 41 / (0507) 681 93 40
FAMECİTY BOWLİNG - OYUN PARKI
Gaziosmanpaşa Bulvarı No:7 Hilton Center Alsancak – İzmir
Tel: 0 232 446 08 08
KUTUP AYISI DOĞA SPORLARI MALZEMELERİ
Selim Ayaydın Cad. Hasan Tanık Mrk. No:2 K:3 BahçelievlerİSTANBUL Tel: 0 212 243 04 30
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Mart 2014 35
İMO’dan
Kamu İhale Kanununda bir değişiklik daha
MÜHENDİSLER MAĞDUR EDİLİYOR
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, Kamu İhale Kanunu’nda gerçekleştirilen değişiklikle ilgili açıklama yaptı.
7 Mart 2014
Hükümet Kamu İhale Kanunu`nda bir değişiklik
daha gerçekleştirdi. Böylelikle son 11 yıl içerisinde
Kamu İhale Kanunu`nda pek çok değişiklik yapıldı.
Bu zaman zarfında Kamu İhale Kanunu`nda doğrudan 26 değişiklik gerçekleştirildi. Kamu ihalelerine
ilişkin şaibe, yolsuzluk, suiistimal ve partizanlık iddialarının gündemin ilk sırasında yer aldığı bir ülkede,
kamu yatırım sürecinin belirleyicisi olan bir kanunla
bu kadar oynanmasını, popüler hale gelen sözcükle
“manidar” bulduğumuzu belirtmek istiyoruz.
Siyasi iktidar, 6 Şubat 2014 tarihinde kabul edilen ve
19 Şubat`ta Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren “Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”
başlıklı Torba Yasa ile, Kamu İhale Kanunu`nda birçok değişiklik gerçekleştirdi.
Torba Kanunla, Kamu İhale Kanunu`nda yapılan diğer değişikliklerin olası olumsuz sonuçlarına değil
de, mühendisleri yakından ilgilendiren maddelere
göz atıldığında, siyasi iktidarın mühendislerin kazanılmış haklarını gasp ettiği, kamu ihalelerine giren
büyük sermaye gruplarının elini daha da rahatlattığı
görülecektir.
Torba Kanunun 46. maddesiyle, 4734 sayılı Kamu
İhale Kanunu`nun 10. Maddesinin 1. fıkrasının b
bendinin 2 numaralı alt bendinde değişikliğe gidildi.
İlgili madde değişiklik öncesi, “Denetim faaliyetleri
nedeniyle alınacak belgeler ilk beş yıl en fazla beşte
bir oranında, daha sonraki yıllarda gerçek kişiler ile
tüzel kişilerin en az beş yıldır yarısından fazla hissesine sahip olan mühendis ve mimarların iş denetleme nedeniyle alacakları belgeler tam olarak, yönetim
faaliyetleri nedeniyle alınacak belgeler en fazla beşte
bir oranında dikkate alınır.” şeklindeyken, yapılan
değişiklikle “Denetim ve yönetim faaliyetleri nedeniyle alınacak belgeler beşte bir oranında dikkate
alınır. Ancak, yapımla ilgili hizmet işlerinden elde
edilen belgeler yapım işlerinde kullanılamaz.” şekline getirildi.
36 Mart 2014
Kısaca, Mühendisler ve mimarlar kamu ihalelerine
girerken daha önce yaptıkları denetim faaliyetleri
nedeniyle edindikleri İş Denetleme Belgelerinin, belgenin alımından itibaren ilk beş yıl 1/5`ini, sonrasında da tamamını kullanabilirken, değişiklikle beş yıl
süre kesintisiz hale getirilmiştir. Yani mühendisler ve
mimarlar bu değişiklikle, İş Denetleme Belgelerinin
tamamını değil, sadece 1/5`ini kullanabilecektir.
Bu değişikle, kamu ihale sisteminin temel ilkesi olan eşitlik ve adalet bir kez daha derin yara almış, Mühendisler, mimarlar ihale sisteminin dışına
itilmiştir.
Ne yapılmak istendiği açıktır. Siyasi iktidar meslektaşlarımızı sistemin dışında tutarak, müteahhitliği
salt bir sermaye organizasyonu haline getirmektedir.
Yolsuzluklar konusunda kamuoyunda oluşan hassasiyetin, kamu ihale sistemine ilişkin tartışmaları da
içerecek şekilde kamusal bir bilince kavuşmasına dönük beklentimizi kamuoyuyla paylaşıyor ve meslektaşlarımızı mağdur eden düzenlemenin derhal geri
çekilmesini istiyoruz.
DEMİRYOLLARINDAKİ ALTYAPI
EKSİKLİĞİ KAZALARA DAVETİYE
ÇIKARMAKTADIR
Oda Yönetim Kurulumuz, Mersin’de meydana gelen tren
kazası ile ilgili açıklama yaptı. 21 Mart 2014
20 Mart 2014 tarihinde Adana-Mersin demiryolunda
meydana gelen ve 10 vatandaşımız hayatını kaybettiği, beş vatandaşımız da yaralandığı kaza ile ilgili olarak İMO Yönetim Kurulu’ndan bir açıklama yapıldı.
Açıklamada demiryollarındaki altyapı eksikliklerinin, hemzemin geçitlerdeki yetersiklikler, sinyalizasyon, alt üst geçit eksikliği, hız denetiminin yapılamaması gibi sorunların kazalara davetiye çıkardığı
vurgulanarak, kazada yaşamını yitirenlerin ailelerine sabır ve yaralılara şifa dilekleri belirtildi.
İMO’dan
8 MART KUTLU OLSUN!
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. 7 Mart 2014
Bilindiği gibi 8 Mart 1857`de New York`lu kadın
işçiler, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve ücret
eşitsizliğinin giderilmesi amacıyla sokağa çıktı, güvenlik güçlerinin müdahalesiyle başlayan olaylar sırasında çoğu kadın 129 işçi yaşamını yitirdi. O gün,
kadın işçilerin hak talepli mücadelesinin simgesel
günü olarak kutlanmaya başladı. Birleşmiş Milletler
Genel Kurulu ise 16 Aralık 1977`de 8 Mart`ı Dünya
Kadınlar Günü olarak kutlanmasına karar verdi.
iş ilanlarında “erkek mühendis aranıyor” notlarını görmek mümkündür. Kaldı ki, kadınlar inşaat
mühendisliğini seçmekten bile imtina etmektedir.
Şantiyeler neredeyse kadından arındırılmış, “kurtarılmış” alanlar olarak görülmektedir. Eril dilin ve
ilişkilerin hâkim olduğu inşaat sektöründeki kadın
meslektaşlarımız, bir de inşaat mühendisliğinin “erkek” mesleği olduğu algısıyla mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır.
8 Mart o tarihten günümüze kadınların hak ve özgürlüklerinin simgesel günü olarak kutlanmaktadır. 8 Mart, salt çalışma yaşamından doğan sorunlarla sınırlı tutulmamakta, kadın olmaktan doğan
sorunlarla birlikte 8 Mart, geniş bir yelpazede ele
alınmaktadır.
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, kadınların ayrımcılığa, sömürüye, tacize, şiddete karşı sürdürdüğü mücadelesini desteklemekte, 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü`nü dayanışma ruhuyla kutlamaktadır.
Dünyanın her coğrafyasında, her kültüründe farklı
düzlemlerde de olsa kadınların yaşadığı sorunlarla
karşılaşmak mümkündür; kadınların sorunları, genel anlamdaki toplumsal sorunlar manzumesinin
önemli bir halkası olarak görülmektedir. Özellikle
savaş, ekonomik kaos, toplumsal alt-üst oluş en çok
da kadınları etkilemekte, kadınlar açılık, savaş, taciz
ve tecavüz mağduru olmaktadır.
Ülkemizde kadınlar evde, işte, sokakta şiddete, tacize,
tecavüze, ayrımcılığa maruz kalmakta, dini gericilik
ve muhafazakârlık kadın sorununu katmerleştirmekte, kürtaj hakkı engellenmek istenmektedir. Çalışma
yaşamına getirilmek istenen düzenlemelerle de kadının yaşam alanı kuşatılmakta, kadınlar ev eksenli
çalışmaya zorlanmakta, kadın emeği güvencesiz, esnek, ucuz ve sosyal haklardan yoksun bırakılmakta, üç çocuk dayatmasıyla kadın eve hapsedilmeye
çalışılmaktadır.
Özellikle kadın cinayetlerinin son on yılda yüzde
1400 arttığı ve her gün üç kadının öldürüldüğü gerçeğinin kadın sorununu içinden çıkılmaz bir hale getirdiği görülmeli, kamu idaresi ilk adım itibariyle bu
sorunu çözecek önlemleri ivedilikle almalıdır.
Mühendislik alanında da tablo farklı değildir. Ne
yazık ki, mesleğimizin uygulama alanları erkek egemenliğindedir ve kadın meslektaşlarımız bırakalım
sağlıklı koşullarda çalışmayı, işe girme noktasında
bile ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadır. Halen
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
EĞİTİM
İMO BİLİRKİŞİ YETKİ BELGESİ
YENİLEME EĞİTİMLERİ
İMO Meslekiçi Eğitim Kurulu, 2009 yılında
Bilirkişi Yetki Belgesi almış olan üyeler ile
2007 ve 2008 yılında Bilirkişi Yetki Belgesi almış olan ancak geçtiğimiz yıl yenileme eğitimine katılmamış olan üyeler için 5 ilde eğitim
düzenleyecek.
Eğitim, 15-16 Mart 2014 tarihlerinde Bursa`da,
5-6 Nisan 2014 tarihlerinde Trabzon`da, 1920 Nisan 2014 tarihlerinde İstanbul`da, 2627 Nisan 2014 tarihlerinde Ankara`da, 3-4
Mayıs 2014 tarihlerinde ise Diyarbakır`da
düzenlenecek.
Kurs süresi 14 saat olacak ve eğitimler Hakim
Mehmet Şenol tarafından verilecek.
Eğitimin sonunda, yapılacak sınavda başarılı
olan üyelere belge verilecek.
Mart 2014 37
İMO’dan
BERKİN ELVAN’I KAYBETTİK SORUMLULAR
YARGI ÖNÜNE
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu’nun Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili yaptığı açıklama. 11 Mart 2014
Gezi Parkı eylemleri sırasında başına isabet eden gaz
kapsülü nedeniyle yaralanan berkin Elvan 296 gün
sonra aramızdan ayrıldı.
Eylemlerle doğrudan ilgisi yoktu; ekmek almak için
evinden çıkmıştı, polisin
hedef gözeterek ateş açması
sonucu başından yaralandı,
uzun süre hayata tutundu,
bütün tıbbi müdahaleler sonuçsuz kaldı, 15 yaşındaki
bir çocuk hayata gözlerini yumdu.
Genç ölümler diyarı Türkiye, çocuk ölümlerine de
tanık olmaya başladı. Uğur Kaymaz`dan Berkin
Elvan`a, Türkiye çocuk ölümlerine sebep olmanın
utancını taşıyor. Kim tetiği çekti, kim azmettirdi,
kim “polise emri ben verdim” dedi? Kim “polisimiz
destan yazıyor” diyerek ölümleri meşrulaştırdı?
Berkin Elvan, Gezi Parkı olayları sırasında polis şiddetiyle aramızdan ayrılan ilk çocuk/genç değildi;
sadece en küçükleriydi. Mehmet Ayvalıtaş, Ethem
Sarısülük, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan, Ali
İsmail Korkmaz, Medeni Yıldırım polisin aklı almaz,
vahşi şiddetine maruz kaldı; gencecik çocuklar, delikanlılar katledildi.
Adet yerini bulsun diye çağrı yapıyor ve sorumluların
yargılanmasını talep ediyoruz; faili biliyoruz bilmesine ama yine de Berkin Elvan cinayeti faili meçhul
olarak kalmasın istiyoruz.
Nafile bir çağrı bizimkisi farkındayız; yapmak istediğimiz tarihe not düşmektir.
Tarih ne Berkin Elvan`ı ve diğer genç ölümleri unutacak ne de “polisimiz destan yazıyor” diyen muktediri.
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu
İLETİŞİM VE HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜNE DARBE!
Sosyal paylaşım ağı Twitter’ın yasaklanması nedeniyle İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklama.
21 Mart 2014
Siyasi iktidar, sosyal paylaşım ağı Twitter`ı 20 Mart
2014 gecesinden bu yana erişimi engellendi. Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), vatandaşlardan gelen şikâyet üzerine sosyal paylaşım ağı
twitter`a ulaşımın mahkeme kararıyla engellendiğini
duyurdu.
Twitter`ın yasaklanması da yasağa ilişkin yapılan
açıklama da siyasi iktidarın içinde bulunduğu ruh
halini ve düştüğü açmazı göstermektedir. Yasağın
anlamı gayet nettir: Siyasi iktidar yolsuzlukların,
hırsızlıkların, hukuksuzlukların vatandaşlar tarafından bilinmesini, yaygınlaşmasını engellemek
istemektedir.
Bir ülkede demokrasinin gelişmişliği, iletişim ve haber alma özgürlüğü ile doğrudan ilintilidir. Bir süredir devam eden baskıcı, otoriter uygulamalar sosyal
paylaşım ağının yasaklanmasıyla bir başka boyuta
geçmiştir. Türkiye gitgide içine kapanmakta, dünyadan kopmakta, demokratik hak ve özgürlükler askıya
alınmaktadır.
Dünya ölçeğinde sosyal paylaşım ağına yasak getiren
ikinci ülke olmanın ayıbı Hükümetin üzerindedir.
Bir an önce bu ayıptan dönülmeli, Twitter üzerindeki yasak kalkmalıdır. Aksi takdirde Hükümetin bu
yükü taşıması mümkün olmayacaktır.
İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
38 Mart 2014
TMMOB İKK’dan
TMMOB 3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü
İŞ CİNAYETLERİNİ DURDURUN
TMMOB 3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü’nde TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu tarafından Alsancak’ta bir basın açıklaması yapıldı. 3 Mart 2014
İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusu; insan odaklı bir
mesleğin uygulayıcılarının örgütü olan TMMOB’nin
önemli çalışma alanlarından, mücadele alanlarından birini oluşturmaktadır. Konunun önemine bir
kez daha dikkat çekmek amacıyla 42. Olağan Genel
Kurulumuzda, 3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak
Kozlu’da yaşanan ve 263 madencinin yaşamını yitirdiği facianın yıldönümü, “İş Cinayetlerine Karşı
Mücadele Günü” olarak kabul edilmiştir.
Öncelikle 3 Mart 1992 tarihinde yaşamını kaybeden
263 maden işçisi ile birlikte son yıllarda Balıkesir
Dursunbey’de biri maden mühendisi, 13 maden işçisini; Bursa Kemalpaşa’da yaşamını yitiren 19 maden
işçisini, İstanbul Tuzla’da, Davutpaşa’da, Ankara
Ostim’de, Zonguldak Karadon’da, Maraş Elbistan’da,
İstanbul Esenyurt’ta ve saymakla bitiremeyeceğimiz
iş cinayetlerinde yaşamını kaybeden emekçileri saygıyla anıyoruz.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği bütün çalışanları ilgilendiren, çalışma yaşamının en temel unsurlarından
biridir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin göstergeler, temel insan hakları, çalışma yaşamı ve ülke-
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
lerin gelişmişliklerine ilişkin önemli göstergeler
sunmaktadır.
ILO rakamlarına göre; bugünün dünyasında her 15
saniyede bir işçi, iş kazaları veya meslek hastalıkları
nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Her gün yaklaşık 6 bin 300 kişi iş kazası veya meslek hastalıkları
nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Her yıl yaklaşık
olarak 360 bin kişi iş kazası, 1 milyon 950 bin kişi ise
meslek hastalıklarından dolayı yaşamını yitirmektedir. Her yıl 270 milyon iş kazası meydana gelmekte ve
160 milyon kişi meslek hastalıklarına yakalanmaktadır. Her yıl, çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerde,
zehirli maddelerden dolayı 651 bin işçi yaşamını
yitirmektedir.
Ülkemiz açısından durum oldukça vahimdir.
Ülkemizde her gün ortalama 176 iş kazası olmakta,
3 emekçi yaşamını kaybetmekte ve 5 emekçi iş kazası
sonucu iş göremez hale gelmektedir. Bu nedenle ülkemiz iş kazalarında Avrupa ve dünyada ilk sıralarda;
ölümlü iş kazalarında ise Avrupa’da birinci, dünyada
üçüncü sırada yer almaktadır.
Mart 2014 39
TMMOB İKK’dan
Bugün ülkemizde uygulanmakta olan neoliberal
ekonomi politikaları sonucunda iş güvencesinin
azalması, esnek çalışma biçimleri, çalışma koşullarının ağırlaşması; özelleştirme, sendikasızlaştırma ve
taşeronlaştırmanın yaygınlaşması; sosyal güvenlik
ve güvenceden yoksun kayıt dışı işçilik ve çocuk işçi
çalıştırma, yasal düzenlemelerdeki yanlışlıklar iş cinayetlerinin nedenleri arasındadır.
Bir kere daha söylüyoruz: İşçi sağlığı ve iş güvenliğinde temel amaç; çalışanların sağlığına zarar verebilecek hususların önceden belirlenerek gereken
önlemlerin alınması, iş kazası geçirmeden, meslek
hastalıklarına yakalanmadan, sağlıklı ve güvenli
bir ortamda çalışmalarının sağlanması, çalışanların ruhsal ve bedensel bütünlüğünün korunması
olmalıdır.
İşyerinde sağlık ve güvenlikle ilgili şartları sağlamak işverenin öncelikli ödev ve sorumluluğudur.
Çalışanlar da bu doğrultuda alınan tedbir ve talimatlara uymakla yükümlüdürler. İlgili düzenlemeleri
hazırlamak ve uygulanmasını denetlemek ise elbette
devletin görevidir. Bu ise ancak tarafların uzlaşma
içerisinde işçi sağlığı ve iş güvenliğinin önemine
inanmaları ile mümkündür.
Ne yazık ki, yeni çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve
Güvenliği Kanunu da sorunun merkezine inen ve ona
göre çözümler üreten bir yasa değildir. Yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iş cinayetleri ve ölümler artarak
devam etmektedir.
2002 yılında yenilenen İş Kanunu’nda 50’den fazla
devamlı işçi çalıştıran sanayiden sayılan işyerlerinde
iş güvenliği mühendisi ve işyeri hekimi çalıştırmak
zorunlu hale getirilmiştir. AKP, bu yasanın uygulama yönetmeliği ile iş güvenliği mühendisi ve işyeri
hekimini danışman statüsüne indirgeyerek işyerlerinin devamlı kontrolünü engellemiştir. Bu yönetmelik yargıdan dönünce İş Yasası’nda, ÇASGEM ve
Bakanlık Teşkilat Yasası’nda torba kanunlarla değişiklik yapmıştır. Bu yasalara dayanılarak çıkarılan
yönetmelikler de yargıdan dönünce, İş Sağlığı ve İş
Güvenliği Yasası’nı TMMOB ve bağlı odaların tüm
itirazlarına rağmen yasama organından geçirmiştir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’ndan işveren ve devlet
sorumsuzluğu çıkmıştır. Devletin bu alandaki denetleme görevi, tıpkı toprak gibi, su gibi, enerji gibi
özelleştirilmiştir.
Bu yasa ve yönetmeliklerle işyerlerinde çalışan insanların sağlık ve güvenliğini koruyacak, devamlı ve
devlet gözetiminde bir denetleme olması beklenirken
40 Mart 2014
AKP, Devletin elini bu alandan çekerek özel sektöre
bir pazar alanı açmıştır. Eğitimli mühendis ve hekimi eğitme adı altında özel eğitim kurumları açtırarak, burada bir sektör yaratmıştır. OSGB’ler adı altında özel kurumlar oluşturarak mühendis ve hekimleri
kiralık işçi konumuna getirmiş, iş yerlerini denetleyecek mühendis ve hekimlerin bağımsız çalışmasını
engellemiştir. Kendisi güvencesiz, kiralık işçi olan
mühendis ve hekimler kendini koruyamazken, diğer
işçilerin güvenliğini ve sağlığını nasıl koruyacaklardır? AKP’nin ortaya çıkardığı ve uyguladığı mevzuat
aldatmacadır, insan hakları ihlalinin kılıfıdır.
Bugün işçiyi her türlü korumadan uzak bırakan,
mühendis ve hekimi iş kazaları tazminatlarından
sorumlu tutan, işvereni ve iş yaşamını denetlemekten sorumlu olan devleti ise her türlü sorumluluktan
arındıran bir politika ile karşı karşıyayız.
Oysa her zaman söylediğimiz gibi; iş cinayetlerinin, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne
geçilebilmesi için işyerlerinde “önce insan, önce
sağlık, önce iş güvenliği” anlayışı yerleştirilmelidir.
Cinayetlerin sorumluları işyerinde gerekli tedbirleri almayan işverenler, yasal düzenlemeleri ve ikincil
mevzuatları olması gerektiği gibi hazırlamayanlar ve
gerekli denetimleri yapmayan ilgili bakanlıktır.
Çalışma hayatının yeniden düzenlenmesi, çalışma
şartlarının iyileştirilmesi, işçi ölümlerinin durdurulması için mücadele etmek, kendini emekten yana
konumlandıran TMMOB’nin tarihi görevidir. Bu
görevi yerine getirme bilinciyle TMMOB; iş cinayetleri ve işçi ölümlerini ülkemizin sosyo-ekonomik ve
demokrasi sorunları ile birlikte bir bütün olarak ele
almakta, insanca çalışma koşullarının oluşturulmasını insanca yaşama hakkı ve talepleri ile birleştirerek
sorunun çözümü için yapılabilir, gerçekçi önermelerde bulunmaktadır.
Siyasi iktidar TMMOB’nin ve bağlı odalarının sözünü dinlemek, algılamak ve daha önemlisi hayata
geçirmek zorundadır.
İş cinayetleri kader değildir! İş cinayetleri engellenebilir, yeter ki bilimin ve tekniğin gereği yapılsın!
Yeter ki; her çalışmanın öznesi insan ve yaşam olsun!
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu
İncelemeler
BORLU AKTİF BELİT (BAB) ÇİMENTOSU
Prof. Dr. Selçuk TÜRKEL
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi
İnşaat Mühendisliği Bölümü, Yapı Malzemesi Anabilim Dalı
Özet
Borlu Aktif Belit (BAB) çimentosu üretimi ile ilgili
ilk çalışmalar 20. yüzyılın başlarında ABD’de başlamış, daha sonra değişik araştırmacılar tarafından da
çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda çimento hammaddesine belirli oranlarda katılan bor oksit
(B2O3) içeren bor minerallerinin, klinker oluşumunda döner fırındaki pişme sıcaklığını 1325 °C civarına düşürdüğü ve çimento üretiminde %10 civarında
enerji tasarrufu sağlanabileceği belirlenmiştir. BAB
çimentosu klinkerinin Portland çimentosu klinkerinden en önemli farkı, alit fazı (C3S) oluşmaması, onun
yerine hidrolik aktivitesi yüksek aktif belit fazının (α
ve/veya α’-C2S modifikasyonları) ana bileşen olmasıdır. Diğer mineralojik bileşenleri ise C3A ve C 4AF
fazlarıdır. BAB çimentosunun sertleşmesi aktif belit
fazının hidratasyonu ile sağlanmaktadır. Bu çimentonun diğer bir özelliği ise çevreci olmasıdır. Borlu
çimento üretiminde atmosfere salınan CO2 emisyonu
% 25-30’lara varan oranlarda azalabilmektedir.
1. Giriş
Türkiye dünya bor minerali rezervinin %72.5’ine sahip olan ve bor madeni zenginliği açısından birinci
sırada yer alan bir ülkedir. Fiili bor üretimi bakımından da 2012 yılı verilerine göre Türkiye %47,2 pay ile
birinci sırada yer almaktadır [Boren]. En önemli bor
minerali kolemanitdir (Ca 2B6O11.5H2O). Kolemanit
minerali sadece Türkiye ve ABD’de bulunmaktadır. Birçok bor minerali içerisinde alkaliler bulunmakta olup bunlar çimento içinde istenmemektedir.
Kolemanitin alkali içermemesi de büyük bir tesadüftür. Kolemanit minerali içinde esas olarak yaklaşık %
28,0 CaO, % 42,0 B2O3 , % 6,5 SiO2 ve %23,5 H2O bulunmakta ve çimento üretimi için gerekli olan hammaddeler de bünyesinde yer almaktadır. Kireçtaşının
bir kısmı yerine kullanılan kolemanitin yapısında
CaO bulunduğundan çimento üretiminde herhangi
bir ön-kalsinasyon uygulanmayacağı için CO2 emisyonu % 25-30’lara varan oranlarda azalabilmektedir
[1, 2].
Bor cevheri olarak doğada bulunan bor mineralinin
çimento hammaddesi olarak belirli bir oranda (kolemanit %8 oranında katılabilmektedir) kullanılması
ile bor oksit (B2O3) içeren klinker üretilebilmektedir
[3]. Klinker üretimi esnasında bor mineralinin hamİMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
madde olarak kullanılması sonucunda normal bir
Portland çimentosu bileşiminde yer alan fazlardan
en önemlisi olan trikalsiyum silikat, (C3S- alit) fazı
oluşamamakta ancak bunun yerine daha kararlı ve
aktif olan dikalsiyum silikat, (α ve/veya α’- C2S-belit)
kristal fazı oluşmaktadır. Oluşan bu çimento, çok
düşük hidratasyon ısılı, bor katkılı ve yüksek oranda
aktif belit içerdiğinden Borlu Aktif Belit (BAB) çimentosu olarak tanımlanmaktadır.
BAB çimentosunun üretiminde bor oksit (B2O3) içeren kolemanit dışındaki diğer bazı bor mineralleri
çimento özelliklerini olumsuz yönde etkilemiyor ise
bunların da kullanılması mümkündür [2].
Türkiye’de bor katkılı çimento ile ilgili yapılan çok
yönlü araştırmalardan biri Isparta Göltaş ve Denizli
Çimento Fabrikalarında deneme olarak üretilen BAB
çimentosu üzerinde DSİ Teknik Araştırma ve Kalite
Kontrol Dairesi Başkanlığı ve Ulusal Bor Araştırma
Enstitüsü (BOREN) arasında yapılan protokol çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Kapsamlı araştırma
programından elde edilen ilk bulgulara göre BAB
Çimentosunun birçok yönüyle normal CEM I 42,5R
çimentosuna göre daha üstün özellikler ortaya koyduğu belirtilmiştir. Enerji, çevrenin korunması ve
sürdürülebilir teknoloji konuları birlikte değerlendiğinde BAB çimentosu ile bu üç faktöründe büyük
ölçüde uyumlu olduğu ifade edilmiştir. Ancak BAB
çimentosu üzerinde araştırmaların hiçbir soru işareti
kalmayana kadar detaylı olarak devam etmesi gerektiği vurgulanmıştır. [1].
Ayrıca BAB çimentosu ile ilgili olarak, Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı Strateji Geliştirme
Başkanlığı’nın 2014 yılı Bütçe Sunuş metninde “ARGE çalışmaları kapsamında, borlu çimento klinker
hammaddesine kolemanit ilavesi ile üretilen borlu
aktif belit çimentosu geliştirildiği, patent belgesi
alındığı ve TSE standardı oluşturularak ticari üretim
veya kamu yatırımlarında kullanılmasına yönelik çalışmaların devam ettiği” belirtilmiştir [4].
2. BAB çimentosunun özellikleri
BAB Çimentosu içinde alit fazı (C3S) bulunmadığı
için çimentonun su ile hidratasyonu sonucunda daha
az miktarda kireç (Ca(OH)2) oluşmaktadır. Bu duMart 2014 41
İncelemeler
rum hidratasyon reaksiyonu ile oluşan mikro yapıda
boşluk oranının (kapiler boşluklar) daha düşük olmasına ve sonuçta geçirimsizliğin de artmasına katkı
sağlamaktadır. Betonun boşluk oranının azalması ve
geçirimsizliğinin artması ise betonun mekanik dayanımı ve dayanıklılığı arttırmaktadır.
BAB çimentosu diğer düşük hidratasyon ısılı çimentolar gibi özellikle düşük yüzey/hacim oranına
sahip yapı elemanları ve kütle betonlarında kullanılabilmektedir. Bilindiği gibi kütle betonlarında
çimentonun hidratasyonu esnasında çimentonun
tipine bağlı olarak ortaya belirli bir miktar hidratasyon ısısı çıkmaktadır. Bu ısı betonun ısıl iletiminin
düşük olması nedeniyle yapı içinde yüksek sıcaklık
artışları meydana getirmektedir. Sonuçta yapının iç
ve dış kısımları arasında termal gradyanlar meydana
gelmekte ve bu nedenle oluşan iç gerilmeler betonun
çekme dayanımını aşması halinde beton çatlamakta
ve işlevselliğini yitirmektedir. Bu özellikleri nedeniyle erken dayanımın istenildiği donatılı ve ön yapımlı
elemanların imalatında kullanılması uygun değildir.
BAB çimentosunun çok düşük hidratasyon ısısına
sahip olma özelliği, sıcaklık yükselmesinin ve betonda sıcaklıkla oluşabilecek çatlakların daha kolay
kontrol edilebilmesi bakımından olumludur. Ayrıca
düşük hidratasyon ısısının sıcak havalarda kimyasal reaksiyonlara yardımcı olarak priz, katılaşma ve
dayanım kazanmanın normal sürelerde oluşmasına
katkı sağlaması da önemli bir özelliğidir. Buna karşın soğuk havalarda bu çimento ile yapılacak beton
dökümlerinde beton içerisinde priz hızlandırıcı ve
yüksek oranda su azaltıcı tipinde kimyasal katkıların
birlikte kullanılması gerekebileceği dikkate alınmalıdır [1]. Yapılan deneysel bir çalışmada, kullanılan
kolemanit ve üleksit bor minerallerinin çimentonun
priz süresini arttırdığı belirlenmiştir. Özellikle üleksit bor mineralinin çimentonun priz süresini aşırı
miktarda arttırdığı saptanmıştır. Bor ilaveli çimentolarda normal çimentoya göre priz başlangıç ve bitiş
süreleri arasındaki zamanın daha kısa olduğu, priz
başlangıç süresinden 15 ile 30 dakika sonra prizin
tamamlandığı görülmüştür [5].
3. Borlu Aktif Belit Çimentosu Standardı
(TS 13353)
TS13353 numaralı Borlu Aktif Belit Çimentosu
Standardı Mart 2008 de yürürlüğe girmiştir. BAB
çimentosu standardı, TS EN 197-1 kapsamı dışında
kalan ve TS EN 206-1’e uygun, yerinde dökme beton
ve/veya kütle betonlarında çok düşük hidratasyon
ısılı çimento olarak kullanılan BAB çimentosunun
özelliklerini, bileşimini ve uygunluk kriterlerini
kapsamaktadır. TS13353 BAB çimentosu standardı,
42 Mart 2014
çevresel etkilere karşı dayanıklı olması nedeniyle
bazı kimyasal ve fiziksel çevre etkilerinin olduğu ortamlarda dökülecek betonlarda kullanılan çimento
özelliklerini de kapsadığını ifade etmektedir.
TS13353 standardında belirtildiği üzere BAB çimentosunun uygunluk değerlendirmesinin TS EN 197-2
(Çimento- Bölüm 2: Uygunluk değerlendirmesi) esas
alınarak yapılması gerekmektedir. BAB çimentosunun iki farklı dayanım sınıfında (32.5 ve 42.5 MPa),
normal ve hızlı dayanım kazanan (N ve R tipi) olmak
üzere 4 farklı tipte üretilebileceği ilgili standartta
belirtilmiştir. Ayrıca standartta 2, 7, 90 günlük basınç dayanımı, priz başlangıcı ve hacim genleşmesi
ve hidratasyon ısısı özelliklerine ait limit değerler de
yer almaktadır.
4. Sonuç
Yapılan araştırmalar Borlu aktif belit çimentosunun
sahip olduğu teknik ve ekonomik özelliklerinin yanı
sıra üretiminde çevre kirliliğini azaltan bir çimento
türü olduğunu göstermektedir. Yapılan çalışmalar
BAB çimentosunun özellikle kütle betonu gibi düşük hidratasyon ısılı çimentoların kullanılmasının
zorunlu olduğu yapılar için çok ideal bir malzeme
olduğunu, betonun boşluk oranını ve geçirimliliğini
azaltarak mekanik dayanımı ve dayanıklılığı arttırdığını ortaya koymuştur. Ancak bilindiği gibi çimento seçiminin bilinçli bir şekilde, kullanım yerine ve
amacına uygun olması gerekmektedir. Bu bakımdan
BAB çimentosu kullanılarak üretilecek betonların,
dayanım ve dayanıklılık özelliklerine zarar verebilecek olumsuz etkilerin dikkate alınması ve ayrıca
çimento dışındaki beton bileşenlerinin çimento ile
uyumunun önceden yapılacak deneyler ile kontrol
edilmesi önemlidir.
Kaynaklar
[1] Sağlık A., Sümer O., Tunç E., Kocabeyler M.F.,
Çelik R.S. (2009). “Borlu Aktif Belit Çimentosu
ve DSİ Projelerinde Uygulanabilirliği”, DSİ Genel
Müdürlüğü Teknik Bülteni, Sayı:105, s:1-16, Ankara.
[2] TSE 13353 (2008). “Borlu Aktif Belit Çimentosu”,
Ankara.
[3] BOREN Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, www.
boren.gov.tr/.
[4] Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Strateji
Geliştirme Başkanlığı 2014 yılı Bütçe Sunuş metni,
Ankara.
[5] Ustabaş İ. (2011). “Kolemanit ve Üleksitin
Çimentoda Kullanılabilirliğinin Araştırılması”,
THBB Hazır Beton Kongresi Bildiriler Kitabı, s:367375, İstanbul.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
İMO üyesi genç meslektaşımız Ünal Barış Coşkun’u iş kazasında kaybettik
İNŞAAT SEKTÖRÜNDE BİR İŞ CİNAYETİ DAHA
İstanbul Üsküdar’da Bilim Gözlem Merkezi’nin inşaatında çalışan 24 yaşındaki üyemiz İnşaat Mühendisi
Ünal Barış Coşkun, 10 Mart 2014 tarihinde beton dökümü sırasında dengesini kaybederek 5. kattan düştü.
İnşaatın duvarı ile istinat duvarının arasında herhangi bir güvenlik önlemi alınmaması nedeniyle çukura
düşen Coşkun, vinç yardımı ile yukarı çekilebildi.
Hastane kaldırılan genç mühendis, yolda hayatını
kaybetti.
İtfaiye ve sağlık ekiplerinin kurtarma çalışmaları
sırasında diğer işçilerin beton döküm çalışmalarına
devam ettiği görüldü.
Konuyla ilgili İMO Genel Merkezi ve İMO İstanbul
Şubesi tarafından basın açıklaması yapıldı. İnşaat
Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu’nun konuyla
ilgili açıklaması aşağıdadır.
İMO Genel Merkezi:
YINE BIR IŞ CINAYETI
İstanbul Üsküdar`da özel bir sağlık merkezi inşaatında meydana gelen iş kazasında ne yazık ki genç bir
üyemiz hayatını kaybetti. 23 yaşındaki üyemiz Ünal
Barış Coşkun, inşaatın 5. katından düşerek can verdi.
Acımız sonsuzdur; meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve inşaat mühendisliği camiasına
sabır ve baş sağlığı diliyoruz.
Bu elim durum, kamuoyunun dikkatini bir kez daha
iş kazalarına çekti. Ülkemizin iş kazalarındaki sicili
ne yazık ki hayli bozuktur. Türkiye iş kazaları sıralamasında Avrupa`da ilk, Dünya ölçeğinde ise üçüncü
sıradadır. İnşaat sektörü ise diğer sektörlerle karşılaştırıldığında ölümlü ve yaralanmalı iş kazalarında ilk
sırada yer almaktadır.
Açıkçası ülkemizdeki iş kazaları, kaza olmaktan
çıkmış, adeta iş cinayeti halini almıştır. 2013 yılı iş
kazaları raporuna göre, 1017 kişi hayatını yitirmiştir.
İş kazalarının ardı arkası kesilmemekte, iş yeri güvenliğinin temel kurallarına uyulmadığı için insanlar
ölmektedir. Üyemiz Coşkun da, basit ve küçük bir
önlem alınmadığı için hayatını kaybetmiştir.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Ülkemizde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusu sorun
yaratmaktadır. Çünkü, işçi sağlığı ve iş güvenliği
yatırımları maliyet artırıcı unsur gibi görülmekte,
çalışma yaşamını kâr dürtüsü belirlemekte, taşeron
sistemi denetim mekanizmasını zafiyete uğratmakta, güvenlikle ilgili mevzuat ihtiyacı karşılamamakta,
mevzuat değişiklikleri, “ben yaptım oldu” anlayışıyla
sektör bileşenlerinden, meslek odalarından habersiz
gerçekleştirilmekte, takdiri-ilahi yaklaşımı, konuya
bilimsel müdahaleleri engellemekte, kadercilik iş kazalarına davetiye çıkartmaktadır.
İş kazalarının nedenini, kaynağını ve sorumlularını biliyoruz. İş kazalarının vebali siyasi iktidarın
üstündedir. Birinci derecede sorumluluk iktidarın
kendisindedir. Artık kamuoyu hamaset duymak istememekte, önlem alınmasını ve kazalar neticesinde
sorumluların hesap vermesini talep etmektedir.
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu olarak,
üyemizin ölümünden derin ve tarifsiz bir acı duyduk.
Ünal Barış Coşkun`un ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına, inşaat mühendisliği camiasına baş sağlığı
diliyoruz.
İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
Mart 2014 43
Hukuk
CEZA YARGILAMASI AÇISINDAN ELEKTRONİK
(DİJİTAL) KANIT
Av. Baki OKAN
Giriş
Bilindiği gibi, gerek hukuk, gerek ceza yargılamasında
yargıç, önüne gelen bir uyuşmazlığı çözmek için kanıtlara/delillere ihtiyaç duyar. Yargıç, her iki yargılama
türünde de genel olarak kanıtları/delilleri serbestçe
ve vicdani kanaatine göre değerlendirilecektir. Delillerin takdir ve değerlendirilmesi, yargılama hukukuna
ilişkin bir konu olmakla birlikte; delillerin toplanması,
teknik bir konudur ve hukukumuz açısından yeni sayılabilecek bir hukuk dalı olan bilişim hukukunun bir
dalı olarak adli bilişimin çalışma alanına girmektedir.
Ülkemizde son yıllarda özellikle kimi siyasi niteliği
öne çıkan davalarda “dijital kanıt” olarak adlandırılan
yeni bir tür kanıt ortaya çıkmış ve yargılama hukuku
ve adil yargılama açısından bu kanıt türünün “değeri”
sıklıkla tartışılır olmuştur.
Teknolojik gelişim sürecinde yaşanan hıza bağlı olarak
hemen her gün yeni bir ürün kullanıma sunulmakta, insanlar daha fazla teknolojik/dijital aygıtla iç içe
yaşar hale gelmektedir. Toplumsal yaşamın her alanında var olan suç olgusu, teknolojik gelişmelerden
alabildiğine yararlanmakta ve onu araç olarak kullanmaktadır. Kuşkusuz bu durum yasalardaki klasik suçların tanımını da değiştirmekte, bilişim ortamlarında
giderek daha fazla suç işlenmektedir. Bu tür suçların
işlenmesinden yargılamanın tamamlanmasına kadar
tüm aşamalarda teknik ağırlıklı bir süreç işlemektedir.
Özellikle kanıtların toplanması aşaması işin niteliği
gereği başlıbaşına kendine özgü yöntemleri içeren son
derece hassas bir aşamadır.
Dijital (Elektronik) Kanıt
Dijital/elektronik delil (e-delil), “bir elektronik araç
üzerinde saklanan veya bu araçlar aracılığıyla iletilen
soruşturma açısından değeri olan bilgi ve veriler” olarak tanımlanmaktadır. Dijital kanıtlar, klasik deliller
gibi gözle görülebilen, üzerinde elkoyma, muhafaza
altına alma kararı verilerek kolayca götürülemezler.
Bir dijital delilin içerisinde bulunduğu bir donanım
aygıtı mutlaka vardır. Ancak aslolan, bu donanım aygıtı içerisindeki e-delillerdir.
Dijital delil olarak elektronik aygıtlardan elde edilebilecek ve delil oluşturabilecek bulgular:
44 Mart 2014
»» Video görüntüleri
»» Fotoğraflar
»» Yazı dosyaları (word, excell, open office vb.
dosyaları)
»» Çeşitli bilgisayar programları
»» İletişim kayıtları (SMS, MSN Messenger, GTalk vb.
kayıtları)
»» Gizli ve şifreli dosyalar / klasörler
»» Dosyaların oluşturulma, değiştirilme ve erişim tarih kayıtları
»» Son girilen ve sık kullanılan internet siteleri
»» İnternet ortamından indirilen (download) dosyalar
»» Ve bu türden olup, silinmiş dosya/klasörler
Dijital Kanıt Nerelerde Bulunur?
Dijital kanıt, mutlaka bir elektronik aygıt/donanım
üzerinde bulunur ve bu yapısı ile klasik delillerden
ayrılır. Bir başka farklılık ise; dijital delillere ulaşmak
için, birtakım teknik inceleme ve analiz yöntemlerine
başvuru zorunluluğu olmasıdır. Bu yapısal özelliği nedeniyle elektronik kanıtın elde edilmesi çok daha zor
olduğu gibi, çok çabuk bozulabilmekte, değiştirilebilmekte, kaybolabilmekte ve hatta yok edilebilmektedir.
Dijital delilin içerisinde bulunabileceği elektronik donanımlar:
a. Bilgisayar
Bilgisayardaki deliller, hard disk denilen depolama
ünitesinde, çalışır konumda bulunan bir bilgisayarın
önbelleğinde (RAM) bulunabilmektedir. Bilgisayarlar,
bugün ulaştıkları oldukça geniş kapasitelerine bağlı
olarak, çeşitli videolar, müzik dosyaları (mp3 vb.), fotoğraflar, çeşitli doküman dosyaları, grafikler, sistem
kayıt dosyaları, çeşitli zararlı bilgisayar yazılımları (virüs, solucan, spy vs.) içerebilirler ve bunların her biri
ihtiyaç duyulmakta olan çok önemli bir kanıt olabilir.
Bilgisayar ve küresel iletişim aracı olarak internet ağı,
bir bilişim suçlusunun yerinden kalkmadan dünyanın
diğer ucunda suç işlemesini kolaylaştırmaktadır.
b. İnternet Ortamı
İnternet ortamındaki veriler de esasen bilgisayarlarda
saklanmaktadır. Sunucu adı verilen ve web hizmeti sunan bu bilgisayarlar, web sitelerine ilişkin kayıtları ve
Hukuk
çeşitli dosyaları barındırmaktadır. İnternet ortamında
bulunabilecek deliller, e-postalar, bir internet sitesinde yazılmış bir yorum, makale gibi değişik biçimlerde
olabilir.
c. El Bilgisayarları (PDA, PALM, Pocket PC)
El bilgisayarları da, kullanım özellikleri bakımından
birçok işi yapmakta, ajanda işlevi görmekte, çeşitli kelime işlemci programları (word, excell, vb.) kullanma
hizmeti verebilmekte ve hatta kablosuz ağlar vasıtasıyla internete de girebilmektedir. Bu cihazlardan hafızasına bağlı olarak genellikle bilgisayarda bulunabilecek
türden veriler bulunabilir. Ayrıca kullanım amacına
yönelik olarak adres ve telefon bilgileri, ajanda ve yapılacak işler listeleri, internete bağlanabiliyorsa girilen
web site erişim kayıtları ve silinmiş verileri barındırabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Bu tür cihazların bazılarında cep telefonu özelliği de bulunabileceğinden,
cihaz araştırmasının buna göre yapılması, bunun için
de uzman tarafından bu tür cihazların iyi tanınıyor
olması gereklidir. Bir el bilgisayarının cep telefonu
özelliği barındırması durumunda ayrıca SMS kayıtları
ve ajandada mevcut bilgilerin araştırılması da gözden
kaçırılmamalıdır. Kendi hafızalarının yanında ayrıca
bir kart ile ek hafızaya da sahip olabildiklerinden, bu
hususların bilinmesi ve delil analizi işlemlerinde dikkate alınması gereklidir.
d. Cep Telefonları
Günlük kullanımda önemi tartışılmaz bir hale gelen
cep telefonları, özellikle teknolojinin ilerlemesiyle
daha gelişmiş, birçok özelliği barındırır hale gelmiştir.
Cep telefonları, gerek mevcut ve gerek silinmiş kısa
mesajlar (SMS), telefon rehberi kayıtları, son aramalar listeleri gibi kanıtların yanı sıra, kapasitesine bağlı
olarak, müzik ve fotoğraf dosyaları, videolar, kelime
işlemci program ve belgeleri, web site erişim kayıtları
ve benzeri dökümanlar barındırabilir.
e. Hafıza Kartları, Taşınır Bellekler (Flash Memory),
CD ve DVD’ler
Hafıza kartları, taşınır bellekler (Flash Memory), CD
ve DVD’ler bir depolama/yedekleme birimi olduğundan, kapasitesine bağlı olarak her türlü dosya ve veriyi
içerebilir. Hafıza kartları, çeşitli amaçlarla kullanılabilir. Örneğin web tasarımcılar, hafıza kartları üzerinde
web site deneme çalışmaları yapmakta, bunun için birtakım yazılımlar yüklemektedirler (localhost). Hafıza
kartını bir web sunucu gibi kullanmaya yarayan bu
yazılımların çalıştırılması durumunda önemli verilere
ulaşılabilir.
Ayrıca hafıza kartlarının çok çeşitli yapısı bize birtakım ipuçları da sunabilir. Örneğin inceleme konusu
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
kartın yalnızca fotoğraf makinelerinde kullanılabilin
türden oluşu, işe yarayabilecek önemli bir bilgidir.
f. MP3 Çalarlar
Bir müzikçalar, hafızasının kapasitesine bağlı olarak
birçok delil içerebilir. Birçok mp3 çaların aynı zamanda taşınır bellek olarak kullanılabildiğini gözden
kaçırmamak gerekir. Ayrıca bu aygıtlar da gelişen
teknolojiye bağlı olarak çeşitli fonksiyonlar sağlayabilmektedir. Radyosunun bulunması, depolanmış fotoğrafı ve videoları oynatabilmesi ve hatta internete
bağlanabilmesi, bu cihazlardan elde edilebilecek delil
olanaklarını genişletmektedir.
g. Kamera ve Fotoğraf Makineleri
Bugün artık dijital sisteme bürünmüş olan kamera ve
fotoğraf makinelerinde en sık karşılaşılabilecek delil,
fotoğraf ve video dosyalarıdır. Bu tür cihazların verileri hafıza kartına depolamasının yanında ayrıca kendi
hafızalarının bulunduğu da delil araştırmalarında gözden kaçırılmaması gereken bir husustur. İncelenecek
kamera veya fotoğraf makinesinin dijital olmaması
durumunda video kaseti ile fotoğraf filminin unutulmaması gerektiği de ayrıca belirtilmelidir.
h. Yazıcı, Faks ve Fotokopi Makineleri
Bu donanım araçları da suçlara ilişkin önemli kanıtlar
içerebilir. Bu aletlerin iyi tanınıyor oluşu, elde edilebilecek delillerin sayısını arttırabilecektir. Örneğin, olay
yerindeki açık konumda bulunan bir yazıcının kağıt
bittiği için hafızasına aldığı bilgileri yazdıramaması
mümkündür. Bunlara dikkat edilmesi bize maksimum
veriyi sağlayacaktır. Ayrıca bunların da birer hafızalarının oluşu, son yazdırılan belgeler, gelen/giden faks
kayıtları, kimilerinde yazdırılan belgelerin hafızada
saklı oluşu gibi hususlar da gözden uzak tutulmamalıdır.
ı. Diğer Donanımlar
İçerisinde delil barındırabilecek ve adli bilişim incelemesine konu olabilecek donanımlar bu sayılanlarla
sınırlı değildir. Sayıları her geçen gün artmakta ve çeşitlenmekte olan ve delil ihtiva edebilecek elektronik
cihazlara şunlar örnek olarak sayılabilir: Oyun konsolları, ağ cihazları (network), modemler, küresel
konumlama cihazları (GPS), kredi kartı kopyalama
cihazları, telesekreterler vs.
Elektronik/Dijital Delillerin Toplanması
Dijital delillerin bir donanıma, teknolojik bir araca gereksinim duyması, onun elde edilmesini güçleştirmektedir. Örneğin, bir donanım aygıtı içerisindeki delile
ulaşabilmek için öncelikle bu donanıma sahip olmak
Mart 2014 45
Hukuk
gerekir. Bilgiler ve deliller bu aygıttan sağlanacaktır.
Bu işlemin sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi, donanımın ne durumda olduğuna bağlıdır. Yapısı gereği
bu disk, ısıya, neme, sarsıntıya karşı duyarlıdır. Disk
sürücünün zarar görmemiş bir biçimde ele geçirilmesinden sonra yine bu durumunun korunması gerekir.
Bundan sonra da adli bilişim yöntemleri kullanılarak
çeşitli donanım ve yazılımlarla diskin içindeki bilgilere ulaşılabilecektir.
tem kullanılarak araştırılması, elde edilen bulguların
saptanması ve belgelenmesi, toplanması, korunması
ve incelenmek üzere ilgili yerlere gönderilmesini sağlayan özel amaçlı bir araştırma işlemidir.
Bu anlamda, adli bilişim yöntemlerinin uzman kişilerce yapılması zorunludur. Donanım ve yazılımlar hakkında bilgi sahibi olmayan kimselerin bu yöntemlere
başvurması, zaten oldukça güç olan delil elde etme
işlemlerinde, delillerin büsbütün kaybına yol açabilecektir.
Ceza muhakemesinde, elektronik delil elde etmede
en çok kullanılan koruma tedbiri CMK md. 134’te
düzenlenen bilgisayarlarda ve bilgisayar kütüklerinde
arama, kopyalama ve el koyma önlemidir. Bu hükme
göre, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, başka
şekilde delil elde etme olanağının bulunmaması halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile
bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar
kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metne dönüştürülmesine yargıç tarafından karar
verilir. Uygulamada bu önlemin uygulanmasıyla ilgili
birçok sorun ortaya çıkmaktadır.
Kanıtların toplaması, ancak yöntemine uygun olarak
verilmiş bir arama kararı veya CMK m. 116 ve 119. m.
gereğince arama ile mümkündür. Ancak, CMK’nun
söz konusu maddesi klasik suçlara ilişkin genel bir
arama yöntemidir. Bilişim sistemlerinin kullanılması
suretiyle işlenen suçlarda veya klasik suçlara ilişkin
delillerin bilgisayar sistemlerinde bulunma olasılığının söz konusu olduğu durumlarda, bilgisayarlarda
yapılacak arama CMK md. 134 ile özel olarak düzenlenmiştir. Yasanın bu hükmünde belirtilen hallerde
arama, yalnızca yargıç kararıyla yapılabilir.
Buna göre, “Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada,
başka surette delil elde etme olanağının bulunmaması
halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile
bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar
kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine hâkim tarafından karar
verilir.”
Delil araştırmasının bu aşamasında CMK tarafından
öngörülen yönteme eksiksiz bir biçimde uyulması
delillerin hukukiliği ve ceza yargılamasında verilecek
hükme temel oluşturabilmesi açısından son derece
önemlidir. Söz konusu kurala uyulmadığı takdirde,
elde edilen delil hukuka aykırı bir delil olacaktır ve
şüpheli/sanık aleyhine kullanılamayacaktır.
Kanıtların toplanması aşamasında olay yeri öne çıkmaktadır. Delillerin sağlıklı biçimde toplanabilmesi,
olay yerine yapılan ilk müdahalenin ne kadar sağlıklı olduğuna bağlıdır. Adli Önleme ve Aramaları Yönetmeliği’ne dayanarak olay yeri incelemesi; suçun
aydınlatılması amacıyla olay yerlerinde her türlü iz,
eser, emare ve kanıt niteliği taşıyabilecek bulguların
uzmanlaşmış personelce, çeşitli bilimsel, teknik yön46 Mart 2014
Bu noktada elektronik kanıtların toplanmasında izlenmesi gereken teknik ayrıntılardan çok yasal yöntemler
ve uygulamada sıklıkla karşılaşılan sorunlar üzerine
odaklanarak açıklamalarımızı sürdürelim.
Bu sorunların başında, elektronik delil elde etme
amacıyla, yargıç kararıyla bilgisayarlara el koyan kolluk kuvvetlerinin CMK md. 134’te yer alan hususlara
uygun işlem yapmaması gelmektedir. Zira bu hüküm
uyarınca bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı
girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması
halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların
alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere el konulabilir.
Ancak şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, el konulan cihazlar gecikme
olmaksızın iade edilir. Bununla beraber bilgisayar
veya bilgisayar kütüklerine el koyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.
İstenmesi halinde, bu yedekten bir kopya çıkarılarak
şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa
geçirilerek imza altına alınır. Bilgisayar veya bilgisayar
kütüklerine el koymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası
alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa
kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.
Bu koşullardan, özellikle, bilgisayarlara el konulması
esnasında sistemdeki bütün verilerin yedeklemesinin yapılması ve talep edilmesi halinde bu yedekten
bir kopyanın şüpheliye veya vekiline verilmesi yasal
zorunluluktur. Yedekleme işlemi yapılmaz ve kişinin
bilgisayarına öylece el konulursa, sistemde değiştirilmesi son derece basit olan verilerin, bilgisayarına
Hukuk
el konulan kişi aleyhine değiştirilmesi durumunda
kişinin hiçbir güvencesi kalmayacak ve kişinin en temel hak ve özgürlükleri çiğnenmiş olacaktır. Nitekim,
yasada yer alan koruma önlemleri kişilerin temel hak
ve özgürlüklerini kısıtladığından, bu tedbirler uygulanırken yargılama yönünden doğabilecek zararın ağırlığı ve bunun gerçekleşmesi olasılığı ile orantılı olması
gereklidir. Özetle koruma önlemi uygulanırken hukuki sınırların aşılmamasına ve kişisel verilerinin zarar
görmemesine özen gösterilmelidir.
Nitekim bu konuda ülkemizin önde gelen üniversitelerinin bilgisayar mühendisliği bölümü öğretim üyelerinden oluşan bir kısım bilim adamı şu açıklamayı
yapmışlardı: Elektronik ortamda oluşturulan dijital
belgelerin gerek içerikleri, gerekse de “yaratılma ve son
kaydedilme tarihleri” ile “yaratan ve değiştiren kullanıcı ve bilgisayar adları” gibi üstveri bilgileri kolayca
ve genelde iz bırakmadan istenildiği gibi kurgulanabilir
ve tahrif edilebilir. Bu nedenle, başka kesin bulgularla
desteklenmeyen bir dijital belge, tıpkı sıradan bir kağıda
basılı imzasız bir metin gibi, içeriği veya üstverisinde
adı geçen kişileri bağlayamaz. Dijital bir belgenin bir
kişiye ait bir veri depolama ortamında bulunduğu, sadece sözkonusu belgenin daha sonra denetime olanak
sağlayacak teknik önlemler alınarak çıkarılmış güvenilir
bir örneğinin elkoyma sırasında ilgili kişiye verilmesi
halinde kabul edilebilir. Ancak bu koşulun yerine getirildiği durumlarda elkoymadan sonra herhangi bir
değişikliğe uğradığından kuşku duyulamayacak, sağlıklı bir delilden söz edilebilir. Zararlı yazılımlar, bir
bilgisayara kullanıcısının bilgisi olmadan yerleşip çalışmasını aksatmak veya imkânsız kılmak, ya da içindeki
bilgileri değiştirmek gibi kimi işlevler gerçekleştirmek
üzere hazırlanmış programlardır. Kimi zararlı yazılımlar özellikle yerleştikleri bilgisayarlara belge ekleyecek
şekilde tasarlanmışlardır. Bu türden bir zararlı yazılımın yerleştirildiği saptanan bir bilgisayarda bulunan
belgelerin o bilgisayarın meşru kullanıcıları tarafından
oluşturuldukları veya içeriklerinin tahrif edilmediği iddiaları şüphe ile karşılanmalıdır. (www.cmpe.boun.edu.
tr/~say/dijitaldelil.htm)
Konuya ilişkin diğer sorun ise, cep telefonlarına el konulması uygulanmasında ortaya çıkmaktadır. Bilgisayar dışındaki eşyalar üzerinde yapılacak arama ve el
koyma işlemleri, CMK md. 116 – 129 hükümleri uyarınca yapılmaktadır. Buna göre, yakalanabileceği veya
suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul
şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler, hâkim kararı üzerine
veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet Savcısının, Cumhuriyet Savcısına ulaşılamadığı
hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile aranabilir.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Oysa günümüzde, gelişen teknoloji sayesinde bir bilgisayarla yapılabilecek her şey yeni teknoloji cep telefonlarıyla da yapılabilmektedir. Buna karşın bir suç
şüphesinin var olduğu durumlarda, bilgisayarlardan
farklı olmak üzere, cep telefonlarına kolluk amirinin
yazılı emriyle el konulabilmekte ve bu el koyma işlemi
esnasında hiçbir şekilde yedekleme vb. önlemlere başvurulmamaktadır. Bu tutum, temel hak ve özgürlüklerin açıkça ve doğrudan çiğnenmesi, kişilerin kişisel
verilerinin ve özel yaşamının gizliliğine de evrensel
hukuka aykırı bir biçimde müdahale anlamına gelmektedir. Sorunun çözümü için elektronik delil elde
edilirken yasal zorunluluklara uymayan güvenlik görevlileri bakımından caydırıcı yaptırımlar getirilmesi
ve cep telefonları ile bilgisayar işlevi gören benzeri teknolojik aygıtların, arama ve el koyma önlemleri bakımından CMK md. 134 kapsamına alınması gerekir. İç
hukukumuzdaki bu düzenlemeler dışında, elektronik
delillerin toplanmasında kişisel verilerin korunması
ilkesi ve özel hayatın gizliliği hakkı da, uluslararası
hukuk metinlerinde düzenlenmiş ve güvence altına
alınmıştır.
Çeşitli adli kovuşturma ve davalar nedeniyle kamuoyunda son yıllarda sıklıkla tartışılan dijital deliller konusundaki belirsizlikleri aşmak ve kafa karışıklıklarını
gidermek kaçınılmaz bir zorunluluktur. Teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelere bağlı uzmanlık alanlarından
yararlanmayan ya da teknik doğruları objektif gözle
görmeyen bir yargı sistemi içinde adalete ulaşılması
olanaksızdır. Bu bağlamda yargı örgütünden beklenen,
çağın teknik gelişmelerini yakından izlemek, konunun
gerçek uzmanlarından yararlanmak, bunları hukukun
evrensel değer ve temel ilkeleri ile yoğurarak bağımsız
ve yansız bir değerlendirme sonucunda adil bir hükme
varmaktır.
Kaynakça
1.Gürkan Özocak, Ceza Muhakemesinde Elektronik
Delillerin Tespiti Ve Toplanması
2. http://bthukuku.bilgi.edu.tr/
3. http://www.bilisimsuclari.net/
4. http://en.wikipedia.org/
5. edirnebarosu.org.tr/incelemeler/adli-bilisim-computer-forensic/
6. www.cmpe.boun.edu.tr/~say/dijitaldelil.htm
Mart 2014 47
Üyelerimizden
İTHAL KÖMÜRE DAYALI TERMİK SANTRAL
İSTEMİYORUZ?
Hüseyin DAMCIDAĞ
İMO İzmir Şubesi Aliağa Temsilcisi
(İMO İzmir Şubesi 44. Dönem Olağan Genel Kurul Konuşması)
Sayın Divan, Yönetim Kurulu, meslektaşlarım ve misafirlerimiz hepinizi saygıyla selamlıyorum. Termik
santrallerle ilgili konuşma yapmak istiyorum
İTHAL KÖMÜRE DAYALI TERMİK SANTRAL
İSTEMİYORUZ?
Ülkemize artık hiçbir ülkenin yenilerini inşa etmediği ve bizim gibi az gelişmiş ülkelere pazarlamaya
çalıştığı kömürle çalışacak termik santraller yapılmaya başlanmıştır. Termik santrallerin yapılmasına
başlanılan kıyı kentlerimizin tamamına yakınının
güzelliklerinin dışında en büyük özelliklerinden birisi de, yılın büyük çoğunluğunda bol rüzgar almaları ve rüzgar türbini santralleri kurmaya ve elektrik
üretmeye çok uygun olmalarıdır. Bizler bu cennet
toprakların sahibi ve burada yaşayan insanlar olarak
termik santrallerin yapımını engellemek için demokratik haklarımızı kullanmalı ve sonuna kadar mücadele etmeliyiz.
TERMİK SANTRALLERE KARŞI ÇIKMAK
TOPLUMSAL BİR SORUMLULUKTUR
Canlı yaşamına öncelik vermeyen, yaşam yerlerini
kirleten, kaynakları ve insanca yaşama hakkımızı
tahrip eden, yok eden ekonomik büyümenin karşısında ona dur diyen bir toplumsal hareket ile karşı
çıkılmalıdır. Küresel Isınmanın birinci dereceden sorumlusu olan CO2’in en büyük kaynağı fosil yakıtlar
ve özellikle kömürlü termik santrallerdir.
ALİAĞA İzdemir Enerji Elektrik Üretim A.Ş. tarafından kurulmasına başlanan 350 MW gücündeki
kömür santraline Aliağa Belediyesinin inşaat ruhsatı
vermesi, bölgede kurulması planlanan 7 adet termik
santralin önünü açmıştır.
Demir çelik üretimi için Ark ocaklarında kullanılan
hurdanın bir bölümü yine ALİAĞA Körfezini kirleterek elde edilen ithal gemi söküm artıklarından
sağlanmaktadır.
Ark ocağına dayalı demir çelik üretiminin 2020 yılına kadar ikiye katlanacağı öngörülmektedir. Bu
da iki kat enerji santralı, iki kat hurda ithalatı, dört
kat çevresel kirlenme olacak demektir, Öyleyse, ya48 Mart 2014
kın zamanda bütün İzmir bölgesini kirletecek olan
ark ocağı ile çelik üretimi sınırlandırılmalı, kömüre
dayalı termik santrallerin yapımından vazgeçilmelidir. Tüm kirletici tesisler bu bölgede, çevrim santrali, gübre fabrikası, gemi söküm tesisleri, rafineriler,
demir çelik tesisleri, ithal kömür depoları, bunca
yoğunluk yetmez gibi yeni ölüm fabrikaları için girişimler tüm hızıyla sürmektedir. Hal bu kadar vahimken yeni projeler sanki birbirleriyle yarış ediyor,
kapasite arttıran mevcut fabrikalar, rafineri, çimento
öğütme ve paketleme, kapasite arttıran mevcut fabrikalar, yeni demir çelik tesisleri, fosil yakıtlı termik
santraller. Aliağa “Sanayi Bölgesi” vasfını terk etmiş
“Ölüm Bölgesi “olmuştur.
Demir çelik tesislerinde açıkta depolanan hurda, cüruf ve baca tozu gibi malzemeler hem bunların yer taşınmaları sırasında hem de depolandıkları alanlarda
rüzgar etkisiyle tozuyarak önemli bir kirletici kaynak
durumuna gelmektedir. Bu tesisler hurda metalleri
ergittikleri için bu yığınlardan kalkan tozların içeriğinde ağır metaller, iz elementler, toksik organik
kirleticiler bulunmaktadır.
İşletmelerin kontrolsüz bir şekilde üretim yapmaları
doğaya da ciddi bir saldırı sonucunu getirmektedir.
Doğa’nın hızlı bir şekilde tahrip edilmesi, yok edilmesi insanın da ölümü demektir.
Üyelerimizden
Burada termik santral kurmak bir akıl tutulmasıdır.
Nemrut sanayi bölgesi değil ölüm bölgesidir. Bu bölgede termik santrale izin vermek İzmir’e ihanettir”
Yaşam alanlarını savunan halkın yapacağı çok şey
vardır, haklı olduğumuz bu konuda sonuna kadar
mücadele etmeliyiz.
‘’Mücadele edenler her zaman kazanamayabilir, ancak kazananlar mutlaka mücadele edenlerdir...’’
Bölge istiap haddini çoktan doldurmuş durumdadır.
Müdahale etmek için toplu ölümlerin mi olması beklenmektedir. Kapitalist şirketlerin gözünü bürüyen
hırs, doğanın ve hiçbir canlının geleceğini düşünmesine imkan vermemektedir, ya sosyal yükümlülükleri olan belediyelerin seçim zamanı çevreci geçinerek,
halkın yanındaymış gibi görünerek, koltuklara oturduktan sonra termik santral ile curuf ve kül depolama alanlarına ruhsatları vermenin nedeni nedir.
Aliağa kaynaklı hava kirliliği Menemen, Emiralem
ve İzmir’e kadar ulaşmaktadır. Aliağa Sanayi
Bölgesi’nden kaynaklanan kirleticiler hakim kuzey
rüzgarları nedeniyle Aliağa’dan ziyade daha çok
Bozköy-Horozgediği-Gencelli-Kozbeyli-YenifoçaIlıpınar-Bağarası-Gerenköy-Foça-Menemen yerleşim
yerlerini etkilemektedir.
Bölgemiz açısından en belirgin ve olumsuz sonuçları
şunlardır:
Antik Kyme kentinin, turizmin yok edilmesi, denizin
kirlenmesi, hava kirliliğinin inanılmaz boyutlara gelmesi ve kanser vakalarının artması, toprağın verimliliğinin azalması, tarım ürünlerinin zarar görmesi,
Nemrut-Ilıpınar arasındaki Jeotermal kaynakların
yok olması, Tarımsal alanların, vadi ve dere yataklarının cüruf, kül döküm sahası olarak kullanılması ile
yeraltı su kaynaklarının (Kadmiyum, civa, arsenik
vs.) zehirlenmesi sonucunu doğurmaktadır.
Aliağa ile Yeni Foça arasındaki bölgenin sanayi kuruluşları nedeniyle zaten kirlilik oranı insan sağlığını tehditten öte vahim durumdadır. “Bölge bu kadar
kirlenmişken ithal kömürle çalışacak termik santral,
sadece bu bölgeyi değil İzmir Körfezini etkileyecektir.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Tüm demir çelik fabrikalarının atıkları ve kurulması düşünülen termik santrallerden çıkacak küllerin
Kozbeyli-Ilıpınar arasındaki vadilere, hiçbir önlem
alınmadan dökülmesi doğa katliamı yaratmaktadır.
Yeraltı su kaynaklarına karışacak ağır metaller insan
sağlığına, tarımsal üretime, zeytin alanlarına ciddi
zararlar verecektir Tahsis alanları içinde kalan arazi sahibi köylülerin bir kısmı arazilerini kapitalizmin cazibesine kapılarak sattılar ve satmaktadırlar.
Aslında yıllardır işleyerek sahip oldukları toprakları
satmakla belki kalan hayatlarının bir kısmını daha
önce alışık olmadıkları bir şekilde yaşama fırsatını
yakalayacaklardır ancak asıl kaybettikleri kendilerinden sonraki neslin geleceğidir. Hiçbir bedel insan
sağlığının ve doğal hayatın karşılığı olamaz. Bu gerçek şimdi pek anlaşılamamakla beraber çok kısa bir
gelecekte acı bir tablo olarak karşılarına çıkacaktır
ve o zaman iş işten geçmiş ve her şey bitmiş olacaktır.
Biz yaşam savunucuları sadece yaşadığımız bu dünyanın temiz kalmasından başkaca bir amaç taşımadan olumsuz gelişmeleri takip ederek mücadelemizi
sürdürmekte kararlıyız.
»» Bölge için acilen meclis araştırma komisyonu
oluşturulmalıdır.
»» Bölgedeki yeni yatırımlar derhal durdurulmalıdır.
Kirletici hiçbir tesise ruhsat ve izin verilmemelidir.
»» Mevcut tesisler ise rehabilite edilmeli ve emisyonları etkin bir şekilde 24 saat denetlenmelidir.
»» Hava kirliliği ölçüm cihazları bölgede sürekli üçlüm ve kontrol yapmalı, gece ve hafta sonları meydana gelen kontrolsüz her türlü salınımın önüne
geçilmelidir.
»» Bölgedeki yenilenebilir enerji kaynakları olan rüzgar ve jeotermal kaynaklar başta olmak üzere biyoMart 2014 49
Üyelerimizden
kütle ve güneş enerjisi potansiyelleri sonuna kadar
kullanılmalıdır.
»»“Her bölgenin, her çevrenin bir kapasitesi vardır.”
»»“Hiçbir şey bir tarafın isteğiyle olmaz, çünkü burada beraber yaşıyoruz.” Birlikte yaşamanın yolları
aranmalıdır.
»» Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
»» Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve
çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir”.
»» Yatırımlara bölgede yaşayanlarla birlikte karar
verilmelidir.
»» ‘Yaşadığımız çevrenin yaşam kalitesinin yükselmesini, çevre kirliliğinin olmamasını istemek en
doğal hakkımızdır.
»» Yeni yatırımlar Organize Sanayi Bölgeleri’ne
yapılmalıdır.
Elektriksiz olur mu?
Elbette olmaz. Ama bunun yolu ille de “kömür” değildir. Elektriğin önemini hepimiz biliyoruz. Bu nedenle elektrik üretimi için toplum ve çevre sağlığını
tehdit etmeyen kaynaklara yönelinmelidir. Bu nedenlerle başta Avrupa Birliği olmak üzere KÖMÜRE dayalı termik santraller bu ülkelerde yapılmamaktadır.
Durum böyle olunca Avrupalı kapitalistler sömürge ülkelerinde buldukları yerli işbirlikçilerle ortak
“Enerji Yatırımı” yapmak yolunu tercih etmektedirler.
Yurttaşlık sadece seçim döneminde oy vermekle bitmiyor, seçtiğimiz kişilerin yaptıklarını ve yapmadıklarını da sorgulayarak yaşanabilir bir çevre için
mücadele etmeliyiz. Kapitalizmin doğurduğu her
türlü sosyal adaletsizliği ve yıkımı görmezden gelemeyiz, gelmemeliyiz. Tartışmayı ve toplumsal katılımı mutlaka gerçekleştirmeliyiz. Toplumlar belli
amaçlar doğrultusunda birlikte hareket ettiklerinde
önlerinde hiçbir engelin duramayacağı açık bir gerçektir. Özgürlükçü demokrasi temelinin, katılım ve
tartışma olduğu unutulmamalıdır.
Demokratik, adil olmayan, tüm canlı yaşamını hiçe
sayan, çevreye saygısı olmayan ve çevre katliamı yapan ve kendi halkına hizmet vermek yerine; zehir
veren bir devlet yapısının, bulunduğumuz dünya koşullarında var olması mümkün değildir.
“Termik santral kurulmasına izin vermemek, engellemek bir yaşam hakkı savunması ve gelecek sorumluluğudur” diyerek sözlerimi tamamlıyorum.
İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi 44. Dönem
Olağan Genel Kurulunun hayırlı olmasını temenni
ediyor saygılar sunuyorum.
50 Mart 2014
KAYBETTİKLERİMİZ
Üyemiz
Kasım Hacıkadiroğlu
12 Şubat 2014 tarihinde vefat etmiştir.
Üyemiz
Ahmet Pervane
7 Mart 2014 tarihinde vefat etmiştir.
Üyelerimizin ailelerine,
dostlarına ve meslektaşlarımıza başsağlığı
diliyoruz.
Üyemiz Hakan Perinden’in babası
Necil Perinden
15 Şubat 2014 tarihinde vefat etmiştir.
Üyemiz Atila Gülcü’nün abisi
Hayrettin Gülcü
24 Şubat 2014 tarihinde vefat etmiştir.
Üyemiz Latife Serap Evcil Helvacızade’nin
babası
Yaşar Evcil
24 Şubat 2014 tarihinde vefat etmiştir.
Üyelerimizin acısını paylaşır, kendilerine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Üyelerimizden
ADI KENTSEL KENDİSİ RANTSAL DÖNÜŞÜM:
6306 SAYILI YASA
Onur AÇIK
İMO İzmir Şubesi Yedek Yönetim Kurulu Üyesi
(İMO İzmir Şubesi 44. Dönem Olağan Genel Kurul Konuşması’nın yeniden düzenlenmiş hali)
Sanayileşmeyle birlikte; kentlere büyük göçler, göçlerin beraberinde getirdiği barınma sorunları ve
kontrol dışı büyüme zaman süreci içerisinde eskiyen,
köhneyen, yıpranan sağlıksız kent dokuları oluşmasına yol açarak bugünkü kentsel dönüşüm ihtiyacını
ortaya çıkarmıştır.
Bildiğiniz gibi kentler sürekli değişirler, gelişirler, eskirlerse yenilenirler. Bu yenilenme ihtiyacıyla mevcut kentsel mekandaki değişim, günümüzdeki teknolojik gelişmeler ışığında gerçekleşmektedir. Günümüzde yapılan kentsel dönüşüm uygulamaları üzerinde, mevcut siyasal iktidarın da kendisine kılavuz
olarak belirlediği, afet riski altında kalan alanların
dönüşümüne dair 6306 sayılı kanunun etkisi açıkça
görülmektedir. Dolayısıyla bu mantıkla yenilenmek
isteyen kentlerde; yeni teknolojik binalar, gökdelenler, büyük ulaşım projeleri, büyük alışveriş merkezleri bu bakış açısı ile dizayn edilmektedir.
tün bu ve bunlara benzer kanunlar ve bugüne kadar
elde edilen tecrübelerin ışığında 6306 sayılı afet yasası çıkarılmıştır.
Talana dayalı oluşturulan bu yasal altyapı ile rant
aracı ve sermaye kaynağı olarak görülen, kamuda
korunmakta olan alanlar; yerleşim yerleri, orman
alanları, kıyılar, boğaziçi, meralar, kültür ve tabiat
varlıkları, tarım arazileri, zeytinlikler gibi özel koruma altında olan her tür alan, özel kanunlardaki
kısıtlamalara bağlı olmaksızın, rezerv yapı alanları,
riskli alanlar ve riskli yapı statüsüne alınıp, tasfiye,
dönüştürme, yeniden yerleştirme ve yıkım işlemlerine tabi tutulabilir.
Bugün Türkiye’de 6306 sayılı kanunun kapsamına
girmeyen hiçbir yer yoktur. Öyle ki bu konuda özel
bir hukuk alanı tesis edilmiş diyebiliriz. Söz konusu
kanunun getirdiklerini eleştirel anlamda ele almak
gerekirse;
Kapitalizmin kentlerdeki ideolojisi kentsel dönüşüme endeksli olduğundan mevcut sistemde kentsel
dönüşüm neoliberal politikalar ışığında belirlenmektedir. Günümüzde, adı kentsel ama kendi rantsal olan dönüşümden beslenmekte olan sermaye birikimi, eskiden olduğu gibi sanayi kapitalizmi veya
sanayi sermayesine bağlı olmamakla beraber bugün
hizmetlerden ve finans sektöründen sağlanmaktadır.
Hizmet daha çok kentten ve kentin yeniden inşasından ve kentte üretilen faaliyetlerden sermayenin
oluşmasıyla mümkün olan bir olgudur. Bu anlamda,
kapitalizm kendini yeniden üretirken, kentin kendisinden beslenmekte ve her tutamından bir fayda
sağlamaya çalışmakta, insanı, doğayı, kenti kullanmakta ve kendi ihtiyaçlarına göre dönüştürmektedir.
Dolayısıyla kentler sermaye birikiminin aracı ve
kaynağı haline gelmiştir.
»» Riskli alan ölçütü ne kadar bilimsel?
Riskli alan ilan edilmesine ilişkin Kanunda açık
ve ayrıntılı bir düzenleme bulunmuyor. Metrekare
ölçütü kullanılmaktadır.
Rezerv alan belirlemede üst ölçekli planlara uygunluk denetimi yapılmaması, resen ilan imkanı,
bilimsellikten uzak, merkeziyetçi ve dayatmacı bir
anlayışı temsil edilmektedir.
Bu yüzden, kente müdahale yollarını açmak ve savunmasız hale getirmek için yeni politikalar üretilerek hukuksal altyapı oluşturulur. Örneğin; 5366
sayılı kanun ile tarihi sit alanları, 2/B Yasası olarak
bilinen 6292 sayılı kanun ile ormanlar ve 5393 sayılı
kanunun 73. Maddesine istinaden gecekondu dönüşümü ile idarelere kapsamlı yetkiler verilmiştir. Bü-
»» Uygulama süreci;
Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda; yasaya göre riskli yapının yıkımı ve maliklere tebligatından sonra 30 gün içinde malikler
arasında en az 2/3 çoğunluk ile anlaşması öngörülmektedir. Anlaşma sağlanamaz ise; Bakanlıkça
rayiç değerleri tespit ettirilerek anlaşma sağlayan
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
İdareye, riskli alanlarda ya da risk taşıyan yapılarda kamu gücü kullanılarak bir dönüşümün zorlanması olanağı tanıyan düzenlemeler içermektedir.
6306 sayılı kanununda öne çıkan Riskli Alan, Rezerv Alan, ve Riskli Yapı belirlenmesine ilişkin
tüm yetkiler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda
toplanmıştır.
Mart 2014 51
Üyelerimizden
diğer paydaşlara açık artırma ile satılır. Ya da Bakanlık talebi ile rayiç bedel Bakanlıkça ödenmek
kaydı ile tapuda Hazine adına tescil edilerek Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır ve TOKİ’ye veya İdareye devredilebilir. Ayrıca, 2/3 çoğunluk ile anlaşma sağlanamayan
taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yolu da açıktır.
»» Yargıya başvurma hakkı kısıtlanıyor;
“Bu Kanun uyarınca tesis edilen idari işlemlere
karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde
6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca dava açılabilir. Bu davalarda
yürütmenin durdurulmasına karar verilemez.”
Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanununca hüküm altına alınmış olan ‘’yürütmenin durdurulması’’na karar verilememesi, hatalı uygulamalarda
telafisi imkansız sonuçlar doğmasının önünü açmaktadır.
»» Kanunu uygulayıcı olan Bakanlığa ve dolayısıyla
siyasi iktidara özel yetkiler veriliyor;
6306 sayılı kanunun uygulanması sürecinde 12
kanunun engelleyici hükümlerinin uygulanmayacağı, bunların yanı sıra gözden kaçmış diğer kanunlarda engelleyici hükümler var ise bunların da
uygulanmayacağı hükme bağlanıyor.
Örneğin; Kıyı Kanunun 5. Maddesinde belirtilen
“Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir’’ hükmü 6306
sayılı yasaya uygun düşmediğinde olabilecekler
ortadadır.
»» Sağlam yapılara da kanun hükümlerinin uygulanması gündeme geliyor;
Yeni yapılar, riskli olmasa da riskli alan ya da rezerv alan içinde ise, Bakanlıkça gerekli görülürse
uygulama bütünlüğü açısından yıkılabilir. “Kanunun uygulanması için belirlenen alanların sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan diğer
yapılardan uygulama bütünlüğü bakımından Bakanlıkça gerekli görülenler de bu Kanun hükümlerine tabi olur” Md 3 / 7
Böylece güvenli, risk taşımayan yapılarda oturan,
kişinin hukuksal güvencesini, barınma hakkını,
konut dokunulmazlığını, belirsizlikler taşıyan
“uygulama bütünlüğü” kavramının arkasına saklanarak ihlal edilmektedir.
İşte bu politikalar sonucu çıkarılan 6306 sayılı kanun ile risk alanı ilan edilen bir yerde tapular gü52 Mart 2014
vensizleştirilerek vatandaşların direnci kırılmakta
ve kamusal gerekçeler adı altında değerlerinin çok
altında elde edilen bu yerler önce kamusal alanlara
dönüştürülerek ardından imara açılmakta ve ardından müteahhitlere arsa olarak sunulmaktadır.
Küresel kentlerin yarıştığı bir dünyada yaşamaktayız. Çok karmaşık, kozmopolit dev kentler vitrinlerini ve kendi ürettiği faaliyetleri pazarlayarak uluslararası sermayeyi çekmeye çalışmaktadır. Bu yüzden
her küresel kentin iyi birer ev sahibi olması gerekmektedir. Nitelikli otobanlar, hava limanları, oteller,
eğlence merkezleri ve restoranlara sahip olmak gerekir. Örneğin, İstanbul Türkiye’nin dünya ile yarıştırdığı küresel kent olma yolunda ilerlemektedir.
Günümüzde kent merkezlerindeki ranta açık yerleşim yerlerinde yaşayan yoksulları kentlerden arındırma çabaları tesis edilen yasal altyapı kullanılarak
yapılmaktadır. İnsanlar depremden, doğal afetlerden korunma bahanesiyle evlerinden bir arsa parasına çıkarılarak söz konusu yerlere, alım gücü düşük
yoksul halkın asla satın alamayacağı yeni evler, rezidanslar, iş merkezleri vs. inşaa edilmektedir. Haliyle,
astronomik bedellerle satın alınabilecek bu bölgelere
yeni bir sınıf transfer edilmektedir. Bunu da, Türkiye’de mevcut yasal altyapıyı fütursuzca kullanarak
kapitalizme rant sağlayan devlet kurumu TOKİ gerçekleştirmektedir.
Üyelerimizden
2
3
4
L
1
R
E
F
2
E
N
E
3
S
E
T
İ
4
E
K
İ
L
5
P
Ş
E
6
S
A
T
7
İ
L
İ
K
8
Y
A
R
I
9
O
Y
A
10
N
Z
5
6
7
8
E
B
K
T
Ö
R
İ
E
N
A
R
E
S
İ
E
L
İ
T
L
E
L
M
E
A
Ç
S
E
K
R
E
A
B
A
T
L
Ü
Ö
R
T
Ü
R
N
I
K
I
E
B
4
9
8
6
3
1
2
Ayrıca, bu yasayla, yerel yönetimlerin kanunlarla
verilmiş yetkilerini kullanması Bakanlık görevlendirmesine bağlanmaktadır. Belediye Kanununun 73.
maddesine göre dönüşüm alanı ilan etme görevi belediyelerden alınıp Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne verilmekte ve dönüşüm
alanı ilanı için “Belediyenin talebi, Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu’nun onayı“ gerekmektedir.
8
2
9
7
1
3
5
6
4
1
3
6
4
2
5
8
7
9
6
1
8
2
5
7
4
9
3
7
9
2
8
3
4
6
5
1
3
4
5
6
9
1
2
8
7
9
5
1
3
4
8
7
2
6
2
6
3
5
7
9
1
4
8
İşte tüm süreçlerin ışığında İzmir’in, mevcut siyasi
iktidar perspektifinden Kentsel değil Rantsal dönüşüm için adeta biçilmiş kaftan olduğunu söylemek
mümkündür. Bu yüzden bizlere düşen görev, örgütlü
teknik gücümüzü, birikimlerimizi kamudan aldığımız gücümüzle birleştirerek kentsel dönüşüm politikaları hakkındaki gerçekleri paneller, seminerler,
sempozyumlar düzenleyerek kamuoyuna daha fazla
anlatmak olacaktır.
4
8
7
1
6
2
9
3
5
SUDOKU (ORTA)
L
K
7
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
10
B
5
Kentsel dönüşümün; anayasal hakları gözeten, üst
ölçekli planlara sahip çıkan, sağlıklı dengeli ve güvenli bir çevreyi belirleyen, doğal ve kültürel değerleri önemseyen ve koruyan, yerel dinamikler ışığında
tüm paydaşları sürece katan, kentlilerin ihtiyaçlarını
sosyo-ekonomik anlamda gözeten, kimseyi mağdur
etmeyen, insan onuruna yakışır, sosyal ve yerinde
kentsel dönüşüm anlayışıyla gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyor ve sizleri bu zor süreçte odamızın
arkasında değil yanında yer almaya davet ediyorum.
9
A
R
SUDOKU (KOLAY)
1
2
3
7
6
1
8
4
9
5
9
8
1
4
5
2
7
6
3
4
5
6
3
9
7
1
8
2
1
4
3
9
7
6
2
5
8
8
2
5
1
4
3
6
7
9
7
6
9
2
8
5
3
1
4
6
9
8
7
3
4
5
2
1
3
1
2
5
6
9
8
4
7
5
7
4
8
2
1
9
3
6
1
2
5
8
3
7
9
4
6
9
3
8
6
4
1
5
7
2
7
6
4
5
9
2
8
1
3
4
9
2
7
8
6
3
5
1
3
5
7
9
1
4
2
6
8
8
1
6
3
2
5
9
7
2
7
9
5
3
6
8
4
5
4
2
6
8
7
3
9
6
8
4
7
9
1
2
5
1
3
1
4
SUDOKU (ZOR)
Konuya İzmir açısından baktığımızda, kentsel yerleşme alanlarının yaklaşık %40’ına karşılık gelen bir
alanda dönüşüme ihtiyaç olduğunu görmekteyiz. İzmir’de kentsel dönüşüm Büyükşehir Belediyesinin
belirlediği alanlarda Belediye kanununun 73. maddesine göre uygulanmakta iken, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı tarafından belirlenen bazı alanlarda 6306
sayılı yasaya göre dönüşüm yapılması öngörülmektedir.
BULMACA ÇÖZÜMLERİ
KARE BULMACA
Bugün kentlerimizde TOKİ öncülüğündeki bu yapılanma, soylulaştırma ve yerinden etme projeleriyle
sermaye sınıflarına hizmet edilmekte ve sınıfsal ayrışmalar ortaya çıkmaktadır. Bununla beraber, doğal
alanlar tahrip edilmekte, 3. Köprü ve 3. havaalanı
gibi projelerle kimliksiz, izole, sınırları belli olmayan yeni konut alanları üretimine adeta davetiye çıkarılmaktadır.
Mart 2014 53
Üyelerimizden
GENÇ MÜHENDİSLER FORUMU DEĞERLENDİRMESİ
İnş. Müh. Güneş KARAKAYA - İnş. Müh. İlke KASABOĞLU - İnş. Yük. Müh. Hüseyin KUZU
1 Şubat 2014 Cumartesi günü gerçekleştirmiş olduğumuz Genç Mühendisler Forumu’nda dile getirilen sistemin eksiklerini, genç mühendislerin taleplerini, yaşanmış ve yaşanmakta olan sıkıntıların çözümlerini, yani
genel olarak forumda konuşulan ve tartışılan konuları
aşağıdaki başlıklar altında değerlendirmeye çalıştık.
SGK (0) – TMMOB (0) Protokolü Berabere
Mutfak Benim İçin Ne Yapıyor?
Son zamanlarda çok aşina olunan bir soruya da forumdan yanıt geldi. “Oda benim için ne yapıyor?” Odamız,
örgütsel bütünlüğü içerisinde gönül verenleri ile bir
bütündür. Karnınız acıktığı zaman mutfağa gitmezseniz, mutfak sizin için bir şey yapamayacaktır. Öyleyse,
dolabı açalım. Gerekli malzemeleri çıkaralım ve birlikte
bir sofra kuralım. İşin mutfağından başlayalım. Haydi
gelin, ekmeğimizi paylaşalım!
31 Temmuz 2012 tarihinde TMMOB ile SGK arasında imzalanan protokolün hâlâ tam olarak hayata geçTMMOB Seyislik mi Yapıyor?
memesinden dolayı rahatsızlık duyulmaktadır. Kâğıt
üzerinde olan, az kişi tarafından bilinen ve tam olarak
Siyaset, etimolojik olarak bakarsak Arapça bir kelimeuygulanamayan bu protokolün, işlevsellik kazanma- dir ve bir diğer Arapça kelime olan ‘seyis’ yani at bakıcısı istenmektedir. “SGK Meslek Kodları” girişimciliği
sı’ndan türemiştir. Dil bilimci insanlarca siyaset: ‘Azgın
ile daha sağlıklı bir kontrol mekanizması beklentisi
bir atı yumuşatmak, terbiye etmek’ olarak tarif edilir.
oluştuğu halde, ne SGK denetçiliği ele almıştır ne de
Siyaset kelimesinin günümüz Türkçesinde kullanımı
TMMOB’nin yapıcı eylemleri görülmektedir. Protokole
-ki “Devleti yönetme sanatı” olan politika kelimesi ile
göre SGK’nın denetlemeyi gerçekleştirecek olmasına
karıştırılmamak üzere- ‘Bir toplumu çatışma halinde
rağmen Süreç sıfıra sıfır, berabere ilerlemektedir.
olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir.
Yapı Denetimlerdeki Denetimsizlik
Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan
TMMOB yasasında Birlik Amaçlarından bir maddeye
dikkat çekecek olursak:
Yapı denetim sisteminin çalışanlar açısından işleyişine
genel olarak baktığımızda neredeyse ihtiyaç duyulan
mühendisler üzerine kurulduğunu görmekteyiz. Bir “Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, ortak
gereksinimlerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaymühendisin yetkisi doğrultusunda diğer bir deyişle
diploması sayesinde 30.000 m2’ye kadar iş kaydı yapı- laştırmak, mesleğin genel yararlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve
lan bir düzen çarkında, sadece imzalarımızı kullanmak
pahasına unvanımızın saygınsızlaştırılmasından hoş- halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim
kılmak üzere, meslek disiplinini ve ahlakını korumak;
nutsuzluk duyulmaktadır.
kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında yurBu bağlamda TMMOB/İMO’ dan ziyade iş, tüm mesdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında
lektaşlarımıza düşmektedir. Mesleğimizi itibarsızlaştıve işletilmesinde, çevre ve tarih değerlerinin ve kültürel
rarak, bizlere düşük ücretleri layık gören düzene ancak
mirasın korunmasında, tarımsal ve sanaî üretimin arthep birlikte “DUR!” dersek ayakta kalabiliriz. Bir mütırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında
hendisin tepkisinin akabinde bir diğer mühendisin bogerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak”
yun eğmesinin hiçbir kazanımı olmayacaktır.
Lakin meslek mensuplarının gereksinimleri olan hak“Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak… Nasıl
ları savunmak, kamu yararını gözetmek gibi eylemler
çıkar karanlıklar aydınlığa?”
seyislik yapmak anlamını taşıyor ise, evet odamız seyislik yapmaktadır.
Şantiye Mühendisleri İçin Çalışmama Şartları
Foruma katkıda bulunan genç arkadaşlarımızın ver- Bir Elin Nesi Var? İki Elin Sesi Var!
miş olduğu örnekler ve yaşamda karşımıza çıkan şa- Yaşamın her alanında olduğu gibi mesleğimizde de başırtıcı gerçeklerden anlaşılan odur ki; şantiyede bir şarılı işlere imza atmak için birlik ve beraberliğe ihtiyaç
kalfa, bir inşaat ustası olmanın bir mühendis olmaktan
duyulmaktadır. Gerek eleştiriler ile, gerek öneriler ile,
daha iyi olduğu durumlar mevcuttur. Müteahhitlere
gerekse eksiklikleri tespit ile katkıda bulunulmasına tagöre şantiyede usta olmak bina dikmek için yeterlidir. lep duyulmaktadır. Karanlığa küfretmek yerine karanMüteahhitlik sisteminin inşaat mühendisliği ile barış- lığı aydınlatmak için birer mum da bizler yakmalıyız.
tırılması ve mühendislerin şantiye koşularının iyileştirilmesi talepleri doğmaktadır.
Mustafa Kemal’in sözü ile “Birlik ve beraberlik; ölümden başka her şeyi yener.”
54 Mart 2014
Üyelerimizden
“KÖY ENSTİTÜLERİ DESTANI” BELGESELİ
İnş. Müh. Ahmet GÜREL (Araştırmacı Yazar)
16 Nisan 2014 tarihinde gösterime girecek olan “Köy
Enstitüleri Destanı” adlı belgeselim; 21 Köy Enstitüsüne
ait 600 fotoğraf ve 55 dakikalık mezun röportajı ile toplam 60 dakikadır.
Toplam 20 mezunla 30 saate yakın röportaj yaptım.
5000’e yakın Köy Enstitüsü fotoğrafından 600 adedini
belgeselime aldım. 55 dakikalık mezun videosu; 16 mezunun 26 kez konuşması ile gerçekleşti.
Belgesel:
7 Nisan günü İzmir Özel Türk kolejinde,
17 Nisan 2014 günü saat: 14.00’de Konak Belediyesi
Güzelyalı Kültür Merkezi’nde gösterim yapılacaktır.
Belgeselin Danışmanı: Halil Vural
KÖY ENSTİTÜLERİ DESTANI
Kurtuluş Savaşı utku ile sona ermiş ve ardından da
sıra Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasına gelinmişti. Yıl 1928, okuryazar oranı % 5’e erişmemiş bir
ülke. “Türk Ocakları” 1 Kasım 1928 günü kabul edilen
harf devrimine derhal sahip çıkarak, açtığı kurslarla
okuma yazma seferberliğine katılmıştır. 1931 yılında,
kapatılan “Türk Ocakları” yerine, 1932 yılında kurulan “Halkevleri” aynı işlevi sürdürmüştür. 1935 yılında,
Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan, ülkenin eğitim durumunu TBMM’de yaptığı konuşmasında şöyle anlatmıştır: “Ülkedeki 40.000 köyün sadece 5.000’inde okul ve
öğretmen var ve eğitim ortalaması ise 3 yıldır.” Atatürk,
köylerde uygulanması gereken eğitim ve öğretim konusunda da şöyle demiştir:
“Bu yurdun gerçek sahibi ve toplumumuzun büyük çoğunluğu köylüdür. İşte bu köylüdür ki, bugüne kadar
bilgi ışığından yoksun bırakılmıştır. Bundan ötürü, bizim izleyeceğimiz milli eğitim politikasının temeli, önce
bilgisizliği gidermektir.”
1936 yılında, Atatürk’ün direktifi üzerine “Eğitmen
Kursları” kurulmuş ve askerliğini çavuş olarak yapmış
olan gençlere verilen altı aylık bir eğitimin ardından,
“Köy Eğitmeni” olarak ilkokullara atanmışlardır. 1937
yılında, ilk ikisi İzmir ve Eskişehir’de, diğerleri bir yıl
sonra Kastamonu ve Kırklareli’nde olmak üzere dört
tane “Köy Öğretmen Okulu” kurulmuştur.
17 Nisan 1940 tarihinde, “Köy Enstitüleri” kurularak,
Köy Öğretmen Okulları da enstitüye dönüştürülmüştür.
Köy Enstitüleri, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün himayesinde, Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlk
Öğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla kurulmuş ve geliştirilmiştir. Köy Enstitüleri’nin ku-
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
ruluş amacı; köylerden sınavla alınan, ilkokul mezunu
çocukların bu okullarda öğretmen olarak yetiştirildikten sonra yeniden köylerine atanmalarıydı. Eğitim süreleri beş yıl olarak saptanan Köy Enstitüleri’nde, günde
11 saat olmak üzere ve yılda 11 ay hızlandırılmış eğitim
verilmiştir.
İsmail Hakkı Tonguç’a göre; “Kurtuluş Savaşı’nda kanlarını verenlerin hakları ödenecekti. Yeteneklilere, çalışanlara hakları verilecekti. İmparatorluk döneminde
olduğu gibi ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen sınıflar bulunmayacaktı. Cumhuriyet bu demekti. Devrim,
en uygun koşulları bularak yeni insan tipleri yaratmak
zorundaydı…”
Köy çocuklarını, cumhuriyet aydınlanmacısı ve devrimcisi olarak yetiştiren Köy Enstitüleri’nin sayısı,
kısa sürede açılan yeni okullarla 21’e ulaşmıştır. Köy
Enstitülerinin temel özelliği uygulamalı eğitim sistemidir. Bu sistemde bilgi, üretmenin bir aracıdır. Halkımızın
çoğunluğu köylerde ilkel bir yaşam sürüyor ve feodal düzene dayalı bir ortaçağ ekonomisi köylünün gelişmesine
ve bilinçlenmesine engel oluyordu. Köylünün bilinçlenip güçlenebilmesi için tek çare olan Köy Enstitülerinin
hedefi, köyü canlandıracak, her konuda köylüye örnek
ve rehber olacak öğretmeni yetiştirmek olmuştur. Köy
Enstitülü erkek öğrencilere kültür derslerinin yanında,
marangozluk, demircilik, yapıcılık ve tarım dersleri uygulamalı olarak verilmiştir. Kız öğrencilere ise; biçki-dikiş, dokumacılık ve ziraat sanatları eğitimi verilmiştir.
Yapılan eğitim; yapıcı, yaratıcı, uygulamalı ve üretici idi.
Köy Enstitüleri’nin açık kaldığı 12 yılda; 18.000 öğretmen, 2.000 sağlık memuru ve 8.000 eğitmen yetiştirmiştir. 1946 yılında, İsmet İnönü hükümeti yapılan
baskılara dayanamayarak, Milli Eğitim Bakanı Hasan
Âli Yücel’i görevinden almış ve yerine Reşat Şemsettin
Sirer’i bakan yapmıştır. Bunun üzerine İlk Öğretim
Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç da görevinden istifa etmiştir. Köy Enstitüleri, o tarihten tamamen kapanacağı 1952 yılına kadar, kuruluş amacı dışında eğitim
vermiştir. Tüm dünyaya örnek olan bu sistem, kapatılacağına çoğaltılsaydı, ülke, Atatürk’ün özlemi olan çağdaş ülkeler seviyesine ulaşırdı.
Sonuç:
Köy Enstitüleri, “kızlı erkekli” yaptığı eğitimleri ve “komünist öğrenci yetiştiriyor” söylemleriyle kapatılmıştır.
Ama kapatılmanın asıl ve gizlenen amacı, feodal sistemdir. Okullar kapatılmasa ve köy enstitülü öğretmenler
görevlerini yapabilselerdi, feodal sistem yok olacak ve
anarşi ortamı kendiliğinden yok olacaktı.
Mart 2014 55
RÖPORTAJ
ŞANTİYEDE KADIN MÜHENDİS OLMAK
Röportajı Yapan: Tansu SIR (genç-İMO üyesi)
“Erkek egemen” mesleğimizde kadın olmak ve inşaat
mühendisi olmak durumları yan yana hala yeterince alışılageldik değil. Toplumsal cinsiyet algısından,
kadın mühendislerin çalışma alanında da doğrudan
etkilendiğini görmekteyiz.
Bu düşünceyle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü
kapsamında bültenimizin bu sayısında üyemiz Şantiye
Şefi Sevda Sürücü ile iş yaşantısı ve zorluklarının cinsiyet üzerinden nasıl değiştiğini anlamamıza yardımcı
olacak bir röportaj gerçekleştirdik.
Soru: Röportajımıza başlamadan önce sizi kısaca
bir tanıyalım.
Sevda SÜRÜCÜ: Ben 1990 doğumluyum, 23 yaşındayım, Ege Üniversitesi 2013 İnşaat Mühendisliği
mezunuyum. Mezun olduktan hemen sonra işe başladım ve işime şantiye şefi olarak başladım. Evet, ilk
iş deneyimim olmasına rağmen şantiye şefiyim şu an.
İnş. Müh. Sevda Sürücü (Sağda)
şiyor. Benim şantiyem küçük bir şantiye ve ofis yakın
olduğu için sıkıntı olmuyordu. Küçük şantiyelerde
özellikle kadın erkek ayrı ayrı tuvaletler olmuyor genellikle. Bunun sebebi işverenin maliyet amaçlı bide
oraya para harcamak istememesidir. En kötü ihtimalle kadının talep etmesi zorlaması gerekiyor.
Peki, size ilk sorum, kadın şantiye şefi olmanın
avantajları ve dezavantajları nedir sizce?
- Kadın inşaat mühendisi veya şantiye şefi olmanın Peki iş başvurularında “Evli misiniz ya da evliyavantajı senin bir kadın olarak belli bir çizgide hare- seniz doğum yapacak mısınız?” gibi sorularla
ket etmenden dolayı işçilerin seninle çok fazla laubali karşılaştınız mı?
olamamasıdır ama mesela erkekler bu çizgiyi tuttur- - Ben yeni mezun olduğum için bu durumla çok karmakta biraz daha zorlanabilirler. Dezavantajı ise ilk şılaşmadım ama bundan ziyade “Bir kadın olarak
işe başladığın zaman işçilerin ve ustanın kadından lafını dinletebilecek misin?” gibi bir soruyla karşışantiye şefi mi olur ön yargısına sahip olması biz ka- laştım. Aynı soru tabii ki erkeklere çok sorulduğunu
dınların işini biraz zorlaştırabilir.
görmedim bu da cinsiyet ayrımının mesleğimizde
yapıldığının en bariz göstergesidir.
Konu işçilerden açılmışken şunu da merak ediyorum; işçilerin ve ustanın şantiyede kadın şantiye
Son olarak sizin kadın şantiye şefi adaylarına ve
şefine bakış açısı nedir?
kadın inşaat mühendisi adaylarına önerilerini
- Aslında bu soruya ben kadın erkek değil de genel nelerdir?
bir bakış açısıyla yaklaşmak istiyorum. Yeni mezun - Şantiye ortamında direk işçilerle değil de ustayla
olmuş bir kişiye genelde çok bir şey bilmiyor gözün- muhatap olmalılar ve iş yerinde ya da şantiye ortade bakılıyor. Bu yüzden başta ustalarla aramı iyi mında belli bir çizgiyle hareket etmelidirler. Her ne
tutmaya çalışıyorum ve yalnızca ustayla muhatap kadar şantiye ortamı kadınlar için dezavantaj olsa da
oluyorum. Hatta benim çalıştığım şantiyede ustama bunu avantaja çevirmek onların elindedir. Önemli
dedim ki bak ustam gel sen bana bir şeyler öğret be- olan insanın mesleğinin kendini tatmin etmesidir ve
nimde sana öğreteceklerim olacak çünkü. Böylece iş severek yapmasıdır. Mesleğini seviyor ve şartlarına
ortamını da dengelemek gerekiyor.
katlanıyorsan o işi en iyi şekilde yapacaksın anlamına gelir önemli olanda budur.
Peki bize biraz şantiye ortamından bahsetmek
ister misiniz?
Teşekkür ederiz.
- Şantiye ortamı aslında projenin büyüklüğü ile deği- - Ben teşekkür ederim.
56 OCAK 2014
genç-İMO
genç-İMO Öğrenci Meclisi
genç-İMO ÖĞRENCİ MECLİSİ
ANKARA’DA TOPLANDI
Başkanın; genç-imo eşi benzeri görülmemiş demokratik bir öğrenci örgütlülüğüdür. Bu örgütlülüğü
sürdürmek zorundayız ve süreceğine dair şüphemiz
yok. Ortak hedefler belirleyip ortak hareket etmemiz
gerekmektedir ve mücadele olmadan eşitlik ve adaletin hayata geçirilemeyeceğini vurgulayan sözleriyle
başlangıç yapıldı.
Sunumlara genç-İMO nedir? sorusunun cevabıyla
başlandı. Ardından yeni bir komisyonun tanımı, yönetmelik, üyelerin genel merkezle iletişimi, genç-imonun şube yönetimindeki yeri ve önemi konularına
değinildi.
1. Oturumda üniversitelerde yaşanan öğrenci sorunları konusuna yer verildi. Yeterli donanıma sahip olmadan bölümlerin açıldığı, teknik ve sosyal anlamda
öğrencilerin kendilerini geliştirebilecek ortam koşullarını sağlamadığı üniversitelere karşı neler yapılabileceği konuşuldu.
2. Oturumda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, mühendislikte kadın, kadının geçmişten günümüze toplumdaki yeri ve önemi hakkında sunumlar yapıldı.
Serbest kürsü konuşmaları yapıldı. Bu konuşmalarda yapılan öneri ve değerlendirmede; kadın komisyonu, eş başkanlık, kadın komisyonuna erkeklerin
katılımı konuları tartışıldı. Sonuç olarak adı Eşitlik
Komisyonu olan bir komisyon oluşturma kararı
alındı.
3. Oturumda demokrasi konusu tartışıldı.
Demokrasinin ne kadar yaşanılabildiği, demokra-
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
sinin insan hayatına etkisi, geçmişte yaşanan temel kaynağı demokrasi sorunu olan olaylar anıldı.
Serbest kürsü de konuşma ve öneriler yapıldı.
4. Oturumda çevre ve işçi sağlığı güvenliği konularına yer verildi. İşçi sağlığı ve güvenliği uygulamaları
doğrusu ve yanlışları ile sunumlarda gözler önüne
serildi. Bu anlamada bir bilinçlendirme, farkındalık
uyandırma çalışmaları yürütülmesinden bahsedildi.
5. Oturumda mühendislik eğitimi konuşuldu.
Mesleğine, kendine, topluma, geleceğe duyarlı mühendisler olarak yetişmenin önemi ve gerekliliği üzerinde duruldu.
74 farklı üniversiteden temsilcilerin katılımı ile gerçekleşen 7. genç-İMO öğrenci meclisi 5 yedek, 5 asil
olmak üzere yeni konsey üyelerinin seçimini yaptı.
Asıl Üyeler
Aysun Tekin (Ankara Şube- ODTÜ)
Gizem Sığla Açıkelli (İstanbul Şube-İTÜ)
Hüseyin Batuhan Kaplankıran (Denizli ŞubePamukkale Ünv.)
Mehmet Zeki Şimşek (Diyarbakır Şube-Dicle Ünv.)
Veysel Yılmaz (Adana Şube-Çukurova Üniversitesi)
Yedek Üyeler
Baver Çindemir (Van Şube- 100. Yıl Ünv.)
Burak Duran (Eskişehir Şube –Anadolu Ünv.)
Oğuz Düztaş (İzmir Şube- Dokuz Eylül Ünv.)
Ulaş Karagöl (Ankara Şube – Gazi Ünv.)
Ülkü Can (Trabzon Şube – Karadeniz Teknik Ünv.)
Mart 2014 57
genç-İMO
TMMOB TOPLUMCU MÜHENDİSLİK
MİMARLIK HAFTASI TAMAMLANDI
TMMOB İzmir İKK’ya bağlı öğrenci temsilciliklerinin düzenlediği “Toplumcu Mühendislik ve Mimarlık
Haftası” etkinlikleri Dokuz Eylül Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi Konferans Salonunda başladı.
“Daha Güzel Bir Türkiye İçin TMMOB” adlı belgesel
gösterimi ile başlayan etkinlikte başta Berkin Elvan
olmak üzere Gezi eylemleri sırasında hayatını yitirenler ve demokrasi şehitleri adına saygı duruşunda
bulunuldu. Salonda ise Berkin Elvan’ın üzerinde
‘Berkin Elvan Ölümsüzdür’ yazılı fotoğrafı asılıydı.
Etkinlikler birer panelden öte öğrencilerin de katılımıyla söyleşi havasında gerçekleşti. ‘Toplumcu
Mühendislik ve TMMOB’ başlığı altında gerçekleşen açılış oturumunda ilk sözü İnşaat Mühendisleri
Odası İzmir Şubeden Gürkan ERDOĞAN aldı.
Üniversitelerde düzenlenen kariyer günlerine karşı
toplumcu bir mühendislik fikrinin varlığını ortaya koymak üzere doğduğunu aktaran ERDOĞAN,
kariyer günlerinin şirketlerin piyasacı anlayışlarını
öğrencilere dayattığını ve öğrencileri istediği biçime sokmak istediğini söyledi. İkinci olarak söz alan
Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı
58 Mart 2014
Mahir ULUTAŞ ise konuşmasında enerjinin ve telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi sürecinde odalar tarafından yürütülen mücadelenin toplumcu mühendislik anlayışına en güzel örneklerden
olduğuna değindi.
Öğleden sonra gerçekleşen 2. oturum ise ‘İşçi Sağlığı
ve İş Güvenliği’ üzerineydi. İş güvenliği uzmanı ve
Maden Mühendisi olan Barbaros KARGI’nın sunumunda iş kazalarının yaşanmasında Türkiye’nin
Dünya’da 3. Avrupa’da ise 1. sırada olduğu aktarıldı.
Çıkan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile
işyerlerinde iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğunun esas amacının iş güvenliğini sağlamak değil,
işsiz mühendislere iş yaratmak olduğunu ancak iş güvenliğinin çok daha ciddi eğitimlerle ve uzmanlaşılarak yapılmasının gerektiğini söyleyen KARGI, her
iş kolunun iş güvenliği uzmanlığının ayrı eğitimler
alması gerektiğini dile getirdi.
‘Mühendislikte Kadın’ başlıklı ilk günün son oturumunda ilk sözü alan TMMOB İzmir İKK Kadın
Çalışma Grubu Üyesi Ziraat Mühendisi Vezan
genç-İMO
munda özellikle suyun öneminden bahsederek yanlış HES politikaları yüzünden ileride çıkabilecek su
sorununa değindi. Doğaya, canlılara, dolayısıyla insanlara olan zararlarının ileride geri dönülemeyecek
sonuçlar doğuracağı söylendi.
Üniversite ve Demokrasi oturumu ile devam eden
etkinlikte söz alan DEÜ’den Prof. Dr. İzge GÜNAL
yaşanan demokrasi sorunlarını ele alarak, üniversite öğrencisinin neden politik olması gerektiğine
değindi.
KARABULUT, kadın mimar, mühendis ve şehir
plancılarının çalışma hayatında maruz kaldığı ayrımcılığa ve baskılara değinirken bunun cinsiyetçiliğin bir sonucu olduğunu dile getirdi. Daha sonra
söz alan TİHV insan hakları savunucusu Çoşkun
ÜSTERCİ konuşmasına, bir erkek olarak kadınlar üstüne yapılan bir söyleşiye davet edilmesinin kendisi
için övünç kaynağı olduğunu ve salonun yaklaşık 3’te
birinin erkek olmasının da oldukça kıymetli olduğunu belirterek başladı. Toplumda hakim olan erkek
egemen tutumla beraber oluşan erkeklere özgü meslekler algısı için de bunun insanların varoluşundan
kaynaklı değil aileden ve sosyal yaşamdan edinilen
bir eğitim olduğuna vurgu yaptı.
İlk gün etkinlikleri Mühendislik Oyuncuları Tiyatro
Topluluğu (DEMO) tarafından oynanan ve Ekim
ayında hayatını kaybeden Haşmet Zeybek tarafından
yazılan ‘Düğün ya da Davul’ adlı tiyatro oyunuyla
son buldu..
İkinci gün oturumlar emperyalizme karşı verilen 18
Mart Çanakkale Zaferi anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşundan sonra söz alan DEÜ
Mühendislik Fakültesi dekan yardımcısı Prof. Dr.
Gürcan KONAK etkinliği gerçekleştiren öğrencilere
teşekkür etti.
Günün sonunda ise Duvara Karşı Tiyatro
Topluluğu’nun Matara adlı şiir dinletisinde Nazım
Hikmet şiirleri müzik eşliğinde tiyatral bir performans ile okundu. Daha sonra DEÜ Maden
Mühendisliği Öğrencileri Müzik Topluluğunun sahne performansıyla etkinliğin ikinci günü bitti.
Etkinliğin üçüncü günü Ege Üniversitesinde yapılan oturumlar ile devam etti. Tekstil Mühendisliği
Bölümü Turgut Yazıcıoğlu Konferans Salonunda gerçekleşen oturumlardan ilki TMMOB Genel Başkanı
Mehmet SOĞANCI’nın “ Toplumcu Mühendislik ve
TMMOB “ konuşmasıyla başladı. Örgütlülüğümüzün
gücünden, gerekliliğinden ve işleyişinden bahseden
Mehmet SOĞANCI, gündemi de değerlendirerek biz
öğrencilere meslek odalarımızın önemini vurguladı.
Daha sonra günün ikinci oturumu olan “Gıda
Güvencesi” oturumunda GıdaMO İzmir Şubesi’nden
Hülya YILMAZ ve Ege Üniversitesi Gıda
Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr.
Kemal DEMİRAĞ konuşmalarını yaptı. Oturumda
gıda güvencesinin toplum sağlığı üzerindeki önemi
vurgulandı.
Etkinlik öğle arasından sonra nükleer santraller
konulu münazara ile devam etti. Nükleer santralleri savunan ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Osman
Etkinliğin ikinci gününde oturumlar Kentsel
Dönüşüm ile başladı. Konuşmada ilk sözü alan
Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı Hasan TOPAL
kentsel dönüşümün dünyadaki örnekleriyle
Türkiye’de yapılanları karşılaştırarak, aslında yapılanın kentsel dönüşüm değil rantsal dönüşüm olduğunu söyledi. Daha sonra sözü alan İzmir Barosu’ndan
Hande ATAY konunun hukuksal yönünü ele aldı.
Öğleden sonraki ikinci oturum Türkiye’de
Enerji Politikaları ve HES idi. Yıldız Teknik
Üniversitesi’nden Prof. Dr. Beyza ÜSTÜN sunuİMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Mart 2014 59
genç-İMO
Gün sonunda Yenikapı Tiyatro Topluluğu’ndan iki
kişilik bir kadro ile kadın konulu oyun sergilendi ve
dördüncü gün sona erdi.
SEVAİOĞLU ve Musa ÇEÇEN’in katılımları ile altı
öğrencinin eşliğinde gerçekleşti. Yapılan sunumlar
ve tartışmalar ile her iki taraf da fikirlerini beyan etti.
Münazarada öne çıkan alt başlıklar nükleer santralin
gerekliliği, güvenliği ve bürokratik yönüydü.
Günün son oturumu olan “Enerji Etkin Binalar” Ege
Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim
üyesi Prof. Dr. Türkan GÖKSAL ÖZBALTA’nın yaptığı sunum ile gerçekleşti. Yurt dışından örnekler ile
alternatif enerji kaynakları ve sıfır emisyonlu binaların tasarımları anlatıldı. Özellikle sıfır emisyonlu
bina örneklerinin Almanya’da çok sayıda olduğu
gözlendi.
Dördüncü gün oturumları İMO İstanbul Şube
Başkanı Cemal GÖKÇE ve Doğa Derneği Başkanı
Güven EKEN’in “Bağzı Çılgın Projeler” adlı oturumda sunum ve konuşmalarıyla başladı. Cemal GÖKÇE
3. Köprünün doğaya ve insana vereceği zararları, trafik sorununa niçin çözüm olamayacağını açıkladı;
tüm bunlara çözüm önerileri sundu.
Etkinlik öğleden sonra “Ekümünepolis: Ucu
Olmayan Şehir” belgeseli gösterimi ile devam etti.
Belgesel her açıdan gittikçe büyüyen, ne büyümesi
ne de nüfus artışı önlenemeyen şehir İstanbul’u anlatıyor. İmre AZEM imzalı olan belgesel ayrıca şehrin
silüetini bozan gökdelenlerden, Marmaray’a ve üçüncü köprüye kadar rant mekanlarını ele alıyor.
Günün üçüncü oturumuna “Mühendislik, Mimarlık
ve Kadın” konusunda Doç. Dr. Nevin YILDIRIM
KOYUNCU ve TMMOB İzmir İKK Kadın Çalışma
Grubu üyesi Ayşegül AKINCI YÜKSEL katıldı. Oturumda kadın sorunları üzerine konuşuldu.
Ayşegül AKINCI YÜKSEL kadın çalışma grubunun
yaptığı çalışmaları anlattı.
60 Mart 2014
Etkinliğin beşinci günü iki ayrı üniversitede eş zamanlı yapılan “Mesleğimiz ve TMMOB” oturumları
ile devam etti. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nde gerçekleşen oturumda İMO İzmir Şube Başkanı Ayhan
EMEKLİ, EMO İzmir Şubeden Mustafa ÇINARLI,
MMO İzmir Şubeden Berkay ERİŞ söz aldı. Aynı saatlerde İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’de yapılan
aynı oturumda Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı
Hasan TOPAL ve İMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu
üyesi Fırat ÜMMETOĞLU söz aldı. Genel olarak
TMMOB’nin tanıtıldığı oturumda TMMOB’nin bir
meslek örgütü olmasına rağmen toplumsal meselelerde gösterdiği duyarlılığa değinildi ve bunun mühendislerin aldıkları eğitimin doğal bir sonucu olduğunu
söyledi.
17-21 Mart arasında düzenlenen TOPLUMCU
MÜHENDİSLİK MİMARLIK HAFTASI 23 Mart’ta
Tepekule Kongre Merkezi T katında yapılan Grup
PLATANUS konseri ile sona erdi.
TARİHTE BUGÜN
BUDAPEŞTE 1956
Sovyetler Birliği’nde çözülmenin başlayacağına dair
ilk işaretlerinden olan Doğu Bloku ülkelerinden olan
Macaristan’da meydana gelen isyandır. İsyan; Macar
üniversite gençliğinin, Polonya’da SSCB tarafından
partinin başına ılımlı birinin getirilmesine duyulan
sempati gösterileriyle başlamıştı. Fabrika işçilerinin
katılımı ile kısa sürede isyana dönüşen bu gösteriler
tüm Budapeşte sokaklarına yayılmıştı. Kent ormanı
civarında yer alan Stalin heykelinin yıkılması sonucu geriye bir tek çizmeleri kalmıştı. Öğrencilerin 14
maddelik taleplerinin devlet radyosundan okunmasını istemeleri ve bu isteğin reddedilmesi kısa sürede
silahların patlamasına neden olmuştu. Barışçıl başlayan gösteriler, SSCB’den kopuş talebini içeren bir
iç savaşa dönüşmüştü.
Olayların bu noktaya gelmesi batı dünyasını ve
SSCB’yi fazlasıyla şaşırtmıştı. İngiltere, Fransa ve İsrail kuvvetlerinin, Budapeşte’ye SSCB’nin askeri müdahalesine karşılığı, Mısır ve Süveyş Kanalı’na askeri
müdahale oldu. Bazı analizcilere göre de aslında Budapeşte’de yaşanan olaylar Mısır’a askeri müdahalenin önünü açabilmek için yapılmış bir kışkırtmadır.
1953’de Stalin’in ölümü ile boşalan devlet başkanlığına gelen Kruşçev genel olarak merkeziyetçiliği
yumuşatma politikasına gitmişti. Bu amaçla Macaristan’da göreve görece daha liberal görüşleri ile tanınan Imre Nagy getirilmişti.
Nagy ülkede bir dizi reform hareketine girişti. Bu
reformlar eliyle; köylülerin kooperatiflerde çalışma
zorunluluğu kaldırıldı. Fabrikalarda zorunlu çalışma ritmi düşürüldü. Ağır sanayi üretimi düşürüldü.
Tüketim malları sanayisini güçlendirdi. Toplama
kampları lağvedildi. Binlerce siyasi mahkumun rehabilitasyonuna başlandı.
Bu değişimlere karşılık olarak parti başkanı olan Rakosi, Nagy’yi görevden aldı. Öğrencilerin başlattığı
gösteriler sırasında, öne sürdükleri talepler arasında
en önemlisi Nagy’nin göreve geri alınmasıydı. Bu
talep başta olmak üzere birçok talepleri başta kabul
gördü. Fakat yapılan silahlı eylemler, komünist partinin eylemciler tarafından fesh edilmesi ve nihayet
Varşova Paktı’ndan çıkıldığının ilan edilmesi üzerine Sovyet ordusu harekete geçti.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Budapeşte’ye yoğun bir saldırı başlattı. Şiddetli ve
kısa bir mücadeleden sonra direnişi kırdılar ve başkenti tekrar ele geçirdiler. İntikam acımasız oldu.
On binlerce erkek ve kadın, özellikle de gençler ve
işçiler tutuklandılar ve hapse atıldılar; tutuklananlar arasında yüz kadar gazeteci ve yazar ve olaylar
sırasında oluşan işçi konseyi üyeleri de vardı. 300’ü
aşkın insan idam edildi. SSCB tarafından atanan
Kadar, Yugoslavya elçiliğine sığınan Nagy’ye yazılı
garantiler vererek evine dönmesini istedi. Ama Nagy
ve arkadaşları çıkar çıkmaz yakalanarak bir Sovyet
uçağı ile Romanya’ya gönderildi. Birkaç ay sonra Budapeşte’ye dönen Nagy ve arkadaşları ölüm cezasına
çarptırıldı ve 16 Haziran 1958 tarihinde asıldı. Ülkenin sınırları kapatılmadan önce 200 bin insan batıya
sığındı.
Aslında Macar olayları Sovyet bloğunda bir türlü
iyileştirilemeyen çok derin yaralar açmıştır. Macar
olayları Prag Baharı’ndan on iki yıl, Polonya Dayanışma Hareketi’nden yirmi dört yıl önce halkların
Sovyet siyasi rejimine karşı ilk tepkileridir.
1989 ilkbaharında merkezi iktidar Moskova’da Gorbaçov yönetiminde bunalımla karşılaştığında, hala
tek parti iktidarı tarafından yönetilen Macaristan’da, gene aynı komünist parti Nagy ve kendisi gibi
suçlanan arkadaşlarının cenazelerini mezarlarından
çıkarttırmış ve öldürülmelerinden otuz bir yıl sonra
16 Haziran 1989’da ulusal çapta bir cenaze töreniyle
yeniden gömülmelerine izin vermiştir.
Mart 2014 61
KİTAPLAR ARASINDA
Yapı Dinamiği
Zekai Celep, 2011
Önsöz, Tek serbestlik dereceli sistemler, Çok serbestlik dereceli sistemler, Sürekli sistemler, Frekans alanında çözüm, Rastgele titreşimler, Deprem hareketi,
Deprem etkisindeki yapılar, Makina temelleri, Rüzgar etkisindeki yapılar, Kaynaklar.
Betonarme Taşıyıcı Sistemlerde Doğrusal Olmayan Davranış ve
Çözümleme / Deprem Yönetmeliği (2007) Kavramları
Zekai Celep, 2011
Önsöz, Kullanılan semboller, Giriş, Plastisite teorisi, Malzeme modelleri, Betonarme elemanlarda Şekil değiştirme ve güç tükenmesi, TS500 de dogrusal
olmayan davranış, DIN1045-1 (EC2) de doğrusal olmayan davranış, Deprem
yönetmeliğinde doğrusal olmayan davranış, Kaynak yayınlar.
Deprem Mühendisliğine Giriş ve Depreme Dayanıklı Yapı Tasarımı
Zekai Celep, Nahit Kumbasar, 2004
Önsöz, Kullanılan semboller, Deprem hareketi, Yapıların yer hareketi etkisindeki titreşimi, Deprem etkisindeki betonarme elemanların davranışı, Depreme
dayanıklı yapı tasarımı, Eurocode 8, AASHTO 1996, Yurdumuzdaki önemli depremler, Yapılarda deprem sonrası hasar belirlenmesi ve onarım ve güçlendirme
yöntemleri, Mevcut binaların deprem etkisindeki davranışının değerlendirilmesi, Deprem etkisine karşı koruyucu sistemler, Performans kavramına dayalı tasarım, Depreme dayanıklı çelik yapı tasarımı, Konu dizini, Kaynak yayınlar.
Yapı Dinamiği
Nuray Aydınoğlu, Zekai Celep, Erkan Özer, Haluk Sucuoğlu; 2009
Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (2008) kurallarının örneklerle açıklandığı bir kitaptır. Kitapta yeni betonarme binaların tasarımına örnekler, yeni çelik binaların tasarımına örnekler, betonarme binaların
değerlendirme ve güçlendirme örnekleri ve yeni yığma binaların tasarım, değerlendirme ve güçlendirmesi örnekleri bulunmaktadır.
62 Mart 2014
İnş. Müh. Alim ŞADAN
MİZAH
İnş. Müh. Tuğrul BAŞTAN
SEÇİME DOĞRU
Güvercin ve Siyasetçi
Bir parkta güvercinleri seyreden ve avuçlarından
yem yediren iki emekli konuşuyorlardı.
“Ben” dedi emeklilerden biri “Güvercinleri siyasilere benzetiyorum. Yanımızda iken elimize bakıyorlar.
Yukarı çıkınca kafamıza sı..yorlar.”
Siyasileri Bilirsin
Bir seçim çalışmasına giden ve içinde yalnızca siyasetçilerin bulunduğu bir minibüs gece yarısı kaza
yapmış. Hiç kurtulan olmadığı söylenmiş. Yardıma
gelen bazı kişiler, vefat eden siyasileri gömmüşler.
Ertesi gün olay mahalline gelen polis, kazadan sağ
kurtulan olup olmadığını sormuş.
Vefat eden siyasileri gömenlerden biri kafasını kaşıyarak “Valla…” demiş “Bazıları yaşadıklarını iddia
ettiler ama siyasileri bilirsin, doğruyu söylemezler”
İki Top Ses
İnsanlar yolda yürürken üst üste iki top atışı sesi
duymuşlar. Yaşlı bir kadın polise sormuş:
“Oğlum, toplar neden atıldı”.
Polis “Bakan geldi, teyze” diye cevap verince yaşlı
kadın “Vah vah, demek ilk atışda isabet ettiremediler” demiş.
İMO İZMİR ŞUBESİ BÜLTENİ
Mart 2014 63
BULMACA
İnş. Müh. Ali İhsan ARGIT
KARE BULMACA
1
2
3
SUDOKU (KOLAY)
4
5
6
7
8
9
10
1
5
8
6
2
1
1
2
6
3
8
5
2
3
6
5
9
2
4
7
5
6
5
7
6
8
8
1
4
6
3
5
8
7
4
8
7
1
7
7
4
1
8
5
9
SUDOKU (ORTA)
10
7
6
4
8
SOLDAN SAĞA
1– Yansıtıcı . 2– Arapça da ben – Yılaşırı. 3 – Örtme, gizleme – Bir atımlık barut miktarı. 4 – Aşırı
iştahlı – Temel önerme, Aksiyom. 5 – İsrail para birimi – Kuzu sesi. 6 – Nazi hücum kıtası – Genellikle
Azerbaycan ve İran da kullanılan bir çalgı – Baş,
kafa. 7 – Kemiğin içindeki – Doğum yaptıran kadın. 8 – Geniş olarak açılmış çatlak – Bayındır . 9 –
Tığ veya firkete ile yapılan ince dantel – Açıklama
yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem. 10
– Arsenik.
YUKARIDAN AŞAĞI
1– Resmi ziyafet. 2– Hadım edilmiş – Askeri bir birlik. 3 – Saplantılı bir biçimde cinsel coşku uyandıran, karşı cinse ait eşya – Yüz çevirme. 4 – Minkale,
açı ölçer . 5 – Bulut – Bin amper akım şiddeti biriminin simgesi – Ama, görmeyen. 6 – İlgi eki – Yuvarlak, yassı ve sipersiz başlık – Radon’un simgesi
7 – İnhisar, monopol – Güneşin battığı yön. 8 – Bir
işin tamamlanması için tanınan ek süre, mehil –
Acele, İvedi, Acil. 9 – Adet, Tören – Bir renk . 10
– Bir bilim ya da sanal dalında yazılmış eserlerin
tümü.
2
6
4
9
9
1
8
3
8
3
1
3
5
5
4
4
1
64 Mart 2014
9
SUDOKU (ZOR)
1
4
9
6
4
4
5
3
8
7
3
4
2
6
2
7
3
8
Çözümleri 53. sayfada
6
2
9
8
7
5
7
3
8
6
9
5
Download

Mart 2014 - Sayı: 175 (3425 KB)