Dinimi Seviyorum Serisi - 1
Peynirciliğin Katkılarıyla
2- Yer ve gök hizmetinize
sunulmuş…
S
1- Allah Seni Unutmadı
G
ökteki güneşi ile ısıtan, bulutlardan tertemiz sular indiren,
hafif rüzgârlarla serinleten, dağ, ova
ve bahçelerde türlü türlü bitki, meyve
ve rengârenk çiçekler yaratarak varlığını her an hatırlatan Allah (c.c) sizi
unutmadı…
Güneş, yavaş adımlarla batıya yönelirken sizi aniden karanlıkta bırakmayan Allah (c.c), gece dinlenmeniz için âdeta bir
yorgan gibi olan karanlığı üzerinize örter…
Allah (c.c) hep sizinle…
Gece balkona çıkıyorsunuz harika bir
gökyüzü… Flaş gibi patlayan yıldızlar yüzünüze bir neşe verip günün yorgunluğunu
alıyor… Ay, hâlâ aynı yerinde… Direksiz
ve dayanaksız durarak, sizi Allah’a (c.c)
hayran bıraktırıyor…
Uyumak istiyorsunuz, size uykuyu gönderen O.
Üzerinizdeki siyah örtüyü alıp yerine aydınlığı veren, yine O…
anki gök ve yerdekiler bir olmuşlar
da size şöyle sesleniyorlar:
- Ey Allah’ın (c.c) filan kulu!
Allah (c.c) bizleri sizin hizmetinize verdi… Bu yüzden arılarımız sizin için çiçek çiçek dolaşmakta, tavuklarımız kırıntılarınızı
yumurtaya dönüştürmekte… Koyunlarımız
bardaklarınıza süt boşaltmakta…
Tuttuğunuz balıklarla, gölgelendiğiniz ağaçlarla, kafeste kulaklarınızın
melodi ihtiyacını gideren rengârenk
kuşlarla size hizmet etmekteyiz…
Allah (c.c) bizi sizin hizmetinize verdi ve
24 saat size kusursuz hizmet ediyoruz…
Bizleri sizin hizmetinize veren Allah (c.c)
sizinle özel konuşmak istiyor… Evet, evet
yanlış okumadınız. Allah (c.c) sizinle konuşmak istiyor!
Bizleri yıllarca hizmetinize sunan bir yaratıcının elbette söyleyeceği bir takım sözleri olmalı değil mi?
Ama gel gör ki bunca hizmetten yararlanan insan, yaratılış gayesini unuttu :(
Ne yaratıcısını tanımak ve ikramlarına
teşekkür etmek ne de bu konuları düşünmek istedi :(
Ey insanoğlu! Neden yaratıcınızı unuttunuz? :(
Allah (c.c) sizi hiç karanlıkta bırakmadı ki!
2!
3!
3- Allah (c.c) seninle
diyaloğa geçmek istiyor.
V
e Allah’ın (c.c) sözlerini içeren
Kur’an, tüm dünya dillerine çevrilerek elden ele dolaştı… Allah’a (c.c) bunca
ikramlar için teşekkür etmek isteyen insanlar Kur’anı ellerine alıp üzerinde düşünerek
okumaya başladı… Kendilerini hiç unutmayan Allah (c.c) ile tanışmanın ve konuşmanın inanılmaz tadına varanlar, Allah’ın
(c.c) her şeyin hâkimi ve sahibi olduğunu
anladılar…
Başlarını göğe kaldırıp;
‘Ey Yüce Allah’ım!
Bana özel gönderdiğin mektup
bana ulaştı! Sen benimle özel görüşmek istiyorsun… Sen bana değer verdin… İsteseydin beni muhatap bile
almazdın… Ben de sana ve sözlerine
değer vereceğim… Hayatımın her karesinde mektubuna-kitabına- müracaat edeceğim…
Sen ne dersen kabulümdür ya rab!
Sen nasıl istersen öyle yaşayacağım!
Yap! Dersen yapacağım!
Yapma! Dersen
yapmayacağım!’ dediler.
4!
4- Kur’an nelerden
bahseder?
V
e Kur’anın sayfalarını açtıklarında
bir de ne görsünler!
Rableri nelerden bahsetmiş nelerden!
* Kanatlarını çırpan kuşlardan tutun, gökten inen yağmurlara kadar…
* Anne ve babaya itaatten tutun
akraba ziyaretlerine kadar…
* Temizlikten tutun bebe emzirme
süresine kadar (24 ay)…
* Adaletten tutun verilen söze sadık kalmanın önemine kadar…
* Geçmiş tarihi bilgilerden tutun
galaksilere kadar…
* Kişisel haklardan tutun ibadetlere kadar…
*Müslümanların ve kâfirlerin özelliklerinden tutun cennet ve cehennemin özelliklerine kadar…
* ‘Ve bir insanın dünyada en mutlu
bir şekilde nasıl yaşayacağından tutun da Allah’ın (c.c) isim ve sıfatlarına kadar’
Birçok bilginin tek bir kitapta olduğunu gördüler…
5!
Ve şöyle derler;
“Ey güzel Allah’ım!
Senin bizlere gönderdiğin hayat
rehberimiz bizlere yanlış tanıtıldı:(
‘Sen anlayamazsın!’ dediler… Oysaki Sen bana şöyle demişsin mektubunda;
“Anlayasınız diye biz onu Arapça
bir Kur’an olarak indirdik.” (Yusuf
suresi. 2.ayet)
“Biz, anlayıp düşünmeniz için onu
Arapça bir Kur’an kıldık.”(Zuhruf suresi. 3.ayet.)
“Biz, Kur’an’ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.”
dedin… (Taha suresi. 2.ayet)
5- insan bedeni kime ait?
İnsan bedeninin sahibinin Allah (c.c) olduğunu anlayan insanlar, kendi bedenleri
üzerinde Allah’ın (c.c) söz hakkına sahip
olduğunu da anladılar…
Allah (c.c) onlara:
“Bana namaz kılarak teşekkür
edin” dedi; onlar namaz kıldılar.
“Bana başınızı örterek ve iffetinizi
koruyarak teşekkür edin” dedi; O bayanlar tesettüre bürünerek Allah’a (c.c) itaat edip teşekkür ettiler.
Kur’an adeta dile gelerek:
- “Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve
dengeli kılan, seni istediği bir şekilde birleştiren, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan
nedir?” der… (İnfitar suresi. 6.7.8. ayetler)
6!
7!
6- iki Dakika Düşünün
Yeter!
İ
7- Yarın sizi karşısına
aldığında
ster istemez ömrümüzden günler
gelip geçiyor. Yaşlanmaya engel
olmak ne mümkün! Eğer bedenimiz
bize ait olsaydı kesinlikle hastalanmaya ya da yaşlanmaya müsaade
etmezdik. Ama bedenimiz bize ait
olmadığı için bedenimiz üzerinde tasarruf hakkına da sahip değiliz. Oruç
tutarken neden ezandan beş dakika
önce orucumuzu açamıyoruz? Haram
olduğu için değil mi? Demek ki bedenimiz bize ait değilmiş.
Tepeden tırnağa ruhumuzun emrine verilmiş bir bedenin içindeyiz. Ve
bu bedenimizi yeryüzünde nasıl kullanmamız gerektiğine Allah (c.c) karar verir.
- Harama bakmayın diyen Allah
(c.c) gözlerimize hâkim değil mi?
- Domuz eti yemeyin diyen Allah
(c.c) midemize hâkim değil mi?
- Gıybet ve dedikodu yapmayın ve
dinlemeyin diyen Allah (c.c) dil ve kulaklarımıza hâkim değil mi?
- Başınızı örtün ve vücut hatlarınız
belli olmayacak şekilde giyinin diyen
Allah (c.c) bedeninizin de hâkimi değil mi?
Allah (c.c) insanı başıboş yaratmış ya da bedeninizi dilediğiniz gibi
kullanın demiş olsaydı, isteyen açık,
isteyen tesettürlü gezerdi ve Allah
(c.c) o kişiye neden böyle giyindin?
Demezdi.
- Ey kulum!
Örtünün emrim size ulaşmadı mı?
Birileri size; Allah sizin tesettürlü olmanızı istiyor demedi mi? Derse ne
diyeceksiniz?
Allah (c.c) Kur’anda der ki;
“İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden
uzunca bir zaman geçti. Şüphesiz biz
insanı, karışım hâlindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve
görür kıldık. Biz ona yolu gösterdik.
Artık ister şükreder isterse nankör
olur.” (İnsan suresi. 1. 2. 3. ayetler)
Şu an tam yol ayrımındasınız…
İster bunca ikramlara karşı ibadetlerle şükretmesini bilen bir kul, ister
Allah’ı (c.c) unutan bir kul olun…
Ama unutmayın ki Allah’ın (c.c) huzuruna çıkacağınız muhakkak…
8!
9!
8- Allah, niçin tesettürlü
olmanızı istiyor?
Değerli ablacığım;
Belki iş yoğunluğundan, belki de
okul derslerinden dolayı tesettür konusunu gündeminize alamadınız.
Allah’a dua edin ki size tesettürü hatırlatan bir kardeşiniz size bu broşürü
verdi…
Bu hatırlatmalardan mahrum olan
milyonlarca başı açık olan bayanlar
var. Unutkan olarak yaratılan insan
hele de ahiretini unutmuşsa Allah’ın
(c.c) emir ve yasaklarının birçoğu aklına bile gelmez…
Değerli ablacığım;
Allah (c.c), sizin kapalı bir şekilde giyinmenizi isterken gerek nefsiniz
gerekse çevreniz sizin kapanmanızı
istemeyebilir. Bunun için yapmanız
gereken şey boş bir kâğıda şu üç başlığı atarak maddeler halinde altını
doldurmak. Daha sonra da kimi seviyorsanız onun dediklerine kulak vermek…
 10 !
1- Allah (c.c) benden nasıl bir
hayat yaşamamı istiyor?
a- Dinimi öğrenmemi istiyor.
b. Öğrendiğim bilgilerle ibadet etmemi istiyor.
c. Tesettürlü giyinmemi istiyor.
2- Nefsim benden nasıl bir hayat yaşamamı istiyor?
a- İbadetten uzak bir hayat yaşamak.
b- Dünyanın zevklerini tadarak
koca bir ömür tüketmek.
c- Ahireti hesaba katmamak.
3- Çevrem benden nasıl bir hayat yaşamamı istiyor? (Eğer aileniz
tesettüre dikkat etmiyorsa)
a- Kendileri gibi yaşamamı istiyorlar.
b- Onların hayatlarını eleştirmememi istiyorlar.
c- Onlardan aykırı giyinmememi
istiyorlar.
Allah’ı (c.c) daha çok seviyorum
diyorsanız, Allah’ın (c.c) dediğini
yapmanız gerekmez mi?
 11 !
9- Sen şu an imtihandasın,
unutma!
10- Şeytan kulağınıza
şu sözleri fısıldayacak;
Değerli ablacığım,
Yeryüzüne bir damla olarak düşen tüm
insanlar bir imtihan sürecinden geçti, geçiyor ve geçecek… Şu an size aralıksız ikramlar sunan Allah-u Teâlâ sizi de imtihan
ediyor… Evet, yanlış okumadınız! Şu an
imtihanın tam ortasındasınız…
Şu anki vakit namazını kılmamışsanız, yarın ahirette sorulacak size bu.
Şu an başınız örtülü değil ve Allah’ın
(c.c) dediği şekilde giyinmemişseniz
yine sorulacak size bu…
Allah’ın (c.c) bedeniniz üzerindeki gücünü ve hâkimiyetini bir düşünün… Size
emanet olarak verdiği o bedene (Helalleriniz dışında) erkek gözü değmesini istememişti… Erkekler size baktığında, her bakan
göz için kazandığınız günahları notlasanız,
kâğıtlar yeterli olur mu acaba?
Bu kadar biriken günahlarınız
Allah’a (c.c) karşı mahcup etmez mi
sizi…
Evet ablacığım;
Allah (c.c), sizin tesettürlü bir hayatı tercih etmenizi istiyor… Ama
eminim ki şeytan sizin kulağınıza şu
ve benzeri sözleri fısıldayacaktır:
a- Kapalı bir hayata alışamazsın!
(O kadar kişi nasıl alıştı peki?)
b- Dünyaya bir defa geldin, gençliğini doyasıya yaşa, yaşlanınca kapanırsın. (Ya gençken ölürsen!)
c- Evlenince kapanırsın! (Ya evlenmeden önce ölürsen?)
Örtünmeye karar verin ve mutlu
olun!
Örtünerek Allah’ın (c.c) sevgisini kazananlardan olmak için fırsat
ayağınıza gelmişken değerlendirin…
Şuna inanın ki Allah’ın (c.c) istediği
bir şekilde tesettürlü bir hayata geçenler kendilerini yeniden doğmuş
gibi hissediyorlar…
 12 !
 13 !
11- Elinize Kur’an-ı kerim
alın ve başınızı göğe kaldırın;
Allah (c.c) size der ki;
“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı
müstesna, açmasınlar. Başörtülerini
yakalarının üzerine salsınlar…” Nur
suresi. 31. Ayet.)
Değerli ablacığım;
Allah’ın (c.c) istediği bir şekilde
örtünmekle inanın kârlı çıkacak olan
önce siz, daha sonra çevrenizdeki insanlar olacak…
Hemen şimdi örtünmeye karar verin. Asla yarını beklemeyin. Unutmayın ki şeytan hep ertelemenizi ister.
Bugün değil, sonra olsun der. Ya da
ramazanda, ya da evlenince örtünürsün, der. Asla şimdi örtün demez.
Hemen şimdi bismillah deyin
ve Allah’ın (c.c) rızasını kazanıp
sınırsız bir cennete konuk olmak
için örtünün…
 14 !
12- Yarın Allah’ın (c.c)
huzuruna çıkacaksın!
Değerli kardeşim;
Yarın Allah’ın (c.c) huzuruna çıkacaksın…
Hem de tek başına…
Sağ tarafında Salih amellerin…
Sol tarafında ise günahların… Ve
Allah (c.c) seninle tercüman olmaksızın konuşacak…
Bu günler o kadar yakın ki!
N’olursun hayatını bir gözden geçir… Allah’ın (c.c) dediği şekilde mi
yaşıyorsun yoksa nefsinin dediği şekilde mi?
Ve dünyaya bir defa geliyoruz… Bir
daha asla gelmeyeceğiz…
Eğer nefsinin dediği şekilde yaşıyorsan korkarım ki seni cehenneme
alırlar ve şu sahneyi saniye saniye yaşarsın;
 15 !
13- Farz et ki cehennemdesin
(Allah muhafaza);
Cehennemin İçeceği
ehennemde kalışın uzamışken hâlini
bir düşün! Azap şiddetlenerek devam eder. Sıkıntı zirveye ulaşır. Susuzluğun
şiddetlenir. Dünyadaki içecekleri hatırlarsın.
Cehenneme sığınırsın. Sana azap vermekle
görevli meleğin elinden kabı alırsın. Eline
alır almaz altında avucun yanar. Hararetinden ve kızgınlığından elin parçalanıp etleri
dökülür. Sonra o kabı ağzına yaklaştırırsın.
Yüzün kavrulur. Sonra yudumlamaya çalışırken boğazının derisini soyar. Karnına
ulaşınca iç organlarını parçalar.
Sen feryat ve figan edersin. O anda dünya içeceklerini, onların soğukluk ve lezzetini hatırlarsın. Sonra hararetini dindirmek
ister ve dünyada alıştığın gibi yıkanmak
ve suya dalmak suretiyle serinlemek maksadıyla hamim (kızgın su) havuzlarına koşarsın. Kızgın suya dalınca, tepeden tırnağa
bütün bedeninin derisi soyulur. Daha hafif
olur ümidiyle bir daha ateşe koşarsın. Sonra yine ateşin yangını sana şiddetli gelince
kaynar suya geri dönersin. Böylece ateşle
kaynar su arasında mekik dokursun.
Ateşin harareti son dereceye ulaşmıştır. Sen ise bir ferahlık ararsın.
Kaynar su ile ateş arasında da bir ferahlık duyamazsın. Serinlik istersin
ama asla bulamazsın. Sıkıntı, susuzluk ve yorgunluk dayanılmaz dereceye
varınca Cennetleri hatırlarsın. Aziz ve
Celil olan Allah’ın (c.c) yakınlığını ve
Cennet nimetlerini kaybetmekten gelen acı bir hüzün ve burukluk kalbinden boğazına doğru tırmanır. Sonra
Cennetin içeceklerini, soğuk suyunu
ve hoş yaşayışını hatırlarsın. Bundan
yoksun kalmanın hasreti gönlünü parçalar.
C
 16 !
Cevapsız Kalan Feryat
S
onra Cennette baba, anne, kardeş
ve benzeri bazı akrabalarının bulunduğunu hatırlarsın, yanık bir kalpten
yükselen hüzün dolu bir sesle onlara şöyle
seslenirsin: “Ey anneciğim! Ey babacığım!
Ey kardeşim! Ey dayıcığım! Ey amcacığım!
Veya ey kız kardeşim! Ne olur bir yudum su!
Onlar da sana red cevabı verirler. Böylece
ümidini boşa çıkartmalarından ve Aziz ve
Celil olan Rabbinin sana olan gazabından
dolayı onların da sana öfke duyduklarını
görmenin hasret ve üzüntüsünden kalbin
parçalanır. Bunun üzerine dünyaya seni
geri göndermesi ümit ve dileğiyle hemen
feryat ederek Allah’a (c.c) sığınırsın.
Ne var ki uzun bir süre, sana değer
vermediğini göstermek için cevap vermez. Kuşkusuz sesin O’nun nezdinde
menfurdur. Makamın O’nun yanında
düşüktür. Sonunda Kendisine beslediğin bütün ümit ve emel bağlarını
koparan şu sözleriyle sana seslenir:
“Sinin orada Benimle konuşmayın!”
(Mu’minûn Sûresi. 108.ayet) Sen,
susup sinmeni emreden ve senin gibilere cevap verilmeyeceğini belirten O’nun bu ulu seslenişini işitince,
âdeta ağız ve burnuna gem vurulur.
Ruhun bedeninde çıkmakla kalmak
arasında tereddütle gider gelir. Göğsünde nefesin daralır. Sesli sesli soluyan ve konuşmaya takat getiremeyen
bir ıstırap içinde kalırsın.
 17 !
Ümitsiz Çırpınış
onra Allah (c.c) ümitsizlik ve hasretini daha da artırmak ister. Senin
ve oradaki diğer düşmanlarının üzerine
Cehennem kapılarını kapatır. Eğer O seni
affetmezse, Cehennem kapısının gıcırdayıp
üzerine kapandığını gördüğünde hâlini düşünebiliyor musun? Üzerlerine Cehennem
kapıları kapatılırken gıcırtısını duyduklarında sen ve diğer Cehennem sakinlerinin
ümitsizliği ne büyük olacak. Çünkü Allah’ın
(c.c) kapıları bu şekilde üzerlerine kapatması, hiç kimsenin oradan çıkmaması için
olduğunu anlamışlardır.
Değerli kardeşim;
Eğer Allah günahlarını bağışlamazsa o
cehenneme konuk olur her cinsten azabı
saniye saniye yaşarsın (Allah muhafaza…)
Değerli kardeşim;
Düşün! Önünde iki yol var…
Güllerle süslenmiş cehennem yolu
ve sabrederek yürümen gereken cennet
yolu… Vallahi bu iki yoldan birinde yürüyorsun şu an… Eğer Allah’ın (c.c) sevdiği
yol olan cennet yolunda yürüyorsan, şu an
o yoldaysan bil ki seni şöyle görkemli bir
mekân olan cennet bekliyor;
S
 18 !
14- Farz et ki cennettesin
C
ennetin kapıları açılınca, güzel kokularının meltemi ve akarsularının
hoş sesi dalga dalga yayılır. Yüzünü ve bütün bedenini âdeta okşar durur. Cennetin
hoş rayihaları, keskin misk kokusu, kırmızı
zaferanı, sarı kâfuru ve gri anberi, meyvelerinin nefis kokuları, güzelim ağaçları, okşayıcı meltemleri her tarafta dolup taşar.
Bu güzel kokular ve esintiler, koku alma
duyunda birbirine karışır, nihayet beynine
ulaşır, hoşluğu kalbini doldurur, oradan da
bütün organlarından taşar. Gözünle Cennet köşklerinin güzelliğine, yeşil zümrütten,
kırmızı yakuttan, beyaz inciden büyük taşlarla örülmüş binalarına bakarsın. Nuru,
parlaklık ve güzelliği her tarafı kaplamıştır.
Allah (c.c) onları berraklık ve parlaklıkta
mükemmel yaratmıştır.
Bu ve Cennetteki diğer şeylerin
nuru birbirine karışmıştır. Oraya girdiğinde, çok büyük nimetlere ereceğini ve Rabbinin cemalini seyredeceğini
bildiğinden, gönlün sevinçle dolarak
Allah’ın (c.c) perdelerine bakarsın.
Cennet havalarının ve rüzgârlarının
hoş kokusu, manzarasının parlaklığı,
meltemlerinin tatlı rayihası ve okşayıcı serinliği bir araya gelmiştir. Bu,
yüzüne ilk deyip okşayacak olan güzel esintilerdir.
 19 !
Nurlu Kafile
üşün bir kere! Cennete girmekle mesrursun. Kapısının, senin ve
seninle birlikte diğer Allah dostları için
açıldığını biliyorsun. Sevincin, baktığında
gördüğün göz alıcı güzelliği, ondan yayılıp gönlüne kadar ulaşan hoş kokusu, yüz
ve bedenini okşayan nefis havası ve serin
melteminden ileri gelmektedir. Düşün bir
kere! Allah (c.c) sana bütün bu şeyleri ihsan etmiş. Bu manzara karşısında sevincinden ölsen bile sana çok görülmez. Nihayet
melekler Cennetin kapısını açınca, senin
ve seninle beraber diğer Allah dostlarının
yüzüne gülümseyerek sizi karşılarlar. Sonra
Allah’ın (c.c) izzetine yemin ederek yaratıldıkları günden beri ancak bu anda ve sizin
için güldüklerini söylerler.
Sonra size “Selâmun aleyküm!” diye
seslenirler. Mükemmel sûretleri ve parlak
nurları yanında bir de güzel nağmelerini,
hoş sözlerini, tatlı selâmlarını bir tasavvur
et! Sonra selâmlarına şu sözleri de eklerler:
“Tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak
üzere girin buraya!” (Zümer Sûresi.
73.ayet) Cennetlikleri, her türlü kir,
pas, kin ve sinsilik gibi maddî ve
manevî pislikten temiz olmak ve dinî
ve dünyevî bütün kötülüklerden uzak
bulunmakla överler. Sonra Allah adına, O’nun saadet yurdu olan Cennete
girmelerine izin verirler. Sonra orada
sonsuza dek kalacaklarını bildirerek: “Tertemiz geldiniz. Artık ebedî
kalmak üzere girin buraya!” (Zümer
Sûresi. 73.ayet) derler.
Sen ve seninle birlikte Allah’ın (c.c) sevgili kulları bunu işitince içeri girmek için kapıya koşarsınız. Kapılar girenlere dar gelir.
Tıpkı Utbe bin Gazvan’ın Hz. Peygamber
(s.a.v.)’den naklen belirttiği gibi: “Cennetin kapısından sıkışarak girmeleri benim
için şefaatimden daha önemlidir.” Cennetin kapısı izdihamdan dolayı sıkışır. Kırk
senelik yürüyüş genişliğinde olan kapının,
Rahman’ın dostlarının kalabalığına dar gelmesini ne sanıyorsun? Yakut ve inciden yapılmış saraylarının güzelliğini görerek koşan
bu kalabalık ne değerli bir kalabalıktır!
Düşün bir kere! Mahşerin o kalabalığı içerisinde Allah seni affetmiş. Cennetin
kapısına doğru koşanlarla birlikte koşuyorsun. Temizlenmiş vücutlarla parlamış ve
dolunay gibi aydınlanmış yüzlerle sevinenlerle birlikte seviniyorsun. Vücutlarından
güneşin ışınları gibi nurlar saçılmaktadır!
Sen Cennetin kapısını geçip toprağına ayak
bastığında bakarsın ki, o keskin bir misk
ve üzerinde olgun bir zaferan yeşermiştir.
Misk, gümüş gibi parlak bir zeminin üzerine
serpilmiştir. Etrafında da zaferan bitmiştir.
Değerli kardeşim;
Eğer Allah günahlarını bağışlar ve
Allah’ın dediği bir şekilde yaşarsan
sana özel hazırlanmış olan cennete
ebedi olarak krallar gibi ağırlanırsın…
 20 !
 21 !
D
15- Önünde iki yol var…
Değerli kardeşim;
Unutma ki imtihan salonu dediğimiz
bu dünyada bizler imtihan ediliyoruz… Ya
Allah’ın (c.c) dediklerine kulak verip O’nun
dediği gibi yaşayacağız, ya da nefsimizin
dediklerine kulak verip şeytanın dediği gibi
yaşayacağız…
Tercih sizin!
Belki de bir anlık işlediğin günahların
gözlerinin önünde bir film şeridi gibi geçti…
Belki de kendinizi affetmeyip Allah’ın da
sizi affetmeyeceğinizi düşünüyorsunuz…
İnanın ki ne kadar günahkâr bir kul olursanız olun Allah’u Teâlâ bir çırpıda hepsini
affedebileceğini söylüyor;
“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine
haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah
bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki
O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”
(Zümer suresi. 53.Ayet)
Bu sebeple asla Allah’tan ümidimizi kesmemeliyiz… Henüz ölmemişken hemen şimdi günahlarımız için
Allah’tan özür dileyelim…
Değerli kardeşim;
Cennet yolunda emin adımlarla yürümenize katkıda bulunacak bazı kitap isimleri vereyim onları temin eder okursanız inanın bu sizin faydanıza olacaktır inşaallah.
Değerli kardeşim;
İnsanların Allah’ı seviyor olması çok da
önemli değil… Hıristiyanlar da Allah’ı sevdiklerini söylerler… Önemli olan Allah’ın
insanı sevmesi… Allah seni sevince mesele bitmiştir… Bil ki Allah senden razıdır ve
kalbine kendisine karşı sevgi tohumu atacaktır.
Peki, Allah’ın seni sevmesi için ne yapmalı?
Bu sorumuza Allah şöyle cevap verir;
“(Resûlüm! ) De ki: Eğer Allah’ı
seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da
sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.
Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. De ki: Allah’a ve Resulü’ne
itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.” (Al-i İmran suresi 31 ve 32. Ayetler)
Demek ki Allah’ın sevgisini kazanmaya
giden yol Peygamber efendimize uymaktan
geçiyormuş…
Sorularınız için;
[email protected]
www.feyzullahbirışık.com
www.dinimislam.org
www.facebookdapaylas.com
Broşür Sipariş Hattı:
(Maliyet fiyatına gönderilir)
Tel: 0212 638 46 66
Beyazıt - İstanbul
 22 !
 23 !
Değerli kardeşim;
Nefsimizin direktifleri doğrultusunda yaşarken bizleri o girdaptan kurtarmak isteyen davetçiler bir şekilde; “Allah’ın sözlerine kulak ver, cennetini garantile”
ilahi mesajını ulaştırdılar.
Kulak pasını gideren bu şok cümle aynı
zamanda gözlerimizdeki sis perdesinin
de kalkmasına vesile oldu. Birde baktıkki
bir elimizde Kur’an, diğer elimizde
Kur’an’ın insana dönüşmüşünün hayatı.
Kur’an ve sünnet; koruması altına giren
konuğun attığı her adımı takip ederek hayatıyla yakından ilgilenir.
Hemen hemen her saat yeni bir ayetle
karşılaşan konuk, Rabbini tanıdığı oranda
ayetleri görür, okur ve yaşar. İşte kul olma
başarısındaki sır burada.
“Önce Rabbini gereği gibi tanı,
sonra zaten sever, güvenir, onu her
an zikreder ve gerekli fedakarlığı gösterirsin.”
Bu broşürle yaradılış gayemizi ve
Allah sevgisine ulaşım yollarını anlatmaya çalıştık.
Download

Allah Seni Seviyormu.indd