Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt
etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için
yayınlanmaktadır.
Şiirlerin kopyalanması, gerçek veya elektronik ortamlarda
yayınlanması, dağıtılması Türkiye Cumhuriyeti yasaları ve
uluslararası yasalarla korunmaktadır ve telif hakları
temsilcisinin önceden yazılı iznini gerektirir. Bu dökuman
MawishSiirleri.Com tarafından yayınlanmıştır.
MawishSiirleri.Com tüm bölümleriyle, Fikir ve Sanat
Eserleri Yasası'na
%100 uygun olarak yayın yapmaktadır.
hiç beklemediğin bir anda sevdim seni
sen hiç bilmiyordun
ben ise gün gün görüyordum
görüp her gün seni seviyordum
korkmadan usulca yaklaşırken sana
uslanmıyordu sevgim
utanmıyordu kalbim
bazen de üşüyordum ara sıra
üşüyordum da
aklıma gelen adının bile
baş harfi yetişiyordu imdadıma
ve ben yine
seninle ısınıyordum sabahlara
varlığın bile yetiyor dünyama
seni düşünmekten her gün
aklım gidiyordu uzaklara
seviyordum seni
içimde bir mahrem gibi
kapanmış kapılar ardında
aynı denizde esen bir rüzgarın
aynı yönüne sahiptim seninle
bir dalga gibiydin kalbimde
sana karşı yüzmektense
dalga dalga kalbinle
beraber yüzüyorum içimde
bir adım atsam toprağa
sen yetişiyordun üzerinde
fidan fidan ellerinle
bir dağ gibi
yükseliyorsun yüreğimde
içimde yanar dağlar ağlar
alev alev sökülüyor gökyüzüne
yağmur olup gelip yağsan da
sönmez bir aşkın
ateşi vurur gözlerine
söner mi bu aşk böyle
biter mi sevgim söyle
şahı olmuş bu devranda
yılmaz bir asker gibiyim kalbimde
nice sabırdan taşlar yapıldı
kırıl kırıl tükenmez yüreğimde
hasretime iman yetmese bile
avuçlarım her sabah gökyüzünde
gün olur dualar kabrimde kabul eyler
gün olur bu dünyadan göç eder kalbim
kurak bir mevsimde yatsam bile
sevinçlerim gelir yaş olur
akar gözlerimden yağmur olur
ıslanır sulak bir toprak gibi
bahar olur şenlenir
açarsın üzerimde kim bilir
ben seni kurumuş bir yaprağın
ümitsiz bir toprağa düşmesi gibi sevdim
bir karıncanın
denizde yüzmesi gibiydi sana olan sevgim
umutsuz
çaresiz
ve sebepsiz bir papatyanın
yaprak yaprak dökülmesi gibi sevdim
ben seni alışık olmadığım bu hayatın
her anına
alıştıra alıştıra sevdim
bir yaşam gibi
su gibi
aş gibi
mis gibi kokan bir toprak gibi
canıma can katan bir nefes gibi sevdim
saatlerin günlere aşkı gibi
yıl yıl
usanmadan
bıkmadan
usulca
sen bilmeden
korkusuzca
bir istanbul gibi
ömrümden dilim dilim keserek sevdim
yazmalıydım seni
saatler feryat edene kadar
döktürmeliydim yüreğini
bir şiir gibi
okundukça tadı kalbinde kalan
taze bir lezzet gibi
yazmalıydım sevgili
yazmalıydım seni
bir kitap gibi
çevirmeliydim sayfaları
seni gördüğüm ilk andan
şu an yaşadığım son ana kadar
anlatmalıydım kaderimi
bazen
bazen diyorum ki kara kaplı kalbime
içinden atamadığın her şey
yatamadığım tüm düşlerin esareti gibi
gelip vuracak bir gün yüreğimi
ama boş ver
yaz dursun bir kenarda derken
ve ben yine durdum ve sustum
sustu yüreğimden düşen duygular
sustu seni yazmak isteyen yıllar
ama yazmalıydım
yazmalıydım seni gördüğüm her yere
çünkü sana çok pişmanım
okumak vardı şimdi seni her şiirde
mısra mısra döktürmek vardı yüreğini
hatırlamak vardı her gün
hiç unutulmayacakmış gibi
seni yaşamak vardı kalbimde
hani sanki tam yanımdaymış gibi
göz göze gelirdi kalbim
bir nefes gibi yaşatırdı beni
seni bana yazmak çok güzel
ama seni bir kenara yazmak
öyle zor ki sevdiğim
neden niçin diye sorma sakın
kıskançlığım diz boyu gökyüzünde
seni yağdırıyor her dakika yüreğime
bir kağıt parçasının bile üzerinde
adın kirlense
dünyaları yıkarım kalbim
ölüm bile bir hiç olur benim için
ben seninle çizilen tüm çizgileri
tüm izlerini ve tüm güzellikleri
hiç kimse görüp dokunmasın diye
sildim
sildim bu yer yüzünden sessizce
ben seni severken gözlerinde ben vardım
bu yüzden senin olmadığın hiç bir şeye
bakamıyorum
senin olan hiç bir şeyi de
hiç bir yere yazamıyorum
çünkü ben seni çok kıskanıyordum
düşünmek her ne kadar güzelse de
bazen de bir saplantı oluyordu yüreğimde
her dakika seni düşünmek
yılların her ayının her gününe
seni sığdırabilmek var ya
nice ömürler geçse içimden
vazgeçemiyordum senden
başkasına baksam
gözlerim yine sende kapanıyor
bir ele değsem ansızın
ellerinle kavuşuyorum bir anda
Biliyor musun sevdiğim
kalbindeki şu kış var ya
onca mevsim içinde geçen tüm soğuklardan
çok daha fazla üşütüyor
sen olmayınca içinde
ısınmıyor kalbim
ama yazmalıydım
yazmalıydım ben seni
olmadığın bir saniyelik boşlukta bile
okumalıydım seni şiirlerimde
görmeliydim seni baktığım her yerde
bir hatıra niyetine değil
ölümsüz bir aşkın şerefine
okumalıydım seni
gül kokan tüm bahçelerde
koklamalıydım kalbini
ama olmadı
ama yapamadım
ama yazmalıydım biliyorum
ağladım kıskandım
yapamadım
yazamadım
senin olmadığın
hiç bir yere
seni
sığdıramadım
yarı baygın geçiyor günler
yarı aşk
yarı sevgi var içimde
tamamlanmamış duygular
kötü hatıralar
farklı farklı tanımlar var kalbimde
yarım kalmış yılların
baygın mevsimleri açıyor şimdi
hiç sabah olmuyor
geceleri yaşlanıyorum usulca
saatlerin durgunluğu vururken sahile
dalga dalga yarılanıyor yaşam
içinden geçiyor hayatın
tam ortasından bölünüyor mutluluk
bir yanda yarınlar
sol yanımda ise hatıralar
bir toprak gibisin yüreğimde
aylardan nisan
ben ise sana yağan
bir yağmur gibiyim gökyüzünde
yağarak yaşıyorum
ağlayarak
damlıyorum üzerine
yollar yarım
şehirler ise hem uzak hem yakın
her şey yarım
hayat yarım yaşam yarım
ah benim karın ağrım
sen yarım ben yarım
yarım kalmış her şey adına
susuyor ağrılarım
gözlerim kısık
yarı baygın bakıyorum hayata
her şey yarım
var olan her şey
aynı zamanda yok gibi
hiç olmamış gibi
bazen de
hiç var olmamış gibi
hepsini bir anda kazanıyor
yada bir anda kaybediyorum
ne garip değil mi
hep yarım kalıyorum
doyamadığım bir çok şeyin adıyla
acıkan duygularım var şimdi
tadından kaldığım
aklımın almadığı ayrılıklar yakıyor kalbimi
yollara düşüyorum
gidemiyorum
biliyorum ki kalmak da çözüm değil
hep bir yerlerde bir şeyler bırakıyorum
kırıntılaşmış acıların taneleriyle
sessizce
karın tokluğuna yaşıyorum
karnım ağrıyor hey gidi hayat
sarhoş kalbim yorgun yüreğim
bu gece her şey
yarım kalmışlığın şerefine
bu gece gözlerin simsiyah
bu gece yıllar
karanlığın gölgesinde
bu gece her şey ağlatıyor
ağrıtıyor kalbimi sessizce
.
sen bilmiyorsun ama
ben
sen yokken bile seninle yaşıyorum
nasıl mı?
işte böyle,
işte sen diye başlıyorum satırlarıma
sabah oluyor
işte sen diyorum doğan güneşe
sabah ezanıyla başlıyor her şey
dualarımla çıkıyorum yola
adına sen dediğim caddelerde bile
her adımda adın geçiyor içimden
her ne alsam ellerime
önce sana yakıştırıyorum
biraz senden biraz benden bahsediyor
ve susuyorum
ama içimden sessizce seninle konuşuyor
işte sen diyorum!
ama işte sen bilmiyorsun
sözüm ona
hayal bile edemiyorsun
gölgene sığınmışım
ardından geliyorum usulca
konuşmuyoruz ama
dinlemek için bir yürek var sol yanımda
onu dinliyorum yokluğunda
hani varmışsın gibi
ellerimden tutmuşsun gibi
seninle yürüyorum bu şehrin sokaklarında
öğle ezanı okunuyor
güneş tepeden bakıp terletiyor
işte o an!
ikimizi bir görüyorum yere baktığımda
dualarım kabul olmuş gibi
şükrediyorum Allaha!
gözlerim bir an kapanır gibi oluyor şimdi
belli ki ikindiye vurmuş saatler
biraz biraz ardıma düşüyorsun
göz kapaklarım düşüyor aşağıya doğru
şöyle bir içim geçmiş ki
açtığımda gözlerimi
sanki
bir ömür geçmiş gibi uyanıyorum
oysa
bir iki dakika kapatmıştım gözlerimi
ama o iki dakikaya
bir ömür sığdırmışım seninle
hani sanki bir şaka gibi
akşam oluyor
kızılığına bulanıyor gökyüzü
ezanlar ise dört bir yandan sesleniyor
hava serinlemiş
sırtıma aldığım hırkanın
kollarından tutuyorum
biraz daha yaklaşıp
kendime sarıyorum
acıkmışım
içim karıncalanmış biraz biraz
akşama kadar ki geçen bu zamanda
nasıl hissetmemişim bilmiyorum
sanırım galiba ben aşımı kalbinden!
suyumu da da gözlerinden geçiştirmişim!
yiyip içmişmişim gibi
seninle gidip gelmişim!
uyku bastırıyor
korkuyorum aslında başımı yastığa koymaktan
biliyorum ki
düşler bazen gizleniyor gecelere
biraz pencereyi aralıyorum
ve yine biraz dışarı baktığımda
ay ışığında gözlerin beliriyor
yıldızlar var dans ediyor
parlıyor
ve gözlerim sana
baka baka kapanıyor
ama yine sen!
evet sen!
işte sen diyorum gözlerimi kapattığım ilk anda
yanımdasın
hemen yanı başımda
göz gözeyiz
nefes nefese
düşlerimde bile
soluk soluğa
baş başa
uykumda bile
el eleyiz!
ve sabah oluyor
aynada suretin
işte sen diyorum usulca
sana bakarak uyanıyor gözlerim
ama sen! bilmiyorsun
oysa ben! sen yokken bile
seninle başlıyorum her güne
işte sana!
böyle açılıyor kapılar yüreğimde
işte bu yüzden
olmadığın hiç bir a’nı
hatırlamıyorum bile..
çok şey değişti dünden bu güne
çok şey alıp götürmüştün benden
bir kaç parça bir şey kaldıysa da
onlara da
küçük bir mezar kazdım içimde
hayır saklamadım
zamanla gömdüm yüreğime
ben seni
toprak edeli çok oldu sevgili
onca yaşanmışı acıyla anıyorum şimdi
o eski senden bir eser yok içimde
o eski bende kayıp
şimdi bambaşka bir kalp taşıyorum
dünü değil
ben sadece yarını düşünüyorum
şimdi yağmur yağmıyor
ağlamıyorum eskisi gibi
o eski inat da yok artık içimde
ağlayıp ağlayıp dönmüyorum geçmişe
bir hırs da kalmadı yüreğimde
hani olsa da olur
olmasa da olmaz diye
bir şey de yok kalbimde
çünkü ben seni
toprağa vereli çok oldu sevgili
bir kalp için
onca yürekten vazgeçtim ben
seni sevebilmek için
her bir güne
bir yıl sürmüştüm gözlerimde
şimdi zaman kayıp sevgili
hayatım ise çalınmış
felek ise yerden yere vuruyor
ama olsun
sen yoksun
toprak kokuyorsun şimdi
çok şey değişti
çok şey yerinden oldu artık
ama şimdi
sana uzak bir kentin en uzun gecesinden
bir ışık seçtim kendime
ayın en güzel yerinde
düşlere dalıyorum şimdi
çıkıp giden bir aşkın öfkesiyle
bir düş kurdum kendime
en karanlık bir gecenin
en küçük saatinden geçiyorum sessizce
Biliyor musun
her şey yalan aslında
uzun bir ağacın gölgesindeyim şimdi
o da yalan
bıkmışım yaşamaktan
hayallerle avutuluyorum
bir sigara dumanından çektiğim
yalandan bir ayrılığın
bahanesiyle yaşıyorum sadece
usanmış kalbim vurulmuş feleğe
off
ben nereye gidiyorum yar söylesene
hadi gel
bana da öğretsene sevgili
hiç sevmemiş gibi yaşamayı
hiç yaşanmamış gibi gitmeyi
gel de anlat yüreğime
ama çok geç
geçti artık
giden gitti yüreğimden
her şey bitti çoktan gitti zaten
çünkü ben seni
toprak edeli çok oldu sevgili
yetim bir akşamın
şarkısı söyleniyor şimdi içimde
ve ben yalnızım
vakit daralmış
saatler alaca karanlığı gösteriyor usulca
varlığın ise batıyor geceye doğru yavaşça
ben yine yalnızım biliyorum
ama susuyorum
oysa sen bir bahardın gözlerimde
şimdi ise ayazlar esiyor yüreğimde
koskoca bir kışı
sıcak bir yazın tam ortasında
yaşamak gibi bir şey mi ayrılığın sesi
bilmiyorum off
ama üşüyorum
can kırıklarıyla yaşıyorum
her telefon çaldığında sen diye sana koşuyorum
ama her defasında umutsuzca susuyor kalbim
maviden bir pencereye uzanıyorum
usulca
yanı başına çöküp gökyüzünü izliyorum
yıldızlar var
ay var
ama sen yoksun yar
ağlıyorum
sensiz bir yıl daha bitti
sensiz geçen onca ay nereye gitti
bilmiyorum
zaman öyle hızlı geçiyor ki
yetişemiyorum
yalnızlık koymuyor şimdi eskisi gibi
alıştım
ama sadece yalnızlığa
bir başına kalmaya
tek başına olmaya alıştı kalbim
unutmak ise bana çok uzak sevdiğim
çok zor bir ihtimal içimde
çünkü her an
bir umut varmış gibi yaşıyorum
şimdi sen yoksun her şey kış gibi
sen yoksun her yer alaca karanlık şimdi
gece gibi
güneşsiz kalmış bir dünya gibi
ıssız
sözleri eksik bir şiir gibi
kapanmayan bir sayfa gibi
kan gibi
yağmur gibi
ayrılık gibi
acıtıyor kalbimi
hayatta olmadıklarım oldu
sahip olamadığım bir çok şey vardı elbet
ama eksik kalan tek yanımdın sen benim
yarım kalan çok şey var içimde
dilerim ki
yaşayamadığım her ne varsa seninle olsun hepsi
yaşayamadıklarımla yaşa benim için
mesela mutluluk
onun gibisi hiç uğramamıştı bana
hiç varamamıştım kokusuna
şimdi huzurla geçen tüm saatleri
sana bırakıyorum
senin olsun hayatımın en güzel zamanı
seninle olsun mutluluğun en tatlı yanı
senin olsun yar!
saadet olsun
hepsi benden geçti şimdi
şimdi hepsi sana emanet
hatıram olsun
.
dokunamadığım birini özlüyorum
kavuşamadığım birini
ama şimdi
ondan bile vazgeçiyorum
gidiyorum yar
ne acı değil mi
sevip sevip yolları seçiyorum
sözüm ona bir çaresizlik mi bu
ya da ömrümün son sayfasına yazılan
boş bir satır mıydı bana kalan
aklıma gelen korkuların
an ve an yaşanması mıydı hayat
oysa biz son baharda bile
tek bir ağacın
tek bir dalına tutunurduk
onca rüzgarın savurduğu
tek bir kalpte yaşıyorduk
ne zaman yağmur yağsa
yaprağına düşerdik el ele
ama şimdi aynı yapraktan düşen
iki su damlası gibi kalbimiz
gidiyorum ama zor biliyorum
aslında
gitmek kolay da
hiç dönülmeyecek olması
işte o kahrediyor beni
ah bir de severek ayrılması var ya
öldürüyor kalbimi
sorma bana yalnızlığı
sorma bana geçen yılları
tarifsiz değil hiç bir şey
sebepsiz de değil bu gidişim
giderken unuttum da sanma
hep aklımda kalacak gözlerin
bir şarkı gibi
bir yaşam gibi
nefes gibi alıcam seni göğsüme
uzaktan bir baharın esintisiyle
soluk gibi
nefes gibi
kızgıın bir ateşin külleri gibi
yaşayacaksın içimde
şimdi sus
ne olur sus bir şey söyleme
söz geçmiyor bu kırılgan kalbime
kaldıkça gidiyorum
gittikçe de
ardına bakıyor gözlerim
tam arasına çekilen ince bir çizgi gibi
inceldikçe inceliyor sevdiğim
bu gece her yer siyah
bu gece her şey karanlık
bu gece her şey ayrılıktan yana
zemheri bir gece vaktinin
rüzgarları esiyor yüreğime
yaklaştıkça içime
bir matem göğsümde
üşüyorum
üşüyorum yar
düşündükçe yolları
ağlıyor kalbim
bu sevda öyle bir ateş ki
kalsam
kor gibi güneşi yakacak yüreğimi
gitsem
simsiyah külleri öldürecek kalbimi
şimdi ben
yarım kalmış ne varsa içinde
alıp hepsini yüreğime
gidiyorum
terk ediyorum
yar
ben bu aşka veda ediyorum
.
gitmek gerekir bazen
sığdırmak gerekir yolları yüreğine
o taşlı yolların ardına
koşmak gerekir günü geldiğinde
bakmadan ardına usulca
göz göze gelmeden gizlice
tüm vedalara küskün
bir hoşça kal cümlesinden uzak
en uzak şehre yakın
düşler kurmalı giderken
gitmeli sevdiğim
ihtiyacımın olduğu bu son günde
gitmeli uzaklara
çok uzaklara
hani gel dediğim de
neden diye sorduğun bir anda
gitme zamanım gelmişti belki de
ve şimdi ben gidiyorum
gidiyorum sevdiğim
geride bıraktığım onca yıllara inat
bir dağın eteğinden bakıyor kalbim
uzanmış gözlerim gökyüzüne
yolları çağırıyor düşlerim
sen hiç vurdun mu başını dört bir duvara
yaşadın mı pişmanlığı en acı tarafıyla
çok zor biliyorum ama anlatamıyorum
elbette sevdiğim
gitmek zor hem de çok zor biliyorum
ama kalmak da yıkık bir kent bu gün
bir şehrin ışıksız bir caddesi gibi
yaşayamam sevgili
kırık bir aynanın bir çizgisi gibi
çatlayan bir yoldan gidiyorum şimdi
can kırıkları batıyor yakıyor canımı
acıtıp kanatıyor ağlatıyor
biliyorum
bile bile gidiyorum
bazen
bile bile atmak gerekiyor kendini ateşe
yanmak gerekiyor diri diri içinde
aldırmadan ölüme
bırakasım geliyor gönlümü acı kadere
zor olan kalmak ondan mı gidiyorum
ya da zoru mu başarıyorum habersizce
inan hiç bir şey bilmiyorum
tek bildiğim sevdiğim
bunlar sadece
son satırlarım gözlerine
şöyle gider ayak yazmak istedim sadece
hani boşa gitmesin dedim gözyaşlarım
tutulmayan sözler gibi
boşa gitmesin dedim yaşadıklarım
sana dair yazmak istediğim
son satırlarımdı bunlar
daha yazacak çok şey vardı elbet
ama şimdi hepsini alıp gidiyorum
bırak içimde kalsın üzülme
nasıl olsa gün gelecek
ağırlığınca vuracak gözlerine
şimdi gidiyorum
bir nokta pişmanlığında
son sayfayı çeviriyor ellerim
ağlıyor kalbim
ağlıyor satır satır gözlerim
Boş ver
sen yine de beni
güzel hatırla sevdiğim
bu gün
mutluluğun resmini astım dört bir duvara
senden bahsettim kısaca
gözlerini anlattım baka baka
içini anlattım usulca
beni seven kalbinden gelen
sıcaklığını saçtım dört bir yana
zamana karşı çıkan
yüreğini damlattım susadığım her dakika
mutluydum
seni tarif etmek
resmini çekip uzun uzun bakmak gibiydi yüreğine
içtiğim her sigaranın dumanından
adın yükseliyordu gökyüzüne
biraz başımı kaldırsam
seni çiziyordum gözlerimle
bazen seni soruyorum kendime
kendime sorup kendimle cevaplıyorum
kimseler bilip duymasın diye
kendimle konuşuyorum sadece
kıskanıyorum belki de
bilmiyorum
ama seninle olduğum her anı
çok seviyorum
modası çoktan geçmişti anıların
her sabah tebessüm ettiğim
sabahlar almıştı yerini güneşiyle
en çok sevindiğim şey ise
aynaların gülümsemesiydi gözlerime
barışmıştık yıllar sonra
ve her gün kalktığımda
ilk selamı veriyordum bakışlarınla
mutluyum evet
tarif edilmeyecek kadar çok
tarif edilecek kadar da gururluydum seninle
bir an bile üşümüyorum artık
senden başka bir şey de
düşünmüyorum zaten
soran olursa eğer
kalbi yüreğimde
resmiyle suretimde diye
kısa bir cevapla geçiştiriyorum
Umurum da mı sanki
mutluyum
çok seviyorum
bir an bile korkmadım kendimden
bir an bile de şüphe etmedim sevginden
senin geldiğin o ilk gün
kuşkular bile terk etti
uzaklaştı bu kentten
mutluyum dört duvarımda sen
mutluyum duamdaki melekler
gökyüzüne açan o güzel çiçekler
mutluyum
mutluyum yedi cihana gülen
o güzel gözler
mutluyum
hem sevip hep sevilmekten
aşkı bulup da
acıları kaybetmekten
mutluyum sevdiğim
mutluyum…
gitmeyi bilene çok uzun bir yoldur sevda
bir denizdir akmasını bilene
bir gündür bazen yılları sevene
bir denizdir gözlerinde
bir emektir aşkı bulup hak edene
bir nehir olup taşar akar denizlere
bazen de bir acıdır bir çift gözde
bir tutam hasretle ağlamasını bilene
bir damla mutluluktur yüreğinde
tutmak gerekir en güzel yerinden
bir gül gibi
dikenlerinden tutacaksın acısa bile
toprağından olacaksın gerekirse
susup ağlayacaksın belkide
bir damla göz yaşından
nice şehirler kuracaksın kalbinde
adım attığın her yerine
o olmasa bile
adını vereceksin sessizce
son olsun ahiret gibi
sırat gibi terletsin geldiğinde
vursun kalbine içine düştüğünde
bir korku alsın içini
kaybetmek gibi
kaybettiğinde ölecekmişsin gibi
kaldır ellerini gökyüzüne
dualar et rabbine
o gelecekmiş gibi
vuracaksın kaderin en dibine
hayattır bazen sevda
bir tutkudur sabretmesini bilene
bir nefestir çekmek isteyene
bir gökyüzü olur masmavi
bir yağmur gibi yağar düşer
bir umut gibi üzerine
sevgi söylenmek ister
bir şarkı gibi dudaklarda
yazılmak ister bir şiir gibi sayfalarında
emek ister yılın her zamanında
yaşamak ister
tek bir kalbin tek bir satırında
her gün gelen bir mutluluk değildir sevda
bir yıldırım gibi gelir bazen
bir şimşek gibi deler geçer kalbini
bazen de bir ölüm gibi
acıyla bekletir yüreğini
bir yıl gibi
ömür gibi
bir fidanın toprağına alışması gibi
zaman alır yıl ister canımızdan kan gidene kadar
bir damlasını bile yaşamak için
sabır ister seni kalbinden edene kadar
bir içimlik su değildir sevda
hep bir olmalı kalbin
o olmazsa yaşanmasın hayat
iki gönülde tek bir nefes çeksin yaşam
ya da bir kalbin içinde
tek bir akşam olsun her gün
tek bir geceye yatsın ki yüreğin
tek bir sabaha uyansın gözlerin
ah ettirme mazluma
iki dudak arasından çıkan bir sözle
kandırma bu yaşlı yollarda
hayat kısa
hayat acımasız
yaşam zor
aşk ise hem acı hem de tatlıdır bilirsin
sevda ise bambaşka bir yaşamdır aslında
sonbahar da gelir elbet
seni de vurur bir gün
rüzgarlı bir gecenin tam ortasında
işte bu yüzden
hevesin bittiğinde değil
nefesin gittiğinde terk edeceksin bu şehri..!!
bu gece sadece sana özel sevdiğim
sana özel saatler kurdum baş ucumda
sadece sana yazan bir kalem var şimdi ellerimde
sayfalarına vuran rüzgar ise
sol yanımdan geçiyor yine
yine hasretler bitiyor penceremden
yollara kızıyorum usulca uzaktan
mutluluğun gözlerimden geldiği gibi
yine sen düşüyorsun dudaklarımdan
bu gece her şey sana dair sevdiğim
ay karanlığında vuruyor gözlerin
karanlığı yazıyorum sırf senin için
sabah olacak gün doğacak biliyorum
sen varsın diye içinde
güneşi yazıyorum satır satır yüreğime
ne istiyor kalbim biliyormusun
çay ve sigarayla dolan gözlerime
duman duman çizmek suretini bu gece
her damlasından bir kalp alıp
hayal kurmak seninle bu gece vaktinde
içimden ne geçiyorsa onu yazıyorum
hesapsız kitapsız gidiyorum nedense
hiç düşünmeden yerli yersiz cümlelerle
sadece seni anlatıyorum şiirlerimde
her şey sana dair bu gece
her şey seni anlatıyor bu gün gözlerime
çıldırıyor anılar
sensiz geçen günlere inat
sadece senden bahsediyor mevsimler
fincan fincan fallara bakıyorum
dar geliyor uykular düşlerime
dar sokaklardan geçiyorum
bakıyorum
ne görsem içinde
korkuyorum
baş harfini anarak
adını yazıyorum
sana özel yaşıyorum bu gece
sen yoksun ama
ay var
karanlık var
yılızlar var gökyüzünde
bir de gölgenden yansıyan umutlar
boş bir mektubun satırlarına yazıyorum
gün gibi
ayların nefesinde
bir yıl gibi hayatın gölgesinde
hepsini bir gecede
sana özel yaşıyorum
seninle baktığımda
her yer çıkmaz sokak ve kör düğüm yollar
benimle baktığında ise
aşk var içimizde buram buram kokan
biraz senden biraz benden bahsedersek eğer
sen giderken beni öldürmüşsün meğer
keşke görebilseydin kendini benim gözlerimden
keşke yüreğimle hissedebilseydin kendini
sevebilseydin keşke beni bir deli gibi
sığdırabilseydin göğsüne sevgimi
öyle zor ki uzaktan bakışlarınla yaşamak
keşke dediğim her bir gün için
her gün defalarca adını anmak
özlemek seni gelmeyeceğini bile bile
seni sevmek içimde sığdırmak yüreğime
çok zor sevdiğim
sana olan sevgime
bir mevsim bile bulamazken ben
sen ise her gün
soğuk rüzgarlar estirdiğin gözlerime
üşüdüm
ama
söz geçiremedim yüreğime
şimdi
sev beni desem
hani benim kalbim gibi
gör desem yüreğimdeki yaşlı matemi
bak desem gözlerime bir çocuk misali
hissedip beni sevebilir misin sevgili
çok zor
biliyorum
zor
yine üşüyorum
yine vazgeçemiyorum
imkansız bir aşkın
tarifi var şimdi içimde
imkansız bir bakışla
sesleniyor gözlerime
için için ağlıyor belki
Belki de dağlar sürülüyor sözlerime
susuyor konuşamıyor
sadece damlıyor ellerime
keşke görebilseydin benim gibi
bakabilseydin gözlerimden
gitmezdin belki de
Belki de kalır kucaklardın yüreğimi
üşütmezdin
görebilseydin eğer sevgimi
öldürmezdin bu kalbimi
hep korkum keşkeler den ibaretti
hiç bilemezdim her gün sana veda edeceğimi
her gecenin en soğuk vaktinde
seni yazıp seni düşüneceğimi
bilemezdim sevdiğim
öyle severken
böyle gideceğini
izlerin var içimde hemen sol yanımda
belki gelir girersin diye kapılarımı açtım sana
seni bekliyorum sevdiğim
o tahta masanın sol tarafında
verdiğin sözlerin var diye susuyorum
seni bekliyorum umutlarımla baş başa
belki zaman geç kaldı şimdi
belki de geç kalmışlığın çaresizliğinde yaşıyorum
ama izlerin saklanmış şuracıkta biliyorum
onun için buradayım ya
seni bekliyorum
ıslanmış gözlerim var senin için döktüğüm
yağmurlarım var içimde gökyüzünden sürdüğüm
nice savaşlarım oldu hırçınlığımda
sadece seninle senin olabilmek için
verdiğim emeklere küsüyor kalbim
seni burada şu anda bulabilmek için
o verdiğin sözlerin ve
yüreğime saplanan izlerinle
seni bekliyorum sevdiğim
izlerin var senin için buradayım
kokun var burada seni sensiz yaşamaktayım
son kez gelip de beni sararsın diye
ölmek için seni bekliyor kalbim
bir umut var içimde özlüyorum
ellerindeki bir tutam sıcaklık için
seni bekliyorum
şu tahta masanın yanı başında
bir damlasıyla gelen umutlarımla
ben sadece seni bekliyorum
ben seni sevdiğim
izlerinle
aynalarda ıslanmış
gözlerimle
bana verdiğin o sözlerinle
susup susup ağlayarak
sol yanıma kurduğum
bu kasvetli şehrimde
seni görüp sarabilmek için
seni bekliyorum sevgilim
kırmızı bir bültende görülmüş bugün gözyaşlarım
satır satır seni yazmışlar sarı sayfalarına
dört bir yanı ayrılığa çerçevelenmiş sanki
elleri sevindiren resimler çekilmiş boy boy
her cümlesinde biraz senden
biraz dan benden bahsetmişler usulca
sanki üzülmüşüm ağlamışım da
gözyaşlarımla seni yazmışım
oysa ben gülerdim hep kimse bilmezdi seni
kimse bilmezdi senin uçup gittiğini
soran olursa eğer
hep yanı başımda derdim bir tebessümle
dizlerimde uyukladığını söyler
kalkamadığını anlatırdım ellere
çıktığın yollardan
uzunca köprüler yaptırdım kalbime
her istediğimde ulaşmak için hayaline
metre metre inşa ettirdim yüreğime
ama şimdi sen yoksun biliyorum
bir düş bile olsa seni bekliyordum
kimseler duymasın bilmesin istedim hep ben
asla kabullenemediğim
bir ayrılığın şehrinden geçen
tek bir gerçektin sen
gitme deseydim bile çare gelmezdi biliyorum
sustum konuşamadım
sen giderken bu kent yutmuş gibiydi dillerini
yağmur ise gökyüzünden vazgeçip
gözlerimden ağlıyordu sessizce
her ne zaman suskun kalsam kendi içimde
her defasında gözlerimden çıkıyordu acısı
kırmızı bir kalemle yazılmış bir şiir gibi
benden habersiz anlatıyordu her şeyi
ve ben senin gittiğini bile
kendimden değil
yüreğimden hiç değil o zaten unutmuştu bitmeyi
ben seni
bir sabah elime aldığım sarı bir sayfanın
üzerine damlayan göz yaşlarında buldum
seni yazmışım ağlayarak yapraklarına
ve ansızın bir sağnak başladı içimde
ve ben
işte o an
bittiğini anladım yağarak yeryüzüne
sen hiç gidemediğin birini sevdin mi
vazgeçemediğin bir günden hiç nefret ettin mi
keşke dedin mi hiç yüreğinde hissederken sevgini
boğuldun mu derinliğinde hani
içinden çıkamadığın bir denizdeymiş gibi
anladım ki yokluğun çıkamadığım bir yol gibi
hiç ayak basmadığım bir şehire çıkıyor bu gün
uzak ama uzaklığı hiç korkutmuyor sevgili
gelmesen de gidemiyorum ki
çünkü sevgin bende
hiç cesaret edemediğim bir yoldan geçiyor
sonu gelmeyen bir rüzgar gibi
kördüğüm olmuş bir kentin
iflas etmiş caddeleri gibi yaşıyorum
üzerimden onca yıllar geçiyor susuyorum
parça parça olan yer yüzümle
gitmek istiyorum
gidemiyorum
öyle seviyorum ki
vazgeçemiyorum
benimmişsin gibi yaşıyorum
varmışsın gibi
hanı yanımdaymış gibi düşlüyorum
hemen oracıkta hayal edip seni
bir söğüt ağacının dallarına sarılıyorum
hani sanki bir göl kenarındaymışız gibi
ellerini tutuyorum
sevdim ama
hiç gidemediğim birini sevdim
vazgeçemediğim birini
hiç üşütmeyen birisine vuruldu kalbim
yanımda olmasa bile bedeni
alıp koynuma sessizliği
kendime cennet bildim
ama zor
yokluğundan fazlasıyla yaşamak
çok zor
hiç gidememek senden
sevip hasret kalmak yüreğine
öyle zor ki sevdiğim
çok şey götürüyor benden
anladım ki senle bir olmayınca kalbim
yerle bir oluyormuş yüreğim
bir eylül akşamının sensiz kızıllığında
ağaçlar bile ağlıyor bu gün
yaprak yaprak dökülüyor gözyaşlarımla
göğsümde bir serinlik inceden bir sızıyla
bir kış daha geldi sevdiğim
ömrümün bu son baharına
içim yanar kanar ağlar sen olmayınca
üşütür yazlar yağar damla damla toprağa
bir rüzgar vurur ansızın sol tarafıma
aranıyorsun yar kalbimin bu son durağında
son kez sevip bir şey dilemiştim rabbimden
bir çok yılımı azat etmiştim günlerinden
sadece sen olan bu kalbimden
gittin ve şimdi sen yoksun neylerim yar
ağırlığınca sevgiyi terk ettin sen
sigaramdan bir kalp yükseliyor duman duman
zemheri bir gece vaktiyle çektikçe içime
karanlığın doluyor içime kadeh kadeh ve ben
içiyorum seni yavaş yavaş kaderimle
yazın kışı aratmadığı
bir mevsim geçiyor bugün yüreğimden
ama ıssız ama yorgun
ama tükenmiş bir baharın esintisiyle
gizlice ve sessizce
öylece geçiyorsun gözlerimden
her gün daha fazla ağlıyor gökyüzü
her gün daha fazla ıslanıyor gözlerim
çok daha fazlası da gelip vurabiliyor
biliyorum
acıtıyor ama vazgeçemiyorum
kimsesiz çaresiz tutuksuz yargılanmışım
özgür ama sensiz bir şehre sürülmüş kalbim
demir parmaklıkları yok, bomboş duruyorum
körü körüne yaşayıp karanlık düşünüyorum
yazın tam ortasında kışı yaşıyorum
yağmur dinip gökyüzünden geçmiş
toprak ise kuruyup ekinleri eğdirmiş
neye yarar ki içinde sen olmayınca
dünya kendinden bile vazgeçmiş
sensiz düşünmek çok zor ve çaresiz
yaşaması da bir o kadar imkansız gibi
ayaktayım ama umutlarımdandır belki
bilmiyorum yalnızım her yer çok sessiz
üşüyorum sevdiğim her yer buz gibi
belki güneş yarın doğacak bekliyorum
Belki de yarından sonra gelecek gözlerime
vuracak eskisi gibi sımsıcak yüreğime
ben seni böyle hayal edip böyle yaşıyorum
özgürlük yalnızlık gibi bir şey mi
sensiz kalıp soğuk bir duş almak gibi mi
ya da sevdiğinden uzakta onu düşünmek mi
hani kaderine terk edilmek gibi bir şey mi
bilmiyorum
sen olmayınca çok zor
her yer benim olsa bile
her yer ölüm kokuyor sevdiğim
bazen anlatılmaz susarsın kendi içinde
hükmünü beklersin sessiz ve çaresiz
can kırıkları dolar kalbinin her köşesine
batar içten içe acıtır ya öyle
bende şimdi seni böyle
acıya acıya seviyorum yüreğimde
zor olan seni beklemek değil aslında
bir imkansız gibi takip eden duyguların
gölgesinde yaşamak
gölgesinde düşünüp
gölgesinde yaşlanmak
her dakika üşüyüp seni düşlemek her gece
gelmeyeceğini bile bile
acıya gülmek hayatın her saatinde
sen varmışsın gibi
yaşamak seni kendi içimde
.
her yer çığlık çığlığa bu gece
haykırıyorum seni gülerek gökyüzüne
kendimi alamadığım o güzel gözlerine
bakıp bakıp dağlıyorum
yaprağına yağan bir yağmur gibi
gözyaşlarım düşüyor sevinçten ellerime
ve ben sırılsıklam sana ağlıyorum
gülümsemek ayrı bir güzellik sende
öyle yakışıyor ki mutluluk o suretine
seni gördükçe mutlu bir tebessümle
öylece gülümsüyor gözlerim
çünkü gülmek sana çok yakışıyor güzelim
oysa ben sana çok geç kalmıştım
oysa hep ertelemiştim duyguları
hiç bilememiştim böyle sevipte ağlayacağımı
süzüp gözlerini sevinçten akan yaşlarımı
sana olan en güzel duygularımı
hiç ama hiç de tarif edemedim kendi içimde
ama şimdi seni böyle mutlu gördükçe
bende şöyle umutlu bir güne
merhaba diyorum seninle
çünkü her şey seninle güzel bu gün
her şey seninle mutlu görünüyor gülüm
son bahar bile yaprağından habersiz
yeni mevsimlere çiçek açıyor her gün
üşümek bahane değil bana
her yer güneş gibi sen olunca yanımda
her gün yeniden yakılan bir ateş gibiyim
yüreğimdeki sana inandıkça
yıllara kıskançlık vuruyor şimdilerde
çünkü varlığın diz boyu mutluluk bu gün
denizlerin de sahillerine vurması gibi
usulca dokunuyorsun yüzüme
ıslanıyorum o gülen yüzünle
mutluluk sana çok yakışıyor
gülmek de ayrı bir hava gökyüzünde
yağmuru rüzgarı kardan bir adamı bile
seninle yazılmış mevsimlere
içinde kaybolan şiirleriyle
seninle gizlenmiş yıllar içinde
şimdi seni görüp gülümsüyorum
çünkü senin mutlu olduğunu görüyorum
acılara saplanmış bu fani dünyada
gülmek sana çok yakışıyor biliyorum
ayrı bir tat ayrı bir hisle kalbimde
çığlık çığlığa haykırırcasına
sadece seni düşünüp
sadece seni seviyorum
seni görüpte tanımak isteyen gözlerime değil
o vicdanı eksik kalbini bir meleğe benzeten
yüreğime pişmanım
bir masaldı hepsi biliyorum
hepsi birer yalandı
seni şimdi anlıyorum
işte o an çocuk olmaktan vazgeçtiğim o gün
kaybolan yıllarıma ağlıyorum
oysa bana benzer şair olur demiştim
oysa her gece hayallerimde bir bebek düşlemiştim
nice hayaller kurup seni dilemiştim
şiir olup saklansın diye gözlerin
sayfalarıma gizlemiştim
ama simdi ne sana
ne de bana göz kırpıyor gözleri
yok olmuş gitmiş sanki şimdi
efkarlıyım arkadaş o gittiğinden beri
kaç kere kırdı gitti kalbin
kaç kere vurdu vuruşturdu sırtımdan
off bilmiyorum kaçıncı elvedaydı bu
kaçıncı mevsimin
kaçıncı hatırası gözlerin
üşüyorum ağlıyorum gidiyorum
sus ey kalbim konuşma
ben ölüyorum
kahreden yıllara bir yenisi ekleniyor
biliyorsun
işte bu yüzden gözlerime baka baka
susuyorsun
daha yazın başında bile üşütüyorsun
nedir bu
neden geldi neden gitti
anlamıyorsun
bazen kanarak
bazen de yanarak gidersin bu şehirden
ta ki hiç kanmadığın bir şehir bulana dek
düşersin yollara uzaklaşırsın bu kentten
uzaklaşmak istersin bazen unutmak için
unutmak için dağlara merdiven dayar kalbin
bir ateş yakarsın içinde alev alev yanan
onca yılları alır atarsın içine gün gün
ince bir sızıyla yakılan
bir anı olur içinde simsiyah karartan
yalnız kalıp üşürsün zaman zaman
yalnızlık seni uzaklaştırsa da aşkından
kara bir sevda varken kalbinde
hiç bir canlıyı da yaklaştırmaz
almaz içine teğet geçer sol yanından
elin hep orada kalır ritimlerini sayarsın
ayları hissedersin avucunun içinde
sonra yıllar gelir vurur seni içten içe
usulca umutlarına küser kalbin
kırılırsın her aynaya baktığında
çaresi tükenmez dediğin her dakika
yavaş yavaş bitersin ömrünün son baharında
ayrılık acıtıyor ama
gitmek de içten içe öldürüyor bu kentte
ama yakında bir yerde oracıkta üzülmektense
bazen de giderek intihar eylemini istiyor kalbin
bile bile attığın adımlarını saymadan
yollara çıkıyorsun bilinçsizce o bilmeden
ne zaman kilit vursam kalbime
o parmak uçlarıma astığım o kalbin geliyor
aklıma
hani söküp de atamadığım aşkın yanaşıyor sol
yanıma
o yaşlı ellerime vurulan bir asma kilit gibi
anahtarını arıyorum her dakika
unutmak sevmekten çok daha zor biliyorum
ve daha ağır bir kokusu var içimde
ve yine üzerime sindikçe
nefes aldıkça öldürüyor kalbimi
sevdiğin ise her dakika
çekip gidebiliyor bu şehirden
kolay mı sevip sevip unutmak bilmiyorum
kolay mı bu aşkın riyasında yaşamak üşüyorum
severken unutabilir miyim kalbim konuş
susma
gittikçe üşüyor
kaldıkça gidiyorum
XXXXXXXXXXXXXXXXX
senden sonra çok şey değişti bu şehirde
çok şey gidip
yenisi açtı baharın sessizliğinde
yeni yeni caddeler yapıldı yürümek için
sigara bile daha az tüketiliyor şimdi
ben bile içmiyorum artık ne garip değil mi
gözlerimdeki maviliği bile
gökyüzü kıskanır oldu şimdilerde
yağmaz oldu yağmur yer yüzüne
ve ben de hiç ağlamıyorum artık
bir damla yaşa hasret kalan kalbime
her gün güneş açıyor bu vakitlerde
üşümüyorum
yeterince yazlık giyinmişim
hava da zaten sıcak hiç de soğumuyor bu gün
ayazında üşüdüğüm bir serinlik de yok içimde
içim dışım bir olmuş senden sonra
her yeri olası tebessümle karşılıyorum
gülüyorum gülümsüyorum
eğleniyorum
ve ben senden sonra yaşadığımı hissediyorum
ağırlığınca romanlar alıyorum okumak için
senden sonra çok değişmiş sayfaları
ayrılığın bile hükmü hiç kalmamış sanki
bitiyor ve yeniden başlıyor defalarca
defalarca yanıyor içindeki anılar
ve defalarca külleniyor son kalan yapraklar
çok
çok şey değişti bu gün bu şehirde
çok şey alıp süpürdü gözlerimi gözlerinden
ama ağlamak yasak şimdi
yasaklanmış bu kentin sokaklarında
göz yaşlarından denizleri batmış
hüzünlerinden ise yolları yapılmış gizlice
böyle bir yerde
mümkün mü dersin acılar gelsin de
vursun kalbime
şimdi mutluyum
sen yoksun
yalnızlık da rahatsız etmiyor artık
hem yalnız da sayılmam aslında
bir ben varım içimde
bir de güneş doğuyor her gün yüreğime
senden sonra hiç dün olmadı
umutlarım ise hiç yalnız bırakmadı beni
hiç üşümedim
hiç bir gece de uykusuz kalmadı gözlerim
ağlamadım
tatlıya da acıyı hiç katmadım
öylece sensiz ve sessiz derken
yaşadığımı anladım
.
şimdi sen mutlu olacaksın diye
ben gecelerimden vazgeçiyorum bu gün
uykularımı asıyorum usulca duvar köşelerine
hemen oracığa çöküp hayal ediyorum seni
ve geçiyorum o güzel gözlerinden
sen yıldızları seyrediyorsun ben de seni
için için seni izliyorum sevdiğim
özlüyorum içimdeki o amansız güzelliğini
ama dokunup sarılmak gibisi yok sevgilim
yok öyle sensiz bir yaşam benim için
yok öyle olmadığın bir deniz dalgalansın
delice eser mi rüzgar sen olmadığında
yok öyle yok bomboş bu dünya sensiz
vazgeçemediklerim oldu şimdiye kadar
ölüm gibi ama ben gülüyorum şimdi
sen olmayınca o bile sessiz
o bile şimdi
geleceğin günü bekliyor sevgili
durduk yere üşümek istiyor canım
sonra seni düşünüp ısınmak istiyor kalbim
şöyle bir an olsa gözümü kaçırıp senden
özlemek istiyor canım sen olmadığında
kahrımı çeken bir yıl daha geçti bu gün
gün gün hayalinle geçen bir ömür gibi
içimde geçen tüm saatlerde sevdim seni
artık hiç biri sensiz geçmiyor şimdi
uzaklık bazen daha fazla yaklaştırıyor
daha fazla sevip sevdiriyor sevdiğini
biraz sızlatıyor ama
acısına da doyum olmuyor sevdiğim
her an seni sevmek öyle güzel ki
bir çiçeğin toprağından vazgeçemediği gibi
benim de senden vazgeçmem öyle imkansız şimdi
çünkü seni sevmek kalbimi
bir ömür ayakta tutuyor sevgili
hem ne mutlu sana ki adresin belli
hemen sol yanımda
kalbimde yaşıyorsun sevdiğim
.
ölüm gibi sessizdir benim suskunluğum
konuşamam duyamam öyle her şeyi
elimi attığım her yer susar bakışlarımda
söz veremem öyle yarınlar için
giderim demem öyle seni kıskandırmak için
yollar bile ağlarken adımlarımda
ben gülerim giderken tatlı bir tebessümle
bakınır ağaçlara denizlere anlatırım seni
küsmem öyle hayata içimde kurarım şehrimi
yeni yeni caddeler inşa ederim içimde
yeni binalarda saklarım kalbimdeki sevgiyi
bazen de yeni yeni yollar çıkar karşıma
gözümün ucuyla şöyle bir bakar hepsine
teğet geçerim yanlarımdan sessizce
yaşamak için ille de konuşmak gerekmez
duymak veya görmek de gerekmez
bazen nefes almak bile yaşamak demektir
yaşıyormuş gibi de yapabilirim
ayakta kalarak güçlü de görünebilirim
denizlerde yüzebilirim yapay sularında
düşlerini kurduğun ağaçların altında bile
el ele de dolaşabilirim seninle
hatta seni öpüp koklayabilirim de
içime çekebilirim seni yavaşça
özleyebilirim ama seni hiç görmeden
hasret de giderebilirim iç dünyamda
çünkü ben ölüme de çok güveniyorum
çünkü bu dünyada bir gerçek varsa
o da ölümdür bunu çok iyi biliyorum
işte bu yüzden sustuğumda
ölüm gibi susuyor konuşamıyorum
işte ben seni böyle hayal meyal
senin beni sevdiğini düşünerek sevdim
bir ölüm sessizliğinde
seni sensiz yaşayabileceğimi bildiğim için
ve benim de sende yaşadığımı düşünerek gittim
gün olur giderim bu dünyadan
gün olur toprak olur bedenim
sanma ki habersiz gittim senden
sanma ki habersiz bıraktım kalbini
gidersem eğer
kalırsam aklında bir gün
türküler dinle uzun uzun
sözlerinden al beni
o çalan sazların
tellerinden gelsin haberim
şiirler yazdım sana sayfalarca
mısra mısra döktürdüm kalbimi
sana seslendim sen bilmeden
sana bıraktım şimdi her şeyi
al içinden kopar yüreğimi
not bırakmak haddime değil sevdiğim
koskoca bir dünya senindir şimdi
çiçekler bıraktım sana
kokla kokla hatırla beni
bir fidan dik hemen yanıma
çünkü ben öyle sevdim seni
beyaz bir sayfanın hemen sol yanında
bir kalem var şimdi
yazmıyor bitmiş tükenmiş rengi
yazabilecek bir çok şey varmış gibi
al eline cevapla yüreğimi
çünkü ben seni
yaza yaza bitiremedim sevgili
hatırlar mısın sevdiğim
içinde sarı güller olan
bir sepet bırakmıştım kapına
sen ise ayrıldık sanıp
çöpe atmıştın hepsini birer birer
şimdi onlardan bir çok var üzerimde
geldiğinde sulansın diye
şimdi hepsi
soluyormuş gibi yapıyor gözlerimde
şimdi şu an bu şiiri okuyorsan eğer
biliyorum ki gözyaşların akıyor
ağlıyorsun biliyorum yanı başımda
üzülme bedenim burada ama
kalbim daima seninle sevdiğim
sen bu satırları okurken sakın ağlama
ben seni uzaktan bile olsa
izliyor olacağım
Benliğimi soruyorlar şimdi
çok değişmiş tanıyamamışlar beni
oysa dün öyle gülüyormuş ki gözlerim
bu gün ise
yıllar bile umutlarına küsmüş sevdiğim
sabahlarım dün geceden firar etmiş
güneş ise hiç doğmuyor artık pencereme
o masmavi gökyüzünü ise öyle bir sis kaplanış ki
puslu puslu bakıyorum her bir yana
ama hiç bir şey görülmüyor bu yaşlarla
ağlıyorum
ağlıyorum çünkü hiç bir şey eskisi gibi değil
hiç bir şey de olduğu gibi kalmıyor bu yaşamda
ne zaman mutlu olsam
mutlu olduğum zamandan fazlası gelip
bir hiç oluyor ömrümde
kaybediyorum
üzülüyorum
üzülüyorum ama gören olmuyor gözlerimi
gizli gizli yaşıyorum bu şehrin içinde
karşıdan yansıyan gülen yüzlere ise
tatlı bir tebessümle bakıyorum
üşüyorum
üşüyorum ama ısınamadığım bir yaz yaşıyorum
kalbim soğuk
yüreğimde ise bir pişmanlık var içinde
donuyorum donuyorum
susuyorum
anlatamıyorum
anlatamam çünkü anlayan olmaz beni bu kentte
anlatamam sevginin yaşamadığı bir şehirde
söylenmez dertlerim
gülerler halime
tutarlar ellerimden götürüler geçmişe biliyorum
korkuyorum
susuyorum
gidiyorum
ama nereye
onu bile bilmiyorum
cevaplar yok ama sorular çok bu gün
ama hep aynı soru geliyor karşıma
benliğimi soruyorlar her dakika
ben yine susup
susturuyorum yüreğimi
en iyisi mi diyorum bazen
konuşayım
anlatayım
haykırayım kalbimdeki dağları
ama ben yine ağlıyor
ama ben yine susuyorum
susarak cevaplıyor kalbim
susuyorum
gidiyorum
ama nereye
kimim ben
bilmiyorum
bir ayrılığın ertesi günü;
hani sabah saatleri, güneş daha doğmamış,
içimde bir boşluk, kat kat yerlere serilmiş
gülüyor,
gözlerime baka baka seni anlatıyor.
dilsizlik, suskunluk değildir ama anlatamadım
anlatamadım çünkü, kelimeler tükendi
dillerimde
sustu kalbim, konuşup da aldatamadım seni
içimde
yalandan bir dünyanın, yalan bir milleti gibisin
yalandan bir aşkın, yalandan suretine düşmüş gözlerin
kırılmış bir bardağın, kırık canları gibi
acıtıyorsun beni ey sevgili.
yalandan bir dünyada yaşamaksa kaderimiz
zaten seninle el ele yaşıyorduk içinde
fakat doğruyu söylemek gerekirse bu acılı şehirde
ayrılık gelip bizi kurtardı sevdiğim
şimdi bu şehir benim!
tüm yollar da senin!!
şimdi sana güle güle sevgilim!!!
ne garip değil mi, aşkın saadeti vurulmuş kalbinden
ayrılık gelip sarmış sol yanımı bu gün
ihanetler kol gezerken usulca yüreklerde
ben yine bir aptal gibi sevgiden bahsediyorum
ne komik değil mi?
üşüyorum
en iyisi susmak, başarabilirsem eğer
en iyisi kimseler duymadan, uzaklaşmak bu kentten
en iyisi mi, en iysinden bir mezar kazmak kendime
bilmiyorum of, en iyisi hangisi bu şehirde
en kötüsü Nerede saklanmış bu gece vaktinde
oysa, en iyisi sendin yüreğimde
ama sen bile, kalbimden vurdun dün gece
şimdi ise en iyisinin bile canı cehenneme
bırak seni seviyorum demeği
günaydınlar bile terk etti bu gün beni
onca söylenen sözlerin ardından
içimde buz gibi kalbinin o soğuk nefesi
bak cemreler düşüyor sevdiğim
soğuklar ise geceden terk etti şehri
ve sen hala kırılmaktan bahsediyorsun sevgili
ben ise parçalarımı topluyorum gizli gizli
bir yüreğin resmi çizilebilir
ömrünce saklayabilirsin bir kağıt parçasında
kızıp savurabilirsin de gerektiğinde bir rüzgara
ama o içindeyse eğer
tutup savurabildiğin tek yer yine
kalbinin bir köşesinden diğer köşesine olacaktır
çünkü sözün geçmediği tek yer orasıdır
bazen diyorum ki
güzel hatırlamak için susmak mı gerekir
yada kazanmak için konuşmak felaket midir
hiç bilmiyorum ama
inan sevdiğim bu yağmur dinmezse eğer
nice depremler olacak bu şehrin içinde
işte sırf bu yüzden
kanaat getiriyorum geçecek olan zamana
zamana bırakıp akışına niyet ediyorum
ve ben ardından o anı bekleyip
bir köşeye çekiliyorum
ya geleceksin yüreğime
ya da çektireceksin acıları kalbime
hoş onu da hiç bilmiyorum ya
ama eğer olmazsan bir gün
eğer gidersen gerçekten o gün
oysa ne kadar pembeydi yaşam aşkı bilmeden önce unutmak için yaşamak bana
toz toz dağılıyordu uzaktan gözlerime
yasak olacaktır bil sevdiğim
şimdi ise kurak bir yağmur gibi ıslatıyor
ama seni kazanmak için de
taşlaşmış gibi kalbimi acıtıyor
onca geçen zamana da
daha doyamadan sana
ihanet de etmeyeceğim
ayrılık gelip kaşlarıma çatıyor
unutmak kolay mı bir ayrılığın arefesinde
kolay mı her gece uyumak soğuk nefesinde
içimde ihtiller kopuyor sen yoksun diye
soğuk bir savaş gibi
uzaktan vuruyorsun her gece
bir güle benzer kalbimdeki aşkım
rastgele tuttuğum dikenleri gibi de
acısı var yüreğimde
ve çisil çisil yağan yağmurlarım var gözlerimde
bir damlasıyla seni yaşattığım bu şehirde
sokak sokak seni işliyorum caddelerine
sevdiğim
bu gece açık kalsın tüm pencereler
aralansın ay ışığında uzunca perdelerin
bir güvercin gelip uyandıracak seni sabaha karşı
ve sen bir haber alacaksın masmavi gökyüzünden
gözyaşlarıyla yağıp yağdıracak satırlarım
ve bir nehir gibi akacak mısa mısra ağıtlarım
uzatacaksın ellerini delice esen bir rüzgara
bir fırtına kalbinde susacaksın sevdiğim
susmak ne çare akan yaşların evinde
susmak ne çare senin seven bir yüreğin içinde
susmak bazen de bir çözüm uzakta olduğun halde
bazen de susmak bir korkaklık seven kalbinde
bir damla aşk için çiçekler baharda ağlar mı
açıp açıp solar mı güller dokunamadığın için
için için batar mı gemiler denizler kentinde
üşüyorum yar bilmiyorsun her yer kış bu gece
bir yudum sevgi için günler yıllara küskün
küskün yıllar ömre kızgın sen olmadığın için
eller titrek her gecenin amansız düşlerinde
nefessiz bir yaşamın en kurak şehrinde
şimdi ben bir damla aşk diliyorum senden
ve bir yudum sevgi olan bir hayat istiyorum
yoksun olmayacaksın gelmeyeceksin biliyorum
suretimde sen ellerim ise gökyüzünde
susuyorum susuyorum dualar ediyorum
XXXXXXXXXXXXXXXXX
sevince bazen sebep aranmıyor bu şehirde
ve bende hiç bir zaman da
bir sebep aramadım zaten bu kentte
sadece bir sesine ve
bir de nefesinle esen bahar esintisiyle
vuruldum kaldım öylece
bir çift gözündü
beni ölesiye aşık ettiren
bakışlarındı
onca kışı alıp
yalnızlığa hüküm giydiren
her gün yeniden doğan bir güneş gibi
kalbime seslenirdin
o masmavi gökyüzünden
ben aslında bir sonbaharın
ilk düşen yaprağında gizlemiştim kalbimi
karla karışık yağmurla yağarken yeryüzüne
toprak oldun tuttun ellerimi
çok şey söylendi şimdiye kadar aşk için
için için ağlayıp vurulmuşlar sırtından
kimileri de mezar taşına yazdırmış ismini
ama ben her şeye rağmen sen bilmeden
göklere çiziyorum şimdi resmini
olsun
duvardaki bir çerçeve gibi kalsın her şey
boş ver
yaksın içimi
gerekirse parçalansın kalbim
boş ver
en kötü geceler gelsin
vursun yüreğime
yeter ki sen benim aşkıma
vurma sevdiğim
çünkü ben seni
nedensiz sevdim
bir başına bir dünyanın dört duvarındayım
bir başına yaşıyor bir başına ağlıyorum
içimde baharlar savruluyor yaprak yaprak
ben aslında yokluğunda yalnızlığı öldürüyorum
sen benim unutamadım karmaşık duygularımın
tarif edilemeyen bir dünyası gibisin içimde
aşka meylediyorsun usulca düşlerimde ama
gel bir de onu kalbime sor sorabildiğince
hayal ediyorum sen varmışsın gibi baş ucumda
saçların geliyor aklıma sırma yumuşaklığında
ellerin var ellerimde bir yaz sıcaklığında
ama sen yoksun yalnızlık vuruyor yine aklıma
günleri taşıyorum yıllara usulca ağlıyorum
saatlerimde her gün yelkovanla tartışıyorum
mevsimlere küsüp her an seni anıyorum ama
yok sevdiğim yok ben aslında sen olmadığında
içimde bir düşmanlık her dakika geçen yıllara
nefret rüzgarları esiyor saatlerin inatçılığında
yaşıyorum ama senin o güzel bakışlarında
zamanı öldürüyorum kalbimde parça parça
yokluğunda yalnızlığı öldürüyorum
avutuyorum kendimi her gün ayrı bir duvarda
yaslanıyorum satır satır her bir sayfasına
gözlerimle yazıyorum ismini içimdeki karanlığa
yine yoksun sen varlığınla yaşıyorum bu hayatta
gökyüzünü unuttum mevsimlerin çaresizliğinde
oysa ne kadar çok isterdim bir yağmur sesiyle
uyanıp sabahlara seninle ıslanmak yeryüzünde
ama yoksun sevdiğim yıllar geçse bile kime ne
her nereye baksam gül yüzün açıyor gözlerimde
suretin işleniyor geçen zamanın her saatine
ama sevdiğim sen yoksun ben yalnızım ama
düşlerimi alkışlıyorum her gece bitmesin diye
mutluluk hayalinle geliyorsa benim dünyama
düşün yanımda olduğunda hangi keder gelir de
hangi mevsimin hangi baharında solar karşımda
gözlerim dolar mı sen benim yanımda olduğunda
ey aşka küstürüp vicdanı toprak eden sevgili
neden ağlatıp
neden saklanırsın karanlığın ötesinde
gözlerimi öyle gözü yaşlı bir sel gibi
neden ıslatırsın söyle
küskün sevdan toprak kokuyor şimdi
buram buram
içime çekiyorum ayrılığın nefesini
aylardan yaz ama çığ düşüyor şimdi
üşüyorum ama ısınamıyorum sevgili
söyle sevdiğim söyle
söyle bu gece sabah olur mu gözlerimde
sen yoksun ay düşer mi dersin gecelerime
yıldız yıldız parlar da
doğar mı güneş candan pencereme
nice günahlar işledim seni sevmek için
nice yıllar yaktım uğruna
bir gün bile olsa
seninle olabilmek için
ey kahrını kaderime yazdıran sevgili
madem aşka dair mevsimler yoktu gökyüzünde
ne diye vurursun kalbimi yağmurlu bir gecede
acımaz mı yüreğim
dokunmaz mı ayrılık söyle
onca bahar uzaktan mı kokar yüreğime
dumanlı dağlar biter yükselir gözlerimde
en zoru sevmekse
ayrılığı düşünemiyorum bile
ama şimdi
en sertinden
bir fırtına kopuyor içimde
bertaraf mı esiyor kalbime söyle
susmak mı dost
aşkın mı düşman bugün yüreğime
söyle içinden geçeni çekinme söyle
sabah olur mu bu gece gözlerime
ellerini tutup
o mercan gözlerine bakabilmek için
nice miller çektim gözlerime
ellere kör
sana cennet olabilmek için
vurdum yollara
alıp yalnızlığı koynuma
sadece seni sevip seni hissetmek için
kalbimi astım dört duvara
eyy vicdanıma karlar yağdıran kalbimin hakimi
eyy onca mevsimden sadece
kışları yaşatan rüzgarın sesi
onca işlenen cinayetin en vicdansız katili
söyle
seni seviyorum derken utanmadı mı yüreğin
yanmadı mı için
uslanmadı mı kalbin söyle
düşen bir yaprağa bile kıyamayan ellerime
onca yılları neden yüklersin söyle
söyle şimdi sevdiğim vurdun ve gidiyorsun
mutlu musun sevdiğim böyle
sabah olur mu şimdi bu gece gözlerime
söyle
yalnızlık beyaz bir sayfadır aslında
şöyle en temizinden satırlar çekebilirsin üzerine
kat kat indiğin merdivenlerin basamaklarından
bir yuva kurabilirsin yüreğindeki kimliğine
yeniden yeni günlerde
yeni yeni gelecekler kuracaksın kendine
bu yüzden yalnızlık bir karanlık değil
bazen sil baştan bir hayatın
parçası olacak gözlerinde
öyle zor değildir sil baştan bir hayatı yazmak
hani dünlerde yaşadığın bir çok zorluk vardı elbet
ama hiç birisini unutamasan da unutamadıkların ve sen ansızın çıkacaksın öylece
bundan sonraki hayatının en büyük dersidir sabret masmavi gökyüzüne
.
üzülebilirsin bir anda üşürsün hani yokluğunda
işte o zaman bil ki o en büyük boşluktur içindeki
hani el atıp bulamadığın bir sıcaklık gibi
zamandan çalıp yıllara verirsin kalbini
kitap bile olsan başından yazıp anlatır seni
sayfalarından geçersin acı tatlı bir mevsim gibi
satır satır yazar hiç eksiksiz tüm hikayeni
ve yine sen yapayalnız yine sen sil baştan
yalnızlık iyidir iyi baharlar açar gözlerinde
her ne kadar geçmişe gitsen de diğer gözünle
her defasında yeni bir dünya hayal edersin içinde
ve yine her defasında çiçekler açar gül yüzünde
ve şimdi sen yalnızlığı bahane etme kalbine
yalnızken sadece geçmişi anacaksın yüreğinde
kat kat indiğin merdivenler bitecek hayatın içinde
ama sen her bir tanesinden birer birer çıkarak
aynada gördüğün ben miydim
yoksa yalan mı söylüyordu düşlerin
onca geçen mevsimlerde
sadece ben mi vardım sevdiğim
hiç kalbin ağrıyor mu
acıtıyor mu geçen yıllar git gide
üzerinde bir ağrılık mı var bu gün
yoksa bir pişmanlık mı yüreğin
bilmiyorum ben sadece
seviyorum diyen dillere küsüyorum
söylenmeyen sözler geliyor aklıma
kırgınım aslında söylense bile
yalanı bile delip geçen yıllara
fark eder mi zaman almış başını gitmiş
onca günler içimizde talan edilmiş
geri gelse keşke ister mi kalbim
yine seslense seviyorum dese
nice yalanla ıslanmış denizlerde
Boğulur muyum yine bilmiyorum
kendime güvenmek yetmiyor sevdiğim
çünkü kendimi bildim bileli
emin olduğun tek yer kalbimdi
ama şimdi şu an şu vakit
emin olduğum bir yüreğin içinde
güvenemediğim tek bir nefessin
ne zor değil mi sevip sevip düşlemek
üşümek zor değil mi yanında olsa bile
sarılmadan boynuna kokusunu çekmek
ne zor öyle yanındayken bile
uzaktan bir şehir gibi izlemek
saatler durmaz boş olsa bile hayaller
saplanır yüreğime içten içe acısıyla
ve sonra bir yara gibi gelir
o gözlerindeki geçmeyen mevsimler
hangi şarkı güzel sence
ve hangi şarkı dillerde senden
daha güzel söylenebilir bu günlerde
ve söylendikçe hangi kulağa hoş gelir de
hangi yüreğe saplanır böyle
bu gün bir başka kokuyor bu şehir
çayırda çiçekler aşka benzetiliyor
mevsimlerden bahar değil ama
sımsıcak bir bahar havası esiyor
bir sıcaklık yüreğimde inceden
ince bir sızıyla terletiyor ellerimi
bir heyecan tatlı bir gülüş gibi
gülümsetiyor gözlerimi sen bilmeden
hoş kokulu güller bitiyor gözlerimde
öyle saf ve temiz ki hani kalbin gibi
içimde kokuyor o muazzam güzelliği
bir düş gibi titretiyor ellerimi
Belki de gerçekler hayallerimle geldi
ya da düşlerim bir gerçek gibiydi
hiç bilmiyorum her ne olursa olsun
şu an ölmüşüm gibi cennetteyim sanki
en soğuk kentin en sıcak caddesini
yaşadığım adres olarak bildirdim
mutluluğumu belli etmek için de
yollara gözlerini çizdirdim
bu gün çok başka her şey daha güzel
her şey daha anlamlı bu gün kalbimde
acısı çıkmış tatlı bir kentte
sanırım aşık oluyor kalbim sessizce
içim içime sığmıyor desem yalan olmaz
çünkü sığmıyor dar geliyor şehirler
uçup gökyüzüne izlemek istiyorum seni
enine boyuna süzmek istiyorum gözlerini
galiba seviyorum ben aşka gidiyorum
sevap işlermiş gibi dualar ediyorum
her an bana bakacakmışsın gibi de
aynada her sabah kendimi izliyorum
seviyorum seviyorum seviyorum
bu gün ben başka bir aşkla yaşıyorum
bekliyorum özlüyorum istiyorum
anladım ki ben seni çok seviyorum
.
söküp atacaksın içinden bittiyse gözlerin
söküp fırlatacaksın gökyüzüne fırtınasıyla
bir deprem gibi yıkıcı ve bir gece gibi
sessizce biteceksin içinde o bilmeden gizlice
bir yolunu bulup söküp atmak gerekir biliyorum
ama ne kalbime ne de aklıma söz geçirebiliyorum
acılarla yaşayacağım günleri iple mi çekiyorum
hah acıdan yapılmış bir heykel gibi dikiliyorum
bazen kırmak gerekir daha fazla kırılmamak için
kırılmamak için acıyı hapsetmek gerekir kendi içine
saklı kalbinle içten içe kendini yese bile
dışa vurmadan onurunla çekilmek gerekir bazen de
ben aslında
şehrin dört bir yanını sarımış
acıdan yapılma
heykelleri selamlıyorum
hayat zor yaşam ise sonsuza küsmüş bu gün
yollara küsüp çıkıp gidemiyorsun da bu şehirden
göz göze gelmek istemediğin o kadar çok şey var ki
vurup uzaklara barışamıyorsun vedalarınla
acılarla ilişik yaşamak kendi tercihinmiş gibi
bir yaşam tarzı gibi keyifle gülümsüyor gözlerin
her ne yana baksan sanki hiç bir şey olmamış gibi
sana bakan gözleri selamlıyor içindeki nefretin
içinde kaldıkça orada yaşatmak zorundasın
çünkü susuz sevgisiz hiç bir şey ayakta kalmıyor
ama yüreğinde yaşattıkça imkansız sevgini
bir okadar da çok acı çekiyor kalbin
işte böyle kendime anlatıyorum sonra susuyorum
susup kendi içimde öyle çok düşünüyorum ki
akımın her defasında kalbime dur demesine karşın
yüreğim de hiç aldırmıyor ve ben sadece korkuyorum
aşkını gözlerimle yazdım andım her gece yarim
gözyaşım sensizlik miydi yoksa
ayrılığın bir parçası mıydı sevdiğim
ıslanan bakışlarım bir masal gibi
kış oldu dondu her mevsimde kalbim
yoksa her ayın her gününde
adın mı yazılıydı sevdiğim
bırakma dur gitme deseydim
Kalır mıydın yanı başımda sevdiğim
içimde fırtınalar kopuyor gel tutun desem
Tutar mıydın sevgilim
görmeyen gözler aşıktır
aşıktır bir yüreğe sevdiğim
ben görmüyorum duymuyorum
sen de öyle misin şimdi bilmiyorum
bu beden sensiz boş
hayat boş
yaşam çaresiz
anlamsız bir şehir bu gün gözlerimde
içinde insanlar küsmüş yüreğime
keşke deseydim dur
gel
gel kalbime
gel tutun yüreğime gitme
gitme deseydim keşke sevgilim
sen de bunu keşke bilseydin de
gitmeseydin sevdiğim
ömrümde bir kere sevdim
ve bin kere yandım kalbim
o da bu kalbi sana vermekle
son nefesimi verdim
.
ben ağlarım ama sen olmadığında akar göz yaşlarım
yokluğunda dokunup tutamadığım ellerine ağlarım
mevsimler üşütmez beni kış geldiğinde sarmaz
çünkü ben sadece olmadığında ağlarım
sen olmayınca öyle zor ki bir ölüm gibi
ahiret kapılarında ağlıyorum sen bilmeden
sana getiren bir yol hayal ediyorum içimde
melekler görüyorum alıp beni götürmek isteyen
uzak olduğunda çöker gökyüzü üzerime
yağmur bile kirpiklerimden damlar sen olmayınca
içime sindiremediğim taştan yollara bile
her gün isyan ediyorum yanımda sen durmayınca
evet ben ağlarım
yakışmadığını bile bile
yağar benim yağmurlarım
en büyük mutluluğum yanımda olmadığında
akar benim gözyaşlarım
bana yakışmıyor ağlamak biliyorum
ama yağmadan yanaklarıma da yapamıyorum
sen olmayınca hasretine de dayanamıyorum
ağlamasam ne çare sevdiğim gülemiyorum
şimdi yanımda olsan akar mı gözyaşlarım böyle
dolar mı gözlerim ıslak ıslak ellerime
iç çeker miyim seninle bir sigara niyetine
tek bir nefesle yaşar mıyım bu kaderimde
bilmiyorum
bilmiyorum çünkü tadı yok bu hayatın sensiz
üşütüp gidiyorum yalnız kalınca bu yaşımda
sensiz olmuyor yapamıyorum sen olmayınca
içimde hep bir boşluk katran karalığında
yokluğun yılların bir cezası gibi kalbimde
şiirler yazdırıyor her gün ön sayfalarıma
ara sıra mektup da yazıyorum benden kendime
kendime yazıp kendim okuyorum senin yerine
Anne
yardan bir bahar açar mı kalbimde
yar gibi olur mu mevsimler
sarıp koklar mı her zamanı geldiğinde
terk eder mi yalnız bırakıp yıllar geçerken
üşütüp hasta eder mi yüreğimi hiç düşünmeden
Biliyor musun anne
sen gittin herkes gitti bu şehirden
sen bıraktın eller açıyor şimdi ellerimde
oysa sen vardın hayat vardı yaşam vardı bu kentte
Her şey gülüyordu gözlerime
ve bende seninle gülüyordum her şeye
yokluğun acı bir mevsim gibi yağıyor şimdi
üşüyorum ağlıyorum anne içimden derin derin
ne dost meyler nede yar eyler sevgini
özlüyorum anne yanıp yanıp tutuşuyorum
sen yoksun prangalar vuruluyor dünyama
dönüp başımda duman duman çöküyor yokluğun
o kokun ellerin gözlerin seslenişin
gitmiyor anne
hasretinle buram buram yaşıyorum gel
beklemediğim bir sabah kalmadı artık
istediğim hiç bir şey de sağ kalmıyor ömrümde
anadan başka yağmur da yağmıyor gökyüzünden
ıslanıyorum anam sırılsıklam yokluğunla gel
hayat sensiz boş ellerim titrek ve korkak
sahipsiz bir bedenle yaşıyorum anne
hep yarın gelecek
hep yarın olacak derdin ya
şimdi neredesin neylersin
toprak mı oldun anne
.
bir pencere uzaklığında sevdim seni
Bilir misin sensiz geçen buz gibi günleri
bir perdenin arasından esen rüzgarın sesini
Sığdıra bilirmisin onca yıllara ey sevgili
olmadığın günleri bile seviyorum
olmadığın için günlere hasretim her gün
sırf bu yüzden her ayı yıl gibi yaşıyorum
ama seviyorum diye ağzımı bile açamıyorum
Biliyor musun
ben seni severken sevinçten ağlardım
yokluğunda uzun uzun hayallere dalardım
hatta seni bile mutluluktan ağlatırdım
şimdi sana
yılın en güzel mevsimlerini bırakıyorum
yaşanan güzelliklere sarılmış
en güzel çiçekleri bırakıyorum sana
oysa şimdi sadece bekliyor kalbim
bekliyor ve ümit ediyor buz gibi yüreğim
o zamanlar sevinçten ağlayan gözlerim
şu sıra yokluğunda boğuluyor güzelim
her an’ı mutluluk kokan bir an seçiyorum
hani zamanın bir ucundan kopardığım
saatleri işliyorum sana
hani ömrün benden uzun olsun diye
ömrümü bırakıyorum
ve ben şimdi gidiyorum
ama unuturum sanma
ben seni çok seviyorum
karanfil kokulu bir sokağın köşesindeyim
bir avuç toprak kokuyor buram buram
ve bir de yalnızlık yanıma yoldaş gibi
en uzak kardelenler ekiliyor neylerim
ama olsun onca güzel günler seninle
bir gökyüzü olsun hiç ağlamayan
hiç yağmayan bir yağmur gibi
gözyaşında olmasın hiç akmayan
her nerede olursan ol uzak da olsan
aslında ben hemen yanı başındayım
ilk baharın ilk çiçekleri gibi
her sabah sadece sana açılıyorum
cennetin bir parçası gibi saçların
unutulur mu bu güzellik bu sadelik bilmem
ama ben aslında her gün defalarca ölüp
akşam olmadan ahiretle anlaşıyorum
ne olur gelme
gelme artık düşlerime
uykularıma gülümseme gözlerimi kapattığımda
ne olur sevme beni seni sevmek de istemiyorum artık
çünkü seni sevmek
ahiretin kapısından girmek kadar zor
zor olduğu kadar da her gün
defalarca ölmek gibi artık kalbimde
çok sevip unuttuğum bir şarkı gibi saklan içimde
her dinlemek istediğimde yeniden başlasın hayat
her sabah seninle değil
sade bir güneşle uyanmak istiyorum artık
her yüzümü yıkadığımda aynada suretini değil
kendimi görmek istiyorum gün ışığında
her defa yeni bir cefa her elimi attığımda
ne olur toprağa tutunan üzgün yollarıma çatma
şehirlerim yıkık köprülerim açılmıyor şimdi
ne olur yine gelip de yüreğimi derinden yakma
ne olur gelme
gelme artık seni sevmekten korkuyor kalbim
gelip de umutlar vaat etme yüreğime
acıyıp kanatma yine gelip de esir etme kendine
seviyorum ama istemiyorum seni
öyle bir vicdan sarmış ki dört bir yanımı
ama vicdanım da almıyor sevgini
şimdi gözlerin yasak bir şehir bana
çok uzak bir kentin
uzaktan nehirleri akıyor gözlerimden
deniz deniz uzaklaşıp ıslanıyorum
yanıp yanıp kavruluyorum
ne olur gelme hatırlatma kalbime
zincir zincir bağlanmışım zaten
kırmak için bin türlü haller düşlüyorum
zindanlardayım karanlık kalbimle
ırmak ırmak bir son bahar yaşıyorum
gelme dur
gelme ne olur
ben her gün yeniden doğmaya çalışıyorum
her gün sil baştan bir hayatın
hayalini kuruyorum
sen de gelip de düşlerime girme
bir söz söyleme sus yeter
seviyorsun biliyorum
evet ben de seviyorum
ama artık ben
seni sevmek istemiyorum
buz gibi olup donmak istiyorum
donup dondurmak istiyorum kanımı
içime işlesin o soğukluğun
fark edilmesin kalbimdeki yokluğun
bırak içinde kalsın aşkın
bırak her şey içinde yaşansın
boş ver
benimle geçmesin yılların
bir başına bir yüreğin
sol yanından hiç çıkmasın
gerçekleşmeyen düşlerine ise
isyan etmesin göz yaşların
bırak boş ver hayat kısa sevdiğim
sonu ise belirsiz bir şehre çıkıyor
bu günlerde ise saatler durup
durduruyor denizleri dalga dalga
ne gereği var aynısı yaşansın
ne gereği var yine ayrılık kazansın
neden başından başlasın ki hayat
neden yine acılar gelip de
göğsümün tam ortasına saplansın
öyle gözlerim sırılsıklam
neden defalarca yaşlansın söyle
boş ver sevdiğim gel
yorulma
gel beraber seninle
benim yoluma
senin de kalbinin tam ortasına
yapayalnız bir fidan dikelim
öyle bir ağaç büyüsün ki içimizde
toprağına küssün üşüdüğü vakitlerde
yarım kalmış aşkın günleriyle
bırak içinde kalsın sevdiğim
içinde yaşansın ne varsa kalbinde
bir gün gelir tüm yılları sildirir
gün gelir günlere gülersin bir tebessümle
an gelir seversin birini gün geçtikçe
ama üzülme mutlu olacaksan eğer
hemen oracıkta öldür beni yüreğinde
çünkü ben artık yokum
çünkü ben giderken sen gitmiştin zaten
ve şu an sana en uzak şehirdeyim
sen yoksun ben yokum
biz yokuz
bırak içinde kalsın her şey
bırak içinde yaşansın boş ver
arsın kar yağmasın güzel şehrime
varsın güneş de açmasın o nazlı çehreme
kışlar da gelip de
yaz da olmasın bu güzel memleketime
hiç
hiç önemli değil zaten
kaç kere daha vurabilir ki sanki
bu aşk böyle gelip de
kaç kere daha vurabilir böyle sırtımdan
kaç kere kırabilir bir kalbi
hiç düşünmeden vicdansızca
kaç kere daha yıkabilir bu şehri
sen
sen sevdiğim
bir zamanlar uğruna gölgemi verdiğim
bir zamanlar ellerine denizleri serdiğim
kaç dalga daha gelir de
kaç kere daha götürebilir yüreğimi
kaç denizin
kaç tanesinde daha boğulabilir kalbim
söyle
söyle kaç hayat daha böyle
denizlere açılabilir
kaçıncı hayatın kaçıncı fırtınası
bu gözlerimi alıp da atıp savurabilir
Biliyor musun bu yaşam bu gece durdu bende
bu gece her şey
zemheri bir karanlık gözlerimde
kaçıncı baharın
kaçıncı gecesinde karardı kalbim
Biliyor musun
bu hayat bana zehir
bu hayat bana cehennem azabı
bu hayat gözlerimde kan kırmızı
ve şimdi bu hayat
şu anda
bu saatin
bu dakikasında
bu gece biter sevgilim
çünkü sen yoksun ben yokum içinde
hoşça kal sevdiğim
bir son bahar akşamında
savrulan bir ağacın yaprağından düşen
iki yağmur damlasından bir tanesi ben
diğeri de gözlerimden düşen sen
yaprak yaprak solan yüreğimizle
toprak kokuyoruz yar
iç çekip ağlıyoruz
onca acıyı sıkıp
içimize atıyoruz
kan revan kalbimiz
kanıyor acıtıyor yaşadıkça yüreğimiz
sanırım biz yavaş yavaş gidiyoruz
keşke kılıç gibi olsa ayrılık
bir dalı kökünden şöyle bi savursa
kesip atsa hiç hissettirmeden
onca yağmur değmeden yağsa toprağa
ve yeryüzü sebepsizce sırılsıklam olsa
çek git desem diyebilecek gücüm yok
ya da sen söylesen
off of
öyle imkansız ki
çünkü aynı yağmurda ıslanmışız
öyle ayrılmışız ki
haberimiz yok
aynı yolda yürüyen
iki ayrı çift gibi yaşıyoruz
yönümüz aynı
ama ellerimiz soğuk
mesafeler ise olabildiğince uzak
içimize düşen ateşlerin sayısı da
kor kor çoğalıyor bir anda
ateş değerse yakar biliyorum
ama biz ateşten yapılan
bir gömlekle yaşıyoruz
denizler ise derindir boğar
ama biz okyanuslarda yüzüyoruz
dağlar ise yüksektir bilirsin
ama biz şu an
tam üzerinden atlıyoruz
düşüyoruz
üşüyoruz yar
yanıyoruz
acıyoruz
acıtıyoruz
bu nasıl bir ayrlık kahretsin
anlamıyoruz
biz ölüyoruz Yarab
ellerimiz sende gök güzünde
dualarla yaşıyoruz
sana söz verip beklemektense
zamana bırakıp
hak etmeni bekledi kalbim
çünkü
ayağa baktığımda düşman
gözlere baktığımda ise
hep bir ihanet gördü gözlerim
gerçek bir aşkın
verilen sözlerden değil
tutulan bir vicdanın içinden ve
seven bir yüreğin orta yerinden
geçtiğini bilirim
çünkü ben bir kez sevdim
işte bunu o gün öğrendim
hayat o kadar kısa ki
günlerin içindeki
saatlerle avutuyordum kendimi
yaşamak için
daha çok erken derken
kısa bir süre sonra
ay başının
hesabını yapıyordu ellerim
ve sonra mevsimler gelip
geçiyordu gözlerimden
önce yazın sıcaklığı
sonra da
kışın soğuk umudu vuruyordu
ve her defasında
yapraklar dökülüyordu parça parça
ve böylece yavaş yavaş
yılları izliyordum
‘seviyorsan bekleyeceksin’
bekliyorsan ‘seviyorsun’ sözleri
aklımın ucundan gitmiyordu
çünkü bekle bekle
hayat tekliyordu bu günlerde
her ne kadar sevsem de
her ne kadar dualar etsem de
ne sözler tutuluyordu
nede beklemek kar ediyordu
tabi bende zamanla
ve gelmedikçe umutlarım
öğreniyordum
hayatı
yaşamı
aşkı sevdayı
her her gece vuran
sessiz gecelerde buluyordum
içimdeki gerçeği
Allah sevenin yardımcısı olsun
ve hak edenin hak ettiğini
alması için de
dualar ediyordum ellerimi açarak
sanki onlardan birisi
ben değilmişim gibi
onca nasihatlar yazıyordum
geceler boyu sabahlara kadar
işte bu yüzden bana hiç söz verme
hiç de tutacakmış gibi bana gelme
seviyorsan eğer tut ellerimi
onca yıl kalbimi soğukta bekletme
ama
bu da pek inandırıcı gelmiyordu
kendim söylüyordum ama
kendime bile inanmıyordu kalbim
çünkü
bin bir sefa ile gelmesini beklediğin
bin bir cefa ile geliyordu kalbime
geldiği günün bir süre sonrasında ise
geldiği gibi
gökyüzüne çıkıyordu serinliğinde
işte bu yüzden
sana söz verip beklemektense
zamana bırakıp
hak etmeni bekleyecek kalbim
ve senden hiç bir söz de
istemiyor kalbim
çünkü
ayağa baktığımda düşman
gözlere baktığımda ise
hep bir ihanet gördü gözlerim
işte bu yüzden
bana söz verme sevdiğim
öyle bir zaman gelir ki
imkansız bir aşka tutulur yüreğin
öyle bir an’ın
öyle bir parçası olursun ki
bakar bakar durur gözlerin
bazen şans gerekir insana
bazen de
hiç olmayacak bir duaya açılır ellerin
umut edip düşlerini dilersin Rabbin’den
ama geçtikçe zaman
üşür üşür kalbini dinlersin
zor bir hayatın
en kolayını seçersin yaşamak için
sevmek için de mevsimini isterken
bekler bekler yıllarını kaybedersin
şans zoru sever bilirsin
bilirsin ki şansın yoksa kaderde
umutlarını da terk edersin
susar susar geçmişe gidersin
ağlarsın yanında olmayınca
üzülürsün ellerine kavuşamayınca
düşünürsün imkansız olduğunda
ama ne çare
ağlar ağlar durursun bu yaşında
yine saatler yılları çağırıyor
yıllar ise yüreğimden geçiyor
gün geliyor takvimler sönüyor
için için içimden vuruyor
ve yine öylesine bir yaşam başlıyor
hayat devam ediyor ama
kalbim ayakta alkışlanıyor
gülüyor gülüyor güldürüyor
aşkın kalbi zordan geçiyorsa
onca giden yolları da
geçirmen gerekir gözlerinden bu yaşamda
eğer
onca dağları gözün tutmuyorsa
kolay kolay teslim olmayacaksın sefasına
benim yağmurum
gece olunca yağar benim dünyama
yavaşça gelir akar gözyaşlarımla
dokunur içime
usulca
yüreğimden tuta tuta
bırakır kendini ağlatır ıslata ıslata
Biliyor musun
kağıttan uçaklar yaptım bıraktım gökyüzüne
nice fidanlar ektim saçlarından yeryüzüne
dokundum yapraklarına bir çocuk gibi
sevip kokladım ağladım damla damla hasretinle
ben seni
yaramaz bir çocuğun kalbiyle
her gün suladığım emeklerin alın teriyle
gözlerime çektiğim millerin sebepleriyle
gözleri yaşlı bir çocuk gibi
ağlaya ağlaya
vura vura duvarlara
özlene özlene yollarda
bir çocuk sıcaklığında
gözyaşlarıyla sevdim
hani belki ağıtlar yakmadım yokluğunda
haykırmadım belki içimdeki acıyla
ihanet edip günah da işlemedim olmadığında
sadece sustum
bekledim
sevdim
sustu dudaklarım sevdiğim
bu yüzden geceleri ağlar yüreğim
geceleri yağar çisil çisil gözlerim
yokluğunda mahşer gibi olan kalbim
ağlar ağlar ağlar
susar içimdeki zemheri gecelerim
dokunamadığım gökyüzünün
alışamadığım yağmurları gibisin
hem içimde hem de yeryüzünde doğan
bir güneş gibisin sevdiğim
ama açamadığın her sabahın
her gecesinde
ağlarım sevgilim
ağlaya ağlaya
beklerim sevdiğim
ben karanlık çöktüğünde bile
şiirlerimi aklıma yazan bir insanım
sen ne dersin de unuttuğumu zannedersin sevgili
ben kalbimi ellerimle attırmadığım gibi
ellerimi de yüreksiz yazdırmam
sen ne diye böyle konuşursun şimdi
terk edilmiş bir sevgili gibi
kandırma kendini
en büyük savaş sensin ama sen bilmezsin
kanımdan akan her damlamda
damla damla aktıkça benden gidensin
yazdığım şiir uzaktaki bir sürgün
dudaklarımdaki bir şarkı
ellerimdeki bir çiçek gibisin
ey sevgili
sevildiğini bil sen neredesin
beyaz bir kağıtta mı
seni yazan bir kalemin ucunda mı
toprak kokan bir yüreğin
buram buram susadığı
bir yağmurda mı saklı kalbin
eyy sevgiye susamış gökyüzü
eyy aklıma sığmayan umutların karanlık yüzü
söyleyin
bu gece içinizden geçen neydi
unutulmuş bir şehir mi
yoksa bu şehirden geçen bir yürek mi
ya da bir sorgu mu vardı düşlerinizde
yoksa kendini terk eden
bir umutsuzluk mu vurdu kalbinizi
ben seni yedi cihanda bile uzaktan sevmişim
küçücük kalbine kocaman bir gönül vermişim
olmadığın her saniye unutmayı bile içimden
silmişim
sen de gelip de bana unuttun deme sevgili
ben senin için düşlerimi bile denizlere sermişim
dedim ya
ben karanlık çöktüğünde bile
şiirlerimi aklıma yazan bir insanım
sen ne dersin bilmem ama
ben kalbimi ellerimle attırmadığım gibi
ellerime de vicdansız yazdırmam sevgili
terk edilmiş bir sevgili gibi de
kandırma kendini
mevsim soğuk olur ya hani
hani bir damla güneş bulamazsın gökyüzünde..
hani o gözlerin buğulanır gündüzden geceye
damlar ya hani yavaş yavaş pencere diplerine
işte o zaman anlayacaksın neden gitmişim ben sessizce
neden mi gidiyorum sessiz sessiz gül yüzünle
neden mi kısılır sesim onca yolların sesiyle
neden yağmur bile yağarken ıslatmaz bedenimi gelişiyle
neden bir kardan adam yapacak kadar da
bir kar yağmaz yüreğime
onca yıllar geçtiğinde anlayacaksın sen de sessizce
şimdi habersiz bir yol yükseliyor gökyüzüne
sisler içinde fırtınaya kapılan hüzünleriyle
bir gemiyle yükleniyor uzaktaki en açık denizlere
ve sen bilmiyorsun inanmıyorsun içimdeki sessizliğe
ama anlayacaksın sen de o güzelim fırtına dindiğinde
sorsan bizi ikimiz de mavinin en güzel tonundayız
en güzel denizin en sığ sularında yüzüyoruz
ama aslında birimiz denizde
diğerimiz de gökyüzünden seyrediyoruz
sorsan yıldızlara en yakın hayat kalbimizde
oysa sorsan yüreğine bir sevgimiz vardı nerede
nerede saklı neden terk ediliyor bu şehirde
neden gidiyorum neden uzaklaşıyorum sessizce
sessiz olmak yok olmak gibi şimdilerde
sustukça gidiyorum uçsuz bucaksız topraklara
içime sığdırabildiğim kadar anı yükleniyor bu gün
gittiğim her yerde şerefine içmek üzere
gidiyorum ben şimdi sessizce
ait olduğum en uzak şehre
özgürlük bir insanın elleriyle değil
kalbindeki değerler ile yazılır
her şey engel olabilir hayatımıza
ellerimiz tutmaz
veya gözlerimiz de görmeyebilir
hatta bazen duyamayız yaşamı
ama içimizde saklı onca sıcaklığa
kelepçe de vuramayız
aslında biz
herkes den daha çok özgürüz
ve daha güçlüyüz onca acıya inat
hiç ellerimizi kullanmadan
ve hiç görüp duymadan
yaşayabiliyoruz
kolay olanı değil
zor olanı seçiyoruz
bu yüzden biz
özgürce yaşıyoruz
bazen kısacık yollar bile
uzanıp büyür gözlerimizde
bir adım atmak istesek de
usulca küser bedenimize
ama gün olur
onca yollar gelir
kapanır dizlerimize
oysa biz
her gün biraz unutulurken
yaşamayı hatırlatıyoruz
ellerinde onca imkana rağmen
yaşamasını bile bilmeyenlere
hayatı öğretiyoruz
ve bunu biz sadece
kalbimizle yapıyoruz
tutmayan ellere
yüreğimizle sarılıp
görmeyen gözlere ise
içimizi açıyoruz
engelimizin çok olması
özgürlüğümüzün
kısıtlanması demek değildir
ama onca yıllar içinde
özgürce yaşamak da
engelsiz bir dünyaya
sahip olmak değildir
özrümüz özgürlüğümüzdür
bedenimizdeki engeller ise
kalbimizdeki hoş görümüzdür
kısacası özrümüz kalbimiz
kalbimiz de özgürlüğümüzdür
bir baharın son akşamında
biri senden diğeri de benden
iki yaprak düştü gözlerimizden
yılın aynı zamanıydı
ama biz bilmiyor ve
farkında değildik
ayrılık ise gelip
aynı ayın aynı gününde
sözlenmişti gözlerimize
acıyordu
acıtıyordu içten içe
sızlatıyordu kalbimizi
derinlemesine bir boşluğun
kahramanıydı yüreğimiz
hasat zamanı gibi
biçiliyordu sevgimiz
içiyordum açılan yaraya
bir morfin etkisiyle
tatlı bir baş dönmesi gökyüzünde
ve ellerimde bir terleme
ve yine
bir sıcaklık göğsümü bunaltan
bir ateş kor gibi içimi yakan
her ne yana baksam
her taraf bir bertaraf
ayrı ayrı söylenen şarkılar
ve ayrı ayrı kokan sokaklar
her yerde bir ayrıcalık
ve her yerde ateşten
gömlekler satılıyor
dilim dilim bölünmüş caddelerde
kaybolan çareler aranıyor
biz seviyoruz
ve bunu çok iyi biliyoruz
fakat
sevmek yetmiyor mu ki
her sabah gözlerimizi
son baharda açıyoruz
evet sevgili yetmiyor
Belki de gitmek gerekiyor
belki de aşk
benim seni sevdiğim gibi
o da ayrılığı seviyor
ne acı ellerini bırakmak
ne zor yanacağını bile bile
yollara savrulmak
dönüşü olmayan bir yolcuğa
aynı bileti
aynı koltukta almak
yan yana
ne zor sevdiğim
ne zor
çok zor
ve şimdi gökyüzünden
biri senden biri benden
iki damla düşüyor gözlerimizden
onca yılları alıp
söküyor yüreğimizden
ağlıyoruz
susuyoruz
konuşamıyoruz
çaresizliğin gölgesinde
bir dilsiz gibi
ayrılıyoruz
üzülme
yaşayabileceğin
en güzel yerdesin
gizleniyorsun
seviliyorsun
saçının tek bir teline kadar
saklanıyorsun yar
ağlama
ağlama yüreğim
ağlarsan dolar gözlerim
ağlar yüreğim
ağlar sevdiğim
elindeki tek bir yara
kalbime açılır
kanatır
uzaktan bile olsa
acıtır sevdiğim
bir bulut olsan kalbimde
tane tane düşsen yüreğime
kar olsan bembeyaz gökyüzüne
yağsan damla damla üzerime
bekliyorum
bekliyorum çünkü seviyorum
istiyorum da deli gibi
gün gün özlüyorum
dört mevsimde
dört bahar yaşanıyor kalbimde
her ayında sen
her anında senden çiçekler
açıyor
birer birer gül yüzünde
hasret bana küsmüş
özlem ise konuşmuyor
içimdeki sevgi de
usulca
yanımdaymış gibi seviyor
seni sevmek
en sevdiğim şarkıyı
defalarca her gün
bıkmadan usanmadan
dinlemek gibi kalbimde
rüzgar bahanesiz
sürgün denizlere esiyor
akşamlar gözlerimde
sensiz sensiz batıyor
geceler sabahları
birer birer selamlıyor
saatler geçiyor
yapraklar dökülüyor
günler
aylara benziyor
yılladıkça içimde
seviyor seviyor
seviyorum
özlüyorum
bıkmadan
uslanmadan
gizlice
saklıca içimde
sen bilmeden
seviyorum
isimsiz bir çağlayandan mı geçer kalbin
ya onca nehre dökülen neydi sevdiğim
sağnak bir yağmurun nehrimiydi gökyüzü
gecesi olmayan bir sabah mıydı gül yüzün
yollara çağrılıyorum sevgili, gidemiyorum
ben de acaba senin gibi özleniyor muyum
Bekliyor musun gözlerimi, hiç bilmiyorum
bitiyorum bitiyorum bitiyorum
ah neler gizleniyor bir bilsen içimde
belki maviden bir denizdesin gözlerimde
öyle güzel ve öyle berrak ki bakışlarım
göreceksin diye ödüm kopuyor yerli yerimde
ben hayata değil sevdiğim
sana yeniliyorum
.
uykusuz kalıyorsam eğer ben gecelerimde
uykularımda mutluluğu bulamadığım içindir
onca geceyi sana feda ediyorsam kalbimde
yanında olmak istediğim içindir belki de
ama yolar öyle acımasız ki, uzak ve sessiz
ve öyle katran karasından yapılmış ki
zemheri bir karanlığın görülmeyen yüzünde
bir mektup gibi, satır satır yazılıyorsun
yıldızlar bile küstahça her gece gözlerimde
sanki benden daha çok yaşayacaklarmış gibi
konuşup duruyorlar, ya da ben ölüp giderken
onlar da gülerek, ölümle dans ediyorlar
isimsiz bir tutkunun tarifini yapıyorum
öyle istiyorum ki, yollara yeniliyorum
uzaktan bir dağın, deryasında boğuluyorum
haykırıyorum ama, duymuyorsun biliyorum
karanlık, sessiz ve sensiz saatlerde kayıp bu gece
güneş doğar mı dersin sen gelince bu vakitlerde, söyle
yoksa içinden içten içe, bertaraf mı esiyor sevdiğim
gözlerimden düşüp, ağlıyor musun böyle sessizce
neylerim, yalan benden daha önemliyse senin kalbinde
neylerim onca ihanetlere, her gün yeni birisi eklendiyse
neyler bu hayat, doğru olsa bile gamsız yüreklerde
boş ver sevdiğim, sen yalan olmuşsan bu dünyanın suçu ne
ağlıyorum sevdiğim, her taraf yaprak yaprak düşüyor
üzerime nice köprüler yıkılmış canımı acıtıyor
öyle sessiz ve dilsiz ki yüreğim, onca acıya inat
susup susturuyor kalbimi, içten içe sessizce yakıyor
sahte bir sevda uğruna tüm kentleri yakmaksa amacın
yakmışsın zaten canlı canlı içindekilerle birlikte
doğruya ve yanlışa bir yuva bulamamış isen kalbinde
işim olmaz yar! o yakılmış, yalanla kaplanmış şehrinde
nice dağlardan geçtim onca deryalar ıslattı yüreğimi
bulut olup kendime yağdım yavaş yavaş düşlerken seni
nice şimşekler çaktı yüreğime, vuruyor sen neredesin
kalbimin derinliğinde mi yoksa saklı bir şehir de mi
yalandan sevgiler sarmış dört duvarı ama sen bilmezsin
sen bilmezsin doğrunun, yalana olan düşmanlığını
anlamazsın sen, gözyaşlarımın bile ağladığını
bilmezsin yar! sevdiğin halde duyduğun o pişmanlığı
gün boyu dudaklarımda o eski kahve tadı yok artık
yalızlık da yedirip içirmiyor, içimden de gelmiyor zaten
biraz penceremi açtığımda, o baharın kokusu da yok
mevsimler bile küsüp, vazgeçip tükenmiş sevdiklerinden
onca sıcak hayaller de artık geceleri transit geçiyor
duraksız bir uykunun en sessiz gökyüzünde saklanıyor
sabah olup uyandığımda ise aynaya bile bakmadan
dışarıdan gelen yakıcı bir güneşle karşılanıyorum
ne uzun gece değil mi, anlat anlat kelimeler tükenmiyor
bir savaş gibi, yorgun yıllar ile ihtilaller kopuyor
aklımdaki en kısa fikri bile anlatmaya, günler yetmiyor
birisi gelip de bana uyumadın mı? dediğinde, içim gidiyor
yalanla gelen değil, doğruya giden bir kalp istemiştim
hızlıca atan değil, yavaşça kalbime, gelmeni bekledim
beni bir gecelik değil, bir ömür sevmeni dilemiştim
ama bir gece de gelip, bir sabahta gitmiştin sevdiğim
keşke tek çaresi ölüm olsa
ölüp gelirdim sana
oysa ölmek kolay
kolay da
boş yere ölmek var ya
işte o kesiyor nefesimi
unuttum desem seni
mümkün mü
mümkün mü unutmak kaderimi
seni inandırmak kolay
kolay da
ben
kendimi düşünüyorum sevgili
aklımın yarısı sen
yarısı ben olmuş
iki aklın bir düşüncesi gibi
aynı anda yaşıyor
ve aynı anda düşlüyorum
işte bu yüzden seni
çıkartamıyorum
keşke yollara düşsem
ardıma baksam korkmadan
gözlerini süzsem
çekinmeden varsam uzaklara
zor
çok zor sevdiğim
keşke o kadar kolay olsa
çünkü ben seni
yollar için sevmedim
kalbimi de
başı boş bir sevdaya vermedim
ellerim sımsıkı
sen niyetine kendine bağlanmış
tutuyormuş gibi yapsa da
kalbimi yürekten inandırmış
biraz aklımdan çıksan
avuçlarıma bir boşluk düşüyor
ve ani bir refleksle
diğerini kucaklıyor
kalıcı ve
vazgeçilmez bir tutku
sadece seninle tattığım
enfes bir duygu
gözlerimdeki aynaya çizilen
en net gökyüzü belki de
unutma
seninle gelen
bir yağmur bile olsa
iki bulutun
tam ortasında kalbim
çünkü her şey
seninle güzel sevdiğim
XXXXXXXXXXXXXXXXX
biliyorum sevgili
belki bu gün
belki yarın
belki de yarından sonra
yalnızlık gelip
yanacak gözlerimde
bir deniz gibi gelip
vuracaksın sahillere
nedeni yok
bir sebep de
aranmıyor artık
sadece bitecek ve
gideceksin
seviyorum ama
korkuyorum
belkide seni
sensiz yaşıyorum
susuyorum
ama her defasında
gidişinle içiyorum
bir başına değil
yokluğunla geçiniyor kalbim
suskunluğun kalesiyle
aklıma yıkılmış gözlerin
içimden geçen
surlarıyla
kırıp dökülmüş cennetim
yürek yüreğe değmişse
dokunamadığım ellerin
bahane değildir gözlerime
ama
kalbimdeki bir deniz gibi
aşkım da sahile vuruyor sevgili
sen ne dersin bilmem ama
ben
dirhem dirhem eriyorum sanki
yenildim
ben senin
ellerine yenildim
kalbine yenildim
kaderime eğildim
delirdim
aklımdan bile
şüphe ettim
yollarım ise
hiç geçmediğin
bir şehirde inşa edilmiş
ne sen varsın yanımda
nede ben varım yollarında
ağladım
ağladım çünkü yoktun
ağladım çünkü
geçen yıllarımda
karanlık bir yokuştun
ağladım
bir yağmur gibi
sen ise onca kanayan yaramda
simsiyah bir gökyüzü oldun
üzüldüm
her gecenin sabahında doğan
günlere üzüldüm
onca geçen baharda
yaprak yaprak döküldüm
sevildim
yo hayır
özür dilerim sevdiğim
sevildiğimi hissettim
seviyormuş gibi yapıp
sahte sevgilerini izledim
ya susuyorsun
ya da susturuyorsun yüreğimi
ve sen hep
bir yıl gibi sustun
ve beni de yıllarca susturdun
ama şimdi söylüyorum
ne çare bilmiyorum ama
sevdiğini haykırıyor kalbim
duymuyorsun biliyorum
ve yine ne çare ki
ben yine susuyorum
şimdi sadece
yüreğimle konuşuyor
ve yine sadece
kendime anlatıyorum
çok sevdim kalbim
biliyorum
evet sevdim
gerçekten sevdim
utanmadan
ve hiçte
uslanmadan
umursamadan dünyayı
uykumda bile sevdim
yoktun
uzakta sevdim yine yoksun
tam ellerimde sevecektim ki
sevdiğim
sen bende hiç olmamışsın ki
öylece sevmişim sanki
ama şimdi yollar ufkumda
bir güneş gibi
yakıyor sevgili
sadece ikimiz için söz verdim hayata
aşka bahane, nice baharlar yaktım akşamlara
onca geceler bitti, uyandım sabahlara
söyle sevdiğim, sen neredeydin
söz verdim ALLAH’a yanında olmak için
ellerim açık, onca dualar dudaklarımda
gökyüzünde bir korku, bunca yağmurun aşkına
söyle sevdiğim, sen neredeydin
sırf seninle yaşayıp umutsuz kalmamak için
öyle bir ağrıya katlanmış ki kalbim
gözlerimdeki acıyı bille görmemişsin
güneşe inat zor tutulmuş, sen neredeydin
yalnızlık vuruyor ama aldırmıyor kalbim
usulca dağlara yıkılmış susuyorum
gözlerim doluyor kadeh kadeh içiyorum
aklımı almış gidiyorum, sen neredesin
her nefesin ölümü tattığı gibisin içimde
yaşam gibi, hayat gibi, yetmez ömrüme
içimde ki onca fırtınada, sığmaz göğsüme
kalbim çıktı gidiyor sen neredesin
isyanı bıraktım son limanda, sevdiğim için
sırf zamanım geçip kirlenmesin diye
sigaramdan bile nefret etti kalbim
yoksun sen, neredesin, neylersin sevdiğim
neyler bu vicdan sensiz, nefes alır mı?
bir kardelen gibi uzaktan, hatırlanır mı?
bir bahar gibi gelip, sarılır mı?
nerdesin, nerelerdesin yar
kalbim dayanır mı?
.
önce düşler yıkılıp yandı bu şehirde
yanıp küllendi düpedüz caddelerinde
eller bile çekilirken uzak denizlere
yalnızlığa inat gelip vurdun bu gece
bu şehir susuzluktan susuyor gökyüzüne
toprağına bir yağmur bile düşmese de
gözler ağlıyor gözyaşlarım yağıyor
toprak toprak ıslanıyor her gecesinde
olgun dağlardan yaşlı yollara hasret
engin sularda yorgun yılları affet
son baharın solan yapraklarına elbet
nice günler doğacak kalbim sen sabret
hey gidi yıllar yanıp küllendin ömrümde
biraz yaşıyorsam da bir umuttur içimde
zamanla tükeneceğini bilsem de
bak yine de bekliyorum seni sessizce
onca hayaller kurdum bu sessiz kentte
hangisi tutar gerçek olur bu şehirde
gerçek bir aşkın yıkılmış harabesinde
hangi dua edilir bu ayrılık sahnesinde
yalnız kalmış bu kentin sürgünü olmaz
gözlerimden akmışsın nehirler dolmaz
gelenler gidenden hesap bile sormaz
ben sensiz neylerim yar kalbim durmaz
ılıktan bir çağlayana benzer gözlerim
nice köprüler yıkıldı dokunmaz ellerim
üstümde duman duman ateşten gömleğim
yanıyor yar yakıyor bu şehir neylerim
tarifi olmaz bu yolların taş kesilmiş
koca dünya bitmiş nice dağlar tükenmiş
onca yazlar kışı bile içinden geçirmiş
sensiz mevsimler bile gelmeden gitmiş
aşkın yalan olduğu söylenmemişti bana
hiçte anlatılmamıştı şimdiye kadar
benimde zaten yalan da hiç yoktu lugatımda
ama şimdi ilk dersimde yalan çıktı karşıma
yaşayıp da öğrenmek varmış kaderimde
kahrolmak varmış onca yalanla yıllarla birlikte
ilk defa yaşadığım bir sıcaklığın ilkinde
yanmak varmış en acemi zamanın içinde
önceleri inceden dokunurdu kısadan ayrılıklar
ve bir tebessümle gidip gelirdi yine dizlerime
hep sever hep sevildiğini sanardı masum bakışlar
ama şimdi yalandan bir sabah vuruyor gözlerime
söz konusu olan ölüm değil korkmuyorum da zaten
hem korkacak bir şey de kalmadı artık içimde
onca doğruyu bir yalana değişmiştim kalbimde
ve şimdi her şeyim yalandan geçiyor bu vakitlerde
aşk bile bile işlediğimiz bir cinayet ise
her an gelmesi beklenen bir suç olmuş kaderimizde
yatacak yeri olmayan bir mahkum gibi dolanırken
dönüp dolaşıp hep aynı yere geliyoruz bu sebeple
ucu bucağı olmayan bir rastlantı gibi aşk
nereden geldiğini hiç bilmediğimiz bir sıcaklık
bir anda gelip de içimizde türlü yollara açılan
bir nefretle vuruyor kalbimizi
ve biz önce seviyoruz sonra kahrediyoruz
aşkı arıyoruz ardından kaybediyoruz
doğruluğa inanıp yalanlarla yaşıyoruz
biz neyiz nereden geldik nereye gidiyoruz
onu hiç bilmiyoruz
biz acaba sadece
aşkı mı deniyoruz?
.
kırk yılın kahvesine
günleri bile
sığdıramadı kalbin
tutamadığın ellere
bahane olmuş gözlerim
onca sevgiler yıkılmış
kaderinden kaçmış
yıllar ise ağırlaşırken içinde
aklın şarkılarla oyalanmış
takılıp kalmışsın türkülere
içinde ayrı ayrı söylenen
ayrılık hecelerine
bırakmışsın kendini
sözüm ona
bir beklentim yok senden
hani senin hiç bir durak
bulamadığın gibi
benim de şehrine giden
bir yol yok içimde
sade bir hayat yaşıyorum
içinde çiçekler yok
sen de yoksun
ama hüzün de yok
sadece yağmur ve gökyüzü
her dakika yağıyor
ve her dakika ağlıyor
nedeni yok
bilmiyorum
soramıyorum da
çünkü
dillerinden
anlamıyorum
yoruluyorum
ama yaşamaktan da
vazgeçemiyorum
gelmiyor
gidip de dönenler
geri gelmiyor anne
umutlar küsmüş
beklenmiyor
ama umutsuz da
yaşanmıyor
Çaresi alışmaksa
alışıyorum
içimden atılır mı
bilmiyorum
Dayana bilirmiyim
onu düşünmek bile
istemiyorum
inan kalbim
inandıklarıma bile
inanmak istemiyorum
çünkü ben artık
kimseye
güvenmiyorum
amaç yaşamaksa
yaşıyorum
ama acıyla
ama yalnız yaşıyorum
ya da avutuyorum
bilmiyorum
amaç sevgiyse
o benden çoktan gitti
biliyorum
gelmesini de
hiç istemiyorum
çünkü hepsi
birer ikiz gibi
bir birine benziyor
birer birer gelip
eninde sonunda
terk kediyor
hep aynı perde
ve hep aynı oyun
aynı film
ve aynı dert
yeter
yeter artık
ben gidiyorum
.
hangi şiir
senin kadar güzel yazılır kaderime
hangi kitapların
hangi sayfasına açılır gözlerin
ve hangi fidan biter de yeryüzünde
uzanır ellerin gökyüzüne
sen sevdiğim
uğuruna onca umutlara gönül verdiğim
yokluğunda yollara kokunu serdiğim
ey yaşam kokan yarim
hangi dal gelirde kırılır üzerimde
hangi ağacın
hangi yaprağından düşersin gözlerime
damla damla işleyen sevginle
hangi zamanda gelip de çökersin dizlerime
inciden çiçekler dizilmiş yüreğime
hangi denizden gelir bilir mi kalbin
uçsuz bucaksız uzaktan vurursan da yüzüme
hangi rüzgar savurur da düşersin içime
şimdi sen
hangi veda cümlesinden bahsediyorsun sevgili
hangi lodos gelip de vurabilir kalbimi
hangi denizin
hangi sularında boğulur gözlerim
sen bilemezsin ama
ezelden bu yana sana yeminli kalbim
ben sadece topraktan bir can
sen ise kalbimden bir parça
aynı bedene bakan
bir ayna misali gözlerim
söyle sevgili
yalandan atar mı bir kalp durduk yere
yalandan geçer mi zaman vakitsiz bir saatte
seni göremediğim her bir gün içinde
koskoca bir yılı
bedel sayarım kalbimde
söyle
hangi düşler utanmaz da
hangi gece suretime
yüzsüzlük edersin hayallerimde
hangi hayalin
kaçıncı baharında uyanırsın gözlerime
söyle sevdiğim
içinden bana doğru geçen
kaç yol daha var yüreğinde
hangisi şehrime uzanır
hangisi şehrimden uzaklaşır
söyle sevdiğine
onca geçen yıllar içinde
hangi ayın hangi günü
bayram sayılacak kalbimde
içimden sana doğru giden
bin bir türlü yoldan hangisine
dur diyecek kalbin
söyle
hangi aşk böyle tutkulu
hangi sevda bağlı kalır böyle kalbine
söyle
kolay mı öyle
vazgeçme
söyle sevdiğine
hiç bir zaman bir seçenek sunmadım kendime
bir seçim de yapmak istemedim hiç
sen mi o mu bu mu diye de hiç düşünmedim bile
suskundum
aklıma da hiç getirmezdim böyle şeyleri
kararlıydım
hakim olabildiğim tek yanımdı sol yanım
ama ben ilk defa hesapsızca
bir karar verdim bu gün kendi içimde
yüreğimin gittiği bir yöne doğru gittim
ve tam oracıkta sana söz verdim sevdiğim
tüm ayrılıkların
gökyüzüne yükseldiği bir geceydi
sevgiyi tattım işte ben o an
ayyuka çıkan umutlarıma gülümserken
aşkı buldum ben sol yanımda
mutluydum
onca umutsuzluğun gölgesinde
seni hissetmiştim yüreğimde
bir zamanlar bomboş olan kalbime
yağmur gibi yağıyordu duygularım
sanırım artık kalbimde
hakim olamadığım tek yanımdın sen benim
şimdi gülüyor gülümsüyorum kendime
bu ben miyim ben kimim
nereden geldim nereye gidiyorum
bilmiyorum
bu kalbim eski sol tarafım mıydı
hep aynı yerde miydi yüreğim
daha öncede de duygularım olmuştu biliyorum
ama hiç birisi avuçlarımdan bile kaymazdı
sol yanımda tuttuğum hislerimi
kimseye kaptırmazdım büyük bir inatla
ve büyük bir inançla inanmazdım aşka
şimdi bir yanım seni konuşuyor her dakika
sol yanımdan geçiyor saatler her gün
geç kalmışlığın bir sitemi olsa da içimde
aşka sürükleniyor kalbim
binbir türlü bir heyecan ile yaşıyorum
şükrediyorum
içimdeki o boşluğu rüzgara savurup
susuyorum
sadece yüreğimi konuşturuyorum
şimdi söz sende artık
şimdi alışık olmadığım kararlar al benim için
sana bıraktım her şeyi
benim düşünüp bulamadığım bu sevgi
sana emanet şimdi
ey kalbim
ben sustum sen konuş
sen hisset
sen hissettir aşkı şimdi
ayyuka çıkan yüreğimden sesleniyorum
bir serzeniş olsa da içimde
gökyüzündeyim
bir ay ışığında izliyorum gözlerini
ismini verdiğim yıldızlara bakıyorum
hepsinden bir sen çıkarıp
sol yanıma gizliyorum
öyle güzel ki
gece serinliğinde bile
yazı yaşıyorum
üşütmüyor soğuk sen içimden geçince
küstürmüyor hayat dudaklarımda sen söylenince
hem bir başına da değilim zaten
uzakta bile olsan
ayyuka vuran duygularımla yaşıyorum
gerçek olmasını istediğim tüm düşlerimden
hep bir tanesi sen
diğeri de yine sendin hayallerimden düşen
şimdi ise hepsi
tüm gerçekliği ile gelip
vurdu kalbimin tam orta yerinden
oysa önce düşler terk etmişti bu kalbi
gerçek olmasını istediğim
hayallerimle yaşıyordum bu karanlık şehirde
hepsi birer birer gidip küstürmüştü yüreğimi
ben ise yapayalnız
kırılgan ve çaresiz kalmıştım bu kenette
üşüyordum
bir başına geceler geçirmiştim senelerce
nice sabahlar diledim Rabbimden usulca
bir güneş ışığından bekledim hep umutlarımı
her gün doğduğunda seni anıp
aynı günün gecesine giderdim gizlice
terk eden düşlerimi geri isterdim sessizce
yıldız gözlüm
Şimdi sen varsın artık içimde
şimdi tüm geceler yüreğime hasret
şimdi tüm karanlık küskün bakışlarıma
gece gözlüm
öyle mutluyum ki
ben sadece bizim olduğumuz
bizim olan günleri yaşıyorum ikimiz için
sen ve ben
gece ve gündüz gibi
aşkın ayrılığa olan feryadı gibi
bir annenin çocuğuna olan özlemi gibi
sana sesleniyorum
seni ben çok seviyorum
.
yolların yolsuzluğunda
usulca geriye yaslanıyor kalbim
yarınların bir umudu olmadığından
geçmişe savrulmuş yüreğim
yeni bir hayat desem
karla kaplanmış bir yol çıkıyor karşıma
yürümek istesem
üşüyorum bir anda buzulların ardında
o sıcak yaz aylarında ise
uzunca dursam bile güneşin alnında
yakıp kavurmuyor artık bedenimi
çünkü içim öyle yanmış ki zaten
yanabilecek onca değerler bile
suya sığınmış yüreğimde
acıtıp vuracağı kadar
yakıp yıkmış zaten felek
biraz düzlüğe yer kalmışsa bile
o da sil baştan bir hayat için elbet
düşüp kalkmak hayatın bir cilvesi
ya da alışık olduğumuz bir yaşam gibi
her defasında aynı şeyleri yaşamak
ve yine her defasında yeniden doğup
yeniden ölmek gibi bir hayat sanki
Hani kendimizle konuşmak gibi
kendi kendimize anlatıp
kendimizi dinlemek
kendi seçimimizi yapmak sanki
yağmurlu bir günde
ağlayarak
en güzel günleri kaybetmesi
ve acıyıp susarak
terk etmesi yaşadığımız şehri
ne acı değil mi
şimdi ben gidiyorum
ama
ilerideki bir yola mı
yoksa geride kalan yıllara mı
bilmiyorum
bıraktım rüzgara kendimi
öylece gidiyorum
nereye varır kalbim
nerede durur yüreğim
onu hiç bilmiyorum
bildiğim tek bir şey var
ezbere bir hayat yaşıyorum
bir selam aşka
bir selam da sevdasına benden bu akşam
bir gecenin hatırına
bir seninle uyanmak istiyor canım
bu gece her şey sana dair
bu gece yıldızlar bile ayın gölgesinde
ayrılık bile olsa imkansız şehirlerde
bu gece çiçekler bile bir bahar gibi
sana açılıyor gönül bahçesinde
senin için ağlıyor karanlıklar
senin için kalbimde yatıyor sevdalar
yolların bile uzanamadığı ayrılıklar
sadece sana haykırıyor bu akşam
bu gün güneş doğmaz sen gelmemden
sen gelmeden ısınmaz bu şehir
üşütür caddeleri çıkmaz sokaklara
açılmaz bahçeme aşk vurmayınca
umut ışığında mumları yakan geceler
elleri bağlı yalandan almış ateşi
yılları nefessiz bırakan günler de
onca derdi geçmişe yazmış sanki
ey sevgili
içimdeki en amansız aşkın
en parlak güneşi
ayın en karanlık gölgesinin
en sıcak saati
gözlerimdeki en yaşlı günlerin
en güzel rengi
selam olsun sana
bir selam aşkına
bir selam da sevdana
gel sevgili
istediğin zaman çektiğin
istediğin zaman da
çekilmek istediğin
bir şey değildir sevgi
aşk ise
istediğinde sevmek
ve her istediğinde
yolcu etmek değildir sevdiğini
uzanamadığında gökyüzüne
uzaktan sevebilmektir
hani kış ayının tam ortasında
yazı beklemek gibidir kalbinde
özlemektir her yerde
yanında olmasa bile
sığdırmaktır kalbine
yeşilden salkımlara
mordan bir kalemle yazmak gibidir aşk
zordur
emek ister
güç ister
yıl ister zamanı geldiğinde
ama her defasında giderken
kahreder yüreğine indiğinde
aşk bu
sever ama susar an!ı geldiğinde
sustukça susar yağmurlara
zaman gelir çıldırır yokluğuna
kıskanır
üşür en sıcak aylarında
gün gelir acıtır sevdiğinde
yakar acısıyla terk edildiğinde
ölür dirhem dirhem nefesi kesildiğinde
kimi zaman da ağlar
ağlatır kaderi çizildiğinde
aşk büyümek ister
su ister kara toprak gibi
ısınmak ister
uzaktan bile olsa güneş gibi
bazen de
donmak ister yeri geldiğinde
yanında ister naza çektiğinde
işte bu yüzden
aşk
istediğin zaman çektiğin
ve istediğin zaman da
çekilmek değildir bu sevdadan
istediğinde sevmek
ve her istediğinde
vazgeçmek değildir bu yaşamdan
bir başına ölmek değildir
ölüme giderken bile sevdiğin
yanında gitmektir sevdiğinin
bilemezdim ben giderken
anıların da ardımdan geleceğini
ama sen de bilemezdin kalırsam eğer
bir cennet gibi mutlu edeceğimi
yalan olmak da varmış bu dünyada
yalandan denizlere diz çökmek varmış
yalan dalgalarına kapılıp gitmek gibi
sürüklenmek varmış bu hayatta
yolların bile bir ismi ve bir şehri vardı
ayrı ayrı bir çok yolu vardı sana uzanan
ve her anında seni gösteriyordu yaşananlar
anladım ki git dediğinde parçalandı sevdalar
görüp sevdiğim bir şey değildi suretin
çok uzaktan görmeden sevmiştim seni
dokunmadan ellerine sığdırmıştım kalbini
ama şimdi sen hala uzak ve hala
imkansız bir şehirdesin
evet gittim ama bir sebebi vardı elbet
sorgusuz sualsiz ansısın oldu her şey
ya da gitmek en iyi çözümdü belki de
ya da hesapsız bir şey vardı yüreğinde
oysa ben seni çok sevmiştim sevgili
gitmek de istemedim git dediğin an’a kadar
giderken cennete de götüremezdim belki
ama bir cennet gibi sevebilirdim seni
.
aklım almıyor
çok şey düşünmek istiyorum
ama hiç bir şey düşünemiyorum
anlatmak istiyorum
ama anlatamıyorum
düğümlenmiş dillerimde
kelimelerin bile
tükendiğine inanıyorum
ve ben şimdi sadece
susuyorum
öyle karmaşık
ve öylesine acıtıyor ki
aklıma gelen korkuların
an an başıma gelmesi gibi
bir gün yaşıyorum
uyumak istiyorum
yatıyorum
uyuyamıyorum
sabahı özlüyorum
ama bulamıyorum
güneş küsmüş
eskisi gibi ısıtmıyor
her sabah
yeniden doğmak yerine
sırılsıklam bir yağmurla
yeni bir güne başlıyorum
önce buluyorum
seviyorum
tutuluyorum
sonra ayrılıp
kaybediyorum
aşk kaç kez böyle gelir
ve kaç kez gider hayatımdan
kaç bahar açar da
son bulur bir yaşamda
bilmiyorum
çok karışık çok
aklım paramparça
yüreğim ise düşünmekte
onca şüphe içinde
geçmişe sürükleniyor
bir şehir iki yol
ya da iki şehre
bir yol gidiyor
düşünüyorum da
ikisi de
aynı kapıya çıkıyor
ama şu anda yüreğimde
iki ayrı yol ve
iki ayrı şehir görünüyor
bu hayat
buram buram
ayrılık kokuyor
ben seni sevgilim
olduğun gibi sevdim
ben seni
koskoca bir istanbul gibi
büyük denizlerin
büyük dalgalarında sevdim
en küçük kıvılcımda bile
ormanları
yakacakmışım gibi sevdim
yandım kahroldum
yine sevdim
gittin
yollarına küsüp
yollarına kırıldı kalbim
ama yine sevdim
yollarınla sevdim
hasretinle sevdim
ben seni sevdiğim
ulaşamadığım her dakika
saatlerinle bekledim
yıllarını sevdim geçtiğinde
günlerini sevdim gelmediğinde
ömrün bile bitti deseler
hiç düşünmeden sevdim
ağladım
ağlayarak sevdim
sabahlara kadar
uykusuz geceleri sevdim
ben seni sevgilim
olup olmak istediğin
her yerde sevdim
küçük sevdin
büyüğe küstüm
estin
savurdun
rüzgar oldum sevgili
ben seni
ölümün döşeğinde bile
damla damla sevdim
çünkü olmadığın her saniye
dirhem dirhem
ölüyordum sevdiğim
yaz oldun
güneşi sevdim
kış oldun
içimden bin bir türlü geçen
sıcaklığını özledim
ama ben her baharda
yaprak yaprak
düşüyordum sevgilim
dağ dedin yeşili sevdim
aş dedin aşıp geldim
gökyüzünü sevdim
susadım
denizleri sevdim
ben seni bu hayatın
olur olmaz her anında
yaşanır veya yaşanmaz
her zamanında
ölürüm veya ölmem
bilemem ama
yazdığım her şiirin
her kıtasında
seni düşleyerek sevdim
çok sevdim
çünkü her yerde
sen varsın sevdiğim
toprak yağmurdan vazgeçebilir mi
ya da zorda kalıp ıslanmadan yaşayabilir mi
bir çağlayanın nehre dökülmesine eş midir sevgi
ya da ellerindeki boşluğa bir cennet midir gözleri
hasreti yollardan ayırabilir misin sevgili
yazlarından vazgeçip güneşi kovabilir mi kalbin
her gece karanlığa aysız çıkabilir mi gözlerin
özlemez mi yüreğin dokunmaz mı ellerin
nice yıllardan vazgeçtim gün gün seni beklerken
onca bahara yeni yollar inşa etti kalbim
bir sarının en güzel tonuna yaprak yaprak düşerken
onca mevsime bir yenisi eklendi sen giderken
bir senden bir de sevginden vazgeçemedim
alışık olmadığım bir şehir gibiydi yokluğun
içinde yabancısıyla dolmuş caddelerinde
yaşanmaz kılıyordu hayatı sensiz gecelerimde
her gece uykusuz sabahlara uzanıyordu gözlerim
uzun uzun seni düşünüp an an seni yaşıyordum
bir saniyesi bile eksilse geçen zamanımdan
tüm saatleri ertesi güne borç sayıyordum
öylesi bir tutku mu yoksa bir saplantı mı
bilmiyorum sevdiğim içimdeki sevgi mi aşk mı
Belki de vazgeçemediğim bir yaşam tarzı
ya da içimdeki dünyanın gerçek adıydı
yılların günlerine bağlanması gibisin kalbimde
yıllara meydan okuyan bir kader gibiyim
yüreğinde
inceden sızlatıp yokluğu umuttan saydım içimde
sen bekledim hep seni sevdim ama hiç
vazgeçemedim
vazgeçemedim çünkü bir nehir gibisin gözlerimde
vazgeçemedim toprak gibi ihtiyacım var
gökyüzüne
ellerine ve ellerimdeki dokunamadığım sevgine
ihtiyacım var yar! bir yol gibisin özlediğimde
.
vazgeçtiklerim kadar
hür bir hayat bırakıyorum sana
bir çok boşluğu doldurabilecek kadar
aşk var içinde
ellerine sığdıramayacak kadar da
eller göreceksin gözlerinde
ama hepsini tutup
savurmak isteyeceksin gökyüzüne
geceleri uykuların bin bir çeşit
yol çiziyordu düşlerinde
sabahların ise hasretindi zaten
senin için hiç olmamıştı ki
hep karanlığın içinde
gizlice yürütüyordun kalbindeki ihaneti
ve ben bilip de susmanın
acısına uyanıyordum her sabah
duydum ki şimdi kalbindeki
kırıkları saymaya başlamışsın
terk edilmiş bir aşkın
kurbanı olmuşsun şarkılarında
sen bide gel de benim
yüreğimdeki parçalara dokun
tutacak bütün yerleri
harabeye dönmüş arka sokaklarda
biliyorsun hayat kısa
ama çok uzunmuş gibi duruyor
mevsimler dörde bölünse bile
sırayla yaşanıyor
uzaklar bile
yakınlaşmadan uzaklaşmıyorsa
benim gidişim de
sebepsiz değildir sevgili
gözler yalan söylemez
ama saklayabilir ellerini
eller ise dokunursa
gizliden incitir sevdiğini
bir yürekte
birden fazla aşk olursa
köreltir benliğini
unutma sevgili
sen aslında bir hiçtin
ama kendini
çok iyi avtutabildin
içine sığdıramadığın
fazladan bir cennet miydi yüreğinde ki
elinde olan her sıcaklığı
bir marifet mi saydın kalbinde
ya da içinde kocaman
bir boşluk mu vardı fark edemediğin
bilmiyorum ama
benim ise tek bildiğim
her gün gözlerime baka baka olan
ihanetin
acıyı hiç hissetmemişsin ki
sol yanına ateşler düşsün
aşkı hiç tatmamışsın ki
kaybettiğinde
kıymetini bilsin kalbin
hiç ağlamamış gözlerin
yağmura bile sadece
ıslanmak için çıkmış bedenin
onca mevsimlerin
en soğuk kış günlerinde bile
hiç üşümemişsin
acıyı yaşayan bilir sevgili
tabi ki gülmek de hakkın senin
ama bir kaya da olsan
elbet bir dağ sallanacaktır
saplandığın topraklarda
bir deprem yaşayacaksın günün birinde
savuracak hayatından seni
ve sen de bir gün anlayacaksın
acıyla aşkın ne anlama geldiğini
hayat yaşamaksa
yaşam neden yaşatmıyor bu hayatta
aşk acıysa
acı neden aşkın
hep sonunda vuruyor başımıza
neden korktuklarımız gibi
en başında gelmiyor ayrılık
illa sevip sevip de
acıya
yenik düşmek mi gerekiyor yıllarca
sen de seveceksin bir gün
ve bir gün sen de kaybedeceksin
senin de acıyacak kalbin
titreyecek ellerin
işte o zaman sen de
o gün geldiğin de
bir gün anlarsın dediğim
o güne
geri döneceksin
onca yağmurun sırılsıklam dünyasında
gökyüzünü kıskandıran bakışlarınla gel bana
solan çiçeklerin en kötü rüyasında
dağları aşan bir rüzgar gibiyim sana
bekleniyorsun yar! uzaktan bir şehirde
isteniyorsun sıcacık bir yaz kentinde
üşüten ne varsa hissettiğim mevsimlerde
hepsine her gün bir güneş doğuyor bu günlerde
hemen hemen her gün sensizlik vuruyor içime
içten içe geçen hislerimle özleniyor kalbin
yalnızlığın dibine kadar vurduğu bu gecede
bir sabah gibi seni bekliyorum yüreğimde
gözyaşım kader miydi ağla ağla bitiremediğim
yoksa kederden bir memleket miydi kaderim
ellerimde sakladığım inceden terlediklerim
sessizliğe bürünüyor yar! karanlık gözlerim
yazıp yazıp gönderemediğim sevgili mektuplarım
satır başı gibi her gün sana açılıyor sayfalarım
biriken sancılarım konuşamadığım kitaplarım
bir yıl gibi gelip içimden geçen umutlarım
gel kıskandır hayatı utansın yaşamdan
gel unutsun kalbin hayır gelmez kalanlardan
elindeki bir avuç sıcaklıktan
bir nefes çekiyorum ılık lık bahtımdan
kızıldan akşamlara nice baharlar gelmiş
gonca güller bahçelerde yeşil yeşil çimlerde
yıllara küsen aylara onca günler kar etmiş
sen neredesin yar! gel!
hayat ölümden bile vazgeçmiş
ben aşkımı zindanlara yazdım
sen yoktun
karanlıktı
ve ben yalnızdım
ve şimdi sana karanlığın
en ücra köşesinden sesleniyor kalbim
uzaktasın biliyorum
görmüyorsun
duyamıyorsun da
ama bir gün okuduğunda yüreğimi
tam içinde bulacaksın kalbini
umutların tükendiği bir haykırış bu
sessiz sessiz ağlayarak yazılan
bir şiir gibi
gözlerimden geçen
nehirlere yazıyorum ismini
üzülüyorum
hüzünleniyorum
içimdeki kocaman bir boşluğu
karanlığa savuruyorum
için için acıyan zemheri yazıtlara
resimler işleniyor siyahtan beyaza
kulağımdaki hoş bir şarkıyla
seni söyleniyorum dört duvara
hayat bana kırgın konuşamıyorum
yaşam küsmüş bakışlarıma
anlatamıyorum
dokunsam ellerime
hissedemiyorum
yarab bu nasıl bir hayat
alışamıyorum
dibine kadar vurmuşum yalnızlığın
yukarı baksam
gökten bir yıldız ağılıyor gözlerime
biraz başımı eğsem
kara topraklar çöküyor üzerime
öylesine bir günde
cehennemi yaşıyorum içimde
kara zindanlar vurmuş yokluğunun ertesine
güneşin solduğu bu yer yüzünde
yaşanmıyor yar
yaşanmıyor konuşmanın yasak olduğu
bu memleketin bu şehrinde
ısınmıyor kalbim sen görmesen de
sen bilmesen de
tükenmiş umutların
içinden geçiyorsun bu gece
onca yağmurun serinliğinde
susuz kaldığım
tek yaşamsın karanlığın içinde
ne ben çıkabiliyorum içinden
ne de sen düşebiliyorsun gökyüzünden
sen benim sadece
bir köşesine çöktüğüm zindanların
dibine kadar vurduğu
bir yalnızlıksın yüreğimde
aşk olunca yüreğinde, nice bahaneler tükenir kalbinde
yolsuz bir şehirde bile olsan, kırılır taşlar istediğinde
usulca ağlasam da, nice yağmurlar birikir ellerimde
acısına kattığım tatlısıyla, sırılsıklam sevdamız seninle
onca dağlar dayanmaz ellerine, varıp aşılır sevdiğinle
nice baharlar yağdırdım gökyüzünden, sevdası güzel yarime
ey! gökyüzünde parlayan yıldızlar, duyun seviyorum yüreğimle
ayın sol yanında ki gölgelerle ağlıyorum, sevdası güzel yarime
sen üzülme sevdiğim, seven bilir yerini uzak kentlerde
düşsem yollarına ister mi kalbin? vurur mu solundan göğsüne
onca aşka bu sevda haksa kalbimdeki bu cihanda
yeniden doğ diye kendi canıma verdim ismini, o güzel yüzünle
kaç mesafe engel olur ki, kaçar bu diyardan sevginle ölüme
onca nehre, nice denizler feda ettim, sevdası güzel yarime
şimdi yanımda sen yoksun ama, bil ki dilsiz yüreğimin ardında
nice dünyalar eskittim yokluğunda, sevdası güzel yarime
günlere sessizce, saatler şahitlik eder bu vakitlerde
sessiz sessiz geçer zaman, kimsesiz yılların eşliğinde
yalnızca kalbimden düşer ismin, ansızın olmadığın takvimlere
gözlerimdeki ayna gösterir mi mutluluğu, sevdası güzel yarime
hayallerim bile düşlükten çıktı bu sabah kuşluk vaktinde
ezanlar okunur her gün, bereketle gelen dua sesleriyle
seni anıyor kalbim, sen olmasan da seviyorum içten içe
özleniyorsun ey! yar, hasretim sevdası güzel yarime
benim sevdam kalbindeki, en yüce tahta varan bir sahip ise
neden uzak hala ellerin, neden hala bir hazan gözlerinde
neden ağlarsın yar! yanar mı? bakışların güneşin ellerinde
vurur mu yollarım? bir mektup sevdasıyla güzel yarime
unutmak istiyorum bazen seni
unutup tekrar tekrar aşık olmak istiyor canım
her defasında yeniden tutup ellerini
sarılıp koklamak istiyor içten içe kalbim
yeniden sevmek istiyorum o güzel gözlerini
bakıp bakıp dalmak istiyorum hayallerine
her gün ilk defa görmüş gibi seni
uzanmak istiyorum o muazzam güzelliğine
aradan bir dakika geçse bile özlüyorum
ben seni saatlerin boş bir anında değil
yanımdayken bile doyasıya özlüyor yüreğim
sen bilip görmüyorsun ama hiç önemli değil
içimdeki sıcaklığa bahane değildir nice kışların
bir yaz çerçevesine işlenir inceden bakışların
çivilenmiş bir resim gibi süzülürken gözlerin
her baktığımda yuvam sensin diyorum sevdiğim
yuvam sensin özlediğim ılık ılık sevdiğim
ardıma baktığımda gönülden güvendiğim
ellerim kollarım içimdeki candan çektiğim
onca hasreti her gün yeniden ektiğim
yıllar hesabı sormaz bana sen olmadığında
tüm aylarında sen varsın mahşer duamda
ömür bile biterken sualsiz dünyamda
erken gelen bir cennetsin bana bu yaşımda
ayrılık çare bulmaz bu aşkın yollarında
çiçekler solmaz sıcaklığımın çayırında
gelen her baharın her yaprağında
yuvam sensin sevdiğim gönül bağlarımda
sonu gelmez bir akşamın ilk saatleri
hava daha yeni kararmış
güneş ise yavaşça batıyor içime
ve geceden sabaha
uzun bir yolculuk başlıyor kalbimde
alışılması zor ama
imkansız olmayan
bir hayat geçiyor hemen içimden
dur desem de durmuyor yaşam
öylece geçip gidiyor gözlerimden
bir filmin şeridi gibi
daha dün başlayan anıları
şimdi ise eş zamanlı yaşıyorum
ama farkında değilim
bilmiyorum
çünkü ayakta uyuyorum
günün yorgunluğu mu yoksa
dünün
perişanlığımı vurmuş
onu hiç bilmiyorum
sadece uyurken
kendimi izliyorum
kendime bakıyorum usulca
aynalarda göremediğim kimliğimi
düşlerimde hatırlıyorum
gecenin karanlığında ise
kendimi keşfediyorum
hatırladıkça seni
içiyorum
duman duman olan başımda
kendimi kaybediyorum
üşüme hissi yok
ellerim de titremiyor
içimde sadece
kocaman bir boşluk
ve ben
oracıkta sallanıyorum
çıradan bir gece gibi
bir gece yaşıyorum içimde
biraz kıvılcım olsa gözlerimde
oracıkta yanacakmışım sanki
sulanmak istemiyorum
çünkü hiç susamıyorum
acıkmıyorum da aslında
ben sadece
kendimi izliyorum
ara sıra
sen de çıkıyorsun sahneye
bir kaç cinayeti
aynı anda işliyorsun
bir kaç dakikada
cehennemi yaşatıyorsun
bir kaç dakika sonra da
kayboluyorsun
öyle hızlısın ki
işini çok iyi biliyorsun
ve sabah olmuş
bir son bahar esintisi içimde
dünler gitmiş
yeni günler gelmiş
gün doğarken
gözlerim hüzünlenmiş
ben varım
ağaçlar var
çiçekler açmış
acıkmışım
biraz da üşüyorum
uyanmışım
ısınıyorum
yoksun
ne mutluyum
yaşıyorum
can çıkıp gitti sanki bu gün bedenden
sol yanımda bir boşluk derinlemesine
içten içe vuruyor ağlatıyor kalbimi
unutmak istiyorum ama zaman kaybı gibi
saatler durup avtuyor saniyeleri
inceden bir sızıyla acıtıyor yüreğimi
aklım almıyor aslında geçen zamanı
her şey öyle çabuk başlayıp bitiyor ki
dün seni derinlemesine çeken ciğerlerim
bu gün ise nefessiz kalmış gibi tertemiz sanki
elini öylesine çabuk tutmuş ki ayrılık
yürekler aşka çeyrek kala bedenleri terk etmiş
kendi içinde yıllara hükmeden kader ise
ne zaman başlayıp
ne zaman biteceğine karar vermiş
aslında başımdan bin bir türlü yol geçiyor
hani çekip gitmek ya da geri getirmek gibi
ama hangi yol nereye gider
ya da nereden yüreğime bir sıcaklık gelir
işte orasını bir tülü
aklıma sığdıramıyor kalbim
eski bir çağın yeni aşıkları gibiydik
şimdi ise yeni bir dönemde
başladığımız yerdeyiz
sessizlik içinde sessizlikle el ele
sen benimle sessiz
ben seninle çaresiz
yollar ardında kimsesiz bir şehirdeyiz
yolları taşlı çizgilerle çizilen
bir ayrılığın kurbanı yüreğimiz
içinde tanecikleri tükenen
bir sevgi çemberindeyiz
halkaları yavaş yavaş ayrılan
nesli tükenmiş bir yerdeyiz
bir haber beklesem de
ne çare
biz zaten yerlerdeyiz
her gün yeniden ektiğim
zehirli bir sarmaşık gibi hislerim
sen bilmezsin ama
tanınmaz bir akşamın
ardındasın sevdiğim
ey! ayrılık kokan yarim
ayna da gözlerim kendini görmez gibi
saklanır içine yüreğimin
ve ben de her gün aynı saat de doğar
ve yine aynı saat de ölürüm sevgilim
aşka çeyrek kala biten hayallerime
her gün yenisini eklenir düşlerimde
ve yine her gün yeni bir acıyla
uyanır kalbim
içimde kıyametler kopar sen gidince
yüreğimin derinliğinde
ciğerim yanar
gafil avlanan en acımasız saatlerimde
dokunamadığım ve
yaşayamadığım ne varsa içimde
yakıyor desem de
yanması bile bir cennet yüreğimde
acıdan tatlıya bir yol geçiyor
her gece yıkılmış köprülerimde
hayat sevip sevip beklemek mi
bilmiyorum
mutluluk görmeden hissedilir mi
hatırlamıyorum
bunca vefa onca cefaya değişilir mi
işte orasını es geçiyorum
çünkü ben
içime kapandığım karanlığın
sessiz saatleriyle yaşıyorum
sen bilmesen de ben aslında
her gün seni özlüyorum
ey! içimde saklı yüreğim
ey! suretine saplanmış gözlerim
her ayrılık benim kaderimse söyle
ey! yolları ayrılık kokan yarim
serin bir akşamın son saatlerinde
geceye gidiyordu sıcak bakışlarım
anladım ki dünden kalan gözlerine
vurulup tutuşuyordum bu gece
yavaş yavaş yanıyordum içten içe
tarifini edemediğim bir hesap gibi
bir sıcaklık kaplanıyordu yüreğime
aşık olup vuruluyordum belki de
çok ağır ve sessiz işliyordu zaman
en küçük saniyesine kadar gözlerim
keyfini çıkarıyordu hayalinin ama
ne olduğunu hala bilmiyordu kalbim
kendime has bir duygu vardı içimde
ya da kokusu tanıdık gelmişti bu gün
yok yok böyle bir şey yaşamamıştım hiç
kim bilir belki de gözden kaçmış
bu gece sadece kalbime yakalanmıştı
arayıp bulamadığım görünmez bir his
tam şu anda yanımda belirsiz yatıyordu
ama görüp dokunamıyordum karanlıktı
sadece hayal edip hissediyordu kalbim
bazen düşünüyorum da içimde kara kara
hayal kurmak çok güzel şey de aslında
ya sonrası uyandığında gidecek olması
anlık yaşanıp yaşanmış gibi uyanması
ya peki gerçekse dün gördüğüm
ya geleceğim ise görüp hissettiklerim
hayal değil de ya gerçekten aşıksam
vurulup tutulmuşsam o güzel gözlerine
off bilmiyorum duymuyorum görmüyorum
iki hayat arasında kalmış gibiyim
biri dün yaşanmış ama hızlıca geçmiş
diğer ise bugün hala yaşanıyor gizlice
ve ben hala ne olduğunu bilmiyorum
tahmin edebiliyorum ama bulamıyorum
sanki iki ayrı hayatı
bir gecede yaşıyorum
ama üzülmüyorum
sen misin onu da bilmiyorum
eğer sadece benimse gözlerin
bir gün
bana geleceğini de
çok iyi biliyorum
ama değilsen
yeni kalktım zaten
gidiyorum
bakıyorum da ellerin başka yerlerde tutuşuyor
bambaşka yüreklere ısınıp, sıcaklığında titriyor
hiç kalbin acımıyor, yanmıyor, gözlerin de ağlamıyor
yalnızlığın verdiği o titreklik de artık üşütmüyor
ben bu sevdayı damardan alıp kalbime vermiştim
onca kışları üşüyerek onca yılları geçirmiştim
ellerimde ki bir tutam umut ile günlerce beklemiştim
ne gelen, ne de geçen oldu yollarımdan sen neredeydin?
kaç kere sevdin böyle sıradan geçerek hayatı
kim bilir kaç bahara da düşürdün sararmış yaprakları
kaçıncı mevsimin kaçıncı aylarıydı bendeki ağırlığın
içinde bekleyen kaç yol daha vardı böyle kim bilir
kim bilir belki kaç hayat seni bu hale getirdi
belki de içinde kocaman bir şeytanla yaşıyordun
ama özür dilerim sevdiğim merakımdan değil bular
ben sadece kendimi, içimdeki karanlıkla avutuyorum
nice kuyular kapandı bu şehrin en kurak topraklarında
nice dallar büküldü susuz kalıp öldü ağaçlarında
nice günler geçti bu kentin güneşsiz sabahlarında
yakma desem de çare görmez, ben zaten yanmışım sevdiğim
haklıyım ama haklı olmaktan nefret ediyorum
ağlıyorum ama yaşamayı da çok seviyorum
biliyorum gelmeyeceksin, gelmeni de beklemiyorum
önce senden ve sonra sevginden vazgeçiyorum
ey! aklını duvara vurup vicdanı gönlüme çizen sevgili
bir parça yüreği, ne diye, binlerce parçaya bölersin
gözlerdeki onca rengi kana bulayan ey! kalbimin katili
neden kıyar, neden sırtıma yüklenir o cani ellerin!
ve bu gün ben tam sol yanıma bir kibrit çakıyorum
ve kocaman bir ateş yakıyorum içimde derinlemesine
ve seni doğduğun ilk şehre canlı canlı atıyorum
çığlık atıyorsun biliyorum, ama ben duymuyorum…
bir avuç toprak bulsam aşkınla sulardım diplerini
bir tutam serinlik gelse, sevginle ısıtırdım kalbimi
yağmur olsan, gökyüzüne yazardım içimdeki ismini
sen gökten ne diye düşersin ellere bir yıldırım gibi
seven aşikar olur bağlanırmış içten içe kalbinde
hayatı, yaşamı, umutlarıyla süzermiş hassas yüreğinde
onca ihanete, sıradan dağlar bile dayanmazmış sevdiğinde
ne diye vurursun vicdana, tek vuruşta masumun gözleriyle
insana sebep, içindeki iyi niyetle yaşamak değil mi?
güzeli sevip terk etmekle kadere olan borç ödenir mi?
aşk? elden ele dolaşan? her kucakta bir sevgili mi?
uyandığında aynada gördüğün neydi? ey ruhumun katili!
bakıp ağlamak istediğim o güzel gözlerinde
nice baharlar geçti sevdiğim
usulca sokulup dokunmak isterken ellerine
uzunca yıllar bitti özlediğim
sadece seni görüp sevmek için yaşıyorum
ellerimde olmasa bile gençliğim
kusursuzca işleyen saatlere yanıyorum
olmadığın bir anı bile düşünse kalbim
sensiz geçen günlere ağlıyorum
sıradan bir hayatın
en değerli saniyeleri gibi bendeki sevgin
dakika dakika yaşanan günleri
sanki bir dün gibi hatırlıyorum
hiç hesaplanmamış
bir çizgiyle geçiyorsun içimden
öyle odaklanmış ki sevgin
kendinden geçen yüreğime
bir liman gibi yanaşıyor ellerin
aldanmadan uzaklığa
usulca bağlanıyor kalbin
hayata bağlayan bir acı misali
tattıkça ayaklanıyor yüreğim
göğsümde hissettiğim sıcaklığını
hatırladıkça içiyor kalbim
acılara uzanıyorum
kavuşmak için seninle
görmeden yürüdüğüm
yollar gibisin gözlerimde
her gece yattığım
düşlerdesin benimle
dokunup tutamadığım
bir ateş gibisin ellerimde
ve her sabah uyandığım
en tatlı rüyasın gecelerimde
sen sevdiğim
evet sen gözünü sevdiğim
uğruna yılları yollarına verdiğim
dokunup değmeden yüreğimde hissettiğim
hasret bilmeden günlerce beklediğim
en deli sevdamsın sen benim
onca uzun yollara takılır bakışlarım
uzaklar çare olmaz geçmez yaşadıklarım
susar yüreğim ağlar sessizce ağıtlarım
yıkar beni derinden gitme gel bekle canım
hasret gelirse eğer üşür kalır yüreğim
rüzgar olup gidersen tutmaz olur yollarım
ardına bakmadan uçarsa umutlarım
yıkar beni derinden gitme gel bekle canım
sözler kafi gelmezse dönmez unuttuklarım
hatırlamazssan beni çekilmez yağmurlarım
unutup gidersen sen yetmezse duyduklarım
yıkar beni derinden gitme gel bekle canım
kalbim aşikar sana aşkım sensin hayatım
gün olur yüreğinde ay olur karanlığım
dünler gelsin aklına ben sensiz ne yaparım
yıkar beni derinden gitme gel bekle canım
her yola çıktığımda seninle yürümek için
adını yollara yazdım bugün
biliyorum sen gittin ve hiç gelmeyeceksin
ama olsun sevdiğim
ben sen giderken yürüdüğün yolları sevdim
hani hiç dönecekmişsin gibi değil
uzaktan bile seviyormuşsun gibi
attığın adımları sevdim ben senin
pişman değilim olmadığın aylara
küskün de değilim sensiz geçen yıllara
seni alıp götüren yollara
kırgın da değil kalbim
ben sadece seviyor ve nereden geçtiysem seninle
ve hemen oracıkta hayalinle
seni sensiz yaşıyorum kendi içimde
gel desem imkansız bir güç var ellerimde
bağlayıp dillerimi köreltiyor gözlerimi
umut etsem seni
umutsuzca vurup geçmiştin zaten
kalan bir avuç heves ise üşütüyor içimde
usulca susturuyor yüreğimi içten içe
dokunup dokunmamak mesele değil
hiç bir zaman dönmeyeceğini bilmek de önemli
değil
sevip sevmediğini bilip öğrenmek de
mümkün değil
asıl önemli olan
bir değer biçilmeden değer katmaksa eğer
yeri bilinmeyen bir yerdeki
en değerli hazinemsin içimdeki
karşılık istemeden sevip
bir mektup beklemeden istemekse sevgi
sevdim gitti
Sevdim göremediğim ellerini
sevdim konuşamadığım yüreğini
bakışlarının en gizemli halini
gittiğin yollara yazıp
öyle sevdiğim seni
sen sadece bir rüzgardın
geldin estin ve gittin
ve ben hala ayakta
ve hala yaşamaktayım
dağlarımda serinlik
yollarım ise taşlaşmış bu gün
bin bir türlü engellere
ortak olmuş gidiyorum
sıradan geçiyorum hayatı
hep aynı çizgide yaşıyor
ve biraz sana doğru gelsem
estiğin günü hatırlıyorum
şimdilerde kışlar üşütmüyor
sade bir baharla avutuyor kendini
yazlar da hiç ısıtmıyor
biraz çiçek açsa ağaçlarda
kalbimde bir serinlik
gittiğin günü yaşatıyor
vurup da geçen
yıllara kızıyorum
sırılsıklam yağan
acılara kuşanıyorum
ellerimdeki çiçeklere
son baharı yazıyorum
sen bilmiyorsun ama
aslında ben her gün
yeni bir
savaşa hazırlanıyorum
vedalar soğuk olur sevgili
buz gibi şafaklarda vurur kalbini
akşamı beklerken yollar
ansızın
sabah olduğunda bulur seni
her veda
yeni bir merhabadır kalbimde
her gidiş de
bir geliştir yüreğimde
gelin ata binmiş yolda el değiştirmiş
mutluluk acıya kenetlenip
hayatı boş vermiş
eldeki yar gidip kendinden geçmiş
giden gitmiş kalan tükenmiş
kime ne
sabah oldu hayat benim
yeni bir hayat seninle
kalbin ise kaderinle
aşk ise
yüreğimin ellerinde
gittiysen de
Bana ne.
sessiz sessiz giderim ben sen üzülme sevdiğim
sen üzülme giderken ardına bakan gözlerim
sen üzülme uğruna yolları kurban ettiğim yüreğim
tutamadığın ellerim yıkılmış düşlerim
üzülme aklına bin bir çeşit yağmurları serdiğim
ben gidersem sessiz geceler ağlar gökyüzünde
ben gidersem üzülür karanlık kalbime girdiğinde
içim de senden geçen binlerce hüzünle
giderim sen bilmeden ağlayarak engin denizlere
telafisi olmaz severek ayrılan bir yüreğin
telafisi olmaz ellerinde en geçerli nedenlerin
dönülmesi zor bir akşamda en imkansız kalbim
toprak toprak işleniyor bedenime sen nerdesin
dedim ya sevdiğim ben giderim sen söylemesen de
sessiz sessiz giderim ben yeter ki sen üzülme
yüreğimdeki yollara gözlerimdeki yağmura
aldırmadan sessizce sen bilmesen de gider kalbim
sen üzülme eldeki yarim ben zaten yanıyorum
kırılmasın kalbin habersizce sesleniyorum
bu dünya yalan sen dur ben yollarda bekleniyorum
sen gidip yorulma ben yola çıktım gidiyorum
üşüyorum sevdiğim ama kışlar soğuk biliyorum
ısınsam sana yavaş yavaş yakacaksın yapamıyorum
en iyisi mi biraz ondan biraz bundan düşünüyorum
ve sessiz sessiz giderek kalbini terk ediyorum
hesapsız bir çile yüreğimde
sen bilmesen de sebebi var elbet
geçici bir körlükse gözlerimde
onun da bir nedeni vardır sabret
varlığın bir cennet hemen sol yanında
öyle yakın ve öyle gizlenmiş ki yapraklarına
yokluğun ise cehennemin tam ortasında
alev alev bir güneşin en yakınlarında
ağrıyan acıtan ağlatan her ne varsa
hepsi bu gece toplanmış yüreğime
aklıma sığdıramadığım korkularıma
her saat bir yenisi ekleniyor nedense
sabah olmasını istemez gibi kalbim
acıyıp acıtmasından korkup susuyorum
gecenin karanlığına bırakıp yüreğimi
umutlarımdan kaçıyorum
sadece çay ve sigarayla yaşıyorum
freni olmayan bir hayatın
son saatlerine işleniyorum
sen bilmiyorsun ama
ben aslında sen bilmeden
kendimden geçiyorum
şuursuz bir hasta yatağı gibi kalbim
ilk günlerinde düzenli ve isabetli
ilerledikçe zaman aklını dünlere değişen
bir aşk masalı misali dilden dile söylenen
bir hikaye sanki gözlerimdeki
tek çaresi susmaktan geçen ve
hiç konuşmadan anlatılan bir filmin
en can alıcı sahnesi gibi yüreğim
hesap soramadığım yıllara bile saat saat
hesap veriyorum sanki kanter içinde
ellerimde bir terlemeyle uyanıyorum her gün
karıncalanmış avuçlarımda tuttuğum resmine
bir kibrit çakıyorum her sabah uyandığımda
bakmaya doyamadığım suretini ise
düşlerimden kovarak
iptal ediyorum geceleri
vazgeçmek sadece sevdiğinden gitmek değildir
onunla veya onsuz ne varsa yaşadığın bu hayatta
hepsini bir gecede sildirmektir yıllara
ve sonra yeni bir sabaha uyanıp
dünden bu güne
geceden sabaha
günlerin ve haftaların en güzel aylarıyla
acıyla yıkanmak gibidir geçen yıllarda
onca yaşanmışın tam ortasındaki bir ömrü
geçici bir şekilde iptal etmek gibidir
susarak ve sadece vazgeçerek
ağlatan kanatan ne varsa yüreğini
görmezden gelip dönmek yerine
önce gecelerden sonra kaderinden
kendinden geçerek
geçip gitmek gibidir vazgeçmek
ve ben şimdi önce kendimden
sonra senden geçiyorum
sen bilmiyorsun ama
ben umutlarımı da alıp
vazgeçiyorum
Aklım parça parça senden akşama
Sabah olmaz sensiz gün doğmayınca
Dillerim konuşmaz gece olunca
Ben sensiz neylerim sen olmayınca
Çayırda çiçekler açmaz bahara
Savursa da rüzgar esmez yazlara
İçimde serinlik gitmez yıllara
Ben sensiz neylerim sen olmayınca
Korkuyorum yalnız yoksan yanımda
Hasret yakıyorsa sensiz anımda
Uzaklar düşmansa özlem başıma
Ben sensiz neylerim sen olmayınca
Yaprak yaprak düşer ilk baharımda
Sıcak sıcak yakar kış sardığında
Buz gibi üşütür yaz aylarında
Ben sensiz neylerim sen olmayınca
Mevsimler kalbimi acıtıyorsa
Onca geçen günler yıllanıyorsa
Seller yüreğimi söndürmüyorsa
Ben sensiz neylerim sen olmayınca
Başım duman duman düşünüyorsa
Kalbimde sensizlik görünüyorsa
Ellerim ansızın üşütüyorsa
Ben seni bu gece sevmedim kalbim
Her sabah içimde güldürüyorsan
Güneş batığında parıldıyorsan
Geceden sabaha özleniyorsan
Ben seni bu gece sevmedim kalbim
Denizler meltemsiz yaşanmıyorsa
Dağlar yokluğuna kırılıyorsa
Yağmur yeryüzünü ıslatmıyorsa
Ben seni bu gece sevmedim kalbim
Takvimlerde yıllar üzülüyorsa
Mevsimlerde aylar değişiyorsa
Geçmeyen günlerde aranıyorsa
Ben seni bu gece sevmedim kalbim
Yollar gözlerimle yaşlanıyorsa
Hasret ellerimi terletiyorsa
Her gün başıma dert işleniyorsa
Ben seni bu gece sevmedim kalbim
.
belki çok şey belki de hiç bir şeysin
belki de yoktan var olup yok yere gidenlerdensin
bir fidan dikip büyümeden de sökebilirsin
ya da ellerin terlerken çıplak da gezebilirsin
anlamak için kaybedebilirsin
acıyı da çok sevip dokunmadan hissedebilirsin
bile bile hem kendini
Hem de sevdiğini yakabilirsin
ama vicdan yoksa içinde
ne düzelir nede düzlüğe çıkabilirsin
ellerin tutabilir ama ellerinden de kayabilir
görmeden bir çukura da saplanabilirsin
bir sıcaklık da bekleyebilirsin gökyüzü için
ama dün ne yaptıysan o gelecektir karşına
bunu da çok iyi bilmelisin
mevsimlere de ayak uydurabilirsin
ama hazırlıksız da yakalanabilirsin
ya da biraz nankör olup hep olmayanı istersin
fakat şunu da unutma dünyanın sana değil
senin dünyaya ihtiyacın var aslında
umduğun gibi değil
olduğun gibi yaşamasını öğrenmelisin
hep geç kalmış da olabilirsin hayata
ya da her gün erken de kalkabilirsin
ama saniyeleri es geçip saatlere kanma
kanma ki
zamanı iyi kullanabilesin
ve her şeye rağmen
vazgeçmesini de bilmelisin
yoksa
vazgeçemediğin her bir gün için
onca yıllar ödersin
kaybetmek gerekir bazen anlamak için hayatı
yoklamak gerekir kaybettiğinde elindeki yaşamı
unutmak gerekir her bittiğinde
gözlerindeki al bakışlarını
aşkın gidişi yaşamın bitişi gibi oldu artık
her bittiğinde ölüp dünyadan vazgeçenler
şimdilerde aynaya bakıp kendine gülüyorlar
ama her defasında uslanmaz kadere
yenik düşüyorlar
biraz başımı yukarıya çevirdiğimde
yağmurca hüzünler damlıyor gökyüzünden yeryüzüne
gözyaşlarım ise yanaklarını ısıtıyor usulca
ne güzel değil mi ikisi de kardeş sanki
ikisi de dolup dolup yağıyor bir ikiz gibi
cumanın bereketi nasıl perşembeden geliyorsa
ayrılığın da habercisi içimizdeki yıllar mıydı
kalbimizdeki an an tetiklenen duygularımızı
bir uçuruma itekleyen içimizdeki şeytan mıydı
bir mahkumun her gün dört duvara yaslanması
her bir duvara bir isim verip arkadaş olması
ve her gün birisi ile konuşup sohbet etmesi
ne tuhaf değil mi
ne tuhaf ki bir dünya içinde bir başına gibi
yalnızlık işte böyle bir şeymiş demek
pencereden bile baksan onca kalabalığa
yollarına girmeden
görmeden
duymadan seslerini
merak edip sorup sorgulamadan kaderini
yaşanması belki de içimizdeki yalnızlık
kaybetmek
her an kaybettiğimiz bir şey aslında
hiç bir şeyin ebedi kalmadığı bu dünyada
bazen ödediğimiz bir bedel
bazen de kaderin bir parçası
ya da hayata ilişik yaşadığımız
bir yaşam tarzı
önce kazanıp sonra kaybettiğimiz bir zamansa
biz her gün kaybediyoruz aslında
duydum ki ben gidince
uğramaz oldu demişsin
ellerimi tutmaz
yollarımdan geçmez oldu demiş dillerin
merak edip özlemiş gözlerin
hasret kalıp
isyan etmiş yüreğin
o git dediğin günü bile küsüp
takvimlerden silmiş ellerin
an an yanındayken
şimdi
bir selama muhtacım demişsin
özledim gelsin pişmanım diye
mektuplar yazmışsın peşi sıra
ama hiç biri ulaşmadı sanma
hepsi şu sıra tam karşımda
ateşle oynuyor sevgilim
oysa çok sevdim
o git dediğin an da bile
defalarca ardıma bakıp
defalarca gitme
demeni bekledi gözlerim
ama anladım ki
bazen gitmek sevmekmiş
istemesen bile
sevdiğini ardında bırakıp
dokunup görmeden
uzaktan sevebilmekmiş
yoksun ama
git dediğinde yalnız gittim sanma
giderken
kalbini sürmüştüm yollara
aslında
sende bir parça bırakan kalbim
bir parçanı da giderken
alıp götürmüştü uzaklara
unuttu demişsin
git dediğinde gururun
ardına gizlemiş hislerin
gitti ve
yeni bir hayata başladı demiş düşlerin
söylentiler geldiğinde kulaklarına
yeni hayaller kurmuş gecelerin
gökyüzünden kesip umutları
pişmanlığa eklemiş sessizliğin
nice yağmurlar yağmış gözlerinden
kimin umurunda ki
kusura bakma sevgilim
unuttu demişsin ama
şu sıralar
seni sevmek ile meşgul kalbim
sana ben sev diyemiyorum
çünkü sevdiğini çok iyi biliyorum
ama aşık da olamıyorum
çünkü seni önce sevmek istiyorum
tanımak istiyorum
dolu dolu yaşamak için ellerini
avuçlarımda hissedip
kapatmak istiyorum gözlerimi
bazen de bir yıldız olmak geçiyor kalbimden
uzaktan parlayıp
dokunup kıyamadığım suretini
izlemek istiyorum içimden
sözlerim geliyor aklıma
seni düşünüp seni izliyorum her dakika
sığdıramadığım hayallerime üşüyorum
her gece yattığımda
seninle uyurken gözlerim
sessizce seni düşlüyor kalbim
aşık değilim
ama sensiz de geçmiyor günlerim
belki korkuyorum
belki de korkmadan
sevmek istiyorum
ya da seviyorum ama
aşık olamıyorum
tuhaf bir serzeniş var içimde
bir sitem bir hüzün kendi kendime
bazen de bir öfke geliyor deriden sesime
aşk ile sevgi arasında çekilen
ince bir çizgide
öylece gidip geliyorum gizlice
uzaktan izlenip
içimden geçiyorsun sessizce
belki de
farkında olmadan çekiliyor gözlerim
çekiliyor ellerim ellerinden
korkuyorum belki de
aşkı bulup sonra kaybetmekten
işte bu yüzden sadece susuyor
ve sana gel
beni sev de diyemiyor kalbim
çünkü sevdiğini de çok iyi biliyor içim
ama diyorum ya
aşık olmaktan çok
seni sevmek geçiyor içimden
ya da sevmekten önce
tanımak geçiyor yüreğimden
tanıyıp avuçlarımda hissedip
sadece
senin olmak istiyor ellerim
ama yine de korkuyor gözlerim
ama senden değil
aşkı bulup da
seni kaybetmekten kaçıyor kalbim
duygularım dibe vurup durulmuş bu saatlerde
aşk ise kıyamet gününde bu gece
yükselen dağlar ise alçalıyor azar azar gözlerimde
nehirler ise durgun ve bulanık görünüyor sığılanmış sularında
biraz denize uzandığımda ise
kıyıya vuran yunusları görüyorum usulca
hayat durmuş ve denizler yükseliyor yeryüzüne
şehir boyuna varıp istila ediyor caddeleri
kapanan yollar ardındaki can simitleri ise
cansız sokaklara sürükleniyor sessizce
yaşam ve ölüm arasına kurulan bir kent gibi
harabeye dönen yüreğimde inşa ediliyor acılar
geçmişin kalıntıları savrulurken caddelere
omuzlarımda ise minareler yükseliyor metrelerce
ve ben de ellerimi açıp
dua ediyorum gökyüzündeki meleklere
yaşanması ve katlanması zor ama
ölmesi daha imkansız bir hayat yaşıyorum bu dünyada
aslında ölmesi kolay olsa da
tek korkum ölmek değil de
yarınlara bırakacağım mirasımın
yavaş yavaş yok olmasıydı bu yaşamda
sanki aşk alacaklıymış gibi her gün
onca bedel ödetiyordu bana saat saat
hani kılıç gibi keskin olup da
kesip atsa bir kenara diyorum bir çırpıda
ve ben de sil baştan bir denize
yeni olta atsam yeni bir hayat için
ama nerde taksit taksit saniyesine kadar
çekip alıyordu beni içine eritiyordu dirhem dirhem
uzanıp sol yanımı yokluyorum bazen
yokladıkça şüphelenmeye başlıyorum kendimden
sanki aklını kaybetmiş bir deli gibi
kalpsiz olduğumu düşünüyorum an an düşünürken
hani bir savaş düşün tam kaybederken
bir anda kazandığın geliyor aklına
ve bir anda yok yere seviniyor kalbin
ama ben her defasında onca savaşın ortasında
hep kazanırken hep kaybettim bu yaşamda
en kötü duygu da bu olmalı gerçi
öyle veya böyle hepsini yaşadım bu hayatta
çünkü bazen insanlar üzerini silmek yerine
üstünü çiziyor hayatın bir kalemde
ya da silip hiç bir iz bırakmadan
yok ediyor seni senelerce
ama yıllar da öyle ağır geçiyor ki bu yaşımda
ağırlığınca eziliyorum altında yavaş yavaş
biraz üzerine gülsem de hayatın
görülmüyor ki uzaktan
şimdi koskoca bir denizde kurak bir çöl kalbim
yaşadığım yer ise adını hatırlamadığım bir kent
işim ise en güzel günlerin bedelli askerliği
aklım ise kayıp, yatacak yer arıyor kendine
kalbim ise alıp başını çoktan gitmiş uzak şehirlere
şimdilerde ise derinden derinden hasret çekiyor içine
ben ise parça paraça yükleniyorum yaşamdan ölüme
aşkın nedeni olmaz benim yüreğimde
çünkü bende her şey ansızın başlar
ve ansızın belirir gözlerimde
hesapsız kitapsız yaşarım her dakika
ve plan yapmadan yatarım gecelerime
ve yine her gece ne gelirse düşlerime
onunla yetinir kalbim
işte bu yüzden ben aşkı
bir yaprağa düşen
iki su damlasında buldum
birinde sen düşerken salına salına
ben de sana tutunuyordum
seni bulduğumda
camdan bir kale gibiydi yüreğim
can kırıkları ile yaşıyordum
her bir parçasında
ayrı ayrı acılar hissediyordu kalbim
ve mutluluğu da bir türlü
birleştiremiyordum
ama şimdi sen varsın
ve şimdi küçücük bir şey bile
mutlu ediyor yüreğimi
en basitinden bir tebessüm bile etsen yüzüme
dünyalar benim oluyor yeryüzünde
ama gerçekten çok şey verdim kendimden
önce yıllarım gitti seni sevdiğim için
sonra da onca değerler birikip
dolup taştı yüreğimden
hep bu yüzden onca hesabı sorup sana
gözlerine serdim her dakika
oysa hiç bir şey dokunmasaydı kalbime
emin ol sevdiğim
hatır bile sormazdım suretine
tüm hırçınlığım sanaydı sevdiğim
en sabrettiğim anlarda bile
tek bir savaşım vardı içimde
onu da sana açardım her bahanemde
işte bu yüzden
koskoca mevsimlerin sadece birinde
sadece iki damlasından bir tanesinde
can kırıklarından bir kalp yaptım kendime
sadece seni sevip seni görsün diye de
gözlerime senden bir mil çektim üzerine
ve şimdi sadece seni görüyor
seni hissediyorum içimde
hissederken bile
bu aşkın nedeni nedir diye de
sormadım zaten hiç kendime
ihanet ise hiç aklıma gelmemişti bile
çünkü seni severken
ağırlığınca aşkın kadar
bir bedel yaşıyordum içimde
sahte bakışlarında kayboluyorum
avuçlarında yok oluyorum söylediğin yalanlar ile
kalp atışlarım bile seyrek seyrek atıyor artık
gözlerim ise bir başka bakıyor bu gün
mevsimler bile normale dönüyor yavaş yavaş
her daim sen yağarken gökyüzünden
şimdilerde ise gözyaşlarım ağlıyor yeryüzüne
ve bir sadelik
ve kocaman bir boşluk kalbimde
içten içe yağan azgın acıların
denizi dalgalanıyor şimdi yüreğimde
rüzgar ise artık esmiyor estirmiyor benliğini
ardından yüce bir durgunluk gelip vuruyor yüzüme
ve hafiften bir masumiyet kaplanıyor kimliğimde
susup susup ağlıyorum kendi kendime
nefret edip duruyorum içimdeki şerefine
üzüldüm mü diye merak ediyorsan eğer boş ver
bunlar yaşadığım her zamanki şeyler
alıştım
alıştım hatta her zamankinden
daha fazla alıştım sana
daha da çok alışıyorum bende ki
o muazzam yokluğuna
ve daha da fazlası da
saklanmış
o sahte bakışlarında
senin yerine bazen de
ihaneti yazdım yıllarca
sırf inandığı için gözlerine
kendimden bile nefret ettim günlerce
söylenecek bir söz de
kalmamıştı yüreğimde
senin bilip de anlatmadıklarını
bakışlarında izledim yıllarca
Biliyor musun
ben şimdi gidiyorum
o yalan gözlerinden
yalan sözlerine kadar
uzaklara gidiyorum
çok ama çok uzaklara
çekip de gidiyorum yar
gidiyorum
o sahte bakışlarından kaçıyor kalbim
o yalan gözlerine baka baka
bu şehri terk ediyorum
sen bilmiyorsun ama
ben azraili bile ikidir
hemen şuracıkta sol yanımda
mars ediyorum
yudum yudum istanbul kokuyor rüzgar
her yerde sen ve senden mavi denizler
ve buram buram toprak sürülüyor içimde
hasretten çiçekler ekilmiş birer birer yüreğime
ve yine her sabah sensiz doğan güneşlere
bir yenisi ekleniyor bu kentte
bir istanbul kadar büyük sevgim
ve bir istanbul gibi de kalabalık kalbim
bu günlerde sıkça senden bahsediyor
ve sadece senden resimler çiziliyor içimde
sen kokuyorsun sadece bu sensiz şehirde
ellerimdeki kokun bile hala caddelerde
sokaklarında ise senden sessizlikler var
biraz akşam olup gözlerim karardığında ise
ben yine senden geçiyorum bu gece
duman duman başıma dumandan gölgeler vurmuş
attığım her adıma senden bir an sürülmüş sanki
her ne kadar ardıma baksam da seninle
yinede sen varsın ama yine sensiz yaşıyorum
sensiz bir şehrin karanlık sessizliğinde
ben yine senden içiyorum bu gece
bir senden geçiyorum bir de kendimden
içimden geçiyor düşlerim seni düşünmekten
yattığım ve kalktığım bu şehirden
sen olmadan
yollar bile geçmiyor içinden
ağaçlar yaprak yaprak bu son baharda
dökülen sensizliğe vuran rüzgar
bir istanbul gibi esiyor dudaklarımda
ve sensizliğin bu fırtınasında
yine geçiyor içim
yine içinden geçiyor bu şehrin
ve yine yollarında sen
yine caddelerinde hasretler
yani biraz sen
biraz da istanbul geçiyor içimden
bana her defasında memleketimi soruyorlar
ben de her defasında kalbini gösteriyorum
biraz şehir ve caddelerine indiklerinde ise
yüreğimin derinliklerinden sesleniyorum
evet sen dedim uzaktan sevdiğim
dokunmadan ellerimde hissettiğim
görmeden gözlerini tarif ettiğim
uzaktan sevdiğim
biraz şarkı söyle deseler dudaklarıma
hemen oracıkta sözlerin geliyor aklıma
duyan duymayan kalmasın diye de
haykırmak istiyorum dünyaya
biliyorum zor
zor olduğu kadar da soğuk ellerim
soğuk olduğu kadar da
seninle ısınıyor yüreğim
hele o uzaktan hissettiklerim var ya
her yiğidin harcı da değildir sevdiğim
bunu bil bunu gör yüreğim
uzaktan da sever benim kalbim
yanımda olduğunu bilmek için de
yollara dökülmüyor artık gözlerim
hemen buracıkta görmeden seni
uzak bile olsan ellerime
dokunmadan seviyor kalbim
ne dağları bahane ediyorum sevgime
ne de denizlerde bir isyan var bu günlerde
hepsi sanki küçülmüş te
küçücük bir manzara olmuş gözlerimde
sen
evet sen sevdiğim
sen adına aşk dediğim kalbimdeki güneşim
yüreğime tay düşen engin denizim
sen bana uzak da baksan her gün
uzaktan bile sever kalbim
çünkü sen uzaklaşınca benden
içim de peşinden geçiyor sen bilmeden
her gün biraz daha yaklaşıp sevgine
biraz daha ekleniyor üzerine
kırılmıştın biliyorum
kırılıp üzülmüştün de bu gece
hiç beklemediğin bir yönden gelen bir rüzgar
ve yine hiç beklemediğin
bir tarafından esmişti
oysa hiç ama hiç de
aklına da gelmemişti sol yanında yaşanan
onca fırtınada duran saatlerin
dakika dakika yüreğine vurması
çünkü sadece tek bir isteğin vardı benden
o da kalbinden bir parça da olsa
gönlüme damlatmandı o tertemiz yüreğinden
sımsıcaktın aslında o yeşil gözlerinde
içten içe savuruyordun
pırıl pırıl gözyaşlarını gökyüzüne
ama bir anda kırılan kalbinle
yıkılmıştın bir kere bu gece
evet kırdım
kırdım ama bir sebebi vardı elbet
Belki de bu kadar üzülüp süzüleceğin de
hiç de aklıma gelmemişti o gece
ama inan sevdiğim bir sözüne
bir dünyayı feda edecektim kalbimde
dedim ya bir sözüne bir yıl
hayır bir yıl değil bir ömür müydü acaba
senden beklediğim bu sıcaklığın bedeli
dokunmak istediğim ellerinde
belki de tek istediğimdi yüreğin
belki de tek görmek istediğimdi
o yeşil gözlerin
sadece sen demen beni göstermen
yeterdi sevdiğim
hatta artardı bile kalıcı sıcaklığında
kalcı bir sevda olurken kalbimde
hiç söndüremediğim yeşilden bir ateş yanardı içimde
aslında yeşilden maviye bir yolculuktu istediğim
denizden bir derinlikti belki de içten içen gelen
ve bir vurgun sonrası
tertemiz yüreğindi deniz gözlerimden düşen
özür bile dilesem yüreğinden
özrüm sevgimden daha ağır gelecek kalbine
susup beklesem günlerce
yıllar ağır geçecekti ömrümde
en iyisi mi
sus yüreğim
sus kalbim
sus ne çare içimdeki sevdiğim
içime işlediğim
sözünden beklediğim
yollarından istediğim
yeşilden maviye
bir yolculuktu sevdiğim
bu günlerde her şey güzelden görünüyor gözlerime
ve güzel sözler ile sesleniyorum sevdiklerime
ve yine en güzel çiçekleri topluyorum bahçemde
en kötü şey bile en güzel parçam olmuş şimdilerde
sen benim hiç güvenemediğim bu dünyadaki
en çok güvendiğim candan yapılma bir cansın içimde
candan arkadaşımsın yüreğimde ki vazgeçemediğim
ender bulunan bir çiçek gibisin gönül bahçemdeki
hayat güzel, yaşam güzel, dünya ise bir başka bende
her şey güzelden bir an ile başlıyor bu günlerde
kanayıp kanmadan yaşlanıyorum bu sene içimde
dostlarım güzel, arkadaşlarım güzel, sen güzel
Başka bir şey de aranmıyor zaten yüreğimde
sen benim sevdiğim ve asla vazgeçmek istemediğim
sen bilmesen de içten içe güvendiğim
tek arkadaşımsın kalbimde
içinde sen varsın ve hemen yanında sevdiklerim
ha unutmadan seninde sevdiklerin var için de
biraz da onlar için yaşıyorum sen bilmeden
ve sen görmeden de mutluluğu süslüyorum her dakika
dostluğu yaşıyorum damla damla güneşin battığı anlarda
arkadaşlığı hissediyorum bana yakın en güzel sabahlarda
ellerimi hissediyorum titremden içtiğim sularda
seninle olan her şey güzelden geliyor yollarıma
yürekten sevmek illaki aşk değildir bu dünyada
içten içe hissetmek ve güvenmektir yanında olmasa bile
sevgini belli edip
ve yine onunla zaman geçirmektir en kötü anında
en değerli bir hazineyi hediye etmek gibidir dostuna
biliyorum ki
dostun kalbine yazılmaz haince düşünceler
biliyorum ki sen de onlardan biri de değilsin asla
sen benim belki de güvendiğim ve güvenmek istediğim
ve her yiğidin harcı olmayan bir yüreğin içindeki
arkadaşça sevdiğim en güzel varlıksın kalbimdeki
canım bile kollarına
bırakmak istiyor kendini
ölmek istiyor sen giderken
ardından ağlayarak
varmak istiyor son yolcuğuna
son durakta beklerken
içinde sana bakan
o güzel gönül gözlerinden
ölmek geliyordu belki de ellerinde
gülümserken dillerine
ölmek geçiyordu içimden seninle
gülmek istiyor kalbim bu gece
sana teslim ederken kendini
eceline gülümsüyor kalbim
gülümsüyor gelip geçen yıllarına
dinmeyen acılarına
imkansız bir güneş doğuyor yanıyor
içten içe yarınlarıma
bana bir gün birisi gelip de
yaşam dese kalbime
oracıkta hemen bırakırdım ellerine
mutluluk desem yüreğime
onu da alıp hapsetmiştim zaten gözlerine
cansız bir beden artık bu şehir
yokluğunun ertesinde
düşünüp düşlemek istediklerim bile
savrulmuştu bu kente
tozdan bir fırtınaya dönen hislerime
bir çöl kurulmuştu sanki yüreğinde
gitti gidiyor derken canım
ellerinde ölmek istiyorum bu gece
yaşanmışlarla dolu ama
bir daha asla yaşanmayacak bir yerde
gizlenmiş gizlediklerim
bunu sadece yokluğumda anlayabileceğin
bir anda anlayacak kalbin
ve şimdi canım ölmek istiyor
kollarına sığınarak
haykırmak istiyor dünyaya
tüm imkansızlığını anlatarak
uzaklarda değil
hemen yanı başında
olmak istiyor kalbim
vereceksem bile canımdan bir can
sensiz yollara değil
hemen ellerinde
hemen oracıkta
sadece seninle
ölmek istiyor bu can
onca yaşanmışa bir bedelse ölüm
şimdi ellerindeyim
onca günlere yıllar vurmuşsa eğer
şu an ömrümün son demindeyim
içinde kızgınca yanan
ateşlere düşer yüreğim
ama öleceksem yollarda değil
yanında olmak ister kalbim
.
seni düşlemek bir nefes gibi içimde
seni düşünmek her dakika
geçip giden yıllar gibi kalbimde
bu gun sensizlikte seninle yaşlanan
bir hayat gibi seni düşünmek
uyurken seninle
sana düşlenmek gibi hayallerimde
küsmek gibi kendime
olmadığında kırılmak sanki bu şehre
seni sevmek koskoca bir istanbulu
fetih etmek gibi gönlümde
seni istemek her caddesinde
el ele dolanıp yaşamak seninle
her semtine bir isim vermek gibi
seni beklemek sanki yollarında
özlemek hasret kalmak suretine
her karesine sığdırmak seni hayatın
düşlerken bile
her saat seni yaşayıp
yaşatmak gönlümde
bazen de
yükseklerde bir ankarasın içimde
kayaların ardında
buz gibi bir ayazın tam ortasında
ısındığımsın hayallerimde
sen benim
seni sevmekten öte sevdiğimsin kalbimde
düşlediğimsin
özlediğimsin
yaşanması zor olan bu şehirde
tek seçeneğimsin yaşamak için
ardına saklandığımsın tüm korkularımda
ellerimde titrediğim
en hassas yanımsın hislerimde gizlenen
dokunamadığım
ama dokunmak istediğim en sıcak
düşlerimdesin uykularımdaki
sen benim her istediğimde değil
yaşadığım ve nefes aldığım her anda
bir nefes gibi üzerine titrediğim
bir hayatsın bu yaşamda
her yerde sen varsın
her şehirde ve her caddesinde
yaşadığım şehrin ülkesi olmuş kalbin
sokaklarında kokun ve
isimlerinde hecelenmiş adın
her nereye baksam gözlerin
ve yine her nereye baksam
senden bir parça yanıyor içimde
böyle bir sevdaya değil yaklaşmak
düşlemesi bile bir ömür yaşatıyor kalbimde
ve ben her dakika seni düşünüyor ve
sadece yaşamak ve seni yaşatmak için de
seni düşlüyorum olmadığında bile
ikimiz de aynı anada yaşayalım diye de
koskoca bir ömrü alıp
feda ediyorum hayallerime
seni düşlemek için de
düşünmek de gerekmiyor artık içimde
öyle bir parçam olmuş ki sevgin
vazgeçmiyor kalbim
öyle bir git ki
kendi renginde kalsın bakışlarım
kalsın ki dönersen bir gün bana
bir anda unutulmasın yaşadıklarım
giderken küsüp ağlamasın kalbin
ve yine sen giderken üzülmesin yüreğim
nefret de kaplamasın gözlerimi
öylece saf ve temiz bir şekilde
yollara dökülsün düşlerin
bakarsın bir hevestir bu gidişin
ve ya geçici bir boşluktur kalbindeki
ya da bir anlık bir kış gelmiştir yüreğine
ama her ne olursa olsun bu sevgide
öyle bir git ki sevdiğim
sen de dönersen bir gün
merhaba diyebilsin gözlerim
şimdi ise bembeyaz karlar altında kalbim
saf temiz ve hasret kokulu bir akşamda
baharda açmış bir çiçek gibi sevgin
her şey o kadar güzel ki şu zaman da
ama şimdi sen yoksun yanımda neylerim
neylerim yoksan yanımda açan gülleri
neylerim sebepsizce üzerime doğan güneşleri
neylerim sensiz yaşadığım elleri
neylerim yar sen olmayınca geçen günleri
sen yoksan eğer her mevsimde bir kış
ve her şey tatsız tuzsuz bir aş kalbimde
bomboş caddelerde yaşanan bir hayatsa
yokluğun
ve yine yokluğuna hasret bir şehirse içim
öyle bir git ki benden
hani yine dönecekmişsin gibi sıcacık olsun
sen yeter ki
geri gelmişsin gibi çık yollara
çık ki çıktığın o gün de
seni bekleyen duraklar olsun yüreğimde
ve seni bekleyip
seni umut etsin kalbim
öyle bir git ki
kendi renginde kalsın bakışlarım
kalsın ki dönersen bir gün bana
bir anda unutulmasın yaşadıklarım
.
içimdeki sevgi kadar bağlanmıştım hayata
oysa gücüm yettiği kadar değil
içimdeki sen kadar gitmeliydim savaşa
sen benden giderken
en yavaş adımlarındı aslında beni vuran
ben de sana uydurup yolları
usulca uzaklaşıyordum ardından
oysa keskin bir bıçak gibi
kesmeliydim bu vakti en hassas yerinden
yavaş yavaş çekmektense bu ayrılığı
çekip gitmeliydim bu şehirden
bir anda var olup
ve bir anda yok olmak gibiydi aşk
bir anda sıcaktan terlerken ellerim
diğer yanda buz gibi üşümek miydi ayrılık
son sözler söylenmiş ve susmuştu yüreğim
yine susup yine lal olmuştu dillerim
kendime anlatıp kendime söylüyorum şarkıları
sana dair ne varsa içimde sakladığım
hepsine birer birer mil çekiyordu kalbim
ve yine ardından bir yol olmuştu gözlerim
ve yine bir gece daha bitti ömrümde
yine bir sabah oldu gelip doğdu üzerime
yine güneş gelip vuracak gözlerime
bu kaçıncı sabah bu kaçıncı bahar sineme
uslan, ey kalbim, dur, yoksa duracaksın yine
yine gözlerimde yaş, yine ıslanmış geceler
hep sil baştan hayat ve yine sil baştan yaşam
yine bir doğan güneş ve yine gözlerimdeki inciyle
karanlığa uyanan sırılsıklam düşünceler
gitmiyor aklımdan yardan gelme sevdam
kal desem sana düşer miydin aklıma
bir elim hoşça kal diyor ardından
diğer yanda ise yüreğim
gitme kal diyor uzaklara
aklım senden daha çok şey öğrenmişti şimdi
ve yüreğime söz geçirecek kadar da
daha güçlü düşlerim var bu gün
ve sana ne git ne de kal diyor gözlerim
sözüm geçer susar yüreğim ama
seni bilmem sormakta istemiyor kalbim
bu yüzden bende bu savaş bitmiştir ey yarim
sen hep yaşa hep ayakta kal
hoşça kal sevdiğim
bilmezdim böyle severken terk edeceğini
bilmezdim seninle yaşarken seninle öleceğimi
bilmezdim öyle gülerken böyle üzüleceğimi
bilmezdim vefasız, gizlice bir yari seveceğini
ben bu hayata bu yaşımda hiç kahretmezdim
ben hiç sözlerime seninle isyanı sürmezdim
ben gözlerimden bir damlasını bile döktürmezdim
ben bu aşkı yaşatan kadere de, böyle de isyan etmezdim
sen giderken ardına küstü kalbim bakmadığın için
sen giderken gözlerime mil çekmişti yüreğim
sen giderken tenine küskündü ellerim
sen giderken yollar bile yıkılmıştı sevgilim
aklıma gelmezdi sensiz yaşanan tek bir an bile
aklıma girmezdi senden başka bir şey sensiz kaderime
aklıma düşmezdi ihanet hep güvendiğim için elbet
aklıma düşüyor şimdi gidiyorsun ey can sabret
bu gün yaşıyorsam senden saklı değil bakışlarım
bu gün ayaktaysam eğer senin yolunda da olmayacağım
bu gün üşüyorsam da, sensizliğe vurmuştur kışlarım
bu gun her şeye rağmen, seni sensiz yaşayacağım
ask aslında
iki kişilik bir dünyaydı gözlerimde
ikisinden de
sadece birer parça isterdi en özel yerinden
fedakarlık isterdi gerektiğinde
özveri isterdi yıllar geçtiğinde
ve sıcaklık isterdi en soğuk gecelerinde
ama yürek bu susmuyor işte bazen
ya da ben yapamıyorum belki de hiç bilmiyorum
söz geçiremiyor da olabilirim en sıcak günlerimde
bu sevgi mi, aşk mı onu da anlayamıyorum
ama bildiğim tek şey var ki
o nu da sol yanımda küçücük bir yerde
kocaman bir yangın var ki anlatamıyorum
belki anlatamadıklarım sesleniyor kalbime
belki sessiz bir haykırış bu hissettiklerim
belki de
duyup duymazdan geldiklerim gelip
terk etmiş yüreğimi
yerine ise sonsuz bir mevsim gelip
yerleşmiş sanki
yılın en güzel mevsiminde
bir gökyüzü olmuş gibi yüreğimde
hani yaz desem kim bilir
neler dökülecek sayfalarıma Allah bilir
ya da yazdan bir sıcak gelip
yakacak yüreğimi içten içe
belki de bahardan bir günde
en güzel çiçekler açacak en güzel yerimde
ya da bir kış gelecek
üşüdüğümde sarılmak için kalbime
bazen de
bir son bahar akşamında
bir yaprak olmak isterdi canım
yavaşça salınarak
yeryüzüne düşmek isterdi kalbim
belki de
geçmişin yıkıp yaktığı can kırıkları içinde
ender gelen engin bir mutluluktu içimdeki
ama hala anlamış değildi yüreğim
ve hala bir tereddüt içindeydi hayat
ama aşk mı sevda mı içimdeki sıcaklık
onu da hiç kestiremiyordu içimdeki karanlık
ama sen olunca içinde
aşkı da
sevdası da öyle güzel ki
yaşanması
anlatması
dokunması yüreğine
hayal etmesi bile düşlerimde
tarif edemediğim sadece iki kelimeyse içimde
her ikisi de öyle yakışıyor ki yüreğime
Aşk/Sevdayı içimde
aynı anda yaşıyorum belki de
bir çöl kadar ıssız kalbime
yıldızlar kadar uzaksın sevdiğim
görebiliyor ve anlatabiliyorum seni
hatta tarif bile edebiliyorum gözlerini
ama ne sana, ne de gözlerine
dokunabiliyor ellerim
dokunan sadece kalbimdi
hissediyor seni
uzaktan uzağa istiyordu yüreğini
aklıma öyle tutunmuşsun ki
zamanın en güzel yerinde
içimde saklanmışsın sanki
bir o kadar da
sonsuz bir boşluktu sana olan sevgim
sınırlanmış bir aşkın
hatırası gibiydin
ama sadece sen vardın ellerimde
ve sadece sen kokuyorsun her yerimde
ve yine her nereye baksam
senden bir parça yansıyor gözlerime
aynalar bile kırılmış ağlıyor kaderine
biliyorum kalbim
sonrası dünden
daha çok acıyacak gönlümde
ve acıdığı kadar da
isyan edecek yüreğime
ve yine bunu bile bile her saniye
bir umut doğacak gözlerime
ve senin her anını düşündükçe
yılları yaşıyorum inan içimde
ve her sene geçtikçe yüreğimde
yeni sabahlar doğuyor kalbimde
şimdi gel
susturma yüreğimi
gel küstürme ellerimi
ellerimdeki çiçekleri
soldurma eyy yar
aşk bende
bir parça değil bu günlerde
parça parça olmuş hislerim ile
tutulmuyor yüreğimde
bu gece her şey
bir ay karanlına saklanıyor
mahreminde atarken kalbim
yıldızlara çağrılıyorum
sesimde bir titreklik
ellerim de ise terden bir deniz
ruhum ise kimliğini ararken
gözlerim ise çakmak çakmak
gökyüzünde ateşleniyor
ne varsa yüreğimde
kalem kalem dökülüyor gözlerimden
geç kalmışlığın değil
sonradan yapılan
yanlışlığı damlatıyorum gecelerime
yolları eksik bir kentin
en uzak noktası gibi kalbim
dört bir tarafı karanlık
içindeki en küçük bir umut bile
güneşten geçiyor
o da öyle acıtıyor ki
katmer katmer
acılar dayanmış gözlerime
göğsümdeki sızıya karışan felek ise
yaşatmıyor hayatı umursanmıyor yaşamda
binlerce parçaya bölünmüşün içimde
her nereye elimi atsam
bir toz parçası ellerimde
bakışlarımda arasam senden bir an
her yan
kandan yapılma bir can gözlerimde
söyleyemediklerim vardı içimde derin derin
yare bir kader düşlerken kaderimde
kendi ellerinle verip yolcu etmişti kalbin
elden şehirlere bir yol olmuştu kaderim
ve sesimde buğulanma başlıyor damla damla
susup susup sustuklarım geliyor aklıma
dillerimdeki tadına sürülen acıyla
yine bir haller düşüyor dudaklarıma
ve ben acıyla susuyorum şimdi
ve yine acıyla parça parça yüreğim
acından tadına kaçarken dillerim
binlerce
parçaya bölünüyor kalbim
ve benim artık binlerce
kalbim var sevgilim
bu dünya da
her şeyin bir bedeli vardır unutma
kimini kendi isteğinle ödersin
kimini de zamanla ödetirler yıllarca
bir otobüse binersin
bilet alırsın yolculuk sırasında
ya da pazara gider
canının çektiği
meyveleri yerleştirirsin çantana
bazen de bir fikir alır
onun bile bedeli çıkar karşına
konuşmak bile parayla
konuşur konuşur
faturasını ödersin ay sonunda
kim bilir bazen de
birileri bir iyilik yapar
karşına çıkar yıllar sonra
hasta olursun
iyileşirken bile 12 saatte bir
antibiyotik gibi
eczaneye gidip gelir yolların
en basitinden
bir wc ye gider
bir anda kulaklarında belirir
dur sesleri
ya da bir kaza yapar
vicdanın ile ödersin
taksit taksit yıllarca
bazen de harama takılır gözlerin
dört duvara mahkum olur bedenin
ağlarken bile gözyaşların
intihar eder kirpiklerinden
yani illaki öyle veya böyle
bir şey çıkar karşına elbet
kırarsın sevdiğini
ve gün gelir
kırılırsın sevdiğinden
kimi zaman peşin
kimi zaman da
taksitle ödersin hayata
hani ölünce kurtulurum sanma
diğer tarafta da
bekleyen olacaktır mutlaka
her şeyin bedelinin
er veya geç
ödendiği bu dünyada
sen kimsin ki
yaptıkların kalsın yanına
ama şimdi ağlama
isyan da etme gözyaşlarına
her şeyin bedeli vardır unutma
bu ayrılığın da bedeli
sana kısmetmiş yar
ister yokluğumda ödersin
ister varlığıma isyan eder kalbin
bilmem ama
bu gün olmasa yarın
ödetirler mutlaka sana da
.
eksik kalmasın içinde mevsimler
bir gün yazı yaşarken içinde sessizce
diğer günde ise kışı yaşarsın kendi içinde
ya da iki bahar arasında
gidip geleceksin ben senden giderken
hiç bir zaman ardım olmayacak lugatımda
ve hiç bir zaman da dönüş yolu bilmeyecek
gözlerim
çok istesen de geri döndürmek ellerimi
olmaz diyecek kalbim
ya da elleri bağlı bir çocuk düşün
hoplayıp zıplamak isterken bahçesinde
ağladığını düşün çaresizce
haykırdığın gelsin aklına annesini beklerken
işte böyle olacaksın ben giderken
dört mevsimi aynı anda yaşamaksa kader
zaten yaşıyorum
hayat ise
günleri sensiz geçirmekse eğer
tam içinden geçiyorum
yollar ise küsmüşse ardıma
onu da biliyorum
bundan sonra
yaşanacak bir şey kaldıysa da
sen yaşa
ben gidiyorum
düşlerin gelsin aklına en güzel uykularında
seni delicesine seven bir aşk düşün rüyalarında
ellerinde çiçekler ile tam onu beklerken kalbin
ateşten bir ışık gelip vuracak gözlerinden
yakarken suretini bir güneş gibi
kanter içinde uyanacak gözlerin ben giderken
bazen
her sabah kalkamadığın zamanlar da olacak
o vakitleri de öldüğüne sayacak kalbin
her ne kadar yaşamak istesen de her gece
toprağın bir yüzü de
aynaların olacak ben giderken
ben giderken çok şey değişecek hayatında
altına aldığın ne varsa bu yaşında
üstüne durup selamlayacak seni ben giderken
yine bir serinlik çağırıyor kalbim
yine gerçekler gelip vuracak yüzüme
yine gelip gözlerimde donacaksın biliyorum
ve yine gelip yalvaracaksın dizlerime elbet
düşlerimden sesleniyor şarkılar bu gece
hayallerimde gizleniyorsun saklıyorum seni
onca ihanete bunca günler yaşarken kalbimde
kaçıyorum köşe bucak senden bilmesen de
ağrıtıyor içimi acıtıyor yaptıkların her gün
her gün unutmak istiyorum seni
ve yine her güne sığdırmak istiyorum yokluğunu
sırtımdan vurduğun her saati bile
öldürmek istiyorum geç kalmış vakitlerde
yanıp yakılmış bir ormanın külleri var içimde
yaprak yaprak uçuşuyorsun gözlerimde
bir rüzgar bekliyorum içimde fırtınasıyla
hepsini alıp götürsün diye sessizce
üşüyorum
üşüyorum ama gidişine değil içimdeki serinlik
yokluğuna da gelmedi göğsümdeki kışlar
varlığında yaşadığım bin bir türlü ihanete
kör olmuştu gözlerim şimdiye kadar
tek hırçınlığım vardı kıskandığım zamanlar
ve tek bir insan vardı içimde sevdiğim
sevdiğim kadar da sevildiğimi sandığım
bir aşk vardı kalbimde
şimdilerde ise uzaklığın bile koymuyor yüreğime
yokluğun ise hiçte bahane değil bu günlerde
çünkü onca mevsimden
sadece bir kışı seçmiştin içimde
ve içimde karlar yağıyor şimdi
ve kalbim ise yer yüzü kadar bembeyaz
ve tertemiz bir sayfaya açılıyor yüreğim
ve ben
uyutuyorum seni yavaş yavaş
yokluk nedir ki sevgili
sorduklarında hayatı gözlerine
sadece ölüm mü yazar kitabında senin
bilir misin yüreğindeki boşalan sıcaklığı
bilir misin avuçlarındaki imkansız suretimi
söküp atamadığın
hiç bir zaman da ulaşamadığın gökyüzünü
yağdırabilir misin sırılsıklam bedenime
sen
sen ey sevgili
sus
sus konuşmadan anlat içindeki sevgini
yapabilir misin
sen dilsiz olabilir misin yokluğumda
sevebilir mi kalbin uzaktayken
görmeden sevebilir mi sayfaların kitaplarda
yazabilir misin mısra mısra gülüşlerimi
güldürebilir misin kalbini olmadığımda
bilmiyorum
bilmiyorum ama uzaktan da olsa
çok seviyorum
tarif edilemeyen bir his
susup da anlatamadığım
en güzel duygularda saklısın elbet
ellerime gizlediğim
bir sıcaklık belki de gözlerim
benim sevip de
senin asla anlayamadığın
bir türkü kalacak belki de kalbin
yaşanması zor da olsa
yokluğun bahane değil ellerime
olmasan bile
hayatımın en anlamlı yanısın
sol yanımdaki ateşte
evet yokluk dediğin sadece
ölüm değildir benim içimde
her ne kadar sende ölüler kaybolsa bile
ben de ise yokluğundur ölüm sadece
sen bilmezsin ama
ben seninle kalkıp
seninle yatıyorum her gece
yaşanması zor
vazgeçilmesi imkansız
unutması ise bir düş
yokluğun ise bir hayal kırıklığı
olsa bile
yaşıyorum sevgili
sen bilmesen de
ben yaşıyorum
ölüm gibi görünsem de
yaşıyorum
olmasan da yaşıyorum
bilmesen de yaşıyorum
yaşıyorum sevdiğim
sensiz de yaşıyorum
yine geldi aklıma yıllar
yine utanmıyor kalbim
yoksun ki yanımda kahretsin
yine gitti gözlerim yokluğuna
yine gitti ellerim divane sevdana
yoksun ki yine dellendi yüreğim
ve yine yoksun
gökyüzüne süzülürken gözlerim
seni bekliyor sevdiğim
şarkılar affetmiyor ki acıları
her anında sen varken içinde
dinlesem de hafifletmiyor duyguları
yoksun ki yanımda kahretsin
her derdin adı sen
yine yokluğunun bin çaresinden
bin tanesi de sevdandır içimdeyken
acıyıp kanatıyor ağladıklarım
üzülüp süzüyor yollardaki yıllarım
ellerim çekiliyor dirhem dirhem
gözlerim bile görmüyor kahretsin
kahretsin ağlıyorum yine
kahretsin yoksun yine
yoksun
yapamıyorum
sensiz olmuyor bu sensizlikte
ellerim acıyor tırnak tırnak
sol yanımda ise bir ağrı her dakika
gökyüzü ise yağmur yağmur doluyor başıma
sırılsıklam yüreğime parçalanmış kalbim
eyy sevdam
gönülden sevdiğim
ilk hecemde ki tek cümlem
sırtıma vuran son ağrıma bin devasın sen
sen benim yıllarımdaki
söküp atamadığım tek yaprağımsın ellerimdeki
gözlerime dünya
yüreğime ise
binlerce candan bir tane can
candan damarımsın kalbimde
sen bilmesen de
seviyorum
özlüyorum
istiyorum
yoksun ki dokunsun kalbim
yoksun ki dokunsun ellerim
yoksun ki ısınsın yüreğim
olmasan da yanımda
varsın ki
seviyor kalbim
.
Suskun musun
yada bilerek susuyorsun
ne bilim belki de yoksundur yerinde
hani benliğine bir isim bulamamıştır belki de
ya da seviyorsun ama söyleyemiyorsun
ama farkında olmadan da çok belli ediyorsun
ama o anlıyor
ya da sen yanılıyorsun
ya da anlamazlıktan geldiğini düşünüyorsun
bu bile yetiyor bir parça gülümsemen için
ve gülümsedikçe gözlerin
saatlere meydan okuyorsun günün her anında
bir an bekliyorsun heyecanla
bazen de ya gelsin ya gitsin diyorsun
sabrın yaşıyor dirhem dirhem ama üzülüyorsun
ve ellerinde belirsiz bir kaşıntı
gözlerin ise sendeliyor her açılıp kapandığında
ayakların ise paylaşamıyor yolları
yönlerin karışmış ve sol yanını acıtıyor
şöyle tutup kolundan çevirmek istiyorsun kendine
tatlı sert bir bakış ile
göstermek istiyorsun kendini sevdiğine ama
nefes alıp verişin değişiyor gözlerine bakınca
çekiyorsun elini ve kollarının acıdığını hissediyorsun
ve seninde acıyor en acı yanın
durum yine belirsiz
neyin ne olduğunu anlamadığın
bir zamana gidiyor gözlerin
elinde bir papatya
bir bir koparıyorsun yaprakları
ama her defasında son yaprağnı
elinden düşürüp kaybediyorsun
sinirlerin bozuluyor
ağlamak ile gözlerinin arasına
ince bir hat çekiyorsun kendince
şıp desen ağlayacaksın
kirpiklerin zaten kendinden geçmiş
zor tutuyorsun kendini
öyle belirsiz iki duygu arasında kalıyorsun ki
ne bir geri gidebiliyorsun
ne de bir adım öte yer bulabiliyorsun
konuşsan olmuyor kırılır diyorsun..
konuştursan zamanla
kaybedeceğini düşünüyorsun
ellerinin bir birine kenetlendiğini düşünsen de
ikisi de stresten kavuşuyordu bir diğerine
kalbin ise seviyor ama sevildiğini bilmiyordu
sevdiğinin ise sevildiğini bilip bilmediği ise
kocaman bir mechul dü
iki ülke arasında çekilen sınır gibiydi aklın
sadece giriş vizesi bekliyordu yüreğin
ama ne zaman ve nereden geleceği belirsiz izinlerin
hangi şartta geleceğini de hiç kestiremiyordun
ne o konuşuyor ne de sen anlatabiliyordun
sevmesi ayrı bir dert
beklemesi ise ruhuna eziyet bir mapushane
kilitlenmişsin içindeki dört duvar cehennemine
tabi hava sıcak
sıcak ama aylardan da şubat
yedi millet üşüyüp donarken her yerde
sen ise soğuk terler döküyorsun sessizce
yanıyorsun sanki güneşe yakın ilk insan gibi
yakanı çekiştiriyorsun
terlemişsin sıkıntı basıyor içini kanter içindesin
ve içinde bir çok şey biliyorsun hissediyorsun
ama bir yandan da hiç bir şey de bilmiyorsun
bilip ve hissettiklerinle birlikte o nu hayal ediyorsun
eminim o da beni düşünüyor derken
onunda hiç bir şey bilip bilmediğini de kestiriyorsun
bir o yana
bir de sol yanına doğru çekiştirip duruyorsun kendini
belli ki ortada kalmışsın
belli ki bunun adına birisim arıyorsun
her ne kadar belirsizlik işine gelmese de
saatler geçip günlere dönüştükçe ve hızla
ayları takip edip koskoca yılları getirdikçe ömrüne
sadece bir yanın ile baş başa kalıyorsun seneler sonra
sol yanın senin en iyi yanın
ve aynı zamanda en acı tarafın oluyor o gün
günü gününe sıcağı sıcağına anlayamadığın duyguların
seni yakan tarafını yıllar sonra ve zamanla
belirsiz bir kuyuya düştüğünde hatırlıyorsun adını
senin adın yollar
onun kine ise
kimliği belirsiz bir yol diye sesleniyor yıllar
sabret
sabret geçip gidecek elbet
bu günler de bitip güleceksin bir gün
üzülme
üzülme bu dünya yalan
yalan da olsa yazacak elbet kader
acıyan yüzüne büzülen kalbine
gelip de vuracak en güzel günde
sabret
uzakta olsa yollar gözlerine
imkansız da olsa sızın kaderinde
gün gelecek dinip gülecek kalbin
Bazen de bir gökyüzü olacaksın
sabret can
yağmur olacaksın bir gün
bulut olup
yağdıracaksın içini sağnak sağnak
gül olup açacaksın yine yüreğinde
gülüp geçerek geçmişe
vuracaksın hayatın en derin yerine
ve sen
yükseleceksin yine gökyüzüne
Bu dünya senin
senin eserin elbet
yaşam senin
aşk senin
sevda senin
sabret
sabret can
gün gelecek
unuttuğun gün de gelecek
sabret
zaman gelip gülecek gözlerine
acıyan kanayan ne varsa yüreğinde
kanıp kandığın yıllara dönecek
gelip geçecek elbet
sen yeter ki
sabret
sabret can
gelecek elbet
can
bu gün kahrediyorsa kalbin
yarın gülecek demektir
dün gülerek geçen günler
bir gün sana da gelecektir
sen sağlama sen sus
sadece sabret
sabret can
her sabah her güne doğan güneş
bir gün sana da dönecektir
sen sabret
sabret can
sen de güleceksin elbet
sabret
sabret can
biliyor musun
hala seni dinliyorum
tüm şarkılar da seninle söyleniyor dudaklarımda
ve seni düşlüyorum her gece uykularımda
her yerden gittim
her işimden de istifa ettim ama
bir senden gidemedim hiç bir zaman
sensiz aldığım bir nefes bile
bin ceza kıymış olmadığında benliğime
yokluğuna ise bir bedelse ödenmesi gereken
bir ömre feda etmek varmış şimdi kalbimde
sadece var ol
yanımda ol
benimle ol diye koskoca bir dünyayı bile
kurban etmişim o yeşil gözlerine
öylesi temiz duygulara kapılıp
ve öylesi saf yüreğime sığdırmışım seni
günahına aldığın ne varsa bu ölümlü dünyada
hepsini alıp kaderle birleştirmişim bu gün
sesinin tınısı yüreğimdeki sessizliğe
gözlerimin mavisinden gözlerinin yeşiline
en uzak kentlerden en yakın şehirlere
seninle el ele ellerinle gidiyorum belkide
bir kum tanesi gibi sensiz çöllerim
onca fırtınada sığındığım hayallerime
her gece esiyorsun yeşil yeşil suretime
sen benim
hakkını verdiğim tek sıcaklıktın yüreğimde
ve sen şimdi beklenip çağrılıyorsun bir kalbe
gitmek istediğin başka neresi varsa içinde
tüm yolları kapatıp denizlere açılıyorsun bu gece
gözlerime seslenip yeşilden bakıyorsun şimdi
hiç düşünüp hiç de görmeden
ve yine hiç ama hiç bilmeden uzanacaksın gökyüzüne
hiç anlamadan çabucak olacak her şey
ansızın bir anda gelip
yeşil yeşil bakacaksın gözlerime
senin adın
unutmak olsun bundan sonra
sırf seni sorduklarında bana
sadece unuttum demek için herkese
unuttum yazdırdım kimliğine
biliyor musun
bu gün hiç başım ağrımıyor
yanıp tutuşan bir kalbimde yok artık
acıyan ellerime ise
bir pembelik sürülmüş
avuçlarım yumuşacık kendimce
unutmak güzelmiş çok
unutmak hayatmış sevdiğinde
aklına getirmediğinde geçmişi
yaşamakmış doyasıya kaderinde
dokunup mutluluğa güldürmekmiş kendini
pırıl pırıl bir gökyüzüne
kavuşmakmış unutmak
bilseydim
daha önce unutmaz mıydım seni
onca acıyla kahreder miydim kalbimi
vurur muydum her gece karanlığa kendimi
bilmiyorum
bilmiyorum ama
unutmak çok güzel bir şeymiş
işte bunu sarhoş olup
güldüğümde anladım
unuttum
sana dair ne varsa aklımda
sevgiye dair bir sıcaklıkta
düşünmüyorum artık
vursa da sol yanımdan birazca
hiç üşümüyorum ki
bu soğuklar vız gelir bana
unuttuğunda silinirmiş geçmiş
geçip gidermiş senden uzaklara
hiç bir şey de hatırlamazmış insan
hani sanki hiç sevmedin
hiç de aşık olmamışın gibi
gamsız bir hayat yaşarmış kalbin
ben
en zor olanı yapmışım belki de
önce sevip
sonra gönül vermişim sevdiğime
onca ihanete göz yumup
vurmuşum yüreğime
hiç çekinmeden
korkmadan
alıp ellerime kalbimi
haykırmışım denizlere
sonra ayrılıp
yıkılıp üzülmüşüm ve
kahretmişim kadere
yıllarca
acıyarak yaşayan kalbim
unuttu seni bu gece
inanmasam da kendime
güldüğümde anladım mutluluğu
yağmuru gökyüzünde karşılarken
dört duvardan
kurtulduğumda anladım unuttuğumu
nefesim bile değişti alıp verirken
gözlerim bile gülüyordu sensiz
ellerim ise titremeden tutarken çatalı
yudum yudum içtiğim su bile
keyifle geçiyordu içimden
ve ben yaşamın ve hayatta kalmanın
en büyük mutluluğunu yaşıyordum kaderimde
seni unuttuğum vakitlerde
kendi içimde içten içe
güldürüyordum mimiklerimi sessizce
unuttum
acıyla unuttum
susarak unuttum geçmişi
sevmediğin her bir güne
unuttum yazarak unuttum kalbini
şimdi ise sana sen diyorum
çünkü
adın yazmıyor hiç bir yerde
ve hiç bir şekilde de
aklıma gelmiyor suretin
bazen sorsalar da seni bana
unuttum diyor kalbim
.
Gidiyorum
beni senden alan yıllara gidiyorum
hani hiç bir yerde bulunmayan suretine gidiyor ellerim
gözlerine gidiyor gözlerim hani ayrılırken bakamadığım
şehrinden gidiyorum bu gece sabaha karşı silinerek gecelerden
sabahlara gidiyorum yeni yarınlara yeni akşamlara gidiyor kalbim
gidiyor hevesim
gidiyor canım
gitti yüreğimdeki duygularım
aklıma gelen günlerim bile geçmişe gidiyor bu gece
sana gidemediğim her yol bu gece bana çıkıyor giderken
aklım gidiyor ayrılırken bu kentten ardıma kaçıyor gözlerim
ellerime geliyor yağmur gibi yağan gözyaşlarım
küsmüş yüreğime dillerim anlatılmıyor dudaklarımda
anlatılmıyor giderken susmak gerekiyor bazen
bazen de üşümek gerekiyor anlamak için ayrılığı
çıkarmak gerekiyor aklımdan umutları aldanmadan sıcaklığına
gitmek gerekiyor bu kentten geri dönmeden tutuklanmadan aşka
düşmeden acımasız kaderin tuzağına kaybolmak gerekiyor belki de
ve bende şimdi gidiyorum bu şehirden aldığım en mis kokulardan
Çekiliyorum yavaş yavaş bu hayatın en acımasız sokaklarından
şeytana uymak istiyor canım bu gece
aklıma gelen en şeytanca düşüncelerimle
yakıp yıkmak istiyorum bu sevdayı parça parça edip
güllere isyan etmek istiyor canım
içimden bağırmak haykırmak geliyor her sabah açan çiçeklere
uyanmadan sabahlara bitirip yitirmek istiyorum aynaları üzgün suretimle
kalbimi güldürmek istiyorum artık yeni bir yaşama yeni hayata ve
sil baştan inşa edilen bir kente gitmek istiyor kalbim
senin olmadığın ve geçmediğin her yola girmek istiyor yüreğim
istedikçe de yanıp kanıyor yürekten kalbim
içim içimi yiyor giderken sorma beni yalnızlığa
içimden gelip dışına çıkacak kadar kararttım gözlerimi sana
ve bu gece her şey öyle farklı ve öyle yeni ki gözlerimde
sevdiğim veya sevmediğim
ve yine vazgeçemediğim ne varsa geçmişimde
hepsini alıp gecenin karanlığına bırakıyorum
ne bir mektuba hacet ne de bir vedaya gerek
duymadan sessizce
bu şehri seninle veya sensiz terk ediyorum
benimle gelirsin veya gelmezsin bilmem ama şu an
yola çıktım gidiyorum
sen giderken seninle dolaştığım her şehri de yok
sayarak gidiyorum
zerre nefes almadan gidiyorum çok acelem varmış
gibi kaçıyorum senden
giderken üşüyüp üşütme diye de
geriye bıraktığım ne varsa olan olmayan tüm
sıcaklığı ile sana bırakıyorum
sarılıp korkularına yatıp gecelerine beni düşlersin
diye de giderken
küçücük bir düş bırakıyorum ellerine
hani boş kalmasın gecelerin benim olmadığım
vakitlerde
ve şimdi gidiyorum sessizce bu defa sen olmadan
yanımda
ve yine şimdi güneş doğdu ve sabah oldu
karanlığımda şu an ellerdeyim
beni soracak olursan ben çok iyiyim ve ellerinden
öpüyor kalbim
aşk yılların kullandığı
en acımasız bir hırsız gibidir bazen
hani her geldiğinde biraz yüreğimizden çalan
bir suçluya benzer kalbimizde.
bazen de bir mucize gibidir
hani en yok olduğun zamanda bile seni var eden
sonra yine gözlerinde yok olması gibidir aşk
hani bir anda gelir
ve bir anda yollara dökülmesidir sanki
bazen de saatlerin kullandığı bir zamanda
geçmişe yolculuk yapması gibi
hani vicdansız değildir ama
acımasız da değildir aşk
Penceremi açan rüzgar geliyor da aklıma
Öyle sert eserdi ki
Yüreğimin sen kokan cennetine
Seni beklediğim karanlık gecelerde
Vururdu en derinlere
Boş ver
Hiç olmadı say
Hiç gelmedin
Hiç beklemedim
Hiç sevmedim
İşte buna kahrettim ya sayende
Seni beklediğim sensiz günlerimde
Ne sen geldin girdin gönlüme
Ne de ben doğdum yüreğinde
Boş ver
Hiç Yaşanmamış say
Boşver
.
Analdım ki değmezmiş
Ne senli geçen günlere
Ne de yokluğunda özlediğim
Hasret dolu yıllara
Değmezmiş
Anladım ki
Sen hiç olmamışın
Hiç yokmuşsun dünyamda
Hiç yaşanmamışsın hayatımda
Hatta
Hiç yaşlanmamışım seninle
Hiç zamanım geçmedi belki de
Hiç
Hiç durmadı zaman sensiz
Bir hiçtik belki de
Akıp gitti öylece sessizce
Ne sen geldin zamanla
Ne ben sevdim, bekledim yıllarca
Bedeli neyse bu ayrılığın
Yıllar hepsini alıp götürmüştü zaten
Biraz üstünde kalmışsa bile bir şeyler
Onu da kaderime yazdım sen bilmeden
Gün gelecek ödenecektir elbet bu acılar
Kalan kalmayan ne varsa hesaplanıp
Onca ihanetler düşülecektir bir yanımdan
Ama öyle fazla ki yalanların
Bir ömür ceza alsa bile kalbin
Ayrılığın en acı yanı
Sol yanımdaki
İnfaz olacaktır canım
Çünkü her ayrılığın
Bir bedeli vardır hayatım
pencere kenarında oturup ve beklemek
hiç bir şeyi getirmiyordu geri
her ne kadar gözlerimle uzaklara dalsam da
gelen giden hiç bir şeyde olmuyordu aslında
hani biraz gerçekçi olmak gerekirse kendime
kendimi kandırıp zamanı öldürüyordum bir bakıma
saçma sapan avuntularla dost olup
hayallerimde yaşıyordum hesapsızca
sen bana git dediğin gün
dönüp arkamı
peşinden koşmuştum hatırlarsan
bu gün yine git dediğini işitiyor kulaklarım
ama bu sefer çok yorgun ayaklarım
ve ellerim ise tutunacak bir dala
gücü yetmiyor artık
inan öyle yorgunum ki şu gitmelere
her defasında geldikçe başıma
başım bile olduğu yerde öylece gidiyor
gökyüzünden yer yüzüne
Biliyor musun
bu gün başıma bir şey geldi
ayağım takılıp başımı vurmuştum bir duvara
hissetsem de acısını aklımın ucunda
yürek sancısını düşünüyorum da şimdi
nice bedenlere bedelmiş o kudretli yaralar
hep nice fırtınalar atlattığımı düşünür
ve yine hep kendimi zamanın
durup dindiği zamana hazırlardım
oysa nereden bilebilirdim ki
ardı ardına kesilmeyeceğini rüzgarların
her defasında yolları gösteriyordun gözlerime
o kadar emindin ki kendinden
aklına gedikçe ve oyalanmak istedikçe de
ardı ardına onca gitmeler
çıkabiliyordu dillerinden
çünkü aynı yoldan geri döneceğimi de
çok iyi biliyordun sen
ama artık gitmelere yorgun düştü kalbim
ve aklımda almıyor aynı şeyleri yaşamayı
çünkü artık o yollar ahmakları ıslatıyor dönerken
biraz da kaygan oluyor hani giderken
fırlatınca kendimi uzaklara
çok zaman geçmeden varıyorsun başka diyarlara
ama sen usulsüzce ve hesapsızca yine bu gün
git dedin gözlerime bakarak
evet git dedin ama bu defa
her defasında senin gönderdiğin yollardan
gitmiyorum artık
hem o yollar çoktan kapandı gözlerimde
hem de adresim de değişti artık
bundan sonra git demek için geleceğin
bir yürek de yok ellerinde şimdi
çünkü öylesi bir yaşamda öylesi bitkindi kalbim
yorgun düşüp bükülmüştü belim yüreğimdeki direğim
gelip de vuran vedalarda yok olmuştu kaderim
ve sen hala git diyorsun ama
bu defa gerçekten yanıldın sevgilim
ben senden bu gün değil
sen bana her git dediğinde
ben zaten gitmiştim sevdiğim
bu günlerde gözlerim yeşilden bakıyor hayata
ve yeşilce parlıyor uzaktan bir yaşama
oysa masmavi gökyüzüne imrenen gözlerime
yeşilden bir cennet inşa ediliyordu bu yaşımda
ama yasaktı koskoca gökyüzü sana
yasaktı yeşilin bende ki sevdana
denizden bakışlarıma haramdı gözlerin
istesem de seni ne çare
varır mıydı kalbin kara bahtıma
oysa onca yaşadığım acılara
kader gibi gelip vurmuştun gözlerimden
ama nedense hala ağlıyorum geçen yıllara
farkında bile değildim aslında
sebebi nedir bilmem ama
belki de sevgin değil de
yasaklar vurmuşu kalbimin ortasına
sen sevdanı anlatırken her gece ellere
ben ise ellerden dinliyordum seni sen bilmeden
ama sen beni değil de elleri sevdiğinden
gidiyorum ben bu şehirden
anılar çağırıyor beni senin yokluğunda
belki de geçmişe gidiyorum senden gizlice
her ne kadar yeşil dokunsa da gözlerime
kalbin bir imkansızdı yüreğime sevdiğim
gidişim senden değildi aslında
beni senden kaçırandı gözlerim
çünkü alışacaktım sana
alışmak her ne kadar zor olsa da
alışmak üzereydi kalbim yeşilden bakışlarına
alıştıkça sevecek sevdikçe de
aşık olacaktı yüreğim
dur kalbim
dur
o kadar da kolay sanma
dur yoksa ömrünce duracaksın sonra
onca çektiğin acılara
bir yenisi eklenecek her dakika
gidip gidip bir yasakla
yasaklayacaksın kalbini
gidip bir imkansızı sevip
kahredeceksin kaderimi
az da olsa bir ışık yansa karanlığa
hani değdirsen sıcaklığını biraz da olsa
inan bana sevdiğim bir ömrü bile
yakarım dizlerimde seninle baş başa
ama yok biliyorum
işte bu yüzden gidiyorum
ve bu yüzden de vazgeçiyorum
sadece sen mutlu ol huzurlu ol diye
dizlerimde yılları değil
gözlerimi dağlıyorum
yeşilliğine vurulan yüreğime ise
simsiyah bir gökyüzü bırakıyorum
sen hep yeşil kal ve hep
yeşilden çal bakışlarnı
ben sana uzaktan da olsa
masmavi bakıyorum
sen bilmesen de
onları da sana bırakıyorum
ha gülleri de unutma
en mavisini hala sana saklıyorum
bir gün dönersen diye de
gökyüzüne bir not bırakıyorum
hani yağsın diye de üzerine
kendimi yağmura benzetiyorum
not
tam sevecektim ama gidiyorum
dur severim diyeceksen eğer
yaz
bekliyorum
ama geç kalma
her mevsim yağmaz yağmur
bunu da çok iyi biliyorum
karanlığın uyuttuğu gözlerimden sesleniyorum
kalemsiz kağıtsız bir gece yaşıyorum seninle
gözlerim kapalı aklım ise gökyüzündeyken
seni görüp seni hayal ediyorum sessizce
her şey bitmiş gibi çizilse de düşlerimde
aslında her şey yeni başlamıştı benim için
sevdiğimi yanımdayken değil de
gittiğinde anlamıştı kalbim
önce yolları çiziyorum gözlerimle
çünkü hem çok uzaksın bana
hem de çok soğuksun ellerime
sana ulaşabileceğim bir kervan düşlüyorum
alıp sırtıma çantamı
senli bir şehir ararken gözlerime
resmini çektiğim suretin işleniyor kalbime
bu yüzden önce yolları
sonra ise seni çizip karalıyordum hayallerimde
varlığında anlayamadığım sevdanı
şimdi ise kaderime yazıyordum gözlerimle
kimliksiz bir yaşamda seninle karartmışım dünyamı
gündüzleri uyur geceleri ise sana yatardı kalbim
ve seni arardım geceler boyu sabahlara inat
düşlerim bile savaş açardı gözlerime sen bilmeden
sırt üstü yatmışım
ışık vurmasın diye de gözlerime
senden bir parçayla kaplamışım
biraz sağımdan vursa da güneşten bir sıcaklık
aydınlatıyordu usulca iki kaşımın arasını
ama sol yanım daha ağır basıyor ve
daha karanlık oluyordu içim
ve çizmeye devam ediyordu gözlerim
sözlerim ise tıkanıp kalmıştı dillerimde
isminden bir hece söylesem bile
lal düşüyordu üzerine
donup kalıyordum hiç konuşmadan
geçici bir dilsizlik yaşıyordum bu gece
ama karanlık her şeyi anlatıyordu gözlerime
bir yanım hasret sol yanım ise acıyor yokluğunda
her an her dakika seni istiyor kalbim
biliyorum önceleri sen yaşıyordun beni
şimdi ise affet sıra bende
bekleyip gözlerimle çiziyorum seni
hayatım bir uçurum kenarı
ve rüzgara karşı savaşan taştan bir kalp
ya da kumdan bir kale yaşadığım şehir
ve buz gibi sert soğuktan bir nefes gözlerim
tane tane dökülüp hayatı es geçen bir yaşama
kader bükmüştü yüreğim
evet kumdan bir kaleydi kalbim
tel tel dökülen saçlarıma bağlanan yıllara
bahaneydi ihanetlerin
ve uçup giden umutlarıma yetişmek de
mümkün de değildi terk ederken
çünkü hepsi birer birer
yok olmuştu zaten
sadece kendime anlatıp
kendimi suçluyordum düşündükçe seni
aklıma gelen korkuların da bir gün
başıma geleceğini de kestirememiştim hiç
işte bu yüzden onca hatayı da alıp
kendine saplamıştı kalbim
oysa sadece sen olduğun için içimde
sebepsiz sevmiştim seni
ve hiç bir zaman da
gurur yapmadım gözlerine bakarken
sadece sevdim
ve başka hiç bir şey de düşünmedim
çünkü
sana güvendiğimden değil
seni sevdiğim için kalbimdeydin
şimdi ise gökyüzüm karanlık
güneş bile
uğramaz oldu yanıma sen olmayınca
geceler ise sabahlara hasret yaşarken
gözlerimde yine
hep sen vardın kırgın olsam da sana
hep seni düşledim
hep de seni andım dudaklarımda
demek ki aşk böyle bir şeymiş
sevdiğinde içine korkular bile düşse
onu kendi ellerin ile güldürmekmiş
affetmekmiş yaktığında yüreğini
ellerinden tutmakmış hani çektiğinde elini
kızdığında bile dönüp gözlerine bakmak gibi
kalbime işlemişim sevgini
çünkü ben sana güvendiğim için değil
seni gerçekten istediğim için
sevmiştim ellerini
evet sana güvendiğimden değil
seni sevdiğim için kalbimdeydin
eyy sevgili
aşk böyle bir şeymiş işte
içine ateşler bile düşse
onu kendi ellerin ile söndürmekmiş
.
duydum ki
gözlerimde kimliğine rastlamışlar bu gece
bu gece her şey adını doğrulamış
ve tüm saatler ise
seni göstermiş olay mahallinde
ellerin ellerime değmeden
uzaktan vurup
öldürmüşsün bir kalbi belli etmeden
damlatmıştın gözlerimden acıları
her yeri göz yaşı ve
görünmeyen yaralar sarmış etrafımı
katilim aranıyor haykıra haykıra
ben biliyorum ama
söylenmiyor dudaklarımda
onca yalan hayatına
suç ortağı olmuştu kalbim
ve yine onca yaşamı da alıp
yakıp yıkarken sen
ben sadece izlemiştim gözlerimden
oracıkta ağlarken yüreğim
ele vermişti ben bilmeden
ama gitmiştin
suç bende değildi sevdiğim
vurup geçerken yüreğimden
masumdu kalbim sen giderken
şahit mi ?
kurumuş gözlerimde
belli belirsiz eşgaline
belli etmeden
susuyordum sen bilmeden
her şeyin farkında olan yüreğim
kanıyordu içten içe kalbimden
suç mu ?
aranmıyor artık yüreğimde
şimdi ise kimliğini soruyorlar
susuyorum
ağlıyorum
yanıyorum
yarım kalmış yüreğimde
suretini saklıyor kalbim
zaman ise
çoktan gitmiş
yıllar gelmiş yerine
ölmüş kaderimde seni bulan ellere
kendimi anlatıyorum sensiz
hani sanki hiç tanımadım
hiç gelmedin bana
hiç de gitmedin benden
öldürmemiştin ki hiç zaten
katil mi ?
hani nerede
farkında değildim ama
bu gece
kimliğine yazılmıştı kaderim
ağlasa da gözlerim
katili sen
faili ise
hala
içimdeydi sen giderken
.
unutma
insanlığımdan çıkmadım
şu an halen de insanım
işte bu yüzden ağlıyorum
ağlıyorum çünkü
vicdanım var içimde
dün olduğu kadar da
yarını düşünüyor kalbim
sana verecek hesabım yok
soracak bir adresinde yok cebimde
ama öyle hesap sormak istedim ki sana
iki yakanı alıp dar edip
yakıp yıkarak
pişman edip kırmak isterdim ellerini
ama yapamıyorum
çünkü hala insanım
insanlığımdan çıkmadım
yanarken içim
için için susuyordu yüreğim
sensizliğin mahşerinde
dökülürken gözlerim
sövesim geliyordu hayata
ama
unutma
hala insanım
ve insanlığımdan çıkmadım
bu yüzden susup
sırf bu yüzden dökülüyor gözyaşlarım
ağlamak istiyorum
istiyorum ama
gözyaşlarım utanıyor gözlerimden
öyle yüzsüzleşti ki kirpiklerim
kırk yılda bir süzülen gözler
şimdilerde ise saat başı ağlıyor
ve ben dokunup göz yaşlarıma
fırlatmak isterken suretine
yine aklıma geldi birden
hala insanım
insanlık çıkmadı kalbimden
ağlattın
evet ağlattın
ve kahrettin yüreğimi
oysa o kadar çok isterdim ki
bir tutam acıya sebep olmak
ama utanır kalbim
utanır yüreğim
çünkü halen insan yüreğim
bazen de ağlamak istediğim kadar da
bir kaşık suda yüzdürmek isterdim seni
hani yaşarsın yaşamazsın bilmem ama
ellerimle kırıp dökmek isterdim bedenini
hani canımı yakan
candan anlamayan kalbini
söküp çürütmekti tek istediğim
ama yapamıyorum
kahretsin
hala insanım
insanlıktan çıkmadım
çıkmadım ama
bir gün mutlaka
gün gelecek
ay geçecek
yıl vuracak kalbime
işte o zaman içimdeki şeytan ile
çıkacağım karşına korkusuzca acımadan
feleğin vurduğu
en güzel yerden bir yer seçip kendime
alacağım elime kalbimi söküp atacağım rüzgara
atacağım da yapamıyorum
yapamıyorum
kahretsin
sana neyse de
içimdeki insana kıyamıyor kalbim
kıyamıyor
insan olduğumu hatırlatıyor her gün
.
anlatamadığım sırlarım oldu yıllarca
hani saçının teli gözlerinin rengi gibi
takıntılarım oldu aklımda unutamadığım
dolup dolup çıkaramadığım zamanlarda
öyle saatlerim oldu ki
hani sanki
bir hecesini bile kaçırsam ağzımdan
tüm dünya durup yıkılacak kara bahtıma
çoğaldıkça içimdeki saklı acılar
bir o kadar da büyüyordu kalbimdeki ağrılar
ve bir o kadar da yanıyordu yüreğim
yandıkça da gözlerim dolar
ve doldukça da
sağnak sağnak yağardı yanaklarıma
üzülüp süzülsem de
kapalı bir kutu gibi çıkardım caddelere
gören görmeyen kim varsa
bakardı alık alık gözlerime
şaşkın ve donuktu yüzleri
çünkü ben eski ben değildim bu şehirde
yıllar çok şey değiştirdi ömrümde
bir önceki zamanlarda bir aylak gibi
dolaşırken bedenim bom boş sokaklarda
şimdiler ise yükü sırtına vurulmuş
bir hamal gibi dolanıyorum
bu kentin ara sokaklarında
kader desem
ben çizmedim ki ellerimle
aşk desem
gidip de ben aramadım ki gözlerimle
sevgiyi sorgulasa kalbim
o da durduk yere girmemişti yüreğime
hele bir de imkansız olduğunu düşündükçe
söylenmeyen sözler birikiyordu içimde
hep sessiz hep dilsiz ve
hep susarak sevmenin acısını çekiyordum üzerimde
delirip çılgına dönüyordum sensiz gecelerimde
çok zor kendime söylenip kendime anlatmak
sevgimi saklamak ellerim sırılsıklam terlerken
aynada gözlerime bakıp
kendi kendimi korkutmak gibi seninle yaşamak
ölmek gibi bazen de diri diri saklanırken
kendi duygularımın katiline şahit olmak kalbimde
ne zormuş ağlarken elleri kolları bağlı bir halde
imkansızın eşiğindeki bir aşka söz geçirmek
ve kendi ellerinle susturmak içindeki acıyı
ve yine yıllarca bir sır gibi saklayarak
hani sanki bir gün gelecekmiş gibi yaşamak
ve bile bile yaşadığın hayatının katili olmak
işte böyle bir şey seneler boyu
sevip belli etmeden dayanmak hayata
gözlerinin içine baka baka kararmak bu yaşımda
ve geçen her günde gece gündüz demeden
saat başı yaşamak zemheri geceleri
saklayıp saklanarak görüp görmezden gelip
her defasında içindeki yitik duygulara yenik düşmek
çok zor
hani derler ya susma dök içini konuş
hatta yazıp da zaman da harcama yazık günlerine
sadece anlat ben anlarım arkadaş
demekle olmuyor eyy aşk
bazen yaşamak gerekiyor seni
sevmek gerekiyor kimse bilmeden güzelliğini
bazen de ölmek gerekiyor anlamak için kendini
yoksa anlatması kolay
kolay da
bazen anlamak için
yaşamak gerekir ey hayat
.
aşk konuşunca
ben susuyorum nedense bu günlerde
kim bilir belki de
nefretim saplanmıştı gözlerime
onu bunu bilmem ama
ne aşkı
ne de sevdayı
yaşamak istiyorum kalbimde
biraz şöyle dünlere bakıyorum da
aşk hep susar
ben ise hep aşkı arardım günlerce
gördüğüm yerde durdurur
bulduğum yerde de
vurulurdum kalbimden
hey gidi günler
ne günlerdi efendi
yaşar yaşar
ertesi sabaha çıkardı geceler
bir günde bulur
diğer günde ise vurulurdu kalbimiz
gittiğinde ise
bir yenisi takılırdı yüreğimize
hani sanki hiç olmamış
hani hiç yaşanmamış gibi
bir rüya sanki
yok yok
yaşanması imkansız bir yaşam gibi
kadere inat üstüne giderek
yaşardık aşkı yarını düşünmeden
hani hem yaktık
hem yakıldık diyeceğim ama
küllüm yalandı aslında
kendimizi avuttuğumuz
sözlerden ibaretti hepsi
çünkü her başladığında
bir aşkı sustururduk yüreklerde
hep yakar hep acıtırdık
hep de sürüklerdik uzaklara
aşk hep susardı
susar ama
kaçardı da aynı zamanda kimliğimizden
biz yine de üzerine gider
ve gittikçe de illaki bir köşede
yakalardık bir yakasından
durup durulduğumuz anlar da oldu
olmadı değil
ama nedendir bilmem ama biz dursak
o gelir vururdu
kalbimizin tam orta yerinden
ve hiç de neyin ne olduğunu bilmezdik
ne doğru ne yanlış
o nu da kestiremedik hiç
yaklaşırdık usulca hedefimize
adına aşk dediğimiz
yalancı düşüncelerimizle birlikte
yalan yanlış çökerdik üzerine
kim yanmış
kim üzülmüş
kim ölmüş
kimin umurundaydı ki sanki
sanki bir oyun gibi
yok yok şaka gibi
gidip gelirdik hiç durmadan
çok komik değil mi
kes sesini
kes kesini kalbim
sövesim var şimdi sana
sana da
yaşadığım hayata da
kahredesim var şimdi dünyaya
sus
sus ne olur
sus
ciğerim yanıyor
yüreğim kanıyor uzaklarda
Allah aşkına sus
sus konuşma
konuşma bu gece
sevgi mi
bu gece öğrendim
aşk mı
kahretsin yeni gitti
gelmiyor şimdi
ihanet mi
güldürme beni
yapamaz dedim yapmaz bildim
güven mi
konuşturma şimdi beni
ah kalbim
ona benden
daha çok güvendim
gitmez dedim
bitirmez dedim
gitti
Hem de nasıl
içine baka baka gözlerimin
ağlıyorum
ağlıyorum çünkü
ummadığım bir anda vurdu ayrılık
hiç anlamadığım
bir zamanda sevdi kalbim
ama öğrendiğim
en güzel şeydi aşk
bir o kadar da
en acı tecrübeydi kalbimde
anlamıştım
anlamıştım ama
geç düşmüştü aklıma
sen ne dersen de bilmem
bilmem ama
yerden göğe kadar haklıydın da
hak ettim çünkü bu yaşımda
eyy aşk konuş
sen konuşsan da günlerce
ben susuyorum bu gece
hiç konuşmadan
yaşıyorum kalbimde
nefret de olsa içimde
sana değil üzülme
benim sadece
yaşattığım kaderime
ağlıyor kalbim
.
-
bu dünya yalan
yalan da olsa
bir yalan değildi sevgim
seni olduğun gibi görüp
olduğundan fazla sevmişti kalbim
oysa
sol yanımda yanan
onca sıcaklığa
kışları sürmüştü ellerin
yalansızdı bakışlarım gözlerinde
yalansızdı ellerim dokunmak istediğimde
feda ettiğimde bile ömrüm bende
bir dünyaydı kötü kaderime
bir elimde kaderim
diğerinde ise kalbin
yalızlığa ördüğüm duvarlara
tay düşüyordu hasretim
bir söğüt gölgesiydi
güneş batarken kızıllığında
desen desen yapraklar çiziyordu gönlüme
damla damla düşerken yüreğime
yakıp geçiyordu kalbimi
yaksa da acılar sensiz
kalsam da sevgisiz çaresiz
hep seni istedim
hep seni düşledim hayallerimde
tek isteğim vardı kalbinden
o da
yalansız gelmendi sevdiğim
şimdi gel
gel diyorum gerçeklerinle
gel dedim yalansız kaderinle
gel sensiz en karanlık gecelerime
gel
usulca
susan sessiz yüreğime
gel
yalansız günlerimde
ayrılık bilmeden
kimse duymadan
gel
gel sevdiğim
gel yüreğime
gel kalbim
yalansız sevdiğim
gel
ben seni çok sevdim
gel
anlata anlata bitiremediğim duyguları
bu gün gözyaşlarımla yazıyorum.
yaprak yaprak dökülen gözlerimi de
yollarına damlatıyorum
oku diye de sana bir sayfa bırakıyorum
Hoşça kal sevgilim seni çok seviyorum
hani olur da ağlarsan ardımdan
hani gözlerin dolarsa damla damla
üzülüp kalırsa yüreğin parça parça
beni hatırla sevdiğim
uğraşıp yorulmada silmek için
bir kalemin mürekkebi değil yazdıklarım
farzet ki kalbine çivilendi duygularım
ama üzülme geçse de zaman yıllarca
bin parça olan yüreğimden kalan ne varsa
bir iz olarak kalacaktır daima aklında
gidişim bir rastlantı değildi sevdiğim
hani sevgimin de gerçek olması gibi
ya da düşlerime sığdıramadığım
hayallerimdeki gibi gidiyorum senden
öylesine sevmişim ki seni
böylesine bir gidişe mahkum olmuş kalbim
şimdi hoşça kal sevgilim
ellerimden boşalan yüreğine de
iyi bak sevdiğim
kendini de üzme sakın
sakın ha süzülüp büzülme bu gun
gündür bu çabuk gelir
çabukta geçer kalbiden
hani benim gelip de
bir rüzgar gibi geçtiğim gibi
vurur seni kalbinin
tam orta yerinden
.
yarım kalmış
umutlara saklamıştım hayallerimi
gizlimde ne varsa olan olmayan
hepsini alıp
düşlerimde paylaşıyordum her gece
ve yine her sabah uyandığımda
gecenin ağırlığına
yenik düşüyordu gözlerim
öyle sevmiş ki kalbim
ve öylesine özlemiş ki gözlerim
her aynaya baktığımda gördüğüm
sanki ben değil de
hani suretime usulca yansıyan
bir güneşti gördüklerim
yaprak yaprak düşüyordu gözyaşlarım
ağlamak her ne kadar
iyi gelse de her sabah duygularıma
alışkanlık yapmıştı adeta bana
ve her gün olmazsa olmaz dediğim
bir aş gibi
canım çekiyordu seni usulca
hatırladıkça istiyor
ve istedikçe de içiyordu gönlüm
sanki gözyaşlarımla
sarhoş olmuştu kalbim
ve ben
kadeh kadeh dolan duygularımı da alıp
umutlarıma ikram ediyordum her gece
ne zormuş aslında
susarak sığdırmak göğsüme
içimde bekletmek hiç kaybetmeden
ve yitirmeden sıcaklığını
saklımdan alıp
gizlime vermek sevdiğimi
Bilir misin
bir ay karanlığında sevmek nedir
hani buz gibi uzaktan hissedersin de
hiç yaklaşmadan yanına
ve her gece karanlığında
donduran soğuklarda
sanki yanındaymış gibi istersin onu
onca yollara inat kaderinle
paylaşırsın hayata sevdiğini
zor da olsa katlanırsın yaşama
anladım ki kaybedeceksen eğer
küsmeden hayata susacaksın kadere
hasret olup
özlemi seveceksin yüreğinde
o bilsin veya bilmesin fark etmez
sana uzak da olsa sevdan
vazgeçmeden yaşayacaksın
kendi içinde
içten içe
son dediğin nedir ki efendi
başladığın bir şeyi bitirmek mi
yoksa bir sevdadan vazgeçmek mi
sen ne dersin bilmem ama
sonu gelmeden giden bir sevdaya
son vermekti belki de ayrılık
üzülüyordum çokça
çokça da aklım başımdaydı aslında
onca yitik aşklardan ne düşmüşse payıma
hepsini alıp bir bir koymuştum hayatıma
ama her şeyden önemlisi öncesi ve sonrasıydı
en iyi ders olan tarafıydı sol yanıma
anlamı üzerine kilitlenmişti geçmişin
inanmak istemediğim ama
inanmak zorunda kaldığım şu günlerde
koskoca bir leke sürülmüştü üzerine
hani şöyle ilk bakışta görülen
bir kırmızılık olurdu yüzümde pembe pembe
hani üzülmüşüm kırılmışım da utanmışım sanki
ellerim ise birbirine kenetlenirken terler içinde
ince ince sızılar gelip vururdu yüreğime
ilk adımda bir son bir günah mıydı kalbime
ya da hasreti alıp yuvamı etmeliydim kendime
Belki de sıcaklığı uzaktan hissetmek
boynumun borcu olmuştu bu acı kaderde
her defasında bir son düşündükçe içimde
son olup sonsuzluğa sürükleniyor duygularım
içi bomboş düşlere yatarken hayallerim
dalıp dalıp çıkıyor surtine gözlerim
ama kalmak için sevgi yetmiyormuş efendi
gitmek içinde aşkı bahane gösterme kalbine
her ikisi de ihanete düşerse biter gözlerimde
ha içerden severim sevmem
kimse bilmez ama
sonu düşünmesem
başlamadan
biterdi zaten
sonum olmaya
cesaretin yoksa eğer
ilkim olmayı da
aklından bile geçirme
aşka değmeyecek ise değdirmem kendime
merak etme sonu yoksa eğer
yol çok gitmesini bilene
seni sevmek bir rastlantı değildi kalbimde
ama o ayrılık öyle aci verdi ki yüreğime
dalıp gidiyorum bazen uzaktan şehirlere
sızlayıp ağrıtıyor acıyıp kanatıyor yokluğun
ama ne çare kırılmıştım yalnızlığa bir kere
sevdan bir esaret gönlüme mahkum suretine
imkansız yollarına ulaşılmaz bir gökyüzü kalbimde
nice gözyaşlarını verip ahımı da alan sevgiye
kahretsin hayatımı zindana çeviren kadere
bana bir gün söyle desem gelsem sana
takvimlere bile hiç çizilmeyen ayları seçersin bana
hatta yılların bir tanesine bile el sürülmemiş
haftalara gider ellerin
ve ben yine günlerce bekler
ve yine aylarca ağlatırım gözlerimi
onca geçen zamana yazık olduğunu düşünsem de
benden başka aklıma getiren olmadı geçen zamanda
hep ben düşünüp ben söylenirdim onca geçen yılları
çift kişilik yüreğimde tek kişilik yaşıyordum acıları
aslında pek fazla bir şey de istememiştim senden
aşkıma saadet gönlüme ise bir sıcaklıktı kalbinden
yansa da içimde kor gibi özlemler
vazgeçemiyorum sevginden
alnıma yazılan ne varsa yaşayıp yaşayamadığım
hepsinden bir bakışına vazgeçmişti ellerim
nice sevdalara hislerimi söndüren yüreğim
şimdi ise bir serseri gibi
bir mahkuma benzer kalbim
eyy aşk
bir umudu kesmekse hayat
susar yüreğim susar gözlerim
kahrolup ağlamaksa kaderim
hasreti seçip yine beklerim
sus
sadece sus ve konuşma
susabildiğin kadar sus bu gece
ne ayrılıktan bahset
ne de sevdiğini anlat kaderime
sus
sadece sus
sadece yeşil yeşil bak gözlerime
sadece dinle
dinle ve
bir şarkı söyle yüreğime
beni benden alan
yollarına gitsin kalbim
ama gidersen
bir parça da benden
benden çal bu gece
hatta her şeyimi al götür
götür ama
bende kal bu gece
her gece yokluğun dert değil bana
bedenin yoksa bile yanımda
sevdan yüreğimde sevgilim
her şeyimi alıp götürsen de giderken
sen her daim kalbimdesin sevdiğim
yıllar bahane olmaz yokluğuna
sevdan ise
bir cennet gibi içimdeyken
gitsen bile bir gün benden
giderken al götür beni kalbimden
al her şeyimi götür
götür yüreğimden ama
sen bende kal sevdiğim
kal ki güneşten yapılsın gözlerim
yaksa da hasret her yandan
sıcaklara alışsın kaderim
ama sen yine de unutma
al her şeyimi götür
götür istersen ama
sen bende kal sevdiğim
al her şeyim sana emanet
al sende kalsın varlığım sabret
ya git uzaklara kahret
ya da al şehrimi terk et
hiç önemli değil sevgilim
her şeyimden git
her şeyimi al
ama bende de kal sevdiğim
ağır bir romanın ilk sayfasına inşa edilen bir şehirde başladı her şey
her karesinde ihanet kokan kaldırımlar ve yüce aşıklara mezar topraklar
ve gökyüzüne yükselen yitik sevdalara eş düşen soğuklarda ki sağnaklar
duyguları alınmış bedenlerde saat başı buz kesilen yağan yağmurlar
ve yine her defasında yürekten sevenleri vuran yüce ayrılıklar
her sabah güneşin vurduğu ilk ışıklarıyla aydınlanırdı büyük aşıklar
öğleye doğu alevlenip kalpleri çarpan hislere ortak olan duygularıyla
güneşin akşama vurduğu darbede saklanan koskoca karanlıklarda ise
geceye doğru yükselen bedenlerin savaşına şahit olurdu tek gecelik aşklar
bir bedene kaç aşk sığardı ya da bir yüreğe kaç duygu alabilirdi kalbim
ya da kaç paraydı dışarıdan görünen o güzellik yada elden ele geçen bedenler
bazen aklıma bile sığmaz olurdu düşündüğüm yüreklerin çifter çifter gelişi
yada sabahtan başlayan ve kocaman diye adlandırılan sevdaların geceye doğru gidişi
ve neyin nesidir nereden gelip nasıl gittiğinin de aklıma saplanması mıydı aşk
öyle zor ki ve öyle de acıtıyor ki gördüklerim kör olasım geliyordu her gece
ama bir yandan dan da sol yanıma dokunuyordu elleri kolları bağlı çaresizlik
en doğru yoldan gitsem de illaki bir durakta sol tarafta bekliyordu ayrılık
ve yine vuracağı yere binip gidecekti her gece olduğu gibi zemheri karanlıklara
bir kalbin değeri nedir ya da bir bedene ne kadar bir değer biçilir bir yürekte
ya da bu değeri verip kimyasını aklımıza çivi gibi saplayan yürek değilse neydi
saçma sapan düşüncelere sahip insanlar mı yoksa hayatı böyle acıyla yaşatan
yaşamda var mıydı bir hata hani olur ya belki yanlış yerden başlamışızdır hayata
ama her defasında bir sıfır önde başlıyorduk bu aşk denen duygu yoğunluğuna
ve hiç bir zaman da berabere bitmiyordu sonu hep yenik hep mağlup hep acı
ve her defasında da son dakika da mağlubiyet golünü yiyen yine biz oluyorduk
neden bilmiyorum ama çokça sorgulasam da kendimi o zaman zarfı içersin de
yine de nereden geldiğini bilmediğim bir hislerle vuruyordu kiralık gecelerde
basitleştirilmiş duygular ve hisler ile koskoca yürekleri kana bulayan eller
ve onca aydınlığın içinden çıkıp zifiri karanlığı seçip aklımıza düşen ihanetler
ve yine onca acıyı indirdiğimiz yürekleri her gün kanatıp acıtan karaktersizler
eyyy içimizi dışımızı bir eleğe çevirip de kalbimize aldığımız yüreksizler
ve sabah olup güneş doğmadan sırtımızdan vurup da çıkıp giden kiralık geceler
severek ölmekse kaderim
işte bugün onu yaşıyorum
dün deli gibi severken yüreğim
bugün ise bir mezara gömüldü kalbim
her ne kakdar kaçsam da
bir o kadar da dönmek istiyor yüreğim
gitsem de uzaklara diz boyu
kurtulamıyor kalbim
ne zormuş ağlamak ardından
giderken bakmak gözlerine dokunmadan
ne zormuş gözyaşlarıyla çaresiz kalmak
ne zormuş boş yere ağlayıp kahrolmak
ölüp ölüp dirilmek aynı şehirde
alıp ellerine başını dayanmak hayata
ne zormuş kaybetmek bu yaşımda
severek ölmekse kaderim
ben zaten ölmüşüm sevgilim
ayakta olduğuma bakma
ben yaşarken ölüp
toprağa gömüldüm usta
ciğerim yanar kanar
ayakta kalsam da
bitmişim usta
öylesine acımasız ki bu aşk
sanki kana bulanmış bir kent gözlerimde
caddeleri bomboş bir şehir
ve insanları intihar eyleminde
ve yine bir mahşer yaşanıyor kalbimde
ateşler yakılmış yükseliyor yüreğime
bir hazırlık var sanki duman duman göğsümde
bir cehennem inşa edilmiş sanki bu gece
alev alev yanıyor her dakika kalbim
içimde dışımda ne varsa alıp başını giden
yerine onca kışları bıraktı aniden
ve ben susup sadece ağladım sen giderken
ciğerim yanıyor usta soğutmuyor hayat
yandıkça kanıyor acıyor kalbim
yetim başıma hasret yollara
düşman oldum neylersin usta
bir ölüm kadar sevmiştim seni
ve bir ölüm kadar da gerçekti sevgim
ölümsüzdü belki de sana olan ilgim
ciddiyetimi yitirsem de bu vakitlerde
bir imkansız değildin gözlerimde
yalan olmadan
yalansız sevdim
ben seni sevgilim
seninle sevdim
seninle öğrendim
seni sevmek için
hiç bahanem olmadı ömrümde
sadece sustum
ve sadece sevdim
ellere inat değil
sevmek istediğim için sevdi kalbim
uzaklığınla sevdim
özlemi sevdim olmadığında
ellerini sevdim her dokunduğunda
aklımı sevdim
seni düşündüğü her dakika
düşlerimi sevdim
hayallerime kattığında
güneşi bile sevdim yaktığında
her sabah olduğunda uyandığımda
her pencereme vurduğunda
yüzüne açan çiçekleri sevdim
ne bir son buldum sende
ne de bir gelecek düşledim kaderimde
koskoca bir dünya içinde
bir seni bildim
bir de seni sevdim kalbimle
gelip ölüyorum desen bana
tutar ellerinden
veda ederim bu dünyaya
sen gidersen sevgilim
bende gelirim unutma
unutma sevdiğim
ben seni
çok ama çok sevdim
seni sevmek için
koskoca bir yaşamı da alıp
feda ederken kaderime
onca bahaneyi de katıp
yuva ettim kalbime
öyle sevdim
akşam olduğunda
akşamları sevdim kızıllığında
geceyi sevdim sabahlara uzandığında
sevdim seni
öyle veya böyle sevdim işte
hasret demeden
özlem bilmeden
sevdim
sevdim işte
sevdim
yalnızım
çok yalnızım
hayata yalnız bakıyorum yokluğunda
bakıyorum da ne çare
yoksun yanımda
her gece karanlığında
yollar çizilir gözlerime
onca binalar düşer
yıkılır parça parça üzerime
her nereye baksam hasret
ve yine her nereye dokunsam
bir özlem ellerimde
bir başına yalnızlığım ile
yoksun kaderim
sensiz de yaşıyorum
yar desem
yardan vuruldu kalbim
bir an dese gözlerim
bir anda bitip
yok olup gitmişti kalbin
olmadığında hayat öyle zor
ve öylesine imkansız ki
imkansız olduğu kadar da
acıdan bir kale kalbim
ayakta kalmaksa yaşamak
yaşıyorum yıllara inat
direnip yok olmaksa katlanmak
katmer katmer olmuşum inan
ölsem desem
çare değil gençliğime
ayakta kalsam sevginle
acılar vurur kalbime
ey aşk
boşa geçen bir zamanda
yaşamaksa seni kaderim
yaşıyorum
zaman ise
hiç geçmemişti zaten benden
her şey ansızın başlar
ve ansızın giderdi kalbimden
ama yine de yar der
yardan bir kente düşerdi gözlerim
düşse de ne çare
yoksun ki
sensiz de yaşıyorum
eğer
seni sensiz yaşamak
kader olmuşsa kalbimde
onu da yaşıyorum
yaşadığım onca hayata
ve içinde geçen onca zamana
öyle bir iz sürmüş ki kalbin
ne yokluğuna sevinebildim
ne de varlığını hayal edebildim
bildiğim tek bir şeyi de
yokluğuna saydı kalbim
ama yine yoksun
sensiz de yaşıyorum
yokluğun ise
bir bedel olmuşsa yüreğimde
şimdi yoksun
sensiz de yaşıyorum
.
XXXXXXXXXXXXXXXXX
hiç zamanım kalmadı yaşamak için
ölmek için de hiç bir yer
bulamadım kendime bu şehirde
yaşam ile ölüm arasında çekilen
ince bir çizgide
öylece gidip geliyordu kalbim
vur desem feleğe
sürüklenecek kalbim uzak denizlere
oturup beklesem bir köşede
soğuk mevsimler geçecek yüreğimde
öyle üşüyor ki yüreğim
öyle serin ki ellerim
ve öyle derinden ki sevgim
uzaktan bile olsa
keşke
yanabilse kalbim
gelsen de
onca yıllara inat sevginle
bir hoş geldin ile
girsen yüreğime diyorum
diyorum da
razı gelir mi hayat
yaşam yaşatır mı bizi yaşamda
onu da hiç bilmiyorum
ama bildiğim tek bir şey var
uzaktan bile olsa seviyorum
eşgalime bir hüküm güzelliğin
görmesem de suretini
içinden almış demini kalbim
yüreğine vurgun gözlerimle
aklıma düşüyorsun her gün
her dakika üzülüp büzülsem de
söz geçmiyor yüreğime
her ne kadar imkansız bile olsa
sevmiştim seni ne çare
ne çare ki yollar haram gözlerime
öyle uzak öyle zor ki gül yüzün
hissedebildiğim
tek bir yerde yaşıyorsun kalbimde
sol yanımdaki en soğuk gecelere
eşlik ediyorsun içindeki ateşle
ulaşamadığım bir yolculuk gibisin
alıp elime çantamı gidemediğim
en taşlı yollara sahip yüreğinle
en imkansız sevdamsın kalbimde
sen benim sıcaklık nedir bilmediğim
buzdan yapılma bedenime gelip de
hasret gibi çöken bir özlemsin
her istediğimde dokunamadığım
ama her dakika hissedebildiğim
bir yaşamsın yüreğimde
ey aşk
dargınım
dargınım ayın karanlığına bile
buz tutmuş yüreğime
dargınım ellerimdeki kalbime
her sabah yüzüme doğan güneşe
dargınım
ey yar
dargınım yollara
dargınım uzaklara
kara bahtıma
dargınım uzaktaki sevdama
sana ulaşamadığım her ana
konuşmadığım her dakika
dokunamadığım zamana
dargınım sen olmadığında
yokluğuna kırgınım
kendime bile dargınım
dargınım ki
uzaktan bile olsa
gönül vermişim yollarına
vermişim de
ne çare
yanımda olmayan bir sevdaya
hangi bedel biçilir ki bu zamanda
onu da bilmiyorum
ama uzaktan da olsa
çok seviyorum
.
sizin hiç
imkansız olduğunu bile bile
ısrarla
sevip sevdirmek istediğiniz
bir kalbiniz oldu mu
doldu mu gözlerin göz kapaklarında
aynı anda uzaktan uzağa
donup üşüdün mü görmeden birini
sadece 2 kelam ederek
bir sözüne muhtaç kaldın mı her gece
yandı mı için cayır cayır
üzülüp kahroldu mu yüreğin
bilmiyorum
bazen
yanımda olsan diyorum
bu kadar sever miydi yüreğim
bu kadar hasret çeker mi gözlerim
onu da bilmiyorum
nasıl sevdim nasıl sevildim
onu hiç bilmiyorum
kaderime yazılmış mıydı gelişin
ya da düşlerime gelmiş miydin
bilmiyorum ama
çok düşünüp
çok da tartıştım kendimle
ama nafile
sil baştan yaptığım bir anda
yeni bir sayfa istemiştim rabbimden
ama ilk çevirdiğim sayfada
sen girdin hayatıma
bilmiyorum kader nedir yaşam nedir
hiç yaşamadım
hiç anlamam da zaten
hiç de çalışmamıştım dersime
belki de yaşarken
yaşadığımı sandım
ya da inandım kandım
sonra da yandım
belki de tepkiliyim hayata
ne bilim karman çorman bir şey işte
ama sevdim ne hikmetse kaderimde
ne şans ki onca acılar içinde
alıp elime yüreğini
dokunmadan
inşa ettim kalbime
etmiştim etmesine de
uzaktan uzağa yaşamak kalbimde
düpedüz yolları
düşman eyledi gözlerime
zaman zaman aklıma getirip
sonunu düşündükçe de
vurgunu çok bir denize
saplanmak gibiydi kaderimde
ama saplansam da ne çare
söner mi içimdeki ateş bu yare
düşe kalka hayal ederken seni
sevdim seni görmeden ellerini
sevdim o görmediğim güzel gözlerini
sevdim dokunamadığım yüreğini
sevdim
sevdim seni
son sayfamda beklerken kaderini
sil baştan bir hayat bekliyordu kalbimi
oysa nereden bilebilirdim ki
ilk sayfama yazılan ismini
uzaktan da olsa
sevmiştim seni
hani imkansız da olsa
yüreğime yazdım ismini
sessizlik olsun adım bu sene
sensizliğin vurduğu bir rüzgara
anlatmak istiyorum yalnızlığımı sadece
ama yapamıyorum nedense
her yer karanlık
sudan saatler işliyor her dakika
nasıl geçtiğini anlamadığım bu yaşımda
küskün bir yürekle kırgınım hayata
gitmek istiyorum aslında
istiyorum da
Bin bir çeşit yol çıkyor karşıma
hangisi aşka
hangisi sevdaya çıkar
Onu da kestiremiyor kalbim
durgunluğun
bu kadar durgun olduğunu da
bilemezdim hiç
hiç yaşamadığım için olsa gerek
başına gelemediği zaman da
hissedip anlamak
ne zor bir şeymiş
ne zor muş
bom boş bir boşluk da yüzmek
susuz bir deniz de
kendimi hayal etmek
hiç ıslanmadan düşlemek yarınları
çok zor
zor olduğu kadar da
zoruma gidiyor
yaşıyormuş gibi yapmak
düşünüyorum da bazen
öyle çekmişim ki
ve öyle acılara şahit olmuş ki yüreğim
koskoca bir ömrün
sadece bir yılında bile
mutluluğu dilenmişim hayattan
yeterli bulmuşum
bulmuşum ki
onca yokluğun içinde
bir tutam varlığı ve
bir tutam sevgiye
ihtiyaç duyduğumu anlatmak istemişim
adı batasıca şu dünyaya
ama her defasında
sil baştan bir hayatın
sonunda çekilen bir filmin
en başındaki rolü
yine biz üstleniyoruz
ve yine her defasında üzülen
yine biz oluyoruz
çünkü bizler seviyoruz
sevilmeden sevmek ise kaderimiz
seviyoruz
üzülüp kahrolmak ise hayat
bunu da biliyoruz
ama her defasın da aşk
anlamazlıktan gelircesine
gözlerimden gelip geçerdi
bir rüzgar gibi
hani
bile bile
ateş olup yanmaksa yaşam
onu da yaşıyoruz
bazen şaka yaptığını düşünsem de
ayrılık ile tanışacağım güne kadar
ciddiyetimi korurdum sararmış bir yüzle
ne komik değil mi
şaka gibi
göz göre göre
bir gidip
bir geliyoruz
ama ne çare
ayrılık gelip vurmuştur bir kere
çünkü biz seviyoruz
kırılan kalpler
üzülen büzülen yüreklerin
acı çeken ve onca yaraları
yıllarca sarmaya çalışan
canların
hani
yaşamının son anıymış gibi
kıvranırcasına
hepsinden kurtulup
yeni bir dünyayı
hayal etmesine de
hiç şaşırmıyordum
nasıl olmalı biliyor musun içimdeki yaşam
gözlerime baktığında
gözlerimden
damla damla düşmeli bakışarı
hiç kırpmadan göz kapaklarını
akmalı yüreğime
dirhem dirhem süzülüp
inşa etmeli kendini kalbime
etmeli ki
bir bakışına
bir anda
bir ömürü
feda etsin
kalbim
yanmalı gerektiğinde yokluğumda
korkmalı
hani o kaybetme korkusu var ya
ateş gibi düşmeli yüreğine
gittiğimde
hiç gelmeyecekmişim gibi
telaşe kapılıp
savurmasını bilmeli rüzgara
ortalığı bir birine katıp
çılgına dönmeli bir anda
hani dillerinden gelmese bile
söyleyemese de içindeki ateşi yüzüme
sadece bir eli ile
anlatmalı dünyasını sevdiğine
susmayı bilmeli
ama sustuğunda bile
bir çok şey anlatabilmeli gözlerime
anlatabilmeli ki
her baktığımda ona
içime ateşler düşssün her dakika
sevdiğim kadar da sevildiğim olmalı
ailem olmalı
sırdaşım olmalı her istediğimde
geçip karşıma dinleyip
dinletmesini de bilmeli gerektiğinde
sakin olmalı yanımda olduğun da
bütün hırçınlığını
yokluğuma saklamalı ben gidince
bir adım yer değiştirsem
her adıma bir hesap yapmalı gözleriyle
düşlerde değil
gerçek olmalı sevdiğim
uzakta değil
yanımda olmalı geleceğim
olmalı ki
kadınım olsun kaderim
bazen de alınmalı yüreğime
kırılmalı hani uzak kaldığımda
gönül koyup darılmalı sevdiğine
bir söz söylemese bile
bir bakışıyla
anlatmalı içindeki kışı
üşüdüğü gecelerde
gözü pek olduğu kadar da
karartmasını da bilmeli gerektiğinde
korkutup yüreğimi
titretmeli ellerimi
hani varlığı kadar da
yokluğunu da hissettirmeli kalbime
hissettirmeli ki
kaybetme korkusunu
yaşadığı kadar da
yaşatmasını da bilmeli sevdiğine
can olup candan olmalı kaderime
güzel görünüp parlamalı gözlerime
ama her şeyden önce
kadın olmalı kalbimde
ölümüne bir aşka
öylesine bir
yaşam katmıştı kalbin
sıradan bir hayatı da alıp
yapıştırmıştı sırtıma
ağırlığınca yükü de alıp
gidiyorum uzaklara
gözlerini bile
sürmeden gözlerime
gidiyorum
çok uzaklara
kalbim
ahh kalbim
hani hiç
ağrıtmayacaktı seni
hani hiç yaşlar da
dökülmeyecekti gözlerinden
vedalaşma nedir
bilmezdik bile
hani yollar bize
yasak tı dünyamızda
hani her bir gidişe
ceza vardı hayatımızda
hani uzaklara da
hüküm sürmüştü kalbimiz
gitmek
ahh gitmek
gitsen bile
dönüp
gelecektin yüreğime
tek çarem
sen olacaktın kalbimde
görmüşler bizi
bilmişler ikimizi
kime ne
üzüldüm
çünkü
ayrılık düştü yüreğime
düştü ki
verilmiş sözler bile
ateş oldu gönlüme
kahrolup ağladım
ezanlara kadar
sızlandım
böyle bir gidişe
hazır değildi yüreğim
acemi bir yolcu gibi
uzanıp
uzattım ellerimi
taştan yollara
öyle zor
öyle yaşlı ki kalbim
taştan bile olsa kaldırımlar
görmüyordu gözlerim
bir an olsun
ardıma baksam diyorum
yanar
acır
kanar mı kalbim
ya da bir yol
çizer mi kaderimde
bilmiyorum
bildiğim tek bir şey var
onu da
yüreğimde saklıyorum
umutlarım desem
onlar
hiç yoktu zaten
zaman desem
yorgundu
yıllar ise
yıllanıp
yıpratmıştı kalbimi
alabildiğini de alıp
götürmüştü yüreğimden
Ve ben şimdi
sıradan bir yıla
sırtımda
ağırca bir yükle
giriyorum
ağırlığınca umdu da alıp
yollara düşüyorum
Ha unutmadan aşk
seni de alıyorum
ama kalbimde değil
sıradan bir çantayla
taşıyorum
özler misin bilmiyorum ama
kendimi unutturmak için çıktım yollara
hani kendimi bir başına avutmak değil de
gözlerini alıştırmaktı belki de yalnızlığa
bir başına olmak da zor gelecek belki sana
belki de bir sıcaklığa hasret kalacaktı kalbin
üşüyecek donacak ve düşünecektin yokluğumda
ama düşünme ben iyiyim
varlığında bile yalnızdım nasıl olsa
yabancı değildim yaşadığım hayata
hiç zorluk da çekmedim giderken
şöyle biraz da olsa ardıma baktıysam da
unuttuklarım geldi o anda aklıma
hatırıma bile gönül koymuştu yüreğim
hani biraz çatıp kaşlarımı üzüldüysem de
hiç kırgınlık da yoktu kalbimde
sadece biraz sitem vurmuştu gözlerime
ardına saklandığım korkularım da yoktu
ama bakıyorum da hepsi sende konaklamış şimdi
fakat üzülme zamanla gelip geçerse yıllar
hani bir sabah uyandığında biterse acılar
boşver hiç olmamış say
onca yaşanmışı yaşanmamış bilsin kalbin
hatta gittiğimi bile görmedin giderken
hiç tanışmamıştık ki adım kalsın aklında
hem severmiş gibi yapmak da
zorunda değilsin artık
çünkü
sen bittin
bittiğin gün ise
ben de bittim
nasıl bittiysem
öyle gittim
unutmayı bile
unuttum yokluğunda bu gece
bu gece uykular bile
uykusuzluğuna sarılıp
öyle yattı hayallerine
gözlerim açık bir halde
ayakta kalan bedenim ile
seni düşünürken yüreğim
içten içe ağlıyordu kalbim
olmadığın saatlerde
nefes almak bile
bir tereddüt yokluğunda
varlığında aklıma gelen korkuların
gün ve gün
başıma gelmesine de
anlam da veremiyordu kalbim
hiç ama hiç de olmadığın bir güne de
isyan da etmemişti gözlerim
Onca kalabalığın arasında
hiç konuşmadan
susmayı öğrenmişti dillerim
susmalıydım
susmalıydım ki
konuşmam gereken bir an bile olsa
kilitlemeliydim dudaklarımı kaderime
her ne kadar hüzünde olsa kalbimde
susmalıydım istemesem de kendime
küskün olduğum yüreğimden
vazgeçmeden
barışık olmalıydım hayata
çünkü her geçen zaman ömrümden
bir gün çalıp
yolcu ediyordu kalbimi uzak şehirlere
ve her dakika ve yine her saniye
kan kaybedip damlatıyordu caddelere
yokluğun ve sen
öyle marifetli ve
öyle yakıcıydı ki
onca kalabalığın arasına girip
oracıkta ateşe vermişti gönlümü
ve yine
onca yüreğin arasından gelip
bulup vurmuştu kalbimden
ve öyle ce gidip
akıcı bir hayatın içinde durdurup
kaybolmuştu yüreğimden
yokluğun acı bir kayıp
gidişin yollarıma hasret
gözlerimde tam bir özlem
dudaklarıma ise
suskunluk sürülmüş bu gece
ellerime bağlı kelepçelere
kilitlenmişsin sessizce
kalbim ise damla damla
kan çanağı bu gece
sus
sus kalbim
konuştukça
ağlatacaksın yine
.
Dün seni sevebilmek için
Her ne kadar sebebim olduysa da yüreğimde,
Bugün de senden gitmek için
Bir çok yollar çizildi gözlerime.
Arasında bir günlük fark bile olsa yıllar içinde,
Küçücük bir ihanet bile yeterlidir
Her şeyin bitmesine.
Dün sevdiğimdin kalbimde,
Bugün ise gönderdiğimsin ellerim ile.
Şimdi tüm yollar senin git gidebildiğince,
Üzülme!
Hayat güzeldir sevmesini bilene..!!
ağladım
sabahlara kadar
dağlar sürüldü gözlerime
yıllar vurdu yaş oldu boğuldu günlerimde
sözlerim ise tutuldu sustu sadece
hayat durdu yaşam durdu
ayrılık geldi vurup vuruşturdu yüreğime
konuşamadım ağladım kanadım yandım bu gece
yandıkça ağlar
ağladıkça kanar oldum bu gece
sen gidince her şey bir felaket gözlerimde
ağladım
ağladım ki yokluğun bir boşluk değildi kalbimde
gülen gözlerime bir gökyüzü gibi gelip
yağmur gibi ıslatıp geçmiştin yüreğimden
ben sadece ardından bakıp ağladım
giderken bıraktığın izleri de alıp
Dualara sığındım ellerimi açarak
ağladım
ağladım çünkü bir ömür bitecekti sensiz
bir heves gibi uçup gidecekti çaresiz
onca yaşanmışı alıp ateşten geçirerek
tekrar tekrar yakmak mıydı kollarında aşk
Ağlatmak mıydı zamanın her saatinde gözlerimi
Ya da
Sızlatmak mıydı yüreğimi her dakika ayrılık
ağladım
ağlayamadığım ne varsa şimdiye kadar
hepsini biriktirip gidişine katmıştım sanki
fırlatıp atamadığım ne varsa rüzgara seninle
hepsini alıp geçmişe saklamıştım kendimi
bir köşede düşünürken geleceğimi
oturup kaderime ağladım
ağladım
ağladım çünkü ilk defa ağlatmıştın beni
daha önce de gidip gelmiştin defalarca
hiç ağlamadan pencere diplerinde
tatlı bir tebessüm ile beklerdim seni
ama bu sefer ki gidişin
bir ihanetin bedeliydi sanki
ağladım
ağladım ama
gözyaşlarım gidişine değildi sevgili
seni asla affetmeyecek olmam
ve
sol yanımı yakıp kavuran sancıları
içime bir ok gibi saplaman dı giderken
yüreğimi sızlatan acıtan kanatan ne varsa
yüreğime indirmen di seni deli gibi severken
severken
gözyaşı dökmek ise kaderim
ağladım
sen giderken
Sen gülünce bahar gelir açar gözlerimde
Gelip geçer içimden çiçekler saplanır yüreğime
Gülümserken bakışlarım masmavi gökyüzüne
Yıldız olur parlar ışıl ışıl gül yüzüne
Her nereye baksam sen ol ki gözlerimde
Yokluğun bile imkansız olsun yüreğimde
Varlığını düşündükçe nice baharlar gelsin
Açsın açabildiğince kaderimde
Yaşamak çok zor sen olmayınca kaderimde
Çok zor uzak olunca ellerin ellerime
Üşürken nefesim buğulu gecelerde
Hüzün olur yağar damla damla üzerime
Seni sevmek için
Yokluğuna bahanem olmaz benim kalbimde
Olmadığın sensiz bir gün bile çaresiz
Karanlıktan bir yıl eyler düşlerimde
Gerçek olmasa bile yokluğun hayallerimde
İnan bana koskoca bir ömür biter bende
Yokluğuna bahane bulamıyor kalbim
Hangi yola girsem bir köşesinde kimliğin
Şehrini anlatıyor işleyerek gözlerime
Ve yine Hangi durakta binip gitsem
Yüreğinde iniyorum sadece
Yaşanması zor bir sensizlik vurmuş yüreğime
Saatlerin tamamında hüküm sürse de sevdan
Ne sensiz bir yol bırakmış bu ülke de
Ne de sensiz bir yaşam düşmüş kaderime
Sadece seviyor özlüyor ve istiyorum seni
Saatlere sığdıramadığım sevgini
Hiç ama hiç uzak kalmadan senden
Hiç ama hiç de aklımdan çıkartmadan da
Gözlerime çizmek istiyorum resmini
Gördüğüm gökyüzü
Gözlerin miydi dün gece
Masmavi bir buluta
Yükseklik veren
Hafifçe esen bir rüzgar mıydı
Düşlerimdeki sen
Kulağıma gelen uğultuların
Umutlara seslenmesi gibi
Bir yaşam dı belki de
Dudaklarındaki şarkılar
Her sözünde adım ile
Hayat kaplı sislere uyanan
Puslu bir sabahtın belki de
Dün deki sen
Ama çoğu zaman da
Görüp görmezden geldiğim hisler
Gelip vururdu
Her penceremi araladığımda aklıma
Yalandan dalıp gecelere
Yalandan saplanırdı gönlüme
Hani sanki
Gerçekmiş gibi algılanan duygulara
Meydan vermişti yüreğim
Gerçek miydin
Yaşanabilen bir dünya içinde
Ya da gözle görülebilir cinsten
Bir beden miydi varlığın
Bilmiyorum
Belki de görmeden hissettiğim
Ya da
Hiç olmadığın halde
Kendimi avutabildiğim
Bir umuttun içimde
Hani tarif edemediğim
Ama varlığından da
Taviz veremediğim
Bir ateşti yüreğimdeki
Söndüremediğim
Ve hatta yandıkça yakan
Bir yangındı sol yanımdaki
Önceleri görmüş müydü gözlerim
Görmüş müydüm seni
Bilmiyorum
Mevsimlerin bile
Her hangi bir tanesinde
Bakışların vurmuş muydu gözlerime
Onu da hatırlamıyorum
Tek bildiğim şey
Her gece yattığımda
Sendin gördüğüm
Kimsin sen
Nereden geldin
Nasıl gelip
Nasıl girdin düşlerime
Nasıl sevdirip
Nasıl göründün gözlerime
Mevsimlerden neydi
Hangi aya vurmuştu sıcaklığın
Ve hangi günde görüp
Hangi saatte vurulmuştu
Gözlerim
Unuttuğum bir ayrılıkmıydın
Ya da uyuttuğum kalbim miydi
İçimdeki sen
Ya da bir veda mıydı resmin
İçimdeki sıcaklık niye
Kimsin sen
Bir düş olsan
İşin ne her gece düşlerimde
Yalan desem de kendime
Uykuya yatan da benim
Her gece seninle
Yeni bir aşk desem sana
Yoksun ki
Yoksun
Ya da yalanın bir yanı ben
Sol yanı sendin hayallerimde
Sadece farkında olmadan
Boğuluyorduk ikimizde
Denizde bir dalga
Bir gemi
Bir Liman
Bir dağ
Bir uçururum
Bir yol
Bir fırtına mı
Yüreğimdeki sen
Kimsin sen
Hangi hakka cüret
Hangi sofraya bereket kalbin
Söyle
Kimsin
Kimsin sen
Umutsuz bir umudu
Hayal etmek varmış şimdi kaderimde
Düşlerime katmak seni
Hani asla esmeyecek olan bir rüzgarı
Beklemek ömrümce
Özlem kokusundaki kalbini de alıp
Uzaktan uzağa hissetmekti
Bendeki sevgin
Koskoca bir mevsim gibi
İmkansız olduğunu bile bile
Göğsüme sığdırmak sevgini
Sanırım öyle
Öyle veya böyle farkında olmadan
Yüreğime katmak seni
Hem de deliler gibi
Her an yanımdaymış gibi
Sevmek seni
En güzel şeydi bendeki
Çoğu zaman da
Tarifini yapamadığım
Ama her defasında
Adına hasret dediğim
Bir sıcaklıkmıydı yüreğimdeki
Hani aşık olmak gibi
Bir şey miydi kalbimdeki
Ya da gözlerimde parlayan
Bir güneşmiydi
Gördüklerim
Bazen de
Zamanı üzerime kilitlenmiş
Yağan bir yağmura benzetirdim
İçimdeki yangını
Hani her terlemeye başladığımda
Bedenime
Bir anda şimşek çakar
Ve yağardı üzerime damla damla
Islatırdı alev alev yanan kalbimi
Serinletirdi yüreğimi
Seni sevmek aslında
Kocaman bir boşlukta
Tutunacak bir yaşamdı hayatımda
Ayakta kalabilmekti
Her aklıma geldiğinde seni sevmek
Gözlerine bakmadan bile
Hissetmekti yüreğindeki sıcaklığı
Alıp içime sığdırabilmekti
O boşlukta tutunduğum ellerin
Olmadığında bile
Bunları yazan kalbime
Bir ömür borçluydum bu gece
Sadece seni düşündü için
Ve yine
Seni yazdığı için de yüreğime
Yeni ömürler eklendi takvimlere
Sadece sen olduğun için içimde
Ne bir ömür tükendi gözlerimde
Ne de bir yıl geçti günlerimde
Olmasan da yanımda
Ayakta tutan tek sevgiydin
Kalbimdeki sıcaklığın ile
Biraz kırgınım bu günlerde
Kırılmıştı gözlerim hayata
Biraz sitem de olsa
Kırılıp üzülmüştüm yaşama
Oysa ben zor olan veya olmayan ne varsa
Sırf senin için hepsini alıp
Fırlatıp atmıştım bir kenara
Oysa tek isteğim kolay olmaktı sana
İşin aslı bugün
Bir sitem kaplamıştı gözlerimi
Alıp mavisini gökyüzünden
Karartmıştı dünyaya
Ama şimdi sen yoksun kırgınım sana
Biraz da kendime kırgınım olmadığın için
Bırakıp giderken dur diyemediğim kalbime
Ya da tutup kollarından gitme kal diyemediğim
Bazen
Alıp başımı gitsem diyorum uzaklara
İçime düşen ne varsa olan olmayan
Alıp fırlatsam esen rüzgara
Gururuma kırgınım
Öylece kalsam bomboş bir odada
Kalıp otursam bir köşeye sensiz
Hani yokluğuna alışmışım gibi
Alsam elime bir gazete
Baksam ayrılık sayfalarına
Bir gurur du belki yenemediğim
Hani Kalıp gözlerine bakamadığım
Bakışlarım vardı aklımda
Çok istesem de yapamadığım
Tatlı bir veda sanki
Hani ne pişman etmişim
Ne de pişman olmuş kalbim
Sessizce bitmiş ve gitmiş gibi
Aslında bu gün değil de
Dünden gelmişti sitemler ocağıma
Bir gün öncesinden hissedip ve
ve bir gün öncesinden kırılmıştım sana
Kırgınım sevgili sevgisiz ne yaşadıysam
Kırgınım giderken bırakan ellerime
Kırgınım baktığında bakmayan gözlerime
Kırgınım Yar
Kırgınım
.
Öyle dalmışım ki bu ara uzaklara
Baktığım her yerde
Bir duman selamlıyor gözlerimi
Sigara üstüne sigaralar yakılmış
Ve bakışlar dikilmiş
Hayatın bir köşesine
Umutlarım ise tam oraya çöküp
Gökyüzünden dilenmiş kendini
Koskoca bir şişeyi bile
Talan etmişim
İçe içe bitirip
Bir yenisine el atmış yüreğim
Ve içtikçe
Sızıp uzanmışım
Umutlar köşesine
Sayfalarını kopar kopar bitiremediğim
Takvimlerin yerini ise
Şimdilerde
İçip içip bitiremediğim
Anılar almış bu gece
Her aklıma geldikçe
Dibine kadar vurmuşum geçmişe
Yaşa yaşa bitirememişim içimde
Başım duman duman vurmuş kalbime
Ellerim ise her bir şişede parmak izleriyle
Saat saat anıları dolduruyor kadehlere
Başım dönüyor
Hayatı çift görüyorum bu gece
Bir yanda hayatın en acı yanı sen
Ve diğer yanda
Yaşamın en ağrıyan tarafı
Sol yanımdaki düşünceler
Ayırt edemiyor gözlerim seni
Hepsine öyle yakın ve
Öyle benziyor ki suretin
Her nerede kanayan acıyan ne varsa
Hepsine el atmış kalbin
Hangisini alsam düşlerime
Kırmızı bir
Yağmur yağıyor gökyüzünden
AcıtIyorsun
Kanatıyorsun ne varsa bedenimde
Dirhem dirhem yakıyorsun
Her karesini
Ele geçirmiş yokluğun
Hasret bile dindiremezken acısını
Hiç ama hiç değmeden sol yanıma
Gelip içimden geçiyorsun
Ve ben susuyorum
Sanki susmaya hasretmiş gibi yüreğim
Susuyorum
Sanki uzunca zaman
Özlem duymuş gibi kalbim
Susuyorum
Hayata
Kadere
Yaşama susuyorum
Ve dün geceye gidip
Senden kalan ıslaklığı da alıp
Kadehlere dolduruyorum
İçlerinden bir tanesini seçip
Tek kadehte içiyorum
İçinde umut var biliyorum
Ama unutmak zorunda olduğumu da
Çok iyi biliyorum
Biliyorum ki
Hatırladıkça her gün
Bir kadeh senden
Bir kadeh de benden içiyorum
.
S’evdim ama nazlanıyordu sanki kalbim
E‘ngin bir denizde boğulmaktan korkuyordu belki
V’edalardan korkuyordu belki de alıp başını giden
D’ivane gönlüme söz geçiremeyen
İ’ nce bir çizgiydi sanki yüreğime çekilen
M’ahşeri yaşamak tı belki de son korkularım
A’ra sıra gelen hislerimi de alıp
M’asa altlarında saklanıyordum bazen başım eğik
A’ma ne çare gider mi içimden zemheri geceler
K’orkuyordum evet ama bir o kadar da
O’nu yüreğime alıp da sevmiştim de
R’ica minnet kalbim ellerimde beklerken
K’orkularım gelir vururdu gözlerime
U’zaktan uzağa yaklaşmadan yanıma
Y’ıllara inat geçerdi zaman hiç durmadan
O’racık da yığılıp kalırdı bedenim
R’ahatı ve huzuru da unutmuştu kalbim ve
U’mutları da alıp karanlığa bıraktım bu gece
M’arifet sandığım sıcaklığı da alıp sevdim
Ama korkuyorum
Şimdi
Sevgimi de alıp korkulara bırakıyorum…
Alçaktan esen hislerime
Yüksek bir tansiyon vurdu bu gece
Yaralı kalbime düşen duygular
Derin bir nefes çekti içine
Bu gece canlanmıştı gözlerim
Yansıyan suretin ise
Tüm güzellikleri de alıp
inşa etmişti yüreğime
Aslında ben farkında olmadan
Sana gelmişim bu gece
Her şey dün başlamıştı aslında
Kalbime yazılana kadar ki zamanda
Alnıma yazılmıştı kaderim seninle
Bilmesem de
Unuttuğum bir mutluktun gözlerimde
Bir anda gelen mi tatlıydı bana
Zamanla gelen mi umut olurdu yarınıma
Bilmiyorum
Bilmiyorum ama
Yarın olmadan
Tadın kalmıştı damağımda
Nefesin bile yüreğimde
Kusursuz bir fırtına gibiydi
Sen aldıkça yaşar
Ve sen verdikçe de ben tutup
Fırlatırdım kalbimi yüreğine
Böylesi heyecana gün dayanmaz
Hava kararır akşam olurdu kızıllığında
Güneş yavaş yavaş batarken gökyüzünde
Geceler hakim olurdu yüreğime
Ve ben seninle baş başa kalmanın
Huzurunu yaşardım içimde
Seni hissetmek, umut etmek
Olmasan da yanımda
Seni yaşamak kalbimde
Bir can olurdu yüreğime
Seni de alıp
Sürüklenirdim nehirlere
Gecenin matemine bile aldırmazdım
Hiç de korkutmazdı beni karanlığı
Çünkü sen varken içimde
Her saat güneş doğardı üzerime
Bu sefer de sabahlar olmaz
Küserdi gecelerime
Koskoca bir ömürün bir gününde
Sabahın en erken saatinden
Gecenin en karanlık vaktine kadar
Seni çizerdim gözlerim ile
Bir umut derdim
Sen gelirdin sözlerime
Sevgi dedim sevgi oldun
Doldun kalbime
Yaşam dedim hayat dedim
Uzaktan uzağa
Nefes oldun yüreğime
Sevdim
Bir ömre sığdıramadığım hislerimi
Bir günde bulup delip geçtim yüreğimi
Açıp kollarımı sana
Merhaba dedim kalbim
Ve sessizlik içinde
Kesinleşmiş bir duygu
Hüküm sürmüş kalbimde
Biliyorum, biliyorum ki
Hiç ama hiç
Dinlememiştin haykırışlarımı
Hiç ama hiç de
Duymamıştın giderken
Çığlıklarımı
Sen benim ne hissedip
Ne yaşadığımı da
Hiç de
Anlamamıştın zaten
Benim de anladığım
Ama
Aklıma da sığdıramadığım
Hafiften bir tutku da
Ağırlaşmıştı kalbimde
Sen giderken
Giderken diyorum da
Geldiğinde farksız mıydı sanki
Gidişinin bir İkizi
Ya da bir kopyası mıydı yollara vuran
Öyle kolay ve anısızın gelmiştin ki
Gideceğin günü de
Hiç aratmamıştın sanki
Ne öncesine
Bir isyan vardı hayatımda
Ne de sonrasını görüp soracak
Bir sorgu vardı aklımda
Başlaması ve bitmesiyle
Bir olan vurgu
Vurmuştu beni
Kalbimin tam
Orta noktasından
Boş bir evin
Boş bir odası gibiydi yüreğim
Körelmiş duyguları da alıp
Sere serpe serilmişti kalbim
Gözlerim ise
Ağır bir roman gibi
Oku oku bitiremediği
Bir yaşamı
Göz altına almıştı adeta
Saatler ise durup durulmuştu
Durmasıyla ben durdum
Hayat durdu
Yaşam durdu damarlarımda
Ve durdukça
Vurası geliyordu sanki yolların
Saatler ise günlere inat susarken
Ve yine şeytana uyan aklın
Geri dönme hesaplarından habersiz
Kapı eşiğinden selamlıyordu gözlerimi
Bir merhabayla başladığın hain bakışlarını
Şimdi bir veda ile alkışlıyorum
Ve bir de
Bir bardak alıp ellerime
Ağzına kadar yalan dolduruyorum
Boşa gitmesin diye de
Kana kana içip
Yüreğime indiriyorum
.
Geçmişe pek vaktim yok bu günlerde kalbimde
Hatta bu gün
Hiç dün olmamış gibi hayat yaşıyorum içimde
Derinlerde saklı olan olmayan ne varsa
Fırlatmışım hayatın en gerisine
Öyle bomboş olmuş ki her şey
İçimde dışımda ne varsa veya şehrimde
Her nereye baksam bir sadelik gözlerimde
Hani onca şey yaşanmış
Ama hiç iz bırakılmamış takvimlerde
Bazen
Gördüklerim ve aklım arasında çekilen
İnce bir çizgide gidip geliyorum
Ne gördüklerime bir anlam verebiliyorum
Ne de aklıma uyup
Yüreğime söz geçirebiliyorum
Severken böylemiydi hayat
Bomboş uydu bu şehir seninle
Böyle anlamsız mıydı yaşam
Bilmiyorum
İnan onu bile hiç hatırlamıyorum
Acıyı yoklasam yüreğimde
Hiç ama hiç zerresi bile kalmamış kalbimde
Acımıyor kanamıyor yanmıyor sanki
Ama ne tuhaf ki
Ne şekerli
Ne de bal gibi hayatın
Tadı var içimde
Öyle tatsız ve tuzsuz
Bir gün yaşıyorum bu günlerde
Hatırlamıyorum çünkü
Öyle silmişim ki bir filmi kalbimden
Tüm kayıtların üzerinden yeniden
Yeni bir hayatı geçirmişim
Ve yeniden kaydetmişim kaderime
Arada kalmak gibi bir şey desem
Geçmiş toprak olmuş yüreğimde
Hani yarınlarda bir derdim var desem
Kalbim bomboş
Hiç bir sızı yok içimde
Tanıyan tanımayan kim varsa
Tanınmaz olmuş gözlerimde
Aklım sanki gitmiş de
Yüreğimden alıp seni
Gözlerimden düşürmüş beni
Hani yanlış durakta bekleyen bir yolcu gibi
Her durana el ediyorum
Ama hiç biri durmayıp
Teyet geçiyor gözlerimi
Bir türlü gideceğim yer de
Yazmıyor zaten üzerinde
Sadece bekleyip bekletiyorum kalbimi
Ya da bilmeden kandırıyordum kendimi
Geçici bir baygınlık desem buna
Halen ayaktayım inanmıyorum kendime
Ve her ne zaman aynaya baksam
Kendimi görüyorum gözlerimde
Sanki acıları özlemiştim
Yada güzel günleri beklermiş gibi bir hayat
Hüküm sürmüştü yüreğimde
Ne bir adım geri gidebiliyordum
Ne de bir adım öte yer bulabiliyordum
Bu ikisinin arasında çekilen
İnce bir çizgide
Gidip geliyordu kalbim
Kocaman bir boşluk ise yaşamak
Şu an ben tam oradayım
Belli belirsiz
Alnıma yazılmışsa kaderimiz
Ben zaten ölmüşüm ey hayat
.
Küskünüm
Bi hayli Yükselen dağlara
Küskünüm, hayata, yaşama, kadere
Uzaktan uzağa, yüreğime vuran rüzgara
Bir son bahar da dökülen yapraklara
Dağlara çıkan, taştan yollara
Küskünüm yar
Küskünüm
Fotoğrafını çeksem kalbimin
Anısı kalacak ardımda
Ellerime çizsem yüzünü
İsyan edeceğim göz yaşlarıma
Bıraksam diyorum bazen yıllara
Ya da bir denizin, en deli dalgasına
Savursam, yaşadığım şehri korkmadan
Hani kırıp döksem caddeleri
Yıksam köprüleri aldırmadan
Ne zaman, bir ayna görsem bir yerde
Saklanır bakışlarım gökyüzüne
Kaçırırsam da gözlerimi kendimden
Utanır kalbim ettiklerinden
Yıllar öncesinden, denizlere savurduğum
Umutlarım vardı, ismini hasretle yazdığım
Bir sıcaklık vardı içimde, sıcacık
Ve kolların vardı her üşüdüğümde
Yüreğimi ısıttığım
Şimdi ise kalbimde bir kış
Ve her nereye baksam
Sıcaklar buz tutmuş şehrimde
Güneş bile erkenden batarken içimde
Ben yine küsmüşüm mevsimlere
Küsmüşüm hayata, küskünüm sana
Saatlere iz bırakan zamana
Küskünüm ey yar
Kaderi
Keder ile yer değiştiren yaşama
Küskünüm
Beni benden alıp
Rüzgara savuran yıllara küskünüm yar
Hani bir gün çıkıp gelsen diyorum
Taştan yapılma kalbim
Kırılır mı sana
Ya da
Sevinir mi geldiğine
Bilmiyorum
Çünkü
Yolları bile
öyle çizmişim ki kalbimde
Hepsi
Yalnızlığa çıkıyor bu günlerde
Gelsen de
Küsmüşüm her şeye
Ne çare
İçinde keder olan
Bir şarkı söyle bana
Sözlerinde aşk olsun beni anlatan
Biraz da üzerine özlemi de sür ki
Yokluğum vursun aklına
Hani şöyle ağlamaklı bir şey olsun
Hani söylerken içini acıtan
Derin bir nefes çek içine, çek ki
İçinden geçen bin bir türlü yollar
Bayram etsin bu gece
Ama üzülme
Gözlerin
Bir yağmur da dudaklarında
Sağnak bile olsa gözyaşların şarkılarda
Hep kötü değil ya yaşananlar elbet
İyi günler de takılacak acılara
Takılır da, an geldiğinde
Vuracak seni acılar yokluğumda
Durma hadi anlat
Bir şeyler söyle bana
Varsa acılarını kat şarkılarına
Ya da güzel günleler gelsin aklına
Susma
Bir şarkı söyle bana
Her zaman
Yeni bir gün vardır yarınlara doğan
Hiç bir gün de
Dünlere küsmemişti aslında
Her sabah bir güneş ile birlikte
Geçip karşına
Güldürmüştü seni aynalarda
Ama sen hepsini de alıp
Savurmuştun rüzgara
Savurdun savurdun da
Yorulmuştun da bu hayatta
Yoruldun da
Bir kendini anlatmadın bana
Bir de beni yazamadın şarkılara
Sadece gittin
Ben ise çok sevmiştim
Ya şimdi
Acıyor mu
Ağlıyor musun
Kanıyor mu
Üşüyor mu kalbin
Bilmiyorum
Tek bildiğim
Şarkılardaki nefretim
Sensin Sevgilim
Bu gece bir şiir yazılıyor gözlerimde
Her nereye baksam
Yeşilden bir akşamın kalıntıları
Ve yine her nereye baksam
Senden bir mısra damlıyor gökyüzünden
Hani sanki zaman durmuş da
Saatleri tam ortasından vurmuş
Hani bildiğin gibi değil
Kalemsiz kağıtsız takılıyorum bu gece
Seni düşünüp seni anlatıyorum gözlerime
Yazıp ölümsüz kalsın desem de
Korkuyorum
Kıyamıyorum o çimen gözlerine
Korkuyorum, çünkü benden uzakta
Çok daha güzelsin
Ve çok daha yeşilsin gözlerimde
Mercan maviliğindeki hayallerim ile
Dokunmak istesem de yüzüne
Olmuyor, yapamıyorum
Düş de olsa dokunamıyorum
Ellerine bile
Öyle güzel ve öyle muazzam ki sesin
Duymak istiyorum, istiyorum da
Her duyduğumda
Yüreğim bir başka sesleniyor sana
Ve bir başka işleniyor lugatımda
Bazen diyorum ki
Alıp karşıma seni
Anlatsam mı gözlerimdeki yeşili
Anlatacağım
Anlatacağım da
Üzülür mü yüreğin
Ya da sevinir misin bakışlarıma
Bilmiyor kalbim
Sustu yüreğim
Çimen Gözlüm
Bu gece ne yazabildim seni
Ne de göğsüme sığdırabildim özlemini
Söyleyemesem de sana olan hasreti
Gözlerimle çizdim resmini
Uyandığımda güneş doğarsa diye
Beklemeye aldığım kalbimi
Hani sen bir gün anlarsın diye
Sadece
Susarak bekliyorum seni
Bakışlarımda gizlerken sevgimi
Yine dayanamayıp
Aldım elime kalemi kaderime yazdım
O çimen gözlerini
.
Öyle dumanlı başım ve öyle kahraman ki kalbim
Herkese yol veren alev alev yanan yüreğim
Tuttu seni aldı yar etti sol yanıma serseri kalbim
Onca keder ve hüzünler yaksa da canımı
Bilemezdim bu kadar derdin, seni yolundan
Beni ise solumdan edeceğini
Öyle karanlık ve öyle zemheri ki geceler
Her nereye atsam ellerimi, bir boşluk sahnesinde
Aklımı ise sisler almış, her neyi düşünse
Bir bela, bir dert, yakıcı bir güneş gökyüzünde
Ve ansızın bir yağmur saçlarımda damla damla
Gözlerim de ise bir kan çanağı dolmuş bu gece
Sağımdan gelen rüzgarlara tay düşen sol yanım
Fırlatmıştı kendini hayatın en gerisine
Aslında sevdiğim hiç bir şeye bahanem olmamıştı
İyi veya kötü yaşadığım bu hayatın içinde
Hiç de gözümü karartmamıştım bir ayrılık için
Her defasında yapıcı olur, yıkıldıkça
Yeni binalar inşa ederdim yıpranmış gecelerime
Nereden bilebilirdim ki
Dertler deryası yüreğimde kurulan
Onca sağlam köprülerin gün gelirde yıkılacağını
Onca derdin gelip de seni yolundan
Benim ise solumdan vuracağını
Hani sanki akıl almaz bir acı dayanılmaz bir yare
Yenik düşmüştü ateşten bir şehir de
Yarım kalmış hayalleri alıp hemen oracıkta
Ateşe vermişti soğuk bir kış gecesinde
Önce tutup yüreğinden sonra bırakmak mıydı aşk
Ya da daha tutuşmamış bir ormana
Bir kibrit çakmak mıydı kendi ellerinle ayrılık
Düşünüyorum, düşünüyorum da
Bir türlü aklım ermiyor aşka sevdaya
Hiç ama hiç de kestiremiyordum, acıların
Her sene yüreğime şahit olacağına
Hiç ama hiç de bilemezdim
Bu kadar derdin gelip de
Seni yollarından
Beni de kollarından alacağına
Hiç de inanmazdım
Ta ki ayrılığı yaşadığım
An’a kadar..
Bir ayrılıksa bu saatlerde kaderim
Takvimler de göstermişse bu günü gözlerime
Düşer mi gitmek bu şehirden bilmiyorum efendi
Bilmiyorum belki de beklemeli, özlemeli sevdiğini
Özlemeli belki de zamana bırakmalı aşkı sevdayı
Ayrılmalı, uzak kalıp, hasrete düşmeli kalbim
Bakarsın gelir de düşer pencerene ansızın
Aklına düşer de hatırlarsa sevdiğini bir anda
Çalar da kapını girer mi diye beklese miydim ki
Beklesem de gelir mi düşlerime ya da kalktığıma
Gelir de görünür müydü gözlerime bir güneş gibi
Ya da kahredip hayata, düşmek mi gerekir yaşamdan
Hani ölmek çözüm olur muydu yazdığım şarkılarda
Ya da ayakta kalıp bir gün mü beklemeli yarınlara inat
Şöyle yılları uzunca olan, bir ömür mü istemeli Allahtan
Hani ellerimi gökyüzüne açıp da dileklerde bulunup
Dualara boğulmak mıydı bir ayrılığın ardından hayat
Sanki bir duvar olmuş da bu aşk
Bende almışım elime bir fırça
Boya badana idare ediyorum her sene üstünden geçerek
Bazen de,
Biraz daha süslemek için duvar kağıdı kullanıyorum
Hani karşıdan bakıldığında biraz daha hoş
Ve biraz daha inandırıcı olması beni uzaktan da olsa
Avutacaktı yalnız gecelerimde
Ve ben her an bir başıma olmanın
Planlarını yapıyordum sabahlara dek
Hani artık hiç gelmeyecek ve hiç göremeyecektim
Ve ansızın bir perde gözlerimde rengi karanlık
Sanki pencereler kapanmış da güneş dışarıda kalmış
Ya da elektrikler kesilmiş de
Gece vaktinde mum arıyorum
Arıyorum da işte ne çare
Bir an, geliyor saplanıyor
Yaşadığımı sandığım hayatımın tam ortasına
Şimdi, şu an, bu vakit
Seni yazmak vardı ayrılığın tam sol yanına
Yazacağım, yazacağım da
Duracak gibi sanki kalbim
Dursa da
Susar mıydı yüreğim
Kalemsiz bir yazıyla aklıma yazıyordum düşlediklerimi
ve
Mısra mısra şiirler yazılıyorrdu kağıtsız kalemsiz
aklımda
Sanki otomatiğe bağlanmış, bir duygu fabrikası
kurulmuş da
İşliyordu yüreğimin orta yerinde
Ne çok çalışıyordu kalbim
Ne çok işleniyordu ayrılığın acısı yüreğimde
Kahretsin
Ne çok sevmişim
Ne çok sevmişim de alıp başımı gitmişim
Sevmişim ki
Sen giderken bende bitirmişim
Biliyorum
Biterken de yitirmiştim seni
Yitirdim ki
Sadece sen mutlu ol diye
Yollara düşüp gitmişim
Biliyorum ki gitmelerin bana
Acı verdiğini bile bile
Hepsini alıp yollara vermişim
Evet gittim
Gittim ki
Mutluluk benden
Çoktan geçmişti efendi
Geçse de
Hak edenin üzerinde, çok da güzel duracağını
Çok iyi biliyorum
Biliyorum ki
Sırf bu yüzden sana, en güzel günleri bırakıyorum
Mutluluk senin, yollarda benimdir efendi
Bir tebessümle geldin
Bir tebessümle de gidiyorum
Koskoca bir ayrılığı da alıp
Bu şehri terk ediyorum…
.
Bambaşka bir aşka
Başka bir baharda merhaba
Merhaba gözlerime açan güneş
Merhaba sabahlar
Merhaba hayat
Merhaba kalbim
Yüreğimin sen kokan cennetine
Hoş geldin
Sol yanımı hisseder oldum bugün
Hani sanki acıyan yanım gitmiş
Gitmiş de
Çelikten bir yürek gelmiş yerine
Öylesine sıcak ve
Öylesine hızlı ki nefesim
Kalbimle yarış edercesine
Soluyordu seni ciğerlerimde
Sanki gitmişim
Gitmişim de
Yeniden doğup
Gelmişim
Ben neredeyim
Hangi adreste, hangi şehirde
Hangi kapıyı çalsam senden bir yüz
Hangi sokağa girsem
Ve hangi caddeye dalsam
Senden bir tabela gözlerimde
Baktığımda ise
Yollarını gösteriyor sadece
Sil baştan bir dünya yaratıp
Gelip doğmuşum gecelerime
En başından bir yaşama
Merhaba demişim seninle
Bu gün bir başka gözlerim
Bir başka seninle her şey
Ve bir başka görüyor kalbim
Her nereye baksam sen
Ve yine her nereye baksam
Hiç dün olmamış sanki
Hiç ama hiç yıllar geçmemiş belki de
Belki de
Koskoca bir ömür biterken
Yeni bir sabaha
Merhaba demişim seninle
Artık içimdeydin
Yüreğimin tam orta yerinde
Gözlerin gözlerime
Ellerin ise ellerime eş
Bir hüküm sürmüştü bugün
Dudaklarımda adın
Kalbimde ise sıcaklığın
Bambaşka bir aşk olup
Oturmuştu yüreğime
Tek sözüm ise
Başka bir baharda
Bambaşka bir aşka
Merhaba idi sadece
Bir tebessüm gözlerimde bu gece
Oysa karanlıkta saklanan acı
Hiç ama hiç eksik olmuyordu dünlerde
Takvimler ise bir süs gibi
Duvarda asılıydı sadece
Geçmiyordu günler
Hani geçmek de istemiyordu belki de
Sanki saatler durmuş durmuş da
Zamanın tam ortasından vurmuş
Bu günlerde ise
Dünkü karanlıklara
Meydan okuyordu takvimler
Sabahlara devrederken kendini
Aydınlanmış penceremden giren
Bir güneş bile
Bir gülüş ile birlikte
Gülümsemişti gözlerime
Masmavi bir derinliğe
Sürüklemişti ikimizi de
Sana baksam
Bir mavi gözlerinde
Beni anlatan
Bana baksan
Yine bir mavi
Gözlerine saplanan
Aklım ise neyi düşünse
Seni işliyor her gece
Hatta her gün her an
Seninleydim belki de
Her ne yapsam ne etsem
Bir tebessüm gözlerimde
Ve sıcacık
Bir ılıntı yüreğimde
Hani sevmişim sevmişim de
Hasret dolup özlemişim
Hani yıllarca yanımdayken
Bir süre görmemişim
Seni görünce karşımda
Bir anda
Aşık olup sevmişim
Gönlümü sana vermişim
Her şey o kadar çabuk ve
O kadar hızlı olup bitti ki
Ne sen anladın gelirken
Ne de ben hissettim
Yüreğime alırken
Sanki dün gibi gelen sevdana
Yıllar öncesinden
Şahit olmuştu kalbim
Hani sanki
Yıllar öncesinden gelip
Bir dün gibi yüzüme açan
Bir güneş gibi gelip de
Bir gülüşünle yüzüme
Tebessüm olan
Bir huzur
Bir mutluluk
Bir kader ve
Bir hayat oldun yüreğimde
İçinde sadece sen olan
Bir tebessümdün
Gözlerimde
Hani
Nerede bir dağ varsa karla kaplı
Hani yükseldikçe
Buz gibi üşüdüğüm
Bir dünya yaratmışsam kendime
Hani o dünyanın en tepesinde
Bir yükseklik ise kalbim
Her nereye baksam da
Bir imkansız dı gözlerim
İmkansız evet
İmkansız da olsa
Neden gider de
Neden vurur saatlere
Durdurup zamanı
Gider de
Neden
Ateşten yapılmış bir kente
Düşer kalbim
Habersiz gelen bir yıldırımın
Kaderime
Ortak olması mıydı hayat
Ya da
Hayatın tam ortasında yanan
Bir cehennemiydi aşk
Yanar yanar da
İçine düştüğün de
Yakar mıydı bu kadar ayrılık
Hani boyunu bilmediğim
Bir yükseklik sanki
Ucu bucağı olmayan
Bir deniz gibi
Sonu belirsiz bir evren
Ve bile bile
İçinde sürüklendiğim
Bir nehir miydi kalbim
Olmaz
Olamaz dediğim bir sıcaklık
Yanına bile yaklaşamadığım
Bir el
Cesaret edip de
Gözlerime bile bakamadığım
Bir ayna mıydı imkansızlık
Susmalıyım belki de
Susmalıydım hayata
Yaşama
kadere
Aşka
Susmalıydım
Susmalıydı kalbim
Konuşmadan
Anlatmalıydım kendime
İmkansız bir aşk
Varsa kaderin de
Susmalısın ey kalbim
Durmalısın
Dur
Dokunma
Çıkması kolay
Kolay da
İnişi de
Bir dönüştür toprağa
Ve bir ölüm kadar da
Yakındır sana
Vazgeçmek de bir erdemliktir
Hani severken bağrına basıp
İçinde yana yakıla yakarken gemileri
Koskoca bir okyanusun ortasında
Alıp eline yüreğini
Denize atmak gibidir aslında
Vazgeçmek
Nereye sürükleneceğini bilmediğin
Ve dönüp ardına
Peşinden gidemediğin
Savurduğun rüzgara güvenip
Ardına bakmadan
Kendini de alıp
Fırtınaya bırakmak gibidir
Hani dünleri bıraktığın bir yerden
Başlamak gibi
Hani sil baştan yüklenmek hayata
Ya da onca yaşanmış günleri
Silip takvimlerden
Hiç yaşanmamış gibi dağıtmak yaşama
Ha bir de sonrası var
Var da
Anlatması yaşamasından daha acı
Daha zor ve daha yakıcı bir güneş
Bazen de
Hayatın en akıcı zamanında
Ayın en karanlık gölgesine gizlenmek
Zemheri bir gecede kaybolmak gibi
Hasreti
Özlemi
Uzaktan uzağa yaşamak sanki vazgeçmek
Ya da Hepsini alıp bir güne sığdırmak
Ve aynı günde hepsini
saat saat yaşamak
Ölüm gibi
Kanının damarlarından
Dirhem dirhem çekilmesi sanki
Vazgeçmek
Vazgeçmek kolaydır kolaydır da
Sonrasını yaşamak ve unutmak
Kolay mı dersin usta
Kolay mı
Kolay mı erdem olmak kahrolmak
Vazgeçip erdemliğe kavuşmak
Kolay mı
En çok saçlarındı aklımda kalan
Hiç ama hiç dokunmamıştım onlara
Hatta hiç görmemiştim aslında
Ve hiç de sormamıştım rengini sana
Sesini de anlatıcam anlatıcam da
Tüylerim diken diken oluyor her duyduğumda
İçimde bir ses öyle sıcak öylesine sessiz ki
Titretiyor ellerimi titretiyor kalbimi
Hani sanki aşık olup sevmişim
Bir sesine gönül vermişim
Görmesem de gözlerini
Sözlerine dalıvermişim
Ah bide o gözlerin var ya
Bir ela sanki masmavi gözlerimde
Mercan maviliğindeki gökyüzünden
Süzülür damla damla yüreğime
Ve senin görüp bilmediğin
Benim de söyleyip dinletemediğim
Bir tutkuya bedel olmuştu yüreğim
Ama sen bilmez duymazdın sesimi
Saklımdan alıp gizlime vermiştim seni
Yüreğini ve o güzel sade kalbini
Ve yine sadece o ela gözlerini
Önce gözlerime sonra da gönlüme
İnşa etmiştim eladan yapılma şehrimi
Bu dünya yalan
Yalan şarkılar inan
Hayat yalan yaşam yalan
Sen yalan ben yalan
Hani beraber ölüp
Bir mezara gömülmüştük
Hani sevmiştik de
Bir ömre tay düşmüştük
Oysa öldüğümüz yalan
Ömür yalan
Her şey yalan sevgilim
Yalan
Sevdiğin yalan
Sevildiğim yalan
Bu günlerde hasret
Çökmez oldu üzerime
Dünkü özlemler bile
Yalan oldu bu günlerde
Ve
Bir soğukluk yüreğimde
Akşam kızıllığındaki bakışların
Öfke sürdü gözlerime
Yalan bakışların ile
Yalan gözlerin
Nefret oldu bu gece
Sen
Söyleyemediğim bir türkü
İnanmak istediğim
Ama asla inanamadığım
Bir aşk
Ve her karesinde yalan kokan
Bir film
Bir tutkuydun gönlümde
Geçek de olsan
Bir yalandın gözlerimde
Biri bana gelip de
Yalanı anlat dese
Anlata anlata bitiremezdim belki de
Seni anlatır seni yaşardım
Koskoca dünya içinde
Bir seni bildim seni sevdim
Yalan niyetine
Seni andım
Seni anlattım her gece
An gibi gelip de
Dün gibi vurduğunun saatlerde
İlk defa hiç zorlanmadan
Hiç ama hiç korkmadan
Koskoca bir ömrü
Yalan niyetine yaşarken
Talan oladu yaşam
Yalan oldu hayat
Bir isim ver deseler gençliğime
Anılar derdim mutluluğu olmayan
İçinde sen ve hemen yanında
Koskoca bir yalan
Sen
Adına yalan dediğim bir kent
Karanlıklar içinde kurulan
Kör bir şehir
Kaldırımları olmayan bir cadde
Ve üzerinde yürünmeyen bir yol
Belki de hiç kurulmamış bir semt
Sadece düşlerde olan
Yalandan bir memleket
Sen
Ödediğim en büyük bedel
Yaşadığım en acı hayat
Gördüğüm en kötü rüya
Sen
Sen
Ahh sen
Yalandan bir memleketsin
Sen
Bir hayal bir düştü dün de kalanlar
Bir anıydı gönlümde ya da gerçekleşmeyen
Bir gündü yaşadıklarım
Sol yanı karanlık
Diğer yanında ise
Sahte düşlerin kol gezdiği
Yarım bir dünya gibiydi Yaşantım
Kim bilir belki de hiç
Görüp bilmediğim
Bir Türküydü yüreğimdeki
Ya da tarifsiz bir his
Hani anlatamadığım dilsiz bir şehir
Ya da yazılıp da gideceği yere
Ulaşamayan bir mektup gibiydi
Bugünlerde yazdıklarım
Sadece bebekler miydi doğan
Sil baştan dünyaya
Büyür ve
Ve çocuklaşan duygularıyla
Umursamaz bakışlarını da katıp
Hayata meydan okumak mıydı hayat
Ya da az daha büyüdüğün de
Onca yaşadığı hayata
Kahretmek miydi yaşam
Bazen de bir felaket gözlerimde
Hani nereden geldiğini bilemediğim
Bir fırtınaydı baş ucum da
Dindiremediğim bir tutku
Ya da tuzağına düşüp
Kurtulamadığım
Bir belalıydı aşk kim bilir
Ama her defasında yenik düştüğüm
Ve düşerken yıllar öncesine dönüp
Ardımı karalayan karanlık bir düştü
Kanıp kandıklarım
Ha birde
Yanıp yandıklarım var ya
Anlatacağım anlatacağım da
Neresinden tutup
Neresinden başlayacağımı
Bilmiyor yüreğim
Açılmıyor dillerim
Yazacağım yazacağım da
Kalem bile tutarken
Korkuyor ellerim
Titriyor kalbim
Bildiklerim ve
Bilmek istediklerim arasında
İnce bir hat kurmuşum sanki
Ama her defasında tam ortasında kalıp
Yıkılmış yüreğimi vurulmuş kalbim
Delice esen bir rüzgar gibi geçse de yıllar
Zamanın her anında durdurup
Vurması mıydı kalbimi aşk
Ya da aklına her estiğinde gelip
Ve yine Aklına
Her estiğinde gitmek miydi ayrılık
Belki de her an başa dönmekti hayat
Ya da başa döndüğümüzü sandığımız
Ama onca geçen yılın
Nasıl geçtiğini bile anlayamadığımız
Bir rüyaydı yaşam
Aslında bir ölüm kadar yakındı
Yarınlarımız
Sık sık başa döndüğümüz
Bir hayatsa yaşamak
Yaşamak da
Her gün kahrolduğumuz
Bir hayat mıydı kaderimizde
Kim bilir
Kim bilir belki de aşk yaşamaktı
Ya da yaşamak
Hayat mıydı geçen yıllarda
Yaşadıkça çözülür dediğim
Her an zamana bırakıp
Ve yine zamanla başa döndüğüm
Kimliksiz bir tutkumuydu aşk
Yazıp devam edeceğim de anlatmaya
Yine başa dönüyorum galiba
Korkuyorum ey hayat
Öl de öleyim
Öldün de
Bırak gideyim
Bırak ki
Güneş görsün gözlerim
Ya da ay karanlığında
Geceye gömülsün
Yüreğim
Oysa ben sana
seni
seviyorum derken bile
Titriyor kalbim
Titriyor ellerim
Yanımda olduğunda
Senden gayrı her şey
Yalan sevgilim
Her yolun sana çıktığı
Bu kara bahtım da
Bir hüzün çöküyor
Ansızın dünyama
Ne bir yol
Senden ayrı bir şehre
Ne de bir yıl
Sensiz bir ömre
Bedel biçiyor
Olmadığın bir günde
Bu gece her şey
Öyle karışık
Ve öylesine karanlık ki
Dumanlı dağlar bile
Yükselirken
Alçalır dizlerime
Ve gökyüzünden
Bir serinlik gözlerime
Bir yağmur
Bir şimşek
Üzgün bakışlarıma
Bir çare
Bir umut belki de
Sen
Yüreğime dokunan kalbin ile
Eşlik edercesine bir hayat
Terk edercesine bir kader
Engin bir denizde kurtuluş
Tek seçenekse sözlerinde
Söyle
Hangisi gelsin düşlerime
Söyle
Terk eyledim gittim de
Öldün de bittin de
Sevsen de
Git de
Çekinme
İstemiyorum de
Sevmiyorum de
Ama bir şey söyle
Ölüyorum de
Tut ellerimden
Bırakma
Kal de
Ölürken bile
Gel de
Geleyim
Ömür yetmese de
Bir günde gel
Tut ellerimden
Sevgilim
Ölüm olsa da kader
Bir sözüne
Müptela yüreğim
Yansa da yokluğunda
Seni istiyor kalbim
Hadi
Hadi gel sevgilim
Öl de öleyim
Ya da öldün de
Gideyim
Hayat de yaşam de
Kader de bir şey de
Ölüyorum de
Ama
Lal olma sevgilim
Tut ellerimden
Beraber gidelim
Bana bir şey söyle
Bitti de bileyim
Gittim de sileyim
Ya da kal
Kalbimsin de
Sendeyim de seviyorum de
Aşığım de bırakmam de
Sarılıp
Ömrümü vereyim
Gitmek
Çözüm olsa da şarkılarda
Aşka dair bir cezadır dünyama
Ardıma baktığımda
Sen olmasan da
Yokluğun bir umut
Yarınlarıma
Kalmak
Her ne kadar cennet ise varlığında
Yokluğun da bir cehennem
Dünyamda
Zor olsa da ayrılık hayatta
Dönmesi kolaydır elbet
Yüreğin de olduğunda
Yeter ki iste susma
Bir şey söyle
Anlat bana
Hadi anlat
Bir şeyler söyle bana
Varsa nefreti anlat
Yoksa sevgine kat
Aşkını anlat sevdana
Anlat ki
Aşık olup seveyim
Bir ömür geleyim
Söyle askım söyle
Seni nasıl bileyim
Nasıl seveyim
Yokluğuna mı yanayım
Varlığına mı kanayım
Söyle
Ya sen kal ben gideyim
Ya da gideceksen bileyim
Ben de geleyim
Ama susma konuş
Bir şeyler anlat bana
Ne bileyim işte
Rüyalara kat
Gördüm de
Yattığım da bile
Aklımdasın de
Saklımdasın de
Gelmesen de
Bekle de
Geleceğim de
Beklerim
Bir sözüne
Sendeyim
Sevgilim
Hani olur da bir gün
Hasret çökerse gözlerine
Sakın ha ağlama
Savurma gözyaşlarını rüzgara
Onca yaşadığın hayata inat
Söz ver kendine, üzülme
Hayatın deminde varsa da ayrılık
Boş ver sen yine de üzülme
özlem senin, hasret senin
Beklediğin pencere bile
Senin emrinde her gece
Boş ver
Hiç olmadı
Hiç yaşanmadı say
Zor da olsa unutmak
Kolay değilse de bırakmak
Önce gökyüzüne, sonra da
Yağan yağmura inat
Bir kalemde sil
Bir kalemde çiz kendini
Ardına bakmadan,düşmeden
Ayakta kalıp
Gecelere bırak kalbini
İster çekersin hasreti
İster silersin özlemi
Hayat senin, yaşam senin
Dünya batmışsa bile
Kime ne
Bırak ki
Yağan yağmur bile
Dursun gökyüzünde
Yükselen yüreğine
Şiddet olsun bu gece
Kime ne ölen ölmüş
Giden gitmiş yüreğinden
Alan almış payını
Verip verişdirmiş gönlünü
Yolun açık
Yollar uzun da olsa
Sana ne
Vuran vurmuş kalbine
Alıp götürmüş seni de
Eyy deli Rüzgar ess
Konuş, susma bu gece
.
Dün gece bu vakitlerde
Teraziye koydum kendimi seninle,
Bir yanda yüreğim ellerimde
Diğer yanda ise kalbin benimle,
Uzun uzun düşündüm geç saatlerde
Hayatın;
Ağırca geçen yılların ardından
Hafifçe esen sevgileri de alıp
Geçmişe doğru fırlatmasına
Anlam veremiyordum.
Bir anda gelip
Ve bir anda gitmek miydi aşk
Ya da sıkça yaşanan sevgilerin
Bahçesi miydi ayrılık
Ön kapıdan usulca girip, ve
Yatıya kalmış bir misafir gibi
Gelip otururdu yüreğime,
Ama gün gelir, zaman gider misali
Habersiz bir mektup gibi
Çıkıp giderdi penceremden.
Bir camın kolayca kırılmasına
Eş miydi ayrılık?
Belki de bir pamuk ipliği gibi
çarşıda satılan bir yumağın
Bir parçasıydı kalbim
Kim bilir.
Bazen de,
Bir kuşun konduğu
İnce bir dal dı gönlüm
Ağırca haftalara
Bir yuva olmuştu günlerim
Geçtikçe zaman
Bir günde dolup
Bir sene olmuştu yüreğim
Ve yine geçtikçe yıllar
Harabeye dönmüştü düşlerim.
Kaldıramazdım umutlarımı
Düşerdi parça parça yapraklarım,
Ertesi güne düşerken günler
Çatlamaya başlardı dallarım,
Bir sonraki gün de ise
Kırılmıştı mübarek kalbim
Hayatı yaşamak kırılmak mıydı
Ya da yaşarken hayatta kalıp
Kaybolmak mıydı aşk
Ya da boşa geçen bir hayatın
İçin de doğan
Ve zamanının her anında saklanan
Bir varlık mıydı ayrılık,
NE bilim işte belki de
Varlık ile yokluğun arasında çekilen
İnci bir çizgiydi belki de
Aşkı tarif ederken kullandığım
Uzunca bir cümleydi belki de
Dün gece yazdıklarım.
Hani uzun uzun yazıp da
Anlatmak istediğim, fakat
Anlatamadığım bir yangındı
Yaşadıklarım.
Dibine kadar batmış bir dünya
Ayakta kalmak ile avutulan bir yaşam,
Tavana vurmuş bir aşk
Ve takiben
Ortalarda kol gezen bir ayrılık.
İnanmak istediğim ama asla
İnanamadığım bir tutkuysa aşk,
Ayrılık da inanmak istemediğim
Ama inanmak zorunda kaldığım
Bir yaşam oldu lugatımda.
Hani sanki
Aşk’ı/Ayrılık sözleriyle bilen
Nefret’i/Nefret gibi inşa eden
Önce yaşayıp, Sonra terk edilen
Bir hayat yaşıyordum dünyamda
Bir anda başlayıp
Ve bir an da biten bir filmin
Her sahnesini ağır çekimde
Kayıttan izleyen
Bir yaşamdı belki de benimkisi
Kim bilir
Kim bilir belki de
Bu güne kadar bilemediğim
Dün gece öğrendiğim
Bir şeydi yüreğimde
Gizlediğim
Hadi canım boş ver sevemezsin sen
Derken yüreğime
Söz geçiremedim bu gün gönlüme
Yetti dedim, yetmedi kalbim
Bırak dedim, bırakmadı ellerim
Heves dedim Vazgeçti yüreğim
Önce takvimlere çizip
Aynalarda buldum kendimi
Dünlere bakıp gülerken yüzüme
Önce bir heves dedim
Sonra ben de sevdim
Ah bu aşka ben var ya
Ne desem bilmem
Her ne yapsam
Ne etsem
Söz de geçmedi yüreğime
Önce bir heves dedim
Sonra yine sevdim
Sevdim evet
İnancımı yitirdiğim bir an da
Güvenimi kaybettiğim bir zamanda
Önce bir heves dedim
Sonra sevdim
Gözler dedim, kör dedim
Görmez dedim, ağlar dedim
Umut dedim, gelmez dedim
Ama sevgilim seni görünce kalbim
Aşık olup yüreğimle sevdim
Gel, alayım seni gönlüme
Alıp içime büyüsün yüreğimde
Bir hevese kurban giden kalbime
Bayram olsun bu gece
Boş ver
Hayat biter, anılar bitmez bende
Şarkılar yalan söylemişse bile
Kime ne
Önce bir heves dedim
Sonra sevdim
Aşık olup sevmişim
Bir bakışına gönül vermişim
Söz versem de kendime, sana ne
Bir hevesi bile
Kırıp geçmişim
Kime ne
Ayrılığın adı bile
İsyan gözyaşlarımda
Güneşe baksam
Küskün, akşamlarına
Kalbim buruk da olsa
Geçen zamanlara
Yıllara inat sevdim işte
Bir heves de olsa dünyamda
Sevdim
Önce bir heves dedim
Sonra sevdim
Günaydın aşkım
Günaydın bir tanem
Bugün yine sıcak bi gün de
Susuz bir sabaha uyandım
Gözlerim yarı açık
Kısık bir bakış ile
Pencereme vuran
Güneşi selamlıyorum
Öyle sıcak ve
Öyle kurumuş ki dudaklarım
Bir damla suya
Hasret kalmış korkularım
Sevdan ise tam bir çöl gözlerimde
Buram buram terlemiş ellerim
Sırılsıklam susarken sana
Bir damla suya özlem duymuş kalbim
Yüreğim ise
Tam bir
Yol ayrımında bu gece
Öyle dik
Ve yine öylesine kaygan ki yollar
Bir adım atmak da bile zorlandığım
Kaldırımlar
Bir çığ gibi sökülürken dün gece
Geldi çattı bu gece
Yıkıldı üzerime
Yokluğun düştü belkide
Belki de varlığın hiç olmamıştı bende
Hiç yaşanmamıştı belkide seninle
Hiç ama hiç adın yazılmamıştı yüreğime
Bir hiçtik belki de ne çare
Düşmüştüm bir kere
Desem de inanma
Olduğun zamanlara sevinç
Olmadığın vakitler ise
Bir feryat kalbimde
Kesişen tüm yollar ise
Senden geçiyordu sadece
Sensiz bir hayatsa kaderim
Sonsuz bir çöl bile
Yaşamdır bana sevgilim
Eğer bir yağmursa gelmeyen
Bir özlem olur beklediğim
Ağlarsa sözlerim
Sağnak olur gözlerim
Yağarken damla damla
Toprak olur bedenim
.
Merhaba baba
Yine ben geldim
Annemi özledim Sana geldim
Sabahın geceye vurduğu
Kızgın bir güneşle birlikte
Doğan korkularım ile
Sana geldim
Alışamadığım yokluğunu da alıp
Gecele kattım
Hasretine, tenine, kokuna
Sen olmadığın her bir güne
Gönül koysa da yüreğim
Bu özlem yokluğun da
Bir cehennem anneciğim
Mercan maviliğinde ki gözlerim
Öyle yansıyor ki bakışlarına
Her gece baktığımda aynaya
Sadece sen kokuyorsun dünyam da
Aşığım babam, aşığım anama
Gözlerine, uzaktan da olsa bakışlarına
Hayatın demine duran, göz yaşlarına
Kurban olsam da
Alışamadım yokluğuna
Özledim
Çok özledim de sana geldim babam
Bir bahardı adın her mevsim de
Seninle her gün, bir yaz dı gönlüm de
Yok oldun gittin, kış oldun pencereme
Koskoca bir ömürde gittin de
Toprak mı oldun anam
Öyle özledim
Öyle yanıyor ki gözlerim
Yokluğun da
Diken diken sözlerim
Özlerim
Gel
Gitme
Kal
Kal yanımda
Yanar yüreğim
Dayanmaz kalbim
Gitme
.
Seni yazmak
Boş bulunmak gibi
Elim de bir kalem ile birlikte
Seninle başlamak sabahlara
Öğlen vaktine eş
Bir akşam güneşine düşlemek seni
Bir Önceki sayfayı da alıp
Gökyüzüne yazmak
Bulutlara çizmek resmini
Kızgın bir güneşin altında
Alev alev yakıp sayfaları
Yarınlara yazmak ismini
Seni yazmak
Öylesine zor
Öylesine imkansız ki
Yüreğinde bir dünya yanıyor deseler
Alev alev yanan bir ateşe
Ellerimle yazarım kendimi
Hani tam söndü derken
Rüzgara savurup
Tutuştururum özlemleri
Bir ev değil
Koskoca bir şehri, yandı deseler
Aynı kente kül olur
Üzerime yazdırırım ismini
Koskoca bir denizin tam ortasına
Yazıp ismini yaşatmaksa seni
Yazarak suya ismini
Yaşatırım kaderimi
Sen olunca içinde
Her şey bir başka güzel sanki
O kadar güzel ki
İmkansız bile olsa
Yaşatmak sevgini
Her gün
Her gün istemek gibi
Kaderimi…
Soğuk bir akşamın karanlığa devrettiği
Yalnızlık öncesi bir gece yarısı vaktin de
Gözlerimin hafifçe sulanıp damla dama olmasına
Hiç bir anlam veremiyordu kalbim.
Öylesine zor ve öylesine darmadağın olmuşum ki
Aklımın almadığı hislerimin bile
Tam ortasından vurulduğu bir akşamı
Gecelerime şahit saymıştım
Ve ben sadece oturup
Ağlamaklı bir gece ye
Eşlik ettim gözlerim ile
Sıkıldıkça içim
Damarlarımdaki kan akışı
Aşağıdan yukarı doğru
Bir nehir hızına eş
Beynime beynime vururken
Dökülecek bir deniz bulamayan
Bir akarsu gibi
Gecelere bırakıyordum kendimi
Ve ben susup, dolup taşan yüreğimi
Rüzgara savuruyorum şimdi
Gökyüzünü de alıp
Uzaklara fırlatıyorum
Verilen sözler ile avuturken kendimi
Aklımı delik deşik edip geçerdi içimden
Anılar ise bir dün gibi gelip
Bir mermi gibi saplanıp kalmıştı
Yüreğimin sen kokan cennetin de
Yağan bulutları ise
Yağmura sayıyorum
İçime atsam kocaman bir şişkinlik göğsüm de
Karşıdan bakıldığın da bir zavallı
Aynalara yansıyan bir zalim
Ya da bir katildi içimde
Duyguları alınmış
Bir caniydim belki de
Firari sevdamı da alıp
Sabah olmadan
Güneş doğmadan
Yüreğimi ıslatıp
Serinletiyorum
Bugün
Dünlere
Hani sanki yüreğimin yerle bir olacağını
Bir gece öncesinden hissedip
Sabahları düşlemişim
Uykularımı da alıp
Gecelere salıvermişim.
Veda ediyorum
Seni sevmek
Bir gönül yarası yüreğim de
Bir acı, bir hüzün de olsa gözlerimde
Her zaman tek sözüm sendin dillerim de
Seni sevmek en güzel şeydi belki de
Düşen bir yaprağın
Toprağa kavuşması gibiydi hasretin
Uzaklığın ise, öylesine zor
Öylesiye acıtırken mesafeleri
Yakar geçerdi yüreğimi
Sensizliğin ise
Suskunluğun tek nedeniydi belki de
Sen sustukça, ben susar
Sustukça da, geceden sabaha
Tüm köprüler yıkılırdı yüreğime
Sabahlar ise güzel bir güne
Hasret kalırdı her gece
Habersiz geçen her bir gün de
Adını yazardım şiirlere
Satır satır dökülürken yüreğim
Mısra mısra sen kokardı kalbim
Ve ben seni
Ne çok sevdiğimi
Önce başlıksız bir kağıda
Sonra da
Yağmursuz bir akşam da
Gökyüzüne çizerdim gözlerim ile
Ama sen bilmez, görmezdin
Hiç bir zaman da hissettirmedim
Belki de bilmeni
Hiç istemedim
Seni sevmek
Zamanın bile durduramadığı
Bir tutkuydu gönlüm de
Sadece sevmek
Ölüm de olsa sonun da
Sevmek
Saatlerin bile sadece
sende durduğu bir hayat
Hüküm sürmüştü sanki şehrim de
Bir yaşam
Vazgeçemediğim bir tutku
Tek seçenek
Seni sevmek ise kaderim
Koskoca bir kente
Adını vermiştim seninle
Seni sevmek
Öylesi bir yaşamdı ki ben de
Ekmek ile suya eş
Bir hayat bağıydı içim de
Ayakta tutan tek seçenekti
Seni sevmek
Yaşamak, hayatta kalmak
Seni sevmekten geçen
Yollar da çizili
İnce bir çizgiye bağlıydı
Belki de
Hayatın tam ortasın da
Yalnızlığın bir adı sen
Bir adı sevmek
Acı da olsa yüreğim de
Tek seçenek yine
Sevmek
Çizer kaderi
Sever geçerim…
Bir gün dönersen şehrime
Yolunu bul diye güller bıraktım caddelere
Adım adım sulayıp toprakları
Yollarını bekledim her gece
Hiç yaşanmamıştı belki de
Belkide hiç olmamıştı hayatta
Olsa da kimin umrun da ki
Hasretin kamp kurduğu dünyada
Zamanı geldi bir bakıştın gözlerim de
Her nereye baksam
Bir umut saplandı yüreğime
Boş bir evin
Boş bir odası gibiydi aklım
Düşündükçe bir yanım, isyan da
Diğer yanım ise
Firardaydı bu gece
Ve ben susup
Prangalar vurulmuş dudaklarıma
Bir ah çektim ki dün gece
Penceremden izlediğim
Kısık kir akşam güneşi bile
Umutlarıma sayıldı bu gece
Ve yine bir ateş gökyüzün de
Kızıllığına sokulan ay
Yavaş yavaş çökerken üzerine
Bir karanlık geldi
Gece oldu kaderime
Bazen,
Geliyor da aklıma
Seven gidermiydi
Ya da gitse de
Bitermiydi
Bir aşk
Acı ise
Hasreti çekenmiydi
Yoksa giden de bir özlem
Varmıydı daima
Anıların ise gelip de
Aklımı bir dün gibi vurması
Dayanılmaz bir acı olsa da
Yüreğim de
Dünleri de alıp
Bomboş
Bir odaya Kitliyorum
Ve ardından sadece
Susuyorum
Dillenemediğim
Hasretleri de alıp
Şimdi
Gökyüzüne yazıyorum
Ve sen oku diye
Bir not bırakıyorum
Hani dönersen
Bil diye söylüyorum
Seni çok seviyorum
.
Sen olunca için de her şey güzel gözlerimde
Bir adımlık zamanda bile yürüdüğün kaldırımlar
Sokaklara eş bir şehir kurmuş kendine
Sadece sen olduğundan için de
Koskoca bir kent olmuş yüreğim de
Ne yesem, içinde senden bir tat
Ve her nereye baksam gözlerimde aynası
Ellerimdeki bir sıcaklık bile
Senden kalmaydı bu gece
Belki uzak ama, uzak olduğun kadar da
Yanı başımdaydın düşündüğümde
Aklımdan çıkaramadığım zamanlarda ise
Bir kale kurmuştun gönlüme
Sen olunca için de
Yollar bile kısalmıştı ömrüm de
Gözümün kesmediği bir yol bile
Hemen arka sokaktaydı istediğimde
Sen olunca her şey, o kadar kolay ki
Olmadığın bir zamanı düşlemek bile
Depreme eş bir yıkımdı gözlerim de
Sevmek bile, sen olunca için de
Söylemesi bile sonsuzluk dillerde
Hayatın deminde mutluluk varsa bile
İçinde Sen olduğun içindir sadece
Her akşam batan güneş bile sensiz
Geceler ise sabahlara hasret bir hüküm
Sürerken damla damla bir karanlığa
İçindeki senle uyanan güneş ise
Merhaba diyordu kızılca yarınlara
Bir gülü bile dikenlerinden tutmak
Her ne kadar acı verse de ellerime
Kokladığım anda ise seni hissetmek
Tatlıya eş değerdi yüreğim de
Uyumak istediğim anlarda bile
Uykular sensiz uğramaz gözlerime
Önce senden bir parça düşünüp
Öyle yatardım gecelerime
Ve ben hayatta kaldığım veya
Ayakta kalmak zorunda olduğum için değil
Seni yaşamak ve
Sensiz yaşayamamak adına
Sadece sen olduğun için hayatımda
Sen olmasan da yanım da
Seni sensiz yaşattım
Masmavi denizlere sahip
Yüksekçe dağları olan
Sıkça şehirlerin kurulduğu
Dünyayı bile
Büyük olduğu için değil
İçinde sadece sen olduğun için
Koskoca dünyayı bile kendime
Mesken tutup
Seninle yatar seninle kalktım
İçin de sen olduğundan
Sadece
Seni düşleyip seni aradım
Buldukça senden bir parça
Seninle yaşayıp
Seninle yaşlandım
Sensiz bir dünya ise kaderim
Hayat biter
Yaşam biter bende
Ölüm bile olsan nafile
Alır koynuma nikah sayarım
Bu günlerde yıllar
Çokça ağırlaştı üzerimde
Bir yalnızlık ertesi doğan güneş bile
Doğsa da her sabah kaderime
Ertesi gün yine
Bir karanlık çöküyor gözlerime
Neydir nedir
Belirsiz saatler içinde geçse de zaman
Günü anlamsız kılmamak adına
Yağan yağmur bile
Vazgeçip sağnak dan
Damla damla yağıyordu üzerime
Ve ben susup
Bir sigara dalından çıkarıyordum
Umutlarımı
Nasıl geçtiğini anlamadığım
Ve hesabını tutturamadığım bir şeydi
Zamanımın her saatini
Öylesi hızlı ve gizli gelip vururdu ki
Bir çırpıda sustururdu beni
Ömrümün geride kalan yıllarında
Ve ben oturup ağlardım
Geceler boyu gündüzlere inat
Ne zormuş sözlerimin bir duvar gibi
Kaderin ardına saklanması
Ve Ben
Saklandıkça
Konuşamadan,
Sadece kendime anlattım yalnızlığımı
Kahredip aldırmadan anılara
Düşman oldum gecelere
Çok zor bir acıymış meğer
Alıp karşına zamanı
Geçme diye yalvarması
Ve
Göklerden bir ateş düşer yüreğine
İçten içe yakar kalbini
Bin parçaya düşer zaman ve
Tek bir anda kaybedersin aklını
Ve akılsız bir hasta gibi gezerken
Yıkılmış bir kentin sokaklarında
Ne elinden tutan olur düştüğün bir anda
Ne de bir yol çıkar karşına
Umutlarını beklediğin zamanlar da
Yıllar gelir de vurur günlerimi
Gelir geçerdi gözlerimden
Bir film gibi
Ve ben
Satır satır yazdığım ve
Gönderecek bir adres bulamadığım
Mektuplarımı bile sararttım
Geçen yıllar içinde
Ara sıra açar
Kendim cevaplarken sorularımı
Ve bir mektup geldiğinde
Ve yine satır satır yazar
Postalardım
Yüreğimin bir köşesinden
Diğer köşesine
Ve öylece akıp giderdi zaman
Ne adresim vardı bir şehir de
Ne de adresi olan bir kent
Bulabildim kendime
Bir sokağın bir köşesinde
Bir paket sigarayla birlik de
Karanlık bir geceden
Aydınlık bir sabaha
Umutlarımı yazdım sadece
Seni sevmek bir bulut ise gökyüzünde
Uzaklar bile selam duracak mısralarıma
Kahrederken damla damla satırlarıma
İsyan edip ağlayacak gözyaşlarına
Ve sen kavuşamadığın her gün için
Bir bedel ödeyeceksin yağan yağmurlara
Yağmadığı her gün için bir ay verecek
Ve yılları kurban edeceksin gökyüzüne
Hıçkıra hıçkıra sayıklarken sevgimi
Ağlayıyıp haykıracaksın dünyaya
Ne bir leylek alıp götürecek seni
Ne de bir şehir kabul edecek kendini
Öylece evsiz ve yetim kalacak
Kör bir şehre sokak olacaksın dünyan da
Kahrederken dünlerine günlerce
Günlerin hesabını soracaksın yıllarca
Büyük sevmek yürek ister sevdiğim
Küçüğü ise bana göre değil güzelim
Bulut da olsan gökyüzünde severken
Sen yerdekini bile bir hiç ettin
Ve bir hiç uğruna gittin
Bir bulutu sevdim
Yağmurları alıp kollarıma
Gökyüzünü sevdim yokluğunda
Büyük sevdim
Aldırmadan uzaklığa
Yakınmadan bahtıma
İsyan etmeden yalnızlığa
Sadece sevdim
Büyük sevdim
Bir söğüt gölgesinde beklemek seni sevdiğim
Bilir misin ne zormuş öyle özleyerek sevmek
Sabahlara dek hayal edip seni istemek
Ve ısınmak seninle zemheri bir gecede
Aynı taşı bulup oturmak seninle aynı yerde
Ve aynı ayın, aynı ışığın da beklerken güneşi
Sarılmak bir birimize bir dalın altın da baş başa
Bırakmak kendimizi dağa taşa, rüzgarlara
Gece körlüğün de yaşarken seni gökyüzün de
Kimseler görmeden saklanmak seninle
Gizlenmek, nefes olurken kaderimize
Konuşalım seninle gözlerimizle
Kimi zaman da bir ay olmak düşlerimizde
Sen en aydınlık bölgesi güneşin renginde
Ben ise en karanlık gölgesinde bir yetim
Sen ise uzaklarda görmeden sevdiğim
Hangi nehirden bir çağlayan vazgeçer de
Hangi toprak suyuna hasret kalır,
Ve ağaçlar büyür de dalına özlem duyarsa
Yüreğim de hasret, dudaklarımda ise adın kalır
Bir söğüt gölgesin de beklemekse hayat
Beklerim
Tüm takvimlerden vazgeçmek ise kader
Vazgeçer
Yine severim…
.
Azalırken yıllar her dal kırıldığında
Günler geçip gider ömründen sessizce
Delip giderken umutlar yalnızlık saatlerinde
Gözlerin gelir, vurur gözlerimden nedensizce
Hani ıssız bir şehir de kalıp düşünürken
Bir başına sebepsiz ve nedensiz kalmışım
Tek seçenek halindeki düşlerimi de alıp
Her gün umutlarıma saymışım
Bir sessizlik miydi beni öylesine düşündüren
Belki de serin bir gecede terlemekti
Ya da böylesi bir tutkuya kapılıp
Alıp kalbimi bırakmaktı kadere kim bilir
Kim bilir belki de bir rüzgar vardı içimde
Ya da bir öfke gelip geçmişti yüreğimden
Ne olduğunu bilemediğim bir hayat içinde
Gelip savurmuştu beni gökyüzüne
Sitem edip geçmek vardı şimdi kendimden
Ama hiç bir zaman dilim varmadı anlatmaya
Ve hiç bir zaman da gücüm yetmedi gönlüme
Ve yine öylece kalsan da yüreğimde
Gidiyorum
Önce senden sonra kaderden
Vazgeçerek
Gidiyorum…
Durulan bir fırtına
Puslu bir sabah ve
Batmaya çalışan bir güneş
Ve bir serinlik sonrası
Gözlerimde bir Akşam güneşi
Çisil çisil damlayan yağmur
Ayın gölgesinde bir gece
Hızlıca çarpan bir kalp
Ve zamansız gelen bir aşk
Böyle bir gece de
İzin almadan sessizce,
Haber vermeden,
Nefessiz bir gökyüzün de
Gelip girdin yüreğime
Eyy aşk,
Ne zamanı tutturabildim
Geldiğin de,
Ne de buluşabildim seninle
Verdiğin bir adres de
Her defasın da, sadece
Ansızın geldin girdin gönlüme
Ve ertesi gün
Çekip gittin sebepsizce
Ve yine ben geceden kaldım
Puslu bir sabaha uyandım
Bir akşam vaktin de
Batan bir güneşi tattım
Yine gözlerimde ayrılık
Ve yine dudaklarımda şarkısı
Söylenirken dillerimde
Gökyüzü ise ağlıyordu geceye
Yüreğime çakan şimşekler
Yağan yağmura eş
Islatıyordu bu gece de
Dün geceye inat edercesine
Ve bir sessizlik gelip
Çattı gecelerime
Soğukça esen bir rüzgar
Alıp savurdu beni dünlere
Ben yine kaldım
Yapayalnız
Yine çaresiz
Yine sebepsiz
Yine sen
Yine aşk
Yine aşk
Sen gideli tam, bir gün oldu
Ve ben
Olmaz dediğim bir sabahın
En Kızgın güneşiyle uyandım
Öylesi garip bir zamandı ki
Ya da zamanın ötesin de bir hayaldi
Sanki üzerimde ki tüm ağırlık gitmiş
Rüzgara savurmuş kendini
Gözlerimi açtığım ilk an da ise
Adını telaffuz edemediğim bir gün dü gördüğüm
Sanki yıllar geçmiş de, vurmuş günlerine
Günler de gelmiş, bir yıl olmuş takvimlerde
Bir gün de hüzünler alıp başını giderken
Yıllar sonrasına şartlanmıştı kalbim
Hani sanki 24 saatlik bir güne,
Esir düşmüştü koskoca bir yıl
Ve Gözlerim de,
Hayal meyal bir ayrılık filmi
Aşık olup sevmişim, gönül verip, gitmişim
Bir anda gitmiş ve bir an da bitirmişim gibi
Ve ben
Öyle şartlanmışım ki gidişinin ardından
Son verirken o gece kalbime
Geçmişe sayıp, fırlatmışım seni
Yılların ötesine
Ve zemheri bir gece de
Vurup başımı yastığa
Susmuşum
Gözlerimden sabahlara dek
Hiç acı yoktu,
Hiç bir şey olmamış ve
Hiç dün olmamıştı bu gün
Ve ben
Anladım
Anladım ki
Değmezmiş
Çekip acıları yaksaydım yüreğimi
Günlere küsüp silseydim kaderimi
Asla
Affetmezdim kendimi
Söylenmeyen sözler vardır hani
Hani konuşmak istediğinde,
Sustuğun
Ve Sustukça,
Ağrıların gelip de
Yüreğinin tam ortasından
Vurması gibi
Öyle acıtır ki,
Hani görünürde bir şey yok
Ama
İçten içe yer bitirir seni,
Yakar geçer yüreğini
Alıp seni götürürken,
Bilinen bir zamanın gerisine
Kalırsın bir anda
Yalnızlık öncesi vakitler de.
Sorular gelir aklına,
Neden, niçin derken bir anda
Her defasında cevapsız kalır,
Susarsın içinde ki acıyla
Şimdi ki zaman ile,
Yaşadığın yıllar arasında kalırken
Ortada kalmış bir hayatı yaşar,
Kalırsın
Cehennemin tam ortasın da.
İçin de kalmış bir sözün,
Bir dikenli tel gibi
Kalbinin her bölgesini
Santim santim sarması
Nefesiz bırakır
İçinde ki seni
Hayat işte
Ne acı değil mi,
Önce susturup
Keser nefesini
Tutup yakan/dan
Fırlatır seni
Öyle zor ki, anlatamadığım,
Ama her an tattığım bir acı
Bir cehennem sanki
Dilsiz yüreğimle yıllarca paylaşıp
Her an aklıma kilitlenen acılar ile
Yaşamak
İçinde bir yara ile
Yüreğini dağlamak
Hani sanki canlı canlı yanmak
Ve diri diri yaşamak o anı
Çok zor
Acı;
Zamanın her anında yanarken
Bir film karesi gibi
İzlemekmiş kaderini
Hani sanki
Temiz bir havada
Nefessiz kalmak gibi
Bunu senden duymak güzel
Güzel olmak veya bir güzelle olmak
Çok ama çok güzel
Sadece iki kelime
6 hece de
Seni seviyorum demek
Sadece senden
Senden duymak
Çok
Çok ama çok güzel
Ve ben seni
Görmeden,
Yanımda olmadan
Değmeden ellerine
Avucuma çizerek
Dokunmadan saçlarına
Uzaktan
Ama hep uzaktan
Sevdim
Sen
Vazgeçemediğim bir tutku
Gözle görüp
Elle tutamadığım bir aşk
Her karesi umutsuzluk kokan bir film
Ve hepsini toplayıp
Bir bedene sığdıran
Bir kalp
Ve
Acıyan bir yüreğe
Kanayan bir yara da olsan
Sevdim
Umutlarım olmadan,
Görmeden, bilmeden
Dokunup hissetmeden,
Var ederek
Alıp koynuma, yar etmeden
Yaklaşmadan güneşe
Katmadan kadere
Ayı mesken tutup
Gölgesin de sevdim
Sevdim
Sevdim işte
Kimi zaman bir toprak
Ya da sararmış bir yaprak oldun
Yağarken dalga dalga
Ellerime düşüp, Savruldun
Rüzgar oldun, son oldun
bahar oldun, bahar da buldum
Öyle sevdim
Sevdim
Öyle veya böyle
Önceleri bir şiir yazar
İçine sevgimi katar şekere bulardım
Biraz acı katıp, hüzünlendirsem de
Bir tebessümle de tatlıya bağlardım
Bazen öyle tuzlu olurdu ki
Katar suyu içine kana kana yazar
Yansa da yüreğim cayır cayır
Biraz kış sürer buza sayardım
Bir adam yazmak isterdim bazen de
Ne hikmet se adam bulamaz
İçimizdeki adamdan habersiz
çarşı çarşı dolanırdım sabah akşam
Bazen de bir zor olmak ister
Sevgiyi seçerdim belki de
Başaramaz hep kolayına gider
Ayrılığı seçerdim kendime
Ne bilim bazen
Gitmeler düşerdi aklıma
Ve yine kolay olanı seçer
Çekip giderdim bu şehirden
Susmayı da çok yazmak istedim
Yazmak istedim de, zamana karşı
Önce şöyle bir durup duruldum
Suskunluğumu yazıp,
Tam kalbimden vuruldum
sen gidersen
bir çocuk gibi özlerim belki
belki de özlerken
ağlarım bebekler gibi
veya alırım bir taş
basar bağrıa giderim uzaklara
yol olur hasret olur
unuturum zamanla
kim bilir belki de
gerçek bir sevdalı gibi
her gün seni düşler
gelecek der zaman derim
gelmedikçe bir sen
zamana küsüp
hasret sayarım
içime atıp özlemlerimi
sevdiğime
gönül koyarım
ya da aklına güvenen
ve ya yüreğine hükmeden
olgun bir adam olur
sessiz kalır susarım
gelmediğin her günü beklesem de
dünlere küser
yarınları
umut sayarım
sen gidersen
ardından gelirim sanma
alışır elbet bu yalnızlığa
ve gün olur devran döner gönül ister
olur da gelirsem aklına
sakın ha
arama
sorma beni yalnızlığa
çünkü sana!
git diyeceğim
diyeceğim de dilim varmıyor işte aldatmaya
yalnızken dünyamda
söylenmiyor dudaklarımda!
ve ben sana git demiyorum
çünkü aklının yüreğine yettiğini düşünüyorum
ama kal da diyemiyorum!
çünkü yüreğinin aklına hükmedeceğini de
çok iyi biliyorum
Aşk, her zaman, beceremediğim bir duyguydu lugatım da
Bazen de, talihsiz bir kuşu andırırdı, ay başlarında gelen
Her başıma geldiğinde, içine düştüğüm bir çukura dönerken
Engince okyanuslar da kalırdım, bir başına çaresizce
Ya ben çok seviyordum, ya da hiç sevilmeden terk ediliyordum
En kötüsü de bunu yıllar sonra anlayıp, sabahlara uyanıyor
Ve gerçeğin de ötesin de, kör bir şehir de düşlüyordum seni
Ama her defasın da, aldanan ve aldatılan ben oluyordum
Karabasanlı gecelere sığınıyorum, yediğim her darbenin ardından
Bahtıma küs, kaderime isyan bir hayat yaşarken dünyam da
Alt üst oluyor bir anda, yerle bir olan kentim, yıkılırken
Gece sağnak vurmuş, seller basmış gözlerimi,ağlamaktayım
Deprem gelmiş geçirmiş, talan edip, ipe dizmiş sanki kaderimi
Alıp götürdü beni, geçmişin en karanlık ve derin gölgesine
Güneşin bile vurmadığı, vursa ile batacak yer bulmadığı
En keskin virajların yol aldığı, bir hayata sürükledi sessizce
Aşk, Eyy aşk, bir türlü zamanını tutturamadığım, tek söz
Ya çok erken geldin bana, ya da çok geç kaldın, insafsızca
Ne bir öncesinde buldum, aldım yüreğime mutlu oldum,
Ne de yarınlara özel, bir gün seçtin, gelip girdin koynuma
Öyle sıcak ve öyle hızlı gelip girerdin ki yüreğime
Tutkuya hasret ve sevgiye aç saatlerinde vururdun anısızın
Hesabını yapıp, ay başını tutturana kadar, sen gelir
Kabus olurdun dünyama.
Ve ben yine kalırdım, yapayalnız, susarak, bir başına.
Sokulurken bir akşam kızıllığına
Gözlerin gelir geçer içimden, düşer aklıma
Hani sanki bir gece öncesinden sözleşip
Bir akşam güneşine düşlenmişiz
Öyle bir an ki, hayalde olsa gerçek gibi
Hani sanki ,rüyaları görmezden gelip
Bir Öncesinden planlayıp, içimizden geçirmişiz
Ardından da, öylece iç çekmişiz sanki
Ve bir şimşek çakar yağmursuz bir akşamda
Durulan kalbim, vurulmuştu gözlerine
Bir düş, bir hayale de olsa sevdam
Aşık olup vurulmuştu, ne çare
Yanar yüreğim, yanar geçmişine
Bir migren gibi gelip saplansa da anılara
Selam duruyor kalbim karanlık gecelerde
Ama ne çare vurulmuştu düşlerimde
Ve küçük bir şehir kurdum kendime
İçinde caddeleri ve ara sokakları
Resmini çizdiğim duvarlar, aynalar
Güneşli bir güne açılan, sabahlar
Tek seçenekli ömrümde, son bir hayaldin
Son bir düştün, sevip sevilmek istediğim
Bir yol gibi düşlerken kaderim de
Tek bir gerçek oldun, aşık olup sevdiğim
Ve yar kabul ettim, yar eyledim kendime
Adına hayal dediğim gerçeklerim ile
Seni yazdım, seni çizdim kaderime
Bir yanda hayal, bir yanda gerçek de olsan
Tek seçeneğim sendin belki de…
.
Ve gece yarısına yaklaşırken saatler
Öyle suskunum ki kendime,
Sanki lallere göç etmişim bu gece!
Ama sen aldanma suskunluğuma
Yüreğin delip geçerken içimden
Ağlamak istiyorum bu gece!
Gözlerin yakarken gözlerimi
Gelir geçer içimden
Hıçkıra hıçkıra haykırmak istiyorum
Alev alev yanarken seninle
Tutuşup küllere dönmek ise kaderim
Yana yakıla yanmak istiyorum bu gece
İçten içe kopan ihtilaller
Aklımı delip deşerken içimde
Hasrete eş özlemler ise
Bir an gibi saplandı yüreğime
Unutmak kolaysa şarkılarda
Her gece konardın dudaklarıma
Şimdi Söyle
Bittimi
Dünde olsa söyle, dillen bu gece
Ya bitir her şeyi çık düşlerimden
Ya da al beni götür gökyüzüne
Al kaderine yaşat içinde
Ya da bitir
Bitti de
Gideceksen gittim de
Git
Ardına bakmadan, beklemeden
Al çantanı yollar senin
Uzaklaş şehrimden, geri dönmeden
Çek git
çek git uzaklara
Git
Kahretsin
Git Artık
Git
Git
Ben Seni Aklımdan
Bir ok gibi çıkarıp da
Gidip uzaklardaki bir yüreğe
Saplan diye sevmedim
Sen benim kalbimin, benim bile hiç
Sahibi olmadığım kadar sahibisin
Onca geçen yıllar içinde
Tuzla buz olmuş hayatımın
Hemen sol tarafındaki
Zarar görmeyen tek yanısın
Sen benim kalbim
Kalbime eş sevgim
Susadığım bir çölde
Karşıma çıkansın
Canıma kattığım
Can damarım
Yaşama hayat veren
Tek bir kalpsin
Sen bilmesen de
Ne Yüreğimden atabildiğim
Ne de aklımdan Çıkarabildiğim
Vazgeçemediğim tek kaderim
Dedim ya
Ben Seni Aklımdan
Bir ok gibi çıkarıp da
Gidip uzaklardaki bir yüreğe
Saplan diye sevmedim
Saplandığın ilk yerde kalacak
Bir mıh gibi yapışacaksın
Tam ortasına
Çünkü
Sensiz yaşayamam
Benim kalbim Sensin sevgilim
Bügün yine geceden kalmayım sabahlara
Hiç uyumadım desem, tam zamanı belki de,
Bir önceki gecenin ikizi gibi olsa da
Alışmak zor geldi ilk kez dün gece.
Akşam olup karanlık çöktüğünde
Bir ağrı saplandı kimliği belirsiz,
Göğsümün tam ortasını delip geçerek
İçine yerleşip oturdu sanki sebepsiz.
Farklıydı bu defa, her gecenin aksine
Yatıp, şafağı beklediğim zamanlara eş
Heyecanla beklediğim sabah güneşine
Düşman eyledi beni dün gece
Nereden bilirdim ki, anıların ansızın
Bir gece yarısı vaktine eş düşceğini
Gelip aklıma, bir çivi gibi saplanıp
Yakıp yüreğimi geçeceğini.
Kana karışmış bir hastalık gibi, her an
Zamanın her anını saat saat takip etmesi
Düşüp peşine, yarınları olmayan düşleri
Rüyalara katıp, alıp anılara götürmesi.
Hani bir eşya olsa da kızıp atsam çöpe
Veya ateşe verip yaksam da kurtulsam
Mümkün müydü cana kitlenmiş bir geçmişi
Söküp almak, atıp çöpe oracık da yakmak
Alıp küllerini savurmak rüzgara
Tek isteğimdi, sabaha karşı bir gecede
Güler bir yüzlü bir güneş ile birlik de
Hayata merhaba demek,
Tek dileğim oldu dün gece…
Asık bir yüze esir düşmüştü suretin
Gözlerin bir mahkeme duvarına eş iken
Baktığı her gerçeğe şüpheyle bakandı
Acıyla hayata gülümseyen gözlerin
Bir nan gibi aklında olan aşa bile
İhtiyacın olsa da her gün yaşamak için
Yemeden içmeden kesilen bir hasta gibi
Yaşamak yer yüzünde ne acı değil mi?
Oysa gülümsemek var hayata içten içe
Hani sızı almış başını gitmiş de
Kedersiz ve sebepsiz bırakmış seni
Öylece gülmüş öylece kalmışın sanki
Belki de boş boş bakmaktı dünyaya
Alay edermiş gibi gülümsemek hayata
Hani mutluluk alışverişi yapmak gibi
Yalan da olsa gülümsemek sabahlara
Uyanmak yeni bir güne yaşamak hayatı
Onca kedere, acıya usulca dayanıp
Belli etmeden ağlayarak içinden
Gülmek, gülümsemek yarınlara
Hangi gönül sever de bir son arar kendine
Veya hangi zamanda gelir de aklına yıllar
Hesabını sorar, gönül koyar sevdiğine
Ya da susar atar içine, zemheri gecelerde
Tadı bir cenneti andıran
Bir ok geldi sanki girdi içime
Saplandı kalbimin tam orta yerine
Ve ben vurulmuştum
Ben seni sevdim, sadece sevdim
Ne bir son aradım severken
Nede bir sorgu vardı içimde,yüreğime alırken
Dillerim bile susmuştu, sana eş düşerken
Sadece sevdim
Hiç düşünmeden, hiç ama hiç tanımadan
Hç aklımda yokken, bir anda olan deprem gibi
Bir anda geldin girdin, gönlüme
Alıp götürdün beni, gökyüzüne
Aynaların bile seni hiç görmediğini bilsem de
Hepsine bir sen çizdim gözlerimle
Dökerek sevgimi bir resme
Küçük bir şehir kurdum kendime
Olup olmadığını bilmediğim bir halde
Yine sevdim, seni diledim hayallerimde
Hani sanki gökten inmişsin, düşmüşsün gibi
Bir anda aşık olup gelmişsin sanki
Ama sevdim,
Olsan da yanımda
Olmasan da dünyamda,
Sevdim
Bir yıldırımın
Şehrime düşmesi gibiydi gelişin
Önce bir şimşek çaktı yüreğime
Çakmasıyla aklım gitti gelişine
Ansızın bir anda
Şok olup
Vurulmuştum
Sana
Görmediğim bir anda
Tutarsız bir zamanda
Sevmiştim seni
Olmadığın bir hayatta
Vurulurken sana
.
Anlatamadıklarım ile barışmaya çalışırken
Sustuklarım ile savaşıyorum
Her ne kadar barış ve savaş arasındaki
Çapraz bir ateşte kalsam da
Lal düşen dillerim yetişiyor imdadıma
Ve ben yine susuyorum
Sanki susmaya hasret bir özlem
Konuşmaya yeminli bir aşık
Sırtından vurulmuş bir sevdalı gibi
Susuyorum
Tüm umutlarımın tükendiğini bir gün de
Hiç güneş vurmayacak da olsa gecelerime
Alıp bir tutam balı
Sürüyorum lal niyetine dillerime
Ve ben
Susturup prangalar vurulmuş dudaklarımı
Sadece yüreğim İle konuşuyorum şimdi yalnız
Ve yalnız kendime anlatıyorum gecelerimi
Kimseler bilmeden, duymadan
Sadece kendimle dertleşiyor ve yine
Kendimi dinliyorum her gece
Susarak, hiç konuşmadan
Hani sanki dört bir tarafına surlar inşa edilen
Tek bir kaleydi yüreğim
Hiç bir yayın cesaret edip fırlatamadığı
Ve hiç bir okun da isabet edip vuramadığı
Taştan bir duvar olmuştu Serseri kalbim
Ve
Ben senin en çok, çocukça kaplanmış yanlarını sevdim
Yarınlarını sevdim, bir gün öncesinden sabırsızca beklediğin
Gözlerini sevdim, ağlarken bile damla damla gülümsediğin
Uzaklığını sevdim, umutsuzluğum da, umutlarına güvendiğim
Ve
Seni bundan sonra, hiç bir şehir almayacak sınırlarına
Hiç bir kente bir yol bulamayacaksın alnındaki yazılarla
Her nereye gitsen bir an gibi kalacak akıllarda
Onca kalabalığın arasında kalacaksın bir başına yıllarca
Ve
Bir gece yarısı ansızın gelip de hayallerimi yıkana kadar
Gelip de yüreğimi tam ortasından bir dün gibi vurana kadar
Umutlarım vardı dünlerde, şimdi ise hepsi, ihanet odu bu gün
Söküp aldım elime kalbimi ağladım, sabahlara kadar!
Ve
Sonra, önce ölmek, ardından gömülmek isteyeceksin topraklara
Ama ölmek, bir kaçış, bir hediye, bir mükafattı belkide sana
Bunu bilen kader, ne bir yol, ne de ölüm seçecekti bahtına
Öylece bir başına bırakıp, ihanet gözlerini de alarak
Ve
Ayağa kalkana kadardı artık sendeki ömrüm
Bir çöpün arasından bile bulsan da benden bir parça
Tek gecelik bir aşka giydirip gideceksin ertesi güne
Ve yine aynı geceye gömülüp! ihanete bulanacak gözlerin
Canlı canlı yakacak seni bu dünyada…
.
Ve
Ben yattığın o yere gidip, üzerine en güzel fidanları ekecek
Bolca sulayıp, tam kalbinin üzerinde büyüteceğim
Sen ise yattığın yerde, melek ve şeytan arasında savaşırken
Ben ise tam çaprazda kalmış bir hayatı oracıkta ateşe vereceğim
Ve
Sen cayır cayır yanarken sevda cehenneminin tam ortasında
Ne dünlerde güvendiğin dağlar, kar olup üzerinde, donacaktı
Ne de bugünkü asfaltlar altına gelip bir yol olacaktı
Olsa da ne olacak ki kaderin, yatacak yerin var mıydı? sanki!
Hayat Bu işte
Yaşamak sandığım
Sevdası içine haram
Diri diri yandığım
Beklemek
Gözleri yollarda
Pencere diplerinde
Umudu olmayan
Ayrılık işte
Marifet sandığım
Hasreti içinde
Bir yanı Eksik kaldığım
Umut
Adı üstünde
Umutsuzca beklenen
Asla gelmeyen
Yürekler
Her daim kan ağlayan
Dindirilemeyen Aşk
Yağmurları kan kırmızı
Gelmeyendir
İçimizi karartan
Ansızın beklediğimiz
Gözlerimizi yaşartan
Aşk Bu
Yaşamak istediğim
Her yaşadığımda
Kendimi kaybettiğim
Yaşlardır
Asla dinmeyen
Bir an olsun
Yüzümüzü güldürmeyen
Kaybetmek
Arandığında bulunamayan
Bulunduğunda ise
Sus pus olan
Gülmektir
Asla yapamadığımız
Yalan da olsa
Her zaman aradığımız
Susmak işte
Susmak
Aynı yazıldığı gibi okunan
Okunduğu gibi de yazılan
Aramaktır
Bulunamayacağını bile bile
Umuda yaslanmaktır
Hayata inat, Kadere inat
Alın yazısı
Olması istenen
Elleri kolları bağlı
Kadere mahkum beklenen
Hayat İşte
Yaşadığımı sandığım
Aslında, yaşarken
Diri diri gömüldüğümü Anladığım
Anlamak
Anladığımı sandığım
Zamanla hızla geçip giden yıllara
Anlamış gibi yapıp, kandığım
Hayat İşte
İnandığımı
Kandığımı
Yandığımı
Sandığım
Hayat İşte
Yaşadığımı sandığım
İnsan yazar da umutlarını bir kağıda
Atabilir mi sonra bir kenara
Ya da delice sevdiğini bile bile
Gidebilir mi yüreğinden uzaklara
İçten içe sevebilir mi hiç konuşmadan
Bir başına çaresiz kalıp da
Yıllarca susarak,
Ayak uydurabilir mi hayata
Ben susuyorum..
Susmanın bana yakışmadığını bilsem de
Hak edenin üzerin de
Ne kadar güzel duracağını da biliyorum
İşte bu yüzden susuyorum
Çünkü ben hak ediyorum
Hiç göz yaşı dökmeden, hiç belli etmeden kadere
Gidiyorum,
Dilleri lal, elleri bağlı, gözleri kör
Durabilir mi söylemeden kimseye
Sustuğu her gecenin sabahına kadar
Yaşarken 24 saatlik bir cehennemde
Bile Bile, Zehralır mı aşkını kendine
Kimsenin bilip görmediği
Görüp duymadığı
Duyup konuşamadığı
Herkesin sustuğu bir şehre gidiyorum
Söyleyemediklerimi de alıp
Ne zormuş
Kendi içinde yaktığın ateşle oynamak
Ne zormuş
Alev alev yangınlarda kavrulmak
Bu kenti terk ediyorum
Yaşamak seninle söyleyemesem de kimseye
Anlatmak seni kendine, konuşmasam da kendimle
Susmak belki de en büyük çare, desem de
Konuşmak istiyorum delireceğim yoksa bu cehennemde
Eyy! Aklıma bir çivi saplanan Zemheri geceler
Ayın en karanlık gölgesinden düşen körpe umutlar
Gökyüzünün sırılsıklam ıslattığı kurumuş bedenim
Siz dinleyin, siz bilin..
Nasıl geldiyse içimizden
Bırak öyle gitsin yüreğimizden
Geldiği gibi ansızın, bir anda
Bırak çıkıversin kaderimizden
Ya yüreğimden gelene, yar
Ya da içimize girene, kal diyecektim
Ansızın bir an da gelen hislerimi
Gönlüme kader belleyecektim
Olmasını istediğimiz, veya olduğun da
İtiraz edemediğimiz bir şey olsun gönlümüzde
Birbirimize olan sevgimiz
Şimdi gel kaderim, gel sevdam
Ansızın gel, bir anda gel
Belki de içimizde yıkılan bir şehrin
Kırıntılarından oluşmuştu
Bir kente benzettiğim yüreğimiz
Saniye saniye kalbimden geçirdiğim
Eşsiz bir duyguydu bir anda hissettiğim
Öyle güzel, öyle parlaktı ki gördüklerim
Tertemiz gökyüzüne eş düşmüştü sevdiğim
İçimizde kopan fırtınaların
Tam ortasında duran bir saatin
Durduğu bir anda,
Bir ömür yaşamak değil miydi aslında
Düşlerimiz
Ne itiraz edebildiğimiz
Nede vazgeçebildiğimiz bir tutkuydu
Yüreğimizde hissettiğimiz
Belki içimizden gelen tek bir duyguydu
Derinlerde bir yerde gizlediğimiz
Üzerimize düşen tek bir sevdaydı
Kalbimize hapsettiğimiz
Gizlice gir, seninle dolsun
İçimdeki sen, sebebimse eğer,
Gönlüm olsun, aşk olsun
Sendeki ben ise, gelsin
Varsın
Eş Olsun Yüreğime
Alıp çantanı sırtına gitmektir bazen sevmek
Yok olmak,uzaklaşmak sevdiğinden, istemeden
Her an aklında olan bir duyguyu öldürmeden
Yol olmaktır Ansızın, sevgini yitirmeden
Toplayıp eşyalarını hiç biz iz bırakmadan
Dönüp geri süzmeden gözlerinle ardına küs
Bir yabancı gibi terk etmek bazen kenti
Hani sanki geçmişe inat bir özlem gibi
Yüreğine kal geldiği zamanlara aldırmadan
Gitmeleri aklına koyan bir sevdalı sanki
Bazen de hiç sevmemiş bir yalancı misali
Gitmek bu şehirden, vazgeçmiş gibi
Aldırmadan yalnızlığa, adım adım yollara
Eş düşerken, batan bir güneş serinliğinde
Geçiyorum karanlık gecelerin ertesine
Sabahlara gidiyorum zemheri gecelerde
Gitmek vazgeçmek değildi benim dünyamda
Uzaklaşmak kaybetmeye eş düşerken bile
Hiç bir zaman yenik kalmadım umutlarıma
Bir anda yetim kalsam da sensiz bir hayatta
Ama sanki yüreğine inşa edilen ve temelini
Acıların üzerine kurduğu bir sevgiydi sanki
Bir binaya benzettiğim yüreğim
Yıkılmıştı bir kere ne çare
Evet gitmek çere değildi belki de
Ama kalmak da çözüm olmadı hiç bir zaman
Kaderin çizdiği ince bir çizgide
Gidip gelmek se bu hayat
Gidiyorum ben yarınlara inat
İsimsiz bir kimliğin ardına saklanan
Yıkılmış bir kentten sesleniyorum
Tek seçenek adını verdiğim bu şehre
Her gün biraz daha çok alışıyorum
Kimsesizliğin düştüğü kaldırımlar
Yalnızlığın adını verdiği sokaklar
Duyguların bittiği caddelere şahit
Gök yüzüne küsen çığ gibi yağmurlar
Tek gecelik bir aşkın yıkıntıları
Belki de son bir vedanın son busesi
Tek kişilik bir yolculuğun son durağı
Mahşer yeri sanki zemheri karanlık da
Hani sanki bir yokluğun resmi çekilmiş
Yapıştırılmış şehrin duvarlarına
Yıllar sonra bulunması istenen
Bir yanıt bırakılmış belki de yarınlara
Kara bir günde aklanmış duyguların
Tek seçeneğiydi gitmek kaderimin
İmkansız bir aşkın tam kalbinden vurduğu
Bir şehir di caddelerine gizlendiğim
Ömre bedel kaderim tek seçeneğim
Tek umudum, uzaklara bağdaş kurduğum
Tek şehrim tek kentim, kurtuluşum
Yalnızlığın yaşandığı bir yer
Tek seçeneğimdir benim…
Kırmızı bir yüreğin uyuya kaldığı
Bir son bahar akşamında geldi bana ayrılık
Sen delice bir rüzgardın şehrimde esen
Ben ise, Düşen bir yapraktım
Kırık dallarımda düşünen
Dirhem dirhem uzaklaşırken kentinden
Çöle dönmüş bir şehir bıraktım sana, yıkılmış
Karanlık
Ağaçlar kuru, yapraklar ise savrulmuş
Bomboş kaldırımlar, kavrulmuş sokaklar
Onca bahara hasret, topraklar bıraktım sana
Çiçeksiz, kokusuz, hisleri olmayan, gamsız
Bir hayat bıraktım sana,
Çaresiz!
Gözleri olmayan kör,
Nereye gideceğini bilmeyen
Bir yol bıraktım sana,
Çökmüş
Asfaltı kırık, çıkmaz bir sokak
Gelecek karşına,
Bensiz ve çaresiz!
Bir katil olacaksın dünyanda!
Nice ömürler çürüten.
Ben ise yitik bir aşkım sadece
Bir ilki yaşayan
Belki de;
Bir ayrılık arifesindeyim seninle
Kim bilir!
Belki de giderken hiç üzülmediğim
Bir sevgiydin yüreğimde
Ardıma bakmadan, ağlamadan
Pişmanlık nedir bilmeden,
Bıraktığım!
Tek bir kişiydin gönlümde
Kenara attığım…
Ölüm bile güzel
Ölüm bile gerçek senden
Bu dünya yalan
Yalanda olsa
Yalan bile güzel benden
İnan bana
Senden benden
Güzel her şey
Ben seni bir ölüm kadar sevdim
Çünkü dünyada
Tek bir gerçek vardı
O da ölümdü sevgilim…
Zamanı geldi yalan oldun
Yalanı sevdim
Giden oldu
Gidenleri sevdim
Çünkü içinde sadece
Sen vardın sevgilim
Yokluğunda, düşlerimi sevdim
Geceleri seninle, beni sardığı için
Hayallerimi bile sevdim
Yolları sevdim
Boş kaldırımları
Karanlık sokakları
İçi boş evleri sevdim
Hepsinde bir sen hayal ettim
Öyle sevdim
Gökyüzünü sevdim
Yağmuru yağdırdığında
Her başımı kaldırdığımda, sen olduğunda
Sadece sen olduğun için
Bir fırtınayı bile seninle hayal ettim
Öyle sevdim
Ben sadece sevdim
Seninle yaşadığım, veya
Sensiz yaşadığım ne varsa
Hepsini bir kalemde yazdım
Yine sevdim
Sana beslediğim umudu bile
Sen olduğun için içinde
Bir gün gelecek umudu ile
Seni herkesten saklayarak sevdim
Aldanmadan
Aldatmadan
Bekleyerek
Özleyerek
Bazen de bahar da
Bir çiçeğin üzerindeki
Bir gram balda buldum seni
Hasretinle
Ya da yaz geldi
Güneşin sıcaklığında
Serinleteceğin günleri düşleyerek
Bekledim seni
Ne kaderime sığdırabildim
Ne de kederime katabildim
Olduğun gibi kabul edip
Öyle sevdim
Bir son baharı sevdim bazen de
Sadece düşen bir yaprağın altında
Seni tanıdığım için
İnan bana sevgilim
Hiç başlamamış gibi bitsek de biz
Ben seni
Hiç bitmeyecek gibi sevdim
Eksik kalmasını istemediğim
Soğuk kış gecelerini bile
İçinde sen olmasan da
Sevdim
Bana uzak kaldığın her yılı
Bir Haftaya sığdırdım öyle sevdim
Çünkü her gününde sen vardın sevgilim
Ben seni dört mevsimde
Sadece bir yürekle sevdim
SADECE SEVDİM
Ben seni senin olduğun veya olmadığın
Sevdiğin veya sevmediğin zamanlarda
Yokluğunda varmışı gibi
Ulaşamadığım zamanlarda ise
Hayallerimle severek umut ettim
Hiç Üşenmeden
Hiç Bıkmadan
Vazgeçmeden
Sevdim…
- Ben seni hep, senin bilmediğin zamanlarda sevdim
- Görmediğin zamanlarda yanında olurken ben senin
- Yokluğuma şikayet ettiğin yıllarda buldum kendimi
- Ama sevdim, sen bilmesen de, görmesen de, sevdim
- Belki de, bilmeni istemedim,
- Belki, kaderimden kaçıyordum
- Belki de, kederime katmak istemedim
- Ama sevdim, kaderimle sevdim, kederimle sevdim
- Güneşin aya olduğu, uzaklık kadardım belki sana
- Yada çok yakında, hemen yanı başındaydım
- Ne bilim işte, belki de, belkilerle yaşadığım anarda geldin bana
- Ya sen çok geç kaldın bana, yada ben çok geç kalmıştım sana
- Ama sevdim, bir güneş de olsan bana, sevdim
- Bir ay kadar soğuk da olsan dünyama, hep güvendim
- Sevdim, uzaklığınla sevdim, yakınlığınla sevdim
- Söyleyemesem de sana, içime attım öyle sevdim
- Dillerimden düşmeyen türkülerde bulurdum seni
- Bazen de bir şiir dinler içine katardım kendimi
- Bir yağmur gibi gelip, şimşek gibi çakmıştın sanki
- Düşlerim bile sensiz kabul etmezdi beni
- Her gece yatarken okuduğum bir dua gibiydin bende
- Her sabah uyandıran bir güneştin gözlerimde
- Bir düş, bir hayal di belki sana olan sevgim
- Ama sevdim, bir hayal, bir düş, bir güneş bile olsan,
- Sevdim
- Ben seni
- En büyük duam kabul ettim, öyle sevdim
- Kaldırdım ellerimi gökyüzüne
- Seni okudum, seni diledim
- Tek dileğim vardı
- Hep iyi olmandı sevgilim...
Bir şiir olmak vardı şimdi,
Seven bir yüreğin kedersiz dünyasında.
Saklanmak vardı şimdi,
Yürekten yazılmış bir şiirin tam ortasına.
Bir mısra olmak içinde, her kıtasında okunmak.
Hatırlanmak vardı satırlarında, her göz atıldığında
Sevilmek vardı tertemiz gözlerde bir bakışınla
Okunan en güzel sözlerde olmak
Yada, Olmamak adına yaşanan bu dünyada
Seninle olmak vardı şimdi
Yazılsa da kaderim çaresiz, alnıma
Kolay mı seni sensiz yazmak kara bahtıma
Tutar mı ellerim, görür mü gözlerim, sensiz,
Senin olmadığın bu dünya da
Seninle olmak varken şimdi
Sensiz olmak niye, bu acımasız dünyada
Her şiirimin her mısrasında sen olsan da
Neye yarar ki yazdıklarım, sen olmayınca
Ahh kalbim,
Durma
Gel
Gel Hadi
Sen ne dersin bilmem
Yazılır mı böyle bir şiir sensiz
Dökülür mü mısralar sebepsiz
Okunur mu düşlerim kimsesiz
Adını koyamadığım bir zamanda gel
Beklemediğim bir anda, gel gir aklıma
Yazayım seni yüreğimin her satırına
Düş aklımdan, dökeyim seni, her mısrama
Çekilmez olsa da bu dünya, bu oyunda
Olmak vardı seninle aynı şiirde yan yana
Yürümek vardı omuz omuza, kadere inat
Seninle olmak vardı şimdi, yıllara kanaat
Ne laf anlıyor sensiz yüreğim
Ne de anlatabiliyor seni, lal olmuş dillerim
Konuşamaz, susarken zavallı yüreğim
İçten içe ağlıyordu, ateşlere düşmüş kalbim
Çılgınca esen bir fırtınada
Gelecekten geçmişe sürüklenen
Bir poyrazı, ya da lodosu
Umut ettin mi hiç düşlerin de
Hiç Katabildin mi yarınlarına
Sahiplendiğin olmasa da yanında
Yaşatırken hayallerinde
Kaldın mı hiç bir fırtınanın
Tam ortasında
Avuçlarına sığdıramadığın
Bir umut sıcaklığını
Kendi ellerinde bırakıp
Saklandın mı hiç
Soğuk kış gecelerinde
Uçup gitti mi umutların
Puslu bir sabaha uyandığında
Yapayalnız çaresiz kalıp
Tutuşup özlemlerin, yaktı mı
Geçmişe takıldığında
Sen hiç
Bir rüzgarı sevdin mi arkadaş
Fırtınaya dönerken hasretin
Özlerken Kuşları çaresiz
Tutulup dillerin
Kaldı mı hayatın tam ortasında
Sessiz ve kimsesiz
Yapayalnız bir yolculuk
Bitmek tükenmek bilmeyen
Bir deprem
Yaktı mı ciğerlerini
Dirhem dirhem
Akarken nehirlere hasret
Oldu mu içinde kocaman
Bir nefret
Sevdin mi öyle seveceksin ki
Daha sarılmadan suyu çıkacak
Terden sırılsıklam olan
Üzerindeki elbiselerin
Konu sevmekse eğer
Kapatacaksın kulaklarını dosta düşmana
Sanki koparırcasına tutacaksın elini
Dosta dost, düşmana sus, dercesine.
Bu limandan kalkacak tek bir gemi olacak
Liman ve gemi ne kadar büyük olursa olsun
o gemi iki kişilik olacak
Kaptanı sen, yardımcın ise…
Öyle bir bakacaksın ki
Gözlerinin içi parlayacak
Karanlıkta bile
Seni bir yıldıza benzetecek
Susturacaksın çevrende engele dair ne varsa
Sevgini saklamadan, gururla taşıyacaksın
Önce sen göreceksin..
sonra göstere göstere seveceksin
Hayat arkadaşın olacak…
Aklımdasın saklımdasın..
Adı bende saklı
Hayallerine dalmayacaksın
Sevdiğini özgürce
Göstere göstere yaşayacaksın..
Kimi zaman Bir kaya gibi olacaksın
Seni yerinden oynatmaya çalışsalar bile
Oynamayacaksın bir dansöz gibi
Adı üstünde kaya gibi duracaksın
Sevdiğini aklına getirince
Cüzdanından çıkarır gibi değil
Sol yanına takılmış bir madalya gibi
En iyi hissedeceğin yerde taşıyacaksın
Güven vereceksin sevdiğine
Yıkılmayacaksın kuru bir ağaç gibi
sözlerinle avutmayacaksın
Sevdin mi göstere göstere seveceksin…seni
seveni
Sevdiğini hissettireceksin..
O yanında olmasa bile
O yanındaymış gibi yaşayacaksın
Dalmayacaksın yalnızlığa
Utanmayacaksın sevdiğinden
Onun zayıf yanları senin en güçlü yanın olacak
Kapatacaksın neyi varsa açıkta
senin sözün onda kanun olacak
Sevgi o yanında olmasa bile sevmektir
O seni düşünmese bile senin onu sevmendir
Gelmese bie senin ona gitmendir.
Sevgi bazen gururunu beş paralık etmektir
Bazen demir gibi kesecek sözlerin
Zamanı gelecek Kıracaksın çevrendeki insanları
Sevdiğinin hatırına yakacaksın
Limana yanaşmış tüm gemileri
Korkmayacaksın çevrendeki dikenli tellerden
Kaçmayacaksın yüreğinin sesinden
Dinleyeceksin ve adım adım değil
Koşarak sımsıkı elinden tutacaksın
Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt
etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için
yayınlanmaktadır.
Şiirlerin kopyalanması, gerçek veya elektronik ortamlarda
yayınlanması, dağıtılması Türkiye Cumhuriyeti yasaları ve
uluslararası yasalarla korunmaktadır ve telif hakları
temsilcisinin önceden yazılı iznini gerektirir. Bu dökuman
MawishSiirleri.Com tarafından yayınlanmıştır.
MawishSiirleri.Com tüm bölümleriyle, Fikir ve Sanat
Eserleri Yasası'na
%100 uygun olarak yayın yapmaktadır.
Download

Slayt 1