BİR HAZİNEDİR SADAKAT
NECİP YAĞCI/ EDEBİYAT ÖĞRETMENİ
Sadakat nurani bir iksirdir. İfadeye mühürlü kelimeler, lisanıma, dimağıma, yüreğime
tercüman olamayan ifadeler kendini saklı bırakmak istedi, hazine saklı kalmalıydı belki; ama
ben noksaniyet ve kusuratımla yazmalıydım. Tarif etmekten aciz olan benliğimle bir şeyler
kaleme almalıydım yürekteki gizli sandukalarda. Çırpındım, yüreğin derinliklerindeki
hazineyi ifadeye koyuldum, liyakatsizliğime bakın ki sizlere anlatacak güzellikler yazamadım.
Sadakat; yüreğinden kimseyi ayıramayacak kadar derin, onun için ölecek kadar ulvi,
bizi biz yapacak kadar engin, cana can, ruha ab-ı hayat akıtacak kadar bağlanmaktır
sevdiğine. Sadakat; sevdiğinin kalbini avucunda eritmek, kendi yüreğini sevdiğine zarf
kılmaktır.
Tarifsiz ve deruni bir serzeniş ve bekleyiştir aslında yüreğin en engin dehlizlerinde.
Sadakat; Mecnun’un Leyla’sına olan intisab, Yakub’un Yusuf’a duyduğu hasret ve ıstırap,
Yunus’un Mevla’ya beslediği muhabbet ve aşk, ihlâs ve uhuvvet denizlerinden dökülen
şualardır.
Sadakat; sevdiğini derinliğine süzmek ve onda var olmaktır, “Yok”u yok edip her şeyi
“Var” etmektir aslında. Güller, menekşeler, laleler gibi kokmaktır bu güzellikler lem’ası
dünyada.
Sadakat; enistir, nesim-i nevbaharı yaşamaktır yüreğin zümrüt tepelerinde. Hasretle
beklemek ve beklenmektir iki kapılı han denilen bu diyarda. Türkülerin diliyle yas tutmaktır
seven ve sevilene. Gönüllerin, sinelerin birbirine meftuniyetidir ruhlarda yaşatılan.
Sadakat; kendinden vazgeçmektir, perde açmaktır umut deryasında sınırsız ve özgür
hayallere. Sadakat sevdiğine, gönül denizine, sevgi ve güzellikler ihda eden Yaradan’a sadık
kalmaktır.
Herkesin kimseye anlatamadığı gizli bir sırrı, her şeyini yitirme pahasına
anlatamamaktır sadakat. Gam dağlarında, hüzün vadilerinde, gencecik âşıkların dimağında,
annelerin kaynayan mahşer gibi yüreğinde, çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat
çocuklarının ellerinde nice tarifsiz; ama engin; ama derin; ama efsun sadakatler bilirim
yaslandığında çınar, yaslandığında sevda, yaslandığında umut ve mutluluk.
Sadakat; fazilet timsali, sıddıkiyet sıfatı ile mezc olmuş o güzide insanın, Hz.
Ebubekir’in, sebep ve koşulsuz teslimiyetidir kâinatın varlık sebebi Allah Resulüne.
Sadakat; şairin Makber’i, Yunus’un saf bir gönülle bağlılığı Tapduk Emre’ye,
Mevlana’nın Şems’e olan tarifsiz sevdası, yağmurun; toprağın çaresiz ve çatlak bağrına visali,
Allah’ın kıyamete kadar eksik bıraktığı aşk damlaları, sensizliğin ve bensizliğin havuzda
eridiği vuslat… Daha saymakla bitiremediğim sevgi ve sevda pırıltıları gizlidir bu kelamda,
bu incide.
“Ya Resulallah! Duydum ki Eshab-ı Kehf’in köpeği cennete girecekmiş. O cennete
girerken benim cehenneme girmem revamıdır! O Eshab-ı Kehf’in köpeğiyse, ben de senin
Eshabının köpeğiyim.” diyen Molla Cami’nin tarifsiz teslimiyetidir “Sevgilim” hitabına
mazhar olan Resulüne.
Download

BİR HAZİNEDİR SADAKAT NECİP YAĞCI/ EDEBİYAT