LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
HESAP İŞLETİM ÜCRETİ VE SOYGUN DÜZENİNE EVRİLEN KAPİTALİZM
Prof. Dr. Hasan Şimşek
İstanbul Kültür Üniversitesi
(www.hasansimsek.net)
6 Temmuz 2014
Geçenlerde, üniversitede okuyan ve şu an tatilde olan oğlumun banka hesabına
harçlığını yatırdım. Birkaç gün sonra telefonda sohbet ederken hesabına niçin her
zamankinden 50 TL daha az yatırdığımı sordu. Oysa eksik yatırmamıştım. Araştırma ve
soruşturmalar sonunda bankanın haber vermeksizin hesabından 50 TL hesap işletim
ücreti tahsil ettiğini öğrendi. Bu durum daha önce de olmuştu. Daha önceki kesintide
banka, kendisinden öğrenci olduğuna ilişkin belge ibraz etmesini istedi. Bu belgeyi
sağladığı için tahsil edilmiş olan hesap işletim ücreti hesabına iade edilmişti.
Bir öğrenci hesabından habersizce kesintiyle sonuçlanan bu haydutça tutum başka
alanlarda da sık karşımıza çıkıyor. Özelleştirilmiş elektrik dağıtım hizmetlerini yapan
firmalar, tahsilat yapabilmesi için doğal olarak yapması gereken iş olan saat okuma işi
adı altında aboneden fazladan para tahsil ediyor. Bankalar kredi kullandırmak için sokak
ortasında, telefonda, reklamlarda adeta vatandaşı taciz ediyor, kredi kullanma
aşamasında sigorta ve dosya masrafı gibi isimler altında yasal olmayan kesintiler yapıyor.
Haklarını tüketici kurullarında veya mahkemelerde arayanlara hesap işletim ücreti,
sigorta, dosya masrafı adları altında alınan bu yasal olmayan kesintiler iade ediliyor.
Bunlar niçin ve nasıl oluyor?
Dünyadaki egemen modelleri kabul ederken yaygın kültürel kalıpların dejenere edici
özelliklerini engelleyecek mekanizmaları oluşturmadığınız zaman ne kuş ne deve bir
sistem çıkıyor karşınıza. Türkiye 1980’lerde Yeni Liberalizm’e geçerken Özal’ın serbest
piyasa ekonomisini “serbest soygun düzeni” olarak anlayan mahalle bakkalının ekmeği
piyasadaki normal fiyatının iki katına satmaya çalışması nedeniyle beş durak ötedeki
bakkala gitmek zorunda kalışımızı hatırlıyorum.
Page 1 of 5
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
Ekonomik ve siyasal düzenler Magna Carta’dan beri kurallı bir sistemle işletiliyor. 15
Haziran 1215’de İngiltere Kralı John’un imzaladığı Magna Carta, kralın yetkilerinin
vatandaşların haklarını koruyacak bir yasal düzen yoluyla kısıtlanması anlamına
geliyordu. Magna Carta, bugün sahip olduğumuz ve evrensel kabul gören hukuk devleti
ve anayasal düzen yolunda atılmış büyük bir adımdı.
Kapitalizm ise tamamen bir hukuk düzeni içinde işlemesi gereken ekonomik ve sosyal
sistemdir. Yaratıcılığa dayalı yeni düşünce, ürün ve uygulamaların yarışmacı bir sistem
içinde eşit rekabet edebilmesi için hukukun nesnel düzenleyiciliğine gereksinim vardır.
Aksi halde, yenilikçi düşünce, ürün ve uygulamalar korunamazsa yaratıcılık ölür.
Yaratıcılığın olmadığı yerde rekabetin de bir anlamı kalmaz. Dolayısıyla sermayenin
gelişimi ve özgür dolaşımı için hukukun koruyuculuğu gereklidir. Bu nedenle kapitalizm
ancak ve ancak bir hukuk düzeninde gelişip yerleşebilir.
Bu durumun bir de arka yüzü var. Sermaye ve piyasa dinamikleri açısından hukuk ne
kadar önemliyse, kar hırsı ile kişi ve firmalarca kandırılabilecek insanların, yani
tüketicilerin hak ve çıkarlarının da hukuk sistemi tarafından korunması gerekir. İşte bu
koşul sağlanmadığı zaman kapitalist düzen açık bir soygun düzenine döner. Kapitalist
sistemin Kabe’si olan gelişmiş Batı ülkelerinde büyük örgütlü sermaye gücü hariç ufak
tefek firma ve işletmelerin en çekindiği güç hukuktur. Vergi kaçırmak, tüketiciyi
kandırmak, yanlış yönlendirmek hukuk sistemi tarafından ağır yaptırımlara bağlanmıştır.
Bu ülkelerin uzun kapitalist geçmişleri içinde ihtilaflı durumlarda ise çoğunlukla firmalara
karşı tüketiciler hukuk sistemi tarafından daima kollanır. Karar verici konumdaki yargıç
şunun farkındadır: Yüksek ücretlerle avukatlar çalıştıran, yasaların etrafından dolaşma
konusunda üst düzey danışmanlık alma konusunda yeteneği olan küçük veya büyük
firmalarla bir tüketicinin tek başına mücadele etmesi mümkün değildir. Bu durum eşitsiz
bir yarışmadır. Dolayısıyla verilen kararlarda kurumsallaşmış yapılara (küçük ya da büyük
ticari unvanı olan firma ve kuruluşlar) karşı tüketicilerin hakları daha bir dikkatle korunur
ve savunulur. ABD’de, zamanında ABD ve dünya medyası tarafından çok tartışılan bir
mahkeme kararı bu konuda ilginç bir örnektir. McDonald’sda üzerine kahve dökülen ve
bacaklarında ciddi yanıklar oluşan yaşlı bir kadına mahkeme McDonald’s tarafından 60
Page 2 of 5
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
milyon dolar ödenmesine karar vermiştir. Bu vakada rakamın bu kadar yüksek olmasının
asıl ve tek nedeni verilen fiziki zarar değildir. Bu kararla McDonald’s gibi firmalara karşı
tüketicinin korunması konusunda diğer firmalar ve bütün topluma karşı verilen bir mesaj
da vardır.
ABD’deki doktora öğrencilik yıllarımda üniversitenin evli öğrenciler için olan konutlarında
iki yıl kadar oturduk. Elektrik, su ve telefon paralarını kendimiz ödüyorduk. Bu
konutlardan birinde oturmaya başladıktan yaklaşık bir yıl sonra telefon hizmetini
sağlayan ve ABD’nin en büyük şirketlerinden birisi olan AT&T firmasından evimize, adıma
düzenlenmiş 1,25 Dolarlık bir çek geldi. Anlam veremedik ve araştırdık. AT&T firmasına
karşı ABD Federal Hükümeti bir tekel soruşturması başlatmış ve mahkeme sonucuna
göre mahkeme AT&T’nin tüketicilerden fazla tahsilat yaptığı kararını vermiş. Fazla tahsil
edilen miktarın yasal faizleriyle birlikte geri ödenmesine hükmetmiş. 1,25 Dolarlık miktar
bizden fazla tahsil edilen miktardı.
Kapitalizm ancak böyle bir hukuk sisteminde sağlıklı işleyebilir.
Türkiye’deki uygulamalara bakıldığında Kapitalist bir ekonomik sistemin pek çok
unsurunun var olduğunu görmek mümkün. Rekabet, tüketim, kurum ve kuruluşlar arası
piyasa ilişkileri önemli ölçüde Kapitalist modele uygun işliyor görünüyor. Ancak,
derinlerde Kapitalist sistemin özüne ve ruhuna aykırı pek çok ihlalin yaşandığı da bir
gerçek. Bu ihlallerin büyük çoğunluğu tüketicilerin korunması konusunda yaşanıyor.
Banka olarak bildiğimiz kurumun tarih içinde gelişmesinin temel nedeni insanların
birikimlerini güvenilir bir kurumda tutması ve onların birikim olarak kuruma teslim ettiği
birikimlerinin başka insanların ihtiyaçlarının giderilmesinde kullanılmasıdır. Dolayısıyla
banka, toplumda finansal bir aracılık hizmeti yapmaktadır. Kendisine teslim edilen
birikimleri başkalarına kullandırırken bankalar doğal olarak bir faiz tahsil eder ve bu
aracılık hizmetinden kar sağlar. Birikimlerini bankaya yatıran bir bireye, bankaya birikimi
için bir süre taahhüdünde bulunmuşsa bir faiz ödenir. Aslında vadeli olsun olmasın her
durumda bankalar kendisine yatırılan birikimleri kullandırarak gelir elde eder. Bu
durumda, teorik olarak bakıldığında, bankaların vadesiz hesaplara yatırılan miktarlara da
Page 3 of 5
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
faiz ödemesi gerekir (birikimini bankaya yatıran kişinin vadesiz birikimine aynı birikimi
başkalarına pazarlarken kullandığı faiz oranının altında bir faiz öderse banka yine kar
eder).
Vadesiz hesaplara bile teorik olarak faiz ödemesi gereken bankaların, bunu yapmadığı
gibi, bir de “hesap işletim ücreti” adı altında para tahsil etmesi tek kelimeyle
“soygundur.” Hele de bir öğrenciden öğrenci belgesi istenmesi zaten hukuk dışı olan bir
uygulamayı tacize dönüştürmektir. Bir yıldırma ve bezdirme taktiğidir. Vatandaşın
parasını kullanıp kar etmek, kullandığı para için üstüne üstlük vatandaştan tekrar para
istemek neyle açıklanır, bilemem. Bu nedenle bu tür kesintiler yasal değildir. Bu soygun
ise ancak hukuk sisteminin işlemediği bir Kapitalist düzende mümkündür. Buna benzer
hukuksuz uygulamalar küresel ekonomik krize rağmen Türkiye’deki ekonomik
büyümenin çok üstünde kar patlaması yaşayan Türk Bankaları hakkında bir fikir veriyor
olabilir.
Elektrik faturalarına yasal olmayan okuma bedeli yansıtılması, kredi kullanırken yasal
olmayan sigorta kesintisi ve dosya masrafı gibi “Deli Dumrul” taktikleri ile tahsil edilen
paralar tüketicilerin mahkemelere başvurması halinde ödeniyorsa, bankalar ve diğer
şirketler bu uygulamalara nasıl devam ediyorlar? Bu sorunun yanıtı ne kadar hukuka
bağlı bir Kapitalist düzende yaşadığımızda yatıyor.
Türkiye’de yasal olmayan bu tür kesintilerle karşılaşan her tüketici kişisel olarak hukuk
yoluna başvurmaya zorlanmaktadır. Bu konudaki bir mahkeme kararının biraz önce
verdiğim AT&T örneğinde olduğu gibi “içtihat” haline gelmemesi nedeniyle bu soygunlar
sürüyor. Bu durum, bu işleri yapan, çalıştırdıkları uzmanların manevra gücüyle ve
parlamentoları etki altına alarak bu tür yasal düzenlemeleri engelleme yeteneği olan
bankaların Kapitalist sistemdeki etki güçlerini de gösteriyor. Çözüm, buna benzer bir
konuda üst mahkemelerce de onaylanan yargı kararlarının genelleştirilerek uygulanması
ve buna uymayan firma ve kuruluşların ağır yaptırımlarla cezalandırılmasıdır.
Page 4 of 5
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
Kapitalizm üç ana dayanak üzerine oturur; bunlardan birisinin eksikliği veya zayıflığı
Kapitalist sistemi hızla dejenere eder (http://heartland.org/policy-documents/whatcapitalism):
Özel mülkiyet: Kapitalist bir düzende insanların başta kendi bedenleri olmak üzere
özgürlükleri ve yasal yollardan edindikleri birikimlerine sahip olma hakları vardır.
Piyasa: Mal ve hizmetlerin değiş tokuş edildiği ve hukuk ilkeleri temelinde işleyen bir
mekanizmadır.
Hukukuk üstünlüğü: Kapitalist sistemde baskı, manipülasyon ve kandırmayı önlemek
için hukuk ilkelerinin ayrımsız uygulanmasına ihtiyaç vardır.
Kapitalist oyun Kapitalizm’in kurallarıyla oynanmalıdır.
Hukukun işlemediği Kapitalist bir düzen hızla bir soygun düzenine dönüşür.
Tükettiğimiz mal ve hizmetlere Batı ülkelerindeki insanlardan daha az ödemiyoruz;
soyguna karşı onlar kadar da korunmak istiyoruz!
Page 5 of 5
Download

Hesap İşletim Ücreti ve Soygun Düzenine Evrilen