[
ĠÇ ANADOLU’DA
ALÇAK ARAZĠDEKĠ AĞAÇLANDIRMA VE RÜZGÂR PERDELERĠNDE
KULLANILABĠLECEK AĞAÇ VE ÇALI TÜRLERĠ
M. Doğan Kantarcı[1]- Hamza Eryiğit[2] - Ertuğrul Kurt[3]
1] İst.Üni Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Abd (EM)-E.Mail: [email protected]
[2] E.Mail: [email protected]
[3] E.Mail: [email protected]
Sh. 296-302
ĠÇ ANADOLU’DA
ALÇAK ARAZĠDEKĠ AĞAÇLANDIRMA VE RÜZGÂR PERDELERĠNDE
KULLANILABĠLECEK AĞAÇ VE ÇALI TÜRLERĠ
M. Doğan Kantarcı1- Hamza Eryiğit2 - Ertuğrul Kurt3
ÖZET
Ġç Anadolu Bölgesinin alanı 18 996 232 ha olup, Konya Havzası (5 426 980 ha) bölgenin % 28.57’sini
kapsamaktadır. Toprak Su Gnl. Md.’lüğünün 1973 yılındaki 72 nu’lı raporuna (Yayın tarihi 1978, yay. nu.288)
göre Konya Havzasında I+II+III. Sınıf arazideki tarım alanı toplamı 1 807 992 ha, çayır ve mer’a alanı toplamı
258 076 ha olup, bu alanların toplamı 2 066 068 ha’dır. Kara kumullarının alanının 2 455 ha) eklenmesi ile 8751100 m yükseltileri arasındaki hafif eğimli arazinin toplamı 2 068 523 ha’a ulaĢmaktadır. Bu arazi; Konya
Havzasında orman alt sınırı dıĢında, önemli bir tuzlanma / çoraklaĢma ve rüzgâr erozyonu alanıdır. Güneybatı
yönünden (Lodos) esen rüzgâr hızının 2004-2005 yıllarında 102 km/saat, 2006 yılında 77 km/saat, 2007 yılında
110 km/saat hızına ve devamlılığının 24-60 saate ulaĢması çok ciddi bir olaydır (E. Kurt 2003). Tarım
alanlarının, meyveliklerin ve otlakların rüzgârın kurutucu ve taĢıyıcı etkilerine karĢı korunmaları gerekmektedir.
Yeni yetiĢtirilecek rüzgâr perdeleri için daha önceden yetiĢtirilmiĢ rüzgâr perdelerindeki baĢarılı ağaç ve çalı
türleri kullanılabilir.
Anahtar kelimeler: Kurutucu rüzgâr, kuraklık, erozyon, rüzgâr perdesi, ağaçlar,
THE TREES AND SHRUBS SPECIES USED AFFORESTATION AND WINDBREAKS FOR LOW LAND
IN CENTRAL ANATOLIA
ABSTRACT
Central Anatolia Region is the area of 18 996232 hectares, includes of Konya basin (5426980 ha), 28.57% of
the area the URL. According to The Soil and Water Works Directorate, 72 number report 1973 (Published in
1978, Nu.288), class of I + II + III land types of Konya Basin agricultural is 1,807,992 hectares in total, and
grass and total pasture area is 258 076 ha, and the sum of these areas are 2,066,068 ha.. Land area of 2455 ha of
sand dunes, adding mild slopes between 875-1100 m elevation in the total has reached 2,068,523 hectares. This
land, in the Konya Basin, outside the forest floor, a significant salinity is a barren field of recovery and wind
erosion. Southwestward from the wind speed in 2004-2005 102 km / h in 2006, 77 km / h in 2007 and 110 km / h
speed and continuity of the 24-60 hours to reach a very serious event (E. Wolf 2003). Agricultural fields, fruit
and drying winds of pastures and the carrier is required to protect against the effects. before the time of pregrown tree and shrub species can be used successfully in order to grow the new windbreak.
Key words: drying winds, drought, erosion, wind screen, trees,
1.GĠRĠġ
Konya Havzasında yükseltisi 875-1100 m arasındaki hafif eğimli arazinin toplamı 2 068 523 ha’a
ulaĢmaktadır. Uydu görüntüleri de kullanılarak Corin sınıflandırma sistemine göre yapılan arazi
kullanımı sınıflandırmasında; tarım alanları 2 187 539,60 ha, otlak alanları 182 954,47 ha, çıplak
alanlar 170 137,34 ha, tuzlanmıĢ alanlar 206 614,96 ha olarak belirlenmiĢtir. Bu sorunlu alanların
toplamı 2 747 246,37 ha’dır (Konya Havzası’nın % 51.76’sı). Tarım alanlarının % 77.34’ünde, otlak
alanları ile çıplak alanların tamamında, tuzlanmıĢ alanların % 99.92’sinde toprakların erozyona
uğrayıp, taĢındığı belirtilmiĢtir. Kuru ve dolayısı ile kurutucu rüzgârların yüksek hız ile tarım
alanlarının ve koruyucu bitki örtüsünü kaybetmiĢ orman ve otlak topraklarının veya buğday vb.
anızların üzerinde esmesinin, toprağın ince bölümünün (Ġnce kum, toz ve kil) taĢınmasına ve
tuzlanmaya etkileri ve sonuçları iyi değerlendirilmelidir.
1
İst.Üni Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Abd (EM)-E.Mail: [email protected]
E.Mail: [email protected]
3
E.Mail: [email protected]
2
2. YÖNTEM
(1) Arazide farklı yükseltilerdeki orman ağaçlandırmaları, alçak arazideki rüzgâr perdeleri ve
kumul önleme ağaçlandırmaları incelenmiĢtir. Ağaçlandırmalarda yetiĢme ortamına uyum sağlamıĢ
olan ağaç ve çalı türleri ile alçak arazide dondan etkilenen türler belirlenmiĢtir.
(2) Eski ağaçlandırmalarda kullanılan fidanlar Konya Havzasındaki ormanlardan veya bölgenin
özelliğine benzer yörelerdeki ormanlardan toplanan tohumlardan yetiĢtirilmiĢtir. Bu sebeple yapılan
çalıĢmalarda kullanılan ağaç ve çalı türlerinin kurak iklim özelliklerine uyumlu olmaları beklenir.
Ancak tohumun alındığı ormanın bulunduğu yetiĢme ortamı ile bu tohumdan yetiĢtirilen fidanın
dikildiği ortamın kuraklık Ģiddeti ve kuraklığın süresi ayni değildir. Bu bakımdan yıllara göre iklim
değerlendirmelerinin de yapılması gerekmiĢtir. Ġklim değerlendirmeleri ve ekolojik etkileri ayrı bir
bildiride sunulmuĢtur (Bkz. M. D. Kantarcı bildirisi).
(3) Yeni çalıĢmalar taranmıĢtır. Özellikle farklı karaçam orijinlerinin kuraklığa dayanma
yetenekleri üzerine yapılmıĢ olan arazide ve laboratuarda yürütülmüĢ olan araĢtırmalar
değerlendirilmiĢtir.
(4) Yurt dıĢından getirilebilecek bazı türlerin de üzerinde durulmuĢtur. Bu türlerden araziye
dikilmiĢ olanların durumu yerinde görülüp, değerlendirilmiĢtir.
(5) Ağaçlandırmalarda ilk yıllarda yapılan; sulama ve çapa ile ot alma, toprak yüzeyinde oluĢan
çatlakları kırma, fidan çevresini doldurarak su kaybını önleme vb. bakım uygulamaları da
incelenmiĢtir. Bu bilgiler konu ile ilgilenen kiĢilerce bilinmektedir. Ancak sulama sıklığı, verilen su
miktarı, çapalama sıklığı, çapalamanın yılda kaç defa yapıldığı, kaç yıl devam ettirildiği, malçlama ve
malçlama için kullanılan materyaller gibi konular yerel iklim ve toprak özelliklerine bağlıdır. Bu yerel
yöntem uygulamaları eski çalıĢmaları yapan çoğu emekli olmuĢ olan mühendisler ve fidancılar ile
görüĢülerek değerlendirilmiĢtir.
(6) En önemli konulardan biri de tulu topraklarda yetiĢtirilebilecek ağaç ve çalı türleridir. Arazide
doğal olarak tuzlu topraklarda yetiĢebilen türler vardır. Ayrıca tuzlu topraklarda yetiĢtirilebilecek
türler de değerlendirilmiĢtir.
(7) Bütün bu incelemelerden ve değerlendirmelerden elde edilen bulgular ve sonuçlar;
ağaçlandırmalarda kullanılabilecek ağaç ve çalı türleri asıl konu olarak ele alınıp, diğer bilgilere de bir
bildirinin elverdiği ölçüde değinilerek ve özetlenerek sunulmuĢtur.
3. BULGULAR
3.1. KARAÇAMLAR (Pinus nigra subsp. pallasiana vd.))
(1) Rüzgâr perdelerinde kullanılabilecek türlerin baĢında Karaçam (Pinus nigra) gelmektedir.
Karaçam Konya Havzasında alçak arazideki ağaçlandırmalarda baĢarı ile yetiĢtirilmiĢtir. Çukur
alanlarda donlardan zarar görmemiĢtir (- 20 Cº’ a kadar dayanabiliyor).
(2) Türkiye’de yayılan ve Anadolu Karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana) olup 5 varyetesi
bildirilmiĢtir. Bunlar;
- Anadolu Karaçamı (Pinus nigra var. pallasiana, Syn. P.nigra var. caramanica) (F. Yaltırık 1988),
- Ehrami Karaçam (Pinus nigra var. pyramidata (Acatay) Yalt. (F.Yaltırık 1988),
- Ebe Çamı (Top Çam, Pinus nigra var. Ģeneriana (Saatçioğlu) Yalt. (F. Yaltırık 1988),
- Büyük kozalaklı Karaçam (Pinus nigra var. Yaltırıkiana) (Ü.Alptekin 1986),
- Yozgat Karaçamı (Pinus nigra var. zhukovskiana Palib.) (H.Gökmen 1970).
Ancak, Anadolu Karaçamı olarak adlandırılan iki varyetenin birinin Karaçam ( P.nigra var.
pallasiana) ötekinin Alaçam (P.nigra var. caramanica) olduğuna dikkat çekmek gerekir. Bu iki
karaçam varyetesinin kabuk yapıları ve renkleri farklıdır. Alaçamın öz odunu geniĢ, diri odunu dardır.
Karaçamın öz odunu dar, diri odunu geniĢtir. Karaçamın odunu serttir. Alaçamın odunu yumuĢaktır.
(3) Karaçam granit, kuvarsdiorit gibi anakayalardan oluĢmuĢ süzek kumlu balçık tpraklarında
hızlı geliĢtiği halde, kuvarsitlerden oluĢmuĢ fakir kumlu balçık ve balçıklı kum topraklarında yavaĢ
geliĢmektedir. (Kantarcı, M.D.2005). Karaçam dağlık arazide nemli iklim etkisi altında mikaĢistlerden
oluĢmuĢ balçık ve killi balçık topraklarında da iyi geliĢmektedir. Ancak kireç taĢlarından oluĢmuĢ kil
ve balçıklı kil topraklarında Karaçam daha yavaĢ geliĢmektedir (Kantarcı, M.D. 1976).
(4) Karaçam fidanları alçak arazideki soğuk hava birikimi ve don etkisine sedir fidanlarından
daha dayanıklıdırlar (Bkz. M. D. Kantarcı 1991 ve Ġ. Oğurlu-M. Avcı 1998).
Anadolu Karaçamının farklı orijinler (11 orijin) arasında fidanlıkta yapılan düĢük sıcaklıklardan
etkilenme araĢtırmalarına göre (H. Semerci ve ark. 2008);
Kullanılan orijinlerin hepsi –20 Cº’ye kadar dayanmıĢlardır. Don zararları -20 / -25 Cº arasında
baĢlamıĢtır.
- Ġlkbahardaki geç don zararları bütün orijinlerde -3 / -7 Cº arasında etkili olmağa baĢlamıĢtır.
Kanaatimizce; ilkbahardaki geç don zararlarının sebebi, fidanların vejetatif faaliyete baĢlamaları,
ibrelerdeki su miktarının artması, Ģeker miktarının azalmasına bağlı görünmektedir.
Andırın, Göksun ve Mengen orijinli karaçam fidanlarının donlardan zarar görme oranları, diğer
orijinlerdeki fidanlardan daha az bulunmuĢtur.
(5) Karaçam orijinlerinin alınan kuraklığa dayanma güçleri farklı araĢtırmacılar tarafından ele
alınıp, araĢtırılmıĢtır. Bunları sırası ile incelediğimizde;
- J.B.Larsen ve A.Suner 1986’da yayınladıkları çalıĢmada; Mustafa Kemâl PaĢa ve ÇerkeĢ
orijinli karaçamların kuraklığa dah daynıklı olduklarını, bunları Yenice, Kızılcahamam,
Sütçüler ve Pos orijinlerinin izlediğini bildirmiĢlerdir.
- Karaçam orijin denemesindeki 9. Yıl sonuçlarına göre; Ġç Anadolu’daki ağaçlandırma/ deneme
alanında Mustafa Kemâl PaĢa orijinli karaçamlar en yüksek boya ulaĢmıĢlardı (Y. ġimĢek ve
ark. 1995).
- M. Çalıkoğlu (2002) araĢtırmasında Mustafa Kemâl PaĢa orijinli karaçam fidanlarının kuraklığa
en dayanıklı orijin olduğunu bulmuĢtur. M. Çalıkoğlu Mustafa Kemâl PaĢa, Kızılcahamam ve
Yılanlı orijinlerinin yaz kuraklığı Ģiddetli olan yetiĢme ortamlarında kullanılmasını
önermektedir.
- E.Velioğlu ve ark. (2003) çalıĢmasında Mustafa Kemâl PaĢa ve TavĢanlı orijinlerinin genetik
olarak en benzer karaçam toplumları olduğu sonucuna varmıĢtır.
- H.Semerci ve ark. (2008) 11 karaçam orijini ile yaptıkları araĢtırmada; Mustafa Kemâl PaĢa,
TavĢanlı, Yılanlı ve Afyonkarahisar orijinli karaçam tohumları fidanlıkta oluĢturulan kurak
ortamda diğerlerinden daha yüksek oranda çimlenmiĢlerdir. Bu fidanların fidanlıktaki kurak
Ģartlarda yaĢama oranları da daha yüksek bulunmuĢtur.
- Karaçamın farklı orijinleri üzerinde yapılan araĢtırmalar; Mustafa Kemâl PaĢa, TavĢanlı,
Yılanlı, Afyon, Kızılcahamam, ÇerkeĢ orijinlerinin kuraklığa karĢı dayanıklı olduklarını ortaya
koymuĢtur. Ürgüp’ün güney doğusunda Hodul Dağındaki karaçam ormanı (Yozgat Karaçamı
olabilir) kalıntısının da kuraklığa dayanıklı orijinler arasında değerlendirilmesi gerekir.
-
(6) Ġç Anadolu’daki ağaçlandırma alanlarında 2009 ve 2010 yıllarındaki incelemelerimizde;
Soğuk havanın çökeldiği alçak arazideki ağaçlandırmalarda, sedir fidanlarının soğuktan donup,
ibrelerinin kızardığı, karaçam fidanlarının zarar görmedikleri belirlenmiĢtir.
- Karaman/AkçaĢehir ağaçlandırmasında(2006) alçak alanlardaki sedir fidanları -23 Cº’tan aĢağı
sıcaklık derecelerinde donmuĢlardır.
- Karaman/Çakırdağ ağaçlandırmasında da soğuk hava çökelen alçak arazideki sedir fidanları
donmuĢtur.Buna karĢılık yamaç arazide don olayı görülmemiĢtir.
- Cankurtaran-Çiçekli yayla (Sultan Dağları –AkĢehir) ağaçlandırma alanında 1950 m yükseltide
dikilmiĢ olan 2-0 yaĢında topraklı (tüplü) karaçam fidanlarından gürbüz ve kalın ibreli
olanların dondukları, cılız ve daha ince ibreli olanların donmadıkları belirlenmiĢtir. Konya
ġükrü Olcay Orman Fidanlığında yetiĢtirilmiĢ olan bu karaçam fidanlarından gürbüz olanların
ibrelerindeki su miktarının daha fazla, Ģeker yoğunluğunun daha az olduğu, bu sebeple de
dondan zarar gördükleri kanaatine varılmıĢtır. Daha cılız kalmıĢ fidanların ibrelerindeki su
miktarı daha az, buna karĢılık Ģeker oranları yüksek olduğu için dondan zarar görmedikleri
yorumu yapılmıĢtır.
-
3.2. SEDĠRLER (Cedrus libani A.Rich. ve varyeteleri)
(1) Türkiye’deki Sedir türü bazı varyeteleri ismen sayılarak Lübnan Sediri=Toros Sediri (Cedrus
libani A.Rich.)adı altında toplanmıĢtır (H.Gökmen 1970 ve F. Yaltırık 1988). Gerçekte Türkiye’de
Sedir türünün 12 varyetesi bulunmaktadır (M. D. Kantarcı 1982). Ayrıca sedirlerin ıĢık ağacı oldukları
belirtilmiĢtir (F.Yaltırık 1988). Sedirler yarı ıĢık (Yarı gölge değil) ağacı olup, kendi meĢceresinin
siperine yıllarca dayanabilir ve yaĢabilirler (Bu yarı ıĢık sürecinde dar yıllık halkalar geliĢtirirler). IĢık
aldıklarında da eğer yeterli toprak ve su varsa hızlı büyürler (M.D.Kantarcı 1982, 1985, 1990, 2005).
(2) Sedir’in (Katran Ağacı) günümüzdeki doğal yayılıĢ alanı Toros Dağları ile kuzeyde Erbaa
çevresindeki küçük meĢcereler olarak görülmektedir (M. D. Kantarcı 1982). Bu iki doğal yayılıĢ
arasındaki sedir ormanlarının yok edildiği veya değiçen iklim özelliklerine uyum sağlayamayarak yok
olduğu sanılmaktadır. Ancak Ġç Anadolu’daki ağaçlandırma alanlarında (Karapınar dahil) Sedir
türünün baĢarı ile yetiĢtirilmesi dikkat çekicidir.
(3) Sedir doğal olarak yetiĢtiği Toros Dağlarının kireç taĢından oluĢan yapısından dolayı, kireçli
anakayalara ve onlardan oluĢmuĢ topraklara bağlı bir tür sanılmıĢtır. Gerçekte Kuvars diorit , andezit
ve bazı gnayslar gibi plajioklaslarca (bir feldspat türü) zengin anakayalardan oluĢmuĢ, yeterli kalsiyum
içeren topraklarda da sedirler çok iyi geliĢmektedirler.
(4) Kurak bölgelerdeki ağaçlandırmalarda ve rüzgâr perdelerinde sedirin karaçamla birlikte
ortama en uygun tür olduğu arazideki gözlemlerimizde ve ölçmelerimizde sayısal veriler ile ortaya
konulmuĢtur (Karaçam ve sedir ağaçlandırmaları ile ilgili bildirilere bakınız). Ancak yukarıda da
belirtildiği gibi, alçak arazideki don çukurlarında sedir fidanları zarar görmektedirler. Bu sebeple
özellikle dona ve karasal Ģartlara dayanıklı yüksek dağ orijinlerinin (Elmalı-Çığlıkara, Senirkent-Garip
Ormanı, ġarkî Karaağaç-Kızıl Dağ vb.) tercih edilmesi gerekmektedir.
3.3. SERVĠLER (Cupressus sempervirens var. horizontalis Mill.
ve C. Sempervirens var. pyramidalis Nym.)
Akdeniz Servisi olarak tanımlanmıĢ olan bu servileri halk “Kara Servi” olarak adlandırmıĢtır.
Akdeniz servisinin dallı ve piramit yapılı varyetelerinin asıl yetiĢme ortamı Akdeniz ikliminin etkisi
altındaki alt ve orta Kızılçam KuĢağıdır. Akdeniz Servisi güney bakılı yamaçlarda yayılmakta ve
orman kurmaktadır. Kıbrıs’ta BeĢparmak Dağlarında 600 m yükseltinin üstündeki servi ormanları
Kara Servi olmayıp, ibreleri terlemeye karĢı mum ile kaplanmıĢ olduğu için mavimsi görünen ayrı bir
varyetedir (C.sempervirens var. galuca olmalı). Bu mavimsi rengin altındaki ibre yüzeyi açık yeĢildir.
Mavimsi renkli serviler Kıbrıs’ta ve Türkiye’de ReĢadiye (Datça) Yarımadası ile Bodrum
Yarımadasında (Boz Dağ’da) doğal olarak yayılmıĢ olup, kuzey bakılı yamaçları tercih ederler (M. D.
Kantarcı 1990, 2008, Ġ.Tüfeksever 1991, G. Özalp 1991-1994). Mavimsi renkli Akdeniz Servisi
kuzeyden esen soğuk rüzgârlara ve yaz kuraklığına karĢı daha dayanıklı olup, Ege Bölgesinin
güneybatı bölümünde (Bodrum ve ReĢadiye yarımadaları dahil) tarla ve yol kenarlarında rüzgâr
perdesi ve çit ağacı olarak kullanılmıĢtır. Konya Havzasında sulanabilen arazide tek sıra ağaçlar
halindeki rüzgâr perdelerinde Kara Servi kullanılmıĢtır. Mavimsi Akdeniz Servisinin de yeni
yetiĢtirilecek rüzgâr perdelerinde kullanılması uygun olur.
3.4. DOĞU MAZISI (Thuja orientalis L.)
Doğu Mazısı ılıman iklim etkisi altındaki nemli yetiĢme ortamlarında 10 m’ye kadar yükselebilen
bir ağaç türüdür. Kurak bölgelerde, kuru yetiĢme ortamlarında, kireç taĢından oluĢmuĢ killi
topraklarda da ağaççık veya çalı boyutunda yetiĢebilir. Küçük pul halinde ve dörtlü kiremit diziliĢi ile
sürgüne yapıĢık olan yaprakları terlemeyi azaltmaktadır. Doğu Mazısı rüzgâr perdelerinin ön sırasında
yetiĢtirilerek, yerden esen rüzgârı yükseltmek için kullanılır. Böylece rüzgâr perdesindeki ağaçların
kuvvetli rüzgâra karĢı bir duvar gibi durmalarından kaynaklanacak devrilmeler önlenir.
3.5. YABANĠ ĠĞDE (KuĢ Ġğdesi = Eleagnus angustifolia L.)
(1) Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar yayılan KuĢ Ġğdesi sulak yetiĢme ortamlarında (Dere boyları
vb.) 8-10 m’ye kadar, kurak yetiĢme ortamlarında 3-5 m’ye kadar boylanabilen bir ağaçtır.
(2) Kumlu balçık, balçık ve balçıklı kil topraklarına, kireçli topraklara, hafif tuzlu topraklara ve
kurak yetiĢme ortamlarına uyum sağlar.
(3) Ġğde çok dallı tepe yapısı ile kurak yaz döneminde rüzgârın hızını yavaĢlatıp, kurutucu ve
taĢıcı etkisini azaltan en önemli ağaç türüdür. Çiçekleri bir bal üretimi için önemli bir kaynaktır.
(4) Ġğde ağacının köklerinde ortak yaĢayan Actinomyces eleagni mantarı toprak havasındaki
serbest azotu bağlar, Ġğdenin azot besin maddesini sağlar ve toprağı da organik azot bileĢikleri ile
zenginleĢtirip, islâh eder (M.D.Kantarcı 2000 ve 2005).
(5) Dökülen Ġğde yaprakları toprak yüzeyini kısa sürede kaplayan bir ölü örtü oluĢturur. Ġğde ölü
örtüsü çabuk ayrıĢır (Yılı içinde % 70-80’i ayrıĢır). Bu ölü örtü hem toprak yüzeyini aĢırı buharlaĢma
ile su kaybından korur, hem de humuslaĢarak ve ayrıĢarak toprakta kırıntılanmayı ve bitki besin
maddelerini arttırır.
(6) Ġğdenin kök sistemini iki bölüme ayırıp incelemek gerekir. Üst toprakta yayılmıĢ olan kökler
ile derine giden bir kökler. Üst topraktaki kökler azot bağlayan Actinomyces eleagni mantarının
bağlandığı çok saçaklanmıĢ köklerdir. Derine giden kökler ise alt topraktan ve kaya çatlaklarının
arasından ağacın su ihtiyacını sağlarlar. Bu sebeple; Ġğde Ağacının kökleri hem yüzey erozyonunu ,
hem de oyuntu/yarıntı oluĢumları önlemek ve yüzeysel toprak kaymalarına karĢı toprağı tutmak gibi
çok değerli iĢlevleri de üstlenirler.
(7) KuĢ Ġğdesinin fidanları Ġç Anadolu’da alçak arazideki don olaylarından pek etkilenmez.
Ġlkbaharda yeni sürgünler geç donlardan zarar görseler de ağaç gövdesindeki uyuyan gözlerden sürgün
vererek canlılığını koruyabilir. Ancak kütük sürgünlerinin taze filizlerinde (ilkbaharda) su miktarı
fazla, Ģeker oranı düĢük olduğu için, bu sürgünler uzun süreli ve birbiri ardınca tekrarlanan geç
donlardan etkilenebilirler. Ġğde ağaçlandırmalarında ileri yaĢlarda gençleĢtirme/tazeleme kesimleri
(Baltalık iĢletmesi) uygulamalarında geç donların etkisini önlemek için kesilen ince dalları yavaĢ
yakarak duman oluĢturmak gerekebilir.
3.6. SALKIM AĞACI (Robinia pseudoacacia L.)
(1) Salkım Ağacı Latince adından tercüme edilerek “Yalancı Akasya” adı ile tanımlanmıĢtır
(Balkanlarda bu ağacı Türkçe adı ile Salkam olarak adlandırmaktadırlar).
(2) Salkım Ağacının kök sistemi de Ġğdeninki gibi olup, üst topraktaki köklerde ortak yaĢayan
yumrulu bakteriler (Rhizobium bakterileri) toprak havasındaki serbest azotu bağlamakta ve ağaca azot
besin maddesini aktarmaktadırlar (M. D. Kantarcı 2000 ve 2005). Alt toprağa ve anakaya çatlaklarına
inen kökler ise kurak mevsimde ağacın su ihtiyacını sağlamaktadırlar.
(3) Ham materyallerin islâhında, topraklaĢtırılmasında ve kök sistemi ile yüzey erozyonuna ve
oyuntu/yarıntı oluĢumları ile göçüklere karĢı Salkım Ağacı baĢarı ile kullanılmıĢtır (M.D.Kantarcı
1988-2005).
(4) Salkım Ağacı nemli yetiĢme ortamlarında kumlu topraklar ile balçık ve killi balçık
topraklarında 20-25 m’ye kadar boylanabilir. Kurak yetiĢme ortamlarına ve kireçli topraklara da uyum
sağlar. Kurak ve soğuk bozkırlardaki yetiĢme ortamlarında ağaççık boyunda kalsa da baĢarı ile
yetiĢtirilmiĢtir.
(5) Salkım Ağacının çiçekleri (Adı bu ak salkım çiçeklerinden geliyor) bal üretimi için çok
değerlidir. Bu sebeple Konya Havzasında sulanabilen veya sulanmayan rüzgâr perdelerinde Salkım
ağacının de Ġğde Ağacı gibi kullanılması uygundur.
3.7. SAKSAVULLAR : Ak Saksavul (Haloxylon persicum Bunge)
Kara Saksavul (Haloxylon aphyllum Minkwe)
(1) Saksavullar Özbekistan ve Türkistan’da rüzgâr erozyonunu, kumullaĢmayı ve çölleĢmeyi
önleme çalıĢmalarında yaygın olara kullanılmaktadır. Saksavullar ile 250 000 ha alanın
ağaçlandırıldığı bildirilmiĢtir (H.Eryiğit-N.Özturan 2003). Munyak Kenti (Özbekistan) ile Aral Gölü
arasında yapılan ağaçlandırmalarda dikimin 2 yılında Saksavul fidanlarının 1,5-2,0 m kök
yapabildikleri ve 5 yaĢında 2-3 m boya ulaĢtıkları belirtilmektedir.
(2) Saksavul tohumları ancak kumlu toprakta çimlenebilmektedirler. Tohumların 1000 tane
ağırlığı 3.3-3.4 gr olup, rüzgâr ile kolayca çevreye yayılabilmektedirler. Fidanlıkta çimlendirilen
tohumlar 1 yaĢında 40-45 cm boylanmakta ve 50-60 cm kök geliĢtirebilmektedirler. Bu sebeple 1-0
yaĢındaki fidanların ağaçlandırma alanına dikimden önce köklerinin kısaltılması gerekmektedir. Dikim
yılında fidanların boyları 70-80 cm’e ulaĢmaktadır. Saksavul fidanları 5-6 yaĢında tohum
tutabilmektedirler (H.Eryiğit-N.Özturan 2003).
(3) Ak Saksavul 8-10 m boya ve 1 m çapa ulaĢabilmektedir. Konya Ereğlisi-Karapınar yolunun
kenarında 1990 yılında dikilen 2 tane Ak Saksavul fidanı 2009 yılında 2.25 m boya, 10 cm çapa ve 2
m tepe çapına ulaĢmıĢtır. Bu ağaçlardan alınan tohumlarda Ereğli Fidanlığında bir miktar fidan
yetiĢtirilmiĢtir (E. Kurt 2009).
(4) Ak Saksavul (Haloxylon persicum Bunge) ve Odunsu Karabuğday (Calligonum turbineum
Pavlov) türlerinin yüksek sıcaklık derecelerindeki fotosentez yapabilme özellikleri üzerinde
çalıĢılmıĢtır. Sera ortamında elde edilen sonuçlara göre;
- Ġki türde de net fotosentez hızı 10 Cº baĢlayıp 30 Cº’a kadar doğrusal olarak arttığı, 35 Cº’ye kadar
sabit kaldığı ve ortamın sıcaklığı 40-45 Cº’a yükseltildiğinde azaldığı bulunmuĢtur.
- Her iki türde de en yüksek net fotosentez hızı 30-35 Cº sıcaklık dereceleri arasında 28 mol/m²/saat
olarak belirlenmiĢtir.
- Yüksek fotosentez hızındaki su kullanma etkinliği Ak Saksavulda daha az bulunmuĢtur.
- Yaprak sıcaklığına bağlı olarak terleme (transpirasyon) hızı Ak Saksavulda daha yüksek
bulunmuĢtur.
- Bu deneyler süresinde seradaki havanın nem oranının % 55 civarında tutulduğu bildirilmektedir.
- Sonuç olarak her iki türün de kurak yetiĢme ortamlarında ve özellikle Konya Havzasındaki alçak
arazide baĢarı ile kullanılabileceği belirtilmiĢtir (F. Kocaçınar-T. Ok 2009).
- Bu sonuç ile E. Kurt’un Ereğli Fidanlığında yetiĢtirip, herkesin görmesi için yol kenarına diktirdiği
Ak Saksavul fidanlarının kurak yetiĢme ortamına uyum sağlamaları birbirini desteklemektedir.
3.8. DĠĞER AĞAÇ VE ÇALI TÜRLER
Yapraklı ağaç ve ağaççık türlerinden; Ak Kavak (Populus alba L.) da Ġç Anadolu’nun kurak
iklimine en uygun türlerdendir. Badem (Prunus amygdalus Batsch.) özellikle tarla kenarı
ağaçlandırmalarında Ġğde ile birlikte kullanılabilir. Fırat Kavağı (Populus euphratica Oliv.) nemli fakat
tuzlu topraklarda yetiĢebilen önemli bir tür olarak değerlendirilebilir.
Çalı türlerinden; Ilgın (Tamarix germanica L.) tuza dayanıklıdır. Karaçalı (Paliurus spina-christi
Mill.) kuraklığa dayanabilen önemli çalı türlerinden biridir.
4. TARTIġMA VE SONUÇ
Yukarıdan beri sıralanan ağaç ve çalı türleri Ġç Anadolu’da ve özellikle Konya Havzasında tarım ve
otlak alanlarını kurutucu ve taĢıyıcı rüzgârların etkisinden korumak için yetiĢtirilecek rüzgâr
perdelerinde ve ormanlarda kullanılabilir. Alçak arazideki olumsuz rüzgâr etkilerinin önlenmesi tek
sıra ağaç dikimi ile mümkün değildir. Rüzgârın yerden yukarı doru yöneltilmesi için rüzgâr
perdelerindeki ağaç sırasının önüne ve arakasına kısa boylu ağaççıkların ve çalıların dikilmesi
gerekmektedir. Tek sıra ağaç ile yapılmıĢ rüzgâr perdeleri boylandıklarında fırtınalı havalarda devrilir
veya sökülürler. Sulanan tarım alanlarında ise boylanan ağaçların gölgesi tarladaki verimi azaltır.
Rüzgâr perdelerinin tek baĢına kullanılması da yeterli değildir. Özellikle ağaçlandırmaya uygu
kumlu ve balçık topraklarının bulunduğu otlaklarda koruyucu ormanların kurulması, rüzgâr
perdelerinin de bu ormanlara dayandırılarak, erozyonu önlemekte yardımcı tesisler olarak
yetiĢtirilmesi gerekmektedir. Bu orman / rüzgâr perdesi sitemi otlakların verimini arttıracağı gibi, yaz
aylarında gölgelik olarak da kullanılabilir.
Eski rüzgâr perdelerinin yetersiz de olsa kuruluĢu, toprak iĢleme yöntemleri, dikilen fidanlara
uygulanmıĢ olan bakım iĢlemleri, ağaç ve çalı türlerinin ortama uyumları ve geliĢmeleri araĢtırılıp,
değerlendirilmelidir. Orman ağaçlandırmalarında geliĢtirilmiĢ olan toprak iĢleme ve bakım
tekniklerinin uygulanması yeni tesis edilecek rüzgâr perdelerindeki baĢarıyı da arttıracaktır.
KAYNAKLAR
1.Alptekin,C.Ü. 1986, Anadolu Karaçamının (Pinus nigra Arn. Subsp. Pallasiana Lamb.
Holmboe) coğrafik varyasyonları. Ġst.Üni.Orman Fakültesi Silvikültür Abd.Doktora Tezi (170 sh.).
2.Çalıkoğlu, M. 2002, Anadolu Karaçamı (Pinus nigra Arn. Subsp. Pallasiana Lamb. Holmboe)
orijinlerinin kuraklığa karşı reaksiyonlarının ekofizyolojik analizi.
Ġst. Üni. Fen Bilimleri Enstitüsü / Ġ.Ü.Orman Fakültesi Silvikültür Abd. Doktora Tezi (99 sh.).
3.Eryiğit, H.- Özturan, N. 2003, Özbekistan Seyahat Raporu (5 sh.) (Orman Bakanlığına rapor)
4.Gökmen, H. 1970, Açık Tohumlular – Gymnospermae
Orman Bakanlığı Orman Genel Md’lüğü yay. Sıra nu. 523, seri nu. 49 (XVII+578)-Alkan Matbaası-Ankara
5.Gökmen, H. 1973, Kapalı Tohumlular – Angiospermae Cilt I
Orman Bakanlığı Orman Genel Md’lüğü yay. Sıra nu. 564, seri nu. 53 (XII+577)-ġark Matbaası-Ankara
6.Gökmen, H. 1977, Kapalı Tohumlular – Angiospermae Cilt II
Orman Bakanlığı Orman Genel Md’lüğü yay. Sıra nu. 616, seri nu. 55 (XXXVI+933)-Orman Harita ve
Fotogrametri Md’lüğü Matbaası-Ankara
7. Kantarcı, M.D., 1973,Trakya Toros Karaçamının (Pinus nigra var. karamanica Loud; Rehd.) Doğal
Olarak Bulunduğu Yerlerin Orman Yetişme Muhiti Özellikleri Üzerinde Ön Araştırmalar,
TÜBĠTAK IV. Bilim Kongresi, Kasım, 1973 Ankara, (Ayrı baskı 6sh.).
8.Kantarcı, M.D. 1982, Türkiye Sedirleri (Cedrus Libani A. Richard) ve Doğal Yayılış Alanında Bazı
Ekolojik İlişkiler, Ġ.Ü. Orman Fakültesi Dergisi, Seri: A, Cilt: 32, Sayı:1, (113 – 198), Ġstanbul.
9.Kantarcı, M.D., 1985, Dibek (Kumluca) ve Çamkuyusu (Elmalı) Sedir (Cedrus libani A. Richard)
Ormanlarında Ekolojik Araştırmalar (Almanca Özeti ile birlikte),
Ġ.Ü. Orman Fakültesi Dergisi, Seri: A, Cilt: 35, Sayı:2, (19 – 41), Ġstanbul.
10. Kantarcı, M.D., (1988) : Çatalca Yarımadasının Kuzey Kesiminde (Ağaçlı Yöresi) Linyit Kömürü Açık
İşletme Alanlarında Arazi Kullanımı ve Ağaçlandırma İçin Temel Ekolojik İncelemeler ve
Değerlendirmeler, Ġ.Ü. Orman Fakültesi Dergisi, Seri: A, Cilt: 38, Sayı:1, (69-90), Ġstanbul.
11. Kantarcı, M.D., 1990, Dokuzgöl (Çığlıkara) Don Çukuru Yamacında Dikimle Yetiştirilmiş Sedir
Fidanları Üzerinde Don Etkisi.
Uluslararası Sedir Sempozyumu 22-27 Ekim 1990, Bilimsel Gezi Kitabı, (39-43), Ankara
12. Kantarcı, M.D. 1990, Reşadiye (Datça) Yarımadası’ nın Ekolojik Özellikleri .
Ġst. Üni. Orman Fakültesi Dergisi Seri A, sayı 1 (57-78) – Ġstanbul
13. Kantarcı, M.D. 2000,Toprak İlmi (Ders Kitabı, 2. Baskı),
Ġ.Ü. Yayın Nu. 4261, Orman Fakültesi Yayın Nu. 462, (XII+ 420), Çantay Basımevi, ISBN: 975-505-588 -7,
Ġstanbul.
14. Kantarcı, M.D.,2005, Orman Ekosistemleri Bilgisi.
Ġ.Ü. Yayın Nu: 4594, Orman Fakültesi Yayın Nu: 488, (XXVI+418), Ġstanbul Üniversitesi Basım ve
Yayınevi Müdürlüğü, ISBN: 975- 404-756-1, Ġstanbul.
15. Kantarcı, M. D., (2005): Ağaçlı (İstanbul): Açık Maden Ocağı Artıklarının İslâhı ve Ağaçlandırılması
Çalışmalarında Elde Edilen Sonuçlar,
Madencilik ve Çevre Sempozyumu (5-6. Mayıs 2005) Kitabı, (173-182), (ISBN 975- 395- 860- 9) TMMOB
Maden Mühendisleri Odası Yayını, Ankara
16. Kantarcı, M.D. 2008,Bodrum yarımadası’ nın doğal ekolojik yapısı ve bu yapının
dengesini bozucu etkenler üzerine bir değerlendirme (YayınlanmamıĢ araĢtırma)
17. Kocaçınar, F.- Ok, T. 2010, Orta Anadolu’nun kurak ve çoraklaşmış alanlarında yetişme potansiyeline
sahip C-4 Haloxylon persicum ile Calligonum turbineum türlerinin değişik sıcaklıklarda fotosentetik
özellikleri.
1. Kuraklık ve ÇölleĢme Sempozyumu 16-18.6.2009-Konya Bildiriler kitabı (258-264).Editör.Dr.Çetin Palta,
Toprak ve Su Kaynakları AraĢtırma Enstitüsü Müdürlüğü-Konya. Basım tarihi 2010-Servet Ofset Ltd.
18. Kurt, E. 2007, Ereğli İlçesi’nde rüzgâr erozyonu ve rüzgâr perdeleri tesisi için rapor (4 sh.).
19. Kurt, E. 2009, Haloxylon persicum hakkında rapor (3 sh.)(AGM Fidanlıklar ġb. Md’lüğüne
rapor).
20. Larsen, J.B.-Suner,A. 1986, Karaçam (Pinus nigra Arnold) orijinleri arasında kuraklığa ve dona
dayanma farkları. Ormancılık AraĢtırma Enstitüsü yayını. Teknik Raporlar Serisi nu. 30 (95-109)-Ankara
21. Oğurlu, İ.-Avcı, M. 1998, Karaçam ve sedir türleri ile yapılan ağaçlandırmalarda don çukuru ile
fidanların boylanması arasındaki ilişkiler.
Tarım ve Orman Meteorolojisi-98 Sempozyumu ( 21-23 Ekim 1998) bildiriler kitabı (198-202).
ĠTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği bölümü. Editör: Levent ġaylan . Öz Ofset
A.ġ. 1998-Ġstanbul
22. Özalp,G.1991, Cupressus sempervirens L. in Reşadiye Yarımadası’nda yeni bir Yayılışı.
Ġst. Üni. Orman Fakültesi Dergisi Seri A, Sayı 1 (94-102) – Ġstanbul
23. Özalp, G. 1994, Datça Yarımadası’ nın kuzey yamaçlarda Kemerköy (Gökova) Termik Santralından
etkilenecek bitki toplumları
Gökova Körfezi Çevre Sorunları ve Çevre Yönetimi Sempozyumu 28-29-30.6.1994. Bildiriler Kitabı (315325),D.E.Ü. Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Basımı – Ġzmir
25. Şimşek, Y.-Erkuloğlu, Ö. S.-Tosun, S. 1995, Türkiye’de Karaçam (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana
(Lamb) Holmboe) orijin denemelerinin ilk sonuçları. Ormancılık AraĢtırma Enstitüsü yayını –Teknik
Bülten nu. 247- Ankara
26. Tüfeksever, İ. 1991, Reşadiye (Datça) Yarımadası’ndaki (Cupressus sempervirens) meşcerelerinin
özellikleri üzerine incelemeler.
Ġst. Üni. Orman Fakültesi Toprak Ġlmi ve Ekoloji Abd. Yüksek Lisans Tezi (III-59) (YayınlanmamıĢtır) (Tez
DanıĢmanı: M.D. Kantarcı) – Ġstanbul
27. Semerci, H.-Öztürk, H.- Semerci, A.- İzbırak, A.-Ekmekçi, Y. 2008, Değişik islâh zonlarından
örneklenen Anadolu Karaçamı (Pinus nigra Arnold. subssp. nigra var. caramanica (Loudon) Rehder)
orijinlerinin dona ve kuraklığa dayanıklılıklarının belirlenmesi.
Orman Ağaçları ve Tohumları AraĢtırma Md’lüğü Teknik Bülten nu.21 (IX+64) ISBN 978-605-393-017-4.
Çevre-Orman Bakanlığı yay. Nu.340, Müdürlük yay. Nu.33, Gündem Ofset-Ankara
28. Velioğlu, E.-Çengel, B.-İçgen, Y.-Kandemir, G.-Alan, M.- Kaya, Z. 2003, Moleküler belirteçler
yardımı ile Karaçam (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana (Lamb) Holmboe) tohum meşcerelerinde,
tohum bahçelerinde ve ağaçlandırmalarında bulunan genetik çeşitliliğin karşılaştırılması.
Orman Ağaçları ve Tohumları AraĢtırma Md’lüğü yayını. Teknik Bülten nu. 11 - Ankara
29. Yaltırık, F. 1988, Dendroloji Ders Kitabı-I Gymnospermae
Ġst. Üni. yay. nu. 3443, Orman Fakültesi yay. Nu 386 (XII+320) ISBN 975-404-094-X,TaĢ MatbaasıĠstanbul
30. Yaltırık, F. 1988, Dendroloji Ders Kitabı-II Angiospermae Bölüm 1
Ġst. Üni. yay. nu. 3509, Orman Fakültesi yay. Nu 390 (XI+256) ISBN 975-404-095-8,TaĢ Matbaası-Ġstanbul
Download

İç Anadolu alçak arazi-ağaç ve çalı türleri