Diyaneti
■ AVRUPA
AYLIK DERGİ V
4
dile
Dr. Ahmet Çekin
DİB İrşat Hizmetleri Şb. Md.
it e n i
Gençlik ve
Yabancılaşma
Yurtdışmda yaşayan gençlerimizin kültürel varlıklarımızı öğrenmesi, onları içselleştirmesi, kişiliğini onlara göre oluşturması ve bunları içinde yaşadığı kül­
türle bir çatışma unsuru hâline getirmeden inşa etmesi gerekmektedir. Genç­
lerimize bu imkânı sunabilmede kilit rolü ailelerimiz oynamaktadır.
Hayatımız bir bütündür. Onu bebeklik, ço­
cukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık gibi ev­
relere ayırmak, hayatımızın belirgin özellikle­
rini tanımlama, inceleme ve araştırmayı ko­
laylaştırmak içindir. Gençlik dönemi hayatın
belirgin özelliklerini taşıyan, insanın biyolojik,
psikolojik sosyal değişmelere uğradığı ve kişi­
liğinin geliştiği ve olgunlaştığı bir dönemdir.
Günümüz şartlarında gençlik, kendini bul­
maya anlamaya çalışan ve kendine özgü bu­
nalımları yaşayan sosyal gruptur. Çoğu zaman
yerleşik norm ve alışkanlıkların dışında bir
arayış içinde olan veya bulunduğu ortam iti­
bariyle değişik kültürlerin norm ve değerleri­
nin hakim olduğu toplumlarda yaşamak zo­
runda olan gençliğin toplumla bütünleşememesi yabancılaşma olgusunu gündeme getir­
mektedir.
Yabancılaşma, bir insanın hayatını insanın
özüne aykırı bir hayat tarzına veya bireyin
davranışlarına yön veren bir değerler ağı ile
alışageldiği beklentilerden oluşan bir referans
çevresinin dışında bir yaşam şekline bürünmesidir. Yabancılaşma insanın hayatının öz­
nesi olmaktan çıkıp nesnesi olması olarak da
ifade edilebilir. Yabancılaşma kişinin ürettiği­
ne yabancılaşması, çalıştığı ortama yabancı­
36
Eylül
20 0 8 Sayı
113
laşması veya düşmanca bir ilişki içinde bulun­
ması olarak da karşımıza çıkmaktadır.
Gençliğin yabancılaşması, onların toplumla
tam olarak psikolojik, toplumsal, ekonomik ve
siyasal yönlerden bütünleşememesidir. He­
men her toplumda gözlemlenen bir olgudur
ki, gençler yeterli olgunlukta görülmediklerin­
den kendilerine hak ettikleri yetişkin statüsü
kolay verilmez. Bu durumda kendi sorumlulu­
ğunu taşımak isteyen gençlerle yetişkinler
arasında bir çatışma başlar. Kuşaklar arası ça­
tışma, bir anlamda gençliğin toplumla bütünleşememesi, yabancılaşması ve uzaklaşması­
dır.
İçinde yaşadığımız zaman diliminde eko­
nomik ve sosyal bunalımlar, iletişim araçları
ile küçülen dünyada diğer kültürlerden ve
toplumlardan etkilenme ve bu etkilenme so­
nucunda doğan ithal bunalımlar, kentleşme
sorunu, eğitim sorunu, işsizlik sorunu ve özel­
likle kuşaklar arası anlaşmazlıklar gibi sorun­
lar bir bütün olarak tüm gençliği olumsuz
yönde etkilemektedir. Bu durum karşısında
bazı gençler hiçbir şey umursamamaktadır.
Bunlar hayatları boyunca ailelerine yük olan,
düzenli bir işi ve geliri olmayan, bu suretle ne
kendileri huzurlu olabilen ne de etraflarına ra-
aae Diyanet
AYLIK DERGİ 1 ^
İ
hat veren bir kişilik arz etmektedirler. Bazıları
kuralların da dışına çıkarak mevcut düzeni de­
ğiştirmek için bütün mesailerini harcayabilmektedirler. Bu kategoride olanların çoğu ha­
pishanelere düşmekte, hayatlarının en önem­
li çağında kendilerini heba etmekten çekin­
memektedirler. Bazıları da korktuklarından
kendi kabuklarına çekilip münzevi bir hayat
yaşamaktadırlar. Her üç durum da yabancılaş­
ma sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Bugünkü hayat şartları içerisinde gençleri­
mizin önemli bir kısmı gelişen haberleşme ve
iletişim imkânları sayesinde bir çok kültürle
tanışma ve onlarla iletişim ortamı içerisinde
bulunmaktadır. Yurtdışındaki önemli bir genç­
lik grubu ise içinde doğup büyüdüğü yerli kül­
türle beraber yaşamaktadır. Bu durum bir
yandan aslî kültürel unsurları muhafazada so­
runlar yaşamalarına sebep olurken, diğer yan­
dan kültürler arasındaki hareketli zemin üze­
rinde varolma yeteneği geliştirmeye müsait
zengin kültürel kimlik inşa etme imkanını da
barındırır. Gençler bugün evrensel ile yerel,
geçmiş ile gelecek, burası ile orası arasındaki
bir etkileşimin baskısı altındadır. Geleneksel
değerler ile yeni üretilen değerler arasındaki
gerilim, her geçen gün daha da artan güven­
sizlik ortamı, farklı kültürlerin inanç ve mane­
vî değerleri çerçevesinde oluşmuş birikimleri­
nin millî sınırları aşarak dünya çapında yayıl­
ma olgusu gençlerin karşı karşıya kaldığı so­
runlara işaret etmektedir.
Bu tür toplumsal sorunların yaşandığı du­
rumlarda din ve dinî kurumlara her zamankin­
den daha fazla görev düşmektedir. Bir toplu­
mu ayakta tutan en önemli öğeleri bünyesin­
de barındıran dinî inançlar böyle durumlarda
daha da bir önem taşımaktadır.
Çünkü insan, maddî varlığını, dünyanın her
hangi bir yerinde müsait şartlar oluştuğu her
durumda elde edebilir. Parası olan dünyanın
her yerinde maddî ihtiyaçlarını temin edebilir.
Yine her insan eğer ciddî ruhî problemi yoksa
sosyal ilişkiler tesis edebilir, arkadaş gruplarına
dahil olabilir, komşuluk ilişkileri geliştirebilir.
Ancak insanın kültürel bir kapitale sahip olma­
sı ve onu koruması çok kolay değildir. Kültür
ve ona dahil edebileceğimiz, inanç, örf, adet ve
değerler insana asıl rengini veren unsurlardır.
Bu durumda özellikle yurtdışında yaşayan
gençlerimizin kültürel varlıklarımızı öğrenmesi,
onları içselleştirmesi, kişiliğini onlara göre oluş­
turması ve bunları içinde yaşadığı kültürle bir
çatışma unsuru hâline getirmeden inşa etmesi
gerekmektedir. Gençlerimize bu imkânı suna­
bilmede kilit rolü ailelerimiz oynamaktadır.
Aile, insanın kimliğini, kültürünü, dilini, di­
nini, yani varoluş unsurlarını kazandığı me­
kandır. Bu mekan ilk bakışta fizikî ve ekono­
mik bir yer gibi gözükse de, esas itibariyle ma­
nevî bir mekandır. Aile insanın evidir. Ev ise
sadece maddî bir yer olmayıp, insanın, orada
bulunanlarla birlikte oluşturduğu ve sığındığı
bir muhafazadır.
Gençlerimizin yalnızlaşmalarını önlemek,
sorunlar karşısında ümitsizliğe düşmelerine
mani olmak için toplumsal dayanışma müesseselerini güçlendirme yollarını bulmalıyız.
Gençlerimizin karşı karşıya bulunduğu dinî,
ahlâkî, sosyal yabancılaşmanın üstesinden ge­
lebilmemiz için topyekün kültür mirasımızı
dünyamızın bugün yaşadığımız şartlarında ya­
şama sahası bulacak yeni açılımlara hazır hâ­
le getirmemiz gerekiyor.
Eylül
2 0 0 8 S a yı
113
37
Download

Gençlik ve Yabancılaşma