Gençler
Hangi Dilden Anlar?
Bizim için önemli olan ne? Evladımız m ı? Yoksa onun üzerine
kurguladığımız hayallerimiz m i?
ğlumla birlikte sabah kahvaltısını hazır­
lıyoruz. Daha doğrusu ben hazırlıyorum,
Yutkunup biraz nefes alarak konuşmama kaldı­
o günlük gazeteyi okuyor. Henüz on yedi
yaşında ve üniversite sınavına hazırlanıyor. Ben
dönüp dolaşıp konuyu yakında gireceği sınava
lanmam için yeterli.” Birden oğlum sessizliğini
yatım ve benim sorumluluğumda.” diye cevap
getiriyorum.
verm esin mi! “Öyle miii! Tamam ama üzüldü­
Oğlum başını gazeteden aniden kaldırarak hiç
ğün zaman bana gelip yardım isteme o zaman.
beklemediğim bir çıkış yaptı, öfkeli bir ses tonu
ile: “Anne bu benim sınavım ve seni ilgilendir­
mez!” Şaşırmıştım; “Nasıl yani? Endişe etm em em
Sorumluluğunun sonuçlarını kendin yaşa!” diye
devam ettim konuşmama. Oğlum pişkin bir şe­
mi gerekir? Unutma ki sen benim oğlumsun.”
diye karşılık verdim kekeleyerek. Henüz hızımı
alamamıştım: “Elbette ki her şeyin beni ilgilendi­
rir!” Oğlum gazetesini okumaya devam ediyordu.
ğil.” dedi.
O
ğım yerden devam ettim; “Anne olmam, kaygı­
bozarak; “Yeterli değil anne. Bu hayat benim ha­
kilde “Evet! O zaman da ben üzüleceğim. Sen de­
Konuşmanın seyrinin öfkeye doğru dönüş yap­
tığını anlayıp yelkenlerimi suya indirmenin za­
manı diye düşündüm. Yumuşak bir ses tonu ile
“Ah keşke öyle olsa oğlum! Ben anneyim
ve senin için kaygılanmamak elimde de­
ğil.”
Odada zaman, kendini sessizliğe bırak­
tı. Tabak, çanak bir de yalnızlığın sesi du­
yuldu paylaştığımız mekânda. “Şeyyy oğ­
lum” dedim yeniden bir kahraman ola­
rak... (Küskünlüklerin ardından ilk ham ­
leyi yapan kahramandır ya... Ve bu kahra
manlık annelere düşer çoğu zaman.)
Oğlum da bu yakınlaşmayı bekliyormuş
olsa gerek, daha cümlemi bitirmeme
izin vermeden “Anne sınavımı bu kadar
önem sem en beni rahatsız ediyor. Eğer
başarısız olursam çok üzülürsün diye kay­
gılanıyorum... Şey ben aslında... Anne lüt­
fen bu sadece bir sınav, sen benim için
daha önem lisin” derken, gözlerimin içine
doğru akıyordu oğlum. Gözlerimde onu
sınavlardan daha önemli gören parıltıyı
yakalamaya çalışıyordu belli ki...
Bu yaşanmışlık örneği bize şu soruları ha­
tırlatıyor; “Bizim için önemli olan ne? Ev­
ladımız mı? Yoksa onun üzerine kurgula­
dığımız hayallerimiz mi? Sağlıklı bir iliş­
ki nereye gizlenmiş. Ulaşılamayacak ka
dar uzakta mı? Gençlik nasıl bir şey, grip
hastalığı gibi hem en geçmesi gereken bir
süreç mi?”
Sonra kendi gerçekliğimize dönüyoruz.
Biraz soluklanıp düşünüyoruz.
Nefes nefese bir hayat bizimkisi, yarışma­
ya dayanan, hep koşu atları gibi hüf hüf
hüf! Nefesler soluduğumuz; art ardına ge-
Biz kaygılarımızı, isteklerimizi iletiyoruz
çocuklarımıza. Çıta hep yükseklerde...
Atlamayı başaran çocuk için ise, yeni
bir çıta belirleniyor. Bu sefer daha
yükseğe koyuluyor.
len ve hüfff! diye soluklanamayan. Bu yarışma sı­
rasında evlatlarımız yanı başımızda. Başarma çiz­
gisine ulaşmış, biraz nefeslenecek iken yeni bir
yarış bayrağını çocuklarımızın eline veriyoruz.
bilir: Ergenlerin beyni, duygularını yavaşlatacak
frenlerden yoksun. Şöyle bir yorum da yapılabi­
lir, güçlü motoru olan arabayı andıran duyguların
erken harekete geçmesi ve tecrübesiz sürücü be­
Bu sırada iletişim kurmaya çalışıyoruz. Buna ile­
tişim dem enin haksızlık olacağı kanaatindeyim.
ceriksizliği veya gelişmemiş bilişsel yeteneklerin
güçlü duyguları ve motivasyonları yönetm e çaba­
Biz kaygılarımızı, isteklerimizi iletiyoruz çocukla­
rımıza. Çıta hep yükseklerde... Atlamayı başaran
çocuk için ise, yeni bir çıta belirleniyor. Bu sefer
daha yükseğe koyuluyor. Henüz ohhh! bile diye­
sı...
m eden yeniden yükseltiyoruz çıtayı.
Yaş ergenliğe dayandığında ise bir şeyler değişi­
yor. Ebeveyne şimdiye kadar hep itaat eden ço­
cuk, ergenlikte birden duruyor. Ne oldu diyoruz.
Biz iteklemeye kalktıkça, çocuk bizimle çatışmak
istemiyor. İnkâr dilini kullanıyor. İnkâr dili, olma­
yan şeyleri varmış gibi gösterme dili. Bunu niçin
yapıyor? Korkuyor çün­
kü, belki hışmımızdan
belki de hayal kırıklığı
yaşamamızdan...
En güvenli ilişki, ebe­
veyn ve çocuk arasın
daki ilişki iken neden
yerini anlamsız tartış­
malara bırakıyor? Ço­
cukluğun huzurlu iliş­
kisi ergenliğe girildi­
ğinde neden bizlere
veda ediyor?
(Dahi, 2004. s. 18.)
Peki, biz gençlerle nasıl iletişim kurmalıyız? Pey­
gamber Efendimiz bize haber gönderiyor. Yaşadı­
ğı dönemden capcanlı bir örnek ile:
Bir genç Resulüllah (s.a.s.)’e geldi.
“Ya Resulallah bana zina konusunda izin ver”
dedi. Resulüllah (s.a.s.) onu karşısına aldı ve sor­
maya başladı: “Sen böyle bir şeyin annene ya­
pılmasını ister misin?”, “Hayır, ya Resulallah iste­
m em .”; “Kız kardeşine, halana, teyzene?”, “Hayır,
istem em ” dedi genç.
“Senin
gideceklerin
En güvenli ilişki, ebeveyn ve
çocuk arasındaki ilişki iken neden
yerini anlamsız tartışmalara
bırakıyor? Çocukluğun huzurlu
ilişkisi ergenliğe girildiğinde
neden bizlere veda ediyor?
Ergenlik, insanın çocukluğunu güzel güzel sürdü­
rürken, önce küçük belirtilerle başlayıp sonra be­
deni ve ruhu dönüşsüz bir biçimde ablukasına
alan büyüme sürecinin adıdır. Kendi değerlerini
oluşturma sürecinde ergen, cinsel arzu ve sevgi,
zevk ve erdem, olması istenen ve olması gereken
arasında sürekli bir gerilim içindedir. (Cemal, 2002.)
Kültürümüz buna güzel bir tabir bulmuş “delikan­
lı” kanı deli akan... Peki bu durum neden kay­
naklanıyor? Önemli bir bilim adamı olan Charles
Nelson (2003), ergenlerin güçlü duyguları olabile­
ceğini fakat bu duyguları kontrol etm ek için ge­
rekli olan ön lobun gelişm emesi nedeniyle zor­
luklar yaşayabileceğini bulmuş. Şöyle de denile­
de ya birinin annesi,
kız kardeşi, halası veya
teyzesidir. Onlar da is­
temezler.” buyurdu ve
o gence bu duygular­
dan kurtulması
dua etti.
için
Peygamberimizin
du­
asına mazhar olan bu
genç; "Bir daha böyle
bir şey aklımdan bile
geçmedi” demiştir.
(Müsned-i Ahm ed, 5/257.)
İşte cevaptaki incelik, gençlerle iletişim dilini bize
fısıldıyor.
Kabul (Zina etm ek istenm esine rağmen kızgınlık
ifadesini Efendimizde göremiyoruz.)
Empati duygusunu geliştirecek mantıklı bir açık­
lama (Sen böyle bir şeyin, annene yapılmasını is­
ter misin?)
Ve dua; çocuklarımızın bizden önce Allah’a ait ol
duğunu ve onun dilediğinden gayrisinin olmaya­
cağını bize hatırlatan dua. Belki buna her dönem ­
den daha çok ergenlik döneminde çocuklarımız
için muhtacız.
i uir
Merve Gül Olgun
G öksel Baktagir'le Söyleşi
"Rabbini bilen kendini bilir özlü
sözü ne güzel kapılar aralar insa­
na... O yolda ne güzel inciler vardır
ve bize düşen de o yoldan ayrılma­
dan, O'nun kılavuzluğunda insan ol­
mayı öğrenmektir."
Göksel Baktagir 1966’da
Kırklareli’nde doğdu. Musi­
kiyle tanışması, henüz ço­
cukluk yaşlarında babasının
musikiye ilgisini keşfetme­
siyle başladı. 1983’te girdi­
ği İTÜ Türk Musikisi Devlet
Konservatuarından 1988 yı­
lında mezun oldu... Notala­
rın ardındaki güzelliği orta­
ya çıkararak, insanların ruh­
larına, kalplerine şifa olan
bir duygu dünyasını içine
alan söz ve beste çalışmaları­
na henüz konservatuvar öğ­
renciliği yıllarında başlayan
Göksel Baktagir’le Aile dergi­
si okuyucularımız için keyifli
bir söyleşi gerçekleştirdik...
Download

Gençler Hangi Dilden Anlar?