elli
4/5/07
6:19 PM
Page i
(Black plate)
GELECEK
50 YIL
Yirmi birinci yüzy›l›n
ilk yar›s›nda
hayat ve bilim
ED‹TÖR
John Brockman
ÇEV‹R‹
Nurettin Elhüseyni
elli
4/5/07
6:19 PM
Page v
(Black plate)
‹Ç‹NDEK‹LER
JOHN BROCKMAN G‹R‹fi
................................................
1
B‹R‹NC‹ BÖLÜM: TEOR‹ AÇISINDAN GELECEK
LEE SMOLIN Evrenin Niteli¤inin Gelece¤i
............................
7
MARTIN REES Kozmolojik Müflküller: Evrende Yaln›z m›y›z ve
Evrenin Neresindeyiz?
...................................................
IAN STEWART 2050’nin Matemati¤i
...................................
BRIAN GOODWIN Kültürün Gölgesinde
.............................
MARC D. HAUSER De¤ifltokufl Edilebilir Zihinler
................
35
47
59
....
71
...............
85
.....................................
97
ALISON GOPNIK Çocuklar›n Bilimcilere Ö¤retece¤i fieyler
PAUL BLOOM Bir Ahlaki Geliflim Teorisine Do¤ru
GEOFRREY MILLER ‹ncelik Bilimi
23
MIHALY CSIKSZENTMIHALYI Mutlulu¤un Gelece¤i
..........
107
ROBERT M. SAPOSKY Elli Y›l Sonra Hâlâ Hüzünlü Olacak
m›y›z?
.........................................................................
119
STEVEN STROGATZ Fermi’nin “Küçük Buluflu” ile Kaos ve
Karmafl›kl›k Teorisinin Gelece¤i
.....................................
STUART KAUFFMAN Hayat Nedir?
...................................
129
143
elli
4/5/07
6:19 PM
Page vi
(Black plate)
‹K‹NC‹ BÖLÜM: PRAT‹K AÇISINDAN GELECEK
RICHARD DAWKINS Moore Yasas› Çocu¤u
.......................
163
PAUL DAVIES ‹kinci Bir Yarat›l›fl Var m›yd›?
.......................
179
JOHN H. HOLLAND
Tahmin Etme Yolu
Bizi Bekleyen Geliflmeler ve Bunlar›
.......................................................
RODNEY BROOKS Beden ve Makine Kaynaflmas›
PETER ATKINS Maddenin Gelece¤i
................
205
.....................................
217
ROGER C. SCHANK Gelecekte Daha Ak›ll› Olacak m›y›z?
JARON LANIER Karmafl›kl›k Tavan›
.....
229
...................................
239
DAVID GELERNTER Ifl›nla Ba¤lant›ya Girmek
JOSEPH LEDOUX Zihin, Beyin ve Benlik
JUDITH RICH HARRIS
Özellikler
191
.....................
255
.............................
269
2050’den Bak›flla Bizi Biz Yapan
....................................................................
SAMUEL BARONDES ‹laçlar, DNA ve Psikanaliz Divan›
283
......
297
NANCY ETCOFF Beyin Taramalar›, Kuflamlar ve K›sa Temaslar
309
PAUL W. EWALD Hastal›¤›n Üstesinden Gelmek
323
..................
elli
4/5/07
6:15 PM
Page 59
(Black plate)
MARC D. HAUSER
De¤ifltokufl Edilebilir Zihinler
öyle tuhafl›klar› gözünüzün önüne getirin: Bir parça b›ld›rc›n beynine sahip bir tavuk, kafas›n› bir b›ld›rc›n gibi
e¤iyor, ama bir tavuk gibi g›dakl›yor. Parkinson hastal›¤›
yüzünden tekerlekli sandalyeye mahkum olmufl yetmifl yafl›nda bir adam, bir domuzdan bir parça beyin al›yor ve domuz aksesuar›n›n hiçbir emaresini göstermeksizin, hemencecik d›flar›ya ç›k›p golf oynuyor. Bu örnekler Douglas
Adams tarz›nda bilimkurgu de¤il, bilimsel olgu. Günümüzde sadece ayn› türün bireyleri aras›nda de¤il, türler aras›nda
da beyin dokusu de¤ifltokufl edebiliyoruz. Önümüzdeki elli
y›lda böyle ince bir nörobiyoloji, beyne iliflkin anlay›fl›m›zda –geliflimi s›ras›nda nas›l donat›ld›¤› ve zaman içinde nas›l bir evrim gösterdi¤i konusunda– bir devrim yaratm›fl olacak. Beyin hakk›nda sürekli daha fazla fley ö¤renmemiz, sonuçta baflka bir hayvan türü olman›n nas›l bir fley oldu¤una
dair daha fazla fley ö¤renmemizi sa¤layacak. Ama bu devrimin bilimsel ve etik sonuçlar›na daha yeni kafa yormaya
bafll›yoruz.
Baflka bir canl›n›n yerinde olmak nas›l bir fley olabilir?
Felsefeci Thomas Nagel’in “Bir Yarasa Olmak Nas›l Bir
fieydir?” (The Philosophical Review LXXXIII, Ekim 1974,
s. 435-50) bafll›kl› ünlü makalesinde resmen dile getirdi¤i bu
fi
|
59
|
elli
4/5/07
60
|
6:15 PM
Page 60
(Black plate)
GELECEK 50 YIL
soru, genel olarak hayvanlar›n zihinsel yaflam›yla, spesifik
olarak da öznel deneyimleriyle, duygular›yla ilgilidir. Baz›lar›na göre, en az›ndan mevcut bilimsel araçlarla, böyle deneyimleri izlemek düpedüz olanaks›zd›r. Baz›lar›na göre ise,
bu güç bir sorun olmakla birlikte, bilimin erim alan› içindedir. Ortada bir örnek oldu¤unda böyle konular› konuflman›n daha kolay olmas› nedeniyle, bir örnek vereyim.
1960’lar›n ortalar›nda, iki grup uzman baflka bir maymunun elektrik floku ald›¤›n› görünce nas›l tepki göstereceklerini incelemek üzere makak maymunlar› üzerinde deneyler yapmaya bafllad›lar. Afla¤› yukar› ayn› s›ralarda, sosyal psikolog Stanley Milgram otoriteye nas›l tepki verdiklerini görmek üzere insanlar› test etmeye yöneldi; testin amac› özellikle bir otorite figürünün baflka bir insana elektrik
floku verme talimat›na uyup uymayaca¤›n› saptamakt›. Makak deneylerinin birinde, bir maymun günlük yemek tay›n›n› elde etmek için manivela kollar›n› çekecek flekilde e¤itildi. Maymunun bu ifli ö¤renmesinden sonra, bitiflik bir kafese ikinci bir maymun kondu. Art›k birinci maymun ne zaman kollar› çekse, di¤er maymuna fliddetli bir flok veriyordu. fiafl›rt›c› bir geliflmeyle, birinci maymun kollar› çekmeyi
b›rakt›; hatta kollar› çal›flt›rmamas›n›n günlük yeme¤inden
yoksun kalmay› getirmesine karfl›n, bu tutumunu birkaç
gün sürdürdü. Kendisi açl›k çekiyordu, ama gariban komflusu floktan kurtulmakla bundan yarar görüyordu. Kollar›n
bafl›ndaki maymunlar›n bu kollar› çekmekten kaç›nmaya
olan yatk›nl›¤›, di¤er maymunun tan›d›k bir kafes arkadafl›
olmas› durumunda, hedefteki dene¤in yabanc› bir maymun
ya da tavflan gibi baflka bir türün mensubu olmas› durumuna oranla daha yüksekti. Son olarak, daha önce bizzat elektrikli iskemlede bulunmufl ve bir floku yaflam›fl bireyler, böy-
elli
4/5/07
6:15 PM
Page 61
(Black plate)
Marc D. Hauser - De¤ifltokufl Edilebilir Zihinler |
61
le bir tecrübeden geçmemifl maymunlara oranla, elektrik
vermekten daha uzun süre kaç›n›yordu.
Milgram’›n insanlar konusunda vard›¤› ve 1983’te ç›kan
Obedience to Authority [Otoriteye ‹taat] kitab›nda canl› bir
dille anlatt›¤› taban tabana z›t sonuçlar ›fl›¤›nda, makak
maymun deneyleri özellikle çarp›c›d›r. Beyaz laboratuar önlü¤ü giymifl deneyci gibi bir otorite figürü, baflka bir kifliye
flok vermek üzere bir dene¤e bir kolu çekme emrini verdi¤inde, di¤er kiflinin –gerçek tehlike alt›nda olmayan bir aktörün– dramatik bir tav›rla “flok”a tepki göstermesine ra¤men, denek defalarca bu ifli yapm›flt›. E¤er bir Marsl› yeryüzüne inip bu iki deneyi seyretmifl olsayd›, makak maymunlar›n›n empati kurdu¤u, insanlar›n ise bunu yapmad›¤› sonucuna varmak zorunda kalacakt›. Görünüfle bak›l›rsa, makak maymunlar› ac› çeken baflka birinin yerinde olman›n
anlam›n› biliyor; buna karfl›l›k insanlar ya bilmiyor ya da
düpedüz umursam›yor. ‹nsanlar›n baflkalar›n› umursayabildi¤ini, onlarla empati kurabildi¤ini ve baflka bir kimse için
bir duygusal deneyimi yaflaman›n ne demek oldu¤u üzerinde bilinçli olarak düflebildi¤ini biliyoruz elbette. George
Eliot’un dokunakl› Adam Bede (Aflk›n Bedeli: Adam Bede,
çev: Adil Demir, ‹stanbul: Kastafl Yay›nlar›, Kas›m 2003) roman›n› okumufl olanlar, Adam’›n karfl›l›ks›z aflk› Hetty’yi
görünce hissetti¤i fleyleri rahatl›kla hissedebilir. Afla¤›daki
pasaj herhalde meram›m› anlatmaya yeter:
Bu k›zar›fl [Adam’›n] yüre¤inin yeni bir mutlulukla çarpmas›na
yol açt›. Hetty daha önce onu gördü¤ünde hiç böyle k›zarmam›flt›. “Seni ürküttüm,” dedi Adam, söyledi¤i fleyi belirtmeyen hofl
bir anlamda; çünkü Hetty onun kadar duygulanm›fl gibiydi.
elli
4/5/07
62
|
6:15 PM
Page 62
(Black plate)
GELECEK 50 YIL
Makak maymunlar›n›n di¤erleriyle empati kurdu¤u ve onlar›n esenli¤ini umursad›¤› sonucuna varmak çekicidir ve
deneyler sanki bu hususu destekler niteliktedir. Ama alternatif yorumlar da vard›r. Kolu çeken maymunlar karfl›dakinin floka tepkisini belki nahofl bulmufltur; tiksindirici durumlarda bireyler yapt›klar› ifli b›rak›r. Maymunlar belki
misillemeden çekinmektedir; yani, daha sonra elektrik iskemlesine oturtulabilecekleri ve yard›mseverlikten pek nasip almam›fl birinin insaf›na kalabilecekleri endiflesi içindedir. E¤er durum böyleyse, kollar› çekmekten kaç›nma tutumunda empati de¤il, bencillik devreye girmifltir. Hangi yorum do¤ru olursa olsun, bu deneyler sosyal ba¤lama son derece keskin bir duyarl›l›¤a iflaret ediyor; maymunlar›n duygulara ve gayelere sahip oldu¤unu, bunlara göre davranabildi¤ini gösteriyor. Böyle bilgileri hayvan zihnine dönük çal›flmalar ile hayvan gönencini gelifltirme çabalar› aras›nda bir
ba¤lant› kurmak için kullanabiliriz.
Bir hayvan›n ihtiyaçlar›n›, arzular›n› ve gayelerini nas›l
ortaya ç›karabiliriz? Onlara gerekli özeni göstermemiz aç›s›ndan, bu önemli bir bilgidir. Keflke Hugh Lofting’in Dr.
Dolittle tipi kurmaca olmasayd› ve t›pk› onun gibi, hayvanlarla konuflabilseydik! Ancak, böyle bir hasb›halin yerini tutacak oldukça iyi bir araç var. Bu ifl canl› türüne özgü davran›fllara dönük dikkatli gözlemlerle bafll›yor ve daha sonra
iktisat araçlar›n› ödünç olarak, bir bireyin istedi¤i fleyi elde
etmek için ne bedel ödeyece¤ini sormaya dayan›yor. Çiftlikte yetifltirilen vizonlar üzerinde yak›n dönemde yap›lm›fl bir
çal›flmay› ele alal›m.
Vizon çiftçileri kendi hayvanlar›n›n tatmin edici koflullarda yaflad›¤›na inan›yorlar. Bu durumda “tatmin edici”
ibaresi “sa¤l›kl› bir yaflam sürmek için gerekli bütün fleyleri
elli
4/5/07
6:15 PM
Page 63
(Black plate)
Marc D. Hauser - De¤ifltokufl Edilebilir Zihinler |
63
sa¤lay›c›” gibi bir anlama geliyor. Vizon yaflam›na iliflkin bu
görüfle kat›lmayanlar, “sa¤l›kl›” s›fat›n›n yeterli besin ve su
ile bariz sa¤l›k sorunu belirtilerinin yoklu¤u anlam›na geldi¤i fikrini sorguluyor. Masa bafl›nda ahkam kesmenin bu tart›flmaya getirece¤i bir yarar yoktur; ama canl› bir deney bunu sa¤lar. Cambridge Üniversitesi biyologlar›ndan Georgia
Mason ve meslektafllar›, vizonlar› aynen vizon çiftliklerindeki koflullara sahip ayr› kafeslere koydular: Bir yuva kutusu, içme suyu ve yiyecek. Bütün hayvanlar›n haz peflinde
kofltu¤u, iyi fleyler elde etmeye ve kötü fleylerden kaç›nmaya
yöneldi¤i varsay›m›ndan hareketle, her vizona yedi alternatif bölme aras›nda bir seçim flans› da sunuldu. Bölmelerin
her biri baz› benzersiz özelliklerle iliflkilendirilmiflti: Su dolu bir havuz, yüksek bir seki, tuhaf nesneler, ikinci bir yuva
yeri, bir tünel, oyuncaklar ve ilave alan. Bu bölmelere girebilmek için, vizonlar›n denk düflen kap›y› itip açmas› gerekiyordu; izleyen günlerde, aç›lmay› güçlefltirmek üzere yedi
kap›ya da a¤›rl›klar ilifltirildi. Deney bireylerin istedikleri
fleyler için bedel ödemesini gerektiren bir kapal› ekonomi simülasyonu üzerine kuruluydu. Bu tür deneylerin temelinde
yatan kilit sezgi, hayvanlar›n sadece istedikleri fleyler için
de¤il, can al›c› bir husus olarak, ihtiyaç duyduklar› fleyler
için daha fazla bedel ödeyebilecekleridir.
Vizonlar ana kafeslerinden serbest b›rak›ld›klar›nda,
flaflmaz biçimde havuzlu bölmeyi seçtiler, zamanlar›n›n ço¤unu bu bölmede geçirdiler ve bunun için en büyük bedeli
ödediler. Dahas›, kortizol olarak bilinen bir stres hormonu
seviyeleri ölçüldü ve havuzdan yoksun kalma durumunda
yiyecekten yoksun kalma durumundaki kadar yüksek oldu¤u saptand›. Vizonlar ne istiyor? Havuz. Niçin? Çünkü do¤al habitatlar›nda hat›r› say›l›r bir zaman› yüzmek ve su
elli
4/5/07
64
|
6:15 PM
Page 64
(Black plate)
GELECEK 50 YIL
canl›lar›n› avlamak üzere suda geçiriyorlar. Sonuç: Çiftlikte
yetifltirilen vizonlara “sa¤l›kl› yaflam” sunmak amac›yla, vizon çiftçilerinin cüzi bir geliri onlara küçük havuzlar sat›n
almaya ay›rmalar› gerekiyor. Havuzsuz vizonlar yiyecekten
mahrum b›rak›lm›fl vizonlar kadar strese giriyor. Akl› bafl›nda hiçbir çiftçi onlar› yiyecekten mahrum b›rakmay› düflünmeyece¤ine göre, ne diye bir havuzdan mahrum b›raks›n
ki? Bunun ekonomik ya da etik bir anlam› yok.
Makak maymunu ve vizon deneyleri, bilimin hayvan
duygular›n› nas›l a盤a ç›karabilece¤ini ve böyle bilgileri yararl› pratik amaçlar›n hizmetine nas›l koflabilece¤ini gösteriyor. Ama genetik ve beyin bilimlerindeki son geliflmeler
göz önünde tutuldu¤unda, anlat›lan teknikler kaba say›l›r.
Art›k genler ekleyerek ya da silerek bir hayvan›n genomunu
de¤ifltirebildi¤imize ve ayr›ca beyninden parçalar ç›karabildi¤imize ya da yerine baflka parçalar koyabildi¤imize göre,
sorabilece¤imiz ve cevap alabilece¤imiz olas› sorular›n yelpazesi çok genifl. Potansiyel etik ikilemlerin yelpazesi de öyle. Yak›n dönemde ak›ll› ya da (TV y›ld›z› harika genç
Doogie Howser’dan dolay› verilen adla) “Doogie” farenin
yarat›l›fl›n› ele alal›m. Bu fareler bellek oluflumunda önemli
bir rol oynayan NR2B adl› bir genin ekstra kopyalar›n›n eklenmesiyle genetik bak›mdan düzenlenmiflti. Ekstra genlere
sahip fareler kontrol deneklerinden daha ak›ll› say›l›yordu;
çünkü nesneleri ay›rt etmeyi, tiksindirici bir uyar›ya tepki
vermeyi ve gizli bir rampay› bulmay› daha h›zl› ö¤reniyorlard›. Artan bu becerilerin bildi¤imiz zekan›n esas›n› oluflturup oluflturmad›¤› elbette tart›flmaya aç›kt›. Bununla birlikte, sonuçlar gen manipülasyonuyla sa¤lanm›fl gibi görünen
bir performans farkl›l›¤›n› göstermekteydi. Daha yüksek biliflsel iflleyifl geneti¤ine ilgi duyanlar için, böyle sonuçlar ol-
elli
4/5/07
6:15 PM
Page 65
(Black plate)
Marc D. Hauser - De¤ifltokufl Edilebilir Zihinler |
65
dukça hayret vericiydi. Sadece bu alandaki teknolojik ilerlemenin gücünü ortaya koymakla kalm›yor, özellikle insandaki t›bbi bozukluklar›n tedavisinde uygulamal› amaçlar
için kullan›labilecek genetik mühendisli¤i türlerini de gözler
önüne seriyordu. Örne¤in, beyinde bellekle iliflkili al›c›lar›n
say›s›n› artt›rma yoluyla, Alzheimer hastalar›nda y›k›c› haf›za kay›plar›n› geri döndürmek teorik olarak mümkündü.
Fakat Doogie faresindeki bulgular›n uyand›rd›¤› heyecan gerek genlerle, gerekse beyinle oynaman›n potansiyel
tehlikelerini ortaya koyan baflka bir deneyin sonuçlar›yla
yat›flm›fl bulunuyor. Doogie faresinin yarat›l›fl›ndan iki y›l
sonra, bilim camias›na bu flekilde ak›ll› olman›n öngörülmemifl bir yan ürünü sunuldu. Bu yan ürünün etkisini en iyi ifade eden fley atletlerin kulland›¤› “ac› olmadan baflar› olmaz”
deyimidir. Normal akranlar›ndan farkl› olarak, Doogie faresinde akut a¤r› daha uzun sürer. Bu sonuçtan ç›kar›lacak
önemli dersler vard›r. Genetikçi Richard Lewontin’in ‹nsan
Genomu Projesi’ni elefltiren The Triple Helix: Gene,
Organism and Environment [Üçlü Helis: Gen, Organizma
ve Ortam] kitab›nda belirtti¤i gibi, genlerin içinde yaflad›¤›
karmafl›k gensel ve çevresel ba¤lamlar› kavrayabilmemiz
için, genler ve davran›fl aras›ndaki nedensel iliflki konusunda naif sonuçlar ç›karmaktan kaç›nmal›y›z. Karfl›m›zda genetik bir karmafla duruyor. Bir geni ç›kard›¤›m›zda, yerine
baflka bir fley koydu¤umuzda veya kopyas›n› yapt›¤›m›zda,
sonuçlara iliflkin ancak bilgiye dayal› –yani istatistiksel–
tahminlerde bulunabiliriz. Bundan genetik ya da beyin manipülasyonlar›n›n de¤ersiz oldu¤u anlam› ç›kmaz; tam tersine, böyle teknolojilerin yepyeni bulufllar ve içgörüler yönünde bir ufuk açmas› yüksek bir olas›l›kt›r. Ne var ki, böyle
bulgularla birlikte, komplikasyonlarla ve güçlüklerle karfl›-
elli
4/5/07
66
|
6:15 PM
Page 66
(Black plate)
GELECEK 50 YIL
laflmaya da haz›rl›kl› olmal›y›z.
Ö¤rencilerimden flu zihin jimnasti¤ini yapmalar›n› s›kl›kla isterim: E¤er gönüllü bir hayvan al›c›s›ndan belirli bir
parçay› alarak, geri dönülebilir (özgün parçalar› tekrar noksans›z edinme anlam›nda geri dönülebilir) bir beyin nakli
ameliyat› geçirme f›rsat›n›z olursa, hangi canl› türünden
hangi parçay› seçersiniz? Y›llard›r ö¤rencilerim listelerinin
en bafl›na flu üçünü yerlefltirmifltir: Bir köpe¤in koklama duyusu so¤anc›¤›, bir yarasan›n iflitme duyusu korteksi ve bir
kartal›n görme duyusu devreleri. Bu zihin jimnasti¤inde ince bir tuzak kurulmufltur. Her ne kadar teknoloji bu korteks
bölgelerinin eklenmesine olanak verse de, gerçek anlamda
bir köpek gibi koklamak, bir yarasa gibi iflitmek ve bir kartal gibi görmek için baflka bir fleye gerek vard›r. Bu baflka
bir fley (bir köpe¤in harikulade burnu, bir yarasan›n radar
çana¤› kulaklar› ve bir kartal›n çifte çukurlu gözleri gibi
çevrel organlar›n yan›s›ra) yorumlay›c› bir sistemdir. Yeni
tak›lm›fl bir köpek koklama sistemiyle, bir insan yüz metredeki bir yang›n muslu¤una bulaflm›fl miligram düzeyindeki
idrar› saptayabilir; ama bu kokuyu bir insan›n yapt›¤› flekilde yorumlar. Yo¤unlu¤undan dolay› koku ona korkunç gelecektir –hiçbir insan›n daha önce karfl›laflmad›¤› keskinlikte bir koku.
Ço¤u kez gözard› edildi¤inden, beyin aktivitemizin bu
yorumlama veçhesinin önemini vurgulamak istiyorum. Örnek olarak verece¤im bir felsefe paradoksu ve bir korku filmi bu noktay› aç›kl›¤a kavuflturacakt›r herhalde. Mant›kta
bir özdefllik teorisi vard›r. Buna göre, x ve y gibi çok parçal› herhangi iki nesneyi ele ald›¤›m›zda, e¤er x’in her parças›
y’nin bir parças›ysa ve y’nin her parças› x’in bir parças›ysa,
x = y olur. Bu özdefllik anlay›fl›na yöneltilen klasik itiraz,
elli
4/5/07
6:15 PM
Page 67
(Black plate)
Marc D. Hauser - De¤ifltokufl Edilebilir Zihinler |
67
Theseus’un ve Atinal› gemicilerin idaresindeki gemisinin
durumudur. Gemi yelken açt›¤›nda yenidir. Aradan zaman
geçmesi ve geminin y›pranmas› üzerine, gemiciler hasar gören kalaslar› yenileriyle de¤ifltirir. Yolculu¤un sonuna var›ld›¤›nda, bütün özgün kalaslar›n ve donan›m›n yerini yenileri alm›flt›r. Paradoks fludur: Yolculu¤u tamamlayan gemi,
yolculu¤a bafllayan gemiyle ayn› m›d›r? Bu hâlâ Theseus’un
gemisi midir? Cevap vermeden önce, bir de Roman
Polanski’nin Kirac› filmine bakal›m. Polanski filmde, Paris’in bir apartman dairesinde yaflayan halim selim bir dosya katibi olarak baflrolü oynar. Dairenin önceki kirac›s› intihar girifliminde bulunmufltur. Bu durum katibi kuruntulu
bir paranoyaya sürükler ve benli¤in unsurlar›yla ilgili retorik bir monologa girmesine yol açar: “E¤er kolumu kesersem, ‘ben ve kolum’ derim. Peki ama, e¤er bafl›m› kesersem,
‘ben ve bafl›m’ m›, yoksa ‘ben ve bedenim’ mi derim?” Bu iki
örnek, yorumla ilintili güçlükleri fleffaflaflt›r›yor. E¤er bir
kiflinin koklama sistemini ç›kar›rsak ve yerine bir köpe¤inkini ve hatta baflka bir insan›nkini koyarsak, o kiflinin kimli¤ini de¤il, sadece kokular› duyumsama biçimini de¤ifltirmifl oluruz (özellikle de¤ifltokufl bir köpekle yap›lm›flsa). Bu
yeni devreyi alan kifli hâlâ kokuya kendi yorumunu yükler.
Ancak, öteki beyin parçalar› söz konusu oldu¤unda, kimlik
sorusunu her durumu göre ayr› bir düzeyde yöneltmeliyiz.
Nörolog Antonio Damasio’nun bilinç üzerine son çal›flmas›
The Feeling of What Happens [Olup Biten fieylerin Hissi]
kitab›nda dile getirdi¤i gibi, beynin farkl› k›s›mlar› benli¤in
u¤rad›¤› duruma iliflkin duyguya farkl› etkilerde bulunur.
Ünlü Phineas Gage vakas›n›n aç›kça gösterdi¤i üzere, de¤ifltokufl edilebilir baz› k›s›mlar kimlikte büyük olas›l›kla
dramatik de¤iflimlere yol açar. Toplumun çal›flkan ve sayg›-
elli
4/5/07
68
|
6:15 PM
Page 68
(Black plate)
GELECEK 50 YIL
de¤er bir mensubu olan Gage’in al›n lobu devresi geçirdi¤i
kaza sonunda hasara u¤ram›fl ve bu zedelenme onu art›k tan›nmayacak ölçüde her türlü ahlaki yarg›dan yoksun bir kifliye dönüfltürmüfltü.
“De¤ifltokufl edilebilir zihinler” sorununu daha ileriye
götürmek üzere, nöroloji dünyas›nda elde edilmifl baz› çarp›c› yeni sonuçlara dayanan baflka bir zihin jimnasti¤i yürütebiliriz. Nörobiyolog Miguel Nicolelis ve meslektafllar›, bir
baykufl maymununun beyninden al›nma yüzlerce nöronun
elektrik deflarjlar›n› kaydetmeyi ve bu sinyali bir robotun
kolunu yönlendirmek için kullanmay› baflarm›fl bulunuyor.
Bu s›rf bir elektronik z›mb›rt› gibi gelebilir, ama öyle de¤il.
Belirli bir düzeyde sinir kodundan anlam ç›karabilece¤imizi
ve davran›fla nas›l arac›l›k etti¤ini kavrayabilece¤imizi gösteriyor. Her türlü hayvandan nöron sinyalleri yükleyebildi¤imizi ve böylece dünyayla etkileflime girdikleri s›radaki düflüncelerine iliflkin bir tür sabit disk kütüphanesi yaratabildi¤imizi gözünüzde bir canland›r›n. Böylece yedi¤i, uyudu¤u,
tarand›¤›, cinsel iliflkiye girdi¤i ve iletiflim kurdu¤u s›rada,
bir hayvan zihnini okuyabilece¤iz. Belirli bir düzeyde onlar
gibi olma konusunda derin bir sezgiye kavuflaca¤›z. Dikizci
bir Homo sapiens haline gelece¤iz. Hatta kendi beyin dalgalar›m›z› onlar›nkilerle efllefltirebilir ve böylece canl› türleri
aras›nda daha önce hiç var›lmam›fl bir uyumu yaflayabiliriz
–aç›kças› sanal gerçeklik oyunlar›ndaki son nokta bu.
Bunlar harika zihin jimnastikleri. Önümüzdeki elli y›l
içinde gerekli teknoloji elimizin alt›nda olacak; ancak hiçkimse bunu böyle bir fanteziyle kullanmay› tercih etmeyebilir. As›l heyecan gerek bizimki, gerekse düflünen yarat›klar›nki olmak üzere, beyin hakk›nda ne kadar çok fley ö¤renebilece¤imizi düflünmekte yat›yor. Endifle yaratan fley tekno-
elli
4/5/07
6:15 PM
Page 69
(Black plate)
Marc D. Hauser - De¤ifltokufl Edilebilir Zihinler |
69
lojimizin bizi bulan›k ahlaki sonuçlarla dolu meçhul diyarlara sürüklemesi. E¤er beyin parçalar›n› de¤ifltokufl edersek
ya da genleri ekler ve ç›kar›rsak, sonuçlardan kim sorumlu
olacak? Bilimci mi? Doktor mu? Baz› insanlar›n daha iyi bir
hayat sürmesini sa¤lamak için bir parças› kullan›lan hayvan
m›? E¤er kök hücre araflt›rmalar› onaylan›rsa ve beynin
farkl› k›s›mlar› gelifltirilebilirse, kimseye de¤ifltokufl yapma
olana¤› verilmeli mi? Bilimin ona katk›da bulunanlar›n yarat›c› enerjisinden yararlanmas› için, düflünsel ortam radikal ve hatta riskli araflt›rmalar› desteklemelidir; ama bilimciler giriflimlerinin potansiyel etik sonuçlar›n› kavramak zorundad›r. ‹nsan d›fl›ndaki hayvanlara dönük incelemeler de
bu kapsama girer. George Bernard Shaw’un Binbafl›
Barbara adl› oyununda derin düflüncelere dalarken belirtti¤i gibi, do¤ru ve yanl›fl› sarmalayan giz “bütün felsefecileri
flafl›rtm›fl, bütün hukukçular› bocalatm›fl, bütün ifladamlar›n›n kafas›n› kar›flt›rm›fl ve sanatç›lar›n ço¤unu periflan etmifltir.” Shaw vard›klar› sonuçlarda “olan” ve “olmas› geren” aras›ndaki ayr›mla hâlâ bo¤uflmak zorunda olan bilimcileri de onlara pekala ekleyebilirdi.
MARC D. HAUSER Harvard Üniversitesi’nin psikoloji ve sinir bilimleri program› bölümlerinde ders veren bir biliflsel nöroloji profesörüdür.
Ayr›ca Zihin/Beyin/Davran›fl ‹nisiyatifi’nin bir üyesidir. Kitaplar› aras›nda The Evolution of Communication [‹letiflimin Evrimi]; The Design of
Animal Communication [Hayvanlar Aras›ndaki ‹letiflimin Amac›] (M.
Konishi’yle birlikte) ve Wild Minds: What Animal Really Think [Vahfli
Zihinler: Hayvanlar Gerçekten Ne Düflünür] say›labilir.
Download

gelecek 50 yıl