İPEKYOLU KALKINMA AJANSI
DEZAVANTAJLI GRUPLAR, GÖÇ VE SOSYAL UYUM
KOMİSYONU 3. TOPLANTI TUTANAĞI
Toplantı Tarihi
Toplantının Gerçekleştiği İl
Toplantı Yeri
Ajans Katılımcıları
Katılımcılar
25.09.2014
Gaziantep
İpekyolu Kalkınma Ajansı Hizmet Binası
Cihan ARDİLİ (Komisyondan Sorumlu Uzman), Mehmet
UÇKUN (Yardımcı Uzman), Sezen GENÇ, Abdulmenap ERTAŞ,
Sevda ZORLU
İhsan ERCAN (Gaziantep Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği
Mesleki Eğitim ve Küçük Sanayii Destekleme Vakfı)
Kenan KARSLI (Gaziantep Yardım Vakfı)
Rıza ALPER (Gaziantep Çalışma ve İŞKUR)
İhsan CANPOLAT (Gaziantep İl Planlama ve Koordinasyon
Müdürlüğü)
Kahraman ÜNLER (Kilis Kent Konseyi)
Mehmet BAY (Gaziantep İl Emniyet Mdr. TDP)
Emrah SAÇMALI (Kilis İl Emniyet Mdr. TDP)
Bekir TİRYAKİ (Gaziantep İl Emniyet Müd. Yabancılar Şubesi)
Erol BALKESEN (Kilis İl Emniyet Mdr. Yabancılar Şubesi)
Musa ŞİMŞEK (Adıyaman Aile ve Sosyal Politikalar İl Mdr.)
Nigar GELEBEK (Ekrem Çetin ÇATOM)
Nimet TAŞ (Kilis İslambey ÇATOM)
Bekir EMİNOĞLU (Şehitkamil SYDV)
Nermin YETKİN (Gaziantep Aile ve Sosyal Politikalar İl Mdr.)
İbrahim EMRE (Adıyaman AFAD)
İlhan KESER (Gaziantep AFAD)
Simge AKBAŞ (Gaziantep Üniversitesi)
Meltem KARADAĞ (Gaziantep Üniversitesi)
Muhsin SOYUDOĞAN (Gaziantep Üniversitesi)
TOPLANTI TUTANAK NOTLARI
İpekyolu Kalkınma Ajansı Kalkınma Kurulu Dezavantajlı Gruplar, Göç ve Sosyal Uyum
Komisyonu’nun üçüncü toplantısı, 25.09.2014 tarihinde Ajans 1. Kat Toplantı Salonu’nda
gerçekleştirilmiştir. “Suriyeli misafirlerin mevcut durumları ve bölgeye olan etkilerinin sosyal,
kültürel ve ekonomik boyutlarıyla tartışılması ve AFAD İl Müdürlükleri ve Emniyet İl
Müdürlükleri Yabancılar Şubesi’nden ilgili yetkililerce Suriyeli misafirler hakkında sunum
yapılması” gündemiyle toplanan komisyona kamu kurum ve sivil toplum kuruluşlarından 19 kişi
katılım sağlamıştır. Toplantı, komisyon başkanı M. İhsan ERCAN'ın açılış konuşması ile
başlamıştır. Akabinde, Adıyaman İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, Kilis İl Emniyet Müdürlüğü ve
Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından birer sunum gerçekleştirilmiş olup
emniyet müdürlükleri tarafından konuya ilişkin bilgi paylaşımında bulunulmuştur. Söz konusu
sunumlar ve paylaşımlar kapsamında ‘Suriyeli sığınmacılar’ konusunda bölgedeki mevcut
durum ortaya konmuş ve bölgeye olan etkileri sosyal, kültürel, ekonomik boyutlarıyla
tartışılmıştır.
Söz konusu toplantıda katılımcılar tarafından dile getirilen konular ve yapılan sunumlarda ön
plana çıkan ifadeler aşağıda özetlenmiştir:
AFAD ve İl Emniyet Müdürlükleri Verilerine Göre Genel Bilgiler:
Ülkemizde geçici koruma statüsünde 1,6 milyon Suriyelinin yaşadığı dile getirilerek söz
konusu nüfusun %19,8’inin bölgemizde yaşadığı ifade edilmiştir. Ülkede bulunan toplam
23 kampta 218.847 Suriyeli yaşadığı ve ülkemizde kamplarda kalanların % 36,9’unun
bölgemizdeki kamplarda kaldığı bilgisi verilmiştir. Bölgemizde yer alan 7 kampta 80.664,
kamp dışında ise 235.645 Suriyeli yaşadığı ve sonuç olarak bölgede toplam 316.309
Suriyelinin ikamet ettiği ifade edilmiştir.
Türk Kızılayı raporlarına göre 2013 yılında yaklaşık 250 kurum tarafından sıfır noktası
yardımlarının değerinin 163 milyon dolar olduğu, 2014’ün ilk dört ayında 110 kurum
tarafından 92 milyon dolar yardım yapıldığı bilgisi paylaşılmıştır.
İller Bazında Bilgiler:
Adıyaman: Adıyaman Çadırkent’te her biri 16 m² olan 2.261 çadırda toplam 9.893
Suriyeli göçmen kaldığı ve uzman doktorlar dâhil 33 sağlık personeliyle günlük 405
poliklinik tedavi hizmeti, 117 eğitim personeliyle 2.503 öğrenciye eğitim hizmeti, 39 usta
öğretici ile günlük 1.500 kişiye kurs hizmeti, 53 jandarma ve 120 özel güvenlik personeli
ile güvenlik hizmeti ve 522 personelle temizlik hizmeti verildiği bilgisi paylaşılmıştır. 6
mahallenin her birinde mescit, bulaşıkhane, çamaşırhane, abdesthane, tuvalet, duş,
muhtarlık, TV çadırı, çocuklar için oyun alanı yer aldığı ve toplam 56 derslikte, Suriye
müfredatına ilaveten Türkçe dil eğitimi verildiği ve bir Kadın Dayanışma Merkezi'nin de
faaliyet gösterdiği belirtilmiştir. Şu ana kadar yapılan aktiviteler kapsamında Suriyeli
sığınmacıların kurslarda yaptığı ürünlerin sergilendiği bir kermesin gerçekleştiği ve
Suriye-Adıyaman dostluk maçının organize edildiği dile getirilmiştir Son olarak, kamp
içinde açılan 3 marketten, kişi başı aylık 85 lira limitli kartlar ile temel gıda ihtiyaçlarının
karşılanabildiği ifade edilmiştir.
Kilis: 2014 yılı ilk 6 ay verilerine göre Kilis il genelinde 128.586 Türk ve kayıtlı 84.083
Suriyelinin yaşadığı bilgisi verilmiş ve sığınmacılardan 44.924 kişinin kent içinde konut
alanında, 782 kişinin kötü şartlarda, 850 kişinin çadırda, 120 kişinin ise sokakta yaşadığı
ifade edilmiştir. Konuttakilerin genellikle kalabalık bir veya birkaç aile olarak birlikte
yaşadıkları, kalabalığın ve gürültünün şikâyet konuları arasında olduğu belirtilmiştir.
Kötü şartlarda kalanlar hakkında temizlik sorunu, gürültü yapma, kalabalık dolaşma,
kamu güvenliğini tehdit eden davranışlarda bulunma ve asayiş sorunu gibi şikâyetlerin
olduğu ifade edilmiştir. Çadırda kalanların genellikle Suriye kırsalından göç edenlerden
oluştuğu, bunların dilencilik ve çöp toplayıcılığı ile geçindikleri dile getirilmiştir.
Sığınmacıların sadece savaş mağduru olmaları halinde değil, tüp bebek gibi sağlık
hizmetlerinden faydalanmak gibi çeşitli nedenlerle de ülkemize geldikleri bilgisi
paylaşılmış ve Suriyeli sığınmacılar arasında küçük yaşta evliliklerin oldukça fazla
olduğu dile getirilmiştir. Kilis'te “gönüllü geri dönüş” uygulamasının başlatıldığı fakat,
akrabalık bağlarından ve Kilis’in Suriye’ye yakınlığından dolayı Kilis’teki sığınmacıların
ülkelerine geri dönmeye isteksiz oldukları görüşü dile getirilmiştir. Suriyeli
sığınmacıların da dâhil edildiği veriye göre Kilis’te 170 kişiye 1 polis düştüğü bilgisi
verilerek 2014 yılının ilk 7 ayında gerçekleşen 1.741 asayiş olayından 1.291 vakanın
Türk vatandaşlarından, 450’sinin ise Suriyeli göçmenlerden kaynaklandığı ve Suriyeli
misafirlerin karıştığı asayiş olaylarında bir önceki yıla göre % 150 artış olduğu
belirtilmiştir. Bir önceki yıla göre sığınmacıların şüpheli oldukları asayiş olaylarında %
237, mağdur oldukları asayiş olaylarında ise % 129 artış olduğu ifade edilmiştir.
Dilenenlerin % 72’sinin sığınmacı, % 13’ünün Türk olduğu bilgisi verilmiş ve son
dönemde yapılan “gönüllü geri dönüş” uygulamaları ile dilenciliğin azaltıldığı
belirtilmiştir. Kilis’te Suriyeli sığınmacıların gelişiyle seyyar satıcı sayısının 40’tan 200’e
çıkması sonucu oluşan tepkiyle belediyenin seyyar satışı yasaklaması ve bu şekilde
geçinen sığınmacıların bu durumdan çok olumsuz etkilendiği örneği verilmiştir. Karşı bir
görüş olarak ise günlük 70 liraya çalışılan beton işi için Suriyeli sığınmacıların 20 liraya
çalıştığı ve ücretlerin olması gerekenden aşağı çekilmesine sebep oldukları dile
getirilerek iş hayatında asıl mağdurun Türk vatandaşlarının olduğu ifade edilmiştir. Türk
lirasının Suriye para birimine göre daha değerli olması, sığınmacıların çok ucuza
çalışabilmelerinin bir sebebi olarak gösterilmiştir. Bunun dışında, Kilis'te yaşayan hem
Türk vatandaşlarının hem de Suriyeli göçmenlerin daha huzurlu bir ortamda ve uyumlu
bir şekilde yaşamalarının sağlanması amacıyla "uzlaşma komisyonu" modeli yaratılarak
eğitim, ticaret ve iş hayatı gibi temel konularda 10 komisyonun Türk ve Suriyeli
temsilcilerden oluşturulduğu, komisyonların bir olay olduğunda tarafları yanyana getirip
uzlaştırıcı bir rol üstlendikleri belirtilmiştir. Söz konusu uygulamanın Kilis'teki kent
yaşamına oldukça olumlu etkileri olduğu vurgulanmış ve bahse konu modelin diğer
kentlerde de uygulanabileceği önerilmiştir. Kilis’te 38.199 adet Türk plakalı araca
karşılık 2.000 adet Suriye plakalı aracın mevcut olduğu; Suriyeli sığınmacılara trafik
cezası kesilmediği yönündeki yargının doğru olmadığı, kesilen trafik cezalarının %
11’inin Suriyeli plakalara kesildiği ve sınır dışına çıkarken cezayı ödemek zorunda
kaldıkları dile getirilmiştir. Emniyetin kamuoyu bilgilendirme çalışmaları yürüttüğü,
esnaf odaları ve mahalle muhtarlarını bilgilendirme toplantıları düzenlediği ifade
edilmiştir. Kilis’te vuku bulan olayların genel olarak gerçeği yansıtmadığına ilişkin
örnekler paylaşılmış, yerli halk ve sığınmacılar arasındaki dayanışmanın son zamanlarda
gerilime yöneldiği algısı oluşturulduğu dile getirilmiştir. Kiraların yükselmesi,
hastanelerde yoğunluk, örf adet farklılıkları, ruhsatsız iş yerleri, olumsuz rekabet etkisi
ve sürücülerin kural ihlalleri Suriye krizinin Kilis’teki olumsuz sosyo-ekonomik
yansıması olarak sayılmıştır. Bununla birlikte, Kilis’te diğer illerden farklı olarak yerel
halk kadar sığınmacının olmasının Türk vatandaşlarında “azınlık hissi duyulması” na
sebep olduğu ve Kilis'in sosyal yapısının dönüştüğü bilgisi katılımcılarla paylaşılmıştır.
Son olarak, Kilis’te Arapça kursu açıldığı ve kursa katılan Türklere Arapça öğretildiği
belirtilmiştir.
Gaziantep: Ülkemizde sığınmacıların barındığı iller arasında Gaziantep’in 2. sırada
olduğu bilgisi verilerek AFAD tarafından kurulan 4 barınma merkezinde 32.883
sığınmacının kaldığı belirtilmiştir. Barınma merkezlerinde 8.365 öğrencinin eğitim
gördüğü, 36 sağlık personelinin ve 482 güvenlik görevlisinin (jandarma, emniyet dâhil)
görev yaptığı, kişi başı maliyetin günlük 10,7 TL olduğu ifade edilmiştir. Kamp dışında
yaşayan ve tanıtım kartı sahibi sığınmacıların tedavi giderlerinin Valilik tarafından
karşılandığı ve aylık ortalama 5 milyon lira gider oluşturduğu dile getirilmiştir. Sınırdan
geçişlerin kontrollü yapılmasının ve sığınmacıların kayıt altına alınmasının elzem olduğu
ifade edilerek bu konuda örnek uygulama olarak, Irak’tan ülkemize yapılan son girişler
sırasında hazır olunması amacıyla, sığınmacıların yurda girmesinden önce 2 kayıt tırının
söz konusu alana gönderildiği bilgisi paylaşılmıştır. Bununla birlikte, Valilik oluru ile
“Suriyeli Misafir İl Koordinasyon Merkezi” kurulduğu ve bu merkezin Türkiye’de ilk
olması hasebiyle diğer illere örnek teşkil ettiği dile getirilmiştir. Bu koordinasyon
merkezinde, sığınmacıların kayıt altına alınırken mesleklerinin de belirlendiği
belirtilmiştir. Suriyeli misafirler arasında yapılan araştırmada 19.633 kişinin meslek
sahibi olduğu tespit edilmiş ve kamp dışında 5-17 yaş arası 38.038 çocuğun yaşadığı ve
bunların % 9,5’inin eğitim imkânına sahip olduğu bilgisi verilmiştir. Kent içinde,
çoğunluğu Suriyeliler tarafından kurulan 56 STK olduğu ve bu STK'lerın işbirliği
oluşturma amacıyla bir araya gelemedikleri belirtilmiştir. Ev kiralarının artması, iş yeri
açma mevzuatına uyulmaması, sağlık hizmeti almanın Türk vatandaşları için zorlaşması
gibi olumsuzlukların kent genelinde yaşandığı ifade edilerek Ocaklar Mahallesi'nde çıkan
olaylar sonucunda 2014 yılı Ağustos ve Eylül aylarında toplam 5.640 Suriyeli
sığınmacının Şanlıurfa, Viranşehir ve Mardin Nusaybin ilçelerinde bulunan Geçici
Barınma Merkezleri'ne gönderildiği belirtilmiştir. Bilgi kirliliğinin dedikodulara sebep
olduğu, bazı adi olayların etnik kimlik söz konusu olmaksızın 17-22 yaş aralığında,
aklıselim olmayan, maceracı ve suç kaydı olan sınırlı sayıdaki bir kitle tarafından
manipüle edildiği yetkililerce dile getirilmiştir. Ayrıca, göç gibi sosyal konuların sonuçları
için Emniyetin son merci olduğu halde ilk merci gibi görüldüğü belirtilerek söz konusu
alanda ilgili uzmanların bilgisine başvurulması gerektiği önerilmiştir. Son olarak,
Gaziantep’teki 420.000 tescilli aracın % 1’inin Suriye plakalı olduğu ve trafik kazalarının
% 1,09’una Suriye plakalı araçların karıştığı bilgisi paylaşılmıştır.
Öneriler:
Sığınmacılar konusunda uzun vadeli projeksiyonlara ihtiyaç duyulduğu, bunun için de
altyapının kurulması ve her işin planlı olması gerektiği fakat henüz kayıt altına alma
konusunun bile tam anlamıyla sonuçlandırılamadığı belirtilmiş ve özellikle kamp dışında
kalanların kayıt altına alınmaları için bir veri tabanı oluşturulması gerektiği dile
getirilmiştir. Bununla birlikte, sınırların kontrol altında tutulması gerektiği ve geçişlerde
sağlık taramasının eksiksiz yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Suriyeli sığınmacılara AFAD kimlik kartı verildiği için ayrıca ikamet tezkeresi verilmediği
belirtilmiş ve yardım kuruluşlarının, AFAD kartına sahip kayıtlı sığınmacılara öncelik
vererek kayıt altına alınmayı teşvik etmesi gerektiği ifade edilmiştir.
“Misafir” tanımlamasının problemli olduğu, hukuksal bir tanımlamaya ihtiyaç duyulduğu
belirtilmiştir.
Kampların, mevcut standartların üstünde olduğu belirtilmiş ve Suriye iç savaşının
bitmesi durumunda, ülkemizdeki bulunan Suriyeli sığınmacıların çoğunun ülkelerine
geri dönmeyeceğinin düşünüldüğü ve buna göre uzun vadeli sosyal uyum politikalarının
geliştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Suriyeli sığınmacıların farklı illere sevk edilmesi kanalıyla yükün paylaşılması önerisinde
bulunulmuştur. Ayrıca, sığınmacıların şehir merkezlerine yığılmasının önlenmesi ve
kırsal alanlarda da yerleşmelerinin sağlanması gerektiği ifade edilmiştir.
Savaş sonrası Suriye’nin ülkemiz ve bölgemiz için önemli bir pazar oluşturacağı fikri dile
getirilerek işletmelerin bu duruma hazırlanması gerektiği ifade edilmiştir.
Resmi çalışma izni olmadığından bazı sığınmacıların, gayri resmi yollarla çalışmak için
kamptan düzensiz giriş çıkışlar yaptığı belirtilmiş ve bu sebeple kamp içinde
sığınmacıların çalışabileceği çalışma imkânlarının oluşturulması ve mevzuatlara uymak
şartıyla iş yeri açmalarının desteklenmesi gerektiği görüşü dile getirilmiştir. Bu
kapsamda, 1000-2000 kişiye iş imkânı sunabilecek bazı varlıklı Suriyeli sığınmacıların iş
sahaları açabilmeleri için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı nezdinde çalışmalar yürütülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Karşı bir
görüş olarak ise yerli yatırımcının bu durumda zorlanabileceği ve iş sahalarının
kamplarda açılması durumunda ise sığınmacılarla yerel halkın ayrı mekânlarda
olmalarından kaynaklı sosyolojik sorunların oluşabileceği dile getirilmiştir. Bununla
birlikte, Türk işçilerin bazı sosyal desteklerinin kesileceği korkusuyla sigortalı çalışmayı
tercih etmediği belirtilmiş ve bu durumun düzeltilmesi için İŞKUR ve SYDV (Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı) arasında protokol imzalandığı ifade edilmiştir. Henüz
oturmuş bir sistem olmamakla birlikte SYDV’nin yönlendirdiği işsizlerin iş bulması
durumunda çocuk yardımının kesilmediği ve 3 yönlendirme sonucunda hala herhangi bir
işe başlamayanların SYDV ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan aldıkları
desteklerin kesildiği bilgisi paylaşılmıştır ve bu uygulamalarla, istihdamın kayıt altına
alınmasının amaçlandığı vurgulanmıştır.
Ülkemizin kaynaklarının daha fazla Suriyeli sığınmacıyı misafir etmeye yetmeyeceği, bu
konuda duygusal olunmaması ve daha fazla sığınmacının kabul edilmemesi gerektiği
ifade edilerek bu konuda devletin bir kota koymasının elzem olduğu belirtilmiştir. Bu
kapsamda, ülkemiz sınırları dışında bir tampon bölgenin oluşturulması fakat bu konuda
Birleşmiş Milletler’ in ikna edilmesi gerektiği, mevcut göçün tek başına Türkiye’yi aştığı
düşünceleri paylaşılmış ve sonuç olarak ülkemizin tek başına bu sorumluluğu
taşımaması gerektiğinin altı çizilmiştir.
KARARLAR
Toplantı sonucunda bir sonraki toplantı için,
Toplantıya katılım sağlayan kurumların elinde bulunan “Suriyeli sığınmacılar” konusu ile
ilgili dokümanların paylaşılmasına,
Bir sonraki toplantının ‘TRC1 bölgesi iç göç’ teması üzerine kurulmasına,
Ajans tarafından ‘ TRC1 bölgesi iç göç’ konusunda mevcut durumun ortaya konması ve
konu ile ilgili çalışmaların derlendiği bir sunumun yapılmasına,
Bir sonraki toplantının 20 Kasım 2014 tarihinde, 14.00 ve 16.30 saatleri arasında Ajansın
Gaziantep Hizmet Binası’nda yapılmasına,
karar verilmiştir.
KOMİSYON BAŞKAN YRD.
KOMİSYON BAŞKANI
Emine KARDEŞ
Kâhta Kadın ve Çocuk
Hakları Derneği Başkanı
İhsan ERCAN
Gaziantep Esnaf ve
Sanatkârları Odaları Birliği
MEKSA Vakfı Müdürü
KOMİSYON KÂTİP ÜYESİ
Download

3. Toplantı Tutanağı - İpekyolu Kalkınma Ajansı