Özel Dershanelerin Tarihçesi
İnsanlarda öğrenme ihtiyacı ve öğrenme, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Bu öğrenme
ameliyesinin gerçekleştirilmesi eski çağlarda birebir eğitim yöntemi ile sağlanmış, belirli bir dönemden
sonra grup eğitimi ile devam etmiş ve en son sistematik hale getirilerek okullaşmaya gidilmiştir.
Tarih boyu insanların hep daha iyiye ulaşma, daha iyiyi yakalama ve daha çok şey öğrenme
ihtiyacı, bu ihtiyacı karşılayan sistemlerin de oluşmasına neden olmuştur. İnsan, bireysel farklılıklarıyla
diğerlerinden farklılaşma ihtiyacı duyduğu, daha donanımlı hale gelme isteği devam ettiği sürece de bu istek
ve ihtiyaçları karşılayabileceği ortam ve mekânların oluşumu da sürecektir.
Sistematik okullaşma ve standart olarak okunan derslerin yaygınlık kazanması, bireysel farklılıkların
oluşmasını engelleyememiş, bireyin kendini gerçekleştirme yolundaki farklı istek ve arzularını tam olarak
karşılayamamıştır. Bu bağlamda öncelikle müzik ve resim gibi bazı sanat dalları ile dil dersleri olmak üzere
kendisini geliştirmek isteyenler için okul dışında ders alma/verme imkânları oluşarak “özel olarak tutulan
öğretmenden ücretle alınan ders” manasında “özel ders” kavramını ortaya çıkartmıştır. Bu durum
günümüzde de artarak devam etmektedir. Okul sistematiği dışında gelişen bu “özel ders” kavramı, hem
tarihi görünümü içinde birebir eğitim şeklinde devam ederken hem de belirli kurumlar vasıtasıyla bu
ihtiyacın giderildiği yeni bir yol bulunmasını sağlamıştır ki, buna “dershane” denmektedir. Ülkemizde bu
özel dershaneler, henüz çok erken bir vakitte, -Cumhuriyet döneminden önce, 1915 yılında- yayınlanan
Mekâtib-i Hususiye Talimatnamesiyle yasal statüye de kavuşmuştur.
Aslında bu Talimatname, adından da anlaşılacağı üzere, Osmanlı’da 1600’lü yılların sonundan itibaren
açılmaya başlayan özel okulların belirli standart ve kurallar çerçevesinde işleyişinin sağlanması için
çıkarılmıştır. Ancak Talimatnamenin birinci maddesinde “... Bir veya birkaç fen, lisan veya sanat tahsiline
mahsus olarak bu veçhile açılan dershaneler dahi mekâtibi hususiyeden maduttur.” denilerek birkaç alanda
veya dilde ya da sanatta eğitim verecek olan dershanelerin de özel okullardan sayılacağı ifade edilmiştir.
Yine Talimatnamenin onaltıncı maddesinde “... Açılacak mekâtip hakkında hükûmeti mahalliye ve maarif
idarelerince yapılması lâzım gelen tetkikat ve tahkikat salifüzzikr dershaneler hakkında işbu esaslar üzerine
icra edilerek ruhsatnamesi ita kılınır.” denilerek valilikler ve eğitim yönetimlerince yapılacak araştırma ve
incelemelerin ardından bahsi geçen dershanelere ruhsat verileceği dile getirilmiştir. Böylece gerek dil,
gerekse resim ve müzik gibi sanat dalları ile muhtelif bilim alanlarından (matematik, fizik, kimya, biyoloji)
bir veya birkaçında eğitim veren dershanelerin hangi şartlar altında ve nasıl ruhsatlandırılacağı esasa
bağlanmıştır.
Genel anlamda Özel Öğretim Kurumları adıyla bilinen ve ücretli öğretim yapan kurumlar olan okullar
ve dershaneler, zamanla gelişerek sayıları artmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı 1934 yılında “Özel Ders Verme
Beyannamesi” yayımlamıştır. 1943 yılında 1081 sayılı Genelge ile özel dershanelerin kuruluş, işleyiş ve
denetimlerine ilişkin “İç Yönetmelik” hazırlanmıştır. 1965 yılında çıkarılan 625 sayılı Özel Öğretim
Kurumları Kanunu ile de bu kurumlar hakkında Cumhuriyet dönemindeki en önemli mevzuat
oluşturulmuştur. Bu tarihten sonra, merkezi sınavların da yaygınlaşması ile özel dershaneler daha da
yaygınlaşmıştır. Öyle ki, 1970'li yıllarda, illerin yarısından fazlasında özel dershane açılmıştır.
12 Eylül ihtilâlinden sonra önemli bir badire atlatan dershanelerin kapatılması gündeme gelmiştir. Milli
Güvenlik Kurulu 625 sayılı kanunun bazı maddelerini değiştiren 2843 sayılı yasayı kabul ederek, özel
dershanelerin 2843 sayılı bu yasanın yürürlüğe giriş tarihinden bir yıl sonra, yani 31.07.1984 tarihinden
itibaren kapatılmasına karar verilmiştir. 1983 yılında yapılan seçimler sonucunda kurulan Özal
Hükümeti’nde bu konu yeniden tartışmaya açılmıştır. O sıralarda Türkiye genelinde faaliyet gösteren 174
özel dershane, bu kapatma işleminin haksızlığını dile getirmek için bir araya gelmişlerdir. Hür teşebbüsün
kapatılması değil, önünün açılmasını savunan Özal hükümetine durumun ifade edilmesi ve hükümetin de
duyarlılığıyla dershanelerin faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan, 11 Temmuz 1984 tarih ve 3035 sayılı
kanun kabul edilmiştir. Bu kanun ile yine 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunun bazı maddeleri
değiştirilerek 2843 sayılı yasa ile getirilen kapatma hükmü iptal edilmiştir. Böylece dershaneler kapanmadan
faaliyetlerine devam etme imkânına kavuşmuştur.
Dershanelerle ilgili yapılan son düzenlemede, 625 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılarak yerine daha öz
olarak 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve buna bağlı yönetmelik ve yönergeler çıkarılmıştır.
Böylece dershaneler, standartları daha belirgin, işleyiş kuralları daha net olarak ifade edilen kurumlar haline
dönüşmüştür. Öğrencilerin hep daha iyiye ulaşma taleplerinin devam etmesiyle dershanelere olan ihtiyaç da
artmış ve Bakanlığın belirlediği standartlar çerçevesinde, yine Bakanlıkça belirlenen müfredata uygun
olarak, Bakanlığın denetim ve gözetiminde hem nitelik olarak hem de nicelik olarak gelişen kurumlar
olarak varlıklarını devam ettirmektedirler. Bugün itibariyle yaklaşık 4.000 dershane, 50 bin eğitim
personeli ve 21 bin diğer personelle hizmet üretmekte, buralarda yaklaşık 100 bini ücretsiz olmak üzere
1.200.000 öğrenci eğitim görmektedir.
Download

Özel Dershanelerin Tarihçesi İnsanlarda öğrenme ihtiyacı ve