TARGEL PROJESİ ÖMRÜNÜN SONUNA GELMİŞTİR…
Ülkemizde genel olarak kamu eliyle yürütülen Tarımsal Yayım Danışmanlık
(TYD) uygulamaları TARGEL projesinin başladığı 2007 yılına kadar
bakanlığın il ve ilçe müdürlükleri eliyle yürütülmüştür. 2004 yılında “Köy
Merkezli Tarımsal Üretime Destek Projesi” (KÖYMER) ile başlayan, TDY
hizmetinin köylerde ve beldelerde verilmesi iddiasına dayanan uygulama
2007 yılından beri Tarımsal Yayımı Geliştirme Projesi (TARGEL) olarak
sürdürülmektedir.
TARGEL çalışanları başlangıçta 4/B statüsünde, yani sözleşmeli, geçici personel olarak istihdam edilmişlerdir. Çalışanlar arasında statü ve hiyerarşik
farklılıklar yaratarak iş barışını bozan ve çalışanların iş güvencesini ellerinden
alarak geleceklerini amirlerinin iki dudağı arasına bırakan 4/B uygulaması,
2011 yılında çıkarılan 632 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 2013
yılında yayımlanarak yürürlüğe giren 6495 sayılı kanun ile kaldırılmıştır. Bu
tarihten sonra göreve başlayanlar ve kadroya geçmek istemeyenler hariç olmak üzer şu an tüm TARGEL personeli 4/A statüsünde çalışmaktadır.
Bugün Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (GTHB) bünyesinde çalışan
Tarım Danışmanı sayısı 10.000’e ulaşmıştır.
Başlangıçta TYD hizmetinin gerçekleştirilmesi amacını güden TARGEL
projesi giderek amacından uzaklaşmış, bu hizmeti yeterince veremediği
gibi, çalışan 10.000 mühendis ve veteriner hekimi oldukça mağdur eden en
büyük problemlerinden biri haline dönüşmüştür.
TARGEL Projesiyle, Bakanlık bünyesinde olmayan bir çalışma birimi “icat“
edilmiş; köy, mahalle ve beldelerde; büro, internet, elektrik, su, tuvalet, ısınma
vs. gibi en temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı koşullarda çalışmaya zorlanan “İkinci Sınıf ” çalışanlar yaratılmıştır.
GTHB Kuruluş Kanununda “Bakanlığın en küçük taşra birimi İlçe Müdürlükleridir” denilmektedir. Buna rağmen “KÖY VİZELİ” kadro denen ve
yasa ve yönetmeliklerde yeri olmayan bir uygulama ile kadrolu TARGEL
çalışanları köy, mahalle ve beldelerde tutulmaya zorlanılmaktadır.
TARGEL çalışanına uygulanan mevzuat ile TARGEL çalışanı ve il/ilçe
çalışanı arasında hiyerarşik farklılıklar yaratılmış, meslektaşlar arasında
“ötekiler” yaratmak suretiyle iş barışının bozulmasına yol açılmıştır.
Elbette TARGEL personeli kendilerine verilen tüm görevleri en iyi şekilde
yerine getirecektir. Ancak Bakanlığın kendi personeli arasında uyguladığı
farklı bir mevzuatla ortaya çıkardığı adaletsizlik bir hukuk devletine
yakışmamaktadır.
Köylerde çalıştırılmak üzere göreve başlatılan TARGEL çalışanlarının
birçoğuna sıklıkla, taşeron işçisi gibi davranılmış; dairede işler yetişmediğinde
hemen çağrılan, iş bitince “haydi köyünüze gidin…” denilen yedek personel
gözüyle bakılmıştır.
Köylerde görev yapmak durumunda bırakılan TARGEL çalışanının
ise büro ve ulaşım ihtiyaçları Bakanlık tarafından karşılanmamış, tüm
imkânsızlıklarına rağmen köylerde çalışmaya zorlanmışlardır.
TARGEL projesi şu an Bakanlığın personel bulundurmakta zorlandığı yerlerde personel tutabilmek için tutunduğu dal haline gelmiştir.
GTHB Müsteşarı Vedat MİRMAHMUTOĞULLARI’ nın Tar-gel Personelini kastederek “Sokaklarda dolaştığınız günleri unutmayınız. Sizi biz
işe aldık. Yardımcı Doçent maaşı alıyorsunuz, halinize şükredin” demiş
olması, Bakanlığın TARGEL’e bakışının yansımasıdır. Ancak bu yaklaşım
GTHB ve AKP iktidarının tüm çalışanlar hakkındaki düşüncesinin de ifadesidir aslında. Dolayısıyla bu söylem, sadece TARGEL Personeline değil tüm
çalışanlara da söylenmiştir.
Öncelikle bir ülkede üniversite eğitimi almış insanlar; gerek atanamayan
öğretmenler, gerek mühendisler, veterinerler ve diğer tüm meslek grupları
işsiz olarak “sokaklarda dolaşıyorsa” bu işsiz-güçsüz dolananların değil, devletin ayıbıdır. İşe alınan insanlar çalışmaları, üretmeleri için değil de hayrına,
birilerinin hatırına ya da sadece istihdamı artırmak adına işe alınıyorsa bu
gene devletin eksiği ve ayıbıdır. TARGEL çalışanlarının tümü KPSS sınavıyla
ve belli bir barajın üstünde puan alarak işe alınmışlardır. Bu nedenle, sokaklarda gezdikleri günü hatırlatmak en hafif söylemle hadsizliktir.
Çalışanları işsizlikle korkutmak, asgari ücretle terbiye etmeye çalışmak
sadece Sayın MİRMAHMUTOĞULLARI’na özgü bir tutum değildir.
Çalışanlar arasında farklılıklar yaratmak, bu farklılıklar üzerinden insanların
dayanışmalarını engellemeye çalışmak ve çalışanları işsizlikle korkutmak
tüm işverenlerin sıklıkla başvurduğu yöntemdir.
TÜKAS Konusuna Gelince;
1 Ağustos itibarıyla ilgili tüm personelin, mücbir sebepler dışında, izinleri; kayıt işlemleri tamamlanana kadar iptal edilmiştir. İlgili personele izin
kullandırılmaması, izne ayrılanların Müdürlüğe bildirilmesi, sağlık raporu
alanların ilçe müdürlüğünce hakem hastanesine gönderilmesi, görevini yerine getirmeyerek işi yavaşlatanlar ile işin yapılması için gerekli tedbirleri
almayanlar hakkında 657 sayılı DMK’ye göre gereğinin yapılması vs gibi
pek çok yazı taşra birimlerine art arda gönderilmiştir. Gönderilen ve tebliğtebellüğ edilen yazı o kadar çoktur ki bu yasaklar zinciri çalışanlar üzerinde
psikolojik tacize (mobbing) varan bir baskı oluşturmuştur.
Üstelik tüm izinlerin iptal edilmiş olmasının ise hiçbir hukuki dayanağı da
yoktur.
Yaşanan “tablet” ve “yazılım” sorunları ise işin bir başka boyutudur.
Çalışmalar neredeyse tamamlanmış olmasına rağmen hâlâ tabletlerdeki
yazılım problemleri giderilememiştir.
Diğer bir haksızlık da, bu kadar kısa zaman diliminde tamamlanması istenen, bu denli kapsamlı bir çalışmaya, il ve ilçe müdürlüklerindeki diğer
teknik personelin katılımının sağlanmamasıdır. Yayınlanan yönetmelikte
“tüm bakanlık personeli aktif yer alınacaktır” denilmesine rağmen TARGEL
çalışanı TÜKAS çalışmalarında yalnız bırakılmıştır.
“Sözleşmeli” çalışanların neredeyse tümü “kadrolu” çalışan haline getirilmiş
olmalarına rağmen, GTHB, TARGEL çalışanına hala sözleşmeli muamelesi
yapmakta, farklı bir mevzuatla ve farklı çalışma koşullarıyla çalıştırmaya devam etmektedir. TÜKAS çalışmaları da bunun örneklerinden biridir.
Tabletlerin GPS özelliğinin kullanılarak personelin internet üzerinden izlenilmesi ihtimali bile bir psikolojik tacizdir.
TÜİK’in kendi işini bakanlık personeline yaptırırken yapılan iş için herhangi
bir ücret ödemesi yapıp yapmayacağı acil cevap bekleyen sorulardandır.
Bilindiği gibi TÜİK daha önceki tarım sayımlarını, ciddi bütçeler ayırarak ve
geçici (sözleşmeli) statüsünde çalıştırdığı kişiler eliyle yapmıştır. Bu sayımları
tam sayım usulüyle değil örneklem yöntemiyle yaparak da maliyetten ve zamandan tasarruf sağlamaya çalışmıştır.
BuradaÇOCUKLARIMIZA
soru şudur; TÜİK’in buONURLU
iş için ayırmış
bütçe nerelere
BİRolduğu
GELECEK
harcanmıştır ve bunca
meşakkatli birİSTİYORUZ.
işi yapmak zorunda bırakılan, deyBIRAKMAK
imi yerinde ise köylerinde mahkûm bırakılan çalışma arkadaşlarımıza bu
YA SİZ!
bütçeden fazla mesai ve ek ödeme olarak bir ücret ödemesi yapılacak mıdır?
Sonuç Olarak;
Ülkemizin tarımsal işletme yapısı ve sosyoekonomik yapı göz önünde
Geleceğimiz üzerinde söz sahibi olmak, yetki sahibi
bulundurulduğunda; Kamusal tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetinolmak ve karar
den vazgeçilemez.
Ancak sahibi
TARGELolmak
projesiistiyorsak;
bu ihtiyacı mevcut haliyle
Bütün ezilenler
birlikte, tüm inkârcı ve antidemokratik
karşılamaktan
çok uzaktır.
uygulamalara
karşı göz
durmak
istiyorsak;
Günümüz
iletişim olanakları
önünde
bulundurulduğunda, TYD
hizmetlerinin
doğrudan
verilmesi
iddiası
sosyoekonomik
gerçeklikle
Savaşa ve
ranta köyde
değil,
sağlığa,
eğitime,
tarıma,
özcesi
örtüşmemektedir.
nedenle;
projesi ömrünün sonuna gelmiştir
emekçiyeBuve
halkaTARGEL
bütçe istiyorsak;
ve Ormanlarımızın,
can çekişmektedir. Proje meralarımızın,
acilen tümden kaldırılmalı,
çalışanları il/ilçe
zeytinliklerimizin
personeli olarak atanmalı, tüm personele uygulanan mevzuat tekleştirilmeli,
yağmalanmamasını, tarım ve hayvancılığımızın
kamusal TYD hizmetleri de ilçe teşkilatı içinde sürdürülmelidir.
geliştirilmesini istiyorsak;
Sendikamız, TÜKAS konusu da dâhil olmak üzere TARGEL Projesini ve
GDO’lu
ürünler
olmasın
Bakanlıkça
yapılan
diğer soframızda
tüm haksızlıkları
yakındandiyorsak;
takip etmekte, hukuki
HES’lerle,
barajlarla,
termik-nükleer
santrallerle
çevre
ve meşru mücadelesini sürdürmektedir. Ve bugün olduğu
gibi gelecekte
de
ve doğamız tahrip edilmesin diyorsak;
sürdürecektir.
Sendikamızın
temel ilkesi
“güvenceli çalışma,
eşit DUR
işe eşit ücret,
kayırma, torEmeğimizin
sömürülmesine
karşı
diyorsak;
pil ve ayrımcılığa hayır diyebilmek için, her zaman ve her yerde çalışandan
yana, çalışanla omuz omuza, yan yana mücadele”dir.
Bu temel ilke doğrultusunda tüm TARGEL çalışanı meslektaşlarımız başta
olmak üzere tüm tarım ve orman işkolu çalışanlarını, ayrımcılığa ve çağdaş
köleliğe karşı mücadeleye ve Sendikamızda örgütlenmeye davet ediyoruz.
TARIM ORKAM-SEN’de örgütlenelim.
YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ
YAŞASIN
YAŞASIN
TARIM KESK,
ORKAM-SEN
KESK SEN…
YAŞASINYAŞASIN
TARIM ORKAM
TARIM ORKAM-SEN (Tarım Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası)
ADINA SAHİBİ: Hamit KURT (Genel Başkan), Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: İbrahim SAYGILI (Genel
Eğitim Basın-Yayın ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri),
Yazışma Adresi: Adakale Sokak Ada Apt. No: 8/13 Yenişehir/ANKARA Telefon: (03123) 430 58 11-12
Faks: (0312) 430 15 63 Web: www.tarimorkamsen.org E-posta: [email protected]
Sayfa Düzeni: Umut Ajans Tel: 0312 434 41 37 Baskı: Sincan Matbaası, Baskı Tarihi: 21 Kasm 2014
Download

targel projesi ömrünün sonuna gelmiştir… - Tarım Orkam-Sen