2013 / 2014 ‐ SAYI: 24
Haftanın Bazı Başlıkları
 Dikkat Eksikliği/Aşırı Hareketlilik (Hiperaktivite) Bozukluğu  Harvard Model Congress Europe 2014  18 Mart Çanakkale Zaferi Ve Şehitleri Anma Günü  Sınıflar Okuma Bayramı  Afet durumunda ne yapılmalıdır?  TÜBİTAK Bölge 2. liği  Satrançta Başarı
 1. Sınıflar Resim Sergisi TÜBİTAK Bölge 2. liği
TED BURSA KOLEJİ VELİ BÜLTENİ 2013/2014 ‐ SAYI: 24 Dikkat Eksikliği/Aşırı Hareketlilik (Hiperaktivite) Bozukluğu Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocukluk çağında başlayan, etkisi tüm bir yaşama yayılabilen, süreğen bir nöropsikiyatrik bozukluktur (Türkiye Psikiyatri Derneği). DEHB’in Üç Temel Belirtisi Dikkat Eksikliği: 








Belirli bir işe ya da oyuna dikkat vermekte zorlanma Dikkatin kolayca dağılması Dikkatsizlikten kaynaklanan hatalar yapma Başlanan işin yarım bırakılması Kendisiyle konuşulurken, dinlemiyormuş gibi görünme Görev ve etkinlikleri düzenlemekte zorlanma Ev ödevi, ders içi etkinlikleri gibi yoğun zihinsel çaba gerektiren işleri yapmaktan kaçınma Etkinlikler için gereken eşyaları kaybetme Günlük etkinliklerde unutkanlık Aşırı Hareketlilik: 




Oturduğu yerde kıpırdanma, ellerin ayakların oynatılması Belirli bir süre bir yerde oturamama, sürekli hareket etme Gereksiz yere sağ sola koşturma, eşyalara tırmanma Sakin bir biçimde oyun oynayamama ya da başka bir işle uğraşma Çok konuşma İmpulsivite/Dürtüsellik: 



Sorulan soru tamamlanmadan yanıt verme Sırasını beklemekte güçlük çekme Başkalarının sözünü kesme ya da oyunlarında araya girme Sonucunu düşünmeden koşma, itme, çekme Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun Türleri Dikkat eksikliğinin önde geldiği tip: Dikkat eksikliği belirtileri ön plandadır. Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ya yoktur ya da kayda değer şiddette değildir. Aşırı hareketliliğin ve dürtüselliğin önde geldiği tip: Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirgin olarak vardır. Dikkat eksikliği belirtileri vardır, ancak önemsenecek şiddette değildir. Birleşik tip: Hem dikkat eksikliği, hem de aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri tanı alacak kadar şiddetlidir. En sık görülen tip birleşik tiptir. 2
TED BURSA KOLEJİ VELİ BÜLTENİ 2013/2014 ‐ SAYI: 24 DEHB Yaygınlığı Yaygınlık oranı okul çağı çocukları arasında %5‐%8 oranlarındadır (APA, 2000). Nedenleri Kesin olarak bir neden ortaya konulmasa da nörolojik ve genetik yatkınlığa atıfta bulunulmaktadır (Austin & Sciarra, 2012). Yapılan çalışmalar psikososyal etmenler temel bir rol üstlenmekten çok hazırlayıcı ve kolaylaştırıcı bir role sahip olduğunu ortaya koymuştur (Ozaner, 2011). Tedavi DEHB’in tedavisinde tedavisinde psikososyal ve psikofarmakolojik yöntemler uygulanır (Austin & Sciarra, 2012). Psikofarmakolojik yöntemler Psikososyal yöntemler  Aile odaklı yöntemler; ailenin DEHB sürecini yönetmesini kolaylaştırıcı yöntemlerdir.  Çocuk odaklı yöntemler; çocuk ve ergenlere sosyal, akademik ve problem çözme becerilerinin öğretildiği yöntemlerdir.  Okul odaklı yöntemler; öğretmenlere sınıf içi tekniklerin öğretilmesiyle DEHB öğrenci ile başa çıkma becerilerinin arrtması amaçlanır (CHADD). DEHB’li çocuğa anne babanın yaklaşımı nasıl olmalıdır? Konu ile ilgili olarak Öztürk (2014) anne babaların yaklaşımlarındaki düzenlemelere dikkat çekerek, önerilerini sunmaktadır; 1. Çocuğunuzda DEHB olduğunu kabul edin. Çocuğunuzun diğer çocuklara oranla bazı zorlukları olduğunu bilmelisiniz. Gerçeği gizlemeye çalışmak ve sorunları konuşmaktan kaçmak, çocuğunuzda sadece ‘ondan rahatsız olduğunuz' ve ‘memnun olmadığınız' fikrini doğurur. Sorunun en erken dönemde bilinmesi ve kabul edilmesi onunla etkili ve faydalı mücadele edilmesini sağlayacaktır. 2. Evde bazı alışkanlıklar ile kural ve takvime bağlanan işler oluşturun. Çocuğun yaş ve gelişim düzeyine göre bazı günlük aktivite ve işlerin alışkanlık haline gelmesini sağlayın. Bu işlerin kurallarını ve yapılacağı saatleri belirleyin. Kural ve zamandan taviz vermemeye çalışın. Evde uyulması gereken bu kurallara sizin gibi çocuğa bakan bakıcının ve diğer aile bireylerinin de uyması gerekir. Bu yaklaşım yaşamın bütün alanlarında kuralların hâkim olduğu hoşgörüsüz ve tavizsiz bir ortam oluşturmak ve her faaliyeti takvime bağlamak olarak anlaşılmamalıdır. Böyle bir ortam yaşamı çekilmez hale sokar ve zaten kurallara uyma ve alışkanlık kazanma konusunda zorluk yaşayan çocuğu tamamen karşı gelmeye ve uyumsuzluğa itebilir. Ev içindeki kurallarınız zaman içinde çocuğun yaşı büyüdükçe ve ihtiyaçları değiştikçe değiştirilmelidir. İlkokul dönemi ve sonrasında evde oluşturmaya çalıştığınız kural ve alışkanlıklar konusunda çocuğunuz ile konuşun ve tartışın. Karar alma aşamasında onun da katkılarını isteyin. Birlikte aldığınız bir karara çocuğunuzun uyması daha kolay olacaktır. DEHB'li bir çocuğa koyacağınız kurallar temel ve olmazsa olmaz nitelikte olmalıdır. Bu nedenle fazla sayıda ve detaylara inen kurallar koymayın. Çocukların bir kısmı tartışma yaratmayı sever ve sizi sürekli bu polemiğin içine sokmaya çalışırlar. Böylece sizi asıl konudan uzaklaştırıp kendi mesajlarını vermek ve amaçlarına ulaşmak isterler. Buna asla izin vermeyin. Doğru bildiğiniz konularda az ve öz konuşun. Tartışmaya girmeyin. 3. Çocuğunuza yaşam boyu onu seveceğiniz ve ona bağlı olduğunuz düşüncesini verin. Anne baba olmanın en hassas ve can alıcı noktalarından biri de çocuğa onu daima seveceğinizi ve bağlı olduğunuzu hissettirmenizdir. Çocuğunuz hoşlanmadığınız bir şeyler yapsa da onu kayıtsız şartsız sevdiğinizi düşünmelidir. Çocuğa sadece uyumlu davrandığında sevgisini belli eden ve onu ödüllendiren anne babalar mutlak 3
TED BURSA KOLEJİ VELİ BÜLTENİ 2013/2014 ‐ SAYI: 24 sevgi anlayışından uzaktırlar. Sevgilerini şarta bağlamaları ve çocuğa bu mesajı vermeleri ilişkiyi zedeler ve telafisi mümkün olmayan yaralar açar. 4. Çocuğunuza zaman ayırın ve onunla birlikte olmaya çalışın. Çocuğa vereceğiniz en değerli ve önemli hediye onunla birlikte olduğunuz ve istediği eylemleri beraberce yaptığınız zaman dilimleridir. Çocuğunuzla her gün bir müddet tüm işinizi bırakıp, tamamen onu hedef alarak ilgilenmelisiniz. Her çocuk için aranan ve istenen bu tablo özellikle DEHB'i olan çocuklar için daha çok önem kazanır. Özgüvenleri az, çevresi tarafından sevilmediği ve istenmediği duygusu yaşayan çocuklar daha fazlaca ilgi beklerler. Önemli olan çocukla geçireceğiniz sürenin uzunluğu değil, ilişkinin kalitesidir. İlişki kısa süreli olsa dahi vakit dolu dolu geçiyor ve çocuk bundan zevk ve haz alıyorsa hedefe ulaşılmış demektir. Yoksa akşama kadar anne‐baba ile beraber olan ancak kendisine bir dakika dahi olsa özel vakit ayrılmayan çocuklar bu ilişkiden gerekli ve yeterli doyumu alamazlar. Çocukla geçireceğiniz bu zaman dilimi içinde onun seçtiği faaliyetleri tercih edin. Çocukların anne babaları ile oynamayı ne kadar sevdiklerini bilirsiniz. Çocuğunuzla birlikte geçireceğiniz zamanlarda yapabileceğiniz ortak faaliyetler şöyle sıralanabilir. • Sizin aktif katılımınızla birlikte oyun oynama, • Birlikte dışarıya çıkmak, tiyatro, sinema, oyun bahçesi vb. yerlere gitmek, • Hikâye ve masal kitabı okumak, • Sohbet etmek, konuşarak paylaşmak, Çocuğunuzla ilgilendiğiniz bu kısacık süre içinde başka şeylerle ilgilenmeyin. Örneğin, televizyon seyreder ya da gazete okurken çocuğunuzla oynayamazsınız. Bunu yapmaya çalışmanız hem sizi hem de çocuğunuzu rahatsız eder. Çocuk yalnız onunla ilgilendiğinizi ve yalnız ona zaman ayırdığınızı düşünmelidir. 5. Diğer zamanlar da önemlidir. Çocuğunuz ile aktif olarak ilgilendiğiniz sürenin yanında diğer zamanlarda nasıl tavır takındığınız da önemlidir. Çocuklar anne babalarından kendilerine vakit ayrılmasını talep ettiklerinde genellikle “şu an değil, çok meşgulüm, belki daha sonra “ gibi cevaplar alırlar. Bu “daha sonra” ise bir türlü gelmez. Siz gerçekten o an meşgul olabilir ya da tüm gün yorgunluktan sonra gazetenizi okumak üzere henüz oturmuş olabilirsiniz. Ancak çocuk için sizin yaptığınız iş önemli değildir. O, sizin verdiğiniz cevaptan “anne babam benim isteklerim gelince çok meşgul olduğunu söylüyor, acaba benden daha önemli olan bu şey nedir” sorusunu çıkarır. Bu nedenle sadece çocukla yoğun ilgilendiğimiz dönemler değil, diğer zamanlar da önem kazanır. Çocuğun isteklerine cevap vermek demek, onun her isteğini yerine getirmek anlamına gelmez. İsteği dinlemeniz ve makul nedenlerini anlatarak geri çevirmeniz, baştan savma ve dinlemeden reddetmeye göre oldukça yararlı ve ilişkiyi zedelemeyen bir tutumdur. 6. Çocuğunuzla konuşurken ve onu dinlerken göz göze gelmeye çalışın. Gerekirse göz göze gelebilmek için onunla konuşurken çömelin. Özellikle dikkat sorunu olan çocuklar konuşurken göz göze gelmekten kaçabilirler. Çocuğunuz konuşurken size doğru dönmesini ve gözünüze bakmasını hatırlatabilirsin. Ancak ısrarcı olmayın. Siz onunla, göz göze bakarak konuşursanız bir müddet sonra o da size bakarak konuşacaktır. Böyle konuşmanız verdiğiniz mesajın daha iyi algılanmasını sağlar. 7. Çocuğunuza yumuşak bir şekilde ve saygılı davranın. Bağırıp çağırma, alay etme, devamlı söylenip başının etini yeme ve iğnelemeler çocuğun kendini değersiz hissetmesini sağlayarak davranış sorunlarını arttırmaktan başka işe yaramaz. Kendisi ile alay edilen, sürekli nasihatte bulunulan ve tartışılan çocukta farklı tutumlar gelişebilir. Eğer çocuğunuz tartışmayı uzatıyor ve tartışmakta ısrar ediyorsa, oradan uzaklaşmanız en yararlı davranış olabilir, ancak bu tutumunuzla çocuğun söylediklerini kabullendiğiniz mesajını vermemeye dikkat edin. Siz çocukla tartışmaya ve sürtüşmeye girmeyin. Eğer haklı olduğunuzu düşünüyorsanız onun sözlerini kabul etmediğinizi ifade edin. Kazanılması gereken bir savaş 4
TED BURSA KOLEJİ VELİ BÜLTENİ 2013/2014 ‐ SAYI: 24 içinde değilsiniz. Sürtüşmeyi azaltacak geri adımı atabilmeyi ve havanın yumuşamasını sağlamayı becermelisiniz. 8. Sabırlı olun. DEHB'li bir çocuğunuz var ise çocuğunuzun kendini kontrol edebilme yetisinin az olduğunu kabul etmelisiniz. Çocuğunuzun kasten ve sadece sizi sinirlendirmek için bazı davranışlar sergilemediğine inanın. Sabırlı davranmanın çocuğunuza vereceğiniz en güzel hediye olduğunu bilin. Aslında anne babanın sabırlı davranmak dışında başka bir şansı da yoktur. 9. Çocuğunuza onu sevdiğinizi gösterin. Başını sıvazlamanız, omzuna elinizi atmanız, ellerini tutmanız, kucaklamanız ya da bir öpücük kondurmanız, çocuğa onu sevdiğiniz mesajını vermenizi sağlayan önemli tavırlardır. Sevgi ihtiyacı yeterince doyurulmamış her çocuk kendini boşlukta hisseder, özgüveni gelişmez. Çocuğa onu sevdiğinizi göstermenin tek yolu onu öpmeniz ve kucağınıza almanız değildir. Güzel bir söz, yerine göre hafif bir gülümseme yeterli olabilir. Sevginin açığa vuruluş biçimi aşırılıktan ve abartıdan uzak olmalıdır. Anne babanın çocuğuna vereceği sevginin koşulsuz olması gerekir. Sevgiyi şarta bağlamak yani şunu yaparsan seni seveceğim ya da sevmeyeceğim gibi sözlerle sevgiye sınırlar koymak doğru değildir. 10. Çocuğunuzun olumlu bir davranışını ve başarısını gördüğünüzde onun hoşuna gidecek övücü sözler söyleyin. Genellikle DEHB'li çocuklar aileleri tarafından sürekli eleştirilir ve yargılanırlar. Oysa onların beğenilmeye ve övgüye daha fazla ihtiyaçları vardır. Oysa özgüvenleri az bu çocukların desteğe ihtiyacı vardır. Güzelliklerin desteklenmesi, ancak onların beğenildiğinin övgüyle ifade edilmesiyle olur. 11. Duygularınızı çocuğunuzla paylaşın. Çocuğunuzla konuşurken yaşadığı zorlukları anladığınızı ve zaman zaman benzer zorlukları sizin de yaşayabildiğinizi, örneğin, bazen dikkatinizi toplamakta güçlük çektiğinizi anlatmalısınız. Böylece onunla aynı duyguları bazen sizin de yaşadığınızı düşünmesini sağlayabilirsiniz. 12. Çocuğunuzun mükemmel olmasını beklemeyin ve ondan mükemmel olmasını istemeyin. Çocuğunuzun, erişkinler dâhil herkesin hata yapabileceğini bilmesini sağlayın. Ondan kusursuz olmasını beklemeyin. Yaptığı ufak hataları büyütmeyin. Bazı zamanlar hataları görmemezlikten gelmeyi başarın. 13. Çocuğunuza güvenin ve ona güvendiğinizi belli edin Çocuğunuza inanıp güvenmelisiniz ki o da kendine inansın ve güvensin. Ona sürekli yanlışlar yapan biri gibi muamele etmeyin. Onun hata ve yanlış yapmasını bekleyen bir tutum içine girmeyin. Böyle yaklaşımlar çocuğunuzda var olan özgüven azlığını daha da pekiştirecek ve olumlu davranışların ortaya çıkışını engelleyecektir. Çocuğun her an suç işleyecek potansiyel bir suçlu gibi görülmesi, onu suça teşvik edici büyük faktörlerden biridir. 14. Çocuğunuzda var olan olumlu özellik ve kabiliyetlerin ortaya çıkışını teşvik edin. Her çocuğun kendine özgü kabiliyet ve becerileri olduğunu unutmayın. Dışarıdan baktığınızda çok ağır davranış sorunları olan çocukların dahi isterseniz güzel özelliklerini bulup ortaya çıkarabilirsiniz. Ancak anne ve babalar çocukla yaşadıkları sorunlar ve çocuğun olumsuz davranışlarının sürekli gündemde olması nedeniyle çocuktaki güzellikleri keşfedemeyebilirler. Davranışları nedeniyle sürekli eleştirilen, aşağılanan çocukların kendilerinde var olan güzel davranışları ortaya çıkarmalarını bekleyemezsiniz. 15.Çocuğunuza hoş olmayan isimlerle hitap etmeyin. 5
TED BURSA KOLEJİ VELİ BÜLTENİ 2013/2014 ‐ SAYI: 24 Kendisine sürekli aptal, tembel, yaramaz, inatçı, beceriksiz gibi isimler takılan çocuğun zamanla böyle birisi olduğunu kabullendiğini görürsünüz. Bu aşamadan sonra çocuktan davranışlarını değiştirmek için çaba sarf etmesini bekleyemezsiniz. Çocuğun onurunu zedeleyici bu tür isimlendirmelerin çocuğun duygu dünyasında derin yaralar açması kaçınılmazdır. 16. Çocuğunuzla savaşmayın. Anne‐baba olarak sizlerin amacı, çocuğunuzdaki davranış sorunlarını en aza indirmeye çalışmak olmalıdır. Bunu yaparken kendinizi bir savaş alanında gibi hissetmemelisiniz. Çocuğunuzla mücadele halinde olmak ve ortada kazanılması gereken bir savaş varmış gibi davranmak çocuğa yaklaşımınızdaki en büyük hata olacaktır. Kendi doğrularınızda tavizsiz bir biçimde ısrarcı olmanız ve bunu adeta bir onur meselesi haline getirmeniz, sorunun çözümsüz hale gelmesine neden olur. 17‐Çocuğunuzun mutlaka bir spor etkinliğine devam etmesini sağlayın. DEHB'i olan çocukların enerjilerini sağlıklı olarak boşaltabilmeleri ve kurallı bir ortamda disipline olmaları ancak spor ile sağlanabilir. Çoğu DEHB'li çocuk sporu sever ve spor yapmaktan zevk alır. Ancak kurallı işleri sevmediklerinden ve çabuk sıkıldıklarından bir süre sonra spor etkinliğine gitmek istemez ve yarıda bırakırlar. Buna izin verilmemelidir. Başladığı bir spora hiç olmazsa belli bir süre devam etmesi sağlanmalıdır. 18. Çocuğun ders çalışma ortamını tasarlamasına yardımcı olun. Masasında ve göz önünde dikkatini dağıtacak oyuncak, poster gibi şeyleri kaldırın. Ev ortamının ders çalışma sırasında sessiz olmasına dikkat edin. Oyun süresinde de kullanacağı alanı kendisinin belirlemesine yardımcı olarak, ilkokula hazırlık yapabilirsiniz. 19.Evdeki sorumlulukları ile ilgili olarak (odasını toplama, giysilerini düzenleme, ellerini yıkama, dişlerini fırçalama gibi) onu sık sık uyarın. Ancak uyarılarınız tehditkar, aşağılayan, hakaret içeren ve nefret doğuran nitelikte olmamalıdır. 20. Görece basit konularda çocuğunuzla tartışmaya girmeyin. Olumsuz davranışlarını en önemliden en önemsize doğru sıralayın. Önemli olanlarına öncelik verin ve onları düzeltmek için çaba sarf edin. Olumlu davranışların ödüllendirilmesi amacına yönelik puan sistemi uygulayabilirsiniz. Böylece bazı davranışların alışkanlık haline gelmesine katkı sağlamış olursunuz. 21. DEHB'li çocuğunuza diğer çocuklara göre daha az “hayır” kelimesini kullanın. Ancak istekleri konusunda abartılı şekilde verici olmayın. “Hayır” dediğinizde ise geri adım atmamaya çalışın. Çocuğun anne babanın ona “hayır” dediğinde bunun değiştirmeyeceğini bilmesi gerekir. 22. Anne baba olarak çocuğunuza ortak mesajlar verin. Annenin hayır dediğine baba “evet” der ya da tam tersi olursa çocuklar bu durumu kendi lehine kullanmak için her türlü davranışı sergileyebilir. Kaynakça APA. (2000). Diagnostic and statiscal manual of mental disorders:DSM IV. Washington, D.C.: American Psychiatric Association. Austin, V., & Sciarra, D. (2012). Çocuk ve Ergenlerde Duygusal ve Davranışsal Bozukluklar. Ankara: Nobel Yayıncılık. CHADD. (tarih yok). Children and Adults with Attention‐Deficit / Hypreactivity Disorder. 02 27, 2014 tarihinde http://www.chadd.org: http://www.chadd.org/Portals/0/AM/Images/Understading/ParentGuide_English.pdf adresinden alındı Öztürk, O. (2004). Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. Ankara : Nobel Tıp Kitapevi. Weis M, Weis G. Attention deficit hyperactivity disorder. In: Lewis M (ed). Child and Adolescent Pschiatry. 3rd edition. Philadelphia: Lippincott Williams&Wilkins; 2002. 645‐70. Türkiye Psikiyatri Derneği. (tarih yok). Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu. 02 27, 2014 tarihinde Türkiye Psikiyatri Derneği: http://www.psikiyatri.org.tr/pagepublic.aspx?menu=44 adresinden alındı www.mucahitozturk.com 6
TED BURSA KOLEJİ VELİ BÜLTENİ 2013/2014 ‐ SAYI: 24 Harvard Model Congress Europe 2014 Lisemizin 10. Sınıf öğrencilerinden Serenay Sünnetçi Harvard University’nin her yıl 1 kişiye kazandırdığı Harvard Model Congress bursunu kazanmış ve bu burs ile Madrid’te gerçekleşen Harvard Model Congress Europe 2014 konferansına katılarak konferans başarısını kanıtlamıştır. Öğrencimizi bu başarısından dolayı tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz. 18 Mart Çanakkale Zaferi Ve Şehitleri Anma Günü 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 99. Yıldönümü ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla TED Bursa Koleji Dilek Özcan Oditoryumu’nda şehitlerimiz için bir anma programı düzenlendi. 7
TED BURSA KOLEJİ VELİ BÜLTENİ 2013/2014 ‐ SAYI: 24 Çanakkale’de efsaneler yaratmış Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman Türk askerlerinin manevi huzurunda saygı duruşunda bulunulması ve ardından İstiklal Marşı’mızın okunmasıyla başlayan program Lise Müdürümüz Sami Sarıoğlu’nun konuşmasıyla devam etti. Çanakkale Zaferi’nin tarihteki yerinden ve öneminden söz eden Müdürümüz, tarihi bilmenin önemini vurgulayarak, gençlerin ülkelerine sahip çıkmaları gerektiğini ifade etti. Milli bilincin törenlerle sınırlı kalmaması gerektiğine vurgu yaparak hayatın her aşamasında bu bilinçle hareket edilmesinin önemini belirtti. Gençlerin kendileri için yapılan fedakarlıkların farkında olarak tarihimizden ders çıkarmaları ve çok çalışmaları gerektiğinin altını çizdi. İlköğretim ve lise öğrencilerimizin İstiklal Marşı’mızın tamamını coşkuyla okumalarının ardından programa Çanakkale Zaferi’nin tarihteki önemini anlatan sunumla devam edildi. Lise öğrencilerimizden Utku Kurtpınar ‘ın dramatize ederek seslendirdiği ‘’Mehmet Toprak Oldu’’ şiiri büyük beğeni topladı. Bu performansın ardından izleyenlere duygulu anlar yaşatan “Çanakkale” belgeseli ile program sona erdi. 1. Sınıflar Okuma Bayramı Merhaba TED ailesi merhaba!
Ata’mızdan selam getirdik sizlere
Bugünün küçükleriyiz
Ama yarın büyüyeceğiz.
TED Bursa’da yanıyor senin meşalen
Coşkuyla inançla sönmeyecek bu ateş
Yarının geleceğiyiz bizler
Haykırdık hep birlikte
Atam izindeyiz diye!
Sahne Sizin Okulumuz 1. Sınıf öğrencileri hafta sonu sahnede olmanın heyecanını yaşadılar. Okumanın yazmanın sevincini, ailelerine sundukları gösteri ile paylaştılar. Öğrencilerimiz, Dilek Özcan Oditoryumu’nda şiirlerle, şarkılarla, yabancı dil ve dans performanslarıyla, drama gösterileriyle sahne aldılar. Gösterilerini başarı ile sunmanın haklı gururunu yaşadılar. 8
TED BURSA KOLEJİ VELİ BÜLTENİ 2013/2014 ‐ SAYI: 24 Afet durumunda ne yapılmalıdır? 20.03.2014 Perşembe günü okulumuzda İl Afet Müdürlüğü desteği ile "Afet durumunda ne yapılmalıdır?" Konulu eğitim verilmiş, bina boşaltma tatbikatı yapılmıştır. TÜBİTAK Bölge 2. liği 2014 TÜBİTAK 45. Öğrenci Proje Araştırması Eskişehir Bölge Yarışması’nda Okulumuz öğrencilerinden Göktürk Vercan ve Bengi Dönmez, Tarih dalında “Şem’den Edison Ampulüne Uzanan Süreçte Kararan Gölge Oyunu: Hacivat ve Karagöz’ün Dünü ve Yarını“ konulu projeleriyle 2. lik ödülüne layık görülmüşlerdir. Öğrencilerimizi kutlar başarılarının devamını dileriz. 9
TED BURSA KOLEJİ VELİ BÜLTENİ 2013/2014 ‐ SAYI: 24 Her Satranç Turnuvasından kupa alarak dönmek alışkanlığımız oldu. 15‐16 Mart tarihlerinde Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen turnuvada 9 Yaş kızlar kategorisinde öğrencimiz Evrağ Güner 9 Yaş Kızlar 2.si olmuştur. Yine aynı turnuvada 10 Yaş kızlarda da öğrencimiz Nazlı Doğa Kat 4. lük alıp 3.lüğü averaj puanıyla kaybetmiştir. Öğrencilerimizi tebrik eder başarılarının devamını dileriz. 1. Sınıflar Resim Sergisi 1.sınıfların yıl boyunca Görsel Sanatlar ve Düşle Yap dersinde yaptıkları çalışmaları sergilenmiştir. 10
Download

TÜBİTAK Bölge 2. liği