YÜREKLERDE YANGIN VAR…
YAZAN: DENİZ ÖZYAVUZ
O günde Normal bir Türkiye günüydü. O gün çalışanlar işlerinde, kimileri baharın getirdiği
güzelliklerle, sokaklarda, parklarda, kimileride evlerinde: işte sıradan bir gün. Bende her Salı
olduğu gibi, reabilitasyonda dersten çıktım, servisle eve gelmekteyim, hava sıcak güzel
günlerden biri, 4 sularında evime geldim. Az sonrada interneti açtım, aman tanrım ülkem de
her gün, yaşadığımız ölüm sakatlanma, acısı zaten yürekleri burkar, üzüntülere salardı
gönülleri. Ama şu an benim okuduklarım çok büyük bir felaketti, inanamıyor, ya da inanmak
istemiyordum. 13 Mayıs Salı: bu acıyı, bu felaketi yazmak, dile getirmek için sözcükler
yeterli değil. Ne yazık ki ülke olarak, acıya, gözyaşına alıştırılmış olacağız ki, üzerinden
henüz bir ay geçmesine rağmen, ne insanlar konuşuyor, nede artık internette söz ediliyor…
Hani derler ya ateş düştüğü yeri yakar diye, gerçekten bu böyle, artık o günün acısı, sadece
olayı yaşayan yüreklerde kaldı. Nasıl olurda bu koyu duyarsızlık yüreklerimizi sarmış. 13
Mayıs Salı saat 15’ 15 de somada ki yangın, tüm Türkiye’yi yakmıştı. Hemen hemen herkesin
gerçekten, içinde bir yangın vardı. Ya somadaki o insanlar, analar, babalar, kardeşler, bacılar,
çocuklar, dedeler, nineler her biri tutuşmuş yanıyordu. İnsanlar maden ocağının etrafına
doluşmuş, yardım ekiplerinin çıkartacağı, yakınlarını bekliyorlar, gözyaşları sel olmuş,
çığlıklar, ağıtlar yürekleri dağlıyor. Yardım ekipleri yanmış, nefes alamayıp ölmüş insanları
çıkartıyor, ülke tek yürek olmuş somada. Ancak felaketi yaşamış, yoğun acıyı yüreğinde
duyan, somada olduğu gibi, canlarını kaybeden, yürekler gerçekten hissedebilirler. Şimdi de
biraz bu olayın, asıl suçlularından söz edelim. Onlar ne yaptılar, somadaki o yanan yürekler
için? Sadece baş sağlığı dilemek, yapıldı ise maddi yardım… o insanların acılarına, hiç
destek, oldular mı acaba? Bu bizim ülkemizde ilk olan bir maden patlaması değil ki, defalarca
yaşanmış, fakat hiçbir şekilde önlemi alınmamış,
Evet, son resmi açıklamalara göre ki bunun doğru olmadığı söyleniyor, 301 insanımızın
kaybıyla sonuçlanan bir maden kazası. Bu acı, bu yürek yangısı anlatılamaz. Ya o genç
arkadaşın, sedyenin örtüsü kirlenmesin diye, çizmelerimi çıkartayımda kirlenmesin, diye
acıyla kıvranırken bunları düşünebilmesi, orada onlarla bir olup, gerçekten o acıyla, yoğrula,
yoğrula yanlarında olmak isterdim.
Aslında bu gün, bunları yazarken, ellerim titriyor ve içimde o kadar büyük bir acı duyuyorum
ki… Neden diyeceksiniz. Neden mi? Çünkü bu gün babasız kalan, onlarca çocuğun,
kutlayamadığı babalar günü. Bu acıyı bilen, yani babasızlığın ne demek olduğunu,
onsuzluğun, onsuz büyümenin ne demek olduğunu anlayan biri olarak ve o acıyı kalbinin en
derinlerinde taşıyan, duyan biri olarak, şu an o birilerinin, tedbirsizlikleri, cepleri dolu, ama
içleri bomboş olan, bu dünyayı zevk içinde yaşayan o zavallıların yüzünden bu gün babasız
kalan o çocukların yalnızlıklarını, baba sözcüğünü, bir ömür söylemenin olanaksızlığını
yaşayan ve onlara ne söyleyeceklerini, nasıl anlatacağını, bilemeyen anaların acısını çok iyi
anlıyor ve onların hepsine, sabır, dayanma gücü diliyorum.
Sevgili
dostlar,
hepimiz
radyolardan
dinledik,
gazetelerden
okuduk,
internetten,
televizyonlardan, videolardan, izledik. Evet, birkaç gün, yazıldı çizildi, konuşuldu, ama ne
oldu işte her- zamanki gibi, yine bizlerin balık zekâlarımız, unuttu bu felaketi, tabiî ki
unutmayan, duyarlı insanlarımızda vardır, benim gibi hala yüreğinde sönmemiş bir ateşle
oradaki insanların, yanında olduğunu hissedenler, eğer ki gerçekten, onların yangınlarını
içinizde hissedebiliyorsanız, somaya gitme imkânınızda var ise, o acılı, yüzlere, ağlayan
gözlere, gidenlerin bir daha dönmeyeceği o evlere, bir damlada olsa, mutluluk
getirebileceğinize, babasız kalan çocukları sevindirebileceğinize, acıdan- donmuş yüzlere,
küçücük bir tebessüm getirebileceğinize, dertlerine azıcıkta olsun, derman- olabileceğinize
inanıyorsanız, lütfen onları ziyaret edin. Benim de bildiğim kadar, sizlerde bilirsiniz, bizim
Türkiye insanımız, merhametli, paylaşımcıdır. Bizler yürekleri sevgi dolu ve Anadolu’nun
oluşumundan bu güne kadar, çok büyük felaketler, acılar yaşamışızdır, bu nedenledir ki,
ateşin her düştüğü, acının her yoğun- olduğu yeri bilir, elimizden ne gelirse yaparız ve bir
şekilde yardımlarımızı ulaştırır, desteğimizi veririz.
Sevgili arkadaşlar Daha o kadar çok şey var ki soma için, söylenebilecek fakat yukarıda da
yazdığım gibi, ama bu yoğun, dinmeyen acıyı anlatacak sözcük bulamıyorum, inanın
sözcükler tam burada, anlamlarını yitiriyor ve ben hissettiklerimi yazıya bile dökemiyorum.
Burada yazıma son verirken, dünyamızın hiçbir yerinde, böyle felaketler, yaşanmaması
dileğiyle, yurdumun temiz, insanlarına da felaketsiz, acısız günler, somadaki yanan yüreklere
de sabır diliyorum.
Download

YÜREKLERDE YANGIN VAR… YAZAN: DENİZ ÖZYAVUZ O günde