MERCEK ALTINDA
AZUREE 46
Rüya gibi
HAYATTA BAZI IŞLER GERÇEKTEN DE ÇEKILMIYOR(!). YAZ ZAMANI BIR CUMARTESI
AKŞAMÜSTÜ EVINDEN KALKIP 40 DAKIKA YOL GIDECEKSIN, ÇEŞME MARINA’DA BAĞLI,
EKIBI VE DONANIMIYLA SEYRE HAZIR YEPYENI BIR TEKNEYE BINECEKSIN… ÜSTÜNE BIR DE
28 KNOT RÜZGÂR OLACAK. HANI GERÇEKTEN DE ZOR IŞLER!.. DAHA DA BITMEDI: TEKNEYE
YAKLAŞIYORSUN GÜLERYÜZLÜ IKI GENÇ YELKENCI LAFI HIÇ EVELEYIP GEVELEMEDEN
“HAYDI HEMEN ÇIKALIM” DIYOR. TAM PALAMAR ALIRKEN ÜSTÜNE BIR DE TEKNENIN PROJE
MÜDÜRÜ YETIŞIP ARAMIZA KATILINCA HER ŞEY TAM OLUYOR. GÖZ AÇIP KAPAYANA KADAR
MARINANIN DIŞINDAYIZ VE DAHA ILK TEMIZ RÜZGÂR YÜZÜMÜZE VURDUĞU ANDA TAM
ARMA YELKENLER BASILMIŞ VE DÜMEN BANA TESLIM EDILMIŞ DURUMDA...
YAZI: SERKAN ÖZIZMIR
Filmin hemen sonraki karesinde
önümdeki gösterge 9,5 knot diyor!
Birazdan 2,5 yaşındaki oğlum “Bapppa”
diye bağıracak ve sabahın beş
buçuğunda bu tatlı rüyadan uyanacağım
herhalde! Ama öyle olmuyor, nutkum
hafifçe tutulmuş olacak ki, hemen
arkamda duran Yeliz Semerci (yukarıda
bahsettiğim iki yelkenciden biri: Europe
ve laser eski sporcusu. Ekibin satış
sorumlusu, güleryüzü...) “Nasıl Serkan
Bey?” diye beni şöyle bir kendime
getiriyor. Çoktan cenovanın tüylerine ve
ardında flu görünen Sakız Boğazı’na dalıp
gitmişim... Hava sağanaklarda 30’ları
zorluyor, 26’nın altına düşmüyor; kibarca
“Ana yelkenle cenovayı vinçleyin, arabayı
da yukarı alın” falan demek istemiyorum
ama zaten ben orsaladıkça Deniz Giray
(kendisi de eski bir laser sporcusu ve
ekibin satış sonrası sorumlusu, yüksek
sesi ve neşesi...) otomatiğe bağlamış
trim veriyor! Zaten çıkar çıkmaz, bu
havada “Camadan vursak mı acaba?”
dememelerinden anlamalıydım ben
bu ekibin rengini! Ekibin diğer üyesi
İtalyan arkadaşımız da Deniz’e yardım
ediyor; Azuree 46’nın ilk konuşulduğu
günden bu yana projenin müdürlüğünü
yürüten Burak Gürses de benimle birlikte
göstergeleri takip ediyor. Manzara şöyle:
Rüzgâr 27 knot, gerçek açı 38˚, hız da
9,2 knot! Daha sonra iskele kontraya
döndüğümüzde orsa açısı 36’ya kadar
Serkan Özizmir
048 naviga
naviga 056
MERCEK ALTINDA
AZUREE 46
düşüyor ama hız 9’un altına inmiyor!
Teknenin yatma açısı 23-27˚’ler
arasında gidip geliyor ve yattıkça dümen
biraz rüzgârüstüne doğru çeksin diye
boşuna bekliyorum! Azuree 46’nın çift
palası bu havada ve hızda bile hâlâ tek
elle, adeta kendiliğinden gidiyor.
Eskiden olsa “Yabancılar yapmış bak,
bravo!” diyeceğimiz bir durumdayız ama
işin içindeki tek gayrı milli unsur, Azuree
46’nın tasarımcısı Rob Humphreys. Zira
teknenin üreticisi olan Sirena Marine,
2009 yılında başlangıçtaki İtalyan ortaklı
yapısını artık tamamen Türk sermayesine
çevirmiş durumda ve İtalyanlar ile
yalnızca partnerlik/iş ortaklığı ilişkilerini
sürdürüyor. Hatta o kadar ki, Azuree
050 naviga
46’nın iç tasarımı da Sirena Marine’e
ait. Bitmedi, mobilya, paslanmaz aksam
ve döşeme gibi malzemeler de Sirena
Marine’in kendi atölyelerinde üretiliyor!
33 ve 40 modelleriyle Ege-EAYK
filosunda zaten tanıdığımız Azuree’ye
bu sayede yakından baktıkça hakkında
birçok yeni ve ilginç şey öğreniyoruz...
Burada bir parantez açmak gerekirse,
aslında benim Azuree 40 ile şahsi
tanışıklığım daha çok EAYK’ın Sığacık
yarışlarının start hattına dayanıyor!
Lemon Sailing ekibinin Azuree 40’ı,
dümeninde KSK’li Murat kardeşimin
(geçen aylarda evlenen Murat’ı bu
vesileyle de tebrik edelim) azimli
bakışlarıyla benim 25 feet’lik Orsa’mın
üzerine doğru gelirken, ben giderek
yaklaşan bastona doğru bakıyorum
aşağıdan! Bir gözüm direğimin
tepesindeki sarı-kırmızı kurdelede...
Bindiğimiz Azuree 46’nın adı ‘Zuzu’
ve türünün dördüncü örneği. Büyük
kardeşlerinden ikisi çoktan dünyayı
gezmeye başlamış: Biri şu anda
Karayipler’de ve daha şimdiden
özgeçmişine Caribbean 600 yarışında
ikincilik, Antigua Sailing Week’te
birincilik gibi dereceler eklemiş! Diğer
kardeşlerden biri İngiltere’de, biri
Türkiye’deymiş. Zuzu ise Eylül 2013’te
suya inmiş; bizim denemeyi yaptığımız
günden bir hafta kadar önce, Deniz
Bey ve Yeliz Hanım’ın önderliğinde
İstanbul’dan İzmir’e -felaket bir
havada!- gelmişler. Buradan da Deniz
Bey, Zuzu’yu Atina üzerinden Cenova,
Cannes ve Antibes’e götürecekmiş (Onun
da ‘işi zor’ tabii!) Deniz Bey demişken
bu paragrafı da konu dışı bir hikayeyle
bitirerek işi gelenekselleştirelim: Seyrimiz
bitip de marinaya geri döndüğümüzde
uzun süre palamar botu bekledik
(Daha sonra onların da bizi pontonda
bekledikleri anlaşıldı). Trafikten ötürü
tekneyi çevirecek manevra sahası
bulunamayınca Deniz Giray, Zuzu’yla tüm
marinayı tornistanda geçti; geçmekle
kalmadı, ardından öyle bir kıçtankara
yanaşma manevrası yaptı ki, başta iskele
tarafımızdaki 60 feet’lik motoryatın
kaptanı ve gemicileri (ki bence onların
korkudan biraz akılları çıktı!), ardından
elimizde usturmaçalarla önlem almaya
giden Burak Bey ve ben, son olarak da
şovu en ön sıradan seyreden palamarcı
dostlarımız ağzımız bir karış açık kaldık!
Şaşkınlıktan uzun süre kimse bir şey
diyemedi, insan bir kere mi ön-arka
manevra yapmaz kardeşim?
‘Zor işin’ (!) en sevdiğimiz tarafına
dönersek, Azuree 46 bir ‘fast-cruiser’.
Zaten daha uzaktan bakarken sürat
için tasarlandığını hissettiriyor; yakına
girip Selden direk ve bumba, North
Sails yelkenler, Lewmar makaralar
ve vinçler, asimetrik balon için hazır
donanımı görünce iyice ikna oluyor insan.
Teknenin hatları da ok gibi atılmaya
hazır bir izlenim yaratıyor; her ne kadar
MERCEK ALTINDA
AZUREE 46
çeneli gövde daha çok laçka seyirlerine
olumlu etki eder diye düşünülse ve polar
diyagram da bunu doğrulasa dahi... Evet
dayanamayıp burada da verelim öyküyü:
Zuzu’nun İstanbul-İzmir seferinde,
Babakale açıklarında yenilen 38 knot
havada, ana yelken ve cenovayla 17,2
knot sürate ulaşılmış!) Azuree 46’nın
orsası da çok akışkan. Burak Bey’den
aldığımız bilgiye göre teknenin yatma
açısı 22-23˚’leri geçene kadar çeneli
gövdenin olumsuz bir hidrodinamik etkisi
olmuyormuş. 10,7 tonluk Zuzu’nun yatık
vaziyette dalgaları hissetmeden orsa
gidişi gerçekten görülmeye değer.
052 naviga
İç mekan
“Teknenin içine hiç mi girmedin be
adam?” sesleri duyar gibiyim... Girdim
efendim! Kanıtlayabilmek için fotoğraflar
da çektim ama daha tekneye ayak basar
basmaz makinamdaki 32 GB’lık SD
kartı denize uçurduğum için başka bir
makinayla çekmek zorunda kaldığım bu
fotoğraflar sizlere dergide ulaşabilecek
güzellikte çıkmadı! (Bizde Sirena
Marine’den temin ettik) Azuree 46’nın
iç bölümüne her şeyden önce yalınlık
hakim; alanın geniş kullanımı, hareket
rahatlığı ve her bölümün ayrı ayrı aydınlık
olması insana çok büyük bir ferahlık
hissi veriyor. Açık renk kaplamaların da
bu hisse çok olumlu etkisi sözkonusu.
Baş kamarada kapak içine yerleştirilen
geniş aynalı makyaj masası ve süratli bir
teknede umulmayacak tavan yüksekliği
şaşırtıcı. Başta taraftaki duş-tuvaletten
birinde istenildiği takdirde tuvalet ile
duş bölümleri şeffaf separasyon ile
ayrılabiliyor.
Teknede bulunan çift buzdolabından
yatay olanın elle rahatça yukarıya
çekilebilen bölmeleri, tek parmakla
katlanarak rahat bir koltuğa dönüşen
harita masası gibi çok yenilikçi ve
işlevsel özellikler barındırıyor Azuree
46’nın ‘iç dünyası’. Her noktada
kullanılan malzemelerin kalitesi kendini
hissettiriyor. Belki eleştirilebilecek tek
nokta, iç mekanların bazı noktalarının
biraz daha zarif olabileceği konusu.
Ancak işlevsellik ve kullanım kolaylığı
açısından çok başarılı bir yapıyla karşı
karşıyayız. 2500-3000 devir motorla
gidilirken dahi içerde ses duyurmayan
bir motor yalıtımı da önemli bir konfor
unsuru.
Azuree 46’nın yalnız iç mekanı değil,
kokpiti de ‘fast-cruiser’ dengesini çok
iyi optimize etmiş: Yarış için istenirse
çıkarılabilen dolaplar, istendiğinde gezi
için bir kapak şeklinde açılıp, boydan
boya yatılabilecek birer platforma
dönüşüyor! Serpinti körüğünün arkasında
çok geniş ve korunaklı bir oturma
alanı var; etek bölümü de çok konforlu
bir şekilde denize girilebilmesi için
tasarlanmış. Güverte kaplamalarının
rengi ve kalitesi de Azuree 46’yı çok zarif
gösteriyor. İç havuzluğun ortasındaki dev
ekranlı Raymarine chartplotter da daha
ilk bakışta kendini gösteren unsurlardan
biri. Çift dümen dolabının her ikisinin de
önündeki göstergeler ile, dümencinin
basamakları çok iyi ayarlanmış; hem
oturarak hem ayakta çok rahat bir seyir
olanağı sunuyor.
Azuree serisinin başarısının verdiği güç
ve ilhamla Sirena Marine, şimdilik 54 ve
84 feet tasarımlar içeren yeni ‘Euphoria’
markası üzerinde çalışıyor. Satışlarının
önemli bir kısmını ihracat yönünde
gerçekleştiren bu Türk markasını dünya
denizlerinde görmek ve başarılarını takip
etmekten gurur duyacağımıza emin
olarak bu ‘zor işi’ keyifle tamamlıyorum.
Teknik özellikleri
Tam boy: 13,99 metre
En: 4,25 metre
Su kapasitesi: 370 litre
Yakıt kapasite: 215 litre
Motor: 55 HP
www.sirenamarine.com.tr
Download

Rüya gibi