evrak-ı metruke
AHMET MURAT SÖYLEMEZ
BİR SAVAŞ HATIRASININ, BİR İNSANIN PEŞİNDE
Çanakkale’de kaybolan pusula
97 yıl sonra İngiltere’yi gösterdi
Ç
anakkale muharebeleri 20. yüzyılın
akışını, dünya siyasal
tarihini, ülkelerin
kaderini değiştirdi. Ama aynı
zamanda, başta bu topraklarda yaşayanlar olmak üzere,
dünyanın dört bir yanındaki
insanların da geleceğini belirledi. Şimdi o savaştan, bir
tarafta birbirinden kıymetli
kitaplar, fotoğraflar, belge ve
görüntülerin oluşturduğu büyük bir uluslararası literatür
var. Diğer tarafta hatıraların,
ailelerin, savaştan kalma eşyaların ve aktarılan hafızaların merkezinde “insan”.
Çanakkale denince, 97 yıl
önce yaşananları düşününce
ve öğrenince, aklımıza ilk
gelen kelime “fedakarlık”. Ve
bu fedakarlık mertebesinin
en yukarısında da Türk askeri
duruyor. Bugün ancak ifade
etmeye çalışacabileceğimiz,
ancak asla tam olarak anlayamayacağımız bir “ruh yüceliği” bu. Ardında yüzlerce,
binlerce, kimi yazılmış, çoğu
bilinmeyen insan hikayesi var.
22
Fotoğraf: Özer Özsarı
İngiliz Yüzbaşı P. D. Castle, Çanakkale
muharebelerine katıldı. Savaştan sağ çıktı ama
pusulasını kaybetti. Yıllar sonra bulunan
pusula, torunu Susan Mertens’a iade edildi.
Benim Çanakkale hikayem ise, henüz beş yaşındayken 1978 yazında başladı.
O gün, ailesiyle yarımadayı
ziyaret eden küçük çocuğun
eline Alçıtepe köyünde
tutuşturulan bir avuç üniforma düğmesi ve şarapnel
parçası, ruhumda bir daha
asla silinmeyecek bir iz bıraktı. Çanakkale bir daha
hayatımdan çıkmadı.
Muharebe alanlarında
bulunan her bir şarapnel
parçasında, her kurşunda,
her seramik parçasında
ayrı bir insan hikayesi olduğu gerçeği; bu büyüleyici
atmosfer içinde çoğu zaman
unutulan askerlerin trajedisi
ve onlar için, onların anısına
birşeyleri koruma, yaşatma,
geleceğe bırakma isteği hiç
geçmedi.
Bu yılın başlarında, benim gibi Çanakkale’ye gönül
vermiş sevgili kardeşim Öz-
gür, bir internet sitesinden
heyecan verici bir obje aldığını söyledi. Açık arttırmaya
sunulan, oradan Özgür’e ve
ardından benim elime geçen
bu hatıra pirinç bir pusulaydı.
Daha önce benzer bir örnek görmemiştim; pusulanın
üzerine belli ki sahibi tarafından kazıtılmış bir yazı vardı:
P. D. CASTLE
6th Batt. Essex Regt.
O an için P. D. Castle’ın
kim olduğunu bilmiyordum;
ancak Essex Alayı, 6. Tabur’u
gören ve Anafartalar muharebelerini İngilizce kaynaklardan da okumuş herkes gibi
heyecanlandım.
Pusula büyük ihtimalle
Çanakkale’de savaşmış bir
subaya aitti ama araştırılması,
doğrulanması gerekiyordu.
P.D. Castle 1924’te
yarbay rütbesinde emekli
oldu. Essex Alayı, 11
Ağustos 1915 tarihinde
Anafartalar’a çıkmıştı.
Bu pusula sadece basit bir
antika obje olarak kalmamalı, taşıdığı gizem açığa
çıkarılmalıydı.
Kapağındaki yazının
dışında, pusulanın başka
sıradışı özellikleri de vardı.
Birincisi, pusula hâlâ çalışır
durumdaydı ve ibresi büyük bir hassasiyetle kuzeyi
gösteriyordu. İkinci özellik
daha da ilginçti. Dikkatle
incelendiğinde, pusulanın
kadranına sonradan gayet
itinalı şekilde bir parçanın
monte edildiği görülüyordu.
Bu plakanın üzerinde Osmanlı Türkçesiyle yazılmış
kimi işaretler vardı. Alfabeyi bilmememe rağmen,
işaretlerin anlamı barizdi;
zira plaka üzerinde, güneydoğu istikameti için özel
Ahmet Murat Söylemez koleksiyonu
CASTLE AİLESİ
Yüzbaşı Percy David Castle’ın
Anafartalar’da kaybettiği pirinç pusulanın
üzerine kendi ismi ve bağlı bulunduğu
Essex Alayı’nın 6. Tabur’u kazınmış.
NTV TARİH EYLÜL
23
Ahmet Murat Söylemez koleksiyonu
larla ulaşmıştı. Araştırmamda
da esas olarak aynı imkanları
kullandım. İlk ulaştığım bilgi, pusulanın yapılış yeriydi.
Kapağın arkasında bulunan
bir damgada okunan, Short
& Mason Ltd. London yazısı
gereken ipucunu veriyordu.
Pusulayı imal eden şirket
1875’te Londra’da kurulmuştu ve 1. Dünya Savaşı’nın
sonuna kadar barometre, anemometre, pusula gibi hassas
ölçüm aletleri üretmiş, daha
sonra kapanmıştı.
Önce Castle’in P.D.’si
ortaya çıktı: Percy David
Çanakkale muharebe alanlarında bulunan, Essex
Alayı’na mensup subayların savaş sırasında
kullandıkları kol demiri.
Fotoğraf: Gökhan Tarkan Karaman
bir ok işareti kazınmıştı ve
bunun Kıble’yi belirtmek için
konduğu aşikardı.
Hikayenin ana hatları
aşağı yukarı tahmin edilebilirdi. Pusula Çanakkale’de,
Essex Taburu’nda savaşmış
bir İngiliz subaya aitti. Bir
şekilde muharebe arazisinde
kaybolmuştu. Sonradan bir
Türk subay tarafından bulunmuş veya ona getirilmiş;
bu kişi de üzerine Osmanlı
Türkçesiyle yön işaretlerini
eklemiş ve özenle kullanmıştı. Daha sonra belki çocuklarına geçmiş, belki hediye
edilmiş veya başka maceralar
yaşayarak bir internet sitesinde satışa sunulmuş ve bana
24
kadar gelmişti.
Pirinç pusulanın üzerinde, ikinci sahibi ile ilgili herhangi bir isim, inisiyal yoktu.
Bu meçhul asker, pusulanın
gerçek sahibinin ismini
silmek gibi anlamsız bir iş
yapmayan, eşyaya ve tarihe
saygılı bir insandı şüphesiz.
Fakat onun izini bulmak
neredeyse imkansızdı. Buna
mukabil, P. D. Castle’in izi
sürülebilir, kim olduğu açığa
çıkarılabilirdi. Pirinç pusulanın üzerinde yazılı bu isim,
zaman içerisinde araştırdıkça
tarifsiz bir anlam kazanmaya
başlayacaktı.
Pusula, bana sonuçta
internetin sunduğu imkan-
Castle. Sonra rütbesi: Yüzbaşı. Ve başta tahmin ettiğim
gibi Çanakkale’de savaşmıştı.
Önce Yüzbaşı Castle’ın bağlı
olduğu birliğin bilgilerine
ulaştım. Essex Alayı’nın
6. Tabur’u, 54. East Anglian Tümeni’ne bağlı 161.
Tugay’ın bir parçası olarak
Ağustos 1914 yılında kurulmuştu. Bu tabur, birkaç
aylık eğitim safhasını takiben,
İngiliz Akdeniz Seferi Kuvvetleri içerisinde Çanakkale
muharebelerine katılmıştı.
Yüzbaşı Castle da birliğiyle
beraber, muharebelerde
Şevki Paşa
haritasında
Çanakkale
cephesinin
en kuzey ucu.
si
ile
ils
s
epe
eçt
r
i
K
Yüzbaşı Castle, 1915’te Anafartalar’daki
kanlı muharebelerde yer aldı. Pusulasını
büyük ihtimalle bu bölgede kaybetti.
Essex Alayı 6. Tabur subayları Çanakkale’ye
gitmeden önce toplu halde. Yüzbaşı Castle
oturanlar arasında soldan üçüncü. Çıkarmadan bir
ay sonra kendisiyle birlikte sadece 5 kişi sağ
kalmıştı. Diğerleri ya ölmüş, ya yaralanmıştı.
Panoramik fotoğraf, Essex Alayı’nın Kireçtepe
hattında en son ilerleyebildikleri nokta
Sivritepe’den (Jephson’s Post) Anafartalar ovası,
Kireçtepe’nin hakim konumu görülüyor.
NTV TARİH EYLÜL
25
1. Dünya Savaşı’ndan da sağ
çıkacaktı. Arkadaşlarını ve
çok sevdiği pusulasını kaybetmişti.
Devam eden araştırmalarım sırasında, Yüzbaşı Castle
ile ilgili çok sayıda belgeye
ve fotoğrafa ulaştım. Elime
geçen ilk fotoğraf, Gelibolu
Seferi öncesi aralarında P.D.
Castle’ın da yer aldığı 6.
Essex Taburu subaylarına
aitti. Fotoğraftaki askerler,
savaşın onlara kolay elde
edilecek mutlu bir zafer mi
yoksa acı bir son mu getireceğini bilmezcesine gururla
poz vermişti. Birçoğu evine
dönemedi. Ama Essex Tabu-
İngiliz arşivlerinde Yüzbaşı
Castle’ın askerlik kariyeri
sırasında aldığı madalyaların
belgelerine ulaşıldı.
26
İngiliz yüzbaşıdan
sonra pusulayı bulan ve
kullanan Türk subay,
kadranın üzerine
yönleri Osmanlı
Türkçesiyle işlemişti.
P. D. Castle’ın (ortada) 1924 senesinde Essex
Alayı’ndan arkadaşlarıyla birlikte emekli
olmadan önce çektirdiği hatıra fotoğrafı.
ru yine de şanslı sayılabilirdi.
Zira muharebeler boyunca
mevcudunun yarısına yakını
hastalık nedeniyle savaşdışı
kalmış, tifüse veya dizanteriye yakalanmış ve bu sayede
ölmekten kurtulmuşlardı.
Percy David Castle 1872
doğumluydu. Hertford,
İngiltere’de doğmuş, savaştan
önce Londra’nın bir parçası
olan, şu anda ise Essex olarak anılan bölgeye ait West
Ham’da yaşamış ve Haziran
1909’da hayatını Mary Claus
ile birleştirmişti. Arşiv kayıtlarına göre Castle, 21 Kasım
1948’de hayatını kaybetmiş,
eşi Mary Claus 1971’e dek
yaşamış, 22 Temmuz 1911’de
NTV TARİH EYLÜL
doğan tek çocukları John
David Castle ise 1998’de 87
yaşında yaşama veda etmişti.
John David Castle evliydi ve
muhtemelen yaşayan çocukları vardı.
London Gazetta’in
1. Dünya Savaşı sırasında
yayımlanan sayılarında Percy
David Castle ile çok sayıda
terfi ve madalya hakediş belgesine ulaştım. Askerî kariyeri 17 Şubat 1924’de yarbay
rütbesindeyken sona ermişti.
İçinde Essex Taburu’uyla
ilgili ayrıntılı bilgilerin bulunduğu Units in The War,
John Burrows, 1932 ve British
Regiments at Gallipoli, Ray
Westlake,1996 kitaplarında,
Susan Mertens koleksiyonu
ikinci safha olarak kabul edilen ve İngilizlerin 6 Ağustos
1915’te gerçekleştirdiği ikinci
büyük çıkarma harekatı
sırasında yarımadaya gönderilmişti.
Yüzbaşı Castle’ın birliği
karaya 11 Ağustos 1915’te
çıktığında, Anafartalar muharebelerinin kaderi belli
olmaya başlamıştı. Mustafa
Kemal’in inisiyatifi ve 10
Ağustos Conkbayırı karşı
saldırısı, İngiliz komutanların
kötü yönetimi ve hantallığı,
Anafartalar’da açılan yeni
cepheyi Türkler lehine çevirmişti. 6. Essex Taburu, esas
olarak Kireçtepe hattında,
Gelibolu Jandarma Taburu
ve onun unutulmaz komutanı
şehit Yüzbaşı Kadri Bey’e
karşı savaştı. 39., 17., 127.,
1. ve 19. Türk Alaylarından
birlikleri karşısında buldu.
Gösterebildiği tek başarı,
18 Ağustos’ta Aslantepe ve
Sivritepe ( Jephson’s Post)
arasındaki bir siper hattını
ele geçirmek oldu.
Yüzbaşı Castle şanslıydı.
Hem bu amansız çarpışmalardan sağ çıktı hem de 16
Ekim 1915 tarihinde, hastalandığı için yarımadadan tahliye edildi. Savaş onun için
bitmişti. Daha sonra askerlik
kariyerine devam edecek ve
Fotoğraf: Özer Özsarı
Castle’ın ailesine sıkı bir arşiv çalışması
sonucu ulaşıldı. İngiliz subayın savaştan
sağ çıkmasıyla başlayan tesadüfler
zinciri, torununa ulaşılıncaya dek sürdü.
P. D. Castle ismi çok yerde
geçiyor.
P. D. Castle’in ailesinden
yaşayan bir bireye ulaşmaya
çalıştım ama olmadı. Niyetim bu pusulayı tekrar aileye
vermekti. Zira bu pusula herhangi bir obje değildi, bir aile
yadigarıydı ve sahibinin ismi
uzun yılların ardından bana
bakıyordu.
Bundan sonrası bir tesadüfler hikayesi olarak gelişti.
NTV Tarih dergisi danışmanları aracılığıyla İngiliz araştırmacı John Shephard, aileyi
bulmak için ikinci bir çalışma
başlattı. İlk çabalarda kimi
isimlere ulaşıldı, ama irtibat
sağlamak kolay olmadı. He-
men sonra Susan Mertens’la
bir bağlantı kuruldu. P. D.
Castle’ın torunu Mertens,
tam o sıralarda internetteki
soyağacı sitesi www.ancestry.
com üzerindeki muazzam
veritabanına bir giriş yaptı,
aile ağacıyla ilgili bilgileri ve
mail adresini yazdı. Bu sayede
araştırmacı Shephard ona
ulaştı. Kendisini Türkiye’ye
davet ettik. Susan Mertens
hem şaşkın hem sevinçliydi.
97 yıl sonra pusulayı kendisine, aileye geri verdiğimde,
yazıyla ifade edemeyeceğim
anlar yaşandı.
Pusula şimdi Mertens’in
Sussex’teki evinde, dedesinin
ve sonra 2. Dünya Savaşı’nda
yine Essex Taburu’nda görev
yapan babasının fotoğrafları
ve madalyalarının önünde
duruyor. Bense yeni ve bilinmeyen insan hikayelerine
doğru uçuyorum.
Ahmet Murat Söylemez,torun Mertens’a pusulayı
veriyor (üstte). Boeing 737 pilotu araştırmacı
Söylemez, Londra’ya dönüş öncesi Mertens’le.
27
Download

evrak-ı metruke - Unutulmaz Anlar