Başyazı
Vizyon, misyon, politika, strateji, taktik, program ve bütçe kavramları işbu hiyerarşik
yapı içinde; kamu ve özel kurum-kuruluşlar ve işletmeler ile sektörler için kullanılmaktadır. Fransızca kökenli vizyon kelimesinin Türkçe karşılığı, görünüm, ülkü, sağgörü olmakla birlikte; kurumsal anlamda mevcut gerçekler, umutlar, hayaller, tehlike ve fırsatlar doğrultusunda uzun dönemde gerçekleştirilmek istenen hedeflenen
sonuçları ifade etmektedir. “Ancak geleceği düşünebilen milletler, yaşamak ve ilerlemek imkanlarına kavuşurlar” (Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK) örnek bir vizyondur.
Yine Fransızca kökenli misyon kelimesinin Türkçe karşılığı görev, amaç olmakla birlikte;
kurumsal anlamda gelecekte olmak istediği yer, şu andaki durumu, toplumdaki imajı
ve yöneticilerin dünya görüşü olup bir kurum-kuruluşun, işletmenin varlığının temel
amacıdır. “ Kızıl Elma” örnek bir misyondur.
Politika, strateji ve taktik birbirinin devamı, birbirini tamamlayan kavramlar olarak değerlendirildiğinde politika; belirlenen amaç veya hedeflere ulaşmaya yönelik karar ve
eylemler bütünü iken strateji; belirlenen amaç ve ya hedeflere ulaşmak için tutulan
yol olarak tanımlanabilir. Taktik ise, faaliyetlerin belirli kurallar dahilinde yapılması
için oluşturulan bir takım prosedürler, yönetmelikler, genelgeler ve yönergeleri içerir.
Bu kapsamda, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, değişen Türkiye ve Dünya şartları gözetilerek, Türk kooperatifçiliğinin ideal yönde geliştirilmesi hedefi çerçevesinde, kamunun
ve diğer aktörlerin rolünün iyi bir biçimde tanımlanması ve alınabilecek tedbirlerin
tesbiti bakımından yeni bir planlama ihtiyacı duymuş ve kooperatifçilikle ilgili diğer
bakanlıklar, Türkiye Milli Kooperatifler Birliği, Türk Kooperatifçilik Kurumu, Üniversiteler ve muhtelif kooperatif kuruluşların paydaşlığında hazırladığı; “Türkiye Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2012-2016)’nı kooperatifçilerin de katıldığı bir
toplantı ile kamuoyuna duyurmuştur.
Türk kooperatifçilik yazınından ve uygulama sonuçlarından yapılan çıkarımların Plan
süresince değerlendirilmesi sonucunda; Türkiye Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nda yedi stratejik hedef belirlenmiş ve bu hedeflere ulaşmak için bu stratejik hedefler altında 36 öncelikli eylem belirlenmiştir.
Sözkonusu stratejik hedefler; 1) Kamu teşkilatlanması ve kooperatiflere hizmet sunum biçimi yeniden yapılandırılacak 2) Eğitim, bilgilendirme ve Ar-Ge faaliyetleri geliştirilecek 3) Örgütlenme kapasitesi ve kooperatifler arası işbirliği olanakları arttırılacak 4) Sermaye yapısı ile kredi ve finansmana erişim imkanları güçlendirilecek 5) İç ve
dış denetim sistemleri tümüyle revize edilecek 6) Kurumsal ve profesyonel yönetim
kapasitesi arttırılacak 7) Mevzuat altyapısı uluslararası esaslara ve ihtiyaçlara göre geliştirilecek. İşbu hedeflere ulaşmak için yapılması gerekenler de her bir hedef için ayrı
ayrı ortaya konmuş ve toplam 36 eylem planlanmıştır.
Kamu sektörü ve özel sektör yanında üçüncü sektör olarak isimlendirilen kooperatifçilik sektörü, sosyal ekonominin araçlarından da biridir. Nitekim kamu, sosyal ekonomi
1
anlayışı doğrultusunda desteklenmesi gereken kişi, kurum ve sektörleri kooperatif kuruluşlar aracılığı ile desteklemektedir. Bundan dolayıdır ki, piyasa ekonomisi sisteminde
rekabet edemeyen, hayatiyetini devam ettirememe riskine maruz ancak sosyal hayat,
toplumsal huzur ve demokrasi için esas teşkil eden esnaf, sanatkar, küçük çiftçi ve küçük işletmelerin özellikle ekonomik açıdan desteklenmesi kurmuş oldukları kooperatifler
aracılığı ile gerçekleştirile geldiğinden; ancak sözkonusu kesimin bir taraftan ülke nüfusu
içindeki oranının artma eğilimi diğer taraftan bireysel destek ihtiyacının da büyüme eğilimi göstermesi Türk Kooperatifçilik Sektörünün ihtiyaçlar doğrultusunda bilimsel esaslara
göre yeniden planlaması zarureti hasıl olmuş ve sürecin strateji ve eylem planı safhaları
gerçekleştirilmiştir. Bundan sonra yapılması gereken ise eylemdir. İşlemekte olan sürecin
bir taraftan etkinliğini ve verimliliğini artırmak diğer taraftan da yaygınlaşmasını sağlamaktır.
Türkiye’de özellikle sosyal ekonomi anlayışına aracılık eden kooperatifçilik hareketinin
son 10 yılına bakıldığında; 2012 yılı temmuz ayı itibariyle, Türk çiftçisi Ziraat Bankasından
11,5 milyar TL ve yaklaşık 255.000 esnaf ve sanatkar da Halk Bankasından 6,5 milyar TL
kredi (hazine kaynaklı) kullanmak durumunda kalmıştır. Ancak, 2002 yılında Türk çiftçisi
Ziraat Bankasından 190 milyon TL ve 63.500 esnaf ve sanatkar Halk Bankasından 154
milyon TL kredi (hazine kaynaklı) kullanmak durumunda kalmış idi. 2002 ve 2012 yılları
rakamları karşılaştırıldığında; bir taraftan tarımsal amaçlı kooperatiflerin ve kredi kefalet
kooperatiflerinin işlevselliğini ortaya koyarken, diğer taraftan da kamu tarafından desteklenmesi gereken ya da desteğe ihtiyaç duyan esnaf ve sanatkar ile çiftçi sayısının ve
kullandıkları kredi tutarının yani borçlarının kat be kat arttığı tesbit edilmektedir.
Bu rakamlar kamu tarafından okunduğunda, kamunun 2002 ye göre daha çok kaynak
yaratarak, toplumsal huzurun ve demokrasinin güvencesi olan orta kesime daha çok
destek olduğu yorumu yapılabilirken; esnaf ve sanatkar ile çiftçinin daha çok borçlanmış olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bu durum nasıl değerlendirilmelidir? Bu durumda
kamu, esnaf ve sanatkar ile çiftçiye daha çok borç para verdim diye övünmeli midir?
Yoksa, desteğe ihtiyaç duyan esnaf ve sanatkar ile çiftçi sayısı gün be gün artmaktadır,
orta kesim hızla fakirleşmektedir diye mi düşünülmeli midir? Keza, esnaf ve sanatkar ile
çiftçi bankamdan istediğim kadar borç para alabiliyorum diye düşünüp, bu durumunu
alkışlamalı dır? Yoksa, “borç yiyen kesesinden yer” atasözünü mü hatırlamalıdır? Ya da,
“gırtlağa kadar borç” u fark edip, külahını önüne koyup düşünmeli midir?
Bir başka bakış açısı da şu olmalıdır: Acaba aldığı borçlarla esnaf ve sanatkar ile çiftçi;
ülke gayrisafi milli hasılası, ülke dış ticaret hacmi, kişi başına milli gelir gibi makro ekonomik göstergelerin, iddia edildiği gibi son 10 yılda 3-5 kat artmış olmasına veya işsizliğin
azalmasına katkı mı sağlamıştır? Ya da aldığı borçlarla esnaf ve sanatkar ile çiftçi mesleki
faaliyetini asgari şartlarda devam ettirmeye yani ayakta kalmaya, dükkanı kapatmamaya
mı çalışmaktadır yoksa maaile hayati ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik harcamalarını
mı karşılamaktadır?
Akıl ve izan ile tarafsız değerlendirmeler ümidi ile…
2
2012 ULUSLARARASI
KOOPERATİFLER YILI
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam
yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan
katkılarını vurgulayarak 2012 yılını “Uluslararası Kooperatifler Yılı” (UKY) olarak ilan
etmiştir.
Bu yılın ilanı “Kooperatif İşletmeler Daha
İyi Bir Dünya Kurar” ana temasıyla, tüm
dünyada kooperatiflerin kurulması ve gelişmesini teşvik etmeyi amaçlamaktadır.
Ayrıca; bireylerin, toplulukların ve devletlerin Binyıl Kalkınma Hedefleri gibi uluslararası kabul görmüş hedeflere ulaşmasına,
kooperatif kuruluşlarının katkısının önemine vurgu yapmaktadır.
Birleşmiş Milletler Antlaşmasını hazırlamak üzere 1945 yılında, 51 ülke temsilcisi San Fransisko’da düzenlenen Birleşmiş
Milletler Uluslararası Örgüt Konferansında
bir araya geldi. Söz konusu görüşmeler Çin,
Sovyet Birliği, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri temsilcilerinin Amerika’nın
Dumbarton Oaks şehrinde 1944 yılı Ağustos-Ekim ayları arasında yaptıkları çalışmalar sonucu hazırlanan taslak metin
çerçevesinde gerçekleştirildi. Konferansta
temsil edilmemekle birlikte Polonya, Antlaşmayı daha sonra imzaladı ve kurucu 51
üye devletten biri oldu.
Birleşmiş Milletler, Çin, Fransa, Sovyetler
Birliği, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve (Türkiye dahil) diğer kurucu üyelerin
“Birleşmiş Milletler” ifadesi ilk kez Amerika Antlaşmayı onaylamasıyla 24 Ekim 1945
Birleşik Devletleri Başkanı Franklin D. Roo- yılında resmen kuruldu. Her yıl 24 Ekim
sevelt tarafından ortaya atıldı ve ilk olarak Birleşmiş Milletler günü olarak kutlanİkinci Dünya Savaşı sırasında 26 ülkenin, maktadır (http://www.unicankara.org.tr)
Mihver Güçlerine karşı birlikte mücadeleye (20.01.2010).
devam etmek için taahhütte bulundukları
1 Ocak 1942 tarihli Bildirgede kullanıldı. Birleşmiş Milletler, 2009 yılında gerçekleşBirleşmiş Milletlerin öncüsü olan Millet- tirdiği 64. Genel Kurulunda 55 ülkenin onayıyla 2012 yılını Uluslararası Kooperatif Yılı
ler Cemiyeti, Birinci Dünya Savaşı sırasınilan etmiştir. Genel olarak Birleşmiş Milletda benzer şartlar altında tasarlanmış bir
ler kooperatifleri desteklemektedir. Ulusörgüttü ve 1919 yılında Versay Antlaşması
lararası örgütler ve kurumlar arasında koile uluslararası işbirliğini güçlendirmek ve
operatiflerin önemi hakkında da artan bir
“barış ve güvenliği” sağlamak amacıyla kugörüş birliği bulunmaktadır. Dünya Bankası
rulmuştu. Uluslararası Çalışma Örgütü de
kooperatiflerin tarımsal sektörün ve kırsal
Versay Antlaşmasıyla Milletler Cemiyet’iekonominin canlandırılmasındaki önemli
ne bağlı bir örgüt olarak kuruldu. Milletler
rolünü göz ardı etmemektedir.
Cemiyeti’nin varlığı, İkinci Dünya Savaşı’nın
çıkmasını engelleyemediği için son buldu. Bunlara ek olarak, 2007 tarihli IMF araştır3
ması kooperatif bankalarının birçok mali
sistemin önemli parçası haline geldiklerini ve ekonomik istikrarın korunmasında
önemli faydalarını olduğunu göstermiştir.
Dünya’nın sorunlarının cevabı kooperatifler olmayabilir ancak kooperatifler cevabın
önemli bir kısmını oluştururlar. 2012 Uluslararası Kooperatif Yılı kooperatiflerinin
güçlendirilmesi için uluslararası bir iradenin oluşmasına yardımcı olacak ve böylece
yeni yüzyılın hedeflerine ulaşılmasını ve
dünyada yaşanan krizin aşılmasına yardım
sağlanacaklardır.
Uluslararası Dünya Kooperatif Yılı kapsamında hükümetlerde kendi ülkelerinde faaliyet gösteren kooperatifleri desteklemek
için ne yapmaları gerektiğini düşünmelidirler. Uluslararası Kooperatif Yılı süresince aşağıda sıralanan konulara dikkat çekilebilir.
ekonomilerin desteklenmesi gibi kamu politikalarının uygulanmasında tüketici kooperatifleriyle işbirliği yapabilirler.
• Hükümetler sağlık hizmetleri konusunda hem hastaları hem de sağlık sektörü
çalışanları sisteme daha fazla katılma fırsatı verme olasılığını göz önünde bulundurabilirler.
• Hükümetler yapı kooperatiflerinin
kentleşme politikalarındaki rolünü gözden
kaçırmamalıdırlar.
•Hükümetler sağlık hizmetlerinde çalışanlar tarafından işletilen işyerlerini desteklemelidirler.
• Hükümetler çiftçilerin kendi ürettikleri
ürünleri kendilerinin piyasaya sunmasını
konusunda destekleyici olmalıdır.
• Hükümetler kooperatifler ve ortaklarının karşı karşıya gelebilecekleri kopma tehditlerine karşı tedbirler almalıdır. Örneğin
kooperatif ve ortaklarının bir araya gelip
herkesin eşit söz hakkına sahip olması ve
kararların şeffaf olması konusunda düzen• Kooperatif sektörü hakkında temel lemeler yapmalıdır.
istatistikî çalışmalar yapılmalı ve kamuoyu• Kooperatif ortaklarının her gün karşı
na duyurulmalıdır.
karşıya geldiği riskleri azaltmak amacıyla
• Her ülkede kooperatiflerin kendine mevcut kooperatifler aracılığıyla mikro-sihas yapısına uygun ve diğer iş kollarıyla gorta yapılmalıdır.
uyumlu hale getirilmesi amacıyla yasal dü• Uluslararası Kooperatif Yılı kapsamınzenlemeler yapılmalıdır.
da önceki problemleri geride bırakıp yeni
• Kalkınmakta olan ülkelerdeki hükü- köprüler kurmalı ve bu konuda kooperatifmetler yoksullukla mücadele konusundaki lerin bu konudaki önemli rolünü göz ardı
stratejilerinin kapsamında kooperatif sek- etmemelidirler (http://www.orkoop.org.
törünün gelişmesine de yardımcı olacak tr) (20.01.2010).
stratejiler planlamalı ancak kooperatiflerin
özerk yapısının bozulmamasına da dikkat Aşağıda Birleşmiş Milletler’in, 2009 yılında
gerçekleştirdiği 64. Genel Kurulunda 55 ülgöstermelidir.
kenin onayıyla 2012 yılını Uluslararası Ko• Hükümetler yetersiz beslenme, kırsal operatif Yılı ilan ettiğine dair kararın çeviri
alanlara verilen hizmetin kalitesi ve yerel verilmektedir.
• Kooperatiflerin kapasiteleri, hem sosyal hem de ekonomik konulardaki katkılarının insanlar tarafından öğrenilmesi amacıyla farkındalık kampanyaları düzenlenmesi gerekmektedir.
4
SOSYAL KALKINMADA
KOOPERATİFLER
Karar No/Tarih:
64/136 18 Aralık 2009
nomik ve Sosyal Konsey’in 1980/67 ve 25
Temmuz 1980 tarihli kararlarının tekrar hatırlanmasını bekler. Bu çerçevede;
1. Sosyal kalkınmada kooperatiflerin rolü ile ilgili Genel Sekreterliğin raporuna
(A/64/132) dikkat çeker.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu;
2. 2012 yılını Uluslararası Kooperatif Yılı
16 Aralık 1992 tarihli 47/90, 23 Aralık 1994 olarak kabul eder.
tarihli 49/155, 12 Aralık 1996 tarihli 51/58,
3. Başta ABD olmak üzere bütün üye
17 Aralık 1999 tarihli 54/123, 19 Aralık
devletleri Uluslararası Kooperatifler Yılı’nın
2001 tarihli 56/114, 22 Aralık 2003 tarihli
avantajlarından yararlanmaları, bu kanalla
58/131, 16 Aralık 2005 tarihli 60/132 ve 18
kooperatifleri desteklemeleri ve bu şekilAralık 2007 tarihli 62/128 numaralı kararde sosyal ve ekonomik kalkınmaya katkı
larına atıf yaparak sosyal kalkınmada kookonusunda kamuoyunu bilinçlendirmeleri
peratiflerin;
hususunda cesaretlendirir.
Değişik yapı ve türde; kadınları, gençleri,
4. Genel Sekreterliğin hazırladığı koopeyaşlıları, engellileri ve yoksulları kapsayaratiflerle ilgili rapora üye devletlerin dikkatcak şekilde, toplumun ekonomik ve sosyal
lerini çeker. Kooperatiflerin ekonomik ve
kalkınmasına mümkün olan en yüksek katsosyal müteşebbisler olarak sürdürülebilir
kıyı sağladıklarını, bu şekilde ekonomik ve
kalkınmaya olan katkılarına, yoksulluğun
sosyal kalkınmada temel bir unsur oldukazaltılmasındaki rollerine, kırsal ve kentsel
larını ve yoksulluğun giderilmesinde büyük
bir çok ekonomik sektörde geçim kaynağı
rol oynadıklarını kabul eder.
olmalarının önemine ve gelişmekte olan
Ayrıca bütün kooperatif türlerinin; Dünya yeni alanlarda kooperatifçiliğin desteklenSosyal Kalkınma Zirvesi, Dördüncü Dünya mesinin gerekliliğine vurgu yapar.
Kadınlar Kongresi, 2. BM İnsan Yerleşimleri
5. Hükümetleri kooperatiflerle ilgili uyKonferansı (Habitat 2) sonuçlarının izlengun yasal ve idari düzenlemeler yapmamesi ve uygulamaya aktarılması hususunları konusunda cesaretlendirir. Bu düzenda ve Dünya Gıda Forumu, 2. Dünya Yaşlılık
lemelerin; hızla değişen sosyo-ekonomik
Kongresi, Uluslararası Finansal Kalkınma
çevrede kooperatiflerde, büyümeyi ve
Konferansı ve Dünya Sürdürülebilir Kalkınsürdürülebilirliği sağlamasını, diğer sektörma Zirvesi ve 2005 Dünya Zirvesi sonuçlalerdeki aktörlerle uygun şart ve ortamda
rının beş yıllık değerlendirmesinde önemli
rekabet edebilmelerine imkan tanımasını
katkıları olduğunu kabul ve takdir eder.
ve bu kapsamda kooperatiflerin ilgili mali
Kırsal toplulukların ve yoksul kesimle- hizmetleri yapabilmeleri ve pazarlara ularin ekonomik ve sosyal şartlarının düzel- şabilmeleri için uygun vergi düzenlemeletilmesinde ve geliştirilmesinde koopera- rinin yapılmasını öngörür.
tiflerin potansiyel rollerine dikkat çeker ve
6. Hükümetleri, kooperatiflerin faaliyetbundan dolayı kooperatifleri takdir eder.
lerine katkı sağlamak için uluslararası kuUluslararası yıl ve yıldönümü ile ilgili Eko- ruluşlarla, uzmanlaşmış örgütlerle, ulusal
5
ve uluslararası kooperatif kuruluşlarıyla işbirliği yapmaya isteklendirir. Bu kapsamda;
Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi, Dördüncü
Dünya Kadınlar Kongresi, 2. BM İnsan Yerleşimleri Konferansı (Habitat 2) sonuçlarının izlenmesi ve uygulamaya aktarılması
hususunda, ayrıca Dünya Gıda Forumu, 2.
Dünya Yaşlılık Kongresi, Uluslararası Finansal Kalkınma Konferansı ve Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi ve 2005 Dünya
Zirvesi sonuçlarının beş yıllık değerlendirilmesinde kooperatiflere yönelik olarak hükümetlerin adım atmasını ister. Bunun için;
a. Sosyal bütünleşmenin sağlanması,
tam ve üretken istihdamın oluşturulması,
yoksulluğun önlenmesi gibi sosyal kalkınma hedeflerine ulaşılmasında kooperatiflerin potansiyellerinin değerlendirilmesi
ve katkılarının artırılması gerekmektedir.
b. Kooperatiflerin kurulması ve geliştirilmesi konusunda tüm kesimler cesaretlendirilmelidir. Bu kapsamda, yoksul kesimlere dönük tedbirler alınmalıdır. Kadınları,
gençleri, engellileri, yaşlıları ve yoksulları
kapsayan, onların tam katılımı esasına dayanan, gönüllülük temelinde, özellikle sosyal ihtiyaçların karşılanmasını da sağlayacak kooperatifler kurulmalıdır.
c. Kooperatiflerin gelişmesi için uygun
çevre ve şartlar oluşturulmalı, destekleyici
önlemler alınmalıdır. Bu kapsamda; hükümetler arası etkin ortaklıklar geliştirilmeli,
kooperatif hareket oluşturulacak danışma konseyleri ile yönlendirilmeli ve daha
iyi yasal süreçler oluşturularak, araştırma
imkanları, tecrübe, eğitim, teknik yardım,
kapasite oluşturma gibi alanlarda bilgi
paylaşımına gidilmelidir. Özellikle kooperatiflere yönetim, pazarlama ve mali işler
konusunda katkı sağlayacak düzenlemeler
yapılmalıdır.
6
d. Kooperatiflerin sosyo ekonomik kalkınmaya ve istihdama katkıları ile ilgili
kamuoyu bilincinin artırılmasına yönelik
faaliyetlerde bulunulmalıdır. Özellikle istihdama katkıları ile ilgili istatiksel değerlendirmeler yapılmalıdır. Gelişmiş, kapsamlı
araştırmalar ile kooperatiflerin topluma
yararları, ulusal ve uluslararası düzeyde
sosyo ekonomik yapıya katkıları ortaya
konmalıdır. İstatiksel metotlar kullanılarak
bu alandaki ulusal politika oluşturma sürecine katkı sağlanmalıdır.
7. Hükümetleri kooperatif hareketle işbirliği yapmaya davet eder. Bu kapsamda;
kooperatiflerin kapasite kullanımlarını geliştirmek amacıyla programlar hazırlanmalı, üyelerin örgütsel, yönetimsel ve mali
yeteneklerinin geliştirilmesi ve kooperatiflerin yeni teknolojilere rahat ulaşmalarının
sağlanması amacıyla ortak çalışmalar yapılmalıdır.
8. Hükümetleri ve uluslararası kuruluşları
kooperatiflerle ve kooperatif kuruluşlarıyla
işbirliği yapmaya davet eder. Bu kapsamda özellikle tarımsal kooperatiflerin uygun
mali kaynaklara ulaşabilmeleri, sürdürülebilir üretim tekniklerini uyarlayabilmeleri,
kırsal altyapı ve sulamaya yatırım yapabilmeleri, pazarlama mekanizmasını genişletebilmeleri ve kadınların ekonomik
faaliyetlere katılabilmeleri için çalışmalar
yürütülmelidir.
9. Ayrıca, hükümetleri ve uluslararası
kuruluşları kooperatiflerle ve kooperatif
kuruluşlarıyla işbirliği yapmaya davet eder.
Bu kapsamda; mali kaynaklara kolay ulaşım
imkanlarının sunulmasıyla uygun finansal
kooperatiflerin çoğalması sağlanmalıdır.
10. Hükümetleri, ilgili uluslararası kuruluşları, uzmanlaşmış kurumları, yerel, ulusal
ve uluslararası kooperatif kuruluşlarını,
Genel Kurul’un 47/90 kararıyla ilan ettiği
her yıl Temmuz ayının ilk Cumartesi gününün Uluslararası Kooperatifler Günü olarak
kutlanması konusunda kararlı ve istekli olmaya davet eder.
cooperatives in social development,
12. Genel Sekreterlikten ayrıca Genel
Kurul’un 66. oturumuna Uluslararası Kooperatifler Yılı’nda dünya genelinde yapılabilecek faaliyetler ve ilgili sorunlara yönelik çözüm önerileri içeren bir rapor hazırlamasını talep eder (http://www.un.org.)
(15.11.2012).
year reviews, the World Food Summit, the
Second World Assembly on Ageing, the
International Conference on Financing for
Development, the World Summit on Sustainable Development and the 2005 World
Summit,
Recognizing that cooperatives, in their various forms, promote the fullest possible
participation in the economic and social
development of all people, including wo11. Genel Sekreterlikten; hükümetlerle, il- men, youth, older persons, persons with
gili uluslararası kuruluşlarla, uzmanlaşmış disabilities and indigenous peoples, are
kurumlarla, yerel, ulusal ve uluslararası becoming a major factor of economic and
kooperatif kuruluşlarıyla işbirliği yaparak, social development and contribute to the
üye devletlerce kooperatiflerin gelişmesi- eradication of poverty,
ne yönelik uygun ortamların hazırlanması
Recognizing also the important contributive insan kaynaklarının geliştirilmesi konuon and potential of all forms of cooperatisunda destek sağlanması, ulusal ve bölgeves to the follow-up to the World Summit
sel düzeyde konferanslar, workshoplar ve
for Social Development, the Fourth World
seminerler aracılığıyla bilgi ve tecrübelerin
Conference on Women and the second Upaylaşılmasının sağlanması hususlarında
nited Nations Conference on Human Settfaaliyetlerde bulunmasını talep eder.
lements (Habitat II), including their five-
Metnin orijinali aşağıda sunulmuştur.
Resolution adopted by the General Assembly
Noting with appreciation the potential
role of cooperative development in the
improvement of the social and economic
conditions of the indigenous peoples and
rural communities,
[on the report of the Third Committee Recalling Economic and Social Council re(A/64/432)]
solution 1980/67 of 25 July 1980 on international years and anniversaries,
64/136. Cooperatives in social development
1. Takes note of the report of the Secretary-General;1
The General Assembly,
2. Proclaims the year 2012 the InternatioRecalling its resolutions 47/90 of 16 Denal Year of Cooperatives;
cember 1992, 49/155 of 23 December
1994, 51/58 of 12 December 1996, 54/123 3. Encourages all Member States, as well
of 17 December 1999, 56/114 of 19 De- as the United Nations and all other relecember 2001, 58/131 of 22 December vant stakeholders, to take advantage of
2003, 60/132 of 16 December 2005 and the International Year of Cooperatives as a
62/128 of 18 December 2007 concerning way of promoting cooperatives and raising
7
awareness of their contribution to social
and economic development;
(a) Utilizing and developing fully the potential and contribution of cooperatives
for the attainment of social development
4. Draws the attention of Member States
goals, in particular the eradication of poto the recommendations contained in the
verty, the generation of full and productive
report of the Secretary-General for furtemployment and the enhancement of soher action to promote the growth of cocial integration;
operatives as business and social enterprises that can contribute to sustainable (b) Encouraging and facilitating the esdevelopment, eradication of poverty, and tablishment and development of coopelivelihoods in various economic sectors in ratives, including taking measures aimed
urban and rural areas and provide support at enabling people living in poverty or
for the creation of cooperatives in new belonging to vulnerable groups, including
and emerging areas;
women, youth, persons with disabilities,
older persons and indigenous peoples, to
5. Encourages Governments to keep under
fully participate, on a voluntary basis, in
review, as appropriate, the legal and admicooperatives and to address their social
nistrative provisions governing the activitiservice needs;
es of cooperatives in order to enhance the
growth and sustainability of cooperatives (c) Taking appropriate measures aimed at
in a rapidly changing socio-economic en- creating a supportive and enabling envivironment by, inter alia, providing a level ronment for the development of cooperaplaying field for cooperatives vis-à-vis ot- tives by, inter alia, developing an effective
her business and social enterprises, inclu- partnership between Governments and
ding appropriate tax incentives and access the cooperative movement through joint
to financial services and markets;
consultative councils and/or advisory bo6. Urges Governments, relevant interna- dies and by promoting and implementing
tional organizations and the specialized better legislation, research, sharing of goagencies, in collaboration with national od practices, training, technical assistance
and international cooperative organizati- and capacity-building of cooperatives, esons, to give due consideration to the ro- pecially in the fields of management, audile and contribution of cooperatives in the ting and marketing skills;
implementation of and follow-up to the
outcomes of the World Summit for Social
Development, the Fourth World Conference on Women and the second United Nations Conference on Human Settlements
(Habitat II), including their five-year reviews, the World Food Summit, the Second
World Assembly on Ageing, the International Conference on Financing for Development, the World Summit on Sustainable
Development and the 2005 World Summit
by, inter alia:
8
(d) Raising public awareness of the contribution of cooperatives to employment
generation and to socio-economic development, promoting comprehensive research and statistical data-gathering on the
activities, employment and overall socioeconomic impact of cooperatives at the
national and international levels and promoting sound national policy formulation
by harmonizing statistical methodologies;
7. Invites Governments, in collaboration
with the cooperative movement, to develop programmes aimed at enhancing capacity-building of cooperatives, including by
strengthening the organizational, management and financial skills of their members,
and to introduce and support programmes
to improve the access of cooperatives to
new technologies;
cooperative organizations to continue to
observe the International Day of Cooperatives annually, on the first Saturday of July,
as proclaimed by the General Assembly in
its resolution 47/90;
9. Also invites Governments and international organizations, in collaboration
with cooperatives and cooperative organizations, to promote, as appropriate, the
growth of financial cooperatives to meet
the goal of inclusive finance by providing
easy access to affordable financial services
for all;
12. Also requests the Secretary-General
to submit to the General Assembly at its
sixty-sixth session a report on the implementation of the present resolution, including a proposal on activities to be undertaken during the International Year of
Cooperatives within existing resources.
(http://www.un.org.) (15.11.2012).
10. Invites Governments, relevant international organizations, the specialized agencies and local, national and international
65th plenary meeting
18 December 2009
11. Requests the Secretary-General, in cooperation with the relevant United Nations
and other international organizations and
8. Invites Governments and international national, regional and international cooorganizations, in collaboration with coo- perative organizations, to continue rendeperatives and cooperative organizations, ring support to Member States, as appropto promote, as appropriate, the growth riate, in their efforts to create a supportive
of agricultural cooperatives through easy environment for the development of cooaccess to affordable finance, adoption of peratives, providing assistance for human
sustainable production techniques, invest- resources development, technical advice
ments in rural infrastructure and irrigation, and training and promoting an exchange
strengthened marketing mechanisms and of experience and best practices through,
support for the participation of women in inter alia, conferences, workshops and seeconomic activities;
minars at the national and regional levels;
9
TÜRKİYE TARIM KREDİ
KOOPERATİFLERİ
Abdullah KUTLU *
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri; Türk tarımındaki 149 yıllık tecrübe ve bilgi birikimi
ışığında, ülke genelinde bir Merkez Birliği,
16 Bölge Birliği, 1661 birim kooperatif ve
182 hizmet bürosu ile ülkemiz genelinde
33 bin 170 yerleşim alanında yaklaşık 1,1
milyon çiftçi ortağının her türlü tarımsal
girdi ve kredi ihtiyacını karşılayan tarım sigortaları ve kimyevi gübre konusunda sektör lideri olan bir kooperatif kuruluşudur.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri olarak,
çiftçi ortaklarımızın tarımsal üretimleriyle ilgili her türlü girdi ihtiyaçlarını uygun
şartlarda karşılamak, ürünlerini en uygun
şartlarda değerlendirmek ve tüketicilerin
ihtiyaçları doğrultusunda pazara sunmak
başlıca görevimizdir.
Bu amaçla, kurumumuz; ortaklarımızın ihtiyacı olan kimyevi gübre, karma hayvan
yemi, zirai mücadele ilaçları, sertifikalı tohumluk, sera örtüsü, damla sulama ve tarımsal alet ve gereçleri temin etmek üzere
18 adet iştirake sahiptir.
Bu sayede özellikle ekonomik yönden dezavantajlı konumda olan kırsal kesimin kalkınmasında etkin rol oynayarak bu kesimin
refah düzeyinin artırılmasında önemli rol
oynamaktayız.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, tarımsal
girdi tedarik ve satışı yanında, ortaklarının
ürünlerini değer fiyatına satmalarını temin
* Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü
([email protected])
10
ederek ekonomik durumlarının iyileştirilmesi amacıyla da önemli faaliyetler yürütmektedir.
Başta Tarım Kredi Yem şirketlerimize bağlı
12 yem fabrikamız olmak üzere, yağ fabrikalarımız ve bakliyat paketleme tesislerimizin ihtiyaç duyduğu hammadde, ortaklarımızdan tedarik edilerek ürün değerlendirme işlemi gerçekleştirilmektedir.
Arpa, buğday, çeltik, çavdar, dane ve silajlık
mısır, kuru fasulye, nohut, ayçiçeği, zeytin
vb. ürünler ortaklarımızdan satın alınarak
kendi tesislerimizde işlenmekte ve tüketiciyle buluşturulmaktadır.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri olarak
bizler, kooperatifler için vazgeçilmez ilke
olan istikrarlı büyüme modeli ile yeni yatırımlar yaparak istihdam yaratmanın krize
en iyi çözüm olacağına inandığımızdan, son
yıllarda gerek Türkiye’de, gerekse yurt dışında yatırım faaliyetlerimizi de başarılı ve
kararlı şekilde devam ettirdik.
Ortaklarımızın tarımsal üretim için ihtiyaç
duydukları kimyevi gübre ihtiyacını en uygun şartlarda karşılamak maksadıyla Türkiye gübre ihtiyacının % 30’unu karşılayan
iştirakimiz GÜBRETAŞ’ın liderliğinde oluşturulan konsorsiyum aracılığıyla İran’ın en
büyük gübre tesisi olan ve yıllık 3 milyon
721 bin ton kapasiteli “Razi Petrokimya
(Razi Petrochemical)” tesislerini satın aldık.
Gübretaş’ın iştiraki olan Negmar A.Ş ise 11
gemilik filosu ile kuru yük ve Ro-Ro taşımacılığı yapmaktadır.
Tareks A.Ş., Hırvat Osijeck Tarımsal Araştırma Enstitüsü işbirliği ile Balıkesir
Altınova’da ‘Hibrit Mısır Tohumluğu Araştırma ve Islah İstasyonu ile Tohum Paketleme tesisini,
Yem ve yağ fabrikalarımızın hammadde ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Bulgaristan’
ın Stara Zagora şehrinde Trakya Dış Ticaret
A.Ş’yi,
Su kaynaklarının verimli kullanılmasına ve
tarımda su kullanımına yönelik yeni teknolojinin gelişmesine katkıda sağlamak amacıyla Aksaray’da kangal boru, damla sulama sistemleri ve donanımları üretimi yapmak üzere 40 bin m2 arsa üzerine 13 bin
100 metrekare kapalı alana sahip ‘’Basınçlı
sulama sistemleri fabrika’sını ,
Çiftçilerimizin genetik yapısı sağlam, süt
verimi yüksek, damızlık gebe düve ve sağmal inek ihtiyaçlarını karşılamak ve modern hayvan yetiştiriciliği konularında eğitim vermek üzere 2.500 hayvan kapasiteli,
ülkemizin önde gelen damızlık gebe düve
ve süt üretim çiftliğini kurduk.
Eskişehir Beylikova’da, Tarım Kredi Kooperatifi ortaklarından özellikle hayvancılıkla
uğraşanların süt ürünlerinin en karlı şekilde değerlendirilmesi ve piyasa ile rekabet
edilebilmesi amacıyla satın aldığımız süt
fabrikasında Anadolu Süt ve Sütçüzade
markaları adı altında üretime başladık.
Manisa’da, Ortaklarımızın zirai mücadele
ilacı ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla satın
alarak modernize ettiğimiz zirai ilaç fabrikasında (TARKİM ) EFDAL markasıyla 100
çeşit bitki koruma ürünü üretimine,
Antalya Organize Sanayi Bölgesinde 26 milyon TL yatırımla modernize ettiğimiz ve her
türlü plastik sera örtüsü üretiminin yapıldığı İmece Plastik A.Ş tarafından İtalya, Cezayir, Azerbaycan ve diğer bölge ülkelerine
ihracat yapmaya başladık.
Tarım Kredi Kooperatifleri olarak büyüme
gösterdiğimiz bir diğer alan da tarımsal sigortacılık sektörü oldu. Kooperatiflerimizin
tamamını yetkili sigorta acentesi konumuna getirerek tarım sigortasının yaygınlaşmasına büyük katkı sağladık.
2004 den beri 484 civarında kooperatifimize üretici birliği belgesi alarak, 2011 yılında
271 bin ton ortak ürünleri alımı gerçekleştirdik.
Türkiye’de yüzde 15’lik payla Ziraat Bankasından sonra tarım kesimine kredi sağlayan
en büyük kuruluş olan Türkiye Tarım Kredi
Kooperatifleri olarak özellikle kredi ihtiyacı
üst seviyede olan tarım sektörü için alternatif bir kredi politikası geliştirdik.
Ortaklarımıza kullandırdığımız kredi limitlerini artırmanın tarımsal ekonomiyi ve buna bağlı olarak istihdamı yeniden yükselişe
geçireceğine inandığımız için kredi limitlerini 250 bin TL’ye kadar yükselttik. Uygun
faiz ve vade seçenekleri ile kredi kullandırmaya özen gösterdik. Hükümetimizin de
destekleriyle çiftçilerimizi yüzde 5 ve yüzde 0 faizli kredilerle tanıştırdık. Bu sayede
2011 yılında 3 milyar 900 milyon TL kredi
kullandırdık. 2012 yılında ise 4.5 milyar lira
kredi kullandırmayı hedeflemekteyiz. Ekim
11
2012 itibariyle de geçen yılın aynı dönemine göre % 10’luk bir artış sağladık.
2011 yılında toplam işlem hacmimiz 11
milyar TL’ye, toplam aktif büyüklüğümüz
ise 17 milyar TL’ye ulaşmıştır.
Kurumumuz ülkemizde kooperatifçilik sektörüne alternatif bir büyüme modeli sunmakta ve çalışmalarına büyüyerek devam
etmektedir.
Ülkemizde tarım yoğun emek gücü ile stratejik üretim yapmaya, ekonomimize önemli
katma değer yaratmaya devam etmektedir.
Bu haliyle tarım sadece ülkemiz için değil,
bütün dünya için giderek önemini artıran
bir sektör konumundadır.
Bu itibarla, her şeyden önce üreticinin tarımsal refahını, tüketicinin besin güvenliğini sağlayan bir sistemin geliştirilmesi
gerekmektedir. Bu stratejilerin belirlenmesinde de tarımsal kooperatifçilik önemli bir
yere sahiptir. Tarımsal kooperatifçiliğin misyonu, ortaklarına götürdüğü hizmetlerin
kalitesinin yanında, üretim ve pazarlama
tekniklerini de geliştirerek, tekelleşme eğilimi gösteren şirketler karşısında piyasaları
ortakların lehine düzenlemek ve ortakların
yaşam standartlarını yükseltmektir.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri olarak
ortaklarımızın, meslekleri ve geçimleri ile
ilgili ihtiyaçlarını zaman, kalite, miktar ve fiyat açısından memnuniyetlerini sağlayarak
temin etmek, ürünlerini değerlendirerek,
ekonomik menfaatlerini korumak bu suretle de en yüksek faydayı sağlayarak sürdürülebilir bir hayat standardında yaşamalarını
sağlamak misyonuyla hareket etmekteyiz.
Ancak, dünyadaki artan gıda ihtiyacı ve gıda güvenliğinin sağlanması için tüm dünya
kooperatifçilerine de büyük görevler düşmektedir.
12
Bu düşünceden hareketle, 2011 yılında
Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı 25 Vakıf
Bölge Müdürlüğü tarafından fakir ailelere
dağıtılmak üzere 255 bin adet gıda kolisi
hazırlandı. Türk Kızılayı ile işbirliği yapılarak
Tareks paketleme tesislerinde 2008’den
beri yardım amaçlı gıda kolileri hazırlanmaktadır. Bu kapsamda 2011 yılında 96
bin 263 adet gıda kolisi hazırlandı. Koliler
Filistin, Hindistan gibi yardıma muhtaç ülkelere gönderildi. Somali ve açlık tehlikesi
yaşayan diğer Afrika ülkeleri için 644 bin TL
yardım gönderildi. Tarım Kredi Kooperatifleri, Eğitim, Sağlık ve Kültür Vakfı aracılığı
ile de başta ihtiyaç sahibi çiftçi ortaklarımız
olmak üzere dar gelirli çalışanlarımız ve şehit ve gazilerimizin çocuklarından 735 üniversite öğrencisine, Gübretaş şirketimizce
de Ziraat Fakültelerinde eğitim gören başarılı ve ihtiyaç sahibi 80 öğrenci olmak üzere toplam 815 üniversite öğrencisine burs
vermekteyiz.
Zira, dünya genelinde yaşanan ekonomik
kriz nedeniyle yeni istihdam alanlarında
daralma, mevcut istihdamda da kayıpların yaşandığı bir ortamda Türkiye Tarım
Kredi Kooperatifleri yeni istihdam alanları
oluşturmaya devam etmiştir. Bir yandan
faaliyetlerini ortakları lehine geliştirerek
tarımsal işletmelerde üretimin devam etmesi sağlanırken, diğer yandan da 2006
yılından itibaren 1218’i Ziraat Mühendisi
olmak üzere toplam 4 bin 329 yeni personel istihdam ettik. Bugün itibariyle 1539’u
ziraat mühendisi olmak üzere toplam 7 bin
622 personelimiz ile çiftçilerimize hizmet
vermekteyiz.
Bu teknik elemanlarımız, ortaklarımıza bilinçli tarım girdileri kullandırarak, çevre, insan ve gıda güvenliğini sağlamaya yönelik
teknik danışmanlık hizmeti vermektedir.
Bu amaçla, ülkemizde, özellikle ihracat ve iç
tüketime sunulan taze sebze ve meyvelerde kalıntı sorununun yaşanmaması, tarladan sofraya sağlıklı, güvenilir ve izlenebilir
bitkisel üretimin gerçekleştirilmesi, çevre
ve insan sağlığının korunması için entegre
ve kontrollü ürün yönetimi uygulanması ve
tarımsal ürünlerde sertifika sisteminin oluşturulması amacıyla FAO destekli Bakanlığımız ile birlikte Entegre ve kontrollü Ürün
Yönetimi (EKÜY) projesi gerçekleştirilmiştir.
Bu proje ile Kooperatiflerimizdeki ziraat
mühendisleri başta olmak üzere ortaklarımıza ve özellikle kadın çiftçilerimize yönelik
ürünlerin kontrollü üretimi ve sertifikalanması konusunda eğitim verilmektedir.
Böylelikle hem ürünlerdeki kalıntı sorunu
çözüme ulaşacak, hem de kısal kesimin kalkınmasında etkin bir rol oynayarak katma
değer yaratılacaktır.
Ayrıca, ortakların ürettiği ürünlerdeki pestisit kalıntılarının hem sürdürülebilir tarımsal faaliyetleri açısından, hem de iç ve dış
piyasadaki tüketiciler açısından büyük risk
taşıyan ilaçlamanın;
Tekniğine ve tavsiyesine uygun olarak kullandırılması ve satışını teminen, 1.661 kooperatifimizin 1.035’ine bitki koruma ürünleri bayilik izin belgesi alınmıştır.
Kooperatif ortaklarına bitki koruma ürünlerinin reçeteli olarak satılması ve bu ürünlerin reçetesini yazılması içinde ayrıca 120
ziraat mühendisine reçete yazma yetki belgesi alınmıştır.
Kooperatifçiliğin gelişmiş olduğu ülkelerde
tarım kesiminde faaliyet gösteren kooperatif ve kooperatif işletmelerin yapıları ve
faaliyetlerini incelenmekte, başarılı modellerin teşkilatımızda uygulanabilirliği konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Kooperatifler arası işbirliğini tesis etmek, bu sayede
özellikle dış ticaretimizde önemli yeri bu-
lunan ülkeler ile tarımsal alanda işbirliğini
geliştirmek ve teşkilatımız faaliyetlerini tanıtmak amacı ile üye olduğumuz ve uluslararası alanda faaliyet yürüten;
(ICA) Milletlerarası Kooperatifler Birliği,
(IRU) Milletlerarası Raiffeisen Birliği, (Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. İlhami TEKE de bu kuruluşun Yönetim Kurulu
Üyesidir.) (COGECA) Avrupa Birliği Tarımsal
Kooperatifler Birliği, ile ilişkilerimiz geliştirilerek devam ettirilmektedir.
Ayrıca, bölge ülkeleri, komşu, dost ve kardeş ülkelerle tarım ve kooperatifçilik alanında işbirliği imkanlarının geliştirilmesine
yönelik çalışmalara başlanılmış, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Tunus, Kırım,
Bulgaristan ve Irak’taki tarımsal amaçlı kuruluşlarla ikili işbirliği görüşmeleri yapılmış,
Rusya Kooperatifçilik Üniversitesi ve Kazan
Kooperatifçilik Enstitüsü ortak bilimsel
araştırmalar yapmak, ortak kültür projelerinin ve programlarının hazırlanması konusunda mutabakat sağlanmış, Filistin Çalışma Bakanlığı heyeti ve Güney Kore NACF
Kore Milli Tarım kooperatifleri Federasyonu ile tarımsal proje uygulamaları alanıyla
ilgili işbirliği konularında iyi niyet protokolü
imzalanmıştır.
Kısaca Kooperatiflerimiz;
Ortakları tarafından üretilen ürünleri işleyerek piyasada satan, Her süreçte etkin olan, Ortaklarının haklarını koruyan, Onlara
bilgi aktaran, Tarıma yönelik eğitim veren,
Ortaklarını teknolojik gelişmelere adapte
eden, Üretimlerini destekleyen, Ürünlerini
alan, işleyen, Tüketiciye aracısız doğrudan
tarımsal ürünler sunan, Piyasa fiyatı oluşumunda bir denge unsuru olan Türkiye’nin
en büyük çiftçi ailesidir.
13
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLENMESİNDE
PANKOBİRLİK GERÇEĞİ
Turgut AĞIRNASLIGİL *
rına paralel olarak sayıları bugün 31’e ulaşan ve ortak sayıları 1,6 milyonu aşan panPancar ekicileri; 1951 yılında Türkiye Şeker car kooperatifleri, Birlik olmanın verdiği
Sanayii’nin genişletilmesi konusunda alı- güçle de ülke tarımının gelişmesine önemli
nan kararların uygulamasıyla kooperatifler katkılar yapmıştır.
halinde teşkilatlanmaya başlamıştır.
Ülke ekonomisine ve tarımına bu katkılar
Ülkemizin artan şeker ihtiyacını karşılamak yapılırken de kendisi, bağlı kooperatifleri
üzere yeni fabrikaların kurulması için ge- ve iştirakleri dâhil Devletten herhangi bir
rekli sermayenin oluşumu yanında, şeker destek almamış ve faaliyetlerini ortaklarısanayiinin hammaddesinin temini ama- nın kendi sermayeleri ile oluşturduğu özcıyla, çiftçi potansiyelinden yararlanılması kaynaklarından karşılamıştır.
NASIL KURULDU ?
fikri pancar kooperatiflerinin kurulması çalışmalarının esas hareket noktası olmuştur.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun kabulü sonrası Pancar Ekicileri Kooperatifleri,
Birlik kurmak üzere teşebbüse geçmiş ve
Raiffeisen modeli benimsenerek, ülkemiz
kooperatifçiliğinde önemli bir kilometre
taşı olan PANKOBİRLİK 31.03.1972 tarihinde kurulmuştur.
Bu amaç doğrultusunda çiftçilerin tek başına fabrikaya ortak olmalarından çok, toplu
halde meydana getirdikleri bir kuruluşun
sermayeye katılması, güçlenme yönünden
daha uygun görülmüş ve bu oluşumu ilk
olarak gerçekleştiren pancar üreticileri de Pankobirlik’in faaliyete geçmesinden son“Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi”ni ra, özellikle ülkenin ekonomik gelişimine
kurmuşlardır.
paralel olarak, şeker sanayiinin de geleceğinin garanti altına alınabilmesi amacıyla
Bu teşebbüsle ekicilerinin ilk kez teşkilatpancarın dışındaki ürünlerin Pancar Kolanması ve kooperatif halinde şirket seroperatifleri tarafından değerlendirilmesi
mayesine sahip olması da bir dönüm nokkabul edilmiş ve Ana sözleşmeler tadil editası olmuştur.
lerek Kooperatifler çok amaçlı hale dönüşBu çalışmalar diğer şeker fabrikalarının ku- türülmüştür.
ruluşlarında da yapıcı rol oynamış ve şeker Pankobirlik’i genel anlamda tanımak ve tasanayiinin gelişme programının hayata ge- nımlayacak olursak;
çirilmesinde önemli unsur olmuştur.
“Ülkemizin 64 ilinin, 7.500 yerleşim biriO tarihten bu yana kurulan şeker fabrikala- minde pancar üretimi yapan, yaklaşık 1,6
* PANKOBİRLİK Genel Müdürlüğü, APK Müdür Yard.
milyon ortağıyla, 31 pancar kooperatifinin
([email protected])
300’e yakın şubesi, 7 kooperatif şeker fab14
rikası, (Adapazarı, Amasya, Kayseri, Boğazlıyan, Konya, Çumra, Kütahya(%16,68)) ve
50’nin üzerinde tarımsal amaçlı iştirakiyle,
Devletten bugüne kadar herhangi bir destek almadan, tamamen üyelerinin kendi
imkânlarıyla oluşturduğu sermayeleri ile
ortaklarının tarımsal faaliyetlerinde kullandıkları her türlü girdinin teminini, dağıtımını, denetimini ve koordinasyonunu
yapan Pancar Kooperatiflerinin üst örgütü
ve temsilcisi Genel Müdürlüğü’dür.
Ortaklarının her türlü tarımsal girdilerini temin ve tevzi eden PANKOBİRLİK, tüm
iştirakleriyle beraber ülke sathında etkili
ekonomik ve sosyal işlev gören, demokratik yapıya sahip en büyük çiftçi kuruluşlarından birisidir.
kurulmasına neden olmuş ise de, üreticilerin ve kooperatiflerinin o zamanki ekonomik şartları buna müsaade etmemiş ve
ancak Adapazarı, Amasya, Kayseri, Konya
ve Kütahya Şeker Fabrikaları Pancar Kooperatiflerinin sermayelerine iştirak ettikleri kuruluşlar olmuştur.
Bu adım atıldıktan sonra şeker sanayi ve
pancar çiftçilerinin ülkenin değişen ve gelişen ekonomik ve sosyal şartlarının tabii
bir sonucu olarak dışa bağımlı olmadan ihtiyaçlarını karşılayacak ve kendine yeterli
gerekli entegrasyonun sağlanması düşünülmüş ve dikkatli, planlı ve tedbirli hareket edilmiştir.
İzlenen iştirakler politikası çerçevesinde,
pancar dışındaki ürünlerin değerlendirilmesini sağlayacak muhtelif yerel kuruluşİŞTİRAKLERİ?
ların; bizzat Pancar Kooperatiflerinin öncü1951 yılında mevcut 4 şeker fabrikasının, lüğü ile kurulması veya kurulmuş bulunan(Alpullu, Uşak, Eskişehir ve Turhal) ülkenin lara iştirak edilmesi gerçekleştirilmiş, buna
artan şeker ihtiyacını karşılayamaması ne- istinaden; daha pek çok tarımsal amaçlı
deniyle, şeker sanayiinin genişletilmesine
müesseseler ile muhtelif yem ve süt fabrikarar verilmiştir. Bu amaçla yeni pancar
kalarının kurulmaları sağlanmıştır.
ekim sahaları meydana getirilerek şeker
fabrikalarının sayısı artırılmış ve bu suretle Şeker sanayi ve ortağı olan pancar çiftçiartan tüketimin karşılanması sağlanmıştır. lerinin dışa bağımlı olmadan ihtiyaçlarını
karşılamak amacıyla ortaklarımızın ürünBu büyük projeye karar verilirken hareket
lerinin değerlendirilmesi ve ihtiyaçlarının
noktası, çiftçinin fabrikalara yalnız pancarıkarşılanması yönelik yeni kuruluşlar oluştunı teslim eden bir üretici değil, aynı zamanrulmuş, kurulmuş tesislere ortak olunması
da pancarını götürdüğü fabrikanın sahibi
yönünde çalışmalar yapılmış veya dünyada
olma ilkesi benimsenmiştir.
değişen konjonktür ve ihtiyaçlar paralelinBu işin hayata geçirilebilmesi için en uygun de yeni yatırımlarda bulunulmuştur.
yolun, pancar çiftçilerinin kooperatifler halinde teşkilatlanması olduğu düşünülerek, Bunun sonucu olarak Pankobirlik’e bağlı
Pancar Ekicileri Kooperatiflerinin kurulma- Pancar Ekicileri Kooperatiflerinin çoğunluk
hissesine sahip olduğu veya ortağı bulunları sağlanmıştır.
duğu kuruluşlarımızın faaliyet konuları baÇiftçilerin kooperatifleri kanalıyla yeni ku- kımından açılımı şöyledir;
rulan Şeker Fabrikalarının sahibi olması
1953-1956 yılları arasında yeni kurulan 11 7 Adet Şeker Fabrikası,
şeker fabrikasının hepsinin özel A.Ş. olarak 1 Adet Etanol Tesisi,
15
1 Adet Alkol Tesisi
1 Banka Hissedarlığı,
1 Adet Sigorta Şirketi,
1 Adet Dondurulmuş Parmak Patates ve
Cips Fabrikası
1 Adet Damla Sulama Fabrikası,
1 Adet Tohum Üretim Tesisi
2 Adet Damızlık Hayvan İşletmesi
1 Adet Et Entegre Tesisi
1 Adet Sıvı Şeker Tesisi,
1 Adet Su Dolum Tesisi
1 Adet Süt ve Süt Ürünleri Fabrikası,
1 Adet Sert Şekerleme Tesisi,
1 Adet Çikolata Tesisi,
13 Adet Yem Fabrikası,
16 Adet Tarımsal Amaçlı İştirak,
18 adet çeşitli konularda faaliyet gösteren
kuruluşu,
Çeşitli Kömür İşletmelerinde Değişik Oranlarda Hissedarlık
2004 yılında sektörde bir ilk olarak sermayesinin tamamı pancar üreticilerine ait, en
son teknolojilerin kullanıldığı Çumra şeker
fabrikası bir takvim yılı gibi kısa bir sürede
faaliyete geçirilmiştir. Birçok ilki bünyesinde barındıran bu fabrika şeker üretiminin
yanı sıra, ülkemizin pancardan sıvı şeker
üreten ilk ve tek fabrikası olarak ta tarihe
geçmiştir. Bunun yanı sıra bünyesinde kurduğu Biyoetanol tesisi ile çikolata ve şekerli mamuller fabrikasıyla tam anlamıyla bir
entegre tesis özelliği taşımaktadır.
Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş. nin Özelleştirme İdaresine ait %95,37 lik hissesi
Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifince
alınarak pancar üreticilerimize kazandırılmış, Ayrıca Boğazlıyan Şeker Fabrikası da
Kayseri Şeker Fabrikasının 2. Fabrikası olarak 8 Kasım 2006 tarihinde üretime başlatılmıştır.
EKONOMİYE KATKILARI?
Bugün gelinen noktada ülkemiz kooperatifçiliğinde örnek bir model olan Pankobirlik; Demokratik yapısı, hedeflerini gerçekleştirme yönünde gösterdiği azim ve
kararlılık, faaliyetlerinin gerek tarımsal ve
ŞEKER ÜRETİMİNDEKİ YERİ? gerekse ekonomik açıdan ortaya koyduğu
sonuçlarla, kooperatifçiliğin nasıl yapılması
Ülkemize ve üreticilerimize hizmet etme gerektiği konusunda referans olarak göstenoktasında yeni hedeflere doğru kararlı rilmelidir.
adımlarla ilerleyen Pankobirlik, yatırımlarına devam etmektedir. Adapazarı, Amasya, Bu durumu, Birliğimizin gerçekleşen 2010
Kayseri, Çumra, Konya, Boğazlıyan ve Kü- faaliyet yılı rakamlarıyla da ortaya koytahya Şeker Fabrikaları Pancar Kooperatif- mamız mümkündür. Daha önce de ifade
lerinin kurdukları sanayi kuruluşları olmuş- edildiği gibi, kuruluşundan bugüne yaptığı yatırımlarla ülke tarımına ve sanayisine
tur.
önemli eserler kazandıran Pankobirlik; 1,6
Kooperatif Fabrikaları yapılan modernizas- milyonu aşan ortağı ile büyük bir sosyal
yon çalışmaları ve kapasite artırım yatırım- güç iken, aynı zamanda kooperatifleri, şelarıyla ülkemizin en verimli ve modern fab- ker fabrikaları ve diğer iştirakleriyle berarikaları haline gelmiştir. Bu fabrikaların ül- ber 550 milyon $ sermayeye sahip önemli
ke şeker üretimde ki payı yaklaşık %40’dir. bir ekonomik güç haline de gelmiştir.
olmak üzere toplam 50’nin üzerinde iştiraki ve yatırımı ile ortaklarına hizmet, ekonomiye katkı sağlamaktadır.
16
Bulundukları yörelerin sosyo ekonomik yapısını iyileştiren ve kırsal kalkınmanın bir
bakıma öncülüğünü yapan kuruluşlarımız,
yaklaşık 6.300 kişiye sağladığı iş imkânıyla
da, istihdam gibi ülkemizin en önemli meselesinin çözümüne ciddi anlamda destek
sağlamaktadır.
Ortaklarını yıl içerisindeki üretim faaliyetleri boyunca destekleyen kooperatiflerimiz
ve iştiraklerinin, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve üreticilerimizin uluslararası
piyasalardaki rekabet gücünün artırılması
yönündeki çalışmalarının da, çiftçiye verilen desteklerin tamamına yakınının kaldırıldığı günümüzde oldukça önemlidir.
Kooperatiflerimiz ve kuruluşları her türlü işlemini belgelendiren ve kanunlara ve
kurallara uygun çalışan kuruluşlardır. Bu
nedenledir ki geçen yıl ülkemiz hazinesine
ödediği 70 milyon dolar vergi ile ülkesini
ve milli değerlerini sevdiğini ortaya koymuş ve sahibi olduğu şeker fabrikaları ile
de bulunduğu yörelerde vergi rekortmeni
olmuşlardır.
Daha birçok konuda ilkleri gerçekleştiren
Birliğimiz; mevcut sosyal ve ekonomik gücüne, kooperatiflerinin bir araya gelerek,
yani “Birlik” ruhu altında, beraber hareket
ederek ulaşmıştır.
Ülkemiz şeker sektöründe son yıllarda yaşanan olumsuz gelişmelerin ve uygulanan
politikaları pancar üreticisi ortaklarımızın
lehine çevirmemizde, sahip olduğumuz bu
güç sayesinde mümkün olabilecektir.
ÇEVRECİ
Çevrenin korunması canlı, cansız bütün
doğal hayat için ileri derecede önem taşımaktadır. Dünyanın her yerinde yaşanan
çevre tahribatı sorununa yakın gelecekte
acil ve kalıcı çözümler bulunması zaruridir.
Bu da etkili bir çevre koruma, kaynakların azami ölçüde yeniden kullanılmasına
imkân veren, aşırı tüketim ve israfı asgari
seviyede tutan yöntemlerin ve tedbirlerin
geliştirilip uygulanması ile mümkündür.
Özellikle büyük sanayi kuruluşlarının çevreye verdikleri zararın minimuma indirilmesi ve doğal dönüşümün sağlanmasına
yönelik yatırımlar yapılmalıdır.
İştirakleri vasıtasıyla büyük sınai yatırımlara imza atan Pankobirlik, sosyal sorumluluğu ile toplumsal fayda içeren aktivitelerde
bulunarak çevreye büyük yatırımlar yapmıştır.
Pankobirlik Konya Şeker Fabrikası vasıtasıyla birçok kuruluşa öncülük etmesi gerektiğine inandığımız ağaçlandırma konusunda
da önemli çalışmalar yapmaktadır.
2004 yılında başlatılan ağaçlandırma seferberliği ile her yıl 1 milyon fidanın toprakla
buluşturulması hedeflenmiş, aynı yıl Konya
ve bölgelerinde bulunan değişik karayolu
güzergâhları üzerine 1 milyon fidan dikilmiştir.
Bugüne kadar 1.500 kilometre köy yolunu
iki taraflı olarak ağaçlandırılmış, daha sonra ana yollarda da ağaçlandırma işlemine
başlanmıştır.
Konya-Ankara karayolu üzerindeki Yeniceoba-Kulu makası arasındaki yolun da
çift taraflı ağaçlandırılması yapılmış ve bu
güzergâha 70 bin ağaç dikilmiştir.
Toprak analizi sonucuna göre uygun cins fidanlar dikilmiş, bakım ve sulamaları da yapılmak suretiyle koruma altına alınmıştır.
Bu projelerle yetinilmeyerek daha çok
ağaç dikmek için yeni projelerde oluşturulmuştur. Son olarak Konya-Karaman karayolu üzerindeki Kaşınhanı mevkiinde 360
17
dekarlık boş ve kullanılmayan alana ağaç Kooperatifler Yasasına göre kurulan PANdikilerek bölgede “Şeker Ormanı” oluştu- KOBİRLİK;
rulmuştur. 10 bin değişik türde fidanın dikildiği Şeker Ormanının çevresi de koruma
KURULUŞ AMAÇLARI
altına alınmıştır.
Kuruluş biçimi ile güçlü organizasyon yapıÇumra Şeker Fabrikası civarındaki 150 de- ları
karlık bir alan da ağaçlandırılmış, 7 bin de- Devlet-Kooperatif ilişkilerinde sağladıkları
ğişik türde fidan dikimi gerçekleştirilmiştir. denge,
Ağaçlandırma çalışmalarıyla hem bölgeye Hizmetlerin tabana iletilmesindeki başarıbir güzellik katan ve hem de çevre konu- ları,
sunda büyük bir duyarlılığın başlamasına Tarım kesiminin kalkınma çabalarına etkili
ön ayak olan Pankobirlik, diktiği ağaçlarla bir biçimde katkıda bulunan örnek nitehububat zararlısı Süne ile mücadelede de likte yapısal bir özellik taşıdıklarını ortaya
etkin bir rol oynayacaktır.
koymaktadır.
Faaliyetlerini amaçları doğrultusunda baSONUÇ
şarı ile sürdüren PANKOBİRLİK, bünyeTarım sektöründe tarımsal girdi sağlanma- sindeki kooperatifler üzerinde işbirliği ve
sı, dağıtımı ve ürün değerlendirme koope- karşılıklı anlayışın gerektirdiği disiplin ve
ratifleri grubunda yer alan ve 1163 Sayılı etkinliğe sahiptir.
18
TESKOMB
TÜRKİYE ESNAF VE
SANATKÂRLAR KREDİ VE KEFALET
KOOPERATİFLERİ BİRLİKLERİ
MERKEZ BİRLİĞİ
Güler ZİNCİRKIRAN *
Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri, Türkiye Halk Bankasınca esnafsanatkâra kullandırılan ve devlet tarafından faiz desteği sağlanan esnaf kredilerine
kefalet etmektedirler. Ülkemiz genelinde
1006 Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet
kooperatifi faaliyet göstermekte olup kooperatifler bağlı bulundukları 32
Bölge Birliği ile TESKOMB alt
teşkilatını oluşturmaktadırlar.
Esnaf ve Sanatkârlar
Kredi ve Kefalet
Kooperatifleri’nin
kuruluş amacı; “kooperatife ortak olan
esnaf ve sanatkâra
mesleki faaliyetleri için
gerekli krediyi sağlamak
veya kredi ve banka teminat mektubu almak üzere kefil
olmak” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatiflerin temel görevleri ise;
•Ortaklara verilecek kredi veya kefalet
miktarını tespit etmek,
•Ortaklar için yeni kredi imkânları sağlamak,
* TESKOMB Genel Müdürü
([email protected])
•İlgili kuruluşlardan borç para almaktır.
Esnaf ve sanatkâr işletmelerinin karşılaştıkları finansman sorunları esnaf ve
sanatkârları kooperatifleşmeye sevk etmiş
ve ilk kooperatif 1951 yılında Ankara’da
kurulmuştur.
Bölge Birlikleri; Ortak kooperatiflerin
ortaklarının mamullerini en iyi
şartlarla değerlendirmelerine, kredi ihtiyaçlarının
karşılanmasına yardımcı olmak, çalışmalarını koordine etmek ve
müşterek menfaatlerini korumak amacıyla
kurulmuş bir danışma,
destek ve koordinasyon
birimi mahiyetindedirler.
TESKOMB
esnaf
ve
sanatkârın finansman sorunlarına, günün koşullarına uygun, kalıcı
ve sistematik çözümler üretmek, bu amaçla gerekli yapıları oluşturmak ve işletmek
amacıyla 1970 yılında kurulmuştur.
TESKOMB’un 3 temel görevi bulunmaktadır;
•Kooperatiflerin sorunlarına başta TBMM
ve Hükümet olmak üzere ilgili platformlarda çözüm aramak,
19
•Teşkilatın ekonomik faaliyetlerine öncülük etmek ve eğitim desteği sağlamak,
Kredi ve Kefalet Kooperatiflerinin kullanımına açılan TESKOMB Ortak Kayıt ve Bilgi
Yönetim Sistemi ile ortak bir veri tabanına
•Bağlı birlik ve kooperatiflerin mevzuata kavuşularak kurumsallıkta büyük bir adım
uygun olarak faaliyet göstermelerini temi- atılmıştır. Bu online sistem sayesinde konen denetim faaliyetlerini ifa etmek.
operatiflerin iş ve işlemlerinde hem tek
TESKOMB tarafından tüm kooperatiflerin düzelik sağlanmış hem de sisteme ilişkin
yönetici ve çalışanlarına ayrı ayrı olmak sağlıklı istatistik tutma imkanına kavuşulüzere yılda en az 2 defa eğitim seminerleri muştur.
düzenlenmektedir. Ayrıca TESKOMB bağlı
Birliklerce gerçekleştirilen eğitimlere hem TESKOMB KREDİ KEFALET
maddi destek hem de eğitimci desteği sağ- SİSTEMİNİN İŞLEYİŞİ
lamaktadır.
Ülkemizde esnaf ve sanatkarı desteklemek
Bütçesi tamamen TESKOMB tarafından amacıyla devlet tarafından tahsis edilen
karşılanarak hazırlanan ve Türkiye de fa- kaynakların kullandırılması için Türkiye
aliyet gösteren tüm Esnaf ve Sanatkarlar Halk Bankası görevlendirilmiştir. Oluştu-
20
rulan modelde esnaf ve sanatkarlar ortağı olduğu kooperatif tarafından sağlanan
kefalet ile Halk Bankasından kredi kullanmaktadır. Kooperatife ortak olabilmenin
ön koşulu esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı olmaktır.
Esnaf ve sanatkar tarafından kullanılan
ve vadesinde ödenmeyen kredi borçları
bankaca herhangi bir yasal işleme gerek
duyulmaksızın kooperatif banka nezdinde
bulunan mevduat, sermaye ve fon hesaplarından tahsil edilmektedir.
lam kredi hacmi 28 Milyar TL’ye ulaşmıştır.
2002 yılında kredi faizleri %59 seviyelerinde iken 2003 yılında %30’a, sonraki yıllarda
devam eden düşüş neticesinde %5-6 gibi
düşük bir oranlara gerilmiştir.
2002 yılında 5.000-TL olan kredi şahıs üst
limiti 2003 yılında 10.000-TL’ye çıkarılmış
ve her geçen yıl artarak 2010 yılında kademeli olarak 100.000 TL’ ye ulaşmış ve
250.000 TL ‘ye kadar yatırım kredisi kullandırılmaktadır.
KULLANDIRILAN KREDİLER TESKOMB İHRACAT DESTEK
KREDİLERİ
Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatiflerine kayıtlı 1.500.000 esnaf-sanatkardan 790.000’i aktif olarak faaliyetine
devam etmekte olup bu kooperatifler kefaletiyle kredi kullanmaktadırlar.
2012 yılı Ekim ayı itibariyle toplam kredi
limiti 6,8 Milyar TL’ye, kredi riski 6,4 Milyar TL’ye, yıl içerisinde kullandırılan kredi
miktarı 3,5 Milyar TL’ye ve kredi kullanan
ortak sayısı 160.130’a ulaşmıştır. TESKOMB
ve alt teşkilatının yeniden yapılandırılması çalışmalarına başlandığı 2003 yılından
bugüne toplam kredi hacmi ise 28 Milyar
TL’ye ulaşmış ve bu süre zarfında kullandırılan kredi adeti 1.600.000’i aşmıştır.
2002 yılına kadar kooperatif kredi faiz oranları %90 lar seviyelerinde ve kredilerden
faydalanan esnaf-sanatkâr sayısı onbinlerle ifade edilirken 2002 yılından sonra kredi
faiz oranlarının düşürülmesine yönelik girişimlerle birlikte aynı zamanda kredi şahıs
üst limitlerinin yükseltilmesi sağlanarak
yüz binlerce esnaf-sanatkârın düşük faiz
oranlarıyla kredi kullanması imkanı sağlanmıştır. 2003 yılına kadar toplam kredi hacmi 450 Milyon TL iken 2003 yılından 2012
yılına kadar hızlı bir artış yaşanmış ve top-
TESKOMB tarafında 2007 yılında örnek bir
uygulama yapılarak, ülkemiz genelinde değişik sektörlerde faaliyet gösteren 30 esnaf
ve sanatkârı Almanya’ya götürülerek aynı
sektörde faaliyet gösteren işletmeleri tanımaları sağlanmış ve bu esnaf-sanatkarlardan ihracata yönelik proje hazırlamaları
istenmiştir. Hazırlanan projelerin değerlendirilmesi sonucu uygun görülen 22 projeye TESKOMB kaynaklarından üst limiti
100.000-TL olmak üzere bir yılı ödemesiz
üç yıl vadeli faizsiz toplam 1.315.000-TL
“İhracat Destek Kredisi” kullandırılmıştır.
Kredilendirilen işletmelere ilişkin veriler
toparlandığında bu işletmelerin üretim
kapasitelerini yaklaşık %30 oranında artırdıkları, ilave istihdam sağladıkları, ihracat
yapan işletmelerin yeni ihracat bağlantısı
yaptıkları, ihracat kapasitesi olup da fiilen
ihracat yapamayan bazı işletmelerinde
ihracata başladıkları tespit edilmiştir. TESKOMB tarafından gerçekleştirilen bu projenin en önemli çıktısı ise küçük destekler
sağlanmak suretiyle Esnaf ve Sanatkarın
da ihracat yapabileceği gerçeğinin anlaşılmış olmasıdır.
21
S.S TÜM MOTORLU TAŞIYICILARI
KOOPERATİFLERİ MERKEZ BİRLİĞİ
Cemil OK *
Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının
belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını
karşılıklı yardım dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek
ve kamu tüzel kişileri ile özel idareler, belediyeler köyler cemiyetler ve dernekler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir
sermayeli teşekküllere kooperatif denir.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu kooperatiflerin aşağıdan yukarı örgütlenmesini ortak, kooperatif, birlik, merkez birliği ve milli
kooperatifler şeklinde belirlenmiş bulunmaktadır. Bu yasa çerçevesinde kurulmuş
bulunan 4000 taşıma kooperatifi olup içinde 497 adedi yük taşımasında faaliyet gösteren kooperatifler olup bu kooperatiflere
bağlı 70 bin yük taşıyıcı (kamyoncu) esnaf
bulunmaktadır. Ülkemizde 22 adet bölge
birliği ve bir adet merkez birliği ve bir adet
milli kooperatifler birliği bulunmaktadır.
Merkez Birliğine bağlı bölge sayısı 18, bu
birliklere bağlı kooperatif sayısı ise 500’dür.
S.S TÜM MOTORLU
TAŞIYICILAR
KOOPERATİFLERİ MERKEZ
BİRLİĞİ’NE BAĞLI BİRLİKLER
1. İstanbul Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
* S.S Tüm Motorlu Taşıyıcıları Kooperatifleri Merkez
Birliği Başkanı - ([email protected])
22
2. Marmara Kocaeli Motorlu Taşıyıcıları
Kooperatifleri Birliği
3. İzmir Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri
Birliği
4. Edirne Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
5. Ege Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri
Birliği
6. Güney Marmara Motorlu Taşıyıcılar
Kooperatifleri Birliği
7. İçel Akdeniz Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
8. Silifke Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
9. Orta Anadolu Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
10. Trakya Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
11. Batı Karadeniz Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
12. SPİL (MANİSA) Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
13. Çanakkale Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
14. Fethiye Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Sahil Birliği
15. Nevşehir Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
16. Candaroğulları Motorları Taşıyıcılar
Kooperatifleri Bölge Birliği
17. Doğu Marmara Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Bölge Birliği
18. Yeşil Bursa Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Birliği
MERKEZ BİRLİĞİ ÇALIŞMALARI, YAYIN ÖRGÜTLENME VE EĞİTİM
lanma ile ilgili sorunları görüşmek üzere
tüm kooperatif başkan ve yöneticilerinin
davetli olduğu yıllık toplantılar düzenlemektedir. Bu toplantılarda, geçmiş bir yılın
hesabı yapılmakta ve ilerideki süreçte yapılacak çalışmalar ile ilgili kararlar alınmaktadır.
Merkez Birliği yayın çalışmaları kapsamında, TAŞIYORUM adı altında bir dergiyi yayın organı olarak MART 2002 tarihinden
itibaren yayınlamaktadır. Bu ay derginin
91.ci sayısı basılacaktır.
Üçüncü toplantı, Ekim 2003 tarihinde
Akçay’da yapılmış,
Sektördeki her gelişmeyi ve yeniliği esnafa ulaştırmayı ve onu eğitmeyi amaçlayan
TAŞIYORUM dergisi, kooperatifçilik, taşıma sektörü sorunları ve yasal çalışmalarla
ilgili bilgiler yayınlamaktadır. Aylık kurum
dergisi niteliği taşıyan TAŞIYORUM dergisi
10.000 adet basılmakta olup, tüm bakanlık
ve ilgili genel müdürlükler ile 500 adet taşıyıcı kooperatifine gönderilmektedir.
ÖRGÜTLENME
Merkez Birliği, örgütlenme çalışmaları kapsamında “Her ilde bir birlik” hedefi ile çalışmalarını sürdürmektedir.
Bu toplantılardan birincisi,
2001 yılında Didim,
İkinci toplantı, Eylül 2002 tarihinde
Didim’de
Dördüncü toplantı, Kasım 2004 tarihinde
Ankara’da gerçekleştirilmiştir.
Beşinci toplantı 24–26 Kasım 2006 tarihlerinde Antalya Kemer’de yapılmıştır.
Altıncı toplantı 23–26 Kasım 2007 tarihlerinde Antalya Kemer’de yapılmıştır.
Yedinci toplantı 21–25 Kasım 2008 tarihlerinde Antalya Kemer’de yapılmıştır.
Sekizinci toplantı 13–17 Kasım 2009 tarihlerinde Antalya Kemer’de yapılmıştır.
Dokuzuncu toplantı 11–15 Kasım 2010
tarihleri arasında Antalya Kemer’de yapılmıştır.
Onuncu toplantı 17 – 20 Kasım 2011 tarihleri arasında Antalya Kemer’de yapılmıştır.
Kurulduğu günden bugüne örgütlü toplum
olabilmenin yolunu örgüt ağının ülkenin Onbirinci toplantı 29 Kasım – 2 Aralık taher tarafına yayılmasında gören Merkez rihleri arasında Antalya Kemer’de yapılaBirliği, bu hususta büyük gayret göstermiş caktır.
ve kuruluşunda 12 olan birlik sayısını bugün 22’ye çıkartmıştır.
BÖLGE TOPLANTILARI
EĞİTİM
Merkez Birliği, ekonomik, yasal ve teşkilat-
Merkez Birliği’ne bağlı bölge birlikleri 1163
sayılı yasa gereği her yıl kongrelerini yapmak zorundadır. Merkez Birliği olarak birlik
23
toplantıları tarihleri tespiti yapılmakta ve yüzde 35’i yirmi yaşın üzerinde olup kısa
birliğe bağlı kooperatiflerin temsilcilerinin sürede kendini yenileme imkanı bulunmakatıldığı bu toplantılarda merkez birliği de maktadır.
hazır bulunmaktadır.
- Ülkemiz taşıma sektöründe sektöre girikontrol eden hiçbir mekanizmanın buKOOPERATİF TOPLANTILARI şilunmayışı
sektörde ihtiyaç fazlası araçların
Merkez Birliği ve bölge birlikleri tarafından oluşması sonucu atıl kapasite meydana gelorganize edilen esnaf eğitim çalışmaları ko- miş ve yolcuda yüzde 50 ve yükte yüzde 45
operatif ortağının kooperatifçilik konusun- atıl kapasite oluşmuştur.
da bilinçlendirilmesine yönelik olup bizzat
- Taşıma sektöründe şirketler, kooperatifkooperatiflere gidilerek verilmektedir.
ler ve bireysel taşımacılar şeklinde taşıma
yapılmaktadır. Bireysel taşımacılar toplam
MERKEZ BİRLİĞİ’NİN
taşıma içinde yüzde 76 oranında yer almakAMAÇLARI
tadır.
1-Yıllardır özellikle yük taşımasında önemli
bir işlevi gerçekleştirerek taşımayı yapan
kooperatiflerin Karayolu Taşıma yönetmeliğinde yapılacak iyileştirme ile taşıma sektörü içinde kalmasını sağlamaktır.
2–1163 sayılı yasa ve kooperatif ana sözleşmelerinde yapılacak değişikliklerle, kooperatiflerin kendi dışında taşıma yapan
kuruluşlarla rekabet edebilecek kurumlar
haline gelmelerini sağlamak.
3-Kooperatifler arası bütünleşmeyi kurarak yardımlaşma ve dayanışmanın kurumsal hale gelmesini sağlamaktır.
YÜK TAŞIMASINDA GENEL
DURUM VE KOOPERATİFLER
Ülkemiz taşımacığında karayolu ağırlıklı bir
taşıma görülmektedir. Yolcu taşımasının
yüzde 96’sı ve yük taşımasın yüzde 90’ı karayolu ile yapılmaktadır.
Araç sayısı kamyon, tır, tanker ve çekici sayısı 750 binin üzerinde olduğu belirtilmesine
rağmen kesin rakam konusunda elimizde
net bilgi bulunmamaktadır.
- Kamyon ağırlıklı olan taşıma filosunun
24
- Taşıma ücretleri pazarlık usulü ile yapılmakta olup taşıma ücretlerinin alt sınırlarını belirleyen fiyat tarifeleri 1986’dan bu
yana ilk defa 2006’nın ikinci yarısında yayınlanabilmiştir. Uygulamada kontroller yapılmadığı için uyulması konusunda herhangi
bir gelişme görülmemektedir.
-Aşırı yükleme de ağırlık kontrollerinin takibi her ne kadar da yasal düzenleme ile
Ulaştırma Bakanlığı bünyesine verildiyse de
henüz denetlemeler gereği gibi yapılmamaktadır. Aşırı yükleme devam etmektedir.
Dünyada olduğu gibi yurdumuzda da karayolu taşımacılığı payının düşürülmesi ve
taşımanın diğer modlar arasında dağıtılma
çalışmaları yapılmaktadır. Ancak bu çalışmalar büyük yatırımları gerektirmekte olup
hayata geçirilmesi zaman alabilecek olup
uzun süre karayolunun ağırlığı devam edecektir.
Günümüzde taşımacılık, taşımacılığın istemler arasında organize edildiği ve ulusal
kurumların uluslararası kurumlarla işbirliği
yaptığı bölgesel ve bölgeler arası hatta uluslar arası organizasyonların yapıldığı bir sektör olarak karşımızda durmaktadır.
TÜRKİYE S.S.YAPI KOOPERATİFLERİ
MERKEZ BİRLİĞİ (TÜRKKONUT)
Yılmaz ODABAŞI *
Kamuoyunda TÜRKKONUT olarak bilinen
Türkiye S.S. Yapı Kooperatifleri Merkez Birliği, Milli konut politikamıza yön vermek ve
özellikle büyük şehirlerimizde daha belirgin bir biçimde hissedilen konut açığının
kapatılması maksadı ile 3 Mayıs 1985 tarihinde 14 kurucu birliğin katılımı ve 8. Cumhurbaşkanımız Merhum Turgut ÖZAL’ın
onur başkanlığında kurularak hükmi şahsiyet kazanmış, 85/10081 sayılı Bakanlar Kararı ile isminin başına “TÜRKİYE” ibaresini
kullanma hakkına kavuşmuştur.
Kuruluş amacımız; ülke genelinde konut
üretimine yönelik girişimleri disipline ederek Konut Yapı Kooperatiflerinin daha rasyonel bir işleyiş içine girmelerini sağlamak
ve dayanışma kavramlarını etkin ve sürekli
kılmak, dolayısı ile kooperatif ortaklarının birikimlerini garanti altına almak, her
vatandaşımızın ucuz, dayanıklı, kaliteli ve
modern konfor konsepti ile dizayn edilmiş
bir yuvaya kavuşmalarını temin etmektir.
Bu şekilde özetlenen ve anasözleşme ile
yasa hükümlerine bağlı olarak düzenli bir
biçimde yürütülen ana görevlerin yanı sıra inşaat ve mühendislik sektörlerindeki
en son gelişmeleri izleyerek uygulamaya
koymak, konu ile ilgili konferans, seminer
vb. oysal etkinlikler düzenlemek gibi ikincil
görevleri de bulunmaktadır.
1163 Sayılı Kanun ve bu kanunun bazı
maddelerinde değişiklik yapan 3476 Sayılı Kanun muvacehesinde kurulan TÜRK* TÜRKONUT Genel Başkanı
([email protected])
KONUT Türkiye’de ilk ve en büyük Merkez
Birlik olmak özelliğini de halen muhafaza
etmektedir.
TÜRKKONUT, bugün 15 birlik ve 1347
kooperatifi aracılığıyla 230.000 ortağın
200.000’ine anahtar ve tapusunu teslim
etmiş ve halen inşaatları devam eden yaklaşık 30.000 konutun da yapımını denetlemektedir. Mühendislik, müşavirlik, projelendirme, arsa bulma, kredi temin etme
konularında ve Genel Altyapı, Sosyal Altyapı ve Çevre Düzeni ile Üstyapı yatırımlarının en uygun bir biçimde sürdürülmesine
yönelik her türlü hizmeti sunmuş ve geride
bıraktığımız 27 yıl içinde 200.000 aileyi konut sahibi yapmıştır.
25
KONUT POLİTİKALARINI
YÖNLENDİRME
ÇALIŞMALARI
TEKNİK ÇALIŞMALAR
Türkiye’nin çeşitli illerinde uygulanmak
üzere 1985 yılında başlatılan konut seferberliği ile bugün 200.000 konutun anahtar
TÜRKKONUT, kurulduğu günden bugüne ve tapusunu teslim etmenin haklı gururukadar konut politikalarının yönlendiril- nu yaşayan Merkez Birliğimiz, yeni UYDU
mesine ilişkin görüşlerini başta cumhur- KENTLER kurulması amaç ve gayreti ile hebaşkanlığı olmak üzere Devletin tüm ku- define doğru sağlam ve kararlı adımlarla
rumlarına, siyasi partilere, belediyelere, devam etmektedir.
üniversitelere, sivil toplum örgütlerine Ankara Batıkent’le, Çayyolu-I ve Çayyoluyazılı olarak bildirmiş; ayrıca panel ve açık II, Eryaman, İzmir, İstanbul ve diğer illerde
oturumlarda, resmi ¬özel ziyaret ve top- on binlerce konut üretimini gerçekleştilantılarda ilgilileri bilgilendirmeyi bir görev rerek ortaklarımıza tapuları teslim edilen
bilmiştir. Öncelikle ülkemizin önemli prob- 200.000 konutun teknoloji ile mühendislik
lemlerinden biri olan gecekonduların ıslah hizmetlerine bakıldığında çok yönlü araşedilmesine ilişkin projelerin geliştirilmesi tırmalarla ülkemizdeki yaşam şartlarına
ve ülke genelinde bir milyon konut açığı- uygun, modern projeler geliştirerek azami
nın kapatılması yönünde önerilerde bulun- tasarrufla daha yüksek kalitede yapı oluşmuş ve uygulama çalışmalarının takipçisi turulması gerçekleştirilmiştir.
olmuştur.
TÜRKKONUT Ankara Çayyolu-II Uydukent
kendi imkanı ile devreye sokmuş
DENETLEME ÇALIŞMALARI Projesini
ve şu anda oturulur hale getirmiştir. Bila1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun hare Toplu Konut İdaresi’nden tahsisen al06.10.1998 tarih, 3476 Sayılı Kanunla de- mış olduğu Eryaman Toplu Konut Arsaları
ğişik 75. maddesi “Kooperatif Merkez Bir- üzerinde inşaat yapımları son aşamadadır.
likleri, kendisine bağlı Birlik ve Kooperatif- 1999 yılında yaşanan ve binlerce vatandaleri denetler ve bunların eğitim ve öğretim şımızın yaşamını yitirdiği Deprem felaketi;
ihtiyaçlarını karşılar...”, aynı Kanunun 91. yerleşim alanlarının seçiminde gözetilmesi
maddesi de “ilgili Bakanlık; Kooperatif üst gerektiği halde, yeterince önemsenmeyen
kuruluşlarını, ilgili müesseseleri ve bağım- zemin etütlerine esas jeolojik ve jeoteknik
sız denetim kuruluşlarını denetleme işleri etütler ile deprem risk analizi çalışmaları
için görevlendirebilir...” amir hükümleriy- ne denli önemli bir unsur olduğunu acı bir
le, Merkez Birliğimiz tarafından hazırla- şekilde ortaya koymuştur.
nan ve T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın
24.06.1988 tarih, 11.034/1.0-13159 Sa- Deprem yönetmeliğinin zorunlu kıldığı kıstaslar da gözetilmek suretiyle hazırlanmış
yılı oluru ile yürürlüğe giren Teftiş Kuruolan projelerin uygulama sürecinde;
lu Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda
Merkez Birliğimiz bünyesinde oluşturulan Şantiyelere sevk edilen taze betondan alıTÜRKKONUT Teftiş Kurulunca, bağlı Koo- nan numune üzerinde önce slump testi yaperatiflerin teftiş ve denetleme işlemleri pılmaktadır. Akışkanlığı yani su muhtevası
sürdürülmektedir.
standardın üzerinde olan betonunun dö26
kümüne izin verilmemekte ve gelen malzeme geri çevrilmektedir.
liği olarak teşkilatlanmış ve aynı mahalde
en az 3000 konut projelendiren ve üreten
kuruluşlara; çevre düzenlemesi, genel altAyrıca küp kalıplara alınan dört adet numu- yapı ve sosyal altyapı tesislerinin desteknenin bir tanesi 7 günlük, diğeri 28 günlük lenmesi amacı ile Türkiye Halk Bankası’nca
olgunluğa eriştiğinde pres altında kırılarak esnaf ve sanatkarlara verilen işletme kredibasınç mukavemetleri test edilmektedir.
lerine uygulanan faiz oranı üzerinden en az
Bu şekilde sürdürülen laboratuar çalışma- 5 yıl vade ile kredi verilmesi sağlanmıştır.
larının yanı sıra, beton test çekici ve ult- İlk defa TÜRKKONUT tarafından uygulamarasound cihazları ile daha önce dökülmüş sı yapılan Z/13 Kararnamesi kapsamındaki
olan betonlar da bizzat yerinde test edile- bu kredi, Çayyolu-II Uydukent Projesinde
bilmektedir.
kullanılarak, konut inşaatları ile birlikte geŞantiyelere sevk edilen demirlerden numuneler alınarak çok kısa bir sürede tamamlanan deney sonuçlarına göre malzemelerin boşaltılmasına veya araçtan indirilmeden satıcısına iade edilmesine karar
verilmektedir.
KREDİ KAYNAKLARI
TÜRKKONUT olarak hükümetlere arz edilen ve uzun zamandan beri kangren halinde devam eden; öncellikle konut üst yapılarının inşası, seneler sonra genel altyapı,
sosyal altyapı ve çevre düzenlemelerinin
gecikmeli olarak yapılmaları sonucu planlı bölgelerin adeta gecekondu görünümü
içerdiği; bu hususların ortadan kaldırılabilmesi için konutların yapımında eş zamanlı
olarak genel altyapı, çevre düzeninin yapılmasına yönelik yine 55. Hükümetçe Z/13
Kararnamesi çıkarılarak; “Başbakanlık” onayı ile, S.S. Yapı Kooperatifleri Merkez Bir-
nel altyapı, sosyal altyapı ve çevre düzenlemesi eş zamanlı olarak bitirilmiştir.
Bu şekilde sağlanan kredi uygulanması sonucu elde edilen yararları şöyle sıralayabiliriz:
Bugüne kadar hükümetler, belediyeler, kamu kurum ve kuruluşları tarafından altyapı
yatırımları için yapılan tüm harcamaların
bu Kararnamenin uygulamaya konulmasından sonra, Devlet; vatandaş ile bütünleşerek insanlarımızın kendi oturacağı konutun yapımına sağlamış olduğu maddi katkının yanı sıra, ikamet edeceği uydukentlerin
Genel Altyapısı; (kanal, yağmursuyu, içmesuyu, doğalgaz, telekom, elektrik, yolların
yapımı) Sosyal Altyapısı; (eğitim kurumları
olan okullar, cami, hastane, sağlık ocağı,
kreş, spor tesisleri) Çevre Düzenlemesi
(park, bahçeler, rekreasyon alanları) gibi önemli tesisler de vatandaşlarımızın katılım
ve katkıları ile gerçekleştirilmiştir.
27
KOOPERATİFÇİLİK İLKELERİ
IŞIĞINDA ÖRGÜTLENME
VE TÜKETİM KOOPERATİFÇİLİĞİ
Yakup ESEN *
Kooperatifçilik işleri ile, şu yada bu bakımdan
ilintili herkes tarafından, bilinmesi gereken bazı kurallar vardır ki; bunlar ihlal edildiği zaman
ortaya, tamiri ya çok zor veya onarılamaz arızalar çıkmaktadır.
Dayanışma ve Yardımlaşmanın, şirketleşme
modeli olan Kooperatifçilik, yasa ve anasözleşmeler çerçevesinde kurulur. İşleyişi, ilgili yasa
ve Anasözleşme hükümleri ile belirlenir. Ortakların demokratik katılımı ile yapılan genel kurullarda alınan kararların Yönetim Kurullarınca
uygulamaya konulması ile varlığını sürdürür.
Kurulduğu ülkeye göre de, yasası bile olmadan
çalışmalarını diğer bazı dayanaklarla hayata
geçirir. Örnek çalışmaları ile daima hayranlık
uyandıran İskandinav Kooperatifçiliğinde Norveç, Kooperatifler yasasını bir kaç yıl önce yapmıştır.
Buna karşın Kooperatifçilik geleneği ve uygulamaları, yurdumuzdaki Kooperatif dostu Bilim
Adamları, yazarlar ve Hoca’larımız tarafından
da takdirle karşılanır, hatta örnek gösterilir.
Bilim adamlarımız ve Hoca’larımız, andığımız
bu Kooperatiflerden konu açtıklarında, yasalarla ilgili bir şeyi söylemeyi pek önemsemezler. Çünkü; gerçekten önemsenecek bir durum
varsa o da, Kooperatiflerin uygulamalarıdır.
Onlar, örnek gösterilen Kooperatifçilik uygulamalarını, yasa olmasa da, Kooperatifçilik ilkelerini ihlal etmeden, bozmadan, revizyona
tabi tutmadan ve herkesin kendine göre yorumlamasına meydan vermeden sürdüregelmişlerdir. Daha sonra işin devamı, ulusal çapta
* Tüm Tüketim Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Bşk.
([email protected])
28
yaptıklarının yanısıra, kardeş ülkelerin kooperatifleri ile de ilke birliği bazında Uluslararası
boyutta örgütlenmeye kadar varmıştır. CoopNorden uygulaması, herkesin aklını başına
toplaması gerektiğini gösteren en güzel ve en
yeni örnektir.
Andığımız Kooperatiflerin esas olarak dayandıkları dayanak, Kooperatifçilik ilkeleridir. Şimdi onlara çok kısa kısa göz atalım.
ULUSLARARASI
KOOPERATİFÇİLİK İLKELERİ
GÖNÜLLÜ VE AÇIK ORTAKLIK : ( Açık Kapı İlkesi
= Gönüllü olarak ortak olunur, gönüllü olarak
ortaklıktan çıkma hakkı kullanılır veya ortaklık
niteliği kaybolduğu zaman da, ortaklıktan demokratik yönetim tarafından çıkarılır.)
DEMOKRATİK ORTAK KONTROLÜ : ( yani, Sermayeden Bağımsız, Ortaklar arasından seçimle
gelen yöneticiler tarafından yönetilir, denetlenir, Genel Kurullarda hesap verilir )
ORTAĞIN EKONOMİK KATILIMI : ( Ortaklar, kooperatifin sermayesine katılırlar ve demokratik
olarak kontrol ederler.)
OTONOMİ VE BAĞIMSIZLIK : ( Kooperatifler,
kendi kendine yardım eden, ortakları tarafından denetlenen organizasyonlardır. Özyönetim haklarını korumaya özen gösterirler.)
EĞİTİM UYGULAMA VE BİLGİ : ( Kooperatifçilik
eğitiminin hedef kitlesi, kooperatif ortakları,
çalışanları, kooperatif yöneticileri ve halktan
kişilerdir.)
KOOPERATİFLER ARASI İŞBİRLİĞİ : ( Tüm kooperatif kuruluşlar, gerek kendi ortaklarına,
gerekse içinde bulundukları topluma yararlı
olabilmek için, Bölgesel, Ulusal ve Uluslararası
düzeyde İş Birliğine gitmektedirler. Bu nedenle
kooperatifler, önce kendi ülkelerinde yatay ve
dikey işbirliğini gerçekleştirerek, Uluslararası
düzeyde diğer kooperatiflerle de, işbirliğine girip, güçlerini arttırmaya çalışmalıdır. )
Koşuşturan arkadaşlarımızın hepsini katamadık Alanya Eğitimine ama, İstanbul Yol-Koop.
Başkanı Sayın Remzi TURANDAR beyle birlikte
katıldık. Seminerin konuları çok önemliydi.
TOPLUMA KARŞI SORUMLULUK : ( Bu ilke ICA
kararıyla kabul edilmiş olan yeni bir ilkedir.
Ancak, kooperatiflerin etkinliklerinde toplumsal çıkarlara özen gösterilmesi gerekliliği, her
zaman gözönünde bulundurulmuştur. Tüketicinin korunması, halk sağlığı, çevre temizliği,
toplumsal ve evrensel barışı korumak gibi değerler, kooperatiflerce uygulanagelmektedir.)
-İşletme ve Pazarlama yöntemleri v.b.
Yukarıda kısa kısa bahsettiğimiz ilkeler uygulandığı zaman, bir araya gelebilmiş insanlar =
ortaklar tarafından kooperatifçilik yapılıyor demektir.
-Yatay ve Dikey örgütlenmeler,
-Toplu Mübayaa,
-Ortak Projeler,
Kendi branşlarında yetkin Üniversite Hocaları
ve Bilim Adamları tarafından, Tüketim Kooperatifçiliğine bir viraj döndürülüyordu. O seminerde, şimdi Türk Kooperatifçilik Kurumu Başkanı Sayın Prof. Dr. Nevzat AYPEK Hoca’m ve
yine Gazi Üniversitesinden Sayın Prof. Dr. İzzet
GÜMÜŞ Hoca’m da, konuşmacı olarak bulunuyordu. Saygıyla ve hayretle dinliyorduk. Biz ne
kadar az şey biliyormuşuz meğer kooperatifçilik hakkında. Emeklerine saygı ve hürmetle
teşekkür ediyorum.
İçinde bulunulan ülkenin, ticari, sınai, ekonomik, sosyal ve idari yasalarına zaten uyum
sağlanmak zorunluluğu vardır. O zorunluluklar,
cezai müeyyide içerdikleri için, uygulanması
bizim isteğimize göre değildir. Uygulamamazlık
eden, cezasını çeker.
İşte bu seminerde, o günkü yasalar çerçevesinde, Merkezi Bir Satınalma çalışması yapılabilmesi için eğitsel çaba gösteriliyordu.
Peki; İlkelerimizin uygulanmamasından doğan
zararlar ne olacak ?
Yüzde yüz Kooperatif sermayeli Temin Tedarik
Şirketi kurulabilmesi olanaksızdı. Birim Kooperatiflerimizin ve dolaysıyla bağlı birlik sermayelerinin de yetersizliği saptanmış, ayrıca, yasaların da, sermaye sınırlaması yapmış olmalarından dolayı, Kooperatif ortaklığına açık, Sponsorize bir Temin - Tedarik şirketi kurulmasının
çözüm olduğu kanaatine ve kararına varılmıştı.
Kaybolan vakit ve nakit ne olacak ?
Keyfi davranışlarla birlik ve beraberliğin bozulmasına yol açanları nereye koyacağız? Kooperatifçiliği ben böyle anlıyorum diyerek, eğitime
ve Merkezi örgütlenmeye direnç gösterenleri
tarih hangi kağıda nasıl renk bir boya ile yazacak ?
Bunları hiç düşünüyormuyuz ?
Değerli Kooperatifçi Dostlarım.
1998 yılında ALANYA’da, Tüm Tüketim Kooperatifleri Merkez Birliğimiz bir eğitim çalışmasına davet etmişti bendenizi. O yıllarda, İstanbul
Birliğini oluşturma koşturmacaları içindeydim.
Kaynağından ürünü alıp, ortağımıza sunmak…
Kooperatifçinin İdeali…
Kararın uygulanacağı kesindi. Seminerdeki irade bu yöndeydi. İştirak sistemi uygulanacaktı.
Sevinçle kooperatiflerimize döndük. Artık Toptancı’ların eline bakmaktan kurtulacaktık. Bu
yeni Temin ve Tedarik şirketimiz vasıtasıyla, bize satılmak istenen ürünü değil, bizim satmak
istediğimiz ürünleri alıp, ortaklarımıza daha
kaliteli ve ucuz hizmet sunacaktık.
Kooperatifçilik ilkelerinden olan İş Birliği = Güç
29
Birliği ilkemiz hayata geçiyordu.
Gerçekten yaşamsal bir ilkeydi çünkü. Zira, bir
yandan büyük marketler açılmaya başlanmış,
bu yetmiyormuş gibi, uluslararası sermayenin
desteklediği veya doğrudan yerli sermayeyle
işbirliği yaptığı dev perakende kuruluşlara, ülkemiz yönetimince de, teşvikler verilmeye başlanmıştı. Bizim Birlik ve Bütünlüğümüz böyle
bir zamanda daha da önem kazanıyordu.
Hazırlık ve uygulamaya geçme çalışmaları biraz
fazlaca zaman alan, dış ortakları da Hoca’larımız tarafından eğitilen, kooperatif ortaklığına
açık bir şirket kuruldu. TÜMKO…
Tüm Kooperatifler A.Ş.
Derhal konunun gerektirdiği gibi çalışılmaya
başlandı. İşler öyle güzel gitmeye başladı ki,
içinde çalışanlar olsun, kooperatifçiler olsun,
çok mutlu oldular. Başlangıçta bu kadar etkili
olunabileceği, arzulansa bile, görmeden tahmin edilemezdi. İlerleyen zaman içinde, 600
ton gıda ihracatı bile yapıldı.
Merkez Birliğimiz, 1997 yılında, “ Didim 97, Yönetici Mevzuat Semineri “ adı altında, ve esas
olarak da, Ulusal Kooperatifçilik İlkelerimizin
belirlendiği bir çalışma yaptı. Burada 14 ilke
belirlendi. Bu ilkelerden 8. Ilkemiz, Merkezi
Sistem Mübayaa’dır. Uluslararası İlkelerin, 6.
Numaralı ilkesine denk gelir. Yani, “ O’nu saymıyoruz, bu da bizimki “ mantığı ile değil, doğrudan, ana kooperatifçilik ilkelerine uygun bir
düzenleme yapılmıştır.
İşte yukarıdaki çalışma, yani TÜMKO ve benzeri başka projeler de, bu Merkezi Mübayaa
mantıklı çalışmaların ürünüdür. Dolaysıyla,
gerek uluslararası planda ve gerekse ulusal
planda ilkelere uygun davranış sergilenmiştir.
Türkiye’de, Tüketim Kooperatifçiliğinde örnek
bir çalışmadır. Daha öncesi de yoktur. Sonra ne
olmuştur ?
Sonrasında bu güzelliğin devamından rahatsız olanlarca, bu çalışmamız sabote edilmiş,
dışımızdaki sermaye gruplarının temsilcileri
tarafından, az eğitilmiş veya eğitimsiz, ya da,
30
eğitilse bile karakteristiği zayıf unsurlar tespit
edilmiş, onlara “ Reddedemeyecekleri Teklifler “ sunularak, alış-veriş’in Merkezi olanından
vazgeçirecek işler yaptırılmıştır.
Sistemi, İnsan Unsuru’nun arızaları ile bozmuşlardır. Yoksa ne kuruluşta ve ne de işleyişte, bilimden ve bilimsel olandan ayrılınmamıştı. Bir
bardak temiz suya, damla damla mürekkep
akıtılarak, su bulandırılmış, içilemez hale gelince de, bardak da, su da, vazgeçilen ve terkedilen unsurlar olmuşlardır.
Yeniden ve başkaca projeler denendiğinde de
aynı senaryolar, aşağı yukarı aynı mercilerde
tekrar sahneye konulmuş, hatta bazılarında
oyuncular bile değişmemiştir. Göz göre göre,
Merkezi Mübayaa ilkemiz, ihlal edilmiş, zararını ise reel olarak hem ortaklarımız hem toplumumuz çekmiştir. Çekmeye de devam etmektedirler.
Çekmesinler efendim ! denilebilir.
Ama, toplum bir beklenti içindedir. Bir gün
gelecek, yöneticilerimiz bizim adımıza, kendi
egolarından vazgeçmiş olarak karar verebilecekler ve biz o zaman daha mutlu alış-verişler
yapabileceğiz diye düşünmektedirler. Ben çok
haklı olduklarına inanıyorum. Fakat; “ Göle Su
Gelinceye Kadar, Kurbağanın Gözü Patlamasın
“ dileğinde bulunuyorum.
2008 yılından beri emek verip beklediğimiz
Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı
onaylanıp ilan edildi. Bu da, Türkiye Kooperatifçiliğinin dönüm noktalarından biridir. Umarım bu proje ve eylem planını, herkes kendine
göre yorumlamaz ve reel değerlerinde uygulama alanı bulur.
Bu vesileyle bir kere daha, topluma hizmet
vermek için özel çaba gösteren Kooperatifçi
dostlarıma saygı ve sevgiler sunarım.
• Enver KILIÇ- Kooperatifçilik İlkeleri ve Tüketim Kooperatifleri. S.23
ORMANCILIKTA KOOPERATİFLER
OR-KOOP
Cafer YÜKSEL *
Türkiye’de 2010 yılı orman envanterine göre, orman rejimi altındaki orman alanları
21,5 milyon ha. olup, ülke alanının % 27,8
sini oluşturmaktadır. Orman alanlarının sadece yarısı normal verimli orman örtüsü
taşımakta olup diğer yarısı üstündeki orman örtüsü bozuk ve verimsiz durumdadır.
Biyolojik çeşitlilik bakımından Avrupa ve
Ortadoğu’nun en zengin ülkelerinden olan
Türkiye 3000’i bulan endemik türleri ile %95
doğal ormanlara sahiptir.
Türkiye de 2010 yılı nüfus kayıtlarına göre
21.278 orman köyünde, 7,073.766 kişiden
(2.164.388 kişi orman içi köylerde, 4.909.378
kişi orman bitişiği köylerde) oluşan bir nüfus
yaşamakta olup toplam nüfusun %10,55 ini,
kırsal nüfusun ise % 40,42 sini teşkil etmektedir. 11 Kasım 2012 tarihinde TBMM ce
kabul edilerek onaya sunulan, “Büyükşehir
Belediyesi Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun
Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile toplam 27 ildeki
toplam 16.082 köy içinde yaklaşık 9.500 adet orman köyünün “tüzel kişiliği” kaldırılarak “Mahalle”ye dönüştürülmesi sonucunda, orman köylerinin sayısı değişmiş ancak
yine bu kanunla söz konusu mahallelerin,
orman köyü haklarından yararlanmaları öngörülmüş bulunmaktadır. Orman köylerinin
altyapı, sağlık ve eğitim imkanları toplumun
diğer kesimlerine nazaran düşük ve yetersiz
* Türkiye Ormancılık Kooperatifleri (ORKOOP) Genel
Başkanı ([email protected])
durumdadır.
Türkiye’de kırsal alanda 1965 yılında devletçe uygulanan yurt dışına işçi gönderilmesinde kooperatif kuran köylülere öncelik tanınması yönteminin uygulanması sonucu hızla
gelişen köy kooperatifçiliği hareketi, 1974
yılı sonunda yaklaşık 1.000.000 ortaklı 6.000
adet çok amaçlı Köy Kalkınma Kooperatifinin kurulması ile sonuçlanmıştır. Kooperatif
kuruluşunu özendirme motifinin yanlışlığı
sonucu zaman içinde bu kooperatiflerin bir
kısmı kapanmıştır. Ancak 1970 li yıllarda Orman Kanununun yeniden düzenlenmesi sonucu, sınırları içinde devlet ormanı bulunan
Köy Kooperatiflerinin orman ürünleri üretimi yapmaları halinde kooperatiflere sağlanan prim ve kolaylıklar sebebiyle, ormancılık konusunda çalışan kooperatifler büyük
bir dinamizm kazanmışlardır.
1990 yılında Bakanlıkça anasözleşmelerinin
yeniden düzenlenmesi sonucu Köy Kooperatifleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri adını
almışlardır. Halen Ağustos 2012 itibariyle kurulu bulunan ve toplam olarak 785.710 ortağa sahip olan 8.228 Tarımsal Köy Kalkınma
Kooperatifi içinde, orman köylerinde kurulmuş olan yaklaşık 3.500 kooperatifin 2.109
adedi ormancılık konusunda çalışmaktadır.
Orman ürünleri üretimi Orman Genel Müdürlüğünce hazırlanan amenejman planlarına dayalı olarak damgalanan orman ağaçlarının idarece belirlenen standartlarda ke-
31
silmesi, orman içinde sürütülmesi, piyasaya
satış için son depoya taşınması iş ve işlemleri
1977 yılından önceki yıllarda işçi postalarını
temsil eden posta başlarına verilmekte, bu
işlere ait fiyatlar Orman İdaresi Temsilcileri
ile posta başlarının yaptıkları pazarlık sonucunda belirlenmekteydi. Bu uygulama posta
başı olarak tanımlanan kişilerin işçi olarak
çalıştırdığı orman köylülerinin bir kısım gelirine el koyması sonucunu doğurmaktaydı.
1977 yılından sonra bu işlerin öncelikle Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerine verilmesi
ve bazı haklar sağlanması Orman İşletmeciliğinde kooperatiflerin etkinliğini sağlamıştır.
Orman ürünlerinin kesilmesi, orman içinde
sürütülmesi, satış için son depoya taşınması iş ve işlemleri; 1970’li yıllardan bu yana
Devlet tarafından sağlanan yasal haklar doğrultusunda öncelikle, orman köylerinde yaşayan orman köylüleri tarafından kurulmuş
olan Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerince
gerçekleştirilmektedir.
Orman Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 2011 yılında orman ürünleri üretimine
giren 2.109 Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin 283.125 kooperatif ortağından, 113.500
ortak orman işçiliği yapmakta olduğu belirlenmiştir. Kooperatifler her yıl toplam
orman ürünleri üretim işinin % 60 ını yapmaktadırlar. Orman Genel Müdürlüğü kaynaklarından alınan bilgiye göre, ülkemizde
gerçekleştirilen ağaçlandırma faaliyetlerinin
ise yaklaşık %70 i yine kooperatifler tarafından gerçekleştirilmektedir.
Köy Kalkınma Kooperatiflerinin dikey örgütlenmesi kendi dinamizmi içinde zaman almıştır. OR-KOOP un kuruluşu 7 adet Ormancılık Kooperatifleri Bölge Birliğinin kurucu
ortaklığı ile 11.07.1997 tarihinde hukuken
gerçekleşmiştir. Temmuz 2012 tarihinde,
OR-KOOP Merkez Birliği tabanında, 27 birliğe bağlı 2.466 ortak kooperatif ve 318.005
orman köylüsü yer almaktadır. Bunların ara-
32
sında yer alan ve ormancılık konusunda çalışan 1.541 ortak kooperatif 193.255 orman
köylüsü ile, orman köylüsünün ekonomik ve
sosyal haklarının savunucusu, demokratik
bir halk hareketi olarak gelişmeye devam
etmektedir.
OR-KOOP orman köylülerinin ve onların kooperatiflerinin, ormancılık ve kooperatifçilik konularındaki her türlü çalışmalarında,
karşılaştıkları yasal ve idari problemleri ile
karşılaştıkları güçlükleri gidermek konusunda kurumsal bazda yardım etmektedir. Kooperatifçilikle ilgili 3 Bakanlığın ve Türkiye
Milli Kooperatifler Birliğine bağlı Merkez
Birlikleri olarak kuruluşumuzun da katılımı
ile “Ulusal Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve
Eylem Planı” nın hazırlanarak uygulamaya
konulmasına katkı yapılmış olup, 1163 Sayılı
Kooperatifler Kanununda yapılması gerekli
görülen değişiklikler konusunda çalışmalar
ise devam etmektedir. Tarımsal Kalkınma
Kooperatiflerinin tip ana sözleşmelerinde
yapılacak değişiklikler konusunda, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile işbirliği içinde çalışmalar sürdürülmektedir. 6831 Sayılı
Orman Kanununda, orman köylüsüyle ilişkileri düzenleyen tüm maddeler konusunda
gelişmeler devamlı olarak izlenmektedir. Orman Kanununun bazı maddeleri ile Dikili Satış Tamiminin sakıncalarının giderilmesi ve
iyileştirilmesi konusundaki çalışmalar, OGM
ile işbirliği içinde sürdürülmektedir.
OR-KOOP Merkez Birliğince, 2011 yılında,
Orman köylüleri (Kooperatif ortakları) için
“Eğitim, Tanıtım ve Sosyal Yardım Yönetmeliği hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur.
Ekim 2012 sonu itibarıyla Bölge Birliklerine
bağlı birim kooperatiflerin ortaklarından
2.565 kişi “Katkı Payı” ödeyerek sisteme dahil olmuştur.
Bölge Birliklerimiz ortağı birim kooperatif
ortaklarının, ormancılık ve diğer tarımsal faaliyetleri esnasında, Merkez ve Bölge birliği
çalışanlarının Görevleri esnasında ölümleri,
yararlanmaları, sakat kalmaları, çalışanların ve birim kooperatif ortaklarının ev, ahır,
samanlık gibi taşınmazlarının tabi afetlere
(yangın, sel, heyelan, çığ vb.) maruz kalmaları halinde, ayrıca ortakların sahip oldukları kamyon, traktör ve iş makinelerinin ormancılık faaliyetleri esnasında kaza sonucu
hasarları ile çeki hayvanlarının kaza sonucu
ölümü veya iş göremez olmaları hallerinde, sisteme dahil olan yararlanıcılara, kaza
anında veya bu kazaya bağlı olarak, ölüm
yardımı, karşılıksız doğal afet yardımı yapılmaktadır. Orman işçilerinin emeklilik hakları
konusunda çalışmalara devam edilmektedir.
ORKOOP Merkez Birliğince, 2 büyük proje
yürütülmüştür. Çiftçi Örgütlerinin Kurumsal
Güçlendirilmesi Projesi (IRFO) çiftçi örgütleri adına tarımsal amaçlı 7 Tarımsal Kooperatif Merkez Birliğinin bir araya gelerek oluşturdukları “Tarımsal Amaçlı Kooperatifler
Ortak Girişimi” (TAKOG ) adına, (yetkili ortak) olarak Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (OR-KOOP) tarafından yürütülmüştür. Proje, 2005-2008 yılları arasında
seçilmiş olan 5 pilot bölgeye bağlı 21 ilde,
çiftçi örgütlerinin yönetim ve denetim kurulu üyeleri, profesyonel çalışanları ve ortak/
üyeleri olmak üzere 44.000 kişiye farkındalık yaratma, örgüt yönetimi, proje yönetimi
ve hazırlama, muhasebe ve pazarlama gibi
konularda eğitimler verilmiştir. Proje uygulama sürecinde veri tabanı oluşturmak amacıyla ihtiyaç analizleri ve 4300 kooperatifi
ve diğer çiftçi örgütlerini kapsayan envanter
çalışmaları yapılmıştır. Proje, dış kaynak olarak Dünya Bankasından sağlanan 6.3 milyon
dolar, iç kaynakla birlikte toplam 7.2 milyon
dolar harcamayla 31.12.2008 tarihinde tamamlanmış bulunmaktadır.
İkinci büyük proje ise, “Ardahan-Yalnızçam Ormanlarının, Paydaşların Katılımıyla
Ekosistem Tabanlı Planlanması ve Yönetimi
Projesi”dir. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı
Şirketi’nin, Çevresel Yatırım Programı kapsamında 1.2 milyon dolar bağışla desteklenen
proje, Ardahan ili, Göle Orman İşletme Müdürlüğü Yalnızçam ile Uğurlu Orman İşletme
Şeflikleri içerisinde kalan 13 227 hektarlık
orman alanıyla, Ardahan Merkez ve Göle
ilçeleri Yalnızçam Ormanı ile yoğun etkileşim içindeki 9 köyde uygulanmıştır. Proje
kapsamında, ormanlar ve diğer doğal kaynaklar (mera ve otlak alanları, su kaynakları,
yaban hayatı, vb.) ve bunların yönetimi konularında katılımcı yöntemle, biyolojik çeşitlilik temelinde, çok amaçlı, uygulanabilir ve
yaygınlaştırılabilir bir planlama, Yalnızçam
ormanlarında yaban hayatı, doğa koruma ve
iyileştirmeye yönelik faaliyetler, Yöre köylülerinin çevre ve orman bilinçlerinin güçlendirilmesi, alternatif gelir arttırıcı faaliyetler
hakkında bilgi, beceri ve kapasiteleri arttırılarak, ormanların köylüler tarafından daha
iyi korunması ve kullanılmasının sağlanması
çalışmaları yer almaktadır. Proje uygulamasına, Haziran 2005 tarihinde başlanmış olup,
31 Mayıs 2008 tarihinde tamamlanmış bulunmaktadır.
ORKOOP Merkez Birliğince tabanında yer
alan Bölge Birlikleri ve Birim Kooperatiflere
yönelik olarak; eğitim faaliyetleri yapılmakta, denetim hizmeti verilmekte, Dünya Bankası, AB ve çeşitli fon kaynakları kullanılarak
projeler gerçekleştirilmektedir. Uluslararası
alanda kooperatifçilik hareketi içinde etkin
görevler üstlenmekte, dünya kooperatifçilik
politikalarını yakından takip etmektedir. ORKOOP Uluslararası Kooperatifler Birliği’ (ICA)
nın dokuz sektörel örgütünden biri olan Uluslararası Tarım Kooperatifleri Örgütü’nün
(ICAO) üyesidir. Ayrıca ORKOOP ICAO yönetim kurulunda Avrupa kıta temsilcisi olarak
yer almaktadır. Genel Başkan olarak bu görevi 2009 yılından beri sürdürmekte, Dünya
Tarım Kooperatifleri örgütü çatısı altında Avrupa kooperatifleri ile birlikte Türk kooperatifçilerini temsil etmekteydim.
33
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE
PANKOBİRLİK
Yeter Demir USLU *
Ülkemiz Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte ilk sanayileşme çabalarına şeker fabrikalarının kurulmasıyla başlamıştır. Bu yönüyle şeker fabrikaları ve şeker pancarı üretimi
Türkiye açısından en önemli sektörlerden
biri olmuştur. Devlet eliyle kurulan şeker
fabrikalarının ardından şeker pancarı ekicilerinin bir araya gelerek oluşturdukları
kooperatifler 1951 yılında sonuç vererek
Pankobirlik çatısı altında toplanmıştır. Pan-
kobirlik, gerek gelişim sürecinde gerekse
son yıllarda sektördeki öncü faaliyetleriyle
ülke ekonominse büyük katkılar sağlamıştır.
* Yrd. Doç. Dr. , Ordu Üniversitesi, İşletme Bölümü
([email protected])
34
TARİHSEL GELİŞİMİ
Şeker pancarı üretimi 1926, Alpullu da Atatürk tarafından kurulan ilk şeker fabrikasından bu yana Türkiye’nin önemli tarımsal
faaliyetlerinden biri olmuştur. 1926 yılında
sadece 6.664 üretici şeker pancarı üretirken, bu sayı 90 lı yıllarda yaklaşık 500.000
rakamını bulmuştur (Koç, A., Fuller, F.,
1998). Şeker fabrikaları Türkiye Endüstri-
si’ndeki ilk anonim şirketlerdir (Demirtaş,
E., 2011). Şeker pancarı ülkenin hemen
hemen her yerinde üretilmeye elverişli
olmakla birlikte, üretimin büyük çoğunluğu Marmara, Doğu Anadolu ve İç Anadolu
Bölgeleri’nde yapılmaktadır. Şeker pancarı
üretiminin büyük bir bölümü Türkiye Şeker Fabrikaları ve Pankobirlik çatısı altında yapılmaktadır (Koç, A., Fuller, F., 1998).
Türkiye’de 3 ayrı üretici tarafından arz edilmekte olan yıllık şeker talebi yaklaşık 2.3
milyon tondur. Bu üç üretici; Türkiye Şeker
Fabrikaları, KİT’ler ve Pankobirlik’tir. Üreticilerin yaklaşık Pazar payları sırasıyla % 70,
% 20 ve % 10’ dur (Demirtaş, E., 2011).
50’nin üzerinde tarımsal amaçlı iştirakiyle,
Devletten bugüne kadar herhangi bir destek almadan, tamamen üyelerinin kendi
imkânlarıyla oluşturduğu sermayeleri ile
ortaklarının tarımsal faaliyetlerinde kullandıkları her türlü girdinin teminini, dağıtımını, denetimini ve koordinasyonunu
yapan Pancar Kooperatiflerinin üst örgütü
ve temsilcisi Genel Müdürlüğü’dür.
Pankobirlik’ in temelleri, Türkiye Şeker
Sanayii’nin geliştirilmesi amacıyla 1951 yılında pancar yetiştiricileri tarafından kooperatifler kurulması şeklinde atılmıştır. Ülkemizde hem şeker ihtiyacının karşılanması hem de pancar yetiştiricilerinin desteklenmesi bu kooperatiflerin kurulmasındaki
temel amaçtır. Pancar üreticileri şeker fabrikası kurmak amacıyla bir araya gelmiş ve
ilk olarak Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi’ ni kurmuşlardır. Bu girişimcilik olayı
pancar üreticilerinin ilk kez teşkilatlanması
ve kooperatif halinde şirket sermayesine
sahip olması açısından bir dönüm noktası olmuştur. 1951 den itibaren yaklaşık 31
şeker fabrikası bu yolla kurulmuş ve ortak
sayıları 1,6 milyonu aşmıştır.
Pankobirlik, şeker pancarı tarımı ve diğer
üretim faaliyetlerinde Türk çiftçisinin modern tarım teknik ve teknolojilerini kullanmasını destekleyen, nitelikli tohum, gübre,
ilaç gibi girdilerle verimliliğin artması yönünde çalışmalarını sürdürmektedir.
İŞTİRAKLER
1951 yılında ülkemizde yalnızca 4 şeker
fabrikası varken (Alpullu, Uşak, Eskişehir
ve Turhal), pancar üreticilerinin devletten
hiçbir destek almaksızın kooperatifçiliğe
adım atmasıyla 1953-1956 yılları arasında
11 şeker fabrikasının Anonim Şirket olarak
kurulması sağlanmıştır. Ancak gerek ülkenin gerekse pancar üreticilerinin ekonomik
1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun kabu- durumlarındaki güçlükler nedeniyle sadelün ardından Pancar Ekicileri Kooperatifle- ce 5 şeker fabrikası için (Adapazarı, Amasri, birlik kurmak üzere teşebbüse geçerek ya, Kayseri, Konya ve Kütahya) Pancar KoAlman Raiffeisen Birliği Teftiş Kurulu Baş- operatifleri fabrika sermayelerine iştirak
kanı Dr. Ferdinand Schmidt’ in de danış- ederek bu fabrikaları kurmuşlardır.
manlığıyla Pankobirlik’ i 31.03.1972 tari- Takip eden yıllarda Kooperatifler sadece
hinde kurmuşlardır.
pancar üretimini desteklememiş aynı zamanda sayısı yaklaşık 50’yi bulan diğer
BİRLİĞİN TANIMI
ürünlerde de üreticilere ve diğer kooperaPankobirlik’i genel anlamda tanımlaya- tiflere kazandıkları deneyimler ve iştirakcak olursak; ‘Ülkemizin 64 ilinin, 7.500 leriyle destek olmuşlardır. Yem ve süt fabyerleşim biriminde pancar üretimi yapan, rikalarının kurulması bu 50 ürün sahasına
yaklaşık 1,6 milyon ortağıyla, 31 pancar örnek olarak gösterilebilir. Pankobirlik’ in
kooperatifinin 300’e yakın şubesi, 6 koo- sahibi olduğu veya ortağı bulunduğu kuruperatif şeker fabrikası, (Adapazarı, Amas- luşlar faaliyet konuları itibariyle aşağıdaki
ya, Kayseri, Boğazlıyan, Konya, Çumra) ve gibidir;
35
• 7 adet şeker fabrikası,
• 13 adet yem fabrikası
• Sıvı şeker fabrikası,
• Damla sulama fabrikası,
• Biyoetanol fabrikası,
• Dondurulmuş parmak patates fabrikası,
• 50.000 büyükbaş kapasiteli hayvancılık tesisi,
• Et entegre tesisi,
• Beta Tohumculuk,
• Süt ve süt ürünleri fabrikası,
• Sert şekerleme ve çikolata fabrikası,
• 16 adet tarımsal amaçlı iştirak,
• 18 adet çeşitli konularda faaliyet gösteren kuruluş.
Şeker sanayinin GSMH olarak Türkiye genelindeki payı % 0.2, imalat sanayi içindeki payı ise % 0.8 düzeyindedir. Ayrıca, tüm
şeker fabrikalarında tüm sanayi kesiminde
çalışanların % 1.2 sine de tekabül eden
yaklaşık 35 bin işçi çalışmaktadır. Pankobirlik’ in Türkiye Ekonomi’sine yaptığı katkılar
2010 faaliyet yılı rakamları olarak aşağıdaki
gibi ifade edilebilir;
• 597 Milyon ABD Doları Sermaye,
• 1,322 Milyar ABD Doları Aktif Toplam,
• 1,324 Milyar ABD Doları Ciro,
• 6.300 Kişiye Sağladığı İstihdam,
• 182 Milyon ABD Doları Ortağına Sağladığı Ayni ve Nakdi Destek,
• 105 Milyon ABD Doları Hazineye Ödediği Vergi.
BİRLİĞİN AMAÇLARI
Pankobirlik’ in ana sözleşmesinde de belirtilen temel amaçlarını aşağıdaki gibi sırala36
yabiliriz:
• Ortak Kooperatifleri her yönden resmi
ve özel teşekküllere karşı temsil etmek,
• Kooperatifçilik fikrinin yayılması, gelişmesi ve korunmasını sağlamak,
• Ortaklarının müşterek menfaatlerini
korumak,
• Ortak Kooperatiflerin ihtiyacı olan her
nevi ziraat alet ve makineleri ile ekipmanları ve yedek parçaları, suni gübreleri, mücadele ilaçları ve makineleri, tohumluklar,
damızlık et ve süt hayvanları ve diğer ihtiyaçları memleket içinden ve dışından temin etmek,
• Ortak Kooperatiflerin ihtiyaçlarını imal
ve ithal eden, satışını yapan müesseselerin
mümessilliklerini almak,
• Ortak Kooperatiflerin pancar ve dışındaki ürünlerinin kıymetlendirilmesi, bu
hususta yapılacak yatırımlar ve pazarlama
için her türlü ithalat ve ihracat işleriyle
meşgul olmak,
• Ortak Kooperatiflerle iştiraklerinin iktisadi faaliyetlerini hesap ve kayıtlarını teftiş
etmek ve teftiş neticesine göre çalışmalarına yön vermek,
• Ortak Kooperatiflerle iştiraklerinin
kurmuş oldukları ve kuracakları iştiraklerinin danışmanı olmak,
• Ortak Kooperatif ve iştiraklerinin yönetici, denetici ve personeli ile kooperatif
üyelerinin eğitimini sağlamak,
• Ortak Kooperatiflerin ekonomik faaliyetlerini ve diğer çalışmalarını bütün yönleriyle koordine etmek,
• Yurt içinde ve dışındaki benzer teşekküllerle ilişkilerin kurulmasını, geliştirilmesini ve devamlılığını sağlamak,
• Amaçlarıyla ilgili kurulmuş veya kuru-
lacak her türlü Şirket, Kooperatif ve kuruluşlara iştirak etmek,
• Ortak Kooperatiflerin; personel kadrolarını belirlemek, Toplu-İş Sözleşmesi kapsamı dışındaki personelinin tayin, terfi, nakil ve görevlerine son verilmesi tekliflerini
yapmaktır.
MEVCUT DURUM
Pankobirlik günümüz itibariyle 31 Kooperatife sahiptir. Bu kooperatifler; Adapazarı
Kooperatifi (1951), Eskişehir Kooperatifi
(1951), Amasya Kooperatifi (1951), Turhal
Kooperatifi (1951), Kütahya Kooperatifi
(1952), Aşehir-Ilgın Kooperatifi (1952), Uşak Kooperatifi (1952), Alpullu Kooperatifi
(1952), Konya Kooperatifi (1952), Kayseri
Kooperatifi (1953), Burdur-Isparta Kooperatifi (1953), Balıkesir-Bursa Kooperatifi
(1953), Erzurum Kooperatifi (1953), Erzincan Kooperatifi (1953), Elazığ Kooperatifi
(1954), Malatya Kooperatifi (1954), Ankara
Kooperatifi (1962), Kastamonu Kooperatifi
(1963), Dinar Kooperatifi (1969), Afyon Kooperatifi (1980), Muş Kooperatifi (1983),
Bor Kooperatifi (1984), Ağrı Kooperatifi
(1985), Elbistan Kooperatifi (1986), Samsun Kooperatifi (1990), Çorum Kooperatifi
(1990), Ereğli Kooperatifi (1990), Erciş Kooperatifi (1991), Yozgat Kooperatifi (2000),
Sivas Kooperatifi (2000) ve Kırşehir Kooperatifi (2000)’dir.
latılmıştır (Güneş, E., Gün, S., Gülçubuk, B.,
ve Olhan, E.,2004). IMF’ye verilen taahhütlere göre, 2001-02 yıllarında şekerpancarı
destek miktarı bütçe dengeleri gözetilerek
sabit bir miktarı geçmeyecek şekilde belirleneceği ve Devlete ait olan şeker fabrikalarının özelleştirilmesine 2001 yılı içinde
başlanacağı belirtilmiştir (Tuğcu, G., 2009).
Son günlerde tekrar şeker fabrikalarının
özelleştirilmesi gündemde olup Pankobirlik genel müdürü Fahrettin Tan, Birliğin
Türkiye ekonomisine 3 milyar ABD Doları
katkıda bulunduğunu ifade ederek şeker
pancarı üretiminin birliğe ve dolayısıyla
üreticilere verilmesini talep etmektedir
(Başkent Gazetesi, 2012).
Bu gelişmeler üretici, sanayici ve çalışanlarının sektörde ve üretim faaliyetlerinde
ekonomik ve bürokratik problemlerle baş
başa kalmalarına sebep olmuştur. 1996
yılında 423.000 ha olan ekim alanı, 2003
yılında 359.000 ha’a gerilemiştir. Aynı durum şeker pancarı üretimi için de geçerli
olmuştur ve 1996 yılında 13,5 milyon ton
olan üretim, 2003 yılında 11,9 milyona gerilemiştir (Güneş, E., Gün, S., Gülçubuk, B.,
ve Olhan, E.,2004). Ayrıca, AB Şeker Reformunda yer alan kota, fiyat ve yeniden yapılandırma ile ilgili uygulamalar Türk şeker
sektörünü de etkilemektedir. AB’de izoglikoza uygulanan kota % 2,84’dür. Ülkemizde
toplam Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) kotası ise
4634 sayılı yasaya göre % 10 olarak kabul
edilmiştir.
Diğer taraftan Birlik Beta Ziraat ve Ticaret
A.Ş., Pancar Motor Tic. ve San. A.Ş., PANEK
A.Ş., ve Kömür İşletmeleri A.Ş. olmak üzere Ülkemizde şeker üretimi ve pazarlaması; bir iktisadî devlet teşekkülü olan Tür4 iştiraki mevcuttur.
kiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ile
“Tarımda yeniden yapılanma” amacı ile Türkşeker’in bağlı ortaklığı durumundaki
2001 yılında çıkarılan 4634 sayılı “Şeker Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş. ve Kütahya
Yasası” vasıtasıyla şeker pancarına üretim Şeker Fabrikası A.Ş. ile kooperatiflere ait
kotalarının getirilmesi, fabrikaların özel- Konya, Kayseri ve Amasya Şeker Fabrikaleştirilmesi, nişasta bazlı tatlandırıcılara ları tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu
ayrıcalık ve kolaylıklar sağlama süreci baş- faaliyetlerinde tüm fabrikalar 6747 sayılı
37
Şeker Kanununa, Türkiye Şeker Fabrikaları
A.Ş. ile bağlı ortaklıkları ise 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile şirket ana
statüsü hükümlerine tabidir (Tuğcu, G.,
2009). Şeker pancarı üretim kotalarının
gittikçe azaltılması, girdi fiyatlarının sürekli
yükselmesine karşın, satın alma bedellerinin düşmesi sektörün gelişmesi yönündeki
kaygıları arttırmaktadır (Ünal, G.H., 2006).
1996 yılında yapılan bir çalışmada (Ertan,
A.,1996), Pankobirlik’in Şeker Fabrikalarının her türlü performans karşılaştırmalarında T.Ş.F.A.Ş.’den daha üstün oldukları
tespit edilmiştir.
ment-Based Clustering Approach for Public Sugar Factories in Privatizing Process.
Hindawi Publishing Corporation. Mathematical Problems in Engineering. c. 2011.
DEMİRTAŞ, E., (2011). A Data Envelop-
www.pankobirlik.com.tr
ERTAN, A., (1996). Türkiye’de Tarımsal
KİT’lerin Özelleştirilmesi Sorununa Kooperatiflerle Yaklaşım Önerisi Ve Türkiye Şeker Sanayiinde Pankobirlik Örneği. Yüksek
Lisans Tezi, SDÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Isparta
GÜNEŞ,E-GÜN,S.-GÜLÇUBUK,B.-OLHAN,E.,
(2004). Türkiye’de Şeker Politikalarının Şekerpancarı Üretimine Etkileri : Ankara İli
SONUÇ
Polatlı İlçesi Araştırması. Türkiye VI. Tarım
Ekonomisi Kongresi, 16-18 Eylül 2004, ToÜlkemizde, 2010 yılı verilerine göre şeker
üretimi 2.274.786 ton ve yine şeker tüketi- kat.
mi 2.350.000 ton civarındadır. Bu miktarlar KOÇ, A., FULLER, F., (1998). Sugar Policy
göz önünde bulundurulduğunda, ülkemizin Reform in the Republic of Turkey. Iowa Staşeker sektöründe ülke ihtiyaçlarını karşılate University Working Paper 98-WP197.
mak açısından neredeyse yeterli olduğunu
görmekteyiz. Diğer taraftan gerek ülkenin Özelleştirmelerden Vazgeçilmeli, Başkent
şeker ihtiyacının tam olarak karşılanması Gazetesi. 16 Ocak 2012
ve gerekse şeker ihracatının arttırılması
amacıyla şeker sektörü ve şeker pancarı TUĞCU, G., (2009). Pankobirlik’in 4634 Saüretimine yapılan yatırımların arttırılması yılı Şeker Kanunu Çerçevesinde Ülke Şeker
ve var olan sanayinin canlandırılması sek- Piyasasındaki Yerinin Şeker Pancarı Üretitörün gelecek planları arasında olmalıdır. cisi Açısından Değerlendirilmesi. YayımBu açıdan özelleştirme kapsamında olan lanmamış Yüksek Lisans Tezi, Namık Kemal
şeker fabrikalarının Pankobirlik ve dolayı- Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü
sıyla üreticilerin yönetimine bırakılması,
sektörün gelişimi açısından verilmiş doğru ÜNAL, H.G., (2006). Kastamonu’da Pancar
kararlardan biri olacaktır. Son yıllarda Kon- Üreticilerinin Mekanizasyon Durumları
ya Şeker Fabrikası gibi Birlik bünyesinde ve Tarımsal Uygulamalarının Belirlenmesi
bulunan fabrikalarda yapılan yeni yatırım Üzerine Bir Araştırma. Ankara Üniversiteatakları (Milliyet, 2012), sektörün gelişimi si Ziraat Fakültesi Tarım Bilimleri Dergisi
ve Pankobirlik’in çalışmaları adına ülkemiz 2006, c.13. S.1. ss. 9-16
açısından sevindirici gelişmelerdendir.
Üretici Konya’da Destan Yazıyor, Milliyet
YARARLANILANKAYNAKLAR Gazetesi, 13 Ocak 2012
38
KOOPERATİFLERE GÜVENİARTIRICI
BİR FIRSAT: BAĞIMSIZ DENETİM
Hikmet YILMAZ *
Ülkemizde süregelen kooperatif uygulamalar ve yaşanan kimi olumsuzluklar,
günümüz itibarıyla kooperatif kurumlara
güveni ciddi düzeyde sarsmış, bazı olumsuz algıların yerleşmesine neden olmuştur. Bugün yaygın bir kanaat olarak açıklık,
şeffaflık, denetlenebilirlik ve etkin yönetim
bakımından kooperatiflerin notunun iyi
olduğunu söylemek oldukça zordur. Dolayısıyla, zaten kooperatif ortak ilişkileri
ve ortakların kooperatiflerini sahiplenme
bilinci gibi önemli yapısal sorunlar yanında, bir de kooperatiflere güvensizlik büyük
bir sorun olarak yaşanmaktadır. Bu durum
kooperatif kurumunun kendisinden beklentilerin azalmasına, sorunlar ve ihtiyaçlar için etkin bir çözüm yolu olarak görülmemesine neden olmaktadır. Süregelen
ve mevcut uygulamalar ile kooperatiflerin
kurumunun ortakları ve toplum nezdinde
umut bağlanır bir çözüm yolu görülmesi
olasılığı gittikçe zayıflamaktadır. Bunu tersyüz edebilmek için, yeni ticaret yasası ve
ona paralel düzenlemeler ile şirketler için
öngörülen bağımsız denetimin kooperatiflerde de hayata geçirilmesi önemli bir şans
olarak görülmektedir.
karakteri, şirketlerden daha fazlasıyla kamu yararını ilgilendiren yapısı, ortakların
yönetimdeki etki ve kontrolünün zayıflığı
ve ortakların sahiplenme bilincinin oldukça düşük seviyede oluşu gibi nedenlerle
tam bir bağımsız denetim alanı olacağı
açıktır. Ülkemizde şirketler için öngörülen
bağımsız denetim, diğer bir şirket türü
olan kooperatifler için daha elzemdir. Bu
nedenle kooperatiflerin güvenirliği ve çare
olabilme gücünün artırılması bakımından,
yeni ticaret yasası ile gelen bağımsız denetim fırsatının kaçırılmadan kooperatiflerde
de uygulamaya konmasından ciddi yararlar
doğacaktır.
Kanaatimizce, Türk Ticaret Kanunu ve 660
Sayılı KHK ile getirilen denetim düzenlemeleri, Kooperatif ve birliklerini de kapsamaktadır. Yürürlükteki 1163 sayılı kooperatifler yasası ve dâhil diğer kooperatifler
mevzuatı da, kooperatiflerde bağımsız denetim yapılmasına imkân verecek hükümler içermektedir. Hangi özellikte ve şartlarda kooperatiflerin denetime tabi olması
gerektiği açık bir şekilde, yetkili mercilerce belirlendiği takdirde, hiçbir tereddüt
kalmaksızın kooperatiflerde ve birliklerinŞirketler için öngörülen bağımsız dene- de denetim uygulaması yapılabilecektir.
timden beklenenler dikkate alındığında, Kooperatif ve birlikleri, 660 sayılı KHK ile
bunların diğer şirket türlerinden ziyade ko- hükme bağlanmış denetim kapsamı bakıoperatifler için bir gerek ve büyük bir fırsat mından, “kamu yararını ilgilendiren kuruolacağı açıkça görülecektir. Çok ortaklılık luşlar” tanımlamasına girmektedir. Sadece
bu hükümler gereği kooperatiflerin, Kamu
* Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müşaviri (Eski Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürü)
Gözetimi, Muhasebe ve Denetim [email protected]
ları Kurumu(Kurum) tarafından bu kap39
samda değerlendirilen kuruluşlar olarak
belirlenmesi yeterli olacaktır. Nitekim 660
sayılı KHK nin “Kamu yararını ilgilendiren
kuruluşların bağımsız denetimi” başlıklı
23. Maddesinde;
“(1) Kamu yararını ilgilendiren kuruluşlarda denetim sadece bağımsız denetim kuruluşları tarafından yapılır.
(2) Kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimini yapacak bağımsız denetim
kuruluşlarının yetkilendirilmesi sürecinde
Kurum, bunların ilgili olduğu sektörü düzenleme ve denetleme yetkisini haiz kurul,
kurum veya kuruluşların görüşünü alır.
kanunun 91. Maddesinde “İlgili bakanlık;
… bağımsız denetim kuruluşlarını denetleme işleri için görevlendirebilir.” Hükmüne
yer vermiştir. Buna rağmen, gerek Sanayi
ve Ticaret Bakanlığı’nca gerekse Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı’nca bu konuda bir tüzük
düzenlemesine gidilmemiş ve kooperatiflerde bağımsız denetim uygulaması hayata
geçirilmemiştir.
Yine Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerine dair özel bir düzenleme olan 4572 sayılı
yasanı 5. Maddesinde “Bakanlık, belirleyeceği usul ve esaslar dahilinde kooperatif
ve birliklerin işlem, hesap ve varlıkları ile
malî tablolarını 1.6.1989 tarihli ve 3568
(3) Kurum, bağımsız denetim kuruluşla- sayılı Kanuna göre denetim yetkisine sahip
rının yetkilendirilmesine yönelik olarak 9 bağımsız denetim kuruluşlarına denetletuncu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi tirmelerini isteyebilir. Denetleme yapacak
uyarınca yapılacak düzenlemelerde, kamu kuruluş, kooperatif veya birlik genel kurulu
yararını ilgilendiren kuruluşların ilgili oldu- tarafından belirlenir. Denetim yerine getiğu sektörü düzenleme ve denetleme yet- rilmeden veya denetim sonucunda düzenkisini haiz kurul, kurum veya kuruluşlarca lenen raporlar genel kurulda görüşülmetalep edilmesi halinde, bunların görüşünü den yönetim ve denetim kurulları ibra edilalmak suretiyle sektörün özelliğine göre miş sayılmaz. Bakanlık, bağımsız denetleme faaliyetlerinde bulunacak kuruluşları
farklı ölçütler belirleyebilir.”
ve çalışma esaslarını Türkiye Serbest MuŞeklinde açık hükümlere yer verilmiştir. hasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî
Kurumun bu hükümlerin gereğini yerine Müşavirler Odaları Birliği ile müştereken
getirirken kooperatiflerin bağımsız deneti- belirler.” İçerikli bir bağımsız denetim yakmini de bu çerçevede netleştirmesi pekâlâ laşımı 2000 yılında benimsenmiştir. Tarım
mümkündür.
Satış Kooperatifleri ve Birliklerine ilişkin bu
özel kanunda bulunmayan hükümler bakıYeni ticaret yasası ve 660 sayılı KHK ile gemından 1163 sayılı Kooperatifler Kanunutirilmiş düzenlemelerden çok önce, sanki
nun uygulanacağı da hükme bağlanmıştır.
bugünlere hazırlıkçasına, kooperatiflerle
ilgili özel düzenlemeleri içeren 1163 sayılı 2004 yılında yayımlanan 5200 sayılı TarımKooperatifler Kanunu ve diğer mevzuatta sal Üretici Birlikleri Kanunu’nun 18. maddenetim konusunda açık hükümler zaten desinde bağımsız denetime ilişkin olarak;
mevcuttur. 1163 sayılı yasanın denetimle “(1)Birliklerin ve merkez birliklerin mali
ilgili 65. Maddesinde “Genel kurul, denet- denetimleri, genel kurul toplantısı önceleme organı olarak en az bir yıl için bir veya si yeminli mali müşavirlere veya bağımsız
daha çok denetçi seçer. … Denetçilerin ve denetim kuruluşlarına yaptırılır. Denetimin
yedeklerinin kooperatif ortaklarından ol- sonuçları genel kurul öncesi üyelere dağıması şart değildir.” Denmektedir. Yine aynı tılır. (2) Denetim kuruluşlarının tespiti ile
40
denetim usul ve esasları Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” denilmektedir.
aktörlere güvenin artırılması, açıklık, şeffaflık, hesap verebilirlik ve kurumsal yönetim anlayışının yerleşmesi, ilgili tarafların
hak ve çıkarlarının güvence altına alınması
Ayrıca Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlik- hedeflendiğine göre, bütün bunlara en çok
lerine ilişkin özel düzenleme olan 1581 sa- ihtiyaç duyulan alanlardan biri olan koopeyılı yasada ise bağımsız denetime ilişkin bir ratifler ve beklide sulama, üretim, hizmet
hüküm olmamakla beraber olmayan dü- birlikleri gibi kurumların gözden kaçırılmazenlemeler bakımından 1163 sayılı Koope- ması büyük önem taşımaktadır. 6102 sayılı
ratifler Kanununun uygulanması öngörül- Türk Ticaret Kanununda ticaret şirketidir
düğünden buna göre düzenleme ve işlem diye atıfta bulunulan kooperatifler profesyapılabilecektir. Diğer yandan Tarım Kredi yonel bağımsız denetime en çok ihtiyaç
Kooperatiflerinin ortaklık yapısı, büyüklü- duyan işletmelerdir. Kooperatiflerde bağü, fonksiyonları ve kamu yararı için önemi ğımsız denetim zorunlu hale getirilmeli ve
gibi konular dikkate alındığında bağımsız kooperatif ortaklarının hakları da bağımsız
denetimin gerekliliği açıkça görülecektir.
denetim güvencesi altına alınmalıdır. Bu
Türkiye Kooperatifçilik Strateji Belgesinde bakımdan yetkili kurum olan Kamu Gözebenimsenen “Ortaklarının ve toplumun timi, Muhasebe ve Denetim Standartları
gözünde, en güvenilir ve en verimli ekono- Kurumu başta olmak üzere, diğer ilgili kumik girişimler niteliğini kazanmış bir koo- ruluşların ifade edilen gereği dikkate alaperatifçilik yapılanmasına ulaşmak” vizyo- rak yetkilerini kullanması, görevlerini icra
nu ile “Kooperatifçiliğe daha elverişli bir etmesi beklenir. Kooperatifler ve birliklerin
ortam oluşturmak; toplumdaki olumsuz kendine has yapıları ve özellikleri, umulakooperatifçilik imajını iyileştirmek ve sek- cak fayda ve karşılaşılacak maliyetler diktöre olan güveni artırmak; …” Şeklinde be- kate alınarak, “kamu yararını ilgilendiren”
linlenen genel amaç ile meseleye verilen bu kurumların bağımsız denetim kapsaönem açıkça görülmektedir. Bu vizyon ve mına alınıp bu fırsattan yararlandırılması
genel amaç için izlenecek yollardan biri de ihmal edilmemelidir. Yıllardır çözüm bekkooperatiflerde önleyici, eğitici, bağımsız leyen kooperatif sorunlarının giderilmesi,
bir denetim yapısının, yeni Ticaret Kanunu kooperatiflerin ortak ihtiyaçlara cevap ve
ve diğer ilgili düzenlemelere dayanılarak çözüm olma gücünün artırılması ve dakurulup işler hale getirilmesi, koopera- ha güvenilir itibarlı kurum olabilmesi için
tifliğin daha güvenilir ve etkin bir kurum hayata geçirilecek değişim fırsatlarından
haline gelmesi bakımından kaçırılmaması mutlaka yararlandırılmalıdır. Böylece kooperatiflerin toplumsal gelişim ve gerekler
gereken bir fırsattır.
için etkin bir çözüm ve çare seçeneği olaYeni düzenlemelerle getirilen bağımsız rak ülkemize ve insanımıza kazandırılması
denetim kurumu ile ülkemizde ekonomik sağlanmış olacaktır.
41
SPORUMUZU KURTARACAK TEK
SİSTEM: KOOPERATİFÇİLİKTİR
Selçuk ALPARSLAN *
Ülkemizin kurtuluş çarelerinden birisi de,
Kooperatifler kurmaktır… Kooperatif Teşkilatları, bizim bugünkü ihtiyaçlarımızı temin
edecek ve yaşama standardımızı yükseltecek en büyük teşkilatlardır… “ Bu veciz
sözleri, Mustafa Kemal Paşa 1923 yılında
söylemiştir.
Büyük Önder, bu mesajı ile birlikte, dayanışma ve işbirliği Türkiye’nin, toplum halinde
yaşayan Türk Milleti’ni, atılıma sevketmiş…
Akrabalık, komşuluk ve hemşehriliğe önem
veren Türk toplumları kaynaşmayı sağlamış… 1930’lu yıllarda çiftçinin en büyük teşkilatı olan Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri birlikleri kanunları çıkartılmıştır…
Çığ gibi büyüyen bu kooperatifler kanalıyla,
milyonlarca çiftçi ailesi, ürününü değerlendirmiş… Sapan dönemecinden, çağdaş teknolojiyi yakalamıştır. Bundan 40-50 yıl önce,
bir tarlayı bir ayda süremeyen, çiftçi altında
traktöründen, biçerdöverine kadar her çeşit
tarım aletiyle, çağdaş zirai ekonomiyi yakalamıştır… Ülkemizin her ilinde, ilçesinde veya köyünde traktörü olmayan ev yok gibidir.
Yıllar sonra, Anayasamızın 51. Maddesinde,
Devlet Kooperatifçiliği destekler diyerek…
Ülkemizin her yöresinde kooperatiflerin
kurulmasına destek olunmuştur… Büyük
banka finansörleri de destek çıkarak, Ziraat
Bankası köylü ve çiftçiyi, Halk Bankası, esnaf
ve sanatkarı Şekerbank da pancar ekicilerini
destekleyerek, ülkemizin kooperatifçilikteki
en iyi örneklerini vermişlerdir.
Bu büyük kooperatifler sayesinde, tarım e* Araştırmacı - Yazar
42
konomisinde büyük kalkınmalar görülmüş…
Kooperatifçilik ülküsü, ülkemizde benimsenmiştir. Kooperatifçilikle ilgili bilgiler vermenin nedenin kooperatif hareketin özellikle, insani, mali ve diğer parasal kaynakları
harekete geçirip, ekonomik kalkınmada,
sportif gelişmelerde oynayacağı rolü anlatmak içindir…
Ülkemizde gün geçtikçe, ekonomik dengeler değer kaybetmektedir. Tüketici korkunç
fiyat artışları karşısında, mutfağındaki sıkıntıya çare bulmak içinde kıvranmaktadır. Bu
duruma Dünyanın hemen hemen her yöresinde rastlanılmaktadır. Ülkemiz büyük bir
tarım medyasına sahiptir. Bir GAP Projesi
yanında, Konya Projesi, Afyon Projesi ve Orta Anadolu projeleriyle 2000’li yıllarda tarım
sanayii sektörünü eline geçirecektir. Bu olay
şu demektir. Artık insanların rakamı arttıkça, iş problemleri ve açlık problemleri hızla
artmaktadır. Bunu çözümleyecek, birlik, beraberlik ve dayanışmadır. Bu mesajı doktrinleştirecek tek kavram kooperatifçiliktir. Ancak iyi eller ve iyi eğitim almış, yöneticiler
kanalıyla, kooperatifçilik işi oturacaktır.
Konumuz spor kooperatifleri, kooperatifçilik, ekonomik, sosyal ve ahlaki faydalar yaratır. Eğer samimiyetle ve inançla çalışılırsa,
ekonomik amaçların sonucu, spor kooperatifçiliğini teşkilatlandırırsa, sporu, en fakirinden, en zenginine kadar hiç kimseyi zora
sokmadan, yapma imkanı sağlar. Türkiye’de
birçok spor dernekleri ve federasyon kurulmuştur. Ancak, hiçbiri bugüne kadar amatör
sporun yanında olamamışlar. Sadece havanda su döğmüşlerdir. Sporumuzu kurtaracak
tek sistem spor kooperatifçiliğidir. Bundan
güzel bir yaklaşım olamaz. Spor kooperatifleri kulüplerinde, ortakların verdikleri paralarla, yani ortaklık paylarıyla, kooperatifin
sermayesi ortaya çıkıyor. Güreşten boksa,
atletizmden yüzmeye kadar daha ziyade
amatör ağırlıklı sporlara kayak sağlayacak.
Böylece… Spor kooperatifleri kulüpleri kanalıyla, spor malzeme, araç ve gereçleri de
spor kooperatifi kulübünün iki dikiş makinası veya bir ayakkabı tezgahında, futbol ayakkabısı yapılacaktır. Bunlar tabii dört dörtlük
bir şekilde… Kooperatif ortakları arasında
yapılacak iş bölümüyle gerçekleşecektir…
Eşofman, şort, çorap, tişort ve ayakkabı bu
kooperatiflerin işyerlerinde yapılacaktır… O
işi yapan ustalarda, bu kooperatifin ortakları olacaktır. Hem satacak hem üretecek,
hem de kooperatife rant temin edecektir.
Ortaklar, kısa, orta ve uzun vadede yapması
gereken işlemleri yapacaklar… Spor kooperatifi kulüpleri için yeni yeni fikirler üreterek
kooperatifin büyümesine neden olacaklardır. İnanıyorum ki, iyi bir kooperatifçilik temeli ile Dünyada sadece Ülkemizde örneği
tek olan spor kooperatifleri kulübü, 2000’li
yıllarda, iyi koordine ve organizasyon içerisinde, çığ gibi büyüyecektir.
Spor kooperatifleri kulüpleri, önce, sokak,
mahalle, ilçe ve il olarak, ANKARA SPOR KOOPERATİFLER BİRLİĞİ olarak gerçekleşecek
daha sonra, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana
derken Türkiye genelinde diyelim 25 yıl içinde, 70 vilayette kurulacak, Spor Kooperatifleri Birliği, Türkiye Milli Spor Kooperatifleri
Kulüpleri Birliği haline gelecektir…(TÜMSPORKOOP) gibi…
Nitekim… Gazi Mustafa Kemal, Ankara’da
ilk Memurlar Kooperatifini kurmuş… Hatta
kooperatifin ortakları arasında Fevzi Çakmak, İsmet İnönü, Celal Bayar ve Abdülhalik
Renda gibi devlet büyükleri de kurucu ortak
olmuşlardır… Çığ gibi büyüyen tüketim koo-
peratiflerinin şu andaki adedi 2250’dir. YOLKOOP, Ziraat Bankası Kooperatifi (1942),
Orman Tüketim Kooperatifi gibi… Birçok
kuruluşların kooperatifleri, faaliyet halindedir. Ortaklar, artık süpermarketler veya
hipermarketlere gitmemekte, ortak oldukları kooperatiflerden hem ucuz mal almakta, hem de taksitle borçlarını ödemekte, yıl
sonunda da kooperatifin karından ristrun
(rant) almakta, paylarına ayrıca faiz almaktadırlar. Tüketim kooperatifleri (Türkiye’de
2500 adet), tarım satış kooperatifleri birlikleri (Çukobirlik Tariş (TARİŞBANK), Fiskobirlik (Fındık), Fıstık Birlik (Antep Fıstığı),
Narenciye Kooperatifleri) bu örnekler çoğaltılabilir… İlk başlangıçta, bu kooperatiflere
ilgi olmamış. Ancak yıllar sonra, kooperatiflerin, birer yardım sandığı ve finans yaratan kaynaklar olduğu ortaya çıkmıştır. Belki
bazı çevreler, sporun da kooperatifi olur mu
diyebilir… İstedikleri kadar desinler Halep
orada ise Arşın buradadır…
Spor kooperatifi kulüplerinde, kulüplerinde,
kültür hareketleri olabilir… Tiyatro gibi, film
dernekleri, müzik sevenler grubu, gençlik
korosu böylece spor kooperatifleri, çeşitli
sosyal hareketlere öncülük yaparak bir çok
kooperatif severi birbirlerine yaklaştırmak
ve aralarında işbirliği ve dayanışma havasını pekiştirmek ve geliştirmek imkanını elde ederler. Kooperatif, her şeydir… İleride,
spor kooperatifleri büyüdüğü taktirde, unutulmuş folklorik el sanatları gibi bize de kültür etkinlikleri spor kooperatifleri kanalıyla
gençlere öğretilebilir. Böylece bir kooperatif
gençliği yaratılmış olacaktır. Gençlerin bir
yaşama şekli olan spor kooperatifçiliğinde,
kooperatifçiliğin gerçek anlamını ve sosyal
önemini herkese öğretmektir. “KUVVET BİRLİKTEN DOĞAR”. Bu atasözünü, spor kooperatiflerine mal edersek, sporumuz kurtulur.
43
AHİLİK FELSEFESİ VE ÖRGÜT
MODELİNİN DÜNYADAKİ KALKINMA
MODELİ OLAN KOOPERATİFE
YANSIMALARI
Selami Sedat AKGÖZ *
Emre ERCAN **
Her gün yenilikler peşinde olan
insanlar;günümüz dünyasında nereden ve
nasıl geldiklerini, neleri yaptıklarını, neleri
unuttuklarını, bu güne ve bu duruma gelmelerini sağlayan etkenlerin sürdürülebilirliklerini yitirdiklerinin farkında değilmiş
gibi hareket etmektedirler.
Geriye dönüp baktığımızda ilk çağlardan
bu zamana kadar birlik ve beraberlik içinde olmayan toplumların birlik ve beraberliği sağlamış toplumlar tarafından yağmalandığına, sömürüldüğüne yıkıldığına şahit
oluyoruz. insanlık tarihinde birlik beraberliği en iyi şekilde sağlayan toplumlar Türk
toplumlarıdır ve bu Türk toplumları içinde
de en iyisi ve süreklisi Osmanlı Devleti’dir.
Osmanlı toplumunu inceleyen bir kişi birlik
ve beraberliğin altındaki belirgin iki temel
etken bulur. Ahilik ve İmece. Ahilik; teşkilatlanmış kesimin, İmece ise köylü kesimin
birlik ve beraberliğinin temel dayanağıydı.
Bir çok ilim bilginini içinde barındıran bu
topluluk, bilgilerinin dayanağını toplumun
birlikteliğine dayandırmaktadır. Şeyh Edebali, Mevlana, Ahi Evran, Yunus Emre, Cacabey, Hacı Bektaşi Veli gibi ilim bilginleri
bu toplumdan çıkmış ve bu topluma yön
vererek imkansız denecek şeylerin başarılmasına imkan sağlamışlardır.
* Öğr.Gör. AEÜ Mucur Meslek Yüksek Okulu, Kooperatifçilik Bölümü, ([email protected])
** AEÜ Mucur Meslek Yüksek Okulu, Kooperatifçilik
Bölümü, ([email protected])
44
Ahiliğin küçümsenmemesi ve ondan vazgeçilmesi çok büyük yanlıştır. Birlik ve beraberliğin dürüstlükle birleştirilmesiyle
ortaya çıkan bir felsefe hayatın her anında
uygulanabilir ve toplumu tek yumruk haline getirir.
AHİLİK VE AHİLİK
FELSEFESİ2
Ahilik felsefesi, temelleri 12.yüzyılda Kırşehir’de atılmış, daha sonra tüm
Anadolu’ya yayılmış, izleri bugüne kadar
süregelmiş kültürel, sosyal ve ekonomik
bir oluşumdur. Ahilik kurumu bir tarikat olmaktan ziyade sosyal ve ekonomik yönden
işleyen ve siyasal, askeri ve kültürel yönleri
de bulunan bir dünya düzenidir.
Ahi kelimesi de Arapçadır ve “kardeşim”
demektir. Ancak bazı yazarlar Ahi sözcüğünün Türkçe’de cömert, eli açık, yiğit anlamına gelen “akı” sözcüğünden geldiğini ileri sürmektedirler. Anadolu’da Türk kurum
ve terimlerinin fazlalaştığı bir dönemde
“akı”nın Arapça “kardeşim” anlamına gelen “ahi”ye dönüştürüldüğü düşünülmektedir.
Ahilik, tarihi ve sosyo-ekonomik zorunlulukların ortaya çıkardığı mesleki, dini, ahlaki bir Türk esnaf birliği kuruluşudur. Ahi
kuruluşları çevresel ve toplumsal karak2 http://www.turkchatsohbet.org/Ahilik_Felsefesi.html
terini korumuş, üretici ve tüketici ilişki ve
bağlarını en iyi biçimde düzenlemeyi kendilerine amaç edinmişlerdi. Konu üzerinde
araştırma yapmış olan batılı tarihçiler Ahiliğin kökenlerini, Doğu’da özellikle Araplar
arasında gelişmiş olan Fütüvvet Teşkilatına
dayarlar. Ancak yine de Ahiliğin Fütüvvetten bir hayli değişik, Anadolu Türklerine
özgü bir kurum olduğunda birleşirler. Eldeki kaynaklardan edinilen bilgilere göre
Anadolu’daki Ahilik doğudaki fütüvvetçiliğe benzer bir kurum olarak görülmektedir.
Bir başka deyişle, fütüvvetçilik Anadolu’da
birtakım değişikliklere uğramış, yeni bir
takım nitelikler kazanmış ve Ahilik olarak
anılmaya başlanmıştır. Kaynaklarda değişik
yorumlara rastlanmakla beraber Ahiliğin
fütüvvetçilikten etkilendiği, bazı temel kurallarını fütüvvetçilikten aldığı konusunda
hemen herkes hemfikirdir. İslam’ın ilk fütüvvet örgütleri, Ahilerden farklı olarak,
bir meslek örgütü değildir. İçlerinde birçok
zanaatçı bulunsa bile, birlikte yiyip içmek,
eğlenmek, dans etmek, spor yapmak amacı güden gençlik örgütleridir. Örgüt üyelerinin meslekleri ile ilgilenilmez. Mesleki
örgütlenme varsa bile, çok gevşektir.
raştırmacıların farklı görüşleri vardır. Ahi
Evran’ın deri işçiliği ve teşkilatında çok başarılı bir kişi olduğu, belgelerden anlaşılmaktadır. Ahi Evran, yüzyıllardır savaşçılık
ve dini, ahlaki bilgiler vermekte büyük ve
önemli görevler yerine getirmiş olan fütüvvet teşkilatından yararlanarak, ahi teşkilatını kurmuştur. Ahi Evran ahlakla sanatın
ahenkli birleşimi olan ahiliği çok itibarlı bir
duruma getirmiştir. Böylece, ahilik yüzyıllarca bütün esnaf ve sanatkârlara yön vermiş, onların işleyişini düzenlemiş, yeniçeri
teşkilatının kuruluşunda, önemli rol oynamış, devlet adamları bu kuruluşa girmeyi
şeref saymışlardır. Ahi Evran, halkın ekonomik durumunu iyileştirmek, meslek sahibi
olmasını ve din sömürüsünden kurtarmak
için çalışmıştır. İşe ayakkabıcı ve saraç esnafını teşkilatlandırmakla başlamıştır. Kısa
zamanda üstün becerisi, ahlaki sağlamlığı
ve hakseverliği ile büyük bir ün ve saygı
toplamıştır. Kurduğu teşkilatın başkanı, Ahi
Babası olmuştur.
Bu kuruluşların temelleri başlangıçtan beri o denli sağlam atılmış, kuralları zamanın
ve toplumun gereklerine ve gerçeklerine o
denli uyum sağlamıştı ki, bu kurallar sonAnadolu’nun Türklerin ikinci anayurdu radan, kent ve kasabaların belediye hizhaline gelişi 11. yüzyılın ikinci yarısı baş- metleri ve bu hizmetlerin kontrolleri için
larındadır. Asya’dan göç eden sanatkâr ve örnek alınmış, narh nizamnameleri ya da
tüccar Türklerin yerli tüccar ve sanatkârlar kanunnameleri şeklinde resmileştirilmiştir.
karşısında tutunabilmeleri ve yaşayabil- Ahiler, sanat ya da meslekleri için gerekli
meleri, aralarında bir örgüt kurmalarını hammadde tedarikinden onun işlenişine
gerektirmiştir. Ayrıca Türkler bu örgüt yar- ve satışına dek, her aşamayı inceden incedımıyla, sağlam, dayanıklı ve standart mal ye kurallara bağlamışlardı. Bu durum hem
yapabileceklerini düşünmüşlerdi. İşte bu meslek erbabı, hem de üretici-tüketici arazorunluluk esnaf ve sanatkârlar dayanışma sındaki ilişkilerde rekabet, haset ve kavga
ve kontrol örgütünün, yani Ahiliğin kurul- gibi sürtüşmeleri ortadan kaldırmıştı.
ması sonucunu doğurmuştur. Öte yandan,
deri işçilerinin ve Ahiliğin piri olan Ahi Anadolu’da Ahilik örgütünün ortaya çıkışıEvran’ın Anadolu’ya gelişi de bu tarihlere nı hazırlayan etkenleri özetleyecek olursak
bunları şöyle sıralayabiliriz. Doğudan Asrastlamaktadır.
ya’daki büyük ve uygar Türk kentlerinden
Ahi Evran’ın hayatı ve kişiliği üzerinde a- gelen çok sayıdaki sanatkârlara kolayca iş
45
bulmak, yerli Bizans sanatkârları ile rekabet edebilmek, tutunabilmek için yaptıkları malların kalitesini korumak, üretimi
ihtiyaca göre ayarlamak, sanatkârlarda
sanat ahlakını yerleştirmek, Türk halkını
ekonomik yönden bağımsız hale getirmek,
ihtiyaç sahibi olanlara her alanda yardım
etmek, ülkeye yapılacak yabancı saldırılarında devlet silahlı kuvvetleri yanında savaşılarak, Türklük şuurunu, sanatta, dilde,
edebiyatta, müzikte, gelenek ve göreneklerde milli heyecanı yaratıp ayakta tutmak.
Gedikler, sabit veya seyyar olmak üzere iki
türlüdür. Seyyar veya havzi gedikler, kişiye
özgü olup, sahibi istediği yerde sanatını
ve ticaretini yapmasını sağlıyordu. Sabit
gedikler ise dükkân, mağaza, atölye gibi
yerlere ait olduğundan, sahipleri başka bir
yerde sanat ve ticaret yapamazlardı. Gedik
sahibi, başka bir yere göç edecek olursa
gediğini de resmen nakletmek ve senedini
değiştirmek zorundadır. Bu durumda değiştirmede ya da yeniden gedik senedi verilmesinde olduğu gibi, resmi araştırma ve
soruşturma yapılırdı. Gedikler, toplumun
Ahilik, Türk’e özgü milli bir kuruluş olaihtiyaçları, nakil ve değiştirmeler yüzünrak ortaya çıkmış, tüketicilerin korunması
den çoğaltılıp azaltılabilirdi. Tanzimat’ın
dâhil, Türklerin Anadolu’da kök salması ve
ilanından ve yabancı devletlerle ticaret
tutunmasında önemli bir rol oynamıştır.
anlaşmaları yapılmaya başlandıktan sonra,
Ahiler Birliğinin Müslümanlara özgü yaöteden beri sürüp gelen tekelcilik kuralının
pısı 17. yüzyıla kadar sürmüştür. Osmanlı
sanatla ticaretin gelişmesinde zararlı olduDevletinin Müslüman olmayan egemenlik
ğu anlaşılmış, ticaret ve sanayinin gelişmealanı genişledikçe, çeşitli dindeki kişiler
si gerektiğinden ve istendiğinden, artık gearasında çalışma zorunluluğu doğmuştur.
dik ve tekelcilik kuralının sürdürülmesinde
Bu şekilde din ayrımı yapılmadan kurulan,
hükümetçe yarar görülmemiş, kaldırılmışeski niteliğinden bir şey kaybetmeyen yetır.
ni organizasyona gedik denilmiştir. Gedik
kelimesi Türkçe’dir. Tekel ve imtiyaz anla- 18. yüzyıla kadar esnaf ve sanatkârlık Osmına gelir. Resmi terim olarak gedik keli- manlı döneminde altın çağını yaşamıştır.
mesine 1927 yılında rastlanır. Ama gediğin Ahilik gelenekleri ve daha sonra kurulan
tekelci karakteri çok daha eskilere uzan- lonca teşkilatları bu sınıfı gerek nicelik ve
maktadır. Bu şekilde esnaf ve sanatkârlık, gerekse nitelik yönünden geliştirmiştir. Bu
1860 yılına kadar sürmüştür. O zamanlar, gelişmeye devlet de katkı sağlamış, derbir kişi çıraklıktan ve kalfalıktan yetişip te bentçi denilen memurlar vasıtasıyla ticaaçık bulunan bir ustalık makamına geçme- ret yollarının bakım ve güvenliğini temin
dikçe, yani gedik sahibi olmadıkça, dükkân etmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun çöaçarak sanat ve ticaret yapamazdı. Ancak, küşünden Ahilikte payına düşeni almış git
ellerinde imtiyaz fermanları olan kişiler, sa- gide yozlaşmıştır. Sonuçta giderek loncalar
nat ve ticaret yapabilirdi. Bu fermanlar, es- bozulmuş, töreye göre değil, iltimasa gönafın sayılarının artırılıp eksiltilmesi, mülk re atamalar yapılmaya başlanmıştır. Esnaf
sahiplerinin eski kiralarını artırmaması, ürettiği malı satamaz olmuştur. Bu dönem
gediği olmayanların sanat ve ticaret yapa- Devlet tam bir çöküş yaşamıştır. Nihayet
maması, açık olan gediklerin esnafın çırak 1912 yılında loncalar tamamen ortadan
ve kalfalarına verilmesi, dışarıdan esnaflığa kaldırılmıştır. Böylece 700 yıl boyunca yakimsenin kabul edilmemesi gibi hükümleri şamış ve Anadolu halkının ekonomik, soskapsıyordu.
yal ve kültürel yaşamında belirleyici rol
46
oynamış olan Ahilik sistemi tarihe karışmıştır. İttihat ve Terakki döneminde esnaf
ve sanatkârların yaşadığı bu çöküş çarkını
tersine çalıştıracak çözümler arandı. Bu
kesimin devlet tarafından teşvik edilmesi,
çıraklık mekanizmasının iyi işletilmesi gibi
formüller üzerinde duruldu. Ancak bir sonuç alınamadı. Osmanlı İmparatorluğu gibi
Ahilik sistemi de çöktü.
şunun eza ve cahilliğine sabretmek,
— Yaratandan dolayı yaratıkları hoş görmek,
— Hata ve kusurları daima kendi nefsinde
aramak,
— İyilerle dost olup, kötülerden uzak durmak,
— Fakirlerle dostluktan, oturup kalkmaktan şeref duymak,
AHİLİK İLKELERİ3
— Zenginlere, zenginliğinden dolayı itibardan kaçınmak,
—İyi huylu ve güzel ahlâklı olmak,
— İşinde ve hayatında, kin, çekememezlik — Allah için sevmek, Allah için nefret etmek,
ve dedikodudan kaçınmak,
— Ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı — Hak için hakkı söylemek ve hakkı söylemekten korkmamak,
olmak,
— Emri altındakileri ve hizmetindekileri
— Gözü, gönlü ve kalbi tok olmak,
korumak ve gözetmek,
— Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli,
— Açıkta ve gizlide Allah’ın emir ve yasakiffetli ve dürüst olmak,
larına uymak,
— Cömert ve kerem sahibi olmak,
— Küçüklere sevgili, büyüklere karşı edepli — Kötü söz ve hareketlerden sakınmak,
— İçi, dışı, özü, sözü bir olmak,
ve saygılı olmak,
— Alçakgönüllü olmak, büyüklük ve gurur- — Hakkı korumak, hakka riayetle haksızlığı
önlemek,
dan kaçınmak,
— Ayıp ve kusurlarını örtmek, gizlemek ve — Kötülük ve kendini bilmezliğe iyilikle
karşılık vermek,
affetmek,
— Belâ ve kötülüklere sabır ve tahammüllü
— Hataları yüze vurmamak,
— Dost ve arkadaşlara tatlı sözlü, samimi, olmak,
güler yüzlü ve güvenilir olmak,
— Müslümanlara lütufkâr ve hoş sözlü ol— Gelmeyene gitmek, dost ve akrabayı zi- mak,
yaret etmek,
— Düşmana düşmanın silahıyla karşılık
— Herkese iyilik yapmak, iyiliklerini iste- vermek,
mek,
— İnanç ve ibadetlerinde samimi olmak,
— Yapılan iyilik ve yardımı başa kakmamak, — Fani dünyaya ait şeylerle öğünmemek,
— Hakka, hukuka uymak, hak ölçüsüne ri- böbürlenmemek,
ayet etmek,
— Yapılan iyilik ve hayırda hakkın hoşnut— İnsanların işlerini içten, gönülden ve gü- luğundan başka bir şey gözetmemek,
ler yüzle yapmak,
— Âlimlerle dost olup dostlara danışmak,
— Daima iyi komşulukta bulunmak, kom- — Her zaman her yerde yalnız Allah’a gü3 www.mucur.gov.tr/Ahievranilkeler.html
venmek,
47
— Örf, adet ve törelere uymak,
— Sır tutmak, sırları açığa vurmamak,
— Aza kanaat, çoğa şükrederek dağıtmak.
AHİLİĞİN KOOPERATİF
OLUŞU
peratif hareketinin çeşitli ülkelerde doğup
gelişmesini beş zaman dilimi içinde incelemek mümkündür.
Rochdale Öncesi (1.Dönem)
İnsanlar arası yardımlaşma insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte, kooperatif
Kooperatifin ortaya çıkışı Türklerin sayesin- karakterini içinde bulunduran ilk koopede ortaya çıkmıştır. Kooperatifçilik ilkeleri- ratif tipinin 1750’de A.B.D.’de Benjamin
ne bakıldığında Ahiliğin ilkelerine dayan- Franklin’in yangına karşı kurduğu yardımmaktadır. 19.yy da Anadolu’ya gelen Avru- laşma sigortası ile Fransa’da Franchhopalı araştırmacılar 4 yıl kadar Anadolu’yu Compte ‘de kurulan ilk “frutieres (peynir
gezerek Türklerin nasıl birlik ve beraberlik kooperatif) olduğu kabul edilmektedir. Bu
içinde olduğunu araştırmışlardır. Araştırma dönemde 19 ülkede kooperatif hareketinin
alanı olarak Konya, Nevşehir, Niğde, Kayse- başladığı gözlenmektedir. Bunlar; A.B.D.
ri ve Kırşehir illerini seçmişlerdir. Çünkü bu (1750), Fransa (1750), İngiltere (1760),
iller Anadolu’nun orta yerinde ve medeni- Yunanistan (1780), Avusturya (1794), İtalyetlerin muhakkak uğrak ve yerleşim yer- ya (1806), Lüksembourg (1808), Polonya
(1816), İsviçre (1816), İsveç (1823), Veleri olmuştur.
nezüella (1824), İspanya (1838), Japonya
Avrupalı araştırmacıların incelemeleri so- (1839), Meksika (1839), Guyan (1839), Danucunda Türklerin birlik ve beraberliğinin nimarka, İzlanda, Almanya, Çekoslovakya
odak noktası Mevlana, Ahi Evran, Şeyh E- (1844).
debali ve Cacabey gibi ilim adamlarının belirledikleri ilkeler ve bunların uygulanması Rochdale’den 1900 Yılına Kadarki Dönem
olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmacılar (2. Dönem)
aldıkları ilkelerin notlarıyla ülkelerine dönBu dönemde kooperatifler daha çok ormüşler ve incelemelerini yeni bir model
ta düzeyde gelişmiş ülkelerde görülmeye
çıkarmak için uygulamaya koymuşlardır.
başlar. Bu dönemde kooperatif hareketiBelli aşamalardan geçen Ahilik yeni ismiyle
nin başladığı ülkeler; Brezilya (1847), Belİngiltere’de 1844 yılında kooperatif olarak
çika (1848), Avustralya (1849), Macaristan
ortaya çıkmıştır.
(1850), Norveç (1851), Kanada (1852), Portekiz (1853), Hollanda (1854), Yugoslavya
DÜNYADA
(1856), İrlanda (1859), El Salvador ve RusKOOPERATİFÇİLİĞİN TARİHİ ya (1860), Türkiye ve Bulgaristan (1863),
Finlandiya (1870), Arjantin (1875), FilisGELİŞİMİ4
tin (1878), Yeni Zelanda (1881), Romanya
24 Ekim 1844 günü İngiltere’de çağdaş ko- (1887), Cezayir (1893), Hindistan (1900),
operatiflerin ilk öncüsü sayılan Rochdale
1900’den 1917’ye Kadarki Dönem (3.DöTüketim Kooperatifi kurulmuştur. Bu tükenem)
tim kooperatifini baz alarak, dünyada kooBu dönemde kooperatif hareketi daha çok
4 Sanayi ve Ticaret Bakanlığı/Dünya’da
Kooperatifleşmenin Tarihine İlişkin Rapor
sanayi ülkelerinin sömürgesi olan ülkeler48
de görülmektedir. Bu kooperatifler daha
çok tarımsal karakterlidir. Bu dönemde 30
yeni ülkede kooperatif hareketinin başladığı kaydedilmektedir. Bunlar; Güney Afrika
Birliği, Uruguay, Seylan (1902), Guatemala
(1903), Birmanya , Şili, Pakistan, Bangladeş (1904), Tunus (1905), Kore, Filipinler
(1907), Mısır, Kenya, Endonezya (1908),
Kıbrıs, Rodezya, Çin Hindi (1909), Bostwana, Mali, Senegal (1910), Çin, Kolombiya
(1912), Maurice, Uganda, Peru (1913),
Nikaragua, Zambiya (1914), Libya (1915),
Panama, Trinite Tobago (1916) ve Tayland
(1917).
1918’den 1945’e Kadarki Dönem (4.Dönem)
Bu dönemde dünya tarihinde önemli olaylar olmuş, iki dünya savaşı yaşanmış,
kapitalizm dışında sosyalizmde ekonomik
uygulamada yer almıştır. Bu dönemde kooperatiflerin sosyalist ülkelerde yeniden
organize olduğu ve yeni olarak ortaya çıktığı görülmüştür. Bunlar; S.S.C.B., Şanghay,
Ekvador (1919), Gambiya, Malezya, Porta-Rico,(1920), Burundi, Zaire (1921), Ürdün, Fas, Irak (1922), Kosta-Rika, Kamerun
(1923), Singapur, Tanzanya (1925), Moritanya, Nijer (1926), Gana, Nijerya (1928),
Fildişi Sahili (1929), Jamaika, Sudan (1930),
Yukarı Volta, Madagaskar, Togo (1937), Bolivya (1939), Küba, Suriye(1943), Etiyopya,
Hong Kong ve Belize (1945).
1945 Sonrası Dönem (5.Dönem)
Bu dönem çeşitli ülkelerdeki kooperatiflerin gelişme ve olgunluk dönemidir. Ancak
yeni bağımsızlıklarına kavuşmuş pek çok
üçüncü dünya ülkelerinde kooperatiflerin
yayılmasını sürdürdüğü görülür. Bu yeni
ülkelerde kooperatif hareketleri, genellikle mevcut iktidarların öncülüğünde ortaya
çıkmışlardır. Bu ülkeler şunlardır; Dominik,
Lasotho, Malawi, Malta, Yeni Gine, Şeyşeller, Sainte-Lucie, Dominik Cumhuriyeti,
Arnavutluk (1946), Dahomey (1947), Papouasie (1948), Barbados, Rwanda (1949),
Nepal, Somali (1950), Gilbert Ve Ellice
(1951), Cook Adaları, Salomon (1953),
Saint-Vincent, Bahreyn (1954), Kamer
Cumhuriyeti, Granada, Çad (1955), Nevis
Aquilla (1956), Antigua (1958), Monserrat,
Yemen Demokratik Cumhuriyeti (1959),
Yemen-Sana (1960), Mikronesya (1960),
Suudi Arabistan, Gabon, Orta Afrika Cumhuriyeti (1961), Kuveyt, Liberya, Yeni Hebridler (1962), Swaziland (1963), Afganistan
(1965), Gine Bissao (1971), Bhutan (1972),
Laos, Katar (1973).
Ülkelere göre kooperatif hareketlerinin
doğuşu ayrıntılı bir şekilde incelendiğinde
aşağıdaki sonuçlara ulaşılabilir.
• İlk kooperatif hareketleri genellikle Avrupa ülkelerinde başlamıştır.
• 1920’lerden sonra kooperatif hareketlerinin hızlı bir gelişme gösterdiği anlaşılmaktadır.
• Dünya ülkelerinin %28’inde kooperatif
hareketleri birinci ve ikinci dönemde ortaya çıkarken, %52’sinin ise dördüncü ve
beşinci dönemde ortaya çıktığı görülmektedir. Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde
%80’inden fazlasında kooperatif hareketi
birinci ve ikinci dönemde başlarken, Orta
ve Güney Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya ülkelerinin %60’ından fazlasında dördüncü ve beşinci dönemde başladığı, anlaşılmaktadır.
• Gelişmiş ülkelerde kooperatif hareketleri 1. ve 2. dönemlerde ortaya çıkarken;
az gelişmiş ülkelerde 3. dönemde yoğunlaşmaya başladığı, 4. ve 5. dönemlerde
bu yoğunluğun arttığı gözlenmektedir. Bu
nedenle az gelişmiş ülkelerdeki kooperatif
49
deneyiminin henüz yeterlilik kazanamadığını söylemek mümkündür.
dıkların sayısı gitgide azalmaya başlamıştır.
Sandıkların bu durumları karşısında onları
tekrar canlandırabilmek için 1883 yılında
Türkiye’de Kooperatifçiliğin Doğuşu ve Ge- bazı önlemler alınmıştır. O zamana kadar
lişimi5
sandıkların sermaye birikimine yarayan
Türkiye’de (Osmanlılar) kooperatifçilik ha- imece ve çift hayvan başına 15 kg . buğday
reketinin Mithat Paşa ‘nın kurmuş olduğu toplanmasının hem zor, hem de eşitlikten
Memleket Sandıklarıyla başlamış olduğu uzak olması sebebiyle sandıklara daima ve
eşitliği sağlayacak bir gelir yolu aranmıştır.
kabul edilmektedir.
Bunun içinde sandıklara sermaye olarak
Mithat Paşa “Memleket Sandığı” adını verilmek üzere aşar vergisinin bir miktar
verdiği ilk tarım kredi organizasyonu 1863 çoğaltılmasına karar verilmiş ve 1883 den
yılında o zaman valisi olduğu Niş şehrinin başlamak üzere aşar vergisi onda bir oraPirot kasabasında.kurmuştur. İlk deneme- nında artırılmıştır. Bu şekilde o zamana kaden olumlu sonuçlar almış ve dolayısıyla dar %10 olan aşar vergisi %11 e çıkarılmışbu şekildeki sandıkların bütün ülkede ku- tır. Aşara yapılan bu ilaveye “Menafi Hisrulmasının çok faydalı olacağını düşün- sesi” adı verilmiş ve memleket sandıkları
müştür. Düşüncelerini uygulama amacıy- da bundan böyle menafi sandıkları ismini
la hazırladığı bir nizamname hükümetçe almıştır. Aynı zamanda sandıkların idarekabul edilmiş ve memleket sandıkları adı sinde de bazı değişiklikler yapılmış ve serverilen bu teşkilatın ülkenin her tarafında mayelerinin toplanışındaki değişiklikten
kurulmaları bütün valilere görev olarak ve- dolayı menafi sandıkları adını alan bu teşrilmiştir. Bu şekilde devlet tarımsal işlerini kilat doğrudan doğruya devletin denetimi
de kendi idari işleri arasına almıştır. Mithat altına girmiştir. Fakat o zaman ülkenin her
Paşa ‘nın hazırlamış olduğu bu nizamname tarafına dağılmış bulunan bu sandıkların
hükümetçe 1867 yılında kabul edilmiştir. kontrolü devlet tarafından kolaylıkla sağBu nizamname 29 maddeden ve iki bölüm- lanamamış ve çeşitli nedenlerden dolayı
den oluşmaktadır. Birinci bölümde serma- devam ede gelen aksaklıklar artmış ve yaye, idare, ikraz ve kazanç, ikinci bölümde rım önlemlerle sandıkların iyileştirilmeleri
ise sandık tarafından izlenecek muhasebe mümkün olmamıştır.
usulü belirtilmiştir. Mithat Paşa ‘nın bu nizamnamesi ile Türkiye de tarım kredi ko- Menafi sandıklarının tekrar normal bir şeoperatifçiliğinin temeli atılmış olmaktadır. kilde faaliyete geçirilememesi tarımda kredi ihtiyacının sürekli artması yeni bir kredi
Memleket sandıkları köylere kadar gitme- mekanizmasının kurulmasını gerektirmişmiş ve yalnız kaza merkezlerinde kurul- tir. Böylece sandıklar tamamen kaldırılarak
muştur. Memleket sandıkları başlangıçta yerine 1888’de Ziraat Bankası kurulmuştur.
köylüler tarafından pek iyi karşılanmamış- O zamanlarda menafi sandıklarının 250 katır. Sonra gelişme göstermiş ve benimsen- dar olduğu tahmin edilmektedir. Menafi
mişlerdir. Birçok kazada kurulmuş olan sandıklarından Ziraat Bankasına geçen sermemleket sandıkları, her tarafta arzu edil- maye ise 2 milyon altın lira olmuştur.
diği gibi gelişmemişler ve iyi işleyen sanMenafi sandıklarından sonra daha bilinçli
ve daha aktif kooperatif hareketlerine Ege
5 http://www.nuveforum.net/780bölgesinde rastlanmaktadır. 1913 de Kakooperatifcilik/66040-turkiyede-kooperatifcilik
50
zım Nuri ve Topçuoğlu Nazmi öncülüğünde
“Kooperatif Aydın İncir Müstahsilleri” kurulmuştur. Daha sonra üreticiye kredi temin edebilmek ve kurulan bu ilk tarım satış
kooperatifine mali yardımda bulunabilmek
amacıyla 1914’de Milli Aydın Bankası kurulmuştur
1926 da çıkarılan Türk Ticaret kanununun
bir bölümüne konulan hükümlerle kooperatiflerin kurulması yoluna gidilmiştir. 1929
da çıkarılan “zirai kredi Kooperatifleri Kanunu” ile Raiffeisen ilkelerine uygun tarım
kredi kooperatiflerinin kurulması yoluna
gidilmiştir. Cumhuriyet döneminde tarımsal örgütlenmeye verilen önem 1935 yılında kabul edilen “Tarım Satış Kooperatifleri
Ve Birlikleri Kanunu” ile 2836 sayılı “Tarım
Kredi Kooperatifleri” kanunudur. Ancak
1969 yılında kabul edilen 1163 sayılı “Kooperatifler Kanunu” nun, Türk Kooperatifçilik mevzuatı içinde önemli bir yeri ve boşluğu doldurduğunu söylemek mümkündür.
1950’lerden sonra Avrupa’da dezavantajlı
gruplar için yeni bir istihdam ve sosyal katılım modeli olarak uygulanmaya başlanılan
Sosyal Kooperatifçilik hareketi, krizlerle daha da derinleşen işsizlik sorununa alternatif bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sosyal iş kooperatifleri ve sosyal firmaların
amacı, iş hayatına giremeyen insanlara iş
ortamı sağlamak ve onları istihdam etmektir.
Sosyal kooperatifçiliğin en önemli özelliği Ahiliğin ilkelerini içinde barındırması
ve yardımlaşarak birlikte hareket etmeyi
hedeflemektedir. Kuruluş itibariyle dezavantajlıları istihdam ve toplumsallaşmaya
yöneltmek olsa da sosyal kooperatifçiliğin
daha farklı faydaları bulunmaktadır. Dezavantajlı gruba destek vererek onların
toplumun birer bireyleri olduğunu unutturmamak, onlara iş imkanı sağlamak ve
ekonomiye katkı sağlamak gibi faydaların
yanında şiddet gören kadınlara yardım etmek, kimsesizlere sahip çıkarak onları top2834 sayılı “Tarım Satış Kooperatifleri ve luma kazandırmak, işsizliği azaltmak, terör
Birlikleri Kanunu” önce 1985’de 3186 sa- örgütlerinin en büyük silahı olan gençlerin
yılı yasa ile, sonra da 2000’de 4572 sayılı bunalım yada depresyon döneminde gençyasa ile; 2836 sayılı Tarım kredi Kooperatif- lerin bu durumundan yararlanarak onları
leri Kanunu önce 1971’de 1581 sayılı yasa kullanmalarını önlemek ve sokak çocuklaile, sonra 1985’de 3476 sayılı yasa ile ye- rının bulundukları durumlardan kurtulmaniden düzenlemeye tabi tutulmuştur. 1163 larını sağlayarak onlara iş imkanı sağlamak
sayılı kooperatifler kanunu ise 1988’de gibi faydaları vardır.
3476 sayılı yasa ile 23 maddesi tamamen
veya kısmen değiştirilmiş, 2 ek ve 2 geçi- Her alanda öncülük eden Avrupa Ülkeleri
ci madde eklenmiştir. 1961 ve 1982 tarihli bu alanda da öncülük ederek sosyalleşmeanayasalara kooperatifçilik hakkında Dev- yi tamamlayarak ülkelerini kalkındırmayı
lete önemli görevler yükleyen hükümler ve sosyalleşmeyi başarmışlardır. Gelişmiş
konmuştur. 1973’de ilk defa bir bakanlığın olan ülkelere baktığımızda öne çıkan iki
başına “kooperatif” kelimesi eklenmiştir; etmen oluyor. Bunlardan birincisi koopeancak bu kelime daha sonra kaldırılmıştır. ratifçilik, ikincisi de sosyalliktir. Bu iki ilkeyi
hayata geçirmiş ülkeler şu an günümüzün
Ahilik Tabanlı Yeni Bir Kalkınma ve Toplum- en gelişmiş ülkeleridir. Bu ülkeler koopesallaşma Modeli Olan Sosyal Kooperatifçi- ratifleşme dönemlerinden ilk yararlanan
lik
ülkelerdir ayrıca.
51
Sosyallik ve birlik-beraberlik ilkelerini benimseyen her ülke ekonomisine kooperatifi de ekleyince kaçınılmaz olarak büyümeyi
elde edeceklerdir.
SONUÇ
Ulu önder M. Kemal ATATÜRK’ ün “Geçmişini unutan gelecek vaat edemez.” sözü
aslında ne demek istediğimizi anlatıyor. Temeli birlik beraberliğe dayanan, aç kalana
yardım etmeyi hedefleyen, yalnız kalanın
işine yardım etmeyi savunan, yönetilmeyi
reddeden ve liderlik ruhu taşıyan dünya
toplumlarının en büyüğü olan Türk Toplumu; Ahilik ve İmece usulünü ortaya çıkararak nice zorluklar, nice savaşlar ve nice zahmetler vererek 13.yy. da kurduğu Osmanlı
Toplumu’ nu 18.yy. padişahlarının ve batı
hayranlığıyla içini köreltmiş yardımcılarıyla
birlikte yok oluşa sürükleyen bir sürece sokarak elindeki varlığın kıymetini bilmezcesine yitirerek başkalarının emirlerine itaat
eder hale gelmiştir.
Neredeyse 7 asır kainata hükmetmiş bir
topluluk olan Osmanlı Devleti; elindeki çok
önemli iki temel taşına gerekli ilgiyi gösterememiş ve başkaları bundan esinlenerek
yeni modeller ortaya çıkarmışlardır. Ahilik
ve İmece başkaları tarafından örnek alınarak ismi değiştirilip modernleştirilerek “Kooperatif” olarak piyasa sunulmuştur. Kendi
özgeçmişine sahip olamayan toplumumuz
bu yeniliğe yabancıymış gibi çok sonradan
adapte olmuştur. Ne yazık ki ülkemizin gelişememesi ve geriden takip etme özelliği
geçmişine sahip olamadığı için kaynaklanmaktadır.
Ne olursa olsun Ahiliğin ve İmece usulünün
52
değerini bilmemiz ve onu tekrar hayatımıza uygulamamız gereklidir. Geçmişimizi unutmamalı, onlara önem vermeli ve onları
korumalıyız. Aksi takdirde kaçınılmaz bir
çöküş, sömürgeleşmiş ve çaresiz bir topluma doğru ilerleme yaşanacaktır. Ahiliğin ve
İmece usulünün modern hali olan kooperatifleşmeye gerekli önem verilmeli, sosyal
kooperatiflere önem verilmeli, TC Anayasası’ nın 171. maddesinin uygulanmasına
önem verilmelidir. Anayasayla desteklenmiş bir kurum olmasına rağmen nedendir
bilinmiyor ama desteklenmesi engellenmiş gibi hareket edilmekten vazgeçilip bir
an önce önemsenmelidir.
KAYNAKÇA
[1] ANONİM, Türkiye’de Kooperatifçilik, Türk Kooperatifçilik Kurumu Yayınları, Ankara 2004,
[2] DEMİR, G. 2000, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu
ve Ahilik, Ahi Kültürünü Araştırma ve Eğitim Vakfı,
İstanbul,
[3] GÖKSU, S. 2000, Sokrat ve Eflatun’dan Günümüze Ahilik, Polat Kitapçılık, İstanbul,
[4] GÜRATA, M. 1975, Unutulan Adetlerimiz ve
Loncalar, Ankara,
[5] KOÇ Hakan, Kooperatifçilik Bilgileri, Ankara,
2001,
[6] ÜN,M.2007,Sanayi ve Ticaret Bakanlığı/
Dünya’da Kooperatifleşmenin Tarihine İlişkin
Rapor,İstanbul
[7] www.turkchatsohbet.org,
[8] www.mucur.gov.tr,
[9] www.nuveforum.net,
[10] www.kooperatifcilik.gen.tr/,
[11] www.ahikirsehir.com/ahiligin-incelenmesi.
html,
[12] www.egitim.aku.edu.tr/ergun8.htm,
[13] www.ahilik.gen.tr/kavram/index.html .
İŞLETMELER NEDEN KARİYER
GELİŞTİRMEYE ÖNEM VERMELİ?
M. Akif ÖZER *
Kariyer sözcüğü günlük konuşmada kariyer yapmak, kariyer geliştirmek, kariyer
sahibi, kariyerinin başında gibi birçok anlamda kullanılmaktadır. Bunun yanında iş
yaşamında ise, ilerleme veya ileri bir konumda bulunma anlamında kullanılmaktadır. Kavram kimilerince belirli bir konuda
uzmanlık gerektiren meslek olarak algılanırken, bazıları için de, yöneticilik, hukuk,
tıp gibi alanlarda meslekler kariyer, fazla
uzmanlık gerektirmeyen meslekler ise iş
olarak görülmektedir (Uzun, 2004:2).
Kariyer ilgili literatürde bireyin yaşamındaki üretken yılların çoğunluğunu harcayarak
başlangıç yaptığı, geliştirdiği ve genelde
çalışma hayatının sonuna dek sürdürdüğü iş ya da meslek olarak ele alınmaktadır
(Berberoğlu, 1991:135). Günümüzde örgütlerde yetişkin personel ve nitelikli insan gücünü tutabilmek ciddi bir sorundur.
Artık nitelikli iş gücü, ancak gelişmeye açık
bir kariyer yönetimi ile örgütlerde tutulabilmektedir. Onun içindir ki tüm profesyonel kuruluşlar ciddi bir şekilde çalışanı için
kariyer programları ve uygulamaları düzenlemektedir (Uzun, 2004:28-29).
yükselme fırsatı içeren bir meslek veya iş
anlamındaki kariyerin bu tanımı, başarıyı
çağrıştıran bir anlam içermektedir (Bozkurt vd., 1998:141).
Bir başka görüşe göre kariyer, belirli bir
meslekte gelişmeyi ve çalışılan kuruluşta
hiyerarşik olarak sürekli yükselmeyi ifade
eder. Kariyer başarısının, terfi ve maddi getiriler ile ölçüldüğü bu görüşe göre kariyerden söz edebilmek için çalışılan pozisyonların birbiri ile ilgili olması ve sürekli daha
üst pozisyonlarda çalışılması gerekmektedir (Uzun, 2004:28-29).
Kariyer kişinin tüm yaşantısı boyunca ilgilendiği işle ilgili pozisyonların bir dizilişidir
ve genel olarak en popüler görüntüsü örgüt basamaklarını yukarıya doğru çıkış yani
yükselme düşüncesi ile sıkı sıkıya bağlıdır
(Türkel, 1999:163). Bu süreçte kariyerin;
çalışma yeri, ifade edilmiş bir amaç, yapılması gereken görevler, araçlar, ücret, gerekli zaman, gerekli beceri ve yetenekler
ve gerekli bilgi (Erdoğmuş, 2003:13) şeklinde sekiz temel unsuru vardır.
Kariyer kavramı 70’li yıllarda başlayarak
farklı yönleri ile ele alınmış ve değerlenKariyer sözcüğü, Latince “carraria”dan dirilmiştir. Bunların sonucunda da literatütüretilmiştir. Bu sözcük, başka anlamları re kariyer hareketliliği, kariyer durağanlığı
yanında, savaş ve yarışta kullanılan iki te- kariyer platosu ve kariyer dengeleri gibi olkerlekli araba, araba yolu, yarış güzerga- gular kazandırılmıştır. Kariyer sadece dikey
hı, yaşam yolu gibi anlamlar taşımaktadır. bir ilerleme olarak düşünülmemelidir. Kişi
Kişinin ömür boyu izleyeceği, ilerleme ve aynı pozisyonda bilgi ve becerilerini arttıra** Doç.Dr., Gazi Ün. İİBF Kamu Yön. Böl.
rak da kariyerini geliştirebilir. Ayrıca işle il([email protected])
gili her türlü tecrübe bireye bir kariyer sağ53
lar. Kariyer kavramı ile başarı ve başarısızlık
hızlı veya yavaş ilerleme kastedilmez. Çünkü kariyer değerlendirmesinde var olan bir
standart yoktur. Kariyer sözcüğü yalnızca
dikey hareketliliğin başka bir deyişle örgütün üst basamaklarına doğru yükselmenin
yarattığı iş değişiklikleriyle ilgilidir. Birey
hiyerarşik kademelerde yükselmeden de
yani ayni işte kalarak da çeşitli beceriler
kazanabilir veya var olan becerilerini geliştirebilir (Ölçer, 1997:88). Kariyer böylesine
çok fonksiyonlu olmasına rağmen günlük
yaşamada genellikle sadece bir iş olarak algılanabilmektedir. Oysa kariyer sadece olanaklar, ilerleme ve başarılarla ilişkili bir iş
veya istihdamı içermez. Bu tip tanımlamalar kariyere sadece geleneksel yaklaşımları
yansıtmaktadır (Uzun, 2004:2).
Kariyer sözcüğü yalnızca yüksek statüdeki ya da hızlı ilerleme olanakları bulunan
işleri yapan kişilerle ilgili değildir. Daha
demokratikleşmiş bir anlama da sahiptir.
Yaptıkları işlere ve örgütsel konumlarına
bakılmaksızın çalışanların iş yaşamları boyunca yaptıkları işler dizisini ifade etmektedir. Yöneticilerin kariyerleri vardır; ancak
yönetici sekreterlerinin de kariyerleri bulunmaktadır (Ölçer, 1997:88).
Kariyer, insanların iş yaşamında bulundukları pozisyonları, bu pozisyonlarla ilgili tutum ve davranışları ile yaptıkları işleri içermektedir. Kavram, hem bireylerin işe dair
eylemlerini, hem de bu eylemlere yönelik
tutum ve davranışları kapsamaktadır. Bireyin kariyerinde, bireyin kendisi yanında örgütlerin de etkisi bulunmaktadır. Bundan
dolayı kariyer seçimi büyük ölçüde birey
tarafından yapılıyor olsa da, örgütler ve diğer faktörler kariyer kararlarını etkilemektedir (Erdoğmuş, 2003:11).
İnsanlar kariyerleri süresince seçtikleri iş
kolunda ilerlerler ve bunun sonucunda
54
daha fazla deneyim ve yetenek kazanmak,
daha fazla sorumluluk üstlenmek ve daha
fazla saygınlık elde etmek isterler. Bu süreçte kişiler, kariyerlerini, çalışma hayatlarında, işe ilişkin tecrübeleri, aktivitesi ve
hiyerarşik pozisyonunu gösteren bir bileşke anlamında kullanırlar. Bireyler bir pozisyonda yararlı tecrübelerini biriktirip daha
sonra yeteneklerini geliştirerek daha üst
bir pozisyona geçerler (Uzun, 2004:28-29).
Bundan dolayı kariyer sözcüğü, bir örgütte
ya da faaliyet alanında işe alınma ile eş anlamlı görülemez. Bugün örgütsel yaşamda
kariyer süreçlerinden geçerek birden fazla faaliyet alanını ve örgütü içeren kariyer
yolları ile ilgili deneyim kazanmış bir çok
çalışan bulunmaktadır (Ölçer, 1997:89).
Genel olarak kariyer yukarda belirtilen anlamlarda ele alınırken, kamu yönetiminde
biraz farklılaşma olmaktadır. Kamu kuruluşlarında kariyerin anlamı, memurluğun
bir meslek durumuna getirilmesinde odaklaşmaktadır. Amacı, yetenekli kimseleri
hizmete çekmek ve onları hizmette alıkoymaktır. Buna göre yeterlilik ilkesine göre
en yetenekli kişileri hizmete almak yetmemekte, aynı zamanda bu kişilere hizmet
içinde kariyer yapma imkanı da vermek
gerekmektedir (Tortop vd., 2007:69).
Yukarda da belirttiğimiz gibi kariyer; çalışma yeri, ifade edilmiş bir amaç, yapılması gereken görevler, araçlar, ücret, gerekli
zaman, gerekli beceri ve yetenekler ve gerekli bilgiden oluşan çok boyutlu bir kavramdır. Ayrıntılı incelemeye tabi tutulduğunda, ödül sistemi, kariyerdeki görev ve
fonksiyonlar, çalışma tarzları ve koşulları
(Erdoğmuş, 2003:13) hususların da incelenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla kariyer kavramı ile ilgili yapılacak analizlerde,
kavrama çok boyutluluk özelliği kazandıran
ilgili diğer kavramların da ele alınması gerekmektedir.
Literatürde yer alan kariyerle ilgili kavramları şu şekilde belirtebiliriz:
Kariyer stratejisi: Örgütün uzun dönemli ve
yüksek performanslı insan kaynakları ihtiyacını
karşılamak için hazırladığı ana plandır. Bu strateji örgütün ana amaçlarına ve stratejilerine uyumlu olmak durumundadır. Başlıca iki boyutu
bulunmaktadır. Bunlardan biri yeni insan kaynakları bulmak için başvuru akışını bir sistem
içinde geliştirmek, diğeri ise görevlendirme
akışı ile çalışanları eğitim ve geliştirme yoluyla içerden terfi ettirerek boşalan pozisyonları
doldurmak ve yeni ihtiyaçları karşılamaktır.
Kariyer yönetimi: Yüksek performansı ve
rekabet üstünlüğünü amaçlayan örgütlerde çalışanların bireysel farklılıklarından
yararlanarak onları motive etmeyi, iş tatminine ve verimliliklerine katkıda bulunmaya çalışan bir yönetim anlayışıdır. İnsan
kaynakları yönetimi biriminin ve bu arada
tüm yöneticilerin temel sorumluluğunun
çalışanların bireysel kariyer planlamalarına
yardımcı olmak ve onların entelektüel yeteneklerini ve kapasitelerini artırmak (Barutçugil, 2007:1) olduğunu öngörür.
Kariyer platosu: Tanım olarak görevler arasında geçişin ya da yükselmenin olası görülmediği bir periyottur. Herhangi bir pozisyonda bekletilme süresi veya yükselmeler arasında geçen dönem bireyin platoda
olduğunu gösterir (Berberoğlu, 1991:136137). Kariyer platosu süreci, bireyin üst
düzeydeki görevlere yükselme imkanlarının zayıf olduğu dönemler olarak değerlendirilebilir. Büyük ve gelişmiş örgütlerde
önemli bir sorundur. Plato aşamasındaki
bireyleri tanımlayabilmek ve anlayabilmek
örgütün daha etkili ve verimli hale getirilebilmesi için çok önemlidir. Çünkü bireyler
kariyer platosu dönemlerinin gereğinden
fazla uzun sürmesi, bireyi ve örgütü kötü
yönde etkileyebilmektedir (Akat-Budak;
1999:385).
Kişiler, genellikle iş ortamında önemli bir
değişim ya da ilerleme olmadan yaşanan
birkaç yıldan sonra bu sürece girmektedir. Burada, çalışan kariyerindeki iddiasını
kaybetmekte, motivasyonu ve üretkenliği düşmektedir. Başlangıçtaki çabaları ve
beklentileri artık görülmemektedir. Çünkü,
ne kadar çaba gösterirse göstersin bir ödül
ya da ilerleme şansı görmemektedir. Bu
aşamada, gerek birey gerek örgüt, fiziksel
ve duygusal anlamda olumsuz tepkilerden
kaçınmalı, olumlu zihinsel tutumu desteklemeli ve sağlıklı iş ve insan ilişkilerini sürdürmelidir (Barutçugil, 2007:7-9).
Kariyer başlangıcı: Kişilerin eğitimleri sonrası yapılacak işe yerleşme süreci için, kişilerin eğitimlerinin önemi son derece büyüktür. Özellikle alınan eğitime paralel bir
iş seçimi yapmak ve bu işi severek yapmak
oldukça önemli bir ön koşuldur. Kişilerin
aldıkları eğitimin dışındaki meslek ya da
alanlarda çalışmalarını olumsuz görmek
doğru değildir, ancak çoğunlukla aldıkları
eğitime uygun iş/meslek seçmemelerinde,
kişilerin istemedikleri alanda eğitim almalarının rolü büyüktür (Keser, 2007:2).
Fast Track (Hızlı Yol): Bazı örgütler, seçme
ve işe alma sırasında yüksek kariyer potansiyeli olan adayları keşfeder ve onları örgüt
içinde hızlı yükselmelerine fırsat tanıyacak
bir “hızlı yol”a koyarlar. Yetenek havuzu, istikbal kulübü gibi isimler verilen bu ayrıcalıklı genç çalışanlara örgüt içinde sürekli ve
yoğun gelişme olanakları tanınır. Eğitimleri
ve gelişmeleri yakından izlenir.
Örgütsel yedekleme planı: Çeşitli nedenlerle, özellikle kritik pozisyonların beklenmedik bir şekilde boşalması riskini ortadan
kaldırmak için yapılan bir planlamadır. Yöneticiler, belirli bir zaman diliminde kendi
yerlerine gelecek kişileri bilirler ve onların
yetişmesine yardımcı olurlar. Büyük olası55
lıkla, yerlerine kimin geleceğine karar verme sürecine de katılırlar. Uzun dönemli
projelerin ve sık yaşanan iç ve dış değişikliklerin olduğu örgütlerde yönetimin başarılı bir şekilde ve kesintisiz sürmesi açısından önemli bir çalışmadır.
uygulamaları vardır (Uzun, 2004:2).
Kariyer planlaması: Bireyin yaşamı boyunca yer alacağı işlerle ilgili görev ve pozisyonların, hedeflerin ve geleceğin planlanması olarak tanımlanmaktadır. Kariyer
kavramına bireysel bakış açısını yansıtır.
Coaching: Rehberlik etmek, yetiştirmek, Kariyer yönetiminin önemli bir bileşenidir.
zorluklara ve tehlikelere karşı hazırlamak Bireyin örgütte kendisine bir kariyer yolu
anlamında kullanılır. Deneyimli yönetici- seçerek bu yolda ilerlemeye başlama sülerden beklenen temel fonksiyonlardan recinde; kariyer amaçlarını ve bu amaçları
biridir. Etkili iletişim becerilerini gerektirir. gerçekleştireceği araçları belirleme süreciYeni çalışmaya başlayanlar için çok önemli dir (Taştan, 2007:1). Bu süreçte çalışanların
bir destektir. Öğüt vermek, moral ve mo- mesleki durumlarının, performanslarının,
tivasyonunu artırmak, cesaretlendirmek, örgüt ile ilgili düşüncelerinin bir değerlenuyarmak, bilgilendirmek, deneyimlerin- dirmesi yapılır (Aktan, 1999:2).
den yararlandırmak anlamında biçimsel
Kariyer hareketliliği: Bireyin kariyeri ile ilolmayan bir eğitim ve yetiştirme sistemigili olarak farklı örgütlerde çalışması ya da
dir. Sorun yaşadıktan sonra, bu sorunun
aynı örgütte farklı düzeylerde görev yapen az zararla atlatılması için verilen destek
masını ifade eder. Hangi durum söz konudanışmanlık olarak tanımlanır. Çalışanların
su olursa olsun, kariyer hareketliliğinden
kendi bilgi ve deneyimleri sınırlı kaldığında
amaçlanan konu sürekli yükselmedir.
akıl danışmak için konuştukları insanlar ise
mentor (akıl hocası) olarak nitelendirilir.
Kariyer durağanlığı: Bireyin yaşamındaki
duraksama periyotları anlamındadır. DuraÇift kariyer: Kadınların giderek daha yoğun
ğanlık dönemleri bireyleri kariyerleri ile ilbir şekilde iş yaşamına girmesi ve üst yönegili özelliklerini geliştirme, aile-iş ilişkilerini
tim basamaklarına çıkması sonucu önem
düzene koyma ve sonraki çalışmalarını için
kazanan bir kavramdır. İş ve aile yaşamlagerek fiziksel gerek psikolojik enerji depo
rını dengeli bir şekilde sürdürmek için bazı
etme yönünde yararlıdır. Kariyer durağanörgütler alternatif planlar sunmaktadırlar.
lığının gereğinden fazla uzamasının, bireyi
Özellikle, küçük çocuk sahibi anneler için
ve dolaylı olarak örgütü disfonksiyonel bir
esnek zamanlı çalışma, iş paylaşımı, evden
konuma getireceği açıktır.
iş yapma gibi yaklaşımlar gündeme gelmektedir (Barutçugil, 2007:7-9).
Kariyer dengeleri: Kariyer yaşamını dengeleyen unsurlar başlıca bireyin kendi algıKariyer geliştirme: Kariyer kavramına kulandığı özellik ve yetenekleri, güdü ve gerumsal bakış açısını yansıtır. Örgüt içinde
reksinmeleri, değer, tutum, davranışları ve
çalışanların mesleki gelişimlerinin, örgüçevresi ile ilişkilerdir. Bunlar belirli bir detün hedeflerine uygun olarak yapılması
neyim döneminden sonra, bireyin kariyeriiçin kullanılan araç ve yöntemleri ifade
ni dengeleyen ve yönlendiren unsurlardır.
eder. Bu kavramın içinde kariyer haritası,
oryantasyon, terfi, yer değiştirme, yöneti- Kariyerde sosyalleşme: İşe ve çevreye uci geliştirme, yedekleme planı, değerleme yum anlamındadır. İşe alınma sırasındaki ömerkezi gibi kariyer geliştirme yöntem ve zellikler ve daha sonra yapılan performans
56
değerlemeleri, bireyin göreve uyumunun,
grup normları ile bireysel gereksinme ve
değerler arasındaki uyumun, bireyin gruba alışmasının, grupların kendi içindeki
ve diğer gruplarla arasıda rol çatışmasının
çözümlenmesinin ve grubun organizasyonuna uyumunun göstergesi sayılmaktadır
(Berberoğlu, 1991:136-137).
Kariyer danışmanlığı: Örgüt çalışanlarına
danışmanlık ve rehberlik hizmetleri sunulması demektir. Bunun için örgütlerde işten
kaybolma, işe geç gelme, verimli çalışmama gibi problemler belirlenmeli (Aktan,
1999:2) ve çözüm önerileri geliştirilmelidir.
Kariyer danışmanlığı sağlanmasında temel
amaç, bireylere kariyerinin geleceği ilgili
gelişme, gereksinme ve olanakları, kendi
potansiyeli, ilgi alanları, kişilik özellikleri,
bireysel kariyer amaçlarıyla örgütün çeşitli yönlerden sunduğu alternatifleri ortaya
koymaktır. Danışmanlık programlarında
personel biriminde bu konuda uzman yetiştirilmesi ya da dışarıdan danışmanlar görevlendirilmesi (Berberoğlu, 1991:145) söz
konusu olabilmektedir.
dam dönemidir. Yükselme olanakları sınırlıdır ve bu dönem emekliliğe kadar sürer.
Kararsız: Bazı bireyler kararlı istihdam dönemine kadar geleneksel kariyer kalıbını
izler. Daha sonra da başka işlere geçerek
deneme işlerini seçerler. Böylece kariyer
sürecini yeniden başlatırlar. Orta yaşlardaki kariyer değişiklikleri ve hareketlikleri bu
türdendir.
Çoklu: Bu bireyler bir deneme işinden diğerine geçerler. Genelde eğitim düzeyi düşük bireyler bu kalıbı seçerler (Akat-Budak;
1999:378-379).
Kariyer seçimi: En iyi kariyer seçimi, bireyin istek ve ihtiyaçları ile ilgi ve yeteneklerini en uygun noktada buluşturan karardır. Böyle bir karar sonucunda çalışan,
daha yüksek performansla işini sürdürürken yüksek iş tatmini duygusu elde eder.
Kendisinin önemli olduğunu, anlamlı bir
iş yaptığını ve değer yarattığını düşünür.
Bu onun işine kendisini daha fazla adamasını ve çabalarından daha yüksek sonuçlar elde etmesini de sağlar. İnsanların
meslek tercihleri farklıdır. Her insan aynı
Kariyer kalıbı: Kariyer planlamasından işleri yapmaktan hoşlanmaz. Önemli bir iş
beklenen faydaların sağlanabilmesi için yaptıklarını düşünüyorlarsa daha üretken
yöneticilerin, aynı zamanda kariyer kalıp- ve mutlu olurlar. Benzer ilgi alanını paylaları hususuna da dikkat etmesi gerekmek- şan kişilerle daha fazla ortak noktalarda
tedir. Kariyer kalıbı bireyin çalışma yaşamı buluşur, daha iyi iletişim kurar ve birlikte
boyunca gösterdiği iş ve kariyer davranışla- daha verimli çalışırlar (Barutçugil, 2007:1).
rıdır. Dört türlü kariyer kalıbı vardır. Bunları Doğru meslek tercihinin çoğunlukla bireyin
şu şekilde özetleyebiliriz:
kişisel özellikleri ile ilgili olduğu iddia edilKararlı: Okulu bitirdikten sonra bir örgüte se de bu konuda pek çok sübjektif faktör
girip ömürleri boyunca örgütleri değişse (aile, arkadaş vb. çevre baskısı, mesleğe
de aynı işi yapan bireyin gösterdiği kariyer biçilen toplumsal değer, mesleğin ekonomik itibarı) bireyin doğru seçim yapmasını
kalıbıdır.
engellemektedir (Keser, 2007:2). Kişilerin
Geleneksel: İlk işler, öğrencilik döneminde kariyer seçimlerinde; bir eşleştirme süreyapılan yarım günlük geçici işlerdir. Bunu ci olarak meslek seçimi, bir gelişim süreci
20-30 yaşları arasında yapılan tam zamanlı olarak meslek seçimi, bir karar verme göişler izler. Bu tam zamanlı işler kararlı istih- revi olarak meslek seçimi, meslek seçimine
57
sosyal ve kültürel etkiler, kadınların meslek vasyon isteyen daha fazla müşteri odaklı
seçimi, azınlıkta olanların meslek seçimi ve kalite bazlı yapılar,
(Erdoğmuş, 2003:41) gibi unsurlar etkili ol• Kilit pozisyonlarda bulunan kişilerin
maktadır.
kaybedilme korkusu,
Sosyalleşmenin eksik yaşandığı toplum• Yönetim düzeyinde uzun dönemli iş
larda, bireysel karar alabilme yeteneğinin
stratejilerine ulaşmayı sağlayacak başarı
gelişmemesi ve çoğunlukla kendisi adına
planları.
alınan kararları onaylama yetisiyle yetinen
bireyler, kendileri adına yapılan tercihler Bu nedenlerle örgütler için, çalışanlarına
konusunda duyarsız kalabilmektedirler. iyi bir kariyer sağlamada önemli görevler
Dolayısıyla kendi adına tercih yapılmasına düşmektedir. Söz konusu ihtiyaçlar kapsakarşı çıkmayan bireylerin bu seçime kabul- mında son yıllarda belirginleşmeye başlalenmeleri sıkça görülmektedir. Bu noktada, yan yeni kariyer modelinin dikkat çeken
bireyin kendi seçimlerinin gerek alacakları yönleri de şu şekilde belirtilmektedir (Ereğitim gerekse seçecekleri mesleğin kendi doğmuş, 2003:142).
kararlarıyla alınmasının önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır (Keser, 2007:3-5). • Yeni kariyer anlayışında büyük örgütBireyler kariyerlerini seçerken; kriterlerini lerden ayrılanlar daha sonra bu örgütlerde
ortaya koymaları, kendilerini ve meslekle- iş yapan taşeronlar olarak kariyerlerine derini iyi tanımaları, seçimin başarısı açısın- vam etmektedirler.
dan oldukça önemlidir.
• Büyük örgütlerden ayrılan yöneticiler,
kendilerini bir örgüt ile sınırlamak yerine
KARİYERİN ÖNEMİ
meslekleri ve ait oldukları sektörle kendilerini tanımlamaya başlamaktadır.
Yönetim dünyasında yaşanan hızlı değişim
kariyer yönetimini doğrudan etkimemiş- • Yeni modelde başarının ölçüsü; gelirini
tir. Öncelikle örgütlerin yönetim ve örgüt- yükseltmek, sahip olduğu varlıkları artırlenme yapılarındaki değişim, ikinci olarak mak ve kendi işini geliştirmektir.
da, çalışanların kariyere bakışlarındaki
değişmeler, son yıllarda kariyer yönetimi- • Yönetsel kariyerdeki kişilerin, iş/aile
ni uygulamalarını şekillendirmiştir. Kari- arasında bir denge sağlamaya çalışmaktayer olgusunu etkileyen değişmelere bağlı dırlar.
olarak bireyin ve örgütün kariyer ile ilgili Yaşanan bu gelişmeler sonucunda, yeni
sorumlulukları da değişmektedir (Erdoğ- kariyer anlayışının örgütsel sınırları aştığı
muş, 2003:163). Bu gelişmeler paralelinde ve yeni bir biçim aldığı görülmektedir. Önörgülerde kariyer yönetimine önem veril- ceki yıllarda kariyer olgusunu açıklamakta
mesi için dört temel neden bulunmaktadır yaygın bir kullanıma sahip kariyer seçimi
(Taştan, 2007:6):
ve örgütsel kariyer yönetimi anlayışları bu• Esnek ve hızlı bir şekilde değişen iş gün mevcut durumu açıklamakta yetersiz
ihtiyaçlarına cevap olabilecek, örgütlerde kalmaktadır. Örgüt yönetimleri, söz konusu
ortamda oluşan yeni ihtiyaçları karşılamak
beceri bazlı bir yapılandırma ihtiyacı,
amacıyla, kariyer yönetimi uygulamalarını
• Yüksek düzeyde performans ve moti- kullanarak, çalışanlarının kişisel ve mesle58
ki gelişmelerine katkıda bulunmaya çalışmaktadırlar. Bu anlamıyla kariyer yönetimi
çalışmaları, örgütün gelecekte başarılı bir
şekilde faaliyetlerine devam edebilmesini
sağlayacak strateji ve hedeflerle ilgili bilgi, beceri ve davranışların geliştirilmesi
amacına hizmet etmektedir (Gürüz-Gürel,
2006:234). Bunun için de örgütler kariyer
yönetimi uygulamalarında başarılı olmalıdırlar.
bireysel planları uyumlaştırma gibi programları içermektedir. Dördüncü faktör ise,
kariyer yönetimi programlarında en kritik
faktör kabul edilen kariyer denkliği olgusudur. Kariyer yönetimi uygulamaları, üst
yönetim, çalışan ve çalışanın kişisel planları arasında kariyer denkliği sağlamalıdır. Programlar, örgütün kariyer planlarını
çalışanlara basitçe açıklamalıdır (Taştan,
Kariyer yönetimi çalışanların yetenek ve 2007:7-8).
ilgilerini analiz etmelerine yardımcı olan
kariyer geliştirme faaliyetlerinin plan- Söz konusu şartlar yerine getirildiğinde,
lanmasıdır. Bu süreçte iş ortamına giriş, uygulanan kariyer yönetimi çalışmalarının
atamalar, transferler, iş değiştirmeler söz başarılı olacağı söylenebilir. Örgütler, karikonusudur. Kariyer yönetiminde de diğer
yönetim faaliyetlerinde olduğu gibi karar yer yönetiminin önemini kavradıkları oranaşaması vardır. Karar kimi kez birey ya da da bu kriterleri yerine getirmeye çalışmakörgüt tarafından, kimi kez de her iki tarafın ta ve bu konuda daha istekli olmaktadırlar.
katılımı ile ortaklaşa verilir. Örgütte kariyer yönetimine önem verilmesinin nedeni, Kariyer sahibi olarak örgüt çalışanları, babireyin iş doyumunu ve örgütte kalmasını şarılı olmayı ve kariyerlerinde üst konuma
sağlama temeline dayanır. olmasıdır. Birey, gelmeyi amaçlarlar. Bu süreçte örgütün
amaçlarına ulaşmada örgütün yardımcı o- çalışanlarının kariyerini yönlendirmesi çok
lacağına, inanıyorsa, örgütle işbirliği yapar.
Bu nedenle kariyer yönetimi, süreklilik ve önemlidir. Ancak çalışanların kariyerlerini
özel bir çaba gerektiren bir uğraşı alanıdır. geliştirmeye yönelik en etkin çabayı kenBu uğraşının başarısı ise örgütsel iletişimin dilerinin göstermesi gerekmektedir. Yönebaşarısına bağlıdır. Çünkü astların kariyer timin bireysel amaçları desteklemesi, çabeklentileri ancak etkili bir iletişim sistemi lışanın kendi çabalarıyla birleşince anlam
ile yönetime ulaşabilir (Ölçer, 1997:90).
kazanmaktadır (Berberoğlu, 1991:140).
Uygulamada bir örgütün kariyer yönetimi Herhangi bir örgüt çalışanı, kariyerini geçabalarının başarısını dört temel faktör be- liştirme, yüksek ücret ve daha iyi statü
lirlemektedir. İlk olarak; kariyer yönetimi
iyi planlanmış olmalıdır, kariyer yönetme- amaçları dışında bir de, üst yöneticilerle
de gelişigüzel girişimler başarısız olacaktır. çalışma, ilişkilerinin yakın esnek ve yapıcı
İkinci olarak; üst yönetim kariyer yönetimi- olması düşüncesindedir. Çalışan, kariyeriyni desteklemeli ve olumlu bir iklim sağla- le ve çalışmalarıyla ilgili amaçlarının üstlemalıdır. Üçüncü olarak, yöneticiler kariyer rince fark edilmesini ve desteklenmesini
yönetiminin birçok program ve sürecinden
hiçbirini baştan savma yapmamalıdırlar. iste. Çünkü çalışanlar, değişik dönemlerde
Bu süreçler, örgütsel kariyer planlama, bi- kariyere ilişkin önerilere ihtiyaç duymaktareysel kariyer planlama, organizasyonel ve dırlar.
59
KARİYER GELİŞTİRME
fırsatlarıyla uzlaştırılması.
Örgüt faaliyetlerinde ne kadar başarılı
olursa çalışanların da başarısı o derecede
artmaktadır. Örgütlerde değişik kariyer
geliştirme programları uygulanmaktadır.
Ancak en yaygın kullanıma sahip olanları
iş başarımı eğitmenliği ve danışmanlığı ile
yol göstericiliktir (Ölçer, 1997:90). Kariyer
planlaması ve geliştirmede değişik örgütler farklı yöntemler uygulamaktadırlar. Bugün en yoğun olarak kariyer yönetimi ve
planlaması tekniklerinin kullanıldığı ülke
olan ABD’nde kullanılan başlıca yöntemler; işyerinde geliştirme (%84), hizmetin
masrafını ödeme (%76), kariyer geliştirme
seminerleri (%45) ve rehberlik/yol gösterme programları (%73 )(Uzun, 2004:42) uygulamalarıdır.
Kariyer geliştirme, çalışanın belirlediği seçime örgütün sağlıklı bir biçimde uyum
göstermesi ve bu yolla kişilerin yeterlilik
ve kendine saygı ihtiyaçlarının tatminine
katkı sağlayan bilinçli faaliyetler olarak
tanımlanabilir. Çalışanın belirli amaç ve
ihtiyaçlarının yanında toplumsal isteklere
de cevap vermek için örgütte kariyer geliştirme programının olması hem örgüt hem
de birey açısından yarar sağlar. Çalışan
açısından kariyer geliştirme, kişinin kendi
kariyer planlamasına olanak tanıyarak güdülenmelerini sağlar. Örgüt açısından ise,
çalışanların tatmininin ve örgüte bağlılığın
artırılması, çalışanların kariyer hedef ve
planlarını hazırlarken daha gerçekçi davranmaları ve becerilerini geliştirmeleri gibi
Etkili bir kariyer geliştirme programında;
yararlar sağlar (Uzun, 2004:32).
çalışanın kendi kariyer gereksinmelerini
Kariyer geliştirme tanımlanırken, işi yapan değerlendirmede yardımcı olma, örgüt
birey ve işi tanımlayan örgütün her iki- içinde kariyer fırsatlarının geliştirilmesi ve
si de incelenir. Yani kariyer geliştirmeden çalışanlara duyurulması, çalışanların becebahsedebilmek için birey ve örgütün bir ri ve ihtiyaçlarının kariyer fırsatlarıyla uzarada olması gerekir. Bu bağlamda kariyer laştırılması (Ölçer, 1997:90) gibi üç temel
geliştirme, bireysel bir süreç olarak kariyer öğe bulunmaktadır:
planlama ile örgütsel bir süreç olan kariyer yönetiminin bütünleştirilmesi olarak Kariyer geliştirme çalışmalarında amaç, kitanımlanabilir (Erdoğmuş, 2003:14). Bu şinin sahip olduğu yeteneklerini kullanarak
bütünleştirme, bireyin kariyeri boyunca hak ettiği pozisyona gelmesinde ona yarkariyer amaçlarına ulaşabilmesi için uy- dımcı olmaktır. Bu yardım, örgütler bünyegulanan programlar, eylemler ve faaliyet- sinde yapılabileceği gibi, kişinin kendi karilerden oluşur. Kariyer geliştirmenin temel yerini yönetmesi ve kariyer planlamasında
amacı, yönetimin çalışanların kariyerlerini bireysel yeteneğini kullanması ile de mümgeliştirmelerine destek olmaktır. Etkili bir kün olmaktadır. Örgütler, yalnızca çalışankariyer geliştirme programında üç temel ların seçimlerini sağlamakla kalmayıp, daha da önemlisi onların kişisel doyumları ve
öğe bulunmaktadır:
özlemlerinin gerçekleşmesini sağlayan bir
• Çalışanın kendi kariyer ihtiyaçlarını de- kaynak özelliği taşırlar. Örgütlerde çalışan
ğerlendirmede yardımcı olma.
kişiler kariyerin olanaklarından ve ödülle• Örgüt içinde kariyer fırsatlarının geliş- rinden yararlanırlar. Bu yararlanma elbette
tirilmesi ve çalışanlara duyurulması.
tek yönlü değildir. Örgütte çalışanların ka• Çalışan beceri ve ihtiyaçlarının kariyer litesinin yükselmesine paralel olarak daha
60
kârlı ve/veya etkin bir hizmet ortaya konulabilecektir (Uzun, 2004:30).
kariyer yönetimi şirketleri isteyenlere çok
sayıda değişik seçenek sunmaktadırlar.
Örgütlerde kariyer geliştirme, çalışanların
kariyer etkinliğini geliştirmek için örgüt
çalışanları tarafından konan çeşitli politika
ve uygulamaları kapsamaktadır. Bu açıdan
bakıldığında çalışanların kendi kariyerlerinden ne istedikleri, kariyer fırsatları, çalışanların bu fırsatları nasıl arzuladıkları ve
kariyer yönetimi programının değerlendirilmesi gibi özellikleri içerir (Soysal-Bakan,
2003:852).
• “Ne tip yaklaşımlar ihtiyaçlarıma tam
olarak cevap verebilir?”
Uygulamada bireyin kariyerini geliştirmeye
yönelik en belirgin çabayı kendisinin göstermesi gerekir. Ancak örgütten de, bireyin
gösterdiği çabayı yönlendirmesi ve destek
olması beklenmektedir. Çünkü kariyerin,
bugünü ve geleceği ile ilgili amaçların planlı bir biçimde ortaya konmasında bireye
yol gösteren örgüt, kendi amaçlarının gerçekleştirilebilmesine de katkıda bulunur.
Bu nedenle örgüt ve birey arasında karşılıklı bir etkileşim bulunmaktadır (Uzun,
2004:30).
Bugün başta ABD olmak üzere gelişmiş
ülkelerde, çalışanların bireysel kariyer
planlamasında yardımcı olan özel kariyer
planlama kuruluşları oldukça fazla ilgi görmektedir. Bu kuruluşlar, bireylere kendi
kariyerlerinin yönelimi ve çalıştıkları işteki
gelecekleri hakkında kesin bir fikre sahip
olmadıklarında kendilerinin devreye girdiğini söylemektedirler. Bu noktada özel
danışmanlar ve kariyer geliştirme merkezleri özel programlar uygulamaktadırlar. Bu
kuruluşlar genellikle bireyin kendi kendine
şu soruları sorması gerektiği üzerinde durmaktadırlar (Uzun, 2004:42):
• “Hangi tip iş değil, sizin seçtiğiniz işler
için de yeni yaklaşımlar gerekir”. Kariyer
yönetimi kuruluşlarının bu konuda geniş
bir çalışma yelpazesi bulunmaktadır.
Örgüt yönetimince ve kariyer geliştirme
merkezlerince gerçekleştirilen, performans belirleme ve geliştirme çalışmaları
ile kariyer geliştirme ve planlama konusundaki grup çalışmaları, bireysel yetenekleri ve ilgili alanlarını ortaya koymada
yararlıdır. Bireysel kariyer düşüncelerini
analiz etme ve geliştirmeye katkı amacını
taşıyan bu tür grup çalışmalarının, örgüt içi
çalışma programları olarak düzenlenmesi
esastır. Kariyer geliştirme çabaları, birbirleri ile tartışma ve etkileşim ortamı içinde
katılımcıların bireysel kariyer amaçlarını
belirleyebildikleri bir çeşit grup danışmanlığı olarak da nitelenebilir. Grup çalışmalar,
seminer, kurs gibi etkinlikler bireylere yararlı ancak aynı zamanda maliyeti en yüksek olan kariyer yönetimi uygulamalarıdır.
Örgütün faaliyetleri, amacı ve ayrıntıdaki
işlerle ilgili yıllık broşür, periyodik yayınlar
ve çeşitli el kitapları, diğer kariyer yönetimi
uygulamalarının bireylerce daha iyi izlenebilmesinde yardımcı unsurlardır (Berberoğlu, 1991:145).
Kariyer geliştirme alanında bugün bilgisayar destekli programlardan da yararlanılmaktadır. Bu konuda yeni geliştirilen
Stratejik Kariyer Yönetimi Sistemi (SKYS)
geniş bir kullanım alanına sahiptir. Özellikle örgütlerde esnek kariyer geliştirme sis• “İş aramak hakkında nasıl bir güvene temlerinde kullanılmaktadır. Çalışanlar için
sahibim?”. Eğer bu güven yeterli değilse örgütünüzde kariyerinizi kendiniz geliştirin
bir rehbere danışmak gerekir. Bu konuda türündeki bilgileri ve yöntemleri tavsiye e61
den kitaplar da, bu tip programları destekler mahiyettedir. Kariyer planı geliştirmede SKYS yazılımı ve yeni yayınlar, kişilerin
kariyerlerinin geliştirilmesinde uzman bir
role sahip olmalarını sağlamaktadır (Uzun,
2004:42).
Günümüzde kariyer geliştirme danışmanlığı faaliyetleri yüz yüze yapılabileceği gibi
internet ortamında da yapılabilmektedir.
“E-mentoring” adı verilen yöntem, çalışanların örgüt veya kariyer geliştirme ile ilgili sorunlarda anında yardım alabilmesini
sağlayan bir yöntemdir. E-mentoring, danışman ve çalışan arasında internet kullanılarak yapılan bir etkileşimi içermektedir.
Profesyonel danışmanlar, çalışana iş değiştirme gibi değişik tavsiyelerde bulunabilmekte, yeni iş bulmasına yardımcı olmakta
ve çeşitli seçenekler sunmaktadırlar. Çeşitli internet sitelerinde network-mentoring
servislerindeki uzmanlar soruları cevaplamakta ve kariyer geliştirme ile ilgilenen kişilere özel seçenekler önermektedirler. Çalışanlardan başka, şirketler de e-mentoring
programlarına ilgi duymaya başlamışlardır.
Türkiye’de de yeni e-mentoring sitelerinin
kurulduğu görülmektedir. Bunlar da ülke
dışındaki benzerleri gibi, çalışanlara yol
gösterici programlar sunmakta, kariyer
ağacı ve kariyer modülü gibi uygulamalar
ve teknik bilgiler ile çalışanların kariyer gelişimlerini planlamasına yardımcı olmaktadırlar (Uzun, 2004:43).
Kariyer geliştirme sistemi; bir örgütün ihtiyacı ile bireylerin kariyer ihtiyaçları arasında denge kurma amacıyla yürütülen,
organize edilmiş, biçimsel ve planlı çabaların tümüdür. Kariyer geliştirme sistemi ile
yöneticiler ve diğer çalışanlar faaliyetleri
örgütün politika ve prosedürlerine uygun
olarak bütünleştirilir. Burada kariyer geliştirme sisteminin amacı, örgütsel ihtiyaçlar
ile bireysel ihtiyaçların doğru bir biçimde
62
eşleştirilmesi olarak da ifade edilebilir (Erdoğmuş, 2003:17). Bu amacın etkin bir şekilde yerine getirilmesi için kariyer geliştirme uygulamalarında aşağıdaki hususlara
dikkat edilmelidir:
• Örgüt içinde uygun bir test alanı bulmak,
• Açık vizyon ve hedefleri tesis etmek,
• Yönetici ve çalışanların katılımını sağlamak,
• Çalışma takvimi, rol ve sorumlulukları
belirlemek
• Birden çok yaklaşım kullanmak,
• Muhtemel engelleri tahmin etmek,
• Değerleme planı oluşturmak,
• Problem çözme için zaman ve fırsat tanımak,
• Katılımcılara geri besleme sağlamak.
• Programın başarısını daha sonraki çalışmalar için ölçü almak (Erdoğmuş,
2003:107).
Yukarda sayılanların gerçekleştirilmesi
için hem üst yönetimin hem de çalışanların
sorumlulukları bulunmaktadır. Bunları da
şu şekilde belirtebiliriz (Barutçugil, 2007:67):
Örgütün sorumlulukları: Çalışanların mesleki ihtiyaçlarını doğru bir şekilde saptamak, örgütün sağladığı fırsatları mesleki
ihtiyaçlara uygun hale getirmek, içerden
terfi politikası uygulamak, çalışanları kendilerine uygun işlere yetiştirmek, çalışanlara mesleki danışmanlık hizmetleri vermek,
yardım ve değerlendirme programları hazırlamak, iş rotasyonu ve iş zenginleştirme
politikaları uygulamak, kariyer planlama
grupları oluşturmak, çalışanlara seçenekli ek olanaklar sunmak, çalışanlara eğitim
olanaklar sağlamak ve bu konudaki çabalarını desteklemek.
Bireyin sorumlulukları: Kariyer planlamasına aktif bir şekilde katılmak, mesleki gelişim etkinliklerinde belirli bir rol almak, ihtiyaçlarını, değerlerini ve kişisel hedeflerini
belirlemek, özel yaşamındaki, mesleki ihtiyaçlarını etkileyen değişiklikleri anlamak,
yeni fırsatlar aramak, bütün seçenekleri
araştırmak, örgütün sağladığı araçlardan
yararlanmak
Günümüzde örgütlerin hızlı değişimin yaşandığı sert rekabet koşullarıyla mücadele
edebilirliği, etkin ve verimli kullanabildiği
işgücüne bağlı hale gelmiştir. İşgücünün
yaş ortalamasının düşük olması ise etkinliği açısından büyük önem taşımaktadır.
Bundan dolayı örgütler genç işgücünü iyi
bir kariyer yönetimi uygulaması ile kendi örgütlerine çekmeye uğraşmaktadırlar
(Stringer, 1977:1). Bundan dolayı da gerek
özel sektör gerekse de kamu sektörü kuruluşları için, eskiye göre bugün kariyer ve kariyer yönetimi uygulamaları olarak kariyer
planlama ve kariyer geliştirme çok önemli
hale gelmiştir. Artık insan kaynakları birimlerin ellerindeki personel kaynağından
en yüksek verimi elde edebilmek için etkin kariyer yönetimi teknikleri kullanmaya
başlamışlardır. Bu süreçten geri kalan kuruluşlar, personel alanında yaşanan yoğun
rekabette başarısız olmaya mahkumdurlar.
KAYNAKÇA
• AKAT, İlker-G. BUDAK; İşletme Yönetimi,
Barış Yay., İzmir, 1999.
• AKTAN, C.Can; 2000’li Yıllarda Yeni Yönetim Teknikleri (4): İnsan Mühendisliği, İstanbul: TÜGİAD Yayını,1999.
• BARUTCUGİL İsmet Kariyer Planlama Ve
Kariyer Yönetimi, http://www.rcbadoor.com
/makalevekitaplar/makaleler/kariyer.htm
(20.10.2007)
• BERBEROĞLU, Güneş; “İşletmelerde Organizasyon-Birey Bütünleşmesini Sağlayan
Etkili Bir Uygulama: Kariyer Yönetimi”, Amme İdaresi Dergisi, C.24, S.1, Mart 1991.
• BOZKURT, Ömer-T.ERGUN-S. SEZEN; Kamu Yönetimi Sözlüğü, TODAİE, 1998.
• ERDOĞMUŞ, Nihat; Kariyer Yönetimi,
Kuram ve Uygulama, Nobel Yay., Ankara,
2003.
• GÜRÜZ, Demet-E. GÜREL; Yönetim ve
Organizasyon, Nobel Yay., Ankara, 2006.
• KESER, Aşkın; “Kariyer Planlaması Ne
Zaman
Başlar?
http://www.isguc.org/
(30.10.2007).
• ÖLÇER, Ferit; “İşletmelerde Kariyer Yönetimi”, AİD, C.30, S.4, Aralık 1997.
• SOYSAL, Abdullah- İ. BAKAN; “Farklı Örgüt İklimlerine Sahip İşletmelerde Kariyer
Geliştirme Stratejileri”, 11. Ulusal Yönetim
ve Organizasyon Kongresi, Afyon Kocatepe
Ün., İİBF Yay. No:57, 22-24 Mayıs, 2003.
• STRINGER, Robert; “The Crisis of Career
Management”, Training and Development
Journal, September, 1977
• TAŞTAN; Seçil; “Kariyer Yönetimi”,
http://www.humanresourcesfocus.com
(20.09.2007).
• TORTOP, Nuri, Burhan AYKAÇ, H. YAYMAN, M.A ÖZER; İnsan Kaynakları Yönetimi,
Nobel Yay., 2. Baskı, Ankara, 2007.
• TÜRKEL, Asuman U.; Globalleşen Dünyanın Lider Yöneticileri, Türkmen Kitabevi,
İstanbul 1999.
• UZUN, Turgay; Kariyer yönetimi ve Planlaması, Türk İdare Dergisi, S.442, 2004.
63
GDO’LU GIDALAR HAKKINDA
BİLDİKLERİMİZ
M. Ziya GÖZLER *
Uzun bir süredir basın ve yayın organlarında,
televizyonlarda insan sağlığını kötü yönde
etkileyen gıda maddeleriyle ilgili yayınlara
pek rastlamıyoruz. Hastalıklarla ilgili olarak
yapılan düzenli programlarda hastalıkların
tedavi yöntemleri ve yapılması gerekenler
ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor. Ne var ki,
sağlığımızı tehdit eden yiyecek, içecek ve su,
toprak ve hava şartları ile ilgili ayrıntılara her
nedense yer verilmiyor. Artık köyde, dağda,
bayırda yaşayanlar da hayatlarını pek sağlıklı
geçiremiyorlar. Bu yörelerin yanından geçen
yollar, kurulmuş fabrikaların pislikleri, derelere bırakılan asit ve ağır metal ihtiva eden
atıklar, vs. oralardaki tabiatı ağır bir şekilde
tahrip etmektedir. Bütün bu kötülükler bundan sonraki nesillerin sağlıksız bir şekilde
yetişmesinin önünde heyula gibi durmaktadır. GDO’lu gıdalar bir süre kamuoyunu
meşgul etmiş ancak, uzun zamandır akıbeti
konusundaki bilgilerden toplum olarak uzak
kalmış durumdayız. 15.08.2012 tarihinde
Türkiye Gıda ve İçecek Dernekleri Federasyonu (TDGF) kamuoyunda tepki ile karşılanan
GDO’lu ürün ithalatının geri çekildiğini açıklamıştı (29 adet gıda amaçlı GDO’lu ürün).
Bu haberden sonra konu ile ilgili yayınları
okuyup meselenin ne olduğunu araştırmaya
çalıştım. Netice bölümüne yazacaklarımı en
başta yazarak, okuyucunun GDO’lu ürünler
kullandığında nelerle karşılaşacağını bilerek,
anlayarak meseleye bakması uygun buldum.
Bilim adamalarının yaptıkları çalışmalar neticesinde GDO’lu ürünlerin zararları ve fayda* Dr. - Jeoloji Yük. Müh.
([email protected])
64
larının olduğunu ileri sürmektedirler.
1. Zararları: İnsan sağlığına zararlıdır. Zira
insanda, alerjik reaksiyonlara sebebiyet veriyor, toksik etki oluşturuyor, antibiyotik direncini kırıyor ve DNA’lar üzerinde olumsuz
etkiler meydana getiriyor. Ekosistem üzerinde de zararları olmaktadır. Biyoçeşitliliği yok
ediyor, GDO’lu ürünleri yiyen kuşlar bu gıdalarda menfi yönde etkileniyorlar, normal ve
organik tarım yapılan alanlar rüzgâr, kuş ve
arılar yolu ile etkileniyorlar.
2. Faydaları: Tarımsal verimliliği artırmakta ve daha bol ürün elde edilmekte, tarıma
uygun olmayan alanlarda dahi tarım yapılabilmekte ve tarım ilaçları daha az kullanılabilmektedir. İnsanları tehdit edip etmediği
tartışılan bu konunun daha ciddi bir biçimde
ve daha çok araştırma yapılarak kesin bir neticeye ulaşılması herhalde en doğru harekettir. Türk bilim adamlarına bu noktada büyük
görev düşmektedir.
Canlılardaki genetik özelliklerin kopyalanarak bu genetik özelliklerin başka bir canlıya
aktarılması neticesinde üretilen yeni canlıya
Genetiği Değiştirilmiş Organizma yani GDO
denilmektedir. Kısacası bir canlıdan başka bir
canlıya gen aktarılması neticesinde elde edilen mikroorganizmalara GDO’lar denilmektedir. Görüldüğü gibi mesenin temelinde
genlerle oynamak fikri yatmaktadır. Genlerle
oynanarak elde edilen yeni sebze ve meyvelerin besleyicilik özelliklerinin artırabildiği,
daha lezzetli olabildiği ve zararlılara karşı
daha dayanıklı olabildikleri ileri sürülerek,
kimyasal ilaç kullanımının azabileceği belir-
tilmektedir. Böylece bu metotla, artan dünya
nüfusunun gıda ihtiyacının kolay bir şekilde
karşılanacağı savunulmaktadır. Öyle ki, üretimde 10 katın üzerinde bir artışın olabileceği söylenmektedir. Burada sorulması geren
soru şudur: Çok ama kalitesiz ürün mü? Az
ama kaliteli ürün mü? Bunun arkasında gelecek ikinci soru dünyadaki hızlı nüfus artışını önlemek ne gibi tedbirler alınmalıdır? Zira dünya nüfusu günümüzde yılda ortalama
%1 artmaktadır. 1802’de 1 milyar olan dünya
nüfusu, 1927’de 2milyar, 2010’da 7 milyar
olmuştur. Dünya nüfusu 2020’de 8.5 milyar,
2050’de 12 milyar olacaktır. Bu nüfusa ne yiyecek, ne içecek ne de oturacak toprak yetebilecektir. 1990’lı yılların başlarında 6 ülkede
1.7 milyon hektarla başlamış olan GDO’lu
ürün yetiştirme işlemi, şimdilerde 25 ülkede
125 milyon hektarlık bir alanda yapılmaktadır. Bilindiği kadarı ile ülkemizde GDO’lu
ürünlerin üretimine izin verilmemiştir. Ancak
sanayide üretilen gıda maddelerinde kullanılmak üzere bazı GDO’lu maddelerin ithalatı yapılmaktadır. Bu ürünler, mısır, soya,
peynir mayaları, pamuk ve kanoladır. Tarım
Bakanlığının çıkarmış olduğu GDO’lu ürünler
yönetmeliği ile bu konu zapturapt altına alınmış gibi görülüyor. Ancak çok uluslu şirketler,
yasaklanmış her ülkede bu işin peşini bırakmayacaklarını da unutmamak gerekir. Çünkü
bu işi de onlar kovalamaktadır. Ancak devlet
ilaç, aşı, yiyecek ve içecek konularında her
daim halkının yanında yer aldığı için, bu konuda da dikkatli olacaktır. GDO, DNA teknolojisi kullanılarak DNA moleküllerinin canlı
organizmanın veya hücrenin dışında yeni bir
canlı oluşturmak üzere bir molekülün içinde
bir araya getirilmesidir. 1973 yılında ilk defa bu şekilde bir bakteri üretilmiş ancak, bu
çalışma bilim adamları arasında tartışmalara sebep olmuştur. Genetik biliminin genleri
değiştirerek yeni organizmalar meydana getirmesi neticesinde şu uygulamaların varlığından söz edilmektedir: (Genlerle oynamak
neticede, ömrün uzaması ve beklide dinozorların yeniden dünyaya dönüşlerini sağla-
yabilir mi?)
Hastalıklar önceden teşhis edilebilmektedir.
Genler parçalanmakta, kopyalanmakta, üretilmekte ve başka bir organizmaya nakil edilmektedir. Bu yöntemle bazı canlıların hızla
büyümeleri gerçekleşmektedir.
Tarım ürünlerinin verimi artırılabilmektedir.
13 Ağustos 2010 tarihli resmi gazetede Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair bir yönetmelik yayınlanmıştır.
Bu yönetmeliğin Amaç Madde 1’i şöyledir: ’’
Bu yönetmeliğin amacı, bilimsel ve teknolojik gelişmeler çerçevesinde modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı
değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden
kaynaklanabilecek risklerin engellenmesi,
insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve
biyolojik çeşitliliğin korunması’’ için diye
başlayan 26 esas ve 2 geçici madde ile 4 ekten ibaret bu yönetmeliğin dikkate alınması ve denetimlerin sıkı bir şekilde yapılması
gerekmektedir. Burada GDO’lu ürünlerin bu
yönetmelik hükümlerine göre kullanılabileceği açıkça yazılmıştır. Ülkemizde şimdilerde
doğruda GDO’lu ürünler üretilmemektedir.
Bazı sanayi ürünlerinde katkı maddesi olarak
ithal edilen GDO’lu maddeler gıdalara katkı
maddesi olarak ilave edilmektedir. Burada
dikkat edilmesi gereken bir nokta da, bitkilerin ıslahı için yapılan çalışmalarla, GDO’lu ürün üretiminin farklı şeyler olduğunun bilinmesi gerektiğidir. Halk, çiftçinin ürettiği bütün meyveleri, domates, salatalık, biber, patlıcan ve diğer sebzeleri rahatlıkla kullanabilir.
Ama bunlarında tarlada yetişenlerini kullanmak en doğrusudur. Sanayide kullanılan ve
katkı maddeleri ile dayanıklı hale getirilen
800 civarında yiyecek ve içecek maddesinde
GDO’lu ürün kullanıldığı da bilinmektedir. Bu
ürünlerden soya; sucuk, salam, sosis, et suyu
tabletleri, hazır çorbalar, süt tozu, çikolatalı
ürünler, fıstık ve fındık ezmelerinde ve hayvan yemlerinde, mısır; bebek mamaları, ga-
65
zoz, kola ve meyve suları, hazır çorbalar, mısır
yağı ve hayvan yemlerinde, peynir mayaları
da peynir yapımında kullanılmaktadır. Bu ve
benzeri GDO’lu gıdalar kullanıldığında insanların bağışıklık ve sini sistemlerinde tahribat
olabileceği, vücutta alerjik ve kanserojen reaksiyonları tetikleyebileceği, antibiyotiklerin
etkilerinin azalabileceği bilim adamları tarafından dile getirilmektedir. Ayrıca GDO’lu
ürünlerin çevreye de çok zarar verdikleri ileri
sürülmektedir. Toprağın ve suyun kirlenmesi, eko sistemin bozulması, mikroorganizmalarda meydana gelen değişiklikler, bitkilerde
yeni, ama zararlı olabilecek türlerin oluşması
çevreyi olumsuz yönde etkileyebilir tezi ileri
sürülmektedir. Bu olumsuz etkilerin, neticede sosyal ve iktisadi yönden de bazı riskleri
doğuracağı unutulmamalıdır. Konu bu kadar
ciddi ise, Türk halkının bu kötülüklerden kurtarılması için devletin bu işlerle ilgili bütün
kademelerinin gün geçirmeden tedbir almak
mecburiyetleri vardır. Ama durum bu kadar
vahim değilse de, bilim adamlarımızın hemen her konuda ikiye ayrıldıkları gerçeğinden hareketle hiç olmazsa bu hayati konuda
ilmi bir kararın altına tek imza atmaları gerekmektedir.
Netice itibariyle, bundan elli yıl önceki beslenemediğimiz gün gibi aşikârdır. Çoğumuz
domatesin, salatalığın, biberin, patlıcanın,
çileğin, elmanın, armudun, narenciyenin
hormonlusunu yemekteyiz. Bundan sonra
insanlık aç kalmasın diye büyük şirketlerin
66
ekonomik gücüne güç katmak için, kolay yoldan ama pahalı olarak üretilecek sağlıksız gıdalarla besleneceğimiz açıkça ortaya çıkmış
bulunuyor. 23.10.2012 tarihli bir gazetenin
internet haberinde Prof. Dr. E.Topuz GDO’lu
ürünlerin insan sağlığına olan zararlarını anlatıyor ve diyor ki: ’’ GDO’lu ürünlerin artışıyla 2. Dünya Savaşı’ndan daha beter günler
yaşanacak. 5 yıla kadar her iki kişiden biri
kanser olacak. Havası, suyu, toprağı kanser
yaparken bir de GDO çıktı başımıza.’’
Böylesine devasa bir projeyi akamete uğratacak tek gücün dini yaklaşımlar olabileceğini düşünmekteyim. İslam’ın temelinde insan
sevgisi bulunduğuna göre, İslam insana zarar
verebilecek her hareketin karşısına ciddi bir
şekilde çıkmaktadır. Mesela, İslam inancına
göre domuz eti yemek yasaktır. GDO’lu maddelerin çoğunda domuz geni kullanıldığına
göre GDO’lu ürünlerin Müslüman ülkelerde
kullanılmayacağı bir gerçektir. Ama paranın
dini imanı olmaz sözünü de akıllarımızdan
çıkarmazsak çok iyi olur.
Velhasıl, insanlar da şaşırmış durumdadır.
Tarla üretimi, organik üretim, sera üretimi,
hormonlu ürünler, GDO’lu ürünler, zehirli
atıklar, yıkılan tarih, terk edilen milli ve manevi değerler… Dünya gerçekten her alanda
boyut değiştiriyor. Değişim insanlığın iyiliği için mi? Yoksa yok olması noktasında hızlı bir
ilerleyişin ayak sesleri midir? Sanırım bunu
kısa bir zaman sonra göreceğiz.
BALKAN HARBİ FACİASININ 100. YILI
Hüseyin ALBAYRAK *
Türk Devleti’ne karşı yıkıcı ve yok edici gayeler besleyen Rusya ve Avrupa devletleri,
20. Yüzyıl başlarında “Hasta adam” olarak
teşhis koyduğu Osmanlı Devleti’ni aralarında pay etme hevesine düşmüşlerdi. Osmanlı Devleti’nden kopartılarak oluşturulan Balkan Devletleri öne sürülerek de bu
gayelerini gerçekleştirmek istiyordular.
Padişah İkinci Abdülhamid’in siyaseti ve
gayreti ile bir araya gelemeyen Balkan devletçikleri, İktidari elde eden İttihat ve Terakki Partisi yöneticilerinin basiretsiz ve haince
uygulamaları ile Osmanlı İmparatorluğu’na
karşı birleşme temayülü göstermeğe başlamışlardı.
Bilhassa Bulgarlar ve Sırplar Makedonya’yı
almak ve aralarında paylaşmak düşüncesindeydiler. Yunanistan ise, henüz mütereddit
idi, Slavların Balkanlara hakim olmasından,
bir Balkan ittifakında azınlıkta kalmaktan
ve çıkarlarının tehlikeye düşmesinden endişe ediyordu. Osmanlı devleti bu fırsattan
faydalanarak aradaki pürüzlü meseleleri
halledip Yunanistan ile işbirliğinde bulunabilir, bu suretle Balkan devletlerinin kendisine karşı birleşmesine engel olabilirdi.
Sırbistan’la Bulgaristan bir taraftan
Yunanistan’ın kuvvetlenmesinden, Ege
adalarına sıçramasından, Ortodoks Arnavutlar vasıtasıyla Güney Arnavutluk’ta
ve Rumlarla Rum kilisesi vasıtasıyla da
Makedonya’da gittikçe nüfuz kazanmasından çekinmekteydiler. Sultan Reşad’ın Osmanlı tahtına çıkması üzerine Sırp ve Bulgar krallarının büyük bir istekle İstanbul’a
* Araştırmacı - Yazar
([email protected])
Balkan Harbi öncesinde Avrupa’da Osmanlı toprakları
gelişleri, Osmanlı Devleti ile Yunanistan
aleyhinde bir çıkar anlaşması imkânlarını
aramak içindi. Ama Babıâli ne bunu anladı,
ne de bundan faydalanabildi.
Balkan devletciklerinin Osmanlı Devleti’ne
karşı gelmelerinde büyük yanlışlıklar yapıldı. İstanbul Hükümetinin ilerisini göremeyip kiliselerin ittifakı için kanun çıkarılması
bu hevesi artırdı, Osmanlı devletine karşı
Balkan devletlerin birleşmesine sebep oldu.
Meşrutiyet devrinin tecrübesiz hain idarecileri ve işbaşında olan İttihat ve Terakki
Partisi, bir yerde de gafleti ve hıyanetlerinin
sonucu, Balkanlar’da Osmanlı Devleti’ne
karşı bir ittifak kurulduğu günlerde, Trablusgarp ve Bingazi’de gözü olan İtalya, 29
Eylül 1911 tarihinde İstanbul Maslahatgüzarı vasıtaysa Osmanlı hariciyesine savaş
ilân notasını verdi ve peşinden de savaş
başladı. Bu savaşla Osmanlı Devleti, Trablusgab ile Bingazi’yi kaybetmiş ve Afrika’da
67
fiilen hükmünün yürüdüğü hiçbir yer kalmamış oluyordu.
İtalya, isteklerini kabule Osmanlı Devleti’ni
mecbur etmek için, Çanakkale Boğazı’nı
ablukaya aldı, Ege adalarını işgal etti. Osmanlı Devleti’nin bir yanda henüz sonuçlanmayan İtalyan Savaşı, öte yanda içinde
bulunduğu durumlardan faydalanmak isteyen Balkan devletlerinin ittifak teşebbüsleri ortaya çıktı. Gerek Yunanistan’ın ve
gerekse Sırbistan’nın bu aşamada Osmanlı
Devleti ile anlaşma yapmak istemeleri teklifine hükümet ilgisiz kalmış ve böylece de
Balkan devletlerinin birleşmelerini sanki
hükümetin gafleti ortaya koymuştu. Balkan
devletlerindeki savaş durumunu önleyebilmek maksadı ile Sadrâzam Gazi Ahmet
Muhtar Paşa, ıslahat lâyihasının tatbikine
koyuldu ise de, İttihat ve Terakki Partis’nin
ihaneti ile karşılaştı ve bu teşebbüse engel
olundu.
Osmanlı Devleti, İtalya ile müzakere meşguliyetleri içinde iken, Balkan devletleri
seferberliklerini yapmış, hazırlıklarını tamamlamış, birbirleriyle de anlaşmış olarak
Osmanlı Devletine bir ültimatom vererek:
“Rumeli ıslahatında büyük devletler gibi
kendilerinin de birer delege bulundurmak
suretiyle ıslahatın birlikte tanzim ve tatbik
edilmesini, silah altında bulunan Osmanlı
ordusunun hemen terhisini” istemişlerdi.
Kısa bir zaman önce, birer Osmanlı vilâyeti
ve eyâleti olan bu devletçiklerin haysiyet
ve şeref kırıcı teklifleri, koskoca Osmanlı
İmparatorluğu’nun ne durumlara getirildiğinin çok acı delili idi. Balkan Devletleri,
kabul edilmesi mümkün olmayan bu teklif
ile kendi açılarından haklılıklarını ortaya
koymak istediler ve teklifleri kabul edilmeyince de dört koldan Osmanlı Devleti’ne
savaş açtılar. Böyle bir savaşa Osmanlı
devleti her yönü ile hazır değildi.Tehlikeyi
68
Balkan Harbi’ndi bir Türk taaruzu
anlayamamış ve hazırlıklarını yapamamıştı.
Toparlanabilmesi için de zamana ihtiyacı
vardı. Ancak Balkan devletcikleri buna da
fırsat vermediler.
Harp başlamadan önce, Sait Paşa Sadrazam ve Mahmut Şevket Paşa Harbiye Nazırı
iken Rumeli’deki 120 tabur askeri (takriben
100.00 kişi) yetişmiş erlerin celplerinden
yedi ay sonra hükümetin gördüğü lüzum
üzerine, bu nazik durumda terhis edilmiş
olmaları Balkan devletlerinin iştahını artırmıştı.
Çirkin İç siyasetin içine giren Türk Ordusu,
hıyanet içindeki İttihat ve Terakki Partisi’nin
çıkar politikası gereği tecrübeli kumandanların emekliye sevk edilerek tasfiye edilmeleri sonucu, kötü yönetilmiş ve mağlubiyetler alınarak Balkan topraklarının büyük bir
kısmı düşman eline geçmişti.
Balkan Harbi’nde kazanılan birkaç başarı
hariç, Türk Ordusu felâketlerden felâkete
sürüklenmiştir. Her nekadar bu acı ve acı
olduğu kadar ibret dolu neticelerin dayandığı faktörler nazarı dikkate alındığında,
zamanın hükümetlerini ve Başkomutanını
bazı noktalarda bir dereceye kadar haklı
göstermek mümkünse de, bir devletin yasama ve yürütme sorumluluğunu üzerine
almış olan devlet adamlarının ve devletin
iç ve dış haysiyetini temsil eden ordusunun
başında bulunan komutanların böyle büyük hatalara düşmelerinde kendilerinden
milletçe beklenen hükümet etme ve sevkidare sanatı ile asla bağdaştırılamaz.
Birinci Balkan Harbine Trabzon’da kahveci
Arap Hafız’ın önderliğinde oluşturulan, giyim, kuşam ve bütün savaş gereçleri Trab-
zonlular tarafından karşılanan 87. Alay’ın 3.
Tabur, 4. Bölüğü (Trabzon Gönüllüleri) adı
altında Çatalca hattında çarpışarak şehit olmuşlardı
Osmanlı Devleti’nin basiretsizliği karşısında, Balkan Devletleri bütün Hıristiyan devletlerinden destek ve yardım gördü, cesaretleri arttı. Dört koldan yapılan saldırılarda
askeri sayı olarak iki misli kuvvet yanı sıra,
teçhizat, donanım ve cephane bakımından
da çok daha güçlü idiler.
Osmanlı ordusunun ise sayı bakımından
yarı yarıya azlığı yanı sıra, kış şartlarına göre donanımı, teçhizat ve cephanesi yeterince değildi. Ayrıca da beslenme sıkıntıları
içinde idi. Çeşitli bölgelerden gelen gönüllü askerlerle oluşturulan birlikler mahalli
kıyafetleri içinde idiler ve de soğuğa karşı
giyimleri yetersizdi.
Bu şartlar altında sürdürülen savaşlarda
düşman İstanbul yakınlarına Çatalcaya kadar geldi, bütün balkanlar işgal edildi, Kırklareli ve Edirne Bulgar birliklerinin eline
geçti.
Birinci Balkan Savaşı sonundaki müzakerelerde Bulgaristan’ın daha fazla toprak
almasını kabul etmeyen Yunanistan, Karadağ, Sırbistan ve Birinci Balkan Savaşı’na
katılmayan Romanya Krallığı birleşerek,
Bulgaristan’a karşı savaş açtılar. (3 Şubat
1913). Bulgarları’n üst üste yenilerek Doğu
Trakya’daki birliklerini batıya kaydırmasından faydalanan Osmanlı Ordusu da toparlanıp harekete geçerek, Midye-Enez çizgisini aşıp, Edirne ve Kırklareli’ni geri aldı.
İkinci Balkan Savaşı Ağustos 1913 tarihli Bükreş Antlaşması ile bitti. Bu antlaşma ile Bulgaristan Dobruca’yı; Romanya’ya Kavala’yı;
Yunanistan’a vermiş ve Makedonya’dan da
ufak bir toprak parçası almıştı.
Türkiye ise Balkanlarda, Edirne, Tekirdağ
ve Kırklareli’nden oluşan üç merkezi kurtarabilmiş, gerideki koskoca, Anadolu kadar Türk olan topraklar, bir daha geri gelmemek üzere elden çıkmıştı. Bu kaybın
ıztırabı şairleri de hüzünlendirmiş ve şair
Serdengeçti’nin “İmparatorluğa Mersiye”
başlıklı şiirinde olduğu gibi de söyletmiştir.
Bin yıl oldu toprağına basalı
Hayli oldu kılıçları asalı,
Bülbüllerin onun için tasalı,
Sazlar kırık,ayar tutmaz telleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
Kosovalar, Plevneler bizsizdir,
Yosun tutmuş camilerim ıssızdır,
Boynu bükük minareler öksüzdür,
69
Açmaz olmuş kızanlığın gülleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
Hali görür, geleceği sezerdik,
Bir zamanlar ta Vistül’de gezerdik.
Haritayı biz kendimiz çizerdik,
Fetheyledik deryaları, çölleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
Rodopların ak başları yaslıdır,
Serdengeçti gönül, artık usludur,
Rüzgarları bile matem seslidir,
Zafer, zafer der, eserdi yelleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?.
Balkanlarda bugünkü Türkiyemizin üçte bir
kadar toprak kaybımız yanı sıra, asker-sivil
iki milyona yakın insanımız da yok olup gitmiştir. Savaş alanında, veba hastalığından,
göçyer sırasında yollarda hastalanarak, donarak, açlıktan ve sefalettin ölen bu insanlarımız yanı sıra, Balkanlarda Türke düşman
olmuş devletlerin insanlık dışı zulüm ve işkencelerle öldürdükleri Türk ve Müslüman
nüfus da bir haylidir. İnsan kaybını üç, hatta
dört milyona çıkaran araştırmacılar da vardı. Kısaca Balkanlar’da savaş sırasında ve
sonrasında açıkça iğrenç soy kıyımı yapılmıştır.
Balkan Harbi için hiçbir şair Mehmet Âkif
kadar hüzün duymamıştır. Mehmet Akif’in
bu acıları ve sebeplerini anlatan mısraları hiçbir zaman unutulmayacaktır. Onun
mısraları, gelecek nesillerin gönüllerini titretmeye, gözlerini yaşartmaya ve Akif’in
gönlünün derinliklerinde yaşadığı o acı ve
elemlerini nesilden nesle aktarmaya hep
devam edecektir.
Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar;
Dipçik altında ezilmiş, parçalanmış kafalar!
Bereden reng-i hüviyetleri uçmuş yüzler.
Kim bilir hangi şenaatle oyulmuş gözler.
Medeniyet denilen vahşete lanetler eder,
70
Balkan Savaşları sonrasında Türkiye
Nice yekpare kesilmiş de sırıtmış dişler.
Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle
beden
Nice başlar, nice kollar ki, cüda cisminden!
Beşiğinden alınıp, parçalanan mahlukat;
Sonra namusuna kurban edilen bunca hayat!
Bembeyaz saçları katranlara batmış dedeler!
Göğsü baltayla kırılmış memesiz valideler!
Teki binlerce kesik gövdeye ait kümeler.
Saç, kulak, el, çene, parmak... bütün enkazı beşer!
Bakalım, yavrusu uğrar mı, deyip, karnından,
Canavarlar gibi şişlerde kızarmış nice can.
İşte bunlar o felaketzedeler ki, düşün.
Kurumuş ot gibi doğrandı bütün.
Böylesine acılar ve ıztıraplarla yoğrulmuş
bir facianın 100. Yılının birkaç oturum, bir
iki yayın ve yapmacık bazı programlarla geçiştirilmesi doğrusu düşündürücü ve ibret
vericidir. Milli his ve duyguların böylesine
alt seviyelerde oluşu ise düşündürücü ve
ibret vericidir.
KALABALIK İÇİNDE YALNIZLAR…
Dr. Ahmet Nihat DÜNDAR *
Durun hemen itiraz etmeyin “kalabalık içinde yalnızlık” olur mu diye. Biran için yok
sayın. Annenizi, babanızı, akrabalarınızı,
yakınlarınızı, tahsilinizi, mal varlıklarınızı,
sahip olduğunuz her şeyi, yok sayın. Yok
sayın makamınızı, rütbenizi, diğer sahip
olduklarınızı. Yalnızca siz kalın ,birde arkadaş, dost dedikleriniz kalsın çevrenizde…
Kalan kaldı mı çevrenizde, kaldı mı arkadaşınız, dostunuz ?... Buna siz karar verin.
İşte bahsettiğimiz “kalabalık içinde yalnızlık” bir anlamda bu…
Kalabalık içinde kendini yalnız hissedenlerin birçoğu, ortada belli bir sebep yok
iken üzülebilen, bir yandan çeşitli gerekçelerle yalnızlığı seçerken, diğer yandan
insanlarla beraber olamayışının hüznünü
duyan, toplumsallaşmaktan, bir yere, bir
kimseye hem bağlanmak isteyen, hem de
bağlanmaktan korkan, gerçek anlamda bir
sevgiye aç, sevdiğine her şeyini vermeye
hazır, ama kararsız. Hüzünlü bir şarkıda
dalarak uzaklara giden, acı çeken, güzel bir
anı düşünüp özleyen, o anı içine çekip hiç
bırakmayan, bir anlamda aynaya baktığında gülen yüzünün daha çok ağlayan yanını
görebilen, çok iyi rol yapabilen şen ve neşeli gözükebilen ama çevresindekilere yabancılaşmış, sayıları oldukça az zannedilen
oysa oldukça fazla sayıda kimseler…
Aslında hayat bir TİYATRO, bizler de oyuncuları. Hızla akıp giden yaşam içinde anne
ve babaya karşı İYİ ÇOCUK, evlenince eşe
karşı İYİ BİR EŞ, çocuklarına İYİ BİR BABA
* Emekli Daire Başkanı
([email protected])
veya ANNE, işyerinde astlarınıza karşı İYİ
BİR YÖNETİCİ, üstlerinize karşı İYİ BİR AST
rollerini en iyi şekilde oynamak zorundayız. Kuşkusuz rolünü iyi oynayanlarda, oynayamayanlar da var aramızda.
Doğarken hatta doğmadan belirleniyor pek
çok şey… Annen sağlıklıysa, annen mutluysa, üzüntülüyse, varlıklıysa, yoksulsa sen
de nasibini alıyorsun annenden. Herkesin
bir babası var, herkes bir anneden doğuyor. Bu anlamda “doğuşta eşitlik” de var.
Ama koşullara gelince hiç kimse eşit değil.
O koşullar ve sahip olduklarınız belirliyor
çevrenizi…
Doğdunuz, yürüdünüz, okula gittiniz. Hatırlanabilen ilk arkadaşlıklar, İlk, Orta, Lise,
Üniversite OKUL ARKADAŞLIKLARI, şayet
okula gidemediyseniz ne yaptığınıza, nasıl
vakit geçirdiğinize dayanan arkadaşlıklar.
Mahalle, Kahve, Spor, Eğlence, Yarışma, İş
Arkadaşlığı, Duygusal ve Menfaate dayalı
arkadaşlıklar… Listeyi istediğiniz kadar sayıda ve türde uzatabilirsiniz.
Bu arkadaşlıkların büyük bir çoğunluğu ZORUNLU ARKADAŞLIK dır.
Aynı okulda, aynı sınıfta okuyan, aynı işte,
aynı meslekte çalışan arkadaşlar birbirlerini
her gün görmek, nezaket kuralları çerçevesinde birbirlerine saygılı davranmak mecburiyetindedirler. Kimse kimseyi seçmemiştir.
Kimse kimseyle arzu ettiği, kendi iradesiyle
istediği için bir araya gemlememiştir ama
birlikte olmak zorundadırlar. Belki de ileride
biri birlerini çok arayacak, özleyecek, çok iyi
bir arkadaş, dost olabileceklerdir kim bilir,
ama bu ayrıldıktan sonraki değerlendirme-
71
Polislik ve benzeri mesleklerin bir çoğu, iş
içinde belli bir HİYERARŞİ, DİSİPLİN, ast ve
Duygusal arkadaşlıklar zorunlu arkadaşlık- üst arasında ( hatta kıdem durumuna göre
lardan farklıdır diye düşünebilirsiniz. Ama aynı rütbede olanlar arasında) BELLİ BİR
özünün aynı olduğunu, duygu ve düşünce- MESAFEYİ, SEPTİZM’ i (şüphecilik), KETUlerin de sürekli olmadığını, zaman içinde MİYET’ İ (sır saklamayı) gerektiren meslekçeşitli faktörlerin etkisiyle değişebildiğini, lerdir. Bu gereklilik insanın biraz daha içe
zorunlu arkadaşlıklara dönüşebildiğini, dönmesine, günlük uygulamalarını, görhatta çoğu kez kısa sürdüğünü, ilişkilerin düklerini, duydukları ve bildiklerini değişik
de adeta bir pamuk ipliğine bağlı olduğu- gerekçelerle BİR SIR GİBİ SAKLAMASINA
nu, bazı ilişkilerin acılarla, İZ BIRAKARAK yol açmakta, BİREY GİDEREK daha da YALkavgalarla sonlandığını, şayet bu şekilde NIZLAŞMAKTADIR.
sonlanmamış, sürmüş ve hatta evlilikle
noktalanmış ise, yeni bir arkadaşlık te- Mesleğin ilk yıllarında kafana takılan her
melinin atıldığı, EVLİLİĞİN de bir anlamda şeyi üstlerine sorabilir, arkadaşlarına dazorunlu, hatta ileriki yaşlarda DAHA ÇOK nışabilirsin. Yıllar geç tikçe sorabileceğin
ARANAN, yaşanan acı gerçekler karşısında soru ve şahıs sayısı azalmaya başlar. RÜTDAHA ÇOK DEĞERİ BİLİNEN bir arkadaşlık BE ve MAKAMLAR yükseldikçe etrafındaki
insan sayısı da YALNIZLIK da ARTAR.
olduğunu da söyleyebiliriz…
lere göre şekillenecek bir durumdur.
En üst düzeyde insanlar, BAŞBAKANLAR,
BAKANLAR, VALİLER, HOLDİNG SAHİPLERİ
nin birçoğu ,aslında en YALNIZ ama KORUMA KALKANLARI içindeki acınacak durumda olan insanlardır. ÇEVRELERİ KALABALIKTIR. Herkes iltifat eder. “ Allah başımızdan
eksik etmesin, senin gibisi hiç yok, hiç gelmedi” gibi benzeri laflar ederler, güya sizi
İş ve meslek arkadaşları birbirinin aynı za- yüceltir, size ulaşması zor kişilerin yanında
manda RAKİBİ dir. Ücrette, terfi ve yük- da hata ve eksiklerinizi anlatır, ”fısıltı dediselmede ve diğer özlük haklarının kazanıl- kodusunu” başlatırlar. Çevrenizdekiler ise
masında birbirlerine RAKİP tirler. REKABET büyük çoğunlukla ne kadar bilgili, beceriin ve kişisel MENFAAT lerin olduğu yerler- li, ne kadar mükemmel, ne kadar adaletli
de ARKADAŞ lık ve DOST luk , ise zor, hatta bir insan, ne kadar iyi bir aile reisi olduİMKANSIZ gibidir. Günlük yaşamda değişik ğunuzu size duyuracak şekilde anlatırken,
kurumların üst düzey yöneticilerine her dürüst,gerçekçi, kendine saygılı az sayıda
gün yüzlerce İHBAR MEKTUBU gelir. İh- insan ise, en azından SUSMAYI, kendisine
bar konuları incelenir, soruşturulur, sonuç- sorulduğunda ise ÖNCE VARSA İYİ YANLAta isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarının RINI ANLATMAYI, sonra hatalarını UYGUN
çoğunun sözde en yakın ARKADAŞLARI ve KIRMAYACAK ŞEKİLDE İFADE ETMEYİ
tarafından yazıldığı belirlenir…Bu acı ger- tercih ederler. Çevrenizdekiler çoğu kez bıçeği herkes bilir ama çoğu kez atar içine rakınız sizi, eşinize, çocuklarınıza, yakınlarıve bilmiyormuş gibi arkadaşlığını sürdür- nıza, sizin lehinizde konuşan sizi sevenlere
meye, ona eskiden davrandığı gibi davran- de anlatırlar ki onlar da size duyursunlar.
maya devam eder.
Bu uygulama tekrarlana tekrarlana bir gün
İş ve Meslek arkadaşlıklarının, başka bir
ifadeyle zorunlu arkadaşlıkların tam anlamıyla ARKADAŞ olup olmadığı da tartışmalıdır. Çünkü arkadaş kelimesi ARKA TAŞ
(insanın gerektiğinde sırtını dayadığı taş)
deyiminden türetilmiştir ve bu deyim daha
çok “DOST” tanımının karşılığıdır.
72
bakarsınız ÜST YÖNETİCİ nin KENDİSİ de
İNANMIŞ anlatılanlara… Maalesef böyle yöneticiler (onlara yönetici dememiz
mümkün değil ama) de gördük.. İşte asıl
YANLIŞLAR ZİNCİRİ o zaman giderek artmaya, eleştirilere TAHAMMÜL EDİLMEMEYE,
en sert TETBİRLER alınmaya, çevrenizde ve
halkta KORKU TUNELİ oluşmaya başlar ki,
bunun sonu da çoğu kez pek HAYRA ALAMET değildir…
larının artması dilek ve temennisiyle sizlere sunmak istiyorum…
Size önyargılı yaklaşmayan,
Nihat eve gelmiş ve Ahmet’e o kızdan çok
hoşlandığını aralarını yapıp yapamayacağını sormuş. Ahmet kendisinin de ondan
hoşlandığını söyleyememiş. Arkadaşının üzülmesini istememiş çünkü. Aralarını yapmış. Derken zamanla okul bitmiş. Nihat bir
süre sonra Kayseri’ye Vali olmuş. Evi arabası, yatı, katı, bir sürü parası olmuş. O kızla
da evlenmiş.
AHMET ile NİHAT
Ahmet ve Nihat adında iki arkadaş varmış. Aynı okulda okuyorlarmış. Ahmet
İstanbul’da yaşayan, evi, arabası yeterince
parası olan biriymiş. Nihat memleketten
İstanbul’a gelmiş zor şartlar altında yaşayarak okuyormuş. Bunlar zamanla daha
Aslında her insanın iç dünyasının deyim da iyi arkadaş olmuşlar. Ahmet Nihat’ın
yerindeyse BİR DEPOSU, her deponun da durumuna üzülüyor, yardım yolları arıyorbir KAPASİTESİ vardır. Bu deponun dolma- muş. Nihat’ı evine almış. Yedirmiş içirmiş.
ması için sevinçlerini, sıkıntılarını birileriy- Cebine para koymuş. Üstünü giydirmiş.
le paylaşmak ihtiyacı duyar her insan. Ama Kendine aldığı yeni kıyafetleri bile ona
kiminle paylaşacak. Bir arkadaş veya dostla vermiş. Artık beraber gül gibi yaşayıp gikuşkusuz… Peki;
diyorlarmış. Bir gün Ahmet camdan dışarı
bakıyormuş. Karşıdan gelen, uzun süredir
İyi ve kötü günlerinizde hep yanınızda olan,
hayran olduğu ve yakında açılmak istediği
Sizi gerçekten dinleyen, size gerçekten de- kızı görmüş. Ve sonra arkadan Nihat’ın onu
takip ettiğini.
ğer veren,
Sizden bir karşılık beklemeyen,
Paylaştıklarınızı mezara kadar götüreceğine inandığınız,
Zaaflarınızı, eksiklerinizi bilen ama aleyhinize kullanmayan,
Kendisinden daha fazla sizi düşündüğüne
inandığınız,
Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen “değerdi” dediğiniz...
Kaç insan var çevrenizde?...
Ama Ahmet tam tersi.. Evini arabasını kaybetmiş. Bütün parası bitmiş. Yatmaya yeri,
yemeye yemeği kalmamış. Aç sefil gezerken komşuları,
-Senin bir arkadaşın vardı Nihat diye. O
Bu soruya…..kadar cevabını verebiliyorsa- Kayseri’ye Vali olmuş, neden ondan yardım
nız, siz yalnız değilsiniz, sizin etrafınızda istemiyorsun, belki sana bir iş verir, demişkalabalık yok, sizin çevreniz dostlarınızla ler. Ahmet reddetmiş hemen. Bunu kabulsarılmış. Siz çok mutlu olmalısınız diyor ve lenemem demiş. Komşular ne kadar ısrar
çoğunuzun bildiği, okuduğu AHMET ve Nİ- ettiyse de bir türlü kabul ettirememişler.
HAT öyküsünü, yaşadığımız dünyada sayı- Ahmet için daha zor günler başlamış. Bak73
mış olacak gibi değil, komşularını dinleyip
tutmuş Kayseri’nin yolunu. Valiliğe gelmiş.
Orda ki odacılardan birine:
almış, odasında bir yere koymuş. 3 ay geçmiş, 4 ay geçmiş, 6 ay geçmiş amca hâlâ
gelmemiş. Sonunda Ahmet kutuyu açmaya karar vermiş. Bakmış içinde, elmaslar,
- Nihat Bey’i görmek istiyorum, demiş.
mücevherler, altınlar, bir sürü de para var.
Odacı Nihat Bey’in yanına girmiş çıkmış Ne yapacağını şaşırmış. Hemen patronuna
ve “Sizi görmek istemiyor” demiş. “Nasıl gidip durumu anlatmış. Patronu da artık o
olur,” demiş Ahmet, “Ona İstanbul’dan çok kutunun kendisinin olduğunu, istediği gibi
yakın arkadaşın Ahmet geldi deyin.” Odacı kullanabileceğini söylemiş. Bir de öneri de
tekrar gitmiş ve Nihat Bey “sizi tanımadığı- bulunmuş:
nı, eğer daha fazla ısrar ederseniz kovdura- Bak sen bu işi iyice öğrendin. Gel sana bir
cağını” söyledi demiş.
kuyumcu dükkanı açalım. Gül gibi geçinip
Ahmet duyduklarına inanamamış. Nasıl gidersin.
olur da, yemeyip yedirdiği, giymeyip giyHemen dükkanı açmışlar. Ahmet almış
dirdiği, sevdiği kızı bile eliyle verdiği canbaşını yürümüş. Ev, araba, yat, kat… Zenciğer arkadaşı Nihat onu tanımaz? Yıkılmış
gin olmuş kısacası. Bir gün dükkanına bir
bir şekilde Valilikten çıkıp doğru Nihat’ın
anne-kız gelmiş. Kızdan hoşlanmış Ahmet.
evine, eskiden hoşlandığı kızın yanına gitZamanla görüşmeye başlamışlar, derken
miş. Belki yardım eder diye. Kapıyı çalmış.
nişanlanmışlar. Düğün vakti gelmiş. DavetiBirinin gelip dürbünden kendine baktığını
yeler hazırlanırken kız “Valiyi de çağıralım”
hissetmiş. Ama kapıyı açmamış kadın.
demiş. Ahmet kabul etmemiş. “Nasıl olur”
Bir kez daha yıkılmış. Dışarı çıkıp kendini demiş kız, “Biz bu şehrin ileri gelenlerindetoplamaya çalışırken yanına yaşlı bir amca niz, valiyi çağırmasak olur mu?” Ahmet yiyaklaşmış. Ahmet’in durumundan çok et- ne kabul etmemiş. Kız ısrarla neden böyle
kilenmiş adam. Olayı anlatmasını istemiş. davrandığını sorduğunda anlatmış Ahmet.
Ahmet de olduğu gibi anlatmış. Adam çok Sorunun bu şekilde çözülmeyeceğini söylemiş kız:
üzülmüş. Demiş ki:
- Bak evladım. Seni çok sevdim. Dürüst bir
insana benziyorsun. Bak benim şurada bir
sarraf dükkanım var. Gel istersen benimle
çalış. Hem para kazanırsın hem de yatmaya
yerin olur.
- Biz çağıralım, o yaptığından utansın, demiş.
Ve Vali Nihat Bey’e de bir davetiye yazmışlar.
Düğün günü gelmiş çatmış. Davetliler tek
tek gelirken heyecan içindeymiş Ahmet.
Nihat’ın gelip gelmeyeceğini merak ediGel zaman git zaman dükkana başka bir yormuş. Derken eşiyle kapıda görünmüş
yaşlı amca gelip gitmeye başlamış. Çok iyi Nihat. Ahmet, ilk başlarda göz göze gelmearkadaş olmuş Ahmet’le. Bir gün bu yaşlı meye çalışmış. Nihat ne yana gitse öbür
amca elinde bir kutuyla gelmiş dükkana. tarafa kaçıyormuş Ahmet. Hiç göz göze
“Bak ben bir yere gidiyorum. Eğer 3 ay gelmemeye çalışıyormuş. Sonunda dayaiçerisinde dönmezsem bu kutu senindir, namamış, piste çıkmış, almış mikrofonu
istediğin gibi kullan” demiş. Ahmet kutuyu eline. Başlamış anlatmaya:
Ahmet hemen kabul etmiş ve çalışmaya
başlamış.
74
- Zamanında ben durumum iyiyken sevgili Valimiz Nihat Bey ile aynı okulda okuyorduk. O zamanlar Nihat Bey’in durumu
bu kadar iyi değildi. Nihat’ı evime aldım.
Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim.
Sevdiğim kızı bile ona verdim. Bir gün benim durumum kötüleşti. Elimde avucumda
ne varsa kaybettim. O kadar zor durumdaydım ki Nihat’a yardım istemeye gittim.
Ama o beni tanımadığını söyledi, kovdurdu. Oradan çıkıp eşinin yanına gittim. Ama
O, kapıda benim olduğumu bildiği halde
kapıyı açmadı. Şoke olmuştum. Dışarıya
çıkıp kendime gelmeye çalıştığım anda bir
amcayla karşılaştım. Sağ olsun bana bir iş,
yatacak bir yer verdi. Orada çalışırken çevrem genişledi. Başka bir amcayla tanıştım.
Gel zaman git zaman o amca elinde bir
kutuyla geldi yanıma. Bir yere gideceğini
3 ay içerisinde dönmezse kutunun benim
olacağını söyledi. Gelmedi. Kutuyu açtım.
İçinde beni bugünlere getiren yüklü eşyalarla ve paralarla karşılaştım. Sonra kendime bir kuyumcu dükkanı açtım. Orada sevgili nişanlımla tanıştım. Ve evleniyorum.
Anlattıklarım yalansa yalan desin Nihat
Bey, demiş ve bırakmış mikrofonu.
Belki de bir süre sonra intihar edecekti.
İyi bir arkadaşımı kaybetmek istemezdim.
Buradan çıktıktan sonra direk eşime gideceğini biliyordum. Hemen eşime telefon
açtım. Ona Ahmet’in geleceğini, kapıyı açmamasını söyledim. Açmadı. Derken bizim
evin karşısında bir sarraf dükkanı işleten
arkadaşım var. Ona hemen telefon açtım.
Bizim evden çıkan bir adam görürse onu
işe almasını yardımcı olmasını istedim.
İşe aldı, yatacak yer verdi. Bir gün babamı
gönderdim ona. Can yoldaşlığı etsin diye.
İyi arkadaş oldular. Sonra babama bir kutu
verdim Ahmet’e götürsün diye. O kutu babamın değildi. Benim de değildi. O zaten
Ahmet’indi. Ona borcumu hiçbir zaman
ödeyemem. Ahmet kutuyu aldı. İyi kullandı ve bugünlere geldi. Bir gün annemle kız
kardeşimi gönderdim. Durumu nedir bir
kontrol edin diye. Orada birbirlerini görüp
aşık olmuşlar, evleniyorlar…
Herkes şaşkınlık içinde Nihat Bey’e dönmüş. Acıyarak bakmışlar bir Ahmet’e, bir
Nihat’a. Nihat bir cevap vermek zorunda
kalmış. Almış mikrofonu. Başlamış anlatmaya:
Günümüzde AHMET ile NİHAT’ ın
arkadaşlıkları,dostlukları gibi ARKADAŞLIK ve DOSTLUK kaldı mı bilmem. Ben pek
rastlamadım da…
Bırakmış mikrofonu. Ahmet’le beraber
herkes şaşkınlık içinde kalmış. Bir an göz
göze gelmişler. Derken birbirlerine sarılıp
özür dilemişler. Güzel bir düğün olmuş, beraberce mutlu yaşamışlar.
Belki bizden, belki de çevremizdekilerden,
- Evet Ahmet’in söylediklerinin hepsi doğ- bilemiyorum. Ama bakın deneyimli toprudur. Yalan diyemem. Zamanında bana lumlar ve kişiler ne söylemişler dostluk ve
çok yardım etti, hakkını ödeyemem. Sağ arkadaşlık üzerine:
olsun benim mutlu bir evlilik yapmama ön- Düşenin dostu olmaz.(Türk Ata Sözü)
cülük etti. Ama eşimi zamanında sevdiğini
Her şeyin yenisi, dostun eskisi makbuldür.
bilmiyordum. Durumunun kötüye gittiğini,
(Türk Ata Sözü)
bir gün bana geleceğini biliyordum. Hep
o günü bekledim. Ve sonunda geldi. Onu Dostunun düşmanıyla ahbaplık edersen
kapıdan kovdurdum, doğrudur. Ama niye dostunu da kaybedersin. (Yunan Sözü)
kovdurdum? Eğer ben o zaman ona yar- Dostunu sev ama yine de dikkatli ol.(İskoç
dım etseydim gururuna yediremeyecekti. sözü)
75
Arkadaşların okuduğun kitap gibi az ve
seçkin olmalıdır.(İngiliz Sözü)
Kendini sevdirmesini bilenin dünyanın her
yerinde dostu olur.(Çin Sözü)
Arkadaşların hakkında değerlendirme yapmak zordur. Çünkü yanlış değerlendirirsen
günaha girersin, değerlendirme doğruysa
o zaman da arkadaşlığın tehlikeye girer.
(Arap Sözü)
Arkadaş zaman hırsızıdır. (İspanyol sözü)
Hatalarını söylemekten çekinmeyen kişi en
iyi arkadaşındır. ( Karl Weber)
Yaşamda. Kimseyi yargılamayın kendinizi
de yargılamayın... Sadece kendinizin farkına varın. Eleştirilere üzülmeyin . Onlar
değişim için bir fırsattır. Onu yakalamaya
çalışın. Aynı hatayı bir daha tekrarlamayın.kendinize ve insanlara GÜLÜMSEYİN.
Arkadaşlarınızla olan sorunların çözümünü
zamana bırakın.(Afrika sözü)
Dostlarına gösterdiğin sevgide ölçülü ol,
Arkadaşlığını korumak istiyorsan kusurlarını bile görmezlikten gel. (Socrates)
En değerli dost, vefakar, şefkatli ve akıllı
olandır. Dost değerli bir hazinedir. Mutluluğu çoğaltırken, mutsuzluğu azaltır. (William Shakespeare)
Benim sadık yarim kara topraktır. (Aşık
Veysel)
İnsanlar hata yapmadan tecrübe sahibi
olamazlar önemli olan,her olaydan ders
çıkartmak...Ve ne kendinize ne de başkalarını yıkıcı bir şekilde eleştirmeyin.
Eğer bir insanı insafsızca eleştirdiğinizi fark
ederseniz...telafi edin ondan özür dileyin..
bir daha kimseyi ne eleştirin ne de yargılayın...
Çünkü.....bunlar..negatif enerjilerdir..ve size pozitif olarak dönmez... Bunu unutmayın..
76
77
78
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ...
79
80
Download

İndir (PDF, 4.41MB) - Türk Kooperatifçilik Kurumu