RÖPORTAJ / PROF. DR. BENER KARAKARTAL
Köksal BAYRAMOĞLU
[email protected]
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Bener Karakartal:
ERDOĞAN’IN TARİHLE
RANDEVUSU
ŞİMDİ
BAŞLIYOR
“Recep Tayyip Erdoğan,
Türkiye’nin seçilmiş ilk
başkanı. O artık süper güçlü.
Halkın doğrudan oyuyla seçtiği,
Anayasa’nın büyük yetkiler
verdiği bir cumhurbaşkanı.
Büyük Türkiye’yi kurmak
için önü açık.”
R
ecep Tayyip Erdoğan, 20 yıldır siyaset
sahnesinde. İstanbul Belediye Başkanlığı
görevi ile başlayan siyaset kariyerinde 12
yıl başbakanlık yaptıktan sonra zirve noktaya ulaştı. O artık Türkiye’nin 12.
Cumhurbaşkanı. Onu diğer cumhurbaşkanlarından ayıran en önemli özelliği halkın
oyu ile seçilmesi oldu.
12. Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin
kaptan köşkünde... Sayfalar beyaz, önü açık.
Bu beyaz sayfalara şimdi ne yazacak? Tarihe
30
EKOV‹TR‹N EYLÜL 2014
Cumhurbaşkanı olarak nasıl geçecek? Herkes bunu merak ediyor.
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Bener
Karakartal, 12. Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihle esas
randevusunun bundan sonra başladığını söylüyor. Prof. Dr. Karakartal,
Ekovitrin’in sorularını yanıtladı.
“ERDOĞAN,
TÜRKİYE’NİN KAPTAN
KÖŞKÜNDE OTURUYOR”
B a ş ba k a n E r d o ğ a n a r t ı k
Cumhurbaşkanı. Yeni durumu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihle randevusu şimdi başlıyor. Sayın
Cumhurbaşkanının tarihle büyük
randevusunun şimdi en başındayız.
Önünde beyaz bir sayfa var. Erdoğan
tarihe nasıl geçecek? Tarihte nasıl bir
iz bırakacak? Bundan sonra ne yapacağı önemli. Karar onun.
Türkiye’nin kaptan köşkünde oturuyor. Öncelikleri neye verecek?
“YURT İÇİNDE VE
YURT DIŞINDA ÇOK İYİ
TANINIYOR”
Erdoğan, 20 yıldır siyaset sahnesinde. Neler yapacağı eski icraatlarından çıkarılamaz mı?
Kısmen evet kısmen hayır. Şimdi
o Cumhurbaşkanı. Halkın doğrudan oyuyla seçtiği, Anayasanın büyük
yetkiler verdiği bir Cumhurbaşkanı.
Şüphesiz Erdoğan yurt içinde ve
yurt dışında çok iyi tanınıyor.
12. Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin
kaptan köşkünde... Sayfalar beyaz, önü açık.
Bu beyaz sayfalara şimdi ne yazacak?
Tarihe Cumhurbaşkanı olarak nasıl geçecek?
İcraatları biliniyor. 20 yıl önce
İstanbul Belediye Başkanlığı’nı devraldığında İstanbul’un çöplerin toplanmadığı, suların akmadığı bir döküntü mega kent olduğunu bütün
İstanbullular hatırlıyor. İstanbul adım
adım bir mücevhere çevrildiyse, dünyanın en güzel otellerinin, en güzel
PROF. DR. BENER KARAKARTAL KİMDİR?
Prof. Dr. Bener Karakartal, Galatasaray Lisesini birincilikle bitirdikten sonra Fransa’da başkanlık sistemini kuran General De Gaulle’ün
bursuyla Fransa’ya gitti ve Fransa’da Başbakanlıkta Araştırma Ekip şefi
olarak Cumhurbaşkanı De Gaulle’ün Başkanlık icraatları içinde yer aldı.
Prof. Karakartal, Fransa cumhurbaşkanları J. Chirac ve N. Sarkozy’nin
okudukları Paris Siyasal Bilgiler’den mezun. Siyaset Bilimi Doktorasını
pekiyi derece ile Sorbonne Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra
başbakan olacak Prof. Raymond Barre ile Uluslararası İlişkiler
Enstitüsü’nde ve ayrıca Paris Nanterre Üniversitesi’nde ders verdi.
İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Müdürü olarak aralarında Fransa başbakanları Raymond Barre ve Maurice Couve De
Murvillle olmak üzere çok sayıda devlet adamını Türkiye’ye davet edip ağırladı.
Aralarında Carrefour’un da bulunduğu çok sayıda büyük şirket Türkiye’ye Prof.
Dr. Karakartal’ın daveti ile geldi.
Prof. Karakartal, çok sayıda televizyon programı gerçekleştirdi. En ünlüsü de
Sakıp Sabancı ile beraber hazırladığı “Sakıp Ağa ile Başbaşa” programı oldu.
alışveriş merkezlerinin, en güzel gökdelenlerinin süslediği, dünya kongrelerinin vazgeçemediği bir kente
dönüştüyse itiraf etmek gerekir ki bu
büyük eserin altında Recep Tayyip
Erdoğan imzası var. Kıskanan çok,
çamur atan çok, iftira eden çok.
Doğu toplumlarında demokrasi böyle çalışıyor. Eser üretenler yıpratılıyor. Ama eserler ortada. Tarih
İstanbul mucizesini kaydetti bile.
Başbakan olduktan sonra Erdoğan’ın
icraatı geometrik olarak artarak gelişti. Başlangıçta duble yollardan
bahsediliyordu. Daha sonra çok boyutlu mega bir icraat ortaya çıktı.
Türkiye’nin son on yılda Arap ve
İslam dünyasında ve genel olarak tüm
dünyada kazandığı prestij bundan
kaynaklanıyor. Enerji fakiri Türkiye
nükleere el attı. İlkel demir yolları ülkesi Türkiye hızlı trenle tanıştı.
Türkiye adeta yok farz ettiği havacılık ve uzay sanayii ile kaynaşmaya
EKOV‹TR‹N EYLÜL 2014
31
RÖPORTAJ / PROF. DR. BENER KARAKARTAL
başladı. Tüneller, metrolar, köprüler,
havaalanları son yıllarda hızlanan
bir ritim ile Türkiye’nin manzarasını değiştirmeye başladı. Proje ve çalışkanlık sahasında muhalefet partileri hep Recep Tayyip Erdoğan’ın gerisinde
kaldılar.
Erdoğan
Cumhurbaşkanlığını itiraf etmek gerekir ki koparıp aldı. Ama 12.
Cumhurbaşkanının tarihle esas randevusu şimdi başlıyor. Sayfalar beyaz,
önü açık. Bu beyaz sayfalara şimdi ne
yazacak? Tarihe Cumhurbaşkanı olarak nasıl geçecek? Bu yeni bir konu.
Gebze - İzmir Otoyolu
“Erdoğan’ın Döneminde
Barışa İhtiyaç Var”
“AĞIRLIĞI DIŞ
POLİTİKAYA VERECEK”
E r d o ğ a n ’ ı n Cu m h u r b a ş k a n ı
seçildiği şu anda uluslararası sorunl ar aş ı r ı yoğ u nl uk k az an dı .
Cumhurbaşkanı ağırlığı dış politikaya mı verecek?
Evet. Bugün Türkiye’nin çevresi
bir cehennem gibi. Suriye bir kan gölü. Irak’ta gidişat belirsiz. Filistin ve
Gazze ağlamaya devam ediyor.
Ukrayna sorunu devam edecek gözüküyor. Mısır bir diktatörlüğün pençesinde.
Batı cephesinde de durum karmaşık. İki yıl sonra eski başkan olacak Obama uluslararası sorunların
yükü altında kaldı bile. Avrupa’da lider boşluğu var. Fransa bocalamaya
devam ediyor. Avrupa Birliği rotası
belirsiz bir büyük transatlantik gibi.
Yıllar sonra tarih sayfalarına bakanlar yeni Cumhurbaşkanıyla
Türkiye’nin önceliği nereye verdiğini anlamaya çalışacaklar.
32
EKOV‹TR‹N EYLÜL 2014
Türkiye bölgenin savaş ve kaos ortamına
sürüklenirse çok yazık olur. Erdoğan Türkiye’nin 12.
Cumhurbaşkanı. Önünde tarihi büyük bir örneği var.
Erdoğan yangın yerine dönen
bir bölgede yangının bir tarafı olarak
girişimlerde mi bulunacak? Ama bu
tercih Türkiye’yi kaosun bir parçası
yapmaz mı? Büyük ülke nasıl bir dış
pol i t i ka
izl em el i?
Güç l ü
Cumhurbaşkanının dış politikası ne
olmalı?
Türkiye bölgenin savaş ve kaos
ortamına sürüklenirse çok yazık olur.
Erdoğan
Türkiye’nin
12.
Cumhurbaşkanı. Önünde tarihi büyük bir örneği var. Cumhuriyet’in 1.
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal
Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda
sulh” sloganını bir an bile unutmamalı. Büyük Atatürk ülkenin imarının içerde ve dışarda barıştan geçtiğini çok tecrübeli bir asker politikacı olarak biliyordu.
Eğer Erdoğan’ın birinci önceliği
büyük Türkiye olacaksa, zengin büyük Türkiye, halkın da zengin olduğu büyük Türkiye olacaksa onun
Cumhurbaşkanlığı döneminde barışa ihtiyacı var. Balkon konuşması
için davet ettiği Kırgızistan
Cumhurbaşkanı’nın Türkiye konusundaki övgülerinin içeriğinde sadece Türkiye’nin son on yıldaki ekonomik performansı vardı.
Eğer sizi doğru anladıysam
Cumh urba şkanı Erdoğan ic raatın
ağırlığını ekonomiye vermeli.
Evet. Türkiye’nin zenginliği mega
projelerden geçiyor. Hızlı tren, nükleer
enerji, uzay ve havacılık projeleri zaten yola çıktı. Üçüncü köprü, İzmit geçişi artık gözle gözüküyor. İstanbul’a
yeni havaalanı çalışmaları başladı.
“AVRUPA’DAKİ LİDERLİK
EKONOMİK
PERFORMANSLA
YAKALANACAK”
Şimdi nereye ağırlık ver i l me l i ? Kanal İstanbul’a,
Çanakkale köprüsüne. Bu büyük projeler lokal eserler olarak
düşünülmemeli. İstanbul, Bursa,
İzmir, Çanakkale, Karadeniz,
Marmara, Ege, Akdeniz bu köprü ve
otoyollarla birleşiyor.
Ekonomi her şey. Kürt meselesi çözüme Türkiye’nin son on yılda ki
ekonomik performansı sonucu yaklaştı. Türkiye’nin Avrupa’daki liderlik koşusu da gene ekonomik performansla yakalanacak. Mega projeler, mega şirketler: Türkiye tarihinde ilk kez seçimle iş başına gelmiş
bir büyük Cumhurbaşkanından şimdi bunu bekliyor. Yıllar sonra geriye
dönüp bakanlar bu konularda
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ekonomik performansıyla yorumlayacaklar.
Sayın Cumhurbaşkanının tarihle
randevusu şimdi başlıyor.
“ORTADOĞU YANGINI
BÜYÜYOR”
Büyük Türkiye için yola çıkıldığında Çankaya’da sizce nasıl bir takım kurulmalı? İcraatların boyutu ne
olmalı?
Cumhurbaşkanı Erdoğan takımını yenilemeli. Son yıllarda Türkiye
içerde büyük gerginlikler yaşadı.
Dışarısı da bir kan gölüne dönüştü.
Libya olayı istisnası dışında Batı ger-
İstanbul 3. Köprü
ginliklere bulaşmamak politikasını izledi. Obama neredeyse Amerika’nın
içine çekildi. Merkel uluslararası sorunlar konusunda çok girişimci olmayı sevmiyor. Hollande dış politikada Sarkozy’nin çizgisinde ama zayıf olduğu için kimseyi peşine takamıyor. Ortadoğu yangını büyüyor.
Amerika kerhen bir şeyler yapmak ihtiyacını hissetti. Obama tarihe zayıf
bir Başkan olarak geçmek istemiyor.
Ama fedakarlığını da birkaç hava saldırısı ve insani yardımla sınırlamak istiyor. Bu aşamada Amerika’nın ve genel olarak batının bölgenin büyük gücü olan Türkiye’ye şiddetle ihtiyacı
var. Geçmiş yıllarda Türk ordusunu
bu açıdan güçlendirdiler. Ama artık
bu yıllar Erdoğan’la geride kaldı.
Erdoğan Türkiye’si Batı’nın taşeronu olmayacak kadar güçlü ve büyük.
İstanbul Yeni Havalimanı
Türkiye’ye bir tuzak hazırlanıyor
olabilir. Batı ikili oynuyor. Çifte
standartlı. Gezi olaylarında
Erdoğan’ı yalnız bıraktılar. Hatta
Erdoğan’ın karşısında yer aldılar.
Şimdi Erdoğan’a Irak yangınını
söndürmek için ihtiyaçları var.
Dün Suriye olaylarında neredeydiler?
Türkiye Irak konusunda Batı’nın tuzağına düşerse çok yazık olur. Sorunuza
geliyorum. Çankaya’da
Erdoğan’ın etrafında birikim sahibi güçlü bir ekip olmalı. “vuralım, kıralım, alalım”
diyenler yerine “aklımızı kullanalım,
Türkiye’yi büyük ülke, zengin ülke olma rotasından çıkartmayalım, batının
tuzaklarına düşmeyelim” diyenlerin
ağırlıklı olacağı bir ekip. Vizyona ve
imara öncelik veren bir ekip.
“MEGA PROJELER
GEREKLİ”
Büyük Türkiye hayali kuralım
d i yo r s u n u z . E r d o ğ a n b e ş y ı l i ç i n
Cumhurbaşkanı. Bu on yıl da olabilir. Büyük Türkiye. Ama ne kadar büyük Türkiye?
Türkiye’de iktisatçılar genelde
sol kökenli. Ama tutucular yani yeniliğe ve girişimciliğe karşılar. Son 40
yılda tüm mega projelere karşı çıktılar. Dün Boğaziçi köprüsü yapılmasın diye toplantılar, yürüyüşler düzenlediler. Özal, Fatih Sultan
Mehmet Köprüsü’nü yapmasın diye
televizyon programlarında var güç-
EKOV‹TR‹N EYLÜL 2014
33
RÖPORTAJ / PROF. DR. BENER KARAKARTAL
leriyle haykırdılar. “Yaptırmam, yaptırmam, yaptırmam… İstemem, istemem, istemiyorum” diye bağırdılar.
Bugün aynı şarkı gündemde: “İzmit
geçişini istemem, üçüncü köprüyü istemem, Kanal İstanbul’u istemem,
üçüncü hava alanını istemem,
Çanakkale köprüsünü istemem, istemem, istemem…”
Kırk yıldır Türkiye’nin zenginleşmesi için “mega projeler” gerekli diye sürekli yazıyorum. Bu amaçla rahmetli Sakıp Sabancı ile beraber
sayısız televizyon programı yaptık.
Lütfen bir göz atın: “Sakıp Sabancı
belgeseli Başbaşa.”
Bundan bir süre önce, 8 Ekim
2012’de ekovitrin.com haber sitesinde “Sıfırdan yüz milyar dolarlık
şirket nasıl kurulur?” başlıklı bir
yazım yayınlandı. Yanlış anlaşılmasın: yüz milyon dolar değil, yüz milyar dolar! Bu yazıyı itiraf edeyim pro-
vokasyon amaçlı yazdım. Tutucu iktisatçılarımızın “hadi canım” diyeceklerini bildiğim için yazdım ama
ayaklarımı sağlam yere basıyordum.
Bu şirketi kuran Jacques Defforey
arkadaşımdı. Türkiye’ye ilk kez benim davetlim olarak geldi. Dostum
Sakıp Sabancı ile ortaklık kurdu.
Şirketin adını keşfettiniz: Carrefour.
Lütfen internetten ekovitrin.com
arşivine girin ve “sıfırdan yüz milyar
dolarlık şirket nasıl kurulur?” yazısını okuyun.
Şimdi burada ikinci provokasyonumu yapıyorum. Ayaklarımı gene yere sağlam basacağım. Türkiye
dünyanın beşinci büyüğü olabilir.
Hatta liderliğe oynayabilir. Nasıl
mı? Açıklıyorum: Nüfusu bizden daha az olan Fransa dünyanın beşinci
büyük ekonomisi. Bunun ötesinde de
bir ağırlığı var. Almanya ile el ele
Avrupa Birliğini kurdu. Euro bugün
“Erdoğan, Türkiye’nin
seçilmiş ilk başkanı”
Cumhurbaşkanı çok güçlüydü ama Meclis tarafından seçilmesi
sonucunda gücü Meclis’in altındaydı. Halkoyuyla doğrudan
seçilen Cumhurbaşkanı şimdi Meclis’in üstüne çıkıyor.
Büyük Türkiye hayalini gerçekleştirmek için Başkanlık sistemine geçmek gerekecek mi?
Başkanlık sistemine geçtik bile.
10 Ağustos’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimi Türkiye için bir milat
oldu. 12. Cumhurbaşkanı fiili olarak,
anayasal olarak zaten bir başkan.
Cumhurbaşkanının doğrudan halkoyuyla seçilmesi siyasi açıdan dokuz
şiddetinde bir deprem. 1982
Anayasası’na göre Cumhurbaşkanı
çok güçlüydü ama Meclis tarafından
seçilmesi sonucunda gücü Meclisin
altındaydı. Halkoyuyla doğrudan seçilen Cumhurbaşkanı şimdi Meclis’in
üstüne çıkıyor. On milyonlarca oyla
34
EKOV‹TR‹N EYLÜL 2014
seçilen bir Cumhurbaşkanı, Meclis’te
birkaç bin oyla seçilmiş bir milletvekilinin bin kat üstünde. Artık teşekkür konuşması yapmak için Meclis’e
giden Cumhurbaşkanlığı sayfası kapatılıyor.
Cumhurbaşkanının
Meclis’e hiçbir borcu yok. Tam tersine Anayasa, cumhurbaşkanına dilediği zaman Meclis’i feshetmek ve
milletvekili seçimlerini yenilemek
hakkını veriyor. Ürkme sırası artık
yer değiştiriyor.
Doğrudan halkoyuyla seçilen
cumhurbaşkanı çok önemli yetkilere
sahip.
Cumhurbaşkanı,
Genelkurmay Başkanı’nı atıyor. Türk
Silahlı Kuvvetleri’nin kullanımına
lider bir para. Altında Fransa’nın imzası var. Avrupa Birliği bugün 17 trilyonluk yıllık geliri ile Amerika’nın
önünde. Bütün bunları nüfusu bizden
az olan Fransa gerçekleştirdi. Türkiye
aynısını yapabilir.
“DÜNYA BEŞİNCİSİ
OLMAK MÜMKÜN”
Türkiye nasıl dünya beşincisi
Fransa’yı geçebilecek? Bu mümkün
mü?
Her konuda büyük düşünerek.
Nüfusu bizden daha az olan Fransa
nasıl dünya beşincisi oldu? Fransa’nın
birinci özelliği mega şirketler.
Bunların birkaçının yıllık cirosu yüz
milyar doları aşıyor. Birçoğu on milyar dolarlık yıllık ciroyu çoktan geride
bıraktılar. Birinci özellik: dev şirketler. Fransız şirketlerinin ikinci
özelliği; birçok konuda dünya lideri
olmak veya en azından dünya ikincisi
karar veriyor. O Anayasal olarak
başkomutan. Sıkıyönetim ve olağanüstü hal ilan edebiliyor.
Yine onu Meclis’in üstüne çıkartacak süper yetkiler. Tek başına
kanun yapıyor: yani kanun hükmünde kararname çıkartabiliyor.
Daha da ötesi: Meclisi aşarak
Anayasa değişikliğine ilişkin yasaları kendisi gerekli gördüğü taktirde
halk oyuna sunuyor. Yani dev değişiklikler için halka dönebiliyor.
Referandum yapıyor. Meclis çıkacak
karara mecburen uymak zorunda
kalıyor. Daha da önemlisi: Anayasa,
cumhurbaşkanına dilediği kişiyi başbakan atamak yetkisini veriyor.
Cumhurbaşkanı dilediği tarihte başbakanı görevden alabiliyor ve istifasını kabul ediyor. Cumhurbaşkanı,
Bakanlar Kurulu’na başkanlık edebiliyor ve kendi başkanlığı altında
Bakanlar Kurulu’nu toplayabiliyor.
Özet: Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan Türkiye’nin seçilmiş ilk
başkanıdır.
olmak. Örnek mi? Üçüncü jenerasyon en ileri nükleer teknolojide
Fransa dünya lideri. Fransa’da elektriğin yüzde 80’i 20 nükleer santraldeki 80 reaktörden geliyor.
Avrupa’nın en ucuz elektriği
Fransa’da üretiliyor.
Fransa uzayda da dünya liderlerinden. Uzaya en fazla uydu yollayan
bir iki ülkeden biri. TÜRKSAT 1 ve
2’yi Türkiye için uzaya Fransa yerleştirdi.
Havacılıkta da böyle. Atmosfer
dışında stratosferde uçan tek sivil
yolcu uçağı Concorde’u Fransızlar
yaptı. İnanılmaz bir uçak. Concorde
şimdi yok ama kızı da dünya lideri.
A380 dünyanın en büyük uçağı.
Tamamı iki katlı. İçinde en lüks
otellerin konforu var. Son olarak
çok zenginler için Airbus 380 içine
tam konforlu süit daireler de ilave
ettiler. Fransız Airbus uçakları
Amerikan Boeing firmasının korkulu rüyası.
Dünya beşincisi olmak mümkün.
Ama işte böyle. Bir diğer örnek:
Fransız hızlı trenleri saatte 530 km süratle dünya şampiyonu. Ticari hızları saatte 330 km. Fransa’yı bir örümcek ağı gibi sarıyor. Manş denizinin
altından 50 km’lik bir tünel ile Paris’i
Londra’ya bağlıyor.
Bu tünel yirmi yıl önce açıldı.
Tüneli kullanan yolcu sayısı 300 milyonu aştı.
Dünyada bir numara olmak her
konuda Fransa’nın hayali. Yalnız
uzay, havacılık, nükleer, Euro, hızlı
trenler, ekspres metrolarda değil.
Parfümde, modada, otelcilikte, turizmde, pahalı otelcilik ve pahalı turizmde de aynı durum geçerli.
Dünyanın en pahalı otelleri ve lokantaları Fransa’da. Ama bunların
bazıları için 6 ay önceden yer ayırt-
“FRANSA’DA
CUMHURBAŞKANI ÇOK
DAHA GÜÇLÜ”
Neden o zaman Türkiye’de bazıları başka nlık sistemine geçelimgeçmeyelim tartışması yapıyorlar?
Biraz cehaletten biraz da başkanlık modelini Amerikan modeli ile sınırlamalarından... Amerikan sistemi
Türkiye’de uygulanamaz. Şüphesiz
Amerikan sisteminin çok pratik tarafları var. Amerika’da Başkan var ama
Başbakan yok. Hatta Amerika’da bildiğimiz anlamda Bakanda yok.
“Başkanın adamları” var. Başkan kendi görüşüne yakın bulduğu kişileri
“devlet sekreteri” olarak görevlendiriyor. Amerika’da bildiğimiz anlamda
hükümette yok. Sadece başkan var.
Ama Amerika’da icraatı Kongre denetliyor. Kongre son derece güçlü.
Başkandan bağımsız. Kongre’nin bir
özelliği var. Senato ve Temsilciler
Meclisi Üyeleri bireysel hareket etme
geleneğine sahip. Amerika’da çelik
disiplinli partiler, parti disiplini kavramı
mak gerekiyor.
Nüfusu bizden az olan Fransa bugün dünyada beş numara. Ayrıca
Almanya ile birlikte Euro’yu ve
Avrupa Birliğini yönetiyor. 17 trilyonluk yıllık geliri ile Avrupa Birliği
dünyada ABD’nin önünde bir numara.
Türkiye, tarihinde bir numara
olmuş ve bugün bunun bilinciyle yaşıyor. Hedefe ulaşabilir. Bunun için
bir bilanço çıkarması lazım. Neyimiz
var? Neyimiz eksik?
Şirketlerimiz küçük. On milyar
dolarlık cirolar Türkiye’yi taşımıyor. Enerjide, hipermarketlerde
Fransa yüz elli, iki yüz milyar dolarları yakaladıysa bu Türkiye için de
mümkün. Müteahhitlik sektöründe
Fransız şirketleri 30-40 milyar dolarlarda dolaşıyor. Türk müteahhitlik şirketlerinin cirosunu onla çarpmak gerekiyor.
ve parti genel başkanları yok.
Kongrede tam bir demokrasi var.
Amerikan başkanlık sisteminin özelliği bu. Benzer durum Türkiye’de bulunmuyor.
Türkiye’de bugün içinde bulunduğumuz durum bugünkü Fransa’nın
tıpa tıp aynısı. Fransa’da halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanın atadığı bir başbakan var.
Cumhurbaşkanı anayasal bakımdan
olağanüstü güçlü. Fransa’da güçlü partiler var ve bu partilerin genel başkanları var. Oylamalarda parti disiplini geçerli.
Fransız rejimine yanlış olarak yarı
başkanlık rejimi deniyor. Oysa
Fransa’da cumhurbaşkanı Amerikan
cumhurbaşkanından çok daha güçlüdür. Özet olarak Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünkü
konumu bu. O artık süper güçlü.
Tarihle sınavı şimdi başlıyor. Büyük
Türkiye’yi kurmak için önü açık.
Cumhurbaşkanımıza başarılar diliyorum.
EKOV‹TR‹N EYLÜL 2014
35
Download

Özel röportajın devamı