MEDENİ YARGILAMA HUKUKU II PRATİK ÇALIŞMA
May 27, 2014
13.05.2014 tarihinde Soma’da A Madencilik A.Ş. tarafından işletilen bir kömür
madeninde elektrik trafosu patlamış, bunun sonucu olarak madende bulunmakta olan
301 işçi hayatını kaybetmiştir. Bu işçilerden Bahri’nin eşi Cemile, A A.Ş.’ye karşı
maddi ve manevi zararların tazmini ile destekten yoksun kalma tazminatı talep ederek
dava açmak istemektedir.
1. a. Cemile, basında yer alan A A.Ş.’nin bu tip istemlerden kurtulmak için şirketin iflasını
isteyeceği söylentileri üzerine mahkemeden ihtiyati tedbir istemiştir. Mahkeme nasıl karar
vermelidir?
Cemile burada para alacaklarını teminat altına almak istediği için ihtiyati değil ihtiyati haciz
talep edilmelidir. İhtiyati tedbir istediğinde mahkeme bu talebi reddetmelidir. Para alacakları
için Yargıtay’ın da gittikçe daha çok benimsediği üzere, ihtiyati haciz talep edilebilir.
b. Cemile, dava açmadan önce bilirkişi incelemesi yapılmasını da talep etmiştir. Bunun için
Cemile’nin yararlanabileceği bir geçici hukuki koruma tedbiri var mıdır?
Cemile m. 400 vd. uyarınca esas hakkında davaya bakacak mahkemeden veya keşif/bilirkişi
incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu ya da dinlenilecek tanığın bulunduğu yer sulh hukuk
mahkemesinden (m. 401) delil tespiti yapılmasını isteyebilir.
2. Cemile davayı açmış, dava dilekçesiyle birlikte maden mühendisi Devrim’in de mütalaasını
ibraz etmiştir. Usul hukuku bakımından Cemile’nin sunduğu bu belgeyi değerlendiriniz. A
A.Ş. bu mütalaaya nasıl karşı koyabilir?
Bu mütalaa m. 293 anlamında bir uzman görüşü niteliğinde olup, bilirkişi raporundan farklıdır.
Bu mütalaa delil değeri taşımaz; Cemile’nin iddialarını somutlaştırmak ve desteklemek
amacıyla ibraz ettiği bu mütalaaya karşı da yine savunmada bulunarak karşı koyulacaktır.
Aynı patlamada maden işçisi Hamdi’nin kolu ileri derecede yanmış, daha sonra
kesilmek zorunda kalınmıştır. Hamdi’nin kolunun yandığı yer madenin çıkışı olup,
Hamdi o sırada kendi vardiyasının gelmesini beklemektedir.
3.
Hamdi Manisa 1. İş Mahkemesi’nde açtığı maddi, manevi tazminat ile iş göremezlik
tazminatı davasında kolunun yanmasının iş kazası neticesinde olduğunu iddia etmekte,
davalı A A.Ş. ise bunu reddetmektedir. Burada kim, neyi, hangi ispat araçlarıyla
ispatlayacaktır?
Hamdi’nin kolu vardiyasını beklerken gerçekleşen kaza sonucu yandığından, mesai
saatlerinde gerçekleşen bu kazanın iş kazası olduğuna dair Hamdi lehine bir fiili karine
MEDENİ YARGILAMA HUKUKU II PRATİK ÇALIŞMA
May 27, 2014
mevcuttur. Bu halde (A) A.Ş. bu karineyi çürütmelidir; bunu her tür delille (senede
bağlanabilecek bir husus olmadığından) yapabilecektir.
4. Hamdi aynı davada son üç aydır ödenmeyen 3000 TL tutarındaki maaşlarını da talep
etmiştir. Ancak bir taşeron firmanın emri altında çalışmış olan Hamdi’ye herhangi bir ödeme
yapma zorunluluğu olmadığından ve aralarında hizmet sözleşmesi bulunmadığından bahisle
A A.Ş., bu istemin reddini talep ettiğinde;
a. kimin neyi, nasıl ispatlayacağını tespit ediniz.
(A) A.Ş., hizmet ilişkisinin bulunmadığını iddia etmiştir. Yargıtay’ın da görüşüne göre hizmet
sözleşmesinin varlığı (ortada yazılı bir sözleşme olmadığı sürece) her tür delille ispatlanabilir.
Ancak 2500 TL’yi geçen parasal bir alacak olan maaş talebi bakımından bordro ya da her ay
hesabına A AŞ ya da temsilcisi tarafından yatırılan belli bir miktar para söz konusu ise, delil
başlangıcı çerçevesinde senetle ispat kuralının istisnası söz konusu olabilecektir. Esasen
Burada, senede bağlanabilecek bir vakıa sözkonusudur.
b. A, taşeron firma F’ye davayı ihbar etmiş, F de A’nın yanında fer’i müdahil olarak davaya
katılmıştır. Dava A A.Ş. aleyhine sonuçlandığında, gerekli sürenin geçmediğini de göz
önünde bulundurarak, A’nın herhangi bir kanun yoluna başvurmadığını varsayarsak, taşeron
F’nin gidebileceği bir kanun yolu var mıdır?
Kural, temyize tarafların başvurmasıdır. Yargıtay fer’i müdahilin kararı tek başına temyiz
edemeyeceği görüşündedir. Ancak fer’i müdahilin taraf yardımcısı olduğu düşünüldüğünde,
taraf kanun yolundan feragat etmedikçe ve onun aleyhine olmadıkça, fer’i müdahilin de
süresi içinde kararı temyiz edebileceğini kabul etmek gerekir.
5. Dava sonunda mahkeme manevi tazminat isteminin reddine, diğer istemlerin kabulüne
karar vermiştir. Hamdi ve A A.Ş. hükmü temyize götürmüştür.
a. Yargıtay manevi tazminat talebinin reddini onamıştır. Maaş talebinin kabulü hakkındaki
kararı ise bozmuştur. İlk derece mahkemesi bozma üzerine yaptığı tahkikat neticesinde
manevi tazminat talebinin de kabulüne karar vermiştir. Bunun üzerine kimler, hangi süre
içinde, hangi yola başvurabilir?
İlk derece mahkemesi bozmaya uyma kararı verdiğinde, bozma çerçevesinde çalışarak karar
vermek durumundadır. Burada manevi tazminat talebinin reddinin onanması A AŞ lehine
usuli müktesep hak teşkil eder. Dolayısıyla ilk derece mahkemesi buna aykırı bir karar
veremez; verdiği takdirde yine A AŞ bu hükme karşı ilamın tebliğinden itibaren on beş gün
içinde temyiz yoluna başvurabilecektir.
MEDENİ YARGILAMA HUKUKU II PRATİK ÇALIŞMA
May 27, 2014
b. A hükmü temyiz ederken, hakimin reddi kararını da temyiz etmiştir. Yargıtay’ın bu kararı
onaması üzerine A karar düzeltme yoluna gidebilir mi?
1086 s. Kanunun 440. Maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi uyarınca, hakimin reddi
kararlarına karşı karar düzeltme yoluna gidilemeyeceğinden, A’nın bu yola başvurması
mümkün değildir.
Hamdi aynı dava kapsamında, olay günü çıkan karışıklık esnasında A’nın idari
müdürlerinden Yusuf’un kendisini tartakladığını da ileri sürmüş, bunun için de ayrıca
maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Ancak mahkeme bu talebi
değerlendirmemiş, verilen hüküm de bu haliyle temyiz incelemesinden geçmiştir.
6. Hamdi dikkate alınmayan bu talebiyle ilgili daha sonra A’ya ve Yusuf’a ayrıca bir dava
daha açmış, A ve Yusuf ise bu talebin daha önce dava konusu olduğunu, üstelik kesin
hükme bağlandığını da ileri sürmüşlerdir. Usul hukuku bilgilerinize göre bu savunmayı
değerlendiriniz.
Temyiz sonucunda bozma kapsamı dışında kalan hususlar kesinleşir. Ancak bu olayda
Hamdi’nin talebi hiçbir şekilde incelemeye alınmadığından, ortada bu talebe ilişkin kesin
hükmün varlığından söz edilemez. Dolayısıyla Hamdi bu taleple tekrar dava açabilmelidir.
7. Davalılar A A.Ş. ve Yusuf’un tartaklama iddiasını reddetmesi ve o sırada var olan karışıklık
nedeniyle yanlışlık olduğunu iddia etmeleri üzerine mahkeme, Yusuf’un isticvabına karar
vermiştir. Ancak Yusuf, isticvap duruşmasına, mesleği dolayısıyla bildiği ticari sırları ifşa
etmek istememesini öne sürerek gelmemiştir. Yusuf’un bu hareketini usul hukuku bilgilerinize
göre değerlendiriniz.
HMK m. 175 uyarınca isticvap edilecek taraf için tanıklıktan çekinme sebeplerinden olan
m.250 uygulanabilecekse de, burada Yusuf’un mesleği dolayısıyla bildiği ticari sırları ifşa
etmesi söz konusu olmayacağından isticvaptan kaçınması yerinde değildir. Bu hareketinin
sonucu, m. 171/2 uyarınca kendisine sorulacak vakıaları ikrar etmiş sayılmasıdır.
8. Bu arada Hamdi, Yusuf aleyhine savcılığa şikayette de bulunmuş, tazminat davası devam
ederken kovuşturma sonuçlanmış ve Yusuf kasten yaralama suçundan mahkum olmuştur.
Ceza mahkemesinin kararı hukuk mahkemesini de bağlayacak mıdır? Yusuf beraat etmiş
olsaydı cevabınız değişir miydi?
TBK m.74 gereğince ceza mahkemesinin haksız fiil üzerine vereceği karar, hukuk
mahkemesinde kesin hüküm teşkil etmemekle beraber kesin delil olabilir. Yine de, ceza
mahkemesinde mahkumiyet kararı verildiği takdirde, hukuk mahkemesi hakimi haksız fiili ika
MEDENİ YARGILAMA HUKUKU II PRATİK ÇALIŞMA
May 27, 2014
edenin ceza mahkemesi kararına göre suçun faili olduğu noktasında bağlıdır.
Zarar c-
verenin kastı ve temyiz kudretine sahip olup olmadığı hususlarında ceza mahkemesi kararı
ile bağlı değildir. Fakat suç niteliği itibariyle her ne kadar bir haksız fiil ise de, haksız fiilden
daha dar bir anlamda kabul edildiğinden, hukuk mahkemesi hakimi ceza mahkemesinin
verdiği beraat kararı ile her halükarda bağlı olmamalıdır.
9. A, Hamdi’nin tüm taleplerinden vazgeçmesi için onunla bir anlaşma yapmış, ona 20.000
TL’lik bir çek vermiştir. Daha sonra Hamdi A’ya güvenmeyerek senedin sahteliğini ileri
sürmek istemiştir.
Hamdi bu iddiasını bir hukuk davasında ileri sürdüğünde:
* mahkeme çekin sahte olduğuna karar verirse,
* mahkeme çekin sahte olmadığına karar verirse,
Bu kararların ceza mahkemesine etkisini tartışınız.
HMK m.214/1 uyarınca eğer hukuk mahkemesi bir senedin sahte olduğuna karar verirse ve
bu kesinleşirse, bu ceza mahkemesinde kesin hüküm teşkil etmez. Aranan unsurlar ceza
hukuku bakımından farklı olduğundan, bu hüküm ceza mahkemesi açısından kesin hüküm
teşkil etmez.
Ancak hukuk mahkemesi senedin sahte olmadığına hükmederse ve kesinleşirse, senedin
sahte olmadığı ve sahtecilik suçunun işlenmediği ceza mahkemesinde de kesin hüküm teşkil
eder.
Download

medeni yargılama hukuku ıı pratik çalışma