Sirküler Sayı: 2014/ 1 – 06.02.2014
TÜRK BORÇLAR KANUNU
DÜZENLEMESİ İLE
İBRA
1
KONU
: TÜRK BORÇLAR KANUNUNDAKİ YENİ DÜZENLEMELER IŞIĞINDA
İBRA’NIN İNCELENMESİ.i1
GENEL OLARAK
İbra
sözleşmesi, İsviçre Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olmasına karşın, Mülga 818
sayılı Borçlar Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu'nda herhangi bir düzenleme bulunmamakta
idi. Bu nedenle mahkemeler tarafından Yargıtay içtihatları doğrultusunda karar
verilmekteydi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (bundan böyle TBK olarak anılacaktır.)
yeni düzenlenmesiyle birlikte öğreti ve uygulamada yer alan ibra sözleşmesinin 132.
maddede hukuksal dayanağı belirlenmiştir.
TBK 420. Maddesinde ise, ibra sözleşmesinin şekil ve geçerlilik şartları belirgin hale
getirilmiş ve bu hükümlerin destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının
isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da
uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Uygulanacak kanun bakımından; 01.07.2012 tarihinden önce gerçekleşen fiil ve işlemlerin
kanunun yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye halleri
TBK hükümlerine tabidir. Dolayısıyla; 10.04.2012’de feshedilmiş olan bir iş sözleşmesi ile
ilgili 10.07.2012 tarihinde ibraname imzalanmış ise; bu ibranamenin TBK ‘ya uygun olarak
tanzim edilmiş olması gerekir.
İBRA KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
İbra, alacak ve borcu doğrudan doğruya kesin olarak ortadan kaldıran böylece borcu sona
erdiren bir sebeptir.2 Tarafların aralarında mevcut olan bir borcu kısmen veya tamamen
ortadan kaldırarak borçlunun borçtan kurtulmasına yönelik oluşturulan sözleşmeye ise ibra
sözleşmesi denir. Bu nedenle de ibra iki taraflı bir hukuki işlemdir. Alacaklı tek taraflı bir
irade beyanıyla alacak hakkından vazgeçemez, borçlunun muvafakati gerekir.
İbra, niteliği itibariyle bir tasarruf işlemi olduğu yani bir hakkı doğrudan doğruya
etkileyerek onu ortadan kaldırdığı için, ibranın geçerliliği alacaklının alacak üzerinde
tasarruf yetkisinin bulunmasına bağlıdır.
1
2
Lütfen sirkülerimizin sonunda yer alan bilgilendirme notunu okuyunuz.
İbra, dar anlamda borcu sona erdiren bir sebeptir. Geniş anlamda borç ilişkisi ibra ile sona erdirilemez.
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
2
İBRANAME VE İBRA SÖZLEŞMESİ ARASINDAKİ FARKLAR
İbra,
iki taraflı bir işlemdir. Tarafların aralarında anlaşarak birbirine uygun irade
beyanlarıyla oluşturdukları bir sözleşmedir.
İş hukukunda sıkça kullanılan ibraname ise bir belgedir. Bu belge yazılıp işçi tarafından
imzalandıktan sonra işverene verilir. İbranamenin hukuki bir sonuç doğurması için
Yargıtay bunun işverene teslim edilmiş olması koşulunu aramaktadır.
Kanaatimizce; ibranamenin işçi tarafından imzalanıp işverene verilmesi lazım geldiğinden
yalnızca işçinin imzasının bulunmasıyla ibraname geçerli olacaktır. Ancak, ibra
sözleşmesinde durum farklı olmalıdır. İbra sözleşmesi adından da anlaşılacağı üzere bir
akit ilişkisi olduğundan yazılı bir ibra sözleşmesinden bahsetmek için her iki tarafında
iradelerini gösterir imzalarının ilgili sözleşme üzerinden bulunması uygun olur.
Ancak uygulamada ibra, ibraname ve ibra sözleşmesi gibi kavramlar birbirlerinin yerine
kullanıldığı sıklıkla görülmektedir. İlgili belgenin ibra sözleşmesi mi yoksa tek taraflı ibra
beyanı içeren ibraname mi olduğunun tespiti için mezkûr belgenin başlığının ne
olduğundan ziyade, ilgili hukuki metnin bütününün hukuki mahiyetinin ortaya
konulmasına ihtiyaç vardır. Dolayısıyla metne ibraname adı verilmiş olsa dahi her iki
tarafın irade beyanlarını somutlaştıran imzaların varlığı halinde belgenin ibra sözleşmesi
olduğu kabul edilmelidir.
İBRA SÖZLEŞMESİNİN UNSURLARI
Esasa ilişkin unsurlar:
İbra
sözleşmesinin geçerli olabilmesi tarafların karşılıklı irade beyanlarının ibra sebebi
üzerinde birbirine uygun olması gerekir. İradeleri ise, alacaklı ve borçlunun belirli bir
alacağı ortadan kaldırmasıdır. Bu nedenle, icap ve kabul ile birlikte irade beyanlarının da
uyuşması önemlidir. Aksi halde hata, hile, gabin vb. hükümlere başvurulması mümkündür.
İcap ve kabul açık veya örtülü şekilde olabilir.
İbra konusu borcun bütün kapsamıyla kesin olarak belirtilmesi gerekir. İçeriği net
belirtilmeyen, genel sözlerle geçiştirilen ibra sözleşmelerinin dar yorumlanması gerektiği
yönünde görüşler mevcuttur. Yargıtay, işçinin işverenle yaptığı sözleşmelerde bu görüşten
hareketle dar ve kısmi ibra anlayışını savunmaktadır.
İbra sözleşmesinin şekli:
TBK
m. 132’ye göre; “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı
tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle
tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.” Denilmektedir.
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
3
Buna göre ibra sözleşmesi, herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, TBK m.420’de
belirtildiği üzere işçinin işverenden olan alacaklarına ilişkin ibranın geçerliliği yazılı şekle
tabidir.
İBRA’NIN HÜKÜMLERİ
İbra bir tasarruf
işlemi olduğu için; mevcut borç ibra sözleşmesinin yapılmasıyla birlikte
ortadan kalkar. Borcun ibra yoluyla kısmen veya tamamen ortadan kalkacağı tarafların
iradelerinden anlaşılacaktır.
Sözleşmede aksine hüküm yoksa asıl borca bağlı olan fer’i borçlar da (faiz, rehin, ceza
koşulu vb.)
sona erer. Bu durum, alacaklının fer’i nitelikteki haklarını saklı tutup
tutmadığına bağlıdır. Fer’i borçların ibraları da mümkündür. Ancak bunlara ilişkin ibra,
asıl borcun ibrası sonucunu doğurmaz.
TBK DÜZENLEMESİ IŞIĞINDA İŞ HUKUKUNDA İBRANAME
İş hukukunda ibraname (ibra belgesi= ibra senedi), işçinin işverenden alacaklarını tamamen
aldığını ve işyerinde herhangi bir alacağının kalmadığını gösteren bir “Aklama Belgesi” dir.
Ancak; ibra sözleşmesi yukarıda da belirtildiği üzere, çalışma ilişkilerinde “ibraname”
adıyla yaygın olarak kullanılmaktadır.
İbra sözleşmelerinin geçerliliği sorunu, İş Hukukunda “işçi yararına yorum” İlkesi
çerçevesinde değerlendirilmiş ve ağırlıklı olarak Yargıtay kararı ışığında bir gelişim
izlemiştir.
İşçi emeği karşılığında aldığı ücret ve diğer parasal hakları ile kendisinin ve ailesinin
geçimini temin etmektedir. Bu açıdan bakıldığında bir işçinin nedensiz yere işvereni ibra
etmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle, iş hukukunda ibra sözleşmeleri dar
yorumlanır. İşverenin, işçiye karşı olan borçlarının asıl sona erme nedeni ifa olarak ele
alınmaktadır. Borcun sona erme şekillerinden biri olan ibra sözleşmelerine İş hukuku
açısından sınırlı biçimde değer verilmektedir.
Aşağıda 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren TBK’ nın ibraname ile ilgili yeni
düzenlenmeleri ışığında iş hukuku açısından ibra konusu incelenecektir.
İŞÇİ İLE İŞVEREN ARASINDAKİ İBRA SÖZLEŞMESİNİN KOŞULLARI (TBK Madde 420/2)
TBK 420/2. Fıkrasında, ibra sözleşmesinin geçerliliği aşağıdaki koşulların birlikte
gerçekleşmesine bağlanmıştır. Belirtilen unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya
ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
4
Belirtmek gerekir ki; ibra sözleşmesinin etki alanı geçmişteki bir döneme aittir. Buna göre;
gelecekte doğabilecek işçi hak ve alacaklarına karşı ibraname düzenlenemez.
1. İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması gerekir.
Yazılı olması gerektiği için herhangi bir teknolojik araç vasıtasıyla veya el yazısıyla
yazılabilir. Ancak; düzenleme tarihi ile ilgili bir ihtilafın doğması ihtimaline karşı işçinin el
yazısı ile düzenlenmesinde fayda vardır.
 İbranamenin içeriği ile imzalar arasında fazla boşluk olmamalıdır.
 Farklı renkte kalemler kullanılmamalıdır.
Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 4.12.2008 tarihli 2007/30184 E. 2008/33378 K. sayılı
ilamında;
“Keza ibranameler incelendiğinde, işçi imzasını içeren yazı, ödeme miktarı içeren alacak kalemleri
yazısı ile çalışma sürelerini ve çalışma yerini gösteren kalem yazıları farklı el ürünü olduğu çıplak
gözle görülmektedir. Davacı işe girerken bu belgenin imzalatıldığını iddia etmiş, davacı tanığı da
bunu doğrulamıştır. Kalem farklılıkları ve davacı tanığının beyanı davacının iddiasını
kanıtlamaktadır. Sunulan ibranameler belirtilen nedenlerle geçersizdir.”
 Teknolojik araç ile yazılan ibranamelerde işçinin ad, soyad, adres, imzası ile birlikte
mutlaka el yazısı olmalıdır.
 Matbu olarak hazırlanan ve boşluk kısımlarının el yazısı ile doldurulması suretiyle
ibraname düzenlememeye dikkat edilmelidir. Mümkünse, ibraname matbu değil
işçinin el yazısı ile işçiye hazırlatılmalıdır.
 İbranamede genel ve soyut cümlelere yer verilmemeli, ibra açık ve kesin şekilde
düzenlenmelidir.
2. İbra tarihi ile iş sözleşmenin sona ermesi anından itibaren en az bir aylık sürenin
geçmiş olması gerekir.
Buna göre; İş akdi sona ermeden veya sona ermeden itibaren en az bir ay geçmeden
ibraname düzenlenemeyecektir. Düzenlense dahi madde ile sabit olduğu üzere hükümsüz
olacaktır. İşçinin iradesinin ibra sözleşmesi yapma yönünde olduğuna varılabilmesi için
işveren baskısından kurtulması gereklidir.
4857 sayılı İş Kanununun 19. maddesinde, feshe itiraz için bir aylık hak düşürücü süre
öngörülmüş olup, bu süreçte işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Feshi
izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından
önemlidir.
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
5
Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için
feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir. Bir aylık bekleme süresi, kısmi ibra
açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi
anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durumdur.3
Dikkat edilmelidir ki; bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile
ilgilidir. İfayı ilgilendiren bir durum değildir. İşçinin fesih ile muaccel hale gelmiş olan
kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödenmesinin de ertelendiği
anlamına gelmemektedir.
3. İbra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi gerekir.
Yargıtay kararlarına göre de; ibraya konu tazminat ya da alacağın kuşkuya yer vermeyecek
şekilde, ayrı ayrı metin içinde rakam ve yazıyla yazılmış olması gerekir. (Maaş, Fazla mesai,
Yıllık ücretli izin alacağı, Kıdem ve İhbar tazminatı alacağı vb.) Ayrıca, ibraname içeriğinde
çalışma süreleri belirtilmeli ve işçiye verilen para ile ölçülebilir sosyal haklar da
düzenlenmelidir.
Burada açıkça belirtilmesi gereken husus; hak kazanılan işçilik alacağı tutarı değil, yapılan
ödeme miktarıdır.
Kanunun benimsediği sisteme göre işçiye işverence ödeme yapılmaksızın borcun ibrası
olanaksızdır. Kaldı ki; işverence ödenen miktar alacağın tamamını karşılıyorsa borcun ibra
değil ifa ile son bulduğu anlamına gelir. Ödenen miktar alacağın bir kısmına ise ve ibra
sözleşmesinde bu tutar açıkça yer almışsa ibraname geçerli olabilecektir.4
Sonuç olarak; yalnızca alacak türünün ya da ödenen miktarın yazılı olduğu ibra
sözleşmeleri geçersiz sayılmalıdır.
4. Ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır.
Ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi ödemeye dair ispat
sorunlarını ortadan kaldırabilecektir.
Ayrıca; alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmeleri (ivazlı ibra)
ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli sayılmıştır.
3
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 28.2.2012 tarihli 2011/34347 E. 2012/6130 K. sayılı ilamı.
YAVUZ, Nihat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun getirdiği değişiklikler ve yenilikler, 3.Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara
2012.
4
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
6
MİKTAR İÇEREN İBRANAMENİN MAKBUZ HÜKMÜNDE OLMASI (TBK Madde 420/3)
Hakkın gerçek tutarda ödendiğini içermeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını içeren
diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde
dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
Böylece; kısmi ödeme hali de düzenlenmiş ve bu konuda da Yargıtay'ın içtihatları
benimsenerek, işçinin bütün alacaklarını içermeyen ibra sözleşmelerinin içerdikleri miktarla
sınırlı olarak makbuz hükmünde olacakları ifade edilmiştir.
“…işçinin işverene verdiği ibranamenin, kural olarak, işçiye yapılmış olan ödemeyle sınırlı olmak
üzere bağlayıcılığı asıldır. İş hukukunun işçiyi koruyucu amacı göz önünde tutulduğunda, bu
konuda dar yorum esasının benimsenmesi ve yine kural olarak bir işçinin, işverenin karşılıksız olarak
ibra etmesinin ihtimal dışı olması da kabul tarzını destekleyici bir nitelik taşır.” ( HGK.nun
16.6.1971 gün ve E. 1215 ) … işçiye yapılmış ödemelerin miktarını belirleyen ve ibraname adı
altında düzenlenmiş olan belgelerin makbuz niteliği taşıdığı kabul edilmiştir.” ( HGK.nun 17.3.1978
gün ve E. 1977/10-26, K. 1978/250 ).
MİKTAR İÇEREN İBRANAMENİN MAKBUZ NİTELİĞİNDE OLMADIĞI DURUM
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.4.1997 tarihli 1997/9-86 E. 1997/339 K. sayılı ilamında;
“…hizmet akdinin feshinde sonra düzenlenen 27.9.1994 tarihli ibraname başlıklı belgede davacı
kendisine 84.727.125 Tl. ödendiğini kabul ederek "yukarıdaki sıralanmış haklar ve alacakları nedeni
ile halen doğmuş ve ilerde doğması muhtemel bir cümle talep ve dava hakları isbat ile bunlardan
gayrıkabili rücu şekilde feragat eylediğimi ve bunlardan serbest irademle kesinlikle vazgeçtiğimi
beyan ve kabul eylerim" şeklinde açıklamada bulunmuştur. Davacı bu ibraname ve feragatname
niteliğindeki belge ile dava hakkından vazgeçtiğini açık ve kesin bir şekilde beyanetmiş olduğuna göre
miktarı içeren bu belgenin makbuz niteliğinde nitelendirilerek fark alacakların hüküm altına alınması
hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...” Söz konusu bozma kararına rağmen mahkemenin önceki
kararında
direnmesi
üzerine
Yargıtay
Hukuk
Genel
Kurulunca direnme
bozulmuştur.
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
kararı
7
YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA İBRANAME’YE İTİBAR EDİLMEYEN
DURUMLAR5
 İŞ
İLİŞKİSİ
DEVAM
EDERKEN
DÜZENLENEN
İBRA
SÖZLEŞMELERİ
GEÇERSİZDİR.
İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine
rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce
kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmiş sayılmalıdır.
 İBRANAMENİN TARİH İÇERMEMESİ ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra
düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez.
 İRADE FESADI HALLERİNİN VARLIĞI
Yeni Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı dönemde ibranamenin geçerliliği sorunu;
konuyla ilgili Yargıtay ilkeleri çerçevesinde ve 818 s. Mülga Borçlar Kanunu’nun irade
fesadını düzenleyen hükümleri yönünden değerlendirilmektedir.
Buna göre; İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer
tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden
söz edilemez.
Ayrıca; aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında
değerlendirilmesi gerekir.
İbranamedeki irade fesadı hallerinin, bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi
gerekir. Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin
devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.
 MİKTAR İÇEREN İBRANAMENİN MAKBUZ HÜKMÜNDE OLMASI
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa
yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, ibraya değer verilmemekte ve
yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren
ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade
fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği
konusunda çözümler aranmalıdır.
Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı
halleri ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır.
5
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 15.3.2012 tarihli 2009/44361 E. 2012/8667 K. sayılı ilamı.
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
8
 SAVUNMA
VE
İŞVERENİN
DİĞER
KAYITLARI
İLE
ÇELİŞEN
İBRA
SÖZLEŞMELERİNİN GEÇERSİZ OLDUĞU KABUL EDİLMELİDİR.
İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla,
varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir.
Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması
düşünülemez.
Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 4.12.2008 tarihli 2007/30184 E. 2008/33378 K. sayılı
ilamında;
“Dosya içeriğine göre davacı davalı işverene ait yurt dışı işyerinde … aralıklı olarak 3 dönemde bir
yıldan fazla çalıştığı sabittir. Her dönem sonunda, aynı şekilde hazırlanmış matbu ibranamelerde,
davacının ihbar ve kıdem tazminatı ile tüm diğer işçilik haklarını aldığını kabul ettiği beyanı olduğu
gibi, ibranamenin alt kısmında her işçilik alacağı kalem kalem belirtilerek ödenen miktarlar
yazılmıştır. Bu kalemlerden ise sadece ücret alacağının miktar olarak belirtildiği, diğer kalemlerin
karşılığında ödeme görünmediği anlaşılmaktadır.
Davalı işveren davacının kıdem tazminatına hak kazanmayacağını savunarak ibraname içeriği ile
çeliştiğine göre mahkemece ibraname nedeni ile kıdem tazminatının reddi doğru değildir.”
Denilerek, ibraname içeriğinde kıdem tazminatı yer almasına rağmen davalının
savunmasında, bu hakkın kazanılmadığı iddiasında bulunması ibranamenin geçersizliğine
yol açmıştır.
 HER TÜRLÜ YASAL HAKLARIN SAKLI TUTULMASI – İHTİRAZI KAYIT
İşçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazı kayda yer vermesi ibra
iradesinin bulunmadığını gösterir.
Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 15.3.2012 tarihli 2009/44361 E. 2012/8667 K. sayılı
ilamında;
“Somut olayda, davacının kıdem tazminatı ve fazla çalışma alacaklarını talep ettiği, davalının
ibraname ile ödeme savunmasında bulunduğu ve dosya kapsamından "İBRANAMEDİR" başlıklı
belgede, davacının "28.07.2001-26,09,2007 tarihleri arasındaki çalışmalarından doğan, normal ve
fazla mesai ücretleri, yıllık izinleri ile Birlikte kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiği, hiç bir
alacağının kalmadığının " belirtildiği davacının bu ibranameyi "tazminat haricinde bütün haklarımı
aldım" şeklinde ihtirazı kayıtla imzaladığı anlaşılmaktadır. Saptanan bu durum karşısında ve
yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davacıdan yazılı belgeye ve
imzaya karşı beyanı sorularak, mahkemece irade fesadı halleri araştırılarak, fazla çalışma yönünden
ibranamenin geçerli kabul edilip edilmeyeceği değerlendirilerek, fazla çalışma yönünden oluşacak
sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile fazla çalışma alacaklarının kısmen kabulüne
karar verilmesi isabetsizdir.”
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
9
 SAVUNMA
İLE
ÇELİŞMEYEN
KISIMLAR
YÖNÜNDEN
İBRANAMENİN
GEÇERLİLİĞİ
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez.
İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı
ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra
iradesine değer verilmelidir.
Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir.
Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve
alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede
çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona
ermiş sayılabilir.
 İBRANAME SAVUNMASI, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla
yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
 MATBU İBRANAME (Geçerli Olmadığı- Delil Olarak Kabul Edilemeyeceği)
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 28.1.1993 tarihli 1992/6412 E. 1993/999 K. sayılı ilamında;
“İşverenin matbu olarak hazırlattığı ve önceden imzalattığı, daha sonra da boşluklarını doldurduğu
ibraname, mahkemece, talep edilen hakların ödendiğini gösteren delil olarak kabul edilemez.
Mahkemenin yapması gereken iş, işçinin taleplerini değerlendirerek fazla çalışma, genel tatil ve hafta
tatili ücretlerine karar vermektir.”
Denilerek, matbu olarak düzenlenerek önceden imzası alınmış olan ve bırakılan boşlukların
sonradan doldurulduğu anlaşılan ibraname geçerli değildir.
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
1
0
SONUÇ
6098
sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunu ile hukuksal düzenlenmeye kavuşan ibra,
uygulamada özellikle bireysel iş hukukunda iş akdinin sona ermesine ilişkin olarak yaygın
olarak kullanılmaktadır. Hukuki bir düzenlemenin olmayışı nedeni ile Yargıtay
kararlarından hareketle ibranameler incelenmekteydi. Yasa koyucu tarafından ibranameye
ilişkin temel hükümlerin yasal düzenlemeye kavuşması birçok uygulama sorunlarının
çözülebilmesini sağlamaktadır.
Sözü edilen yasal düzenleme sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına
kısıtlamalar öngörmektedir. Ancak; işverenin cezai şart ve eğitim gideri talep ettiği yine
işçinin vermiş olduğu zararın tazminine dair uygulamalarda ve hatta sebepsiz zenginleşme
hükümleri çerçevesinde işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda taraflar, herhangi bir
sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebileceklerdir.
Stj. Av. Serap İBİL
i
Burada yer alan bilgiler Elmadağ Hukuk Ofisi tarafından bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Bu
kapsamda verilen bilgi, yorum ve tavsiyeler hukuk danışmanlığı kapsamında değildir. Bu kaynakların
kullanılması nedeni ile ortaya çıkabilecek hatalardan Ofisimiz sorumlu değildir.
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
1
1
İBRANAME ÖRNEKLERİ
İBRANAME
İŞÇİNİN
Adı Soyadı
T.C. Kimlik No
SSK Sicil No
İşe Giriş Tarihi
İşten Çıkış Tarihi
İşten Ayrılış Şekli
:
:
:
:
:
: Terk
Evlilik
İŞVERENİN
Unvanı
:
İşyeri Sicil No :
Adres
:
[]
[]
Ayrılma [ ]
Emeklilik [ ]
Ödemeler
Hakedilmiş Ücret Alacağı
Fazla Mesai Ücreti
Bayram ve Genel Tatil Alacağı
Hafta Tatili Ücreti
Yıllık İzin Alacağı
Sosyal Haklar
İkramiye ve Prim Alacağı
İhbar Tazminatı
Kıdem Tazminatı
TOPLAM
Çıkarma [ ]
Vefat
[]
Askerlik [ ]
Diğer
[]
Brüt Kazanç
Net Ödeme
Başlangıç tarihi / /20 tarihi olan iş akdim / /20 tarihinde sona ermiştir. Çalışma süremin içinde
doğmuş olan tüm ücretlerimi, her türlü sosyal hakkım ile hafta ve genel tatil günlerine ait ücretlerimi,
ayrıca yapmış olduğum fazla mesai ücretlerim ile yıllık izin ücretlerimi ve ayrılış esnasında hak etmiş
olduğum ve yukarıda belirtilen istihkaklarım eksiksiz olarak ve tüm ferileriyle tarafıma ödenmiş
bulunmaktadır.
Kanun ve Hizmet akdinden doğan hiçbir şekil ve nam altında herhangi bir hak ve alacağımın
kalmadığını beyanla ….(Şirket ismi) ’ yi gayri kabili rücu olmak üzere geçmişe ve ileriye etkili
şekilde ibra ederim. İşbu ibranameyi herhangi bir baskı altında kalmaksızın iradem ile imzaladığımı,
ibranamede yer alan el yazısının ve imzanın şahsıma ait olduğunu kabul ve beyan ederim. / /20
Adı Soyadı
İBRA EDEN
:
İmzası
:
Tel No
:( )
Adres
:
İşten ayrılış tarihinden itibaren
6 ay içerisinde bulunacağı tebligat adresi:
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
1
2
İBRA SÖZLEŞMESİ
Bu protokol; ……………….. ile …………… unvanlı görevde çalışmakta olan ………. T.C
kimlik numaralı Sn. ……….’ nin arasında imzalanmış olup taraflar arasındaki mevcut iş
sözleşmesinin ../../…. tarihinde karşılıklı ve birbirine uygun serbest iradeleri sonucu anlaşma yolu ile
sona erdirmeleri sonucunda Sn…………’nin, ………………. şirketinin bünyesinde hak kazandığı
tüm tazminat ve alacaklarına ilişkin olarak düzenlenmiştir. Taraflar, İşveren Şirket nezdindeki tüm
alacakları hususunda herhangi bir maddi veya manevi baskı altında kalmaksızın aşağıdaki şartlarda
karşılıklı anlaşarak sulh olmuş ve gayri kabili rücu olarak birbirlerini ibra etmişlerdir.
1.
Sn. ……... ‘nin …… Şirketi bünyesinde bulunan …….. Unvanlı pozisyonda ../../….-../../….
tarihleri arasındaki çalışması nedeniyle doğmuş olan;
Kıdem Tazminatı
:
TL
İhbar Tazminatı
:
TL
Fazla mesai Ücreti
:
TL
Hafta tatili Ücreti
:
TL
Ulusal bayram ve resmi tatil alacağı :
TL
Yıllık izin alacağı
:
TL olmak üzere Sn…….’nin, işveren …….’den
mevcut toplam alacağı ………..-TL (…………………….türklirası) dir.
2.
Ödeme şekli ve tarihi şu şekildedir; İşveren tarafından Sn…….’nin …………………………..
IBAN nolu hesabına ………… TL ödenmiştir.
3.
İş bu ödemenin yapılması halinde şirket nezdinde doğan alacak kalemlerinin tamamı faizi de
dâhil olmak üzere ödenmiş olacak ve Sn…..’nin, işveren …………..’den tüm çalışma süresine ilişkin
herhangi bir hak ve alacağı kalmayacaktır. Sn….., fazlaya ilişkin haklarından gayri kabili rücu
şekilde feragat etmektedir.
4.
İş sözleşmesi anlaşma yoluyla sona eren Sn…….. , iş sözleşmesi nedeni ile herhangi bir
konuda Şirket aleyhine dava açmayacağını ve tüm konularda tam ve kamil bir şekilde kabil-i rücu
olmak üzere ibra ettiğini belirtir. Bu durumda tarafların birbirlerinden alacakları kalmamış olacaktır.
5.
İşbu ibra sözleşmesi bir sayfa ve 5 maddeden ibaret olup …/…/…. tarihinde Şirket ve Sn……...
arasında üç nüsha olarak imzalanmıştır.
İşçi
İşveren
Adı Soyadı
:
İmzası
:
Adres
:
Tel No
:
Yeşilköy, Dünya Ticaret Merkezi (IDTM) A-1 Blok No: 61
Bakırköy/İstanbul Tel: 0212.4658868 (pbx) Fax: 02124658869
Unvanı :
[email protected]
www.elmadaghukuk.com
Download

TÜRK BORÇLAR KANUNU DÜZENLEMESİ İLE İBRA