Serxwebûn
Kasım 1995
Sayfa 13
fiEH‹TLER‹M‹ZLE YEN‹ B‹R ZAFER YILINA G‹R‹YORUZ
Yılmaz UZUN
Erdal BENLER
“Eli kanlı katil sürüleri
yoldaşlarımızı vahşi bir şekilde parçalayarak katlederler.
Kesilmiş kulak, burun, kesilmiş kol
yetmez. Yılmaz hevalin
başını gövdesinden ayırarak
direnişlerini sona erdirmek
isterler. Yenilginin korkusudur
katillerin beynine egemen olan. Başaramazlar, yenemezler O'nu ve nice yoldaşları.”
“Munzurlar'a sessiz sedasız
girmezler. Çatışa çatışa,
Apocu savaş ruhuyla girerler. Çocukluğunun geçtiği Munzur dağları gerillalarıyla daha bir dik, daha bir güzel, daha bir
özgür görünür Koçer hevale. Dağlarda saklı olan intikam
çağrısı yankılanmaktadır artık. Namlular bu çağrıyı dört bir
yana salmaktadır.”
Selim İLKER
“Düşmanın bir hava saldırısı
sırasında yanında bulunan
yoldaşlarını kurtarmak için
kendisini öne atar ve
yoldaşlarını kurtararak
kendisi düşmanla çatışa
çatışa şahadete ulaşır.
O Botanlı'ydı, Botan'ın saf
ve temiz özüne sahipti.
Yurtseverliği kendisinde
bileyen bir devrimciydi.”
Mehmet ŞENOL
Reber
“Mehmet Şenol'a yeni bir görev daha
düştü. Gazete dağıtımını
örgütlemek. Amed'in o girişken, çoğuna göre Qırıx olan
çocuklarını gazete dağıtımcıları yapma, Mehmet hevalin
başarısıydı. Bir dağıtımcılar
ordusu oluşturdu. Satırlarla
kafaları yarılan, öldürülen
ama yılmayan bir ordu. Ve
komutanları da Şenol hevaldi.”
“Eylem haberi Reber hevalin
kulağına da gitmişti.
Bir haftadır görevde
bulunan ve üs alanımıza
yeni gelen Reber heval eylem olacağı
haberini alınca, bir
çocuk gibi sevindi.
Tüm yorgunluğunu unuttu. Durup
düşündü ve 'bu eyleme mutlaka ben
de katılmalıyım' dedi kendi kendine.”
SİVEREK'TEN CUDİ'YE UZANAN BİR DİRENİŞ
Y
ılmaz UZUN heval; cesaretin, fedakarlığın, direnişçi kişiliğin, tutsak düşürülmeyen
yürek ve bilinçteki isyanıdır.
Özgürlük düşüncesinin serpiştirildiği, direnişin boyverdiği
Kürdistan'da, sömürgeci-faşist TC
ve işbirlikçisi feodal-komprador kesim kaçınılmaz sonlarının yaklaştığını görüp, büyük bir telaş ve hırçınlıkla ulusal uyanışı yaşayan halkımıza ve öncüsü partimize saldırarak gelişimini engellemeye çalışır. Partimiz önderliğinde devrimci
direnişi esas alan halkımız, bin yılların ölü toprağını
üzerinden atıp,
silkinip ayağa kalkarak ihanet ve
işbirlikçiliğe duyduğu derin öfkesini Siverek mücadelesi ile dile getirmeye çalıştı.
Bu yıllarda taze bir fidan, coşkulu çarpan bir
yürek, isyan ateşiyle dopdolu bir
genç olan Yılmaz
heval, ulusal kurtuluş mücadelesi
içinde yerini alarak feodal-komprador çeteciliğe
karşı Siverek mücadele pratiğinde
bir nefer olarak
savaşıma katılır.
Kısa sürede askeri yetenekleriyle çetelerin korkulu rüyası, halkımızın sevip saydığı, yiğit bir nefer durumuna gelir. Büyük bir coşku ve
inançla aldığı görev ve sorumluluklarını yerine getirme çabası içerisindeyken düşmana esir düşerek,
kavgasını uzun yıllar zindanlarda
sürdürür. 1980 yılları yaman ve zor
yıllardır. İyi ile kötünün, doğru ile
yanlışın, korkak ile cesaretlinin, direnişçi olanla teslimiyetçi olanın
çıplak biçimde kendisini orta yere
koyduğu bu süreçte, Diyarbakır
zindanında tutsakların şahsında
teslim alınıp ihanet ettirilerek, bitirilmek istenen halkımızın bağımsızlık, özgürlük, inanç ve umududur.
Partimizin önder kadrolarından
Mazlum DOĞAN hevalin “Teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür”
şiarıyla çaktığı direniş kıvılcımı,
dörtlerin bedeninde yangına dönüşüp, 14 Temmuz Büyük Ölüm Oru-
tümünde yerini alarak parti ve halka olan inancını bileyerek, özgürlük umutlarını diri tutarak düşmanın her türden saldırılarına karşı yiğitçe direnir.
Mücadele ve kavga pratiğinde
pişerek çelikleşen Yılmaz heval,
genç olmasına karşın olgun bir kişiliği temsil eder. Arkadaşlar arasında alçakgönüllülüğü, cesareti
ve fedakarlığı ile tanınır. Yoldaşlarına karşı büyük sevgisi, O'nu parti
dışı anlayışlara karşı amansız savaşçı kılar. Zindan pratiğinin zorlu
süreçlerinde tasfiyeci ve bozguncu
sömürgeci özel savaş rejimine karşı değişik bir mevzide savaşma imkanı bulmuştur. Cesaret, birikim,
tecrübe ve fedakarlığıyla savaşçı
yapısı içinde sevilen, sayılan güçlü
bir komutandır Yılmaz heval.
Sömürgeci-faşist özel savaş rejiminin ülkemizdeki vahşet ve soykırım uygulamalarına karşı
ARGK'nin sömürgecileri kahreden
vuruş tarzını uygulayarak, düşman
yönelimlerini boşa çıkarma savaşını sürdürürken, 21 Temmuz 1994
günü Şırnak'ın Silopi ilçesi yakınlarında alan değiştirmek için araba-
cu ile Hayriler ve Kemallerle partimizin devrimci direniş çizgisi zindanda zafere ulaşıp, zindan duvarlarını aşarak dağlara taşırır ve direniş ruhu 15 Ağustos Atılımı ile
taçlanır.
Bu süreçlerin yaşayanı, tanığı
Yılmaz heval, direniş süreçlerinin
tiplere karşı, tavrını açık koyarak
parti çizgisini savunur.
12 yıllık zindan direniş pratiğinden sonra dışarı çıkar. Halkıyla ve
dağlarda savaşan yoldaşlarıyla buluşmanın sevinç ve coşkusunu yaşarken düşmana duyduğu yılların
birikmiş öfkesiyle dopdoludur. Artık
sına bindikleri şoförün kendilerine
kurduğu komplo sonucu düşman
pusuna girerek esir düşerler. Bir
anlık tedbirsizliğin yol açtığı hatayı
anlarlar, ama geç kalınmıştı bir kere. Geriye direnmekten, yaratılan
direniş mirasını korumaktan ve sömürgeci cellatların yüzüne tükür-
mekten başka bir şey kalmamıştır.
O çıplak yürekle nasıl direnileceğini, düşmanı nasıl yeneceğini
iyi bilen bir ARGK komutanıdır.
Gözbağına, koldaki kelepçeye,
ayak bileğine vurulmuş zincire ve
acımasız işkence metodlarına yabancı değildir. Son bir defa yoldaşlarına talimat verir: “Sömürgecilere
asla bizi yenme zevki tattırmayacağız.” Emir net ve kesindir. Beş
yiğit nefer, beş özge can, yürekleri
günlerdir kuşatma altına alınmak
istenen, ama kuşatılamayan
Cudi'dedir, Gabar'dadır,
Herekol'dedir.
Çıplak bedenlerde, isyan yüklü
yüreklerde bir kez
daha yaşanan direnişin zaferidir.
Sergiledikleri
büyük direniş karşısında düşman
uğradığı yenilginin
çılgınlığıyla, tutsak ettiği bedenlerde, tutsak düşüremediği yürekleri susturmak ister. Eli kanlı katil
sürüleri yoldaşlarımızı vahşi bir şekilde parçalayarak
katlederler. Kesilmiş kulak, burun,
kesilmiş kol yetmez. Yılmaz hevalin başını gövdesinden ayırarak
direnişlerini sona
erdirmek isterler. Yenilginin korkusudur katillerin beynine egemen
olan. Başaramazlar yenemezler,
O'nu ve nice yoldaşları. Yılmaz
UZUN ve savaşçı yoldaşlarının direnişi ve şahadeti önünde saygı ile
eğiliyoruz.
Mücadele arkadaşları
Download

167_ Kasim 95 (Page 1)