qwertyuiowww.aofdersozetleri.compgüasdf
ghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfg
hjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfgh
jklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghj
HADİS
klsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjk
6-10. ÜNİTE ÖZETİ
lsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjkls
izxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsi
www.aofdersozetleri.com
zxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsiz
xcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizx
cvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxc
vbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcv
bnmöçqwwww.aofdersozetleri.comertyuiop
güasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopg
üasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgü
asdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüs
dfghjklsi Lütfen destek için reklamları tıklayınız.
zxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsiz
xcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizx
cvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxc
vbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcv
[Tarihi seçin]
ÜNİTE-6
SOSYAL VE KÜLTÜREL
HAYATTA HADİS
Hadis kitaplarında, rivâyetlerin iki tür sisteme göre (ale‟r-ricâl, ale‟lebvâb) kayda geçtiğini biliyoruz.
Bunlardan ikinci grubu oluşturanlar, yani konularına göre tasnif
edilen Musannef, Câmî ve
Sünenler; “günlük hayatın pratik ihtiyaçları dikkate alınarak
oluşturulmuş, İslâmî yaşantının Kitab ve Sünnet çizgisinde
yürüyebilmesini temin için gerekli olan bilgi ve belgeleri ihtiva
eden sosyal içerikli bilimsel kaynaklar”dır.
- Hz. Peygamber‟in mirasına hizmet eden Kütüb-i Sitte
musanniflerinin hepsi de Horasan bölgesinden; Ebû Dâvud el-Ezdî
hariç, hepsi de Oğuz-Türkmen soyundan geliyorlardı.
ÜNİTE-7 TOPLUMSAL AHLAKIN
İNŞASINDA SÜNNETİN YERİ
MeĢhur ahlâk felsefecisi Râgıb el-İsfahânî‟ye göre kişinin yerleşik
temel karakteri anlamında ahlâkî yapısı değişmemekle beraber,
bu yapının sonucu olarak ortaya çıkan fiil ve davranışları eğitimle
değişebilir.
Şâh Veliyyullah Dihlevî‟nin ifadesiyle, Peygamberlerin ortak
vazifesi, nefsin/ruhun eğitimi ve toplumun yönetimidir.
ÜNİTE-8 GÜNÜMÜZDE
HADİSLER FARKLI YAKLAŞIMLAR
ġARKĠYATÇILARIN HADĠSE YAKLAġIMI
Batı‟nın özellikle coğrafî keşifler neticesinde artan, Doğu‟ya
yönelik ilgisi öncelikle İngiliz İmparatorluğu‟nda olmak üzere
devlet destekli Arapça kürsülerinin açılmasını ve Doğu
kaynaklarının tercüme, neşir gibi yollarla Batı‟ya tanıtılmasını
sağlamıştır.
Batılı yöneticiler ve müsteşriklerin temel ilgisi kelâm veya
siyer ile ilgili rivâyetlerden ziyade, İslâm hukukunun kaynağı
olan fıkhî rivâyetlere yönelik olmuştur.
- Batı‟da hadis çalışmalarının kurucusu kabul edilebilecek
müsteşrik, Macar asıllı
Ignaz Goldziher‟dir (ö. 1921). Goldziher, kendinden sonra gelecek
müsteĢrikleri derinden etkileyecek
çalışması Muhammedanische Studien‟de Hz. Peygamber‟in
sünnetinin bağlayıcılığının zaman içerisinde arttığı şeklindeki
kanaatini dile getirmekle birlikte, daha ziyade hadis
kaynaklarının sıhhati meselesi üzerinde durmuştur.
Goldziher, tüm rivâyetleri belirli bir bağlamın ürünü kabul etmiş
ve hadisleri incelerken “Bu hadis sahîh mi?” sorusunu sormak
yerine “Bu hadis hangi grup tarafından uydurulmuştur?” sorusunu
tercih etmiştir.
Sahabelerinde hadis uydurabileceğini söyler. Goldziher, sahâbe
neslinde hadisleri yazan kiĢilerin varlığını kabul etse de bu sahîfelerin
muhâfaza edilmediği kanaatindedir.
DİKKAT: Goldziher, hadislerin Hz. Peygamber‟e ait sözler olmaktan
ziyade ilerleyen zamanlardaki siyasî, içtimaî, fikrî ihtilâfların Hz.
Muhammed‟in ağzından sözlerle destek bulma arayıĢının ürünü olduğunu
savunmuĢtur.
Goldziher Hz. Peygamber‟e nispet edilen hiçbir sahîh sözün
olmadığına inanmaktadır.
-Siyer sahasında çalışmaları ile tanınan Josef Horovitz,
Goldziher‟den farklı olarak isnâdları ilk kez inceleme konusu
edinmiş ve isnâdın hicrî 93 yılında vefat eden „Urve b. ezZübeyr‟den önce kullanılmaya başlandığını kabul etmiştir.
-Goldziher‟in teorisini sistemli bir şekilde İslâm hukukuna
uygulayan ve bu nedenle Batı‟da İslâm hukuku çalışmalarının
kurucusu kabul edilen Joseph Schacht‟tır. Kendi eserlerinin
Goldizher‟in çalışmalarının bir devamı olarak kabul edilmesi
dileğini en önemli eseri The Origins of Muhammadan
Jurisprudence‟in önsözünde dile getirir.
- Schacht‟ın kendisine en yakın yerde durmakla tavsif ettiği selefi David
Samuel Margoliouth; Hz.
Peygamber‟in sünnetini onun yerine ikâme etme konusunda ilk
kez çaba sarf eden İmâm Şafi„î olmuştur der.
- Ġmâm ġafi‟nin Hz. Peygamber‟in sünnetini tespit için toplumun ameli
veya mürsel rivâyetlerden ziyade muttasıl hadislere baĢvurulması
gerektiği Ģeklinde görüĢü amel-sünnet ve hadis kavramları arasındaki
iliĢkiyi göremeyen araĢtırmacılar tarafından toplumun sünneti yerine
Hz. Peygamber‟in sünnetini ikame etme çabası Ģeklinde algılanmıĢ,
neticede Nebevî sünnet kavramının geç tarihli olduğu yani sonradan
ortaya çıktığı kabul edilmiĢtir.
-Schacht sonrası dönemdeki müsteĢrikler arasında G. H. A. Juynbol,
onun ortaya attığı müĢterek râvi teorisini geliĢtirerek birçok hadise
uygulamıĢ, dolayısıyla hadislerin ne zaman uydurulduğu sorusuna cevap
ararken o da selefi gibi isnâdlardan yararlanmıĢtır. Juynboll‟e göre
isnâdlar ancak hicrî 75 yılından sonra kullanılmaya baĢlandığı için
isnadların müĢterek râvilerden önceki kısmı, diğer bir deyiĢle müĢterek
râvi ile Hz. Peygamber arasındaki kısmı sahtedir.
ġARKĠYATÇI DÜġÜNCENĠN ĠSLÂM DÜNYASINA TESĠRĠ
İslâm toplumunda çağdaşlaşma yolundaki ilk teşebbüsler,
İngilizlerin kolonyalist işgalinin
etkisiyle Hint alt kıtasında görülür. Hint alt kıtasındaki çağdaĢlaĢma
hareketlerinin öncüleri arasında Seyyid Ahmed Han, Çerağ Ali ve Emir
Ali‟yi saymak mümkündür. Sistemleşme dönemi
çağdaşçılığına ise Fazlurrahman, Gulam Ahmed Perviz, Mahmud
M. Tâhâ, Muhammed Arkoun gibi kimseler örnek olarak
gösterilebilir.
ÇAĞDAġÇI DÜġÜNCE VE HADĠS
Öncülüğünü Seyyid Ahmed Han yapmıştır. Ahmed Han sistemli bir
tenkit geliĢtirmiĢ değildir. Bir hadisin sıhhatinin kesinliği için Kur‟ân‟a
arz edilmesi gerektiğini savunan Ahmed Han cihad, melek, Ģeytan,
mûcize, ribâ, hadler gibi geleneksel düĢüncede benimsenmiĢ hususları
kabul etmemiĢtir.
- Şarkiyatçı düşünceyle İslâm dünyasındaki en yoğun etkileşim,
eğitim amacıyla Batı‟ya gönderilen
öğrenciler vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Türkiye‟de hadise yönelik
sistemli tenkitlerin harekete geçirici figürü olan Fazlurrahman gerek Hint
alt kıtasında gerekse Türkiye‟de çağdaĢçı yaklaĢımın öncülüğünü
yapmıĢlardır.
ÜNİTE-9
TENKİDİ
HADİSTE İSNAD VE METİN
- Hadis, sened ve metin‟den oluĢur. Sened(dayandırmak, nispet etmek),
râviler silsilesinin adıdır. Metin ise senedin sonunda râvilerin naklettikleri
sözlü kısımdır. Hadisi hocadan belli metotlarla alıp öğrenmeye
tahammül, belli rivâyet lafızlarıyla nakletmeye de edâ denilmektedir.
Hadis denince öncelikle Hz. Peygamber‟e ait söz, fiil ve takrirlerin
(onaylar) oluĢturduğu metin kısmı anlaĢılır. Buna merfu hadis denir.
- Hadis tenkidi, hadisin iki temel unsuru üzerinde cereyan eder.
Bunlardan birincisi sened, ikincisi metindir. Hadisin metin kısmını
nakleden râviler ve sened üzerindeki inceleme sened tenkidi, metnin
muhtevası ve diğer kaynak ve rivâyetlerle karĢılaĢtırılması ise metin
tenkidi olarak adlandırılır.
SENED TENKİDİ: İsnad sistemi hicri I. asrın ortalarından
itibaren sadece hadiste değil, diğer İslâmi ilimlerde bile
kullanılmıştır.
Ünlü muhaddis Şu‟be “içinde haddesena/ahberana geçmeyen
hadis zerzavattır” demiştir. Abdullah b. Mübarek “İsnad
dindendir. İsnad olmasaydı, dileyen dilediğini söylerdi” der.
Sened Tenkidinin Unsurları: Hadis âlimleri bir hadisin senedini
incelerken, özellikle; (a) senedin muttasıl(kesintisiz) olmasını, (b)
sened zincirindeki râvilerin sika(güvenilir) olmasını, (c) sened
zincirindeki râvilerin hadisi muteber bir yolla almalarını göz önünde
bulundurmuĢlardır.
Zapt ise râvinin yeterli zihinsel donanıma sahip olması, teknik ifadesiyle
öğrendiği hadisi nakledinceye kadar değiĢtirmeden muhâfaza
edebilmesidir.
Râviler beş tanesi adalet, beş tanesi de zaptla ilgili olmak
üzere toplam on ayrı noktadan (metâin-i aşere) incelemeye
tabi tutulup tenkid edilir. Adalet ve zapt sıfatlarından birini
taşımayan râvinin rivâyeti makbul sayılmaz.
Bir râvinin sika olup olmadığına karar vermek için yapılan
inceleme ve çalışmalara hadis ilminde cerh ve ta„dil adı verilir.
Hadis âlimleri hadisin Ģaz ve illetli olmamasını da Ģart koĢarlar. Şaz,
hadisin sened veya metin açısından diğer rivâyetlere aykırılık
taĢımasıdır. İllet ise hadisin sened veya metninde bulunan ve ancak
hadis ilminde uzman olanların görebileceği gizli bir kusurdur.
Bir hadisin sahih olduğuna hükmetme iĢlemine „tashih‟, zayıf olduğuna
hükmetmeye de „tad„îf‟ denmektedir.
Sened tenkidi çoğu zaman sonuç verdiğinden hadisçiler sened
tenkidini geçememiş bir hadisin metin açısından incelenmesine
gerek duymazlar. Bu sebeple senedi incelemeden doğrudan
metin tenkidi yapılmasını abesle iştigal olarak görürler.
- Buna göre “Sahih hadis, sika bir râvinin kendisi gibi sika
olan râviden almak suretiyle senedin başından sonuna kadar
muttasıl bir şekilde şaz ve illetli olmaksızın naklettiği
hadistir”
DİKKAT: Buhârî yukarıdaki şartlara ilave olarak kitabına aldığı
hadislerin râvilerinin birbirleriyle görüşmüş olmalarını şart(lika)
koşmaktadır. Görüşmüş olduğunun tespitine de sübutu‟l-lika
denmektedir. Müslim ise râvilerin birbirleriyle görüşmüş olma
imkânını(muasır) yeterli görmüştür. Buna da muaseret denmiştir.
Buhârî‟nin şartı daha sıkı olduğu için bu durum onun kitabını
diğerlerinden ayıran önemli özelliklerden biri olmuştur.
DİKKAT: “ /den-dan” lafzının sema‟a yani iĢiterek hadis almaya
delaleti açık olmadığı için tartıĢılmıĢtır.
Sened Tenkidinin Sonuçları: Bütün Ģartları taĢıdığı halde râvilerinden
birinde hafif bir zapt kusuru bulunan hadis hasen olarak isimlendirilir ve
bu grupta yer alan hadisler makbul sayılır.
Senedinde inkıta(kopukluk) bulunan
hadisler ise zayıf kabul edilir. Ġnkıta eğer
sahâbe/tâbiûn tabakasında ise hadis
mürsel;
Senedden peĢpeĢe olmaksızın iki veya daha fazla râvi düĢerse munkatı;
peĢpeĢe iki râvi düĢerse mu„dal denir.
METİN TENKİDİ: Metin tenkidi bir kavram olarak esasen batı
menşeli bir tabirdir.
Ġslam dünyasında son dönemlerde hadiste metin tenkidi dendiğinde
kastedilen ise daha ziyade hadislerin Kur‟ân‟la, sünnetle, tarihi ve tecrübî
bilgilerle, akılla mukayese edilerek tenkide tabi tutulması olmuĢtur.
Hadis metninin tenkidinin de sahâbe döneminden itibaren başladığı
söylenebilir.
Metin Tenkidinin Unsurları: Metin tenkidi temelde bir karşılaştırma
yöntemidir. Aynı anlamda olmak üzere arz, muaraza ve mukayese
tabirleri de kullanılmaktadır. Kısaca sened açısından sahih görünen bir hadisin
metninin doğruluğunu kontrol etmek için doğruluğundan emin olduğumuz
diğer delil ve bilgilerle
karĢılaĢtırılmasına metin tenkidi demekteyiz. Bu çerçevede bir hadis;
(a) muhteva (b) dil ve üslup itibariyle başlıca iki yönden metin
tenkidine tabi tutulur.
Muhteva açısından yapılan tenkidde hadisin muhtevası ve içerdiği bilgi
ve hükümler Kur‟ân-ı Kerîm, Sünnet, akl-ı selîm, tecrübe, tarihî ve
ictimaî bilgilerle karĢılaĢtırılarak değerlendirilir.
Hadis metninin muhteva açısından karşılaştırılıp
değerlendirildiği alanlar:
Sünnet: Hadisçiler rivâyetler arasındaki bu tür farklılıkları, sened veya
metinde görülen aykırılıkları (Ģuzûz) tespit edebilmek için aynı hadisin
bütün tarîklerini toplama(turuk) yoluna gitmiĢlerdir. Bu konuda bir
hadisin sahih bulduğu bütün tarîklerini aynı yerde vermeye özen
gösteren Müslim‟in el-Camiu‟s-sahih‟i
hadis kitapları arasında özel bir yere sahiptir. Kur‟ân, Akl-ı Selîm,
İlmî ve Tecrübî Veriler,
Tarihî ve İçtimaî Bilgiler, Dil ve Üslup
ÜNİTE-10 HADİS
BULMA YÖNTEMLERİ
HADİSİ BULMADA
YARARLANILAN
KİTAPLAR
Tarihteki klâsik usûl daha çok bir hadisin baş tarafını zikretmektir.
* İlk Kelimesinden Hareketle Hadisleri Bulma:
>
Suyûtî ve el-Câmi„u‟s-sağîr: Suyûtî bütün hadis kaynaklarını bir
araya toplama gayesiyle telif etmeye baĢladığı Cem„ü‟l-Cevâmî adındaki
kitabı özetleyerek el-Câmi„u‟s-sağîr‟ini oluşturdu. Bu eserin tam adı
ise el-Cami„u‟s-sağîr min hadîsi‟l-beşîr‟in-nezîr‟dir. Bu kitabında
genel olarak kavlî hadisleri, yani Efendimizin sözlerini ilk bir ya da
iki kelimesini zikrederek sıralamıştır. Fiili hadisler de yer
almaktadır. Hz. Peygamber‟in yasakladıkları için de "Bâbü‟lmenâhî" adında bir bölüm açılmıştır.
Buradaki bütün hadisler de ilk kelimelerine göre sıralanmıĢtır.
Eserinde, esas aldığı kitaplar için genel olarak rumuzlar
kullanmaktadır.
Müellif
bu
rumuzlardan
hangi
kitabın
kastedildiğini eserinin başında zikretmiştir.
Eserinde sadece ‫ حص‬sahîh; ‫ ح‬hasen; ‫ ض‬zayıf hadisler vardır.
Mevzû/uydurma hadisleri almamıştır.
Uydurma hadisleri el- Leâliü‟l-masnûâ adlı eserinde zikretmiştir.
>
Aclûnî ve Keşfü‟l-hafâ: Ġsmâil b. Muhammed el-Aclûnî‟nin
eserinin tam ismi Keşfü‟lhafâ ve müzîlü‟l-ilbâs amma‟ş-tehara
mine‟l-ehadîs alâ elsineti‟n-nas‟dır. Kitapta, insanların yaygın bir
şekilde
hadis
diye
söylediklerinin
gerçekte
ne
olduğu
araştırılmıştır. Dolayısıyla bu kitap, hadis olup olmadığında
tereddüt edilen bir söz duyulduğunda ilk bakılması gereken
eserlerden birisidir.
Bu kitaptan hadis veya bir söz araştırılırken rivâyetin ilk
kelimesinin bilinmesi gerekmektedir.
Aclûnî bu eserini oluĢtururken Sehâvî‟nin aynı amaçla yazılmış olan
Mekâsidü‟l-hasene adlı eserini esas
almıştır. Dolayısıyla "kâle fi‟l-asl" dediğinde söz konusu kitabı
kasteder.
Keşfü‟l-hafâ konusunda bilinmesi gereken en önemli özellik, bir
hadisin bu kitapta zikredilmiş olması onun sahih, zayıf ya da
mevzû olduğunu göstermemesidir. Müellif, birçok yerde rivâyetin
hadis olmamasına rağmen manasının sahih olduğunu söylemiĢ ya da
sözün anlamının Ġslâm‟ın ruhuna aykırı olmadığına iĢaret etmiĢtir.
Aclûnî, eserinin hatime kısmında meşhur sahabe ve âlimlerin
vasiyetleri, kabirleri vs. hakkında bilgiler vermekte ve bunlar
arasında uydurma olanlarını zikretmektedir. Ayrıca müellif
kitabın sonunda fihrist oluşturarak eserde naklettiği hadisleri
konularına göre ayırmış ve baş taraflarını zikretmiştir.
Keşfü‟l-hafâ‟da 3281 rivâyet bulunmaktadır.
* Herhangi Bir Kelimesinden Hareketle Hadis Bulma:
Concordance el-Mu„cemü‟l-müfehres li elfâzi‟l-hadîs adıyla da
bilinen bu eser 1916 yılında telif edilmeye başlanmış bütünüyle
tamamlanması elli yıldan fazla sürmüştür. Ġslâm dünyasından
Muhammed Fuad Abdülbâki‟nin yanı sıra birçok batılı ilim adamı
tarafından oluĢturulan bu eser Kütüb-i Tis„a‟da yani Buhârî ve Müslim‟in
Sahîh‟leri, Tirmizî‟nin Câmi‟i, Ebû Dâvûd, Nesâi ve Ġbn Mâce‟nin
Sünen‟leri, Mâlik‟in Muvatta‟ı, Dârimî‟nin Sünen‟i ve Ahmed b. Hanbel‟in
Müsned‟inde geçen hadisleri içermektedir.
- Konkordans‟ta geçen hadis kitapları rumuzlarla gösterilmiştir.
Burada kullanılan hadis kaynaklarının rumuzları ve esas alınan
kitapların baskıları şu şekildedir:
‫ خ‬Buhârî (Sahîh): Türkiye‟de en çok kullanılan Çağrı Yayınları tarafından
yayımlanmıĢtır. ( ‫خ‬, Fiten, 11)
Kitap adı ve bab numarası…
‫ م‬Müslim (Sahîh): Bu eserde kitap adı ve doğrudan hadis numarası
verilmektedir. Eğer Müslim‟in Sahîh‟indeki yer alan bir isnadın
ardından metin zikredilmemiĢse o rivâyete numara verilmemiĢtir.
Böyle bir rivâyet Konkordans‟ta da bulunmaz. (‫م‬, Îmân, 316)
‫ ت‬Tirmizî (Câmi„): Kullanımı da Buhârî‟nin Sahîh‟i gibidir. Zikredilen
rumuzlar eserin kitap ve bab numarasına iĢaret eder. ( ‫ت‬, Salât, 12)
rumuzu, Tirmizî, Kitabü‟s-salât, 12. bâba tekabul etmektedir.
Ebû Dâvûd (Sünen): Ebû Dâvûd‟un Sünen‟inde de hadisler, kitap adı
ve bâb numarası Ģeklinde zikredilirler. ( , Lukata, 2) rumuzu, Ebû
Dâvûd, Kitabü‟l- Lukata, 2. bâba tekabül etmektedir.
Nesâî
Bu
kitap adı ve bab olarak atıfta bulunmaktadır.
‫( ن‬Sünen): esere numarası
Büyü‟, 14)
‫ ه‬Ġbn Mâce
‫( ج‬Sünen):
Konkordans‟ta bu kitap ve bab
esere de
numarası
( ‫ن‬,
olarak iĢaret edilir. ( ‫هج‬
, Zühd, 12)
‫ ط‬Mâlik b. Enes (Muvatta): Malik b. Enes‟in Muvatta‟ında bilinmesi
gereken önemli bir husus, söz konusu kitabın Yahyâ el- Leysî
rivâyetinin esas alınmış olduğudur. Konkordans‟ta Mâlik‟in
Muvatta‟ına kitap adı ve
hadis numarası olarak atıf yapılır. ( ‫ط‬, Zekât, 26)
‫ ي‬Dârimî (Sünen): Konkordans‟ta kitap ve bab numarası Ģeklinde atıf
yapılmaktadır. (‫ ي‬, Hac, 10)
‫ مح‬Ahmed b. Hanbel (Müsned): Konkordans‟ın birinci cildinin yaklaĢık
olarak ilk yirmi sayfasında Ahmed b. Hanbel‟in Müsned‟ine ‫ ل ح‬rumuzuyla
iĢaret edilmiĢtir. Temel hadis kaynakları içerisinde en çok hadis
barındıran bu eserdir. Konkordans‟ta bu esere cilt ve sayfa olarak
atıfta bulunur. ( ‫ مح‬, III, 14)
Konkordans‟ta bir hadis aranırken mümkün olduğu kadar nadir kelime
ya da fiillerin tercih edilmesi gerekir. ( ‫ ) ق ال‬çok sık kullanılan fiillerden
ya da ( ‫ن إ‬, ‫ك ن ا‬, ‫ ) ن أ‬gibi harflerden hareketle bir hadisin
Konkordans‟tan bulunması imkânsızdır.
Konkordans‟ta bir kelimeden hareketle hadis bulunduğunda,
söz konusu hadisin Kütüb-i tis„a‟daki bütün rivâyetlerinin
bulunduğu düşünülmemelidir.
Konkordans‟tan bulunan bir hadisin esas kaynağına ulaĢıp, gerekli
kontrolleri yapmaksızın doğrudan kaynak vermek de ilmî usullere
uygun olmadığı gibi hata ve ihtimallerinden dolayı da sakıncalıdır.
Sanal Ortamda Hadis Bulma
el-Mektebetü‟ş-Şâmile: Birçok sürümü çıkartılan bu program binlerle
ifade edilen kitaba sahiptir. Örneğin el-Mektebetü‟Ģ-Ģâmîle‟nin ikinci
sürümünde 5517 kitabın olduğu belirtilmekte; daha sonraki bir sürümde
ise bu sayı 10183 olarak açıklanmaktadır.
ġâmile‟nin açılıĢ sayfasında arama iĢeretinin bulunduğu ( ‫) ب ث ح‬
butonuna basıldığında arama seçeneklerinin bulunduğu kısımla
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 8
karĢılaĢılır. Kullanıcı bu kısımda kendi isteğine göre araĢtırmak istediği
hadisin sınırlarını belirleyecektir. ġayet araĢtırmacı metinlerde
araĢtırma yapmak istiyorsa ilk kısmın ( ‫ ) ال ن صوص‬seçili olması
gerekir.
ġâmile programında ikinci seçeceğimiz kısım, hadisin hangi kitap
veya kitaplarda aranacağı hususudur. ġâmile programında
kitapların künyesine ulaĢmak da mümkündür.
Şâmile programında yer alan metinlerde bazen kelime düşüklüğü
ya da ziyâdesi, hareke hataları ve benzeri yanlışlıkların varlığı da
dikkat çekmektedir. Eksik olduğu diğer bir husus, esas alınan
kitapların orijinalinde yer alan birçok tahkik ve tahric bilgisine
yer verilmemesidir.
Öte yandan programda bazen bir kitabın birkaç neĢrinin yer aldığı da göz
önünde tutulmalıdır.
ġâmile programı hadis bulma yanında güzel fonksiyonlara da sahiptir.
Örneğin hadiste geçen bir râvinin kimliği, hocaları, öğrencileri, cerh ve
ta„dil durumları topluca üst orta kısımda yer alan ( ‫ ) ت ةمجر‬butonu
yardımıyla öğrenilebilir.
ġâmile programına internetten indirilen yeni kitapların eklenebildiği de
belirtilmelidir.
Konkordans‟ta olduğu gibi Şâmile‟de de hadisi bir kere
aramakla rivâyetin tamamına ulaşıldığı düşünülmemelidir.
Cevâmi„u‟l-kelim Programı:
Bu programda hadis aramak için öncelikle ekranın sağ tarafında bulunan
(‫ ب ث ح‬/arama) butonuna basılmalıdır. UlaĢtığımız hadis hakkında daha
fazla bilgi edinmek için sayfanın altındaki ( ‫ ) ضر‬butonuna basılması
gerekir. Aynı yerde hadisin bâblarına (‫ )ت ي وب ب‬butonuyla ulaĢılabildiği
gibi ( ‫ ) ال م ردص ق ةءار‬seçeneğiyle hadisin bulunduğu kaynak doğrudan
okunabilmektedir.
Bir altındaki ( ‫ ) ال ك ب ات ب ق اط ة ضر ع‬butonu vasıtasıyla da kitabın
baskısı, muhakkiki ve diğer konularda bilgi edinilebilir.Ayrıca ( ‫أ ن اس دي‬
) butonuna basmak suretiyle hadisin diğer isnadlarını rakam ve Ģema
ile görmek mümkündür.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 9
Download

ghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfg