qwertyuiowww.aofdersozetleri.compgüasdf
ghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfg
hjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfgh
jklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghj
HADİS
klsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjk
1-5. ÜNİTE ÖZETİ
lsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjkls
izxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsi
www.aofdersozetleri.com
zxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsiz
xcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizx
cvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxc
vbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcv
bnmöçqwwww.aofdersozetleri.comertyuiop
güasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopg
üasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgü
asdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüs
dfghjklsi Lütfen destek için reklamları tıklayınız.
zxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsiz
xcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizx
cvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxc
vbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcv
[Tarihi seçin]
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 1
ÜNĠTE-1 KURAN SÜNNET BÜTÜNLÜĞÜ
Kur‟ân ve Sünnet‟i anlamanın ve aralarındaki ilişkiyi en doğru şekilde
kurmanın yolu tefsir, hadis ve fıkıh bilginlerinin ortaya koyduğu
usûller ve esaslara göre hareket etmekten geçer.
Kur‟ân dıĢında da Hz. Peygamber‟e vahiy gelmesine gayri
metlüv vahiy/namazda okunmayan vahiy denir.
Kuran Sünnet bütünlüğünün alanları:
Tebliğ, Beyan, Mananın sınırlandırılması, Te‟kit(pekiĢtirme),
Tasvif(vasıflandırma)
Hadis Okuma Âdâbı: Hâlis bir niyete sâhip olmalı, hadis tahsilinden
önce Kur‟ân‟ı ezberlemelidir. Hadisin şanına yakışır bir biçimde,
abdestli olarak hadisleri okumalı, tartışma veya mevcut hâlini
meşrulaştırma düşüncesiyle değil, öğrenip uygulamak maksadıyla,
hadislerle yapıcı ve müspet bir ilişki kurmalıdır. Hadisle meşguliyeti
rızık kapısı gibi görmemeli, kendisinin ve ailesinin rızkını temin için ayrı
bir meslek edinmelidir. Hadislerin gereği ile amel etmek öncelikle hadis
ehlinin işidir.
Öte yandan hadis mütalâa eden kişi, hadislerle meşgulken (ister
serd/okuyup geçme, ister hall ve‟l-bahs/gerekli noktaları
açıklama, isterse im„ân/uzun uzun açıklama usûlüyle okusun)
işaret edilen bu manevî ve şeklî ölçüler yanında hadisi okurken tavsiye
edilen hususları da gözetmelidir.
Hoca, dersinin baĢında okunacak hadisin bulunduğu „Kitâb‟ ve
„Bâb‟ hakkında kısa bilgi vermelidir.
Hadislerin tercümesi sırasında
) ve
) lâfızlarından sonra
tahdîs (
ihbâr (
parantez içinde
yazdığımız bu kelimelerin hadisi okurken de Arapça olarak söylenmesi
gerekir.
Te‟kit
, ,
) lâfızları,
(
‫هللا‬
„çağırdı/
,
Bir hadisi doğru anlamak için mutlaka bütün tarîklerini görmek
ve son hükmü öyle vermek gerekir. Bu bağlamda şuna da işaret
edilmelidir ki, hadisin farklı tarîklerini bir araya getirmeden bir hadisi
doğru anlamanın mümkün olmayacağını ileri sürerek, bu farklı tarîkleri
birleĢtirip yeni bir metin oluĢturmaya (metin inĢâsı) da
kalkıĢılmamalıdır. Zira bu, yeni hadisler uydurma anlamına
gelecek bir teĢebbüs olur.
100 ü aşkın surede sünnet ve Hz. Peygamberin
öneminden bahsedilmiştir. Kur an dışında
peygamberimize vahiy geldiğine dalalet eden 20 ayet
vardır. Sünnet için vahy-i gayri metluv, hadis, merfu,
eser kullanılabilir.
Sünnetin intikal ettirilme yolları: Beyan -takyit tebliğ -tahsis Takyit: Anlamın ifade ettiği pek çok
manadan biriyle sınırlandırması
Tahsis: Bazı ayetlerdeki genel ifadelerin ayet veya
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 2
hadisle anlamının daralması Tavsif: Kuranda zikredilen
bir hususun bazı özelliklerini belirtmek
Beyan türleri: ameli-takriri-lügavi-temsili
ÜNĠTE-2
SÜNNETĠN DĠNDEKĠ YERĠ
Kur‟ân-ı Kerîm‟de Hz. Peygamber‟e ve onun sünnetine uyulması
gerektiğine dair birçok âyet bulunmaktadır. Bu âyetler genel olarak;
- Allah Resûlü‟nün Kur‟ân‟ı açıkladığını belirten âyetler, (nahl 44 /
bakara 151 / ahzap 34)
- Hz. Peygamber‟e itaat etmenin zorunlu olduğunu söyleyen âyetler,
(nur 54 / nisa 80)
- Hz. Peygamber‟i örnek almayı emreden âyetler, (ahzap 21)
(d). Allah‟ın Resûlü‟ne helâl ve haram kılma yetkisi verdiğini belirten âyetler
(araf 157)
şeklinde dört grupta incelenibilir.
Helal /haram kılma yetkisini kabul etmeyenlerle savaşın denilen ayet:
Tevbe 29
Ulu'l emre itaat ayeti: Nisa 59
Nineye miras olayını Hz. Ebubekir Muğire b. Şubeden
öğrenmiştir. Resullahın mecusilerden cizye aldığını
söyleyen Abdurrahman b. Afv‟tır.
Irbâd b. Sâriye Tebük Gazvesi‟ne katılamayacak kadar
fakirdir ve bu yüzden gözyaĢı dökmüĢtür. Ġslâm tarihinde
bu kimselere "Bekkâûn/ağlayanlar" denir.
ÜNĠTE-3
HADĠS KAYNAKLARINDA
SÜNNET TASAVVURU
Sözlükte, takip edilen yol ve davranıĢ tarzı anlamına gelen
sünnet; hadis âlimlerinin ıstılahında, risâlet öncesi dönem de dâhil
olmak üzere Hz. Peygamber‟in söz, fiil ve davranışları ile yaratılış ve
ahlâkî özelliklerini ifade eder.
Sünnete iliĢkin tüm tanımların ortak noktası, sünnetin mutlak
olarak, diğer bir deyiĢle herhangi bir sınırlamaya (takyîde)
gitmeksizin kullanıldığında Hz. Peygamber‟in söz, fiil ve takrirleri
yerine kullanılması ve takip edilen bir yol, usul vasfını
taĢımasıdır.
Muksirûn yani binden fazla hadis rivâyet eden yedi sahâbe: Ebû
Hüreyre, Abdullâh b. Ömer, Enes b. Mâlik, Hz. Âişe, Abdullah b. Abbâs, Câbir b.
Abdillâh, Ebû Sa„îd el-Hudrî
Nifak ve cemaati terk arasındaki ilişki konusunda, Ebû Dâvûd Ģerhi
„Avnu‟l-ma„bud‟da; cemaati terkin münafıklığa değil,
münafıklığın cemaati terke sebep olduğuna dikkat çekilmektedir
Hadis tanımında en geniĢ manayı hadis usulcüleri yaparken,
fıkıhçılar rivayetin hükme medâr olması yönüyle, kelâmcılar
sünnetin zıddı olan bid„ata vurgu yaparak hadisi
tanımlamıĢlardır. Ehl-i hadise göre en geniĢ anlamıyla sahâbe ve
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 3
tâbiîn görüĢleri de sünnet tanımına dâhil edilirken, fıkıhçılar
tanımı bu kadar geniĢletmemiĢlerdir.
Yemenden gelen gruba sünneti ve İslamı öğretmesi için Ebu
Ubeyde b. Cerrah gönderilmiştir. Sağdan dağıtma sünetini
Enes b. Malik telakki etmiştir.
(lekefertum) lafzı; Hattabi mealimussünen adlı şerhinde söz konusu
ibareyi sünnetin parça parça terkinin
nihayet insanı küfre götüreceği şeklinde ifade edilmiştir.
Sindi ise, cematten ayrılmama konusunda şiddetli bir ikaz ve sakındırma
şeklinde anlaşılması gerektiğini
söylemi
Ayni : sünnetin kasten terkinde kafir
ştir.
olunacağını savunmuştur.
ÜNĠTE – 4 HADĠSLERĠN ANLAġILMASI VE
YORUMLANMASI
Rivâyetü‟l-hadis, isnad zincirleri tetkik edilerek hadislerin Hz.
Peygamber‟e ulaĢması ele alınır. Dirâyetü‟l-hadîs ilminde ise
hadis metinlerinin mana ve maksatlarının anlaĢılması (fehm),
hüküm ve hikmetlerinin çıkarılması (istinbat) söz konusu edilir.
Ali Ġbnü‟l-Medînî‟nin ifadesiyle, “Hadislerin mana ve maksatlarını
gereği gibi anlamak (tefakkuh) ilmin yarısıdır. Ricâl bilgisi ve
hadislerin râvilerini tanımak ise ilmin diğer yarısıdır”. Dirâyetü‟lhadîs, fıkhü‟l-hadîs demektir. Ġlmü te‟vîli akvâli‟n-nebî veya ilmü
esrâri‟l-hadîs gibi terimler de aynı anlamı çağrıĢtırır.
Hâkim Nîsâbûrî: “Fıkhü‟l-hadîs, bu ilimlerin semeresidir. Dinin,
varlığını devam ettirebilmesi de fıkhü‟l-hadîse bağlıdır” der.
KeĢmîrî: „‟ Kim dinin tamamının fıkıh (kitapların)da bulunduğunu
ve fıkhın dıĢında hiçbir Ģeyin kalmadığını iddia ederse, o
doğrudan sapmıĢtır” der.
Tahâvî‟nin ġerhu ma„âni‟l-âsâr, Ġbn Hazm‟ın el-Muhallâ, Ġbn
Abdilberr‟in et-Temhîd, ġâh Veliyyullah ed-Dihlevî‟nin
Huccetullâhi‟l-bâliğa, Ramhürmizi‟nin el muhadissül fasıl,
Gazali‟nin kanunut-tevil adlı eserleri, fikhü‟l-hadîs ilmine yönelik
çalıĢmalar arasındadır.
HADĠSLERĠ ANLAMA VE YORUMLAMA ESASLARI
Rivâyet Dirâyet Bütünlüğü: Râmhürmüzî‟ye göre: “Hadis ile fıkıh
(anlamak, iyice kavramak) birlikte oldukları zaman kemal bulur,
birbirlerinden ayrıldıkları zaman ise noksan kalırlar”.
İslâmî ilimleri görkemli bir binaya benzeten Hattâbî, hadis ve sünneti bu
binanın temeli, fıkhı da bu temel üstünde yükselen gövde olarak niteler.
Ebû Arûbe Harrânî: “Fakih, hadis sahibi olmadığı zaman topal olur” der.
DĠKKAT : Ebû Hanîfe veya Ebû Yûsuf, hadis ile fıkhı birleĢtiren,
rivâyet dirâyet bütünlüğünü kendinde taĢıyan birer
müctehiddir.
Tarîklerin (rivâyet yolları) Tesbiti: Bir hadisin farklı tarîkleri
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 4
birleĢtirip ondan yeni bir metin oluĢturma çabası doğru değildir.
Zira bu da bir tür hadis uydurma faaliyetidir. Ayrıca, hadislerin
farklı tarîklerinin toplanması, ihtilâfü‟l-hadîs sebebiyle ortaya
çıkan problemlerin giderilmesini sağlar.
Ġhtilâfü‟l-Hadîs: Muhtelifü‟l-hadîs ve müşkilü‟l-hadîs adıyla da anılır.
Bu disiplinde, hadislerde gerçek çeliĢkiden değil, sadece zâhirde
bir ihtilâftan ve karıĢık görüntüden söz edilebilir. Söz konusu
ihtilâfların giderilmesinde sırayla cem„ ve telif, nesh, tercih,
tevakkuf yöntemi uygulanır.
Esbâbü Vürûdi‟l-Hadîs: Vürûd sebebi, hadisin söylenmesine sebep
olan olay, onun doğru anlaşılmasına vesile olan durum, taşıdığı aktüel
değer ve espri, söylendiği zaman ve mekâna dair bilgi demektir.
Garîbü‟l-Hadîs: Garîbü‟l-hadîs, zengin lugat bilgisine ihtiyaç duyar.
Arap Dili: Ġbn Teymiyye: “Arap dilinin kendisi dindendir. Onu
bilmek farzdır, vaciptir. Zira Kitap ve Sünnet‟i anlamak farzdır‟‟
der.
Ġhtisasın Önemi: Vicâde, hadis öğrenme (tahammül) yollarından
birisidir ve bir râvinin herhangi bir musannif veya hocanın kendi
el yazısıyla yazılmıĢ kitabını veya bazı hadislerini ihtiva eden
mecmuasını
bulup ele geçirmesi
Dil ve
Hadis ġerh Kaynaklarına
manasına gelir.
Üslup:
BaĢvurulması:
Hadislerin AnlaĢılması ve Yorumlanmasına Dair Öneriler
1- Hadis okuyucusu, sahip olduğu zihniyet ve düşünceyi onaylatma
arayışıyla yola çıkmamalı, aksine hadis metinleriyle yapıcı ve olumlu
bir ilişki kurarak onlara objektif ve istifade amaçlı yaklaşmalı, “zihin
ve fikir dindarlığı” göstermelidir.
2- Muhâtabın idrak seviyesinin göz önünde bulundurulması önemli bir
ilkedir.
3- Bir disiplin olarak münâzara, hakikatin ortaya çıkması için yapılan
tartışmaların esaslarını inceler. Muhâtaba saygılı davranmak, gülme, alay,
öfke, hiddet ve hakaret gibi olumsuz tutum ve davranışlardan sakınmak,
bu esasları teşkil eder. Cedelde ise sübjektif olarak doğru veya yanlış salt
bir düşüncenin galebe çalması hedeflenir.
4- Sorulan her konuda insanlara fetva vermekten kaçınılmalıdır.
5- Bazı hadis metinlerinde ortaya çıkan anlama zorluğunun ve
probleminin aşılmasında, acele davranarak onu reddetmeyip sükûtu
tercih etmek, haddini bilmek, çözüm yolu için imkân/zaman kollamak,
önemsenmesi gereken bir araştırma yöntemidir. Buna Tevakkuf adı
verilir.
Hadis usul ilminin ilk sistematik mahsülü el-Muhadisül Fasıl
Ramhürmüziye aittir. Ebu Arube el-Harrani : Fakih, hadis,
sahabi olmadığı zaman topal olur.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 5
ÜNĠTE-5
HADĠSLERDE ĠLĠM VE
AMEL ĠLĠġKĠSĠ
Geriye doğru bakıldığında, Ġslâm medeniyetinin Bilgi ve
DüĢünce geleneğini “özgün” kılan üç önemli özelliğinden söz
edilebilir:

İslâm inancı getirmiş olduğu gayet kapsamlı ve tutarlı bir varlık
telakkîsi ile Müslümanlara yeni bir ben-idrâki sunmuĢtur.

Bu idrâkin oluĢturduğu özgün prototip, bilgi üretimini
yönlendiren ve Ģekillendiren bir ilmî geleneğin inĢası konusunda
bir baĢka prototipin çıkıĢına zemin hazırlamıĢtır. İslâm ilim
geleneğinin doğuşu ve düşünce sisteminin bir model ve dünya görüşü
(paradigma) haline dönüşmesi, âlim prototipinin ortaya çıkışı ile
berraklık kazanmıştır.

Özgün ben-idrâki ve ilmî önderlik prototipi, hem o güne
kadar ortaya çıkan bilgi birikiminin yeniden örgülendirilmesi
sürecini baĢlatmıĢ hem de yeni bilgi disiplinlerinin ortaya
çıkıĢını sağlamıĢtır. Modern zamanlara dek, asırlar boyu İslâm
medeniyetini üstün ve güçlü kılan temel dinamik, bu üç düzlemin iç içe
geçmiş tutarlı bütünlüğünden ibarettir.
- Sözlükte “bilmek” anlamına gelen ve genellikle “bilgi, bilim”
karĢılığında kullanılan ilim kelimesi, isim, fiil, sıfat halleriyle ve
türevleriyle, büyük çoğunluğu Allah Teâlâ‟ya izafe edilmiĢ olarak
Kur‟ân-ı Kerîm‟de
770‟e yakın yerde geçer. BİLENLERLE BİLMEYENLER BİR OLMAZ.
(Zümer 39 / 9)
- Konularına göre (ale‟l-ebvâb) tasnif edilen Hadis
edebiyatından Musannef, Câmi‟ ve Sünen‟lerin hemen
tamamında ilimle ilgili rivâyetleri toplayan “Kitâbü‟l-ilm” baĢlıklı
müstakil bölümler yer almaktadır.
Ġçlerinde en fazla detay veren, Dârimî (255/868)‟nin Sünen‟inin
giriĢindeki “Mukaddime” kısmıdır. Burada
33 alt başlık (bab) altında merfû, mevkûf ve maktû olmak üzere toplam
431 adet rivâyet zikredilmiştir.
-İlmin Hadis ve Sünnet bilgisi anlamına geldiğinin en açık delillerinden
biri, 8. Emevî halîfesi Ömer b. Abdilazîz‟in Medine valisi Ebû Bekr b.
Hazm‟a gönderdiği ve resmî anlamda ilk kez hadis toplama faaliyetini
başlatan fermanda kullandığı şu ifadelerdir: “Allah Resulü‟nün hadisine
dair ne varsa araştır ve yaz. Ben ilmin kaybolmasından ve âlimlerin
âhirete göçmelerinden korkmaktayım. Sadece Peygamber‟in hadisini
kabul et. Bilmeyenlere de öğretilmesi için ilmi yayın ve meclisler kurun.
İlim ancak saklandığı zaman kaybolur”
Sahîh-i Buhârî‟nin ilk Ģârihi olarak bilinen Ebû Süleyman
el-Hattâbî, Sicistânî‟nin Sünen‟i üzerine yazdığı Meâlimü‟s- Sünen
adlı Ģerhinin giriĢinde, zamanındaki âlimlerin ehl-i hadîs ve eser,
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 6
ehl-i fıkıh ve nazar
diye iki gruba ayrıldıklarını, ancak bunların birbirlerinden asla
müstağnî/uzak kalamayacaklarını; zira hadisin temel, fıkhın ise bina
gibi olduğunu, temelsiz binanın çökeceğini, binasız bir temelin ise çukur
olmaktan başka bir değer ifade etmeyeceğini belirtir.
- “Hikmet”; Akıl, ilim, söz ve davranıĢta doğruya isabet‟tir. Daha
özel anlamda ise, helâl-haram bilgisi,
ilim-amel birliği demektir. - Amel, Dinî literatürde; “emir, tavsiye ve
yasaklara konu olan, sonunda ceza veya mükâfat bulunan tutum ve
davranış” demektir.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 7
Download

ghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfg